İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 14. hâli

Bankacılık Kanunu

Kanun numarası
5411
Kabul tarihi
19.10.2005
Resmî Gazete
01.11.2005 / 25983 (mükerrer)
Düstur
5. tertip, cilt 45
Son değişiklik
01.02.2024
Madde sayısı
206

Birinci Kısım

Genel Hükümler

Madde 1

Amaç

Bu Kanunun amacı, finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanmasına, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasına, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunmasına ilişkin usûl ve esasları düzenlemektir.

Madde gerekçesi

Bankalar, ortaklarına kâr dağıtmakla görevli ticari kuruluşlar olmanın yanında günlük hayatın her safhasına girmeleri nedeniyle vazgeçilmez bir konuma sahip, kamu düzeni ve kamu yararı ile sıkı ilişki içinde olan kuruluşlardır. Ülkelerin yasama organları, finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanması, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışması ve tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin gözetilmesine yönelik olarak yasalar yapmaktadır. Bu yasalar ile tasarrufları koruyucu önlemler getirilmekte, birer güven ve itibar müessesesi olan bankaların likidite, emniyet ve verimlilik ilkeleri çerçevesinde faaliyet göstermelerini ve etkin bir şekilde denetlenmelerini sağlayacak hükümler düzenlenmektedir.

Maddede belirtildiği üzere bu Kanunun amacı öncelikle Kanunun kapsam maddesinde zikredilen kuruluşların faaliyette bulunduğu finansal piyasalarda güven ve istikrarı sağlamaktır. Finansal piyasalarda güven, piyasaların etkin, düzenli ve dürüst bir şekilde çalıştığına olan inanç şeklinde görülmektedir. Sözünde durma, basiretli davranma, itibar sahibi olma bu güvenin tezahürleridir. Finansal piyasalarda güven, açık ve kapsamlı piyasa standartlarının oluşturulması, finansal suçların azaltılması, yeterli derinlik ve likiditeyi haiz piyasaların tesis edilmesi, ulusal ve uluslararası değişikliklere uyum sağlayan ve yatırımcılara güven veren sistemlerin oluşturulması suretiyle sağlanır.

Finansal piyasaların temel işlevi, fon arz edenler ile fon talebinde bulunanlar arasında aracılık yapmaktır. Bu piyasalara gerekli ve yeterli fonun arzı, piyasaların güvenilir ve istikrarlı olmasına bağlıdır. Finansal piyasada istikrar; fiyatlamada, kaynak aktarmada ve krizlerde finansal araçların etkin bir şekilde çalışmasının sağlanması ve bunun kendi kendini iyileştiren sistemler yoluyla sürdürülmesi olarak görülmektedir.

Finansal istikrarı sağlamak için, finansal piyasaların aktörlerinin davranışlarına yönelik düzenlemeler yapılması ve bu çerçevede piyasaların etkin işleyişini sağlayacak denetimler icra edilmesi zorunludur. Finansal piyasalarda güvenin tesisi, finansal sistemi koruyacak güvenceler verilmesini, kamunun aydınlatılmasına yönelik düzenlemeler yapılmasını, piyasalara yeterli, anlaşılabilir, doğru ve zamanında bilgi verilmesini, uluslararası standartlara uygun muhasebe ve raporlama uygulamalarının geliştirilmesini gerektirmektedir.

Bu Kanunun diğer bir amacı kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasını sağlamaktır. Genel olarak, kredi sisteminde etkinlik, bankaların tasarruf sahipleri ve yatırımcılar arasındaki finansal aracılık işlevini yerine getirmesi ve tasarrufların üretken yatırımlara dönüştürülmesi olarak kabul edilebilir. Bu Kanunun uygulamasında, mevduat ve kredi faizleri arasındaki farkın azalması, verilen hizmetlerin çeşitliliğindeki zenginlik, ödemelerin hızlı ve maliyetsiz bir şekilde geçekleştirilmesi ve fonların üretken yatırımlara aktarılması gibi göstergeler kredi sisteminin etkinliğinin delaleti olarak kabul edilmektedir.

Bu Kanunda amaçlanan diğer bir unsur ise tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerini korumaktır. Hak kavramı, bu Kanun ile hukuk düzeni tarafından korunan menfaat, tanınan yetki, davranış özgürlüğü ve tanınan ayrıcalık gibi anlamlara gelebilir. Tasarrufların korunmasının amacı, tasarruf sahiplerinin güven duygusu içinde bankalara para yatırmalarını sağlamaktır. Genel anlamda, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması, bankaların işlevlerinin gerektirdiği malî güç ve itibarı haiz olarak mevzuata, bankacılık ilke ve teamüllerine uygun, emniyetli, seyyal ve verimli bir şekilde çalışmasını sağlayacak ortamın tesisi ile mümkün olur. Daha özel anlamda tasarrufların korunması, tasarruf sahibini korumaya yönelik mevduatın sigortalanması suretiyle tasarruf sahiplerine diğer alacaklar karşısında bir imtiyaz tanınmasıdır. Fakat bu imtiyaz sadece sigortalı mevduatın korunması anlamındadır. Bu ise bir bankanın tasfiyeye tâbi tutulması durumunda tasarruf sahiplerine sigorta kapsamındaki mevduatlarının geri ödenmesi şeklinde tezahür etmektedir. Tasarrufların sınırsız güvence altında olmasının güvende aldanmaya yol açacağı ve piyasa disiplinini bozucu etkileri olacağı dikkate alınarak, tasarrufların kısmi güvenceye tâbi olması gerektiği ve tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatleri ile kredi sisteminin etkin işleyişinin, gerekli ortamı sağlamak ve bunun için uygun tedbirleri almak yoluyla sağlanabileceği tâbiidir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 1 gerekçesi

Madde 2

Kapsam

Türkiye'de kurulu mevduat bankaları, katılım bankaları, kalkınma ve yatırım bankaları, yurt dışında kurulu bu nitelikteki kuruluşların Türkiye'deki şubeleri, finansal holding şirketleri, Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Katılım Bankaları Birliği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ve bunların faaliyetleri bu Kanun hükümlerine tâbidir.

Özel kanunlarla kurulmuş olan bankalar hakkında da kanunlarında yer alan hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun hükümleri uygulanır.

Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler tatbik olunur.

Madde gerekçesi

Maddede, bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 1 inci maddesinin (2) numaralı fıkrası açık hâle getirilmiştir. Finansal bütünleşmeyi ve konsolide denetimi sağlamak üzere finansal holding şirketleri Kanun kapsamına dâhil edilmiştir. Buna göre, Kanunun kapsamı, Türkiye'de kurulu mevduat bankaları, katılım bankaları, kalkınma ve yatırım bankaları, yurt dışında kurulu bu nitelikteki kuruluşların Türkiye'deki şubeleri, finansal holding şirketleri, Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Katılım Bankaları Birliği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ile bunların faaliyetleri olarak belirlenmiştir.

Özel kanunlarla kurulmuş olan bankaların Kanun kapsamındaki durumlarına ilişkin hüküm bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanunundaki hâli ile korunmuştur.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 2 gerekçesi

Madde 3

Tanımlar ve kısaltmalar

2 değişiklik

Bu Kanunun uygulanmasında;

İlişkili Bakan: Cumhurbaşkanı tarafından görevlendirilen Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakanı,[1]

Kurul: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunu,

Kurum: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunu,

Başkan: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu Başkanını,

Merkez Bankası: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Anonim Şirketini,

Fon: Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunu,

Fon Kurulu: Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Kurulunu,

Fon Başkanı: Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Kurulu Başkanını,

Kredi kuruluşu: Mevduat bankalarını ve katılım bankalarını,

Kuruluş birlikleri: Türkiye Bankalar Birliği ve Türkiye Katılım Bankaları Birliğini,

Banka: Mevduat bankaları ve katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarını,

Mevduat bankası: Bu Kanuna göre kendi nam ve hesabına mevduat kabul etmek ve kredi kullandırmak esas olmak üzere faaliyet gösteren kuruluşlar ile yurt dışında kurulu bu nitelikteki kuruluşların Türkiye'deki şubelerini,

Katılım bankası: Bu Kanuna göre özel cari ve katılma hesapları yoluyla fon toplamak ve kredi kullandırmak esas olmak üzere faaliyet gösteren kuruluşlar ile yurt dışında kurulu bu nitelikteki kuruluşların Türkiye'deki şubelerini,

Kalkınma ve yatırım bankası: Bu Kanuna göre mevduat veya katılım fonu kabul etme dışında; kredi kullandırmak esas olmak üzere faaliyet gösteren ve/veya özel kanunlarla kendilerine verilen görevleri yerine getiren kuruluşlar ile yurt dışında kurulu bu nitelikteki kuruluşların Türkiye'deki şubelerini,

Finansal holding şirketi: İçlerinden en az bir tanesi bir kredi kuruluşu olmak şartıyla bağlı ortaklıklarının tümü veya çoğunluğu kredi kuruluşu veya finansal kuruluş olan şirketi,

Şube: Elektronik işlem cihazlarından ibaret birimler hariç olmak üzere, bankaların bağımlı bir parçasını oluşturan ve bu kuruluşların faaliyetlerinin tamamını veya bir kısmını kendi başına yapan, sabit ya da seyyar bürolar gibi her türlü işyerini,

Merkez şube: Yurt dışında kurulu bir bankanın Türkiye'de açtığı şubeyi, birden fazla şubenin olması hâlinde ise Kuruma bildirilecek ve Kurulca onaylanacak şubeyi,

Fon bankası: Mülga 3182 sayılı Bankalar Kanunu, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanunu ve bu Kanun uyarınca temettü hariç ortaklık hakları ile yönetimi ve denetimi Fona intikal eden bankalar ile Fonun çoğunluk hissesine sahip olduğu bankaları,

Finansal kuruluş: Kredi kuruluşları dışında kalan ve sigortacılık, bireysel emeklilik veya sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunmak veya bu Kanunda yer alan faaliyet konularından en az birini yürütmek üzere kurulan kuruluşlar ile kalkınma ve yatırım bankaları ve finansal holding şirketlerini,

Kontrol: Bir tüzel kişinin; sermayesinin, asgarî yüzde ellibirine sahip olma şartı aranmaksızın, çoğunluğuna doğrudan veya dolaylı olarak sahip olunması veya bu çoğunluğa sahip olunmamakla birlikte imtiyazlı hisselerin elde bulundurulması veya diğer hissedarlarla yapılan anlaşmalara istinaden oy hakkının çoğunluğu üzerinde tasarrufta bulunulması suretiyle veya herhangi bir suretle yönetim kurulu üyelerinin karara esas çoğunluğunu atayabilme ya da görevden alma gücünün elde bulundurulmasını,

Ana ortaklık: Kontrolündeki ortaklıklar ile Kurul tarafından belirlenen usûl ve esaslarla tanımlanan ortaklıkların finansal tablolarını kendi nezdinde konsolide eden banka veya finansal holding şirketini,

Bağlı ortaklık: Ana ortaklığın kontrolü altında faaliyet gösteren ortaklıkları,

Nitelikli pay: Bir ortaklığın sermayesinin veya oy haklarının doğrudan veya dolaylı olarak yüzde on veya daha fazlasını teşkil eden paylar ile bu oranın altında olsa dahi yönetim kurullarına üye belirleme imtiyazı veren payları,

Hâkim ortak: Bir ortaklığı doğrudan ya da dolaylı olarak, tek başına veya birlikte kontrol eden gerçek veya tüzel kişiyi,

Yöneticiler: Bankanın yönetim kurulu, denetim komitesi ve kredi komitesi başkan ve üyeleri ile genel müdür, genel müdür yardımcıları ve imza yetkisine sahip mensuplarından; bölge müdürleri, şube müdürleri ve genel müdürlük merkez teşkilatında yer alan bölüm, kısım, grup ve bunlara eşdeğer isimler altında faaliyet gösteren birimlerin yöneticilerini,

Mevduat: Yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında, istendiğinde ya da belli bir vadede geri ödenmek üzere kabul edilen parayı,

Tasarruf mevduatı: Mevduat bankaları nezdinde açtırılan, gerçek kişilere ait ve münhasıran çek keşide edilmesi dışında ticari işlemlere konu olmayan mevduat hesaplarını,

Özel cari hesap: Katılım bankalarında açılabilen ve istenildiğinde kısmen veya tamamen her an geri çekilebilme özelliği taşıyan ve karşılığında hesap sahibine herhangi bir getiri ödenmeyen fonların oluşturduğu hesapları,

Katılma hesabı: Katılım bankalarına yatırılan fonların bu kurumlarca kullandırılmasından doğacak kâr veya zarara katılma sonucunu veren, karşılığında hesap sahibine önceden belirlenmiş herhangi bir getiri ödenmeyen ve anaparanın aynen geri ödenmesi garanti edilmeyen fonların oluşturduğu hesapları,

Katılım fonu: Katılım bankaları nezdinde açtırılan gerçek ve tüzel kişilere ait özel cari hesap ve katılma hesaplarında yer alan parayı,

(Değişik: 13/2/2011-6111/142 md.) Destek hizmeti kuruluşu: Bankaların, mevduat veya katılım fonu kabulü, nakdî, gayrinakdî her cins ve surette kredi verme ve bu Kanunun uygulamasında kredi olarak sayılan işlemler dışında kalan faaliyetlerini banka adına gerçekleştiren; ya da reklamının yapılması hariç olmak üzere mevduat veya katılım fonu kabulü dışındaki faaliyetlerinden herhangi birinin pazarlanması da dâhil gerçekleştirilmesinde bankaya yardımcı nitelikte hizmet veren kuruluşları,

Kıyı bankacılığı: Bankacılık faaliyetleri, kurulu bulunulan ülke harici ile sınırlı tutulan veya ülke genelinde uygulanan ekonomik ve malî mevzuata tâbi olmayan ya da kurulu bulunulan ülkede yerleşik olanlardan mevduat ve fon kabulünün yasaklandığı bankacılığı,

ifade eder.

Madde gerekçesi

Kanunda öngörülen yapıların, süreçlerin, sistemlerin daha iyi anlaşılabilmesi, anlam bütünlüğünün ve terim birliğinin sağlanması, Kanunun takibinin kolaylaştırılması amacıyla, sıklıkla geçen temel kavramlar tanımlanmıştır. Avrupa Birliği direktifleri dikkate alınarak Fon, kredi kuruluşu, kuruluş birlikleri, banka, mevduat bankası, katılım bankası, kalkınma ve yatırım bankası, finansal holding şirketi, şube, merkez şube, fon bankası, finansal kuruluş, kontrol, ana ortaklık, bağlı ortaklık, nitelikli pay, hâkim ortak, yöneticiler, mevduat, tasarruf mevduatı, özel cari hesap, katılma hesabı, katılım fonu, destek hizmeti kuruluşu ve kıyı bankacılığına ilişkin tanımlar yapılmıştır. Özel finans kurumu unvanı işin niteliği de dikkate alınarak katılım bankası olarak değiştirilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 3 gerekçesi

Madde 4

Faaliyet konuları

Bankalar, diğer kanunlarda öngörülen hükümler saklı kalmak kaydıyla aşağıda belirtilen faaliyetleri gerçekleştirebilirler:

a) Mevduat kabulü.

b) Katılım fonu kabulü.

c) Nakdî, gayrinakdî her cins ve surette kredi verme işlemleri.

d) Nakdî ve kaydî ödeme ve fon transferi işlemleri, muhabir bankacılık veya çek hesaplarının kullanılması dahil her türlü ödeme ve tahsilat işlemleri.

e) Çek ve diğer kambiyo senetlerinin iştirası işlemleri.

f) Saklama hizmetleri.

g) Kredi kartları, banka kartları ve seyahat çekleri gibi ödeme vasıtalarının ihracı ve bunlarla ilgili faaliyetlerin yürütülmesi işlemleri.

h) Efektif dahil kambiyo işlemleri; para piyasası araçlarının alım ve satımı; kıymetli maden ve taşların alımı, satımı veya bunların emanete alınması işlemleri.

i) Ekonomik ve finansal göstergelere, sermaye piyasası araçlarına, mala, kıymetli madenlere ve dövize dayalı; vadeli işlem sözleşmelerinin, opsiyon sözleşmelerinin, birden fazla türev aracı içeren basit veya karmaşık yapıdaki finansal araçların alımı, satımı ve aracılık işlemleri.

j) Sermaye piyasası araçlarının alım ve satımı ile geri alım veya tekrar satım taahhüdü işlemleri.

k) Sermaye piyasası araçlarının ihraç veya halka arz yoluyla satışına aracılık işlemleri.

l) Daha önce ihraç edilmiş olan sermaye piyasası araçlarının aracılık maksadıyla alım satımının yürütülmesi işlemleri.

m) Başkaları lehine teminat, garanti ve sair yükümlülüklerin üstlenilmesi işlemleri gibi garanti işleri.

n) Yatırım danışmanlığı işlemleri.

o) Portföy işletmeciliği ve yönetimi.

p) Hazine Müsteşarlığı ve/veya Merkez Bankası ve kuruluş birlikleri nezdinde oluşturulan bir sözleşme kapsamında üstlenilen yükümlülükler çerçevesinde alım satım işlemlerine ilişkin piyasa yapıcılığı.

r) Faktöring ve forfaiting işlemleri.

s) Bankalararası piyasada para alım satımı işlemlerine aracılık.

t) Finansal kiralama işlemleri.

u) Sigorta acenteliği ve bireysel emeklilik aracılık hizmetleri.

v) Kurulca belirlenecek diğer faaliyetler.

Mevduat bankaları birinci fıkranın (b) ve (t), katılım bankaları (a), kalkınma ve yatırım bankaları (a) ve (b) bentlerinde belirtilen faaliyetleri gerçekleştiremezler.

Madde gerekçesi

Bankalarca gerçekleştirilebilecek faaliyetler, Avrupa Birliği direktiflerinde ve uluslararası uygulamalarda olduğu gibi, faaliyet konularına ilişkin belirsizliklerin giderilmesi ve bankaların faaliyet bazında münferiden değerlendirilebilmesi için belirlenmiştir. Faaliyet konuları, izin işlemleri ve Kurumun denetimleri sonucunda alınacak tedbirler ile ilişkilendirilmiştir.

Bankalarca gerçekleştirilebileceği öngörülen faaliyetlerin diğer kanunlar ile Sermaye Piyasası Kurulu, Hazine Müsteşarlığı gibi yetkili mercilerin iznine tâbi tutulmuş ise, bu merciler gerekli izin ve denetim süreçlerini devam ettireceklerdir. Bu amaçla, ilgili kanun hükümlerinin saklı olduğu ifade edilerek söz konusu faaliyetlerin gerçekleştirilebilmesi için izin ve denetim süreçlerinin ilgili kurumlarca denetleneceği hüküm altına alınmıştır.

Bankalar gerekli izin sürecini müteakiben söz konusu faaliyetlerini gerçekleştirebileceklerdir. Diğer taraftan, bankalar için birincil denetim otoritesi olarak Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun görev ve yetki alanını belirginleştirmek ve bankaların temel faaliyetlerini belirlemek açısından bu maddenin ihdasına ihtiyaç duyulmuştur.

Ayrıca, maddenin son fıkrasında, bankaların mevcut durumları da gözetilerek nevileri itibarıyla gerçekleştiremeyecekleri faaliyetler belirtilerek, nevileri aynı olan kuruluşlar arasında adil bir rekabet ortamı tesis etmek ve tasarruf sahiplerine benzer düzeyde koruma sağlamak için her bir kuruluş nevi arasındaki ayrım kesinliğe kavuşturulmuştur.

Maddede geçen aracılık, bankalar tarafından bu faaliyet kapsamında, kendi nam ve hesabına, başkası nam ve hesabına veya kendi namına başkası hesabına hareket etmeyi ifade etmektedir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 4 gerekçesi

Madde 5

Dolaylı pay sahipliği

Bu Kanunun uygulanmasında, gerçek kişilere ait dolaylı pay sahipliğinin belirlenmesinde, bir gerçek kişi ile eş ve çocuklarına ve bunların sınırsız sorumlulukla katıldıkları ortaklıklara veya bu kişi veya ortaklıkların ayrı ayrı veya birlikte kontrol ettikleri ortaklıklara ait paylar birlikte dikkate alınır. Tüzel kişilere ait dolaylı pay sahipliğinin belirlenmesinde, bunlara ait paylar ile bunların kontrol ettikleri ortaklıklara ait paylar birlikte hesaplanır.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurul tarafından belirlenir.

Madde gerekçesi

Kanunun uygulanmasında, pay sahipliğinin etkin bir şekilde izlenebilmesi için dolaylı pay sahipliğinin belirlenmesine dair bu hüküm ihdas edilmiştir. Bu madde hükmüne göre, Kanunun uygulanmasında gerçek kişilere ait dolaylı pay sahipliğinin belirlenmesinde, gerçek kişiler, bunların eş ve çocukları ile sınırsız sorumlulukla katıldıkları ortaklıklara veya bu kişi veya ortaklıkların ayrı ayrı veya birlikte kontrol ettikleri ortaklıklara ait paylar birlikte dikkate alınacaktır. Tüzel kişilere ait dolaylı pay sahipliğinin belirlenmesi ile ilgili olarak, bunlara ait paylar ile bunların sermayesini veya yönetimini kontrol ettikleri ortaklıklara ait payların birlikte hesaplanması hüküm altına alınmıştır. Bununla bankaların ortaklık yapısının, genel kurulda doğrudan oy kullanan kişilerden ziyade, oyların aynı yönde kullanılmasına sebep olan aile ve ortaklık ilişkileri çerçevesinde değerlendirilmesi suretiyle yönetim ve denetimin belirlenmesinde veya işleyişinde etkili olan kişilerin tespiti amaçlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 5 gerekçesi

İkinci Kısım

İzne Tâbi İşlemler

Birinci Bölüm

Kuruluş ve Faaliyet İzinleri

Madde 6

Kuruluş veya Türkiye'de şube ve temsilcilik açma izni

Türkiye'de bir bankanın kurulmasına veya yurt dışında kurulmuş bir bankanın Türkiye'deki ilk şubesinin açılmasına, bu Kanunda öngörülen şartların yerine getirilmesi kaydıyla Kurulun en az beş üyesinin aynı yöndeki oyuyla alınacak kararla izin verilir.

İzin için yapılacak başvurulara ve iznin verilmesine ilişkin usûl ve esaslar Kurulca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. İzne ilişkin karar, başvurunun yapıldığı ya da başvuruda eksiklik bulunması hâlinde, istenilen bilgi ve belgelerin tamamlandığı tarihten itibaren üç ay içinde ilgiliye bildirilir. Eksikliklerin altı ay içinde giderilmemesi hâlinde başvuru geçersiz hale gelir.

Türkiye'de münhasıran kıyı bankacılığı faaliyetinde bulunmak üzere banka kurulması veya yurt dışında kurulu bankalarca bu amaçla şube açılması, bunların faaliyet alanları ile finansal raporlama ve denetim usûlleri ve faaliyetlerinin geçici veya sürekli olarak durdurulması hususları Kurul kararıyla belirlenir.

Yurt dışında kurulu bankalar, mevduat veya katılım fonu kabul etmemek ve Kurulca belirlenecek esaslara göre faaliyet göstermek kaydıyla, Kurulun izni ile Türkiye'de temsilcilik açabilirler.

Madde gerekçesi

Bankaların, denetim ve gözetime elverişli, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunabileceği, faaliyetlerini emin ve güvenilir bir şekilde icra edebilecek, finansal piyasalarda güven ve istikrara ve kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasına zarar vermeyecek bir ortaklık yapısına, iyi yönetime, yeterli malî güce, gerekli organizasyon yapısına sahip olması amacıyla, bankaların kurulmasında ve yurt dışında kurulu bir bankanın Türkiye'de ilk şubesinin açılmasında beş üyenin aynı yöndeki oyuyla Kurul izni şart koşulmuştur. Bu suretle, denetime, sektöre giriş anından itibaren başlanmış, sektörün sağlıklı bir şekilde çalışması güvence altına alınmış ve kontrolü sağlanmış olacaktır.

Söz konusu maddede, bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanunundan farklı olarak, izne ilişkin kararın başvurunun yapıldığı ya da başvuruda eksiklik bulunması hâlinde istenilen bilgi ve belgelerin tamamlandığı tarihten itibaren üç ay içinde ilgiliye bildirileceği ve eksikliklerin altı ay içerisinde giderilmemesi hâlinde başvurunun geçersiz hale geleceği hüküm altına alınmıştır. Böylece izne ilişkin sürecin uluslararası uygulamalar doğrultusunda sistemik bir yapıya kavuşturularak, tarafların hak ve yükümlülüklerinin şeffaf ve hesap verilebilir hâle getirilmesi amaçlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 6 gerekçesi

Madde 7

Kuruluş şartları

Türkiye'de kurulacak bir bankanın;

a) Anonim şirket şeklinde kurulması,

b) Hisse senetlerinin nakit karşılığı çıkarılması ve tamamının nama yazılı olması,

c) Kurucularının bu Kanunda belirtilen şartları haiz olması,

d) Yönetim kurulu üyelerinin bu Kanunun kurumsal yönetim hükümlerinde belirtilen nitelikleri ve plânlanan faaliyetleri gerçekleştirebilecek meslekî tecrübeyi haiz olması,

e) Öngörülen faaliyet konularının plânlanan malî, yönetim ve organizasyon yapısı ile uyumlu olması,

f) Nakden ve her türlü muvazaadan âri olarak ödenmiş sermayesinin en az otuzmilyon Yeni Türk Lirası olması,

g) Ana sözleşmesinin bu Kanun hükümlerine uygun olması,

h) Kurumun etkin denetimini engellemeyecek şeffaf ve açık bir ortaklık yapısı ve organizasyon şemasına sahip olması,

i) Konsolide denetimini engelleyici nitelikte herhangi bir hususun bulunmaması,

j) Öngörülen faaliyet konularına ait iş plânlarını, kuruluşun malî yapısı ile ilgili projeksiyonlarını sermaye yeterliliğini de içerecek şekilde, ilk üç yıl için bütçe plânını ve yapısal örgütlenmesini gösteren bir faaliyet programını iç kontrol, risk yönetimi ve iç denetim sistemi de dahil olmak üzere ibraz etmesi,

şarttır.

Kalkınma ve yatırım bankaları için ödenmiş sermaye, birinci fıkranın (f) bendinde belirtilen tutarın üçte ikisinden az olamaz.

Bu maddenin uygulamasına ilişkin usûl ve esaslar Kurulca belirlenir.

Madde gerekçesi

Madde ile bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 7 nci maddesinin (2) numaralı fıkrası hükümleri muhafaza edilmiştir. Bu hükümlere ilâve olarak, Avrupa Birliği direktifleri ile Basel Bankacılık Gözetim ve Denetim Komitesi ilkelerine uyumu teminen, bankalar tarafından icra edilecek faaliyetlerin, söz konusu kuruluşların organizasyon, yönetim ve malî yapıları ile uyumlu olmasına ve konsolide denetimi engelleyecek herhangi bir hususun bulunmamasına, yönetim kurulu üyelerinin Kanunda öngörülen kurumsal yönetim kapsamında aranan nitelikleri haiz olmalarına öngörülen faaliyet konuları ile iş planlarının, mali yapının, sermaye yeterliliğinin örtüştüğünü gösteren bütçe planına, yapısal örgütlenmeye ilişkin hükümler ihdas edilmiştir. Bu suretle kuruluş aşamasında plânlanan faaliyetleri gerçekleştirme ehliyetinden yoksun, sisteme zarar verebilecek, etkin denetimi engelleyecek, iyi yönetime sahip olmayanların, sektöre girmelerinin önlenmesi amaçlanmıştır.

Uluslararası piyasalarda rekabet edilebilirlik seviyesini artırmak amacıyla, kredi kuruluşunun ödenmiş sermayesi asgarî tutarı otuz milyon Yeni Türk Lirasına çıkarılmıştır. Bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununda yer alan hükümlere paralel olarak bu tutarın kalkınma ve yatırım bankaları bakımından üçte iki oranında olması şartının aranacağı hüküm altına alınmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 7 gerekçesi

Madde 8

Kurucularda aranan şartlar

Bankaların kurucu ortaklarının;

a) 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre müflis olmaması, konkordato ilân etmiş olmaması, uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırma başvurusunun tasdik edilmiş olmaması ya da hakkında iflasın ertelenmesi kararı verilmiş olmaması,

b) Bu Kanunun 71 inci maddesi uygulanan bankalarda veya bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce Fona devredilmiş olan bankalarda nitelikli paya sahip olmaması veya kontrolü elinde bulundurmaması,

c) Tasfiyeye tâbi tutulan bankerler ile iradî tasfiye haricinde tasfiyeye tâbi tutulan finansal kuruluşlarda, faaliyet izni kaldırılan kalkınma ve yatırım bankalarında, ortaklarının temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fona intikal eden veya bankacılık yapma ve mevduat ve katılım fonu kabul etme izin ve yetkileri kaldırılan kredi kuruluşlarında, Fona intikalinden veya bankacılık yapma ve mevduat ve katılım fonu kabul etme izin ve yetkileri kaldırılmadan önce nitelikli paya sahip olmaması veya kontrolü elinde bulundurmaması,

d) Taksirli suçlar hariç olmak üzere affa uğramış olsalar bile mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ve diğer kanunlar uyarınca ağır hapis veya beş yıldan fazla hapis, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve diğer kanunlar uyarınca üç yıldan fazla hapis cezasıyla cezalandırılmamış olması veya mülga 3182 sayılı Bankalar Kanununun, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun, bu Kanunun ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun ve ödünç para verme işleri hakkında mevzuatın hapis cezası gerektiren hükümlerine muhalefet yahut mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunlar uyarınca basit veya nitelikli zimmet, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlar ile istimal ve istihlâk kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık suçları, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, karapara aklama veya Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlar ile Devlet sırlarını açığa vurma, Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, yabancı devletlerle olan ilişkilere karşı suçlar, vergi kaçakçılığı suçlarından veya bu suçlara iştirakten hükümlü bulunmaması,

e) Gerekli malî güç ve itibara sahip bulunması,

f) İşin gerektirdiği dürüstlük ve yeterliliğe sahip olması,

g) Tüzel kişi olması hâlinde, risk grubu ile birlikte ortaklık yapısının şeffaf ve açık olması,

şarttır.

Bankaların tüzel kişi kurucu ortaklarının doğrudan veya dolaylı olarak nitelikli paya sahip gerçek kişi ortaklarının bu maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde yer alan şartları taşıması gerekir.

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalarla kurulmuş çok taraflı kredi kuruluşları ve finansal kuruluşlar hakkında bu maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri uygulanmaz.

Madde gerekçesi

Bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 7 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının kurucularda aranılacak şartları ihtiva eden (b) bendi hükümlerini güçlendirici nitelikte hükümler ihdas edilmiştir. Ayrıca, Avrupa Birliği direktifleri ile Basel Bankacılık Gözetim ve Denetim Komitesi ilkelerine uygun olarak, bu hükümlere ilâveten kurucuların işin gerektirdiği dürüstlük ve yeterliliğe sahip olmaları ve tüzel kişi kurucuların risk grubu yapısı ile ortaklık yapısının şeffaf ve açık olması esasları getirilmiştir.

Tüzel kişiliği haiz olan kurucuların gerçek iradelerini idare ve temsile yetkili organları göstermekle birlikte, bu irade üzerinde nitelikli paya sahip gerçek kişi ortakların etkisi malumdur. Bu itibarla gerçek kişi kurucularda aranan niteliklerin tüzel kişi kurucuların gerçek kişi nitelikli pay sahiplerinde de gözetilmesi öngörülmüştür. Öte yandan tüzel kişi kurucuların ortaklık yapısı ile ortağı olduğu kuruluşların ortaklık yapılarının izlenemeyecek veya bilinemeyecek derecede karmaşık olması, bu kuruluşlar ile ilgili olarak öngörülen kredi sınırlamalarının doğru bir şekilde uygulanmasını güçleştirecektir. Yapılan bu düzenleme ile sektör ve genel ekonomi ile topluma sosyo-ekonomik yansımaları olan bu faaliyet alanında, yönetim üzerinde etkinliğe sahip olan kurucuların, yüksek değerlere sahip kişilerden oluşmasının sağlanması ve etkin denetimi engelleyecek yapılanmaların önlenmesi amaçlanmıştır.

Maddenin son fıkrası ile Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalarla kurulan kredi kuruluşları ile finansal kuruluşlar hakkında maddenin (b) ve (c) bentlerinde aranan şartların uygulanmayacağı hüküm altına alınarak, karşılaşılan sorunların giderilmesi amaçlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 8 gerekçesi

Madde 9

Merkezi yurt dışında bulunan bankaların Türkiye'de şube açma şartları

Kurulca belirlenen usûl ve esaslar çerçevesinde gerekli izni alarak Türkiye'de şube açmak suretiyle faaliyet gösterecek yurt dışında kurulu bir bankanın;

a) Merkezinin bulunduğu ülkede esas faaliyetlerinde yasaklamanın bulunmamış olması,

b) Merkezinin bulunduğu ülkenin yetkili denetim merciinin Türkiye'de faaliyet göstermesine ilişkin olumsuz görüşünün bulunmaması,

c) Ödenmiş sermayesinin Türkiye'ye tahsis edilen kısmının 7 nci maddede belirtilen miktardan az olmaması,

d) Müdürler kurulu üyelerinin, kurumsal yönetim hükümlerinde belirtilen şartları ve plânlanan faaliyetleri gerçekleştirebilecek meslekî tecrübeyi haiz olmaları,

e) İzin kapsamındaki faaliyet konularına ait iş plânlarını, ilk üç yıl için bütçe plânını ve yapısal örgütlenmesini gösteren bir faaliyet programını ibraz etmesi,

f) Dahil olduğu grubun ortaklık yapısının şeffaf ve açık olması,

şarttır.

Merkezinin bulunduğu ülkedeki yerel düzenlemelere aykırılıkları nedeniyle faaliyeti yasaklanan konularda faaliyet izni verilmez.

Madde gerekçesi

Bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 7 nci maddesinin (3) numaralı fıkrası hükmü esas alınarak, Türkiye'de kurulu bankalarda aranan şartlara ilişkin 7 nci madde hükümlerine paralel hükümler yurt dışında yerleşik bankaların Türkiye'de açacağı şubeler için de aranmıştır. Ayrıca, kurulu oldukları ülkedeki faaliyetlerinin, bu şubelerin yurt içindeki malî durumları ve faaliyetlerinin emin ve güvenilir bir şekilde icra edilmesi ile doğrudan ilişkili olması nedeniyle, Avrupa Birliği direktiflerine uygun olarak, bankanın Türkiye'de faaliyet göstermesine ilişkin olumsuz görüşün bulunmaması ve merkezinin bulunduğu ülkede izin verilen esas faaliyetin yasaklanmış olmaması şube açma şartı olarak aranmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 9 gerekçesi

Madde 10

Faaliyet izni

1 değişiklik

Bu Kanunun 6 ncı maddesi çerçevesinde kuruluş veya Türkiye'de şube açma izni alan bankaların, Kuruldan ayrıca faaliyet izni alması şarttır. Bir beyanname ile yapılacak başvuru üzerine verilecek izin, Kurul tarafından aksi kararlaştırılmış olmadıkça, 4 üncü maddede belirtilen bütün faaliyetleri aynı maddenin son fıkrasındaki sınırlamalar çerçevesinde kapsar. Verilen faaliyet izinleri Resmî Gazetede yayımlanır. Kararın, ilk izin başvurusunun yapıldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde verilmesi gerekir. (Ek cümle:3/11/2022-7420/17 md.) Kurul, bir banka ya da banka grubu için, 4 üncü maddede sayılan faaliyet konuları bazında sınırlama veya kısıtlamalar getirmek suretiyle faaliyet izni vermeye yetkilidir.

Kurum, bu Kanun ve bu Kanuna dayanılarak yapılan düzenlemelerdeki şartları taşımayanlara gerekli düzeltmeleri yapmaları ve eksiklikleri tamamlamaları için altı ayı geçmemek üzere süre verir. Bu süre içinde yeniden başvuranlar hakkında yapılan inceleme sonucunda durumları uygun bulunmayanlara verilmiş olan kuruluş izni geçersiz olur ve sonuç yazılı olarak bildirilir. Kuruluş izni almış olan bankaların faaliyete geçebilmesi için;

a) Sermayesinin nakit olarak ödenmiş ve plânlanan faaliyetleri gerçekleştirebilecek düzeyde olması,

b) Kurucuları tarafından 7 nci maddede belirtilen asgarî sermayenin yüzde onu tutarındaki sisteme giriş payının en az dörtte birinin Fon hesabına yatırıldığına dair belgenin ibraz edilmesi,

c) Faaliyetlerinin kurumsal yönetim hükümlerine uygunluğunu sağlaması ve yeterli personel ve teknik donanıma sahip olması,

d) Yöneticilerinin, kurumsal yönetim hükümlerinde belirtilen nitelikleri haiz olması,

e) Kurulca faaliyet konularını yürütebilecek yeterliliğe sahip olunduğu kanaatine varılması,

gerekir.

Sisteme giriş payının ödenmeyen kısmının, faaliyete geçiş tarihinden itibaren Kurulca belirlenecek ödeme plânı çerçevesinde Fon hesabına yatırılacağına ilişkin taahhütnamenin Kuruma ibrazı zorunludur. Sisteme giriş payı bir defaya mahsus olmak üzere alınır. Banka hissedarları sisteme giriş payının ödenmesinden müteselsilen sorumludurlar.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esasları belirlemeye Kurul yetkilidir.

Madde gerekçesi

Bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 7 nci maddesinin (4) numaralı fıkrası esas alınarak Basel Bankacılık Gözetim ve Denetim Komitesinin bankacılıkta etkin denetim ve gözetime ilişkin temel prensipleri çerçevesinde, malî sistemde istikrarın sürekli kılınması ve denetime tâbi olacak kuruluşların açıkça belirlenmesi için bankacılık faaliyet izni verilmesine ilişkin esaslar ve bu izin kapsamındaki faaliyetler açıkça ifade edilmiştir. Bu çerçevede, bankaların faaliyetlerine ilişkin verilecek izinler daha kapsamlı, açık ve denetimin bir parçası olarak tasarlanmıştır. Bununla, faaliyet izni için başvuruda bulunan bankaların kurucularının bu Kanunda aranan şartları haiz, malî yapısının güçlü, yasal statüsünün faaliyet alanına uygun ve önerdikleri yöneticilerin yeterli tecrübeye sahip olduğu, faaliyetlerini iyi yönetim ilkeleri çerçevesinde sürdüreceği hususlarında Kurumun doğru bilgi sahibi olabileceği dinamik bir sistem oluşturulması amaçlanmıştır. Faaliyet izninin verilmesine ilişkin kararın üç ay içinde verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında, faaliyet izni ile 4 üncü maddede belirtilen bütün faaliyetlerin yapılabilmesine izin verileceği ifade edilmektedir. Faaliyet konularına ilişkin olarak Sermaye Piyasası Kurulu veya Hazine Müsteşarlığı gibi birincil yetkili otoritelerinden izin alınması gereken durumlarda, bu izinlerin alınmasını müteakiben Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu faaliyetin gerçekleştirilmesi hususunda yeterlilik arayarak faaliyet iznini verecektir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 10 gerekçesi

Madde 11

Kuruluş izninin iptali

Bir bankanın kuruluş izni;

a) İznin gerçeğe aykırı beyanlarla alınmış olması,

b) Kuruluş izninin verildiği tarihten itibaren dokuz ay içerisinde faaliyet izni için başvurulmaması,

c) Kuruluş izninden vazgeçildiğinin beyan edilmesi,

d) İznin verilmesinde aranan şartların, faaliyete geçilinceye kadar kaybedilmesi,

e) Faaliyet izni alınamamış olması,

f) İradi olarak bu Kanunun 4 üncü maddesinde belirtilen faaliyetlerin tümünden vazgeçilmesi ve iradi tasfiyenin tamamlanması,

g) Devrolunan bankanın birleşme veya bölünme işlemlerinin tamamlanması,

h) Bu Kanunun 106 ncı maddesi kapsamında tasfiye veya iflas takibatının tamamlanması,

Hâllerinden herhangi birinin gerçekleşmesi durumunda, Kurulun en az beş üyesinin aynı yöndeki oyuyla alınan kararla iptal edilir.

Madde gerekçesi

Maddede, bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanunundan farklı olarak, Avrupa Birliği direktifleri ile uyumu teminen Kanunun ilgili hükümleri uyarınca verilen kuruluş izinlerinin iptaline sebebiyet veren hususlar, kuruluş izninde öngörülen amaçlar gözetilerek açık bir şekilde düzenlenmiştir. Bu çerçevede, iznin gerçeğe aykırı beyanlarla alınmış olması, kuruluş izninin verildiği tarihten itibaren dokuz ay içerisinde faaliyet izni için başvurulmaması, izinden vazgeçildiğinin beyan edilmesi, iznin verilmesinde aranan şartların faaliyete geçilinceye kadar kaybedilmesi veya faaliyet izninin alınamamış olması, iradî olarak 4 üncü maddede belirtilen faaliyetlerin tümünden vazgeçilmesi ve iradi tasfiyenin tamamlanması, devrolunan bankanın birleşme veya bölünme işlemlerinin tamamlanması, 107 nci madde kapsamında tasfiye veya iflas takibatının tamamlanması hâllerinden herhangi birinin gerçekleşmesi izin iptalinin gerekçelerinden sayılmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 11 gerekçesi

Madde 12

Faaliyet izninin iptali veya sınırlandırılması

Bir bankanın, faaliyet izninin gerçeğe aykırı beyanlarla alınmış olması veya faaliyet izninin alınmasından itibaren altı ay içinde faaliyete geçilmemesi ya da bir yıl içinde kesintisiz altı ay süre ile faaliyette bulunulmamış olması hâlinde faaliyet izni iptal edilir. Faaliyet izninin alındığı tarihten itibaren bir ay içerisinde ilgili kuruluş birliğine üye olunmaması veya sisteme giriş payının kalan taksitlerinin Fon hesabına yatırılmamış olması ve bu yükümlülüklerin Kurum tarafından yapılan uyarıya rağmen yerine getirilmemesi durumunda, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri dışında kalan faaliyet konuları Kurulca tek tek sınırlanabilir.

Bu kararlar ilgililere yazılı olarak bildirilir ve Resmî Gazetede yayımlanır.

Türkiye'de şubesi bulunan yurt dışında kurulu bankaların, kurulu bulundukları ülkede herhangi bir nedenle faaliyet izninin kaldırılması, faaliyetlerinin durdurulması, iflas veya tasfiyelerine karar verilmesi veya konkordato ilân etmeleri hâlinde, bunların Türkiye'deki şubelerinin faaliyet izinleri Kurul tarafından kaldırılır.

Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) veya (b) bentleri kapsamında bir kredi kuruluşuna verilen yetkinin Kurul tarafından kaldırılması, faaliyet izninin kaldırılması hükmündedir.

Madde gerekçesi

Bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanunundan farklı olarak, bu madde ile bankaların malî bünyelerinin bozulmasına bağlı olarak faaliyet izinlerinin kaldırılmasının yanında, belirli koşulları sağlayamamaları hâlinde de Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri dışında kalan faaliyet konularının tek tek sınırlanabileceği ya da faaliyet izni kapsamından çıkarılabileceği veya faaliyet izninin iptal edilebileceği hükme bağlanmıştır.

Bu koşullar; iznin gerçeğe aykırı beyanlarla alınmış olması, iznin alınmasından itibaren altı ay içinde faaliyete geçilmemesi veya bir yıl içinde kesintisiz altı ay süre ile faaliyette bulunulmamış olması, faaliyet izninin alındığı tarihten itibaren bir ay içerisinde ilgili kuruluş birliğine üye olunmaması, sisteme giriş payının kalan taksitlerinin Fon hesabına yatırılmamış olması olarak öngörülmüştür.

Yetkili ülke idarelerince, Türkiye'de şubesi bulunan yurt dışında kurulu bankaların herhangi bir nedenle faaliyet izinlerinin kaldırılması, faaliyetlerinin durdurulması, iflâs veya tasfiyelerine karar verilmesi veya konkordato ilân etmeleri durumlarında, bu şubelerin merkezden bağımsız faaliyette bulunmalarının mümkün olmaması, malî durumlarının merkezlerinden ayrı düşünülemeyeceği gerekçesiyle faaliyet izinlerinin Kurul tarafından kaldırılacağı ayrıca hükme bağlanmıştır.

Bankanın faaliyet izninin kaldırılması, Sermaye Piyasası Kurulu veya Hazine Müsteşarlığı gibi yetkili merciler tarafından verilen izinlerin de kalkmasını beraberinde getirecektir.

Maddenin son fıkrasında, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde sayılan hususların kredi kuruluşunun temel faaliyetleri olması nedeniyle bu faaliyetlerin yapılmaması yönündeki bir sınırlandırmanın faaliyet izninin kaldırılması hükmünde olduğu ifade edilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 12 gerekçesi

Madde 13

Yurt içinde şube açma

1 değişiklik

(Değişik:8/3/2006-5472/1 md.)

Bu Kanunda yer alan kurumsal yönetim hükümleri ile koruyucu hükümler dikkate alınarak, Kurulca belirlenecek esaslara uyulması ve Kuruma bildirilmesi kaydıyla yurt içinde şube açılması serbesttir.

Madde gerekçesi

Bu madde ile Kanunda yer alan kurumsal yönetim hükümleri ve koruyucu hükümler ile Kurulca belirlenen esaslara uyulmuş olması şartıyla yurt içinde şube açılması serbest hâle getirilmiş ve böylelikle yükümlülüklerini yerine getiremeyen bankaların, genişleyen şube ağı dolayısıyla malî sistem içerisinde riske neden olmamaları amaçlanmıştır. Bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununda yer alan şube başına sermaye yükümlülüğü kaldırılarak etkin bir rekabet ortamının tesisi amaçlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 13 gerekçesi

Madde 14

Sınır ötesi faaliyetler

Türkiye'de kurulan bankaların, kıyı bankacılığı bölgeleri de dahil olmak üzere yurt dışında şube veya temsilcilik açmaları, ortaklık kurmaları veya kurulmuş ortaklıklara katılmaları, bu Kanunda yer alan kurumsal yönetim hükümleri ile koruyucu hükümlere ve Kurulca belirlenecek esaslara uyulması kaydıyla Kurulun iznine tâbidir.

Madde gerekçesi

Kıyı bankacılığı bölgeleri de dâhil yurt dışında şube veya temsilcilik açmak, ortaklık kurmak veya kurulmuş ortaklıklara katılmak suretiyle faaliyette bulunmak için genelde pazar avantajı veya vergisel avantajlar gibi birtakım kâr maksadı taşıyan hususlar yanında bazen de ilgili ülke mevzuatının denetim ve gözetim faaliyetlerinin yetersiz olması gözetilebilmekte ve bunun sonucunda ilgili kuruluşlarca ihtiyaca uygun olmayan finansal raporlar düzenlenebilmektedir. Bu tür istenmeyen hususların engellenebilmesi amacıyla, Avrupa Birliği direktifleri ile Basel Bankacılık Gözetim ve Denetim Komitesi ilkeleri çerçevesinde, sınır ötesi faaliyetler izin kapsamına alınmış ve izne ön koşul olarak Kanununda yer alan kurumsal yönetim hükümleri ile koruyucu hükümlere ve Kurulca belirlenecek esaslara uyulması şartı getirilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 14 gerekçesi

Madde 15

Bağımsız denetim, değerleme ve derecelendirme kuruluşlarının yetkilendirme izni

1 değişiklik

(Değişik: 13/2/2011-6111/143 md.)

Bankaların bağımsız denetim faaliyetleri ile Kurul tarafından zorunlu tutulması halinde, bankaların varlıklarının, hak ve yükümlülüklerinin ya da kredi müşterilerinden alınacak teminatların değerlemesi ve kendilerinin ya da kredi müşterilerinin derecelendirilmesi faaliyetlerini gerçekleştirecek olan kuruluşların yetkilendirilmesine, yetkilerinin geçici veya sürekli olarak kaldırılmasına Kurulca karar verilir. Bu maddenin uygulamasına ilişkin usûl ve esaslar ilgili meslek birliklerinin görüşü alınarak Kurulca belirlenir.

Madde gerekçesi

Bankalar tarafından dışarıdan destek hizmeti alınması suretiyle birtakım faaliyetler gerçekleştirilmekte, ancak gerekli kontrollerin sağlanamaması hâlinde, destek hizmeti kuruluşlarının verdiği hizmetlerde suiistimaller gözlenebilmekte veya bu tür hizmetlerdeki aksaklıklar birer itibar müessesesi olan bankaların itibar kaybına neden olabilmektedir.

Ayrıca, bankaların varlıklarının rayiç değeri ile muhasebeleştirilerek malî bilançolarına yansıtılması gerektiği durumlarda, bu değerin tespitini yapacak değerleme kuruluşlarının tarafsız, konularında uzman kuruluşlar olması, kredi kuruluşlarının gerçek malî durumlarının tespiti bakımından önem arz etmektedir.

Bankaların finansal durumlarının gerçeğe uygun olarak tasarruf sahipleri ve ilgili taraflarca bilinmesi, ülke kaynaklarının doğru ve daha verimli alanlara yönlendirilmesinin rekabet ortamının gelişmesine yardımcı olacağı malumdur. Bu nedenle, bankaların finansal tablolarının mevzuatla belirlenmiş ilke ve standartlara uygunluğunun kontrolünün yapılmasını, yönetim kuruluna raporlama, iç denetim, iç kontrol ve risk yönetimi konusunda aksaklıkların bildirilmesi suretiyle daha etkin bir yönetimin tesisine yardımcı olunmasını, bu konularda yatırımcılar ve tasarruf sahipleri ile yönetim arasındaki bilgi eşitsizliğinin giderilmesini sağlayacak mekanizmaların temini gerekmektedir. Uluslararası uygulamalarda bu husus bağımsız denetim kuruluşlarının yaptıkları denetimler ile sağlanmaktadır.

Bağımsız denetim kuruluşlarının yetersizliği veya kuruluşla aralarında bir takım menfaat ilişkilerinin varlığından kaynaklı olarak görevlerini kötüye kullanmaları, yatırımcılar ile tasarruf sahiplerinin yanılmalarına ve zarar görmelerine neden olabilmektedir. Bu tür istenmeyen hususların önlenebilmesi amacıyla, bankaların bağımsız denetim, değerleme ve destek hizmetlerini gerçekleştirecek olan kuruluşların çalışmalarına ve yetkilendirilmesine ilişkin usûl ve esasların belirlenmesi yetkisi, ilgili meslek birliklerinin de görüşlerinin alınması suretiyle Kurula verilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 15 gerekçesi

İkinci Bölüm

Ana Sözleşmeye İlişkin Hükümler

Madde 16

Ana sözleşme değişiklikleri

Bankaların ana sözleşme değişikliklerinde Kurumun uygun görüşü aranır. Kurumca uygun görülmeyen değişiklikler genel kurulda karara bağlanamaz. Kurumun uygun görüşü alınmaksızın yapılan ana sözleşme değişiklikleri Ticaret Siciline tescil edilemez. Ana sözleşme değişikliği için bu Kanun ve ilgili diğer mevzuatta öngörülen izin, onay veya olumlu görüş başvuruları, yetkili mercilerce onbeş iş günü içinde cevaplandırılır.

Bankalar ana sözleşmelerini güncel olarak internet sayfalarında yayınlar. Ana sözleşmelerin güncelleştirilmesi, değişikliklerin gerçekleştiği tarihten itibaren on iş günü içerisinde yapılmak zorundadır.

Madde gerekçesi

Bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 8 inci maddesinin (1) numaralı fıkrası esas alınarak bu madde düzenlenmiştir. Maddede, ana sözleşme değişikliği için öngörülen izin başvurusunun Kurumca uygun bulunmaması hâlinde, genel kurulda bu konunun karara bağlanamayacağı ve durumun Ticaret Siciline kaydedilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Ana sözleşme değişikliklerine ilişkin izin, onay veya olumlu görüş başvurularında sürecin hızlandırılması amacıyla yetkili merciler tarafından onbeş iş günü içinde işlemlerin sonuçlandırılması hüküm altına alınmıştır.

Maddenin ikinci fıkrasında, bankaların ana sözleşmelerindeki değişikliklerin yaygın iletişim ağı olan internette yayınlanması ve sözleşmede değişiklik yapılması hâlinde değişikliğin gerçekleştirildiği tarihten itibaren on iş günü içinde güncellenmesi yükümlülüğü getirilmek suretiyle kamuoyunun aydınlatılması ve finansal kurumların şeffaflığının sağlanması amaçlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 16 gerekçesi

Madde 17

Sermaye artırımları

Sermaye artırımlarının, her türlü muvazaadan âri olarak, ilgili mevzuatla ilâve edilmesine izin verilen kaynaklar hariç, iç kaynaklara başvurulmadan nakden ödenmesi şarttır. Sermaye artırımının Ticaret Siciline tescil edilmesinde Kurumun uygun görüşü aranır.

Sermayenin mevzuata aykırı olarak artırıldığı tespit edilen kısmı, özkaynak hesabında dikkate alınmaz.

Bu madde kapsamında sermaye artırımına ilişkin usûl ve esaslar Kurulca belirlenir.

Madde gerekçesi

Bu madde ile, sermaye artırımlarının her türlü muvazaadan âri olarak ve ilgili mevzuatla sermayeye ilâve edilmesine izin verilen kaynaklar hariç olmak üzere iç kaynaklara başvurulmadan nakden ödenmesi yükümlülüğü getirilmiştir. Bu suretle sermaye artışının gerçek ve dış kaynak temini yoluyla sağlanması ve malî yapının gerçek anlamda güçlendirilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, sermaye artırımına ilişkin usûl ve esasları belirleme yetkisi Kurula verilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 17 gerekçesi

Madde 18

Pay edinim ve devirleri

Bir kişinin, bir bankada doğrudan veya dolaylı pay sahipliği yoluyla sermayenin yüzde onunu ve daha fazlasını temsil eden payları edinmesi veya bir ortağa ait doğrudan veya dolaylı payların sermayenin yüzde on, yüzde yirmi, yüzde otuzüç veya yüzde ellisini aşması sonucunu veren pay edinimleri ile bir ortağa ait payların, bu oranların altına düşmesi sonucunu veren pay devirleri Kurulun iznine tâbidir.

Yönetim kuruluna veya denetim komitesine üye belirleme imtiyazı veren payların tesisi, devri veya yeni imtiyazlı pay ihracı yukarıdaki oransal sınırlara bakılmaksızın Kurulun iznine tâbidir.

Bu izinlerin verilmesinde, bankanın devralınan hisselerinin nominal değerinin yüzde biri oranında devir payının devralan tarafından Fona yatırılması zorunludur.

Ortak sayısının beşten aşağı düşmesine yol açan işlemler ile izin alınmadan yapılan pay devirleri pay defterine kaydolunmaz. Bu hükme aykırı olarak pay defterine yapılan kayıtlar hükümsüzdür. Oy hakkı edinilmesi ve hisseler üzerinde intifa hakkı tesisinde de bu hüküm uygulanır.

Nitelikli paya sahip olan ortakların kurucularda aranan nitelikleri taşıması şarttır. Kurucularda aranan nitelikleri kaybeden nitelikli paya sahip ortaklar temettü dışındaki ortaklık haklarından yararlanamaz. Bu halde, diğer ortaklık hakları Kurumun bildirimi üzerine Fon tarafından kullanılır. Bu ortaklar sermayedeki doğrudan ve dolaylı payları yüzde onun altına düşene kadar rüçhan haklarını kullanamazlar.

Bir bankanın sermayesinin yüzde on veya daha fazlasına sahip olan tüzel kişilerin paylarının doğrudan veya dolaylı olarak birinci fıkrada belirtilen oranlar veya esaslar dahilinde el değiştirmesi, devralacak ortağın kurucularda aranan nitelikleri taşıması şartıyla Kurulun iznine tâbidir.

Kurulun izni olmadan payların devredilmesi hâlinde, bu paylara ait temettü hariç ortaklık hakları Fon tarafından kullanılır.

Hisseleri borsada işlem gören bankaların hisselerinin borsadan alınması ve bir bankanın hisselerinin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre icra dairesinden satın alınması durumunda gerçekleştirilecek işlemlere ve bu maddenin uygulanmasına dair usûl ve esaslar Kurulca belirlenir.

Madde gerekçesi

Madde, bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 8 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentleri esas alınarak hazırlanmıştır. Maddede, Avrupa Birliği direktifleri ile Basel Bankacılık Gözetim ve Denetim Komitesinin etkin gözetim ve denetime ilişkin temel ilkeleri çerçevesinde, bankaların sermaye yapısında meydana gelecek değişikliklerin izlenmesi amacıyla belirli oranlarda pay edinimlerinin Kurulun iznine tâbi olacağı ve ortak sayısının beşin altına düşmesine yol açan işlemler ile izin alınmadan gerçekleştirilen pay devirlerinin pay defterine kaydedilemeyeceği hükme bağlanmıştır.

Yönetim kuruluna üye belirleme hakkı veren payların tesisi, devri veya yeni imtiyazlı pay ihracı ise herhangi bir sınır olmaksızın Kurulun iznine tâbi kılınmıştır. Söz konusu iznin verilmesinde, bankanın doğrudan devralınan hisselerinin nominal değerinin yüzde biri oranında devir payının Fona yatırılması zorunlu kılınmıştır. Ayrıca, uluslararası standartlar dikkate alınarak kuruluşlarda nitelikli paya sahip ortakların kurucularda aranan niteliklere sahip olması şartı getirilmiş, bu niteliklerin kaybı hâlinde ortaklık haklarının kullanım esasları açıklığa kavuşturulmuştur. Getirilen bu düzenlemeler ile kuruluşların ortaklık yapılarının ve ortaklar için öngörülen hükümlere uygunluğun izlenmesi, banka kaynaklarının ortaklar tarafından suiistimaline neden olabilecek veya etkin denetimi engelleyecek yapılanmaların önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.

Buna ilâve olarak, bankalardaki dolaylı ortaklık yapısının izlenmesi amacıyla sermayede yüzde on veya daha fazla oranda pay sahibi olan tüzel kişi ortakların sermaye yapısında meydana gelen değişiklikler de Kurulun iznine tâbi tutulmuştur.

Hisseleri borsada işlem gören bankaların hisselerinin borsadan alınması ve bir bankanın hisselerinin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre icra dairesinden satın alınması durumunda gerçekleştirilecek işlemlerin ve bu maddenin uygulanmasına dair usûl ve esasların Kurulca belirleneceği ifade edilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 18 gerekçesi

Üçüncü Bölüm

Birleşme, Bölünme, Hisse Değişimi ve İradi Tasfiye

Madde 19

Birleşme, bölünme ve hisse değişimi

Türkiye'de faaliyette bulunan bankalardan birinin; diğer bir veya birkaç banka veya finansal kuruluş ile birleşmesi veya bütün aktif ve pasifi ile diğer hak ve yükümlülüklerini Türkiye'de faaliyette bulunan diğer bir bankaya devretmesi, bütün aktif ve pasifleri ile diğer hak ve yükümlülüklerini devir alması veya bölünmesi ya da hisse değişimi Kurulun iznine bağlıdır. İzin tarihinden itibaren üç ay içinde ilgili bankaların yetkili organlarınca karar alınarak gerekli işlemlere geçilmediği takdirde, verilen izin geçersiz olur. Bankaların bu Kanun hükümlerine göre birleşme, bölünme ve devirlerinde 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile devir veya birleşmeye konu bankaların toplam aktiflerinin sektör içindeki paylarının yüzde yirmiyi geçmemesi kaydıyla 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 7, 10 ve 11 inci maddeleri hükümleri uygulanmaz. Birleşme veya devir işleminin kesinleşmesini müteakip, devredilen kuruluşun bütün aktif ve pasifleri ile diğer hak ve yükümlülükleri devralan bankaya geçer ve devredilen kuruluşun tüzel kişiliği sona ererek kaydı Ticaret Sicilinden silinir.

Bu madde hükmünün uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelik ile belirlenir.

Madde gerekçesi

Bu maddede yer alan birleşme, bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 18 inci maddesinin (1) numaralı fıkrası esas alınarak düzenlenmiştir. Buna paralel olarak birleşme sürecinin gerçekleştirilmesini ve ortaklık yapılarında değişiklik yapılmasını kolaylaştırmak için bölünme ve hisse değişimi maddeye dâhil edilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 19 gerekçesi

Madde 20

İradi tasfiye

Bankaların faaliyetlerine son vermeleri ve tasfiyeleri Kurulun iznine ve Kurumun denetimine tâbidir.

Türkiye'de faaliyette bulunan bankalar faaliyetlerine son vermek ve bunları tasfiye etmek istedikleri takdirde, durumu Türkiye çapında basımı ve dağıtımı yapılan en az iki gazete ile ilân ve mevduat sahipleri veya katılım fonu sahipleri ile alacaklılarına veya bu durumda sayılabilecek kişi ve kurumlara tebliğ ederek ellerinde bulunan aynî ve nakdî her türlü mevduat veya katılım fonu ile emanet ve cari hesap bakiyelerini ve sair borçlarını, vadeli olsalar bile vadelerini beklemeksizin iki ay içinde iadeye ve bu süre içerisinde sahibi başvurmayan aynî ve nakdî her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacakları Kuruma tevdi etmeye mecburdurlar. Kurum, bu suretle verilen değerleri, takip eden yıl başından başlamak üzere on yıl süre ile her yıl başında usûlüne göre ilan etmek suretiyle saklar. Son ilân tarihinden itibaren altı ay içinde aranmayan bu değerler Fona gelir kaydolunur.

Bu madde hükmünün uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelik ile belirlenir.

Madde gerekçesi

Maddede, bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 18 inci maddesinin (2) numaralı fıkrası esas alınmıştır. İradi tasfiye sonucunda ilân sürecini takiben iki ay içerisinde alınması için sahibi tarafından başvurulmayan aynî ve nakdî her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacakların Fona bırakılacağı hüküm altına alınmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 20 gerekçesi

Dördüncü Bölüm

İzin Başvurularının Reddi

Madde 21

İzin başvurularının reddi

Bu Kanun hükümleri uyarınca Kuruma yapılan izin başvuruları; denetimin etkin bir şekilde ifa edilmesine engel olabilecek nitelikte doğrudan veya dolaylı herhangi bir ilişkinin varlığı veya izne tâbi işlem için öngörülen koşulların, niteliklerin, yeterliliklerin izin başvurusu esnasında ya da değerlendirme sürecinde sağlanamaması veya kaybedilmesi hâlinde Kurulca reddedilir. Ret kararları ilgililere gerekçeli olarak bildirilir.

Madde gerekçesi

Genel hukuk ilkeleri, Avrupa Birliği direktifleri ve uluslararası uygulamalar çerçevesinde izin işlemlerinin daha şeffaf hâle getirilmesi amacıyla, yapılacak başvurulara ilişkin ret kararlarının gerekçeli olarak bildirilmesi öngörülmüştür.

Maddede, denetimin etkin bir şekilde ifa edilmesine engel olabilecek nitelikte doğrudan veya dolaylı herhangi bir ilişki mevcutsa veya izne tâbi işlem için öngörülen koşulların, niteliklerin, yeterliliklerin izin başvurusu esnasında ya da değerlendirme sürecinde sağlanamaması veya kaybedilmesi hâlinde izin başvurularının reddedileceği ifade edilerek söz konusu sürecin daha açık hâle getirilmesi amaçlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 21 gerekçesi

Üçüncü Kısım

Kurumsal Yönetim

Birinci Bölüm

Yönetim

Madde 22

Kurumsal yönetim ilkeleri

Kurumsal yönetime ilişkin yapı ve süreçler ve bunlara ilişkin ilkeler Sermaye Piyasası Kurulu ile kuruluş birliklerinin de görüşü alınarak Kurul tarafından belirlenir.

Madde gerekçesi

Uluslararası alanda, son yıllarda yaşanan şirket yolsuzluk ve suiistimallerinin altında yatan en önemli nedenler arasında ağırlıklı olarak ülkelerin ve şirketlerin kurumsal yönetim politikalarının yetersizliği olduğu görüşüne yer verilmektedir. Bu nedenle, OECD tarafından kurumsal yönetim ilkeleri belirlenerek tüm üye ülkelerin kendi hukuksal yapıları çerçevesinde söz konusu ilkeleri uygulamaları önerilmiştir.

Ayrıca, Basel Bankacılık Gözetim ve Denetim Komitesi tarafından bankacılıkta kurumsal yönetimin geliştirilmesine yönelik ilkeler yayımlanmıştır.

Worldcom, Enron, Parmalat ve Ahold gibi şirketlerde yaşanan skandallardan sonra ABD'de ve Avrupa Birliği ülkelerinde kurumsal yönetime giderek daha fazla önem verilmeye başlanmıştır. Söz konusu skandallar sonrasında, ABD'de kurumsal yönetimi zorunluluk hâline getiren Sarbanes&Oxley yasası çıkarılmıştır. Avrupa Birliği ülkelerinde ise her bir ülkede farklı şekillerde uygulanan kurumsal yönetim ilkeleri için ortak bir direktifin çıkarılması yönünde çalışmalar başlatılmış ve Avrupa Birliği tarafından ticaret kanunu hükümlerinin yenilenmesi amacıyla başlatılan çalışmalarda kurumsal yönetim hükümlerine ayrı bir bölüm ayrılmıştır.

Başta yaşanan şirket skandalları olmak üzere son yıllardaki gelişmeler, yatırımcıları şirketlerin finansal tablolarda görünen performansları yanında bu performansın uzun dönemde sürdürülebilirliğine işaret eden kurumsal yönetim uygulamalarının kalitesine de önem verir hâle getirmiştir. Yatırımcıların kararlarını kurumsal yönetim çerçevesinde vermeleri, kurumsal yönetim yapı ve uygulamalarını söz konusu ilkeler doğrultusunda uyarlamaları bakımından şirketlerde piyasa baskısı yaratmakta ve iyi kurumsal yönetime doğru geçişlerini hızlandırmaktadır.

Son yıllarda yaşanan banka iflâslarının en önemli nedeni kurumsal yönetimin yetersiz olmasıdır.

Hâkim ortakların banka yönetiminde sınırsız söz sahibi olması, banka kaynaklarının verimsiz ve etkin olmayan yatırımlara kaymasına ve kamu maliyesinin, tasarruf sahiplerinin, azınlık hisse sahiplerinin ve küçük yatırımcıların çok büyük zararlara uğramasına neden olmuştur. Banka iflâsları ve mevduata sağlanan güvence nedeniyle kamu maliyesine verilen zarar kadar parasal olarak ifade edilemeyen finansal sisteme olan güven kaybı da önemlidir. Bankacılık sektörüne olan güvenin artırılması, bankacılık mesleğine daha fazla saygınlık kazandırılması ve tekrar benzer krizlerin yaşanmaması için Kanun kapsamındaki kuruluşların kurumsal yönetim ilkeleri çerçevesinde yönetim, yapı ve uygulamalarını geliştirmeleri önem arz etmektedir.

Kurumsal yönetim ilkelerinin sağlayacağı etkinlik değerlendirilerek, söz konusu kuruluşlar açısından kurumsal yönetim ilkelerinin belirlenmesi bir gereklilik olarak görülmüş ve Kurula bu ilkeleri belirleme yetkisi tanınmıştır. Bu yetkinin kullanılmasında, hâli hazırda Sermaye Piyasası Kurulu tarafından halka açık şirketler için belirlenmiş kurumsal yönetim ilkelerinin bulunması ve bu ilkeler ile Kurul tarafından belirlenecek ilkeler arasında uygulamada karmaşa yaşanmaması amacıyla Sermaye Piyasası Kurulu ile kuruluş birliklerinin görüşlerinin de alınması benimsenmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 22 gerekçesi

Madde 23

Yönetim kurulu

Bankaların yönetim kurulları genel müdür dahil beş kişiden az olamaz. Genel müdür, bulunmadığı hallerde vekili, yönetim kurulunun doğal üyesidir. Bu Kanunda genel müdür için öngörülen şartlar, yönetim kurulu üyelerinin yarıdan bir fazlası için de aranır. Murahhas üyelerin genel müdürde aranan şartları taşımaları zorunludur. Yönetim kurulu üyeliğine seçilenler ve herhangi bir nedenle boşalma hâlinde görevlendirilenler, bu maddede aranan şartları taşıdıklarını gösteren belgelerle birlikte yedi iş günü içerisinde Kuruma bildirilir. Genel müdürlük ve yönetim kurulu başkanlığı görevleri aynı kişi tarafından icra edilemez. Yönetim kurulu üyelerinin bu Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde belirtilen şartları taşıması gerekir.

Türkiye'de şube açmak suretiyle faaliyette bulunan yurt dışında kurulu bankaların Türkiye'deki yönetim merkezlerinde, yönetim kurulu yetki ve sorumluluklarını taşıyan, merkez şube müdürünün de dahil olduğu en az üç kişilik bir müdürler kurulu oluşturmaları zorunludur. Bu Kanunun uygulanmasında müdürler kurulu yönetim kurulu hükmünde olup, birinci fıkrada belirtilen şartlar müdürler kurulu üyeleri için de aranır.

İç kontrol, risk yönetimi ve iç denetim sistemlerinin ilgili mevzuata uygun olarak tesis edilmesi, işlerliğinin, uygunluğunun ve yeterliliğinin sağlanması, finansal raporlama sistemlerinin güvence altına alınması, banka içindeki yetki ve sorumlulukların belirlenmesi yönetim kurulunun sorumluluğundadır.

Madde gerekçesi

Avrupa Birliği direktifleri ve OECD'nin kurumsal yönetim ilkeleri kapsamında, genel müdürlük ve yönetim kurulu başkanlığı görevlerinin aynı kişide birleşmesi hâlinde, genel müdürün yönetim kurulu tarafından belirlenen politikalar çerçevesinde hareket etmesinin sağlanmasında, yönetimin bankanın faaliyetlerini yeterince ve gereğince değerlendirmesinde ve söz konusu politikaların uygulanmasında yaşanabilecek zorluklar dikkate alınarak bu görevlerin aynı kişi tarafından icra edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Diğer taraftan, yönetim kurulu üyelerinin yarıdan bir fazlasının iyi yönetimin hâkim kılınması amacıyla genel müdürde aranan şartları haiz olmaları zorunlu tutulmuştur.

Banka yönetimindeki yeterliliğin güvence altına alınması amacıyla, yönetim kurulu üyelerinin bu madde kapsamında görevlendirilmesi Kurumun denetimine tâbi tutulmuş ve yönetimin sürekliliği ve fonksiyonlarının önemi gözetilerek yapılan görevlendirmelere ilişkin olarak bildirim süreleri belirlenmiştir.

Murahhas üyelerin görevlerini en iyi şekilde yerine getirebilmesi amacıyla bunların genel müdürde aranan nitelikleri haiz olması şartı aranmıştır.

Türkiye'de şube açmak suretiyle faaliyette bulunan yurt dışında kurulu bankaların, yönetim kurulu yetki ve sorumluluklarına bağlanan işlemlerin icra edilebilmesi amacıyla, bu yetki ve sorumluluğu haiz Türkiye'deki merkez şube müdürünün de dâhil olduğu en az üç kişilik müdürler kurulu oluşturmaları zorunluluğu getirilmiştir.

Yönetim kurulu, bankanın idare ve temsiliyle görevli organıdır. Yönetim kurulu bankanın mevzuata uygun olarak, en etkin ve verimli şekilde yönetilmesini sağlayacak, denetim ve gözetimini en iyi şekilde icra etmesini temin edecek yapıları oluşturmalıdır. Bu nedenle, bankanın etkin, emin ve güvenilir bir şekilde çalışmasını teminen, kurumsal yönetimin birer parçası olan, finansal raporlama sistemlerinin güvence altına alınması, ilgili mevzuata uygun işleyen iç sistemlerin tesis edilmesi, işlerliğinin ve yeterliliğinin sağlanması, Kurul tarafından belirlenecek kurumsal yönetim ilkeleri çerçevesinde yönetimin yapı ve süreçlerinin oluşturulması sorumluluğunun yönetim kurulunda olduğu belirtilmek suretiyle söz konusu sistemlerin yönetim kurulu tarafından en iyi şekilde tesisi ve izlenmesi amaçlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 23 gerekçesi

Madde 24

Denetim komitesi

Bankaların, yönetim kurullarınca yönetim kurulunun denetim ve gözetim faaliyetlerinin yerine getirilmesine yardımcı olmak üzere denetim komitesi oluşturulur. Denetim komitesi en az iki üyeden oluşur. Denetim komitesi üyeleri icraî görevi bulunmayan yönetim kurulu üyeleri arasından seçilir. Türkiye'de şube olarak faaliyet gösteren bankalarda ise kendisine bağlı icraî mahiyette faaliyet gösteren bir birim bulunmayan müdürler kurulu üyelerinden biri görevlendirilir.

Denetim komitesi üyelerinin, Kurulca belirlenen niteliklere sahip olmaları şarttır. Buna ilişkin bilgi ve belgeler atamanın yapılmasını müteakiben en geç yedi iş günü içinde Kuruma bildirilir.

Denetim komitesi, yönetim kurulu adına bankanın iç kontrol, risk yönetimi ve iç denetim sistemlerinin etkinliğini ve yeterliliğini, bu sistemler ile muhasebe ve raporlama sistemlerinin bu Kanun ve ilgili düzenlemeler çerçevesinde işleyişini ve üretilen bilgilerin bütünlüğünü gözetmek, bağımsız denetim kuruluşlarının yönetim kurulu tarafından seçilmesinde gerekli ön değerlendirmeleri yapmak, yönetim kurulu tarafından seçilen bağımsız denetim kuruluşlarının faaliyetlerini düzenli olarak izlemek, bu Kanun kapsamında ana ortaklık niteliğindeki kuruluşlarda, konsolide denetime tâbi kuruluşların iç denetim işlevlerinin konsolide olarak sürdürülmesini ve eşgüdümünü sağlamakla görevli ve sorumludur.

Denetim komitesi, iç kontrol, iç denetim ve risk yönetimi sistemleri kapsamında oluşturulan birimlerden ve bağımsız denetim kuruluşlarından; görevlerinin ifasıyla ilgili olarak düzenli raporlar almak ve bankanın faaliyetlerinin sürekliliği ve güven içinde yürütülmesini olumsuz etkileyebilecek hususlar veya mevzuata ve iç düzenlemelere aykırılıklar bulunması hâlinde bu hususları yönetim kuruluna bildirmekle yükümlüdür.

Denetim komitesi, altı aylık dönemleri aşmamak kaydıyla icra ettiği faaliyetlerin sonuçları ile bankada alınması gereken önlemlere, yapılmasına ihtiyaç duyulan uygulamalara ve bankanın faaliyetlerinin güven içinde sürdürülmesi bakımından önemli gördüğü diğer hususlara ilişkin görüşlerini yönetim kuruluna bildirmekle yükümlüdür.

Denetim komitesi, bankanın tüm birimlerinden, anlaşmalı destek hizmeti kuruluşları ve bağımsız denetim kuruluşlarından bilgi ve belge almaya, bedeli banka tarafından karşılanmak suretiyle konularında ihtisas sahibi kişilerden yönetim kurulunun onayına bağlı olarak danışmanlık hizmeti sağlamaya yetkilidir. Denetim komitesinin görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usûl ve esasları yönetim kurulu tarafından düzenlenir.

Madde gerekçesi

Denetim ve gözetim faaliyeti, kuruluşta meydana gelebilecek yolsuzluk, suiistimal ve mevzuata aykırı uygulamaların tespit edilmesi, önlenmesi ve sistemin iyileştirilmesi bakımından, yönetim kurulunun önemli fonksiyonlarından biridir. Bu fonksiyonun yeterli meslekî niteliklere sahip olan kişiler tarafından yerine getirilmesi kadar bu kişilerin tarafsız bir değerlendirme yapabilmeleri de önemlidir.

Uluslararası uygulamalara paralel olarak, maddede, yönetim kurulunun görevleri arasında yer alan banka içi denetim ve gözetim faaliyetlerinin ikiden az olmamak üzere icraî görevi bulunmayan yönetim kurulu üyelerinden oluşan denetim komitesi tarafından icra edilmesi öngörülmüştür. Ayrıca, Türkiye'de şube olarak faaliyet gösteren bankalarda ise denetim komitesi görevini icraî mahiyette görevi bulunmayan müdürler kurulu üyelerinden birinin yürütmesi hüküm altına alınmıştır. Ana ortaklık niteliğinde bir kuruluş bulunması hâlinde ise denetim komitesinin ana ortaklık niteliğindeki kuruluş altında oluşturulmasının yeterli olacağı ifade edilmiştir.

Denetim komitesi tarafından icra edilecek faaliyetler uluslararası uygulamalara paralel olarak; kuruluşun iç sistemlerinin etkinliğini ve yeterliliğini, bu sistemler ile muhasebe ve raporlama sistemlerinin bu Kanun ve ilgili düzenlemeler çerçevesinde işleyişini ve üretilen bilgilerin bütünlüğünü gözetmek, bağımsız denetim kuruluşlarının yönetim kurulu tarafından seçilmesinde bu kuruluşların yeterliliği konusunda ön değerlendirmeleri yapmak ve bağımsız denetim kuruluşlarının kuruluşta icra ettikleri faaliyet süresince bağımsızlıklarını ve yeterliliklerini düzenli olarak izlemek, ana ortaklık niteliğindeki bankalar ile bunların konsolide denetime tâbi ortaklıklarında iç denetim işlevlerinin sürdürülmesini ve eşgüdümünü sağlamak olarak belirlenmiştir.

Denetim komitesinin, faaliyetlerini gereği gibi yerine getirebilmesi, kuruluşun iç sistemler kapsamında oluşturulan birimleri ile bağımsız denetim kuruluşundan gerekli bilgileri almasına bağlıdır. Bu nedenle denetim komitesi; iç sistemler kapsamında oluşturulan birimlerden ve bağımsız denetim kuruluşunun kuruluşta görevli denetim elemanlarından düzenli raporlamalar almakla ve söz konusu iç birimlerden ve bağımsız denetim kuruluşu denetçilerinden, kuruluşun faaliyetlerinin sürekliliği ve güven içinde sürdürülmesi bakımından, tespit ettikleri mevzuata aykırı veya önemli hususları yönetim kuruluna bildirmekle yükümlü tutulmuştur.

Denetim komitesi ile yönetim kurulu arasındaki ilişkilerin belirlenmesi, denetim komitesinin performansının izlenebilmesi ve yönetim kurulu tarafından denetim ve gözetim fonksiyonu çerçevesinde tespit edilen hususlara ilişkin zamanında karar alınabilmesi amacıyla komitenin, icra ettiği faaliyetlerin sonuçlarını altı aylık dönemleri aşmamak kaydıyla periyodik olarak raporlaması; faaliyetlerinin icrasında tespit ettiği sorunlar ile bankanın verimliliği, denetim ve gözetiminin etkinliği, faaliyetlerinin emin ve güvenilir bir şekilde icra edilmesi açısından önem arz eden hususları ise yönetim kuruluna bildirmesi öngörülmüştür.

Denetim komitesinin, gözetim ve denetim fonksiyonunu gereğince yerine getirebilmesi amacıyla, kuruluşun tüm birimlerinden, anlaşmalı destek hizmeti kuruluşları ve bağımsız denetim kuruluşundan bilgi ve belge alabilmesi öngörülmüş, yeterli bilgi ve deneyime sahip olmadığı alanlarda bedeli kuruluş tarafından karşılanmak suretiyle konularında ihtisas sahibi kişilerden danışmanlık hizmeti sağlayabilmesi hüküm altına alınmıştır.

Yönetimde şeffaflığın sağlanabilmesi ve yetki, görev ve sorumlulukların açık olmasını teminen, komitenin görev, yetki ve sorumlulukları ile toplanma ve karar alma usûl ve esaslarının Yönetim kurulunca düzenlemesi zorunlu kılınmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 24 gerekçesi

Madde 25

Genel müdür ve yardımcıları

1 değişiklik

Banka genel müdürlerinin hukuk, iktisat, maliye, bankacılık, işletme, kamu yönetimi ve dengi dallarda en az lisans düzeyinde, mühendislik alanında lisans düzeyinde öğrenim görmüş olanların ise belirtilen alanlarda lisansüstü öğrenim görmüş olmaları ve bankacılık veya işletmecilik alanında en az on yıllık meslekî deneyime sahip olmaları şarttır.

Genel müdür yardımcılarının en az yedi yıllık meslekî deneyime sahip ve asgarî üçte ikisinin birinci fıkrada belirtilen alanlarda en az lisans düzeyinde öğrenim görmüş olması şarttır. Başka unvanlarla istihdam edilseler dahi, yetki ve görevleri itibarıyla genel müdür yardımcısına denk veya daha üst konumlarda icraî nitelikte görev yapan diğer yöneticiler de bu Kanunun genel müdür yardımcılarına ilişkin hükümlerine tâbidir.

Genel müdürlüğe ve yardımcılıklarına atanacakların, bu maddede aranan şartları taşıdıklarını gösteren belgelerle birlikte Kuruma bildirilmesi şarttır. Bildirimden itibaren yedi iş günü içinde Kurumca olumsuz görüş bildirilmemesi durumunda ilgili kişilerin atamaları yapılabilir.

Herhangi bir nedenle görevden ayrılan genel müdür ve yardımcılarının görevden ayrılma nedenleri, ilgili banka ve görevden ayrılan tarafından yedi iş günü içinde Kuruma bildirilir.

Bu madde uygulamasında, genel müdürün sahip olması gereken nitelikler ve atanmalarına veya görevden ayrılmalarına ilişkin yükümlülükler bakımından, yurt dışında kurulu bankaların Türkiye'deki merkez şubesi müdürü, genel müdür gibi değerlendirilir.

(Mülga altıncı fıkra: 13/2/2011/6111/144 md.)

Madde gerekçesi

Finans sektörünün ülke ekonomilerindeki yeri, bulunduğu rekabet ortamı ve yeni finansal ürünler ve teknolojideki gelişmeler nedeniyle oldukça karmaşık hâle gelen yapısı nedeniyle, üst düzey yönetim tarafından icra edilecek faaliyetler, bu konularda yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olmayan kimselere bırakılamayacak kadar önem arz etmektedir. OECD tarafından belirlenen kurumsal yönetim ilkelerinde ve Basel etkin gözetim ve denetim temel ilkelerinde de yer aldığı üzere, üst yönetimin yeterli meslekî deneyime ve öğrenime sahip olması gereklidir.

Maddenin birinci fıkrasında, bankalarda genel müdür olarak görev yapacakların öğrenim görmeleri gereken alanlar ve sahip olmaları gereken meslekî deneyim belirlenmek suretiyle genel müdürlük görevini icra edeceklerin nitelikli kişilerden oluşması amaçlanmıştır.

İkinci fıkrada, genel müdür yardımcılarında ve genel müdür yardımcısı unvanı altında istihdam edilmeseler bile, yetki ve görevleri itibarıyla genel müdür yardımcısına denk veya daha üst konumlarda olan ve icrai nitelikte görev yapan yöneticilerde aranılacak öğrenim ve meslekî deneyim şartlarına ilişkin esaslar düzenlenmiş, bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununda genel müdür yardımcılarının en az yarısı için aranan öğrenim ve meslekî deneyim şartı, iyi yönetimin hâkim kılınması amacıyla üçte iki oranına çıkarılmıştır.

Maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında ise bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun genel müdür ve genel müdür yardımcılarının atanmasına ve söz konusu kişilerin görevden ayrılmalarının görev yaptığı kuruluş ve görevden ayrılan tarafından bildirilmesine ilişkin hükümleri korunmuştur.

Maddenin beşinci fıkrasında bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 9 uncu maddesinin (3) numaralı fıkrasının (c) bendinde yer alan, yurt dışında kurulu bankaların Türkiye'deki şubeleri hakkındaki hüküm korunmuştur.

Maddenin altıncı fıkrasında, genel müdür ve genel müdür yardımcılarının, konsolide denetime tâbi ortaklıklar haricinde başka bir ticari kuruluşta tam veya yarı zamanlı olarak görev alamayacağı hükme bağlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 25 gerekçesi

Madde 26

Çalışma ve imza yetkisi yasağı

1 değişiklik

Bu Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde belirtilen şartları taşımayan kişiler, bankalarda genel müdür, genel müdür yardımcısı veya imza yetkisini haiz görevli olarak çalıştırılamazlar. Bankalar, bu kimselerin imza yetkilerini derhal kaldırmak zorundadırlar.

Kurum denetimleri sonucunda, bu Kanun veya ilgili diğer mevzuat hükümlerini ihlâl ettikleri ve bankacılık sistemini ya da bankanın emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürdükleri tespit edilen ve haklarında Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulan banka mensuplarının, imza yetkileri Kurul kararı ile geçici olarak kaldırılır. Bu kimseler, Kurulun izni olmadıkça imza yetkisini haiz personel olarak hiçbir bankada çalıştırılamazlar.[3]

Madde gerekçesi

Maddeyle, bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 9 uncu maddesinin (5) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin hükümleri korunmuştur.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 26 gerekçesi

Madde 27

Yemin ve mal beyanı

Bankaların yönetim kurulu üyeleri ile müdürler kurulu başkan ve üyeleri, seçilmeleri veya atanmalarından sonra yerel ticaret mahkemesi huzurunda yemin etmedikçe göreve başlayamazlar. Bu kişiler ile genel müdür ve yardımcıları ve imza yetkisine sahip mensuplarından bölge müdürleri, şube müdürleri ve genel müdürlük merkez teşkilatında yer alan bölüm, kısım, grup ve bunlara eşdeğer isimler altında faaliyet gösteren birimlerin yöneticileri 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu hükümlerine tâbidirler.

Yemin ve mal beyanına ilişkin usûl ve esaslar Kurulca belirlenir.

Madde gerekçesi

Bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 9 uncu maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinin birinci paragrafı korunmuş ve yemin yükümlülüğü yerine getirilmedikçe bu yükümlülüğe tâbi olanların göreve başlayamamaları benimsenmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 27 gerekçesi

Madde 28

Karar defteri

Yönetim kurulu, denetim komitesi ve kredi komitesi ile müdürler kurulu kararları, aralarında açıklık bırakılmamak ve satır aralarında çıkıntı olmamak şartıyla tarih ve numara sırasıyla 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun defterlerle ilgili hükümleri gereğince onaylanmış müteselsil sayfa numaralı ayrı birer deftere metnin doğruluğundan hiçbir şekilde şüpheyi davet etmeyecek şekilde günü gününe kaydedilir ve her kararın altı, üyeler tarafından karar tarihinden itibaren en geç bir ay içinde imza olunur. Kurulca belirlenecek usûl ve esaslar çerçevesinde, yıl sonlarında ciltlettirilmeleri kaydıyla karar defterleri yerine yaprakları noterce tasdikli ve müteselsil sıra numaralı ayrı kalamoza kullanılabilir.

Madde gerekçesi

İyi yönetimin unsurlarından biri olan hesap verebilirlik açısından yönetim kurulunun ve yönetime ilişkin önemli komitelerin aldığı kararların kaydedilmesi esastır. Bu esasın sağlanması amacıyla, bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 13 üncü maddesinin (5) numaralı fıkrasında yer alan karar defterine ilişkin hükümler korunmuş ve denetim komitesi ile kredi komitesi kararlarının kayıt altına alınmasının sağlanması amacıyla aynı usûl ve esaslar dâhilinde bu komitelerin de karar defteri tutması öngörülmüştür. Ayrıca, kararların üyeler tarafından bir ay içinde imzalanması şartı getirilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 28 gerekçesi

İkinci Bölüm

İç Sistemler

Madde 29

İç sistemlere ilişkin yükümlülükler

Bankalar, maruz kaldıkları risklerin izlenmesi, kontrolünün sağlanması, faaliyetlerinin kapsamı ve yapısıyla uyumlu ve değişen koşullara uygun, tüm şube ve konsolidasyona tâbi ortaklıklarını kapsayan yeterli ve etkin bir iç kontrol, risk yönetimi ve iç denetim sistemi kurmak ve işletmekle yükümlüdürler.

İç kontrol, risk yönetimi ve iç denetim sistemlerinin kuruluşuna, işleyişine, yeterliliğine, oluşturulacak birimlere, icra edilecek faaliyetlere, üst yönetimin görev ve sorumlulukları ile Kuruma yapılacak raporlamalara ilişkin usûl ve esaslar Kurulca belirlenir.

Madde gerekçesi

Yönetim kurulunun, önemli fonksiyonlarından biri olan denetim ve gözetim faaliyetini layıkıyla icra edebilmesi için bankada gerekli sistemler oluşturulmalıdır. Bankaların faaliyetlerinin karmaşıklığı, çeşitliliği ve gerçekleştirilen işlem hacmi dikkate alındığında yönetim kurulu üyelerinin bu fonksiyonu tek başına yapamayacağı aşikârdır. Bu nedenle, kuruluşun faaliyetlerinin denetimi ve gözetimi amacıyla yönetim kurulu kendisine yardımcı olacak birimler oluşturmalıdır.

İç kontrol, risk yönetimi ve iç denetim sistemlerinin yeterliliği, bankaların faaliyetlerinin emin ve güvenilir bir şekilde icra edilmesi bakımından önemlidir. Uluslararası uygulamalarda da bu sistemlerin sağlıklı ve güvenilir bir şekilde icra edilmesi üzerinde önemle durulmakta, bu sistemlerin işleyişine, yeterliliğine, icra edilecek faaliyetlere, bu sistemler kapsamında üst yönetimin görev ve sorumlulukları ile oluşturulacak birimlere ilişkin açıklamalar yapılmakta ve bu konularda yeni gelişmeler yaşanmaktadır. Bu nedenle, yeni gelişmeler çerçevesinde usûl ve esasların belirlenebilmesi için Kurula düzenleme yetkisi verilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 29 gerekçesi

Madde 30

İç kontrol sistemi

Bankalar, iç kontrol sistemi kapsamında, faaliyetlerinin mevzuata, iç düzenlemelerine ve bankacılık teamüllerine uygun olarak yürütülmesini, muhasebe ve raporlama sisteminin bütünlüğünü, güvenilirliğini ve bilgilerin zamanında elde edilebilirliğini her seviyedeki personeli tarafından uyulacak ve uygulanacak sürekli kontrol faaliyetleri ile sağlamak, görevlerin fonksiyonel ayrımlarını, yetki ve sorumlulukların paylaşımını, fon ödemelerini, banka işlemlerinin mutabakatını, varlıkların korunmasını ve yükümlülüklerin kontrol altında tutulmasını temin etmek, maruz kalınan her türlü riskin tanınması, değerlendirilmesi ve yönetimi için gerekli alt yapıyı hazırlamak ve yeterli iletişim ağını oluşturmak zorundadır. İç kontrol faaliyetleri yönetim kuruluna bağlı olarak çalışacak iç kontrol birimi ve personeli tarafından yürütülür.

Madde gerekçesi

Uluslararası alanda yaşanan Baring Bank, Illied Irish Bank gibi skandallar ile ülkemizde yaşanan banka iflâsları, bankalar içerisinde etkin bir iç kontrol sisteminin oluşturulmasının önemini göstermektedir.

İç kontrol sistemi çerçevesinde, bankalar hedeflerine ulaşım düzeylerini ve icra edilen faaliyetleri sürekli izlemek suretiyle gereksiz veya aşırı maliyetlere sebebiyet veren işlemleri tespit edebilmekte, organizasyonun bir bütün içinde hareket etmesini sağlayabilmekte ve bu suretle etkinlik ve verimlilik temin edilebilmektedir. Ayrıca, oluşturulan kontrol ortamı ile finansal veya yönetime ilişkin bilgilerin bankanın yönetim kurulu ve yönetimine, yetkili kamu mercilerine ve yatırımcılara doğru, zamanında ve bir bütün olarak ulaşması sağlanmaktadır. Öte yandan, mevzuata ve banka içi düzenlemelere uyumun izlenmesi suretiyle cezai uygulamalara ve itibar kaybına maruz kalınmasının önüne geçilebilmektedir.

İç kontrol sisteminin belirlenen prosedürler ve kontrol faaliyetleri dâhilinde banka içinde sürekli bir faaliyet olarak gerçekleştirilmesi ve bankaların iş akış süreçleri ve bilişim sistemlerinin iyileştirilmesi için denetim komitesine bilgi verilmesi ve önerilerde bulunulması gerekmektedir. İç kontrol sistemi sayesinde, bankaların faaliyetlerinden kaynaklanan risklerin kontrolü, faaliyetlerde olası aksaklık, hata ve suiistimallerin öngörülerek sistemin iyileştirilmesi veya bu sorunların büyümeden tespiti, yönetim kurulunun kuruluşta icra olunan faaliyetleri ve sonuçlarını sağlıklı bir şekilde izleyebilmesi beklenmektedir.

Bu maddede, iç kontrol sistemleri kapsamında icra edilmesi gereken faaliyetlere genel olarak yer verilmiş ve bu suretle iç kontrol sistemlerinden anlaşılması gereken husus konusunda genel bir bakış açısı sağlanması amaçlanmıştır. Maddenin düzenlenmesinde Basel Bankacılık Gözetim ve Denetim Komitesi tarafından bu kapsamda geliştirilen ilkeler esas alınmış ve iç kontrol sistemine ilişkin temel unsurlara yer verilerek 29 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmüne istinaden yapılacak düzenlemelere dayanak oluşturulmuştur.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 30 gerekçesi

Madde 31

Risk yönetimi sistemi

Bankalar risk yönetimi sistemi kapsamında, risk politikalarını Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde oluşturmak, uygulamak ve raporlamak zorundadır. Risk yönetimi faaliyetleri yönetim kuruluna bağlı olarak çalışacak risk yönetimi birimi ve personeli tarafından yürütülür.

Madde gerekçesi

Bankacılık faaliyetinin temel amacı, tasarruf sahiplerinden toplanan fonların kaynak ihtiyacı olan ekonomik birimlere aktarılmasıdır. Bankaların ekonomik birimlerin üstlenmedikleri riskleri üzerine almaları temel faaliyetleri arasında olup, yönetim kurulunca mevzuata uygun şekilde oluşturulacak risk politikaları çerçevesinde maruz kaldıkları riskleri yönetmeleri beklenmektedir. Risk yönetimi sistemi kapsamında, risk politikalarının oluşturulması ve uygulanması, kredi riski, piyasa riski, likidite riski ve operasyonel risk başta olmak üzere maruz kalınan risklerin tanımlanması, ölçülmesi, analiz edilmesi ve özkaynaklar ile ilişkilendirilmesi, sınırlandırılması, izlenmesi, raporlanması, teyit edilmesi ve denetlenmesi gerekmektedir.

Maddede, Basel Bankacılık Gözetim ve Denetim Komitesi tarafından belirlenen ilkelere uyum çerçevesinde, bankalara risk politikalarını Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde oluşturmak, uygulamak ve raporlamak zorunluluğu getirilmiş ve risk yönetimi faaliyetlerinin yönetim kuruluna bağlı olarak çalışacak risk yönetimi birimi ve personeli tarafından yürütülmesi öngörülmüştür.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 31 gerekçesi

Madde 32

İç denetim sistemi

Bankalar bütün birim, şube ve konsolidasyona tâbi ortaklıklarını kapsayan bir iç denetim sistemi kurmak zorundadır. Bu çerçevede, faaliyetlerin mevzuata, ana sözleşmeye, iç düzenlemelere ve bankacılık ilkelerine uygunluğu, banka müfettişleri tarafından denetlenir.

İç denetim faaliyetleri, tarafsız ve bağımsız bir şekilde, gerekli meslekî özen gösterilerek, yeterli sayıda müfettiş tarafından yerine getirilir. Ana ortaklık niteliğindeki bankanın iç denetiminde görev alanlar konsolidasyona tâbi ortaklıklarda iç denetim görevini ifa edebilir. İç denetimle görevli birimce veya yetkili müfettişlerce bu Kanunun 29 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında düzenlenecek iç denetim raporunun, en az üçer aylık dönemler itibarıyla ve denetim komitesi aracılığıyla yönetim kuruluna tevdii zorunludur.

Madde gerekçesi

Bu madde ile İç Denetim Enstitüsü tarafından belirlenen iç denetim standartlarına, Basel Bankacılık Gözetim ve Denetim Komitesince düzenlenen iç denetime ilişkin ilkelere ve diğer uluslararası uygulamalara genel çerçevede uyum sağlanmıştır.

İç denetim birimlerinin görevlerini gereğince yerine getirebilmesi, bu birimlerin yetki ve görevlerinin fonksiyonlarına uygun olarak belirlenmesine, görev yapacak personelin meslekî yeterliliğine, yeterli sayıda denetçinin bulunmasına ve yönetimin etkisinden uzak olmasına bağlıdır.

Organizasyon yapısı; muhasebe uygulamaları, "dört göz" prensibi, fonksiyonel ayrımlar, karşılıklı kontrol, çift taraflı kontrol ve imza, varlıkların ve yatırımların fiziki kontrolü, bankaların yeterli, etkin ve verimli bir kontrol sisteminin bulunduğu etkin ve bağımsız iç denetim sistemi ile desteklenmelidir. Müfettişlerin kuruluşlarda uygun ve bağımsız statüsü ve bu statünün korunması için gerekli raporlama kanalları olmalıdır.

Kanunun 29 uncu maddesinde, iç denetim sistemlerinin usûl ve esaslarının Kurul tarafından belirlenmesi öngörülmüş, ancak Kanunda iç denetimin kapsamı konusunda herhangi bir hükmün yer almaması nedeniyle, yapılacak alt düzenlemelerin kapsamının belirlenmesi amacıyla iç denetim faaliyetleri belirtilmiş, bu faaliyetlerin icrası için yeterli sayıda müfettiş istihdamı zorunlu tutulmuştur. Bankanın ana ortaklık niteliğinde olması hâlinde ana ortaklıkta görev yapan iç denetim elemanlarının konsolidasyona tâbi ortaklıkların iç denetim görevini ifa edebilecekleri öngörülmüştür.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 32 gerekçesi

Üçüncü Bölüm

Yetkili Kuruluşlar

Madde 33

Bağımsız denetim kuruluşları

1 değişiklik

(Değişik birinci fıkra: 6/12/2012-6362/145 md.) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yetkilendirilmiş bağımsız denetim kuruluşlarından, 15 inci madde kapsamında istenilecek ilave şartlar Merkez Bankası ve kuruluş birliklerinin görüşü alınarak Kurul tarafından belirlenir ve bu şartları haiz bağımsız denetim kuruluşlarına ilişkin liste kamuoyuna açıklanır. Kurul, listede yer alan bağımsız denetim kuruluşlarının bu Kanun kapsamındaki bağımsız denetim faaliyetlerine ilişkin yapacağı kalite kontrol ve denetim çalışmaları neticesinde standart ve mevzuata aykırılıkları tespit edilenleri geçici veya sürekli olarak listeden çıkarmaya yetkilidir. Kurul, yapacağı kalite kontrol ve denetim çalışmalarının sonuçlarını Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumuna bildirir. Bağımsız denetim kuruluşları, bu Kanun uyarınca yaptıkları faaliyetler dolayısıyla üçüncü kişilere verdikleri zararlardan sorumludurlar.

Bağımsız denetim kuruluşları denetim esnasında, bankanın varlığını tehlikeye sokabilecek veya yöneticilerin Kanun veya esas sözleşmeyi ihlâl etmiş olduklarını gösteren hususları tespit ederse, durumu derhal Kuruma bildirir. Bu bildirim, meslekî gizlilik prensiplerinin ve anlaşmalarının veya bankacılık sırlarına ilişkin yükümlülüklerin ihlâl edildiği anlamına gelmez.

Madde gerekçesi

Bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 13 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrası hükmü esas alınmış ve bağımsız denetim kuruluşlarının faaliyetlerine ve yetkilendirilmesine ilişkin esasların ilgili kuruluşların görüşleri alınarak Kurul tarafından belirlenmesi şartı korunmuştur. Bağımsız denetim kuruluşlarının bu Kanun uyarınca yaptıkları faaliyetleri nedeniyle üçüncü kişilere verecekleri zararlardan dolayı sorumluluklarının bulunduğu belirtilmiştir.

Ayrıca, bağımsız denetim kuruluşları denetim yaparken banka ile ilgili olarak tespit ettikleri önemli nitelikteki bazı olumsuz hususları Kuruma bildirmekle yükümlü kılınmış ve bu bildirimin mesleki ilkelere ve sır yükümlülüğüne aykırı olmayacağı hüküm altına alınmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 33 gerekçesi

Madde 34

Değerleme ve derecelendirme kuruluşları

Bu Kanun ve bu Kanuna istinaden çıkarılan düzenlemelerde öngörülen değerlemeler ve derecelendirmeler, Kurulca belirlenecek usûl ve esaslar çerçevesinde, değerleme ve derecelendirme kuruluşlarına yaptırılır.

Madde gerekçesi

Bu madde ile bu Kanuna istinaden çıkarılan düzenlemelerde öngörülen değerlemelerin, rayiç değer tespiti gereken durumlarda değerin gerçekliğinin ve doğruluğunun sağlanması amacıyla, Kurul tarafından belirlenecek usûl ve esaslar çerçevesinde değerleme kuruluşlarınca yapılması öngörülmüştür.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 34 gerekçesi

Madde 35

Destek hizmeti kuruluşları

2 değişiklik

(Değişik: 13/2/2011-6111/144 md.)

Bankalar destek hizmeti almadan önce, alacakları destek hizmetinden doğabilecek riskler ile bunların yönetilmesine, beklenen fayda ve maliyetin değerlendirilmesine ilişkin, gerektiğinde Kuruma ibraz edilmek üzere, yazılı bir rapor hazırlar. Münhasıran bankaların yönetim kurullarınca veya iç sistemlerinde yer alan birimlerce icra edilmesi gereken faaliyetler ile işlemlerinin muhasebeleştirilmesi ve finansal raporlarının düzenlenmesi faaliyetleri destek hizmetine konu edilemez. Alınacak destek hizmeti, bankaların yasal yükümlülüklerini yerine getirmelerini, ilgili düzenlemelere uymalarını ve etkin biçimde denetlenmelerini engelleyici nitelikte olamaz. Kurul, gerektiğinde bankaların destek hizmeti alabilecekleri konuları belirlemeye veya banka ya da banka grupları itibarıyla destek hizmeti alınabilecek konuları sınırlandırmaya, yasaklamaya ya da sorumluluk sigortası yaptırılmasını zorunlu tutmaya veya alınacak hizmetin niteliğine göre bu hizmeti sunacak destek hizmeti kuruluşları ile diğer hizmet sağlayıcılarının bu hizmetleri sunarken uymaları gereken usul ve esasları belirlemeye, bunları yetkilendirmeye veya bu hizmetlerin alınmasını izin koşuluna bağlamaya yetkilidir.[4]

Merkez Bankası tarafından kurulmuş ya da Merkez Bankası bünyesinde faaliyet gösterenler ile Sermaye Piyasası Kurulunun denetiminde bulunan takas, saklama ve merkezi kayıt hizmeti kuruluşları bu Kanunun uygulamasında destek hizmeti kuruluşu olarak değerlendirilmez.

Madde gerekçesi

Destek hizmeti alımına ilişkin olarak, Basel Bankacılık Gözetim ve Denetim Komitesi, Uluslararası Menkul Kıymetler Komisyonları Organizasyonu ve Uluslararası Sigorta Denetçileri Birliği müştereken Ortak Forum ilkelerini belirleyerek bu hizmete ilişkin esasları düzenlemişlerdir.

Bankaların destek hizmeti kuruluşlarından alacakları hizmetler, niteliğine göre denetimi zafiyete uğratabilecek, bankanın faaliyetlerinin sürekliliğini ve güvenliğini zedeleyebilecek nitelikte olabilmektedir. Bu durumda vaziyetin düzeltilmesi beklenir. Gerekli önlemler alınmamış ise hizmet alımı durdurulur. Bu nedenle, bankaların dışarıdan alacakları hizmetlerin belirli usûl ve esaslar çerçevesinde temini, icrası ve denetimi önemli bir gereksinimdir. Bunu teminen bankalar, yazılı bir anlaşma temeline dayanarak sağladıkları hizmetler çerçevesinde, destek hizmeti kuruluşunun faaliyetlerini düzenli olarak denetlemelidir.

Bu gereksinimin karşılanması amacıyla, Ortak Forum ilkeleri de gözetilerek hüküm altına alınan maddede, söz konusu ilkeler ile Avrupa Birliği direktifleri ve uluslararası uygulamalara paralel ve ülke gereksinimimize uygun düzenlemelerin ihdası için Kurula yetki verilmiş, bankalara destek hizmetinden doğabilecek riskler ile bunların yönetilmesi, hizmetin alımından beklenen fayda ve maliyetin değerlendirilmesine ilişkin hazırlayacakları programı Kuruma ibraz etme yükümlülüğü getirilmiştir.

Ayrıca, sağlanan destek hizmetinin bankaların yasal yükümlülüklerini yerine getirmelerini, ilgili düzenlemelere uyumlarını ve etkin denetimlerini engelleyici mahiyette olmaması gerekir.

Bankalararası Takas Odaları Merkezi, Merkez Bankası nezdinde faaliyet gösteren Risk Merkezi ile Sermaye Piyasası Kurulunun denetiminde bulunan takas hizmeti kuruluşları, nitelikleri ve verdikleri hizmetler bakımından madde kapsamı dışında tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 35 gerekçesi

Madde 36

Sorumluluk sigortası

1 değişiklik

(Değişik: 13/2/2011-6111/145 md.)

Bağımsız denetim kuruluşları, verdikleri hizmetlerden doğabilecek zararları karşılamak amacıyla yurt içinde veya yurt dışında kurulu sigorta şirketlerine, Hazine Müsteşarlığı tarafından genel şartları belirlenecek ya da bu şartlara uygunluğu teyit edilecek sorumluluk sigortası yaptırmakla yükümlüdürler. Değerleme, derecelendirme ve destek hizmeti kuruluşları, hizmet verdikleri bankalarca talep edilmesi ya da Kurulca gerekli görülmesi halinde sorumluluk sigortası yaptırırlar.

Dördüncü Bölüm

Finansal Raporlama

Madde 37

Muhasebe ve raporlama sistemi

1 değişiklik

(Değişik birinci fıkra: 6/12/2012-6362/145 md.) Bankalar, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun ve kuruluş birliklerinin görüşü alınmak suretiyle Kurulca belirlenecek usul ve esaslara uygun olarak muhasebe sistemlerinde tek düzeni uygulamak; Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yayımlanan muhasebe ve finansal raporlama standartlarına uygun olarak tüm işlemlerini gerçek mahiyetlerine uygun surette muhasebeleştirmek ve finansal raporlarını bilgi edinme ihtiyacını karşılayabilecek biçim ve içerikte, anlaşılır, güvenilir ve karşılaştırılabilir, denetime, analize ve yorumlamaya elverişli, zamanında ve doğru şekilde düzenlemek zorundadır.

Bankalar, kanunî ve yardımcı defter ve kayıtlarını, şubeleri, yurt içi ve yurt dışındaki muhabirleri ile hesap mutabakatı sağlamadan bilançolarını kapatamazlar.

Yayımlanan finansal tabloların gerçeğe aykırı olduğunun tespiti hâlinde Kurul gerekli tedbirleri almaya yetkilidir.

Madde gerekçesi

Bankaların malî durumlarının doğru olarak tespiti muhasebe sistemlerinde üretilen bilgilerin, kayıtların gerçek mahiyetlerine uygun ve anlaşılır olmasına bağlıdır. Bankaların yönetim kurulu ve hissedarlarının doğru kararlar alabilmeleri ile yatırımcıların ve diğer ilgili tarafların bankalar hakkında doğru değerlendirmeler yapabilmeleri, bu bilgilerin ve kayıtların güvenilir ve anlaşılır olmasına bağlıdır. Son yıllarda oldukça önemli sayıda kitlenin maddi zarara uğramasına neden olan dünyada yaşanan muhasebe skandalları bu sistemlerin sağlıklı bir şekilde işlemesinin önemini ortaya koymuştur. Bu öneme binaen uluslararası alanda muhasebe sistemlerinin işleyişine ilişkin standartlar getirilmekte ve bu alandaki kurallar sürekli olarak gelişmektedir. Kurumun yapacağı denetimin etkinliği, verimliliği ve sıhhati bu sistemlerin yeterli bir seviyede tesis edilmiş olması ile yakından bağlantılıdır. İyi işlemeyen bir muhasebe sistemi, suiistimallerin ve başarısızlıkların gizlenmesine zemin yaratmakta, gizlenen hususların denetim yoluyla tespiti ise güçleşmekte ve zaman almaktadır. Diğer taraftan, gözetim sisteminin bu kuruluşlardan elektronik ortamda aldığı veriler üzerinden yaptığı analiz ve değerlendirmelerin de yanıltıcı olmasına sebebiyet vermektedir.

Bankaların faaliyet ve işlemlerinin, Uluslararası Finansal Raporlama Standartları ve Ulusal Muhasebe Standartları ile süreklilik, dönemsellik, tutarlılık, sosyal sorumluluk, kişilik, parayla ölçülme, maliyet esası, tarafsızlık ve güvenilir belge ve özün önceliği gibi ilkeler çerçevesinde muhasebeleştirilmesi beklenmektedir.

Yukarıda açıklanan ilkeler ve standartlar kapsamında bankaların, muhasebe sistemlerinde şeffaflık ve tekdüzenin sağlanması, işlemlerin kayıt dışında kalmasının önlenmesi, faaliyetlerinin gerçek mahiyetlerine uygun olarak sağlıklı ve güvenilir bir biçimde muhasebeleştirilmesi; bankaların etkin bir biçimde denetim ve gözetime tâbi tutulması suretiyle tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması ve finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanması bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu itibarla, bankaların muhasebe sistemlerinin yeterli olması ve faaliyet ve işlemlerinin temel muhasebe ilkeleri kapsamında muhasebeleştirilmesi zorunluluk arz etmektedir.

Bu madde ile Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarında belirtilen temel muhasebe ilkeleri ile Basel Bankacılık Gözetim ve Denetim Komitesinin konuyla ilgili temel prensipleri dikkate alınmak ve bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 13 üncü maddesinin ilgili hükümleri Kanunun sistematiğine uygun olarak yeniden düzenlenmek suretiyle; bankaların muhasebe sistemlerinde tekdüzeni sağlamak, tüm işlemlerini gerçek mahiyetlerine uygun surette ve ihtiyatlılık ilkesi çerçevesinde muhasebeleştirmek; finansal tablolarını finansal bilgi edinme ihtiyacını karşılayabilecek biçim ve içerikte, anlaşılır, güvenilir ve karşılaştırılabilir, denetim, analiz ve yorumlamaya elverişli, zamanında ve doğru şekilde hazırlamak ve raporlamak zorunda oldukları vurgulanmıştır.

Bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununda yer alan hükümlere paralel olarak, bankalara ilişkin muhasebe ve raporlama sistemine ilişkin usûl ve esasların belirlenmesi yetkisi Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu ile Türkiye Bankalar Birliği ve Türkiye Katılım Bankaları Birliğinin görüşü alınmak suretiyle Kurula verilmiştir.

Ulusal muhasebe sisteminin oluşturulması ile görevli Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu tarafından muhasebe sistemine ilişkin usûl ve esasların belirlenmesini müteakiben Kurul tarafından tekdüzen hesap plânı ve tip finansal raporlara ilişkin esasların belirlenmesi öngörülmektedir.

Diğer yandan, bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun, kanunî ve yardımcı defter ve kayıtları, şubeleri, yurt içi ve yurt dışındaki muhabirleri ile hesap mutabakatı sağlamadan bilançolarını kapatamayacaklarına ilişkin hükmü Kanunda korunmuştur.

Ayrıca, malî tablo kullanıcılarının gerçeğe aykırı biçimde bilgilendirilmelerinin engellenebilmesini teminen, yayımlanan finansal tabloların gerçeğe aykırı olduğunun veya kamuya gerçeğe aykırı bilgi verildiğinin tespiti hâlinde Kurula gerekli tedbirleri alma yetkisi verilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 37 gerekçesi

Madde 38

Konsolide finansal raporlar

Ana ortaklık, finansal durum ve faaliyet sonuçları hakkında bir bütün olarak bilgi vermek amacıyla 37 nci maddeye istinaden Kurulca düzenlenen usûl ve esaslar çerçevesinde konsolide finansal raporlar düzenlemek zorundadır. Konsolide finansal rapor kapsamında bulunan kuruluşlar, kendilerinden konsolide finansal raporların düzenlenmesine ilişkin olarak istenecek her türlü bilgi ve belgeyi ilgili ana ortaklığa vermekle yükümlüdür.

Madde gerekçesi

Bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 13 üncü maddesinin konsolide malî tabloların düzenlenmesine ilişkin hükmü, Kanunun sistematiği dikkate alınarak ve konsolide denetimle irtibatı kurularak yeniden düzenlenmiştir.

Malî tablolar, bir işletmenin belirli bir dönemdeki faaliyetlerinin finansal özetini ilgililere aktarmak ve böylece ilgililerin işletme hakkında ayrıntılı bir bilgiye sahip olmasını sağlamak amacıyla düzenlenmektedir. Buna karşın, konsolide malî tablolar da aynı amacı gerçekleştirmek için hazırlanmakta; ancak diğer malî tablolardan farklı olarak bu tablolar birden fazla işletmenin işlemlerini ifade etmektedir. Konsolide malî tablolar, bir grup hakkındaki finansal bilgiyi, gruba dâhil ortaklıkların bir bütünü oluşturan parçalar olarak dikkate alınması suretiyle tek bir tüzel kişiliğe aitmiş gibi sunmak amacıyla hazırlanır.

Konsolide malî tablolar, şirketlerin malî durumlarını ve performanslarını bir bütün olarak değerlendirebilme imkânı vermektedir. Sonuçta şirketlerin malî durumlarına ilişkin bilgilerin uluslararası kuruluşlar nezdindeki güvenilirliği de artacaktır. Ayrıca şirketler ile ilgili bilgilerin konsolide edilmesi ile grup bazında çeşitli iş kollarındaki risklerin bütünleştirilerek risk alma eğiliminin ve risk alma kapasitelerinin belirlenmesine imkân sağlanacaktır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 38 gerekçesi

Madde 39

Finansal raporların imzalanması, sunulması, ilânı ve denetimi

Bankalar tarafından hazırlanan finansal raporlardan Kurulca belirlenecek olanların, yönetim kurulu başkanı, denetim komitesi üyeleri, genel müdür ile finansal raporlamadan sorumlu genel müdür yardımcısı ve ilgili birim müdürü veya bu unvanlara eşdeğer kişiler tarafından ad, soyad ve unvan belirtilmek suretiyle finansal raporlamaya ilişkin düzenlemelere ve muhasebe kayıtlarına uygun olduğu belirtilerek imzalanması zorunludur. İmza yükümlülüğü, Türkiye'de şube açmak suretiyle faaliyette bulunan bankalarda müdürler kurulu üyelerince yerine getirilir.

Bankaların genel kurullarına sunacağı yıllık finansal raporların bağımsız denetim kuruluşlarınca onaylanması şarttır.

Bankalar, düzenleyecekleri finansal raporlarını, Kurulun belirleyeceği usûl ve esaslar çerçevesinde ilgili mercilere sunmak ve ilân etmek zorundadırlar.

Madde gerekçesi

Bu maddede, bankalar tarafından hazırlanan finansal raporlardan Kurulca belirlenecek olanların temel ilkeler çerçevesinde, doğru, anlaşılabilir ve finansal bilgi edinme ihtiyacını karşılayabilecek şekilde hazırlanabilmesini ve finansal raporlama sürecinde üst düzey yönetimin gözetiminin sağlanmasını teminen, yönetim kurulu başkanı, denetim komitesi üyeleri, genel müdür ile finansal raporlamadan sorumlu genel müdür yardımcısı ve ilgili birim müdürü veya bu unvanlara eşdeğer kişiler tarafından ad, soyad ve unvan belirtilmek suretiyle imzalanması zorunlu tutulmuştur.

Ayrıca, bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 13 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrası hükmü dikkate alınarak, bankaların genel kurullarına sunacakları yıllık finansal tabloların bağımsız denetim kuruluşları tarafından onaylanması öngörülmüş ve anılan maddenin yıllık finansal tabloların Kurulun belirleyeceği usûl ve esaslar çerçevesinde ilgili mercilere sunulması ve ilânına ilişkin hükmü korunmuştur.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 39 gerekçesi

Madde 40

Yıllık faaliyet raporu

Bankalar, statülerine, yönetim ve organizasyon yapılarına, insan kaynaklarına, faaliyetlerine, finansal durumlarına, yönetimin değerlendirmeleri ve geleceğe yönelik beklentilerine ilişkin bilgileri, finansal tablolarını, özet yönetim kurulu raporunu ve bağımsız denetim raporunu da içeren yıllık faaliyet raporu hazırlamak zorundadırlar. Faaliyet raporunun hazırlanmasına, ilgili mercilere bildirilmesine ve kamuya açıklanmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurulca belirlenir.

Madde gerekçesi

Maddede, Avrupa Birliği direktiflerine uyum çerçevesinde, şeffaflık ve kamuyu aydınlatma ilkeleri de dikkate alınarak bankalara; statülerine, yönetim ve organizasyon yapılarına, insan kaynaklarına, faaliyetlerine, kuruluşun finansal durumuna, yönetimin değerlendirmeleri ile geleceğe yönelik beklentilerine ilişkin bilgileri, finansal tabloları, yönetici özeti ile birlikte bağımsız denetim raporunu içeren yıllık faaliyet raporu hazırlama yükümlülüğü getirilmiştir.

Yatırımcıların, tasarruf sahiplerinin ve diğer menfaat sahiplerinin yukarıda yer alan bilgiler çerçevesinde yatırım yapacakları kuruluşları güvenilirlik ve finansal güçleri itibarıyla değerlendirmeleri uluslararası uygulamalarda çoğunlukla kabul gören bir yaklaşımdır. Bu nedenle, uluslararası uygulamalara paralel olarak yıllık faaliyet raporu ile piyasanın rekabet gücünden yararlanılması amaçlanmaktadır. Faaliyet raporunun hazırlanmasına, ilgili mercilere bildirilmesine ve kamuya açıklanmasına ilişkin usûl ve esasları belirleme yetkisi Kurula bırakılmak suretiyle, faaliyet raporunda yer alacak hususlar ile bildirim ve kamuya açıklanma yükümlülüğüne dair hususların detaylarına alt düzenlemelerde yer verilmesi öngörülmüştür.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 40 gerekçesi

Madde 41

Sorumluluk

Yönetim kurulu, bu Kanunun 37 nci maddesi uyarınca faaliyetlerin muhasebeleştirilmesi, finansal tabloların hazırlanması, onaylanması, denetlenmesi, yetkili mercilere sunulması ve yayımlanması dâhil finansal raporlama sistemini, görev, yetki ve sorumlulukları belirlemek, bilgi sistemlerini yeterli hale getirmek ve uygulamayı gözetmekle yükümlüdür.

Madde gerekçesi

Finansal raporların sağlıklı ve güvenilir bir şekilde hazırlanması, aksi durumun yaratabileceği olumsuz sosyal ve ekonomik sonuçlar nedeniyle önem arz etmektedir. Konunun önemine binaen madde ile Kanunun 4 üncü maddesinde belirtilen faaliyetlerin muhasebeleştirilmesi, finansal tabloların hazırlanması, onaylanması, denetlenmesi, yetkili mercilere sunulması ve yayımlanmasına ilişkin sorumluluklar bankaların idare ve temsilinden sorumlu olan yönetim kuruluna verilerek yasal alt yapının güçlendirilmesi sağlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 41 gerekçesi

Madde 42

Belgelerin saklanması

Alınan yazılar ve faaliyetler ile ilgili belgelerin asılları veya bunun mümkün olmadığı hâllerde sıhhatlerinden şüpheye mahal vermeyecek kopyaları ve yazılan yazıların makine ile alınmış, tarih ve numara sırası verilerek düzenlenecek suretleri, usûlleri çerçevesinde ilgili banka nezdinde on yıl süreyle saklanır. Bu belgelerin mikrofilm, mikrofiş şeklinde veya elektronik, manyetik veya benzeri ortamlarda saklanmaları mümkündür. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurulca belirlenir.

Madde gerekçesi

Bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 13 üncü maddesinde yer alan belgelerin saklanmasına ilişkin hüküm esas alınarak, belgelerin bankalarca on yıl süreyle saklanması zorunluluğu getirilmiş ve maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Kurul tarafından belirleneceği hükme bağlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 42 gerekçesi

Dördüncü Kısım

Koruyucu Hükümler

Birinci Bölüm

Özkaynaklar ve Standart Oranlar

Madde 43

Koruyucu düzenlemeler

Kurul; bankaların varlıkları, alacakları, özkaynakları, borç, yükümlülük ve taahhütleri, gelir ve giderleri arasındaki ilgi ve dengelerin ve malî bünyeyi etkileyen diğer tüm unsurların ve maruz kalınan risklerin tespiti, tahlili, izlenmesi, ölçülmesi ve değerlendirilmesi amacıyla sınırlamalar ve standart oranlar da belirlemek suretiyle gerekli düzenlemeleri yapmaya ve bunlar hakkında her türlü tedbiri almaya yetkilidir. Bu hüküm, 38 inci madde gereğince konsolide malî tablo hazırlama yükümlülüğü bulunan ana ortaklık için Kurulca belirlenecek usûl ve esaslar çerçevesinde konsolide ve konsolide olmayan bazda uygulanır. Bankalar, yapılan düzenlemelere uymak, belirlenen sınırlamaları ve standart oranları konsolide baz da dahil olmak üzere hesaplamak, tutturmak ve idame ettirmek ve bunlara ilişkin olarak Kurum tarafından istenen tedbirleri belirlenen süreler içinde almak ve uygulamakla yükümlüdür.

Kurul, kurumsal yönetim hükümleri ile koruyucu hükümlerin uygulanmasını da dikkate alarak, her bir banka ya da banka grubu için belirlenen asgarî veya azamî standart oranlar ve sınırlardan farklı daha ihtiyatlı bir oran veya sınır tesis etmeye veya hesaplama ve bildirim dönemlerini farklılaştırmaya veya genel olarak belirlenmemiş oran ve sınırlar tespit etmeye yetkilidir.

Bu Kanun kapsamında öngörülen sınırlamalara ve standart oranlara ilişkin eşiklere erişilmesi veya aşımların oluşması hâlinde, ilgili banka durumu derhal Kuruma bildirmek zorundadır.

Madde gerekçesi

Madde, bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 13 üncü maddesi esas alınarak düzenlenmiş olmakla birlikte, koruyucu düzenlemeler ilk defa Kanunun diğer hükümleri ile ilişkilendirilerek açık bir şekilde hüküm altına alınmıştır.

Bankaların faaliyetlerinin emin ve güvenilir bir şekilde icra edilebileceğinin tespiti malî güçlerinin yeterliliğinin tespitini de gerektirmektedir. Genel olarak uluslararası ve ulusal uygulamalarda şirketlerin malî güçleri belirli hesap kalemleri arasında kurulan oransal ilişkiler ile izlenmekte ve finans sektöründe bu uygulamalar daha kapsamlı analizler ile gerçekleştirilmektedir. Finans sektörünün önemli aktörlerinden olan bankalar bakımından malî güç tespiti amacıyla yapılan tahliller ise uluslararası uygulamalarda da olduğu üzere daha da karmaşık boyutlara varmaktadır. Bu analizlerde sadece hesap kalemlerinin durumlarından hareket edilmemekte, ayrıca matematik ve istatistiğe dayalı risk hesaplamaları ile olası kayıplar da dikkate alınmaktadır. Bu konularda Basel Bankacılık Gözetim ve Denetim Komitesi tarafından yapılan çalışmalar sonucunda denetim ve gözetimin etkinliği ve malî güç değerlendirmelerine ilişkin ortaya konulan oran veya sınırlama şeklindeki uygulamalar tüm ülkelerin bankacılık denetim ve gözetim otoritelerine tavsiye olarak sunulmakta ve gelişmiş ve gelişmekte olan pek çok ülkede bu uygulamalar dikkate alınmaktadır. Bu sınır ve oranlar sadece kuruluşun kendi hesapları dikkate alınarak solo bazda değil, aynı zamanda ortağı olduğu malî kuruluşlar da dikkate alınmak suretiyle konsolide bazda da uygulanmaktadır.

Son yıllarda risk hesaplamalarına dayalı analizler giderek daha fazla önem kazanmaya başlamıştır. Buna ilişkin Basel Bankacılık Gözetim ve Denetim Komitesi tarafından önerilen uygulama usûl ve esasları ülke uygulamalarına yansırken amacından sapmamak kaydıyla, ülke koşulları dikkate alınarak da belirlenebilmektedir. Finansal piyasalarda, bilişim teknolojilerinde ve tekniklerde yaşanan hızlı gelişmelere paralel olarak sürekli gelişen söz konusu uluslararası kabul gören uygulamaların yakalanabilmesi esnek uygulamaları gerektirmektedir. Bu amaçla hesap kalemleri veya risk hesaplamalarına dayalı sınırlama ve oranların düzenlenmesi ve bu sınır ve oranlara aykırı durumların varlığı hâlinde gerekli önlemlerin alınabilmesi Kurulun yetkisine bırakılmış ve denetim sonucu alınacak önlemlere ilişkin hükümlerde bu oran ve sınırlamalarla gerekli bağlar kurulmuştur.

Öte yandan, kurumsal yönetim hükümleri çerçevesinde bankaların iyi yönetimlere sahip olup olmadıkları değerlendirilmek suretiyle, iyi yönetimleri teşvik etmek, kötü yönetimlerin varlığı hâlinde, Kanunun amaç maddesinde öngörülen hususları korumak amacıyla daha sıkı sınır ve oranlar uygulamak önemli bir denetim ve koruma mekanizmasıdır. Ayrıca, bankaların malî güçlerinin tespiti ve tahlili amacıyla çeşitli teknikler kullanılmakta, bu tekniklerden bazıları malî gücü tespitte diğer tekniklere göre daha etkin, ancak bankalar bakımından daha maliyetli olmaktadır. Malî gücü tespitte etkin olan bu teknikleri kullanmak suretiyle önemli bir iyi yönetim örneği gösterecek bankaları teşvik etmek uygun bir yaklaşım olacaktır. Kullanılan tekniklerin özelliğine bağlı olarak söz konusu sınır ve oranların hesaplanma ve dolayısıyla bildirim dönemleri de farklılıklar arz etmektedir. Tüm bu hususlar göz önünde bulundurularak her bir banka için asgarî veya azamî standart oran ve sınırlardan farklı bir oran veya sınır tesis etmeye veya hesaplama ve bildirim dönemlerini farklılaştırmaya Kurulun yetkili olması öngörülmüştür.

Diğer yandan, Kurum ve Kurul tarafından zamanında tedbir alınabilmesi amacıyla, öngörülen sınırlama ve standart oranlara erişilmesi hâlinde, söz konusu durumun banka tarafından Kuruma derhal bildirilmesi zorunluluk olarak aranmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 43 gerekçesi

Madde 44

Ödenmiş sermaye, yedek akçeler ve özkaynak

Ödenmiş sermaye, bankaların fiilen ve her türlü muvazaadan arî olarak ödenmiş veya Türkiye'ye ayrılmış ve ödenmiş sermayelerinden, bilançoda görülen zararın yedek akçelerle karşılanamayan kısmı düşüldükten sonra kalan tutardır.

Yedek akçeler, bankaların 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve ilgili kanunlar ile ana sözleşmelerine göre ayırdıkları yedek akçelerinden varsa bilanço zararının düşülmesinden sonra elde edilen tutardır.

Özkaynak, ana sermaye ve katkı sermaye toplamı ile bu toplamdan sermayeden indirilecek değerlerin düşülmesi sonucu bulunacak tutarı ifade eder.

Konsolide özkaynak, konsolide esasa göre uygulanacak kredi sınırları ile standart oranların hesaplanmasında bu maddenin üçüncü fıkrası hükmüne göre hesaplanarak dikkate alınır.

Bu maddeye ilişkin usûl ve esaslar Kurulca belirlenir.

Madde gerekçesi

Özkaynak, kuruluşların faaliyetlerinin sürdürülmesi, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması, ödeme gücünün değerlendirilmesi ve ihtiyatlı denetimin gerçekleştirilmesinde önemli bir değerlendirme ölçütüdür. Kuruluşların güçlü özkaynaklarının bulunması faaliyetlerinin sürekliliğini, hareket kabiliyetlerini ve şoklara karşı dayanıklılıklarını artırıcı bir faktördür.

Özkaynak, uluslararası uygulamalarda da standart oranların tespiti bakımından önemli bir referans olarak kabul edilmekte olup, sektörel yapının ve finansal kararların temel faktörü olarak görüldüğünden, bankalar için özkaynaklar bakımından ortak bir standart öngörülmektedir. Bu hususlar çerçevesinde, Avrupa Birliği direktifleri ve Basel ilkeleri esas alınarak tasarlanan ve bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 2 nci maddesinde yer alan özkaynak, ödenmiş sermaye ve yedek akçelere ilişkin hükümler korunmuştur.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 44 gerekçesi

Madde 45

Sermaye yeterliliği

Bu Kanunun uygulanmasında maruz kalınan riskler nedeniyle oluşabilecek zararlara karşı yeterli özkaynak bulundurulması sermaye yeterliliğini ifade eder. Bankalar, Kurum tarafından düzenlenecek yönetmelikte öngörülen usûl ve esaslara göre yüzde sekiz oranından az olmamak üzere belirlenecek sermaye yeterliliği oranını hesaplamak, tutturmak, idame ettirmek ve raporlamak zorundadır.

Bankaların iç sistemleri, aktif ve malî yapıları dikkate alınarak asgarî sermaye yeterliliği oranını artırmaya, bankalar bazında farklılaştırmaya, kaynağı katılma hesabı olan aktiflerin risk ağırlıklarının belirlenmesinde bu hesapların özelliklerini dikkate almak suretiyle düzenleme yapmaya Kurul yetkilidir.

Madde gerekçesi

Bankaların malî gücünün önemli göstergelerinden biri, özkaynaklar ile mevcut ve potansiyel riskleri nedeniyle karşılaşabilecek olası zararlar arasındaki ilişkiyi esas alan sermaye yeterliliği standart oranıdır. Bu oranın düzenlemelerde öngörülen orana nispeten düşük olması hâlinde, bankanın faaliyetlerinin emin ve güvenilir bir şekilde sürdürülmesinin tehlike arz ettiği ve faaliyetin devamının tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerine zarar verebileceği fikri uluslararası uygulamalarda kabul görmektedir. Sermaye yeterliliğine ilişkin standart bir oranın belirlenmiş olması ile rekabeti bozucu fiillerin engellenmesi ve finansal sistemin güçlenmesi beklenmektedir.

Bu oranın hesaplanmasına ilişkin standart 1988 yılında Basel Bankacılık Gözetim ve Denetim Komitesi tarafından oluşturulmuş ve bu standartta 1996 yılında değişiklik yapılmıştır. Sermaye yeterliliği oranının daha hassas bir şekilde ölçülebilmesi için Basel II olarak adlandırılan "Yeni Sermaye Yeterliliği Uzlaşısı" Basel Bankacılık Gözetim ve Denetim Komitesi tarafından geliştirilmiş olup, söz konusu Uzlaşının 2007 yılında gelişmiş ve gelişmekte olan pek çok ülke tarafından uygulanması beklenmektedir. Benzer şekilde, söz konusu Uzlaşı Avrupa Birliği tarafından benimsenmiştir.

Sermaye yeterliliği oranının hesaplanmasında alternatif yöntemler bulunmakla birlikte son yıllarda yaşanan gelişmeler neticesinde, özellikle maruz kalınan riskler nedeniyle karşılaşılabilecek risklerin hesaplanması konusunda, daha hassas ölçümler yapması nedeniyle matematik ve istatistiğe dayalı ve bilişim sistemlerinin kullanıldığı ölçüm teknikleri gündemde yer almaktadır. Yeni ölçüm tekniklerinin istatistiksel varsayımlara, veri tabanına ve bilişim programları gibi bir takım teknik konulara bağlı olması bu tür ölçüm tekniklerine ilişkin düzenlemelerin alt düzenlemeler ile detaylı bir şekilde yapılmasını da beraberinde getirmiştir.

Ayrıca finansal araçlardaki gelişim bugün için öngörülmeyen birçok riskin ileride dikkate alınmasını ve hızlı bir şekilde piyasanın düzenlenmesini gerektirebilecektir. Bu hususlar göz önünde bulundurularak sermaye yeterliliği oranının hesaplanması, tutturulması, idame ettirilmesi ve raporlamasına ilişkin hususların Kurum tarafından düzenlenecek yönetmelikle belirlenmesi öngörülmüştür.

Ayrıca, Kurul, bankaların iç sistemleri, aktif ve mali yapılarını dikkate alarak asgari sermaye yeterliliği oranını artırmaya veya bankalar bazında farklılaştırmaya yetkili kılınmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 45 gerekçesi

Madde 46

Likidite yeterliliği

Bankalar, Merkez Bankasının uygun görüşü alınmak suretiyle Kurulca belirlenecek usûl ve esaslara göre asgarî likidite düzeyini hesaplamak, tutturmak, idame ettirmek ve raporlamak zorundadır.

Madde gerekçesi

Yakın dönemde yaşanan krizler, bankaların likidite durumlarının banka başarısızlıklarında çok önemli bir faktör olduğunu göstermiştir. Ayrıca, uluslararası standartlar likidite riskinin ölçülmesi ve yönetilmesini zorunlu kılmaktadır.

Bu kapsamda, bu maddeyle bankaların, etkin denetimi çerçevesinde malî bünyelerinin yakından takibi ve asgarî likidite yükümlülüğü tutarının karşılanabilmesi için Merkez Bankasının uygun görüşü alınmak suretiyle usûl ve esasları Kurul tarafından belirlenecek asgarî likidite düzeyini hesaplamalarını, tutturmalarını, sürdürmelerini ve raporlamalarını sağlamaları amaçlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 46 gerekçesi

Madde 47

Aşımların giderilmesi

Bu Kanun ve bu Kanuna istinaden çıkarılan düzenlemelerde yer alan sınırlama ve oranlara ilişkin aşımların Kurulca belirlenecek usûl ve esaslar çerçevesinde giderilmesi zorunludur.

Özkaynaklarda meydana gelebilecek düşüşler nedeniyle özkaynağın belirli bir oranı ile ilişkilendirilen sınırlama ve oranlarda aşımların oluşması ve şartların gerektirmesi hâlinde, bu aşımlar Kurumca belirlenecek bir süre içinde giderilir. Aşımların giderilmesi için belirlenen süre içinde bu Kanunun idarî para cezalarına ilişkin hükümleri uygulanmaz.

Madde gerekçesi

Kanunda veya bu Kanun uyarınca çıkarılacak düzenlemeler ile belirlenecek sınırlama veya oranlarda yaşanabilecek aşımlar, ilgili maddesine göre cezai yaptırıma konu olmakla birlikte bu aşımların giderilmesi de önem arz etmektedir. Aşımların giderilmesinde kullanılacak yöntemler ve aşımların giderilme süresi, aşımların boyutuna da bağlı olarak kuruluşun malî bünyesi üzerinde farklı etkilere sahip olacaktır. Söz konusu aşımların mahiyetine, boyutuna bağlı olarak gerekli önlemlerin en kısa sürede alınabilmesi amacıyla, aşımların Kurulca belirlenecek usûl ve esaslar çerçevesinde giderilmesi öngörülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, özkaynaklarda oluşacak azalmaların kuruluşta iradî olarak arzulanan bir sonuç olmayacağı gözetilerek, özkaynaklarda olabilecek düşüşler nedeniyle, hesaplamalarda özkaynağın kullanıldığı bazı oranların aşılması hâlinde, Kurul tarafından öngörülen sürede bu aşımların giderilmesi kaydıyla, idarî para cezası uygulanmaması amaçlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 47 gerekçesi

İkinci Bölüm

Krediler ve Risk Grubu

Madde 48

Krediler

1 değişiklik

Bankalarca verilen nakdî krediler ile teminat mektupları, kontrgarantiler, kefaletler, aval, ciro, kabul gibi gayrinakdî krediler ve bu niteliği haiz taahhütler, satın alınan tahvil ve benzeri sermaye piyasası araçları, tevdiatta bulunmak suretiyle ya da herhangi bir şekil ve surette verilen ödünçler, varlıkların vadeli satışından doğan alacaklar, vadesi geçmiş nakdî krediler, tahakkuk etmekle birlikte tahsil edilmemiş faizler, gayrinakdî kredilerin nakde tahvil olan bedelleri, ters repo işlemlerinden alacaklar, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile benzeri diğer sözleşmeler nedeniyle üstlenilen riskler, ortaklık payları ve Kurulca kredi olarak kabul edilen işlemler izlendikleri hesaba bakılmaksızın bu Kanun uygulamasında kredi sayılır.

Birinci fıkrada belirtilenlere ilâve olarak, kalkınma ve yatırım bankaları ile katılım bankalarının taşınır ve taşınmaz mal ve hizmet bedellerinin ödenmesi suretiyle veya kâr ve zarar ortaklığı yatırımları, taşınmaz, ekipman veya emtia temini veya finansal kiralama, mal karşılığı vesaikin finansmanı, ortak yatırımlar veya Kurulca belirlenecek diğer yöntemlerle sağladıkları finansmanlar da bu Kanun uygulamasında kredi sayılır.[5]

Madde gerekçesi

Bu madde, bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 11 inci maddesinin (1) numaralı fıkrası esas alınarak düzenlenmiş, uygulamada kredi olarak kabul edilen, kontrgarantiler, kefaletler, aval, ciro, kabul gibi gayrinakdî krediler ve bu niteliği haiz taahhütler, tahakkuk etmekle birlikte tahsil edilmemiş faizler ile ters repo işlemlerinden alacakların da kredi sayılacağı hükme bağlanmıştır. Bununla birlikte, uygulamada ortaya çıkabilecek ve kredi olarak kabul edilen işlemlerin de izlendikleri hesaba bakılmaksızın bu Kanun uygulamasında kredi sayılması hususunda Kurula yetki verilmiştir.

Ayrıca, maddenin ikinci fıkrasında kalkınma ve yatırım bankalarının finansal kiralama yöntemi ile sağladıkları finansmanlar ve katılım bankalarının taşınır ve taşınmaz mal ve hizmet bedellerinin ödenmesi suretiyle veya kâr ve zarar ortaklığı yatırımları, taşınmaz, ekipman veya emtia temini veya finansal kiralama, mal karşılığı vesaikin finansmanı, ortak yatırımlar veya benzer yöntemlerle sağladıkları finansmanlar da kredi olarak sayılmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 48 gerekçesi

Madde 49

Risk grubu

4 değişiklik

Bir gerçek kişi ile eşi ve çocukları, bunların yönetim kurulu üyesi veya genel müdürü oldukları veya bunların ya da bir tüzel kişinin birlikte veya tek başlarına, doğrudan ya da dolaylı olarak kontrol ettikleri ya da sınırsız sorumlulukla katıldıkları ortaklıklar bir risk grubunu oluşturur.

(Değişik fıkra:20/2/2020-7222/3 md.) Bir banka ile bankanın nitelikli pay sahipleri, banka yönetim kurulu üyeleri, genel müdürü, genel müdür yardımcıları ile başka unvanlarla istihdam edilseler dahi yetki ve görevleri itibarıyla bunlara denk veya daha üst konumlarda görev yapan yöneticileri ile bunların eş ve çocukları, birlikte veya tek başına, doğrudan ya da dolaylı olarak kontrol ettikleri ya da sınırsız sorumlulukla katıldıkları veya yönetim kurulu üyesi ya da genel müdürü oldukları ortaklıklar, bankanın dahil olduğu risk grubunu oluşturur.

Yukarıda belirtilen risk gruplarının belirlenmesinde birlikte kontrol edilen ortaklıklar, bu ortaklıkların kontrolünü birlikte sağlayan her bir hissedarın risk grubuna dahil edilir.

Bu maddenin uygulanmasında aralarında birinin ödeme güçlüğüne düşmesinin diğer bir veya birkaçının ödeme güçlüğüne düşmesi sonucunu doğuracak boyutta kefalet, garanti veya benzeri ilişkiler bulunan gerçek ve tüzel kişiler ilgili risk gruplarına dahil edilir.

(Değişik fıkra:20/2/2020-7222/3 md.) Sermayesinin çoğunluğu ayrı ayrı veya birlikte Hazineye, Özelleştirme İdaresi Başkanlığına, Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketine, Türkiye Varlık Fonuna veya merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerine ait bankaların her biri, doğrudan veya dolaylı olarak kontrol ettikleri ortaklıklar ile birlikte ayrı bir risk grubu oluşturur.

(Değişik fıkra:20/2/2020-7222/3 md.) Kamu iktisadi teşebbüsleri ile hisselerinin çoğunluğu Özelleştirme İdaresi Başkanlığının, Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin veya Türkiye Varlık Fonunun elinde bulunan diğer kamu kurum ve kuruluşlarının her biri, sermaye, yönetim ve denetimlerine hâkim oldukları bağlı ortaklık, iştirak ve müesseseler ile birlikte ayrı bir risk grubu oluşturur.

(Değişik fıkra:20/2/2020-7222/3 md.) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Kurul yetkilidir.

Madde gerekçesi

Risklerin izlenmesi ve kontrolü, kredi kuruluşlarının etkin denetiminin tamamlayıcı ve ayrılmaz bir parçası olup, mevcut risklerin tek bir müşteri ya da birbiriyle bağlantılı müşterilerden oluşan bir grup üzerinde yoğunlaşması, zarar ve kayıplara yol açabileceğinden, uluslararası uygulamalarda, riskliliğin tespitinde, kullandırılan kredilerin yanı sıra kredinin kullandırıldığı risk grubunun da önemi artmıştır. Risk grubunun en önemli özelliklerinden biri, grubun içinde yer alan bir kimsenin ödeme güçlüğüne düşmesi hâlinde aralarındaki hukukî ilişkiler nedeniyle diğerlerinin de ödeme güçlüğüne düşebilmesidir. Örneğin, hâkim ortak niteliğindeki bir kuruluşun veya kişinin ödeme güçlüğüne düşmesi hâlinde bu kişiden tahsil olunamayan alacaklar nedeniyle İcra ve İflâs Kanunu ile diğer mevzuat hükümleri çerçevesinde hâkim ortağı olduğu kuruluşun varlıklarına başvurulabilmektedir. Öte yandan krediyi kullanan tüzel kişiler ile bu tüzel kişileri etkileme gücü yüksek olanlar arasındaki ilişkiler nedeniyle bunların da bir risk grubu olarak tanımlanması ve bunlarca kullanılan kredilerden kaynaklı risklerin bir bütün olarak izlenmesi önem arz etmektedir.

Bahis konusu ilişkiler maddede, aile, kontrol gücü ve yönetim kurulu üyeliği ile üst düzey yönetimde görev alma olarak yer almaktadır. İhtiyatlı denetimin en önemli unsurlarından birini oluşturan risk grubu, bu madde ile Kanun kapsamına alınmış ve risk grubunun kapsamı genişletilmiştir.

Maddede, Avrupa Birliği uygulamaları da gözetilerek, aldığı kredinin ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesi veya getirememesi hâlinde ödeme gücü zafiyete uğrayacak olanların ve kredi kullanan ile yakın bağlantısı olan kimselerin krediyi alanla birlikte bir risk grubu içerisinde izlenmesi amaçlanmıştır. Bu suretle verilen kredilerden kaynaklanan risklerin bir bütün içerisinde izlenmesi sağlanmış olacaktır.

Bankanın kendisinin de dâhil olduğu risk grubuna kullandırılan kredilerin izlenmesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle bankada nitelikli pay sahibi olan ortakların bankadan kredi kullanma imkânları yönetim üzerindeki etkilerine bağlı olarak oldukça kolay olabilmektedir. Bu ilişkilerin yeterli düzeyde izlenmemesi kullandırılan kredilerden kaynaklanan risklerin büyük tutarlara ulaşmasına, çeşitli suiistimallerin yaşanmasına sebebiyet verebilmektedir. Bu ilişkilerden doğan risklerin izlenebilmesi ve gerekli müdahalelerin yapılabilmesi amacıyla maddede bankanın dâhil olduğu risk grubu tanımlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 49 gerekçesi

Madde 50

Dâhil olunan risk grubu ve mensuplara kredi kullandırma koşulları

Bankalar;

a) Yönetim kurulu üyelerine, genel müdüre, genel müdür yardımcılarına ve kredi açmaya yetkili mensuplarına; bunların eş ve velâyet altındaki çocuklarına; tek başlarına ya da birlikte sermayesinin yüzde yirmibeş veya fazlasına sahip oldukları ortaklıklara,

b) (a) bendinde sayılanlar dışında kalan mensupları ile bunların eş ve velâyeti altındaki çocuklarına,

c) Mensuplarının kurduğu veya bunlar için kurulan sandık, dernek, sendika veya vakıflara,

Her ne şekil ve surette olursa olsun nakdî ve gayrinakdî kredi veremez, tahvil ya da benzeri menkul kıymetlerini satın alamazlar.

Birinci fıkra hükümleri, yönetim kurulu üyeliklerinde aslen bulunan veya temsilci bulunduran ve banka sermayesinde doğrudan veya dolaylı olarak nitelikli paya sahip olan gerçek kişi ortaklar ile tüzel kişi ortaklar hakkında uygulanmaz.

Bir bankanın ortaklıklarının yönetim ve denetim kurullarında bulunan kimselerin aynı zamanda ilgili bankanın mensubu olması, bu ortaklıkların ilgili banka ile işlem yapmasına engel değildir.

Bankanın dâhil olduğu risk grubunda bulunan gerçek ve tüzel kişilere kredi kullandırılması hâlinde, gerekli kararların yönetim kurulunun üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile alınması ve bunlara sağlanan kredi koşullarının kredi kullananın lehine diğer kişi ve gruplara kullandırılanlardan ve piyasa koşullarından farklılık arz etmemesi şarttır.

Bir bankanın yönetim kurulu üyelerine, mensupları ile bunların eşlerine ve velâyet altındaki çocuklarına, aylık net ücretleri toplamının beş katını aşmamak üzere verilecek krediler, üç katını aşmamak üzere çek karnesi veya kredi kartı verilmesi suretiyle kullandırılacak krediler ile bu Kanunun 55 inci maddesinin (a) ve (b) bentlerinde belirtilen menkul kıymetler karşılığı kullandırılan krediler birinci ve dördüncü fıkra hükümlerine tâbi değildir.

Banka, bankanın risk grubunda yer alan kişilere açtığı kredileri Kuruma düzenli olarak raporlar.

Sonradan bu madde hükümlerine aykırı hale gelen kredilerin en geç altı ay içinde tasfiye edilmesi zorunludur.

Madde gerekçesi

Bu madde bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 11 inci maddesinin (9) numaralı fıkrası hükümleri korunarak düzenlenmekle birlikte söz konusu maddede sayılan unsurlara ilâve olarak, yönetim kurulu üyelerine, banka mensuplarına, bunların eş ve velâyetleri altındaki çocuklarına çek karnesi vermek suretiyle kredi kullandırılmasına imkân tanınmış ve bu kişilere açılacak kredi limitleri net ücretlerine bağlı olarak mevcut piyasa koşulları çerçevesinde belirlenmiştir.

Risk unsuru olduğu ve özkaynağı azaltıcı bir niteliği bulunduğu dikkate alınarak, bankaların bu Kanunun 49 uncu maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen bankanın dâhil olduğu risk grubunda bulunan gerçek ve tüzel kişilere kullandıracakları kredilerin yönetim kurulunun üçte ikisi tarafından onaylanması zorunlu tutulmuştur. Ayrıca, söz konusu kredilere ilişkin koşulların kredi kullananın lehine diğer kişi ve gruplara kullandırılanlardan ve piyasa koşullarından farklılık arz etmemesi hükme bağlanmıştır. Bu hükümde, banka kaynaklarının ortaklık ilişkisinden doğan gücün kullanılması suretiyle piyasa koşullarından ve diğer kişilere kullandırılanlardan daha avantajlı bir şekilde ortaklara kullandırılması suretiyle bankanın zarar etmesinin veya kaynakların verimsiz kullanılmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

Ayrıca, bankalar dahil oldukları risk grubuna kullandırdıkları kredileri Kuruma raporlamakla yükümlü kılınmışlardır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 50 gerekçesi

Madde 51

Kredi açma

Kredi açma yetkisi yönetim kuruluna aittir. Yönetim kurulu; kredi açma, onay verme ve diğer idarî esaslara ilişkin politikaları oluşturmak, bunların uygulanmasını ve izlenmesini sağlamak ve gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.

Yönetim kurulu kredi açma yetkisini Kurulca belirlenecek usûl ve esaslar çerçevesinde kredi komitesine veya genel müdürlüğe devredebilir. Genel müdürlük kendisine devredilen kredi açma yetkisini diğer birimleri, bölge müdürlükleri veya şubeleri aracılığıyla da kullanabilir. Kredi komitesinin oluşumu ile çalışma ve karar alma esasları Kurulca belirlenir. Bu Kanunun kredi sınırlarına ilişkin hükümlerine tâbi olmayan krediler için kredi açma yetkisi yönetim kurulunca belirlenecek usûl ve esaslar çerçevesinde devredilebilir.

Kredi açma yetkisini haiz olanlar, kendileri ile eş ve velâyeti altındaki çocuklarının veya bunlarla risk grubu oluşturan diğer gerçek ve tüzel kişilerin taraf olduğu kredi işlemlerine ilişkin değerlendirme ve karar verme aşamalarında yer alamaz ve bu hususu yazılı olarak yetkililere bildirir.

Kurul, bu madde ve 50 nci madde hükümlerine aykırı olarak kullandırıldığı tespit edilen kredilerin, ilgili bankanın özkaynak hesabında indirim kalemi olarak dikkate alınmasına karar vermeye veya bu krediler tutarında ilave özkaynak temin edilmesini zorunlu tutmaya yetkilidir.

Madde gerekçesi

Bankaların, dâhil olunan risk gruplarına verilen krediler nedeniyle maruz kaldıkları risklerini makul ve sürdürülebilir bir seviyede tutmaları, bu risklerin iyi bir şekilde izlenmesine bağlıdır. Söz konusu risklerin izlenebilmesi ve kontrol altında tutulabilmesi için kredi açma, onay verme gibi kredilendirme süreçlerinin her bir aşamasında yapılması gereken inceleme, tespit, değerlendirme ve benzeri her türlü işlemler ve bu işlemlere ilişkin görev tanımları ile yetki ve sorumlulukların detaylı bir şekilde düzenlenmesi gerekir. Bankaların kendi bünyelerinde bu tür düzenlemelerin bulunmaması veya yetersiz olması söz konusu risklerin kontrolünün zayıf olduğunun göstergesidir. Öte yandan, söz konusu iç düzenlemeler Kurum tarafından yapılacak denetimlerde de değerlendirilmek suretiyle bu kuruluşların etkin bir denetim ve gözetim altında tutulmasına da yardımcı olacaktır. Buna istinaden, yönetim kuruluna kredi açma, onay verme ve diğer idarî esaslara ilişkin yazılı politikaları oluşturma ve bunların uygulanmasını ve izlenmesini sağlama ve de gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü getirilmiştir.

Bu madde, bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 9 uncu maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendi esas alınarak düzenlenmiştir. Ayrıca, yönetim kurulunun kredi açma yetkisini kredi komitesine ve genel müdürlüğe devretmesi konusunda ikili ayrım korunmuş, genel müdürlüğün kendisine devredilen kredi açma yetkisini, kredi kuruluşunun diğer birimleri, bölge müdürlükleri veya şubeler aracılığıyla da kullanabilme yetkisi Kanun kapsamına alınmıştır.

Öte yandan maddede, kredi açma yetkisini haiz olanların menfaat çatışmasının önlenebilmesi ve tarafsız bir şekilde değerlendirmede bulunmalarının sağlanması amacıyla kendileri ile eş ve velayetleri altındaki çocuklarının ve bunlarla risk grubu oluşturan diğer gerçek ve tüzel kişilerin taraf olduğu kredi işlemlerine ilişkin değerlendirme ve karar verme aşamalarında yer alamayacakları hüküm altına alınmıştır.

50 nci madde ile bu madde hükümlerine aykırı olarak kullandırıldığı tespit edilen kredilerin, söz konusu kuruluşun özkaynak hesabında indirim kalemi olarak dikkate alınmasına karar vermeye veya bu krediler tutarında ilâve özkaynak temin edilmesini zorunlu tutmaya Kurul yetkili kılınmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 51 gerekçesi

Madde 52

Kredilerin izlenmesi

Bankalar, kredileri nedeniyle maruz kalınacak riskleri ölçmek, karşı tarafın malî gücünü düzenli olarak analiz etmek ve izlemek, gerekli bilgi ve belgeleri temin etmek ve bunlara ilişkin esasları belirlemek zorundadır. Kredi müşterileri bu çerçevede konsolide ve konsolide olmayan bazda istenilen bilgi ve belgeleri bankalara vermekle yükümlüdür.

Sermayesinin yarısından fazlasına genel ve katma bütçeli dairelerin, kamu iktisadi teşebbüslerinin, 28.5.1986 tarihli ve 3291 sayılı Kanun kapsamına alınan kuruluşların sahip olduğu kurum ve ortaklıklara ve bankalar dışında kalan müşterilere açılacak kredi ve verilecek kefalet ya da teminatların Kurumca belirlenecek tutarı geçmesi hâlinde alınacak hesap durumu belgesi ile eki bilanço ve kâr ve zarar cetvellerinin genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine uygunluğunun Kurumca belirlenecek esaslar dahilinde 1.6.1989 tarihli ve 3568 sayılı Kanuna göre ruhsat almış, denetim yetkisine sahip meslek mensupları tarafından onaylanması şarttır.

Bu maddenin uygulanmasıyla ilgili usûl ve esaslar Kurulca belirlenir.

Madde gerekçesi

Krediler nedeniyle maruz kalınacak risklerin ölçülmesi, karşı tarafın malî gücünün düzenli olarak analiz edilmesi ve izlenmesi, bu amaçla gerekli bilgi ve belgelerin temin edilmesi etkin bir risk yönetimi açısından önem arz etmektedir.

Bu maddede bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 11 inci maddesinin (11) numaralı fıkrasında yer alan hesap durum belgesine ilişkin hükümler, Basel II düşünülerek, ihtiyatlı denetim açısından değişen koşullara göre yeniden düzenlenmiştir.

Maddeyle, açılacak krediler, verilecek kefalet ya da teminatlar için ilgili kişilerden, maruz kalınacak riskleri ve karşı tarafın malî gücünü analize ve takibe yönelik bilgi ve belgelerin istenmesi şart koşularak, müşterilerin malî bünyelerini olumsuz yönde etkileyebilecek faktörlerin takip edilmesi açık bir şekilde hükme bağlanmıştır. Ayrıca, kredi müşterilerine de bu çerçevede kendilerinden konsolide ve konsolide olmayan bazda istenilen belgeleri verme yükümlülüğü getirilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 52 gerekçesi

Madde 53

Karşılıklar, teminatlar ve kayıttan düşme

(Başlığı ile Birlikte Değişik:17/7/2019-7186/16 md.)

Bankalar, krediler ile ilgili olarak doğmuş veya doğması muhtemel zararların karşılanması için yeterli düzeyde karşılık ayrılmasına, kredilerin kalitesine ve sınıflandırılmasına, garantilerin ve teminatların alınmasına, bunların değerinin ve güvenilirliğinin ölçülmesine, takibe alınan kredilerin izlenmesi ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yayımlanan Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına göre kayıttan düşülmesine, kredilerin yeniden yapılandırılması dâhil geri ödenmelerine ilişkin politikaları oluşturmak ve uygulamak, bunları düzenli olarak gözden geçirmek, tüm bu hususları icra edebilecek gerekli yapıları tesis etmek ve işletmek zorundadır. Bu fıkra hükmünün uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurulca belirlenir.

Bu madde uyarınca krediler ile ilgili olarak ayrılan özel karşılıkların tamamı ayrıldıkları yılda kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilir.

Bu madde uyarınca özel karşılık ayrıldıktan sonra tahsil imkânı kalmaması nedeniyle kayıttan düşülen krediler, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 322 nci maddesi hükümleri kapsamında değersiz alacak addolunur.

Madde gerekçesi

Madde, Bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 11 inci maddesinin (12) numaralı fıkrası esas alınarak düzenlenmiştir. Yapılan düzenleme ile bankalarca verilecek krediler ile diğer alacaklar yanında diğer varlıklarındaki muhtemel değer düşüklükleri için de karşılık ayrılması ilkesi kabul edilmiştir. Ayrıca, Basel II de düşünülerek, bankalara, aktiflerinin kalitesine ve sınıflandırılmasına, garantilerin ve teminatların alınmasına, bunların değerinin ve güvenilirliğinin ölçülmesine, takibe alınan kredilerin izlenmesine ve vadesi dolmuş kredilerin geri ödenmesine ilişkin politikaları oluşturma yükümlülüğü getirilmiştir.

Ayrıca, karşılıkların muhtemel zararlar için ve ihtiyatlılık prensibi çerçevesinde ayrıldığı ve esasen bu Kanun gereği gider olarak muhasebeleştirildiği göz önünde bulundurularak, tamamının ayrıldıkları yılda kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edileceği belirtilmek suretiyle, söz konusu tutarlara ilişkin vergisel bir yük oluşturulmaması amaçlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 53 gerekçesi

Üçüncü Bölüm

Sınırlamalar

Madde 54

Kredi sınırları

Bankalarca bir gerçek ya da tüzel kişiye veya bir risk grubuna kullandırılabilecek kredilerin toplamı özkaynakların yüzde yirmibeşini aşamaz. Bu oran, 49 uncu maddenin ikinci fıkrasında tanımlanan risk grubu bakımından yüzde yirmi olarak uygulanır. Kurul, bu oranı yüzde yirmibeşe kadar yükseltmeye veya kanunî haddine kadar indirmeye yetkilidir. Bir adi ortaklığa verilen krediler, sorumlulukları oranında ortaklara kullandırılmış sayılır.

Bankalarca hâkim ortak veya nitelikli pay sahibi olup olmadıklarına bakılmaksızın bankaların sermayesinin yüzde bir ve daha fazla payına sahip olup pay defterine kayıtlı olan tüm ortaklarına ve bunlarla risk grubu oluşturan kişilere kullandırılacak kredilerin toplamı özkaynaklarının yüzde ellisini aşamaz.

Birlikte kontrol edilen ortaklıklara kullandırılan krediler, bu ortaklıkları birlikte kontrol eden hissedarların her birinin ortaklık sermayesinde sahip olduğu payların, birlikte kontrol ettikleri toplam paya oranı ölçüsünde ortaklığı birlikte kontrol eden her bir hissedarın dâhil olduğu risk grubuna kullandırılmış sayılır.

Bir gerçek ya da tüzel kişiye veya bir risk grubuna özkaynakların yüzde onu veya daha fazlası oranında kullandırılan krediler büyük kredi sayılır ve bunların toplamı özkaynakların sekiz katını aşamaz.

Bir risk grubuna kullandırılan kredilerin teminatını oluşturmak üzere aynı risk grubuna dâhil gerçek veya tüzel kişilerden kabul edilen aval, garanti ve kefaletler risk grubuna ait kredi sınırlarının hesabında dikkate alınmaz.

Gayrinakdî krediler, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile benzeri diğer sözleşmeler, kabul edilen aval, garanti ve kefaletler, kredi kuruluşları ve finansal kuruluşlarla gerçekleştirilen işlemler, Kurulca kabul edilecek ülkelerin merkezî yönetimleri, merkez bankaları ve bankaları ile yapılan işlemler veya bunlarca çıkarılan ya da ödenmesi garanti edilen bono, tahvil ve benzeri sermaye piyasası araçları, verilen diğer garantiler karşılığı yapılan işlemler kredi sınırlarının hesabında Kurulca belirlenen esaslar ve oranlar dâhilinde dikkate alınır.

Bu madde hükümleri, ana ortaklık bakımından konsolide esasa göre uygulanır.

Madde gerekçesi

Bu madde, bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 11 inci maddesinin (2) ve (5) numaralı fıkraları esas alınarak düzenlenmiştir.

Bankalarca, bu Kanunun 49 uncu maddesinin birinci ve beşinci fıkrasında belirtilen bir gerçek ya da tüzel kişiye veya bir risk grubuna kullandırılabilecek kredilerin toplamının özkaynakların yüzde yirmi beşini aşamayacağı, buna ilâveten, Kanunun 49 uncu maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan bankanın dâhil olduğu risk grubu bakımından bu oranın yüzde yirmi olarak uygulanması öngörülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrası ile banka sermayesinin yüzde bir ve daha fazla payına sahip pay defterine kayıtlı ortaklara ve bunlarla risk grubu oluşturan gerçek ya da tüzel kişilere kullandırılacak krediler bakımından daha ihtiyatlı hareket edilerek kredilerin özkaynak toplamının yüzde ellisini aşamayacağı hükmü getirilmiştir.

Kredilerin optimal düzeyde kullandırılmasını sağlamak ve risklerin mükerrer olarak dikkate alınmasını engellemek amacıyla, birlikte kontrol edilen ortaklıklara kullandırılan kredilerin, bu ortaklıkları birlikte kontrol eden hissedarların her birinin ortaklık sermayesinde sahip olduğu payların, birlikte kontrol ettikleri toplam paya oranı ölçüsünde ortaklığı birlikte kontrol eden her bir hissedarın dâhil olduğu risk grubuna kullandırılmış sayılacağı hükmüne yer verilmiştir.

Gayrinakdî krediler ile vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile benzeri diğer sözleşmeler, kabul edilen aval, garanti ve kefaletler, kredi kuruluşları ve finansal kuruluşlarla gerçekleştirilen işlemler, Kurulca kabul edilecek ülkelerin merkezî yönetimleri, merkez bankaları ve bankaları ile yapılan işlemler veya bunlarca çıkarılan ya da ödenmesi garanti edilen bono, tahvil ve benzeri sermaye piyasası araçları, verilen diğer garantiler karşılığı yapılan işlemlerin kredi sınırlarının hesabında dikkate alınmasına ilişkin esas ve oranları belirleme yetkisi Kurula verilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 54 gerekçesi

Madde 55

Kredi sınırlamalarına tâbi olmayan işlemler

1 değişiklik

Aşağıdaki kredi işlemleri 54 üncü maddedeki sınırlamalara tâbi değildir:

a) Karşılığı nakit, nakit benzeri kıymet ve hesaplar ile kıymetli maden olan işlemler.

b) Hazine Müsteşarlığı, Merkez Bankası, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi veya Türkiye Varlık Fonuyla yapılan işlemler ile bu kurumlarca çıkarılan ya da ödenmesi garanti edilen bono, tahvil ve benzeri menkul kıymetler karşılığı yapılan işlemler.[6]

c) Merkez Bankası nezdindeki piyasalarda veya kanunla teşkilatlanmış diğer para piyasalarında yapılan işlemler.

d) Aynı kişiye ya da aynı risk grubuna yeni kredi tahsisi hâlinde daha önce yabancı para cinsinden veya yabancı para ölçüsü ile verilen kredilerin, müteakiben tahsis edilen kredinin kullandırılmaya başlandığı tarihteki cari kurdan dikkate alınması kaydıyla çek ve kredi kartı kullandırımları hariç, kredilerde kur değişikliklerinin doğurduğu artışlar ile vadesi geçmiş kredilere tahakkuk ettirilen faiz, kâr payı ve diğer unsurlar.

e) Her türlü sermaye artırımları dolayısıyla bedelsiz edinilen ortaklık payları ile ortaklık paylarının herhangi bir fon çıkışı gerektirmeyen değer artışları.

f) Kurulca belirlenecek esaslar dâhilinde bankaların kendi aralarındaki işlemler.

g) Kurulca belirlenecek esas ve süreler çerçevesinde elden çıkarılması kaydıyla halka arza aracılık yüklenimleri kapsamında edinilen ortaklık payları.

h) Özkaynak hesabında indirilecek değer olarak dikkate alınan işlemler.

i) Kurulca belirlenecek diğer işlemler.

Madde gerekçesi

Bu madde, bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 11 inci maddesinin (6) numaralı fıkrası esas alınarak düzenlenmiştir. Maddede kredi sayılan ancak bu kredilere esas varlıkları ihraç edenler, kredilerin karşılığının nakde tahvil olma kabiliyetleri, kredi sayılan değerlerin ediniminin iradî olup olmaması, özkaynak hesabında indirilecek değer olarak dikkate alınıp alınmaması gibi hususlar gözetilerek söz konusu değerlerin kredi sınırlamalarında dikkate alınmaması öngörülmüştür. Bunun dışında, halka arza aracılık yüklenimleri kapsamında edinilen ortaklık paylarının da belirli esas ve süreler çerçevesinde elden çıkarılması koşuluyla kredi sınırlamalarına tâbi olmayacağı hüküm altına alınmıştır. Ayrıca maddede kredi sınırlamalarına tâbi olmayan işlemler arasında açıkça belirtilmeyen işlemler için Kurula belirleme yetkisi verilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 55 gerekçesi

Madde 56

Ortaklık paylarına ilişkin sınırlamalar

1 değişiklik

Bankaların; kredi kuruluşları ve finansal kuruluşlar dışındaki bir ortaklıktaki payı kendi özkaynaklarının yüzde onbeşini, bu ortaklıklardaki paylarının toplam tutarı ise kendi özkaynaklarının yüzde altmışını aşamaz.

Bu Kanunun 55 inci maddesinin (e) bendinde belirtilen işlemler, birinci fıkrada belirtilen sınırların hesabında dikkate alınmaz.

(Mülga fıkra:20/2/2020-7222/18 md.)

Bankalar, kendilerinde doğrudan veya dolaylı olarak pay sahibi olan ortaklık ve kuruluşlarda doğrudan veya dolaylı olarak pay sahibi olamazlar, bunların hisse senetlerini rehin olarak kabul edemezler ve karşılığında avans veremezler.

Madde gerekçesi

Bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 13 üncü maddesinin (4) numaralı fıkrasında, malî olan ve olmayan ortaklıkların hesapları konsolide edilerek malî tablo üretilmesi öngörülmüş, ancak uygulamadaki güçlükler nedeniyle buna geçilememiştir. Bankaların malî olmayan ortaklıklarındaki riskleri kendi bünyelerine sirayet edebilmekte; iç kontrol, risk yönetimi ve konsolide denetim sisteminin etkinliğini zayıflatabilmekte, kuruluşların gerçek malî durumlarının tespitini güçleştirmekte ve risk yoğunlaşmasına neden olabilmektedir. Diğer taraftan, Avrupa Birliği direktiflerine göre malî olmayan iştirak edinimine ilişkin sınırların yetkili mercilerce daha sıkı uygulanabileceği hüküm altına alınmıştır. Nitekim, üye ülkelerde farklı uygulamalar görülebilmektedir. Bu çerçevede, bankaların başka bir kredi kuruluşu veya finansal kuruluş dışındaki bir ortaklıktaki payının özkaynaklarının yüzde on beşini, bu ortaklıklar ile ana ve katkı sermayeden indirilenler dışındaki ortaklıklardaki paylarının toplam tutarının ise özkaynaklarının yüzde altmışını aşmaması, aşım oluşması hâlinde aşan tutarın özkaynak hesaplamasında ana sermayeden indirim kalemi olarak dikkate alınması öngörülmüştür.

Maddede yeni iştirak edinimleri ile mevcut iştiraklerdeki ortaklık paylarının artırılmasına ilişkin olarak Kurul tarafından belirlenecek bilgilerin bankalar tarafından Kuruma tevdii ve öngörülen süre içinde Kurum tarafından olumsuz görüş bildirilmemesi durumunda ise işlemin tekemmül ettirilebileceği hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, maddenin üçüncü fıkrasında, bankadan herhangi bir fon çıkışı gerektirmemesi nedeniyle, her türlü sermaye artırımı dolayısıyla bedelsiz edinilen ortaklık payları ile ortaklık paylarının herhangi bir fon çıkışı gerektirmeyen değer artışlarının bu maddede düzenlenen sınırların hesabında dikkate alınmayacağı hüküm altına alınmıştır.

Ortaklık yapısının sade ve anlaşılabilir olması ve Kanun kapsamındaki sınırlamalara uyumun tespiti amacıyla bankaların kendilerinde doğrudan veya dolaylı olarak pay sahibi olan ortaklık ve kuruluşlarda doğrudan veya dolaylı olarak pay sahibi olmaları, bunların hisse senetlerini rehin olarak kabul etmeleri, karşılığında avans vermeleri yasaklanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 56 gerekçesi

Madde 57

Gayrimenkul ve emtia üzerine işlemler

1 değişiklik

Bankaların gayrimenkullerinin net defter değerleri toplamı özkaynaklarının yüzde ellisini aşamaz. Bu hesaplamada, değerleme veya enflasyon düzeltmesine bağlı olarak oluşan ve gayrimenkul hesabına eklenen değer artışları yüzde elli oranında dikkate alınır.

Bankalar, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında gayrimenkul ve emtiayı esas alan sözleşmeler ile Kurulca uygun görülecek kıymetli madenlerin alım ve satımı hariç olmak üzere ticaret amacıyla gayrimenkul ve emtianın alım ve satımı ile uğraşamaz, ipotekli konut finansmanı kuruluşu ve gayrimenkul yatırım ortaklıkları hariç olmak üzere ana faaliyet konusu gayrimenkul ticareti olan ortaklıklara katılamazlar.

(Mülga fıkra:20/2/2020-7222/18 md.)

Alacaklardan dolayı edinilmek zorunda kalınan emtia ve gayrimenkullerin elden çıkarılmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurul tarafından belirlenir.

Madde gerekçesi

Uzun vadeli duran değerlere yatırım yapılması suretiyle banka kaynaklarının likit değerlerden uzaklaştırılmaması, kaynakların bankacılık faaliyetleri çerçevesinde kullanımı yoluyla ekonomide daha verimli alanlara aktarılması, Kanun kapsamındaki kuruluşlarca toplanan fonların mümkün olduğunca finansal araçlara yatırılması ve ekonomik birimlerin fon ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanılması ve bankanın likidite gücünün korunması amacıyla, bankaların edinecekleri gayrimenkullerin bu Kanun uyarınca belirlenecek değerleme ile ilgili esaslar çerçevesinde hesaplanan net defter değerleri toplamının özkaynakların yüzde ellisini aşamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu hesaplamada, değerleme veya enflasyon düzeltmesine bağlı olarak oluşan ve gayrimenkul hesabına eklenen değer artışlarının yüzde elli oranında dikkate alınacağı öngörülmüştür.

Esas olarak bankaların ticaret amacıyla gayrimenkul veya emtia alım ve satımı ile ana faaliyet konusu gayrimenkul ticareti olan kuruluşlara ortak olmaları, bu faaliyetlerin bankacılık faaliyeti ile bağdaşmaması nedeniyle yasaklanmış olmakla birlikte, uluslararası alanda da finansal piyasalarda işlem gören opsiyon, future ve forward gibi sözleşmelerin alım ve satımı ile iştigallerinin mümkün kılınması, ekonomik ve sosyal refahın gelişiminde önemli rolü bulunan konut sektörünün gelişimi, sermaye piyasalarına derinlik kazandırılması amacıyla Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında gayrimenkul ve emtiayı esas alan sözleşmelerin alım ve satımı ile ipotekli konut finansmanı kuruluşu ve gayrimenkul yatırım ortaklıklarında ortaklıkta bulunmaları bu yasaktan müstesna tutulmuştur.

Ayrıca, madde ile katılım bankalarının gayrimenkul, ekipman veya emtia temini veya finansal kiralama, kâr ve zarar ortaklığı yatırımı, ortak yatırımlar yoluyla finansman sağlaması ve benzer faaliyetleri nedeniyle üstlendikleri yükümlülüklerden dolayı gayrimenkul ve emtia üzerine yapılan işlemlerin bu madde ile yasaklanan faaliyetler kapsamında değerlendirilmeyeceği hükme bağlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 57 gerekçesi

Madde 58

Sandık ve vakıflara ilişkin işlemler

Bankalarca münhasıran çalışanlarına ait olmak üzere sağlık ve sosyal yardım, emeklilik, ihtiyat ve tasarruf sağlama amaçlarıyla kurulan sandık ve vakıflara açıklarının kapatılması için kaynak aktarılamaz.

Madde gerekçesi

Bankacılık sektörünün malî yapısı üzerinde bulunan risk unsurları iyi yönetilmediği takdirde banka bilançoları üzerinde ciddi boyutta olumsuz etkileri olacağı tâbiidir. Bu bağlamda, temel bankacılık faaliyetlerinden kaynaklanan risklere ilâve olarak 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesi çerçevesinde faaliyet gösteren sandıkları bulunan bankaların, söz konusu sandıklarda oluşabilecek teknik açıklardan ötürü ilâve bir yükle karşılaşması riski bulunmaktadır.

Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesine göre sandıklar üyelerine en az bu Kanunda belirtilen yardımları sağlamakla yükümlüdür. Münhasıran banka çalışanlarına ait olmak üzere kurulu sağlık ve sosyal yardım, emeklilik, ihtiyat ve tasarruf sağlama amaçlarını güden sandık ve vakıflar faaliyetleri esnasında harcamalarının gelirlerini aşması sonucunda kaynak ihtiyacı içine girmektedirler. Bu ihtiyaç büyük bir çoğunlukla bankaların vakıf senetlerinde veya sandık tüzüklerinde oluşacak teknik açıkların kendileri tarafından kapatılacağına ilişkin vermiş oldukları taahhütlerden kaynaklanmaktadır. Bu yükümlülüğün, bankaların malî durumları gözetilmeksizin sürdürülmesi bankaların malî bünyelerinin zafiyete uğramasına neden olabilecek boyutlara ulaşmasına imkân verebilmektedir. Sandıkların teknik açıklarından dolayı bankaların katlanacakları zarar, malî yapısı zayıf bir grup firmasına sürekli olarak kredi kullandırılması yoluyla oluşacak zarar ile benzer niteliktedir.

Bu maddede; bankaların, münhasıran çalışanlarına ait olmak üzere sağlık ve sosyal yardım, emeklilik, ihtiyat ve tasarruf sağlama amaçlarıyla kurulan sandık ve vakıfların açıklarının kapatılmasına yönelik kaynak aktaramayacağı hüküm altına alınmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 58 gerekçesi

Madde 59

Bağış sınırları

Bankalar ve konsolide denetime tâbi kuruluşlarca bir malî yılda yapılabilecek bağış miktarı, banka özkaynaklarının binde dördünü aşamaz. Ancak, yapılan bağış ve yardımların en az yarısının, kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider veya indirim olarak dikkate alınabilecek bağış ve yardımlardan oluşması zorunludur. Bu hükmün uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurulca belirlenir.

Madde gerekçesi

Bankaların emin bir şekilde çalışmasının sağlanması ve malî güçlerinin korunması amacıyla, bankalar ve konsolide denetime tâbi kuruluşlara bağış sınırı getirilmiştir. Bu sınırlama ile, bir malî yılda yapılabilecek bağış tutarı toplamının, banka özkaynağının binde dördünü aşamayacağı hükmü getirilmiştir. Ayrıca, yapılacak bağışların en az yarısının kanunlarla vergi muafiyeti tanınan alanlara yapılması şart koşulmuştur.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 59 gerekçesi

Beşinci Kısım

Mevduata ve Katılım Fonu Toplamaya İlişkin Hükümler

Madde 60

Mevduat ve katılım fonu kabulü

1 değişiklik

Kredi kuruluşları ile özel kanunlarına göre yetkili olanlar dışında hiçbir gerçek veya tüzel kişi, aslen veya fer'an meslek edinerek mevduat veya katılım fonu kabul edemez, ticaret unvanları ve kamuya yapacakları açıklamalar ile ilân ve reklamlarında bu izlenimi yaratacak ifade ve deyimleri kullanamaz.

Karşılığında hesap cüzdanı yerine makbuz, katılma belgesi, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat veya katılım fonu kabulü sayılmasına engel değildir.

Resmî ve özel kuruluşlar ile ortaklıklarda, yalnız çalışanlarına ait olmak üzere sağlık ve sosyal yardım, emeklilik, ihtiyat ve tasarruf sağlama amaçlarıyla kurulan sandık ve vakıfların münhasıran kendi üyelerinden bu amaçlar için topladıkları paralar ile sigorta şirketlerinin işlemleri bu Kanun uygulamasında mevduat ve katılım fonu kabulü sayılmaz.

(Değişik fıkra:20/2/2020-7222/5 md.) Kalkınma ve yatırım bankalarının Kurulca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde kredi müşterileri, ortaklıkları ve ortaklarından sağlayacakları fonlar ile bankalardan, para piyasaları, sermaye piyasaları ve organize piyasalardan kullanacakları fonlar bu Kanun uygulamasında mevduat sayılmaz.

Türkiye'de kurulan kredi kuruluşlarının yurt dışındaki şubeleri ve ortaklıkları, mevduat cüzdanı ve fon toplamaya ilişkin evrakın düzenlenmesi işlemlerini faaliyette bulundukları ülkede yapmak zorundadır. Bu şube veya ortaklıklar adına hiçbir şekil ve surette yurt içinde mevduat cüzdanı ve fon toplamaya ilişkin evrak düzenlenemez veya verilemez.

Türkiye'de kurulu kredi kuruluşları, yurt dışında kurulu ortaklıkları veya başka banka veya finansal kuruluşlar adına yurt içinde yerleşik kişilerden mevduat veya katılım fonu kabul etmek amacıyla; evrak ya da cüzdan bulundurmaları, personel istihdam etmeleri, bu ortaklıklar veya başka kredi kuruluşu veya finansal kuruluşlar adına toplanacak mevduat ve katılım fonu üzerinden personele ücret, komisyon, prim ve benzeri adlar altında para ödemek veya personele bu kuruluşların reklamını yaptırmak suretiyle müşterilerini anılan kuruluşlara yönlendirmeleri, bu ve benzeri yöntemler kullanarak yurt dışında kurulu kuruluşlar adına mevduat ve katılım fonu kabul etmeleri, bu madde kapsamında izinsiz mevduat ve katılım fonu kabulü sayılır.

Kredi kuruluşları, mevduat hesapları ile katılım fonu hesaplarını Kurulun görüşü alınmak suretiyle Merkez Bankasınca tespit edilecek vade ve türlerine göre tasnif etmek, tasarruf mevduatı ve gerçek kişilere ait katılım fonunu diğer hesaplardan ayırmak zorundadırlar.

2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu hükümlerine göre ihraç edilen sermaye piyasası araçları hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz.

Madde gerekçesi

Bu madde, bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 10 uncu maddesi esas alınarak düzenlenmiştir. Kalkınma ve yatırım bankalarının yapacakları işlemler sonucu elde edecekleri fonlardan mevduat sayılmayacak olanların kapsamı genişletilerek, bu bankaların müşterilerinden ve kendi müstakrizlerinden genel esaslar dâhilinde sağladıkları fonların yanı sıra, ortak ve ortaklıklarından genel esaslar dâhilinde sağladıkları fonlar ile bankalardan, para piyasaları, sermaye piyasaları ve organize piyasalardan sağlayacakları kaynakların da mevduat sayılmayacağı kabul edilmiştir.

Ayrıca, 2000 ve 2001 krizlerinde yaşanan hususlar da dikkate alınarak madde ile tasarruf sahiplerinin haklarının korunması amacıyla izinsiz mevduat ve fon kabulü sayılacak durumlar ayrıntılı bir şekilde tanımlanmış ve Türkiye'de kurulan kredi kuruluşlarının yurt dışındaki şubeleri ile ortaklıklarının mevduat cüzdanı ve fon toplamaya ilişkin evrakın düzenlenmesi işlemlerini faaliyette bulundukları ülkede yapmaları zorunlu tutulmuş ve söz konusu şube veya ortaklıklar adına hiçbir şekil ve surette yurt içinde mevduat cüzdanı ve fon toplamaya ilişkin evrakın düzenlenemeyeceği ve verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Bu madde ile bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununa istinaden çıkartılan alt düzenlemelerde yer alan hüküm çerçevesinde, Türkiye'de kurulu kredi kuruluşlarının, yurt dışında kurulu ortaklıkları veya başka banka veya finansal kuruluşlar adına yurt içinde yerleşik kişilerden mevduat veya katılım fonu kabulü amacıyla; evrak ya da cüzdan bulundurmaları, personel istihdam etmeleri, bu ortaklıklar veya başka kredi kuruluşu veya finansal kuruluş adına toplanacak mevduat ve katılım fonu üzerinden personele ücret, komisyon, prim ve benzeri adlar altında para ödemek veya personele bu kuruluşların reklamını yaptırmak suretiyle müşterilerini yurt dışındaki kuruluşlara yönlendirmeleri, bu ve benzeri yöntemler kullanarak yurt dışında kurulu kuruluşlar adına mevduat ve katılım fonu kabul etmelerinin izinsiz mevduat kabulü sayılacağı hükmü Kanun kapsamına alınmıştır.

Bu maddenin son fıkrasında, bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 10 uncu maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan hüküm, katılım fonu hesaplarını da kapsayacak şekilde ihdas edilmiştir. Madde ile kredi kuruluşlarının, tasarruf mevduatı hesapları ile katılım fonu hesaplarını Merkez Bankasının Kurulun görüşünü almak suretiyle tespit edeceği vade ve türlerine göre tasnif etmek ve diğer hesaplardan ayırmak zorunda oldukları hüküm altına alınmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 61 gerekçesi

Madde 61

Mevduatın ve katılım fonunun çekilmesi

4721 sayılı Türk Medenî Kanununun rehinlere ve hapis hakkına, 818 sayılı Borçlar Kanununun alacağın devir ve temlikine, takasa dair hükümleri ile diğer kanunların verdiği yetkiler ve koyduğu yükümlülükler saklı kalmak şartıyla mevduat ve katılım fonu sahiplerine ödenmesi gereken tutarları geri alma hakları hiçbir suretle sınırlandırılamaz. Mevduat veya katılma hesabı sahipleri ile kredi kuruluşları arasında vade ve ihbar süresi hakkında kararlaştırılan şartlar saklıdır.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurulca belirlenir.

Madde gerekçesi

Madde ile, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 10 uncu maddesinin (3) numaralı fıkrası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun rehinlere ve hapis hakkına, 818 sayılı Borçlar Kanununun alacağın devir ve temlikine, takasa ilişkin hükümleri ile diğer kanunların verdiği yetkiler ve koyduğu yükümlülükler saklı kalmak kaydıyla, özel cari hesap ile katılma hesabı sahiplerini de kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 62 gerekçesi

Madde 62

Zamanaşımı

Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar zamanaşımına tâbidir.

Zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması hâlinde, yapılacak ilânı müteakiben Fona gelir kaydedilir.

Bu maddenin uygulanması ile ilgili usûl ve esaslar Kurulca belirlenir.

Madde gerekçesi

Madde bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 10 uncu maddesinin (4) numaralı fıkrası esas alınarak düzenlenmiştir.

Katılım bankalarında zamanaşımına uğrayan katılım fonu, emanet ve alacakların da Fona gelir kaydedileceği hükmüne yer verilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 63 gerekçesi

Madde 63

Mevduatın ve katılım fonunun sigortalanması

3 değişiklik

(Değişik birinci fıkra:26/5/2022-7407/1 md.) Kredi kuruluşları nezdlerindeki resmi kuruluşlar, kredi kuruluşları ve finansal kuruluşlara ait olanlar haricindeki tüm mevduat ve katılım fonları, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından sigorta edilir.

Kredi kuruluşları, nezdlerindeki mevduat ve katılım fonlarını, sigortaya tâbi kısım üzerinden sigorta ettirmek ve bunun üzerinden prim ödemek zorundadır.[7]

(Değişik üçüncü fıkra:26/5/2022-7407/1 md.) Sigortaya tabi olacak mevduat ve katılım fonlarının kapsamı ve tutarı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Merkez Bankası ve Kurulun olumlu görüşü alınmak suretiyle Fon Kurulu tarafından belirlenir. Risk esaslı sigorta priminin oranı, yıllık bazda sigortaya tabi mevduat ve katılım fonunun binde yirmisini aşamaz. Risk esaslı sigorta priminin tarifesi, tahsil zamanı, şekli, mevduat sigorta rezervinin ulaşması hedeflenen minimum seviyesi ile diğer hususlar Kurulun görüşü alınmak suretiyle Fon Kurulu tarafından belirlenir.

Kredi kuruluşlarının iflası veya tasfiyesi hâlinde mevduat ve katılım fonu sahipleri, Fonun imtiyazlı alacaklarından ve Devlet ile sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklarından sonra gelmek üzere sigortaya tâbi olmayan kısım için 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesindeki üçüncü sıra anlamında imtiyazlı alacaklıdırlar.[8]

Kredi kuruluşlarınca Fona ödenen sigorta primleri kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilir.

Faaliyet izni kaldırılan kredi kuruluşları nezdinde bulunan ve doğruluğu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanan mevduat ve katılım fonunun sigorta kapsamındaki kısmı, Fon tarafından mevduat sigorta rezervinden ödenir.[9]

(Ek fıkra: 26/5/2022-7407/1 md.) Kredi kuruluşları sigortalı mevduat ve katılım fonunun hesaplanmasına, takibine, doğrulanmasına ve ödenmesine esas teşkil edecek her türlü bilgiyi Fona iletmekle ve buna ilişkin sistemlerini kurmakla yükümlüdür. Bu sistemin kuruluş, işleyiş ve denetimine ilişkin usul ve esaslar Kurulun görüşü alınarak Fon Kurulu tarafından belirlenir.

Madde gerekçesi

Kredi kuruluşlarındaki mevduatların ve katılım fonlarının emre amade olmaması durumunun göz önüne alınması gerektiğinden ve asgarî bir mevduat ve katılım fonu koruma seviyesinin temin edilmesinin şart olduğundan bahisle mevduatın sigortalanmasına ilişkin bu madde hükmü ihdas edilmiştir.

Mevduatın ve katılım fonunun sigortalanması, sektördeki tüm kuruluşlar arasında bir dayanışmanın, finansal bütünleşmenin ve denetimin vazgeçilmez bir unsuru olarak görülmektedir.

Bankalara duyulan güveni artırmak suretiyle tasarrufları korumak ve Türk malî sistemine istikrar kazandırmak amacıyla mevduat sigorta sistemi uygulanmaktadır. Fakat bu husus, kredi kuruluşları nezdindeki mevduatların ve katılım fonlarının tamamının sigortalanması anlamına gelmez.

Türkiye'de ve Dünya örneklerinde mevduata tam garanti uygulamasına finans sektöründe sistemik bir krizi önlemek veya bir an önce sonlandırmak ve oluşabilecek maliyetleri en aza indirmek amacıyla başvurulduğu bilinmektedir. Bu nedenle tam mevduat güvencesi sınırlı bir süre için uygulanması gereken bir politika seçeneğidir. Tam mevduat güvencesinin bir ülkede uzun süre uygulanması ve bu politikanın geçici nitelikten uzaklaşarak kalıcı bir hâl alması, piyasa disiplinini zayıflatarak ekonomi üzerinde olumsuz etki yaratmaktadır. Bu durum ülkemiz kaynaklarının verimli yatırım ve faaliyet alanlarına kanalize edilmesini önlemekte, tasarruflarımızın ülke kalkınmasına yapacağı katkıyı sınırlandırmaktadır. Bu nedenle, ülkemiz uygulamasında da mevcut durumda tasarruf mevduatlarının sadece 50 bin YTL'ye kadar olan kısmı güvence kapsamındadır.

Mevduat sigorta primine esas matrahın tespiti hususunda çeşitli ülkelerde farklı uygulamalar söz konusudur. Hemen belirtmek gerekir ki, sigortalı mevduat üzerinden prim alınması daha yaygındır.

Sigorta priminin mevduatın sigortalı kısmı toplamı üzerinden değil, mevduatın tümü üzerinden hesaplanması Fona gelir sağlama bakımından savunulabilir ise de, bu duruma hukukî bakımdan itiraz edilebileceği hususu izahtan varestedir. Buna göre, mevduat sigorta primlerinin, sigortaya tâbi mevduatın ve katılım fonunun sigortalı kısmı üzerinden hesaplanması daha hakkaniyetli olacaktır. Bu nedenle maddenin ikinci fıkrasında, kredi kuruluşlarının, nezdlerindeki tasarruf mevduatını ve gerçek kişilere ait katılım fonlarını sigortaya tâbi kısım üzerinden sigorta ettirmek ve bunun üzerinden prim ödemek zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.

Fonun aslî gelir kaynağı olan mevduat sigortası prim ödemelerinin yetersiz kalması durumunda, Hazine Müsteşarlığı ve Merkez Bankası kaynaklarına başvurulduğu için sigortaya tâbi olacak tasarruf mevduatının ve gerçek kişilere ait katılım fonlarının kapsamı ve tutarının, Merkez Bankası, Kurul ve Hazine Müsteşarlığının olumlu görüşü alınmak suretiyle Fon Kurulu tarafından belirlenmesi hüküm altına alınmıştır. Böylece, 30 Mayıs 1994 tarihli, 94/19/EC sayılı Konsey Direktifine uyumun tesis edilebilmesi amacıyla, sigortaya tâbi olacak mevduatın kapsamının belirlenebilmesi hususunda esneklik sağlanmıştır.

Bankacılık sistemi içerisinde her bankanın sistem üzerinde yarattığı riske göre sigorta primi ödemesi, genel sigortacılık prensipleriyle uygun olduğu gibi birçok ülke uygulamasında da yer almaktadır.

Bu amaçla prim ödemesinin risk esaslı olarak belirlenmesi uygun görülmüştür.

Bankaların risk esaslı sigorta primi tarifesine bağlı olması, aynı zamanda bankaları daha düşük seviyelerde risk almaya ve daha ihtiyatlı düzenlemelere uyum konusunda teşvik edici niteliktedir. Risk esaslı sigorta priminin tarifesi, tahsil zamanı, şekli ve diğer hususların Kurulun görüşü alınmak suretiyle Fon Kurulu tarafından belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

Kredi kuruluşlarının uluslararası alanda rekabet edebilir bir yapıya sahip olabilmesi amacıyla, kendileri için aynı zamanda bir maliyet unsuru olan sigorta priminin uluslararası uygulamalarda öngörülen genel seviyede izlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda ve Fonun kaynak ihtiyacı da göz önüne alınarak, bu madde ile kredi kuruluşlarının, tasarruf mevduatının ve gerçek kişilere ait katılım fonlarının sigortaya tâbi kısmı üzerinden risk esaslı prim ödemesi ve prim oranının, sigortaya tâbi mevduatın ve katılım fonunun yıllık bazda binde yirmisini aşamayacağı hükme bağlanmıştır.

2004 sayılı İcra İflas Kanununun 206 ncı maddesinde, özel kanunlarında imtiyazlı olduğu belirtilen alacaklar eski hâlinde birinci sırada düzenlenmişken, 4949 sayılı İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda söz konusu alacaklar üçüncü sıra olarak değiştirilmiştir. Böylece kredi kuruluşlarının iflâsı hâlinde mevduat ve katılım fonu sahiplerinin, Fonun imtiyazlı alacaklarından sonra gelmek üzere sigortaya tâbi olmayan kısım için 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesindeki üçüncü sıra anlamında imtiyazlı alacaklı olduğu hüküm altına alınarak İcra ve İflas Kanunundaki değişikliğe paralellik tesis edilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 64 gerekçesi

Madde 64

Sigorta kapsamı dışında kalan mevduat ve katılım fonu

3 değişiklik

Aşağıda sayılan mevduat ve katılım fonu hesapları sigortaya tâbi değildir:[10]

a) (Değişik:26/5/2022-7407/2 md.) İlgili kredi kuruluşunun hâkim ortakları ya da nitelikli pay sahiplerine, bunların kontrolünde bulunan tüzel kişilere, gerçek kişi hâkim ortakların ana, baba, eş ve velâyet altındaki çocuklarına ait mevduat ve katılım fonu ile diğer hesaplar.

b) (Değişik:26/5/2022-7407/2 md.) İlgili kredi kuruluşunun yönetim veya müdürler kurulu başkan ve üyeleri, genel müdür ve yardımcıları ile bunların tek başına veya birlikte kontrol ettiği tüzel kişiler ve ortaklıklar ile ana, baba, eş ve velâyet altındaki çocuklarına ait mevduat ve katılım fonu ile diğer hesaplar.

c) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 282 nci maddesindeki suçtan kaynaklanan malvarlığı değerleri kapsamına giren mevduat ve katılım fonu ile diğer hesaplar.

d) (Değişik:26/5/2022-7407/2 md.) Fon Kurulu tarafından Kurulun görüşü alınmak suretiyle belirlenen diğer mevduat, katılım fonu ve hesaplar.

Madde gerekçesi

Bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 15 inci maddesinin (6) numaralı fıkrasının (b) bendi ile 20 nci maddesinin (6) numaralı fıkrasının (c) bendi hükümleri dikkate alınmak suretiyle Avrupa Birliği direktifleri çerçevesinde sigorta kapsamında sayılmayan hesaplar açık bir biçimde belirtilmiştir. Ayrıca, sigorta kapsamı dışında tutulmasında yarar veya gerek görülen mevduat, katılım fonu ve hesapların kapsam dışına alınması hususunda Kurula yetki verilmesi öngörülmüştür.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 972 · tasarı/teklifin madde 65 gerekçesi

Dipnotlar

  1. [1]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Başbakan veya görevlendireceği Devlet Bakanını” ibaresi “Cumhurbaşkanı tarafından görevlendirilen Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakanı” şeklinde değiştirilmiştir.
  2. [2]Bu maddenin başlığı “Bağımsız denetim, değerleme, derecelendirme ve destek hizmeti kuruluşlarının yetkilendirme izni” iken 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 143 üncü maddesi ile metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
  3. [3]20/2/2020 tarihli ve 7222 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ihlâl ettikleri ve” ibaresinden sonra gelmek üzere “bankacılık sistemini ya da” ibaresi eklenmiş ve “kanunî kovuşturma talep edilen” ibaresi “Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulan” şeklinde değiştirilmiştir.
  4. [4]3/11/2022 tarihli ve 7420 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle bu fıkranın dördüncü cümlesinde yer alan “destek hizmetinin niteliğine göre” ibaresi “alınacak hizmetin niteliğine göre bu hizmeti sunacak destek hizmeti kuruluşları ile diğer hizmet sağlayıcılarının bu hizmetleri sunarken uymaları gereken usul ve esasları belirlemeye, bunları yetkilendirmeye veya” şeklinde değiştirilmiştir.
  5. [5]20/2/2020 tarihli ve 7222 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bankalarının finansal kiralama yöntemiyle sağladığı finansmanlar” ibaresi “bankaları” şeklinde, “benzer” ibaresi “Kurulca belirlenecek diğer” şeklinde değiştirilmiştir.
  6. [6]20/2/2020 tarihli ve 7222 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle, bu bentte yer alan “ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığıyla” ibaresi “, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi veya Türkiye Varlık Fonuyla” şeklinde değiştirilmiştir.
  7. [7]26/5/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “tasarruf mevduatı ve gerçek kişilere ait” ibaresi “mevduat ve” şeklinde değiştirilmiştir.
  8. [8]26/5/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanunun 1 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Kredi kuruluşlarının iflası” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya tasfiyesi” ibaresi eklenmiştir.
  9. [9]26/5/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Fon kaynaklarından” ibaresi “Fon tarafından mevduat sigorta rezervinden” şeklinde değiştirilmiştir.
  10. [10]26/5/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “Aşağıda sayılan tasarruf mevduatı” ibaresi “Aşağıda sayılan mevduat” şeklinde değiştirilmiştir.
  11. [11]20/2/2020 tarihli ve 7222 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle, birinci fıkranın (a) bendinde yer alan “(a), (b), (c) ve (d)” ibaresi “(a), (b), (c), (d) ve (h)” şeklinde ve ikinci fıkrada yer alan “plân” ibaresi “program” şeklinde değiştirilmiştir.
  12. [12]20/2/2020 tarihli ve 7222 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle, birinci fıkranın (a) bendinde yer alan “(a), (b), (c) ve (d)” ibaresi “(a), (b), (c), (d) ve (h)” şeklinde, (b) bendinde yer alan “, (g) bendi ile ilgili olarak” ibaresi “veya” şeklinde, “plân” ibaresi “program” şeklinde ve “plânın” ibaresi “programın” şeklinde değiştirilmiştir.
  13. [13]13/6/2012 tarihli ve 6327 sayılı Kanunun 39 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Sosyal Güvenlik Kurumuna” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve il veya ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarınca yapılan sosyal yardım hak sahiplerinin tespiti ile gelir testi işlemlerinin yürütülmesi amacıyla Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğüne” ibaresi eklenmiştir.
  14. [14]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu kararıyla” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.
  15. [15]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Başbakanın” ibaresi “Cumhurbaşkanının” şeklinde değiştirilmiştir.
  16. [16]25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “sakatlık” ibaresi “engellilik” şeklinde değiştirilmiştir.
  17. [17]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde, “Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.
  18. [18]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Başbakanlığa” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.
  19. [19]20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “üç” ibaresi “beş” olarak değiştirilmiştir.
  20. [20]20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “bu sayının yarısını” ibaresi “sayısı toplamda yirmiyi” şeklinde değiştirilmiştir.
  21. [21]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu kararıyla” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.
  22. [22]Bu fıkrada yer alan “beşi” ibaresi, 24/5/2007 tarihli ve 5667 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle “onbeşi” olarak değiştirilmiştir.
  23. [23]20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “dört” ibaresi “sekiz” şeklinde şeklinde değiştirilmiştir.
  24. [24]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.
  25. [25]20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “hukuk uzman ve yardımcıları ile bilişim” ibaresi “hukuk uzman ve yardımcıları, bilişim uzman ve yardımcıları ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu” şeklinde, üçüncü cümlesinde yer alan “hukuk ve bilişim” ibaresi “hukuk, bilişim ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu”şeklinde değiştirilmiştir.
  26. [26]20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “hukuk ve bilişim” ibaresi “hukuk, bilişim ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu”, ikinci cümlesinde yer alan “Uzman yardımcılığı” ibaresi “Uzman yardımcılığı (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu uzman yardımcılığı hariç)”, dördüncü cümlesinde yer alan “hukuk ve bilişim” ibaresi “hukuk, bilişim ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu” şeklinde değiştirilmiştir.
  27. [27]Anayasa Mahkemesi’nin 22/3/2007 tarihli ve E.: 2005/139, K.: 2007/33 sayılı Kararı ile; 92 nci maddenin son fıkrasının “... nitelikleri ile ...” ibaresi iptal edilmiştir.
  28. [28]4/3/2021 tarihli ve 7292 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle, bu bentte yer alan “finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin” ibaresi “Kurumun gözetim ve denetimine tabi diğer kuruluşların” şeklinde değiştirilmiştir.
  29. [29]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “, programlar ve hükûmet programında” ibaresi “ ve programlarda” şeklinde değiştirilmiştir.
  30. [30]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Kanun ile” ibaresi “ Kanun ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle” şeklinde değiştirilmiştir.
  31. [31]13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 148 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “Ankara’da Asliye Ticaret Mahkemesinde” ibaresi “İstanbul’da Asliye Ticaret Mahkemesinde” şeklinde değiştirilmiştir.
  32. [32]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “Bakanlar Kuruluna” ibareleri “Cumhurbaşkanlığına” şeklinde değiştirilmiştir.
  33. [33]12/11/2019 tarihli ve 7192 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “, finansman şirketleri, ödeme kuruluşları ile elektronik para kuruluşlarınca” ibaresi “ile finansman şirketlerince” şeklinde değiştirilmiştir.
  34. [34]4/3/2021 tarihli ve 7292 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ile finansman” ibaresi “, finansman şirketleri ile tasarruf finansman” şeklinde değiştirilmiştir.
  35. [35]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Başbakanlık Müsteşarı” ibaresi “en yüksek Devlet memuru” ve “Başbakanlık Müsteşarına” ibaresi “En yüksek Devlet memuruna” şeklinde değiştirilmiştir.
  36. [36]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bakanlık müsteşarı” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı” şeklinde, “bakanlık müsteşar yardımcısı” ibaresi “bakanlık genel müdürü” şeklinde, “Başbakanlık uzmanı” ibaresi “Adalet uzmanı” şeklinde, “Başbakanlık uzman yardımcıları” ibaresi “Adalet uzman yardımcıları” şeklinde değiştirilmiştir.
  37. [37]25/4/2012 tarihli ve 6300 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle bu fıkranın son cümlesinde yer alan bir yılı” ibaresi “iki yılı” şeklinde değiştirilmiştir.
  38. [38]8/3/2006 tarihli ve 5472 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan "tüm imtiyazlı alacaklılardan önce" ibaresinden sonra gelmek üzere ", ancak Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklarından sonra" ibaresi eklenmiştir.
  39. [39]26/5/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle bu bentte yer alan “sigortaya tâbi tasarruf mevduatı” ibaresi “sigortaya tabi mevduat” şeklinde değiştirilmiştir.
  40. [40]8/3/2006 tarihli ve 5472 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan "tüm imtiyazlı alacaklılardan önce" ibaresinden sonra gelmek üzere ", ancak Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklarından sonra" ibaresi eklenmiştir.
  41. [41]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.
  42. [42]25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “sakatlık” ibaresi “engellilik şeklinde değiştirilmiştir.
  43. [43]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ Başbakan” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.
  44. [44]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Başbakanlığa” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.
  45. [45]26/5/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “iki” ibaresi “üç” şeklinde değiştirilmiştir.
  46. [46]26/5/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle bu fıkranın birinci cümlesine “daire başkanlıkları” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve bağlı müdürlükler” ibaresi eklenmiş, fıkranın ikinci cümlesinde yer alan “onu” ibaresi “onikiyi, müdürlüklerin sayısı altıyı” şeklinde değiştirilmiştir.
  47. [47]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu kararıyla” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.
  48. [48]26/5/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “bu Kanunda belirtilen faaliyet alanı, görev” ibaresi “bu Kanun ve ilgili kanunlarda belirtilen görev, faaliyet alanı” şeklinde değiştirilmiştir.
  49. [49]Bu fıkrada yer alan “beşi” ibaresi, 24/5/2007 tarihli ve 5667 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle “onbeşi” olarak değiştirilmiştir.
  50. [50]Anayasa Mahkemesi’nin 22/3/2007 tarihli ve E.: 2005/139, K.: 2007/33 sayılı Kararı ile; 121 inci maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “... (d) bendi hariç, diğer ...” ibaresi iptal edilmiştir.
  51. [51]Anayasa Mahkemesi’nin 22/3/2007 tarihli ve E.: 2005/139, K.: 2007/33 sayılı Kararı ile; bu fıkrada yer alan“... nitelikleri ile ...” ibaresi iptal edilmiştir.
  52. [52]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “, programlar ve hükûmet programında” ibaresi “ve programlarda” şeklinde değiştirilmiştir.
  53. [53]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Kanun ile” ibaresi “ Kanun ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle” şeklinde değiştirilmiştir.
  54. [54]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “Başbakanlık Müsteşarı” ibaresi “en yüksek Devlet memuru” ve “Başbakanlık Müsteşarına” ibaresi “en yüksek Devlet memuruna” şeklinde değiştirilmiş, dördüncü fıkrasında yer alan “bakanlık müsteşarı” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı” şeklinde, “bakanlık müsteşar yardımcısı” ibaresi “bakanlık genel müdürü” şeklinde, “Başbakanlık uzmanı” ibaresi “Adalet uzmanı” şeklinde, “Başbakanlık uzman yardımcıları” ibaresi “Adalet uzman yardımcıları” şeklinde değiştirilmiştir.
  55. [55]25/4/2012 tarihli ve 6300 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle bu fıkranın son cümlesinde yer alan bir yılı” ibaresi “iki yılı” şeklinde değiştirilmiştir.
  56. [56]26/5/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle bu fıkranın üçüncü cümlesinde yer alan “Fon bu meblağı, ilgililerinden talep eder” ibaresi “Fonun bu meblağı kusurlu bulunan ilgililerinden talep etme hakkı saklıdır” şeklinde değiştirilmiştir.
  57. [57]26/5/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “Kanunun 71 inci maddesi” ibaresi “Kanun” şeklinde ve fıkranın ikinci cümlesinde yer alan “kurum bu meblağı, ilgililerinden talep eder” ibaresi “kurumun bu meblağı kusurlu bulunan ilgililerinden talep etme hakkı saklıdır” şeklinde değiştirilmiştir.
  58. [58]26/5/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “Fonu temsilen görev yapan yönetim, denetim kurulu üyeleri, müdürler kurulu üyeleri,” ibaresi “Fonu temsilen görev yapan yönetim, denetim kurulu üyeleri, müdürler kurulu üyeleri ile bu Kanun uyarınca görevlendirilen, atanan veya aday gösterilerek seçilen” şeklinde değiştirilmiştir.
  59. [59]26/5/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “iktisadi değeri olmayanlar da dahil olmak üzere diğer tüm hak ve varlıkları” ibaresi “iktisadi değeri olmayanlar da dâhil olmak üzere diğer tüm hak ve varlıklar ile bunlarla bağlantılı finansal kiralama sözleşmeleri ve bu sözleşmelere konu varlıkları” şeklinde ve “mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçlarını” ibaresi “mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçlarını; ticari ve iktisadi bütünlük içinde yer alan mal, hak ve/veya varlıklar ile ilgili olması veya ticari ve iktisadi bütünlüğün değerinin korunması için gerekli veya değerini artırır mahiyette olması, taraflarca borç miktarının tespitinde mutabakata varılmış olması, varlıkları ticari ve iktisadi bütünlük satışına konu edilen tarafça bahsi geçen mutabakattan sonra Fona müracaat edilmesi ve işlemlerin en geç Fon Kurulunun ihaleyi onay tarihine kadar tekemmül ettirilmesi şartıyla öncelikli olarak” şeklinde değiştirilmiş, fıkranın mevcut onuncu cümlesinde yer alan “düzenlenir” ibaresi “düzenlenir ve Resmî Gazetede ilan edilir” şeklinde değiştirilmiş ve fıkranın mevcut onüçüncü cümlesine “maliklerinin iflasına karar verilemez,” ibaresinden sonra gelmek üzere “finansal kiralama sözleşmelerinin feshi talep edilemez, işbu sözleşmeler kapsamındaki varlıkların iadesine karar verilemez,” ibaresi eklenmiştir.
  60. [60]8/3/2006 tarihli ve 5472 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, her türlü hak ve alacakların bedelinden," ibaresinden sonra gelmek üzere "Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklarından sonra gelmek üzere," ibaresi eklenmiştir.
  61. [61]14/10/2021 tarihli ve 7338 sayılı Kanunun 58 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “kuruluş işlemleri de dâhil olmak üzere kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince” ibaresi ve “her ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek tutarlar 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu gereği ödenecek banka ve sigorta muameleleri vergisinden,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
  62. [62]Anayasa Mahkemesinin 1/2/2024 tarihli ve E.:2023/110; K.:2024/35 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “…492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan,…” ibaresi iptal edilmiştir.
  63. [63]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu maddede yer alan “Bakanlar Kurulu” ibareleri “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.
  64. [64]20/2/2020 tarihli ve 7222 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle, birinci fıkranın birinci cümlesinde yer alan “Cumhurbaşkanı” ibaresi “Merkez Bankası” şeklinde, “bu maddede belirtilen işlemlerde sağlanacak” ibaresi “her türlü işlemlerinden elde edecekleri ücret, masraf, komisyon ve” şeklinde değiştirilmiştir.
  65. [65]20/2/2020 tarihli ve 7222 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle, bu fıkranın (a) bendinde yer alan “beşbin Yeni” ibaresi “yüz bin” şeklinde, “onbeşbin Yeni” ibaresi “iki yüz bin” şeklinde, (b) bendinde yer alan “beşbin Yeni” ibaresi “yüz bin” şeklinde, “yirmibin Yeni” ibaresi “iki yüz bin” şeklinde, (c) bendinde yer alan “beşbin Yeni” ibaresi “elli bin” şeklinde, “yirmibin Yeni” ibaresi “iki yüz bin” şeklinde değiştirilmiştir.
  66. [66]20/2/2020 tarihli ve 7222 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle, birinci fıkranın (a) bendinde yer alan “onbin Yeni” ibaresi “beş yüz bin” şeklinde, “binde beşine” ibaresi “yüzde beşine” şeklinde değiştirilmiş, (b) bendinde yer alan “alınan kararlara” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve verilen talimatlara” ibaresi eklenmiş, aynı bentte yer alan “beşbin Yeni” ibaresi “elli bin” şeklinde, “onbin Yeni” ibaresi “beş yüz bin” şeklinde değiştirilmiştir.
  67. [67]3/4/2013 tarihli ve 6456 sayılı Kanunun 41 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “özel hukuk” ibaresinden önce gelmek üzere “gerçek kişiler ve” ibaresi eklenmiştir.
  68. [68]3/4/2013 tarihli ve 6456 sayılı Kanunun 41 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “bir özel hukuk” ibaresi “bir gerçek kişi veya özel hukuk” şeklinde değiştirilmiştir.
  69. [69]Bu fıkranın “… tüzel kişilerin kanunî temsilcileri ile borçlu veya borçla diğer ilgililerin yurt dışına çıkmasını yasaklama …” bölümü Anayasa Mahkemesi’nin 18/10/2007 tarihli ve E.: 2007/4, K.: 2007/81 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.
  70. [70]Anayasa Mahkemesi’nin 4/6/2014 tarihli ve E.: 2014/85, K.: 2014/103 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “…zamanaşımı ve” ibaresi iptal edilmiştir.
  71. [71]24/12/2025 tarihli ve 10765 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının birinci maddesi ile bu maddenin uygulanma süresinin 28/12/2025 tarihinden itibaren iki yıl uzatılmasına karar verilmiştir.
  72. [72]20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Kanunun 40 maddesi ile ihdas edilmiştir.