İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 14. hâli

Bankacılık Kanunu

Kanun numarası
5411
Kabul tarihi
19.10.2005
Resmî Gazete
01.11.2005 / 25983 (mükerrer)
Düstur
5. tertip, cilt 45
Son değişiklik
01.02.2024
Madde sayısı
206

Altıncı Kısım

Denetim ve Alınacak Önlemler

Madde 65

Denetim

Bu Kanun kapsamındaki kuruluşlar ve bunların faaliyetleri, Kurumun denetim ve gözetimine tâbidir.

Kurum, bankaların genel kurul toplantılarına gözlemci sıfatıyla temsilci gönderebilir.

Madde gerekçesi

Kanunun amacı doğrultusunda, kapsamda zikredilen kuruluşların Kanun hükümlerine uyumunun zamanında ve süreklilik arz edecek şekilde izlenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu husus, uluslararası uygulamalarda da görüldüğü üzere, etkin bir denetimin sağlanabilmesi amacıyla, sadece yerinde yapılacak denetimlere bağlı olmamalı, aynı zamanda Kurum tarafından istenen bilgi, belge ve raporlamalar üzerinden Kurum bünyesinde yapılacak gözetim faaliyetleri ile bütünlük arz etmelidir. Bu amaçla, söz konusu kuruluşlar ve bunların faaliyetlerinin Kurumun denetim ve gözetimine tâbi olduğu hükmolunmuştur.

Kuruma, lüzum görülmesi hâlinde, bankaların genel kurul toplantılarına gözlemci sıfatıyla temsilci gönderme yetkisi tanınarak denetimin etkinliğinin artırılması amaçlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 66 gerekçesi

Madde 66

Konsolide denetim

Bu Kanunun 43 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü gereğince, konsolide bazda sınırlama ve oranlara tâbi olan ana ortaklık bankalar ve bunların yurt içi ve yurt dışı bağlı ortaklıkları, birlikte kontrol edilen ortaklıkları, şube ve temsilcilikleri konsolide denetime tâbidir.

Birinci fıkrada belirtilen kuruluşlar, öncelikle iç kontrol, risk yönetimi ve iç denetim sistemleri, muhasebe ve finansal raporlama birimi, finansal tablolar ve raporları ile risk grubuna kullandırılan kredilere ilişkin bilgi ve belgeler olmak üzere her türlü kayıt, bilgi, belge, yapı ve sistemlerini konsolide denetime uygun ve hazır hale getirmek zorundadırlar.

Bağlı ortaklık ve birlikte kontrol edilen ortaklıkların bu Kanun uyarınca yapılacak konsolide denetimi, gerek duyulması hâlinde, Kurum ve konsolide denetime tâbi kuruluşların denetimi ve gözetimi ile yetkili mercilerle birlikte gerçekleştirilir. Denetim sonuçları ile denetime esas bilgi ve belgeler anılan yetkili mercilerin görüşü alınarak Kurulca belirlenecek usûl ve esaslara göre paylaşılır ve kullanılır.

Madde gerekçesi

Bankaların malî bünyeleri kendi faaliyetlerinin yanında yurt içi ve yurt dışı bağlı ortaklıkları, nitelikli paya sahip oldukları ortaklıkları ve birlikte kontrol ettikleri ortaklıkları ile yurt dışı şube veya temsilciliklerinin faaliyet sonuçlarından etkilenmektedir. Söz konusu ortaklık, şube veya temsilciliklerden kaynaklanabilecek risklerin bankaların malî bünyesini zayıflatabilme olasılığı bulunmaktadır. Bu tür durumlara mahal vermemek amacıyla, ana ortaklık bankalar ile bunların yukarıda belirtilen ortaklık, şube ve temsilciliklerinin konsolide denetime tâbi tutulması öngörülmüştür.

Yukarıda belirtilen kuruluşların, başta iç kontrol, risk yönetimi ve iç denetim sistemleri, muhasebe ve finansal raporlama birimi, finansal tablolar ve raporları ile risk grubuna kullandırılan kredilere ilişkin bilgi ve belgeler olmak üzere her türlü kayıt, bilgi, belge, yapı ve sistemlerini konsolide denetime uygun hâle getirmek zorunda oldukları belirtilmek suretiyle konsolide denetimde kullanılacak gerekli araçların, denetimi kolaylaştıracak bir şekilde hazır bulundurulması amaçlanmıştır.

Diğer taraftan Avrupa Birliği direktifleri çerçevesinde, ülkemiz koşulları da dikkate alınarak, gerek duyulması hâlinde bağlı ortaklık ve iştiraklerin denetiminin Sermaye Piyasası Kurulu veya Hazine Müsteşarlığı gibi yetkili merciler ile birlikte gerçekleştirilmesi öngörülmüş ve elde edilecek denetim sonuçlarının kurumlar arası işbirliği çerçevesinde paylaşılması ve kullanılması esaslarının Kurul tarafından belirleneceği hükme bağlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 67 gerekçesi

Madde 66/A

Bankalarca hazırlanacak önlem planı

1 değişiklik

(Ek:20/2/2020-7222/6 md.)

Kurulca sistemik önemli olarak belirlenen bankalar, Kanun ve Kanuna istinaden çıkarılan düzenlemelerde yer alan koruyucu hükümlere uyumsuzluk nedeniyle veya sair suretle mali bünyelerinde bozulma yaratacak hâllerden herhangi birinin görülmesi veya görülme ihtimalinin ortaya çıkması hâlinde alınacak tedbirlerin önceden belirlenmesi maksadıyla, Kurulca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde önlem planı hazırlamak ve Kuruma göndermekle yükümlüdür.

Bu bankalar, konsolide veya konsolide olmayan bazda yaptıkları değerlendirmeler sonucunda, mali bünyelerinde bozulma yaratacak hâllerden herhangi birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin ortaya çıkması durumlarında, önlem planında yer alan konsolide veya konsolide olmayan bazda uygulanacak tedbirleri almak ve ivedilikle Kuruma bilgi vermekle yükümlüdür.

Kurumca konsolide veya konsolide olmayan bazda yapılan denetimler sonucunda mali bünyede bozulma meydana getirecek hâllerin gerçekleştiğinin veya gerçekleşme ihtimalinin tespit edilmesi hâlinde Kurum, bankadan önlem planında yer alan tedbirlerden birini veya birkaçını almasını isteyebilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurulca belirlenir.

Madde 67

Önlem alınmasını gerektiren hâller

1 değişiklik

Konsolide veya konsolide olmayan bazda yapılan denetimler sonucunda bir bankanın;

a) Aktiflerinin vade itibarıyla yükümlülüklerini karşılayamama tehlikesiyle karşı karşıya gelmesi ya da likiditeye ilişkin düzenlemelere uymaması,

b) Gelir ve giderleri arasındaki ilgi ve dengelerin bozulması nedeniyle kârlılığın faaliyetleri emin bir şekilde yürütecek yeterlilikte olmaması,

c) Özkaynaklarının sermaye yeterliliğine ilişkin düzenlemelere göre yetersiz olması veya bu durumun gerçekleşmek üzere bulunması,

d) Aktif kalitesinin malî bünyeyi zayıflatabilecek şekilde bozulması,

e) Bu Kanuna ve ilgili düzenlemelere veya Kurulca alınan kararlara aykırı nitelikte karar, işlem ve uygulamalarının bulunması,

f) İç denetim, iç kontrol ve risk yönetim sistemlerini kurmaması veya bu sistemleri etkin ve yeterli bir şekilde işletmemesi veya denetimi engelleyici herhangi bir hususun bulunması,

g) Yönetiminin basiretsizliği nedeniyle bu Kanun ve ilgili mevzuat ile tanımlanmış risklerin önemli ölçüde artması veya malî bünyeyi zayıflatabilecek şekilde yoğunlaşması,

h) (Ek:20/2/2020-7222/7 md.) 66/A maddesi kapsamında önlem planında öngörülen tedbirleri derhal almaması, alınan tedbirlere rağmen sorunların giderilememesi veya tedbirlerin alınması durumunda dahi sonuç alınamayacağının belirlenmesi,

Hâllerinden herhangi birinin tespit edilmesi durumunda, bu Kanunun 68 inci, 69 uncu ve 70 inci maddelerinde öngörülen tedbirler derhal alınır.

Madde gerekçesi

Temel işlevi fon fazlası olan kesimlerin bu fonlarını fona ihtiyacı olan kesimlere aktarmak olan bankalar, birer itibar müessesesi olması nedeniyle güven ortamında çalışmak zorundadır.

Bankacılığın temel fonksiyonu söz konusu fon tahsisini yaparken maruz kaldıkları riski yönetmektir. Bankacılık, ekonomik faktörlerden hızlı ve yoğun bir şekilde etkilenen ve etkilerini ekonominin diğer alanlarına hızla aktaran kırılgan bir sektördür. Bu gelişmiş ülkeler için olduğu kadar, ülkemiz için de geçerli bir olgudur. Ekonominin genelinde yaşanan sorunlar banka bilançolarına doğrudan yansıdığı gibi, banka yönetiminin yanlış veya kötü tercih ve uygulamaları da, bankaların malî bünyelerini tahrip edebilmektedir.

Bir bankada yaşanan sorun, bankacılık sisteminin genelinin istikrarını tehdit edebilmektedir. Genel ekonominin sağlamlığının korunması ve halktan toplanan tasarruf mevduatının Devlet tarafından güvence altına alınmış olması olgusu, malî bünyesi zafiyete uğrayan bankalara Devlet müdahalesini, düzelemeyecek kadar kötü durumda olan bankaların ise özel bir yöntemle tasfiye edilmelerini gerekli kılmaktadır.

2000 ve 2001 krizleri sonucunda Türk malî sektörüne, özellikle de bankacılık sistemine olan güven ciddi olarak zedelenmiştir. Güven sorununun bulunduğu durumlarda, güvenin çok kısa sürede ve gerçekçi olarak sağlanması ekonomide istikrarın oluşturulması açısından zorunludur. Küreselleşmenin bugün ulaştığı noktada, yurt içinden veya yurt dışından kaynaklanan olumsuzlukların malî sektörden başlayıp tüm sektörleri etkilediği bir ortamda, finansal piyasaların güvenilirliğinin bozulmaması, finansal sektörün ekonominin ihtiyaçlarına uygun olarak büyümesi daha da büyük önem taşımaktadır.

1994 yılından bugüne kadar ortaya çıkan bankacılık krizlerinin kamuya yüklediği zararın tahsil edilmek suretiyle tasfiyesi için yoğun emek sarf edildiği bu dönemde, bankacılık sisteminin gözetim ve denetiminin ve alınan tedbirlerin önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun "Denetlemeler sonucunda alınacak tedbirler" başlıklı 14 üncü maddesi ve devamındaki 15, 16 ve 17 nci maddeler, yapılan değişiklikler ve ilâvelerin de etkisiyle oldukça karmaşık bir yapı sergilemektedir.

Bankaların gözetim ve denetimleri sonucu alınacak tedbirler, taşıdıkları öneme binaen, kanun yapma sanatı ve tekniği ilkeleri dikkate alınarak, sistemin işleyişi açısından faydalı olacağı düşüncesiyle yapılan ilâvelerle birlikte sürecin daha iyi anlaşılabilir kılınması için, bu maddede ve müteakip 69, 70, 71, 72 ve 73 üncü maddelerde daha sistematik hâle getirilmiştir.

Kamu gözetim ve denetimi sonucunda bir bankaya uygulanacak tedbirlerde asıl olan, ilk etapta bankaların sorunlu hâle gelmelerini önlemek, ikinci aşamada malî bünyelerinde zafiyet olması durumunda, bunları ıslah etmeye yönelik uygun tedbirleri almak ve son olarak düzelme ümidi kalmamış bankalara maliyeti asgarî düzeyde tutmak şartıyla çözümleme yöntemlerini uygulamaktır.

Bu meyanda, söz konusu maddede bir banka hakkında önlem alınması gereken hâller tadadi usûl kullanılarak düzenlenmiştir.

Maddede belirtilen hâllerden herhangi birinin tespit edilmesi durumunda aşamalı olarak 69 uncu maddede hüküm altına alınan düzeltici önlemlerin, 70 inci maddede düzenlenen iyileştirici önlemlerin ve 71 inci madde konusu kısıtlayıcı önlemlerin alınması öngörülmüştür.

Bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 14 üncü maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkralarında belirtilen hususlara ilâve olarak bir bankanın aktif kalitesinin malî bünyeyi zayıflatabilecek şekilde bozulması, bu Kanuna ve ilgili düzenlemelere veya Kurulca alınan kararlara aykırı nitelikte karar, işlem ve uygulamalarının bulunması, iç denetim, iç kontrol ve risk yönetim sistemlerini kurmaması veya bu sistemleri etkin ve yeterli bir şekilde işletmemesi veya denetimi engelleyici herhangi bir hususun bulunması, yönetiminin basiretsizliği nedeniyle bu Kanun ve ilgili mevzuat ile tanımlanmış risklerin önemli ölçüde artması ve/veya malî bünyeyi zayıflatabilecek şekilde yoğunlaşması önlem alınmasını gerektiren hâller içinde sayılmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 68 gerekçesi

Madde 68

Düzeltici önlemler

1 değişiklik

Kurum, 67 nci maddede düzenlenen;

a) (a), (b), (c), (d) ve (h) bentlerindeki hâllerden birinin veya birkaçının tespiti hâlinde, bankanın özkaynağının artırılması veya kâr dağıtımının geçici bir süreyle durdurularak ihtiyatlara aktarılması veya ayrılan karşılıkların artırılması, hissedarlara kredi verilmesinin durdurulması veya aktiflerin elden çıkarılması suretiyle likidite temin edilmesi veya yeni yatırımların sınırlandırılması veya durdurulması, ücret ve diğer ödemelerin sınırlandırılması, uzun vadeli yatırımların durdurulması,[11]

b) (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerden birinin veya birkaçının varlığı hâlinde bu aykırılıkların giderilmesi, kredi politikasının gözden geçirilerek riskli işlemlerin durdurulması, maruz kalınan vade, kur veya faiz riskinin azaltılması için gerekli önlemlerin alınması,

Tedbirlerinden bir veya birkaçının ya da tamamının ve Kurumca uygun görülecek diğer tedbirlerin, Kurumun uygun göreceği bir süre ve onaylayacağı bir program dahilinde alınmasını ve uygulanmasını bankanın yönetim kurulundan ister.

Madde gerekçesi

Bu madde ile 68 inci maddede sayılan önlem alınmasını gerektiren hâllerden bir ya da bir kaçının tespiti hâlinde alınacak düzeltici tedbirler hüküm altına alınmaktadır. Bu madde ile gözetim ve denetim sonucunda malî bünyesinde sorunlar tespit edilen bir bankanın ilk olarak bu sorunları Kurumun uygun göreceği ve onaylayacağı bir plân dâhilinde "kendi kendine düzeltme"si teşvik edilmekte, gözetim ve denetim otoritesinin bu süreçte öngördüğü tedbirler, bankanın malî yapısının düzeltilmesine yönelik yapıcı eleştiri ve tavsiyeler niteliğini taşımakta ve bankayı yönlendirmektedir. Madde ile amaçlanan, bankanın malî bünyesinin sağlamlığı bozulmadan 70 ve 71 inci maddelerdeki tedbirlere göre daha "hafif" nitelikte olan düzeltici tedbirlerin alınmasıdır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 69 gerekçesi

Madde 69

İyileştirici önlemler

1 değişiklik

Banka tarafından 68 inci maddede yer alan önlemlerin alınmaması veya alınan önlemlere rağmen sorunların giderilememesi ya da bu tedbirlerin alınması durumunda dahi sonuç alınamayacağının Kurumca belirlenmesi hâlinde Kurul;

a) 67 nci maddenin (a), (b), (c), (d) ve (h) bentlerinde sayılan hallerden herhangi birinin veya birkaçının gerçekleşmesi durumunda, malî bünyenin düzeltilmesi, sermaye yeterliliği veya likidite düzeylerinden birinin ya da her ikisinin yükseltilmesi, uygun bir süre vererek uzun vadeli veya duran varlıkların elden çıkarılması, işletme ve yönetim giderlerinde kısıntıya gidilmesini veya mensuplarına her ne ad altında olursa olsun düzenli olarak ödenenler dışındaki ödemelerin durdurulması, belirli kişi, kurum, risk grubu veya sektörlere nakdî ve gayrinakdî kredi kullandırımının sınırlandırılması veya yasaklanması,[12]

b) 67 nci maddenin (e), (f) ve (g) bentleri ile ilgili olarak aykırılıkların giderilmesi, karar, işlem ve uygulamalarda yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu bulunması hâlinde genel kurulun en kısa sürede olağanüstü toplantıya çağrılarak yönetim kurulu üyelerinden bir veya birkaçının veya tamamının değiştirilmesi veya üye sayısını artırarak üye atanması veya karar ve işlemlerde sorumluluğu bulunan mensuplarının görevden alınması veya maruz kalınan risklerin azaltılması için kısa, orta ve uzun vadeli olmak üzere Kurulca uygun görülecek bir program oluşturulması ve yönetim kurulu üyeleri ile nitelikli paya sahip ortaklarından, bu programın yazılı olarak taahhüt edilmesi ve belirlediği dönemler itibarıyla uygulama sonuçlarının gönderilmesi,

De dâhil olmak üzere, uygun göreceği her türlü tedbirin alınmasını ve ivedilikle uygulanmasını banka yönetim kurulundan ister.

Madde gerekçesi

Bu madde ile 69 uncu maddede yer alan önlemleri almayan ya da almasına rağmen sonuç alınamayacağı belirlenen bankalar hakkında alınması öngörülen tedbirler düzenlenmektedir.

Madde ile bankanın yönetim kurulunun ve mensuplarının yapısına, uzun vadeli veya duran varlıklarının elden çıkarılmasına, kredi kullandırımının sınırlandırılmasına ve bu gibi temel unsurlarına müdahale niteliği taşıyan önlemler hüküm altına alınmaktadır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 70 gerekçesi

Madde 70

Kısıtlayıcı önlemler

Banka tarafından 68 inci ve/veya 69 uncu maddelerde yer alan önlemlerin alınmaması veya alınan önlemlere rağmen sorunların giderilememesi ya da bu tedbirlerin alınması durumunda dahi sonuç alınamayacağının belirlenmesi hâlinde Kurul bankadan;

a) Faaliyetlerini, faaliyet türleri itibarıyla tüm teşkilatını veya gerekli görülecek yurt içi veya yurt dışı şubelerini veya muhabirlerle ilişkilerini kapsayacak şekilde kısıtlaması veya geçici olarak durdurulması,

b) Kaynakların toplanması ve kullandırılmasına ilişkin olarak faiz oranı ve vade kısıtlamaları da dâhil olmak üzere, her türlü sınırlama ve kısıtlama getirmesi,

c) Yönetim kurulu da dâhil olmak üzere genel müdür, genel müdür yardımcıları, ilgili birim ve şube yöneticilerinin bir kısmını veya tamamını görevden alması, görevden alınan kişilerin yerine atanacak veya seçilecek kişiler için Kurumdan onay alınması,

d) Sigortaya tâbi mevduat veya katılım fonu tutarını aşmamak ve yeterli teminatı hâkim ortakların hisse senetlerinden veya diğer malvarlıklarından karşılanmak üzere uzun vadeli kredi sağlaması,

e) Zarar doğurduğu tespit edilen faaliyetlerinin sınırlandırılması veya durdurulması, verimi düşük veya verimsiz varlıklarının elden çıkarılması,

f) İstekli olan bir veya birkaç banka ile birleşmesi,

g) Özkaynakların artırılmasını sağlamak amacıyla uygun görülecek yeni hissedarlar bulunması,

h) Doğan zararın özkaynaktan indirilmesi,

Tedbirlerinden bir ya da birkaçının veya uygun göreceği diğer tedbirlerin alınmasını ve uygulanmasını ister.

Madde gerekçesi

Bu maddede, 69 ve/veya 70 inci maddede yer alan önlemleri almayan ya da almasına rağmen sorunları giderilemeyen veya bu tedbirlerin alınması hâlinde dahi sonuç alınamayacağı belirlenen bankalar hakkında alınması öngörülen tedbirler düzenlenmektedir.

69 ve 70 inci maddelerin uygulanmasına rağmen bankanın durumunda bir düzelme ve iyileşme katedilememesi durumunda, bankanın faaliyetlerinin sınırlandırılması ya da geçici olarak durdurulması, faiz oranı ve vadelere sınırlama ve kısıtlamalar getirilmesi, yönetim kurulunun ve yöneticilerinin tamamen ya da kısmen görevden alınması, doğan zararın özkaynaktan indirilmesi ve bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanunundan farklı olarak sigortaya tâbi mevduat veya katılım fonu tutarını aşmamak ve yeterli teminatı hâkim ortakların hisse senetlerinden veya diğer mal varlıklarından karşılanmak üzere uzun vadeli kredi sağlaması ile bankanın başka bir bankayla birleştirilmesi gibi bankanın yönetim ve teşkilat yapısının değiştirilmesine yönelik aslî kısıtlayıcı tedbirler öngörülmektedir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 71 gerekçesi

Madde 71

Faaliyet izninin kaldırılması veya Fona devir

Denetlemeler sonucunda bir bankayla ilgili olarak;

a) Bu Kanunun 70 inci maddesi kapsamında alınması istenen tedbirlerin Kurul tarafından verilen süre içerisinde ya da her halükârda en geç oniki ay içinde kısmen ya da tamamen alınmaması ya da bu tedbirleri kısmen veya tamamen almış olmasına rağmen, malî bünyesinin güçlendirilmesine imkân bulunmadığı veya bu tedbirler alınmış olsa dahi malî bünyesinin güçlendirilemeyeceğinin tespit edilmesi,

b) Faaliyetine devamının mevduat ve katılım fonu sahiplerinin hakları ve malî sistemin güven ve istikrarı bakımından tehlike arz ettiğinin ortaya çıkması,

c) Yükümlülüklerini vadesinde yerine getiremediğinin tespit edilmesi,

d) Yükümlülüklerinin toplam değerinin varlıklarının toplam değerini aşması,

e) Hâkim ortaklarının veya yöneticilerinin, banka kaynaklarını, bankanın emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek biçimde doğrudan veya dolaylı veya dolanlı olarak kendi lehlerine kullanması veya dolanlı olarak kaynak kullandırması ve bankayı bu suretle zarara uğratması,

Hâllerinden bir veya birkaçının varlığı durumunda Kurul, en az beş üyesinin aynı yöndeki oyuyla alınan kararla bankanın faaliyet iznini kaldırmaya ya da kredi kuruluşunun temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimini, zararın mevcut ortakların sermayesinden indirilmesi kaydıyla kısmen veya tamamen devri, satışı veya birleştirilmesi amacıyla Fona devretmeye yetkilidir.

Faaliyet izni kaldırılan kredi kuruluşları bu Kanunda yer alan hükümlere göre, kalkınma ve yatırım bankaları ise genel hükümlere göre tasfiye edilir.

Bu madde kapsamında alınan Kurul kararları Resmî Gazete’de yayımlanır. Yayım tarihi ilgililer bakımından tebliğ tarihi olarak kabul edilir.

Madde gerekçesi

Bu madde, bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 14 üncü maddesinin (3) numaralı fıkrası ile (4) numaralı fıkrası birleştirilmek ve bir takım ilâveler yapılmak suretiyle düzenlenmiştir.

Malî bünye zafiyeti bulunan banka hakkında alınan düzeltici, iyileştirici ve kısıtlayıcı tedbirlere rağmen en sonunda en etkin çözümün bankanın tasfiyesi olduğuna karar verilebilir. Bu tür bir seçim, bankanın değeriyle ilgili ciddi kaygıların olması ve bankanın yaşamasının vergi mükelleflerinin yükünü önemli ölçüde artırmasının söz konusu olması durumunda gündeme gelir. Gerekli olduğu durumlarda bankaların tasfiyesi suretiyle malî sistemden çıkarılmaları uluslararası en iyi uygulamaların da bir parçasıdır.

Maddede bu esaslar gözetilerek, bir bankanın; Kanunun 71 inci maddesi kapsamında alınması istenen tedbirlerin Kurul tarafından verilen süre içerisinde ya da her halükarda en geç on iki ay içinde kısmen ya da tamamen almaması ya da bu tedbirleri kısmen veya tamamen almış olmasına rağmen, malî bünyesinin güçlendirilmesine imkân bulunmaması ya da bu tedbirleri almış olsa dahi malî bünyesinin güçlendirilemeyeceğinin tespit edilmesi hâllerinde veya faaliyetine devamının mevduat ve katılım fonu sahiplerinin hakları ve malî sistemin güven ve istikrarı bakımından tehlike arz ettiğinin ortaya çıkması, yükümlülüklerini vadesinde yerine getiremediğinin tespit edilmesi, yükümlülüklerinin toplam değerinin varlıklarının toplam değerini aşması, hâkim ortaklarının veya yöneticilerinin, banka kaynaklarını, bankanın emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek biçimde doğrudan veya dolaylı veya dolanlı olarak kendi lehlerine kullanması veya dolanlı olarak kaynak kullandırması ve bankayı bu suretle zarara uğratması hâllerinden bir veya birkaçının varlığı durumunda, Kurul, en az beş üyesinin aynı yöndeki oyuyla alınan kararla bankanın faaliyet iznini kaldırmaya ya da kredi kuruluşunun temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimini, zararın mevcut ortakların sermayesinden indirilmesi kaydıyla, kısmen veya tamamen devri, satışı veya birleştirilmesi amacıyla Fona devretmeye yetkili kılınmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 72 gerekçesi

Madde 72

Sistemik riske karşı alınacak önlemler

Mülga / iptal1 değişiklik

(Mülga: 6/12/2012-6362/145 md.)

Yedinci Kısım

Kanunî Yükümlülükler

Madde 73

Sırların saklanması

6 değişiklik

Kurul başkan ve üyeleri ile Kurum personeli, Fon Kurulu başkan ve üyeleri ile Fon personeli görevleri sırasında öğrendikleri bankalara ve bunların bağlı ortaklık, iştirak, birlikte kontrol edilen ortaklıkları ve müşterilerine ait sırları bu Kanuna ve özel kanunlarına göre yetkili olanlardan başkasına açıklayamaz ve kendilerinin veya başkalarının yararlarına kullanamazlar. Kurumun dışarıdan destek hizmeti aldığı kişi ve kuruluşlar ile bunların çalışanları da bu hükme tâbidir. Bu yükümlülük görevden ayrıldıktan sonra da devam eder.

Bu Kanun hükümleri uyarınca Kurumun, yurt dışındaki muadili denetim mercileri ile düzenleyeceği mutabakat zabıtları çerçevesinde vereceği bilgi ve belgeler birinci fıkradaki sır kapsamında değildir. Kurul düzenleyeceği mutabakat zabıtları veya zabıtlar dışında elde edeceği sırların korunmasını sağlamakla görevlidir. Kurumun elde edeceği sır niteliğindeki bilgi ve belgeler, kuruluş ve faaliyet izni verilmesinde, faaliyetlerin denetiminde, düzenlemelere uyulup uyulmadığının izlenmesinde ve Kurul kararlarına karşı açılacak idarî davaların görülmesinde kullanılabilir. (Değişik dördüncü cümle: 13/2/2011-6111/146 md.) Kurumun bu fıkra kapsamında elde edeceği sır niteliğindeki bilgi ve belgeler, ceza soruşturması ve kovuşturması kapsamında savcılıklar ile ceza mahkemeleri, görevden ayrılmış olsalar dahi, görevleriyle bağlantılı olarak işledikleri iddia edilen suçlardan dolayı başlatılan soruşturma ve kovuşturmalar ile bağlantılı olarak talepte bulunacak Kurul Başkanı ve üyeleri ile Kurum personeli dışında hiçbir kişi, kurum ve kuruluşa verilemez. Mahkeme kararına bağlanmış sır kapsamına giren bilgilerin verilmesinden Kurum sorumlu tutulamaz.

(Değişik üçüncü fıkra: 13/2/2011-6111/146 md.) Sıfat ve görevleri dolayısıyla bankalara veya müşterilerine ait sırları öğrenenler, söz konusu sırları bu konuda kanunen açıkça yetkili kılınan mercilerden başkasına açıklayamazlar. Bu yükümlülük görevden ayrıldıktan sonra da devam eder. (Ek cümleler:20/2/2020-7222/10 md.) Bankacılık faaliyetlerine özgü olarak bankalarla müşteri ilişkisi kurulduktan sonra oluşan gerçek ve tüzel kişilere ait veriler, müşteri sırrı hâline gelir. Diğer kanunların emredici hükümleri saklı kalmak kaydıyla, müşteri sırrı niteliğindeki bilgiler, bu maddede belirtilen sır saklama yükümlülüğünden istisna tutulan hâller haricinde, 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca müşterinin açık rızası alınsa dahi, müşteriden gelen bir talep ya da talimat olmaksızın yurt içindeki ve yurt dışındaki üçüncü kişilerle paylaşılamaz ve bunlara aktarılamaz. Kurul ekonomik güvenliğe ilişkin yapacağı değerlendirme neticesinde, müşteri sırrı ya da banka sırrı niteliğinde olan her türlü verinin, yurt dışındaki üçüncü kişilerle paylaşılmasını ya da bunlara aktarılmasını yasaklamaya, ayrıca bankaların faaliyetlerini yürütmede kullandıkları bilgi sistemleri ve bunların yedeklerinin yurt içinde bulundurulması hususunda karar almaya yetkilidir. Bu maddede belirtilen sır saklama yükümlülüğünden istisna tutulan hâllerde yapılacak paylaşımlar da dâhil olmak üzere, müşteri sırrı ve banka sırrı niteliğindeki bilgiler, sadece belirtilen amaçlarla sınırlı olmak ve ölçülülük ilkesine uygun olarak bu amaçların gerektirdiği kadar veriyi içermek kaydıyla paylaşılabilir. 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanunu, 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun, 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanunu ile 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında çalıştırılan işçi, gemi adamı ve gazetecinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikte her çeşit istihkak ödemelerinin özel olarak açılan banka hesabına yapılması halinde, bu hesaplara ilişkin bilgi ve belgelerin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı ile bunlara bağlı ve ilgili kurum ve kuruluşlara verilmesi ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 8 inci ve 100 üncü maddelerinin uygulanması ile genel sağlık sigortalılığında gelir testinin yapılmasına ilişkin bilgi ve belgelerin Sosyal Güvenlik Kurumuna ve il veya ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarınca yapılan sosyal yardım hak sahiplerinin tespiti ile gelir testi işlemlerinin yürütülmesi amacıyla Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğüne verilmesi sırrın ifşası sayılmaz. Bu bilgi ve belgelerin verilmesine ilişkin usûl ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlık ile Kurulca belirlenir.[13]

(Değişik dördüncü fıkra: 13/2/2011-6111/146 md.) Kurumun gözetim ve denetimine tabi kuruluşların, bunların ortaklarına, bağlı ortaklık, iştirak, birlikte kontrol edilen ortaklıklarının faaliyetlerine veya müşterilerine ilişkin yabancı ülke kanunlarına göre denetime yetkili ve Kurum muadili mercilerin taleplerinin Kurumca karşılanması, gizlilik sözleşmesi yapılması ve sadece belirtilen amaçlar ile sınırlı kılınması koşuluyla bankaların ve finansal kuruluşların, kendi aralarında doğrudan doğruya ya da risk merkezi veya en az beş banka ya da finansal kuruluş tarafından kurulacak şirketler vasıtasıyla yapacakları her türlü bilgi ve belge alışverişinin yanı sıra doğrudan veya dolaylı pay sahipliği yoluyla sermayelerinin yüzde onunu ve daha fazlasını temsil eden paylarının satışı amacıyla muhtemel alıcıların yapacakları değerleme çalışmalarında ya da sermayelerinin yüzde on veya daha fazlasına sahip olan yurt içinde veya yurt dışında yerleşik kredi kuruluşu ile finansal kuruluşlar da dâhil ana ortaklıkların konsolide finansal tablo hazırlama çalışmalarında, risk yönetimi ve iç denetim uygulamalarında veya kredileri de dâhil varlıklarının ya da bunlara dayalı menkul kıymetlerin satışı amacıyla yapılacak değerleme çalışmalarında ya da değerleme, derecelendirme veya destek hizmeti alınması ile bağımsız denetim faaliyetlerinde ve gerekli tedbirlerin alınması kaydıyla hizmet alımlarına yönelik işlemlerde kullanılmak üzere bilgi ve belge taleplerinin karşılanması sırasında banka ya da müşteri sırrı niteliğindeki bilgilerin öğrenilmesi sır saklama yükümlülüğü dışındadır.

(Ek fıkra:20/2/2020-7222/10 md.) Sır niteliğindeki bilgilerin, üçüncü ve dördüncü fıkralar uyarınca yapılacak paylaşım ve aktarımlarına ilişkin kapsam, şekil, usul ve esasları belirlemeye veya bunlara ilişkin sınırlamalar getirmeye Kurul yetkilidir.

Madde 74

İtibarın korunması

5187 sayılı Basın Kanununda belirtilen araçlarla ya da radyo, televizyon, video, internet, kablolu yayın veya elektronik bilgi iletişim araçları ve benzeri yayın araçlarından biri vasıtasıyla; bir bankanın itibarını kırabilecek veya şöhretine ya da servetine zarar verebilecek bir hususa kasten sebep olunamaz ya da bu yolla asılsız haber yayılamaz.

Madde gerekçesi

Bankaların faaliyetleri güvene dayandığından bankalar hakkında yapılacak haberlerde gerekli hassasiyetin gösterilmesi beklenir. Bankalar hakkındaki itibarı zedeleyici haberler, bu kuruluşlarda fon çekilişine veya bu kuruluşların daha kötü şartlarda fon temin etmelerine sebep olmak suretiyle malî durumlarının bozulmasına ve hatta kuruluşun sektördeki yerine bağlı olarak sektöre ve genel ekonomiye sirayet edebilecek zararların meydana gelmesine neden olabilecektir. Bu tür haber yapacakların caydırılabilmesi amacıyla 5187 sayılı Basın Kanununda belirtilen araçlarla ya da radyo, televizyon, video, internet, kablolu yayın veya elektronik bilgi iletişim araçları ve benzeri yayın araçlarından biri vasıtasıyla, bir banka hakkında asılsız veya bu kuruluşların itibarını kırabilecek, güvenilirliğini sarsabilecek, şöhretine veya servetine zarar verebilecek nitelikte bir haberin yayılması yasaklanmıştır.

Ayrıca, Kurul ile Kurumun bankacılık sektörünün gözetim ve denetiminden sorumlu olduğu dikkate alınarak Kurul ve Kurumun itibarını sarsacak nitelikte haberler yapmak suretiyle bankacılık sektörünün bütünü hakkında olumsuz bir kanaat oluşmasının engellenmesi gerekmektedir. Bu nedenle maddede, Kurul ve Kurumun itibarını zedeleyebilecek asılsız haberlerin yapılmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 75 gerekçesi

Madde 75

Etik ilkeler

Bankalar ile bunların mensupları; bu Kanuna, ilgili düzenlemelere, kuruluş amaç ve politikalarına uygun olarak faaliyetlerin icra edilmesini temin etmeye ve yönetimde adalet, doğruluk, dürüstlük ve sosyal sorumluluğu esas almaya yönelik etik ilkelere uymakla yükümlüdürler.

Etik ilkeler, kuruluş birlikleri tarafından Kurulun uygun görüşü alınmak suretiyle belirlenir.

Madde gerekçesi

Bankaların ve mensuplarının etik ilkeler çerçevesinde hareket etmesi, bu kuruluşlarda iyi yönetimi güçlendirecek, sosyal sorumluluğu artıracaktır. Bankalar ile mensuplarının her türlü davranış kalıplarının kanunlarla düzenlenmesi, olası her durum için bir davranış kalıbı belirlemek anlamına geleceğinden mümkün bulunmamaktadır.

Değişen ve gelişen ihtiyaçlar çerçevesinde piyasanın ve rekabetin gerektirdiği etik ilkelerin ve örnek davranışların belirlenmesi, sektörde hizmet kalitesinin ve sektöre olan güvenin artmasını sağlayacaktır. Öte yandan, etik ilkeler bankanın ve mensuplarının mevzuata ve banka içi düzenlemelere uygun olarak hareket etmelerini güçlendirecektir.

Bu amaçla, bankalar ile bunların meslek personeli, kuruluşun faaliyetlerinin kanuna, ilgili düzenlemelere, kuruluş amaç ve politikalarına uygun olarak icra edilmesini ve yönetimde adalet, doğruluk, dürüstlük ve sosyal sorumluluğun esas alınmasını teminen, ilgili kuruluş birlikleri tarafından Kurulun uygun görüşü alınmak suretiyle etik ilkelerin belirleneceği hükme bağlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 76 gerekçesi

Madde 76

Müşteri hakları

1 değişiklik

Bankalar, müşterilerinin, verilen hizmetlerden kaynaklanan her türlü sorularına cevap verecek bir sistem kurmakla ve bu hizmetle ilgili bilgiyi müşterilerine bildirmekle yükümlüdür. Bankalar, kredi sözleşmelerinin onaylı bir örneğini müşterilerine vermek zorundadır. Talepleri hâlinde müşteri ile yapılan diğer işlemlere ilişkin her türlü belgenin bir örneği de müşterilere verilir.

(Değişik ikinci fıkra:18/6/2020-7247/6 md.) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde yer alan faaliyet konularına ilişkin bankalar ve müşteriler arasındaki ilişkiler, yazılı şekilde veya uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle mesafeli olarak ya da mesafeli olsun olmasın Kurulun yazılı şeklin yerine geçebileceğini belirlediği ve bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek ve müşteri kimliğinin doğrulanmasına imkân verecek yöntemler yoluyla kurulacak sözleşmeler ile düzenlenir ve buna ilişkin usûl ve esaslar Kurul tarafından belirlenir. 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bankalar ile bireysel müşterileri arasında akdedilecek sözleşmelerin içeriğinde yer alması gereken asgarî hususlar ile tip sözleşmelerin uygulanacağı işlemler, Kurulun uygun görüşü alınarak kuruluş birlikleri tarafından belirlenir.

Bankaların, kimliklerini ve vergi numaralarını belgelemeyen müşterileri adına mevduat, katılım fonu, kredi ve her ne ad altında olursa olsun hesap açmaları, sözleşme düzenlemeleri, havale ve kambiyo hizmetleri ile diğer bankacılık ve malî hizmetleri vermeleri yasaktır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurumun görüşü alınarak Malîye Bakanlığınca düzenlenir. Bu fıkra hükmüne ve Malîye Bakanlığınca yapılan düzenlemelere uymayanlar hakkında 2.4.1998 tarihli ve 4358 sayılı Kanunun 5 inci maddesi hükmünün uygulanması bu Kanunun kovuşturma usûlü hükümlerine tâbi değildir.

Madde gerekçesi

Bankaların verdiği hizmetler oldukça çeşitli olup, sürekli değişiklik gösterebilmektedir. Müşterilerin aldıkları hizmetlerden kaynaklanan her türlü sorunlarına cevap vermek üzere bankalarda bir sistemin kurulması ve müşterilerini, bu hizmetler hakkında bilgilendirme zorunluluğu getirilmiştir. Diğer taraftan, müşterilerin talebi hâlinde yapılan işlemlere ilişkin her türlü bilgi ve belgenin bir nüshasının verilmesi öngörülmüştür.

Öte yandan bankaların müşterilerinin birçoğunun sektörde verilen hizmetler konusunda hukukî veya teknik bilgiden yoksun olması nedeniyle yapılan sözleşmelerin tam anlamıyla okunamaması, sözleşmede yer alan ifadelerin teknik anlamının bilinememesi ya da acil fon ihtiyacı içinde olunması, bu sözleşmelerin şartlarının incelenmesi hususunda gereken hassasiyetin gösterilememesine yol açabilmektedir. Müşteri ile banka arasında bilgi eşitsizliğinin bulunduğu ortamda, bankaların müşterileri ile yapacakları sözleşmelerin şekil ve içeriğinde yer alması gereken asgarî hususlar ile tip sözleşmelerin uygulanacağı işlemlerin Kurulun görüşü alınarak kuruluş birlikleri tarafından belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

Bu madde ile bankaların kimlikleri ve vergi numaralarını belgelemeyen müşterileri adına hesap açmaları, sözleşme düzenlemeleri ve diğer bankacılık ve malî hizmetleri vermeleri, işlemlerin kayıt altına alınabilmesini teminen yasaklanmış ve bu fıkranın uygulamasına ilişkin usûl ve esasların Kurumun görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığı tarafından düzenleneceği hükme bağlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 77 gerekçesi

Madde 76/A

Finansal piyasalarda manipülasyon ve yanıltıcı işlemler

1 değişiklik

(Ek:20/2/2020-7222/11 md.)

Bu Kanun kapsamındaki bankalar tarafından; 4 üncü maddede sayılan işlemler yoluyla finansal piyasalarda yapay arz, talep veya döviz kuru dahil fiyat oluşumunu sağlamak amaçlı işlem ve uygulamaların yapılması, internet ortamı dahil farklı araçlarla gerçeğe aykırı veya yanıltıcı bilgilerin yayılması, tasarruf sahiplerinin gerçeğe aykırı veya yanıltıcı şekilde yönlendirilmesi ya da bu amaçları sağlamaya yönelik benzer işlem ve uygulamaların yapılması, finansal piyasalarda manipülasyon ve yanıltıcı işlemler olarak kabul edilir. Bu madde kapsamına giren işlem ve uygulamalar Kurul tarafından belirlenir ve Resmî Gazete’de yayımlanır.

Sekizinci Kısım

Kalkınma ve Yatırım Bankaları ve Finansal Holding Şirketi

Madde 77

Katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarına ilişkin hükümler

(Başlığı ile Birlikte Değişik:20/2/2020-7222/12 md.)

Kalkınma ve yatırım bankaları, bu Kanunun 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 54, 55, 56, 57, 61, 63, 64, 106 ilâ 129 uncu maddeleri, 130 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 131 ilâ 142 nci maddeleri hariç olmak üzere diğer hükümlerine tâbidir.

Kurul, kurumsal yönetim hükümleri ile koruyucu hükümlerin uygulanmasını da dikkate alarak, kalkınma ve yatırım bankalarından biri, bir grubu ya da tamamı için, belirlenen asgarî veya azamî standart oranlar ve sınırlardan farklı bir oran veya sınır tesis etmeye, hesaplama ve bildirim dönemlerini farklılaştırmaya veya genel olarak belirlenmemiş oran ve sınırlar tespit etmeye yetkilidir.

Katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarınca faizsiz yöntemlerle gerçekleştirilebilecek faaliyetlere ilişkin usul ve esasları belirlemeye Kurul yetkilidir.

Katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarının faizsiz finansman sağlamak amacıyla katıldıkları ortaklıklar 49 uncu maddenin ikinci fıkrası kapsamında değerlendirilmez.

Katılım bankalarının, faizsiz yöntemlerle finansman sağlamaları yoluyla edindikleri ortaklık paylarının toplam tutarı katılım bankaları tarafından kabul edilen katılım fonlarının yüzde ellisini aşamaz ve 56 ncı maddenin birinci fıkrasında belirtilen sınırların hesabında dikkate alınmaz. Katılım bankalarınca faizsiz yöntemlerle finansman sağlanması nedeniyle üstlenilen yükümlülüklerden dolayı gayrimenkul ve emtia üzerine yapılan işlemler 57 nci madde kapsamında değerlendirilmez.

Madde 78

Finansal holding şirketi

Kurul, finansal holding şirketlerinin kapsamını belirlemeye ve kurulmasını zorunlu tutmaya; sermaye yeterliliği, iç sistemler, konsolide denetim ve denetimin koordinasyonuna ilişkin usûl ve esasları belirlemeye yetkilidir. Kurulca belirlenen kapsama girmekle birlikte finansal holding şirketi kurması zorunlu tutulmayan bir grubun tâbi olacağı hükümleri tespite Kurul yetkilidir.

Finansal holding şirketleri hakkında, Kurulca belirlenecek usûl ve esaslar çerçevesinde bu Kanunun 14, 15, 16, 18, 22, 23, 24, 25, 26, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 47, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 78, 93, 95 ve 96 ncı madde hükümleri ve bu maddelere ilişkin ceza hükümleri uygulanır.

Finansal holding şirketleri bakımından belirlenecek standart oranlar ve sınırlamalar ile yapılacak hesaplamalar yalnızca konsolide bazda dikkate alınır.

Madde gerekçesi

Gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülkede bir yandan küreselleşme ve bölgesel entegrasyon eğilimleri, diğer yandan tüketici tercihlerinin değişmesi, finans sektöründe yapısal değişimleri zorunlu kılmıştır. Bu yapısal değişim sürecinde finansal hizmet biçimleri arasındaki farklar azalmış ve genellikle bankaların liderliğinde çok sayıda finansal hizmeti bir arada sunan finansal gruplar yaygınlık kazanmıştır.

Finansal grupların bir biçimi olarak ortaya çıkan finansal holding şirketleri de özellikle bilişim ve iletişim teknolojilerinin sunduğu ölçek ve kapsam ekonomilerinden yararlanmak amacıyla bankacılık, sigortacılık ve menkul kıymetler gibi geleneksel olarak birbirlerinden önemli farklılıklar arz eden finansal hizmet türlerinin aynı örgütlenme çatısı altında sunulduğu kurumsal yapılar olarak ekonomilerdeki ağırlığını artırmaktadır.

Finansal sektörde ortaya çıkan bu yapısal değişim süreci bir yandan finansal sistemin etkin çalışmasına katkı sağlarken, diğer yandan finansal şirketlerin ve finansal sistemin maruz kalabileceği risklere yeni boyutlar kazandırmaktadır. Finansal holding şirketlerinin ve özellikle bu finansal holding şirketlerinin parçası olan bankalar, sigorta şirketleri ve yatırım şirketlerinin malî güçlüklerle karşılaşmaları hâlinde, bu malî güçlükler, malî sistemde ciddi istikrarsızlık kaynağı olabilmekte ve bireysel mudiler, sigorta poliçesi sahipleri ve yatırımcıları etkileyebilmektedir. Bu açıdan, finansal holdinglere ilişkin uygun denetim kavramlarının geliştirilmesi gerekliliği uluslararası forumlarda da ifade edilmiştir. Finansal holding şirketlerinin bünyesindeki bankalar, sigorta şirketleri ve yatırım şirketleri için ek denetim sisteminin oluşturulması da 'uygun denetim' kademelerinden birisidir.

Bir finansal holding şirketi bünyesindeki bankalar, sigorta şirketleri ve yatırım şirketlerinin ek denetiminin etkili olabilmesi için, bu ek denetimin; yapıları ne olursa olsun, birden fazla sektördeki finansal faaliyetleri "önemli" kabul edilen düzeyde olan ya da bir başka deyişle, önceden tespit edilmiş belirli eşik değerleri aşan bütün finansal holding şirketlerine uygulanması gerekir. Bu bağlamda Kurul, finansal holding şirketlerinin kapsamını belirlemeye, kurulmasını zorunlu tutmaya ve söz konusu eşik değerleri belirlemeye yetkili kılınmıştır.

Finansal holding seviyesinde ödeme gücü, risk yoğunlaşması, grup içi işlemler, iç denetim ve risk yönetiminin uygun ve doğru yapılıp yapılmadığı konularında basiretli denetim için, finansal holding şirketlerinin gerçekleştirecekleri faaliyetlerin ve bu şirketlere ilişkin sermaye yeterliliği, iç sistemler ve konsolide denetim gibi hususların uygulamasına ilişkin esasları belirleme yetkisi Kurula verilmiştir.

Finansal holding şirketi içindeki kuruluşların aynı grup içindeki diğer şirketlere veya bu grup içindeki şirketlerle yakın ilişki içerisinde bulunan gerçek veya tüzel kişilere doğrudan veya dolaylı olarak bağlı olduğu, sözleşmeden doğan veya doğmayan ve ödeme için olsun veya olmasın bir yükümlülüğün ifasına yönelik bütün işlemler "grup içi işlemler" anlamına gelmektedir. Bu madde uyarınca ödeme gücü, sermaye yeterliliği ve risk yoğunlaşmasının değerlendirilmesinde grup içi işlemlerin kontrolü ve denetimi büyük önem arz etmektedir.

Kurum, bir finansal holding şirketi nezdinde konsolide edilen ortaklıklarının malî durumunu; özellikle ödeme gücü, özkaynak araçlarının ana ve bağlı ortaklıklarda birden çok kullanımının sermaye üzerinde yaratacağı olumsuz etkinin ortadan kaldırılması, risk yoğunlaşması ve grup içi işlemleri bakımından grubun genel düzeyiyle karşılaştırarak değerlendirmelidir.

Maddenin bu içerikte ele alınışının nedeni, 'finansal holding şirketi' kavramının malî piyasalarda yeni ortaya çıkan, gelişime ve değişime açık bir kavram olmasıdır. Bu konuda yapılan uluslararası düzenlemeler ile diğer ülke düzenlemeleri de, söz konusu kavram ile mevcut sektörel kural ve düzenlemelere eklenecek hükümleri asgarî düzeyde tutmaya ve finansal holding şirketleri, finansal piyasalardaki konumunu güçlendirene kadar esnek ve teşvik edici bir ortam hazırlamaya çalışmaktadır.

Finansal holding şirketlerinin Kanunun uygulanmasında tâbi olacağı hükümler tadadi usûl kullanılarak belirlenmiş ve bu şirketlerin esas itibarıyla diğer ortaklıklara iştirak edecek olması sebebiyle, Kanunda yer alan oran ve sınırların bu şirketler açısından sadece konsolide esasta uygulanması öngörülmüştür.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 79 gerekçesi

Dokuzuncu Kısım

Kuruluş Birlikleri

Madde 79

Türkiye Bankalar Birliği ve Türkiye Katılım Bankaları Birliği

Mevduat bankaları ile kalkınma ve yatırım bankaları, tüzel kişiliği haiz ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan Türkiye Bankalar Birliğine; katılım bankaları ise aynı nitelikteki Türkiye Katılım Bankaları Birliğine, faaliyet izni aldıkları tarihten itibaren bir ay içinde üye olmak zorundadır.

Madde gerekçesi

Maddede, bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanunu hükümlerine benzer şekilde, mevduat bankaları, kalkınma ve yatırım bankaları ve katılım bankalarının kendi aralarındaki müşterek ihtiyaçların karşılanmasını, meslekî faaliyetlerin kolaylaştırılmasını, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesinin sağlanmasını, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğün ve güvenin hâkim kılınmasını, meslekî disiplin ile ahlakının korunmasını teminen oluşturulan ve üyeliğin zorunlu kılındığı Türkiye Bankalar Birliği ile Türkiye Katılım Bankaları Birliği düzenlenmiştir.

Birçok ülkede, kanunla kendisine bir takım düzenleyici görevler verilen birliklerin, ilgili düzenleyici ve denetleyici kuruluş tarafından, hedefleri, sorumlulukları ve kendisine tanınan yetkiler çerçevesinde tutarlı hareket edip etmedikleri denetlenmektedir. Söz konusu birliklerin bu Kanunla kendilerine tevdi edilen yeni görev, yetki ve sorumlulukları dikkate alınarak, faaliyetleri ile malî işlemlerinin, Kurum tarafından denetimine ilişkin kuralların ilgili birliğin kuruluş statüsünde belirleneceği öngörülmüştür.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 80 gerekçesi

Madde 80

Birliklerin görev ve yetkileri

Kuruluş birlikleri;

a) Mesleğin gelişmesini temin etmek,

b) Meslek ilkelerini belirlemek suretiyle üyelerin birlik ve mesleğin gerektirdiği vakar ve disiplin içinde ekonominin ihtiyaçlarına uygun olarak çalışmalarını sağlamak,

c) Üye banka mensuplarının uyacakları meslek ilkeleri ve standartlarını Kurumun uygun görüşünü alarak belirlemek,

d) İlgili mevzuat uyarınca alınan kararlar ile Kurumca alınması istenilen tedbirlerin uygulanmasını takip etmek,

e) Üyeleri arasında haksız rekabeti önlemek amacıyla gerekli her türlü tedbiri almak ve uygulamak,

f) Üyelerin ilân ve reklamlarında uyacakları esas ve şartları tür, şekil, nitelik ve miktarları itibarıyla Kurumun uygun görüşünü alarak tespit etmek,

g) Kurum ile işbirliği yapmak suretiyle bankalar arasında ortak projelere ilişkin işbirliğini temin etmek,

h) Üyelerinin ortak menfaatlerini ilgilendiren konularda yönetim kurulu kararına istinaden dava açmak,

i) Müşteri haklarına dair hükümlerde öngörülen sözleşmelerin şekil ve içeriklerine ilişkin usûl ve esasları belirlemek,

j) 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri ve diğer kanunlarla tanınmış müracaat hakları saklı kalmak kaydıyla üyeler ve bireysel müşterileri arasındaki ihtilafların değerlendirilmesi ve çözüme kavuşturulmasını temin etmek üzere hazırlayacakları ve Kurulca onaylanan usûl ve esaslar dâhilinde hakem heyeti oluşturmak,

ile görevli ve yetkilidir.

Madde gerekçesi

Bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununda birliklere tevdi edilen görev ve yetkiler korunmuş olup, birlikler, mesleğin gelişimini sağlamak, meslek ilkelerini belirlemek suretiyle, üyelerin birlik ve mesleğin gerektirdiği vakar ve disiplin içinde ekonominin ihtiyaçlarına uygun olarak çalışmalarını sağlamak, meslek personelinin uyacakları meslekî ilke ve standartları belirlemek, Kurum ile işbirliği yapmak suretiyle bankalar arasında ortak projelere ilişkin işbirliğini temin etmek, üyelerinin ortak menfaatlerini ilgilendiren konularda yönetim kurulu kararına istinaden dava açmak, Kanunun müşteri haklarına dair hükümlerinde öngörülen sözleşme şekil ve içeriğine ilişkin usûl ve esasların uygulanmasını denetlemekle görevli ve yetkili kılınmışlardır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 81 gerekçesi

Madde 81

Organlar ve statü

1 değişiklik

Kuruluş birliklerinin organ seçimleri bu Kanunda öngörülen esaslar çerçevesinde gizli oyla ve yargı gözetimi altında gerçekleştirilir. Seçim yapılacak genel kurul toplantısından en az onbeş gün önce seçimlere katılacak üye bankaları ve temsilcilerini belirleyen liste, toplantının gündemini, yerini, gününü, saatini ve çoğunluk olmadığı takdirde yapılacak ikinci toplantıya ilişkin hususları belirten bir yazı ile birlikte üç nüsha olarak Yüksek Seçim Kurulunca belirlenecek seçim kurulu başkanı hâkime tevdi edilir. Hâkim gerekli incelemeyi yaparak listeyi ve diğer hususları onaylar; bir sandık kurulu başkanı ve iki sandık kurulu üyesi ile bunlar için birer yedek üye atar. Oy verme işlemi gizli oy, açık sayım ilkelerine göre yapılır. Seçim süresinin sonunda seçim sonuçları tutanakla tespit edilip seçim sandık kurulu başkanı ve üyeleri tarafından imzalanır. Tutanağın düzenlenmesinden itibaren iki gün içinde seçimlere yapılacak her türlü itiraz hâkim tarafından aynı gün incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.

Kuruluş birliklerinin organları, çalışma esasları ve faaliyetlerinin kapsamı, birliklerin görüşünü alarak Kurumun yapacağı öneri üzerine Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulacak statülerinde gösterilir. Üyeler, birliklerin statüsüne ve birlikler tarafından alınacak karar ve tedbirlere uymak zorundadır. Kuruluş birliklerinin giderleri, statüleri gereğince tespit olunan oy sayısına göre üyelere dağıtılır. Üyeler, kendilerine düşen masraf paylarını statülerde belirtilen süre içinde yatırmak zorundadır. Masraf iştirak payları belirlenen süre içinde ödenmediği takdirde birlikler tarafından icra yoluyla tahsil olunur. Masraf iştirak paylarının ödenmesine dair kararlar 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 68 inci maddesinde yazılı resmî belge niteliğindedir.[14]

Kuruluş birliklerinin aldığı genel ya da özel nitelikteki karar ve tedbirlere zamanında ve tam olarak uymayan üyeler hakkında birliklerin yönetim kurulunca ikibin Yeni Türk Lirasından yirmibin Yeni Türk Lirasına kadar idarî para cezasına karar verilir.

Madde gerekçesi

Bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun birliklerin organ seçimleri, statülerinin belirlenmesi, gelir ve giderleri ile üyelerine uygulayabilecekleri disiplin cezalarına ilişkin hükümler korunmuş, birliklerin üyelerine uygulayabilecekleri ceza miktarı belirlenmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 82 gerekçesi

Onuncu Kısım

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna İlişkin Hükümler

Birinci Bölüm

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu

Madde 82

Kuruluş ve bağımsızlık

1 değişiklik

Kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu kurulmuştur. (Değişik ikinci cümle:13/2/2011-6111/147 md.) Kurumun merkezi İstanbul’dadır. Kurum, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu ile Başkanlıktan oluşur.

Kurum, bu Kanunla ve mevzuatla kendisine verilen düzenleme ve denetlemeyle ilgili görev ve yetkileri kendi sorumluluğu altında bağımsız olarak yerine getirir ve kullanır. Kurumun kararları yerindelik denetimine tâbi tutulamaz. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi Kurumun kararlarını etkilemek amacıyla emir ve talimat veremez.

Kurum, bu Kanunda ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununda belirtilen usûl ve esaslar çerçevesinde kendisine tahsis edilen malî kaynaklarını görev ve yetkilerinin gerektirdiği ölçüde, kendi bütçesinde belirlenen usûl ve esaslar dahilinde serbestçe kullanır.

Kurum, görev ve yetkilerini etkin şekilde yerine getirmek amacıyla yeterli sayı ve nitelikte personeli istihdam eder.

Kurumun malları Devlet malı hükmündedir, haczedilemez ve rehnedilemez.

Madde gerekçesi

Günümüzde olağanüstü hızlanan teknolojik gelişmeler ve küreselleşme süreci, toplumsal ilişkileri giderek karmaşıklaştırmakta, bu durum idarî yapılanmaya yeni kurum ve kavramların eklenmesini zorunlu kılmaktadır. Çağdaş demokratik hukuk devletinin bu yeni süreçte en temel sorunu, bir yandan artan idarî faaliyet alanlarına uygun yönetim sistem ve kurumlarını oluştururken, öte yandan da bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin en kapsamlı biçimde korunması olmaktadır. Bu arayışların ortaya çıkardığı ürünlerden biri de "Bağımsız İdari Otoriteler"dir. Bankacılık, finans, iletişim ve medya gibi hassas ve teknik bazı alanları, hem çıkar gruplarının müdahalelerinden ve ihlallerinden, hem de politikacıların muhtemel tarafgir tutumlarından koruma isteği, bağımsız idarî otoritelerin ortaya çıkış nedenleri arasında ön sırada gösterilmiştir. Bağımsız idarî otoritelerin ekonomi sektöründeki temel işlevi oyunun kurallara göre oynanmasını sağlamaktır. Bu kurumlar, kamu yaşamı için önemli kimi sektörlerde, idare edilenleri keyfilikten koruyacak objektifliğin ve yansızlığın güvencesi olarak görülmektedir.

Bağımsız idarî otoriteler federal devlet yapısına sahip Amerikan hukuk sistemlerinde ortaya çıkmış ve 1980'li yıllarda uygulanan liberal politikaların etkisiyle Kara Avrupası hukuk sistemlerinde de benimsenmiştir. Bu süreç içerisinde, önceleri bakanlıklara ait olan düzenleme ve denetleme yetkisi zamanla idarî teşkilat içerisinde yer almakla birlikte bağımsız nitelikte olan düzenleyici kurumlara devredilmiştir. Bu sürecin ülkemizdeki yansıması olarak, Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ve buna ilişkin yıllık programlarda ekonomi alanında denetim ve gözetim sisteminin etkinliğinin artırılması ve bu amaçla bağımsız karar mekanizmalarının oluşturulması öngörülmüş ve bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu kurulmuştur.

4389 sayılı Kanunla kurulan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun bağımsızlık unsurunun, uluslararası tespitler ve uygulamalar paralelinde güçlendirilmesi ihtiyacı hasıl olmuştur. Ayrıca, bağımsız idarî otoritelerin üniter devlet sistemlerine uyumlaştırılmasında, idarenin bütünlüğü ilkesiyle ilgili olarak büyük önem arz eden "bağımsızlık" unsurunun mahiyetinin, kanun düzeyinde normlarla, tereddüde mahal vermeyecek şekilde açıklanması yoluna gidilmiştir. Düzenleyici ve denetleyici kurumların bağımsızlığı, karar verme, danışma, bilgi verme ve soruşturma yapma gibi etkinliklerin yerine getirilmesinde başkalarına bağımlı olmamayı gerektirmektedir. Doktrinde, bağımsızlık kavramının yanı sıra özerklik kavramına da yer verilmektedir.

Özerklik, daha çok idarî teşkilatlanma açısından ele alınmakta ve bir yönetsel yapının özerk sayılabilmesi için, öncelikle kurumsal yapılanmada ve karar vermede özerkliğin olması gerektiği ifade edilmektedir. Bağımsızlık ile özerkliğin ayrımı ise; bağımsızlığın, özerkliğin daha ileri bir uygulaması olarak nitelendirilmesi suretiyle yapılabilmektedir.

Doktrinde, düzenleyici ve denetleyici kurumların bağımsızlığı, düzenleme, denetim, kurumsal ve malî bağımsızlık olmak üzere dört açıdan değerlendirilmektedir.

Düzenlemelerde bağımsızlık, kurumların sektördeki kuruluşlarla ilgili olarak piyasalara giriş ve çıkış kurallarının belirlenmesi ile koruyucu düzenlemeler yapma konusunda yeterli seviyede özerkliğe sahip olması şeklinde ifade edilmektedir. Bu kural ve düzenlemeler, finansal kuruluşların asgarî sermaye yeterliliği oranı ve limit aşımları gibi güven ve istikrarını sağlayıcı uygulamalarla ilgilidir. Devletin birincil görevleri arasına giren düzenleme yapma görevinin, klasik bürokratik yapılanma dışında, hızlı ve etkin karar alabilen ve aynı şekilde uygulayabilen uzman kurumlar eliyle yürütülmesi gereksinimi, bağımsız idarî otoritelerin var olma nedeni olarak görülmektedir. Bunun yanı sıra, düzenlemede bağımsızlık konusunda iki önemli hususun da vurgulanması gerekmektedir. Bunlardan ilki, uluslararası piyasalar ile bütünleşmenin getirdiği zorunluluktur. Finansal sektörlerin önemi, karmaşıklığı ve hızlı bütünleşmesi sonucunda düzenleyici otoriteler, uluslararası piyasalardaki değişime ve tehlike arz eden hususlara uyum sağlama ve en iyi uluslararası uygulamalara yönelik hızlı ve esnek kural ve düzenlemeler koyma ihtiyacı duyabilmektedir. İkinci önemli husus ise, bağımsız idarî otoritelerin, yaptıkları düzenlemeleri yürütme ve uygulamada kendilerini bağımsız ve tek otorite olarak görmeleridir. Örgütlenme özerkliği çerçevesinde bağımsız idarî otoritelere, üst norma bağlı kalmak kaydıyla düzenleyici işlemler yapma yetkisi verilmektedir. Düzenlemelerde bağımsızlığın derecesi bakımından finansal sektörler üç ana kategoriye ayrılabilir. Bunlar, fiyatlamayı, kârlılığı, sisteme giriş ve çıkışları kontrol etmeyi içeren ekonomik düzenlemeler; ürün çeşitliliğini ve denetlenen kuruluşların üretim sürecini kontrol etmeyi içeren ihtiyatlı düzenlemeler ile bilgi yönetimine dair düzenlemelerdir. Düzenleyici otoritelerin bu tür düzenlemeleri yapması bakımından bağımsız olması beklenmektedir.

Denetimde bağımsızlık, düzenlemelerin uygulanması suretiyle yaptırım gücü sağlanması ve kriz yönetiminde dinamik bir yapı oluşturulabilmesi açısından önem arz etmektedir. Yerinde denetim, gözetim, yaptırım uygulama, lisans iptallerini de içeren uygulamaları güçlendirmesi gibi hususlar, bağımsız idarî otoritelerin piyasaların istikrarını sağlamak açısından başlıca araçlarıdır.

Denetimin doğruluğunu temin etmek, malî sistemin itibarını sağlamanın en önemli unsurudur. Uluslararası uygulamalara göre, denetim fonksiyonunun doğruluğunu korumak ve artırmak için, denetleyici otoritelerin işlerini yaparken yasal koruma altında olmaları, yaptırım ve müdahalelerin bir kurala bağlanmış olması, bu otoriteler için uygun maaş ve kariyer sisteminin olması ve yaptırımlara karşı kuruluşların mahkemeye başvurma hakkının olması gerekmektedir. Doktrine göre denetimde bağımsızlık, bağımsız idarî otoritelerin, izin işlemlerinde, denetim ve gözetimde, caydırıcı uygulamalarda ve kriz yönetiminde bağımsız olmasını gerektirmektedir. Genel olarak bu kurumların, kamuoyu, politikacılar ve sektörün müdahalesinin dışında gerçekleştirdiği faaliyetlerinde daha etkin oldukları ifade edilmektedir.

Düzenleyici ve denetleyici kurumların etkinliği, gerekli hukukî araçların tesis edilmesine bağlıdır. Bunun aksi bir durum, denetimi hem siyasi hem de denetlenen kuruluşlardan gelecek müdahalelere karşı zayıf düşürebilecektir.

Kurumsal bağımsızlık, kurumların üst düzey personelinin atanmasına ve görevden alınmasına, yönetim yapısına, kurul üyelerinin görev ve sorumluluklarına, meslekî niteliklerine ve kurulun karar alma süreçlerinin şeffaflığına ilişkin kuralların açık bir şekilde düzenlenmesi suretiyle güvence altına alınmasıdır. Kurumsal bağımsızlığın üç önemli unsuru vardır. İlki, üst düzey personel tarafından iş güvencesinin beğenilmesi, açık kurallar olması ve işe alma ve işten çıkarmada hakkaniyetli ve duyarlı olunmasıdır. İkincisi, otoritenin yönetiminin kurul olarak teşkil edilmesidir.

Üçüncüsü ise, karar alma sürecinin sır yükümlülüğüne uygun olarak açık ve şeffaf olması, hem kamunun hem de sektörün düzenleyici kararları inceleyebilmelerinin mümkün kılınmasıdır. Bu çerçevede, bu kurumların yönetim organlarına hiçbir surette müdahale edilmemesi beklenir. Düzenleyici karar alma süreçlerinin şeffaf ve açık olması, mümkün olması hâlinde kararların kamuya açıklanabilmesi ve bu suretle kamu ve sektörün incelemesine açılması, kararlara müdahale riskini azaltabilecektir.

Malî bağımsızlık, kurumların, görevlerini en iyi şekilde icra edebilmeleri için gerekli donanım, nitelikli personel istihdamı ve etkin denetim hususlarında doğabilecek ihtiyaçlara en kısa sürede cevap verebilecek ve müdahalelere maruz kalmadan bütçelerinin büyüklüğü, kullanımı ve kaynakları konusunda bağımsız karar alabilmesini ifade etmektedir.

Malî bağımsızlığın bulunmaması, dünya uygulamasında etkin bir denetimin sağlanmasını engelleyen bir husus olarak mütalaa edilmektedir. Uluslararası uygulamalar bu kurumların gelirlerinin ilgili sektördeki kuruluşlardan alınan giderlere katılma paylarından oluşması ve genel bütçeden pay almadan, kaynaklarını etkin bir şekilde sektörel politikaların uygulanmasında kullanmaları yönündedir. Düzenleyici kurumların malî bağımsızlığında, harcamaya yönelik denetim mekanizmasının iyi oturtulması ve bunların kurum içi denetim ve Sayıştay denetimi ile de pekiştirilmesi gerekir.

Maddede, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun bu Kanun ve mevzuatla kendisine verilen düzenleme ve denetim ile ilgili görev ve yetkilerini yukarıda belirtilen bağımsızlık unsurları sağlanarak icra etmesi öngörülmüştür. Kurumun idarî ve malî özerkliği haiz olduğu ve bu Kanun ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu çerçevesinde kendisine tahsis edilen kaynakları kendi bütçesinde belirlenen esaslar çerçevesinde serbestçe kullanacağı ifade edilmek suretiyle malî bağımsızlığı; düzenleme ve denetleme ile ilgili görev ve yetkilerini kendi sorumluluğu altında bağımsız olarak yerine getireceği ifade edilmek suretiyle de düzenleme ve denetleme bağımsızlığı vurgulanmıştır. Kanunun Kuruma ilişkin diğer maddelerinde karar alma süreçlerinin şeffaf ve açık olmasına yönelik hükümler ihdas edilmek suretiyle kurumsal bağımsızlık hedeflenmiştir.

Maddede düzenlenen bir başka husus, düzenleyici ve denetleyici kurumların üniter devlet yapılarına uyumlaştırılmasında, idarenin bütünlüğü ilkesi ile ilgili olarak karşılaşılan "yerindelik denetimi" meselesidir. Denetlenen kuruluşların yaptığı iş ve işlemlerin kanun, tüzük ve yönetmelik esaslarına uygun olup olmadığının kontrolü kanunîlik denetimi olarak görülmektedir. Yapılan iş ve işlemlerde kaynakların verimli kullanılıp kullanılmadığının, çözüme ilişkin tercihlerin isabetli olup olmadığının tespitine yönelik denetim ise yerindelik denetimi olarak tanımlanmaktadır.

1997 yılında yayınlanan ve gözetim sisteminin etkin olarak işleyebilmesi için gerekli 25 temel ilkeden oluşan Basel Temel İlkelerinin 1 inci ilkesinde, bankacılık sisteminin gözetimini yapan otoriteler için hukuksal bir korumanın varlığı, bankacılık sisteminin gözetimi ile ilgili yasal çerçevenin gerekli bir unsuru olarak ifade edilmektedir. Özellikle sistemik krizlerde ve gelişmekte olan ülkelerde bankacılık gözetim ve denetimi ile sistemin yapılanmasının yenilenmesi ciddi sorunlar ve dirençlerle karşılaştığından otoritelerin görevlerini iyi yapabilmeleri için bu koruma gereklidir. Bu nedenle, Kurumun kendisine bırakılan tercih seçeneklerinden hangisini seçtiği ancak usûl hukukuna uygunluk ile kanunun açıkça düzenlediği hükümlere uygunluk ve emredici yasa hükümleri karşısındaki durumu açısından ele alınmalıdır. Kurumun yerine geçerek karar verme ve tercihte bulunma sonucunu doğuracak biçimde hüküm tesis edilmemelidir.

Bu noktada, "takdir hakkının yargısal denetimi" ile "idarî işlemin yerindelik denetimi" arasındaki dengeyi kuracak biçimde hareket edilmesi önem kazanmaktadır.

Yerindelik denetimi, "bağımsızlık" sıfatı varlık gayesi olan Kuruma bırakılmış olan karar verme, inisiyatif ve yetki kullanma konusundaki tercihlerin denetim yapan kurum tarafından kullanılması anlamına gelir.

Anayasanın 125 inci maddesi ile 2577 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasında; idarî yargı yetkisinin idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğu ile sınırlı olduğu, idarî mahkemelerin, yerindelik denetimi yapamayacakları, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak idarî eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyecekleri hüküm altına alınmıştır.

Kurumun karar ve işlemlerinin yerindelik denetimine konu edilmesi, Kurumun idarî teşkilat içerisinde yer alan, vesayet denetimine ve hiyerarşik denetime tâbi bir kurum gibi hareket etmesine yol açarak bağımsızlığının zedelenmesine sebebiyet verebilecektir. Bu sebeple, Kurumun görevlerini vesayet denetimi ve hiyerarşik denetime tâbi olmaksızın, hiçbir etki veya baskıya maruz kalmadan bağımsız olarak yerine getirebilmesi için, eylem ve işlemlerinin yerindelik denetimine tâbi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 83 gerekçesi

İkinci Bölüm

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu

Madde 83

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, Kurumun karar organıdır. Kurul; biri başkan, biri ikinci başkan olmak üzere yedi üyeden oluşur. Kurul Başkanı Kurumun da başkanıdır.

Başkanın izin, hastalık, yurt içi ve yurt dışı görevlendirme ve görevde bulunmadığı diğer hâller ile görevden alınması durumunda ikinci başkan, onun da bulunmadığı hâllerde Kurul tarafından belirlenecek bir üye Başkana vekâlet eder.

Madde gerekçesi

Bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Kanunda yer alan hüküm korunarak, yedi üyeden oluşan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun Kurumun karar organı olduğu, Kurul Başkanının aynı zamanda Kurumun da başkanı olduğu ifade edilmiştir.

Başkanın herhangi bir sebeple görevde bulunmaması durumunda Kurul toplantılarının aksamaması için Başkana vekâlet edilmesi hususu açıklığa kavuşturulmuştur.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 84 gerekçesi

Madde 84

Üyelerin atanması

2 değişiklik

Kurul üyelerinin aşağıda belirtilen şartları taşımaları zorunludur:

a) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin (A) fıkrasının (1), (4), (5), (6) ve (7) numaralı bentlerinde belirtilen şartları taşımak.

b) 8 inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde belirtilen şartları taşımak.

c) 26 ncı maddede yer alan çalışması yasaklananlardan olmamak.

d) (Mülga: 2/7/2018-KHK-703/166 md.)

(Değişik ikinci fıkra: 2/7/2018-KHK-703/166 md.) Başkan ve üyeler Cumhurbaşkanınca atanır. Cumhurbaşkanı üyelerden birini ikinci başkan olarak görevlendirir.

Kurul Başkan ve üyeleri, görevlerinin devamı süresince görevlerini tam bir dikkat, dürüstlük ve tarafsızlık ile yürüteceklerine, kanun hükümlerine aykırı hareket etmeyeceklerine ve ettirmeyeceklerine dair Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu huzurunda yemin ederler. Yemin için yapılan başvuru Yargıtay tarafından acele işlerden sayılır. Kurul üyeleri, yemin etmedikçe göreve başlayamazlar.

Madde gerekçesi

83 üncü madde gerekçesinde yapılan açıklamalar çerçevesinde, Kurul üyeliklerine atanacaklarda aranacak şartlar, Kanun kapsamındaki kuruluşların kurucularının sahip olması gereken nitelikler de dikkate alınarak bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununa göre daha ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Bu çerçevede, üyelerin Bakanlar Kurulunca, yüksek öğrenim sonrası en az on yıl deneyim sahibi veya bu maddede belirlenen öğrenim dallarında en az on yıl öğretim üyeliği yapan kişiler arasından atanması, üyelerden en az birinin hukuk fakültesi mezunu, birinin iktisat bölümü mezunu, birinin ise Kurumda başkan yardımcısı, ana hizmet birimi yöneticisi veya meslek personeli olarak çalışmış olması ve atanan üyeler arasından bir başkan bir de ikinci başkan görevlendirilmesi hüküm altına alınmıştır.

Bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununda yer alan hüküm korunarak, Kurul üyelerinin göreve başlamadan önce Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu huzurunda yemin etmeleri esasının devamlılığı sağlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 85 gerekçesi

Madde 85

Başkan ve üyelerin görev süreleri

5 değişiklik

(Mülga birinci ve ikinci cümle : 2/7/2018-KHK-703/166 md.) (…) Başkanlığın ve üyeliğin herhangi bir sebeple boşalması halinde, boşalan yere 84 üncü maddede belirtilen esaslar dahilinde bir ay içinde atama yapılır. (Mülga cümle: 26/4/2012-6300/1 md.) (…) (Ek ifade: 26/4/2012-6300/1 md) Bu şekilde atananlar, yerine atandıklarının süresini tamamlar.

Kurul Başkan ve üyelerinin görev süreleri dolmadan herhangi bir nedenle görevlerine son verilemez. Ancak, ağır hastalık veya engellilik nedeniyle iş göremeyecekleri, atanmaları için gerekli şartları kaybettikleri veya durumlarının 86 ncı maddeye aykırı düştüğü tespit edilen veya görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlardan dolayı haklarında verilen mahkûmiyet kararı kesinleşen Kurul Başkan ve üyeleri süreleri dolmadan Cumhurbaşkanının onayı ile görevden alınırlar. Bunların yerlerine en geç bir ay içinde atama yapılır. Ayrıca geçici iş göremezlik halinin üç aydan fazla sürmesi hâlinde, bu durumda olan üyelerin üyelikleri düşer ve bunların yerlerine bir ay içinde atama yapılır.[15][16]

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin (A) fıkrasının (5) numaralı bendinde öngörülen suçlarla ilgili olarak haklarında ceza davası açılan Kurul Başkan ve üyelerinden görevi başında kalması sakıncalı görülenler, Cumhurbaşkanı tarafından tedbiren görevden uzaklaştırılabilir. Görevden uzaklaştırılan Kurul Başkan ve üyeleri hakkında Devlet Memurları Kanununun ilgili hükümleri uygulanır. Bu şekilde geçici olarak boşalan üyeliklere, 84 üncü maddedeki şartları taşıyanlar arasından, tedbiren görevden uzaklaştırılan üye göreve dönünceye ve her halükârda söz konusu üyenin üyelik süresini geçmemek üzere Cumhurbaşkanınca atama yapılabilir.[17]

Madde gerekçesi

Maddede, Kurul Başkan ve üyelerinin görev süreleri belirlenerek süresi biten üyelerin yeniden atanamayacakları öngörülmüştür. 83 üncü maddenin gerekçesinde yapılan açıklamalar çerçevesinde, bağımsızlığın bir unsuru olarak, Kurumun üst düzey yönetiminin görevden alınmasına ilişkin kuralların açıklığa kavuşturulması amaçlanmıştır. Üyeliklerin sürekli veya geçici olarak boşalması hâlinde Kurulun toplanması ve karar almasının aksamaması için gerekli önlemler alınmıştır.

Kurum faaliyetlerinde aksamalara sebebiyet vermemesi bakımından geçici iş göremezlik nedeniyle üyeliği düşenlerin yerine bir ay içinde atama yapılacağına ilişkin hüküm ihdas edilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 86 gerekçesi

Madde 86

Yasaklar

Kurul Başkan ve üyeleri, asli görevlerini aksatmayan bilimsel amaçlı yayın, ders ve konferans ile telif hakları hariç Kurumdaki resmî görevlerinin yürütülmesi dışında kalan resmî veya özel hiçbir görev alamaz, dernek, vakıf, kooperatif ve benzeri yerlerde yöneticilik yapamaz, ticaretle uğraşamaz, serbest meslek faaliyetinde bulunamaz, Kurumun düzenlemek ve denetlemekle yetkili olduğu sektör veya alanla ilgili ortaklıklarda pay sahibi olamaz, hakemlik ve bilirkişilik yapamazlar.

Kurul Başkan ve üyeleri göreve başlamadan önce kendilerinin veya eş ve velâyeti altındaki çocuklarının sahibi bulunduğu menkul kıymetlerden Hazine tarafından çıkarılan borçlanmaya ilişkin olanlar hariç Kurumun düzenlemek ve denetlemekle sorumlu olduğu kuruluşların her türlü sermaye piyasası araçlarını eş, evlatlık, üçüncü dereceye kadar kan ve ikinci dereceye kadar kayın hısımları dışındakilere otuz gün içinde satmak suretiyle elden çıkarmak zorundadır. Kurul üyeliklerine atanmalarından itibaren otuz gün içinde bu fıkraya uygun hareket etmeyen üyeler, üyelikten çekilmiş sayılır. Bu durum, Kurul kararı ile tespit edilir ve ilişkili Bakana bildirilir.

Kurul Başkan ve üyeleri, görevlerinden ayrılmalarını izleyen iki yıl içinde Kurumun denetlemekle ve düzenlemekle görevli olduğu sektör ve alandaki özel kuruluşlarda görev alamazlar. Bu fıkra hükmüne uymayanlara 2531 sayılı Kamu Görevlerinden Ayrılanların Yapamayacakları İşler Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinde belirtilen cezalar verilir.

Kurul Başkan ve üyeleri ve diğer personel, Kurumla ilgili gizlilik taşıyan bilgileri ve ticari sırları, görevlerinden ayrılmış olsalar bile kanunen yetkili kılınan mercilerden başkasına açıklayamazlar, kendilerinin veya başkalarının menfaatine kullanamazlar.

Kurul Başkan ve üyeleri 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununa tâbidir.

Madde gerekçesi

Kurul üyeliği görevinin layıkıyla yerine getirilebilmesi, görevin ifası için gerekli zamanın ayrılmasını ve Kurul kararlarından etkilenecek taraflara eşit mesafede olunmasını gerektirir. Bu hususlar dikkate alınmak suretiyle, Kurul üyelerinin görevleri sırasında yapamayacakları işler belirlenmiştir.

Bankalar, finansal holding şirketleri, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri hakkında içerden edinilen bilgilerin Kurul üyelerinin kişisel menfaatleri doğrultusunda kullanılabileceğine ilişkin bir önyargının dahi Kurulun tarafsızlığına gölge düşüreceği düşüncesiyle, üyelerin göreve atanmalarını takiben Kurumun düzenlemek ve denetlemekle yetkili olduğu sektördeki ortaklıklarda pay sahibi olamayacakları öngörülmüştür. Bu çerçevede, üyelerin göreve başlamadan önce kendilerinin veya eş ve velâyeti altındaki çocuklarının sahip oldukları söz konusu payları ve bu kuruluşların borçlanma senetlerini elden çıkarmaları esasa bağlanmıştır. Bu esasın önemi göz önünde bulundurularak, durumlarını bu fıkra hükümlerine uygun hâle getirmeyenlerin üyelikten çekilmiş sayılacağı ve bu durumun ilişkili Bakana bildirileceği hüküm altına alınmıştır.

Bu maddenin dördüncü fıkrasında, Kurul Başkan ve üyeleri ve diğer personelin, Kurumla ilgili gizlilik taşıyan bilgileri ve ticari sırları, görevlerinden ayrılmış olsalar bile kanunen yetkili kılınan mercilerden başkasına açıklayamayacakları, kendilerinin veya başkalarının menfaatine kullanamayacakları hüküm altına alınmıştır.

Ayrıca, Kurul Başkan ve üyelerinin 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununa tabi oldukları hükme bağlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 87 gerekçesi

Madde 87

Kurulun çalışma esasları

1 değişiklik

Kurul en az haftada bir defa olmak üzere, gerekli hallerde toplanır. Toplantıyı Kurul Başkanı, yokluğunda ikinci başkan yönetir. Toplantının gündemi Başkan, yokluğunda ikinci başkan tarafından hazırlanarak toplantıdan en az bir gün önce Kurul üyelerine bildirilir. Gündem maddelerine geçmeden önce Başkan tarafından Kurumun faaliyetleri hakkında Kurula bilgi verilir. Gündeme yeni madde eklenebilmesi için toplantı başlamadan önce bir üyenin öneride bulunması ve önerilen maddenin gündeme eklenmesinin Kurulca kabul edilmesi gerekir.

Geçerli mazereti olmaksızın bir takvim yılında toplam üç toplantıya katılmayan veya bir toplantıya katıldığı halde Kurul kararlarını süresi içinde imzalamayan veya karşı oy gerekçesini süresi içinde yazılı olarak bildirmeyen Kurul üyeleri üyelikten çekilmiş sayılır. Bu durum, Kurul kararı ile tespit edilir ve ilişkili Bakana bildirilir.

Kurul en az beş üyenin hazır bulunması ile toplanır ve bu Kanunda belirtilen özel nisap gerektiren haller dışında en az dört üyenin aynı yöndeki oyuyla karar alır. Üyeler çekimser oy kullanamaz. Toplantıda karar yeter sayısı sağlanamadığı durumlarda, izleyen toplantılarda oylarda eşitlik olması hâlinde Başkanın bulunduğu tarafın oyu üstün sayılarak karar alınır. Kurul kararı tutanakla tespit edilir ve karar tutanağı toplantı esnasında veya en geç toplantıyı izleyen işgünü, toplantıya katılan tüm üyeler tarafından imzalanır.

Herhangi bir nedenle üye sayısının Kurulun karar almasını imkânsız kılacak bir sayıya düşmesi hâlinde, toplantı nisabı sağlanacak şekilde bir ayı geçmemek üzere, kıdem sırasına göre, Kurum başkan yardımcıları vekâlet eder. Bu madde hükmüne istinaden Kurul üyeliği görevini yürüten Kurum başkan yardımcılarının malî ve özlük haklarında bir değişiklik olmaz.

Bu Kanunda belirtilen süreler saklı kalmak üzere, Kurul kararı, alındığı toplantı tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde gerekçeleri, varsa karşı oy gerekçeleri ve imzaları ile birlikte tekemmül ettirilir.

Kurul Başkan ve üyeleri kendisi, eşi, evlatlıkları ve üçüncü derece dahil kan ve ikinci derece dahil kayın hısımlarıyla ilgili konularda müzakere ve oylamaya katılamazlar. Bu durum karar metninde ayrıca belirtilir.

Kurul toplantıları gizlidir. İhtiyaç duyulması hâlinde görüşlerinden yararlanmak üzere uzman kişiler Kurul toplantısına davet edilebilir. Ancak Kurul kararları toplantıya dışardan katılanların yanında alınamaz.

Kurulun düzenleyici kararları tekemmül etmesinden itibaren en geç yedi işgünü içinde ilişkili Bakanlığa ve yayımlanmak üzere (…)[18] gönderilir. Bu kararlar gönderildiği tarihten itibaren en geç yedi gün içinde Resmî Gazete’de yayımlanır. Bu Kanunda öngörülen hükümler saklı kalmak üzere, denetleyici nitelikteki kararlar internet ortamı başta olmak üzere uygun vasıtalarla kamuoyuna duyurulur. Kurul, yayımlanması ülke ekonomisi ve kamu düzeni açısından sakıncalı olan denetleyici nitelikteki kararların yayımlanmamasına karar verebilir.

Kurul üyeleri ile Kurum personelinin uyacakları meslekî ve etik ilkeler ile Kurulun çalışma usûl ve esaslarına ilişkin diğer hususlar Kurul tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Madde gerekçesi

83 üncü maddenin gerekçesinde yapılan açıklamalar çerçevesinde, şeffaflık ve hesap verilebilirliğin sağlanmasını teminen, bağımsızlığın bir unsuru olan karar alma süreçlerinin şeffaflığına ilişkin kurallar, yurt içi ve yurt dışındaki benzer kurulların çalışma usûlleri, uygulamada karşılaşılabilecek sorunlar, gizlilik ve meslekî ilkeler göz önünde bulundurulmak suretiyle sistematik bir şekilde belirlenmiştir.

Kurulun en az haftada bir defa olmak üzere gerekli hallerde, en az beş üyenin hazır bulunması ile toplanacağı ve kararların, bu Kanunda belirtilen özel nisap gerektiren hâller dışında en az dört üyenin aynı yöndeki oyu ile alınacağı hükme bağlanmıştır.

Kurul kararlarının kesin olduğu, üyelerin çekimser oy kullanamayacakları ve Kurul toplantılarının gizli yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Kurul üyelerinin tarafsızlığının sağlanması amacıyla belirli derecede akrabalığı bulunan kişiler ile ilgili konularda müzakerelere ve oylamaya katılamayacakları esasa bağlanmıştır.

Kurul üyeliklerinin boş bulunması ve bu durumun Kurulun karar almasını engellemesi halinde, Kurul üyeliklerine atama yapılıncaya kadar, toplantı nisabını sağlayacak şekilde kıdemli başkan yardımcılarının Kurul üyeliğine vekalet etmesi düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 88 gerekçesi

Madde 88

Kurulun görev ve yetkileri

Kurul bu Kanun ve diğer mevzuatta belirtilen görevler yanında aşağıdaki görevleri yapar ve yetkileri kullanır:

a) Düzenlemek ve denetlemekle görevli olduğu sektör veya alanla ilgili uluslararası ilke ve standartlarla uyumlu ikincil düzenlemeleri yapmak ve kararlar almak.

b) Kurumun stratejik plânını, performans ölçütlerini, amaç ve hedeflerini, hizmet kalite standartlarını belirlemek, insan kaynakları ve çalışma politikalarını oluşturmak, Kurumun hizmet birimleri ve bunların görevleri hakkında öneride bulunmak.

c) Kurumun stratejik plânı ile amaç ve hedeflerine uygun olarak hazırlanan bütçe teklifini görüşmek ve karara bağlamak.

d) Kurumun performansını ve malî durumunu gösteren raporları onaylamak.

e) Başkanın önerisi üzerine, başkan yardımcıları ve daire başkanlarını atamak.

f) Taşınmaz alımı, satımı, kiralanması konularındaki önerileri görüşüp karara bağlamak.

g) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.

Madde gerekçesi

Kurul, bu Kanun ve diğer mevzuatta belirtilen görevler yanında; düzenlemek ve denetlemekle görevli olduğu sektör ile ilgili düzenlemeler yapmak, Kurumun stratejik planını oluşturmak, bu planla uygun bütçeyi karara bağlamak, Kurumun performansını ve mali durumunu gösteren raporları onaylamak, Kurumun üst düzey personelini atamak, taşınmaz alımı gibi konuları karara bağlamakla görevli ve yetkili kılınmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 89 gerekçesi

Üçüncü Bölüm

Başkanlık Teşkilatı

Madde 89

Başkan

Kurumun en üst yöneticisi olan Başkan, Kurumun genel yönetim ve temsilinden sorumludur.

Başkanın görev ve yetkileri şunlardır:

a) Kurul toplantılarının gündemini, gün ve saatini belirlemek, toplantıları idare etmek, gündeme alınmayan başvurular hakkında gerekli işlemleri yapmak ve bunlara ilişkin olarak Kurula bilgi vermek.

b) Kurul kararlarının yayımlanmasını veya tebliğini sağlamak, bu kararların gereğinin yerine getirilmesini temin etmek ve uygulanmasını izlemek.

c) Hizmet birimlerinden gelen önerilere son şeklini vererek Kurula sunmak.

d) Kurulun belirlediği stratejilere, amaç ve hedeflere uygun olarak, Kurumun yıllık bütçesi ile malî tablolarını hazırlamak.

e) Hizmet birimlerinin, verimli ve uyumlu bir biçimde çalışmasının en üst düzeyde organizasyonu ve koordinasyonunu sağlamak, Kurum hizmet birimleri arasında çıkabilecek görev ve yetki sorunlarını çözmek.

f) Yıllık faaliyet raporlarını hazırlamak, amaç ve hedeflere, performans ölçütlerine göre faaliyetlerin değerlendirilmesini yaptırmak ve bunları Kurula sunmak.

g) Kurumun faaliyet gösterdiği alanda strateji, politikalar ve ilgili mevzuat ile Başkanlığın ve çalışanların performans ölçütleri hakkında değerlendirme yapmak.

h) Kurumun diğer kuruluşlarla ilişkilerini yürütmek ve Kurumu temsil etmek.

i) Kurul tarafından atanması öngörülenler dışındaki Kurum personelini atamak.

j) Kurum başkanı adına imzaya yetkili personelin görev ve yetki alanını belirlemek.

k) Kurumun yönetim ve işleyişine ilişkin diğer görevleri yerine getirmek.

Başkan, Kurula ilişkin olmayan görev ve yetkilerinden bir bölümünü, sınırlarını açıkça belirlemek ve yazılı olmak kaydıyla alt kademelere devredebilir.

Madde gerekçesi

İyi yönetimin temel unsurlarından biri olarak görev, yetki ve sorumlulukların açık bir şekilde düzenlenmesi gerektiğinden hareketle Başkanın bu Kanun uyarınca yerine getireceği görevler ile yetkileri açıklığa kavuşturulmuştur. Başkan, Kurumun genel yönetim ve temsilinden sorumlu kılınmıştır. Bu sorumluluk, Kurum çalışmalarının yürütülmesi, denetlenmesi, değerlendirilmesi ve gerektiğinde kamuya duyurulması görev ve yetkilerini kapsamaktadır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 90 gerekçesi

Madde 90

Başkan yardımcıları

1 değişiklik

Başkana başkanlığa ilişkin görevlerinde yardımcı olmak üzere Kurul kararıyla beş başkan yardımcısı atanır. Başkan yardımcılarından biri, yerinde denetim ve gözetimle görevli birimlerden sorumlu olur. Başkan yardımcılarının 84 üncü maddede belirtilen şartları taşıması gerekir.[19]

Başkan yardımcıları gerektiğinde sınırlarını yazılı olarak açıkça belirlemek şartıyla görev ve yetkilerinden bir kısmını alt kademelere devredebilir.

Madde gerekçesi

Başkana görevlerinde yardımcı olmak üzere atanacak Kurum başkan yardımcılarının nitelikleri Kurul üyelerinin taşıması gereken nitelikler ile paralellik sağlanarak düzenlenmiştir.

Ayrıca, iş akış süreçlerinin etkinliğinin sağlanması bakımından yetki devrinin yapılabilmesinin çağdaş yönetimin bir gereği olması sebebiyle, Başkan yardımcılarının gerektiğinde yetkilerinin bir kısmını hukukun genel ilkeleri çerçevesinde astlarına devredebilecekleri öngörülmüştür.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 91 gerekçesi

Madde 91

Kurumun hizmet birimleri

7 değişiklik

Kurumun hizmet birimleri, daire başkanlıkları şeklinde teşkilatlanmış anahizmet, danışma ve yardımcı hizmet birimlerinden oluşur. Ancak, daire başkanlıklarının sayısı onu geçemez. (Ek cümle: 24/5/2007-5667/6 md.) İlişkili Bakanın onayı ile sayısı toplamda yirmiyi geçmemek kaydıyla Kurulca daire başkanlıkları oluşturulabilir.[20]

Hizmet birimleri, bu Kanunda belirtilen faaliyet alanı, görev ve fonksiyonlara uygun olarak Kurumun teklifi ve Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.[21]

Anahizmet birimi olarak Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı kurulur. Hukuk, basın ve halkla ilişkiler, yönetim ve finans gibi alanlarda ihtiyaca göre sayıları toplam onbeşi geçmemek üzere Başkanlık müşaviri görevlendirilebilir.[22]

İnsan kaynakları ve eğitim, idarî ve malî işler ve benzeri faaliyetleri yürütmek üzere Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı kurulur. Bu daire başkanlığında biri Kurulun özel büro hizmetlerinde kullanılmak üzere en çok sekiz adet müdürlük kurulabilir.[23]

Kurum, düzenlemekle görevli olduğu alanın yoğun olduğu illerde olmak ve sayısı üçü geçmemek kaydıyla Cumhurbaşkanı kararıyla yurt içi temsilcilik açabilir. (Ek cümle: 20/6/2013-6493/40 md.) Kurul, üyelerin talebi hâlinde Kurum merkezi dışında yurt içi temsilciliklerini ilgili üyenin daimi çalışma yeri olarak belirleyebilir.[24]

Madde gerekçesi

Kurumun hizmet birimlerinin, sayısı onu geçmemek üzere daire başkanlıklarından oluşan ana hizmet birimleri, danışma ve yardımcı hizmet birimlerinden oluşacağı ve bunların Kurumun teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulacak yönetmelikle belirleneceği ifade edilmiştir.

Ana hizmet birimi olarak Strateji Geliştirme Daire Başkanlığının ve insan kaynakları ve eğitim, idari ve mali işler ve benzeri faaliyetleri yürütmek üzere Destek Hizmetleri Daire Başkanlığının kurulacağı hüküm altına alınmıştır.

Ayrıca Kurumun, düzenlemekle görevli olduğu alanın yoğun olduğu illerde olmak ve sayısı üçü geçmemek kaydıyla Bakanlar Kurulu kararıyla yurt içi temsilcilik açabileceği öngörülmüştür.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 92 gerekçesi

Madde 92

Kurum personeli

13 değişiklik

Bu Kanun ile Kuruma verilen görevlerin gerektirdiği sürekli görev ve hizmetler, bankalar yeminli murakıpları ve yardımcıları, bankacılık uzman ve yardımcıları, hukuk uzman ve yardımcıları, bilişim uzman ve yardımcıları ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu uzman ve yardımcılarından oluşan meslek personeli ve idarî personel eliyle yürütülür. (Değişik ikinci cümle: 12/7/2013-6495/73 md.) Kurumun her türlü personelinin bu Kanunun 84 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan niteliklerin yanı sıra yönetmelikle belirlenen diğer şartları taşımaları mecburidir. (Ek cümleler : 11/10/2011 - KHK - 662/71 md.; Değişik üçüncü ve dördüncü cümle: 12/7/2013-6495/73 md.) Kurumda bankacılık, hukuk, bilişim ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu uzman yardımcılıkları ile bankalar yeminli murakıp yardımcılığına atanacakların, üniversite ve yüksekokulların en az dört yıllık eğitim veren; hukuk, siyasal bilgiler, iktisadi ve idari bilimler, iktisat, işletme fakültelerine bağlı bölümler ile bankacılık, bankacılık ve finans, fizik, matematik, istatistik, istatistik ve bilgisayar, bilgisayar mühendisliği, elektrik mühendisliği, elektronik mühendisliği, elektrik-elektronik mühendisliği, elektronik ve haberleşme mühendisliği, endüstri mühendisliği, matematik mühendisliği bölümlerinden veya bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından onaylanmış yurt içindeki veya yurt dışındaki fakülte veya yüksekokullardan mezun veya belirtilen alanlarda lisansüstü eğitim yapmış olmaları, yapılacak giriş sınavında başarılı olmaları ve yönetmelikte belirtilen diğer şartları taşımaları gereklidir. Söz konusu fakülte ve bölümleri, kadro unvanları ve/veya uzmanlık alanları itibarıyla ayrı ayrı belirlemeye Kurul yetkilidir. (Ek cümle: 25/4/2012 – 6300/2 md.) Yukarıda unvanları sayılan meslek personeli, son iki yıl içinde fiilen yerinde denetim veya gözetim sürecinde ya da uygulama faaliyetinde bulundukları bir bankada asgari iki yıl geçmeden görev kabul edemez.[25]

Başkan yardımcıları, daire başkanları, müdürler, başkanlık müşavirleri ve meslek personeli kadro karşılığı sözleşmeli statüde istihdam edilir. Kadro karşılığı sözleşmeli çalışan Kurum personeli ücret, malî ve sosyal haklar dışında, diğer personel ise her türlü hak ve yükümlülükleri yönünden 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tâbidir.

(Değişik üçüncü fıkra: 11/10/2011 - KHK - 662/71 md.) Bu Kanunun ekinde yer alan (I) sayılı cetveldeki toplam kadro sayısı geçilmemek ve mevcut kadro unvanları veya 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki cetvellerde yer alan kadro unvanlarıyla sınırlı olmak kaydıyla, kadro, sınıf, unvan ve derece değişikliklerine ilişkin usûl ve esaslar Kurulca belirlenir.

Kurumun anahizmet birimlerinde uzmanlık gerektiren işlerde meslek personeli çalıştırılması esastır. (İptal ikinci cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 22/3/2007 tarihli ve E.: 2005/139, K.: 2007/33 sayılı Kararı ile.) Kurumda yönetici, müşavir ve meslek personeli unvanlarını haiz olmayan personelin oranı bu Kanunun eki cetvellerde yer alan toplam kadro sayısının yüzde otuzunu geçemez.

(İptal beşinci fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 22/3/2007 tarihli ve E.: 2005/139, K.: 2007/33 sayılı Kararı ile.)

(Değişik altıncı fıkra: 11/10/2011 - KHK - 662/71 md.) Kurum personeli, Kurul kararı ve ilgilinin muvafakati ile geçici olarak diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görevlendirilebilir.

Bankacılık, hukuk, bilişim ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, uzman yardımcılığı ile bankalar yeminli murakıp yardımcılığına atanacaklar merkezî yarışma sınavıyla belirlenenler arasından seçilir. Uzman yardımcılığı (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu uzman yardımcılığı hariç) ve bankalar yeminli murakıp yardımcılığına atananlar ikinci yılın sonunda yetki sınavına tâbi tutulurlar. Yetki sınavı ile bu sınavda başarılı olanların yetkilerine ilişkin usûl ve esaslar Kurul tarafından belirlenir. Uzman yardımcılığı ve bankalar yeminli murakıp yardımcılığına atananlar, üç yıl çalışmak ve olumlu sicil almak kaydıyla Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavından en az (C) düzeyinde veya buna denk kabul edilen uluslararası geçerliliği bulunan yabancı dil puanı alması, yeterlik sınavında başarılı olması ve konuları ile ilgili hazırlayacakları uzmanlık tezinin oluşturulacak jüri tarafından kabul edilmesi hâlinde ilgisine göre bankacılık, hukuk, bilişim ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu uzmanı ile bankalar yeminli murakıbı olarak atanır ve bunlara bir defaya mahsus olmak üzere bir derece yükseltilmesi uygulanır. Mazereti olmaksızın tez hazırlamayan veya sınava girmeyen veya sınavda iki defa başarısız olanlar diğer kamu kurum ve kuruluşlarındaki öğrenim durumlarına uygun kadrolara atanmak üzere Devlet Personel Başkanlığına bildirilir.[26]

Kurumun meslek ve idarî personelinin yeterlik ve yarışma sınavları, (…)[27] çalışma usûl ve esasları ile ilgili diğer hususlar Kurum tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.

(Ek: 20/6/2013-6493/40 md.) Kurumda, 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 6 ncımaddesinde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde bilişim personeli çalıştırılabilir. Ancak söz konusu maddenin üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bentlerindeki şartlar Kurum için aranmaz.

(Ek: 20/6/2013-6493/40 md.) Kurumun taraf olduğu dava ve icra takibi hizmetlerini yürütmek için sayısı onu geçmemek üzere, genel hükümlere göre vekâlet akdiyle sözleşmeli avukat çalıştırılabilir.

(Ek: 20/6/2013-6493/40 md.) Özel uzmanlık gerektiren ve geçici nitelikteki işler için, ödemeler ve sözleşme şartları Kurulca belirlenmek kaydıyla, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın hizmet satın alınabilir.

Madde gerekçesi

Kuruma verilen görevleri yerine getirecek olan personelin unvanları ve istihdam esasları belirlenmiştir.

Bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanunundan farklı olarak Kurumun her türlü personelinin taşıması gereken nitelikler, Kurul üyelerinin taşıması gereken niteliklere atıfta bulunmak suretiyle belirtilmiştir.

Kurum meslek personelinin yeterlilik esasları belirlenmiş, ana hizmet birimlerinde uzmanlık gerektiren işlerde meslek personeli çalıştırılması esasa bağlanmıştır. Ayrıca, Kurumda yönetici, müşavir ve meslek personeli unvanlarını haiz olmayan personelin oranının toplam kadro sayısının yüzde otuzunu geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Kurumda, meslek personeli sayısının yüzde onunu geçmeyecek şekilde, sektörde en az on yıl mesleki tecrübesi olanlar ile Kurumun faaliyet alanına ilişkin konularda doktor unvan ve derecesini alanlar arasından yeteri kadar yerli ve yabancı uzman personelin, hizmet veya vekalet akti hükümlerine göre çalıştırılabileceği öngörülmüştür.

Ayrıca, Kurumun meslek ve idarî personelin yeterlik ve yarışma sınavları, nitelikleri ile çalışma usûl ve esasları ile ilgili diğer hususların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 93 gerekçesi

Dördüncü Bölüm

Görev, Yetki ve Sorumluluk

Madde 93

Kurumun görev ve yetkileri

5 değişiklik

Kurum, bu Kanun ve ilgili diğer mevzuatın verdiği yetkiler çerçevesinde finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanması, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışması, malî sektörün gelişmesi, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması için;

a) Bankalar ve finansal holding şirketleri ile diğer kanunlarda ve ilgili mevzuatta yer alan hükümler saklı kalmak kaydıyla Kurumun gözetim ve denetimine tabi diğer kuruluşların; kuruluş ve faaliyetlerini, yönetim ve teşkilat yapısını, birleşme, bölünme, hisse değişimini ve tasfiyelerini düzenlemek, uygulamak, uygulanmasını sağlamak, uygulamayı izlemek ve denetlemek,[28]

b) Yurt içi ve yurt dışı muadil kurumların katıldığı uluslararası malî, iktisadî ve meslekî teşekküllere üye olmak, görev alanına giren hususlarda yabancı ülkelerin yetkili mercileri ile mutabakat zaptı imzalamak,

c) Kanunla verilen diğer görevleri yapmak,

İle görevli ve yetkilidir.

Kurum, tasarruf sahiplerinin haklarını ve bankaların düzenli ve emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye sokabilecek ve ekonomide önemli zararlar doğurabilecek her türlü işlem ve uygulamaları önlemek, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasını sağlamak üzere gerekli karar ve tedbirleri almak ve uygulamakla yükümlü ve yetkilidir.

Kurum; her türlü faaliyetinde, kuruluş kanununda verilen yetkiler saklı kalmak kaydıyla kalkınma plânı ve programlarda yer alan ilke, strateji ve politikalara uyar.[29]

(Değişik birinci cümle: 8/3/2006-5472/1 md.) Kurum, bu Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri çerçevesinde kendisine verilen yetkilerini, Kurulca tesis edilecek düzenleyici işlemler veya alınacak özel nitelikli kararlar ile kullanır. Kurum, Kurul kararıyla bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikler ve tebliğler çıkarmaya yetkilidir.

Kurum, iç düzenlemeleri dışındaki düzenleyici işlemlerini yürürlüğe koymadan önce sektör stratejisi ve politikaları ile ilişkisinin kurulması bakımından ilişkili Bakanlığın, kalkınma plânı ve yıllık programla ilişkisinin kurulması açısından Devlet Plânlama Teşkilatı Müsteşarlığının ve diğer ilgili kurum ve kuruluşların görüşünü alır. İlişkili Bakanlık ve Devlet Plânlama Teşkilatı Müsteşarlığı en geç yedi gün içinde cevap vermezse olumlu görüş verilmiş sayılır.

Kurumun hazırlayacağı ikincil düzenleme taslakları en az yedi gün süreyle Kurumun internet sayfası başta olmak üzere uygun vasıtalarla kamuoyunun bilgisine sunulur.

Özel nitelikli kararlardan gerekli görülenler doğrudan ilgili kişi ve kuruluşlara ve uygun görüldüğü takdirde Kurumun haftalık bülteni ile duyurulur.

Kamu kurum ve kuruluşları, Kanun ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle belirlenmiş görev alanlarında Kuruma gerekli yardımı sağlamakla yükümlüdür.[30]

(Ek fıkra: 12/7/2013-6495/34 md.) Kurum, bankacılık hizmetleri ve işlemleri ile 23/2/2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu kapsamında yer alan banka kartı ve kredi kartlarının, 29/4/1959 tarihli ve 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 5 inci maddesinde yazılı suçların işlenmesinde kullanılmasını önlemekle yükümlü ve yetkilidir.

Madde gerekçesi

Maddede Kurumun görev ve yetkileri öncelikli esaslar belirtilmek suretiyle ifade edilmiştir.

Kurumun düzenleme ve denetleme fonksiyonunun kapsamı, Ulusal Program çerçevesinde finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri ile bunların faaliyetlerini de kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Finansal piyasalarda istikrarın sağlanmasını teminen bu piyasalarda yer alan aktörlerin tek bir denetim ve gözetim otoritesi tarafından düzenlenmesi ve denetlenmesi, uluslararası uygulamalarda da kabul gören bir yaklaşım olup, finansal piyasaların daha etkin bir şekilde işlemesini sağlamaktadır. Öte yandan finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinde çoğunlukla Kanun kapsamındaki kuruluşlar pay sahibi olup, halihazırda söz konusu ortaklıklar konsolide denetime tâbi tutulmaktadır. Bu itibarla, söz konusu kuruluşların düzenleme ve denetleme yetkisinin bir bütün olarak kullanılmasını teminen bu yetkinin Kuruma verilmesi öngörülmüştür. Kurum faaliyetlerini ilgili mevzuatla kendisine verilen yetkiler çerçevesinde yürütecektir.

Kurum, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanunundan farklı olarak; bankalar ve finansal holding şirketleri ile diğer kanunlarda ve ilgili mevzuatlarda yer alan hükümler saklı kalmak kaydıyla finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin;

kuruluş ve faaliyetlerini, yönetim ve teşkilat yapısını, birleşme, bölünme, hisse değişimini ve tasfiyelerini düzenlemek, uygulamak, uygulanmasını sağlamak, uygulamayı izlemek ve denetlemek, yurt içi ve yurt dışı muadil kurumların katıldığı uluslararası malî, iktisadî ve meslekî teşekküllere üye olmakla görevli ve yetkili kılınmıştır.

Kaliteli düzenlemeden düzenlemenin; açık, uygulanabilir, orantılı, hesap verilebilir, tutarlı, şeffaf, hedefe odaklanmış, etki analizine dayanmış olması anlaşılmalıdır. Düzenleme taslaklarının hazırlanmasında, OECD'nin Düzenleme Kalitesini Geliştirme Stratejisi ve Avrupa Birliği Komisyonunun Düzenleme Taslaklarının Kalitesinin Geliştirilmesi Eylem Planında öngörülen hususlar da göz önünde bulundurulur. Gerekçelerin, alınan görüşleri, yapılan etki analizlerini, düzenleme türünün seçiliş nedenini ve malî etkilerini içerecek şekilde hazırlanması beklenir.

Bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Kanunda yer alan hükümler esas alınarak, Kurumun yapacağı düzenlemelerde izleyeceği yöntem belirtilmiştir.

Maddenin son fıkrasında ise, kamu kurum ve kuruluşları Kanun ile belirlenmiş görev alanlarında Kuruma gerekli yardımı sağlamakla yükümlü kılınmışlardır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 94 gerekçesi

Madde 94

Sektörün geliştirilmesi

Kurum, finansal hizmetler sektörünün geliştirilmesi amacıyla;

a) İşlem ve aracılık maliyetlerinin azaltılarak bankaların kârlı, verimli ve rasyonel çalışmalarının ve finansal piyasaların tarafları arasında rekabet ortamının sağlanması,

b) Finansal sisteme rekabet gücünün kazandırılması, finansal piyasalara ilişkin diğer düzenlemeler ve uygulamalar ile bütünleşmenin gerçekleştirilmesi ve piyasanın daha etkin işleyişinin sağlanması suretiyle etkin ve şeffaf bir finansal sistemin oluşturulması,

c) Denetim ve faaliyet alanları bakımından uluslararası bankaların durumunun yakından izlenmesi, tecrübelerinden yararlanılması,

d) Birimler, kurumlar, meslek mensupları ve uluslararası diyalog ve işbirliğinin artırılması suretiyle malî piyasalarda meslek mensupları arasında bütünleşmenin sağlanması,

e) Malî piyasalara ilişkin düzenlemelerin ilgili taraflarla istişare edilerek hazırlanması,

hususlarında strateji belirlemeye yetkilidir.

Madde gerekçesi

Uygun bir rekabet ortamı içerisinde verimli ve rasyonel çalışan bir bankacılık sistemi, toplanan fonların en uygun fiyatlarla kullandırılmasını sağlamak suretiyle kaynakların en verimli alanlara yönlendirilmesine imkân vermektedir. Birer güven ve itibar müesseseleri olan bankalara karşı güvenin korunması ve sağlanması, bankaların malî bünyelerinin sağlamlığı ve karlılık düzeyleri ile yakından bağlantılıdır.

Malî bünyedeki zafiyet sonucu oluşan zararlar nedeniyle banka özkaynaklarındaki aşınma, bankaların malî gücü hakkında piyasalarda olumsuz intiba uyanmasına, yabancı kaynak temininde yüksek maliyetlere maruz kalınmasına neden olabilmektedir. Yüksek maliyetle edinilen kaynaklar kredi sistemi aracılığıyla dolaylı olarak ekonomiye de yansımaktadır. Bankaların kârlı, verimli ve rasyonel çalışması bankalarda toplanan fonların kredi sistemine cazip fiyatlarla girmesi için gerekli ancak yeterli bir unsur değildir. Ayrıca, bankaların işlem ve aracılık maliyetlerinin de azaltılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. İşlem ve aracılık maliyetlerinin yüksek olması fon arz ve talebinin daha yüksek bir fiyat seviyesinde dengeye gelmesine, uluslararası rekabet ortamında bankaların rekabet gücünün zayıf kalmasına neden olmakta ve bu durum hem malî sektörün hem de ekonominin gelişmesinde önemli engellerden biri olarak ortaya çıkmaktadır.

Malî sektörün gelişiminde diğer önemli bir husus ise, finansal sistemin rekabet gücüne sahip olması, finansal piyasalara hâkim olan düzenleme ve uygulamalara uyum sağlayacak yapıların tesisi ve finansal sistemde etkinliğin ve şeffaflığın sağlanmasıdır. Rekabet gücüne sahip olmayan bir finansal sistem, özellikle sermaye hareketlerinin gelişen teknoloji ile birlikte sınır tanımaması nedeniyle, ülkeler arasında dolaşmakta olan önemli tutardaki sermayenin başka ülkelere yönelmesine, finansal sisteminde rekabet gücü olmayan ülkelerde ise zayıf yurt içi kaynaklar nedeniyle ülke ekonomisinin diğer ülkelere göre yüksek maliyetlerle fon kullanmasına neden olabilmektedir. Uluslararası yatırımcılar ellerindeki fon fazlalarını çeşitli ülkelere aktarırken yatırım yapacakları bu ülkelerde finansal sistemin şeffaflığına da önem vermektedir. Uluslararası yatırımcılar, yaptıkları yatırımların geri dönebilirliği ve yatırım kararlarını alırken kullanmış oldukları bilgilerin güvenilirliği üzerinde hassasiyetle durmakta ve finansal sistemin işleyişi ile ilgili kuralların, sistemde yer alan kuruluşların kurumsal yönetim ve malî bünyelerinin açık bir şekilde ortaya konulmasını aramaktadırlar.

Malî sektörün gelişimi bakımından uluslararası alanda yaşanan gelişimin yakından izlenmesi önem arz etmektedir.

Özellikle finans sektöründe hızlı gelişmeler yaşanmakta ve yeni ürünler ortaya çıkmaktadır. Genellikle teknolojide yaşanan gelişmelerin getirdiği imkânlar kullanılarak bankacılığa ilişkin faaliyet alanlarında da gelişmeler görülmektedir. İnternet bankacılığı, elektronik fon transferi bu tür teknolojik gelişmelerin akabinde finansal sektörde yaşanmış gelişmelerden bazılarıdır. Söz konusu teknolojik gelişmeler sonucunda denetim tekniklerinde ve denetim konularında da gelişmeler olmaktadır. Özellikle risk ölçümü, bilgi teknolojileri denetimi bu konudaki başlıca örneklerdir. Malî sektörün geliştirilmesi açısından uluslararası alanda yaşanan gelişmelerin yakından izlenmesi önem arz etmektedir. Bu gelişmelerin yakından izlenmesinin yollarından biri de uluslararası bankaların tecrübelerinden yararlanılması ve bu bankaların denetim ve faaliyet alanlarının yakından takip edilmesidir.

İşbirliği ve dayanışma, gelişmiş bir malî sektörün önemli özelliklerinden biridir. Meslek mensupları arasında dayanışmanın sağlanması, uluslararası gelişmelerin izlenmesi ve finansal piyasalarda bütünleşmenin sağlanması için finansal piyasalarda yer alan kurumlar ve meslek mensupları arasında ulusal ve uluslararası düzeyde diyalog ve işbirliğinin tesisi bir ihtiyaçtır.

Finansal piyasalara ilişkin yapılan düzenlemelerin etkinliği, söz konusu düzenlemelerde öngörülen amaçların gerçekleştirilebilmesine bağlıdır. Finansal piyasalardaki faaliyetlerin karmaşıklığı, faaliyetlerin doğası gereği taşınan riskler bu piyasalarda yapılacak düzenlemeler için hassas çalışmalar yapılmasını gerektirmektedir. Bu nedenlerle finansal piyasalara ilişkin düzenlemelerde düzenlemenin kapsamı dâhilinde veya etkileyeceği tüm aktörlerin ve ilgili otoritelerin görüşü alınarak hazırlanması önemli bir gereksinimdir.

Maddede, malî sektörün geliştirilmesi bakımından yukarıda önemi ifade olunan hususlarda stratejiler belirlenmesi öngörülmüş ve bu stratejileri belirleme yetkisi Kuruma verilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 95 gerekçesi

Madde 95

Yerinde denetim ve gözetim

1 değişiklik

Bu Kanun hükümleri ile bu Kanun kapsamındaki kuruluşlar hakkında diğer kanunlarda yer alan hükümlerin uygulanmasının ve bu kuruluşların her türlü işlemlerinin gözetimi ve yerinde denetimi ve bu Kanun kapsamındaki kuruluşların konsolide ve konsolide olmayan bazda risk yapısı, iç kontrol, risk yönetimi ve iç denetim sistemleri ile varlıkları, alacakları, özkaynakları, borçları, kâr ve zarar hesapları, yükümlülükleri ve taahhütleri arasındaki ilgi ve dengelerin ve malî bünyeyi etkileyen diğer tüm unsurların ve bu kuruluşların kurumsal yönetim ilkelerine uyum seviyesinin gözetimi, tahlili ve ölçümü Kurum tarafından yapılır.

Kurum, bağımsız denetim kuruluşlarınca yapılan yıllık finansal raporların yapısı, uygunluğu ve güvenilirliğinin değerlendirilmesini de yerine getirir.

Bu Kanuna tabî kuruluşlar tarafından, Kurulca belirlenen usûl ve esaslar çerçevesinde konsolide ve konsolide olmayan bazda istenilen her türlü bilgi, belge, cetvel, rapor ve finansal tabloların, hesap ve kayıt düzenleriyle uyumlu olarak, zamanında ve doğru şekilde Kuruma tevdi edilmesi şarttır.

Söz konusu kuruluşlarda denetim yapma yetkisi bulunanlar tarafından düzenlenen rapor ve mütalâaların bir suretinin anılan kuruluşlarca Kuruma gönderilmesi zorunludur.

Kurum, incelemelerini Başkanın onayından geçmiş çalışma programları ile Başkan tarafından yapılacak görevlendirmeler çerçevesinde gerçekleştirir.

Başkan, yapılacak yerinde denetimde, Kurumun meslek personelini oluşturan bankalar yeminli murakıp ve yardımcıları, bankacılık uzmanı ve yardımcıları, bilişim uzmanı ve yardımcıları, hukuk uzmanı ve yardımcıları arasından uygun göreceği bir denetim ekibini görevlendirir. Kurumun yerinde denetim yapmaya yetkili meslek personeli İstanbul'da Asliye Ticaret Mahkemesinde yemin etmedikçe yerinde denetim yapamazlar. Yerinde denetim yapan Kurumun meslek personeli denetim konularıyla ilişkili olarak bu maddede belirtilen tüm yetkileri haizdir.[31]

Başkan, gerekli gördüğünde ve özellik arz eden konularda bağımsız denetim kuruluşlarını ilgili konu hakkında inceleme yapılması için görevlendirme yetkisini haizdir. Bağımsız denetim yapan kuruluşun denetçisi denetim konularıyla ilişkili olmak kaydıyla bu maddede belirtilen ilgili yetkileri haiz olduğu gibi, bu Kanun kapsamındaki sırların saklanması yükümlülüklerine de tâbidir.

Kurum, bankalardan, bunların bağlı ortaklıklarından, nitelikli paya sahip oldukları ortaklıklardan, birlikte kontrol ettikleri ortaklıklardan, şubeleri ile temsilciliklerinden, destek hizmeti kuruluşlarından ve diğer gerçek ve tüzel kişilerden bu Kanun hükümleri ile ilgili görecekleri bütün bilgileri gizli dahi olsa istemeye, bunların vergiyle ilgili kayıtları dahil olmak üzere tüm defter, kayıt ve belgelerini incelemeye yetkili olup, bilgi istenenler de istenilen bilgileri vermekle, defter, kayıt ve belgeleri incelemeye hazır bulundurmakla, tüm bilgi işlem sistemini denetim amaçlarına uygun olarak Kurumun yerinde denetim yapan meslek personeline açmakla, verilerin güvenliğini sağlamakla ve muhafaza etmek zorunda oldukları her türlü defter, belge ve karneler ile vermek zorunda bulundukları bilgilere ilişkin mikrofiş, mikrofilm, manyetik teyp, disket ve benzeri ortamlardaki kayıtlarını ve bu kayıtlara erişim veya kayıtları okunabilir hale getirmek için gerekli tüm sistem ve şifrelerini inceleme için ibraz etmek ve işletmekle yükümlüdür.

Kamu kurum ve kuruluşları, Merkez Bankası ve benzeri kuruluşlar ile Risk Merkezi görevleriyle ilgili olarak istenecek her hürlü bilgi ve belgeyi gizli de olsa Kurumun yerinde denetim yapan meslek personeline geciktirilmeksizin verirler. Kurul, ilgili taraflarla bu husustaki detayları belirleyen mutabakat zaptı düzenleyebilir.

Kurum tarafından gerçekleştirilen denetimler sırasında talep edilmesi hâlinde, bankalar tarafından iç kontrol, risk yönetimi ve iç denetim sistemlerinde çalışanların görevlendirilmesi dâhil olmak üzere her türlü destek sağlanır.

Diğer kanunlar uyarınca Kurumun meslek personelinin bu Kanun kapsamındaki görevleri dışında görevlendirilmeleri, bu maddede sayılan görevleri öncelikli olmak kaydıyla Başkan tarafından yapılır.

Kurum; bu Kanunun, Kurumun görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin hükümlerinde zikredilen ve 20.2.1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun hükümlerine aykırı hareket eden kuruluşlar ve ilgilileri hakkında, adı geçen Kanunun ek 1 inci maddesindeki yetkilere sahip olduğu gibi tüm bankaların kuruluş kanunu hükümleri ile diğer kanunların bankalarla ilgili hükümlerinin uygulanmasını denetlemeye de yetkilidir.

Bankalarda yerinde denetim yapan kişiler, bu Kanunda belirtilen düzenlemeler dışında diğer kanunlara aykırılıkları tespit ettikleri takdirde bu tespitleri ilgili mercilere derhal bildirmek zorundadırlar.

Denetim ve gözetime ilişkin usûl ve esaslar Kurulca düzenlenecek yönetmelikle belirlenir.

Madde gerekçesi

Finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanması ve tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması, bu amaca yönelik olarak yapılacak düzenlemeler ışığında gerçekleştirilen gözetim ve denetimlerle sağlanabilir. Gözetim ve denetim bilgi toplama ve toplanan bilgilerin analizine dayanır.

Kesintisiz bir gözetim, bankaların malî yapılarında hızlı değişimlerin yaşanabildiği günümüzde, muhtemel sorunların erken tespit edilerek gerekli önlemlerin alınmasında çok önemli bir yere sahiptir. Gözetim, sistemde bir erken uyarı mekanizması oluşturarak problemlerin erken teşhis edilmesini sağlarken denetimin gücünü de artırma fonksiyonu görür. Ayrıca, gözetim yoluyla tek bir bankayı olduğu kadar, sektörün genelini de izleme ve analiz etme imkânı sağlanır.

Bu Kanun hükümleri ile bu Kanun kapsamındaki kuruluşlar hakkında diğer kanunlarda yer alan hükümlerin uygulanmasının sağlanması ve bu kuruluşların her türlü işlemlerinin denetimi ve bu Kanun kapsamındaki kuruluşların konsolide ve konsolide olmayan bazda risk yapısı, iç kontrol ve iç denetim sistemleri ile varlıkları, alacakları, öz kaynakları borçları, kâr ve zarar hesapları, yükümlülükleri ve taahhütleri arasındaki ilgi ve dengelerin ve malî bünyeyi etkileyen diğer tüm unsurların ve bu kuruluşların kurumsal yönetim ilkelerine uyum seviyesinin tespiti, tahlili ve ölçümünün Kurum tarafından yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Kurumun bağımsız denetim kuruluşlarınca yapılan yıllık finansal raporların yapısı, uygunluğu ve güvenilirliğini değerlendirmesi öngörülmüştür.

Yerinde denetimin, Kurumun mesleki personelini oluşturan bankalar yeminli murakıp ve yardımcıları, bankacılık uzman ve yardımcıları, bilişim uzmanı ve yardımcıları, hukuk uzmanı ve yardımcıları arasından Başkanın görevlendireceği bir denetim ekibi tarafından yapılması öngörülmüştür. Yerinde denetim yapan Kurumun meslek personeli Ankara'da Asliye Ticaret Mahkemesinde yemin etmekle yükümlü kılınmıştır.

Kurumun, bankalardan, bunların bağlı ortaklıkları, nitelikli paya sahip olduğu ortaklıkları, birlikte kontrol ettiği ortaklıkları, şubeleri ile temsilcilikleri, destek hizmeti kuruluşları ile diğer gerçek ve tüzel kişilerden bu Kanunun hükümleri ile ilgili görecekleri bütün bilgileri istemeye, bunların tüm defter, kayıt ve belgelerini incelemeye yetkili olduğu, bilgi istenenlerin de istenilen bilgileri vermekle, defter, kayıt ve belgeleri incelemeye hazır bulundurmakla yükümlü tutulduğu düzenlenmiştir.

Kurum tarafından ihtiyaç duyulacak bilgi ve belgelerin gizli olsa dahi görevi nedeniyle bunlara sahip kamu kurum ve kuruluşları, Merkez Bankası ve benzeri kuruluşlar ile Risk Merkezi tarafından geciktirilmeksizin yerinde denetim yapan meslek personeline verilmesi hükme bağlanmıştır.

Kurum tarafından gerçekleştirilen incelemeler sırasında talep edilmesi hâlinde, bankalar tarafından iç kontrol, risk yönetimi ve iç denetim sistemlerinde çalışanların görevlendirilmesi dâhil, her türlü desteğin sağlanacağı hüküm altına alınmak suretiyle bankaların denetiminin kolaylaştırılması amaçlanmıştır.

Kurumun meslek personelinin bu Kanun kapsamındaki vazifeleri dışında görevlendirilmelerinin, Kanunda sayılan görevleri öncelikli olmak kaydıyla Başkan tarafından yapılması öngörülmüştür.

Başkanın uygun görmesi üzerine, bağımsız denetim kuruluşlarının özellik arzeden konularda görevlendirilmesi hüküm altına alınmıştır. Bağımsız denetim yapan kuruluşun denetçisi, denetim konusu ile sınırlı olmak kaydıyla bu maddedeki yetkileri haiz kılınıp sır yükümlülüğüne tabi tutulmuştur.

Kurumun, 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun hükümlerine aykırı hareket eden, bu Kanunun Kurumun görev yetki ve sorumluluklarına ilişkin hükümlerinde zikredilen kuruluşlar ve ilgilileri hakkında 1567 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesindeki yetkiyi haiz olduğu ve kanunla kurulmuş bankaların kuruluş kanunu hükümleri ile diğer kanunların bankalarla ilgili hükümlerinin uygulamasını denetlemeye de yetkili bulunduğu hükme bağlanmıştır.

Bankalarda yerinde denetim yapan kişiler, bu Kanunda belirtilen düzenlemelerin dışında diğer kanunlara aykırılıkları tespit ettikleri takdirde bu tespitleri ilgili mercilere derhal bildirmekle yükümlü kılınmıştır.

Denetim ve gözetime ilişkin usûl ve esasların Kurumca düzenlenecek yönetmelikle belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 96 gerekçesi

Madde 96

Bilgi ve belge isteme

Bu Kanunun 93 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen kuruluşlar ile ortakları, bunların bağlı ortaklıkları, nitelikli paya sahip olduğu ortaklıkları, birlikte kontrol ettiği ortaklıkları, şubeleri ile temsilcilikleri, bağımsız denetim, değerleme ve destek hizmeti kuruluşları gizli dahi olsa bu Kanunun uygulanması ile ilgili olarak her türlü bilgi ve belgeyi Kurumun talebi üzerine Kuruma tevdi etmekle yükümlüdür.

Kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler, Devletin güvenliği ve temel dış yararlarına karşı ağır sonuçlar doğuracak hâller ile meslek sırrı, aile hayatının gizliliği ve savunma hakkına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla özel kanunlardaki yasaklayıcı ve sınırlayıcı hükümler dikkate alınmaksızın gizli dahi olsa Kurum tarafından bu Kanun kapsamında verilen görevler ile sınırlı olmak üzere istenecek her türlü bilgi ve belgeyi uygun süre ve ortamda, sürekli veya münferit olarak vermeye, istenecek defter ve belgeleri ibraz etmeye ve incelemeye hazır bulundurmaya, tüm bilgi işlem sistemini denetim amaçlarına uygun olarak ilgili personele açmaya, verilerin güvenliğini sağlamaya ve muhafaza etmek zorunda oldukları her türlü defter, belge ve karneler ile vermek zorunda bulundukları bilgilere ilişkin mikrofiş, mikrofilm, manyetik teyp, disket ve benzeri ortamlardaki kayıtlarını ve bu kayıtlara erişim veya kayıtları okunabilir hale getirmek için gerekli tüm sistem ve şifreleri incelemek için ibraz etmeye ve işletmeye mecburdurlar.

Bu madde kapsamında ilgili kişi, kurum ve kuruluşlar Kurumun belirleyeceği süre içerisinde söz konusu talebe cevap vermek ve gereken kolaylığı göstermekle yükümlüdürler.

Madde gerekçesi

Bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 3 üncü maddesinin (9) numaralı fıkrasında yer alan Kurumun bilgi ve belge isteme yetkisi yeniden düzenlenmiştir.

Bankalar, finansal holding şirketleri, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri ile bunların ortakları, bağlı ortaklıkları, nitelikli paya sahip olduğu ortaklıkları, birlikte kontrol ettiği ortaklıkları, şubeleri ile temsilcilikleri, bağımsız denetim, değerleme ve destek hizmeti kuruluşları, gizli dahi olsa bu Kanunun uygulanması ile ilgili olarak her türlü bilgi ve belgeyi Kurumun talebi üzere Kuruma tevdi etmekle yükümlü kılınmak suretiyle etkin gözetim ve denetimin sağlanması amaçlanmıştır.

Maddenin ikinci fıkrası ile denetim ve gözetimde sürekliliğin ve tutarlılığın sağlanması amacıyla kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler, Devletin güvenliği ve temel dış yararlarına karşı ağır sonuçlar doğuracak hâller ile meslek sırrı, aile hayatının gizliliği ve savunma hakkına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, özel kanunlardaki yasaklayıcı ve sınırlayıcı hükümler dikkate alınmaksızın gizli dahi olsa Kurum tarafından bu Kanun kapsamında verilen görevler ile sınırlı olmak üzere istenecek her türlü bilgi ve belgeyi uygun süre ve ortamda, sürekli veya münferit olarak vermek, istenecek defter ve belgeleri ibraz etmek ve incelemeye hazır bulundurmak, tüm bilgi işlem sistemini denetim amaçlarına uygun olarak ilgili personele açmak, verilerin güvenliğini sağlamak ve muhafaza etmek zorunda oldukları her türlü defter, belge ve karneler ile vermek zorunda bulundukları bilgilere ilişkin mikro fiş, mikro film, manyetik teyp, disket ve benzeri ortamlardaki kayıtlarını ve bu kayıtlara erişim veya kayıtları okunabilir hâle getirmek için gerekli tüm sistem ve şifreleri incelenmesi için ibraz etmek ve işletmek hususunda mükellef tutulmuşlardır.

Kurumun faaliyetlerini etkin olarak gerçekleştirmesini teminen ilgili tarafların gereken hassasiyeti göstermesi önem arz etmektedir. Bu amaçla, kendilerinden bilgi talep edilen kişi, kurum ve kuruluşlar Kurumun belirleyeceği süreler içerisinde söz konusu talebe cevap vermek ve gereken kolaylığı göstermekle mükellef kılınmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 97 gerekçesi

Madde 97

Şeffaflık ve hesap verebilirlik

1 değişiklik

Kurumun faaliyetleri hakkındaki yıllık rapor, raporun ait olduğu dönemi izleyen yılın mayıs ayı sonuna kadar Cumhurbaşkanlığına sunulur ve kesin hesaplar ile birlikte kamuya açıklanır. Kurum, faaliyetleri ile ilgili olarak yılda bir defa Türkiye Büyük Millet Meclisi Plân ve Bütçe Komisyonuna bilgi verir.

Kurum, stratejilerine ve bu stratejilerin yerine getirilmesine ilişkin olarak Cumhurbaşkanlığına altı ayda bir bilgi verir.

Kurum, ilgili sektörde yaşanan önemli gelişmelere ve bu Kanunun 93 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen kuruluşların performanslarına ilişkin olarak toplulaştırılmış bazda üç aylık süreli raporlar yayımlar. Kurum risk yönetim politikalarını kamuya açıklar.

Kurul tarafından yapılan düzenlemeler, değişiklikleri de içerecek şekilde sürekli olarak güncellenmek suretiyle Kurumun internet sayfasında yayınlanır.

Kurumca hazırlanacak süreli raporların biçim ve içerikleri ile usûl ve esasları Kurulca belirlenir.

Madde gerekçesi

Hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkesi çerçevesinde, Kurumun sahip olduğu bilgilerin ilgili taraflarca nasıl paylaşılacağı belirgin hâle getirilmiştir. Avrupa Birliği ülkelerinin bankacılık mevzuatları ile Uluslararası Para Fonunun şeffaflık ilkeleri paralelinde, Kurumun faaliyetleri hakkında hazırlayacağı raporlar sistematik bir şekilde belirtilmiş ve Kurumun kamuya açıklayacağı hususlar düzenlenmiştir.

4743 sayılı Kanunun 7 nci maddesi ile düzenleyici ve denetleyici kurumlar, faaliyetlerine ilişkin olarak yılda bir defa Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonunu bilgilendirmekle yükümlü kılınmışlardır. Bu çerçevede maddenin birinci fıkrasında, Kurumun faaliyetleri hakkındaki yıllık raporun, raporun ait olduğu dönemi izleyen yılın Mayıs ayı sonuna kadar Bakanlar Kuruluna sunulması ve kesin hesaplar ile birlikte kamuya açıklanması ile Kurumun, faaliyetleri ile ilgili olarak yılda bir defa Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonuna bilgi vermesi hüküm altına alınmıştır.

Maddenin ikinci fıkrası ile ekonomik kamu düzeninin sağlanmasında, bankaların gözetim ve denetiminden sorumlu olan Kurumun, bu görevini yerine getirirken bir nevi ekonomik kolluk yetkilerini kullanıp, geleceğe yönelik olarak oluşturduğu stratejilerine ve bu stratejilerin uygulanmasına ilişkin olarak Bakanlar Kuruluna altı ayda bir bilgi vermesi öngörülmüştür.

Maddenin üçüncü fıkrası ile Kurumun, sektörde yaşanan gelişmelere ve bankalar, finansal holding şirketleri, finansal kiralama, faktoring ile finansman şirketlerinin performanslarına ilişkin olarak toplulaştırılmış bazda üç aylık süreli kapsamlı bir rapor yayımlaması öngörülmüştür. Ayrıca, Kurumun şeffaflık ilkesi uyarınca risk yönetim politikalarını kamuya açıklaması hüküm altına alınmak suretiyle, kamuoyunun Kurumun denetimine tâbi kuruluşların işleyişi hakkında bilinçlenmesi sağlanırken piyasanın istikrarını da artırması amaçlanmıştır.

Finansal piyasalarda şeffaflık ilkesinin tam olarak yerleşmesi ve piyasalarda faaliyet gösteren aktörlerin gelişmeler karşısında gecikmeksizin ve tam olarak bilgilenmelerinin sağlanmasını, bilgi eksikliği ve gecikmesinden kaynaklanan maliyetlerin asgarîye indirilmesini teminen Kurul tarafından yapılan düzenlemelerin, değişiklikleri de içerecek şekilde sürekli olarak güncellenmek suretiyle Kurumun internet sayfasında yayımlanması öngörülmüştür.

Maddenin son fıkrası ile bilgi akışının sağlanmasında önemli bir işlevi olan süreli raporların biçim ve içerikleri ile usûl ve esaslarının Kurul tarafından belirleneceği düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 98 gerekçesi

Madde 98

Kurumlararası işbirliği

Para, kredi ve bankacılık politikalarının yürütülmesiyle ilgili konularda Kurum, Hazine Müsteşarlığı, Devlet Plânlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ve Merkez Bankası karşılıklı mütalâa ve bilgi teatisinde bulunurlar.

Kurum, Fon ve Merkez Bankası bu Kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek amacıyla veri tabanlarında yer alan ve birlikte üzerinde uzlaşılan bilgileri gizlilik hükümleri çerçevesinde paylaşırlar.

Yabancı ülke kanunlarına göre denetime yetkili ve Kurum muadili mercilerin, kendi ülkelerindeki finansal piyasalarda faaliyet gösteren kuruluşların Türkiye'deki şube veya ortaklıklarında denetim yapma ve bilgi talepleri ile bankaların yurt dışındaki şube veya ortaklıklarının konsolidasyon kapsamında yer alan bilgilerine ilişkin taleplerinin, karşılıklılık ilkesi de dikkate alınarak yerine getirilmesi Kurulun iznine tâbidir.

Kurum ayrıca, politikaların ve düzenlemelerin uyumlaştırılmasına yönelik olarak, gerekli gördüğü hâllerde yabancı ülkelerde denetim yapma ve eğitim ile personel değişimi imkânı sağlamak üzere Kurum muadili merciler ile düzenleyeceği ikili mutabakat zabıtları çerçevesinde veya başka yollarla finansal kuruluşlarla ve finansal piyasalarla ilgili her türlü işbirliği ve bilgi alışverişinde bulunmaya yetkilidir. Kurum, bu mutabakat zabıtlarının usûl ve esasları hakkında kamuoyunu bilgilendirir.

Kurum, yurt dışında şube veya ortaklığı bulunan bir bankanın faaliyet iznini kaldırdığı veya Fona devrettiği takdirde, ilgili ülkenin muadil merciine durumu ivedilikle bildirir.

Yurt içi ve yurt dışı yetkili mercilerle denetime, bilgi paylaşımına ve diğer hususlara dair yapılacak işbirliğine ilişkin usûl ve esaslar ilgili tarafların görüşü alınmak suretiyle Kurulca belirlenir.

Madde gerekçesi

Finans sektörünün düzenli bir şekilde işleyişi, denetimi ve piyasa riskinin yönetimi, hukuk kurallarına uyumun yanı sıra, ilgili kuruluşlar ile yabancı ülke otoriteleri arasında yakın ve sürekli işbirliğini gerektirir. Bu çerçevede, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 3 üncü maddesinin (9) ve (10) numaralı fıkraları hükümleri esas alınarak, Kurumun kamu kurum ve kuruluşları ve yabancı ülke yetkili mercileri ile işbirliği yapmasına ilişkin hususlar, Avrupa Birliği düzenlemeleri ile uluslararası uygulamalar da gözetilerek hükme bağlanmıştır.

Para, kredi ve bankacılık politikaları sektör üzerinde önemli etkilere sahiptir. Sektörün bu politikalara uyum sağlayıp sağlayamayacağı, sektörde yer alan kuruluşların finansal durumları ile yakından ilgilidir. Bu nedenle, söz konusu politikaların belirlenmesinde veya yürütülmesinde Kurum, Hazine Müsteşarlığı, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ve Merkez Bankasının karşılıklı mütalaa ve bilgi alışverişinde bulunacakları öngörülmüştür.

Kurum, Fon ve Merkez Bankası tarafından görevleri çerçevesinde edinilen bilgiler her bir merci bünyesinde tutulmaktadır. Bu bilgilere başka bir merciin görevlerini yerine getirmek amacıyla ihtiyaç duyması hâlinde, aynı konuda bankalara ve finansal holding şirketlerine ikinci bir raporlama yükü getirilmemesi amacıyla söz konusu bilgilerin paylaşılması önem arz etmektedir. Bu nedenle anılan mercilerin veri tabanlarında yer alan, üzerinde müşterek olarak uzlaştıkları bilgileri, Kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek ve denetim ile gözetimde uyumun ve yeknesaklığın sağlanması amacıyla, gizlilik hükümleri çerçevesinde paylaşmaları maddenin ikinci fıkrası ile hükme bağlanmıştır.

Öte yandan, bankaların etkin denetimi bunların yurt dışında bulunan şube ve ortaklıklarının da denetlenmesini gerektirmektedir. Ancak, bunların yurt dışında bulunmaları nedeniyle denetimin yapılması ilgili ülke yetkili mercilerinin iznine bağlıdır. Ayrıca bu mercilerin bankalar hakkında denetim veya başka bir surette edindiği bilgiler bankaların faaliyetlerinin emin ve güvenilir bir şekilde sürdürülmesi için yapılacak değerlendirmelerde önem arz edebilmektedir. Etkin bir denetimin sağlanması bakımından, yabancı ülke kanunlarına göre denetime yetkili muadil mercilerin, kendi ülkelerindeki finansal piyasalarda faaliyet gösteren kuruluşların Türkiye'deki bu Kanun kapsamındaki şube veya ortaklıklarında denetim yapma ve bilgi taleplerinin yerine getirilmesi ile bankaların yurt dışındaki şube veya ortaklıklarından konsolidasyon kapsamında istenen bilgilerin yerine getirilmesi, karşılıklılık ilkesi çerçevesinde Kurulun iznine tâbi kılınmıştır.

Finansal piyasalarda yaşanan küreselleşme, teknolojide ve yeni finansal araçlardaki gelişmeler, finansal piyasalarda hızlı bir gelişimi beraberinde getirmektedir. Düzenleme ve denetim ihtiyaçlarını zamanında belirlemek, uluslararası alanda denetim ve gözetim sistemlerinde yaşanan gelişmeleri takip edebilmek ve yabancı muadil kuruluşların deneyimlerinden yararlanmak, Kurumun görevlerini en iyi şekilde icra edebilmesi için gerekli çalışmalardır. Bu çalışmaların icrası maksadıyla Kurumun, politikaların ve düzenlemelerin uyumlaştırılmasına yönelik olarak, gerekli olduğu hâllerde yabancı ülkelerde denetim yapma ve eğitim ile personel değişimi imkânı sağlamak üzere, yabancı ülkelerin denetime yetkili mercileri ile yapacağı ikili anlaşmalar çerçevesinde veya başka yollarla, finansal kuruluşlarla ve finansal piyasalarla ilgili her türlü işbirliği ve bilgi alışverişinde bulunabileceği hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan, Kuruma, yurt dışında şube veya ortaklığı bulunan bir bankanın faaliyet izninin kaldırılması hâlinde, bu bankanın durumu hakkında ilgili ülkenin muadil otoritesine, denetimin ulusal ve uluslararası alanda kesintisiz olarak yerine getirilmesini teminen gecikmeksizin bilgi verme yükümlülüğü getirilmiştir.

Yurt içi ve yurt dışı yetkili mercilerle denetime, bilgi paylaşımına ve diğer hususlara dair yapılacak işbirliğine ilişkin usûl ve esasların Kurulca belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 99 gerekçesi

Madde 100

Eşgüdüm Komitesi

Bankacılık sisteminin genel durumu, kredi kuruluşlarının denetimleri sonucu alınacak önlemler, risk esaslı sigorta primlerinin hesaplanmasında kullanılmak üzere kredi kuruluşlarının malî bünyelerini gösteren analiz sonuçları ve ayrıca bu bankaların mevduat ve katılım fonları hesap adetleri, sigortalı mevduat ve katılım fonları ve toplam mevduat ve katılım fonu tutarları hakkında gerekli bilgilerin paylaşılması, Fonun görev alanına giren konularda ve işlem tesis edilmesinin gerekli olduğu hâllerde Kurum ile Fonun azamî düzeyde işbirliği yapmasını sağlamak üzere Başkan ve Kurum başkan yardımcıları ile Fon Başkanı ve Fon başkan yardımcılarından oluşan bir eşgüdüm komitesi kurulur.

Komite en az üç ayda bir defa olmak üzere, tarafların uygun göreceği sıklıkta toplanır. Tarafların bir diğerinden talep edeceği bilgilerin ve belgelerin diğer tarafa uzlaşılacak bir süre içerisinde verilmesi esastır.

Bu Kanun hükümlerinin uygulanmasında her iki kurumu ilgilendiren konularda ve bilgi paylaşımında izlenecek usûl ve esaslar Kurum ve Fon tarafından müştereken belirlenir.

Madde gerekçesi

Bankacılık sisteminin genel durumu, kredi kuruluşlarının denetimleri sonucunda alınacak önlemler, sigorta primi ve sigortalı mevduat ve katılım fonlarına ilişkin bilgiler ile Fonun görev alanına giren konularda işlem tesis edilmesinin gerekli olduğu hâllerde Kurum ile Fon arasında azamî düzeyde işbirliğinin sağlanması amacıyla, bir Eşgüdüm Komitesinin kurulması öngörülmüştür. Komitenin, Başkan ve Kurum Başkan yardımcıları ile Fon Başkanı ve Fon Başkan yardımcılarından teşekkül edeceği ifade edilmiştir. Komitenin en az üç ayda bir olmak üzere sektörde yaşanan gelişmeler doğrultusunda tarafların uygun göreceği sıklıkla toplanması ve tarafların bilgi paylaşımında gerekli duyarlılığı göstermeleri esasa bağlanmıştır. Ayrıca, Kurum ile Fon arasında, iki kurumu ilgilendiren konularda ve bilgi paylaşımında izlenecek usûl ve esasların ayrıntılı olarak belirlendiği bir mutabakat zaptının imzalanması şart koşulmuştur.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 101 gerekçesi

Beşinci Bölüm

Çeşitli Hükümler

Madde 101

Kurumun bütçesi, hesap ve harcamaların denetimi

4 değişiklik

Kurumun gelirlerinin, giderlerini karşılaması esastır. Kurum bütçesi 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümlerinde belirlenen usûl ve esaslara göre hazırlanır ve kabul edilir.

Kurumun malî yıl sonunda oluşan gelir fazlaları, izleyen yılın mart ayı içinde genel bütçeye gelir olarak aktarılır. Ancak, Kurum bütçe durumunu göz önünde bulundurarak daha önce de aktarma yapabilir.

(Değişik: 20/6/2013-6493/41 md.) Kurumun bütçe yılı takvim yılıdır. Kurumun giderleri, bankalar, finansal kiralama şirketleri, factoring şirketleri, finansman şirketleri ile tasarruf finansman şirketlerince bütçenin yürürlüğe girmesinden önce katılma payı adı altında Kuruma yapılacak ödemelerle karşılanır. Giderlere katılma payı olarak tahsil olunacak tutar, söz konusu kuruluşların bir önceki yıl sonu bilanço toplamlarının on binde üçünü geçemez. Belirlenen süre içinde ödenmeyen katılma payları 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.[33][34]

(Değişik: 24/5/2007-5667/6 md.) Kurumun iç denetimi Kurulca belirlenecek usûl ve esaslar çerçevesinde gerçekleştirilir. Kurumun dış denetimi hakkında 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümleri uygulanır.

Kurul, Kurumun yıllık hesaplarını bir bağımsız denetim şirketine denetletebilir ve bu durumda bağımsız denetim raporu faaliyet raporu içinde derc edilerek yayımlanır.

Kurum faaliyetlerine ilişkin olarak her yılın mart ayı sonuna kadar bir önceki yıla ait kararları, yaptığı ikincil düzenlemeler ile bunların ekonomik ve sosyal etkilerini analiz eden bir faaliyet raporu hazırlar. Faaliyet raporu, ayrıca Kurumun performans hedefleri ile uygulama sonuçlarının karşılaştırılmasını ve değerlendirilmesini de içerir.

Kurumun yıllık faaliyet raporu, malî tabloları ve bütçe kesin hesabı Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur. Kesinhesabın bir örneği de Maliye Bakanlığına gönderilir.

Kurum, faaliyetleri hakkında internet ortamı ve resmî bültenler aracılığıyla kamuoyunu azamî ölçüde bilgilendirir.

Madde gerekçesi

Kurum gelirlerinin giderlerini karşılaşmasının esas olduğu ve bütçesinin 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu çerçevesinde düzenleneceği öngörülmüştür. Mali yıl sonunda oluşan gelir fazlalarının Mart ayı içinde genel bütçeye aktarılacağı ve gerekli durumlarda genel bütçeden Kuruma kaynak aktarımında bulunabileceği hüküm altına alınmıştır.

Kurum giderlerinin, bir önceki yıl sonu bilanço toplamlarına göre bu Kanunun bankalar, finansal holding şirketleri, finansal kiralama, factoring ve finansman şirketlerince bütçenin yürürlüğe girmesinden önce Kuruma yapılacak ödemelerle karşılanacağı, giderlere katılma payı olarak tahsil olunacak tutarların, söz konusu kuruluşların bilanço toplamlarının onbinde üçünü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Kurumun iç ve dış denetimi 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve 832 sayılı Sayıştay Kanunu çerçevesinde yapılacaktır. Kurumun faaliyetlerine ilişkin olarak her yılın Mart ayı sonuna kadar bir önceki yıla ait kararları, yaptığı ikincil düzenlemeler ile bunların ekonomik ve sosyal etkilerini analiz eden bir faaliyet raporu hazırlanması öngörülmüştür.

Kurumun yıllık faaliyet raporu, mali tabloları ve bütçe kesin hesabının Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulacağı ve kesin hesabın bir örneğinin de Maliye Bakanlığına gönderileceği hüküm altına alınmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 102 gerekçesi

Madde 102

Ücretler, malî ve diğer sosyal haklar

2 değişiklik

Kurul Başkanına en yüksek Devlet memuru için belirlenen her türlü ödemeler dâhil malî ve sosyal haklar tutarında aylık ücret ödenir. En yüksek Devlet memuruna ödenenlerden, vergi ve diğer yasal kesintilere tâbi olmayanlar bu Kanuna göre de vergi ve diğer kesintilere tâbi olmaz. Kurul üyelerine ise Kurul Başkanına yapılan ödemelerin yüzde doksanbeşi oranında aynı usûl ve esaslara göre ödeme yapılır.[35]

Kurumun kadro karşılığı sözleşmeli personelinin ücretleri ile diğer malî ve sosyal hakları birinci fıkrada belirlenen ücret tavanını geçmemek üzere Kurul tarafından tespit edilir.

Kurum personeline Kurulca belirlenecek esaslar çerçevesinde fazla mesai ücreti ve performansa dayalı ödül verilebilir. Her halde Kurum personeline yapılacak ödeme tutarı birinci fıkrada belirlenen ücret tavanını geçemez.

Kurul Başkan ve üyeliklerine atananlar ile Kurum personeli hakkında 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile ek ve değişikliklerine ilişkin hükümler uygulanır. Emeklilik ve diğer bakımlardan Kurul Başkanına Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı, Kurul üyelerine bakanlık genel müdürü, Kurum başkan yardımcılarına bakanlık genel müdürü, 1 inci dereceli daire başkanlarına bakanlık genel müdür yardımcısı, başkanlık müşavirlerine bakanlık müşaviri, bankalar yeminli murakıp ve yardımcılarına kazanılmış hak aylık dereceleri itibarıyla karşılık gelen bakanlık müfettişi ve yardımcısı, bankacılık, hukuk ve bilişim uzmanlarına kazanılmış hak aylık dereceleri itibarıyla karşılık gelen Adalet uzmanı, bunların yardımcılarına Adalet uzman yardımcıları için tespit edilen ek gösterge ve makam tazminatı uygulanır. Bu görevlerde geçirilen süreler makam ve temsil tazminatı ödenmesini gerektiren görevlerde geçmiş sayılır. Bu hükümler, akademik unvanların kazanılması için gerekli şartlar saklı kalmak üzere üniversite öğretim elemanı kadrolarından gelen Kurul Başkan ve üyeleri ile personel hakkında da uygulanır.[36]

Kurul başkan ve üyeliklerine atananlardan, emekliliğini hak edip talebi sonucu emeklilik işlemi tamamlanan Kurul üyelerinin üyelikleri görev süreleri sonuna kadar devam eder. Atama yapılmadan önce kanunla kurulmuş diğer sosyal güvenlik kurumlarına bağlı olanların, istekleri hâlinde bu kurumlara bağlılıkları devam eder ve bunlar hakkında yukarıdaki hükümler uygulanmaz.

Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı dışındaki sosyal güvenlik kurumlarından emekli olan Kurul üyeleri, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığına yazı ile başvurdukları tarihi takip eden ayın başından itibaren Sandıkla ilişkilendirilir. Bu üyelerin diğer sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıkları kesilir ve ayrılışlarında çeşitli sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödeyerek geçen süreleri birleştirilmek suretiyle kendilerine 24.5.1983 tarihli ve 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca aylık bağlanır.

Diğer personelin emeklilik açısından durumu 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile ek ve değişikliklerine ilişkin hükümler dikkate alınmak suretiyle kıyasen belirlenir.

Kurul başkan ve üyelerine, birinci fıkraya göre belirlenen ücretlerinin tutarında, damga vergisi hariç herhangi bir kesintiye tâbi tutulmaksızın, her ay tazminat verilir.

Madde gerekçesi

Özlük haklarının, personelin stresli ortamlarda dahi çalışmasını motive edecek, uluslararası piyasalarda yaşanan gelişmeleri takip edebilecek, asgarî olarak sektördeki önemli görevleri ifa eden personel düzeyinde bilgiye sahip kişilerden oluşmasını sağlayacak nitelikte olması denetim ve gözetimin etkinliği açısından bir zarurettir. Kurum faaliyet alanlarında alınacak kararlarda yapılabilecek bir hatanın sonucunda doğabilecek kamu zararının boyutları dikkate alındığında personel kalitesinden taviz verilmesi imkân dâhilinde bulunmamaktadır. Sektörde aranan nitelikleri haiz personelin, herhangi bir nedenle görevden ayrılması hâlinde yeni personelin yetiştirilmesi mesleğin mahiyet ve niteliği gereği uzun zaman almaktadır.

Madde, ülkenin geleceğini doğrudan ilgilendiren ve dinamik bir yapı arzeden finansal sektöre ilişkin son derece kapsamlı ve teknik konularda görev yapan ve sorumluluk üstlenen Kurul Başkanı ve üyeleri ile Kurum personelinin haiz olduğu nitelikleri, yetki görev ve sorumlulukları dikkate alınarak sistematik bir şekilde düzenlenmiştir.

Bu çerçevede, Kurul Başkanına Başbakanlık Müsteşarı için belirlenen her türlü ödemeler dahil mali ve sosyal haklar tutarında aylık ücret ödeneceği ve Başbakanlık Müsteşarına ödenenlerden, vergi ve diğer yasal kesintilere tabi olmayanların bu Kanuna göre de vergi ve diğer kesintilere tabi olmayacağı, Kurul üyelerine, Kurul Başkanına yapılan ödemelerin yüzde doksanbeşi oranında aynı esas ve usullere göre ödemenin yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Ülkelerin muadil otoritelerinde görev yapan personele ilişkin özlük hakları ve ücret rejimi genel kamu personeli özlük hakları ve ücret rejiminden ayrı tutularak yetişmiş eleman kaybının asgarî ölçülerde tutulması prensip edinilmiştir. İhtiyaç duyulan yetkin elemanın temini ve hizmete devamının sağlanması bakımından kadro karşılığı sözleşmeli olarak istihdam edilmesi öngörülen Kurum personelinin ücretleri ile diğer malî ve sosyal haklarının ücret tavanını geçmemek üzere Kurul tarafından belirleneceği öngörülmüştür. Maddenin diğer fıkralarında, Kurul üyeleri ile Kurum personelinin sosyal güvenliğine ilişkin esaslar hüküm altına alınmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 103 gerekçesi

Madde 103

Kurul üyelerinin görevden ayrılması

1 değişiklik

Kurul Başkan ve üyeliklerine atananların Kurulda görev yaptıkları sürece önceki görevleri ile olan ilişkileri kesilir. Ancak, kamu görevlisi iken üyeliğe atananlar, memuriyete giriş şartlarını kaybetmemeleri kaydıyla, görev sürelerinin sona ermesi veya görevden ayrılma isteğinde bulunmaları ve otuz gün içinde eski kurumlarına başvurmaları durumunda atamaya yetkili makam tarafından bir ay içinde mükteseplerine uygun bir kadroya atanır. Atama gerçekleşinceye kadar bunların almakta oldukları her türlü ödemelerin Kurum tarafından yapılmasına devam olunur. Bir kamu kurumunda çalışmayanlardan Kurul Başkan ve üyeliğine seçilip yukarıda belirtilen şekilde görevi sona erenlere herhangi bir görev veya işe başlayıncaya kadar, almakta oldukları her türlü ödemeler Kurum tarafından verilmeye devam edilir. Bu maddede belirtilen nedenlerle üyeliği sona erenlere Kurum tarafından yapılacak ödeme iki yılı geçemez.[37]

Kurul başkan ve üyelerinin bu görevlerinde geçirdikleri süreler, tâbi oldukları kanun hükümlerine göre hizmetlerinde değerlendirilir. Bu hüküm, akademik unvanların kazanılması için gerekli şartlar saklı kalmak üzere, üniversite akademik kadrolarından gelen Kurul başkan ve üyeleri hakkında da uygulanır.

Madde gerekçesi

Madde, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununda yer alan esaslar benimsenerek sistematik bir şekilde düzenlenmiştir.

Kurul Başkan ve üyeliklerine atananların Kurulda tam mesai ile çalışmalarını teminen eski görevleri ile ilişkilerinin kesileceği, ancak memuriyete giriş şartlarını kaybetmemeleri kaydıyla kamu görevlisi iken üyeliğe atananların Kuruldaki görevlerinin sona ermesinden sonra veya görevden ayrılma isteğinde bulunmaları durumunda otuz gün içinde eski kurumlarına başvurmaları halinde atamaya yetkili makam tarafından mükteseplerine uygun bir kadroya atanmaları ve söz konusu kadroya atanıncaya kadar almakta oldukları her türlü ödemenin taraflarına yapılması öngörülmüştür. Bir kamu kurumunda çalışmayanlardan Kurul üyeliğine seçilip görevi sona erenlere herhangi bir görev veya işe başlayıncaya kadar almakta oldukları ödemelerin Kurum tarafından verilmeye devam edilmesi, bu fıkrada belirtilen nedenlerle üyeliği sona erenlere Kurum tarafından yapılacak ödemelerin üç ayı geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 104 gerekçesi

Madde 104

Kurul üyeleri ile Kurum personelinin cezaî ve hukukî sorumluluğu

Kurul Başkan ve üyeleri ile Kurum personelinin görevleriyle bağlantılı olarak işledikleri iddia edilen suçlara ilişkin soruşturmalar, Kurul Başkan ve üyeleri için ilişkili Bakanın, Kurum personeli için ise Başkanın izin vermesi kaydıyla genel hükümlere göre yapılır. Kurul üyeleri ile Kurum personelinin iştirak hâlinde işledikleri iddia edilen suçlara ilişkin soruşturmalarda Kurum personeli hakkında soruşturma izni verme yetkisi ilişkili Bakana aittir.

Kurul Başkan ve üyeleri ile Kurum personeli hakkında görevleriyle bağlantılı olarak işledikleri iddia edilen suçlardan dolayı soruşturma izni verilmesi için, bu kişilerin kendilerine veya üçüncü kişilere çıkar sağlamak veya Kuruma ya da üçüncü kişilere zarar vermek kastıyla hareket ederek bu işlemler sonucunda kendilerine veya üçüncü kişilere çıkar sağlamış olmaları hususunda açık ve yeterli emarelerin olması gerekir. Soruşturma izni verilmesi hâlinde bu durum ilgililere tebliğ olunur. Soruşturmaya izin verilmesine ya da verilmemesine dair kararlar aleyhine, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde Danıştay nezdinde itiraz yoluna başvurulabilir. İzin verilmiş olsa dahi, itiraz süresi geçene kadar veya Danıştaya yapılan itiraz sonucunda hüküm tesis olunana kadar soruşturma başlatılamaz.

Kurul Başkan ve üyeleri ile Kurum personelinin, görevden ayrılmış olsalar dahi, görevleriyle bağlantılı olarak işledikleri iddia edilen suçlardan dolayı başlatılan soruşturma ve kovuşturmalar, ilgili üye veya personelin talebi hâlinde, bunlarla vekâlet akdi yapmak suretiyle görevlendirilecek bir avukat tarafından takip edilir. Söz konusu davalara ilişkin dava giderleri ve Türkiye Barolar Birliğince açıklanan asgarî ücret tarifesinde belirlenen avukatlık ücretinin onbeş katını aşmamak üzere avukatlık ücreti, Kurum bütçesinden karşılanır.

Kurul Başkan ve üyeleri ile Kurum personeli aleyhine, Kurulun veya Kurumun bu Kanunda yazılı görevlere ilişkin karar, eylem ve işlemleri sebebiyle, gerek görevlerinin ifası sırasında gerek görevden ayrılmalarından sonra, açılmış veya açılacak her türlü tazminat ve alacak davası, Kurum aleyhine açılmış sayılır. Bu davalarda husumet Kuruma yöneltilir. Avukatlık ücreti ve dava giderine ilişkin bu maddenin üçüncü fıkrası hükmü bu hukuk davaları için de aynen geçerlidir. Yargılama sonucunda Kurum aleyhine karar verilmesi ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Kurumun ödeme yapması hâlinde, Kurum bu meblağı, ilgililerinden talep eder. Kurumun, yaptığı ödemeleri ilgililerinden talep edebilmesi için, bu kişiler hakkında kusurlu olduklarına ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesi gerekir.

Madde gerekçesi

Bu madde ile Kurul Başkan ve üyeleri ile Kurum personelinin, kamu hizmeti ifa etmeleri sebebiyle görevleri esnasında veya görevleri nedeniyle işledikleri ve kendilerine karşı işlenen suçlar bakımından Devlet memuru sayıldıkları belirtilerek, görevleri ile ilgili soruşturmalara ilişkin usûl ve esaslar düzenlenmiştir.

Bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Kanundan farklı olarak, Kurul üyeleri ve Kurum personelinin görevlerini yerine getirmelerinde herhangi bir baskıya maruz kalmalarını engellemek amacıyla, bu kişilerin haklarında soruşturma izni verilmesi, söz konusu kişilerin kendilerine veya üçüncü kişilere çıkar sağlamak veya zarar vermek kastıyla hareket ederek kendilerine veya üçüncü kişilere çıkar sağlamış olmaları hususunda açık ve yeterli emarelerin olması şartına bağlanmıştır.

Ayrıca, Kurul üyeleri ve Kurum personeli aleyhine görevleri ile ilgili olarak açılan ceza ve hukuk davalarında ilgili üye veya personelin talebi hâlinde avukat görevlendirilmesi uygun görülmüştür.

Açılan hukuk davalarında yargılama sonucunda Kurum aleyhine karar verilmesi ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Kurumun ödeme yapması hâlinde, Kurumun bu meblağı ilgili personelin kusurlu olduğuna ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesi kaydıyla ilgililerden talep edeceği esasa bağlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 105 gerekçesi

Madde 105

Kurul kararlarına karşı yargı yolu

2 değişiklik

(Değişik birinci fıkra: 2/7/2012-6352/69 md.) İdari yaptırım kararlarına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir. Kurul kararlarına karşı açılan her türlü dava öncelikli işlerden sayılır.

İlişkili Bakanlık, Kurulun düzenleyici nitelikteki kararlarına karşı iptal davası açabilir.

(İptal üçüncü fıkra: Ana. Mah.nin 22/2/2006 tarihli ve E:2006/20, K:2006/25 sayılı Kararı ile.)

Onbirinci Kısım

Faaliyet İzni Kaldırılan ve Fona Devredilen Bankalara İlişkin Hükümler

Madde 106

Faaliyet izninin kaldırılması

1 değişiklik

Bir bankanın bu Kanun hükümlerine göre faaliyet izninin kaldırılması hâlinde yönetim ve denetimi Fona intikal eder.

İznin kaldırılmasına ilişkin Kurul kararının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihten itibaren, banka hakkındaki ihtiyatî tedbir dahil her türlü icra ve iflas takibatı durur ve yeni icra ve iflas takibi yapılamaz. Banka hakkında Fon haricinde üçüncü kişiler tarafından açılmış tüm dava, icra ve iflas takipleri mahkeme, icra ve iflas dairesi tarafından derhal Fona bildirilir.

Fon, yönetim ve denetimi kendisine intikal eden bankadaki sigortalı mevduatı ve sigortalı katılım fonunu doğrudan veya ilân edeceği başka bir banka aracılığı ile ödeyerek, mevduat ve katılım fonu sahipleri yerine bankanın doğrudan doğruya iflasını ister. Bu görev ve yetki münhasıran Fona aittir. Bu şekilde yapılacak iflas isteminde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 178 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 179 uncu maddesinin iflasın ertelenmesine ilişkin hükümleri uygulanmaz.

Fonun iflas talebi hakkında 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun seri muhakeme usulü hükümleri uygulanır ve en geç altı ay içerisinde iflas talebi hakkında karar verilir.

Yönetim ve denetimi Fona intikal eden banka hakkında iflas kararı verilmesi hâlinde Fon, iflas masasına 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesinde yer alan üçüncü sıradaki tüm imtiyazlı alacaklılardan önce, ancak Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklarından sonra gelmek üzere imtiyazlı alacaklı sıfatıyla iştirak eder. Fon, bu Kanunun uygulanması ile sınırlı olmak üzere 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 166 ncı, 218 inci, 219 uncu, 223 üncü, 234 üncü, 236 ncı, 249 uncu, 251 inci ve 254 üncü maddelerindeki yetki ve görevler hariç olmak üzere iflas dairesi, alacaklılar toplantısı ve iflas idaresi görev ve yetkilerine sahip olarak bankayı tasfiye eder.[38]

İflasına hükmolunan bankanın Fona olan borçları, masanın nakit durumuna göre 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 232 nci maddesinde gösterilen sıra cetvelinin kesinleşmesi beklenmeksizin ödenir. Alacaklılar sıra cetvelinin düzenlenmesinde İcra ve İflas Kanununun 232 nci maddesinde öngörülen üç aylık sürenin yetersiz kalması hâlinde iflas idaresinin talebi üzerine, Fon Kurulu tarafından üçer aylık ek süreler verilebilir.

İflas kararı verilmeyen hallerde bankanın iradi tasfiyesi, banka genel kurul kararı aranmaksızın ve Türk Ticaret Kanununun anonim şirketlerin infisah ve tasfiyeye ilişkin hükümlerine tâbi olmaksızın tasfiye kurulu üyelerinin Fon tarafından atanması suretiyle gerçekleştirilir.

Bu Kanunun 12 nci maddesi hükümlerine göre faaliyet izni kaldırılan yabancı banka şubeleri hakkında da bu madde hükümleri uygulanır. Bu şubelerin mevcut ve alacaklarının yurt dışına transferine ilişkin esaslar Fon tarafından belirlenir.

Fon, iflas ve/veya tasfiye masasının aktifindeki paralarla, iflas ve/veya tasfiye idaresi sıfatıyla tahsil ettiği paraları muhafaza ve nemalandırma hususunda 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 9 uncu ve sair ilgili maddelerine tâbi değildir. 492 sayılı Harçlar Kanununun 36 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmü bu paralar için uygulanmaz.

Müflise ait menkul ve gayrimenkullerin satışında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümleri uygulanmaz.

Bu madde hükümlerinin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurulun görüşü alınmak suretiyle Fon tarafından yönetmelikle düzenlenir.

Madde gerekçesi

Bir bankanın ve yabancı banka şubesinin faaliyet izninin kaldırılması halinde yönetim ve denetiminin Fona intikal edeceği hükme bağlanmış; akabinde, tasfiye sürecinde, iznin kaldırılmasına ilişkin Kurul kararının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihten itibaren, banka ve yabancı banka şubesi hakkındaki ihtiyatî tedbir dahil her türlü icra ve iflâs takibatının duracağı ve yeni icra ve iflâs takibi yapılamayacağı, banka hakkında Fon haricinde üçüncü kişiler tarafından açılmış tüm dava, icra ve iflâs takiplerinin mahkeme, icra ve iflâs dairesi tarafından derhal Fona bildirileceği hükme bağlanmıştır.

Fonun, yönetim ve denetimi kendisine intikal eden bankadaki ve yabancı banka şubesindeki sigortalı mevduatı doğrudan veya ilan edeceği başka bir banka aracılığı ile ödeyerek, mevduat sahipleri yerine bankanın doğrudan doğruya iflasını istemesi, iflas kararı alınması halinde tüm imtiyazlı alacaklılardan önce gelmek üzere imtiyazlı alacaklı sıfatını kazanması ve iflas dairesi, alacaklılar toplantısı ve iflas idaresi görev ve yetkilerine sahip olarak bankayı anılan Kanun hükümleri çerçevesinde tasfiye etmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda Fona tanınan yetki ve imtiyazlar ile Fonun alacağının hak kaybına sebebiyet vermeden tahsili amaçlanmıştır.

Faaliyet izni iptal edilen bir banka ve yabancı banka şubesinin iflâs talebinin seri muhakeme usulü hükümleri uygulanarak en geç altı ay içerisinde karara bağlanması, iflas kararı verilmeyen hallerde ise banka ve yabancı banka şubesinin iradi tasfiyesinin başlatılması ve Fon alacağının hak kaybına sebebiyet verilmeden tahsili hususunda Fona yetkiler tanınmış, tasfiyeye ilişkin yetkilerin yönetmelik ile düzenlenerek uygulanması, böylelikle faaliyet izni kaldırılan banka ve yabancı banka şubesindeki çözümleme süreçlerinin hızlı ve etkin bir şekilde sonuçlandırılması amaçlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 107 gerekçesi

Madde 107

Fona devredilen bankalar ile ilgili hükümler

2 değişiklik

Fon, bu Kanunun 71 inci maddesi hükümlerine göre ortaklarının temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi kendisine devredilen bankalarla ilgili yetkilerini maliyet etkinliğini sağlama ve malî sistemin güven ve istikrarını koruma ilkeleri doğrultusunda kullanır.

Fon, bu Kanunun 71 inci maddesi hükümlerine göre ortaklarının temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi kendisine devredilen bankanın faaliyetlerini Fon Kurulunca belirlenecek süre ile geçici olarak durdurmaya ve/veya devir tarihi itibarıyla düzenlenecek bilançosunu esas almak suretiyle;

a) Uygun göreceği aktiflerini, teşkilatını ve aksine talebi olmayan personeli ile devir tarihi itibarıyla mevduat bankaları bakımından mevduat toplamları en yüksek beş bankaca uygulanan faiz oranları ortalamasını, katılım bankaları bakımından katılım fonu toplamları en yüksek üç bankaca uygulanan getiri oranları ortalamasını geçmemek üzere işlemiş faiz ve getirileri ile birlikte sigortaya tabi mevduat ve katılım fonlarını ve pasifte yer alan karşılık kalemlerini, kurulacak bir bankaya ya da mevcut bankalardan istekli olanlara devretmeye ve aktif ve pasifi kısmen veya tamamen devredilen bankanın faaliyet izninin kaldırılmasını Kuruldan istemeye,[39]

b) Hisselerine sahip olmak kaydıyla ve sigorta kapsamındaki mevduat ve katılım fonu tutarını aşmamak koşuluyla malî yardım sağlamaya ve kendisine intikal eden hisseleri temsil eden sermayeye karşılık gelen zararları devralmaya,

c) Devralınacak zararlar sonucunda hisselerinin tamamına sahip olunamaması hâlinde, zararın ödenmiş sermaye tutarından düşülmesi suretiyle hesaplanacak sermaye esas alınmak üzere bulunacak hisse bedelinin Fon Kurulunca belirlenecek süre içinde banka hissedarlarına ödenmesi karşılığında hisselerini devralmaya,

d) Faaliyet izninin kaldırılmasını Kuruldan istemeye,

yetkilidir.

Devralınan zararlara istinaden yapılacak ödemelerin karşılığını temsil eden hisseler, üzerindeki her türlü hak ve takyidattan arî olarak Fona intikal eder.

Hakkında bu maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi hükümleri uygulanan bankanın devredilen aktiflerinin toplamının devredilen pasiflerinin toplamını karşılamaması hâlinde aradaki fark sigorta kapsamındaki mevduat ve katılım fonu tutarını aşmamak kaydıyla Fon tarafından ödenir. Bu halde ve hakkında bu maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi hükümleri uygulanan bankanın faaliyet izninin kaldırılması durumunda bu Kanunun 106 ncı maddesinin ikinci ve 109 uncu maddesinin üçüncü fıkraları uygulanmaz. Bu Kanunun 106 ncı maddesine göre iflas masaları kurulması hâlinde, Fon ödediği tutar kadar iflas masasına 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesinde yer alan üçüncü sırasındaki tüm imtiyazlı alacaklılardan önce, ancak Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklarından sonra gelmek üzere imtiyazlı alacaklı sıfatıyla iştirak eder.[40]

Fon, hisselerinin çoğunluğu veya tamamı kendisine intikal eden bankanın;

a) Gerektiğinde malî ve teknik yardım da sağlamak suretiyle, varlık ve yükümlülüklerini kısmen veya tamamen, mevcut bankalardan istekli olanlara ya da kurulacak bir bankaya devretmeye veya bankayı istekli olan başka bir bankayla birleştirmeye,

b) Fon Kurulunca gerekli görülen hallerle sınırlı olmak üzere, malî bünyenin güçlendirilmesi ve yeniden yapılandırılması için gerektiğinde;

1) Sermayesini artırmaya,

2) Zorunlu karşılık ve umumi disponibilite yükümlülüklerinden kaynaklanan cezaî faizlerini kaldırmaya,

3) İştirak, gayrimenkul ve diğer aktiflerini satın almaya veya bunları teminat olarak alıp karşılığında avans vermeye,

4) Likidite ihtiyacını gidermek üzere mevduat koymaya,

5) Alacaklarını veya zararlarını devralmaya,

6) Varlık ve yükümlülükleri ile ilgili her türlü işlemi yapmaya ve nakde tahvilini sağlamaya,

c) Sahip olduğu aktifleri iskonto uygulayarak veya sair suretlerle üçüncü kişilere satmaya ve gerekli göreceği her türlü tedbiri almaya,

d) Hisselerini bu Kanunun 7 ve 8 inci maddelerindeki hükümlere istinaden Kuruldan izin alınmak kaydıyla ve Fon Kurulu tarafından belirlenecek usûl ve esaslar dahilinde üçüncü kişilere devretmeye,

yetkilidir.

Bu madde hükümlerine göre yapılan devir işlemlerinde alacaklı ve borçluların rızası aranmaz.

71 inci madde kapsamında temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi kendisine devredilen bankaların, malî bünyelerinin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması, devri, birleştirilmesi ve satışı ile ilgili süreç devrin yapıldığı tarihten itibaren en geç dokuz aylık bir süre içerisinde tamamlanır. Fon Kurulu kararı ile bu süre üç ayı geçmemek üzere uzatılabilir. Bu süre içinde devir, birleşme veya satışın tamamlanamamış olması hâlinde Fonun talebi üzerine Kurul bankanın faaliyet iznini kaldırır.

Madde gerekçesi

Bu hüküm ile Fona;

ortaklarının temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi kendisine devredilen bankalarla ilgili yetkilerini maliyet etkinliğini sağlama ve mali sistemin güven ve istikrarını koruma ilkeleri doğrultusunda kullanması, banka faaliyetini geçici süre durdurması ve/veya devir tarihi itibarıyla düzenlenecek bilançosunu esas almak suretiyle mali bünyelerinin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması, devri, birleştirilmesi ve satışı amacıyla maddede sayılan yetkilerini kullanması imkânı sağlanmıştır. Fonun bu yetkilerini kullanması sonucunda, devralınan zararlara istinaden yapılacak ödemelerin karşılığını temsil eden hisselerin, üzerindeki her türlü hak ve takyidattan âri olarak Fona intikal edeceği hükme bağlanmıştır. Fon, sahip olduğu aktifleri ve hisse senetlerini iskonto uygulayarak veya sair suretlerle üçüncü kişilere satmaya ve kendisine intikal eden hisselerin üçüncü kişilere devredilmesine yönelik olarak gerekli göreceği her türlü tedbiri almaya yetkili kılınmıştır.

Ortaklarının temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fona devredilen bankaların, mali bünyelerinin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması, devri, birleştirilmesi ve satışına ilişkin işlemlerin dokuz ay içerisinde tamamlanması, bu sürenin işlemlerin tamamlanmasına yetmemesi halinde Fon Kurulu kararı ile üç ayı geçmemek üzere uzatılması ve her halükarda Fona devredilen bankanın oniki aylık süre içerisinde bankanın başka bir banka ile devir, birleştirilme ve satış işlemlerinin tamamlanması, aksi halde oniki aylık süre içerisinde sisteme geri döndürülememiş bankanın Kurul kararı ile faaliyet izninin kaldırılarak hakkında iflas ve tasfiye süreçlerinin başlatılması hususunda Fon yetkili kılınmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 108 gerekçesi

Madde 108

Banka kaynaklarının istismarı

71 inci maddenin birinci fıkrasının (e) bendi hükümlerine göre faaliyet izni kaldırılan veya Fona devredilen bankaların hâkim ortakları ve yöneticileri, bu Kanunun şahsi sorumluluğa ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla, kullandıkları kaynakları ve bu suretle uğranılan zararları Fon tarafından verilecek süre içerisinde iade ve tazmin etmekle mükelleftir.

Bu maddenin uygulanmasında, bankaların hâkim ortaklarının ve yöneticilerinin; yönetim kurulu, kredi komiteleri, yöneticiler, şubeler ve diğer yetkili ve görevliler aracılığıyla veya sair suretlerle, banka kaynaklarını ve varlıklarını; rehnetmek, teminat göstermek, açıldığı tarih itibarıyla kredibilitesi olmadığı aşikâr bulunan kişilere kredi vermek, karşılığında kredi temin etmek amacıyla kredi kullandırmak, yurt içi ve yurt dışı banka ve malî kuruluşlar nezdinde depo ve sair adlarla hesap açtırmak veya bu hesapları teminat göstermek ve sair şekillerde doğrudan veya dolaylı olarak kendileri veya başkaları lehine para, mal, her türlü hak ve alacak temini amacıyla kullandıkları veya başkalarına kullandırdıkları banka kaynakları ve varlıkları, dolanlı kaynak olarak kullanılmış sayılır.

Bu madde kapsamında kullanılan kaynaklar ve maruz kalınan zarar kapsamında iade ve tazmin talebine mesnet teşkil edecek işlemler ile iade ve tazmine konu edilecek tutarlar, ilgili bankada Kurumca yapılacak incelemeler sonucu ulaşılacak tespitler de dikkate alınarak Fon Kurulunca belirlenir.

Bankanın faaliyet izninin kaldırılması hâlinde Fon tarafından verilecek süre içerisinde iade ve tazmin edilemeyen tutarlar Fon alacağı haline gelir ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilir.

Bankanın Fona devrinden sonra Fon tarafından verilecek süre içerisinde kullanılan kaynakların ve bu suretle uğranılan zararın iade ve tazmin edilmemesi veya Fon tarafından uygun görülecek biçimde teminatlandırılmaması veya bu ortaklara ait hisselerin Fon tarafından verilecek süre içinde üçüncü kişilere devredilmemesi hâlinde bu zarar veya kullanılan kaynakların miktarı dikkate alınmaksızın ortaklara ait hisseler başkaca bir işleme gerek kalmadan Fona intikal eder. Bu suretle Fona intikal eden söz konusu hisselerin üçüncü kişilere satışını müteakip Fon tarafından elde edilen tutar hâkim ortakların bankaya ve/veya Fona olan borçlarına mahsup edilir.

Bu madde kapsamında kullanılan banka kaynağı ve bu suretle uğranılan zarar, Fon tarafından verilen süre içinde iade veya tazmin edilse veya Fon tarafından uygun görülecek biçimde teminatlandırılsa dahi bilançoda görülen bakiye zararın özkaynakları aştığının tespiti hâlinde Fon, bankanın faaliyet izninin kaldırılmasını Kuruldan istemeye yetkilidir. Bilançoda görülen zararın özkaynakları aşmaması hâlinde ise, Fon en az beş üyesinin aynı yöndeki oylarıyla alınan Fon Kurulu kararıyla hâkim ortaklar dışındaki ortaklara ait hisseleri, zararın ödenmiş sermaye tutarından düşülmesi suretiyle hesaplanacak sermaye esas alınmak üzere bulunacak bedel üzerinden Fon Kurulunca belirlenecek süre içinde banka hissedarlarına ödenmesi karşılığında devralmaya yetkilidir.

Madde gerekçesi

Bir bankanın kaynakları ve varlıklarının bankanın hakim ortakları veya yöneticileri tarafından istismar edilmesi halinde, uygulanacak tedbirlere bu maddede yer verilmiştir. Banka kaynakları ve varlıklarının doğrudan ve dolanlı olarak kullanılma usulleri belirtilerek kullanılan kaynaklar ve maruz kalınan zarar kapsamında iade ve tazmine konu edilecek tutarların belirlenmesi, şahsi sorumluluğa ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla doğrudan veya dolaylı veya dolanlı bir şekilde kullanılan kaynakları ve bu suretle uğranılan zararları Fon tarafından verilecek süre içerisinde iade ve tazmin etme mükellefiyeti getirilmiş, maddede belirtilen şartların mevcudiyeti halinde, bu zarar veya kullanılan kaynakların miktarına bakılmaksızın, bunlara ait hisselerin başkaca bir işleme gerek kalmaksızın Fona intikal etmesine imkân sağlanmıştır. İade veya tazmin mükellefiyetinin yerine getirilmesi veya Fonun uygun göreceği biçimde teminatlandırılması halinde dahi banka hakkında ilave tedbirler alınması ve uygulanmasında Fona ve Kurula yetkiler verilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 109 gerekçesi

Madde 109

Faaliyet izni kaldırılan veya Fona devredilen bankalara ilişkin ortak hükümler

Faaliyet izni kaldırılan veya Fona devredilen bankaların ana sözleşmelerinde yer alan düzenlemelerin, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tâbi olmaksızın, genel kurul yapılmaksızın değiştirilmesine ve tescil ettirilmesine Fon yetkilidir.

Fon, faaliyet izni kaldırılan veya Fona devredilen bankaların hâkim ortaklarından ve tüzel kişi ortaklarının sermayesinin yüzde onundan fazlasına sahip gerçek kişi hissedarlarından ve yöneticilerinden, bunların eşlerinden, üçüncü dereceye kadar kan ve ikinci dereceye kadar kayın hısımlarından, evlatlıklarından ve kendilerini evlat edinenlerden kendilerine ait taşınmaz ve iştiraklerini, haczi caiz olan taşınır hak ve alacaklarını ve menkul kıymetlerini, her türlü kazanç ve gelirleri ile yaşayış tarzına göre geçim kaynaklarını ve ayrıca bildirimden önceki iki yıl içinde ivazlı veya ivazsız olarak iktisap ettikleri veya devrettikleri taşınmaz, haczi caiz taşınır, hak, alacak ve menkul kıymetlerini gösterir birer mal beyannamesi vermelerini istemeye yetkilidir. Mal beyannamesinin en geç yedi gün içinde Fona verilmesi zorunludur. Bu mal beyanının hüküm ve sonuçları hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun ilgili hükümleri geçerlidir.

Fon, faaliyet izni kaldırılan veya Fona devredilen bankada mevduat ve katılım fonu sahipleri ile diğer alacaklıların haklarını korumaya yönelik olarak gerekli göreceği her türlü tedbiri alır. Faaliyet izni kaldırılan veya Fona devredilen bankanın hâkim ortakları ve tüzel kişi ortaklarının sermayesinin yüzde onundan fazlasına sahip gerçek kişi hissedarları ve yöneticilerinin mal, hak ve alacaklarına Fonun talebi üzerine mahkeme tarafından teminat şartı aranmaksızın ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz konulabilir, bu kişilerin yurt dışına çıkışları yasaklanabilir. Bu şekilde alınan ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları, karar tarihinden itibaren altı ay içinde dava, icra ve iflas takibine konu olmaz ise kendiliğinden ortadan kalkar. İlgililer hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 11 inci bab hükümlerine göre açılacak iptal davalarında aciz vesikası şartı aranmaz.

Faaliyet izninin kaldırıldığı veya Fona devredildiği tarihten itibaren bankanın alacaklılarından temlik yoluyla alacak edinen borçlular, temlik yoluyla edindikleri alacakları ile bankaya olan borçlarının takasının yapılması veya mahsup edilmesi talebinde bulunamaz. Bu sonucu doğuracak takas ve mahsup işlemleri banka açısından geçersizdir.

Madde gerekçesi

Fon, faaliyet izni kaldırılan veya Fona devredilen bankalardaki mevduat ve katılım fonu sahipleri ile diğer alacaklıların haklarını korumaya yönelik olarak gerekli göreceği her türlü tedbirleri alması kapsamında; hâkim ortaklarından ve tüzel kişi ortaklarının sermayesinin yüzde onundan fazlasına sahip gerçek kişi hissedarlarından ve yöneticilerinden, kendilerine, eşlerine, altsoy ve üstsoyuna, kan ve kayın hısımlarına, evlatlıklarına ve kendilerini evlat edinenlere ait taşınmaz mal ve iştiraklerini, haczi caiz olan taşınır mal, hak ve alacaklarını ve menkul kıymetlerini ve her türlü kazanç ve gelirleri ile yaşayış tarzına göre geçim kaynaklarını ve ayrıca bildirimden önceki iki yıl içinde ivazlı veya ivazsız olarak iktisap ettikleri veya devrettikleri taşınmaz mal, haczi caiz taşınır mal, hak, alacak ve menkul kıymetlerini gösterir birer mal beyannamesi vermelerini istemeye ve malvarlıkları üzerine teminat aranmaksızın ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz kararları ile ilgililerin yurt dışına çıkmasını yasaklama dahil, alacaklıların menfaati için zorunlu olan her türlü muhafaza tedbirinin alınmasını ilgili mahkemeden istemeye yetkili kılınmıştır.

Faaliyet izni kaldırılan veya Fona devredilen bankaların Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın ana sözleşmelerinde yer alan düzenlemelerin genel kurul yapılmaksızın değiştirilmesinde ve tescil ettirilmesinde Fona yetki verilmiş, bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı veya Fona devredildiği tarihten sonra bankaya borçlu olanların banka alacaklılarından temlik yoluyla alacak edinmeleri, takas ve mahsup talebinde bulunmalarına kısıtlamalar getirilmiş, böylelikle bu bankalar hakkında etkin ve süratli bir biçimde çözümleme faaliyetlerinin başlaması ve kesintiye uğratılmadan devam ettirilmesi amaçlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 110 gerekçesi

Madde 110

Şahsi sorumluluk

Bir bankanın yöneticilerinin ve denetçilerinin kanuna aykırı karar ve işlemleriyle banka hakkında 71 inci madde hükümlerinin uygulanmasına neden olduklarının tespiti hâlinde, bankaya verdikleri zararlarla sınırlı olarak bunların şahsi sorumlulukları yoluna gidilerek, Fon Kurulu kararına istinaden ve Fonun talebi üzerine doğrudan şahsen iflaslarına mahkemece karar verilebilir. Bu karar ve işlemler bankanın hâkim ortaklarına menfaat temini amacıyla yapıldığı takdirde, menfaat temin eden ortaklar hakkında da temin ettikleri menfaat üzerinden uygulanır. Bu suretle tahsil edilen tutarın Fon tarafından ödenen mevduat ve katılım fonu tutarı ve fer'ileri mahsup edildikten sonra bakiye kısmı tasfiye hâlindeki veya iflasa tâbi bankaya iade edilir.

Mahkemece iflasına karar verilenler hakkındaki takibi Fon yürütür.

Bu madde hükmüne göre iflası istenenler hakkında mahkemece 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 257 nci ve izleyen maddeleri hükümleri uygulanır.

Bu Kanunun 106 ncı ve 109 uncu maddeleri hükümleri, bu maddeye göre şahsi iflası istenenler hakkında da uygulanır.

Madde gerekçesi

Fon, yaptıkları işlemler nedeniyle banka hakkında Kanunun 72 nci maddesi hükümlerinin uygulanmasına neden oldukları tespit edilen yöneticiler ve denetçilerinin, yönetici ve denetçilerin karar ve işlemlerinin bankanın hâkim ortaklarına menfaat temini amacıyla yapılması halinde de bu ortakların şahsen iflaslarını isteme ve iflaslarına karar verilmesi halinde iflas tasfiyesi ile yetkilendirilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 112 gerekçesi

Dipnotlar

  1. [1]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Başbakan veya görevlendireceği Devlet Bakanını” ibaresi “Cumhurbaşkanı tarafından görevlendirilen Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakanı” şeklinde değiştirilmiştir.
  2. [2]Bu maddenin başlığı “Bağımsız denetim, değerleme, derecelendirme ve destek hizmeti kuruluşlarının yetkilendirme izni” iken 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 143 üncü maddesi ile metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
  3. [3]20/2/2020 tarihli ve 7222 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ihlâl ettikleri ve” ibaresinden sonra gelmek üzere “bankacılık sistemini ya da” ibaresi eklenmiş ve “kanunî kovuşturma talep edilen” ibaresi “Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulan” şeklinde değiştirilmiştir.
  4. [4]3/11/2022 tarihli ve 7420 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle bu fıkranın dördüncü cümlesinde yer alan “destek hizmetinin niteliğine göre” ibaresi “alınacak hizmetin niteliğine göre bu hizmeti sunacak destek hizmeti kuruluşları ile diğer hizmet sağlayıcılarının bu hizmetleri sunarken uymaları gereken usul ve esasları belirlemeye, bunları yetkilendirmeye veya” şeklinde değiştirilmiştir.
  5. [5]20/2/2020 tarihli ve 7222 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bankalarının finansal kiralama yöntemiyle sağladığı finansmanlar” ibaresi “bankaları” şeklinde, “benzer” ibaresi “Kurulca belirlenecek diğer” şeklinde değiştirilmiştir.
  6. [6]20/2/2020 tarihli ve 7222 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle, bu bentte yer alan “ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığıyla” ibaresi “, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi veya Türkiye Varlık Fonuyla” şeklinde değiştirilmiştir.
  7. [7]26/5/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “tasarruf mevduatı ve gerçek kişilere ait” ibaresi “mevduat ve” şeklinde değiştirilmiştir.
  8. [8]26/5/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanunun 1 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Kredi kuruluşlarının iflası” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya tasfiyesi” ibaresi eklenmiştir.
  9. [9]26/5/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Fon kaynaklarından” ibaresi “Fon tarafından mevduat sigorta rezervinden” şeklinde değiştirilmiştir.
  10. [10]26/5/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “Aşağıda sayılan tasarruf mevduatı” ibaresi “Aşağıda sayılan mevduat” şeklinde değiştirilmiştir.
  11. [11]20/2/2020 tarihli ve 7222 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle, birinci fıkranın (a) bendinde yer alan “(a), (b), (c) ve (d)” ibaresi “(a), (b), (c), (d) ve (h)” şeklinde ve ikinci fıkrada yer alan “plân” ibaresi “program” şeklinde değiştirilmiştir.
  12. [12]20/2/2020 tarihli ve 7222 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle, birinci fıkranın (a) bendinde yer alan “(a), (b), (c) ve (d)” ibaresi “(a), (b), (c), (d) ve (h)” şeklinde, (b) bendinde yer alan “, (g) bendi ile ilgili olarak” ibaresi “veya” şeklinde, “plân” ibaresi “program” şeklinde ve “plânın” ibaresi “programın” şeklinde değiştirilmiştir.
  13. [13]13/6/2012 tarihli ve 6327 sayılı Kanunun 39 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Sosyal Güvenlik Kurumuna” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve il veya ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarınca yapılan sosyal yardım hak sahiplerinin tespiti ile gelir testi işlemlerinin yürütülmesi amacıyla Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğüne” ibaresi eklenmiştir.
  14. [14]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu kararıyla” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.
  15. [15]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Başbakanın” ibaresi “Cumhurbaşkanının” şeklinde değiştirilmiştir.
  16. [16]25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “sakatlık” ibaresi “engellilik” şeklinde değiştirilmiştir.
  17. [17]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde, “Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.
  18. [18]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Başbakanlığa” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.
  19. [19]20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “üç” ibaresi “beş” olarak değiştirilmiştir.
  20. [20]20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “bu sayının yarısını” ibaresi “sayısı toplamda yirmiyi” şeklinde değiştirilmiştir.
  21. [21]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu kararıyla” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.
  22. [22]Bu fıkrada yer alan “beşi” ibaresi, 24/5/2007 tarihli ve 5667 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle “onbeşi” olarak değiştirilmiştir.
  23. [23]20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “dört” ibaresi “sekiz” şeklinde şeklinde değiştirilmiştir.
  24. [24]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.
  25. [25]20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “hukuk uzman ve yardımcıları ile bilişim” ibaresi “hukuk uzman ve yardımcıları, bilişim uzman ve yardımcıları ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu” şeklinde, üçüncü cümlesinde yer alan “hukuk ve bilişim” ibaresi “hukuk, bilişim ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu”şeklinde değiştirilmiştir.
  26. [26]20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “hukuk ve bilişim” ibaresi “hukuk, bilişim ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu”, ikinci cümlesinde yer alan “Uzman yardımcılığı” ibaresi “Uzman yardımcılığı (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu uzman yardımcılığı hariç)”, dördüncü cümlesinde yer alan “hukuk ve bilişim” ibaresi “hukuk, bilişim ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu” şeklinde değiştirilmiştir.
  27. [27]Anayasa Mahkemesi’nin 22/3/2007 tarihli ve E.: 2005/139, K.: 2007/33 sayılı Kararı ile; 92 nci maddenin son fıkrasının “... nitelikleri ile ...” ibaresi iptal edilmiştir.
  28. [28]4/3/2021 tarihli ve 7292 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle, bu bentte yer alan “finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin” ibaresi “Kurumun gözetim ve denetimine tabi diğer kuruluşların” şeklinde değiştirilmiştir.
  29. [29]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “, programlar ve hükûmet programında” ibaresi “ ve programlarda” şeklinde değiştirilmiştir.
  30. [30]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Kanun ile” ibaresi “ Kanun ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle” şeklinde değiştirilmiştir.
  31. [31]13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 148 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “Ankara’da Asliye Ticaret Mahkemesinde” ibaresi “İstanbul’da Asliye Ticaret Mahkemesinde” şeklinde değiştirilmiştir.
  32. [32]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “Bakanlar Kuruluna” ibareleri “Cumhurbaşkanlığına” şeklinde değiştirilmiştir.
  33. [33]12/11/2019 tarihli ve 7192 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “, finansman şirketleri, ödeme kuruluşları ile elektronik para kuruluşlarınca” ibaresi “ile finansman şirketlerince” şeklinde değiştirilmiştir.
  34. [34]4/3/2021 tarihli ve 7292 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ile finansman” ibaresi “, finansman şirketleri ile tasarruf finansman” şeklinde değiştirilmiştir.
  35. [35]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Başbakanlık Müsteşarı” ibaresi “en yüksek Devlet memuru” ve “Başbakanlık Müsteşarına” ibaresi “En yüksek Devlet memuruna” şeklinde değiştirilmiştir.
  36. [36]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bakanlık müsteşarı” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı” şeklinde, “bakanlık müsteşar yardımcısı” ibaresi “bakanlık genel müdürü” şeklinde, “Başbakanlık uzmanı” ibaresi “Adalet uzmanı” şeklinde, “Başbakanlık uzman yardımcıları” ibaresi “Adalet uzman yardımcıları” şeklinde değiştirilmiştir.
  37. [37]25/4/2012 tarihli ve 6300 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle bu fıkranın son cümlesinde yer alan bir yılı” ibaresi “iki yılı” şeklinde değiştirilmiştir.
  38. [38]8/3/2006 tarihli ve 5472 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan "tüm imtiyazlı alacaklılardan önce" ibaresinden sonra gelmek üzere ", ancak Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklarından sonra" ibaresi eklenmiştir.
  39. [39]26/5/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle bu bentte yer alan “sigortaya tâbi tasarruf mevduatı” ibaresi “sigortaya tabi mevduat” şeklinde değiştirilmiştir.
  40. [40]8/3/2006 tarihli ve 5472 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan "tüm imtiyazlı alacaklılardan önce" ibaresinden sonra gelmek üzere ", ancak Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklarından sonra" ibaresi eklenmiştir.
  41. [41]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.
  42. [42]25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “sakatlık” ibaresi “engellilik şeklinde değiştirilmiştir.
  43. [43]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ Başbakan” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.
  44. [44]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Başbakanlığa” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.
  45. [45]26/5/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “iki” ibaresi “üç” şeklinde değiştirilmiştir.
  46. [46]26/5/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle bu fıkranın birinci cümlesine “daire başkanlıkları” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve bağlı müdürlükler” ibaresi eklenmiş, fıkranın ikinci cümlesinde yer alan “onu” ibaresi “onikiyi, müdürlüklerin sayısı altıyı” şeklinde değiştirilmiştir.
  47. [47]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu kararıyla” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.
  48. [48]26/5/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “bu Kanunda belirtilen faaliyet alanı, görev” ibaresi “bu Kanun ve ilgili kanunlarda belirtilen görev, faaliyet alanı” şeklinde değiştirilmiştir.
  49. [49]Bu fıkrada yer alan “beşi” ibaresi, 24/5/2007 tarihli ve 5667 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle “onbeşi” olarak değiştirilmiştir.
  50. [50]Anayasa Mahkemesi’nin 22/3/2007 tarihli ve E.: 2005/139, K.: 2007/33 sayılı Kararı ile; 121 inci maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “... (d) bendi hariç, diğer ...” ibaresi iptal edilmiştir.
  51. [51]Anayasa Mahkemesi’nin 22/3/2007 tarihli ve E.: 2005/139, K.: 2007/33 sayılı Kararı ile; bu fıkrada yer alan“... nitelikleri ile ...” ibaresi iptal edilmiştir.
  52. [52]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “, programlar ve hükûmet programında” ibaresi “ve programlarda” şeklinde değiştirilmiştir.
  53. [53]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Kanun ile” ibaresi “ Kanun ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle” şeklinde değiştirilmiştir.
  54. [54]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “Başbakanlık Müsteşarı” ibaresi “en yüksek Devlet memuru” ve “Başbakanlık Müsteşarına” ibaresi “en yüksek Devlet memuruna” şeklinde değiştirilmiş, dördüncü fıkrasında yer alan “bakanlık müsteşarı” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı” şeklinde, “bakanlık müsteşar yardımcısı” ibaresi “bakanlık genel müdürü” şeklinde, “Başbakanlık uzmanı” ibaresi “Adalet uzmanı” şeklinde, “Başbakanlık uzman yardımcıları” ibaresi “Adalet uzman yardımcıları” şeklinde değiştirilmiştir.
  55. [55]25/4/2012 tarihli ve 6300 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle bu fıkranın son cümlesinde yer alan bir yılı” ibaresi “iki yılı” şeklinde değiştirilmiştir.
  56. [56]26/5/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle bu fıkranın üçüncü cümlesinde yer alan “Fon bu meblağı, ilgililerinden talep eder” ibaresi “Fonun bu meblağı kusurlu bulunan ilgililerinden talep etme hakkı saklıdır” şeklinde değiştirilmiştir.
  57. [57]26/5/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “Kanunun 71 inci maddesi” ibaresi “Kanun” şeklinde ve fıkranın ikinci cümlesinde yer alan “kurum bu meblağı, ilgililerinden talep eder” ibaresi “kurumun bu meblağı kusurlu bulunan ilgililerinden talep etme hakkı saklıdır” şeklinde değiştirilmiştir.
  58. [58]26/5/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “Fonu temsilen görev yapan yönetim, denetim kurulu üyeleri, müdürler kurulu üyeleri,” ibaresi “Fonu temsilen görev yapan yönetim, denetim kurulu üyeleri, müdürler kurulu üyeleri ile bu Kanun uyarınca görevlendirilen, atanan veya aday gösterilerek seçilen” şeklinde değiştirilmiştir.
  59. [59]26/5/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “iktisadi değeri olmayanlar da dahil olmak üzere diğer tüm hak ve varlıkları” ibaresi “iktisadi değeri olmayanlar da dâhil olmak üzere diğer tüm hak ve varlıklar ile bunlarla bağlantılı finansal kiralama sözleşmeleri ve bu sözleşmelere konu varlıkları” şeklinde ve “mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçlarını” ibaresi “mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçlarını; ticari ve iktisadi bütünlük içinde yer alan mal, hak ve/veya varlıklar ile ilgili olması veya ticari ve iktisadi bütünlüğün değerinin korunması için gerekli veya değerini artırır mahiyette olması, taraflarca borç miktarının tespitinde mutabakata varılmış olması, varlıkları ticari ve iktisadi bütünlük satışına konu edilen tarafça bahsi geçen mutabakattan sonra Fona müracaat edilmesi ve işlemlerin en geç Fon Kurulunun ihaleyi onay tarihine kadar tekemmül ettirilmesi şartıyla öncelikli olarak” şeklinde değiştirilmiş, fıkranın mevcut onuncu cümlesinde yer alan “düzenlenir” ibaresi “düzenlenir ve Resmî Gazetede ilan edilir” şeklinde değiştirilmiş ve fıkranın mevcut onüçüncü cümlesine “maliklerinin iflasına karar verilemez,” ibaresinden sonra gelmek üzere “finansal kiralama sözleşmelerinin feshi talep edilemez, işbu sözleşmeler kapsamındaki varlıkların iadesine karar verilemez,” ibaresi eklenmiştir.
  60. [60]8/3/2006 tarihli ve 5472 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, her türlü hak ve alacakların bedelinden," ibaresinden sonra gelmek üzere "Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklarından sonra gelmek üzere," ibaresi eklenmiştir.
  61. [61]14/10/2021 tarihli ve 7338 sayılı Kanunun 58 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “kuruluş işlemleri de dâhil olmak üzere kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince” ibaresi ve “her ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek tutarlar 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu gereği ödenecek banka ve sigorta muameleleri vergisinden,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
  62. [62]Anayasa Mahkemesinin 1/2/2024 tarihli ve E.:2023/110; K.:2024/35 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “…492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan,…” ibaresi iptal edilmiştir.
  63. [63]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu maddede yer alan “Bakanlar Kurulu” ibareleri “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.
  64. [64]20/2/2020 tarihli ve 7222 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle, birinci fıkranın birinci cümlesinde yer alan “Cumhurbaşkanı” ibaresi “Merkez Bankası” şeklinde, “bu maddede belirtilen işlemlerde sağlanacak” ibaresi “her türlü işlemlerinden elde edecekleri ücret, masraf, komisyon ve” şeklinde değiştirilmiştir.
  65. [65]20/2/2020 tarihli ve 7222 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle, bu fıkranın (a) bendinde yer alan “beşbin Yeni” ibaresi “yüz bin” şeklinde, “onbeşbin Yeni” ibaresi “iki yüz bin” şeklinde, (b) bendinde yer alan “beşbin Yeni” ibaresi “yüz bin” şeklinde, “yirmibin Yeni” ibaresi “iki yüz bin” şeklinde, (c) bendinde yer alan “beşbin Yeni” ibaresi “elli bin” şeklinde, “yirmibin Yeni” ibaresi “iki yüz bin” şeklinde değiştirilmiştir.
  66. [66]20/2/2020 tarihli ve 7222 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle, birinci fıkranın (a) bendinde yer alan “onbin Yeni” ibaresi “beş yüz bin” şeklinde, “binde beşine” ibaresi “yüzde beşine” şeklinde değiştirilmiş, (b) bendinde yer alan “alınan kararlara” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve verilen talimatlara” ibaresi eklenmiş, aynı bentte yer alan “beşbin Yeni” ibaresi “elli bin” şeklinde, “onbin Yeni” ibaresi “beş yüz bin” şeklinde değiştirilmiştir.
  67. [67]3/4/2013 tarihli ve 6456 sayılı Kanunun 41 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “özel hukuk” ibaresinden önce gelmek üzere “gerçek kişiler ve” ibaresi eklenmiştir.
  68. [68]3/4/2013 tarihli ve 6456 sayılı Kanunun 41 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “bir özel hukuk” ibaresi “bir gerçek kişi veya özel hukuk” şeklinde değiştirilmiştir.
  69. [69]Bu fıkranın “… tüzel kişilerin kanunî temsilcileri ile borçlu veya borçla diğer ilgililerin yurt dışına çıkmasını yasaklama …” bölümü Anayasa Mahkemesi’nin 18/10/2007 tarihli ve E.: 2007/4, K.: 2007/81 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.
  70. [70]Anayasa Mahkemesi’nin 4/6/2014 tarihli ve E.: 2014/85, K.: 2014/103 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “…zamanaşımı ve” ibaresi iptal edilmiştir.
  71. [71]24/12/2025 tarihli ve 10765 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının birinci maddesi ile bu maddenin uygulanma süresinin 28/12/2025 tarihinden itibaren iki yıl uzatılmasına karar verilmiştir.
  72. [72]20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Kanunun 40 maddesi ile ihdas edilmiştir.