İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 11. hâli

Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu

Kanun numarası
5403
Kabul tarihi
03.07.2005
Resmî Gazete
19.07.2005 / 25880
Düstur
5. tertip, cilt 44
Son değişiklik
11.06.2026
Madde sayısı
49

Metin içindeki değişiklik notlarından ve dipnotlardan derlenmiştir. Toplam 71 kayıt.

  1. 11 Haziran 2026

    • Eklendi Madde 8 geçmişi (fıkra) 7584 sayılı Kanun, md. 23
    • Değiştirildi Madde 20 geçmişi (fıkra) 7584 sayılı Kanun, md. 24
      Eski ifade
      on
      Yeni ifade
      iki bin beş yüz
      Değişikliğin gerekçesi

      Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunun 20 nci maddesinde yer alan idari para cezası günümüz koşullarında caydırıcılığını yitirmiştir. Bu nedenle söz konusu cezanın güncellenmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Madde ile bu husus düzenlenmektedir.

    • Değiştirildi Madde 21 geçmişi (bend) 7584 sayılı Kanun, md. 25
      Eski ifade
      on
      Yeni ifade
      iki bin beş yüz
      Değişikliğin gerekçesi

      Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 21 nci maddesinin (a) bendinde yer alan idari para cezası günümüz koşullarında caydırıcılığını yitirdiğinden ceza caydırıcı hale getirilmektedir.

      Kanun ile tarım arazilerinin izinsiz olarak tarım dışı amaçlarla kullanılması yasaklanmış ve bu yasaklara uymayan gerçek ve tüzel kişiler için adli ve idari yaptırımlar öngörülmüştür. Bu yasaklara rağmen özellikle şehirlerin etrafındaki tarım arazileri “hobi bahçesi” adı altında işgal edilerek tarım dışı amaçla kullanıma açılmakta ve bu yerlerde herhangi bir ruhsat ve izin prosedürüne tabi olmaksızın prefabrik veya sabit yapılar yapılmakta, şehirlerin gıda ihtiyacını hemen yanı başından karşılayabilecek tarım arazileri her geçen gün daralmaktadır. Üstelik bir süre sonra belediyeler ve diğer kurumlar tarafından bu izinsiz yapılara su, elektrik, doğalgaz altyapısı götürülmekte bu şekilde kurumlar eliyle bu kanun dışı yapıların altyapı ihtiyacının karşılanması bir nevi yasallaşma olarak algılanmakta ve tarım arazilerinin hukuk dışı yapılaşma amacıyla işgale uğraması daha da hızlandırılmaktadır. Bu yapıların hemen hemen tamamı zaruri barınma amacıyla değil sayfiye amaçlı yapılar olduğundan alt yapı hizmetlerinin götürülmesi hususunda bir zorunluluktan bahsedilmesi de söz konusu değildir.

      5403 sayılı Kanunda suç olarak tanımlanmış yöntemlerle hukuka aykırı bir şekilde yapılmış yapılara su, elektrik, doğalgaz hizmeti götürülmesi bir nevi bu yapıların meşrulaştığı izlenimi oluşturmakta ve adeta kurallara uygun davranan vatandaşlarımızı da kural dışı davranmaya itmektedir. Bahsedilen nedenlerle yapılış amacı ve şekli tamamen hukuka ve kurallara aykırı olan yapı ve tesislerin altyapı ve abonelik hizmetlerinden yararlandırılmayarak tarım arazilerinin korunmasına yönelik caydırıcılık oluşturulması amaçlanmaktadır.

  2. 5 Nisan 2023

    • İptal edildi Madde 13 geçmişi (ikinci cümle) Anayasa Mahkemesi kararı (E.2020/103 K.2023/68)
    • İptal edildi Madde 14 geçmişi (ikinci cümle) Anayasa Mahkemesi kararı (E.2020/103 K.2023/68)
  3. 23 Mart 2023

    • Değişikliğin gerekçesi

      Tarımsal üretim; insanların gıda teminini sağlamasının yanında, üretim araçlarının kullanılması ile hem yatırım aynı zamanda istihdam sağlamaya olanak veren üretim faaliyetidir. Bu bağlamda tarımsal üretimin gerçekleştirilmesi kırsal kalkınma açısından da önemli olup, tarımsal üretimin devamlılığını sağlamaya yönelik tedbirler alınması gerekmektedir.

      Günümüzde gıda güvenliğinin ve üretimin sürdürülebilirliği önem arz etmekte olup, son yıllarda vuku bulan Covid-19 pandemisi, iklim değişikliği gibi nedenlerle tarımsal üretim ülkelerin öncelik sıralaması bakımından üst sıralara çıkmıştır. Ülkemizde yaklaşık 656 bin hektar gerçek veya tüzel kişilerin mülkiyetinde olan tarım arazileri; hisselilik, parçalılık, mülkiyet ihtilafları, göç gibi nedenlerle atıl durumda bulunmaktadır.

      Ülkemizin gıda güvenliği, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması, atıl durumda bulunan tarım arazilerinin tarımsal üretime kazandırılması; üretim planlanması ve tarım arazilerinin etkin ve verimli kullanımı açılarından önem arz etmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı kayıtlarında tarım arazilerinin yaklaşık % 63’ü Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı durumdadır.

      Tarım ve Orman Bakanlığı’nca gerek arazi alım-satımı gerekse kiracılık konularında, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8/K maddesi uyarınca aracılık faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi planlanmış olup kiralamaya konu atıl tarım arazisinin ilanı ve kira sözleşmesinin hazırlanması gibi iş ve işlemler dijital ortamda gerçekleştirilebilecektir.

      Ülkemizde yaklaşık 656 bin hektar tarım arazisi çeşitli nedenlerle atıl durumda olduğundan, söz konusu arazilerin üretime kazandırılmasıyla yıllık yaklaşık 14 Milyar TL ekonomik kaybın önüne geçilebilecektir.

      Dolayısıyla yukarıda belirtilen nedenlerle tarımsal üretim imkânı olan arazilerin atıl halde kalması milli ekonomimiz açısından büyük bir kayıp oluşturduğu gibi, aynı zamanda gıda arz güvenliğimizin sağlanmasına yönelik üretim planlamalarını da olumsuz yönde etkilemektedir.

      Yapılacak kanuni düzenleme ile bu şekilde atıl durumda bulunan arazilerin özüne ve mülkiyet hakkına dokunulmaksızın, kamu yararı gözetilerek üretime kazandırılması ve bu şekilde ülke ekonomisine katkı sağlanması amaçlanmaktadır.

      Malikleri veya hak sahipleri tarafından uzun süredir işlenmeyen veya mülkiyeti ihtilafları nedeniyle işlenmeyen tarım arazilerinin devlet eliyle veya yetkilendireceği kurum veya kuruluşlar eliyle tarımsal üretim yapacaklara kiralanabilmesi ve kira gelirlerinin hak sahiplerine verilmesi şeklindeki bir yöntem hem ekonomiye katkı sağlayacak hem de tek başına arazisinden bir gelir elde edemeyen vatandaşlara ek gelir sağlayabilecektir.

      Öngörülen yöntem mülkiyetin aynına ve miras haklarına dokunmadığından Anayasa ile teminat altına alınmış olan mülkiyet hakkını zedeleyen bir yönü de bulunmamaktadır. Anayasanın 35 inci maddesinde “Herkes mülkiyet ve miras hakkına sahiptir” denildikten sonra bu hakların ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği ve mülkiyet hakkının toplum yararına aykırı olamayacağı belirtilmiştir.

      Atıl durumda bulunan tarım arazilerinin kiralama yöntemiyle üretime kazandırılması yukarıda hükümlerine yer verilen Anayasanın 35 inci maddesinin bir gereğidir. Zira tarıma özgülenmiş arazilerin üretim amacıyla kullanılmaması ve atıl durumda bırakılmasının toplum yararına uygun olduğundan bahsedilemez. Zira tarımsal ürünler toplumun devamı için vazgeçilmez ürünlerdir.

      Tarımsal üretimin devamlılığı toplumsal hayatın sağlıklı bir şekilde devamının teminatıdır. Atıl tarım arazilerinin işlenerek üretime kazandırılması, toplumun gıda güvenliğini temin etmek bakımından üstün bir kamu yararı barındırmaktadır. Aynı maddede mülkiyet hakkının kanunla kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği belirtilmiştir.

      Aslında yapılan düzenleme ile mülkiyet hakkının sınırlandırılmasından söz edilmesi imkânı bulunmamaktadır. Zira kişinin kendisinin tarımsal faaliyette bulunmak istemesine rağmen arazisinin başkasına kiralanması söz konusu değildir. Kamu yararına binaen kullanılmayan arazinin üretime kazandırılması söz konusudur. Dolayısıyla yapılan düzenlemenin Anayasanın gereklerine uygun olduğu da açıktır. Öngörülen düzenleme ile arazinin bir yıl işlenmemesi arazi üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığına karine teşkil etmekte ve bu şekildeki arazilerin Tarım ve Orman Bakanlığınca veya genel hükümlere göre yetki vereceği kişi veya kurumlarca tarımsal üretim yapmaya istekli kişilere kiralanması ve elde edilen kira gelirlerinin de hak sahiplerine verilmesi düzenlenmektedir.

      Hak sahiplerine ulaşılamayan veya mülkiyeti ihtilaflı arazilerin muhtemel hak sahiplerinin kira gelirlerinden kayba uğramamaları için de bu şekildeki arazilerden elde edilen gelirlerin nemalandırılarak arazilere özgülenmiş hesaplarda tutulmak suretiyle hak sahipleri belli olduğunda onlara dağıtımının sağlanması ve ayrıntıların ikincil mevzuatla düzenlenmesi öngörülmektedir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Tarımsal üretim; insanların gıda teminini sağlamasının yanında, üretim araçlarının kullanılması ile hem yatırım aynı zamanda istihdam sağlamaya olanak veren üretim faaliyetidir. Bu bağlamda tarımsal üretimin gerçekleştirilmesi kırsal kalkınma açısından da önemli olup, tarımsal üretimin devamlılığını sağlamaya yönelik tedbirler alınması gerekmektedir.

      Günümüzde gıda güvenliğinin ve üretimin sürdürülebilirliği önem arz etmekte olup, son yıllarda vuku bulan Covid-19 pandemisi, iklim değişikliği gibi nedenlerle tarımsal üretim ülkelerin öncelik sıralaması bakımından üst sıralara çıkmıştır. Ülkemizde yaklaşık 656 bin hektar gerçek veya tüzel kişilerin mülkiyetinde olan tarım arazileri; hisselilik, parçalılık, mülkiyet ihtilafları, göç gibi nedenlerle atıl durumda bulunmaktadır.

      Ülkemizin gıda güvenliği, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması, atıl durumda bulunan tarım arazilerinin tarımsal üretime kazandırılması; üretim planlanması ve tarım arazilerinin etkin ve verimli kullanımı açılarından önem arz etmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı kayıtlarında tarım arazilerinin yaklaşık % 63’ü Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı durumdadır.

      Tarım ve Orman Bakanlığı’nca gerek arazi alım-satımı gerekse kiracılık konularında, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8/K maddesi uyarınca aracılık faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi planlanmış olup kiralamaya konu atıl tarım arazisinin ilanı ve kira sözleşmesinin hazırlanması gibi iş ve işlemler dijital ortamda gerçekleştirilebilecektir.

      Ülkemizde yaklaşık 656 bin hektar tarım arazisi çeşitli nedenlerle atıl durumda olduğundan, söz konusu arazilerin üretime kazandırılmasıyla yıllık yaklaşık 14 Milyar TL ekonomik kaybın önüne geçilebilecektir.

      Dolayısıyla yukarıda belirtilen nedenlerle tarımsal üretim imkânı olan arazilerin atıl halde kalması milli ekonomimiz açısından büyük bir kayıp oluşturduğu gibi, aynı zamanda gıda arz güvenliğimizin sağlanmasına yönelik üretim planlamalarını da olumsuz yönde etkilemektedir.

      Yapılacak kanuni düzenleme ile bu şekilde atıl durumda bulunan arazilerin özüne ve mülkiyet hakkına dokunulmaksızın, kamu yararı gözetilerek üretime kazandırılması ve bu şekilde ülke ekonomisine katkı sağlanması amaçlanmaktadır.

      Malikleri veya hak sahipleri tarafından uzun süredir işlenmeyen veya mülkiyeti ihtilafları nedeniyle işlenmeyen tarım arazilerinin devlet eliyle veya yetkilendireceği kurum veya kuruluşlar eliyle tarımsal üretim yapacaklara kiralanabilmesi ve kira gelirlerinin hak sahiplerine verilmesi şeklindeki bir yöntem hem ekonomiye katkı sağlayacak hem de tek başına arazisinden bir gelir elde edemeyen vatandaşlara ek gelir sağlayabilecektir.

      Öngörülen yöntem mülkiyetin aynına ve miras haklarına dokunmadığından Anayasa ile teminat altına alınmış olan mülkiyet hakkını zedeleyen bir yönü de bulunmamaktadır. Anayasanın 35 inci maddesinde “Herkes mülkiyet ve miras hakkına sahiptir” denildikten sonra bu hakların ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği ve mülkiyet hakkının toplum yararına aykırı olamayacağı belirtilmiştir.

      Atıl durumda bulunan tarım arazilerinin kiralama yöntemiyle üretime kazandırılması yukarıda hükümlerine yer verilen Anayasanın 35 inci maddesinin bir gereğidir. Zira tarıma özgülenmiş arazilerin üretim amacıyla kullanılmaması ve atıl durumda bırakılmasının toplum yararına uygun olduğundan bahsedilemez. Zira tarımsal ürünler toplumun devamı için vazgeçilmez ürünlerdir.

      Tarımsal üretimin devamlılığı toplumsal hayatın sağlıklı bir şekilde devamının teminatıdır. Atıl tarım arazilerinin işlenerek üretime kazandırılması, toplumun gıda güvenliğini temin etmek bakımından üstün bir kamu yararı barındırmaktadır. Aynı maddede mülkiyet hakkının kanunla kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği belirtilmiştir.

      Aslında yapılan düzenleme ile mülkiyet hakkının sınırlandırılmasından söz edilmesi imkânı bulunmamaktadır. Zira kişinin kendisinin tarımsal faaliyette bulunmak istemesine rağmen arazisinin başkasına kiralanması söz konusu değildir. Kamu yararına binaen kullanılmayan arazinin üretime kazandırılması söz konusudur. Dolayısıyla yapılan düzenlemenin Anayasanın gereklerine uygun olduğu da açıktır. Öngörülen düzenleme ile arazinin bir yıl işlenmemesi arazi üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığına karine teşkil etmekte ve bu şekildeki arazilerin Tarım ve Orman Bakanlığınca veya genel hükümlere göre yetki vereceği kişi veya kurumlarca tarımsal üretim yapmaya istekli kişilere kiralanması ve elde edilen kira gelirlerinin de hak sahiplerine verilmesi düzenlenmektedir.

      Hak sahiplerine ulaşılamayan veya mülkiyeti ihtilaflı arazilerin muhtemel hak sahiplerinin kira gelirlerinden kayba uğramamaları için de bu şekildeki arazilerden elde edilen gelirlerin nemalandırılarak arazilere özgülenmiş hesaplarda tutulmak suretiyle hak sahipleri belli olduğunda onlara dağıtımının sağlanması ve ayrıntıların ikincil mevzuatla düzenlenmesi öngörülmektedir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Tarımsal üretim; insanların gıda teminini sağlamasının yanında, üretim araçlarının kullanılması ile hem yatırım aynı zamanda istihdam sağlamaya olanak veren üretim faaliyetidir. Bu bağlamda tarımsal üretimin gerçekleştirilmesi kırsal kalkınma açısından da önemli olup, tarımsal üretimin devamlılığını sağlamaya yönelik tedbirler alınması gerekmektedir.

      Günümüzde gıda güvenliğinin ve üretimin sürdürülebilirliği önem arz etmekte olup, son yıllarda vuku bulan Covid-19 pandemisi, iklim değişikliği gibi nedenlerle tarımsal üretim ülkelerin öncelik sıralaması bakımından üst sıralara çıkmıştır. Ülkemizde yaklaşık 656 bin hektar gerçek veya tüzel kişilerin mülkiyetinde olan tarım arazileri; hisselilik, parçalılık, mülkiyet ihtilafları, göç gibi nedenlerle atıl durumda bulunmaktadır.

      Ülkemizin gıda güvenliği, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması, atıl durumda bulunan tarım arazilerinin tarımsal üretime kazandırılması; üretim planlanması ve tarım arazilerinin etkin ve verimli kullanımı açılarından önem arz etmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı kayıtlarında tarım arazilerinin yaklaşık % 63’ü Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı durumdadır.

      Tarım ve Orman Bakanlığı’nca gerek arazi alım-satımı gerekse kiracılık konularında, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8/K maddesi uyarınca aracılık faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi planlanmış olup kiralamaya konu atıl tarım arazisinin ilanı ve kira sözleşmesinin hazırlanması gibi iş ve işlemler dijital ortamda gerçekleştirilebilecektir.

      Ülkemizde yaklaşık 656 bin hektar tarım arazisi çeşitli nedenlerle atıl durumda olduğundan, söz konusu arazilerin üretime kazandırılmasıyla yıllık yaklaşık 14 Milyar TL ekonomik kaybın önüne geçilebilecektir.

      Dolayısıyla yukarıda belirtilen nedenlerle tarımsal üretim imkânı olan arazilerin atıl halde kalması milli ekonomimiz açısından büyük bir kayıp oluşturduğu gibi, aynı zamanda gıda arz güvenliğimizin sağlanmasına yönelik üretim planlamalarını da olumsuz yönde etkilemektedir.

      Yapılacak kanuni düzenleme ile bu şekilde atıl durumda bulunan arazilerin özüne ve mülkiyet hakkına dokunulmaksızın, kamu yararı gözetilerek üretime kazandırılması ve bu şekilde ülke ekonomisine katkı sağlanması amaçlanmaktadır.

      Malikleri veya hak sahipleri tarafından uzun süredir işlenmeyen veya mülkiyeti ihtilafları nedeniyle işlenmeyen tarım arazilerinin devlet eliyle veya yetkilendireceği kurum veya kuruluşlar eliyle tarımsal üretim yapacaklara kiralanabilmesi ve kira gelirlerinin hak sahiplerine verilmesi şeklindeki bir yöntem hem ekonomiye katkı sağlayacak hem de tek başına arazisinden bir gelir elde edemeyen vatandaşlara ek gelir sağlayabilecektir.

      Öngörülen yöntem mülkiyetin aynına ve miras haklarına dokunmadığından Anayasa ile teminat altına alınmış olan mülkiyet hakkını zedeleyen bir yönü de bulunmamaktadır. Anayasanın 35 inci maddesinde “Herkes mülkiyet ve miras hakkına sahiptir” denildikten sonra bu hakların ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği ve mülkiyet hakkının toplum yararına aykırı olamayacağı belirtilmiştir.

      Atıl durumda bulunan tarım arazilerinin kiralama yöntemiyle üretime kazandırılması yukarıda hükümlerine yer verilen Anayasanın 35 inci maddesinin bir gereğidir. Zira tarıma özgülenmiş arazilerin üretim amacıyla kullanılmaması ve atıl durumda bırakılmasının toplum yararına uygun olduğundan bahsedilemez. Zira tarımsal ürünler toplumun devamı için vazgeçilmez ürünlerdir.

      Tarımsal üretimin devamlılığı toplumsal hayatın sağlıklı bir şekilde devamının teminatıdır. Atıl tarım arazilerinin işlenerek üretime kazandırılması, toplumun gıda güvenliğini temin etmek bakımından üstün bir kamu yararı barındırmaktadır. Aynı maddede mülkiyet hakkının kanunla kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği belirtilmiştir.

      Aslında yapılan düzenleme ile mülkiyet hakkının sınırlandırılmasından söz edilmesi imkânı bulunmamaktadır. Zira kişinin kendisinin tarımsal faaliyette bulunmak istemesine rağmen arazisinin başkasına kiralanması söz konusu değildir. Kamu yararına binaen kullanılmayan arazinin üretime kazandırılması söz konusudur. Dolayısıyla yapılan düzenlemenin Anayasanın gereklerine uygun olduğu da açıktır. Öngörülen düzenleme ile arazinin bir yıl işlenmemesi arazi üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığına karine teşkil etmekte ve bu şekildeki arazilerin Tarım ve Orman Bakanlığınca veya genel hükümlere göre yetki vereceği kişi veya kurumlarca tarımsal üretim yapmaya istekli kişilere kiralanması ve elde edilen kira gelirlerinin de hak sahiplerine verilmesi düzenlenmektedir.

      Hak sahiplerine ulaşılamayan veya mülkiyeti ihtilaflı arazilerin muhtemel hak sahiplerinin kira gelirlerinden kayba uğramamaları için de bu şekildeki arazilerden elde edilen gelirlerin nemalandırılarak arazilere özgülenmiş hesaplarda tutulmak suretiyle hak sahipleri belli olduğunda onlara dağıtımının sağlanması ve ayrıntıların ikincil mevzuatla düzenlenmesi öngörülmektedir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Tarımsal üretim; insanların gıda teminini sağlamasının yanında, üretim araçlarının kullanılması ile hem yatırım aynı zamanda istihdam sağlamaya olanak veren üretim faaliyetidir. Bu bağlamda tarımsal üretimin gerçekleştirilmesi kırsal kalkınma açısından da önemli olup, tarımsal üretimin devamlılığını sağlamaya yönelik tedbirler alınması gerekmektedir.

      Günümüzde gıda güvenliğinin ve üretimin sürdürülebilirliği önem arz etmekte olup, son yıllarda vuku bulan Covid-19 pandemisi, iklim değişikliği gibi nedenlerle tarımsal üretim ülkelerin öncelik sıralaması bakımından üst sıralara çıkmıştır. Ülkemizde yaklaşık 656 bin hektar gerçek veya tüzel kişilerin mülkiyetinde olan tarım arazileri; hisselilik, parçalılık, mülkiyet ihtilafları, göç gibi nedenlerle atıl durumda bulunmaktadır.

      Ülkemizin gıda güvenliği, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması, atıl durumda bulunan tarım arazilerinin tarımsal üretime kazandırılması; üretim planlanması ve tarım arazilerinin etkin ve verimli kullanımı açılarından önem arz etmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı kayıtlarında tarım arazilerinin yaklaşık % 63’ü Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı durumdadır.

      Tarım ve Orman Bakanlığı’nca gerek arazi alım-satımı gerekse kiracılık konularında, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8/K maddesi uyarınca aracılık faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi planlanmış olup kiralamaya konu atıl tarım arazisinin ilanı ve kira sözleşmesinin hazırlanması gibi iş ve işlemler dijital ortamda gerçekleştirilebilecektir.

      Ülkemizde yaklaşık 656 bin hektar tarım arazisi çeşitli nedenlerle atıl durumda olduğundan, söz konusu arazilerin üretime kazandırılmasıyla yıllık yaklaşık 14 Milyar TL ekonomik kaybın önüne geçilebilecektir.

      Dolayısıyla yukarıda belirtilen nedenlerle tarımsal üretim imkânı olan arazilerin atıl halde kalması milli ekonomimiz açısından büyük bir kayıp oluşturduğu gibi, aynı zamanda gıda arz güvenliğimizin sağlanmasına yönelik üretim planlamalarını da olumsuz yönde etkilemektedir.

      Yapılacak kanuni düzenleme ile bu şekilde atıl durumda bulunan arazilerin özüne ve mülkiyet hakkına dokunulmaksızın, kamu yararı gözetilerek üretime kazandırılması ve bu şekilde ülke ekonomisine katkı sağlanması amaçlanmaktadır.

      Malikleri veya hak sahipleri tarafından uzun süredir işlenmeyen veya mülkiyeti ihtilafları nedeniyle işlenmeyen tarım arazilerinin devlet eliyle veya yetkilendireceği kurum veya kuruluşlar eliyle tarımsal üretim yapacaklara kiralanabilmesi ve kira gelirlerinin hak sahiplerine verilmesi şeklindeki bir yöntem hem ekonomiye katkı sağlayacak hem de tek başına arazisinden bir gelir elde edemeyen vatandaşlara ek gelir sağlayabilecektir.

      Öngörülen yöntem mülkiyetin aynına ve miras haklarına dokunmadığından Anayasa ile teminat altına alınmış olan mülkiyet hakkını zedeleyen bir yönü de bulunmamaktadır. Anayasanın 35 inci maddesinde “Herkes mülkiyet ve miras hakkına sahiptir” denildikten sonra bu hakların ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği ve mülkiyet hakkının toplum yararına aykırı olamayacağı belirtilmiştir.

      Atıl durumda bulunan tarım arazilerinin kiralama yöntemiyle üretime kazandırılması yukarıda hükümlerine yer verilen Anayasanın 35 inci maddesinin bir gereğidir. Zira tarıma özgülenmiş arazilerin üretim amacıyla kullanılmaması ve atıl durumda bırakılmasının toplum yararına uygun olduğundan bahsedilemez. Zira tarımsal ürünler toplumun devamı için vazgeçilmez ürünlerdir.

      Tarımsal üretimin devamlılığı toplumsal hayatın sağlıklı bir şekilde devamının teminatıdır. Atıl tarım arazilerinin işlenerek üretime kazandırılması, toplumun gıda güvenliğini temin etmek bakımından üstün bir kamu yararı barındırmaktadır. Aynı maddede mülkiyet hakkının kanunla kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği belirtilmiştir.

      Aslında yapılan düzenleme ile mülkiyet hakkının sınırlandırılmasından söz edilmesi imkânı bulunmamaktadır. Zira kişinin kendisinin tarımsal faaliyette bulunmak istemesine rağmen arazisinin başkasına kiralanması söz konusu değildir. Kamu yararına binaen kullanılmayan arazinin üretime kazandırılması söz konusudur. Dolayısıyla yapılan düzenlemenin Anayasanın gereklerine uygun olduğu da açıktır. Öngörülen düzenleme ile arazinin bir yıl işlenmemesi arazi üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığına karine teşkil etmekte ve bu şekildeki arazilerin Tarım ve Orman Bakanlığınca veya genel hükümlere göre yetki vereceği kişi veya kurumlarca tarımsal üretim yapmaya istekli kişilere kiralanması ve elde edilen kira gelirlerinin de hak sahiplerine verilmesi düzenlenmektedir.

      Hak sahiplerine ulaşılamayan veya mülkiyeti ihtilaflı arazilerin muhtemel hak sahiplerinin kira gelirlerinden kayba uğramamaları için de bu şekildeki arazilerden elde edilen gelirlerin nemalandırılarak arazilere özgülenmiş hesaplarda tutulmak suretiyle hak sahipleri belli olduğunda onlara dağıtımının sağlanması ve ayrıntıların ikincil mevzuatla düzenlenmesi öngörülmektedir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Tarımsal üretim; insanların gıda teminini sağlamasının yanında, üretim araçlarının kullanılması ile hem yatırım aynı zamanda istihdam sağlamaya olanak veren üretim faaliyetidir. Bu bağlamda tarımsal üretimin gerçekleştirilmesi kırsal kalkınma açısından da önemli olup, tarımsal üretimin devamlılığını sağlamaya yönelik tedbirler alınması gerekmektedir.

      Günümüzde gıda güvenliğinin ve üretimin sürdürülebilirliği önem arz etmekte olup, son yıllarda vuku bulan Covid-19 pandemisi, iklim değişikliği gibi nedenlerle tarımsal üretim ülkelerin öncelik sıralaması bakımından üst sıralara çıkmıştır. Ülkemizde yaklaşık 656 bin hektar gerçek veya tüzel kişilerin mülkiyetinde olan tarım arazileri; hisselilik, parçalılık, mülkiyet ihtilafları, göç gibi nedenlerle atıl durumda bulunmaktadır.

      Ülkemizin gıda güvenliği, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması, atıl durumda bulunan tarım arazilerinin tarımsal üretime kazandırılması; üretim planlanması ve tarım arazilerinin etkin ve verimli kullanımı açılarından önem arz etmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı kayıtlarında tarım arazilerinin yaklaşık % 63’ü Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı durumdadır.

      Tarım ve Orman Bakanlığı’nca gerek arazi alım-satımı gerekse kiracılık konularında, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8/K maddesi uyarınca aracılık faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi planlanmış olup kiralamaya konu atıl tarım arazisinin ilanı ve kira sözleşmesinin hazırlanması gibi iş ve işlemler dijital ortamda gerçekleştirilebilecektir.

      Ülkemizde yaklaşık 656 bin hektar tarım arazisi çeşitli nedenlerle atıl durumda olduğundan, söz konusu arazilerin üretime kazandırılmasıyla yıllık yaklaşık 14 Milyar TL ekonomik kaybın önüne geçilebilecektir.

      Dolayısıyla yukarıda belirtilen nedenlerle tarımsal üretim imkânı olan arazilerin atıl halde kalması milli ekonomimiz açısından büyük bir kayıp oluşturduğu gibi, aynı zamanda gıda arz güvenliğimizin sağlanmasına yönelik üretim planlamalarını da olumsuz yönde etkilemektedir.

      Yapılacak kanuni düzenleme ile bu şekilde atıl durumda bulunan arazilerin özüne ve mülkiyet hakkına dokunulmaksızın, kamu yararı gözetilerek üretime kazandırılması ve bu şekilde ülke ekonomisine katkı sağlanması amaçlanmaktadır.

      Malikleri veya hak sahipleri tarafından uzun süredir işlenmeyen veya mülkiyeti ihtilafları nedeniyle işlenmeyen tarım arazilerinin devlet eliyle veya yetkilendireceği kurum veya kuruluşlar eliyle tarımsal üretim yapacaklara kiralanabilmesi ve kira gelirlerinin hak sahiplerine verilmesi şeklindeki bir yöntem hem ekonomiye katkı sağlayacak hem de tek başına arazisinden bir gelir elde edemeyen vatandaşlara ek gelir sağlayabilecektir.

      Öngörülen yöntem mülkiyetin aynına ve miras haklarına dokunmadığından Anayasa ile teminat altına alınmış olan mülkiyet hakkını zedeleyen bir yönü de bulunmamaktadır. Anayasanın 35 inci maddesinde “Herkes mülkiyet ve miras hakkına sahiptir” denildikten sonra bu hakların ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği ve mülkiyet hakkının toplum yararına aykırı olamayacağı belirtilmiştir.

      Atıl durumda bulunan tarım arazilerinin kiralama yöntemiyle üretime kazandırılması yukarıda hükümlerine yer verilen Anayasanın 35 inci maddesinin bir gereğidir. Zira tarıma özgülenmiş arazilerin üretim amacıyla kullanılmaması ve atıl durumda bırakılmasının toplum yararına uygun olduğundan bahsedilemez. Zira tarımsal ürünler toplumun devamı için vazgeçilmez ürünlerdir.

      Tarımsal üretimin devamlılığı toplumsal hayatın sağlıklı bir şekilde devamının teminatıdır. Atıl tarım arazilerinin işlenerek üretime kazandırılması, toplumun gıda güvenliğini temin etmek bakımından üstün bir kamu yararı barındırmaktadır. Aynı maddede mülkiyet hakkının kanunla kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği belirtilmiştir.

      Aslında yapılan düzenleme ile mülkiyet hakkının sınırlandırılmasından söz edilmesi imkânı bulunmamaktadır. Zira kişinin kendisinin tarımsal faaliyette bulunmak istemesine rağmen arazisinin başkasına kiralanması söz konusu değildir. Kamu yararına binaen kullanılmayan arazinin üretime kazandırılması söz konusudur. Dolayısıyla yapılan düzenlemenin Anayasanın gereklerine uygun olduğu da açıktır. Öngörülen düzenleme ile arazinin bir yıl işlenmemesi arazi üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığına karine teşkil etmekte ve bu şekildeki arazilerin Tarım ve Orman Bakanlığınca veya genel hükümlere göre yetki vereceği kişi veya kurumlarca tarımsal üretim yapmaya istekli kişilere kiralanması ve elde edilen kira gelirlerinin de hak sahiplerine verilmesi düzenlenmektedir.

      Hak sahiplerine ulaşılamayan veya mülkiyeti ihtilaflı arazilerin muhtemel hak sahiplerinin kira gelirlerinden kayba uğramamaları için de bu şekildeki arazilerden elde edilen gelirlerin nemalandırılarak arazilere özgülenmiş hesaplarda tutulmak suretiyle hak sahipleri belli olduğunda onlara dağıtımının sağlanması ve ayrıntıların ikincil mevzuatla düzenlenmesi öngörülmektedir.

  4. 28 Ekim 2020

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 8/A geçmişi (cümle) 7255 sayılı Kanun, md. 17
    • Eklendi Madde 8/B geçmişi (fıkra) 7255 sayılı Kanun, md. 18
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile 5403 sayılı Kanunun 8/B maddesinde değişiklik yapılarak; tarım arazilerinde ifraz, hisselendirme, pay temliki, elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi, elbirliği mülkiyetinin devri, paylı mülkiyet olarak intikal, taksim ve vasıf değişikliği talebi olması halinde Tarım ve Orman Bakanlığından görüş alınarak işlem yapılması; tarım arazilerinin aynen mülkiyet devri işlemlerinin ise doğrudan tapu müdürlükleri tarafından yapılabilmesi amaçlanmaktadır.

      Bu suretle, tarım arazilerinin bölünmesi engellenmekle birlikte tarım arazilerinin mülkiyet devrinin hızlı bir şekilde yapılması hedeflenmektedir.

    • Eklendi Madde 8/I geçmişi (fıkra) 7255 sayılı Kanun, md. 19
      Değişikliğin gerekçesi

      5403 sayılı Kanunun 8/İ maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan vergi ve harç muafiyetinden yalnızca yeter gelirli büyüklüğü haiz tarım arazilerinin mirasçıları faydalandırılmaktadır.

      Ancak, mirasçıların anlaşma sağladıkları arazi büyüklüğünün yeter gelirin altında olması halinde, bu mirasçılar vergi muafiyetinden yararlanamamaktadır.

      Mevcut durumdaki eşitsizliği gidermek ve bir yıl içinde anlaşma sağlayan tüm mirasçılara vergi ve harç muafiyeti sağlanabilmesine yönelik düzenleme yapılmaktadır. Yine, hisseliliği azaltmak ve hissedarların kendi aralarında anlaşmalarını teşvik etmek amacıyla asgari tarımsal arazi büyüklüğünün paydaşlara aynen devri halinde de bu işlemlerden doğan vergi ve harçların alınmaması öngörülmektedir.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 8/İ geçmişi (fıkra) 7255 sayılı Kanun, md. 20
      Değişikliğin gerekçesi

      Sınırdaş arazi sahibinin ön alım hakkı uygulaması tarımsal bütünlüğün korunması amacıyla düzenlenmiş olmasına rağmen, söz konusu hakkın süreç içerisinde kötüye kullanılarak tarım arazilerinin gerçek değerinin altında elde edilebildiği bir usul olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Netice olarak, sınırdaş tarım arazileri için getirilen ön alım hakkı, beklenilen faydadan daha çok çiftçilerin mağduriyetlerine neden olmuştur. Bu nedenle, madde ile, sınırdaş arazi sahibinin ön alım hakkını düzenleyen 5403 sayılı Kanunun 8/İ maddesinin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmaktadır.

    • Eklendi Madde 13 geçmişi (fıkra) 7255 sayılı Kanun, md. 21
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile tarım arazilerinin kullanımında tarımsal üretimin olumsuz etkilenmemesi, verimin azalmaması, izne konu alanların çevresindeki tarım arazilerinin korunması ve tarımsal amaçlı arazi kullanım planlarının etkin olarak uygulanabilmesi amacıyla, yerleşim alanlarının gelişim alanı ihtiyaçlarını karşılamak için izin verilerek planlanmış alanlar haricinde, imar planlarında tarımsal niteliği korunacak alan olarak ayrılan yerler ile kamu yararı kararı alınarak tarım dışı amaçla kullanım izni verilen yerlerin, bu amaç dışında kullanılabilmesi ve planlanabilmesi için yeniden izin alınması şartı getirilmektedir.

    • Eklendi Madde 14 geçmişi (fıkra) 7255 sayılı Kanun, md. 22
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile büyük ova koruma alanları içerisindeki tarım arazilerinin kullanımında tarımsal üretimin olumsuz etkilenmemesi, verimin azalmaması, izne konu alanların çevresindeki tarım arazilerinin korunması ve tarımsal amaçlı arazi kullanım planlarının etkin olarak uygulanabilmesi amacıyla, yerleşim alanlarının gelişim alanı ihtiyaçlarını karşılamak için izin verilerek planlanmış alanlar haricinde, izin verilen yerlerin yeniden izin alınmaksızın bu amaç dışında kullanılamayacağına ve planlanamayacağına dair düzenleme yapılması öngörülmektedir.

    • Eklendi Madde 19 geçmişi (fıkra) 7255 sayılı Kanun, md. 23
      Değişikliğin gerekçesi

      5403 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinde yapılan değişiklikle; mezkur Kanun kapsamındaki denetimlerin daha etkin hale getirilmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda tarım arazilerini tarımsal amaçlı projelerde veya tarım dışı amaçlı kullanımlarda verilen izinlerin amaca yönelik kullanılıp kullanılmadığının hızlı bir şekilde denetlenmesi, denetim sonucunda tespit edilen uyumsuzlukların ilgili mercilere iletilmesi ve gereğinin yapılması düzenlenmektedir. Ayrıca yine caydırıcılığı artırmak amacıyla, denetimler sırasında ihlal tespit edilmesi halinde tapu kayıtlarının beyanlar hanesine kaydedilmek üzere ilgili idaresince şerh düşülmesi öngörülmektedir.

    • Eklendi Geçici Madde 7 geçmişi 7255 sayılı Kanun, md. 26
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile; 5403 sayılı Kanunun 20 nci ve 21 inci maddesine aykırılık teşkil eden yapının tarımsal yapı olması durumunda, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 yıl boyunca anılan maddeler kapsamındaki idari para cezalarının yarısının uygulanması amaçlanmaktadır.

    • Metinden çıkarıldı Madde 8/B geçmişi 7255 sayılı Kanun, md. 18

      28/10/2020 tarihli ve 7255 sayılı Kanunun 18 inci maddesi ile 8/B maddesinin başlığında yer alan “yeter gelirli” ibaresi madde başlığından, birinci fıkrasında yer alan “tarımsal arazi ve yeter gelirli” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile 5403 sayılı Kanunun 8/B maddesinde değişiklik yapılarak; tarım arazilerinde ifraz, hisselendirme, pay temliki, elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi, elbirliği mülkiyetinin devri, paylı mülkiyet olarak intikal, taksim ve vasıf değişikliği talebi olması halinde Tarım ve Orman Bakanlığından görüş alınarak işlem yapılması; tarım arazilerinin aynen mülkiyet devri işlemlerinin ise doğrudan tapu müdürlükleri tarafından yapılabilmesi amaçlanmaktadır.

      Bu suretle, tarım arazilerinin bölünmesi engellenmekle birlikte tarım arazilerinin mülkiyet devrinin hızlı bir şekilde yapılması hedeflenmektedir.

    • Değiştirildi Madde 8/I geçmişi 7255 sayılı Kanun, md. 19
      Eski ifade
      Yeter gelirli tarımsal arazilerin mülkiyetinin devri konusunda anlaşmaları
      Yeni ifade
      Tarımsal arazilerin mülkiyetinin devri konusunda mirasın açılmasından itibaren bir yıl içinde anlaşmaları
      Değişikliğin gerekçesi

      5403 sayılı Kanunun 8/İ maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan vergi ve harç muafiyetinden yalnızca yeter gelirli büyüklüğü haiz tarım arazilerinin mirasçıları faydalandırılmaktadır.

      Ancak, mirasçıların anlaşma sağladıkları arazi büyüklüğünün yeter gelirin altında olması halinde, bu mirasçılar vergi muafiyetinden yararlanamamaktadır.

      Mevcut durumdaki eşitsizliği gidermek ve bir yıl içinde anlaşma sağlayan tüm mirasçılara vergi ve harç muafiyeti sağlanabilmesine yönelik düzenleme yapılmaktadır. Yine, hisseliliği azaltmak ve hissedarların kendi aralarında anlaşmalarını teşvik etmek amacıyla asgari tarımsal arazi büyüklüğünün paydaşlara aynen devri halinde de bu işlemlerden doğan vergi ve harçların alınmaması öngörülmektedir.

    • Değiştirildi Madde 19 geçmişi 7255 sayılı Kanun, md. 23
      Eski ifade
      üç ay içerisinde,
      Yeni ifade
      bir ay içerisinde Bakanlığa ve
      Değişikliğin gerekçesi

      5403 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinde yapılan değişiklikle; mezkur Kanun kapsamındaki denetimlerin daha etkin hale getirilmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda tarım arazilerini tarımsal amaçlı projelerde veya tarım dışı amaçlı kullanımlarda verilen izinlerin amaca yönelik kullanılıp kullanılmadığının hızlı bir şekilde denetlenmesi, denetim sonucunda tespit edilen uyumsuzlukların ilgili mercilere iletilmesi ve gereğinin yapılması düzenlenmektedir. Ayrıca yine caydırıcılığı artırmak amacıyla, denetimler sırasında ihlal tespit edilmesi halinde tapu kayıtlarının beyanlar hanesine kaydedilmek üzere ilgili idaresince şerh düşülmesi öngörülmektedir.

  5. 4 Temmuz 2019

    • Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununa eklenen geçici maddenin yürürlüğe girmesinden önce belirlenen onaylı köy ve/veya mezraların yerleşik alanı ve civarı ile yerleşik alanların 5403 sayılı Kanun kapsamında izinli kabul edilmesi, bu konu hakkında herhangi bir hukuki ihtilaf yaşanmamasının sağlanması ve bu suretle vatandaşlar açısından oluşabilecek mağduriyetlerin önlenmesi amaçlanmaktadır.

  6. 2 Temmuz 2018

  7. 19 Nisan 2018

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 3 geçmişi 7139 sayılı Kanun, md. 41
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerine dair 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda yer alan yetkilerin Orman ve Su İşleri Bakanlığına ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne verilmesi sebebiyle söz konusu Kanunun 3 üncü maddesinde yer alan arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerine dair tanımlar ile toplulaştırmaya ilişkin 17 nci madde hükmü yürürlükten kaldırılmaktadır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 3 geçmişi 7139 sayılı Kanun, md. 41
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerine dair 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda yer alan yetkilerin Orman ve Su İşleri Bakanlığına ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne verilmesi sebebiyle söz konusu Kanunun 3 üncü maddesinde yer alan arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerine dair tanımlar ile toplulaştırmaya ilişkin 17 nci madde hükmü yürürlükten kaldırılmaktadır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 3 geçmişi 7139 sayılı Kanun, md. 41
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerine dair 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda yer alan yetkilerin Orman ve Su İşleri Bakanlığına ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne verilmesi sebebiyle söz konusu Kanunun 3 üncü maddesinde yer alan arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerine dair tanımlar ile toplulaştırmaya ilişkin 17 nci madde hükmü yürürlükten kaldırılmaktadır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 3 geçmişi 7139 sayılı Kanun, md. 41
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerine dair 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda yer alan yetkilerin Orman ve Su İşleri Bakanlığına ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne verilmesi sebebiyle söz konusu Kanunun 3 üncü maddesinde yer alan arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerine dair tanımlar ile toplulaştırmaya ilişkin 17 nci madde hükmü yürürlükten kaldırılmaktadır.

    • Eklendi Madde 8 geçmişi (cümle) 7139 sayılı Kanun, md. 40
      Değişikliğin gerekçesi

      5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen cümle ile, yatırım programında yer alan kamu yatırımı projeleri muhtevasında yapılan zorunlu ifraz işlemlerinin hızlandırılması amacıyla, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının onayının aranmayacağı hususu hüküm altına alınmaktadır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 17 geçmişi 7139 sayılı Kanun, md. 41
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerine dair 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda yer alan yetkilerin Orman ve Su İşleri Bakanlığına ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne verilmesi sebebiyle söz konusu Kanunun 3 üncü maddesinde yer alan arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerine dair tanımlar ile toplulaştırmaya ilişkin 17 nci madde hükmü yürürlükten kaldırılmaktadır.

  8. 30 Nisan 2014

    • Değiştirildi Madde 1 geçmişi 6537 sayılı Kanun, md. 1
      Değişikliğin gerekçesi

      5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununda bugüne kadar asgari tarımsal arazi ve işletme büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi hususlarına yer verilmemiş olduğundan Kanunun "Amaç" başlıklı 1 inci maddesine "tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal ve işletme büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi"; ibaresi eklenmiştir.

    • Değiştirildi Madde 2 geçmişi 6537 sayılı Kanun, md. 2
      Değişikliğin gerekçesi

      5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununda bugüne kadar asgari tarımsal arazi ve işletme büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi hususlarına yer verilmemiş olduğundan Kanunun "Kapsam" başlıklı 2 nci maddesine "asgari tarımsal arazi ve işletme büyüklüklerinin belirlenmesini ve bölünmelerinin önlenmesini" ibaresi eklenmiştir.

    • Değiştirildi Madde 3 geçmişi 6537 sayılı Kanun, md. 3
      Değişikliğin gerekçesi

      5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde yer alan "Yeter büyüklükte tarımsal arazi parseli" tanımı yerine "Asgari tarımsal arazi büyüklüğü" ve (ı) bendinde yer alan "Yeter gelirli tarımsal işletme" tanımı yerine "Asgari tarımsal işletme büyüklüğü" tanımı getirilmiş ve (t) bendinden sonra gelmek üzere eklenen (u) bendi ile "Tarımsal işletme" ve (ü) bendi ile "Yan sınai işletme" tanımları yapılarak, kanunun uygulanması sırasında farklı yorumlamalara yol açılmaması amaçlanmıştır.

    • Değiştirildi Madde 3 geçmişi 6537 sayılı Kanun, md. 3
      Değişikliğin gerekçesi

      5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde yer alan "Yeter büyüklükte tarımsal arazi parseli" tanımı yerine "Asgari tarımsal arazi büyüklüğü" ve (ı) bendinde yer alan "Yeter gelirli tarımsal işletme" tanımı yerine "Asgari tarımsal işletme büyüklüğü" tanımı getirilmiş ve (t) bendinden sonra gelmek üzere eklenen (u) bendi ile "Tarımsal işletme" ve (ü) bendi ile "Yan sınai işletme" tanımları yapılarak, kanunun uygulanması sırasında farklı yorumlamalara yol açılmaması amaçlanmıştır.

    • Eklendi Madde 3 geçmişi 6537 sayılı Kanun, md. 3
      Değişikliğin gerekçesi

      5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde yer alan "Yeter büyüklükte tarımsal arazi parseli" tanımı yerine "Asgari tarımsal arazi büyüklüğü" ve (ı) bendinde yer alan "Yeter gelirli tarımsal işletme" tanımı yerine "Asgari tarımsal işletme büyüklüğü" tanımı getirilmiş ve (t) bendinden sonra gelmek üzere eklenen (u) bendi ile "Tarımsal işletme" ve (ü) bendi ile "Yan sınai işletme" tanımları yapılarak, kanunun uygulanması sırasında farklı yorumlamalara yol açılmaması amaçlanmıştır.

    • Değiştirildi Madde 8 geçmişi (fıkra) 6537 sayılı Kanun, md. 4
      Eski ifade
      Tarım arazilerinin sınıflandırılması ve arazi parsel büyüklüklerinin belirlenmesi
      Değişikliğin gerekçesi

      5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunun 8 inci maddesinin başlığı madde metni ile bütünlük sağlanması amacıyla "Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal işletme ve arazi büyüklüklerinin belirlenmesi" şeklinde değiştirilmiştir.

      8 inci maddenin üçüncü fıkrada yapılan değişikliklerde, tarım arazilerinde asgari büyüklüğün altında yeni pay ve paydaş oluşturulması engellenmiştir. Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununun 8 inci maddesinin en küçük parsel büyüklüğünün üzerindeki tarım arazileri için bir yaptırım içermemesi nedeniyle bölünemez büyüklüğün üzerindeki tarım arazilerinde hisseli satış yolu ile fiili bölünmeler meydana gelmiştir. Örneğin, 20 dekarın üzerindeki arazilerde kişiler ifraz yapmaksızın hisseli olarak arazilerini satabilmekteler. Bu durum tarım arazilerinde fiili bölünmelere neden olmaktadır. Bu nedenle, getirilen yeni düzenleme ile tarım arazilerinde asgari parsel büyüklüğünün altında yeni hisse oluşturulması engellenerek fiili bölünmelerin önlenmesi amaçlanmıştır.

      özlem Yine asgari arazi büyüklükleri ile ilgili istisnai durumlar içerisine tarım dışı kullanım izni verilen alanlar dahil edilmiştir. 5403 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi kapsamında verilen tarım dışı kullanım izinlerinde asgari parsel büyüklüğü nedeniyle daha fazla tarım arazisine tarım dışı kullanım izni verilmek zorunda kalınmıştır. Bu nedenle yeni düzenlemede asgari parsel büyüklüğü için tarım dışı kullanım izinlerine de muafiyet getirilmiştir.

      5403 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "Bakanlığın uygun görüşü ile kamu yatırımları için ihtiyaç duyulan yerler hariç olmak üzere" ifadesi madde metninden çıkarılmıştır. Bu kapsamdaki alanların tarım dışına çıkarma izin ve işlemleri bu Kanunun 13 üncü maddesi ile yerine getirilmesi ve tarım dışı kullanım izni verilen alanlarla ilgili olarak üçüncü fıkrada istisna getirilmesi nedeniyle madde metninden çıkarılması uygun görülmüştür.

      Yine aynı fıkrada mevcut durumda, bölünemez büyüklükte olan tarım arazilerinde oluşmuş hisselerin ifraz edilmesi, üçüncü şahıslara satılması, rehnedilmesi ve devredilmesi engellenmiştir.

      Ancak, bölünemez büyüklüğün üzerindeki tarım arazileri için aynı hüküm geçerli olmamaktadır.

      Bununla birlikte, mevcut uygulama özellikle cebri satışlarda sıkıntılara yol açmaktadır. Birlikte mülkiyetin olduğu taşınmazlarda hissedarların Medeni Kanunun ilgili hükümleri gereğince ön alım hakkına sahip olması ve bölünemez büyüklüğün üzerinde veya altında tüm tarım arazilerinde uygulama birlikteliğinin sağlanması amacı ile bölünemez büyüklükte olan arazilerde oluşan hisselerin üçüncü şahıslara satılmasını, rehnedilmesini ve devredilmesini engelleyen hüküm kaldırılmıştır.

      Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenleme ile tarım arazilerinin asgari büyüklüklerin altında ifraz edilemeyeceği, bölünemeyeceği ve pay ve paydaş adedinin artırılamayacağı hükmü getirilmiştir.

      Türk Medeni Kanununun özgülemeye ilişkin maddelerinin yürürlükten kaldırılması nedeni ile özgülemeye ilişkin maddelerin uygulanma imkanı kalmadığından madde metninden çıkarılmıştır.

    • Değiştirildi Madde 8 geçmişi (fıkra) 6537 sayılı Kanun, md. 4
      Değişikliğin gerekçesi

      5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunun 8 inci maddesinin başlığı madde metni ile bütünlük sağlanması amacıyla "Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal işletme ve arazi büyüklüklerinin belirlenmesi" şeklinde değiştirilmiştir.

      8 inci maddenin üçüncü fıkrada yapılan değişikliklerde, tarım arazilerinde asgari büyüklüğün altında yeni pay ve paydaş oluşturulması engellenmiştir. Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununun 8 inci maddesinin en küçük parsel büyüklüğünün üzerindeki tarım arazileri için bir yaptırım içermemesi nedeniyle bölünemez büyüklüğün üzerindeki tarım arazilerinde hisseli satış yolu ile fiili bölünmeler meydana gelmiştir. Örneğin, 20 dekarın üzerindeki arazilerde kişiler ifraz yapmaksızın hisseli olarak arazilerini satabilmekteler. Bu durum tarım arazilerinde fiili bölünmelere neden olmaktadır. Bu nedenle, getirilen yeni düzenleme ile tarım arazilerinde asgari parsel büyüklüğünün altında yeni hisse oluşturulması engellenerek fiili bölünmelerin önlenmesi amaçlanmıştır.

      özlem Yine asgari arazi büyüklükleri ile ilgili istisnai durumlar içerisine tarım dışı kullanım izni verilen alanlar dahil edilmiştir. 5403 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi kapsamında verilen tarım dışı kullanım izinlerinde asgari parsel büyüklüğü nedeniyle daha fazla tarım arazisine tarım dışı kullanım izni verilmek zorunda kalınmıştır. Bu nedenle yeni düzenlemede asgari parsel büyüklüğü için tarım dışı kullanım izinlerine de muafiyet getirilmiştir.

      5403 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "Bakanlığın uygun görüşü ile kamu yatırımları için ihtiyaç duyulan yerler hariç olmak üzere" ifadesi madde metninden çıkarılmıştır. Bu kapsamdaki alanların tarım dışına çıkarma izin ve işlemleri bu Kanunun 13 üncü maddesi ile yerine getirilmesi ve tarım dışı kullanım izni verilen alanlarla ilgili olarak üçüncü fıkrada istisna getirilmesi nedeniyle madde metninden çıkarılması uygun görülmüştür.

      Yine aynı fıkrada mevcut durumda, bölünemez büyüklükte olan tarım arazilerinde oluşmuş hisselerin ifraz edilmesi, üçüncü şahıslara satılması, rehnedilmesi ve devredilmesi engellenmiştir.

      Ancak, bölünemez büyüklüğün üzerindeki tarım arazileri için aynı hüküm geçerli olmamaktadır.

      Bununla birlikte, mevcut uygulama özellikle cebri satışlarda sıkıntılara yol açmaktadır. Birlikte mülkiyetin olduğu taşınmazlarda hissedarların Medeni Kanunun ilgili hükümleri gereğince ön alım hakkına sahip olması ve bölünemez büyüklüğün üzerinde veya altında tüm tarım arazilerinde uygulama birlikteliğinin sağlanması amacı ile bölünemez büyüklükte olan arazilerde oluşan hisselerin üçüncü şahıslara satılmasını, rehnedilmesini ve devredilmesini engelleyen hüküm kaldırılmıştır.

      Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenleme ile tarım arazilerinin asgari büyüklüklerin altında ifraz edilemeyeceği, bölünemeyeceği ve pay ve paydaş adedinin artırılamayacağı hükmü getirilmiştir.

      Türk Medeni Kanununun özgülemeye ilişkin maddelerinin yürürlükten kaldırılması nedeni ile özgülemeye ilişkin maddelerin uygulanma imkanı kalmadığından madde metninden çıkarılmıştır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 8 geçmişi (fıkra) 6537 sayılı Kanun, md. 4
      Değişikliğin gerekçesi

      5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunun 8 inci maddesinin başlığı madde metni ile bütünlük sağlanması amacıyla "Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal işletme ve arazi büyüklüklerinin belirlenmesi" şeklinde değiştirilmiştir.

      8 inci maddenin üçüncü fıkrada yapılan değişikliklerde, tarım arazilerinde asgari büyüklüğün altında yeni pay ve paydaş oluşturulması engellenmiştir. Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununun 8 inci maddesinin en küçük parsel büyüklüğünün üzerindeki tarım arazileri için bir yaptırım içermemesi nedeniyle bölünemez büyüklüğün üzerindeki tarım arazilerinde hisseli satış yolu ile fiili bölünmeler meydana gelmiştir. Örneğin, 20 dekarın üzerindeki arazilerde kişiler ifraz yapmaksızın hisseli olarak arazilerini satabilmekteler. Bu durum tarım arazilerinde fiili bölünmelere neden olmaktadır. Bu nedenle, getirilen yeni düzenleme ile tarım arazilerinde asgari parsel büyüklüğünün altında yeni hisse oluşturulması engellenerek fiili bölünmelerin önlenmesi amaçlanmıştır.

      özlem Yine asgari arazi büyüklükleri ile ilgili istisnai durumlar içerisine tarım dışı kullanım izni verilen alanlar dahil edilmiştir. 5403 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi kapsamında verilen tarım dışı kullanım izinlerinde asgari parsel büyüklüğü nedeniyle daha fazla tarım arazisine tarım dışı kullanım izni verilmek zorunda kalınmıştır. Bu nedenle yeni düzenlemede asgari parsel büyüklüğü için tarım dışı kullanım izinlerine de muafiyet getirilmiştir.

      5403 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "Bakanlığın uygun görüşü ile kamu yatırımları için ihtiyaç duyulan yerler hariç olmak üzere" ifadesi madde metninden çıkarılmıştır. Bu kapsamdaki alanların tarım dışına çıkarma izin ve işlemleri bu Kanunun 13 üncü maddesi ile yerine getirilmesi ve tarım dışı kullanım izni verilen alanlarla ilgili olarak üçüncü fıkrada istisna getirilmesi nedeniyle madde metninden çıkarılması uygun görülmüştür.

      Yine aynı fıkrada mevcut durumda, bölünemez büyüklükte olan tarım arazilerinde oluşmuş hisselerin ifraz edilmesi, üçüncü şahıslara satılması, rehnedilmesi ve devredilmesi engellenmiştir.

      Ancak, bölünemez büyüklüğün üzerindeki tarım arazileri için aynı hüküm geçerli olmamaktadır.

      Bununla birlikte, mevcut uygulama özellikle cebri satışlarda sıkıntılara yol açmaktadır. Birlikte mülkiyetin olduğu taşınmazlarda hissedarların Medeni Kanunun ilgili hükümleri gereğince ön alım hakkına sahip olması ve bölünemez büyüklüğün üzerinde veya altında tüm tarım arazilerinde uygulama birlikteliğinin sağlanması amacı ile bölünemez büyüklükte olan arazilerde oluşan hisselerin üçüncü şahıslara satılmasını, rehnedilmesini ve devredilmesini engelleyen hüküm kaldırılmıştır.

      Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenleme ile tarım arazilerinin asgari büyüklüklerin altında ifraz edilemeyeceği, bölünemeyeceği ve pay ve paydaş adedinin artırılamayacağı hükmü getirilmiştir.

      Türk Medeni Kanununun özgülemeye ilişkin maddelerinin yürürlükten kaldırılması nedeni ile özgülemeye ilişkin maddelerin uygulanma imkanı kalmadığından madde metninden çıkarılmıştır.

    • Eklendi Madde 8/A geçmişi 6537 sayılı Kanun, md. 5
    • Eklendi Madde 8/B geçmişi 6537 sayılı Kanun, md. 5
    • Eklendi Madde 8/C geçmişi 6537 sayılı Kanun, md. 5
    • Eklendi Madde 8/Ç geçmişi 6537 sayılı Kanun, md. 5
    • Eklendi Madde 8/D geçmişi 6537 sayılı Kanun, md. 5
    • Eklendi Madde 8/E geçmişi 6537 sayılı Kanun, md. 5
    • Eklendi Madde 8/F geçmişi 6537 sayılı Kanun, md. 5
    • Eklendi Madde 8/G geçmişi 6537 sayılı Kanun, md. 5
    • Eklendi Madde 8/Ğ geçmişi 6537 sayılı Kanun, md. 5
    • Eklendi Madde 8/H geçmişi 6537 sayılı Kanun, md. 5
    • Eklendi Madde 8/I geçmişi 6537 sayılı Kanun, md. 5
    • Eklendi Madde 8/İ geçmişi 6537 sayılı Kanun, md. 5
    • Eklendi Madde 8/J geçmişi 6537 sayılı Kanun, md. 5
    • Eklendi Madde 8/K geçmişi 6537 sayılı Kanun, md. 5
    • Eklendi Geçici Madde 5 geçmişi 6537 sayılı Kanun, md. 8
      Değişikliğin gerekçesi

      Ülkemizde özellikle tarım arazilerinde mirasçılar tarafından intikal işlemlerinin yapılmasına yeteri kadar önem verilmemekte, bu durum sonraki nesillerde mülkiyet sorunlarına neden olmaktadır. Geçici 5 inci maddenin birinci fıkrası ile Kanunun yayımı tarihinden önce mirasçılar arasında paylaşımı yapılmamış tarımsal işletmelere ait tarımsal arazilerin intikallerinde önceki mevzuat hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir.

      Maddenin ikinci fıkrası ile Kanunun yayımı tarihinden önce tarımsal işletmelerin paylaşımına ilişkin açılmış ve halen devam etmekte olan davalarda da önceki mevzuat hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.

      Maddenin üçüncü fıkrası ile intikal işlemlerinin hızla yapılmasının özendirilmesi amacı ile geçici 5 inci madde kapsamında yapılacak intikal işlemlerinin iki yıl içerisinde yapılması halinde harçlardan muaf olması hususu düzenlenmiştir.

    • Eklendi Madde 29 geçmişi 6537 sayılı Kanun, md. 5
    • Değiştirildi Madde 13 geçmişi (fıkra) 6537 sayılı Kanun, md. 6
      Eski ifade
      tüzükle
      Yeni ifade
      yönetmelikle
      Değişikliğin gerekçesi

      5403 sayılı Kanunun 13 üncü ve 14 üncü maddelerinin son fıkralarında yer alan "tüzükle'" ibaresi yerine "yönetmelikle" ibaresi getirilerek tüzüklerin yürürlüğe girmesi için geçirilen sürecin uzun olması ve günün ihtiyaçlarına göre düzenleme yapılması konusunda, yönetmelik ile düzenleme yapılmasının Kanunun uygulamasında daha işlevsel olacağı düşünülmektedir.

    • Değiştirildi Madde 14 geçmişi (fıkra) 6537 sayılı Kanun, md. 6
      Eski ifade
      tüzükle
      Yeni ifade
      yönetmelikle
      Değişikliğin gerekçesi

      5403 sayılı Kanunun 13 üncü ve 14 üncü maddelerinin son fıkralarında yer alan "tüzükle'" ibaresi yerine "yönetmelikle" ibaresi getirilerek tüzüklerin yürürlüğe girmesi için geçirilen sürecin uzun olması ve günün ihtiyaçlarına göre düzenleme yapılması konusunda, yönetmelik ile düzenleme yapılmasının Kanunun uygulamasında daha işlevsel olacağı düşünülmektedir.

  9. 26 Mart 2008

  10. 23 Ocak 2008

  11. 31 Ocak 2007