İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 18. hâli

Orman Kanunu

Kanun numarası
6831
Kabul tarihi
31.08.1956
Resmî Gazete
08.09.1956 / 9402
Düstur
3. tertip, cilt 37
Son değişiklik
24.06.2026
Madde sayısı
145

Ek Madde 18 geçmişi

Metin 0 kez değişmiş, toplam 1 değişiklik kaydı var.

Bugünkü metni

Ek Madde 18- (Ek:23/3/2023-7442/27 md.)

Tescilli olsun veya olmasın aynı veya komşu köy, mahalle ve beldelerin orman tahdidi veya orman kadastrosu çalışma alanlarında bulunan aynı taşınmazların, ilan edilerek kesinleşmiş birden çok orman kadastrosuna göre orman sayılıp sayılmaması bakımından farklı vasıflarda sınırlandırılmış olduğunun tespiti halinde, bu taşınmazlarda, kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla oluşturulan sınırlar saklı kalmak kaydıyla, önceden yapılmış olan orman kadastro çalışmaları bütün sonuçları ile hükümsüz sayılır. Orman Genel Müdürlüğünce yeni bir orman kadastro komisyonu görevlendirilir. Görevlendirilen orman kadastro komisyonu bu taşınmazlarda, bu Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde orman kadastrosu ve 2/B uygulamasını yapar ve 10 uncu maddeye göre ilan eder. Bu kapsamda ilan edilen orman kadastro çalışmasındaki sınırlandırma esas alınır. İlan tarihinden itibaren otuz gün içinde kadastro mahkemelerinde, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemelerde dava açılmadığı takdirde ilan edilen çalışma kesinleşir. Bu çalışmalarda 11 inci maddedeki hak düşürücü süre aranmaz.

Bu maddeye göre yapılacak kadastro çalışmaları ikinci kadastro sayılmaz.

Bu maddeye göre orman kadastro çalışması yapılan alanlarda yer alan taşınmazlar hakkında açılmış davalar bulunması halinde yapılan çalışmalar Orman Genel Müdürlüğünce mahkemeye bildirilir.

Metni elimizde olmayan 1 değişiklik kaydı

Bu kayıtlar metin içindeki değişiklik notlarından derlendi. Karşılaştırılacak hâl elimizde yok: belgenin konsolide metninin en eski kopyası 23 Mart 2023 tarihli, bundan öncesi için metnin o günkü hâli hiçbir arşivde bulunmuyor.

  • Değişikliğin gerekçesi

    Aynı veya komşu köy, mahalle ve beldede orman tahdidi veya orman kadastrosu çalışma alanlarında ilan edilerek kesinleşmiş orman kadastroları sonucunda kenarlaşma hataları ve diğer teknik hatalar nedeniyle aynı taşınmazların orman sayılıp sayılmaması bakımından farklı vasıflarda sınırlandırılması nedeniyle yaşanan mülkiyet sorunlarının giderilmesi ve ormanların korunması gerekmekte olup uygulamada sorunların çözümü için taşınmaz sahipleri hasım gösterilerek hukuk mahkemelerinde davalar açılmakta, taşınmaz sahipleri ve varislerinin çok sayıda olması ile taraf teşkili sağlanamamakta, davaların uzun sürmesi nedeniyle vatandaşlar mağdur olmakta ve mahkemelerin yükü artmaktadır. Bununla birlikte taşınmazlar ihtilaflı olduğundan sahipleri tarafından değerlendirilememekte ve ülke ekonomisi zarar görmektedir.

    Zaman zaman, aynı çalışma alanında farklı tarihlerde yapılan Orman Kanunu uygulamaları nedeniyle kadastroya konu edilen parsellerin aynı zemini işgal etmekle birlikte farklı nitelikler taşıdığı ve farklı kullanıcılar adına tescil edilebildiği, özellikle ilk yapılan orman kadastrosu sonucu orman dışı alan olarak sınırlandırılan alanlarda yapılan tapulama çalışması ile gerçek ve tüzel kişiler adına tapuya tescil edilen taşınmazların, aynı bölgede daha sonra gerçekleştirilen orman kadastrosu uygulamaları sonucu ormanlık alanda kaldığının belirlenmesi nedeniyle, Orman İdaresi tarafından açılan davalar sonucunda vatandaşların tapuları iptal edilmekte ve açılan tazminat davalarında Hazine aleyhine önemli miktarlarda tazminat kararlarının verilmekte olduğu, bunun sonucu olarak uzun yıllar önce kazanılan mülkiyet hakkının hükümsüz hale gelmesi nedeniyle Devlet-Vatandaş ilişkisinde onarılması güç hasarların ortaya çıktığı, bu tür alanlarda kadastro sonrası yoğun mülkiyet değişimlerinin gerçekleştirildiği gözlenmektedir.

    Orman kadastro komisyonları, oluşan kenarlaşma hataları ile teknik hataları düzeltmek üzere görevlendirilerek, bu tür alanlarda oluşan mülkiyet ihtilaflarının dava açılmadan çözülmesi sağlanacaktır.

    Başta İstanbul, Kocaeli, Isparta, Muğla, İzmir, Antalya gibi illerimiz olmak üzere 40 ilimizde 15.000-20.000 hektar civarındaki alanda bu tür uygulamalar nedeniyle mağduriyet yaşandığı ve 15.000 civarında vatandaşımızın mağdur olduğu tahmin edilmektedir.