Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu
- Kanun numarası
- 5403
- Kabul tarihi
- 03.07.2005
- Resmî Gazete
- 19.07.2005 / 25880
- Düstur
- 5. tertip, cilt 44
- Son değişiklik
- 11.06.2026
- Madde sayısı
- 49
Madde 8/K geçmişi
Tarımsal arazi edindirme iş ve işlemleri
Metin 1 kez değişmiş, toplam 6 değişiklik kaydı var. Ayrıca 1 geçişte hüküm aynı kalıp yalnızca yazım değişmiş (satır sonu, şapkalı harf, büyük/küçük harf, dipnot işareti ya da sızmış bölüm başlığı); bunlar listeye alınmadı.
Bugünkü metni
Madde 8/K - (Ek: 30/4/2014-6537/5 md.)
Bakanlık, yeter gelirli tarımsal arazileri ekonomik, ekolojik ve sosyal açıdan azami oranda verimli kılmak ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğünü artırmak için gerekli tedbirleri alır. Ayrıca; tarım arazilerinin değerinin tespiti, kredi temini, ortakçılık, yarıcılık, kiracılık işlerinin düzenlenmesi, kira bedellerinin tespiti ve üretime yönlendirilmesi, arz talep listelerinin oluşturulması, alıcı, satıcı ve kiracıların anlaşmaları konusunda doğrudan aracılık yapılması, bu alanda ilgili kamu idareleri ile yürütülecek politikalar konusunda iş birliği yapılması ve kredi işlemlerine teknik destek sağlanması gibi iş ve işlemleri yapar veya yaptırır. Bu Kanunun uygulanması ile ilgili olarak, ihtiyaç duyulması hâlinde, yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğünün altındaki tarımsal arazileri yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğüne çıkarmak veya mülkiyetten kaynaklanan ihtilafları gidermek amacıyla kamulaştırma, alım ile satım işlemleri Bakanlığın talebi üzerine Maliye Bakanlığınca ilgili mevzuatına göre yerine getirilir. Kamulaştırma ve alım işlemleri gerektiğinde Hazineye ait taşınmazların trampası suretiyle de yapılabilir.
(Ek:23/3/2023-7442/37 md.) Bakanlık; Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan tarım arazileri hariç olmak üzere, mülkiyeti gerçek ve tüzel kişilere ait olup, hisselilik, mülkiyet ihtilafı, parçalılık, tarımsal faaliyete son verilmesi, göç veya başka bir sebeple üst üste iki yıl süreyle işlenmeyen tarım arazilerini tespit ederek, ekonomiye kazandırılması ve kamu yararına kullanılması için bu arazileri kira geliri arazi maliklerine ait olmak üzere ve arazinin vasfının değiştirilmemesi şartıyla sezonluk olarak rayiç bedelden aşağı olmamak üzere kiraya verir.
(Ek:23/3/2023-7442/37 md.) Kiralama öncelikli olarak kiraya verilecek arazinin bulunduğu yerleşim yerinde ikamet edenlere ya da 18/4/2006 tarihli ve 5488 sayılı Tarım Kanununun 3 üncü maddesinde belirtilen sivil toplum kuruluşlarına ve meslek odalarına yapılır. Bakanlık kiralama işlemlerini genel hükümlere göre taşınmaz ticareti yetki belgesine sahip işletme ve sözleşmeli işletmelere de yaptırabilir. Bu maddeye göre kiralanan araziler Bakanlıkça belirlenen kayıt sistemlerine kaydedilir ve kiracılar bu arazilerle ilgili tarımsal desteklerden yararlandırılır.
(Ek:23/3/2023-7442/37 md.) Kiralanacak arazilerin rayiç kira bedelleri ve kiralayanların yetiştirebilecekleri ürün veya ürün grupları Bakanlık il veya ilçe müdürlükleri tarafından mahallinde veya elektronik ortamda ilan edilir. Öncelikli gruplardan birden fazla istekli çıkması halinde en yüksek teklifi verene kiralanır. Öncelikli gruplardan istekli çıkmaması halinde diğer isteklilerden en yüksek teklifi verene kiralanır.
(Ek:23/3/2023-7442/37 md.) Arazi maliklerine veya hak sahiplerine ulaşılamaması halinde kira bedelleri araziye özgülenerek bir kamu bankası nezdinde açılacak vadeli hesaba yatırılarak nemalandırılır. Mülkiyeti ihtilaflı arazilerde ihtilafın giderilmesi halinde biriken kira geliri ve ferileri hak sahiplerine dağıtılır.
(Ek:23/3/2023-7442/37 md.) Kiralanacak arazilerin; sınıfı, parsel büyüklüğü, verimliliği gibi hususlar dikkate alınarak tespit edilmesi, kiralama usul ve esasları, kira bedellerinin ve sürelerinin belirlenmesi ile kiralamaya ve kira gelirlerinin hak sahiplerine dağıtımı ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer hususlar Bakanlık tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.
Metnin değiştiği tarihler
-
5 Nisan 2023
Bu tarihe bağlanmış bir değişiklik kaydı bulunamadı; fark doğrudan iki hâlin metninden çıkarıldı.
27 Ekim 2022 tarihli hâliMadde 8/K - (Ek: 30/4/2014-6537/5 md.) Bakanlık, yeter gelirli tarımsal arazileri ekonomik, ekolojik ve sosyal açıdan azami oranda verimli kılmak ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğünü artırmak için gerekli tedbirleri alır. Ayrıca; tarım arazilerinin değerinin tespiti, kredi temini, ortakçılık, yarıcılık, kiracılık işlerinin düzenlenmesi, kira bedellerinin tespiti ve üretime yönlendirilmesi, arz talep listelerinin oluşturulması, alıcı, satıcı ve kiracıların anlaşmaları konusunda doğrudan aracılık yapılması, bu alanda ilgili kamu idareleri ile yürütülecek politikalar konusunda iş birliği yapılması ve kredi işlemlerine teknik destek sağlanması gibi iş ve işlemleri yapar veya yaptırır. Bu Kanunun uygulanması ile ilgili olarak, ihtiyaç duyulması hâlinde, yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğünün altındaki tarımsal arazileri yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğüne çıkarmak veya mülkiyetten kaynaklanan ihtilafları gidermek amacıyla kamulaştırma, alım ile satım işlemleri Bakanlığın talebi üzerine Maliye Bakanlığınca ilgili mevzuatına göre yerine getirilir. Kamulaştırma ve alım işlemleri gerektiğinde Hazineye ait taşınmazların trampası suretiyle de yapılabilir.5 Nisan 2023 tarihli hâliMadde 8/K - (Ek: 30/4/2014-6537/5 md.) Bakanlık, yeter gelirli tarımsal arazileri ekonomik, ekolojik ve sosyal açıdan azami oranda verimli kılmak ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğünü artırmak için gerekli tedbirleri alır. Ayrıca; tarım arazilerinin değerinin tespiti, kredi temini, ortakçılık, yarıcılık, kiracılık işlerinin düzenlenmesi, kira bedellerinin tespiti ve üretime yönlendirilmesi, arz talep listelerinin oluşturulması, alıcı, satıcı ve kiracıların anlaşmaları konusunda doğrudan aracılık yapılması, bu alanda ilgili kamu idareleri ile yürütülecek politikalar konusunda iş birliği yapılması ve kredi işlemlerine teknik destek sağlanması gibi iş ve işlemleri yapar veya yaptırır. Bu Kanunun uygulanması ile ilgili olarak, ihtiyaç duyulması hâlinde, yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğünün altındaki tarımsal arazileri yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğüne çıkarmak veya mülkiyetten kaynaklanan ihtilafları gidermek amacıyla kamulaştırma, alım ile satım işlemleri Bakanlığın talebi üzerine Maliye Bakanlığınca ilgili mevzuatına göre yerine getirilir. Kamulaştırma ve alım işlemleri gerektiğinde Hazineye ait taşınmazların trampası suretiyle de yapılabilir. (Ek:23/3/2023-7442/37 md.) Bakanlık; Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan tarım arazileri hariç olmak üzere, mülkiyeti gerçek ve tüzel kişilere ait olup, hisselilik, mülkiyet ihtilafı, parçalılık, tarımsal faaliyete son verilmesi, göç veya başka bir sebeple üst üste iki yıl süreyle işlenmeyen tarım arazilerini tespit ederek, ekonomiye kazandırılması ve kamu yararına kullanılması için bu arazileri kira geliri arazi maliklerine ait olmak üzere ve arazinin vasfının değiştirilmemesi şartıyla sezonluk olarak rayiç bedelden aşağı olmamak üzere kiraya verir. (Ek:23/3/2023-7442/37 md.) Kiralama öncelikli olarak kiraya verilecek arazinin bulunduğu yerleşim yerinde ikamet edenlere ya da 18/4/2006 tarihli ve 5488 sayılı Tarım Kanununun 3 üncü maddesinde belirtilen sivil toplum kuruluşlarına ve meslek odalarına yapılır. Bakanlık kiralama işlemlerini genel hükümlere göre taşınmaz ticareti yetki belgesine sahip işletme ve sözleşmeli işletmelere de yaptırabilir. Bu maddeye göre kiralanan araziler Bakanlıkça belirlenen kayıt sistemlerine kaydedilir ve kiracılar bu arazilerle ilgili tarımsal desteklerden yararlandırılır. (Ek:23/3/2023-7442/37 md.) Kiralanacak arazilerin rayiç kira bedelleri ve kiralayanların yetiştirebilecekleri ürün veya ürün grupları Bakanlık il veya ilçe müdürlükleri tarafından mahallinde veya elektronik ortamda ilan edilir. Öncelikli gruplardan birden fazla istekli çıkması halinde en yüksek teklifi verene kiralanır. Öncelikli gruplardan istekli çıkmaması halinde diğer isteklilerden en yüksek teklifi verene kiralanır. (Ek:23/3/2023-7442/37 md.) Arazi maliklerine veya hak sahiplerine ulaşılamaması halinde kira bedelleri araziye özgülenerek bir kamu bankası nezdinde açılacak vadeli hesaba yatırılarak nemalandırılır. Mülkiyeti ihtilaflı arazilerde ihtilafın giderilmesi halinde biriken kira geliri ve ferileri hak sahiplerine dağıtılır. (Ek:23/3/2023-7442/37 md.) Kiralanacak arazilerin; sınıfı, parsel büyüklüğü, verimliliği gibi hususlar dikkate alınarak tespit edilmesi, kiralama usul ve esasları, kira bedellerinin ve sürelerinin belirlenmesi ile kiralamaya ve kira gelirlerinin hak sahiplerine dağıtımı ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer hususlar Bakanlık tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.
Metni elimizde olmayan 6 değişiklik kaydı
Bu kayıtlar metin içindeki değişiklik notlarından derlendi. Karşılaştırılacak hâl elimizde yok: belgenin konsolide metninin en eski kopyası 30 Nisan 2014 tarihli, bundan öncesi için metnin o günkü hâli hiçbir arşivde bulunmuyor.
-
Değişikliğin gerekçesi
Tarımsal üretim; insanların gıda teminini sağlamasının yanında, üretim araçlarının kullanılması ile hem yatırım aynı zamanda istihdam sağlamaya olanak veren üretim faaliyetidir. Bu bağlamda tarımsal üretimin gerçekleştirilmesi kırsal kalkınma açısından da önemli olup, tarımsal üretimin devamlılığını sağlamaya yönelik tedbirler alınması gerekmektedir.
Günümüzde gıda güvenliğinin ve üretimin sürdürülebilirliği önem arz etmekte olup, son yıllarda vuku bulan Covid-19 pandemisi, iklim değişikliği gibi nedenlerle tarımsal üretim ülkelerin öncelik sıralaması bakımından üst sıralara çıkmıştır. Ülkemizde yaklaşık 656 bin hektar gerçek veya tüzel kişilerin mülkiyetinde olan tarım arazileri; hisselilik, parçalılık, mülkiyet ihtilafları, göç gibi nedenlerle atıl durumda bulunmaktadır.
Ülkemizin gıda güvenliği, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması, atıl durumda bulunan tarım arazilerinin tarımsal üretime kazandırılması; üretim planlanması ve tarım arazilerinin etkin ve verimli kullanımı açılarından önem arz etmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı kayıtlarında tarım arazilerinin yaklaşık % 63’ü Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı durumdadır.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nca gerek arazi alım-satımı gerekse kiracılık konularında, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8/K maddesi uyarınca aracılık faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi planlanmış olup kiralamaya konu atıl tarım arazisinin ilanı ve kira sözleşmesinin hazırlanması gibi iş ve işlemler dijital ortamda gerçekleştirilebilecektir.
Ülkemizde yaklaşık 656 bin hektar tarım arazisi çeşitli nedenlerle atıl durumda olduğundan, söz konusu arazilerin üretime kazandırılmasıyla yıllık yaklaşık 14 Milyar TL ekonomik kaybın önüne geçilebilecektir.
Dolayısıyla yukarıda belirtilen nedenlerle tarımsal üretim imkânı olan arazilerin atıl halde kalması milli ekonomimiz açısından büyük bir kayıp oluşturduğu gibi, aynı zamanda gıda arz güvenliğimizin sağlanmasına yönelik üretim planlamalarını da olumsuz yönde etkilemektedir.
Yapılacak kanuni düzenleme ile bu şekilde atıl durumda bulunan arazilerin özüne ve mülkiyet hakkına dokunulmaksızın, kamu yararı gözetilerek üretime kazandırılması ve bu şekilde ülke ekonomisine katkı sağlanması amaçlanmaktadır.
Malikleri veya hak sahipleri tarafından uzun süredir işlenmeyen veya mülkiyeti ihtilafları nedeniyle işlenmeyen tarım arazilerinin devlet eliyle veya yetkilendireceği kurum veya kuruluşlar eliyle tarımsal üretim yapacaklara kiralanabilmesi ve kira gelirlerinin hak sahiplerine verilmesi şeklindeki bir yöntem hem ekonomiye katkı sağlayacak hem de tek başına arazisinden bir gelir elde edemeyen vatandaşlara ek gelir sağlayabilecektir.
Öngörülen yöntem mülkiyetin aynına ve miras haklarına dokunmadığından Anayasa ile teminat altına alınmış olan mülkiyet hakkını zedeleyen bir yönü de bulunmamaktadır. Anayasanın 35 inci maddesinde “Herkes mülkiyet ve miras hakkına sahiptir” denildikten sonra bu hakların ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği ve mülkiyet hakkının toplum yararına aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Atıl durumda bulunan tarım arazilerinin kiralama yöntemiyle üretime kazandırılması yukarıda hükümlerine yer verilen Anayasanın 35 inci maddesinin bir gereğidir. Zira tarıma özgülenmiş arazilerin üretim amacıyla kullanılmaması ve atıl durumda bırakılmasının toplum yararına uygun olduğundan bahsedilemez. Zira tarımsal ürünler toplumun devamı için vazgeçilmez ürünlerdir.
Tarımsal üretimin devamlılığı toplumsal hayatın sağlıklı bir şekilde devamının teminatıdır. Atıl tarım arazilerinin işlenerek üretime kazandırılması, toplumun gıda güvenliğini temin etmek bakımından üstün bir kamu yararı barındırmaktadır. Aynı maddede mülkiyet hakkının kanunla kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği belirtilmiştir.
Aslında yapılan düzenleme ile mülkiyet hakkının sınırlandırılmasından söz edilmesi imkânı bulunmamaktadır. Zira kişinin kendisinin tarımsal faaliyette bulunmak istemesine rağmen arazisinin başkasına kiralanması söz konusu değildir. Kamu yararına binaen kullanılmayan arazinin üretime kazandırılması söz konusudur. Dolayısıyla yapılan düzenlemenin Anayasanın gereklerine uygun olduğu da açıktır. Öngörülen düzenleme ile arazinin bir yıl işlenmemesi arazi üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığına karine teşkil etmekte ve bu şekildeki arazilerin Tarım ve Orman Bakanlığınca veya genel hükümlere göre yetki vereceği kişi veya kurumlarca tarımsal üretim yapmaya istekli kişilere kiralanması ve elde edilen kira gelirlerinin de hak sahiplerine verilmesi düzenlenmektedir.
Hak sahiplerine ulaşılamayan veya mülkiyeti ihtilaflı arazilerin muhtemel hak sahiplerinin kira gelirlerinden kayba uğramamaları için de bu şekildeki arazilerden elde edilen gelirlerin nemalandırılarak arazilere özgülenmiş hesaplarda tutulmak suretiyle hak sahipleri belli olduğunda onlara dağıtımının sağlanması ve ayrıntıların ikincil mevzuatla düzenlenmesi öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Tarımsal üretim; insanların gıda teminini sağlamasının yanında, üretim araçlarının kullanılması ile hem yatırım aynı zamanda istihdam sağlamaya olanak veren üretim faaliyetidir. Bu bağlamda tarımsal üretimin gerçekleştirilmesi kırsal kalkınma açısından da önemli olup, tarımsal üretimin devamlılığını sağlamaya yönelik tedbirler alınması gerekmektedir.
Günümüzde gıda güvenliğinin ve üretimin sürdürülebilirliği önem arz etmekte olup, son yıllarda vuku bulan Covid-19 pandemisi, iklim değişikliği gibi nedenlerle tarımsal üretim ülkelerin öncelik sıralaması bakımından üst sıralara çıkmıştır. Ülkemizde yaklaşık 656 bin hektar gerçek veya tüzel kişilerin mülkiyetinde olan tarım arazileri; hisselilik, parçalılık, mülkiyet ihtilafları, göç gibi nedenlerle atıl durumda bulunmaktadır.
Ülkemizin gıda güvenliği, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması, atıl durumda bulunan tarım arazilerinin tarımsal üretime kazandırılması; üretim planlanması ve tarım arazilerinin etkin ve verimli kullanımı açılarından önem arz etmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı kayıtlarında tarım arazilerinin yaklaşık % 63’ü Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı durumdadır.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nca gerek arazi alım-satımı gerekse kiracılık konularında, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8/K maddesi uyarınca aracılık faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi planlanmış olup kiralamaya konu atıl tarım arazisinin ilanı ve kira sözleşmesinin hazırlanması gibi iş ve işlemler dijital ortamda gerçekleştirilebilecektir.
Ülkemizde yaklaşık 656 bin hektar tarım arazisi çeşitli nedenlerle atıl durumda olduğundan, söz konusu arazilerin üretime kazandırılmasıyla yıllık yaklaşık 14 Milyar TL ekonomik kaybın önüne geçilebilecektir.
Dolayısıyla yukarıda belirtilen nedenlerle tarımsal üretim imkânı olan arazilerin atıl halde kalması milli ekonomimiz açısından büyük bir kayıp oluşturduğu gibi, aynı zamanda gıda arz güvenliğimizin sağlanmasına yönelik üretim planlamalarını da olumsuz yönde etkilemektedir.
Yapılacak kanuni düzenleme ile bu şekilde atıl durumda bulunan arazilerin özüne ve mülkiyet hakkına dokunulmaksızın, kamu yararı gözetilerek üretime kazandırılması ve bu şekilde ülke ekonomisine katkı sağlanması amaçlanmaktadır.
Malikleri veya hak sahipleri tarafından uzun süredir işlenmeyen veya mülkiyeti ihtilafları nedeniyle işlenmeyen tarım arazilerinin devlet eliyle veya yetkilendireceği kurum veya kuruluşlar eliyle tarımsal üretim yapacaklara kiralanabilmesi ve kira gelirlerinin hak sahiplerine verilmesi şeklindeki bir yöntem hem ekonomiye katkı sağlayacak hem de tek başına arazisinden bir gelir elde edemeyen vatandaşlara ek gelir sağlayabilecektir.
Öngörülen yöntem mülkiyetin aynına ve miras haklarına dokunmadığından Anayasa ile teminat altına alınmış olan mülkiyet hakkını zedeleyen bir yönü de bulunmamaktadır. Anayasanın 35 inci maddesinde “Herkes mülkiyet ve miras hakkına sahiptir” denildikten sonra bu hakların ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği ve mülkiyet hakkının toplum yararına aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Atıl durumda bulunan tarım arazilerinin kiralama yöntemiyle üretime kazandırılması yukarıda hükümlerine yer verilen Anayasanın 35 inci maddesinin bir gereğidir. Zira tarıma özgülenmiş arazilerin üretim amacıyla kullanılmaması ve atıl durumda bırakılmasının toplum yararına uygun olduğundan bahsedilemez. Zira tarımsal ürünler toplumun devamı için vazgeçilmez ürünlerdir.
Tarımsal üretimin devamlılığı toplumsal hayatın sağlıklı bir şekilde devamının teminatıdır. Atıl tarım arazilerinin işlenerek üretime kazandırılması, toplumun gıda güvenliğini temin etmek bakımından üstün bir kamu yararı barındırmaktadır. Aynı maddede mülkiyet hakkının kanunla kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği belirtilmiştir.
Aslında yapılan düzenleme ile mülkiyet hakkının sınırlandırılmasından söz edilmesi imkânı bulunmamaktadır. Zira kişinin kendisinin tarımsal faaliyette bulunmak istemesine rağmen arazisinin başkasına kiralanması söz konusu değildir. Kamu yararına binaen kullanılmayan arazinin üretime kazandırılması söz konusudur. Dolayısıyla yapılan düzenlemenin Anayasanın gereklerine uygun olduğu da açıktır. Öngörülen düzenleme ile arazinin bir yıl işlenmemesi arazi üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığına karine teşkil etmekte ve bu şekildeki arazilerin Tarım ve Orman Bakanlığınca veya genel hükümlere göre yetki vereceği kişi veya kurumlarca tarımsal üretim yapmaya istekli kişilere kiralanması ve elde edilen kira gelirlerinin de hak sahiplerine verilmesi düzenlenmektedir.
Hak sahiplerine ulaşılamayan veya mülkiyeti ihtilaflı arazilerin muhtemel hak sahiplerinin kira gelirlerinden kayba uğramamaları için de bu şekildeki arazilerden elde edilen gelirlerin nemalandırılarak arazilere özgülenmiş hesaplarda tutulmak suretiyle hak sahipleri belli olduğunda onlara dağıtımının sağlanması ve ayrıntıların ikincil mevzuatla düzenlenmesi öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Tarımsal üretim; insanların gıda teminini sağlamasının yanında, üretim araçlarının kullanılması ile hem yatırım aynı zamanda istihdam sağlamaya olanak veren üretim faaliyetidir. Bu bağlamda tarımsal üretimin gerçekleştirilmesi kırsal kalkınma açısından da önemli olup, tarımsal üretimin devamlılığını sağlamaya yönelik tedbirler alınması gerekmektedir.
Günümüzde gıda güvenliğinin ve üretimin sürdürülebilirliği önem arz etmekte olup, son yıllarda vuku bulan Covid-19 pandemisi, iklim değişikliği gibi nedenlerle tarımsal üretim ülkelerin öncelik sıralaması bakımından üst sıralara çıkmıştır. Ülkemizde yaklaşık 656 bin hektar gerçek veya tüzel kişilerin mülkiyetinde olan tarım arazileri; hisselilik, parçalılık, mülkiyet ihtilafları, göç gibi nedenlerle atıl durumda bulunmaktadır.
Ülkemizin gıda güvenliği, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması, atıl durumda bulunan tarım arazilerinin tarımsal üretime kazandırılması; üretim planlanması ve tarım arazilerinin etkin ve verimli kullanımı açılarından önem arz etmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı kayıtlarında tarım arazilerinin yaklaşık % 63’ü Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı durumdadır.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nca gerek arazi alım-satımı gerekse kiracılık konularında, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8/K maddesi uyarınca aracılık faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi planlanmış olup kiralamaya konu atıl tarım arazisinin ilanı ve kira sözleşmesinin hazırlanması gibi iş ve işlemler dijital ortamda gerçekleştirilebilecektir.
Ülkemizde yaklaşık 656 bin hektar tarım arazisi çeşitli nedenlerle atıl durumda olduğundan, söz konusu arazilerin üretime kazandırılmasıyla yıllık yaklaşık 14 Milyar TL ekonomik kaybın önüne geçilebilecektir.
Dolayısıyla yukarıda belirtilen nedenlerle tarımsal üretim imkânı olan arazilerin atıl halde kalması milli ekonomimiz açısından büyük bir kayıp oluşturduğu gibi, aynı zamanda gıda arz güvenliğimizin sağlanmasına yönelik üretim planlamalarını da olumsuz yönde etkilemektedir.
Yapılacak kanuni düzenleme ile bu şekilde atıl durumda bulunan arazilerin özüne ve mülkiyet hakkına dokunulmaksızın, kamu yararı gözetilerek üretime kazandırılması ve bu şekilde ülke ekonomisine katkı sağlanması amaçlanmaktadır.
Malikleri veya hak sahipleri tarafından uzun süredir işlenmeyen veya mülkiyeti ihtilafları nedeniyle işlenmeyen tarım arazilerinin devlet eliyle veya yetkilendireceği kurum veya kuruluşlar eliyle tarımsal üretim yapacaklara kiralanabilmesi ve kira gelirlerinin hak sahiplerine verilmesi şeklindeki bir yöntem hem ekonomiye katkı sağlayacak hem de tek başına arazisinden bir gelir elde edemeyen vatandaşlara ek gelir sağlayabilecektir.
Öngörülen yöntem mülkiyetin aynına ve miras haklarına dokunmadığından Anayasa ile teminat altına alınmış olan mülkiyet hakkını zedeleyen bir yönü de bulunmamaktadır. Anayasanın 35 inci maddesinde “Herkes mülkiyet ve miras hakkına sahiptir” denildikten sonra bu hakların ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği ve mülkiyet hakkının toplum yararına aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Atıl durumda bulunan tarım arazilerinin kiralama yöntemiyle üretime kazandırılması yukarıda hükümlerine yer verilen Anayasanın 35 inci maddesinin bir gereğidir. Zira tarıma özgülenmiş arazilerin üretim amacıyla kullanılmaması ve atıl durumda bırakılmasının toplum yararına uygun olduğundan bahsedilemez. Zira tarımsal ürünler toplumun devamı için vazgeçilmez ürünlerdir.
Tarımsal üretimin devamlılığı toplumsal hayatın sağlıklı bir şekilde devamının teminatıdır. Atıl tarım arazilerinin işlenerek üretime kazandırılması, toplumun gıda güvenliğini temin etmek bakımından üstün bir kamu yararı barındırmaktadır. Aynı maddede mülkiyet hakkının kanunla kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği belirtilmiştir.
Aslında yapılan düzenleme ile mülkiyet hakkının sınırlandırılmasından söz edilmesi imkânı bulunmamaktadır. Zira kişinin kendisinin tarımsal faaliyette bulunmak istemesine rağmen arazisinin başkasına kiralanması söz konusu değildir. Kamu yararına binaen kullanılmayan arazinin üretime kazandırılması söz konusudur. Dolayısıyla yapılan düzenlemenin Anayasanın gereklerine uygun olduğu da açıktır. Öngörülen düzenleme ile arazinin bir yıl işlenmemesi arazi üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığına karine teşkil etmekte ve bu şekildeki arazilerin Tarım ve Orman Bakanlığınca veya genel hükümlere göre yetki vereceği kişi veya kurumlarca tarımsal üretim yapmaya istekli kişilere kiralanması ve elde edilen kira gelirlerinin de hak sahiplerine verilmesi düzenlenmektedir.
Hak sahiplerine ulaşılamayan veya mülkiyeti ihtilaflı arazilerin muhtemel hak sahiplerinin kira gelirlerinden kayba uğramamaları için de bu şekildeki arazilerden elde edilen gelirlerin nemalandırılarak arazilere özgülenmiş hesaplarda tutulmak suretiyle hak sahipleri belli olduğunda onlara dağıtımının sağlanması ve ayrıntıların ikincil mevzuatla düzenlenmesi öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Tarımsal üretim; insanların gıda teminini sağlamasının yanında, üretim araçlarının kullanılması ile hem yatırım aynı zamanda istihdam sağlamaya olanak veren üretim faaliyetidir. Bu bağlamda tarımsal üretimin gerçekleştirilmesi kırsal kalkınma açısından da önemli olup, tarımsal üretimin devamlılığını sağlamaya yönelik tedbirler alınması gerekmektedir.
Günümüzde gıda güvenliğinin ve üretimin sürdürülebilirliği önem arz etmekte olup, son yıllarda vuku bulan Covid-19 pandemisi, iklim değişikliği gibi nedenlerle tarımsal üretim ülkelerin öncelik sıralaması bakımından üst sıralara çıkmıştır. Ülkemizde yaklaşık 656 bin hektar gerçek veya tüzel kişilerin mülkiyetinde olan tarım arazileri; hisselilik, parçalılık, mülkiyet ihtilafları, göç gibi nedenlerle atıl durumda bulunmaktadır.
Ülkemizin gıda güvenliği, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması, atıl durumda bulunan tarım arazilerinin tarımsal üretime kazandırılması; üretim planlanması ve tarım arazilerinin etkin ve verimli kullanımı açılarından önem arz etmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı kayıtlarında tarım arazilerinin yaklaşık % 63’ü Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı durumdadır.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nca gerek arazi alım-satımı gerekse kiracılık konularında, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8/K maddesi uyarınca aracılık faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi planlanmış olup kiralamaya konu atıl tarım arazisinin ilanı ve kira sözleşmesinin hazırlanması gibi iş ve işlemler dijital ortamda gerçekleştirilebilecektir.
Ülkemizde yaklaşık 656 bin hektar tarım arazisi çeşitli nedenlerle atıl durumda olduğundan, söz konusu arazilerin üretime kazandırılmasıyla yıllık yaklaşık 14 Milyar TL ekonomik kaybın önüne geçilebilecektir.
Dolayısıyla yukarıda belirtilen nedenlerle tarımsal üretim imkânı olan arazilerin atıl halde kalması milli ekonomimiz açısından büyük bir kayıp oluşturduğu gibi, aynı zamanda gıda arz güvenliğimizin sağlanmasına yönelik üretim planlamalarını da olumsuz yönde etkilemektedir.
Yapılacak kanuni düzenleme ile bu şekilde atıl durumda bulunan arazilerin özüne ve mülkiyet hakkına dokunulmaksızın, kamu yararı gözetilerek üretime kazandırılması ve bu şekilde ülke ekonomisine katkı sağlanması amaçlanmaktadır.
Malikleri veya hak sahipleri tarafından uzun süredir işlenmeyen veya mülkiyeti ihtilafları nedeniyle işlenmeyen tarım arazilerinin devlet eliyle veya yetkilendireceği kurum veya kuruluşlar eliyle tarımsal üretim yapacaklara kiralanabilmesi ve kira gelirlerinin hak sahiplerine verilmesi şeklindeki bir yöntem hem ekonomiye katkı sağlayacak hem de tek başına arazisinden bir gelir elde edemeyen vatandaşlara ek gelir sağlayabilecektir.
Öngörülen yöntem mülkiyetin aynına ve miras haklarına dokunmadığından Anayasa ile teminat altına alınmış olan mülkiyet hakkını zedeleyen bir yönü de bulunmamaktadır. Anayasanın 35 inci maddesinde “Herkes mülkiyet ve miras hakkına sahiptir” denildikten sonra bu hakların ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği ve mülkiyet hakkının toplum yararına aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Atıl durumda bulunan tarım arazilerinin kiralama yöntemiyle üretime kazandırılması yukarıda hükümlerine yer verilen Anayasanın 35 inci maddesinin bir gereğidir. Zira tarıma özgülenmiş arazilerin üretim amacıyla kullanılmaması ve atıl durumda bırakılmasının toplum yararına uygun olduğundan bahsedilemez. Zira tarımsal ürünler toplumun devamı için vazgeçilmez ürünlerdir.
Tarımsal üretimin devamlılığı toplumsal hayatın sağlıklı bir şekilde devamının teminatıdır. Atıl tarım arazilerinin işlenerek üretime kazandırılması, toplumun gıda güvenliğini temin etmek bakımından üstün bir kamu yararı barındırmaktadır. Aynı maddede mülkiyet hakkının kanunla kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği belirtilmiştir.
Aslında yapılan düzenleme ile mülkiyet hakkının sınırlandırılmasından söz edilmesi imkânı bulunmamaktadır. Zira kişinin kendisinin tarımsal faaliyette bulunmak istemesine rağmen arazisinin başkasına kiralanması söz konusu değildir. Kamu yararına binaen kullanılmayan arazinin üretime kazandırılması söz konusudur. Dolayısıyla yapılan düzenlemenin Anayasanın gereklerine uygun olduğu da açıktır. Öngörülen düzenleme ile arazinin bir yıl işlenmemesi arazi üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığına karine teşkil etmekte ve bu şekildeki arazilerin Tarım ve Orman Bakanlığınca veya genel hükümlere göre yetki vereceği kişi veya kurumlarca tarımsal üretim yapmaya istekli kişilere kiralanması ve elde edilen kira gelirlerinin de hak sahiplerine verilmesi düzenlenmektedir.
Hak sahiplerine ulaşılamayan veya mülkiyeti ihtilaflı arazilerin muhtemel hak sahiplerinin kira gelirlerinden kayba uğramamaları için de bu şekildeki arazilerden elde edilen gelirlerin nemalandırılarak arazilere özgülenmiş hesaplarda tutulmak suretiyle hak sahipleri belli olduğunda onlara dağıtımının sağlanması ve ayrıntıların ikincil mevzuatla düzenlenmesi öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Tarımsal üretim; insanların gıda teminini sağlamasının yanında, üretim araçlarının kullanılması ile hem yatırım aynı zamanda istihdam sağlamaya olanak veren üretim faaliyetidir. Bu bağlamda tarımsal üretimin gerçekleştirilmesi kırsal kalkınma açısından da önemli olup, tarımsal üretimin devamlılığını sağlamaya yönelik tedbirler alınması gerekmektedir.
Günümüzde gıda güvenliğinin ve üretimin sürdürülebilirliği önem arz etmekte olup, son yıllarda vuku bulan Covid-19 pandemisi, iklim değişikliği gibi nedenlerle tarımsal üretim ülkelerin öncelik sıralaması bakımından üst sıralara çıkmıştır. Ülkemizde yaklaşık 656 bin hektar gerçek veya tüzel kişilerin mülkiyetinde olan tarım arazileri; hisselilik, parçalılık, mülkiyet ihtilafları, göç gibi nedenlerle atıl durumda bulunmaktadır.
Ülkemizin gıda güvenliği, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması, atıl durumda bulunan tarım arazilerinin tarımsal üretime kazandırılması; üretim planlanması ve tarım arazilerinin etkin ve verimli kullanımı açılarından önem arz etmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı kayıtlarında tarım arazilerinin yaklaşık % 63’ü Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı durumdadır.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nca gerek arazi alım-satımı gerekse kiracılık konularında, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8/K maddesi uyarınca aracılık faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi planlanmış olup kiralamaya konu atıl tarım arazisinin ilanı ve kira sözleşmesinin hazırlanması gibi iş ve işlemler dijital ortamda gerçekleştirilebilecektir.
Ülkemizde yaklaşık 656 bin hektar tarım arazisi çeşitli nedenlerle atıl durumda olduğundan, söz konusu arazilerin üretime kazandırılmasıyla yıllık yaklaşık 14 Milyar TL ekonomik kaybın önüne geçilebilecektir.
Dolayısıyla yukarıda belirtilen nedenlerle tarımsal üretim imkânı olan arazilerin atıl halde kalması milli ekonomimiz açısından büyük bir kayıp oluşturduğu gibi, aynı zamanda gıda arz güvenliğimizin sağlanmasına yönelik üretim planlamalarını da olumsuz yönde etkilemektedir.
Yapılacak kanuni düzenleme ile bu şekilde atıl durumda bulunan arazilerin özüne ve mülkiyet hakkına dokunulmaksızın, kamu yararı gözetilerek üretime kazandırılması ve bu şekilde ülke ekonomisine katkı sağlanması amaçlanmaktadır.
Malikleri veya hak sahipleri tarafından uzun süredir işlenmeyen veya mülkiyeti ihtilafları nedeniyle işlenmeyen tarım arazilerinin devlet eliyle veya yetkilendireceği kurum veya kuruluşlar eliyle tarımsal üretim yapacaklara kiralanabilmesi ve kira gelirlerinin hak sahiplerine verilmesi şeklindeki bir yöntem hem ekonomiye katkı sağlayacak hem de tek başına arazisinden bir gelir elde edemeyen vatandaşlara ek gelir sağlayabilecektir.
Öngörülen yöntem mülkiyetin aynına ve miras haklarına dokunmadığından Anayasa ile teminat altına alınmış olan mülkiyet hakkını zedeleyen bir yönü de bulunmamaktadır. Anayasanın 35 inci maddesinde “Herkes mülkiyet ve miras hakkına sahiptir” denildikten sonra bu hakların ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği ve mülkiyet hakkının toplum yararına aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Atıl durumda bulunan tarım arazilerinin kiralama yöntemiyle üretime kazandırılması yukarıda hükümlerine yer verilen Anayasanın 35 inci maddesinin bir gereğidir. Zira tarıma özgülenmiş arazilerin üretim amacıyla kullanılmaması ve atıl durumda bırakılmasının toplum yararına uygun olduğundan bahsedilemez. Zira tarımsal ürünler toplumun devamı için vazgeçilmez ürünlerdir.
Tarımsal üretimin devamlılığı toplumsal hayatın sağlıklı bir şekilde devamının teminatıdır. Atıl tarım arazilerinin işlenerek üretime kazandırılması, toplumun gıda güvenliğini temin etmek bakımından üstün bir kamu yararı barındırmaktadır. Aynı maddede mülkiyet hakkının kanunla kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği belirtilmiştir.
Aslında yapılan düzenleme ile mülkiyet hakkının sınırlandırılmasından söz edilmesi imkânı bulunmamaktadır. Zira kişinin kendisinin tarımsal faaliyette bulunmak istemesine rağmen arazisinin başkasına kiralanması söz konusu değildir. Kamu yararına binaen kullanılmayan arazinin üretime kazandırılması söz konusudur. Dolayısıyla yapılan düzenlemenin Anayasanın gereklerine uygun olduğu da açıktır. Öngörülen düzenleme ile arazinin bir yıl işlenmemesi arazi üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığına karine teşkil etmekte ve bu şekildeki arazilerin Tarım ve Orman Bakanlığınca veya genel hükümlere göre yetki vereceği kişi veya kurumlarca tarımsal üretim yapmaya istekli kişilere kiralanması ve elde edilen kira gelirlerinin de hak sahiplerine verilmesi düzenlenmektedir.
Hak sahiplerine ulaşılamayan veya mülkiyeti ihtilaflı arazilerin muhtemel hak sahiplerinin kira gelirlerinden kayba uğramamaları için de bu şekildeki arazilerden elde edilen gelirlerin nemalandırılarak arazilere özgülenmiş hesaplarda tutulmak suretiyle hak sahipleri belli olduğunda onlara dağıtımının sağlanması ve ayrıntıların ikincil mevzuatla düzenlenmesi öngörülmektedir.