Bankacılık Kanunu
- Kanun numarası
- 5411
- Kabul tarihi
- 19.10.2005
- Resmî Gazete
- 01.11.2005 / 25983 (mükerrer)
- Düstur
- 5. tertip, cilt 45
- Son değişiklik
- 01.02.2024
- Madde sayısı
- 206
Metin içindeki değişiklik notlarından ve dipnotlardan derlenmiştir. Toplam 163 kayıt.
-
1 Şubat 2024
-
Anayasa Mahkemesinin 1/2/2024 tarihli ve E.:2023/110; K.:2024/35 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “…492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan,…” ibaresi iptal edilmiştir.
-
-
27 Aralık 2023
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile finansal sıkıntıda olan işletmelerin borçlarını yeniden yapılandırabilmelerine imkan sağlayan mevcut düzenlemenin uygulama süresinin iki yıl uzatılmasını ve söz konusu sürenin ihtiyaç hasıl olması durumunda Cumhurbaşkanı tarafından ilaveten iki yıl daha uzatılabilmesini sağlayacak şekilde değişiklik yapılması amaçlanmaktadır.
-
-
3 Kasım 2022
-
Değişikliğin gerekçesi
Günün teknolojisine uygun inovatif yeni iş modelleriyle bankacılık faaliyetinde bulunmak isteyen yeni nesil dijital (şubesiz) bankalar gibi oyuncuların riskini sınırlandırmak bakımından dünya örneklerinde olduğu gibi söz konusu oyunculara sınırlı veya kısıtlı faaliyet izni verilebilmesi önem arz etmektedir. 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 10 uncu maddesine göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından aksi kararlaştırılmış olmadıkça, Kanunun 4 üncü maddesinde belirtilen bütün faaliyetleri aynı maddenin son fıkrasındaki sınırlamalar çerçevesinde kapsayacağı belirtilmiş olmakla birlikte, bu hüküm muğlaklık arz etmekte ve Kurulun bankalara faaliyet konuları bazında sınırlı veya kısıtlı faaliyet izni verip veremeyeceği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Bu çerçevede maddeyle, Kurulun, bankalara faaliyet konuları bazında sınırlama veya kısıtlamalar getirmek suretiyle de faaliyet izni vermeye yetkili olduğunun netleştirilmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddeyle, 5411 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde yapılan değişiklikle uyumlu olarak, sınırlı faaliyet izni verilen durumlarda bu sınırlama veya kısıtlamalara uymayanların ya da 5411 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin son fıkrasındaki kısıtlamalara uymayanların tabi olacağı idari yaptırımın caydırıcı hale getirilmesi amaçlanmaktadır.
-
Eski ifade
destek hizmetinin niteliğine göreYeni ifadealınacak hizmetin niteliğine göre bu hizmeti sunacak destek hizmeti kuruluşları ile diğer hizmet sağlayıcılarının bu hizmetleri sunarken uymaları gereken usul ve esasları belirlemeye, bunları yetkilendirmeye veyaDeğişikliğin gerekçesi
5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile bankalara destek hizmeti sunan kuruluşlara ilişkin usul ve esas belirlemeye yönelik BDDK’ya kanun ile doğrudan verilmiş bir yetki bulunmamakta olup, maddeyle bu yetki eksikliğinin giderilmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda, bankaların müşterilerine sundukları hizmetlerin güvenli ve kesintisiz bir şekilde sürdürülmesinde önemli yeri bulunan hizmet sağlayıcıların uymaları gereken usul ve esasların belirlenmesi yetkisinin Kurula verilmesi sağlanmış olacak ve böylelikle bu yetki kapsamında belirlenmiş usul ve esaslara uyulmaması halinde Kanunun 148 inci maddesi uyarınca ilgili hizmet sağlayıcıya doğrudan idari yaptırım uygulanabilmesi de hukuki zemine kavuşmuş olacaktır.
Söz konusu maddeyle ayrıca, 5411 sayılı Kanunun 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında yer verilen en az beş banka ya da fınansal kuruluş tarafından kurulacak şirketlerin tabi olacağı usul ve esasları belirleme yetkisinin Kurulda olduğunun da netleştirilmesi amaçlanmaktadır.
-
-
26 Mayıs 2022
-
Eski ifade
tasarruf mevduatı ve gerçek kişilere aitYeni ifademevduat veDeğişikliğin gerekçesi
Maddenin mevcut halinde sadece gerçek kişilere ait olup ticari işlemlere konu olmayan mevduat ve katılım fonu tutarları sigorta kapsamında iken, yapılan değişiklikle ticari mevduatın da sigorta kapsamına dahil edilmesi öngörülmektedir. Mevduat sigortacılığının kuralları IADI tarafından yürürlüğe konulan “Etkin Mevduat Sigortacılığı için Temel Prensipler” ile belirlenmekte ve bu doğrultuda IADI Değerleme Sonuç Raporunda ticari mevduatın sigorta kapsamı içine alınmasına yönelik tavsiyede bulunulmuştur. Ticari mevduatın sigorta kapsamına dahil edilmesi hususu aynı zamanda Avrupa Birliği’nin 2014 tarihli ve mevduat sigortacılığı faaliyetlerinin AB bünyesindeki kurallarını düzenleyen EU/49 sayılı Mevduat Sigortacılığı Direktifi’nin 5 no’lu “Sigortalanabilir Mevduat” başlıklı maddesinde de yer alan bir husustur. Ülkemizin AB direktiflerine uyum değerlendirmesinde daha önce ticari mevduatın kapsam dışında olması sebebiyle ülkemiz “büyük ölçüde uyumlu’’ sayılmış ancak “tam uyumlu’’ sayılmamış ve bu yöndeki eksikliğin giderilmesi gerekliliği vurgulanmıştır. Ayrıca her 5 yılda bir yapılan FSAP (Finansal Sektör Değerlendirme Programı) değerlendirmelerinde de ticari mevduatın sigorta kapsamında olmaması kritik edilen ve eleştirilen hususlardan biridir.
IADI’nin 11 no’lu prensibi ile AB’nin EU/49 sayılı direktifinin fonlama ile ilgili 10 no’lu maddesinde mevduat sigorta rezervi için limit tanımlaması yapılması önerisi bulunduğundan, maddenin üçüncü fıkrasına “mevduat sigorta rezervinin ulaşması hedeflenen minimum seviye’’ şeklindeki ilaveyle buna yönelik düzenleme yapılmakta, dördüncü fıkrasında yapılan değişiklik ile; hakkında iflas kararı verilmeyen veya iradi tasfiyeye giren kredi kuruluşunun tasfiyesinde de 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesindeki sıralamanın geçerli olacağına ilişkin ilave getirilmekte, altıncı fıkrasına, Fon kaynaklarının çözümleme rezervi ile mevduat sigortası rezervinden oluşması nedeniyle ödemenin, mevduat sigortası rezervinden yapılmasına yönelik düzenleme yapılmaktadır.
Öte yandan maddeye yeni fıkra ilavesiyle bankalarda söz konusu teknik alt yapının kuruluş, işleyiş ve denetimine ilişkin kuralların Fon Kurulu tarafından belirlenmesi hakkında düzenleme getirilmektedir.
-
Eski ifade
Fon kaynaklarındanYeni ifadeFon tarafından mevduat sigorta rezervindenDeğişikliğin gerekçesi
Maddenin mevcut halinde sadece gerçek kişilere ait olup ticari işlemlere konu olmayan mevduat ve katılım fonu tutarları sigorta kapsamında iken, yapılan değişiklikle ticari mevduatın da sigorta kapsamına dahil edilmesi öngörülmektedir. Mevduat sigortacılığının kuralları IADI tarafından yürürlüğe konulan “Etkin Mevduat Sigortacılığı için Temel Prensipler” ile belirlenmekte ve bu doğrultuda IADI Değerleme Sonuç Raporunda ticari mevduatın sigorta kapsamı içine alınmasına yönelik tavsiyede bulunulmuştur. Ticari mevduatın sigorta kapsamına dahil edilmesi hususu aynı zamanda Avrupa Birliği’nin 2014 tarihli ve mevduat sigortacılığı faaliyetlerinin AB bünyesindeki kurallarını düzenleyen EU/49 sayılı Mevduat Sigortacılığı Direktifi’nin 5 no’lu “Sigortalanabilir Mevduat” başlıklı maddesinde de yer alan bir husustur. Ülkemizin AB direktiflerine uyum değerlendirmesinde daha önce ticari mevduatın kapsam dışında olması sebebiyle ülkemiz “büyük ölçüde uyumlu’’ sayılmış ancak “tam uyumlu’’ sayılmamış ve bu yöndeki eksikliğin giderilmesi gerekliliği vurgulanmıştır. Ayrıca her 5 yılda bir yapılan FSAP (Finansal Sektör Değerlendirme Programı) değerlendirmelerinde de ticari mevduatın sigorta kapsamında olmaması kritik edilen ve eleştirilen hususlardan biridir.
IADI’nin 11 no’lu prensibi ile AB’nin EU/49 sayılı direktifinin fonlama ile ilgili 10 no’lu maddesinde mevduat sigorta rezervi için limit tanımlaması yapılması önerisi bulunduğundan, maddenin üçüncü fıkrasına “mevduat sigorta rezervinin ulaşması hedeflenen minimum seviye’’ şeklindeki ilaveyle buna yönelik düzenleme yapılmakta, dördüncü fıkrasında yapılan değişiklik ile; hakkında iflas kararı verilmeyen veya iradi tasfiyeye giren kredi kuruluşunun tasfiyesinde de 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesindeki sıralamanın geçerli olacağına ilişkin ilave getirilmekte, altıncı fıkrasına, Fon kaynaklarının çözümleme rezervi ile mevduat sigortası rezervinden oluşması nedeniyle ödemenin, mevduat sigortası rezervinden yapılmasına yönelik düzenleme yapılmaktadır.
Öte yandan maddeye yeni fıkra ilavesiyle bankalarda söz konusu teknik alt yapının kuruluş, işleyiş ve denetimine ilişkin kuralların Fon Kurulu tarafından belirlenmesi hakkında düzenleme getirilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddenin mevcut halinde sadece gerçek kişilere ait olup ticari işlemlere konu olmayan mevduat ve katılım fonu tutarları sigorta kapsamında iken, yapılan değişiklikle ticari mevduatın da sigorta kapsamına dahil edilmesi öngörülmektedir. Mevduat sigortacılığının kuralları IADI tarafından yürürlüğe konulan “Etkin Mevduat Sigortacılığı için Temel Prensipler” ile belirlenmekte ve bu doğrultuda IADI Değerleme Sonuç Raporunda ticari mevduatın sigorta kapsamı içine alınmasına yönelik tavsiyede bulunulmuştur. Ticari mevduatın sigorta kapsamına dahil edilmesi hususu aynı zamanda Avrupa Birliği’nin 2014 tarihli ve mevduat sigortacılığı faaliyetlerinin AB bünyesindeki kurallarını düzenleyen EU/49 sayılı Mevduat Sigortacılığı Direktifi’nin 5 no’lu “Sigortalanabilir Mevduat” başlıklı maddesinde de yer alan bir husustur. Ülkemizin AB direktiflerine uyum değerlendirmesinde daha önce ticari mevduatın kapsam dışında olması sebebiyle ülkemiz “büyük ölçüde uyumlu’’ sayılmış ancak “tam uyumlu’’ sayılmamış ve bu yöndeki eksikliğin giderilmesi gerekliliği vurgulanmıştır. Ayrıca her 5 yılda bir yapılan FSAP (Finansal Sektör Değerlendirme Programı) değerlendirmelerinde de ticari mevduatın sigorta kapsamında olmaması kritik edilen ve eleştirilen hususlardan biridir.
IADI’nin 11 no’lu prensibi ile AB’nin EU/49 sayılı direktifinin fonlama ile ilgili 10 no’lu maddesinde mevduat sigorta rezervi için limit tanımlaması yapılması önerisi bulunduğundan, maddenin üçüncü fıkrasına “mevduat sigorta rezervinin ulaşması hedeflenen minimum seviye’’ şeklindeki ilaveyle buna yönelik düzenleme yapılmakta, dördüncü fıkrasında yapılan değişiklik ile; hakkında iflas kararı verilmeyen veya iradi tasfiyeye giren kredi kuruluşunun tasfiyesinde de 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesindeki sıralamanın geçerli olacağına ilişkin ilave getirilmekte, altıncı fıkrasına, Fon kaynaklarının çözümleme rezervi ile mevduat sigortası rezervinden oluşması nedeniyle ödemenin, mevduat sigortası rezervinden yapılmasına yönelik düzenleme yapılmaktadır.
Öte yandan maddeye yeni fıkra ilavesiyle bankalarda söz konusu teknik alt yapının kuruluş, işleyiş ve denetimine ilişkin kuralların Fon Kurulu tarafından belirlenmesi hakkında düzenleme getirilmektedir.
-
Eski ifade
Aşağıda sayılan tasarruf mevduatıYeni ifadeAşağıda sayılan mevduatDeğişikliğin gerekçesi
Maddede sigorta kapsamı dışında tutulacak ticari mevduatlar açıkça sayılmakta, kapsam dışında kalacak hesapları belirleme yetkisi Fon Kuruluna verilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddede sigorta kapsamı dışında tutulacak ticari mevduatlar açıkça sayılmakta, kapsam dışında kalacak hesapları belirleme yetkisi Fon Kuruluna verilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddede sigorta kapsamı dışında tutulacak ticari mevduatlar açıkça sayılmakta, kapsam dışında kalacak hesapları belirleme yetkisi Fon Kuruluna verilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Fon bünyesinde fiilen yürütülmekte olan ve mevcut daire başkanlıklarının görev alanında bulunmayan işlemlerle müdürlükler nezdindeki bir kısım işlemlerin, Bankacılık Kanunu dışında verilen yeni görevler ile bu doğrultuda gelişen ihtiyaçların kurulacak yeni hizmet birimlerince yürütülmesi öngörülmekte olup bu ihtiyaçlara binaen hizmet birimi sayısı artırılmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Fonda ihtiyaç duyulan destek personelinin (kat ve mutfak görevlisi, şoför, güvenlik vb.) istihdam edilebilmesi amacıyla maddede değişiklik yapılmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddede, Fon Kurulu üyeleri ve Fon personelinin Bankacılık Kanununda yazılı görevlerine ilişkin karar, eylem ve işlemleri sebebiyle Fonun yaptığı ödemeyi ilgililerinden talep etmesi hususunda düzenleme yapılarak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 13 üncü maddesi ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 5 inci maddesindeki düzenlemeye benzer şekilde Kurumun yaptığı bu ödemeleri kusurlu bulunan ilgililerinden talep etme hakkı saklı tutulmaktadır. Ayrıca 5411 sayılı Kanun uyarınca görevlendirilen, atanan veya aday gösterilerek seçilen kişilerin de madde kapsamına dâhil edilmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddede, Fon Kurulu üyeleri ve Fon personelinin Bankacılık Kanununda yazılı görevlerine ilişkin karar, eylem ve işlemleri sebebiyle Fonun yaptığı ödemeyi ilgililerinden talep etmesi hususunda düzenleme yapılarak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 13 üncü maddesi ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 5 inci maddesindeki düzenlemeye benzer şekilde Kurumun yaptığı bu ödemeleri kusurlu bulunan ilgililerinden talep etme hakkı saklı tutulmaktadır. Ayrıca 5411 sayılı Kanun uyarınca görevlendirilen, atanan veya aday gösterilerek seçilen kişilerin de madde kapsamına dâhil edilmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Bankacılık Kanunu ile Fona verilen görevlerin yanı sıra ilgili diğer kanunlar ve Devlet aleyhine açılan uluslararası davaların takibine ilişkin Cumhurbaşkanlığınca verilen görevlerin ifası sırasında yapılan giderlerin de gerektiği hallerde, daha sonra ilgililerinden tahsili koşuluyla Fon bütçesinden karşılanabilmesi amacıyla ilave düzenleme yapılmaktadır.
-
Eski ifade
mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçlarınıYeni ifademal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçlarını; ticari ve iktisadi bütünlük içinde yer alan mal, hak ve/veya varlıklar ile ilgili olması veya ticari ve iktisadi bütünlüğün değerinin korunması için gerekli veya değerini artırır mahiyette olması, taraflarca borç miktarının tespitinde mutabakata varılmış olması, varlıkları ticari ve iktisadi bütünlük satışına konu edilen tarafça bahsi geçen mutabakattan sonra Fona müracaat edilmesi ve işlemlerin en geç Fon Kurulunun ihaleyi onay tarihine kadar tekemmül ettirilmesi şartıyla öncelikli olarakDeğişikliğin gerekçesi
Maddede, Fon tarafından yapılan ticari ve iktisadi bütünlük (TİB) satışlarında mevcut düzenlemeler ve yargı içtihatları gözetilerek maddede ifade edilen geçmiş dönem borcuna dair kriterlerin daha açık ve anlaşılır olmasının sağlanması, fınansal kiralama sözleşmelerinin ticari ve iktisadi bütünlük kapsamına alınması ve ihale bedeline isabet eden tutarın sıra cetveli kesinleşmeden ödenmesi, sıra cetveline karşı dava açma süresinin düzenlenmesi, ayrıca mer’i düzenlemenin 6183 sayılı Kanunun 21 inci maddesine uyumlu hale getirilmesi amacıyla değişiklik yapılmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddede, Fon tarafından yapılan ticari ve iktisadi bütünlük (TİB) satışlarında mevcut düzenlemeler ve yargı içtihatları gözetilerek maddede ifade edilen geçmiş dönem borcuna dair kriterlerin daha açık ve anlaşılır olmasının sağlanması, fınansal kiralama sözleşmelerinin ticari ve iktisadi bütünlük kapsamına alınması ve ihale bedeline isabet eden tutarın sıra cetveli kesinleşmeden ödenmesi, sıra cetveline karşı dava açma süresinin düzenlenmesi, ayrıca mer’i düzenlemenin 6183 sayılı Kanunun 21 inci maddesine uyumlu hale getirilmesi amacıyla değişiklik yapılmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddede, Fon tarafından yapılan ticari ve iktisadi bütünlük (TİB) satışlarında mevcut düzenlemeler ve yargı içtihatları gözetilerek maddede ifade edilen geçmiş dönem borcuna dair kriterlerin daha açık ve anlaşılır olmasının sağlanması, fınansal kiralama sözleşmelerinin ticari ve iktisadi bütünlük kapsamına alınması ve ihale bedeline isabet eden tutarın sıra cetveli kesinleşmeden ödenmesi, sıra cetveline karşı dava açma süresinin düzenlenmesi, ayrıca mer’i düzenlemenin 6183 sayılı Kanunun 21 inci maddesine uyumlu hale getirilmesi amacıyla değişiklik yapılmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
5411 sayılı Kanuna ilave edilen geçici 34 üncü maddenin yürürlüğünden önce iflas edenler dahil tasfiyesi Fon eliyle yürütülen bankaların tasfiyesinde, söz konusu bankaların TL ve yabancı para alacakları sözleşme faizi üzerinden tahsil edilirken bu paralar bankaların en yüksek faiz oranı üzerinden nemalandırılmakta, buna karşın bankaların; yabancı para borçları Yargıtay Hukuk Dairelerinin istikrar kazanmış kararlarında da yerini bulan “iflasta alacaklılar arasında eşitliğin ön planda olduğu, tüm alacaklılar için belirli bir satış kuru esas alınarak yabancı paranın iflas tarihi itibarıyla Türk Lirasına çevrilmesi gerektiği” şeklindeki gerekçeye uygun olarak iflas tarihindeki kur üzerinden TL olarak sabitlenerek bu borçlara ve bankaların TL borçlarına ödeme tarihine kadar kanuni faiz işletilmekte, tasfiye süresince alacakların daha yüksek sözleşme faiz oranıyla tahsil edilmesi, yabancı para olarak tahsil edilen alacaklardan kaynaklanan kur farkı ve işbu tahsilatların yüksek faiz oranıyla nemalandırılması sebebiyle tasfiye bakiyesi oluşmaktadır. Kamu eliyle yapılan tasfiyenin uzunluğu ve batık bankaların kamuya olan maliyetleri de dikkate alındığında oluşan bu bakiyenin, bankanın iflasına neden olanlar, Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle cezalandırılmasına karar verilenler ve bu nedenle hakkında müsadere kararı verilmiş olanlara dağıtılmayarak bunlara düşen payların Hazineye ödenmesine, soruşturma veya kovuşturması devam edenlere isabet edecek tasfiye payının da, kovuşturmaya yer olmadığına, beraat, ceza verilmesine yer olmadığına, davanın reddine veya düşmesine ilişkin kararın kesinleşmesine kadar ödenmeyerek Fon hesaplarında blokede bekletilmesine imkan verecek düzenleme getirilmektedir.
-
Eski ifade
sigortaya tâbi tasarruf mevduatıYeni ifadesigortaya tabi mevduatDeğişikliğin gerekçesi
5411 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinde yapılan düzenlemeye uygun olarak 107 nci maddede de gerekli değişiklikler yapılmaktadır.
-
Eski ifade
ikiYeni ifadeüçDeğişikliğin gerekçesi
Fon başkan yardımcıları sayısının artırılması suretiyle, Fonun idari yapılanmasında artan iş yükünün etkin ve süreçleri hızlandıracak düzeyde takibinin sağlanması amaçlanmaktadır.
-
Eski ifade
onuYeni ifadeonikiyi, müdürlüklerin sayısı altıyıDeğişikliğin gerekçesi
Fon bünyesinde fiilen yürütülmekte olan ve mevcut daire başkanlıklarının görev alanında bulunmayan işlemlerle müdürlükler nezdindeki bir kısım işlemlerin, Bankacılık Kanunu dışında verilen yeni görevler ile bu doğrultuda gelişen ihtiyaçların kurulacak yeni hizmet birimlerince yürütülmesi öngörülmekte olup bu ihtiyaçlara binaen hizmet birimi sayısı artırılmaktadır.
-
Eski ifade
bu Kanunda belirtilen faaliyet alanı, görevYeni ifadebu Kanun ve ilgili kanunlarda belirtilen görev, faaliyet alanıDeğişikliğin gerekçesi
Fon bünyesinde fiilen yürütülmekte olan ve mevcut daire başkanlıklarının görev alanında bulunmayan işlemlerle müdürlükler nezdindeki bir kısım işlemlerin, Bankacılık Kanunu dışında verilen yeni görevler ile bu doğrultuda gelişen ihtiyaçların kurulacak yeni hizmet birimlerince yürütülmesi öngörülmekte olup bu ihtiyaçlara binaen hizmet birimi sayısı artırılmaktadır.
-
Eski ifade
Fon bu meblağı, ilgililerinden talep ederYeni ifadeFonun bu meblağı kusurlu bulunan ilgililerinden talep etme hakkı saklıdırDeğişikliğin gerekçesi
Maddede, Fon Kurulu üyeleri ve Fon personelinin Bankacılık Kanununda yazılı görevlerine ilişkin karar, eylem ve işlemleri sebebiyle Fonun yaptığı ödemeyi ilgililerinden talep etmesi hususunda düzenleme yapılarak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 13 üncü maddesi ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 5 inci maddesindeki düzenlemeye benzer şekilde Kurumun yaptığı bu ödemeleri kusurlu bulunan ilgililerinden talep etme hakkı saklı tutulmaktadır. Ayrıca 5411 sayılı Kanun uyarınca görevlendirilen, atanan veya aday gösterilerek seçilen kişilerin de madde kapsamına dâhil edilmesi amaçlanmaktadır.
-
Eski ifade
kurum bu meblağı, ilgililerinden talep ederYeni ifadekurumun bu meblağı kusurlu bulunan ilgililerinden talep etme hakkı saklıdırDeğişikliğin gerekçesi
Maddede, Fon Kurulu üyeleri ve Fon personelinin Bankacılık Kanununda yazılı görevlerine ilişkin karar, eylem ve işlemleri sebebiyle Fonun yaptığı ödemeyi ilgililerinden talep etmesi hususunda düzenleme yapılarak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 13 üncü maddesi ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 5 inci maddesindeki düzenlemeye benzer şekilde Kurumun yaptığı bu ödemeleri kusurlu bulunan ilgililerinden talep etme hakkı saklı tutulmaktadır. Ayrıca 5411 sayılı Kanun uyarınca görevlendirilen, atanan veya aday gösterilerek seçilen kişilerin de madde kapsamına dâhil edilmesi amaçlanmaktadır.
-
Eski ifade
Fonu temsilen görev yapan yönetim, denetim kurulu üyeleri, müdürler kurulu üyeleri,Yeni ifadeFonu temsilen görev yapan yönetim, denetim kurulu üyeleri, müdürler kurulu üyeleri ile bu Kanun uyarınca görevlendirilen, atanan veya aday gösterilerek seçilenDeğişikliğin gerekçesi
Maddede, Fon Kurulu üyeleri ve Fon personelinin Bankacılık Kanununda yazılı görevlerine ilişkin karar, eylem ve işlemleri sebebiyle Fonun yaptığı ödemeyi ilgililerinden talep etmesi hususunda düzenleme yapılarak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 13 üncü maddesi ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 5 inci maddesindeki düzenlemeye benzer şekilde Kurumun yaptığı bu ödemeleri kusurlu bulunan ilgililerinden talep etme hakkı saklı tutulmaktadır. Ayrıca 5411 sayılı Kanun uyarınca görevlendirilen, atanan veya aday gösterilerek seçilen kişilerin de madde kapsamına dâhil edilmesi amaçlanmaktadır.
-
-
14 Ekim 2021
-
14/10/2021 tarihli ve 7338 sayılı Kanunun 58 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “kuruluş işlemleri de dâhil olmak üzere kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince” ibaresi ve “her ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek tutarlar 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu gereği ödenecek banka ve sigorta muameleleri vergisinden,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
Değişikliğin gerekçesi
Yapılan düzenleme ile varlık yönetim şirketlerine kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince uygulanan damga vergisi, harç ve KKDF istisnası sürekli hale getirilmekte, söz konusu şirketlere tanınan banka ve sigorta muameleleri vergisine ilişkin istisna kaldırılmaktadır.
-
-
20 Mayıs 2021
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddeyle, ikili yapıya mahal vermemek ve daha etkin bir finansal istikrar izleme ve finansal sektör geliştirme yapısını sağlamak üzere, Finansal Sektör Komisyonuna ilişkin maddenin yürürlükten kaldırılması amaçlanmaktadır.
-
-
4 Mart 2021
-
Eski ifade
finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerininYeni ifadeKurumun gözetim ve denetimine tabi diğer kuruluşlarınDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, yeni bir finansal kuruluş türü olarak Tasarruf Finansman Şirketlerinin 6361 sayılı Kanun kapsamında düzenlenmesi doğrultusunda mevzuatta buna ilişkin uyum düzenlemeleri yapılmaktadır.
-
Eski ifade
ile finansmanYeni ifade, finansman şirketleri ile tasarruf finansmanDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, yeni bir finansal kuruluş türü olarak Tasarruf Finansman Şirketlerinin 6361 sayılı Kanun kapsamında düzenlenmesi doğrultusunda mevzuatta buna ilişkin uyum düzenlemeleri yapılmaktadır.
-
-
18 Haziran 2020
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 5411 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde yer alan faaliyet konularına ilişkin bankalar ve müşteriler arasındaki sözleşmelerin şekli düzenlenmektedir. Bu kapsamda, sözleşmelerin yazılı olarak veya uzaktan iletişim araçlarıyla mesafeli olarak ya da mesafeli olsun olmasın Kurulun yazılı şeklin yerine geçebileceğini belirlediği ve bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek ve müşteri kimliğinin doğrulanmasına imkân verecek diğer yöntemler yoluyla kurulabilmesi öngörülmektedir. Böylelikle, bankalar ile müşteriler arasında ilk defa sözleşme ilişkisi kurulması esnasında bankaların potansiyel müşterilerle yüzyüze gelme ihtiyacının ortadan kaldırılması, fiziki belge ve ıslak imza kullanılmadan Kurulun yazılı şeklin yerine geçeceğini belirlediği günün teknolojisine uygun diğer yöntemlerin de kullanılabilmesi ve sürecin dijital ortamda başlayıp dijital ortamda sonlanmasının önünün açılması amaçlanmaktadır. Diğer taraftan, Kurulun yazılı şeklin yerine geçebileceğini belirlediği ilave yöntemlere de yer verildiği dikkate alınarak, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bankalar ile bireysel müşterileri arasında akdedilecek sözleşmelerin içeriğinde yer alması gereken asgarî hususlar ile tip sözleşmelerin uygulanacağı işlemlerin Kurulun uygun görüşü alınarak kuruluş birlikleri tarafından belirleneceği düzenlenmektedir.
-
-
20 Şubat 2020
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, bankanın dâhil olduğu risk grubuna dâhil edilecek kişilerin, Basel Bankacılık Denetim Komitesi tarafından yayımlanan Etkin Bankacılık Denetimine İlişkin Temel İlkelere uyumlu bir şekilde yöneticileri ile bunların eş ve çocuklarını da içerecek şekilde yeniden belirlenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca bankanın dâhil olduğu risk grubu tanımı kapsamında, nitelikli pay sahipleri ve yönetim kurulu üyeleri ile genel müdürün başka kuruluşlarda genel müdür ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı kuruluşlar da dâhil olduğundan özellikle fıkrada geçen kuruluşlar bakımından neredeyse tüm kamu kurum ve kuruluşlarını da içerecek şekilde bankanın dâhil olduğu risk grubu genişleyecek, bu durum ise bu kuruluşların kredi imkanlarını oldukça daraltacaktır. Bu durumun engellenmesi amacıyla söz konusu bankaların risk grubunun sadece kontrol ettikleri kuruluşlarla sınırlandırılması ve Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketine, Türkiye Varlık Fonuna veya bunlara ait fonlara ait bankalar açısından da benzer sakıncaların gündeme gelmesi nedeniyle bu bankaların da kapsama dâhil edilmesi öngörülmektedir. Ayrıca benzer durum tüzel kişi risk grubu tanımından dolayı Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketine, Türkiye Varlık Fonuna veya bunlara ait fonlara ait diğer kamu kurum ve kuruluşlarının her biri açısından da geçerli olması nedeniyle bu kamu kurum ve kuruluşlarının da sermaye, yönetim ve denetimlerine hâkim oldukları bağlı ortaklık, iştirak ve müesseseler ile birlikte ayrı bir risk grubu oluşturmasının sağlanması amaçlanmaktadır. Bunun yanı sıra Basel Bankacılık Denetim Komitesi tarafından yayımlanan standartlar ile uyumlu olarak risk gruplarının ve maddenin uygulanmasına ilişkin detayların belirlenmesi hususunda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun yetkilendirilmesi öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, bankanın dâhil olduğu risk grubuna dâhil edilecek kişilerin, Basel Bankacılık Denetim Komitesi tarafından yayımlanan Etkin Bankacılık Denetimine İlişkin Temel İlkelere uyumlu bir şekilde yöneticileri ile bunların eş ve çocuklarını da içerecek şekilde yeniden belirlenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca bankanın dâhil olduğu risk grubu tanımı kapsamında, nitelikli pay sahipleri ve yönetim kurulu üyeleri ile genel müdürün başka kuruluşlarda genel müdür ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı kuruluşlar da dâhil olduğundan özellikle fıkrada geçen kuruluşlar bakımından neredeyse tüm kamu kurum ve kuruluşlarını da içerecek şekilde bankanın dâhil olduğu risk grubu genişleyecek, bu durum ise bu kuruluşların kredi imkanlarını oldukça daraltacaktır. Bu durumun engellenmesi amacıyla söz konusu bankaların risk grubunun sadece kontrol ettikleri kuruluşlarla sınırlandırılması ve Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketine, Türkiye Varlık Fonuna veya bunlara ait fonlara ait bankalar açısından da benzer sakıncaların gündeme gelmesi nedeniyle bu bankaların da kapsama dâhil edilmesi öngörülmektedir. Ayrıca benzer durum tüzel kişi risk grubu tanımından dolayı Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketine, Türkiye Varlık Fonuna veya bunlara ait fonlara ait diğer kamu kurum ve kuruluşlarının her biri açısından da geçerli olması nedeniyle bu kamu kurum ve kuruluşlarının da sermaye, yönetim ve denetimlerine hâkim oldukları bağlı ortaklık, iştirak ve müesseseler ile birlikte ayrı bir risk grubu oluşturmasının sağlanması amaçlanmaktadır. Bunun yanı sıra Basel Bankacılık Denetim Komitesi tarafından yayımlanan standartlar ile uyumlu olarak risk gruplarının ve maddenin uygulanmasına ilişkin detayların belirlenmesi hususunda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun yetkilendirilmesi öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, bankanın dâhil olduğu risk grubuna dâhil edilecek kişilerin, Basel Bankacılık Denetim Komitesi tarafından yayımlanan Etkin Bankacılık Denetimine İlişkin Temel İlkelere uyumlu bir şekilde yöneticileri ile bunların eş ve çocuklarını da içerecek şekilde yeniden belirlenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca bankanın dâhil olduğu risk grubu tanımı kapsamında, nitelikli pay sahipleri ve yönetim kurulu üyeleri ile genel müdürün başka kuruluşlarda genel müdür ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı kuruluşlar da dâhil olduğundan özellikle fıkrada geçen kuruluşlar bakımından neredeyse tüm kamu kurum ve kuruluşlarını da içerecek şekilde bankanın dâhil olduğu risk grubu genişleyecek, bu durum ise bu kuruluşların kredi imkanlarını oldukça daraltacaktır. Bu durumun engellenmesi amacıyla söz konusu bankaların risk grubunun sadece kontrol ettikleri kuruluşlarla sınırlandırılması ve Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketine, Türkiye Varlık Fonuna veya bunlara ait fonlara ait bankalar açısından da benzer sakıncaların gündeme gelmesi nedeniyle bu bankaların da kapsama dâhil edilmesi öngörülmektedir. Ayrıca benzer durum tüzel kişi risk grubu tanımından dolayı Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketine, Türkiye Varlık Fonuna veya bunlara ait fonlara ait diğer kamu kurum ve kuruluşlarının her biri açısından da geçerli olması nedeniyle bu kamu kurum ve kuruluşlarının da sermaye, yönetim ve denetimlerine hâkim oldukları bağlı ortaklık, iştirak ve müesseseler ile birlikte ayrı bir risk grubu oluşturmasının sağlanması amaçlanmaktadır. Bunun yanı sıra Basel Bankacılık Denetim Komitesi tarafından yayımlanan standartlar ile uyumlu olarak risk gruplarının ve maddenin uygulanmasına ilişkin detayların belirlenmesi hususunda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun yetkilendirilmesi öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, bankanın dâhil olduğu risk grubuna dâhil edilecek kişilerin, Basel Bankacılık Denetim Komitesi tarafından yayımlanan Etkin Bankacılık Denetimine İlişkin Temel İlkelere uyumlu bir şekilde yöneticileri ile bunların eş ve çocuklarını da içerecek şekilde yeniden belirlenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca bankanın dâhil olduğu risk grubu tanımı kapsamında, nitelikli pay sahipleri ve yönetim kurulu üyeleri ile genel müdürün başka kuruluşlarda genel müdür ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı kuruluşlar da dâhil olduğundan özellikle fıkrada geçen kuruluşlar bakımından neredeyse tüm kamu kurum ve kuruluşlarını da içerecek şekilde bankanın dâhil olduğu risk grubu genişleyecek, bu durum ise bu kuruluşların kredi imkanlarını oldukça daraltacaktır. Bu durumun engellenmesi amacıyla söz konusu bankaların risk grubunun sadece kontrol ettikleri kuruluşlarla sınırlandırılması ve Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketine, Türkiye Varlık Fonuna veya bunlara ait fonlara ait bankalar açısından da benzer sakıncaların gündeme gelmesi nedeniyle bu bankaların da kapsama dâhil edilmesi öngörülmektedir. Ayrıca benzer durum tüzel kişi risk grubu tanımından dolayı Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketine, Türkiye Varlık Fonuna veya bunlara ait fonlara ait diğer kamu kurum ve kuruluşlarının her biri açısından da geçerli olması nedeniyle bu kamu kurum ve kuruluşlarının da sermaye, yönetim ve denetimlerine hâkim oldukları bağlı ortaklık, iştirak ve müesseseler ile birlikte ayrı bir risk grubu oluşturmasının sağlanması amaçlanmaktadır. Bunun yanı sıra Basel Bankacılık Denetim Komitesi tarafından yayımlanan standartlar ile uyumlu olarak risk gruplarının ve maddenin uygulanmasına ilişkin detayların belirlenmesi hususunda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun yetkilendirilmesi öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun, ortaklık sınırlarının aşılması hâlinde, aşım tutarının özkaynak hesaplamasında ana sermayeden indirilmesi yerine söz konusu aşım tutarının Basel standartları uyarınca yüksek risk ağırlığına tabi tutulmasını teminen 5411 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmaktadır. Ayrıca 5411 sayılı Kanunun 77 nci maddesinde yapılan düzenlemeye uyum amacıyla 57 nci maddenin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun, ortaklık sınırlarının aşılması hâlinde, aşım tutarının özkaynak hesaplamasında ana sermayeden indirilmesi yerine söz konusu aşım tutarının Basel standartları uyarınca yüksek risk ağırlığına tabi tutulmasını teminen 5411 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmaktadır. Ayrıca 5411 sayılı Kanunun 77 nci maddesinde yapılan düzenlemeye uyum amacıyla 57 nci maddenin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, mevduat toplamaları mümkün bulunmayan kalkınma ve yatırım bankalarının fon sağlayabilecekleri alanların genişletilmesi için 5411 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinde yer alan müstakriz ibaresi kaldırılarak, kalkınma ve yatırım bankalarının Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunca belirlenecek esaslar çerçevesinde tüm kredi müşterilerinden sağlayacakları fonların da mevduat olarak değerlendirilmemesi amaçlanmaktadır. Ayrıca anılan maddede yapılması öngörülen değişiklikle, bankanın tüm ortaklarından sağlayacakları fonların mevduat sayılmamasına ilişkin uygulamanın sağlıklı bir şekilde takip edilebilmesi, küçük pay sahiplerinin kapsam dışında tutulabilmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile bankaların ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu uygulamalarının uluslararası en iyi uygulamalara uyumunun sağlanması, bankaların mali bünyelerinde herhangi bir sorun mevcut olmasa bile ilerleyen dönemlerde oluşması muhtemel sorunların ve bu durumlara ilişkin alınması öngörülen önlemlerin önceden belirlenmesi suretiyle hazırlayacakları önlem planının Kuruma gönderilerek denetime hazır tutulması sayesinde gözetim ve denetim süreçlerinin etkinliğinin artırılması ve karar alma ve uygulama süreçlerinin hızlandırılması amaçlanmaktadır. Mevcut düzenlemelere göre bankaların mali bünyesinde sorun ortaya çıktıktan sonra gerekli önlem planını hazırlayarak uygulaması öngörülmüş iken bu değişiklikle daha erken aksiyon alma imkanına kavuşulmuş olacaktır. Uygulamaya ilişkin usul ve esasların belirlenmesi konusunda ise Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluna yetki verilmesi öngörülmektedir.
Ayrıca madde ile, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunca konsolide ve konsolide olmayan bazda yapılan denetimler sonucunda mali bünyede bozulma yaratacak hallerin gerçekleştiğinin veya gerçekleşme ihtimalinin tespit edilmesi halinde önlem planlarının bankaca uygulanması beklenmeksizin gerekli tedbirlerin alınması konusunda anılan Kuruma yetki verilmesi öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 5411 sayılı Kanunda önlem alınmasını gerektiren haller kapsamına yeni ihdas edilen 66/A maddesi kapsamında önlem planında öngörülen tedbirlerin bankaca derhal alınmaması, alınan tedbirlere rağmen sorunların giderilememesi veya tedbirlerin alınması durumunda dahi sonuç alınamayacağının belirlenmesi hususlarının eklenmesi öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile 5411 sayılı Kanun ve alt düzenlemeleri ile 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu arasındaki uygulamada var olabilecek tereddütlerin giderilmesi amaçlanmaktadır.
“Bankacılık faaliyetlerine özgü olarak bankalarla müşteri ilişkisi kurulduktan sonra oluşan gerçek kişilere ait kişisel veriler ve tüzel kişilere ait bilgiler müşteri sırrı haline gelir.” ifadesi eklenerek, gerçek kişi müşterilerin bankalar ile müşteri ilişkisine girmeden önce de var olan ve bankalar dışındaki pek çok şirket, kuruluş tarafından da işlenmekte olan adres, telefon bilgisi, lokasyon bilgisi gibi genel nitelikteki kişisel veriler için yalnızca 6698 sayılı Kanunun uygulama alanı bulacağı; banka ile müşteri ilişkisi kurulduktan sonra oluşan gerçek kişilere ait bankacılık faaliyetlerine özgü mevduat bilgisi, krediler, kredi skoru, hesap hareketleri gibi bilgiler için ise hem 5411 sayılı Kanunun sır saklamaya ilişkin yükümlülüklerinin hem de 6698 sayılı Kanun hükümlerinin uygulama alanı bulacağı, ancak sır kapsamındaki müşteri bilgileri için 5411 sayılı Kanunun hükümlerinin özel nitelikli kanun hükümleri olarak ele alınması gerektiği netleştirilmektedir.
Öte yandan, sır saklama ödevinin yükümlüsü olan bankaların kanunların tanıdığı bir istisna ya da herhangi bir mecburiyet bulunmadığı halde, 6698 sayılı Kanun uyarınca kendi belirleyecekleri amaç ve yöntemler için ve kendi hazırlayacakları rıza metinleri ile bu yükümlülüklerini delmeleri yasaklanmakta, bu kapsamda, sır saklama yükümlülüğünün bankanın aktif rol aldığı rıza metni yöntemiyle değil, sır sahibi müşterinin aktif rol aldığı “müşterinin talebi ya da talimatı” yöntemiyle kaldırılabilmesini sağlamak amacıyla düzenleme yapılmaktadır. Bunun yanında, madde ile 5411 sayılı Kanunun 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sır saklama yükümlülüğünden istisnaya tabi tutulan tarafların bu kolaylığı suiistimal ederek fıkrada belirtilen amaçlarla orantılı olmayacak şekilde sır niteliğindeki bilgileri paylaşmalarının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.
Diğer taraftan, 6698 sayılı Kanun, kişisel verilerin yurtdışına aktarılması hususunda diğer kanunlarda yer alan hükümlerin saklı olacağını belirtmiş olmasına rağmen 5411 sayılı Kanunda bu konuda açık bir hüküm bulunmadığından, sır niteliğindeki verilerin yurtdışına aktarılması konusunda 5411 sayılı Kanun hükümlerinin özel nitelikli kanun hükümleri olarak ele alınmasını sağlamak bakımından, müşterilerin açık rızası olsa bile talep ya da talimatı olmadan sır niteliğindeki bilgilerin yurtiçindeki ve yurtdışındaki kişilere aktarılamayacağı hüküm altına alınmakta ancak ekonomik güvenliğe ilişkin yapacağı değerlendirme sonrası Kurul, müşteri sırrı ya da banka sırrı niteliğinde olan her türlü verinin yurtdışına aktarılmasını yasaklamaya da yetkili kılınmaktadır. Yapılan değişikle ayrıca, bankaların faaliyetlerini yürütmede kullandıkları bilgi sistemleri ve bunların yedeklerinin yurtiçinde bulundurulması hususunda karar alma konusunda Kurula kanunen yetki verilmektedir.
Ayrıca, sır saklama yükümlülüğünden istisna tutulan haller de dahil olmak üzere, sır niteliğindeki bilgilerin paylaşımına ilişkin uygulamada yaşanabilecek tereddütleri gidermek bakımından bu paylaşımların kapsam, şekil, usul ve esaslarının belirlenmesi veya ihtiyaç duyulması halinde bu paylaşımlara sınırlama getirilmesine yönelik olarak Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluna yetki verilmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile 5411 sayılı Kanun ve alt düzenlemeleri ile 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu arasındaki uygulamada var olabilecek tereddütlerin giderilmesi amaçlanmaktadır.
“Bankacılık faaliyetlerine özgü olarak bankalarla müşteri ilişkisi kurulduktan sonra oluşan gerçek kişilere ait kişisel veriler ve tüzel kişilere ait bilgiler müşteri sırrı haline gelir.” ifadesi eklenerek, gerçek kişi müşterilerin bankalar ile müşteri ilişkisine girmeden önce de var olan ve bankalar dışındaki pek çok şirket, kuruluş tarafından da işlenmekte olan adres, telefon bilgisi, lokasyon bilgisi gibi genel nitelikteki kişisel veriler için yalnızca 6698 sayılı Kanunun uygulama alanı bulacağı; banka ile müşteri ilişkisi kurulduktan sonra oluşan gerçek kişilere ait bankacılık faaliyetlerine özgü mevduat bilgisi, krediler, kredi skoru, hesap hareketleri gibi bilgiler için ise hem 5411 sayılı Kanunun sır saklamaya ilişkin yükümlülüklerinin hem de 6698 sayılı Kanun hükümlerinin uygulama alanı bulacağı, ancak sır kapsamındaki müşteri bilgileri için 5411 sayılı Kanunun hükümlerinin özel nitelikli kanun hükümleri olarak ele alınması gerektiği netleştirilmektedir.
Öte yandan, sır saklama ödevinin yükümlüsü olan bankaların kanunların tanıdığı bir istisna ya da herhangi bir mecburiyet bulunmadığı halde, 6698 sayılı Kanun uyarınca kendi belirleyecekleri amaç ve yöntemler için ve kendi hazırlayacakları rıza metinleri ile bu yükümlülüklerini delmeleri yasaklanmakta, bu kapsamda, sır saklama yükümlülüğünün bankanın aktif rol aldığı rıza metni yöntemiyle değil, sır sahibi müşterinin aktif rol aldığı “müşterinin talebi ya da talimatı” yöntemiyle kaldırılabilmesini sağlamak amacıyla düzenleme yapılmaktadır. Bunun yanında, madde ile 5411 sayılı Kanunun 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sır saklama yükümlülüğünden istisnaya tabi tutulan tarafların bu kolaylığı suiistimal ederek fıkrada belirtilen amaçlarla orantılı olmayacak şekilde sır niteliğindeki bilgileri paylaşmalarının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.
Diğer taraftan, 6698 sayılı Kanun, kişisel verilerin yurtdışına aktarılması hususunda diğer kanunlarda yer alan hükümlerin saklı olacağını belirtmiş olmasına rağmen 5411 sayılı Kanunda bu konuda açık bir hüküm bulunmadığından, sır niteliğindeki verilerin yurtdışına aktarılması konusunda 5411 sayılı Kanun hükümlerinin özel nitelikli kanun hükümleri olarak ele alınmasını sağlamak bakımından, müşterilerin açık rızası olsa bile talep ya da talimatı olmadan sır niteliğindeki bilgilerin yurtiçindeki ve yurtdışındaki kişilere aktarılamayacağı hüküm altına alınmakta ancak ekonomik güvenliğe ilişkin yapacağı değerlendirme sonrası Kurul, müşteri sırrı ya da banka sırrı niteliğinde olan her türlü verinin yurtdışına aktarılmasını yasaklamaya da yetkili kılınmaktadır. Yapılan değişikle ayrıca, bankaların faaliyetlerini yürütmede kullandıkları bilgi sistemleri ve bunların yedeklerinin yurtiçinde bulundurulması hususunda karar alma konusunda Kurula kanunen yetki verilmektedir.
Ayrıca, sır saklama yükümlülüğünden istisna tutulan haller de dahil olmak üzere, sır niteliğindeki bilgilerin paylaşımına ilişkin uygulamada yaşanabilecek tereddütleri gidermek bakımından bu paylaşımların kapsam, şekil, usul ve esaslarının belirlenmesi veya ihtiyaç duyulması halinde bu paylaşımlara sınırlama getirilmesine yönelik olarak Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluna yetki verilmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, finansal piyasalarda yapay arz, talep veya döviz kuru dahil fiyat oluşumunu sağlamak amaçlı işlem ve uygulamaların yapılması, internet ortamı dahil farklı araçlarla gerçeğe aykırı ve yanıltıcı bilgilerin yayılması, tasarruf sahiplerinin gerçeğe aykırı ve yanıltıcı şekilde yönlendirilmesi veya bu amacı sağlamaya yönelik benzer işlem ve uygulamaların yapılması finansal piyasalarda manipülasyon ve yanıltıcı işlemler olarak kabul edilmesi hangi işlemlerin bu kapsamda olacağının Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunca belirlenerek Resmi Gazetede yayımlanması öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 144 üncü maddesinde yapılan değişiklikle, bankaların kredi, mevduat, dış ticaret, transfer, nakit yönetimi ve kredi kartı gibi tüm faaliyetlerinden her ne ad altında olursa olsun aldıkları ücret, masraf ve komisyonların belirlenmesi hususundaki yetkiler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına verilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 5411 sayılı Bankacılık Kanununda yer alan ceza tutarlarının güncellenmesi ve Kanuna yeni eklenen 76/A maddesi kapsamındaki finansal piyasalarda manipülasyon ve yanıltıcı işlemler olarak kabul edilen işlem ve uygulamaların idari para cezası yaptırımına tabi tutulması öngörülmektedir. Ayrıca, yaptırım kararı verilinceye kadar aykırılığın birden fazla işlenmiş olması veya idari para cezasının uygulanmasından itibaren iki yıl içerisinde aynı aykırılığın tekrarlanması dikkate alınarak Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluna idari yaptırımı ağırlaştırma yetkisinin verilmesi amaçlanmaktadır.
-
Eski ifade
binde beşineYeni ifadeyüzde beşineDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, 5411 sayılı Bankacılık Kanununda yer alan sınırlamalara, kararlara ve düzenlemelere aykırı hareketler dolayısıyla öngörülen idarî yaptırım kapsamına, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 5411 sayılı Kanuna dayanılarak verilen talimatların da dâhil edilmesi öngörülmektedir. Ayrıca para cezası tutarlarının güncellenmesi ve söz konusu Kurula yaptırım kararı verilinceye kadar aykırılığın birden fazla işlenmiş olması veya idari para cezasının uygulanmasından itibaren iki yıl içerisinde aynı aykırılığın tekrarlanması dikkate alınarak uygulanacak idari yaptırımı ağırlaştırma yetkisi verilmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 150 nci maddesinde yapılması öngörülen değişiklikle, telafisi mümkün olmayan zararların önlenebilmesini teminen, izinsiz faaliyetlerin işlenmesinde kullanılan internet sitelerine erişimin içerik ve yer sağlayıcının yurt içinde olması halinde internet sitesine erişimin engellenmesinin alınacak tedbirler arasına eklenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca söz konusu değişiklikle, mağduriyetlerin ivedilikle engellenmesini teminen, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından savcılığa suç duyurusunda bulunulmasını takiben hakim kararı akabinde internet sitesine erişiminin engellenmesine imkan sağlanması amaçlanmaktadır. İçerik ve yer sağlayıcının yurt dışında olması durumunda anılan Kurulun başvurusu üzerine bu tedbirin uygulama yetkisinin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna verilmesi öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 150 nci maddesinde yapılması öngörülen değişiklikle, telafisi mümkün olmayan zararların önlenebilmesini teminen, izinsiz faaliyetlerin işlenmesinde kullanılan internet sitelerine erişimin içerik ve yer sağlayıcının yurt içinde olması halinde internet sitesine erişimin engellenmesinin alınacak tedbirler arasına eklenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca söz konusu değişiklikle, mağduriyetlerin ivedilikle engellenmesini teminen, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından savcılığa suç duyurusunda bulunulmasını takiben hakim kararı akabinde internet sitesine erişiminin engellenmesine imkan sağlanması amaçlanmaktadır. İçerik ve yer sağlayıcının yurt dışında olması durumunda anılan Kurulun başvurusu üzerine bu tedbirin uygulama yetkisinin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna verilmesi öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 5411 sayılı Bankacılık Kanununda yapılan değişikliklere göre çıkarılacak düzenlemeler yürürlüğe konulana kadar mevcut hükümlerin uygulanması amaçlanmaktadır.
Ayrıca, 5411 sayılı Kanunda belirtilen sınırlama ve oranlara uyum konusunda yapılan değişiklikler sebebiyle oluşabilecek aşımların giderilmesi için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluna bankalara süre verme yetkisinin tanınması amaçlanmaktadır.
-
Eski ifade
kanunî kovuşturma talep edilenYeni ifadeCumhuriyet Başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulanDeğişikliğin gerekçesi
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunca yazılı başvuruda bulunularak soruşturma talep edilebildiğinden 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle, madde lafzı tereddüde mahal vermeyecek şekilde yeniden düzenlenmektedir. Ayrıca, yapılan değişiklik ile bankacılık sistemini tehlikeye düşürdükleri tespit edilen banka mensuplarının imza yetkisinin geçici kaldırılacaklar kapsamına alınması amaçlanmaktadır.
-
Eski ifade
benzerYeni ifadeKurulca belirlenecek diğerDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, 5411 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle, kalkınma ve yatırım bankalarının taşınır ve taşınmaz mal ve hizmet bedellerinin ödenmesi suretiyle veya kâr ve zarar ortaklığı yatırımları, taşınmaz, ekipman veya emtia temini, mal karşılığı vesaikin finansmanı, ortak yatırımların Kanun uygulamasında kredi sayılması sağlanarak, değişen koşullar altında yeni finansman yöntemlerinin oluşması halinde, bu yöntemlerin de kredi sayılabilmesi için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluna yetki verilmesi öngörülmektedir.
-
Eski ifade
ve Toplu Konut İdaresi BaşkanlığıylaYeni ifade, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi veya Türkiye Varlık FonuylaDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, 5411 sayılı Kanunun 55 inci maddesinde yapılan değişiklikle; Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi, Türkiye Varlık Fonu veya bunlara ait fonlar ile yapılan işlemler, bu kurumlarca çıkarılan ya da ödenmesi garanti edilen bono, tahvil ve benzeri borçlanma araçlarının kredi sınırlamalarına tabi olmaması amaçlanmaktadır.
-
Eski ifade
plânYeni ifadeprogramDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, 5411 sayılı Kanunun 67 nci maddesinde yapılan değişikliklere bağlı olarak, atıflar yeniden düzenlenmektedir. Ayrıca, önlem planı ifadesindeki plan ibaresi ile mevcut hükümde yer alan plan ibaresinin karışmaması için mevcuttaki plan ibaresinin program olarak değiştirilmesi öngörülmektedir.
-
Eski ifade
plânınYeni ifadeprogramınDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, 5411 sayılı Kanunun 67 nci maddesinde değişikliklere bağlı olarak atıflar yeniden düzenlenmektedir. Ayrıca madde ile, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun bankalardan program isteme yetkisinin yönetimin basiretsizliğinden kaynaklanan risklerle sınırlı kalmaksızın tüm maruz kalınan risklerin azaltılmasını da kapsayacak şekilde genişletilmesi öngörülmektedir.
-
Eski ifade
bu maddede belirtilen işlemlerde sağlanacakYeni ifadeher türlü işlemlerinden elde edecekleri ücret, masraf, komisyon veDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 144 üncü maddesinde yapılan değişiklikle, bankaların kredi, mevduat, dış ticaret, transfer, nakit yönetimi ve kredi kartı gibi tüm faaliyetlerinden her ne ad altında olursa olsun aldıkları ücret, masraf ve komisyonların belirlenmesi hususundaki yetkiler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına verilmektedir.
-
Eski ifade
yirmibin YeniYeni ifadeiki yüz binDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararıyla ve gerekçesi belirtilmek suretiyle, ilgili gerçek ve tüzel kişilere 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamında verilmesi öngörülen idari para cezası tutarlarının güncellenmesi amaçlanmaktadır.
-
-
12 Kasım 2019
-
Eski ifade
, finansman şirketleri, ödeme kuruluşları ile elektronik para kuruluşlarıncaYeni ifadeile finansman şirketlerinceDeğişikliğin gerekçesi
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) 6493 sayılı Kanun kapsamındaki görev ve yetkilerinin Bankaya devredilmesi nedeniyle ödeme kuruluşları ve elektronik para kuruluşları BDDK tarafından katkı payı alınabilecek kuruluşlar arasından çıkarılmaktadır.
-
-
17 Temmuz 2019
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile; finansal güçlük içinde bulunan, ancak malî sisteme olan borçlarının yeniden yapılandırılması yoluyla faaliyetine devam etmesi olanak dahilinde olan firmalara, faaliyetlerini verimli bir şekilde sürdürebilecekleri bir ortamın sağlanması, bu şekilde ilgili firmaların ticarî faaliyetlerinin genişlemesi ve katma değer yaratmaya devam etmesi suretiyle ekonomiye yeniden kazandırılması, kapasite kullanımı ve istihdamın artırılması amaçlanmaktadır.
Bu kapsamda maddenin uygulanmasına ilişkin tanımlar düzenlenmekte, finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınacak borçlu firmaların mali durumlarının ve bu kapsamda borçlarının yeniden yapılandırılması sonucunda borçlarını makul bir süre içinde geri ödeme kabiliyeti kazanacağının tespit edilmesi şartı getirilerek, bu tespitin bağımsız denetim kuruluşları ya da Çerçeve Anlaşmaları kapsamında belirlenecek yeterli bilgi ve uzmanlığa sahip kuruluşlara yaptırılacağı hükme bağlanmakta, düzenleme kapsamında hangi tedbirlerin alınabileceği açıklığa kavuşturulmakta ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile uyumun sağlanmasını teminen finansal kiralama sözleşmelerine konu mallar için anılan Kanunun 307 nci maddesi hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hüküm altına alınmaktadır.
Ayrıca madde hükümleri çerçevesinde düzenlenen sözleşme kapsamındaki işlemlere ilişkin olarak vergi ve sair mevzuata ilişkin istisna, teşvik ve kesintilerle ilgili uygulama esasları belirlenmektedir.
Diğer taraftan, finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınan borçların iki yıl içerisinde tekrar finansal yeniden yapılandırmaya konu edilmesi halinde belirtilen vergi istisnaları ve teşviklerin uygulanmayacağına ilişkin düzenleme yapılmakta ve maddenin uygulama süresi ile yetki hususu düzenlenmektedir.
-
-
2 Temmuz 2018
-
Eski ifade
Başbakan veya görevlendireceği Devlet BakanınıYeni ifadeCumhurbaşkanı tarafından görevlendirilen Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakanı -
Eski ifade
Bakanlar Kurulu kararıylaYeni ifadeCumhurbaşkanınca -
Eski ifade
BaşbakanınYeni ifadeCumhurbaşkanının -
Eski ifade
Bakanlar KuruluncaYeni ifadeCumhurbaşkanınca -
2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Başbakanlığa” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.
-
Eski ifade
Bakanlar Kurulu kararıylaYeni ifadeCumhurbaşkanınca -
Eski ifade
Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı -
Eski ifade
, programlar ve hükûmet programındaYeni ifadeve programlarda -
Eski ifade
Kanun ileYeni ifadeKanun ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle -
Eski ifade
Bakanlar KurulunaYeni ifadeCumhurbaşkanlığına -
Eski ifade
Başbakanlık MüsteşarınaYeni ifadeEn yüksek Devlet memuruna -
Eski ifade
Başbakanlık uzman yardımcılarıYeni ifadeAdalet uzman yardımcıları -
Eski ifade
Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı -
Eski ifade
BaşbakanYeni ifadeCumhurbaşkanı -
2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 166 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Başbakanlığa” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.
-
Eski ifade
Bakanlar Kurulu kararıylaYeni ifadeCumhurbaşkanınca -
Eski ifade
, programlar ve hükûmet programındaYeni ifadeve programlarda -
Eski ifade
Kanun ileYeni ifadeKanun ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle -
Eski ifade
Başbakanlık MüsteşarınaYeni ifadeen yüksek Devlet memuruna -
Eski ifade
Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı
-
2 Ocak 2017
-
31 Ekim 2016
-
4 Haziran 2014
-
Anayasa Mahkemesi’nin 4/6/2014 tarihli ve E.: 2014/85, K.: 2014/103 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “…zamanaşımı ve” ibaresi iptal edilmiştir.
-
-
12 Temmuz 2013
-
20 Haziran 2013
-
Değişikliğin gerekçesi
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna bu Kanunla verilen yeni görevlerin yerine getirilmesi ve uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçların karşılanması amacıyla 5411 sayılı Kanunda değişiklikler yapılmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna bu Kanunla verilen yeni görevlerin yerine getirilmesi ve uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçların karşılanması amacıyla 5411 sayılı Kanunda değişiklikler yapılmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna bu Kanunla verilen yeni görevlerin yerine getirilmesi ve uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçların karşılanması amacıyla 5411 sayılı Kanunda değişiklikler yapılmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna bu Kanunla verilen yeni görevlerin yerine getirilmesi ve uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçların karşılanması amacıyla 5411 sayılı Kanunda değişiklikler yapılmıştır.
-
Eski ifade
üçYeni ifadebeşDeğişikliğin gerekçesi
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna bu Kanunla verilen yeni görevlerin yerine getirilmesi ve uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçların karşılanması amacıyla 5411 sayılı Kanunda değişiklikler yapılmıştır.
-
Eski ifade
bu sayının yarısınıYeni ifadesayısı toplamda yirmiyiDeğişikliğin gerekçesi
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna bu Kanunla verilen yeni görevlerin yerine getirilmesi ve uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçların karşılanması amacıyla 5411 sayılı Kanunda değişiklikler yapılmıştır.
-
20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “dört” ibaresi “sekiz” şeklinde şeklinde değiştirilmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna bu Kanunla verilen yeni görevlerin yerine getirilmesi ve uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçların karşılanması amacıyla 5411 sayılı Kanunda değişiklikler yapılmıştır.
-
20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “hukuk uzman ve yardımcıları ile bilişim” ibaresi “hukuk uzman ve yardımcıları, bilişim uzman ve yardımcıları ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu” şeklinde, üçüncü cümlesinde yer alan “hukuk ve bilişim” ibaresi “hukuk, bilişim ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu”şeklinde değiştirilmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna bu Kanunla verilen yeni görevlerin yerine getirilmesi ve uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçların karşılanması amacıyla 5411 sayılı Kanunda değişiklikler yapılmıştır.
-
Eski ifade
hukuk ve bilişimYeni ifadehukuk, bilişim ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme KurumuDeğişikliğin gerekçesi
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna bu Kanunla verilen yeni görevlerin yerine getirilmesi ve uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçların karşılanması amacıyla 5411 sayılı Kanunda değişiklikler yapılmıştır.
-
20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Kanunun 40 maddesi ile ihdas edilmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna bu Kanunla verilen yeni görevlerin yerine getirilmesi ve uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçların karşılanması amacıyla 5411 sayılı Kanunda değişiklikler yapılmıştır.
-
-
24 Mayıs 2013
-
25 Nisan 2013
-
Eski ifade
sakatlıkYeni ifadeengellilik -
25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “sakatlık” ibaresi “engellilik şeklinde değiştirilmiştir.
-
-
3 Nisan 2013
-
3/4/2013 tarihli ve 6456 sayılı Kanunun 41 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “özel hukuk” ibaresinden önce gelmek üzere “gerçek kişiler ve” ibaresi eklenmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
5411 sayılı Bankacılık Kanununun ek 1 inci maddesi gerçek ve tüzel kişi müşterilerin risk bilgilerinin, kendileriyle ya da onay vermeleri koşuluyla sadece özel hukuk tüzel kişileri ile paylaşılmasına imkan vermekte, müşteri onay verse bile risk bilgisinin gerçek kişilerle paylaşılması mümkün bulunmamaktadır. Değişiklik ile müşterinin onayı ile risk bilgilerinin paylaşılacağı kişilere gerçek kişiler de eklenmektedir.
-
Eski ifade
bir özel hukukYeni ifadebir gerçek kişi veya özel hukukDeğişikliğin gerekçesi
5411 sayılı Bankacılık Kanununun ek 1 inci maddesi gerçek ve tüzel kişi müşterilerin risk bilgilerinin, kendileriyle ya da onay vermeleri koşuluyla sadece özel hukuk tüzel kişileri ile paylaşılmasına imkan vermekte, müşteri onay verse bile risk bilgisinin gerçek kişilerle paylaşılması mümkün bulunmamaktadır. Değişiklik ile müşterinin onayı ile risk bilgilerinin paylaşılacağı kişilere gerçek kişiler de eklenmektedir.
-
-
6 Aralık 2012
-
2 Temmuz 2012
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddeyle, yürürlükten kaldırılan hükümler düzenlenmektedir.
-
13 Haziran 2012
-
13/6/2012 tarihli ve 6327 sayılı Kanunun 39 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Sosyal Güvenlik Kurumuna” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve il veya ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarınca yapılan sosyal yardım hak sahiplerinin tespiti ile gelir testi işlemlerinin yürütülmesi amacıyla Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğüne” ibaresi eklenmiştir.
-
-
26 Nisan 2012
-
25 Nisan 2012
-
25/4/2012 tarihli ve 6300 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle bu fıkranın son cümlesinde yer alan bir yılı” ibaresi “iki yılı” şeklinde değiştirilmiştir.
-
25/4/2012 tarihli ve 6300 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle bu fıkranın son cümlesinde yer alan bir yılı” ibaresi “iki yılı” şeklinde değiştirilmiştir.
-
11 Ekim 2011
-
13 Şubat 2011
-
Eski ifade
Bağımsız denetim, değerleme, derecelendirme ve destek hizmeti kuruluşlarının yetkilendirme izni -
Değişikliğin gerekçesi
5411 sayılı Kanunun 73 üncü maddesinde yapılan değişiklik ile, Avrupa Birliği direktifleri ile uyumlu olarak sır niteliğini haiz bilgilerin üst seviyede korunmasını teminen, Kurumun elde edeceği bilgileri ceza soruşturma ve kovuşturmaları kapsamında savcılıklar ile ceza mahkemelerine verebileceği hüküm altına alınmaktadır. Madde ile ayrıca Kurul Başkan ve üyeleri ile Kurum personelinin görevleriyle bağlantılı olarak başlatılan soruşturma ve kovuşturmalar ile ilgili bilgi taleplerinin yerine getirilmesine imkan tanınmıştır. Ayrıca, bankaların sır saklama yükümlülüğü dışında bulunan durumlar, sadece öngörülen amaçlar ile sınırlı kalınması ve gizlilik sözleşmesi yapılması koşuluyla belirlenmiştir. Bankaların sermayelerinin yüzde onu veya daha fazlasını temsil eden paylarının satışı amacıyla muhtemel alıcıların yapacakları değerleme çalışmaları ile sermayelerinin yüzde on veya daha fazlasına sahip olan kredi kuruluşu ile finansal kuruluşların konsolide finansal tablo hazırlama çalışmalarında ve iç denetim uygulamalarında veya alacaklarının ve alacaklarına dayalı menkul kıymetlerin satışı amacıyla yapılacak değerleme çalışmalarında ya da derecelendirme hizmeti alınmasına yönelik işlemlerde kullanılmak üzere bilgi ve belge taleplerinin sadece bu amaçlar ile sınırlı kalınması ve gizlilik sözleşmesi yapılması koşuluyla bankalarca karşılanmasına imkan verilmiştir.
5411 sayılı Kanunun 82 nci maddesinde yapılan değişiklik ile, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Merkezi İstanbul olarak belirlenmiştir.
DİLEK 606 - 5411 sayılı Kanunun 95 inci maddesinde yapılan değişiklik ile, Kurumun Merkezinin İstanbul olarak belirlenmesine bağlı olarak Kurumun yerinde denetim yapacak meslek personelinin yemin edeceği mahkeme olarak “İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi” belirlenmektedir.
5411 sayılı Bankacılık Kanununa eklenen ek 1 inci madde ile, kredi kuruluşları ile finansal kuruluşların müşterilerinin risk bilgilerinin toplanması ve bu kuruluşlarla paylaşılması amacıyla Türkiye Bankalar Birliği nezdinde Risk Merkezi kurulması öngörülmüştür. Kural olarak Risk Merkezi nezdindeki bütün işlem ve kayıtların gizli olması, Anayasanın ve Uluslararası Sözleşmelerin koruduğu özel hayatın gizliliği ilkesinin de bir sonucudur. Bu çerçevede, sır sahibinin bilgilerinin açıklanması konusunda açık rızasının bulunması durumunda ancak belirlediği kişiye risk bilgilerinin verilebilmesi benimsenmiştir. Buna ilişkin teknik alt yapının ekonomik hayatın gereklerine uygun olarak oluşturulabilmesini teminen Türkiye Bankalar Birliğine yetki verilmiştir.
5411 sayılı Bankacılık Kanununa eklenen geçici 28 inci madde ile, Türkiye Bankalar Birliği nezdinde kurulan Risk Merkezi faaliyete geçinceye kadar geçiş sürecinde yapılacak işlemler düzenlenmiştir. Aynı Kanuna eklenen geçici 29 uncu madde ile de Kurum merkezinin taşınması için geçiş süreci öngörülmüştür.
-
Değişikliğin gerekçesi
5411 sayılı Kanunun 73 üncü maddesinde yapılan değişiklik ile, Avrupa Birliği direktifleri ile uyumlu olarak sır niteliğini haiz bilgilerin üst seviyede korunmasını teminen, Kurumun elde edeceği bilgileri ceza soruşturma ve kovuşturmaları kapsamında savcılıklar ile ceza mahkemelerine verebileceği hüküm altına alınmaktadır. Madde ile ayrıca Kurul Başkan ve üyeleri ile Kurum personelinin görevleriyle bağlantılı olarak başlatılan soruşturma ve kovuşturmalar ile ilgili bilgi taleplerinin yerine getirilmesine imkan tanınmıştır. Ayrıca, bankaların sır saklama yükümlülüğü dışında bulunan durumlar, sadece öngörülen amaçlar ile sınırlı kalınması ve gizlilik sözleşmesi yapılması koşuluyla belirlenmiştir. Bankaların sermayelerinin yüzde onu veya daha fazlasını temsil eden paylarının satışı amacıyla muhtemel alıcıların yapacakları değerleme çalışmaları ile sermayelerinin yüzde on veya daha fazlasına sahip olan kredi kuruluşu ile finansal kuruluşların konsolide finansal tablo hazırlama çalışmalarında ve iç denetim uygulamalarında veya alacaklarının ve alacaklarına dayalı menkul kıymetlerin satışı amacıyla yapılacak değerleme çalışmalarında ya da derecelendirme hizmeti alınmasına yönelik işlemlerde kullanılmak üzere bilgi ve belge taleplerinin sadece bu amaçlar ile sınırlı kalınması ve gizlilik sözleşmesi yapılması koşuluyla bankalarca karşılanmasına imkan verilmiştir.
5411 sayılı Kanunun 82 nci maddesinde yapılan değişiklik ile, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Merkezi İstanbul olarak belirlenmiştir.
DİLEK 606 - 5411 sayılı Kanunun 95 inci maddesinde yapılan değişiklik ile, Kurumun Merkezinin İstanbul olarak belirlenmesine bağlı olarak Kurumun yerinde denetim yapacak meslek personelinin yemin edeceği mahkeme olarak “İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi” belirlenmektedir.
5411 sayılı Bankacılık Kanununa eklenen ek 1 inci madde ile, kredi kuruluşları ile finansal kuruluşların müşterilerinin risk bilgilerinin toplanması ve bu kuruluşlarla paylaşılması amacıyla Türkiye Bankalar Birliği nezdinde Risk Merkezi kurulması öngörülmüştür. Kural olarak Risk Merkezi nezdindeki bütün işlem ve kayıtların gizli olması, Anayasanın ve Uluslararası Sözleşmelerin koruduğu özel hayatın gizliliği ilkesinin de bir sonucudur. Bu çerçevede, sır sahibinin bilgilerinin açıklanması konusunda açık rızasının bulunması durumunda ancak belirlediği kişiye risk bilgilerinin verilebilmesi benimsenmiştir. Buna ilişkin teknik alt yapının ekonomik hayatın gereklerine uygun olarak oluşturulabilmesini teminen Türkiye Bankalar Birliğine yetki verilmiştir.
5411 sayılı Bankacılık Kanununa eklenen geçici 28 inci madde ile, Türkiye Bankalar Birliği nezdinde kurulan Risk Merkezi faaliyete geçinceye kadar geçiş sürecinde yapılacak işlemler düzenlenmiştir. Aynı Kanuna eklenen geçici 29 uncu madde ile de Kurum merkezinin taşınması için geçiş süreci öngörülmüştür.
-
Değişikliğin gerekçesi
5411 sayılı Kanunun 73 üncü maddesinde yapılan değişiklik ile, Avrupa Birliği direktifleri ile uyumlu olarak sır niteliğini haiz bilgilerin üst seviyede korunmasını teminen, Kurumun elde edeceği bilgileri ceza soruşturma ve kovuşturmaları kapsamında savcılıklar ile ceza mahkemelerine verebileceği hüküm altına alınmaktadır. Madde ile ayrıca Kurul Başkan ve üyeleri ile Kurum personelinin görevleriyle bağlantılı olarak başlatılan soruşturma ve kovuşturmalar ile ilgili bilgi taleplerinin yerine getirilmesine imkan tanınmıştır. Ayrıca, bankaların sır saklama yükümlülüğü dışında bulunan durumlar, sadece öngörülen amaçlar ile sınırlı kalınması ve gizlilik sözleşmesi yapılması koşuluyla belirlenmiştir. Bankaların sermayelerinin yüzde onu veya daha fazlasını temsil eden paylarının satışı amacıyla muhtemel alıcıların yapacakları değerleme çalışmaları ile sermayelerinin yüzde on veya daha fazlasına sahip olan kredi kuruluşu ile finansal kuruluşların konsolide finansal tablo hazırlama çalışmalarında ve iç denetim uygulamalarında veya alacaklarının ve alacaklarına dayalı menkul kıymetlerin satışı amacıyla yapılacak değerleme çalışmalarında ya da derecelendirme hizmeti alınmasına yönelik işlemlerde kullanılmak üzere bilgi ve belge taleplerinin sadece bu amaçlar ile sınırlı kalınması ve gizlilik sözleşmesi yapılması koşuluyla bankalarca karşılanmasına imkan verilmiştir.
5411 sayılı Kanunun 82 nci maddesinde yapılan değişiklik ile, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Merkezi İstanbul olarak belirlenmiştir.
DİLEK 606 - 5411 sayılı Kanunun 95 inci maddesinde yapılan değişiklik ile, Kurumun Merkezinin İstanbul olarak belirlenmesine bağlı olarak Kurumun yerinde denetim yapacak meslek personelinin yemin edeceği mahkeme olarak “İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi” belirlenmektedir.
5411 sayılı Bankacılık Kanununa eklenen ek 1 inci madde ile, kredi kuruluşları ile finansal kuruluşların müşterilerinin risk bilgilerinin toplanması ve bu kuruluşlarla paylaşılması amacıyla Türkiye Bankalar Birliği nezdinde Risk Merkezi kurulması öngörülmüştür. Kural olarak Risk Merkezi nezdindeki bütün işlem ve kayıtların gizli olması, Anayasanın ve Uluslararası Sözleşmelerin koruduğu özel hayatın gizliliği ilkesinin de bir sonucudur. Bu çerçevede, sır sahibinin bilgilerinin açıklanması konusunda açık rızasının bulunması durumunda ancak belirlediği kişiye risk bilgilerinin verilebilmesi benimsenmiştir. Buna ilişkin teknik alt yapının ekonomik hayatın gereklerine uygun olarak oluşturulabilmesini teminen Türkiye Bankalar Birliğine yetki verilmiştir.
5411 sayılı Bankacılık Kanununa eklenen geçici 28 inci madde ile, Türkiye Bankalar Birliği nezdinde kurulan Risk Merkezi faaliyete geçinceye kadar geçiş sürecinde yapılacak işlemler düzenlenmiştir. Aynı Kanuna eklenen geçici 29 uncu madde ile de Kurum merkezinin taşınması için geçiş süreci öngörülmüştür.
-
13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 148 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “Ankara’da Asliye Ticaret Mahkemesinde” ibaresi “İstanbul’da Asliye Ticaret Mahkemesinde” şeklinde değiştirilmiştir.
-
22 Temmuz 2008
-
4 Haziran 2008
-
18 Ekim 2007
-
Bu fıkranın “… tüzel kişilerin kanunî temsilcileri ile borçlu veya borçla diğer ilgililerin yurt dışına çıkmasını yasaklama …” bölümü Anayasa Mahkemesi’nin 18/10/2007 tarihli ve E.: 2007/4, K.: 2007/81 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.
-
-
24 Mayıs 2007
-
Bu fıkrada yer alan “beşi” ibaresi, 24/5/2007 tarihli ve 5667 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle “onbeşi” olarak değiştirilmiştir.
-
Bu fıkrada yer alan “beşi” ibaresi, 24/5/2007 tarihli ve 5667 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle “onbeşi” olarak değiştirilmiştir.
-
22 Mart 2007
-
31 Mayıs 2006
-
9 Mart 2006
-
8 Mart 2006
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddenin (a) ve (b) bentleri ile, Bankacılık Kanununa göre faaliyet izni kaldırılan ve yönetim ve denetimi Fona intikal eden bankalar hakkında iflas kararı verilmesi halinde, bankanın iflas masası tarafından külli icra yoluyla tasfiye edilmesi sonucunda dağıtılacak olan paralardan, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesine göre üçüncü sırada yer alan Fon dahil imtiyazlı alacaklılardan önce gelmek üzere ilk sırada sırasıyla Devlet ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna tabi alacaklarının mahsubunun yapılması sağlanmaktadır.
Maddenin (c) bendi ile, Bankacılık Kanununa göre faaliyet izni kaldırılan ve yönetim ve denetimi Fona intikal eden bankalar ile bankayla ilişkileri Kanunun 134 üncü maddesinde tanımlanan gerçek ve tüzel kişilerin sahip oldukları varlıkların satışı neticesinde elde edilecek bedelden öncelikle, 134 üncü maddenin beşinci fıkrasına göre Fon Kurulu tarafından karar verilmesi halinde şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçları, daha sonra sırasıyla bu kişilerin Devlete ve sosyal güvenlik kuruluşlarına olan ve 6183 sayılı Kanun kapsamındaki borçları ile GSM imtiyaz sözleşmesinden doğan Hazine payı borçları ödendikten sonra bakiye kısmın, kişilerin diğer kamu kurum ve kuruluşları ile üst kurullara olan borçlarına garameten taksim edileceğine yönelik düzenleme yapılmaktadır.
Maddenin (d) bendi ile, Fon tarafından alacaklarının takibi için 5411 sayılı Kanun çerçevesinde açılan veya takip edilen davalar veya takipler neticesinde ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir konulan para, mal ve her türlü hak ile alacakların bedellerinden, alacak konusunda mahkemece verilen karar üzerine, imtiyazlı alacaklılardan ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun alacağından önce sırasıyla Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamındaki alacaklarının mahsup edilmesi sağlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddenin (a) ve (b) bentleri ile, Bankacılık Kanununa göre faaliyet izni kaldırılan ve yönetim ve denetimi Fona intikal eden bankalar hakkında iflas kararı verilmesi halinde, bankanın iflas masası tarafından külli icra yoluyla tasfiye edilmesi sonucunda dağıtılacak olan paralardan, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesine göre üçüncü sırada yer alan Fon dahil imtiyazlı alacaklılardan önce gelmek üzere ilk sırada sırasıyla Devlet ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna tabi alacaklarının mahsubunun yapılması sağlanmaktadır.
Maddenin (c) bendi ile, Bankacılık Kanununa göre faaliyet izni kaldırılan ve yönetim ve denetimi Fona intikal eden bankalar ile bankayla ilişkileri Kanunun 134 üncü maddesinde tanımlanan gerçek ve tüzel kişilerin sahip oldukları varlıkların satışı neticesinde elde edilecek bedelden öncelikle, 134 üncü maddenin beşinci fıkrasına göre Fon Kurulu tarafından karar verilmesi halinde şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçları, daha sonra sırasıyla bu kişilerin Devlete ve sosyal güvenlik kuruluşlarına olan ve 6183 sayılı Kanun kapsamındaki borçları ile GSM imtiyaz sözleşmesinden doğan Hazine payı borçları ödendikten sonra bakiye kısmın, kişilerin diğer kamu kurum ve kuruluşları ile üst kurullara olan borçlarına garameten taksim edileceğine yönelik düzenleme yapılmaktadır.
Maddenin (d) bendi ile, Fon tarafından alacaklarının takibi için 5411 sayılı Kanun çerçevesinde açılan veya takip edilen davalar veya takipler neticesinde ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir konulan para, mal ve her türlü hak ile alacakların bedellerinden, alacak konusunda mahkemece verilen karar üzerine, imtiyazlı alacaklılardan ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun alacağından önce sırasıyla Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamındaki alacaklarının mahsup edilmesi sağlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddenin (a) ve (b) bentleri ile, Bankacılık Kanununa göre faaliyet izni kaldırılan ve yönetim ve denetimi Fona intikal eden bankalar hakkında iflas kararı verilmesi halinde, bankanın iflas masası tarafından külli icra yoluyla tasfiye edilmesi sonucunda dağıtılacak olan paralardan, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesine göre üçüncü sırada yer alan Fon dahil imtiyazlı alacaklılardan önce gelmek üzere ilk sırada sırasıyla Devlet ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna tabi alacaklarının mahsubunun yapılması sağlanmaktadır.
Maddenin (c) bendi ile, Bankacılık Kanununa göre faaliyet izni kaldırılan ve yönetim ve denetimi Fona intikal eden bankalar ile bankayla ilişkileri Kanunun 134 üncü maddesinde tanımlanan gerçek ve tüzel kişilerin sahip oldukları varlıkların satışı neticesinde elde edilecek bedelden öncelikle, 134 üncü maddenin beşinci fıkrasına göre Fon Kurulu tarafından karar verilmesi halinde şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçları, daha sonra sırasıyla bu kişilerin Devlete ve sosyal güvenlik kuruluşlarına olan ve 6183 sayılı Kanun kapsamındaki borçları ile GSM imtiyaz sözleşmesinden doğan Hazine payı borçları ödendikten sonra bakiye kısmın, kişilerin diğer kamu kurum ve kuruluşları ile üst kurullara olan borçlarına garameten taksim edileceğine yönelik düzenleme yapılmaktadır.
Maddenin (d) bendi ile, Fon tarafından alacaklarının takibi için 5411 sayılı Kanun çerçevesinde açılan veya takip edilen davalar veya takipler neticesinde ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir konulan para, mal ve her türlü hak ile alacakların bedellerinden, alacak konusunda mahkemece verilen karar üzerine, imtiyazlı alacaklılardan ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun alacağından önce sırasıyla Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamındaki alacaklarının mahsup edilmesi sağlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddenin (a) ve (b) bentleri ile, Bankacılık Kanununa göre faaliyet izni kaldırılan ve yönetim ve denetimi Fona intikal eden bankalar hakkında iflas kararı verilmesi halinde, bankanın iflas masası tarafından külli icra yoluyla tasfiye edilmesi sonucunda dağıtılacak olan paralardan, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesine göre üçüncü sırada yer alan Fon dahil imtiyazlı alacaklılardan önce gelmek üzere ilk sırada sırasıyla Devlet ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna tabi alacaklarının mahsubunun yapılması sağlanmaktadır.
Maddenin (c) bendi ile, Bankacılık Kanununa göre faaliyet izni kaldırılan ve yönetim ve denetimi Fona intikal eden bankalar ile bankayla ilişkileri Kanunun 134 üncü maddesinde tanımlanan gerçek ve tüzel kişilerin sahip oldukları varlıkların satışı neticesinde elde edilecek bedelden öncelikle, 134 üncü maddenin beşinci fıkrasına göre Fon Kurulu tarafından karar verilmesi halinde şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçları, daha sonra sırasıyla bu kişilerin Devlete ve sosyal güvenlik kuruluşlarına olan ve 6183 sayılı Kanun kapsamındaki borçları ile GSM imtiyaz sözleşmesinden doğan Hazine payı borçları ödendikten sonra bakiye kısmın, kişilerin diğer kamu kurum ve kuruluşları ile üst kurullara olan borçlarına garameten taksim edileceğine yönelik düzenleme yapılmaktadır.
Maddenin (d) bendi ile, Fon tarafından alacaklarının takibi için 5411 sayılı Kanun çerçevesinde açılan veya takip edilen davalar veya takipler neticesinde ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir konulan para, mal ve her türlü hak ile alacakların bedellerinden, alacak konusunda mahkemece verilen karar üzerine, imtiyazlı alacaklılardan ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun alacağından önce sırasıyla Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamındaki alacaklarının mahsup edilmesi sağlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile 5411 sayılı Kanuna geçici 24 ve 25 inci maddeler eklenmektedir.
Geçici 24 üncü madde ile, banka tarafından yetkili mercilere beyan edilen sigortaya tabi mevduat tutarı ile Fon tarafından tespit edilen mevduat tutarı arasında bir fark bulunması nedeniyle Fon tarafından haklarında takibat başlatılmış kişilerin ve bankanın mal varlıklarının paraya çevrilmesi sonucunda elde edilecek tutarların 5411 sayılı Kanunun 134 üncü maddesine göre yapılacak garame sonucunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna düşen kısmının bir hesapta toplanması ve bu hesaptan sırasıyla Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının bu kişilerden olan ve 6183 sayılı Kanun kapsamında bulunan alacaklarının tahsili için ödemede bulunulması yönünde düzenleme yapılmaktadır.
Geçici 25 inci madde ile, Fon tarafından gerçekleştirilecek satışlarda uygulanacak katma değer vergisi istisnasına yönelik açıklama getirilmektedir. Fonun, 5411 sayılı Kanuna göre faaliyet izni kaldırılan yönetim ve denetimi Fona intikal eden bankalar ile bankayla ilişkileri Kanunun 134 üncü maddesinde tanımlanan gerçek ve tüzel kişilerin sahip oldukları varlıkların satışı neticesinde elde edilecek bedelin dağıtım sırası değiştirilmekte, bu satışlardan Fona intikal edecek tutarın ayrı bir hesapta toplanarak bu hesaptan Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının bu kişilerden olan ve 6183 sayılı Kanun kapsamında bulunan alacaklarına tahsis edilmesine imkan tanınmaktadır. Satış bedelinin alacaklılara dağıtılmasına ilişkin yapılan bu değişiklikler, usul hükmü olduğundan Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce gerçekleştirilmiş ancak bedeli alacaklılara dağıtımı yapılmamış satışlar ile henüz ilan aşamasında olan satışlara da uygulanması gerekmektedir.
Bu düzenlemeler ile satış bedelinden Fon lehine ayrılacak tutar değiştiğinden katma değer vergisi istisnasının uygulanacağı tutar da değişmektedir. Oysa yapılan değişikliğin amacı satış bedelinin alacaklılar arasında dağılımına yönelik olup, katma değer vergisi istisnası uygulanacak mevcut tutarın değiştirilmemesi bu değişiklik öncesi yapılmış işlemler açısından zorunluluk arz etmektedir. Bu madde ile bu düzenlemelerin yürürlüğe girdiği tarihten önce Fon tarafından satış ilanı verilmiş, satışı gerçekleşmiş ancak ihale bedelinin alacaklılara dağıtımı sonuçlanmamış satışlar ile 31/12/2006 tarihine kadar ilan edilecek satışlarda söz konusu katma değer vergisi istisna tutarının aynen muhafaza edilmesi sağlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile 5411 sayılı Kanuna geçici 24 ve 25 inci maddeler eklenmektedir.
Geçici 24 üncü madde ile, banka tarafından yetkili mercilere beyan edilen sigortaya tabi mevduat tutarı ile Fon tarafından tespit edilen mevduat tutarı arasında bir fark bulunması nedeniyle Fon tarafından haklarında takibat başlatılmış kişilerin ve bankanın mal varlıklarının paraya çevrilmesi sonucunda elde edilecek tutarların 5411 sayılı Kanunun 134 üncü maddesine göre yapılacak garame sonucunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna düşen kısmının bir hesapta toplanması ve bu hesaptan sırasıyla Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının bu kişilerden olan ve 6183 sayılı Kanun kapsamında bulunan alacaklarının tahsili için ödemede bulunulması yönünde düzenleme yapılmaktadır.
Geçici 25 inci madde ile, Fon tarafından gerçekleştirilecek satışlarda uygulanacak katma değer vergisi istisnasına yönelik açıklama getirilmektedir. Fonun, 5411 sayılı Kanuna göre faaliyet izni kaldırılan yönetim ve denetimi Fona intikal eden bankalar ile bankayla ilişkileri Kanunun 134 üncü maddesinde tanımlanan gerçek ve tüzel kişilerin sahip oldukları varlıkların satışı neticesinde elde edilecek bedelin dağıtım sırası değiştirilmekte, bu satışlardan Fona intikal edecek tutarın ayrı bir hesapta toplanarak bu hesaptan Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının bu kişilerden olan ve 6183 sayılı Kanun kapsamında bulunan alacaklarına tahsis edilmesine imkan tanınmaktadır. Satış bedelinin alacaklılara dağıtılmasına ilişkin yapılan bu değişiklikler, usul hükmü olduğundan Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce gerçekleştirilmiş ancak bedeli alacaklılara dağıtımı yapılmamış satışlar ile henüz ilan aşamasında olan satışlara da uygulanması gerekmektedir.
Bu düzenlemeler ile satış bedelinden Fon lehine ayrılacak tutar değiştiğinden katma değer vergisi istisnasının uygulanacağı tutar da değişmektedir. Oysa yapılan değişikliğin amacı satış bedelinin alacaklılar arasında dağılımına yönelik olup, katma değer vergisi istisnası uygulanacak mevcut tutarın değiştirilmemesi bu değişiklik öncesi yapılmış işlemler açısından zorunluluk arz etmektedir. Bu madde ile bu düzenlemelerin yürürlüğe girdiği tarihten önce Fon tarafından satış ilanı verilmiş, satışı gerçekleşmiş ancak ihale bedelinin alacaklılara dağıtımı sonuçlanmamış satışlar ile 31/12/2006 tarihine kadar ilan edilecek satışlarda söz konusu katma değer vergisi istisna tutarının aynen muhafaza edilmesi sağlanmıştır.
-
8/3/2006 tarihli ve 5472 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan "tüm imtiyazlı alacaklılardan önce" ibaresinden sonra gelmek üzere ", ancak Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklarından sonra" ibaresi eklenmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
Maddenin (a) ve (b) bentleri ile, Bankacılık Kanununa göre faaliyet izni kaldırılan ve yönetim ve denetimi Fona intikal eden bankalar hakkında iflas kararı verilmesi halinde, bankanın iflas masası tarafından külli icra yoluyla tasfiye edilmesi sonucunda dağıtılacak olan paralardan, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesine göre üçüncü sırada yer alan Fon dahil imtiyazlı alacaklılardan önce gelmek üzere ilk sırada sırasıyla Devlet ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna tabi alacaklarının mahsubunun yapılması sağlanmaktadır.
Maddenin (c) bendi ile, Bankacılık Kanununa göre faaliyet izni kaldırılan ve yönetim ve denetimi Fona intikal eden bankalar ile bankayla ilişkileri Kanunun 134 üncü maddesinde tanımlanan gerçek ve tüzel kişilerin sahip oldukları varlıkların satışı neticesinde elde edilecek bedelden öncelikle, 134 üncü maddenin beşinci fıkrasına göre Fon Kurulu tarafından karar verilmesi halinde şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçları, daha sonra sırasıyla bu kişilerin Devlete ve sosyal güvenlik kuruluşlarına olan ve 6183 sayılı Kanun kapsamındaki borçları ile GSM imtiyaz sözleşmesinden doğan Hazine payı borçları ödendikten sonra bakiye kısmın, kişilerin diğer kamu kurum ve kuruluşları ile üst kurullara olan borçlarına garameten taksim edileceğine yönelik düzenleme yapılmaktadır.
Maddenin (d) bendi ile, Fon tarafından alacaklarının takibi için 5411 sayılı Kanun çerçevesinde açılan veya takip edilen davalar veya takipler neticesinde ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir konulan para, mal ve her türlü hak ile alacakların bedellerinden, alacak konusunda mahkemece verilen karar üzerine, imtiyazlı alacaklılardan ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun alacağından önce sırasıyla Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamındaki alacaklarının mahsup edilmesi sağlanmaktadır.
-
8/3/2006 tarihli ve 5472 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan "tüm imtiyazlı alacaklılardan önce" ibaresinden sonra gelmek üzere ", ancak Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklarından sonra" ibaresi eklenmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
Maddenin (a) ve (b) bentleri ile, Bankacılık Kanununa göre faaliyet izni kaldırılan ve yönetim ve denetimi Fona intikal eden bankalar hakkında iflas kararı verilmesi halinde, bankanın iflas masası tarafından külli icra yoluyla tasfiye edilmesi sonucunda dağıtılacak olan paralardan, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesine göre üçüncü sırada yer alan Fon dahil imtiyazlı alacaklılardan önce gelmek üzere ilk sırada sırasıyla Devlet ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna tabi alacaklarının mahsubunun yapılması sağlanmaktadır.
Maddenin (c) bendi ile, Bankacılık Kanununa göre faaliyet izni kaldırılan ve yönetim ve denetimi Fona intikal eden bankalar ile bankayla ilişkileri Kanunun 134 üncü maddesinde tanımlanan gerçek ve tüzel kişilerin sahip oldukları varlıkların satışı neticesinde elde edilecek bedelden öncelikle, 134 üncü maddenin beşinci fıkrasına göre Fon Kurulu tarafından karar verilmesi halinde şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçları, daha sonra sırasıyla bu kişilerin Devlete ve sosyal güvenlik kuruluşlarına olan ve 6183 sayılı Kanun kapsamındaki borçları ile GSM imtiyaz sözleşmesinden doğan Hazine payı borçları ödendikten sonra bakiye kısmın, kişilerin diğer kamu kurum ve kuruluşları ile üst kurullara olan borçlarına garameten taksim edileceğine yönelik düzenleme yapılmaktadır.
Maddenin (d) bendi ile, Fon tarafından alacaklarının takibi için 5411 sayılı Kanun çerçevesinde açılan veya takip edilen davalar veya takipler neticesinde ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir konulan para, mal ve her türlü hak ile alacakların bedellerinden, alacak konusunda mahkemece verilen karar üzerine, imtiyazlı alacaklılardan ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun alacağından önce sırasıyla Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamındaki alacaklarının mahsup edilmesi sağlanmaktadır.
-
8/3/2006 tarihli ve 5472 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, her türlü hak ve alacakların bedelinden," ibaresinden sonra gelmek üzere "Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklarından sonra gelmek üzere," ibaresi eklenmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
Maddenin (a) ve (b) bentleri ile, Bankacılık Kanununa göre faaliyet izni kaldırılan ve yönetim ve denetimi Fona intikal eden bankalar hakkında iflas kararı verilmesi halinde, bankanın iflas masası tarafından külli icra yoluyla tasfiye edilmesi sonucunda dağıtılacak olan paralardan, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesine göre üçüncü sırada yer alan Fon dahil imtiyazlı alacaklılardan önce gelmek üzere ilk sırada sırasıyla Devlet ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna tabi alacaklarının mahsubunun yapılması sağlanmaktadır.
Maddenin (c) bendi ile, Bankacılık Kanununa göre faaliyet izni kaldırılan ve yönetim ve denetimi Fona intikal eden bankalar ile bankayla ilişkileri Kanunun 134 üncü maddesinde tanımlanan gerçek ve tüzel kişilerin sahip oldukları varlıkların satışı neticesinde elde edilecek bedelden öncelikle, 134 üncü maddenin beşinci fıkrasına göre Fon Kurulu tarafından karar verilmesi halinde şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçları, daha sonra sırasıyla bu kişilerin Devlete ve sosyal güvenlik kuruluşlarına olan ve 6183 sayılı Kanun kapsamındaki borçları ile GSM imtiyaz sözleşmesinden doğan Hazine payı borçları ödendikten sonra bakiye kısmın, kişilerin diğer kamu kurum ve kuruluşları ile üst kurullara olan borçlarına garameten taksim edileceğine yönelik düzenleme yapılmaktadır.
Maddenin (d) bendi ile, Fon tarafından alacaklarının takibi için 5411 sayılı Kanun çerçevesinde açılan veya takip edilen davalar veya takipler neticesinde ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir konulan para, mal ve her türlü hak ile alacakların bedellerinden, alacak konusunda mahkemece verilen karar üzerine, imtiyazlı alacaklılardan ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun alacağından önce sırasıyla Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamındaki alacaklarının mahsup edilmesi sağlanmaktadır.
-
-
22 Şubat 2006