İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 25. hâli

Terörle Mücadele Kanunu

Kanun numarası
3713
Kabul tarihi
12.04.1991
Resmî Gazete
12.04.1991 / 20843 (mükerrer)
Düstur
5. tertip, cilt 30
Son değişiklik
09.08.2026
Madde sayısı
43

Metin içindeki değişiklik notlarından ve dipnotlardan derlenmiştir. Toplam 122 kayıt.

  1. 9 Ağustos 2026

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 21 geçmişi (cümle) 7594 sayılı Kanun, md. 3
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, 3713 sayılı Kanun kapsamında vazife malulü olan erbaş ve erler ile güvenlik korucuları, öğrenciler ve sivillerin aylıklarında artış yapılması amaçlanmaktadır.

    • Eklendi Madde 21 geçmişi (fıkra) 7594 sayılı Kanun, md. 3
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, 3713 sayılı Kanun kapsamında vazife malulü olan erbaş ve erler ile güvenlik korucuları, öğrenciler ve sivillerin aylıklarında artış yapılması amaçlanmaktadır.

    • Eklendi Ek Madde 3 geçmişi (fıkra) 7594 sayılı Kanun, md. 4
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, 3713 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (h), (i) ve (j) bentleri kapsamında terör eylemi nedeniyle yaralanmış olmakla birlikte ilgili mevzuatına göre malul sayılmadıkları için aylık bağlanamayanlardan, Vazife Malullüklerinin Nevileri ile Dereceleri Hakkında Nizamname hükümlerine göre derece tespiti yapılanlara bağlanan aylıkların artırılması ile bu madde kapsamında aylık bağlananların, 6/2/2018 tarihli ve 7082 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi kapsamında bulunanlar hariç olmak üzere, aylık bağlanmasına ilişkin hükümler dışında 1005 sayılı Kanun kapsamındakilere ilgili mevzuatta sağlanan diğer haklardan aynı usul ve esaslar çerçevesinde yararlandırılması amaçlanmaktadır.

    • Eklendi Geçici Madde 20 geçmişi 7594 sayılı Kanun, md. 5
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, terörle mücadele görevlerinin ifası sırasında terör eylemleri sonucu ateşli silah mermi çekirdeği, şarapnel veya benzeri mühimmatın vücutta penetran yaralanmaya neden olması veya ateşli silah, el yapımı patlayıcı (EYP), mayın, havan, roket, el bombası, şarapnel veya benzeri patlayıcı mühimmatın etkisiyle ya da bunların oluşturduğu blast ve termal etki sonucu meydana gelen yaralanmalar ile terör örgütü mensuplarının kesici, delici, ezici veya benzeri yakın muharebe niteliğindeki saldırıları sonucu meydana gelen yaralanmaların, Adli Tıp Kurumunca kullanılan tıbbî değerlendirme ölçütleri esas alınarak olay tarihindeki yaralanmalarının hafif nitelikte olmayan yaralanma niteliği taşıdığı ve mevcut sağlık durumu ile olay tarihindeki yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğu en az bir adli tıp uzmanının yer aldığı sağlık kurulu raporuyla tespit edilenlerden; malul sayılmayan veya 13/7/1953 tarihli ve 4/1053 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Vazife Malullüklerinin Nevileri ile Dereceleri Hakkında Nizamname hükümlerine göre derece tespiti yapılmayan Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı personeli, Millî İstihbarat Teşkilatı mensupları, Emniyet Teşkilatının Emniyet Hizmetleri Sınıfına mensup personeli ile güvenlik korucularına aylık bağlanması, başvuru ve sağlık kurulu raporuna ilişkin usul ve esasların belirlenmesi, sonradan malul olduklarına karar verilenler ile bu Kanunun ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında derece tespiti yapılanlar hakkında ilgili hükümlerin uygulanması ve aylık bağlanmasına ilişkin hükümler hariç olmak üzere 24/2/1968 tarihli ve 1005 sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun kapsamındakiler için ilgili mevzuatta sağlanan diğer haklardan aynı usul ve esaslar çerçevesinde yararlandırılması amaçlanmaktadır. Bu madde kapsamında yapılacak değerlendirmede, olay tarihindeki yaralanmanın hafif nitelikte olmayan yaralanma niteliği taşıyıp taşımadığı, Adli Tıp Kurumunca kullanılan “Türk Ceza Kanunu’nda Tanımlanan Yaralama Suçlarının Adli Tıp Açısından Değerlendirilmesi Rehberi”nde yer alan tıbbî değerlendirme ölçütleri esas alınır. Bu kapsamda penetran yaralanma; ateşli silah mermi çekirdeği, şarapnel veya benzeri mühimmatın vücuda girerek penetrasyon oluşturduğu, mühimmatın vücut içerisinde kaldığı, vücuda girip çıktığı veya tıbbî müdahale ile vücuttan çıkarıldığı yaralanmaları ifade etmektedir. Düzenleme, yalnızca maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olaylar hakkında bir defaya mahsus uygulanacak olup, bu tarihten sonra meydana gelen olaylar bakımından bu madde kapsamında yeni başvuru yapılamayacaktır. Başvuruların, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılması gerekmektedir.

    • Değiştirildi Ek Madde 3 geçmişi (fıkra) 7594 sayılı Kanun, md. 4

      9/8/2026 tarihli ve 7594 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan tablo metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, 3713 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (h), (i) ve (j) bentleri kapsamında terör eylemi nedeniyle yaralanmış olmakla birlikte ilgili mevzuatına göre malul sayılmadıkları için aylık bağlanamayanlardan, Vazife Malullüklerinin Nevileri ile Dereceleri Hakkında Nizamname hükümlerine göre derece tespiti yapılanlara bağlanan aylıkların artırılması ile bu madde kapsamında aylık bağlananların, 6/2/2018 tarihli ve 7082 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi kapsamında bulunanlar hariç olmak üzere, aylık bağlanmasına ilişkin hükümler dışında 1005 sayılı Kanun kapsamındakilere ilgili mevzuatta sağlanan diğer haklardan aynı usul ve esaslar çerçevesinde yararlandırılması amaçlanmaktadır.

  2. 2 Mart 2024

    • Eski ifade
      220 nci maddesinin altıncı
      Yeni ifade
      314 üncü maddesinin üçüncü
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin beşinci fıkrasında düzenleme yapılmaktadır.

      Teklifle Türk Ceza Kanununun 220 nci ve 314 üncü maddelerinde yapılan değişiklik dikkate alınarak fıkradaki Türk Ceza Kanununun 220 nci maddesinin altıncı fıkrasına yapılan atıf bakımından uyum düzenlemesi yapılmaktadır. Söz konusu altıncı fıkrada yer alan suç, Teklifle 314 üncü maddenin üçüncü fıkrasında düzenlendiğinden bu değişikliğe uyum sağlanmaktadır.

  3. 28 Mart 2023

    • Eski ifade
      mensup personeli,
      Yeni ifade
      mensup personeli ve ceza infaz kurumu müdürü, infaz ve koruma başmemuru ve infaz ve koruma memuru unvanlı ceza infaz kurumu personeli,
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun ek 1 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde değişiklik yapılmaktadır. Düzenlemeyle, ek 1 inci madde kapsamında hak sahipliği sonucunu doğuran durumlar arasına, 5434 sayılı Kanunun mülga 45 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen haller kapsamında vazife malulü sayılan ceza infaz kurumu müdürü, infaz ve koruma başmemuru ve infaz ve koruma memuru unvanlı ceza infaz kurumu personeli de dahil edilmektedir. Böylelikle, sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak bu kişiler ile aile bireylerinin de ek 1 inci madde kapsamında istihdam hakkından faydalanmasına imkan sağlanmaktadır.

  4. 30 Haziran 2022

    • İptal edildi Geçici Madde 19 geçmişi Anayasa Mahkemesi kararı (E.2018/137 K.2022/86)
    • İptal edildi Ek Madde 4 geçmişi Anayasa Mahkemesi kararı (E.2018/137 K.2022/86)

      Anayasa Mahkemesi’nin 30/6/2022 tarihli ve E.: 2018/137, K.: 2022/86 sayılı Kararı ile “…Milli Güvenlik Kurulunca…”, “…üyeliği, mensubiyeti ve…”, “…bu silahların mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir ve 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanununun ek 8 inci maddesine göre ilgili idarelerce işlem tesis edilir.” ibareleri iptal edilmiştir.

  5. 18 Temmuz 2021

    • Değiştirildi Geçici Madde 19 geçmişi (fıkra) 7333 sayılı Kanun, md. 11
      Eski ifade
      üç yıl
      Yeni ifade
      dört yıl
      Değişikliğin gerekçesi

      Terörle mücadelenin etkin bir şekilde sürdürülmesi amacıyla gözaltı sürelerinin, bazı suçlarla ilgili olarak yeniden düzenlenmesine ve ek gözaltı süreleri getirilmesine ilişkin hükümlerin uygulaması 31/7/2021 tarihinden itibaren üç yıl uzatılmaktadır.

  6. 14 Nisan 2020

    • Eklendi Madde 17 geçmişi (cümle) 7242 sayılı Kanun, md. 65
      Değişikliğin gerekçesi

      Teklifle, 5275 sayılı Kanunun 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 108 inci maddesinde yapılan değişikliklerle süreli hapis cezaları için düzenlenen koşullu salıverilme oranları yeniden belirlenmektedir. Bu düzenlemelere bağlı olarak, Terörle Mücadele Kanununun 17 nci maddesinin birinci fıkrasına cümle eklemek suretiyle, bu Kanun kapsamına giren suçlardan dolayı süreli hapis cezasına mahkum olanlar hakkında uygulanan dörtte üçlük koşullu salıverilme oranı korunmaktadır.

  7. 17 Ekim 2019

    • Eklendi Madde 7 geçmişi (cümle) 7188 sayılı Kanun, md. 13
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 3713 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına cümle eklenmektedir.

      Eleştiri hakkı, kişinin belli bir vakıa hakkındaki düşüncesini açıklama hürriyetinin kullanılmasından ibarettir. Anayasamızda güvence altına alınan ifade özgürlüğünün doğal sonucu olarak, eleştiri hakkının kullanılması suretiyle açıklanan düşünceler suç oluşturmaz.

      Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarında da belirtildiği üzere, ağır, sert veya incitici nitelikte de olsa, eleştiri hakkı kullanıldığında kişiye yaptırım uygulanamayacak olması, çoğulcu demokrasilerin vazgeçilmez bir gereğidir. Ancak, hiç kuşku yok ki, ifade özgürlüğü mutlak ve sınırsız değildir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine taraf olan devletlerde kanun koyucu, düşünceyi açıklama özgürlüğünü, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve Sözleşmenin 10 uncu maddesinin ruhuna aykırı olmamak koşuluyla, sınırlandırabilir ve bu suretle belirlenen sınırı aşan açıklamaları suç olarak tanımlayabilir.

      Mahkemelerce propaganda suçuyla ilgili olarak verilen kararlar incelendiğinde aynı konuda farklı kararlar verildiği ve uygulama birliği bulunmadığı görülmektedir. Söz konusu farklı uygulamaları gidermek amacıyla yapılması öngörülen düzenlemeyle, haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının suç oluşturmayacağı vurgulanmaktadır.

  8. 24 Temmuz 2019

  9. 25 Haziran 2019

    • 25/6/2019 tarihli ve 7179 sayılı Kanunun 62 nci maddesiyle bu bende “Yedek subay” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve yedek astsubay” ibaresi eklenmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      Bu Kanun ile yedek astsubaylık statüsü ihdas edilmiştir. Madde ile, söz konusu ekleme doğrultusunda yasal uyum sağlanması amacıyla diğer mevzuatta değişiklikler yapılmaktadır.

  10. 18 Ekim 2018

  11. 25 Temmuz 2018

    • Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa geçici madde eklenmektedir.

      Maddenin birinci fıkrasının (a) bendindeki düzenlemeyle, Ceza Muhakemesi Kanununun 91 inci maddesinde yer alan gözaltı süreleri, bazı suçlarla ilgili olarak yeniden düzenlenmekte ve ek gözaltı süreleri getirilmektedir. Anayasanın 19 uncu maddesinde yakalanan kişinin tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırksekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hakim önüne çıkarılacağı, bu süreler geçtikten sonra hiç kimsenin hakim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamayacağı hükme bağlanmıştır. Öte yandan, Ceza Muhakemesi Kanununun 91 inci maddesinde gözaltı süresinin yakalama yerine en yakın hakim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç yakalama anından itibaren yirmidört saati geçemeyeceği, yine aynı şekilde toplu olarak işlenen suçlar bakımından ise bu sürenin her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün süreyle uzatılabileceği belirtilmektedir.

      Fıkrada belirtilen üç yıllık süre içinde terör ve örgüt faaliyetleri kapsamında işlenen suçlar bakımından, bu suçlarla mücadele etme güçlüğü, örgüt bağlantılarının çözülmesinin zaman alması, somut delillere ulaşmanın zorluğu ve benzeri nedenlerle gözaltı süreleri Anayasa hükmüne uygun olarak yeniden düzenlenmektedir. Buna göre gözaltı süresi kırksekiz saat olarak uygulanacaktır. Toplu olarak işlenen suçlarda ise bu süre Ceza Muhakemesi Kanununun 91 inci maddesi hükümleri de dikkate alınmak suretiyle dört günü geçemeyecektir. Yapılan düzenleme kapsamında, gözaltı süreleri sulh ceza hâkimi tarafından belirtilen süreleri geçmemek üzere en fazla iki defa uzatılabilecektir. Kişi en geç kırksekiz saatlik ve dört günlük sürelerin sonunda hakim karşısına çıkarılacağından ve bu aşamadan sonraki süreçte ihtiyaç duyulan uzatma süreleri hakim tarafından belirleneceğinden söz konusu hüküm, Anayasanın 19 uncu maddesinin aradığı koşulları karşılamaktadır. Böylelikle ihtiyaç duyulan ve hakim denetiminde bulunan süre içinde yakalanan kişinin lehine veya aleyhine olan delillere ulaşılabilmesi ve özgürlüğünü kısıtlayıcı koruma tedbirinin biran evvel sonlandırılabilmesi sağlanacaktır.

      Mukayeseli hukukta da benzer örnekler bulunmaktadır. Örneğin İngiltere uygulamasında bazı suçlar yönünden kırksekiz saatlik gözaltı süresinden sonra hakim kararıyla yedi günlük uzatma süreleri bulunmakta, bu süre toplamda ondört güne kadar uzatılabilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili kararlarında gözaltı ve tutukluluk arasında özgürlüğün kısıtlanması yönünden herhangi bir fark gözetilmemekte, yakalanan kişinin hangi sürede bağımsız bir yargı mercii önüne çıkarıldığına dikkat edilmektedir.

      Ceza Muhakemesi Kanununun 148 inci maddesinin beşinci fıkrasında, yürütülen bir soruşturma nedeniyle ifadesi alınan şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında bu işlemin ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabileceği hüküm altına alınmıştır. Buna bağlı olarak maddenin birinci fıkrasının (b) bendindeki düzenlemeyle, belirtilen suçlarla mücadele etme güçlüğü nedeniyle üç yıl süreyle uygulanmak üzere, soruşturma aşamasında aynı olayla ilgili olarak yeniden ifade alınması ihtiyacı ortaya çıktığında bu işlemin Cumhuriyet savcısının yazılı emri üzerine kolluk tarafından da yapılabilmesine imkân tanınmaktadır. Böylelikle soruşturma işlemlerinin hızlandırılması sağlanmış olacaktır.

      Maddenin birinci fıkrasının (c) bendindeki düzenlemeyle, belirtilen suçlarla mücadele etme güçlüğü nedeniyle soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin hızlı bir şekilde tamamlanmasını sağlamak amacıyla üç yıl süreyle uygulanmak üzere tutukluluğa itiraz ve tahliye taleplerinin dosya üzerinden karara bağlanmasına imkan tanınmaktadır.

      Şüpheli veya sanığın salıverilme istemlerine ilişkin Ceza Muhakemesi Kanununun 105 inci maddesinde öngörülen usul ve süre yerine, dosya üzerinden en geç otuzar günlük sürelerle ve tutukluluğun incelenmesi kararlarıyla birlikte salıverilme istemlerinin karara bağlanacağı hüküm altına alınmaktadır.

      Tutukluluğun incelenmesi yönünden ise Ceza Muhakemesi Kanununun 108 inci maddesinde öngörülen usul yerine, bu inceleme resen dosya üzerinden ve en geç otuzar günlük sürelerle yapılabilecektir. Ancak, en geç doksan gün içinde tutukluluğun incelenmesi bakımından kişi veya müdafiinin dinlenilmesi zorunluluğu getirilmektedir.

  12. 2 Temmuz 2018

    • Eski ifade
      Başbakanlıkça
      Yeni ifade
      Cumhurbaşkanınca
    • Eski ifade
      İçişleri Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Millî Savunma Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının görüşleri alınmak suretiyle, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört ay içinde Devlet Personel Başkanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca müştereken hazırlanan ve Bakanlar Kurulunca
      Yeni ifade
      Cumhurbaşkanınca
  13. 21 Mart 2018

    • Metinden çıkarıldı Ek Madde 1 geçmişi (madde) 7103 sayılı Kanun, md. 37

      21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Kanunun 37 nci maddesiyle, bu maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “bu Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi kapsamına girenler hariç olmak üzere” ibaresi ile (ç) bendinde yer alan “21 inci maddenin birinci fıkrasının (j) bendi kapsamında vazife malulü sayılanlar,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

  14. 13 Şubat 2018

  15. 1 Şubat 2018

  16. 28 Kasım 2017

  17. 15 Ağustos 2017

    • Değiştirildi Madde 21 geçmişi (birinci ve ikinci cümle) 694 sayılı KHK, md. 86 · 7078 sayılı Kanunla aynen kabul
  18. 5 Haziran 2017

    • Eklendi Madde 20/A geçmişi (fıkra) 691 sayılı KHK, md. 7 · 7069 sayılı Kanunla aynen kabul
    • Eklendi Madde 20/A geçmişi (fıkra) 691 sayılı KHK, md. 7 · 7069 sayılı Kanunla aynen kabul
    • Değiştirildi Madde 20/A geçmişi (fıkra) 691 sayılı KHK, md. 7
      Eski ifade
      bir yıl
      Yeni ifade
      iki yıl
  19. 2 Ocak 2017

  20. 3 Ekim 2016

  21. 15 Ağustos 2016

  22. 25 Temmuz 2016

    • Değiştirildi Ek Madde 1 geçmişi (altıncı fıkra) 668 sayılı KHK, md. 4 · 6755 sayılı Kanunla aynen kabul
    • Yürürlükten kaldırıldı Ek Madde 1 geçmişi (yedinci fıkra) 668 sayılı KHK, md. 4 · 6755 sayılı Kanunla aynen kabul
    • Eklendi Geçici Madde 15 geçmişi 668 sayılı KHK, md. 4 · 6755 sayılı Kanunla aynen kabul
  23. 15 Temmuz 2016

    • Eklendi Ek Madde 1 geçmişi (fıkra) 674 sayılı KHK, md. 51

      15/7/2016 tarihli ve 674 sayılı KHK’nin 51 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Bir başkasının bakımına muhtaç olacak derecede engelli olanlar,” ibaresinden sonra gelmek üzere “terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu ilgili valilerce tespit edilenler,” ibaresi eklenmiş olup, daha sonra 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 46 ncı maddesiyle bu hüküm aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.

  24. 23 Haziran 2016

    • Eklendi Madde 15 geçmişi (cümle) 6722 sayılı Kanun, md. 15
      Eski ifade
      kovuşturmalarda müdafi olarak belirlediği en fazla üç
      Yeni ifade
      kovuşturmalar sebebiyle belirleyeceği en fazla üç avukatın veya bu görevlerinin ifasından dolayı mağdur, şikâyetçi, katılan, davalı ya da davacı konumunda olan personelin seçeceği bir
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile; terörle mücadelede görev alan Türk Silahlı Kuvvetleri personeli, mülki idare amirleri, istihbarat ve kolluk görevlileri ile bu amaçla görevlendirilmiş diğer personelin, terörle mücadele görevlerinin ifasından dolayı mağdur, şikâyetçi, katılan, davalı veya davacı konumunda olması halinde de seçeceği bir avukatın ücretinin ödenmesi imkânı getirilmektedir. Davacı konumunda olan personelin seçeceği bir avukata ücret ödenmesi ise ilgili Bakanın onayına tabi tutulmuştur.

    • Değiştirildi Madde 15 geçmişi (madde başlığı) 6722 sayılı Kanun, md. 15
      Eski ifade
      Müdafii Tayini
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile; terörle mücadelede görev alan Türk Silahlı Kuvvetleri personeli, mülki idare amirleri, istihbarat ve kolluk görevlileri ile bu amaçla görevlendirilmiş diğer personelin, terörle mücadele görevlerinin ifasından dolayı mağdur, şikâyetçi, katılan, davalı veya davacı konumunda olması halinde de seçeceği bir avukatın ücretinin ödenmesi imkânı getirilmektedir. Davacı konumunda olan personelin seçeceği bir avukata ücret ödenmesi ise ilgili Bakanın onayına tabi tutulmuştur.

  25. 14 Nisan 2016

  26. 27 Mart 2015

  27. 21 Şubat 2014

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 10 geçmişi 6526 sayılı Kanun, md. 19
      Değişikliğin gerekçesi

      3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 10 uncu maddesi yürürlükten kaldırılmak suretiyle bazı suçların soruşturulması ve kovuşturulması amacıyla görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin görevlerine son verilmektedir.

      6352 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesiyle, Ceza Muhakemesi Kanununun yürürlükten kaldırılan 250 nci maddesine göre görevlendirilen mahkemelerde görülen davaların kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bu mahkemelerce bakılmaya devam edileceği düzenlenmiştir. Bu düzenlemeden kaynaklanan aynı suça farklı mahkemelerin bakması şeklindeki uygulamaya son verilmesi amacıyla geçici 2 nci madde yürürlükten kaldırılmaktadır.

      5190 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda Değişiklik Yapılması ve Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kaldırılmasına Dair Kanunla, Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırılmış olduğundan maddede bu mahkemelere yapılan atıf yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Silahların eşitliği ilkesine göre iddia ve savunma makamlarının eşit haklardan yararlanmaları, taraflardan birine tanınan hakların, diğerine de aynen tanınması gerekmektedir. Bu durum, savunma hakkının gerçekten hakkıyla yapılmasının zorunlu bir gereğidir. Soruşturma aşamasında müdafiin dosya içeriğini incelemesinin engellenmesi savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelmektedir. Bu nedenle, Ceza Muhakemesi Kanununun 153 üncü maddesinin üçüncü fıkrasındaki hükmün kaldırılması suretiyle, müdafiin soruşturma dosyasını incelemesi yönündeki sınırlandırma kaldırılmaktadır.

      Hâkim ve Cumhuriyet savcılarının kararları nedeniyle açılacak tazminat davalarına ilişkin usul ve esasları belirleyen 2802 sayılı Kanunun 93/A maddesi yürürlükten kaldırılmaktadır.

    • Eklendi Geçici Madde 14 geçmişi 6526 sayılı Kanun, md. 1
      Değişikliğin gerekçesi

      Teklifin 20 nci maddesiyle, 6352 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca görevlerine devam eden ağır ceza mahkemeleri ile Terörle Mücadele Kanununun 10 uncu maddesi uyarınca görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması nedeniyle; bu mahkemelerde kovuşturması devam eden davalar ve bu mahkemelerde görevlendirilmiş Cumhuriyet savcılarınca soruşturması yürütülen dosyaların devri, bu mahkemelerde görevli hâkim ve Cumhuriyet savcılarının mükteseplerine uygun olarak Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından atanmaları ile diğer bazı konularda uygulamada ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermek amacıyla ihtiyaç duyulan geçici hükümler düzenlenmektedir.

  28. 11 Şubat 2014

    • Değiştirildi Madde 20 geçmişi 6519 sayılı Kanun, md. 57
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, korumaya alınmış emekli personelden, meskende korunmaları mutlak surette zorunlu bulunanların Başbakanlıkça belirlenecek konutlardan yararlandırılması öngörülmüştür.

      yasemin /

  29. 6 Şubat 2014

  30. 12 Temmuz 2013

  31. 25 Nisan 2013

    • Değiştirildi Madde 21 geçmişi (madde) 6462 sayılı Kanun, md. 1
      Eski ifade
      sakatlanan
      Yeni ifade
      engelli hâle gelen
    • Değiştirildi Madde 21 geçmişi (bent) 6462 sayılı Kanun, md. 1
      Eski ifade
      sakatlanarak
      Yeni ifade
      engelli hâle gelerek
    • Değiştirildi Madde 21 geçmişi (bent) 6462 sayılı Kanun, md. 1
      Eski ifade
      sakatlandıkları
      Yeni ifade
      engelli hâle geldikleri
    • Değiştirildi Madde 21 geçmişi (fıkra) 6462 sayılı Kanun, md. 1
      Eski ifade
      sakatlanan
      Yeni ifade
      engelli hâle gelen
  32. 11 Nisan 2013

    • Değiştirildi Madde 6 geçmişi (ikinci fıkra) 6459 sayılı Kanun, md. 7
      Eski ifade
      onbin
      Yeni ifade
      beşbin
      Değişikliğin gerekçesi

      AİHM, terör örgütlerinin içeriği şiddet unsuru içermeyen bildirilerini yayınlayanların, sadece bu eylemleri nedeniyle cezalandırılmasını ifade özgürlüğünün ihlali olarak saymaktadır.

      Düzenlemeyle, maddenin ikinci fıkrasında yer alan suçun unsurları yeniden belirlenmekte, maddeye "cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösteren veya öven ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik eden" ibaresi eklenmek suretiyle suçun kapsamı AİHM standartlarıyla uyumlu hale getirilmektedir.

      Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin 18/6/2009 tarihli ve E.:2006/121, K.:2009/90 sayılı iptal kararının neticesinde ortaya çıkan mükerrerliğin önlenmesi ve söz konusu Karara uyum sağlanması amacıyla maddede teknik bir düzenleme yapılmaktadır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 6 geçmişi (son cümle) 6459 sayılı Kanun, md. 7
      Değişikliğin gerekçesi

      AİHM, terör örgütlerinin içeriği şiddet unsuru içermeyen bildirilerini yayınlayanların, sadece bu eylemleri nedeniyle cezalandırılmasını ifade özgürlüğünün ihlali olarak saymaktadır.

      Düzenlemeyle, maddenin ikinci fıkrasında yer alan suçun unsurları yeniden belirlenmekte, maddeye "cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösteren veya öven ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik eden" ibaresi eklenmek suretiyle suçun kapsamı AİHM standartlarıyla uyumlu hale getirilmektedir.

      Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin 18/6/2009 tarihli ve E.:2006/121, K.:2009/90 sayılı iptal kararının neticesinde ortaya çıkan mükerrerliğin önlenmesi ve söz konusu Karara uyum sağlanması amacıyla maddede teknik bir düzenleme yapılmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 7 geçmişi (ikinci fıkra) 6459 sayılı Kanun, md. 8
      Değişikliğin gerekçesi

      AİHM, şiddeti teşvik edici nitelikte olmayan açıklamaların ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu belirterek, içeriğinde şiddete başvurmayı cesaretlendirici ifadeler yer almayan ya da kişileri silahlı isyana teşvik edici nitelikte olmayan açıklamalar nedeniyle bireylerin Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde cezalandırılmasını ifade özgürlüğüne aykırı bulmaktadır.

      Yapılan düzenlemeyle, maddenin ikinci fıkrasında yer alan suçun unsurları yeniden belirlenmekte, maddeye "cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde" ibaresi eklenerek suçun kapsamı AİHM standartlarına uyumlu hale getirilmektedir.

      Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin 18/6/2009 tarihli ve E.:2006/121, K.:2009/90 sayılı iptal kararının neticesinde ortaya çıkan mükerrerliğin önlenmesi ve söz konusu Karara uyum sağlanması amacıyla maddede teknik bir düzenleme yapılmaktadır.

      Ayrıca, maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinde yapılan değişiklikle, bent kapsamındaki suçların unsurları daha somut hale getirilmiştir.

    • Eklendi Madde 7 geçmişi (fıkra) 6459 sayılı Kanun, md. 8
      Değişikliğin gerekçesi

      AİHM, şiddeti teşvik edici nitelikte olmayan açıklamaların ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu belirterek, içeriğinde şiddete başvurmayı cesaretlendirici ifadeler yer almayan ya da kişileri silahlı isyana teşvik edici nitelikte olmayan açıklamalar nedeniyle bireylerin Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde cezalandırılmasını ifade özgürlüğüne aykırı bulmaktadır.

      Yapılan düzenlemeyle, maddenin ikinci fıkrasında yer alan suçun unsurları yeniden belirlenmekte, maddeye "cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde" ibaresi eklenerek suçun kapsamı AİHM standartlarına uyumlu hale getirilmektedir.

      Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin 18/6/2009 tarihli ve E.:2006/121, K.:2009/90 sayılı iptal kararının neticesinde ortaya çıkan mükerrerliğin önlenmesi ve söz konusu Karara uyum sağlanması amacıyla maddede teknik bir düzenleme yapılmaktadır.

      Ayrıca, maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinde yapılan değişiklikle, bent kapsamındaki suçların unsurları daha somut hale getirilmiştir.

  33. 7 Şubat 2013

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 8 geçmişi 6415 sayılı Kanun, md. 18
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 4 üncü maddede terörizmin finansmanı suçu yeniden düzenlenmiş olduğundan, Terörle Mücadele Kanununun 8 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

  34. 4 Temmuz 2012

  35. 2 Temmuz 2012

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 6 geçmişi 6352 sayılı Kanun, md. 105
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, yürürlükten kaldırılan hükümler düzenlenmektedir.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 9 geçmişi 6352 sayılı Kanun, md. 105
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, yürürlükten kaldırılan hükümler düzenlenmektedir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, yürürlükten kaldırılan hükümler düzenlenmektedir.

    • Metinden çıkarıldı Madde 2 geçmişi (fıkra) 6352 sayılı Kanun, md. 74

      2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 74 üncü maddesi ile bu fıkrada yer alan “ve örgüt mensupları gibi cezalandırılırlar” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

      Değişikliğin gerekçesi

      Tasarıyla, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “örgüt mensupları gibi cezalandırılırlar” şeklindeki düzenleme, aynı mahiyette hüküm içermekte olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 220 nci maddesindeki düzenlemenin uygulanması amacıyla yürürlükten kaldırılmıştır.

    • Değiştirildi Madde 10 geçmişi (madde başlığı) 6352 sayılı Kanun, md. 75
      Eski ifade
      Soruşturma ve kovuşturma usulü
  36. 22 Temmuz 2010

    • Eklendi Madde 5 geçmişi (fıkra) 6008 sayılı Kanun, md. 4
      Değişikliğin gerekçesi

      Terörle Mücadele Kanununun 5 inci maddesinde, aynı Kanunun 3 üncü ve 4 üncü maddelerinde belirtilen suçları işleyenler hakkında, ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis veya adli para cezalarının yarı oranında artırılarak hükmolunacağı, düzenlenmiştir. Bu hüküm, çocuklar bakımından da geçerlidir. Yapılan düzenlemeyle, çocukların Terörle Mücadele Kanununun 3 üncü ve 4 üncü maddelerinde belirtilen suçları işlemeleri halinde, haklarında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis veya adli para cezalarının ayrıca yarı oranında artırılmasının önüne geçilmektedir.

  37. 18 Haziran 2009

    • İptal edildi Madde 6 geçmişi Anayasa Mahkemesi kararı (E.2006/121 K.2009/90)

      Bu fıkrada yer alan "sahipleri ve" ibaresi, Anayasa Mahkemesinin 18/6/2009 tarihli ve E.:2006/121, K.:2009/90 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.

  38. 17 Nisan 2008

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 21 geçmişi 5754 sayılı Kanun, md. 64

      5510 sayılı Kanunun 17/4/2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanunun 64 üncü maddesiyle değişik 106 ncı maddesiyle; (f) bendinde yer alan “ve tedavi ettirilirler” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.

      Değişikliğin gerekçesi

      5510 sayılı Kanunun diğer maddelerinde yapılan değişikliklere paralel olarak 106 ncı madde yeniden düzenlenmiştir.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 21 geçmişi 5754 sayılı Kanun, md. 64

      5510 sayılı Kanunun 17/4/2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanunun 64 üncü maddesiyle değişik 106 ncı maddesiyle; (g) bendinde yer alan "ve tedavileri yaptırılır" ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.

      Değişikliğin gerekçesi

      5510 sayılı Kanunun diğer maddelerinde yapılan değişikliklere paralel olarak 106 ncı madde yeniden düzenlenmiştir.

  39. 26 Şubat 2008

    • Değiştirildi Madde 13 geçmişi (madde başlığı) 5739 sayılı Kanun, md. 3
      Eski ifade
      Şartla salıverilme
  40. 29 Haziran 2006

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 1 geçmişi (ikinci ve üçüncü fıkralar) 5532 sayılı Kanun, md. 17
      Değişikliğin gerekçesi

      3713 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları ile 12, 16 ve 18 inci maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.

    • Değiştirildi Madde 3 geçmişi 5532 sayılı Kanun, md. 2
    • Değiştirildi Madde 4 geçmişi 5532 sayılı Kanun, md. 3
      Değişikliğin gerekçesi

      Terörle Mücadele Kanununun 3 üncü maddesinde yapılan değişiklikle, bu maddede mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununa yapılan atıflar, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili maddelerine uyarlanmıştır.

      Ancak işaret edilmelidir ki, 3713 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde yapılan değişiklik, bu değişikliği yapan Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenmiş olup da, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun yollamada bulunulan ilgili maddelerinde yer alan suçların terör suçu olarak kabul edilmesini engellemez.

    • Değiştirildi Madde 5 geçmişi 5532 sayılı Kanun, md. 4
      Değişikliğin gerekçesi

      3713 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde yapılan değişiklikle, madde metninde yer alan ibareler 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa uyarlanmıştır.

    • Değiştirildi Madde 6 geçmişi (dördüncü fıkra) 5532 sayılı Kanun, md. 5
      Eski ifade
      beşmilyon liradan onmilyon liraya kadar ağır para
      Yeni ifade
      bir yıldan üç yıla kadar hapis
      Değişikliğin gerekçesi

      3713 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin bir ila üçüncü fıkralarında yapılan değişiklikle, bu fıkralarda tanımlanan suçların yaptırımlarının etkinleştirilmesi amaçlanmıştır.

      Dördüncü fıkrasında yapılan değişiklikle, madde metnindeki nispi nitelikteki ağır para cezası gün para cezası sistemine uyarlanmıştır. Ancak, bu suç tanımıyla ilgili olarak vurgulanmak gerekir ki, 3713 sayılı Kanun, basın ve yayın organlarının sahiplerine maddenin bir ila üçüncü fıkralarında yaptırım altına alınan açıklama ve yayınlama yasağı ile ilgili olarak dikkat ve özen yükümlülüğü yüklemiştir. Maddenin dördüncü fıkrasında, bu dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranış ceza yaptırımı altına alınmıştır. Şayet basın ve yayın organının sahibi, maddenin bir ila üçüncü fıkralarında tanımlanan suçların işlenişine iştirak etmişse, artık dördüncü fıkra hükmüne göre değil, söz konusu bir ila üçüncü fıkralarda tanımlanan suçlardan dolayı Türk Ceza Kanununun suça iştirake ilişkin hükümlerine göre cezalandırılmak gerekir. Keza, söz konusu hüküm, kusura dayalı olmayan, objektif sorumluluğun kabul edildiği bir hüküm değildir. Anayasamızın 38 inci maddesinde ceza sorumluluğunun şahsiliği kuralı benimsendiğine göre, kusura dayalı sorumluluğu da içeren bu kuralın doğal sonucu olarak; kişinin hukuka aykırı bir durumun meydana gelmesinden dolayı sorumlu tutulabilmesi için en azından taksire dayalı kusurunun bulunması gerekir. Aynı değerlendirmeler, basın ve yayın organının sorumlu müdürleri açısından da geçerlidir.

      Ayrıca söz konusu dördüncü fıkra metni kapsamında sadece Basın Kanunu hükümlerine göre süreli yayınlar göz önünde bulundurulmuştur. Yapılan değişiklikle yazılı, görsel, işitsel ve elekt-ronik bütün basın ve yayın organları bu kapsama alınmıştır.

      Keza, Anayasanın 28 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü göz önünde bulundurularak madde metnine yeni bir fıkra eklenmiştir.

      Eklenen beşinci fıkraya göre, terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde suç işlemeye alenen teşvik, işlenmiş olan suçları ve suçlularını övme veya terör örgütünün propagandası niteliğinde olan içeriğe sahip süreli yayınların basım ve dağıtımı tedbir olarak durdurulabilecektir. Böylece 3713 sayılı Kanunda özel bir koruma tedbirine yer verilmiştir. Bu koruma tedbirine karar vermeye kural olarak hâkim yetkilidir. Ancak, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı da söz konusu içeriğe sahip süreli yayınların basım ve dağıtımının durdurulmasını emredebilecektir. Ancak, Cumhuriyet savcısı, bu kararını en geç yirmidört saat içinde hâkime bildirecek; hâkim kırksekiz saat içinde onaylamazsa, durdurma kararı hükümsüz sayılacaktır.

    • Eklendi Madde 6 geçmişi (fıkra) 5532 sayılı Kanun, md. 5
      Değişikliğin gerekçesi

      3713 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin bir ila üçüncü fıkralarında yapılan değişiklikle, bu fıkralarda tanımlanan suçların yaptırımlarının etkinleştirilmesi amaçlanmıştır.

      Dördüncü fıkrasında yapılan değişiklikle, madde metnindeki nispi nitelikteki ağır para cezası gün para cezası sistemine uyarlanmıştır. Ancak, bu suç tanımıyla ilgili olarak vurgulanmak gerekir ki, 3713 sayılı Kanun, basın ve yayın organlarının sahiplerine maddenin bir ila üçüncü fıkralarında yaptırım altına alınan açıklama ve yayınlama yasağı ile ilgili olarak dikkat ve özen yükümlülüğü yüklemiştir. Maddenin dördüncü fıkrasında, bu dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranış ceza yaptırımı altına alınmıştır. Şayet basın ve yayın organının sahibi, maddenin bir ila üçüncü fıkralarında tanımlanan suçların işlenişine iştirak etmişse, artık dördüncü fıkra hükmüne göre değil, söz konusu bir ila üçüncü fıkralarda tanımlanan suçlardan dolayı Türk Ceza Kanununun suça iştirake ilişkin hükümlerine göre cezalandırılmak gerekir. Keza, söz konusu hüküm, kusura dayalı olmayan, objektif sorumluluğun kabul edildiği bir hüküm değildir. Anayasamızın 38 inci maddesinde ceza sorumluluğunun şahsiliği kuralı benimsendiğine göre, kusura dayalı sorumluluğu da içeren bu kuralın doğal sonucu olarak; kişinin hukuka aykırı bir durumun meydana gelmesinden dolayı sorumlu tutulabilmesi için en azından taksire dayalı kusurunun bulunması gerekir. Aynı değerlendirmeler, basın ve yayın organının sorumlu müdürleri açısından da geçerlidir.

      Ayrıca söz konusu dördüncü fıkra metni kapsamında sadece Basın Kanunu hükümlerine göre süreli yayınlar göz önünde bulundurulmuştur. Yapılan değişiklikle yazılı, görsel, işitsel ve elekt-ronik bütün basın ve yayın organları bu kapsama alınmıştır.

      Keza, Anayasanın 28 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü göz önünde bulundurularak madde metnine yeni bir fıkra eklenmiştir.

      Eklenen beşinci fıkraya göre, terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde suç işlemeye alenen teşvik, işlenmiş olan suçları ve suçlularını övme veya terör örgütünün propagandası niteliğinde olan içeriğe sahip süreli yayınların basım ve dağıtımı tedbir olarak durdurulabilecektir. Böylece 3713 sayılı Kanunda özel bir koruma tedbirine yer verilmiştir. Bu koruma tedbirine karar vermeye kural olarak hâkim yetkilidir. Ancak, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı da söz konusu içeriğe sahip süreli yayınların basım ve dağıtımının durdurulmasını emredebilecektir. Ancak, Cumhuriyet savcısı, bu kararını en geç yirmidört saat içinde hâkime bildirecek; hâkim kırksekiz saat içinde onaylamazsa, durdurma kararı hükümsüz sayılacaktır.

    • Değiştirildi Madde 7 geçmişi 5532 sayılı Kanun, md. 6
    • Değiştirildi Madde 8 geçmişi 5532 sayılı Kanun, md. 7
      Değişikliğin gerekçesi

      5237 sayılı Türk Ceza Kanununun silahlı örgüt ve suç işlemek için örgüt kurma suçlarına ilişkin hükümleri göz önünde bulundurularak, 3713 sayılı Kanunun 7 nci maddesi değiştirilmiştir.

      Değiştirilen birinci fıkraya göre, söz konusu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesine göre cezalandırılacaktır. Dikkat edilmelidir ki, burada Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesine yapılan yollama, sadece ceza yaptırımları ile sınırlı değildir.

      Söz konusu suçun unsurları terör örgütü bakımından da göz önünde bulundurulacaktır. Ayrıca, 314 üncü maddede yapılan atıf dolayısıyla terör örgütüyle ilgili olarak da bu maddede yer almayan hususlarda Türk Ceza Kanununun suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Bu bakımdan;

      a) Terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde suç işleyen örgüt kurucusu, yöneticisi veya üyesi, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezalandırılacaktır.

      b) Terör örgütünün yöneticileri, yönetimi elinde bulundurdukları süre zarfında örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılacaklardır.

      c) Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca terör örgütüne üye olmak suçundan dolayı cezalandırılacaktır.

      ç) Terör örgütündeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi de, terör örgütü üyesi olarak cezalandırılacaktır. Ancak, dikkat edilmelidir ki, söz konusu suçun oluşabilmesi için, yardımın bilerek yapılması gerekir; yani yardım edilen oluşumun bir terör örgütü olduğunun bilinmesi gerekir. Başka bir deyişle bu suç ancak doğrudan kastla işlenebilir. Keza, ceza sorumluluğunu gerektirmesi için, yardımın isteyerek yapılması gerekir. Çoğu zaman kişilerin kendilerinden yardım adı altında talep edilen hususları özellikle can güvenlikleri bakımından duydukları endişe karşısında yerine getirdiklerini ve bu nedenle, kusurlarının olmadığı gerekçesiyle ceza hukuku bakımından sorumlu olmayacaklarını göz önünde bulundurmak gerekir.

      Maddenin ikinci fıkrasında terör örgütünün veya bu örgütün suç işlemek yönündeki amacının propagandasının yapılması suç olarak tanımlanmıştır.

      Söz konusu fıkranın ilk iki cümlesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 220 nci maddesinin sekizinci fıkrası hükümlerinden ibarettir. Dikkat edilmelidir ki, bu tanıma göre suç oluşturan fiillerden birisi, terör örgütünün amacının propagandasının yapılmasıdır. Buradaki amacı, suç işlemek yönündeki amaç olarak anlamak gerekir. Maddenin ikinci fıkrasının (a) ilâ (c) bentlerinde bu kapsamda cezalandırılacak fiil ve davranışlar gösterilmiştir. Yapılan değişiklikle, terör örgütünün veya amacının propagandası suçuyla bağlantılı olarak da basın ve yayın organlarının sahiplerine dikkat ve özen yükümlülüğü yüklenmiştir. Bu yükümlülüğün ceza hukuku sorumluluğuna etkisi ile ilgili olarak, Kanunun 6 ncı maddesinin değiştirilen dördüncü fıkrası hükmünün gerekçesi göz önünde bulundurulmalıdır.

      Maddenin üçüncü fıkrasında terör örgütünün veya amacının propagandasının belli yerlerde yapılması, bu suçun daha ağır cezayı gerektiren bir nitelikli unsuru olarak tanımlanmıştır.

      Maddenin son fıkrasında, suç işlemek için örgüt kurma suçuna ilişkin etkin pişmanlık hükümlerinin terör örgütünün kurucusu, yöneticisi veya üyeleri hakkında da uygulanabileceği kabul edilmiştir. Böylece terör örgütleriyle ilgili olarak zaman zaman "pişmanlık yasası" adıyla özel kanuni düzenlemeler yapılmasına duyulan ihtiyaç karşılanmış olmaktadır. Ancak, bu hükme göre, terör örgütünün kurucusu, yöneticisi veya üyesi konumundaki kişi, etkin pişmanlık hükümlerinden ancak bir defa yararlanabilecektir.

    • Eklendi Madde 8/A geçmişi 5532 sayılı Kanun, md. 7
      Değişikliğin gerekçesi

      5237 sayılı Türk Ceza Kanununun silahlı örgüt ve suç işlemek için örgüt kurma suçlarına ilişkin hükümleri göz önünde bulundurularak, 3713 sayılı Kanunun 7 nci maddesi değiştirilmiştir.

      Değiştirilen birinci fıkraya göre, söz konusu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesine göre cezalandırılacaktır. Dikkat edilmelidir ki, burada Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesine yapılan yollama, sadece ceza yaptırımları ile sınırlı değildir.

      Söz konusu suçun unsurları terör örgütü bakımından da göz önünde bulundurulacaktır. Ayrıca, 314 üncü maddede yapılan atıf dolayısıyla terör örgütüyle ilgili olarak da bu maddede yer almayan hususlarda Türk Ceza Kanununun suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Bu bakımdan;

      a) Terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde suç işleyen örgüt kurucusu, yöneticisi veya üyesi, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezalandırılacaktır.

      b) Terör örgütünün yöneticileri, yönetimi elinde bulundurdukları süre zarfında örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılacaklardır.

      c) Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca terör örgütüne üye olmak suçundan dolayı cezalandırılacaktır.

      ç) Terör örgütündeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi de, terör örgütü üyesi olarak cezalandırılacaktır. Ancak, dikkat edilmelidir ki, söz konusu suçun oluşabilmesi için, yardımın bilerek yapılması gerekir; yani yardım edilen oluşumun bir terör örgütü olduğunun bilinmesi gerekir. Başka bir deyişle bu suç ancak doğrudan kastla işlenebilir. Keza, ceza sorumluluğunu gerektirmesi için, yardımın isteyerek yapılması gerekir. Çoğu zaman kişilerin kendilerinden yardım adı altında talep edilen hususları özellikle can güvenlikleri bakımından duydukları endişe karşısında yerine getirdiklerini ve bu nedenle, kusurlarının olmadığı gerekçesiyle ceza hukuku bakımından sorumlu olmayacaklarını göz önünde bulundurmak gerekir.

      Maddenin ikinci fıkrasında terör örgütünün veya bu örgütün suç işlemek yönündeki amacının propagandasının yapılması suç olarak tanımlanmıştır.

      Söz konusu fıkranın ilk iki cümlesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 220 nci maddesinin sekizinci fıkrası hükümlerinden ibarettir. Dikkat edilmelidir ki, bu tanıma göre suç oluşturan fiillerden birisi, terör örgütünün amacının propagandasının yapılmasıdır. Buradaki amacı, suç işlemek yönündeki amaç olarak anlamak gerekir. Maddenin ikinci fıkrasının (a) ilâ (c) bentlerinde bu kapsamda cezalandırılacak fiil ve davranışlar gösterilmiştir. Yapılan değişiklikle, terör örgütünün veya amacının propagandası suçuyla bağlantılı olarak da basın ve yayın organlarının sahiplerine dikkat ve özen yükümlülüğü yüklenmiştir. Bu yükümlülüğün ceza hukuku sorumluluğuna etkisi ile ilgili olarak, Kanunun 6 ncı maddesinin değiştirilen dördüncü fıkrası hükmünün gerekçesi göz önünde bulundurulmalıdır.

      Maddenin üçüncü fıkrasında terör örgütünün veya amacının propagandasının belli yerlerde yapılması, bu suçun daha ağır cezayı gerektiren bir nitelikli unsuru olarak tanımlanmıştır.

      Maddenin son fıkrasında, suç işlemek için örgüt kurma suçuna ilişkin etkin pişmanlık hükümlerinin terör örgütünün kurucusu, yöneticisi veya üyeleri hakkında da uygulanabileceği kabul edilmiştir. Böylece terör örgütleriyle ilgili olarak zaman zaman "pişmanlık yasası" adıyla özel kanuni düzenlemeler yapılmasına duyulan ihtiyaç karşılanmış olmaktadır. Ancak, bu hükme göre, terör örgütünün kurucusu, yöneticisi veya üyesi konumundaki kişi, etkin pişmanlık hükümlerinden ancak bir defa yararlanabilecektir.

    • Eklendi Madde 8/B geçmişi 5532 sayılı Kanun, md. 7
      Değişikliğin gerekçesi

      5237 sayılı Türk Ceza Kanununun silahlı örgüt ve suç işlemek için örgüt kurma suçlarına ilişkin hükümleri göz önünde bulundurularak, 3713 sayılı Kanunun 7 nci maddesi değiştirilmiştir.

      Değiştirilen birinci fıkraya göre, söz konusu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesine göre cezalandırılacaktır. Dikkat edilmelidir ki, burada Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesine yapılan yollama, sadece ceza yaptırımları ile sınırlı değildir.

      Söz konusu suçun unsurları terör örgütü bakımından da göz önünde bulundurulacaktır. Ayrıca, 314 üncü maddede yapılan atıf dolayısıyla terör örgütüyle ilgili olarak da bu maddede yer almayan hususlarda Türk Ceza Kanununun suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Bu bakımdan;

      a) Terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde suç işleyen örgüt kurucusu, yöneticisi veya üyesi, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezalandırılacaktır.

      b) Terör örgütünün yöneticileri, yönetimi elinde bulundurdukları süre zarfında örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılacaklardır.

      c) Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca terör örgütüne üye olmak suçundan dolayı cezalandırılacaktır.

      ç) Terör örgütündeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi de, terör örgütü üyesi olarak cezalandırılacaktır. Ancak, dikkat edilmelidir ki, söz konusu suçun oluşabilmesi için, yardımın bilerek yapılması gerekir; yani yardım edilen oluşumun bir terör örgütü olduğunun bilinmesi gerekir. Başka bir deyişle bu suç ancak doğrudan kastla işlenebilir. Keza, ceza sorumluluğunu gerektirmesi için, yardımın isteyerek yapılması gerekir. Çoğu zaman kişilerin kendilerinden yardım adı altında talep edilen hususları özellikle can güvenlikleri bakımından duydukları endişe karşısında yerine getirdiklerini ve bu nedenle, kusurlarının olmadığı gerekçesiyle ceza hukuku bakımından sorumlu olmayacaklarını göz önünde bulundurmak gerekir.

      Maddenin ikinci fıkrasında terör örgütünün veya bu örgütün suç işlemek yönündeki amacının propagandasının yapılması suç olarak tanımlanmıştır.

      Söz konusu fıkranın ilk iki cümlesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 220 nci maddesinin sekizinci fıkrası hükümlerinden ibarettir. Dikkat edilmelidir ki, bu tanıma göre suç oluşturan fiillerden birisi, terör örgütünün amacının propagandasının yapılmasıdır. Buradaki amacı, suç işlemek yönündeki amaç olarak anlamak gerekir. Maddenin ikinci fıkrasının (a) ilâ (c) bentlerinde bu kapsamda cezalandırılacak fiil ve davranışlar gösterilmiştir. Yapılan değişiklikle, terör örgütünün veya amacının propagandası suçuyla bağlantılı olarak da basın ve yayın organlarının sahiplerine dikkat ve özen yükümlülüğü yüklenmiştir. Bu yükümlülüğün ceza hukuku sorumluluğuna etkisi ile ilgili olarak, Kanunun 6 ncı maddesinin değiştirilen dördüncü fıkrası hükmünün gerekçesi göz önünde bulundurulmalıdır.

      Maddenin üçüncü fıkrasında terör örgütünün veya amacının propagandasının belli yerlerde yapılması, bu suçun daha ağır cezayı gerektiren bir nitelikli unsuru olarak tanımlanmıştır.

      Maddenin son fıkrasında, suç işlemek için örgüt kurma suçuna ilişkin etkin pişmanlık hükümlerinin terör örgütünün kurucusu, yöneticisi veya üyeleri hakkında da uygulanabileceği kabul edilmiştir. Böylece terör örgütleriyle ilgili olarak zaman zaman "pişmanlık yasası" adıyla özel kanuni düzenlemeler yapılmasına duyulan ihtiyaç karşılanmış olmaktadır. Ancak, bu hükme göre, terör örgütünün kurucusu, yöneticisi veya üyesi konumundaki kişi, etkin pişmanlık hükümlerinden ancak bir defa yararlanabilecektir.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 12 geçmişi 5532 sayılı Kanun, md. 17
      Değişikliğin gerekçesi

      3713 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları ile 12, 16 ve 18 inci maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.

    • Değiştirildi Madde 15 geçmişi 5532 sayılı Kanun, md. 11
    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 16 geçmişi 5532 sayılı Kanun, md. 17
      Değişikliğin gerekçesi

      3713 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları ile 12, 16 ve 18 inci maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.

    • Değiştirildi Madde 17 geçmişi 5532 sayılı Kanun, md. 12
      Değişikliğin gerekçesi

      3713 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde yapılan değişiklikle, koşullu salıverme ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması bakımından 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci ve 108 inci maddeleri hükümlerine atıfta bulunularak bu hükümlerin terör suçlarından mahkum olanlar hakkında da uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 18 geçmişi 5532 sayılı Kanun, md. 17
      Değişikliğin gerekçesi

      3713 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları ile 12, 16 ve 18 inci maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.

    • Değiştirildi Madde 20 geçmişi 5532 sayılı Kanun, md. 14
      Değişikliğin gerekçesi

      3713 sayılı Kanunun 20 nci maddesi değiştirilmiştir.

      Maddenin birinci fıkrasıyla, maddede sayılan görevliler hakkında tanık korumaya ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir.

      Maddenin ikinci fıkrasında, bu Kanun kapsamında kalan suçların soruşturulması ve kovuşturulmasında görevli olanların korunma ve güvenlik taleplerinin ivedilikle yerine getirileceği, koruma için ihtiyaç duyulan araç ve gereçlerin Adalet ve İçişleri Bakanlıklarınca temin edileceği hükme bağlanmıştır.

      Maddenin üçüncü fıkrasında ise, korumaya alınmış emekli personelden, meskende korunmaları mutlak surette zorunlu bulunanların konutlardan yararlanmasına ilişkin esaslara yer verilmiştir. Maddenin son fıkrasında ise madde kapsamına giren kamu görevlilerinin silâh kullanma yetkilerine ilişkin hükme yer verilmiştir.

    • Değiştirildi Madde 21 geçmişi 5532 sayılı Kanun, md. 15
      Değişikliğin gerekçesi

      3713 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin (e) ve (ı) bentlerinde değişiklik yapılmıştır.

      (e) bendinde yapılan değişiklikle, malul olanlar ile ölenlerin dul ve yetimlerin muayene ve tedavi edilmesine, malûllük veya dul ve yetim aylığı almamaları hâlinde bunlar hakkında uygulanacak usûller ile malûl olanların eksilen vücut organlarının tamamlatılması, tamiri veya yaptırılmasına hükümlere yer verilmiştir.

      (ı) bendinde yapılan değişiklikle, terörle mücadeleden dolayı köyleri boşaltılan üniversite çağındaki öğrencilere ve ölenlerin çocuklarına, yüksek öğrenimleri süresince Devlet tarafından karşılıksız burs verileceği hükme bağlanmıştır.

    • Değiştirildi Ek Madde 2 geçmişi 5532 sayılı Kanun, md. 16
      Değişikliğin gerekçesi

      3713 sayılı Kanunun ek 2 nci maddesi, Anayasa Mahkemesinin bu madde ile ilgili olarak verdiği 6/1/1999 tarihli ve E. 1996/68, K. 1999/1 sayılı kararındaki gerekçeler göz önünde bulundurulmak suretiyle yeniden düzenlenmiştir.

    • Değiştirildi Madde 4 geçmişi (madde başlığı) 5532 sayılı Kanun, md. 1
      Eski ifade
      Terör amacı ile işlenilen suçlar
      Değişikliğin gerekçesi

      26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 220 nci maddesinde, Türkiye'nin de taraf olduğu "Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi"nin 2 nci maddesinin (a) bendinde yer alan tanıma uygun olarak, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüt tanımlaması yapıldığı için, Terörle Mücadele Kanununda ayrıca örgüt tanımlaması yapılmasına gerek görülmemiştir. Bu düşüncelerle, söz konusu Kanunun 1 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının yürürlükten kaldırılmasına paralel olarak, madde başlığı da değiştirilmiştir.

    • Metinden çıkarıldı Madde 21 geçmişi 5532 sayılı Kanun, md. 15

      Bu arada yer alan "Memur ve” ibaresi, 29/6/2006 tarihli ve 5532 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle madde metninden çıkarılmıştır.

      Değişikliğin gerekçesi

      3713 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin (e) ve (ı) bentlerinde değişiklik yapılmıştır.

      (e) bendinde yapılan değişiklikle, malul olanlar ile ölenlerin dul ve yetimlerin muayene ve tedavi edilmesine, malûllük veya dul ve yetim aylığı almamaları hâlinde bunlar hakkında uygulanacak usûller ile malûl olanların eksilen vücut organlarının tamamlatılması, tamiri veya yaptırılmasına hükümlere yer verilmiştir.

      (ı) bendinde yapılan değişiklikle, terörle mücadeleden dolayı köyleri boşaltılan üniversite çağındaki öğrencilere ve ölenlerin çocuklarına, yüksek öğrenimleri süresince Devlet tarafından karşılıksız burs verileceği hükme bağlanmıştır.

  41. 15 Temmuz 2003

  42. 6 Ocak 1999

  43. 29 Ağustos 1996

  44. 13 Kasım 1995

  45. 28 Şubat 1995

  46. 18 Kasım 1992

  47. 31 Mart 1992

  48. 19 Temmuz 1991