İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 20. hâli

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (CGTİHK)

Kanun numarası
5275
Kabul tarihi
13.12.2004
Resmî Gazete
29.12.2004 / 25685
Düstur
5. tertip, cilt 44
Son değişiklik
08.08.2026
Madde sayısı
138

Metin içindeki değişiklik notlarından ve dipnotlardan derlenmiştir. Toplam 201 kayıt.

  1. 8 Ağustos 2026

    • Değiştirildi Madde 15 geçmişi 7593 sayılı Kanun, md. 6
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 15 inci maddesinde düzenleme yapılmaktadır.

      Teklifle, 5275 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde düzenleme yapmak suretiyle çocuk hükümlülerin cezalarının infazına çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında başlanması yönünde hüküm getirilmektedir.

      Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle, çocuk hükümlülerin çocuk kapalı ceza infaz kurumundan çocuk eğitimevine ayrılmalarına 89 uncu madde uyarınca psikolog, pedagog, çocuk gelişimcisi, sosyal çalışmacı, psikolojik danışman, rehberlik uzmanı ve öğretmen gibi en az bir uzman görevlinin de katılımıyla idare ve gözlem kurulu tarafından yapılan iyi hâl değerlendirmesi sonucunda karar verileceği kabul edilmektedir. Ayrıca, çocuk eğitimevine ayırmaya ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen çocuk hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süresinin altı ayı geçemeyeceği düzenlenmektedir. Bu süre, yönetmelikle belirlenecektir.

      Maddeye eklenen dördüncü fıkrayla, doğrudan çocuk eğitimevlerinde yerine getirilecek cezalar belirlenmektedir. Buna göre terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar hariç olmak üzere kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az, taksirli suçlardan ise toplam beş yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olan çocuk hükümlülerin cezaları doğrudan çocuk eğitimevlerinde yerine getirilecektir.

      Maddeye eklenen beşinci fıkrayla, çocuk eğitimevlerinde bulunan çocuk hükümlülerin hangi hallerde çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderileceği düzenlenmektedir.

      Maddeye eklenen altıncı fıkrayla, çocuk hükümlülerin, suç ve ceza türlerine göre, çocuk eğitimevlerine ayrılıp ayrılmamalarına, çocuk eğitimevlerinde geçirecekleri sürelere, çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine, doğrudan çocuk eğitimevlerine alınmalarına, doğrudan çocuk eğitimevlerine alınanların çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine ve diğer hususlara ilişkin usul ve esasların yönetmelikte belirleneceği öngörülmektedir.

    • Eklendi Madde 15 geçmişi 7593 sayılı Kanun, md. 6
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 15 inci maddesinde düzenleme yapılmaktadır.

      Teklifle, 5275 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde düzenleme yapmak suretiyle çocuk hükümlülerin cezalarının infazına çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında başlanması yönünde hüküm getirilmektedir.

      Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle, çocuk hükümlülerin çocuk kapalı ceza infaz kurumundan çocuk eğitimevine ayrılmalarına 89 uncu madde uyarınca psikolog, pedagog, çocuk gelişimcisi, sosyal çalışmacı, psikolojik danışman, rehberlik uzmanı ve öğretmen gibi en az bir uzman görevlinin de katılımıyla idare ve gözlem kurulu tarafından yapılan iyi hâl değerlendirmesi sonucunda karar verileceği kabul edilmektedir. Ayrıca, çocuk eğitimevine ayırmaya ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen çocuk hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süresinin altı ayı geçemeyeceği düzenlenmektedir. Bu süre, yönetmelikle belirlenecektir.

      Maddeye eklenen dördüncü fıkrayla, doğrudan çocuk eğitimevlerinde yerine getirilecek cezalar belirlenmektedir. Buna göre terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar hariç olmak üzere kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az, taksirli suçlardan ise toplam beş yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olan çocuk hükümlülerin cezaları doğrudan çocuk eğitimevlerinde yerine getirilecektir.

      Maddeye eklenen beşinci fıkrayla, çocuk eğitimevlerinde bulunan çocuk hükümlülerin hangi hallerde çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderileceği düzenlenmektedir.

      Maddeye eklenen altıncı fıkrayla, çocuk hükümlülerin, suç ve ceza türlerine göre, çocuk eğitimevlerine ayrılıp ayrılmamalarına, çocuk eğitimevlerinde geçirecekleri sürelere, çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine, doğrudan çocuk eğitimevlerine alınmalarına, doğrudan çocuk eğitimevlerine alınanların çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine ve diğer hususlara ilişkin usul ve esasların yönetmelikte belirleneceği öngörülmektedir.

    • Eklendi Madde 15 geçmişi 7593 sayılı Kanun, md. 6
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 15 inci maddesinde düzenleme yapılmaktadır.

      Teklifle, 5275 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde düzenleme yapmak suretiyle çocuk hükümlülerin cezalarının infazına çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında başlanması yönünde hüküm getirilmektedir.

      Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle, çocuk hükümlülerin çocuk kapalı ceza infaz kurumundan çocuk eğitimevine ayrılmalarına 89 uncu madde uyarınca psikolog, pedagog, çocuk gelişimcisi, sosyal çalışmacı, psikolojik danışman, rehberlik uzmanı ve öğretmen gibi en az bir uzman görevlinin de katılımıyla idare ve gözlem kurulu tarafından yapılan iyi hâl değerlendirmesi sonucunda karar verileceği kabul edilmektedir. Ayrıca, çocuk eğitimevine ayırmaya ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen çocuk hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süresinin altı ayı geçemeyeceği düzenlenmektedir. Bu süre, yönetmelikle belirlenecektir.

      Maddeye eklenen dördüncü fıkrayla, doğrudan çocuk eğitimevlerinde yerine getirilecek cezalar belirlenmektedir. Buna göre terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar hariç olmak üzere kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az, taksirli suçlardan ise toplam beş yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olan çocuk hükümlülerin cezaları doğrudan çocuk eğitimevlerinde yerine getirilecektir.

      Maddeye eklenen beşinci fıkrayla, çocuk eğitimevlerinde bulunan çocuk hükümlülerin hangi hallerde çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderileceği düzenlenmektedir.

      Maddeye eklenen altıncı fıkrayla, çocuk hükümlülerin, suç ve ceza türlerine göre, çocuk eğitimevlerine ayrılıp ayrılmamalarına, çocuk eğitimevlerinde geçirecekleri sürelere, çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine, doğrudan çocuk eğitimevlerine alınmalarına, doğrudan çocuk eğitimevlerine alınanların çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine ve diğer hususlara ilişkin usul ve esasların yönetmelikte belirleneceği öngörülmektedir.

    • Eklendi Madde 15 geçmişi 7593 sayılı Kanun, md. 6
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 15 inci maddesinde düzenleme yapılmaktadır.

      Teklifle, 5275 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde düzenleme yapmak suretiyle çocuk hükümlülerin cezalarının infazına çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında başlanması yönünde hüküm getirilmektedir.

      Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle, çocuk hükümlülerin çocuk kapalı ceza infaz kurumundan çocuk eğitimevine ayrılmalarına 89 uncu madde uyarınca psikolog, pedagog, çocuk gelişimcisi, sosyal çalışmacı, psikolojik danışman, rehberlik uzmanı ve öğretmen gibi en az bir uzman görevlinin de katılımıyla idare ve gözlem kurulu tarafından yapılan iyi hâl değerlendirmesi sonucunda karar verileceği kabul edilmektedir. Ayrıca, çocuk eğitimevine ayırmaya ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen çocuk hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süresinin altı ayı geçemeyeceği düzenlenmektedir. Bu süre, yönetmelikle belirlenecektir.

      Maddeye eklenen dördüncü fıkrayla, doğrudan çocuk eğitimevlerinde yerine getirilecek cezalar belirlenmektedir. Buna göre terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar hariç olmak üzere kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az, taksirli suçlardan ise toplam beş yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olan çocuk hükümlülerin cezaları doğrudan çocuk eğitimevlerinde yerine getirilecektir.

      Maddeye eklenen beşinci fıkrayla, çocuk eğitimevlerinde bulunan çocuk hükümlülerin hangi hallerde çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderileceği düzenlenmektedir.

      Maddeye eklenen altıncı fıkrayla, çocuk hükümlülerin, suç ve ceza türlerine göre, çocuk eğitimevlerine ayrılıp ayrılmamalarına, çocuk eğitimevlerinde geçirecekleri sürelere, çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine, doğrudan çocuk eğitimevlerine alınmalarına, doğrudan çocuk eğitimevlerine alınanların çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine ve diğer hususlara ilişkin usul ve esasların yönetmelikte belirleneceği öngörülmektedir.

    • Değiştirildi Madde 107 geçmişi 7593 sayılı Kanun, md. 7
      Değişikliğin gerekçesi

      Teklifle, 5275 sayılı Kanunun 107 nci maddesinin beşinci fıkrasında düzenleme yapılmaktadır.

      Mevcut düzenlemede, çocukların infaz süreleri yetişkinlere kıyasla daha kısa tutulmaktadır. Bu kapsamda, koşullu salıverilme süresinin hesaplanması bakımından çocuğun onbeş yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak kabul edilmektedir. Ancak, bazı suçlar bakımından infaz sürelerinin kısa olmasının çocuğun ıslahı ve yeniden topluma kazandırılması için yeterli olmadığı ve bu durumun çocuğun yeniden suç işleme riskini artırdığı gözlemlenmiştir.

      Düzenlemeye göre, koşullu salıverilme sürelerinin hesaplanmasında çocuğun onbeş yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin cezalar bakımından bir gün olarak dikkate alınacaktır. Böylelikle, çocuklar bakımından rehabilitasyon süreçlerinin yeterli sürelerle ve daha etkin uygulanabilmesi sağlanmakta, daha uzun süreli denetim, eğitim ve iyileştirme faaliyetleriyle çocuğun ıslah olmuş bir şekilde yeniden topluma kazandırılması hedeflenmektedir.

    • Eklendi Madde 11 geçmişi (madde) 7593 sayılı Kanun, md. 5
      Eski ifade
      Çocuk tutukluların
      Yeni ifade
      Çocuk hükümlülerin veya tutukluların
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 11 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında değişiklik yapılmaktadır.

      İnfaz sürecinde çocuğun bireysel özellikleri, aile yapısı, eğitim durumu ve psikososyal koşulları ile suçun niteliği dikkate alınarak ihtiyacına özel müdahale planları oluşturulması gerekmektedir.

      Maddenin birinci fıkrasındaki değişiklikle, çocuk hükümlülerin hapis cezalarının doğrudan çocuk eğitimevlerinde infazına başlanması yerine infaza çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında başlanmasına ve iyi halli olduğunun tespit edilmesi halinde eğitimevlerine ayrılmasına imkân veren düzenleme yapılmaktadır. Böylelikle, çocukların ceza infaz sürecinde yalnızca denetim altında tutulması değil, aynı zamanda olumlu davranış değişikliklerinin teşvik edilmesi ve yeniden suç işlemelerinin önlenmesi ile etkin ve caydırıcı bir infaz sürecine tabi tutulmaları amaçlanmaktadır.

      Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle, çocuk kapalı ceza infaz kurumunda oniki-onsekiz yaş grubu çocukların barındırılmasında suç türlerinin de dikkate alınması sağlanmakta; ağır suçlar ile hafif nitelikteki suçlardan kurumda bulunan çocukların aynı bölüm veya koğuşlarda bir arada tutulmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.

  2. 24 Aralık 2025

    • Yürürlükten kaldırıldı Geçici Madde 10 geçmişi 7571 sayılı Kanun, md. 27
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun geçici 10 uncu maddesinde düzenleme yapılmaktadır.

      Maddenin altıncı fıkrasında yapılan değişiklikle, 31/7/2023 tarihi itibarıyla kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yararlanabildiği daha erken açık ceza infaz kurumuna ayrılma ve/ veya denetimli serbestliğe ayrılma düzenlemesinden, 31/7/2023 tarihi ve öncesinde işlenmiş suçlar nedeniyle hükümlü olanların yararlanabilmesi sağlanmaktadır.

      Buna göre, 31/7/2023 tarihi ve öncesinde işledikleri suçlar nedeniyle türüne bakılmaksızın kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan ve fıkrada yer alan koşulları sağlayan hükümlüler bu imkândan yararlanabilecek ve hükümlünün 31/7/2023 tarihi itibarıyla ceza infaz kurumunda bulunması koşul olarak aranmayacaktır. Dolayısıyla 31/7/2023 tarihi ve öncesinde işlenen suçlar nedeniyle 3 yıl daha erken açık ceza infaz kurumuna ve/veya denetimli serbestliğe ayrılabilme imkânı tanınmaktadır.

      Böylelikle, aynı veya daha önceki tarihte işlenmiş suçlar dolayısıyla yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar bakımından hükümlüden kaynaklanmayan nedenlerle meydana gelen gecikmelerin sonucundan hükümlünün olumsuz etkilenmemesi ve infaz adaletinin sağlanması amaçlanmaktadır.

      Belirtmek gerekir ki, altıncı fıkrada yer alan düzenlemenin hükümlünün aleyhine sonuçlar doğurduğunun tespiti halinde altıncı fıkrada yer alan düzenleme uyarınca işlem yapılmayacak, genel hükümlere göre işlem tesis edilecektir.

      Diğer yandan, açık ceza infaz kurumlarında bulunma koşulu bakımından hükümlünün Kanunun 14 üncü maddesi uyarınca doğrudan açık ceza infaz kurumuna alınması ile kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılması arasında herhangi bir farklılık bulunmamaktadır. Dolayısıyla daha erken denetimli serbestliğe ayrılma düzenlemesinden açık ceza infaz kurumlarında bulunan ve fıkrada yer alan şartları sağlayan hükümlüler yararlanabilecektir.

      Ayrıca, maddenin altıncı fıkrasında yapılması öngörülen değişikliğe uyum sağlamak amacıyla maddenin yedinci ve sekizinci fıkraları yürürlükten kaldırılmaktadır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Geçici Madde 10 geçmişi 7571 sayılı Kanun, md. 27
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun geçici 10 uncu maddesinde düzenleme yapılmaktadır.

      Maddenin altıncı fıkrasında yapılan değişiklikle, 31/7/2023 tarihi itibarıyla kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yararlanabildiği daha erken açık ceza infaz kurumuna ayrılma ve/ veya denetimli serbestliğe ayrılma düzenlemesinden, 31/7/2023 tarihi ve öncesinde işlenmiş suçlar nedeniyle hükümlü olanların yararlanabilmesi sağlanmaktadır.

      Buna göre, 31/7/2023 tarihi ve öncesinde işledikleri suçlar nedeniyle türüne bakılmaksızın kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan ve fıkrada yer alan koşulları sağlayan hükümlüler bu imkândan yararlanabilecek ve hükümlünün 31/7/2023 tarihi itibarıyla ceza infaz kurumunda bulunması koşul olarak aranmayacaktır. Dolayısıyla 31/7/2023 tarihi ve öncesinde işlenen suçlar nedeniyle 3 yıl daha erken açık ceza infaz kurumuna ve/veya denetimli serbestliğe ayrılabilme imkânı tanınmaktadır.

      Böylelikle, aynı veya daha önceki tarihte işlenmiş suçlar dolayısıyla yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar bakımından hükümlüden kaynaklanmayan nedenlerle meydana gelen gecikmelerin sonucundan hükümlünün olumsuz etkilenmemesi ve infaz adaletinin sağlanması amaçlanmaktadır.

      Belirtmek gerekir ki, altıncı fıkrada yer alan düzenlemenin hükümlünün aleyhine sonuçlar doğurduğunun tespiti halinde altıncı fıkrada yer alan düzenleme uyarınca işlem yapılmayacak, genel hükümlere göre işlem tesis edilecektir.

      Diğer yandan, açık ceza infaz kurumlarında bulunma koşulu bakımından hükümlünün Kanunun 14 üncü maddesi uyarınca doğrudan açık ceza infaz kurumuna alınması ile kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılması arasında herhangi bir farklılık bulunmamaktadır. Dolayısıyla daha erken denetimli serbestliğe ayrılma düzenlemesinden açık ceza infaz kurumlarında bulunan ve fıkrada yer alan şartları sağlayan hükümlüler yararlanabilecektir.

      Ayrıca, maddenin altıncı fıkrasında yapılması öngörülen değişikliğe uyum sağlamak amacıyla maddenin yedinci ve sekizinci fıkraları yürürlükten kaldırılmaktadır.

    • Eklendi Geçici Madde 10 geçmişi (fıkra) 7571 sayılı Kanun, md. 27
      Eski ifade
      tarihinde geçici 9 uncu maddenin altıncı fıkrası kapsamında açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlüler,
      Yeni ifade
      tarihi ve öncesinde işlenmiş suçlar nedeniyle açık ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler,
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun geçici 10 uncu maddesinde düzenleme yapılmaktadır.

      Maddenin altıncı fıkrasında yapılan değişiklikle, 31/7/2023 tarihi itibarıyla kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yararlanabildiği daha erken açık ceza infaz kurumuna ayrılma ve/ veya denetimli serbestliğe ayrılma düzenlemesinden, 31/7/2023 tarihi ve öncesinde işlenmiş suçlar nedeniyle hükümlü olanların yararlanabilmesi sağlanmaktadır.

      Buna göre, 31/7/2023 tarihi ve öncesinde işledikleri suçlar nedeniyle türüne bakılmaksızın kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan ve fıkrada yer alan koşulları sağlayan hükümlüler bu imkândan yararlanabilecek ve hükümlünün 31/7/2023 tarihi itibarıyla ceza infaz kurumunda bulunması koşul olarak aranmayacaktır. Dolayısıyla 31/7/2023 tarihi ve öncesinde işlenen suçlar nedeniyle 3 yıl daha erken açık ceza infaz kurumuna ve/veya denetimli serbestliğe ayrılabilme imkânı tanınmaktadır.

      Böylelikle, aynı veya daha önceki tarihte işlenmiş suçlar dolayısıyla yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar bakımından hükümlüden kaynaklanmayan nedenlerle meydana gelen gecikmelerin sonucundan hükümlünün olumsuz etkilenmemesi ve infaz adaletinin sağlanması amaçlanmaktadır.

      Belirtmek gerekir ki, altıncı fıkrada yer alan düzenlemenin hükümlünün aleyhine sonuçlar doğurduğunun tespiti halinde altıncı fıkrada yer alan düzenleme uyarınca işlem yapılmayacak, genel hükümlere göre işlem tesis edilecektir.

      Diğer yandan, açık ceza infaz kurumlarında bulunma koşulu bakımından hükümlünün Kanunun 14 üncü maddesi uyarınca doğrudan açık ceza infaz kurumuna alınması ile kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılması arasında herhangi bir farklılık bulunmamaktadır. Dolayısıyla daha erken denetimli serbestliğe ayrılma düzenlemesinden açık ceza infaz kurumlarında bulunan ve fıkrada yer alan şartları sağlayan hükümlüler yararlanabilecektir.

      Ayrıca, maddenin altıncı fıkrasında yapılması öngörülen değişikliğe uyum sağlamak amacıyla maddenin yedinci ve sekizinci fıkraları yürürlükten kaldırılmaktadır.

  3. 4 Haziran 2025

    • Eklendi Madde 105/A geçmişi (cümle) 7550 sayılı Kanun, md. 13
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 105/A maddesinin birinci fıkrasında düzenleme yapılmaktadır.

      Mevcut düzenlemeye göre, açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, infaz hâkimi tarafından karar verilebilmektedir.

      Açık ceza infaz kurumlarına ayrılan veya ayrılmaya hak kazanan her hükümlü, ceza miktarına bakılmaksızın bir yıllık maktu denetimli serbestlik süresinden eşit miktarda yararlanmaktadır. Bu durum, ceza miktarı az olan hükümlülerin ceza infaz kurumunda kısa bir süre kalması sonucunu doğurmakta ve cezanın önleyici fonksiyonunu zayıflatmaktadır.

      Yapılması öngörülen düzenlemeyle, açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli bir hükümlünün, denetimli serbestlik tedbirinden yararlanabilmesi için koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini ceza infaz kurumunda geçirmiş olması zorunlu hale getirilmektedir.

      Belirtmek gerekir ki hükümlünün ceza infaz kurumunda geçireceği süre, hiçbir şekilde beş günden az olmayacaktır.

      Böylelikle, koşullu salıverilme için ceza infaz kurumlarında geçirilmesi gereken sürenin onda birini açık veya kapalı ceza infaz kurumunda geçiren iyi hâlli bir hükümlünün cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan bir yıllık kısmı, toplum içinde denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilebilecektir. Bir yıllık maktu denetimli serbestlik süresi bakımından herhangi bir değişiklik öngörülmemektedir.

      Düzenlemeyle, hükümlülerin belirli bir süre ceza infaz kurumunda kalması sağlanarak cezanın etkinliğinin daha da artırılması amaçlanmaktadır.

    • Eklendi Madde 108 geçmişi (cümle) 7550 sayılı Kanun, md. 14
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.

      Dünyanın birçok ülkesinde hükümlülerin mahkûm oldukları hapis cezalarının bir kısmı ceza infaz kurumlarında, kalan kısmı ise topluma uyum sağlamaları amacıyla ceza infaz kurumları dışında infaz edilmektedir. Şartlı tahliye ya da koşullu salıverilme olarak nitelendirilen bu müessese, ülkelerin ceza ve infaz politikalarına göre farklı koşul ve sürelerle uygulanmaktadır. Örneğin, İngiltere, Finlandiya, İtalya ve Polonya’da kural olarak hapis cezalarının yarısı ceza infaz kurumlarında infaz edilmekte iken, bu oran Belçika’da üçte bire kadar düşmektedir.

      Ülkemizde kural olarak hapis cezalarının yarısı, bazı suçlar bakımından ise üçte ikisi veya dörtte üçü ceza infaz kurumunda infaz edilmektedir. Bununla birlikte, ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda hükümlü, cezasının tamamını ceza infaz kurumunda infaz etmekte ve koşullu salıverilmemektedir. Bu durum, verilen cezanın neticeleri bakımından adaletsiz bir sonuç doğurduğu gerekçesiyle eleştirilmektedir.

      Maddenin ikinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, maddenin üçüncü fıkrasıyla ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilen hükümlülere koşullu salıverilme imkânı tanınması nedeniyle infaz adaletinin sağlanması ve hakkaniyete uygun bir sonucun ortaya çıkması amacıyla ikinci defa mükerrirler hakkında ikinci fıkra hükümlerinin uygulanmayacağı kabul edilmektedir. Böylelikle ikinci defa tekerrür halinde koşullu salıverilme süresinin hesaplanması bakımından ikinci fıkra hükümleri dikkate alınmayacaktır.

      Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilen hükümlülerin dış dünyaya uyum sağlamaları ve rehabilite edilerek yeniden suç işlemelerinin önlenmesi amacıyla koşullu salıverilebilmelerine imkân tanınmaktadır.

      Değişiklikle, bu hükümlülerin koşullu salıverilmesi bakımından birinci fıkradaki koşullu salıverilme sürelerinin esas alınacağı ancak, süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranının dörtte üç olarak uygulanacağı kabul edilmektedir. Buna göre, ikinci defa tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm olunan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuzdokuz yılının, müebbet hapis cezasının otuzüç yılının, birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuziki yılının, süreli hapis cezasının ise dörtte üçünün infaz kurumunda iyi hâlli olarak infaz edilmesi durumunda koşullu salıverilmeden yararlanılabilecektir.

      Belirtmek gerekir ki, koşullu salıverilme süresi geldiğinde hükümlünün tutum ve davranışları değerlendirilecek ve olumlu ise hükümlü koşullu salıverilmeden faydalanabilecek, aksi halde hapis cezasının infazına devam edilecektir. Hükümlünün tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi ise 89 uncu maddeye göre yapılacaktır. Hükümlü, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından değerlendirmeye tabi tutulacaktır. Hükümlünün tutum ve davranışlarının değerlendirilmesinde, infazın tüm aşamalarında katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezaları dikkate alınacaktır.

      Yapılan değişiklikle, ikinci defa tekerrür hükümleri uygulanan hükümlülere koşullu salıverilebilme imkânı tanındığı için bu hükümlüler bakımından 107 nci ve 108 inci maddenin ilgili diğer hükümlerinin uygulanabilmesi söz konusu olacaktır.

      Düzenlemeyle, hapis cezalarının infazında adaletli bir sonuca ulaşılması hedeflenmektedir.

    • Eklendi Madde 108 geçmişi (cümle) 7550 sayılı Kanun, md. 14
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.

      Dünyanın birçok ülkesinde hükümlülerin mahkûm oldukları hapis cezalarının bir kısmı ceza infaz kurumlarında, kalan kısmı ise topluma uyum sağlamaları amacıyla ceza infaz kurumları dışında infaz edilmektedir. Şartlı tahliye ya da koşullu salıverilme olarak nitelendirilen bu müessese, ülkelerin ceza ve infaz politikalarına göre farklı koşul ve sürelerle uygulanmaktadır. Örneğin, İngiltere, Finlandiya, İtalya ve Polonya’da kural olarak hapis cezalarının yarısı ceza infaz kurumlarında infaz edilmekte iken, bu oran Belçika’da üçte bire kadar düşmektedir.

      Ülkemizde kural olarak hapis cezalarının yarısı, bazı suçlar bakımından ise üçte ikisi veya dörtte üçü ceza infaz kurumunda infaz edilmektedir. Bununla birlikte, ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda hükümlü, cezasının tamamını ceza infaz kurumunda infaz etmekte ve koşullu salıverilmemektedir. Bu durum, verilen cezanın neticeleri bakımından adaletsiz bir sonuç doğurduğu gerekçesiyle eleştirilmektedir.

      Maddenin ikinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, maddenin üçüncü fıkrasıyla ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilen hükümlülere koşullu salıverilme imkânı tanınması nedeniyle infaz adaletinin sağlanması ve hakkaniyete uygun bir sonucun ortaya çıkması amacıyla ikinci defa mükerrirler hakkında ikinci fıkra hükümlerinin uygulanmayacağı kabul edilmektedir. Böylelikle ikinci defa tekerrür halinde koşullu salıverilme süresinin hesaplanması bakımından ikinci fıkra hükümleri dikkate alınmayacaktır.

      Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilen hükümlülerin dış dünyaya uyum sağlamaları ve rehabilite edilerek yeniden suç işlemelerinin önlenmesi amacıyla koşullu salıverilebilmelerine imkân tanınmaktadır.

      Değişiklikle, bu hükümlülerin koşullu salıverilmesi bakımından birinci fıkradaki koşullu salıverilme sürelerinin esas alınacağı ancak, süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranının dörtte üç olarak uygulanacağı kabul edilmektedir. Buna göre, ikinci defa tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm olunan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuzdokuz yılının, müebbet hapis cezasının otuzüç yılının, birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuziki yılının, süreli hapis cezasının ise dörtte üçünün infaz kurumunda iyi hâlli olarak infaz edilmesi durumunda koşullu salıverilmeden yararlanılabilecektir.

      Belirtmek gerekir ki, koşullu salıverilme süresi geldiğinde hükümlünün tutum ve davranışları değerlendirilecek ve olumlu ise hükümlü koşullu salıverilmeden faydalanabilecek, aksi halde hapis cezasının infazına devam edilecektir. Hükümlünün tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi ise 89 uncu maddeye göre yapılacaktır. Hükümlü, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından değerlendirmeye tabi tutulacaktır. Hükümlünün tutum ve davranışlarının değerlendirilmesinde, infazın tüm aşamalarında katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezaları dikkate alınacaktır.

      Yapılan değişiklikle, ikinci defa tekerrür hükümleri uygulanan hükümlülere koşullu salıverilebilme imkânı tanındığı için bu hükümlüler bakımından 107 nci ve 108 inci maddenin ilgili diğer hükümlerinin uygulanabilmesi söz konusu olacaktır.

      Düzenlemeyle, hapis cezalarının infazında adaletli bir sonuca ulaşılması hedeflenmektedir.

    • Eklendi Madde 110 geçmişi (cümle) 7550 sayılı Kanun, md. 15
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinde düzenleme yapılmaktadır.

      Maddenin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle, geceleyin infaz ile hafta sonu infaz bakımından geçerli süre sınırı, kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle öldürme suçu hariç olmak üzere taksirle işlenen suçlarda ise beş yıl olarak belirlenmektedir. Ayrıca, hafta sonu infaz usulünün, hükümlünün iş yaşamı ve ailevi durumu ile ceza infaz kurumlarının düzen ve işleyişine göre ceza infaz kurumu tarafından, süresi aynı olmak koşuluyla hafta içi günlerde de uygulanabilmesine imkân tanınmaktadır.

      Maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında yapılan değişiklikle, konutta infaz usulünün kapsamı genişletilmektedir. Üçüncü fıkrada yapılan düzenlemeyle, hastalık veya engellilik nedeniyle cezanın konutta çektirilmesine ilişkin karar verme ve denetim usulü açıkça belirlenmektedir.

      Maddenin beşinci fıkrasında yapılan değişiklikle, cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesine karar verilenler hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı hükümlerinin uygulanabilmesine imkân tanınmaktadır. Belirtmek gerekir ki, yedinci fıkranın uygulandığı durumlarda 105/A maddesinin uygulanması söz konusu olamayacaktır.

      Maddenin yedinci fıkrasında yapılan değişiklikle, özel infaz usulünün gereklerine geçerli bir mazereti olmaksızın uymayan hükümlülerin cezalarının infazına, infazın geldiği aşama dikkate alınarak genel hükümlere göre ceza infaz kurumlarında devam olunacağı düzenlenmektedir.

      Maddenin dokuzuncu fıkrasında yapılan değişiklikle, denetimli serbestliğin uygulanmasına ilişkin olarak belirli yükümlülükleri yerine getirmeyen hükümlülerin özel infaz usullerinden faydalanamayacağı kabul edilmektedir.

      Düzenlemeyle, çocukların ve kadınların lehine olacak şekilde penoloji bilimine uygun olarak özel infaz usullerinin kapsamı genişletilmektedir.

    • Eklendi Madde 110 geçmişi 7550 sayılı Kanun, md. 15
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinde düzenleme yapılmaktadır.

      Maddenin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle, geceleyin infaz ile hafta sonu infaz bakımından geçerli süre sınırı, kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle öldürme suçu hariç olmak üzere taksirle işlenen suçlarda ise beş yıl olarak belirlenmektedir. Ayrıca, hafta sonu infaz usulünün, hükümlünün iş yaşamı ve ailevi durumu ile ceza infaz kurumlarının düzen ve işleyişine göre ceza infaz kurumu tarafından, süresi aynı olmak koşuluyla hafta içi günlerde de uygulanabilmesine imkân tanınmaktadır.

      Maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında yapılan değişiklikle, konutta infaz usulünün kapsamı genişletilmektedir. Üçüncü fıkrada yapılan düzenlemeyle, hastalık veya engellilik nedeniyle cezanın konutta çektirilmesine ilişkin karar verme ve denetim usulü açıkça belirlenmektedir.

      Maddenin beşinci fıkrasında yapılan değişiklikle, cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesine karar verilenler hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı hükümlerinin uygulanabilmesine imkân tanınmaktadır. Belirtmek gerekir ki, yedinci fıkranın uygulandığı durumlarda 105/A maddesinin uygulanması söz konusu olamayacaktır.

      Maddenin yedinci fıkrasında yapılan değişiklikle, özel infaz usulünün gereklerine geçerli bir mazereti olmaksızın uymayan hükümlülerin cezalarının infazına, infazın geldiği aşama dikkate alınarak genel hükümlere göre ceza infaz kurumlarında devam olunacağı düzenlenmektedir.

      Maddenin dokuzuncu fıkrasında yapılan değişiklikle, denetimli serbestliğin uygulanmasına ilişkin olarak belirli yükümlülükleri yerine getirmeyen hükümlülerin özel infaz usullerinden faydalanamayacağı kabul edilmektedir.

      Düzenlemeyle, çocukların ve kadınların lehine olacak şekilde penoloji bilimine uygun olarak özel infaz usullerinin kapsamı genişletilmektedir.

    • Değiştirildi Madde 110 geçmişi 7550 sayılı Kanun, md. 15
      Eski ifade
      üç yıl
      Yeni ifade
      beş yıl
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinde düzenleme yapılmaktadır.

      Maddenin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle, geceleyin infaz ile hafta sonu infaz bakımından geçerli süre sınırı, kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle öldürme suçu hariç olmak üzere taksirle işlenen suçlarda ise beş yıl olarak belirlenmektedir. Ayrıca, hafta sonu infaz usulünün, hükümlünün iş yaşamı ve ailevi durumu ile ceza infaz kurumlarının düzen ve işleyişine göre ceza infaz kurumu tarafından, süresi aynı olmak koşuluyla hafta içi günlerde de uygulanabilmesine imkân tanınmaktadır.

      Maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında yapılan değişiklikle, konutta infaz usulünün kapsamı genişletilmektedir. Üçüncü fıkrada yapılan düzenlemeyle, hastalık veya engellilik nedeniyle cezanın konutta çektirilmesine ilişkin karar verme ve denetim usulü açıkça belirlenmektedir.

      Maddenin beşinci fıkrasında yapılan değişiklikle, cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesine karar verilenler hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı hükümlerinin uygulanabilmesine imkân tanınmaktadır. Belirtmek gerekir ki, yedinci fıkranın uygulandığı durumlarda 105/A maddesinin uygulanması söz konusu olamayacaktır.

      Maddenin yedinci fıkrasında yapılan değişiklikle, özel infaz usulünün gereklerine geçerli bir mazereti olmaksızın uymayan hükümlülerin cezalarının infazına, infazın geldiği aşama dikkate alınarak genel hükümlere göre ceza infaz kurumlarında devam olunacağı düzenlenmektedir.

      Maddenin dokuzuncu fıkrasında yapılan değişiklikle, denetimli serbestliğin uygulanmasına ilişkin olarak belirli yükümlülükleri yerine getirmeyen hükümlülerin özel infaz usullerinden faydalanamayacağı kabul edilmektedir.

      Düzenlemeyle, çocukların ve kadınların lehine olacak şekilde penoloji bilimine uygun olarak özel infaz usullerinin kapsamı genişletilmektedir.

    • Değiştirildi Madde 110 geçmişi 7550 sayılı Kanun, md. 15
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinde düzenleme yapılmaktadır.

      Maddenin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle, geceleyin infaz ile hafta sonu infaz bakımından geçerli süre sınırı, kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle öldürme suçu hariç olmak üzere taksirle işlenen suçlarda ise beş yıl olarak belirlenmektedir. Ayrıca, hafta sonu infaz usulünün, hükümlünün iş yaşamı ve ailevi durumu ile ceza infaz kurumlarının düzen ve işleyişine göre ceza infaz kurumu tarafından, süresi aynı olmak koşuluyla hafta içi günlerde de uygulanabilmesine imkân tanınmaktadır.

      Maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında yapılan değişiklikle, konutta infaz usulünün kapsamı genişletilmektedir. Üçüncü fıkrada yapılan düzenlemeyle, hastalık veya engellilik nedeniyle cezanın konutta çektirilmesine ilişkin karar verme ve denetim usulü açıkça belirlenmektedir.

      Maddenin beşinci fıkrasında yapılan değişiklikle, cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesine karar verilenler hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı hükümlerinin uygulanabilmesine imkân tanınmaktadır. Belirtmek gerekir ki, yedinci fıkranın uygulandığı durumlarda 105/A maddesinin uygulanması söz konusu olamayacaktır.

      Maddenin yedinci fıkrasında yapılan değişiklikle, özel infaz usulünün gereklerine geçerli bir mazereti olmaksızın uymayan hükümlülerin cezalarının infazına, infazın geldiği aşama dikkate alınarak genel hükümlere göre ceza infaz kurumlarında devam olunacağı düzenlenmektedir.

      Maddenin dokuzuncu fıkrasında yapılan değişiklikle, denetimli serbestliğin uygulanmasına ilişkin olarak belirli yükümlülükleri yerine getirmeyen hükümlülerin özel infaz usullerinden faydalanamayacağı kabul edilmektedir.

      Düzenlemeyle, çocukların ve kadınların lehine olacak şekilde penoloji bilimine uygun olarak özel infaz usullerinin kapsamı genişletilmektedir.

    • Eklendi Madde 110 geçmişi 7550 sayılı Kanun, md. 15
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinde düzenleme yapılmaktadır.

      Maddenin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle, geceleyin infaz ile hafta sonu infaz bakımından geçerli süre sınırı, kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle öldürme suçu hariç olmak üzere taksirle işlenen suçlarda ise beş yıl olarak belirlenmektedir. Ayrıca, hafta sonu infaz usulünün, hükümlünün iş yaşamı ve ailevi durumu ile ceza infaz kurumlarının düzen ve işleyişine göre ceza infaz kurumu tarafından, süresi aynı olmak koşuluyla hafta içi günlerde de uygulanabilmesine imkân tanınmaktadır.

      Maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında yapılan değişiklikle, konutta infaz usulünün kapsamı genişletilmektedir. Üçüncü fıkrada yapılan düzenlemeyle, hastalık veya engellilik nedeniyle cezanın konutta çektirilmesine ilişkin karar verme ve denetim usulü açıkça belirlenmektedir.

      Maddenin beşinci fıkrasında yapılan değişiklikle, cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesine karar verilenler hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı hükümlerinin uygulanabilmesine imkân tanınmaktadır. Belirtmek gerekir ki, yedinci fıkranın uygulandığı durumlarda 105/A maddesinin uygulanması söz konusu olamayacaktır.

      Maddenin yedinci fıkrasında yapılan değişiklikle, özel infaz usulünün gereklerine geçerli bir mazereti olmaksızın uymayan hükümlülerin cezalarının infazına, infazın geldiği aşama dikkate alınarak genel hükümlere göre ceza infaz kurumlarında devam olunacağı düzenlenmektedir.

      Maddenin dokuzuncu fıkrasında yapılan değişiklikle, denetimli serbestliğin uygulanmasına ilişkin olarak belirli yükümlülükleri yerine getirmeyen hükümlülerin özel infaz usullerinden faydalanamayacağı kabul edilmektedir.

      Düzenlemeyle, çocukların ve kadınların lehine olacak şekilde penoloji bilimine uygun olarak özel infaz usullerinin kapsamı genişletilmektedir.

    • Eklendi Geçici Madde 11 geçmişi 7550 sayılı Kanun, md. 17
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanuna geçici bir madde eklenmektedir.

      Teklifle, 105/A maddesinde yapılması öngörülen düzenlemeyle, açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli bir hükümlünün, denetimli serbestlik tedbirinden yararlanabilmesi için koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini ceza infaz kurumunda geçirmiş olması zorunlu hale getirilmektedir. Geçici maddeyle, 105/A maddesinde yapılan bu düzenlemenin, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenen suçlar bakımından uygulanmayacağı kabul edilmektedir.

    • Değiştirildi Madde 108 geçmişi 7550 sayılı Kanun, md. 14
      Eski ifade
      durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez.
      Yeni ifade
      durumunda birinci fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır.
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.

      Dünyanın birçok ülkesinde hükümlülerin mahkûm oldukları hapis cezalarının bir kısmı ceza infaz kurumlarında, kalan kısmı ise topluma uyum sağlamaları amacıyla ceza infaz kurumları dışında infaz edilmektedir. Şartlı tahliye ya da koşullu salıverilme olarak nitelendirilen bu müessese, ülkelerin ceza ve infaz politikalarına göre farklı koşul ve sürelerle uygulanmaktadır. Örneğin, İngiltere, Finlandiya, İtalya ve Polonya’da kural olarak hapis cezalarının yarısı ceza infaz kurumlarında infaz edilmekte iken, bu oran Belçika’da üçte bire kadar düşmektedir.

      Ülkemizde kural olarak hapis cezalarının yarısı, bazı suçlar bakımından ise üçte ikisi veya dörtte üçü ceza infaz kurumunda infaz edilmektedir. Bununla birlikte, ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda hükümlü, cezasının tamamını ceza infaz kurumunda infaz etmekte ve koşullu salıverilmemektedir. Bu durum, verilen cezanın neticeleri bakımından adaletsiz bir sonuç doğurduğu gerekçesiyle eleştirilmektedir.

      Maddenin ikinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, maddenin üçüncü fıkrasıyla ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilen hükümlülere koşullu salıverilme imkânı tanınması nedeniyle infaz adaletinin sağlanması ve hakkaniyete uygun bir sonucun ortaya çıkması amacıyla ikinci defa mükerrirler hakkında ikinci fıkra hükümlerinin uygulanmayacağı kabul edilmektedir. Böylelikle ikinci defa tekerrür halinde koşullu salıverilme süresinin hesaplanması bakımından ikinci fıkra hükümleri dikkate alınmayacaktır.

      Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilen hükümlülerin dış dünyaya uyum sağlamaları ve rehabilite edilerek yeniden suç işlemelerinin önlenmesi amacıyla koşullu salıverilebilmelerine imkân tanınmaktadır.

      Değişiklikle, bu hükümlülerin koşullu salıverilmesi bakımından birinci fıkradaki koşullu salıverilme sürelerinin esas alınacağı ancak, süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranının dörtte üç olarak uygulanacağı kabul edilmektedir. Buna göre, ikinci defa tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm olunan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuzdokuz yılının, müebbet hapis cezasının otuzüç yılının, birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuziki yılının, süreli hapis cezasının ise dörtte üçünün infaz kurumunda iyi hâlli olarak infaz edilmesi durumunda koşullu salıverilmeden yararlanılabilecektir.

      Belirtmek gerekir ki, koşullu salıverilme süresi geldiğinde hükümlünün tutum ve davranışları değerlendirilecek ve olumlu ise hükümlü koşullu salıverilmeden faydalanabilecek, aksi halde hapis cezasının infazına devam edilecektir. Hükümlünün tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi ise 89 uncu maddeye göre yapılacaktır. Hükümlü, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından değerlendirmeye tabi tutulacaktır. Hükümlünün tutum ve davranışlarının değerlendirilmesinde, infazın tüm aşamalarında katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezaları dikkate alınacaktır.

      Yapılan değişiklikle, ikinci defa tekerrür hükümleri uygulanan hükümlülere koşullu salıverilebilme imkânı tanındığı için bu hükümlüler bakımından 107 nci ve 108 inci maddenin ilgili diğer hükümlerinin uygulanabilmesi söz konusu olacaktır.

      Düzenlemeyle, hapis cezalarının infazında adaletli bir sonuca ulaşılması hedeflenmektedir.

  4. 14 Kasım 2024

    • Değiştirildi Madde 76 geçmişi 7532 sayılı Kanun, md. 18
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 76 ncı maddesi değiştirilmektedir.

      Anayasa Mahkemesi 22/9/2021 tarihli ve E: 2017/17; K: 2021/59 sayılı kararıyla, 5275 sayılı Kanunun 92 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesini iptal etmiştir. İptal edilen cümlede yer alan hükümlü ve tutukluların kurum dışına çıkmasına ilişkin Cumhuriyet başsavcılığına verilen sınırlama yetkisi, kapsam bakımından belirsiz görülmüştür. Değişiklikle, kapalı ve açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde bulunan hükümlü ve tutukluların öğretimden yararlanma hakkı yeniden düzenlenmekte ve bu hakkın kapsamı genişletilmektedir.

      Maddenin birinci fıkrasıyla, açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde bulunan hükümlülerin tüm öğretim türlerinden; diğer ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin ise kurum içinde verilebilen yaygın, dışarıdan ve açık öğretim programlarından yararlanmaları sağlanmaktadır.

      Maddenin ikinci fıkrasıyla, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan iyi hâlli hükümlülerin, belirli şartların bulunması halinde kurum içinde açılan örgün öğretim programlarından yararlanabilmelerine imkân sağlanmaktadır.

      Maddenin üçüncü fıkrasıyla, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin katılacakları sınavların, kişi ve kurum güvenliği ile kurum disiplin ve düzeninin bozulmasını önleyici tedbirler alınmak suretiyle ceza infaz kurumu içinde yapılacağı düzenlenmektedir. Ayrıca fıkrayla, bu sınavların koşulları ile yapılma usulü de belirlenmektedir.

      Maddenin dördüncü fıkrasıyla, kurum ve kuruluşlar ile üniversitelere, ceza infaz kurumu içinde yapılacak sınavlara ilişkin gerekli düzenlemeleri yapma ve tedbirleri alma yükümlüğü getirilmektedir.

      Maddenin beşinci fıkrasıyla, açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde bulunan hükümlülerin öğretimden yararlanma veya sınavlara katılma hakkının bazı hâller dışında engellenemeyeceği hüküm altına alınmaktadır.

      Maddenin altıncı fıkrasıyla, maddenin uygulanmasına ve sınavlara ilişkin usul ve esasların Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulunun görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği kabul edilmektedir.

  5. 2 Mart 2024

    • Eski ifade
      yüz
      Yeni ifade
      beşyüz
      Değişikliğin gerekçesi

      Teklifle kanun yollarına başvuru süreleri, hafta veya ay olarak belirlenmekte ve bu sürelerin kararın tebliğiyle başlayacağı kabul edilmektedir. Bu kapsamda 2004, 4675, 5271, 5326, 5395, 6100 ve 6502 sayılı Kanunların muhtelif maddelerinde uyum düzenlemesi yapılmaktadır.

      Teklifle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun adli para cezalarının düzenlendiği 52 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Bu kapsamda maddeyle, 5237 sayılı Kanunun 63 üncü ve 75 inci maddeleri ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5 inci maddesinde ve 5275 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinde değişiklik yapmak suretiyle Türk Ceza Kanununun 52 nci maddesinde yapılması öngörülen değişikliğe uyum sağlanması amaçlanmaktadır.

      Maddeyle, 5271 sayılı Kanunun 272 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Düzenlemeyle, hapis cezalarından çevrilen adli para cezaları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerince verilen adli para cezasına mahkûmiyet hükümleri bakımından belirlenen kesinlik sınırı yükseltilmektedir. Ayrıca, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesinde değişiklik yapılarak bu maddedeki kesinlik sınırı da yükseltilmektedir. Böylelikle, Türk Ceza Kanununun 52 nci maddesinde yapılan bir gün karşılığı adli para cezası miktarının artırılmasına ilişkin değişikliğe uyum sağlanmaktadır.

      Diğer yandan, 5326 sayılı Kanunun 28 inci maddesinde değişiklik yapmak suretiyle idarî para cezalarına karşı başvuru üzerine sulh ceza hakimliklerince verilen kararların kesinlik sınırı, üçbin Türk Lirasından onbeşbin Türk Lirasına çıkarılmaktadır.

  6. 27 Aralık 2023

  7. 14 Temmuz 2023

  8. 28 Mart 2023

    • Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanuna 16/A maddesi eklenmektedir.

      Maddeyle, infazına başlanmış olsa bile, toplam on yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olan veya adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen kadın hükümlünün hapis cezasının infazının, bazı şartların varlığı halinde bir yıla kadar ertelenebilmesine imkân tanınmaktadır. Buna göre kadın hükümlünün on sekiz yaşını doldurmamış çocuğunun engelliliği nedeniyle bakıma muhtaç olması veya on sekiz yaşını doldurmamış çocuğunun ağır bir hastalığa maruz kalması halinde erteleme kararı verilebilecektir. Ayrıca, infazın ertelenmesinin toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmaması da gerekmektedir. Bu durumda erteleme kararı Cumhuriyet başsavcılığınca verilebilecek olup, erteleme süresi her defasında altı ayı geçmemek üzere en çok dört kez uzatılabilecektir. Erteleme süresi içinde zamanaşımı işlemeyecektir.

      Belirtmek gerekir ki, engellilik nedeniyle bakıma muhtaç olma veya ağır hastalık hâlinin, 5275 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirilmesi gerekmektedir.

      Çocuğun iyileşmesi, hükümlünün ertelemenin amacına veya yükümlülüklere aykırı davrandığının denetimli serbestlik müdürlüğü veya kolluk birimlerince tespit edilmesi ya da erteleme süresi içinde hükümlü hakkında kasten işlenen bir suçtan dolayı kamu davası açılması hâlinde erteleme kararı kaldırılarak ceza derhâl infaz edilecektir.

      Hükümlü hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından erteleme süresi boyunca yurt dışına çıkamama yükümlülüğüne karar verilecektir. Ayrıca Cumhuriyet savcısı, hükümlünün fıkrada sayılan diğer yükümlülüklerden en az birine tâbi tutulmasına karar verecektir. Yükümlülüklere aykırı davranıldığının tespiti, ilgili birimlerce kendi görev alanları kapsamında yapılacaktır. Bu doğrultuda, örneğin yurt dışına çıkamama yükümlülüğü kolluk birimlerince takip edilecektir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Ceza infaz kurumlarının mevcut uygulamasına göre kuruma alınan her hükümlü için “bireyselleştirilmiş iyileştirme sistemi” kapsamında araştırma ve değerlendirme yapılmaktadır.

      Elde edilen veriler uyarınca yapılan risk değerlendirme çalışması sonucunda hükümlüler, tespit edilen risk ve ihtiyaçlarına uygun müdahale programlarına dahil edilmektedir. Bu hükümlülerden madde bağımlısı olduğu tespit edilenler, madde bağımlılığı müdahale programına tabi tutulmaktadır.

      Bu program kapsamında hükümlüler, ceza infaz kurumlarında bulundukları süre içinde tedavi ve rehabilitasyonlarının sağlanması amacıyla bireysel görüşme, grup müdahale programları ve aile görüşmeleri gibi iyileştirme çalışmalarına dahil edilmektedir.

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 71 inci maddesine yeni bir fıkra eklemek suretiyle, Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde yer alan kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçundan hükümlü olanların ceza infaz kurumunda bulunduğu süre boyunca belirlenen tedavi ve rehabilitasyon programlarına katılması zorunlu hale getirilmektedir. Hükümlülerin tedavi ve rehabilitasyon programlarına tabi tutulacağı müstakil ceza infaz kurumları açılabileceği gibi mevcut ceza infaz kurumlarının bir bölümü de bu amaç için düzenlenebilecektir. Ceza infaz kurumlarında oluşturulacak tedavi ve rehabilitasyon birimleri ile uygulanacak programların asgari standartları Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınmak suretiyle Adalet Bakanlığı tarafından belirlenecektir. Ayrıca, tedavi ve rehabilitasyon programlarının başarılı olabilmesi amacıyla hükümlünün izin, ziyaret ve görüşme hakları uzman görüşü doğrultusunda geçici olarak kısıtlanabilecektir.

      Diğer yandan, başka bir suçtan hükümlü olup uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlısı olduğu tespit edilen hükümlüler hakkında da bu fıkra hükümlerinin uygulanması sağlanarak bağımlılıkla mücadelenin kapsamının genişletilmesi öngörülmektedir.

      Düzenlemeyle, madde bağımlılığı bulunan hükümlülerin tedavi ve rehabilitasyonuna yönelik mevcut yöntemlerin uygulanmasında etkinliğin artırılması ve böylelikle bağımlılıkla mücadelede daha başarılı sonuçlar elde edilebilmesi amaçlanmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 105/A maddesinin beşinci fıkrasına hüküm eklemek suretiyle, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçundan hükümlü olup denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezasının infazına karar verilen hükümlüler hakkında, koşullu salıverilme tarihine kadar ayrıca tedavi ve rehabilitasyon programlarına katılma yükümlülüğü getirilmektedir.

      Böylelikle, bu suçtan hükümlü olanların hapis cezasının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilmesi halinde, 5275 sayılı Kanunun 105/A maddesinin beşinci fıkrasında yer alan mevcut yükümlülüklerin yanı sıra bu hükümlüler için ayrıca tedavi ve rehabilitasyon programlarına katılma yükümlülüğü getirilmektedir. Belirtmek gerekir ki, tedavi ve rehabilitasyon programlarına katılma yükümlülüğünün başka bir yükümlülüğe çevrilmesi veya kaldırılması mümkün olmayacaktır.

  9. 1 Temmuz 2022

    • Eski ifade
      hükümlüler,
      Yeni ifade
      hükümlülerden istekli olanlar,
      Değişikliğin gerekçesi

      320 sayılı Milli Piyango Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 2 nci maddesinde yapılan değişiklikle; karşılığı nakit olmak üzere oynatılan şans oyunları ile ilgili mevzuat çerçevesinde izin verilebilecek olan benzer şans oyunlarına ilişkin lisansı, 6/1/2017 tarihinden itibaren 49 yıl süreyle Türkiye Varlık Fonuna verilmiş olup, İdarece, Temmuz/2020 ayı sonu itibarıyla lisans kapsamındaki karşılığı nakit olan tüm şans oyunlarının düzenlenmesine son verilmiştir. Bununla birlikte, söz konusu devir işleminden sonra, lisans konusu faaliyetlerin ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak yürütülmesini izleme/denetleme yetkisi ve görevi İdareye verilmiştir.

      Ayrıca, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunla İdareye internet ortamında yasadışı olarak oynatılan kumar ve bahis ile mücadele görev ve sorumluluğu da verilmiştir. Bu kapsamda, İdarenin talebi üzerine yasadışı kumar ve bahis oynattığı tespit edilen binlerce internet sitesine erişim Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından engellenmiştir. İdarece, internet üzerinden oynanan yasadışı kumar ve bahis oyunlarıyla etkin ve verimli bir şekilde mücadele edilebilmesini teminen, gelir kaynaklarına ihtiyaç duyulmaktadır.

      Madde ile, Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünün yürüteceği faaliyetler için düzenli gelire kavuşturulması amaçlanmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      320 sayılı Milli Piyango Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 2 nci maddesinde yapılan değişiklikle; karşılığı nakit olmak üzere oynatılan şans oyunları ile ilgili mevzuat çerçevesinde izin verilebilecek olan benzer şans oyunlarına ilişkin lisansı, 6/1/2017 tarihinden itibaren 49 yıl süreyle Türkiye Varlık Fonuna verilmiş olup, İdarece, Temmuz/2020 ayı sonu itibarıyla lisans kapsamındaki karşılığı nakit olan tüm şans oyunlarının düzenlenmesine son verilmiştir. Bununla birlikte, söz konusu devir işleminden sonra, lisans konusu faaliyetlerin ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak yürütülmesini izleme/denetleme yetkisi ve görevi İdareye verilmiştir.

      Ayrıca, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunla İdareye internet ortamında yasadışı olarak oynatılan kumar ve bahis ile mücadele görev ve sorumluluğu da verilmiştir. Bu kapsamda, İdarenin talebi üzerine yasadışı kumar ve bahis oynattığı tespit edilen binlerce internet sitesine erişim Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından engellenmiştir. İdarece, internet üzerinden oynanan yasadışı kumar ve bahis oyunlarıyla etkin ve verimli bir şekilde mücadele edilebilmesini teminen, gelir kaynaklarına ihtiyaç duyulmaktadır.

      Madde ile, Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünün yürüteceği faaliyetler için düzenli gelire kavuşturulması amaçlanmaktadır.

  10. 26 Mayıs 2022

  11. 22 Eylül 2021

    • İptal edildi Madde 92 geçmişi (cümle) Anayasa Mahkemesi kararı (E.2017/17 K.2021/59)
  12. 17 Haziran 2021

    • Eklendi Madde 68 geçmişi (cümle) 7328 sayılı Kanun, md. 7
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 68 inci maddesine yeni hükümler eklenmektedir.

      Maddenin birinci fıkrasına eklenen hükümle, hükümlülerin, gerekli teknik altyapının bulunduğu kurumlarda Adalet Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde elektronik yöntemlerle de mektup alıp gönderebilmelerine imkân sağlanmaktadır.

      Maddenin dördüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, hükümlü tarafından resmi makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgrafların, alıcısı dışındaki kişilerin erişimini engelleyici tüm tedbirler alınarak hükümlünün talebine göre posta yoluyla veya elektronik ortamda alıcısına ulaştırılabilmesine imkân tanınmaktadır.

      Maddeye eklenen beşinci fıkrayla, kamu düzeninin korunması ile kişi, toplum ve kurum güvenliğinin sağlanması veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan mahkum olan veya tehlikeli halde bulunan ya da dışarı ile iletişiminin kurum güvenliği açısından tehlikeli olabileceği değerlendirilen hükümlülere gelen veya bu hükümlüler tarafından gönderilen mektup, faks ve telgrafların dijital olarak kaydedilebileceği veya fiziki olarak saklanabileceği hüküm altına alınmaktadır. Bu iletilere ilişkin kayıt veya belgeler, amacı dışında kullanılamayacak, kanunda açıkça belirtilen haller dışında hiçbir kişi veya kurumla paylaşılamayacak ve herhangi bir soruşturma ve kovuşturmaya konu edilmemiş ise en geç bir yıl sonunda silinecektir. Ancak, dördüncü fıkra kapsamında resmi makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks, telgraf ve elektronik iletiler, dijital olarak kaydedilemeyecek veya fiziki olarak muhafaza edilemeyecektir.

    • Eklendi Madde 68 geçmişi (cümle) 7328 sayılı Kanun, md. 7
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 68 inci maddesine yeni hükümler eklenmektedir.

      Maddenin birinci fıkrasına eklenen hükümle, hükümlülerin, gerekli teknik altyapının bulunduğu kurumlarda Adalet Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde elektronik yöntemlerle de mektup alıp gönderebilmelerine imkân sağlanmaktadır.

      Maddenin dördüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, hükümlü tarafından resmi makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgrafların, alıcısı dışındaki kişilerin erişimini engelleyici tüm tedbirler alınarak hükümlünün talebine göre posta yoluyla veya elektronik ortamda alıcısına ulaştırılabilmesine imkân tanınmaktadır.

      Maddeye eklenen beşinci fıkrayla, kamu düzeninin korunması ile kişi, toplum ve kurum güvenliğinin sağlanması veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan mahkum olan veya tehlikeli halde bulunan ya da dışarı ile iletişiminin kurum güvenliği açısından tehlikeli olabileceği değerlendirilen hükümlülere gelen veya bu hükümlüler tarafından gönderilen mektup, faks ve telgrafların dijital olarak kaydedilebileceği veya fiziki olarak saklanabileceği hüküm altına alınmaktadır. Bu iletilere ilişkin kayıt veya belgeler, amacı dışında kullanılamayacak, kanunda açıkça belirtilen haller dışında hiçbir kişi veya kurumla paylaşılamayacak ve herhangi bir soruşturma ve kovuşturmaya konu edilmemiş ise en geç bir yıl sonunda silinecektir. Ancak, dördüncü fıkra kapsamında resmi makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks, telgraf ve elektronik iletiler, dijital olarak kaydedilemeyecek veya fiziki olarak muhafaza edilemeyecektir.

    • Eklendi Madde 68 geçmişi 7328 sayılı Kanun, md. 7
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 68 inci maddesine yeni hükümler eklenmektedir.

      Maddenin birinci fıkrasına eklenen hükümle, hükümlülerin, gerekli teknik altyapının bulunduğu kurumlarda Adalet Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde elektronik yöntemlerle de mektup alıp gönderebilmelerine imkân sağlanmaktadır.

      Maddenin dördüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, hükümlü tarafından resmi makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgrafların, alıcısı dışındaki kişilerin erişimini engelleyici tüm tedbirler alınarak hükümlünün talebine göre posta yoluyla veya elektronik ortamda alıcısına ulaştırılabilmesine imkân tanınmaktadır.

      Maddeye eklenen beşinci fıkrayla, kamu düzeninin korunması ile kişi, toplum ve kurum güvenliğinin sağlanması veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan mahkum olan veya tehlikeli halde bulunan ya da dışarı ile iletişiminin kurum güvenliği açısından tehlikeli olabileceği değerlendirilen hükümlülere gelen veya bu hükümlüler tarafından gönderilen mektup, faks ve telgrafların dijital olarak kaydedilebileceği veya fiziki olarak saklanabileceği hüküm altına alınmaktadır. Bu iletilere ilişkin kayıt veya belgeler, amacı dışında kullanılamayacak, kanunda açıkça belirtilen haller dışında hiçbir kişi veya kurumla paylaşılamayacak ve herhangi bir soruşturma ve kovuşturmaya konu edilmemiş ise en geç bir yıl sonunda silinecektir. Ancak, dördüncü fıkra kapsamında resmi makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks, telgraf ve elektronik iletiler, dijital olarak kaydedilemeyecek veya fiziki olarak muhafaza edilemeyecektir.

    • Eklendi Madde 83 geçmişi 7328 sayılı Kanun, md. 8
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 83 üncü maddesine eklenen fıkrayla, ceza infaz kurumunda bulunan hükümlünün ziyaretçileriyle yaptığı görüşmelere ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

      Ayrıca, maddenin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle, hükümlülerin ziyaret süresi uzatılmaktadır.

    • Eklendi Madde 54 geçmişi (fıkra) 7328 sayılı Kanun, md. 6

      17/6/2021 tarihli ve 7328 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle, bu fıkraya “Çocuk hükümlüler” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile maddi durumunun yetersiz olduğunu belgelendiren hükümlüler” ibaresi eklenmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 54 üncü maddesine hüküm eklemek suretiyle, bulundukları ceza infaz kurumundan başka bir kuruma nakil talebinde bulunan hükümlülerin maddi durumlarının yetersiz olduğunu belgelendirmeleri durumunda, bu hükümlülerden nakil giderlerinin alınmayacağı kabul edilmektedir.

    • Değiştirildi Madde 83 geçmişi (fıkra) 7328 sayılı Kanun, md. 8
      Eski ifade
      bir saatten fazla
      Yeni ifade
      bir buçuk saatten fazla
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 83 üncü maddesine eklenen fıkrayla, ceza infaz kurumunda bulunan hükümlünün ziyaretçileriyle yaptığı görüşmelere ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

      Ayrıca, maddenin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle, hükümlülerin ziyaret süresi uzatılmaktadır.

    • Metinden çıkarıldı Madde 94 geçmişi (bent) 7328 sayılı Kanun, md. 9

      17/6/2021 tarihli ve 7328 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle, bu bentte yer alan “asgari bir ay arayla” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde değişiklik yapmak suretiyle, hükümlüler bakımından hasta ziyareti amacıyla verilen mazeret izinleri arasında beklenmesi gereken asgari bir aylık süre şartı kaldırılmaktadır.

    • Metinden çıkarıldı Madde 116 geçmişi (bent) 7328 sayılı Kanun, md. 10

      17/6/2021 tarihli ve 7328 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle, bu bentte yer alan “asgari bir ay arayla” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 116 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında değişiklik yapmak suretiyle, tutuklular bakımından hasta ziyareti amacıyla verilen mazeret izinleri arasında beklenmesi gereken asgari bir aylık süre şartı kaldırılmaktadır.

  13. 14 Nisan 2020

    • Değiştirildi Madde 14 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 18
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 14 üncü maddesinde değişiklik yapmak suretiyle, doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilecek cezalar ile açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmesine ilişkin koşullar yeniden belirlenmekte ve açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya ilişkin yönetmeliğin kanuni dayanağı güçlendirilmektedir. Böylelikle, açık ceza infaz kurumlarının daha işlevsel ve amaca uygun olarak faaliyet gösterebilmesine ve hükümlülerin çalışma hayatına daha kolay intibak edebilmelerine imkan tanınmaktadır.

      Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına 89 uncu madde uyarınca yapılan değerlendirme sonucunda karar verileceği belirtilmektedir.

      Kanunun 89 uncu maddesi uyarınca tutum ve davranışları bakımından yapılan değerlendirmenin olumlu sonuçlanmaması durumunda hükümlü, açık ceza infaz kurumuna ayrılamayacaktır.

      Maddenin dördüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkum olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanların kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına ilişkin idare ve gözlem kurulu kararlarının infaz hâkiminin onayından sonra uygulamaya konulacağı hüküm altına alınmaktadır. Böylelikle, hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarına ayrılmalarında tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi bakımından hâkim denetimi getirilmesi amaçlanmaktadır.

      Maddenin beşinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle (a) ve (b) bentlerindeki hallerde idare ve gözlem kurulu kararıyla hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarından kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilebileceği, (c) bendinde yapılan düzenlemeyle idare ve gözlem kurulu kararı ve infaz hâkiminin onayıyla hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilebileceği düzenlenmektedir, (a) ve (b) bentlerinde kurum asayişinin ve düzeninin mümkün olan en kısa sürede temin edilebilmesi bakımından infaz hâkiminin onayı aranmaksızın hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesi öngörülmektedir. Ancak hükümlüler bu hallerde 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanununa göre şikayet yoluna başvurabilecektir. Diğer yandan, (c) bendinde düzenlenen hal bakımından infaz hâkiminin onayı üzerine hükümlü kapalı ceza infaz kurumuna gönderilebilecektir. İşlem, infaz hâkiminin onayı üzerine gerçekleştirileceği için idare ve gözlem kurulu kararının derhal onaya sunulması gerekmektedir.

      Bu durumda idare ve gözlem kurulu kararına karşı hükümlü şikayet yoluna başvurmuş olsa bile şikayet konusu, onayla birlikte değerlendirilebilecektir. Ayrıca, infaz hâkiminin onaya ilişkin diğer kararlarında olduğu gibi bu fıkradaki onaya ilişkin kararına karşı da İnfaz Hâkimliği Kanununa göre itiraz edilebilecektir.

    • Değiştirildi Madde 14 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 18
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 14 üncü maddesinde değişiklik yapmak suretiyle, doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilecek cezalar ile açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmesine ilişkin koşullar yeniden belirlenmekte ve açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya ilişkin yönetmeliğin kanuni dayanağı güçlendirilmektedir. Böylelikle, açık ceza infaz kurumlarının daha işlevsel ve amaca uygun olarak faaliyet gösterebilmesine ve hükümlülerin çalışma hayatına daha kolay intibak edebilmelerine imkan tanınmaktadır.

      Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına 89 uncu madde uyarınca yapılan değerlendirme sonucunda karar verileceği belirtilmektedir.

      Kanunun 89 uncu maddesi uyarınca tutum ve davranışları bakımından yapılan değerlendirmenin olumlu sonuçlanmaması durumunda hükümlü, açık ceza infaz kurumuna ayrılamayacaktır.

      Maddenin dördüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkum olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanların kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına ilişkin idare ve gözlem kurulu kararlarının infaz hâkiminin onayından sonra uygulamaya konulacağı hüküm altına alınmaktadır. Böylelikle, hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarına ayrılmalarında tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi bakımından hâkim denetimi getirilmesi amaçlanmaktadır.

      Maddenin beşinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle (a) ve (b) bentlerindeki hallerde idare ve gözlem kurulu kararıyla hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarından kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilebileceği, (c) bendinde yapılan düzenlemeyle idare ve gözlem kurulu kararı ve infaz hâkiminin onayıyla hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilebileceği düzenlenmektedir, (a) ve (b) bentlerinde kurum asayişinin ve düzeninin mümkün olan en kısa sürede temin edilebilmesi bakımından infaz hâkiminin onayı aranmaksızın hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesi öngörülmektedir. Ancak hükümlüler bu hallerde 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanununa göre şikayet yoluna başvurabilecektir. Diğer yandan, (c) bendinde düzenlenen hal bakımından infaz hâkiminin onayı üzerine hükümlü kapalı ceza infaz kurumuna gönderilebilecektir. İşlem, infaz hâkiminin onayı üzerine gerçekleştirileceği için idare ve gözlem kurulu kararının derhal onaya sunulması gerekmektedir.

      Bu durumda idare ve gözlem kurulu kararına karşı hükümlü şikayet yoluna başvurmuş olsa bile şikayet konusu, onayla birlikte değerlendirilebilecektir. Ayrıca, infaz hâkiminin onaya ilişkin diğer kararlarında olduğu gibi bu fıkradaki onaya ilişkin kararına karşı da İnfaz Hâkimliği Kanununa göre itiraz edilebilecektir.

    • Değiştirildi Madde 14 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 18
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 14 üncü maddesinde değişiklik yapmak suretiyle, doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilecek cezalar ile açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmesine ilişkin koşullar yeniden belirlenmekte ve açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya ilişkin yönetmeliğin kanuni dayanağı güçlendirilmektedir. Böylelikle, açık ceza infaz kurumlarının daha işlevsel ve amaca uygun olarak faaliyet gösterebilmesine ve hükümlülerin çalışma hayatına daha kolay intibak edebilmelerine imkan tanınmaktadır.

      Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına 89 uncu madde uyarınca yapılan değerlendirme sonucunda karar verileceği belirtilmektedir.

      Kanunun 89 uncu maddesi uyarınca tutum ve davranışları bakımından yapılan değerlendirmenin olumlu sonuçlanmaması durumunda hükümlü, açık ceza infaz kurumuna ayrılamayacaktır.

      Maddenin dördüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkum olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanların kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına ilişkin idare ve gözlem kurulu kararlarının infaz hâkiminin onayından sonra uygulamaya konulacağı hüküm altına alınmaktadır. Böylelikle, hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarına ayrılmalarında tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi bakımından hâkim denetimi getirilmesi amaçlanmaktadır.

      Maddenin beşinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle (a) ve (b) bentlerindeki hallerde idare ve gözlem kurulu kararıyla hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarından kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilebileceği, (c) bendinde yapılan düzenlemeyle idare ve gözlem kurulu kararı ve infaz hâkiminin onayıyla hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilebileceği düzenlenmektedir, (a) ve (b) bentlerinde kurum asayişinin ve düzeninin mümkün olan en kısa sürede temin edilebilmesi bakımından infaz hâkiminin onayı aranmaksızın hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesi öngörülmektedir. Ancak hükümlüler bu hallerde 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanununa göre şikayet yoluna başvurabilecektir. Diğer yandan, (c) bendinde düzenlenen hal bakımından infaz hâkiminin onayı üzerine hükümlü kapalı ceza infaz kurumuna gönderilebilecektir. İşlem, infaz hâkiminin onayı üzerine gerçekleştirileceği için idare ve gözlem kurulu kararının derhal onaya sunulması gerekmektedir.

      Bu durumda idare ve gözlem kurulu kararına karşı hükümlü şikayet yoluna başvurmuş olsa bile şikayet konusu, onayla birlikte değerlendirilebilecektir. Ayrıca, infaz hâkiminin onaya ilişkin diğer kararlarında olduğu gibi bu fıkradaki onaya ilişkin kararına karşı da İnfaz Hâkimliği Kanununa göre itiraz edilebilecektir.

    • Eklendi Madde 14 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 18
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 14 üncü maddesinde değişiklik yapmak suretiyle, doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilecek cezalar ile açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmesine ilişkin koşullar yeniden belirlenmekte ve açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya ilişkin yönetmeliğin kanuni dayanağı güçlendirilmektedir. Böylelikle, açık ceza infaz kurumlarının daha işlevsel ve amaca uygun olarak faaliyet gösterebilmesine ve hükümlülerin çalışma hayatına daha kolay intibak edebilmelerine imkan tanınmaktadır.

      Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına 89 uncu madde uyarınca yapılan değerlendirme sonucunda karar verileceği belirtilmektedir.

      Kanunun 89 uncu maddesi uyarınca tutum ve davranışları bakımından yapılan değerlendirmenin olumlu sonuçlanmaması durumunda hükümlü, açık ceza infaz kurumuna ayrılamayacaktır.

      Maddenin dördüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkum olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanların kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına ilişkin idare ve gözlem kurulu kararlarının infaz hâkiminin onayından sonra uygulamaya konulacağı hüküm altına alınmaktadır. Böylelikle, hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarına ayrılmalarında tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi bakımından hâkim denetimi getirilmesi amaçlanmaktadır.

      Maddenin beşinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle (a) ve (b) bentlerindeki hallerde idare ve gözlem kurulu kararıyla hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarından kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilebileceği, (c) bendinde yapılan düzenlemeyle idare ve gözlem kurulu kararı ve infaz hâkiminin onayıyla hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilebileceği düzenlenmektedir, (a) ve (b) bentlerinde kurum asayişinin ve düzeninin mümkün olan en kısa sürede temin edilebilmesi bakımından infaz hâkiminin onayı aranmaksızın hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesi öngörülmektedir. Ancak hükümlüler bu hallerde 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanununa göre şikayet yoluna başvurabilecektir. Diğer yandan, (c) bendinde düzenlenen hal bakımından infaz hâkiminin onayı üzerine hükümlü kapalı ceza infaz kurumuna gönderilebilecektir. İşlem, infaz hâkiminin onayı üzerine gerçekleştirileceği için idare ve gözlem kurulu kararının derhal onaya sunulması gerekmektedir.

      Bu durumda idare ve gözlem kurulu kararına karşı hükümlü şikayet yoluna başvurmuş olsa bile şikayet konusu, onayla birlikte değerlendirilebilecektir. Ayrıca, infaz hâkiminin onaya ilişkin diğer kararlarında olduğu gibi bu fıkradaki onaya ilişkin kararına karşı da İnfaz Hâkimliği Kanununa göre itiraz edilebilecektir.

    • Eklendi Madde 14 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 18
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 14 üncü maddesinde değişiklik yapmak suretiyle, doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilecek cezalar ile açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmesine ilişkin koşullar yeniden belirlenmekte ve açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya ilişkin yönetmeliğin kanuni dayanağı güçlendirilmektedir. Böylelikle, açık ceza infaz kurumlarının daha işlevsel ve amaca uygun olarak faaliyet gösterebilmesine ve hükümlülerin çalışma hayatına daha kolay intibak edebilmelerine imkan tanınmaktadır.

      Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına 89 uncu madde uyarınca yapılan değerlendirme sonucunda karar verileceği belirtilmektedir.

      Kanunun 89 uncu maddesi uyarınca tutum ve davranışları bakımından yapılan değerlendirmenin olumlu sonuçlanmaması durumunda hükümlü, açık ceza infaz kurumuna ayrılamayacaktır.

      Maddenin dördüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkum olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanların kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına ilişkin idare ve gözlem kurulu kararlarının infaz hâkiminin onayından sonra uygulamaya konulacağı hüküm altına alınmaktadır. Böylelikle, hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarına ayrılmalarında tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi bakımından hâkim denetimi getirilmesi amaçlanmaktadır.

      Maddenin beşinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle (a) ve (b) bentlerindeki hallerde idare ve gözlem kurulu kararıyla hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarından kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilebileceği, (c) bendinde yapılan düzenlemeyle idare ve gözlem kurulu kararı ve infaz hâkiminin onayıyla hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilebileceği düzenlenmektedir, (a) ve (b) bentlerinde kurum asayişinin ve düzeninin mümkün olan en kısa sürede temin edilebilmesi bakımından infaz hâkiminin onayı aranmaksızın hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesi öngörülmektedir. Ancak hükümlüler bu hallerde 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanununa göre şikayet yoluna başvurabilecektir. Diğer yandan, (c) bendinde düzenlenen hal bakımından infaz hâkiminin onayı üzerine hükümlü kapalı ceza infaz kurumuna gönderilebilecektir. İşlem, infaz hâkiminin onayı üzerine gerçekleştirileceği için idare ve gözlem kurulu kararının derhal onaya sunulması gerekmektedir.

      Bu durumda idare ve gözlem kurulu kararına karşı hükümlü şikayet yoluna başvurmuş olsa bile şikayet konusu, onayla birlikte değerlendirilebilecektir. Ayrıca, infaz hâkiminin onaya ilişkin diğer kararlarında olduğu gibi bu fıkradaki onaya ilişkin kararına karşı da İnfaz Hâkimliği Kanununa göre itiraz edilebilecektir.

    • Eklendi Madde 19 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 21
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 19 uncu maddesine yeni bir fıkra eklemek suretiyle, hakkında Cumhuriyet savcısı tarafından ilamın infazına yönelik yakalama emri çıkarılan hükümlünün yakalanabilmesi amacıyla gerektiğinde konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama yapılabilmesi bakımından Ceza Muhakemesi Kanununun 119 uncu maddesi hükümlerinin uygulanacağı ve hâkim tarafından verilecek arama kararlarının sulh ceza hâkimleri tarafından verileceği düzenlenmektedir.

    • Eklendi Madde 30 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 22
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine yeni bir fıkra eklenerek, açık ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin kamu kurum ve kuruluşlarının iş alanlarında, ceza infaz kurumu görevlilerinin denetiminde olmak üzere geceleyin bu kurum ve kuruluşlar tarafından barındırılmak suretiyle çalıştırılabilecekleri kabul edilmektedir. Böylelikle, hükümlülerin kurum dışında çalıştırılması uygulamasını geliştirmek ve hükümlüleri çalışmaya özendirmek amaçlanmaktadır.

      Düzenlemeye göre, hükümlünün bu şekilde çalıştırıldığı süre, 105/A maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilecek süreye ilave edilecektir. Başka bir ifadeyle, hükümlülerin bu şekilde çalıştıkları süre, faydalanacakları denetimli serbestlik süresine ilave edilecek ve böylelikle daha erken denetimli serbestliğe ayrılmaları sağlanmış olacaktır. Örneğin hükümlü açık ceza infaz kurumunda bulunduğu süre içinde bu madde uyarınca kamu kurum ve kuruluşlarının iş yerlerinde iki ay süre ile çalıştığı takdirde bir yıllık denetimli serbestlik süresi, bir yıl iki ay olarak uygulanacak ve hükümlü koşullu salıverilmesine bir yıl iki ay kala denetimli serbestliğe ayrılacaktır.

      Ayrıca, 105/A maddesinde düzenlenen denetimli serbestlikten faydalanılacak azami süre de aşılabilecektir. Bu hükümlülere bulundukları alan veya durum gereğince uygulanmayacak kurallar yönetmelikle belirlenecektir.

    • Eklendi Madde 37 geçmişi (cümle) 7242 sayılı Kanun, md. 23
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 37 nci maddesinin birinci fıkrasına hüküm eklemek suretiyle, hükümlünün duruşma, sağlık, eğitim ve çalışma gibi nedenlerle geçici olarak ceza infaz kurumu dışında bulunduğu yerlerde gerçekleştirdiği disipline aykırı eylem ve sözleri nedeniyle de disiplin yaptırımlarının uygulanabilmesine imkan tanınmaktadır. Örneğin, hastanede bulunduğu sırada kamu görevlilerine karşı gerçekleştirdiği disiplin cezası gerektiren eylemlerinden dolayı da hükümlü hakkında disiplin cezası uygulanabilecektir. Böylelikle, hükümlülerin geçici olarak ceza infaz kurumu dışına çıkarıldıklarında da düzenli bir yaşam sürdürmesi ile güvenliğin ve disiplinin sağlanması amaçlanmaktadır.

    • Eklendi Madde 42 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 24
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 42 nci maddesinin ikinci fıkrasına yeni bir bent eklenerek, kurum idaresine bildirilen telefon numarası aracılığıyla ya da teknik müdahale ile başka bir hatta yönlendirme yapmak suretiyle görüşme hakkı olmayan kişilerle görüşmek fiili, disiplin cezası gerektiren eylemler arasına alınmaktadır.

    • Eklendi Madde 44 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 25
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinin ikinci fıkrasına eklenen yeni bir bentle, ceza infaz kurumuna alkol sokmak, kurumda alkol bulundurmak veya kullanmak eylemleri de disiplin yaptırımı kapsamına alınmaktadır.

    • Eklendi Madde 46 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 26
      Eski ifade
      Kurum
      Yeni ifade
      Resmî kurumlardan, kurum
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinde yapılan değişiklikle, çocuk hükümlüler hakkında disiplin cezası gerektiren eylemlerin arasına yenileri eklenmektedir.

      Düzenlemeyle, çocuk hükümlülerin kurum disiplinini bozacak eylemlerden kaçınması ile caydırıcılığın sağlanması ve çocukların daha fazla eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine katılması amaçlanmaktadır.

    • Eklendi Madde 46 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 26
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinde yapılan değişiklikle, çocuk hükümlüler hakkında disiplin cezası gerektiren eylemlerin arasına yenileri eklenmektedir.

      Düzenlemeyle, çocuk hükümlülerin kurum disiplinini bozacak eylemlerden kaçınması ile caydırıcılığın sağlanması ve çocukların daha fazla eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine katılması amaçlanmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 47 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 27
      Eski ifade
      iki gün
      Yeni ifade
      beş gün
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapmak suretiyle disiplin soruşturmasına başlamak için öngörülen iki günlük süre, beş güne çıkarılmaktadır.

      Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle, disiplin soruşturmasının tamamlanması için öngörülen yedi günlük süre, onbeş güne çıkarılmaktadır. Ayrıca, firar halinde bu sürenin başlangıç tarihi, hükümlünün yakalandığının öğrenildiği tarih olarak belirlenmektedir.

      Maddeye eklenen sekizinci fıkra ile disiplin soruşturmasını yapacak disiplin kurullarının yetkisi belirlenmektedir.

    • Eklendi Madde 47 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 27
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapmak suretiyle disiplin soruşturmasına başlamak için öngörülen iki günlük süre, beş güne çıkarılmaktadır.

      Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle, disiplin soruşturmasının tamamlanması için öngörülen yedi günlük süre, onbeş güne çıkarılmaktadır. Ayrıca, firar halinde bu sürenin başlangıç tarihi, hükümlünün yakalandığının öğrenildiği tarih olarak belirlenmektedir.

      Maddeye eklenen sekizinci fıkra ile disiplin soruşturmasını yapacak disiplin kurullarının yetkisi belirlenmektedir.

    • Eklendi Madde 51 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 29
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde yapılan değişiklikle, çocuk hükümlülere en geç iki ayda bir sağlanan aile görüşmesi imkanı artırılmakta ve bu görüşmelerin en geç ayda bir yapılabilmesi sağlanmaktadır. Ayrıca çocuk hükümlülerin, kardeşiyle de aile görüşmesi yapabilmesine imkan tanınmaktadır. Bu görüşmeler, ana veya babasıyla birlikte yapılabilecektir.

      Maddenin üçüncü fıkrasına dört yeni bent eklemek suretiyle, çocuğun yüksek yararı dikkate alınarak çocuk hükümlülere verilebilecek ödül imkanının kapsamı genişletilmektedir.

    • Eklendi Madde 51 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 29
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde yapılan değişiklikle, çocuk hükümlülere en geç iki ayda bir sağlanan aile görüşmesi imkanı artırılmakta ve bu görüşmelerin en geç ayda bir yapılabilmesi sağlanmaktadır. Ayrıca çocuk hükümlülerin, kardeşiyle de aile görüşmesi yapabilmesine imkan tanınmaktadır. Bu görüşmeler, ana veya babasıyla birlikte yapılabilecektir.

      Maddenin üçüncü fıkrasına dört yeni bent eklemek suretiyle, çocuğun yüksek yararı dikkate alınarak çocuk hükümlülere verilebilecek ödül imkanının kapsamı genişletilmektedir.

    • Eklendi Madde 51 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 29
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde yapılan değişiklikle, çocuk hükümlülere en geç iki ayda bir sağlanan aile görüşmesi imkanı artırılmakta ve bu görüşmelerin en geç ayda bir yapılabilmesi sağlanmaktadır. Ayrıca çocuk hükümlülerin, kardeşiyle de aile görüşmesi yapabilmesine imkan tanınmaktadır. Bu görüşmeler, ana veya babasıyla birlikte yapılabilecektir.

      Maddenin üçüncü fıkrasına dört yeni bent eklemek suretiyle, çocuğun yüksek yararı dikkate alınarak çocuk hükümlülere verilebilecek ödül imkanının kapsamı genişletilmektedir.

    • Eklendi Madde 51 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 29
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde yapılan değişiklikle, çocuk hükümlülere en geç iki ayda bir sağlanan aile görüşmesi imkanı artırılmakta ve bu görüşmelerin en geç ayda bir yapılabilmesi sağlanmaktadır. Ayrıca çocuk hükümlülerin, kardeşiyle de aile görüşmesi yapabilmesine imkan tanınmaktadır. Bu görüşmeler, ana veya babasıyla birlikte yapılabilecektir.

      Maddenin üçüncü fıkrasına dört yeni bent eklemek suretiyle, çocuğun yüksek yararı dikkate alınarak çocuk hükümlülere verilebilecek ödül imkanının kapsamı genişletilmektedir.

    • Değiştirildi Madde 54 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 30
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde değişiklik yapılmaktadır. Düzenlemeyle, hükümlülerin kendi istekleriyle başka ceza infaz kurumlarına naklini isteyebilmeleri bakımından aranan üç aydan az bir süre kalmamış olma şartının hesabında, denetimli serbestlik süresinin de dikkate alınması sağlanmaktadır.

    • Eklendi Madde 61 geçmişi (cümle) 7242 sayılı Kanun, md. 31
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 61 inci maddesinin ikinci fıkrasına cümle eklemek suretiyle, hükümlülerin kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı kütüphanelerde bulunan ve 62 nci maddedeki şartları taşıyan yayınlardan yararlanabilmelerine imkan sağlanmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 62 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 32
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemelere ilave olarak, kurum disiplinini veya düzenini bozan ya da hükümlülerin iyileştirilmesi amacına ulaşmayı zorlaştıran yayınların da hükümlülere verilemeyeceği düzenlenmektedir.

      Maddeye eklenen dördüncü fıkrayla, Uluslararası Standart Süreli Yayın Numarası (ISSN) veya Uluslararası Standart Kitap Numarası (ISBN) almayan süreli ve süresiz yayınlar ile Basın İlân Kurumu aracılığıyla resmî ilan ve reklam yayınlama hakkı bulunmayan gazetelerin ceza infaz kurumuna kabul edilmeyeceğine ilişkin düzenleme yapılmaktadır. Ayrıca fıkrada yapılan diğer bir düzenlemeyle yabancı dilde yayımlanmış gazete ve dergilerin ceza infaz kurumuna kabul edilip edilmemesi hususunda Adalet Bakanlığına yetki verilmektedir.

    • Eklendi Madde 62 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 32
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemelere ilave olarak, kurum disiplinini veya düzenini bozan ya da hükümlülerin iyileştirilmesi amacına ulaşmayı zorlaştıran yayınların da hükümlülere verilemeyeceği düzenlenmektedir.

      Maddeye eklenen dördüncü fıkrayla, Uluslararası Standart Süreli Yayın Numarası (ISSN) veya Uluslararası Standart Kitap Numarası (ISBN) almayan süreli ve süresiz yayınlar ile Basın İlân Kurumu aracılığıyla resmî ilan ve reklam yayınlama hakkı bulunmayan gazetelerin ceza infaz kurumuna kabul edilmeyeceğine ilişkin düzenleme yapılmaktadır. Ayrıca fıkrada yapılan diğer bir düzenlemeyle yabancı dilde yayımlanmış gazete ve dergilerin ceza infaz kurumuna kabul edilip edilmemesi hususunda Adalet Bakanlığına yetki verilmektedir.

    • Değiştirildi Madde 69 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 34
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 69 uncu maddesinde değişiklik yapmak suretiyle, kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin dışarıdan hediye kabul etme hakkının kapsamı genişletilmektedir. Buna göre hükümlüler, mevcut haklarına ilave olarak iki ayda bir kez, dışarıdan gönderilen ve kurum güvenliği için tehlikeli olmayan bir hediyeyi kabul edebilecektir. Ayrıca, çocuk ve altmış beş yaşını tamamlamış hükümlüler ile beraberinde çocuğu bulunan kadın hükümlüler, idare ve gözlem kurulu tarafından alınacak karar doğrultusunda fıkrada belirtilen zaman dilimleri dışında da hediye kabul edebilecektir.

    • Eklendi Madde 95 geçmişi (cümle) 7242 sayılı Kanun, md. 39
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 95 inci maddesinde düzenleme yapmak suretiyle, açık ceza infaz kurumlarında bulunanlar ile kapalı ceza infaz kurumunda bulunup da açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanan hükümlülere, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini veya güçlendirmelerini ve dış dünyaya uyumlarını sağlamak amacıyla verilen özel izin süresi artırılmakta ve hastalık veya doğal afet gibi zorunlu hâllerde bu izinlerin birleştirilerek kullandırılabilmesine imkan sağlanmaktadır.

    • Eklendi Madde 97 geçmişi (cümle) 7242 sayılı Kanun, md. 40
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 97 nci maddesinin birinci fıkrasına cümle eklemek suretiyle salgın hastalık, doğal afet, savaş veya seferberlik durumunda bu sebeplerden dolayı izinden dönemeyen veya geç dönen hükümlülere ceza verilmeyeceğine ilişkin hukuka uygunluk nedeni kabul edilmektedir.

      Ayrıca, maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi yürürlükten kaldırılmakta ve maddeye yeni bir fıkra eklenmektedir. Düzenlemeyle, izinden dönmeyen veya iki günden fazla bir süre geçtikten sonra dönen hükümlüler ile firar eden hükümlülere bir daha özel izin verilmeyeceği hüküm altına alınmaktadır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 97 geçmişi (cümle) 7242 sayılı Kanun, md. 40
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 97 nci maddesinin birinci fıkrasına cümle eklemek suretiyle salgın hastalık, doğal afet, savaş veya seferberlik durumunda bu sebeplerden dolayı izinden dönemeyen veya geç dönen hükümlülere ceza verilmeyeceğine ilişkin hukuka uygunluk nedeni kabul edilmektedir.

      Ayrıca, maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi yürürlükten kaldırılmakta ve maddeye yeni bir fıkra eklenmektedir. Düzenlemeyle, izinden dönmeyen veya iki günden fazla bir süre geçtikten sonra dönen hükümlüler ile firar eden hükümlülere bir daha özel izin verilmeyeceği hüküm altına alınmaktadır.

    • Eklendi Madde 97 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 40
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 97 nci maddesinin birinci fıkrasına cümle eklemek suretiyle salgın hastalık, doğal afet, savaş veya seferberlik durumunda bu sebeplerden dolayı izinden dönemeyen veya geç dönen hükümlülere ceza verilmeyeceğine ilişkin hukuka uygunluk nedeni kabul edilmektedir.

      Ayrıca, maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi yürürlükten kaldırılmakta ve maddeye yeni bir fıkra eklenmektedir. Düzenlemeyle, izinden dönmeyen veya iki günden fazla bir süre geçtikten sonra dönen hükümlüler ile firar eden hükümlülere bir daha özel izin verilmeyeceği hüküm altına alınmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 98 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 41
      Değişikliğin gerekçesi

      Teklifle 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlamak amacıyla, mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olması hâlinde uygulanacak hükümleri düzenleyen 5275 sayılı Kanunun 98 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.

      Maddenin birinci fıkrasının (a) bendiyle, mahkûmiyet hükmünün yorumunda duraksama olması veya sonradan yürürlüğe giren kanun hükmünün Türk Ceza Kanununun 7 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesinin gerektiği halde hükmü veren mahkemeden karar isteneceği düzenlenmektedir.

      Mahkemelerin her türlü kararının gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Mahkûmiyet hükmünün yorumu hususunda en yetkin mercii, dosyanın tamamı hakkında bilgi sahibi olan ve kovuşturmayı Ceza Muhakemesi Kanununun 223 üncü maddesi kapsamında hükümle sonuçlandıran mahkemedir.

      Bu sebeple, mahkumiyet hükmünün yorumunda duraksama olması, başka bir ifadeyle hükmü etkileyen hususlar bulunması halinde hükmü veren mahkemeden karar istenmesi gerekmektedir. Örneğin, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin duraksamayı gidermek amacıyla kararı veren mahkemeden bir karar verilmesi istenecektir. Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediği hususunda bir tereddüt bulunması durumunda da hüküm mahkemesinden bu konuda bir karar verilmesi istenecektir.

      Yine, kararın hüküm kısmında yapılan hesap veya yazım hatası sonucu infaz edilecek cezanın miktarı hususundaki tereddüdün giderilmesi, suçun işlendiği tarihin karardan anlaşılamaması veya suç tarihinde tereddüt bulunması, ödeme veya şikayetten vazgeçme gibi nedenlerle hükmün ortadan kaldırılması veya cezanın düşürülmesi gibi hallerde hükmü veren mahkemeden karar istenecektir. Ayrıca, bu hallerde infazın durdurulmasına yönelik talepler de hüküm mahkemesinden istenecektir.

      Sonradan yürürlüğe giren bir kanun hükmünün, hükümlünün lehine olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğinde bu değerlendirmenin, dosyayı en iyi şekilde bilen hükmü veren mahkemece yapılması gerekmektedir. Örneğin, mahkumiyet kararı kesinleştikten sonra mahkumiyete konu suçun unsurlarında veya hafifletici nedenlerinde yürürlüğe konulan bir kanunla değişiklik yapıldığı takdirde, bu değişikliğin söz konusu mahkumiyet hükmünü etkileyip etkilemediği hususunun kararı veren mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir.

      Fıkranın (b) bendinde ise, çektirilecek cezanın hesabında duraksama olması ya da cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceğinin ileri sürülmesi hâlinde infaz hâkimliğince karar verileceği belirtilmektedir. Bu bendin kapsamına giren hâllerde, dosyanın içeriğine herhangi bir şekilde ihtiyaç bulunmamaktadır. Duraksama, infaz dosyası üzerinden infaz hâkimliğince giderilebilecektir.

      Çektirilecek cezanın hesabında duraksamaya örnek olarak, süre belgesinde koşullu salıverilme süresinin veya tarihinin yanlış hesaplanması ya da adlî para cezası hapse çevrilirken hangi miktarın esas alınacağı hususunda duraksama olması hâlleri gösterilebilir. Cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceğine örnek olarak, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı aşamasında mahsup, ceza zamanaşımı, hükümlünün ölümü veya artık yıl hesabı gösterilebilir. Bu hususlardaki kararlar da infaz hâkimi tarafından verilebilecektir.

      Belirtmek gerekir ki, (b) bendindeki düzenlemenin sebebi, Teklifle 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklerdir. 4675 sayılı Kanunda yapılan değişikliklere ilişkin gerekçelerde açıkça vurgulandığı üzere, hükmün kesinleşmesinden itibaren infaza yönelik kararların, uzmanlaşmanın ve uygulama birliğinin sağlanması amacıyla infaz hâkimliklerince verilmesi esası benimsenmiş bulunmaktadır.

      Teklifle, İnfaz Hâkimliği Kanununda yapılması öngörülen değişikliklerle Cumhuriyet savcılarının infaza ilişkin kararları bakımından şikayet yolu açıldığından ve bu şikayetleri infaz hâkimliği inceleyeceğinden, maddenin mevcut ikinci fıkrası madde metninden çıkarılmaktadır.

      Maddenin yeni ikinci fıkrasında, Teklifle yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlamak amacıyla düzenleme yapılmaktadır.

    • Eklendi Madde 99 geçmişi (cümle) 7242 sayılı Kanun, md. 42
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlamak amacıyla 5275 sayılı Kanunun 99 uncu maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Buna göre, birden fazla hükümdeki cezaların koşullu salıverilme süresinin belirlenebilmesi bakımından toplanması gerektiğinde toplama (içtima) kararları, infaz hâkimliği tarafından verilecektir.

      Ayrıca, maddeye eklenen hükümle, adlî para cezasının ödenmemesi nedeniyle hapis cezasına çevrilen fakat öncelikli olarak uygulanan kamuya yararlı bir işte çalışma yükümlülüğünü yerine getirmeyen hükümlünün bu hapis cezasının da süreli hapis cezalarında olduğu gibi toplama kararına dahil edilmesi sağlanmaktadır. Böylelikle, adlî para cezasından çevrilen hapis cezalarının da toplama kararına girmesi nedeniyle infaz edilecek cezalar bakımından hakkaniyete uygun bir sonucun ortaya çıkması amaçlanmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 101 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 44
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlamak amacıyla 5275 sayılı Kanunun 101 inci maddesinde değişiklikler yapılmaktadır. Maddenin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle, infaz sırasında karar verecek merciler arasına infaz hâkimi de eklenmektedir.

      Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle, 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen görev ve yetkiye ilişkin değişikliklere uyum sağlanmaktadır. Toplama kararlarını verecek infaz hâkimlikleri, fıkranın mevcut metnindeki esaslar çerçevesinde belirlenmektedir.

    • Eklendi Madde 105 geçmişi (cümle) 7242 sayılı Kanun, md. 45
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 105 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.

      Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlardan kamuya yararlı bir işte çalıştırma tedbirinin uygulamasına ilişkin düzenlemeler, 5275 sayılı Kanunun 105 inci maddesinde yer almaktadır. 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 81 inci maddesiyle, Kanunun adlî para cezalarının infaz usulünün düzenlendiği 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası yeniden düzenlenmiş ve hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adlî para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verileceği ve günlük çalışma süresinin, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

      Söz konusu bu düzenlemenin 105 inci madde kapsamında kamuya yararlı bir işte çalıştırma tedbiri bakımından da geçerli olması için maddenin birinci fıkrasında düzenleme yapılmaktadır.

      Maddenin ikinci fıkrasındaki mevcut düzenlemede, hâkim kamuya yararlı bir işte çalıştırma kararı vermeden önce denetimli serbestlik müdürlüğünce kendisine gönderilen listelerde bulunan hizmet çeşidi ve süresini hükümlüye önermekte ve hükümlüye bunları reddetme hakkı olduğunu hatırlatmaktadır. Bu durum, uygulamada tereddüt oluşturmakta ve mahkemelerin iş yükünü artırmaktadır. Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle, mahkeme, seçenek tedbir olarak kamuya yararlı bir işte çalıştırmaya hükmettikten sonra hükümlünün bu işlerden hangisine gideceği veya uygun görülen hizmetlerden hangisini tercih edeceği gibi uygulamaya temas eden hususları, mevzuat hükümlerine göre bu işlemleri yerine getirmekle görevli olan denetimli serbestlik müdürlükleri belirleyecektir.

      Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlardan olan kamuya yararlı bir işte çalıştırma yaptırımının kısıtlandığına dair uygulamada oluşan tereddüdün giderilmesi amacıyla maddenin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 105 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 45
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 105 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.

      Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlardan kamuya yararlı bir işte çalıştırma tedbirinin uygulamasına ilişkin düzenlemeler, 5275 sayılı Kanunun 105 inci maddesinde yer almaktadır. 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 81 inci maddesiyle, Kanunun adlî para cezalarının infaz usulünün düzenlendiği 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası yeniden düzenlenmiş ve hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adlî para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verileceği ve günlük çalışma süresinin, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

      Söz konusu bu düzenlemenin 105 inci madde kapsamında kamuya yararlı bir işte çalıştırma tedbiri bakımından da geçerli olması için maddenin birinci fıkrasında düzenleme yapılmaktadır.

      Maddenin ikinci fıkrasındaki mevcut düzenlemede, hâkim kamuya yararlı bir işte çalıştırma kararı vermeden önce denetimli serbestlik müdürlüğünce kendisine gönderilen listelerde bulunan hizmet çeşidi ve süresini hükümlüye önermekte ve hükümlüye bunları reddetme hakkı olduğunu hatırlatmaktadır. Bu durum, uygulamada tereddüt oluşturmakta ve mahkemelerin iş yükünü artırmaktadır. Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle, mahkeme, seçenek tedbir olarak kamuya yararlı bir işte çalıştırmaya hükmettikten sonra hükümlünün bu işlerden hangisine gideceği veya uygun görülen hizmetlerden hangisini tercih edeceği gibi uygulamaya temas eden hususları, mevzuat hükümlerine göre bu işlemleri yerine getirmekle görevli olan denetimli serbestlik müdürlükleri belirleyecektir.

      Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlardan olan kamuya yararlı bir işte çalıştırma yaptırımının kısıtlandığına dair uygulamada oluşan tereddüdün giderilmesi amacıyla maddenin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmaktadır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 105 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 45
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 105 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.

      Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlardan kamuya yararlı bir işte çalıştırma tedbirinin uygulamasına ilişkin düzenlemeler, 5275 sayılı Kanunun 105 inci maddesinde yer almaktadır. 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 81 inci maddesiyle, Kanunun adlî para cezalarının infaz usulünün düzenlendiği 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası yeniden düzenlenmiş ve hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adlî para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verileceği ve günlük çalışma süresinin, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

      Söz konusu bu düzenlemenin 105 inci madde kapsamında kamuya yararlı bir işte çalıştırma tedbiri bakımından da geçerli olması için maddenin birinci fıkrasında düzenleme yapılmaktadır.

      Maddenin ikinci fıkrasındaki mevcut düzenlemede, hâkim kamuya yararlı bir işte çalıştırma kararı vermeden önce denetimli serbestlik müdürlüğünce kendisine gönderilen listelerde bulunan hizmet çeşidi ve süresini hükümlüye önermekte ve hükümlüye bunları reddetme hakkı olduğunu hatırlatmaktadır. Bu durum, uygulamada tereddüt oluşturmakta ve mahkemelerin iş yükünü artırmaktadır. Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle, mahkeme, seçenek tedbir olarak kamuya yararlı bir işte çalıştırmaya hükmettikten sonra hükümlünün bu işlerden hangisine gideceği veya uygun görülen hizmetlerden hangisini tercih edeceği gibi uygulamaya temas eden hususları, mevzuat hükümlerine göre bu işlemleri yerine getirmekle görevli olan denetimli serbestlik müdürlükleri belirleyecektir.

      Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlardan olan kamuya yararlı bir işte çalıştırma yaptırımının kısıtlandığına dair uygulamada oluşan tereddüdün giderilmesi amacıyla maddenin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 105/A geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 46
      Eski ifade
      kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine,
      Yeni ifade
      açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine, denetimli serbestlik müdürlüğünün bulunduğu yer
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 105/A maddesinde değişiklik yapmak suretiyle, cezanın denetimli serbestlik rejimi altında infazına ilişkin koşullar ile denetimli serbestlik süresi yeniden belirlenmektedir. Mevcut düzenlemeye göre, açık ceza infaz kurumlarına ayrılan veya ayrılmaya hak kazanan her hükümlü, verilen ceza miktarına bakılmaksızın bir yıllık maktu denetimli serbestlik süresinden eşit miktarda yararlanmakta, bu durum ceza miktarının fazla olduğu hükümlüler bakımından adaletsiz bir sonucun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Yapılması öngörülen düzenlemeyle, her hükümlünün eşit süreyle denetimli serbestlikten yararlanması uygulamasından vazgeçilerek, koşullu salıverilme miktarına göre oransal olarak denetimli serbestlikten faydalanması ve ceza infaz kurumunda kalacağı sürenin de yine oransal olarak aynı olması sağlanmakta ve bu suretle ceza infaz adaletinin gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır. Buna göre, açık ceza infaz kurumunda bulunan ve koşullu salıverilme için ceza infaz kurumlarında geçirilmesi gereken sürenin beşte dördünü açık veya kapalı ceza infaz kurumunda geçiren hükümlü, cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmını toplum içinde denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edecektir. Ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezaları bakımından denetimli serbestlik süresinin çok uzun olmaması amacıyla azami üç yıllık denetimli serbestlik süresi getirilmektedir.

      Diğer yandan, Kanunun 105/A maddesinde yer alan denetimli serbestlik altında cezanın infazı için açık ceza infaz kurumunda altı ay kalma koşulunun, Kanunun geçici 4 üncü maddesi gereğince 31/12/2020 tarihine kadar uygulanmayacak olması nedeniyle belli miktara kadar hapis cezası alan hükümlüler, ceza infaz kurumunda çok az bir süre kalmak suretiyle cezalarının tümünü denetimli serbestlik rejimi altında infaz ettiğinden bu durum cezasızlık algısı oluşturmaktadır. Yapılan düzenlemeyle, her hükümlünün belirli bir süre ceza infaz kurumunda kalması sağlanarak cezasızlık algısının ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır.

      Söz konusu maddede yapılan düzenlemeye göre öncelikli olarak koşullu salıverilme süresi belirlenecek, bu sürenin beşte dördü ceza infaz kurumlarında ve kalan beşte birlik kısmı ise denetimli serbestlik rejimi altında toplum içinde infaz edilecektir.

      Maddede yapılan diğer bir düzenlemeyle, sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan kadın hükümlüler ile maruz kaldığı ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen hükümlüler bakımından denetimli serbestlikten yararlanılacak oran, maddede yapılan düzenlemelere uygun olarak yeniden belirlenmektedir. Bu hükümlüler koşullu salıverilme için ceza infaz kurumlarında geçirilmesi gereken sürenin beşte üçünü ceza infaz kurumunda geçirmeleri halinde denetimli serbestlik tedbirinden yararlanabilecektir. Bu fıkra uyarınca faydalanılacak denetimli serbestlik süresi bakımından da azami bir sınır getirilmektedir. Belirtmek gerekir ki, üçüncü fıkradaki koşulların (sıfır-altı yaş grubunda çocuğun bulunması veya maruz kalınan ağır bir hastalık) oluşup oluşmadığı, hükümlünün denetimli serbestliğe ayrılmak için ceza infaz kurumu idaresine başvurduğu tarih itibarıyla değerlendirilecektir.

      Maddenin altıncı fıkrasında yapılan değişiklikle, denetimli serbestliğin uygulanmasına ilişkin olarak belirli yükümlülükleri yerine getirmeyen hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesi uygulamasından vazgeçilerek, infaz hâkiminin kararıyla açık ceza infaz kurumuna gönderilebilmesi sağlanmaktadır. Ayrıca, ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra, hükümlülerin talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi için aranan süre, üç günden beş güne çıkarılmaktadır.

      Maddenin yedinci fıkrası Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olduğundan, söz konusu iptal gerekçeleri karşılanmak suretiyle fıkra yeniden düzenlenmektedir.

      Maddenin sekizinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, altıncı fıkrada yapılması öngörülen düzenlemelere uyum sağlanmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 105/A geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 46
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 105/A maddesinde değişiklik yapmak suretiyle, cezanın denetimli serbestlik rejimi altında infazına ilişkin koşullar ile denetimli serbestlik süresi yeniden belirlenmektedir. Mevcut düzenlemeye göre, açık ceza infaz kurumlarına ayrılan veya ayrılmaya hak kazanan her hükümlü, verilen ceza miktarına bakılmaksızın bir yıllık maktu denetimli serbestlik süresinden eşit miktarda yararlanmakta, bu durum ceza miktarının fazla olduğu hükümlüler bakımından adaletsiz bir sonucun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Yapılması öngörülen düzenlemeyle, her hükümlünün eşit süreyle denetimli serbestlikten yararlanması uygulamasından vazgeçilerek, koşullu salıverilme miktarına göre oransal olarak denetimli serbestlikten faydalanması ve ceza infaz kurumunda kalacağı sürenin de yine oransal olarak aynı olması sağlanmakta ve bu suretle ceza infaz adaletinin gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır. Buna göre, açık ceza infaz kurumunda bulunan ve koşullu salıverilme için ceza infaz kurumlarında geçirilmesi gereken sürenin beşte dördünü açık veya kapalı ceza infaz kurumunda geçiren hükümlü, cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmını toplum içinde denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edecektir. Ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezaları bakımından denetimli serbestlik süresinin çok uzun olmaması amacıyla azami üç yıllık denetimli serbestlik süresi getirilmektedir.

      Diğer yandan, Kanunun 105/A maddesinde yer alan denetimli serbestlik altında cezanın infazı için açık ceza infaz kurumunda altı ay kalma koşulunun, Kanunun geçici 4 üncü maddesi gereğince 31/12/2020 tarihine kadar uygulanmayacak olması nedeniyle belli miktara kadar hapis cezası alan hükümlüler, ceza infaz kurumunda çok az bir süre kalmak suretiyle cezalarının tümünü denetimli serbestlik rejimi altında infaz ettiğinden bu durum cezasızlık algısı oluşturmaktadır. Yapılan düzenlemeyle, her hükümlünün belirli bir süre ceza infaz kurumunda kalması sağlanarak cezasızlık algısının ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır.

      Söz konusu maddede yapılan düzenlemeye göre öncelikli olarak koşullu salıverilme süresi belirlenecek, bu sürenin beşte dördü ceza infaz kurumlarında ve kalan beşte birlik kısmı ise denetimli serbestlik rejimi altında toplum içinde infaz edilecektir.

      Maddede yapılan diğer bir düzenlemeyle, sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan kadın hükümlüler ile maruz kaldığı ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen hükümlüler bakımından denetimli serbestlikten yararlanılacak oran, maddede yapılan düzenlemelere uygun olarak yeniden belirlenmektedir. Bu hükümlüler koşullu salıverilme için ceza infaz kurumlarında geçirilmesi gereken sürenin beşte üçünü ceza infaz kurumunda geçirmeleri halinde denetimli serbestlik tedbirinden yararlanabilecektir. Bu fıkra uyarınca faydalanılacak denetimli serbestlik süresi bakımından da azami bir sınır getirilmektedir. Belirtmek gerekir ki, üçüncü fıkradaki koşulların (sıfır-altı yaş grubunda çocuğun bulunması veya maruz kalınan ağır bir hastalık) oluşup oluşmadığı, hükümlünün denetimli serbestliğe ayrılmak için ceza infaz kurumu idaresine başvurduğu tarih itibarıyla değerlendirilecektir.

      Maddenin altıncı fıkrasında yapılan değişiklikle, denetimli serbestliğin uygulanmasına ilişkin olarak belirli yükümlülükleri yerine getirmeyen hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesi uygulamasından vazgeçilerek, infaz hâkiminin kararıyla açık ceza infaz kurumuna gönderilebilmesi sağlanmaktadır. Ayrıca, ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra, hükümlülerin talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi için aranan süre, üç günden beş güne çıkarılmaktadır.

      Maddenin yedinci fıkrası Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olduğundan, söz konusu iptal gerekçeleri karşılanmak suretiyle fıkra yeniden düzenlenmektedir.

      Maddenin sekizinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, altıncı fıkrada yapılması öngörülen düzenlemelere uyum sağlanmaktadır.

    • Eklendi Madde 107 geçmişi (cümleler) 7242 sayılı Kanun, md. 48
      Eski ifade
      kalan cezasının aynen,
      Yeni ifade
      başlamak ve hak ederek tahliye tarihini geçmemek koşuluyla sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı sürenin,
      Değişikliğin gerekçesi

      2005 yılında yürürlüğe giren 5275 sayılı Kanunla ceza infaz sistemimizde köklü bir değişiklik yapılmış ve koşullu salıverilme süreleri önemli ölçüde artırılmıştır. Bununla birlikte aynı tarihte yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile hapis cezalan da önemli oranda artırılmıştır.

      Koşullu salıverilme sürelerine ilişkin mukayeseli hukuk örnekleri incelendiğinde, farklı uygulamalar olduğu görülmektedir. Örneğin İngiltere, Fransa, Finlandiya, İtalya ve Polonya’da koşullu salıverilme süresi kural olarak cezaların yarısı iken, bu oran Belçika’da üçte bire kadar inmektedir.

      Maddeyle, hükümlülerin koşullu salıverilme sürelerine ilişkin üçte ikilik genel oran, yarısı olarak belirlenmektedir. Bu süre geldiğinde hükümlünün tutum ve davranışları değerlendirilecek ve olumlu ise hükümlü koşullu salıverilmeden faydalanabilecek, aksi halde hapis cezasının infazına devam edilecektir. Hükümlünün tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi ise 89 uncu maddeye göre yapılacaktır. Böylelikle, koşullu salıverilme rejimi sistematik bir yapıya kavuşturulmaktadır.

      Diğer yandan, ikinci fıkraya eklenen hükümle, üçte ikilik oran bazı suçlar bakımından korunmaktadır. Fıkrada sadece çocuklar hakkında uygulanacak hükümler açıkça belirtilmiş olup, diğer hükümler hem çocuklar hem de yetişkinler için uygulanacaktır.

      Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişikliğe bağlı olarak dördüncü fıkrada yer alan koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak belirlenmektedir. Ancak, fıkraya eklenen cümleyle, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen ve koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından, bu suçların tabi oldukları koşullu salıverilme oranının uygulanacağı kabul edilmektedir. Örneğin, Türk Ceza Kanununun 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi halinde koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak değil, dörtte üç olarak uygulanacaktır. Çünkü uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun koşullu salıverilme oranı 108 inci maddenin dokuzuncu fıkrasına göre dörtte üçtür.

      Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişikliğe uyum sağlamak amacıyla altıncı fıkrada yer alan koşullu salıverilen hükümlünün tâbi tutulacağı denetim süresinin, infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre, başka bir ifadeyle koşullu salıverilme süresi kadar olması öngörülmektedir. Ancak bu süre, süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir.

      Maddede ayrıca, 4675 sayılı Kanunda infaz hâkimliğinin görev ve yetkilerine ilişkin yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlanması amacıyla bazı ibare değişiklikleri yapılmaktadır. 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere bağlı olarak, cezanın bireyselleştirilmesi ve iyileştirme esaslarına göre koşullu salıverilme bakımından hükmü veren mahkeme yerine, infaz hâkimlikleri yetkili kılınmaktadır. Penoloji bilimi ve infaz hukuku gereklerine uygun olarak iyileştirme ve bireyselleştirme ihtiyacı, cezaların infazı aşamasında uzmanlaşmayı ve uygulama birliğini gerektirmektedir. Aynı suçtan hükümlü bulunup da aynı iyileştirme esaslarına tâbi olan ve barındırıldıkları ceza infaz kurumlarının disiplin, düzen ve iyileştirme rejimlerine tamamıyla uyan hükümlüler hakkında, koşullu salıverilme kararının verilip verilmemesi veya geri alınması bakımından farklı uygulamaların önlenmesi amaçlanmakta ve bu konudaki yetki infaz hâkimliklerine bırakılmaktadır.

      Maddenin dokuzuncu fıkrasına eklenen yeni hükümlerle, infaz hâkiminin iki yılı geçmemek üzere denetim süresi içinde hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenecek yükümlülüklere tabi tutulmasına karar verebileceği düzenlenmektedir. İnfaz hâkimi en fazla iki yıl için yükümlülüğe karar verebileceği gibi daha kısa bir süre de belirleyebilecektir. Ancak, belirlenen yükümlülük süresi, hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir. İnfaz hâkiminin kararı üzerine denetimli serbestlik müdürlüğü risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak hükümlüyü; belirli bir bölgede denetim ve gözetim altında bulunmak, belirlenen yer veya bölgelere gitmemek ve belirlenen programlara katılmak şeklindeki yükümlülüklerden bir veya birden fazlasına tabi tutacaktır. İnfaz hâkiminin karar vermesi durumunda denetimli serbestlik müdürlüğünün hükümlüyü yükümlülüğe tabi tutması zorunludur. İnfaz hâkimi karar vermediği takdirde denetimli serbestlik müdürlüğü bu yükümlülükleri uygulayamayacaktır.

      Ayrıca, denetimli serbestlik müdürlüğü hükümlünün risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak yükümlülükleri re’sen değiştirebilecektir. Böylelikle, hükümlülerin koşullu salıverilmeleri üzerine toplum içindeki takibi daha etkin bir şekilde sağlanmış olacaktır.

      Maddenin onbirinci fıkrasında yapılan değişiklikle, hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafından hazırlanan gerekçeli raporun, infaz işlemlerinin yapıldığı yer infaz hâkimliğine (infaz dosyasının takibinin yapıldığı Cumhuriyet başsavcılığı nezdindeki infaz hâkimliği) verileceği, infaz hâkiminin, bu raporu uygun bulması durumunda hükümlünün koşullu salıverilmesine karar vereceği, raporu uygun bulmaması halinde ise gerekçesini kararında göstereceği düzenlenmektedir. Bununla birlikte örneğin, infaz işlemleri Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takip edilen bir hükümlünün hapis cezası, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının yargı çevresinde bulunan Sincan Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz edilse bile koşullu salıverilmesine Ankara infaz hâkimliğince karar verilecektir. Hükümlü, 105/A maddesi uyarınca denetimli serbestliğe ayrılmış ve yükümlülükleri başka bir yerde takip ediliyor ise yükümlülüğünün takibinin yapıldığı yer infaz hâkimliği tarafından koşullu salıverilme kararı verilecektir.

      Maddenin onüçüncü fıkrasında yer alan mevcut düzenlemeye göre hükümlü, koşullu salıverildikten sonra işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı çok az hapis cezası alsa bile suç tarihi ile hakederek tahliye tarihi arasında kalan süreyi aynen infaz etmektedir. Bu durum uygulamada, verilen cezanın neticeleri bakımından adaletsiz bir sonuç doğurduğu gerekçesiyle eleştirilmektedir. Fıkrada yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme sürecinde denetim süresi içinde suç işleyen hükümlünün sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı süreyi ceza infaz kurumunda geçirmesi öngörülmektedir.

      Başka bir ifadeyle, geri alınan süre bakımından yeni bir kriter belirlenmekte ve ikinci suçun cezasının iki katı sürenin aynen infaz edilmesi amaçlanmaktadır. Ancak bu süre, hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir. Diğer yandan, denetim süresi içinde işlenen ikinci suçun cezası, genel hükümlere göre ayrıca infaz edilecektir. Denetim süresi içinde yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde ise, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla ihlalin niteliğine göre takdir edilecek bir sürenin ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verilecektir.

      Basit bir ihlalden dolayı ihlal tarihi ile hak ederek tahliye tarihi arasındaki süreyi aynen infaz etmek, her zaman adaletli sonuç doğurmayabilir. Bu nedenle infaz hâkimi, ceza infaz kurumunda geçirilecek süreyi ihlalin niteliğine göre belirleyecektir. Düzenlemeyle, hapis cezalarının infazında adaletli bir sonuca ulaşılması hedeflenmektedir.

      Maddenin onbeşinci fıkrasında yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme kararının geri alınmasına infaz hâkimi tarafından karar verileceği düzenlenmektedir. Hükümlü, koşullu salıverildikten sonra denetim süresi içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilirse veya bağlı tutulduğu yükümlülükleri yerine getirmezse, koşullu salıverilme kararından sonra hakederek tahliye tarihine kadar cezanın infazına devam edilen yerdeki infaz hâkimi tarafından koşullu salıverilme kararının geri alınmasına karar verilecektir. Koşullu salıverilme kararından sonra hakederek tahliye tarihine kadar denetim süresi içinde cezanın infazına, hükmü veren mahkeme nezdindeki Cumhuriyet başsavcılığında devam edilir. Ancak, birden fazla mahkumiyet kararının bulunduğu hallerde, toplama kararı üzerine hapis cezası infaz edilmekte ise bu durumda infaz hâkiminin yetkisi, 101 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecektir.

    • Eklendi Madde 107 geçmişi (cümle) 7242 sayılı Kanun, md. 48
      Değişikliğin gerekçesi

      2005 yılında yürürlüğe giren 5275 sayılı Kanunla ceza infaz sistemimizde köklü bir değişiklik yapılmış ve koşullu salıverilme süreleri önemli ölçüde artırılmıştır. Bununla birlikte aynı tarihte yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile hapis cezalan da önemli oranda artırılmıştır.

      Koşullu salıverilme sürelerine ilişkin mukayeseli hukuk örnekleri incelendiğinde, farklı uygulamalar olduğu görülmektedir. Örneğin İngiltere, Fransa, Finlandiya, İtalya ve Polonya’da koşullu salıverilme süresi kural olarak cezaların yarısı iken, bu oran Belçika’da üçte bire kadar inmektedir.

      Maddeyle, hükümlülerin koşullu salıverilme sürelerine ilişkin üçte ikilik genel oran, yarısı olarak belirlenmektedir. Bu süre geldiğinde hükümlünün tutum ve davranışları değerlendirilecek ve olumlu ise hükümlü koşullu salıverilmeden faydalanabilecek, aksi halde hapis cezasının infazına devam edilecektir. Hükümlünün tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi ise 89 uncu maddeye göre yapılacaktır. Böylelikle, koşullu salıverilme rejimi sistematik bir yapıya kavuşturulmaktadır.

      Diğer yandan, ikinci fıkraya eklenen hükümle, üçte ikilik oran bazı suçlar bakımından korunmaktadır. Fıkrada sadece çocuklar hakkında uygulanacak hükümler açıkça belirtilmiş olup, diğer hükümler hem çocuklar hem de yetişkinler için uygulanacaktır.

      Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişikliğe bağlı olarak dördüncü fıkrada yer alan koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak belirlenmektedir. Ancak, fıkraya eklenen cümleyle, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen ve koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından, bu suçların tabi oldukları koşullu salıverilme oranının uygulanacağı kabul edilmektedir. Örneğin, Türk Ceza Kanununun 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi halinde koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak değil, dörtte üç olarak uygulanacaktır. Çünkü uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun koşullu salıverilme oranı 108 inci maddenin dokuzuncu fıkrasına göre dörtte üçtür.

      Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişikliğe uyum sağlamak amacıyla altıncı fıkrada yer alan koşullu salıverilen hükümlünün tâbi tutulacağı denetim süresinin, infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre, başka bir ifadeyle koşullu salıverilme süresi kadar olması öngörülmektedir. Ancak bu süre, süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir.

      Maddede ayrıca, 4675 sayılı Kanunda infaz hâkimliğinin görev ve yetkilerine ilişkin yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlanması amacıyla bazı ibare değişiklikleri yapılmaktadır. 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere bağlı olarak, cezanın bireyselleştirilmesi ve iyileştirme esaslarına göre koşullu salıverilme bakımından hükmü veren mahkeme yerine, infaz hâkimlikleri yetkili kılınmaktadır. Penoloji bilimi ve infaz hukuku gereklerine uygun olarak iyileştirme ve bireyselleştirme ihtiyacı, cezaların infazı aşamasında uzmanlaşmayı ve uygulama birliğini gerektirmektedir. Aynı suçtan hükümlü bulunup da aynı iyileştirme esaslarına tâbi olan ve barındırıldıkları ceza infaz kurumlarının disiplin, düzen ve iyileştirme rejimlerine tamamıyla uyan hükümlüler hakkında, koşullu salıverilme kararının verilip verilmemesi veya geri alınması bakımından farklı uygulamaların önlenmesi amaçlanmakta ve bu konudaki yetki infaz hâkimliklerine bırakılmaktadır.

      Maddenin dokuzuncu fıkrasına eklenen yeni hükümlerle, infaz hâkiminin iki yılı geçmemek üzere denetim süresi içinde hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenecek yükümlülüklere tabi tutulmasına karar verebileceği düzenlenmektedir. İnfaz hâkimi en fazla iki yıl için yükümlülüğe karar verebileceği gibi daha kısa bir süre de belirleyebilecektir. Ancak, belirlenen yükümlülük süresi, hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir. İnfaz hâkiminin kararı üzerine denetimli serbestlik müdürlüğü risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak hükümlüyü; belirli bir bölgede denetim ve gözetim altında bulunmak, belirlenen yer veya bölgelere gitmemek ve belirlenen programlara katılmak şeklindeki yükümlülüklerden bir veya birden fazlasına tabi tutacaktır. İnfaz hâkiminin karar vermesi durumunda denetimli serbestlik müdürlüğünün hükümlüyü yükümlülüğe tabi tutması zorunludur. İnfaz hâkimi karar vermediği takdirde denetimli serbestlik müdürlüğü bu yükümlülükleri uygulayamayacaktır.

      Ayrıca, denetimli serbestlik müdürlüğü hükümlünün risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak yükümlülükleri re’sen değiştirebilecektir. Böylelikle, hükümlülerin koşullu salıverilmeleri üzerine toplum içindeki takibi daha etkin bir şekilde sağlanmış olacaktır.

      Maddenin onbirinci fıkrasında yapılan değişiklikle, hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafından hazırlanan gerekçeli raporun, infaz işlemlerinin yapıldığı yer infaz hâkimliğine (infaz dosyasının takibinin yapıldığı Cumhuriyet başsavcılığı nezdindeki infaz hâkimliği) verileceği, infaz hâkiminin, bu raporu uygun bulması durumunda hükümlünün koşullu salıverilmesine karar vereceği, raporu uygun bulmaması halinde ise gerekçesini kararında göstereceği düzenlenmektedir. Bununla birlikte örneğin, infaz işlemleri Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takip edilen bir hükümlünün hapis cezası, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının yargı çevresinde bulunan Sincan Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz edilse bile koşullu salıverilmesine Ankara infaz hâkimliğince karar verilecektir. Hükümlü, 105/A maddesi uyarınca denetimli serbestliğe ayrılmış ve yükümlülükleri başka bir yerde takip ediliyor ise yükümlülüğünün takibinin yapıldığı yer infaz hâkimliği tarafından koşullu salıverilme kararı verilecektir.

      Maddenin onüçüncü fıkrasında yer alan mevcut düzenlemeye göre hükümlü, koşullu salıverildikten sonra işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı çok az hapis cezası alsa bile suç tarihi ile hakederek tahliye tarihi arasında kalan süreyi aynen infaz etmektedir. Bu durum uygulamada, verilen cezanın neticeleri bakımından adaletsiz bir sonuç doğurduğu gerekçesiyle eleştirilmektedir. Fıkrada yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme sürecinde denetim süresi içinde suç işleyen hükümlünün sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı süreyi ceza infaz kurumunda geçirmesi öngörülmektedir.

      Başka bir ifadeyle, geri alınan süre bakımından yeni bir kriter belirlenmekte ve ikinci suçun cezasının iki katı sürenin aynen infaz edilmesi amaçlanmaktadır. Ancak bu süre, hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir. Diğer yandan, denetim süresi içinde işlenen ikinci suçun cezası, genel hükümlere göre ayrıca infaz edilecektir. Denetim süresi içinde yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde ise, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla ihlalin niteliğine göre takdir edilecek bir sürenin ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verilecektir.

      Basit bir ihlalden dolayı ihlal tarihi ile hak ederek tahliye tarihi arasındaki süreyi aynen infaz etmek, her zaman adaletli sonuç doğurmayabilir. Bu nedenle infaz hâkimi, ceza infaz kurumunda geçirilecek süreyi ihlalin niteliğine göre belirleyecektir. Düzenlemeyle, hapis cezalarının infazında adaletli bir sonuca ulaşılması hedeflenmektedir.

      Maddenin onbeşinci fıkrasında yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme kararının geri alınmasına infaz hâkimi tarafından karar verileceği düzenlenmektedir. Hükümlü, koşullu salıverildikten sonra denetim süresi içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilirse veya bağlı tutulduğu yükümlülükleri yerine getirmezse, koşullu salıverilme kararından sonra hakederek tahliye tarihine kadar cezanın infazına devam edilen yerdeki infaz hâkimi tarafından koşullu salıverilme kararının geri alınmasına karar verilecektir. Koşullu salıverilme kararından sonra hakederek tahliye tarihine kadar denetim süresi içinde cezanın infazına, hükmü veren mahkeme nezdindeki Cumhuriyet başsavcılığında devam edilir. Ancak, birden fazla mahkumiyet kararının bulunduğu hallerde, toplama kararı üzerine hapis cezası infaz edilmekte ise bu durumda infaz hâkiminin yetkisi, 101 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecektir.

    • Eklendi Madde 107 geçmişi (cümleler) 7242 sayılı Kanun, md. 48
      Değişikliğin gerekçesi

      2005 yılında yürürlüğe giren 5275 sayılı Kanunla ceza infaz sistemimizde köklü bir değişiklik yapılmış ve koşullu salıverilme süreleri önemli ölçüde artırılmıştır. Bununla birlikte aynı tarihte yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile hapis cezalan da önemli oranda artırılmıştır.

      Koşullu salıverilme sürelerine ilişkin mukayeseli hukuk örnekleri incelendiğinde, farklı uygulamalar olduğu görülmektedir. Örneğin İngiltere, Fransa, Finlandiya, İtalya ve Polonya’da koşullu salıverilme süresi kural olarak cezaların yarısı iken, bu oran Belçika’da üçte bire kadar inmektedir.

      Maddeyle, hükümlülerin koşullu salıverilme sürelerine ilişkin üçte ikilik genel oran, yarısı olarak belirlenmektedir. Bu süre geldiğinde hükümlünün tutum ve davranışları değerlendirilecek ve olumlu ise hükümlü koşullu salıverilmeden faydalanabilecek, aksi halde hapis cezasının infazına devam edilecektir. Hükümlünün tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi ise 89 uncu maddeye göre yapılacaktır. Böylelikle, koşullu salıverilme rejimi sistematik bir yapıya kavuşturulmaktadır.

      Diğer yandan, ikinci fıkraya eklenen hükümle, üçte ikilik oran bazı suçlar bakımından korunmaktadır. Fıkrada sadece çocuklar hakkında uygulanacak hükümler açıkça belirtilmiş olup, diğer hükümler hem çocuklar hem de yetişkinler için uygulanacaktır.

      Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişikliğe bağlı olarak dördüncü fıkrada yer alan koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak belirlenmektedir. Ancak, fıkraya eklenen cümleyle, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen ve koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından, bu suçların tabi oldukları koşullu salıverilme oranının uygulanacağı kabul edilmektedir. Örneğin, Türk Ceza Kanununun 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi halinde koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak değil, dörtte üç olarak uygulanacaktır. Çünkü uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun koşullu salıverilme oranı 108 inci maddenin dokuzuncu fıkrasına göre dörtte üçtür.

      Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişikliğe uyum sağlamak amacıyla altıncı fıkrada yer alan koşullu salıverilen hükümlünün tâbi tutulacağı denetim süresinin, infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre, başka bir ifadeyle koşullu salıverilme süresi kadar olması öngörülmektedir. Ancak bu süre, süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir.

      Maddede ayrıca, 4675 sayılı Kanunda infaz hâkimliğinin görev ve yetkilerine ilişkin yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlanması amacıyla bazı ibare değişiklikleri yapılmaktadır. 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere bağlı olarak, cezanın bireyselleştirilmesi ve iyileştirme esaslarına göre koşullu salıverilme bakımından hükmü veren mahkeme yerine, infaz hâkimlikleri yetkili kılınmaktadır. Penoloji bilimi ve infaz hukuku gereklerine uygun olarak iyileştirme ve bireyselleştirme ihtiyacı, cezaların infazı aşamasında uzmanlaşmayı ve uygulama birliğini gerektirmektedir. Aynı suçtan hükümlü bulunup da aynı iyileştirme esaslarına tâbi olan ve barındırıldıkları ceza infaz kurumlarının disiplin, düzen ve iyileştirme rejimlerine tamamıyla uyan hükümlüler hakkında, koşullu salıverilme kararının verilip verilmemesi veya geri alınması bakımından farklı uygulamaların önlenmesi amaçlanmakta ve bu konudaki yetki infaz hâkimliklerine bırakılmaktadır.

      Maddenin dokuzuncu fıkrasına eklenen yeni hükümlerle, infaz hâkiminin iki yılı geçmemek üzere denetim süresi içinde hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenecek yükümlülüklere tabi tutulmasına karar verebileceği düzenlenmektedir. İnfaz hâkimi en fazla iki yıl için yükümlülüğe karar verebileceği gibi daha kısa bir süre de belirleyebilecektir. Ancak, belirlenen yükümlülük süresi, hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir. İnfaz hâkiminin kararı üzerine denetimli serbestlik müdürlüğü risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak hükümlüyü; belirli bir bölgede denetim ve gözetim altında bulunmak, belirlenen yer veya bölgelere gitmemek ve belirlenen programlara katılmak şeklindeki yükümlülüklerden bir veya birden fazlasına tabi tutacaktır. İnfaz hâkiminin karar vermesi durumunda denetimli serbestlik müdürlüğünün hükümlüyü yükümlülüğe tabi tutması zorunludur. İnfaz hâkimi karar vermediği takdirde denetimli serbestlik müdürlüğü bu yükümlülükleri uygulayamayacaktır.

      Ayrıca, denetimli serbestlik müdürlüğü hükümlünün risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak yükümlülükleri re’sen değiştirebilecektir. Böylelikle, hükümlülerin koşullu salıverilmeleri üzerine toplum içindeki takibi daha etkin bir şekilde sağlanmış olacaktır.

      Maddenin onbirinci fıkrasında yapılan değişiklikle, hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafından hazırlanan gerekçeli raporun, infaz işlemlerinin yapıldığı yer infaz hâkimliğine (infaz dosyasının takibinin yapıldığı Cumhuriyet başsavcılığı nezdindeki infaz hâkimliği) verileceği, infaz hâkiminin, bu raporu uygun bulması durumunda hükümlünün koşullu salıverilmesine karar vereceği, raporu uygun bulmaması halinde ise gerekçesini kararında göstereceği düzenlenmektedir. Bununla birlikte örneğin, infaz işlemleri Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takip edilen bir hükümlünün hapis cezası, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının yargı çevresinde bulunan Sincan Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz edilse bile koşullu salıverilmesine Ankara infaz hâkimliğince karar verilecektir. Hükümlü, 105/A maddesi uyarınca denetimli serbestliğe ayrılmış ve yükümlülükleri başka bir yerde takip ediliyor ise yükümlülüğünün takibinin yapıldığı yer infaz hâkimliği tarafından koşullu salıverilme kararı verilecektir.

      Maddenin onüçüncü fıkrasında yer alan mevcut düzenlemeye göre hükümlü, koşullu salıverildikten sonra işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı çok az hapis cezası alsa bile suç tarihi ile hakederek tahliye tarihi arasında kalan süreyi aynen infaz etmektedir. Bu durum uygulamada, verilen cezanın neticeleri bakımından adaletsiz bir sonuç doğurduğu gerekçesiyle eleştirilmektedir. Fıkrada yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme sürecinde denetim süresi içinde suç işleyen hükümlünün sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı süreyi ceza infaz kurumunda geçirmesi öngörülmektedir.

      Başka bir ifadeyle, geri alınan süre bakımından yeni bir kriter belirlenmekte ve ikinci suçun cezasının iki katı sürenin aynen infaz edilmesi amaçlanmaktadır. Ancak bu süre, hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir. Diğer yandan, denetim süresi içinde işlenen ikinci suçun cezası, genel hükümlere göre ayrıca infaz edilecektir. Denetim süresi içinde yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde ise, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla ihlalin niteliğine göre takdir edilecek bir sürenin ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verilecektir.

      Basit bir ihlalden dolayı ihlal tarihi ile hak ederek tahliye tarihi arasındaki süreyi aynen infaz etmek, her zaman adaletli sonuç doğurmayabilir. Bu nedenle infaz hâkimi, ceza infaz kurumunda geçirilecek süreyi ihlalin niteliğine göre belirleyecektir. Düzenlemeyle, hapis cezalarının infazında adaletli bir sonuca ulaşılması hedeflenmektedir.

      Maddenin onbeşinci fıkrasında yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme kararının geri alınmasına infaz hâkimi tarafından karar verileceği düzenlenmektedir. Hükümlü, koşullu salıverildikten sonra denetim süresi içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilirse veya bağlı tutulduğu yükümlülükleri yerine getirmezse, koşullu salıverilme kararından sonra hakederek tahliye tarihine kadar cezanın infazına devam edilen yerdeki infaz hâkimi tarafından koşullu salıverilme kararının geri alınmasına karar verilecektir. Koşullu salıverilme kararından sonra hakederek tahliye tarihine kadar denetim süresi içinde cezanın infazına, hükmü veren mahkeme nezdindeki Cumhuriyet başsavcılığında devam edilir. Ancak, birden fazla mahkumiyet kararının bulunduğu hallerde, toplama kararı üzerine hapis cezası infaz edilmekte ise bu durumda infaz hâkiminin yetkisi, 101 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecektir.

    • Değiştirildi Madde 107 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 48
      Eski ifade
      üçte ikisini
      Yeni ifade
      yarısını
      Değişikliğin gerekçesi

      2005 yılında yürürlüğe giren 5275 sayılı Kanunla ceza infaz sistemimizde köklü bir değişiklik yapılmış ve koşullu salıverilme süreleri önemli ölçüde artırılmıştır. Bununla birlikte aynı tarihte yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile hapis cezalan da önemli oranda artırılmıştır.

      Koşullu salıverilme sürelerine ilişkin mukayeseli hukuk örnekleri incelendiğinde, farklı uygulamalar olduğu görülmektedir. Örneğin İngiltere, Fransa, Finlandiya, İtalya ve Polonya’da koşullu salıverilme süresi kural olarak cezaların yarısı iken, bu oran Belçika’da üçte bire kadar inmektedir.

      Maddeyle, hükümlülerin koşullu salıverilme sürelerine ilişkin üçte ikilik genel oran, yarısı olarak belirlenmektedir. Bu süre geldiğinde hükümlünün tutum ve davranışları değerlendirilecek ve olumlu ise hükümlü koşullu salıverilmeden faydalanabilecek, aksi halde hapis cezasının infazına devam edilecektir. Hükümlünün tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi ise 89 uncu maddeye göre yapılacaktır. Böylelikle, koşullu salıverilme rejimi sistematik bir yapıya kavuşturulmaktadır.

      Diğer yandan, ikinci fıkraya eklenen hükümle, üçte ikilik oran bazı suçlar bakımından korunmaktadır. Fıkrada sadece çocuklar hakkında uygulanacak hükümler açıkça belirtilmiş olup, diğer hükümler hem çocuklar hem de yetişkinler için uygulanacaktır.

      Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişikliğe bağlı olarak dördüncü fıkrada yer alan koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak belirlenmektedir. Ancak, fıkraya eklenen cümleyle, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen ve koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından, bu suçların tabi oldukları koşullu salıverilme oranının uygulanacağı kabul edilmektedir. Örneğin, Türk Ceza Kanununun 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi halinde koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak değil, dörtte üç olarak uygulanacaktır. Çünkü uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun koşullu salıverilme oranı 108 inci maddenin dokuzuncu fıkrasına göre dörtte üçtür.

      Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişikliğe uyum sağlamak amacıyla altıncı fıkrada yer alan koşullu salıverilen hükümlünün tâbi tutulacağı denetim süresinin, infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre, başka bir ifadeyle koşullu salıverilme süresi kadar olması öngörülmektedir. Ancak bu süre, süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir.

      Maddede ayrıca, 4675 sayılı Kanunda infaz hâkimliğinin görev ve yetkilerine ilişkin yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlanması amacıyla bazı ibare değişiklikleri yapılmaktadır. 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere bağlı olarak, cezanın bireyselleştirilmesi ve iyileştirme esaslarına göre koşullu salıverilme bakımından hükmü veren mahkeme yerine, infaz hâkimlikleri yetkili kılınmaktadır. Penoloji bilimi ve infaz hukuku gereklerine uygun olarak iyileştirme ve bireyselleştirme ihtiyacı, cezaların infazı aşamasında uzmanlaşmayı ve uygulama birliğini gerektirmektedir. Aynı suçtan hükümlü bulunup da aynı iyileştirme esaslarına tâbi olan ve barındırıldıkları ceza infaz kurumlarının disiplin, düzen ve iyileştirme rejimlerine tamamıyla uyan hükümlüler hakkında, koşullu salıverilme kararının verilip verilmemesi veya geri alınması bakımından farklı uygulamaların önlenmesi amaçlanmakta ve bu konudaki yetki infaz hâkimliklerine bırakılmaktadır.

      Maddenin dokuzuncu fıkrasına eklenen yeni hükümlerle, infaz hâkiminin iki yılı geçmemek üzere denetim süresi içinde hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenecek yükümlülüklere tabi tutulmasına karar verebileceği düzenlenmektedir. İnfaz hâkimi en fazla iki yıl için yükümlülüğe karar verebileceği gibi daha kısa bir süre de belirleyebilecektir. Ancak, belirlenen yükümlülük süresi, hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir. İnfaz hâkiminin kararı üzerine denetimli serbestlik müdürlüğü risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak hükümlüyü; belirli bir bölgede denetim ve gözetim altında bulunmak, belirlenen yer veya bölgelere gitmemek ve belirlenen programlara katılmak şeklindeki yükümlülüklerden bir veya birden fazlasına tabi tutacaktır. İnfaz hâkiminin karar vermesi durumunda denetimli serbestlik müdürlüğünün hükümlüyü yükümlülüğe tabi tutması zorunludur. İnfaz hâkimi karar vermediği takdirde denetimli serbestlik müdürlüğü bu yükümlülükleri uygulayamayacaktır.

      Ayrıca, denetimli serbestlik müdürlüğü hükümlünün risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak yükümlülükleri re’sen değiştirebilecektir. Böylelikle, hükümlülerin koşullu salıverilmeleri üzerine toplum içindeki takibi daha etkin bir şekilde sağlanmış olacaktır.

      Maddenin onbirinci fıkrasında yapılan değişiklikle, hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafından hazırlanan gerekçeli raporun, infaz işlemlerinin yapıldığı yer infaz hâkimliğine (infaz dosyasının takibinin yapıldığı Cumhuriyet başsavcılığı nezdindeki infaz hâkimliği) verileceği, infaz hâkiminin, bu raporu uygun bulması durumunda hükümlünün koşullu salıverilmesine karar vereceği, raporu uygun bulmaması halinde ise gerekçesini kararında göstereceği düzenlenmektedir. Bununla birlikte örneğin, infaz işlemleri Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takip edilen bir hükümlünün hapis cezası, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının yargı çevresinde bulunan Sincan Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz edilse bile koşullu salıverilmesine Ankara infaz hâkimliğince karar verilecektir. Hükümlü, 105/A maddesi uyarınca denetimli serbestliğe ayrılmış ve yükümlülükleri başka bir yerde takip ediliyor ise yükümlülüğünün takibinin yapıldığı yer infaz hâkimliği tarafından koşullu salıverilme kararı verilecektir.

      Maddenin onüçüncü fıkrasında yer alan mevcut düzenlemeye göre hükümlü, koşullu salıverildikten sonra işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı çok az hapis cezası alsa bile suç tarihi ile hakederek tahliye tarihi arasında kalan süreyi aynen infaz etmektedir. Bu durum uygulamada, verilen cezanın neticeleri bakımından adaletsiz bir sonuç doğurduğu gerekçesiyle eleştirilmektedir. Fıkrada yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme sürecinde denetim süresi içinde suç işleyen hükümlünün sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı süreyi ceza infaz kurumunda geçirmesi öngörülmektedir.

      Başka bir ifadeyle, geri alınan süre bakımından yeni bir kriter belirlenmekte ve ikinci suçun cezasının iki katı sürenin aynen infaz edilmesi amaçlanmaktadır. Ancak bu süre, hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir. Diğer yandan, denetim süresi içinde işlenen ikinci suçun cezası, genel hükümlere göre ayrıca infaz edilecektir. Denetim süresi içinde yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde ise, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla ihlalin niteliğine göre takdir edilecek bir sürenin ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verilecektir.

      Basit bir ihlalden dolayı ihlal tarihi ile hak ederek tahliye tarihi arasındaki süreyi aynen infaz etmek, her zaman adaletli sonuç doğurmayabilir. Bu nedenle infaz hâkimi, ceza infaz kurumunda geçirilecek süreyi ihlalin niteliğine göre belirleyecektir. Düzenlemeyle, hapis cezalarının infazında adaletli bir sonuca ulaşılması hedeflenmektedir.

      Maddenin onbeşinci fıkrasında yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme kararının geri alınmasına infaz hâkimi tarafından karar verileceği düzenlenmektedir. Hükümlü, koşullu salıverildikten sonra denetim süresi içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilirse veya bağlı tutulduğu yükümlülükleri yerine getirmezse, koşullu salıverilme kararından sonra hakederek tahliye tarihine kadar cezanın infazına devam edilen yerdeki infaz hâkimi tarafından koşullu salıverilme kararının geri alınmasına karar verilecektir. Koşullu salıverilme kararından sonra hakederek tahliye tarihine kadar denetim süresi içinde cezanın infazına, hükmü veren mahkeme nezdindeki Cumhuriyet başsavcılığında devam edilir. Ancak, birden fazla mahkumiyet kararının bulunduğu hallerde, toplama kararı üzerine hapis cezası infaz edilmekte ise bu durumda infaz hâkiminin yetkisi, 101 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecektir.

    • Eklendi Madde 108 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 49
      Eski ifade
      dörtte üçünün,
      Yeni ifade
      üçte ikisinin,
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin birinci fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere eklenen yeni (c) bendiyle, mükerrirler bakımından uygulamada tereddütlere neden olan birden fazla süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde ceza infaz kurumunda kalınacak azami süre belirlenmektedir. Buna göre, mükerrirler bakımından birden fazla süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde en fazla otuziki yılın ceza infaz kurumunda iyi halli olarak geçirilmesi öngörülmektedir.

      Esasen, bugün itibarıyla mükerrirler bakımından birden fazla süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde en fazla otuziki yıl üzerinden hesaplama yapılmakta ancak uygulamada bazı tereddütler yaşanmaktadır.

      Bu nedenle konunun açıkça düzenlenmesi zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, fıkranın teselsül ettirilen (d) bendinde yer alan koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak belirlenmektedir. Ancak, fıkraya eklenen cümleyle, koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından, bu suçların tabi oldukları koşullu salıverilme oranının uygulanacağı kabul edilmektedir. Böylelikle, örneğin Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı, 103 üncü maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı, 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki ve 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından veya terör suçlarından mükerrir olanlar hakkında koşullu salıverilme oranı, dörtte üç olarak uygulanacaktır. Belirtmek gerekir ki, Türk Ceza Kanununun 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasında, mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, örgüt mensubu suçlular hakkında da uygulanacağı düzenlenmiştir. Bu atıf nedeniyle 108 inci madde hükümlerinin uygulandığı hallerde terör örgütü mensubu suçlular bakımından birinci fıkraya eklenen cümle gereğince yine bu suçun tabi olduğu dörtte üçlük koşullu salıverilme oranı uygulanacaktır.

      Teklifle 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlamak amacıyla maddenin diğer fıkralarında değişiklikler yapılmaktadır.

      Türk Ceza Kanununun suçta tekerrür hükümlerinin düzenlendiği 58 inci maddesinin yedinci fıkrasında, mahkumiyet kararında hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

      Buna göre, hükmü veren mahkeme sanık hakkında söz konusu maddenin uygulanacağını kararında gösterecektir. Diğer yandan, 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda hükümlünün koşullu salıverilme hükümlerinden faydalanamayacağı düzenlenmiştir. Ancak uygulamada, koşulları bulunmasına rağmen sanık hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanacağına ilişkin kararların verilmediği görülmektedir. Bu durum, infazda tereddüde ve gecikme yaşanmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, maddenin üçüncü fıkrasına hüküm eklemek suretiyle koşulları bulunması halinde hükümlü hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanacağının hükmü veren mahkemece kararda belirtileceğine ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

      Maddenin dördüncü fıkrasına göre hükmedilecek denetim süresi, koşullu salıverilme kararıyla birlikte infaz hâkimi tarafından belirlenecektir.

      Maddenin dokuzuncu fıkrasının mevcut düzenlemesinde, bu fıkrada belirtilen suçların koşullu salıverilme oranları bakımından birinci fıkradaki orana atıf yapılmaktadır. Teklifle, maddenin birinci fıkrasındaki koşullu salıverilme oranında değişiklik yapılması nedeniyle dokuzuncu fıkrada yer alan suçların koşullu salıverilme oranını korumak amacıyla fıkraya hüküm eklenmektedir.

    • Eklendi Madde 108 geçmişi (cümle) 7242 sayılı Kanun, md. 49
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin birinci fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere eklenen yeni (c) bendiyle, mükerrirler bakımından uygulamada tereddütlere neden olan birden fazla süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde ceza infaz kurumunda kalınacak azami süre belirlenmektedir. Buna göre, mükerrirler bakımından birden fazla süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde en fazla otuziki yılın ceza infaz kurumunda iyi halli olarak geçirilmesi öngörülmektedir.

      Esasen, bugün itibarıyla mükerrirler bakımından birden fazla süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde en fazla otuziki yıl üzerinden hesaplama yapılmakta ancak uygulamada bazı tereddütler yaşanmaktadır.

      Bu nedenle konunun açıkça düzenlenmesi zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, fıkranın teselsül ettirilen (d) bendinde yer alan koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak belirlenmektedir. Ancak, fıkraya eklenen cümleyle, koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından, bu suçların tabi oldukları koşullu salıverilme oranının uygulanacağı kabul edilmektedir. Böylelikle, örneğin Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı, 103 üncü maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı, 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki ve 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından veya terör suçlarından mükerrir olanlar hakkında koşullu salıverilme oranı, dörtte üç olarak uygulanacaktır. Belirtmek gerekir ki, Türk Ceza Kanununun 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasında, mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, örgüt mensubu suçlular hakkında da uygulanacağı düzenlenmiştir. Bu atıf nedeniyle 108 inci madde hükümlerinin uygulandığı hallerde terör örgütü mensubu suçlular bakımından birinci fıkraya eklenen cümle gereğince yine bu suçun tabi olduğu dörtte üçlük koşullu salıverilme oranı uygulanacaktır.

      Teklifle 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlamak amacıyla maddenin diğer fıkralarında değişiklikler yapılmaktadır.

      Türk Ceza Kanununun suçta tekerrür hükümlerinin düzenlendiği 58 inci maddesinin yedinci fıkrasında, mahkumiyet kararında hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

      Buna göre, hükmü veren mahkeme sanık hakkında söz konusu maddenin uygulanacağını kararında gösterecektir. Diğer yandan, 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda hükümlünün koşullu salıverilme hükümlerinden faydalanamayacağı düzenlenmiştir. Ancak uygulamada, koşulları bulunmasına rağmen sanık hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanacağına ilişkin kararların verilmediği görülmektedir. Bu durum, infazda tereddüde ve gecikme yaşanmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, maddenin üçüncü fıkrasına hüküm eklemek suretiyle koşulları bulunması halinde hükümlü hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanacağının hükmü veren mahkemece kararda belirtileceğine ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

      Maddenin dördüncü fıkrasına göre hükmedilecek denetim süresi, koşullu salıverilme kararıyla birlikte infaz hâkimi tarafından belirlenecektir.

      Maddenin dokuzuncu fıkrasının mevcut düzenlemesinde, bu fıkrada belirtilen suçların koşullu salıverilme oranları bakımından birinci fıkradaki orana atıf yapılmaktadır. Teklifle, maddenin birinci fıkrasındaki koşullu salıverilme oranında değişiklik yapılması nedeniyle dokuzuncu fıkrada yer alan suçların koşullu salıverilme oranını korumak amacıyla fıkraya hüküm eklenmektedir.

    • Eklendi Madde 108 geçmişi (cümle) 7242 sayılı Kanun, md. 49
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin birinci fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere eklenen yeni (c) bendiyle, mükerrirler bakımından uygulamada tereddütlere neden olan birden fazla süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde ceza infaz kurumunda kalınacak azami süre belirlenmektedir. Buna göre, mükerrirler bakımından birden fazla süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde en fazla otuziki yılın ceza infaz kurumunda iyi halli olarak geçirilmesi öngörülmektedir.

      Esasen, bugün itibarıyla mükerrirler bakımından birden fazla süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde en fazla otuziki yıl üzerinden hesaplama yapılmakta ancak uygulamada bazı tereddütler yaşanmaktadır.

      Bu nedenle konunun açıkça düzenlenmesi zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, fıkranın teselsül ettirilen (d) bendinde yer alan koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak belirlenmektedir. Ancak, fıkraya eklenen cümleyle, koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından, bu suçların tabi oldukları koşullu salıverilme oranının uygulanacağı kabul edilmektedir. Böylelikle, örneğin Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı, 103 üncü maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı, 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki ve 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından veya terör suçlarından mükerrir olanlar hakkında koşullu salıverilme oranı, dörtte üç olarak uygulanacaktır. Belirtmek gerekir ki, Türk Ceza Kanununun 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasında, mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, örgüt mensubu suçlular hakkında da uygulanacağı düzenlenmiştir. Bu atıf nedeniyle 108 inci madde hükümlerinin uygulandığı hallerde terör örgütü mensubu suçlular bakımından birinci fıkraya eklenen cümle gereğince yine bu suçun tabi olduğu dörtte üçlük koşullu salıverilme oranı uygulanacaktır.

      Teklifle 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlamak amacıyla maddenin diğer fıkralarında değişiklikler yapılmaktadır.

      Türk Ceza Kanununun suçta tekerrür hükümlerinin düzenlendiği 58 inci maddesinin yedinci fıkrasında, mahkumiyet kararında hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

      Buna göre, hükmü veren mahkeme sanık hakkında söz konusu maddenin uygulanacağını kararında gösterecektir. Diğer yandan, 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda hükümlünün koşullu salıverilme hükümlerinden faydalanamayacağı düzenlenmiştir. Ancak uygulamada, koşulları bulunmasına rağmen sanık hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanacağına ilişkin kararların verilmediği görülmektedir. Bu durum, infazda tereddüde ve gecikme yaşanmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, maddenin üçüncü fıkrasına hüküm eklemek suretiyle koşulları bulunması halinde hükümlü hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanacağının hükmü veren mahkemece kararda belirtileceğine ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

      Maddenin dördüncü fıkrasına göre hükmedilecek denetim süresi, koşullu salıverilme kararıyla birlikte infaz hâkimi tarafından belirlenecektir.

      Maddenin dokuzuncu fıkrasının mevcut düzenlemesinde, bu fıkrada belirtilen suçların koşullu salıverilme oranları bakımından birinci fıkradaki orana atıf yapılmaktadır. Teklifle, maddenin birinci fıkrasındaki koşullu salıverilme oranında değişiklik yapılması nedeniyle dokuzuncu fıkrada yer alan suçların koşullu salıverilme oranını korumak amacıyla fıkraya hüküm eklenmektedir.

    • Eklendi Madde 108 geçmişi (cümle) 7242 sayılı Kanun, md. 49
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin birinci fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere eklenen yeni (c) bendiyle, mükerrirler bakımından uygulamada tereddütlere neden olan birden fazla süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde ceza infaz kurumunda kalınacak azami süre belirlenmektedir. Buna göre, mükerrirler bakımından birden fazla süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde en fazla otuziki yılın ceza infaz kurumunda iyi halli olarak geçirilmesi öngörülmektedir.

      Esasen, bugün itibarıyla mükerrirler bakımından birden fazla süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde en fazla otuziki yıl üzerinden hesaplama yapılmakta ancak uygulamada bazı tereddütler yaşanmaktadır.

      Bu nedenle konunun açıkça düzenlenmesi zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, fıkranın teselsül ettirilen (d) bendinde yer alan koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak belirlenmektedir. Ancak, fıkraya eklenen cümleyle, koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından, bu suçların tabi oldukları koşullu salıverilme oranının uygulanacağı kabul edilmektedir. Böylelikle, örneğin Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı, 103 üncü maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı, 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki ve 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından veya terör suçlarından mükerrir olanlar hakkında koşullu salıverilme oranı, dörtte üç olarak uygulanacaktır. Belirtmek gerekir ki, Türk Ceza Kanununun 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasında, mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, örgüt mensubu suçlular hakkında da uygulanacağı düzenlenmiştir. Bu atıf nedeniyle 108 inci madde hükümlerinin uygulandığı hallerde terör örgütü mensubu suçlular bakımından birinci fıkraya eklenen cümle gereğince yine bu suçun tabi olduğu dörtte üçlük koşullu salıverilme oranı uygulanacaktır.

      Teklifle 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlamak amacıyla maddenin diğer fıkralarında değişiklikler yapılmaktadır.

      Türk Ceza Kanununun suçta tekerrür hükümlerinin düzenlendiği 58 inci maddesinin yedinci fıkrasında, mahkumiyet kararında hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

      Buna göre, hükmü veren mahkeme sanık hakkında söz konusu maddenin uygulanacağını kararında gösterecektir. Diğer yandan, 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda hükümlünün koşullu salıverilme hükümlerinden faydalanamayacağı düzenlenmiştir. Ancak uygulamada, koşulları bulunmasına rağmen sanık hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanacağına ilişkin kararların verilmediği görülmektedir. Bu durum, infazda tereddüde ve gecikme yaşanmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, maddenin üçüncü fıkrasına hüküm eklemek suretiyle koşulları bulunması halinde hükümlü hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanacağının hükmü veren mahkemece kararda belirtileceğine ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

      Maddenin dördüncü fıkrasına göre hükmedilecek denetim süresi, koşullu salıverilme kararıyla birlikte infaz hâkimi tarafından belirlenecektir.

      Maddenin dokuzuncu fıkrasının mevcut düzenlemesinde, bu fıkrada belirtilen suçların koşullu salıverilme oranları bakımından birinci fıkradaki orana atıf yapılmaktadır. Teklifle, maddenin birinci fıkrasındaki koşullu salıverilme oranında değişiklik yapılması nedeniyle dokuzuncu fıkrada yer alan suçların koşullu salıverilme oranını korumak amacıyla fıkraya hüküm eklenmektedir.

    • Değiştirildi Madde 110 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 50
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinde değişiklik yapmak suretiyle, özel infaz usullerinin kapsamı genişletilmekte ve geceleyin infaz ile hafta sonu infaz bakımından geçerli altı aylık sınır, kasten işlenen suçlarda bir yıl altı ay, taksirle öldürme suçu hariç olmak üzere taksirle işlenen suçlarda ise üç yıl olarak belirlenmektedir. Ayrıca, konutta infaz usulünün kapsamı genişletilmekte ve çocuk hükümlüler de bu kapsama alınmaktadır.

      Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, toplam beş yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkum olan veya adlî para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlülerden 16 ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirlenen usule göre maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceği tespit edilenlerin cezasının konutunda çektirilmesine infaz hâkimi tarafından karar verilebilmesine imkan tanınmaktadır.

      Maddenin dördüncü fıkrasında yapılan düzenlemeye göre, doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçen ve toplam üç yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkum olan ya da adlî para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlü kadınların cezasının konutunda çektirilmesine infaz hâkimi tarafından karar verilebilecektir. Kanunun 16 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında Teklifle yapılan değişikliğe göre doğum yapan kadınların cezası doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay ertelenecektir. Yapılan bu düzenlemeye göre konutta infaz usulünden yararlanabilmesi için erteleme süresi içinde kadının talepte bulunması gerekmektedir. Ayrıca, kadının doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmedikçe bu fıkra uyarınca infaza başlanamayacaktır. Konutta infaza en geç erteleme süresi olan bir yıl altı ayın sonunda başlanması gerekmektedir. İnfaz hâkimi tarafından konutta infaza karar verildikten sonra çocuk ölmüş veya anasından başka birine veya resmi kurumlara verilmiş olursa, konutta infaz uygulamasına infaz hâkimi tarafından son verilecek ve hükümlünün cezasının genel hükümlere göre infaz edilmesine karar verilecektir. Bu durum, hükümlünün dışında gerçekleşen bir olay olduğu için hükümlü, Kanunun 105/A maddesinden faydalanabilecektir.

      Maddede yapılan diğer bir değişiklikle, özel infaz usullerine karar verme yetkisi infaz hâkimine verilmektedir.

      Cezasının özel infaz usulüne göre çektirilmesine karar verilenler bakımından tâbi oldukları koşullu salıverilme hükümleri uygulanacak, ancak bu hükümlüler 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik hükümlerinden yararlanamayacaktır. Belirtmek gerekir ki, maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrasındaki hallerden birinin olması durumunda adlî para cezalarının infaz sürecinde mevcut 106 ncı maddeye göre koşullu salıverilme hükümleri uygulanamamakta ancak, 2005 öncesi infaz hükümlerine tâbi olan adlî para cezaları bakımından koşullu salıverilme hükümleri uygulanabilmektedir. Dolayısıyla 106 ncı maddeye göre infaz edilen adlî para cezaları bakımından koşullu salıverilme hükümleri uygulanamayacaktır.

      Maddenin yedinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesi sırasında talep üzerine bu usulün uygulanmasına infaz hâkiminin kararıyla son verilebilecektir. Ayrıca, bu infaz usulünün gereklerine geçerli bir mazeret olmaksızın uyulmaması hâlinde ise bu usulün uygulanmasına infaz hâkimi tarafından son verilecektir. Bu durumda cezanın, genel infaz kurallarına göre açık ceza infaz kurumlarında infaz edilmesi gerekmektedir. Şöyle ki, hükümlü ceza infaz kurumuna alınarak cezasının infazına yeniden başlanacak, ancak hükümlünün özel infaz usulü kapsamında ihlal tarihine kadar geçirdiği süre, ceza infaz kurumunda kalacağı süreden mahsup edilecektir. Böylelikle, belirtilen bu hallerde cezanın koşullu salıverilme tarihine kadar infaz kurumunda çektirilmesi sağlanmış olacaktır. Fıkranın mevcut halinde cezanın baştan itibaren infazı öngörülmekte iken yapılan değişiklikle özel infaz usulü kapsamında infaz edilen sürenin mahsubu sağlanmaktadır. Böylelikle, ihlale kadar hükümlünün infaz ettiği cezasının yok sayılmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca, özel infaz usullerinin uygulandığı hallerde 105/A maddesinde düzenlenen denetimli serbestlik hükümlerinin uygulanması engellenerek, infazda adaletin sağlanması amaçlanmaktadır.

      Maddeye yeni eklenen dokuzuncu fıkrayla, özel infaz usullerinin uygulanmayacağı haller belirlenmektedir. Böylelikle, bazı suçlar için istisna getirilmek suretiyle, toplum nezdinde belirli hassasiyet oluşturan suçlar bakımından özel infaz usullerinin uygulanmaması sağlanmaktadır.

      Ayrıca, maddeye yeni eklenen onuncu fıkrayla, özel infaz usullerinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği hüküm altına alınmaktadır.

    • Değiştirildi Geçici Madde 6 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 52
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun geçici 6 ncı maddesi değiştirilmektedir. Maddenin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle, 1 Temmuz 2016 tarihinden önce işlenen bazı suçlar bakımından 17/8/2016 tarihli ve 671 sayılı KHK ile kabul edilen denetimli serbestlik uygulamasının tarihi 30/3/2020 tarihine getirilmek ve denetimli serbestlik süresi üç yıla çıkarılmak suretiyle kapsam genişletilmektedir.

      Ayrıca, istisna tutulan suçlar arasına bazı yeni suçlar eklenmektedir.

      Teklifle, 107 nci maddenin ikinci fıkrasında yer alan üçte ikilik oran yarıya indirildiğinden, düzenleme yapılırken fıkranın aynı mahiyetteki mevcut (b) bendi, tereddüde neden olmamak amacıyla madde metnine alınmamıştır. Kapsamda olan suçlardan hükümlü olanlar, tabi oldukları koşullu salıverilme oranları üzerinden üç yıllık denetimli serbestlik tedbirinden yararlanacaktır.

      Maddenin mevcut düzenlemesi ile Teklifle değiştirilen hali mukayese edildiğinde yeni düzenlemenin denetimli serbestlik süresi bakımından lehe olması sebebiyle kapsamda olan suçlar bakımından sadece üç yıllık denetimli serbestlik süresinin uygulanması gerekmektedir.

      Belirtmek gerekir ki, 105/A maddesinin değişiklikten sonraki metninde denetimli serbestlik süresine ilişkin “bir yıl” ibaresi bulunmayacaktır. Ancak, suç tarihi esas alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında, koşulları bulunduğu takdirde 105/A maddesi tüm suçlar bakımından uygulanabilecektir.

      Dolayısıyla, her ne kadar madde metninde bir yıllık denetimli serbestlik süresine ilişkin bir ibare bulunmasa da lehe uygulama yapılmasına ilişkin bu maddeyle düzenlenen hüküm nedeniyle, 105/A maddesinin yeni metninde bulunmayan fakat maddenin bu Kanunla değişiklik yapılmadan önceki halinde yer alan bir yıllık süreye atıf yapmak suretiyle denetimli serbestlik süresinin üç yıl olarak uygulanması sağlanmaktadır. Bu husus geçici 6 ncı maddede yer alan “bu maddede değişiklik yapan Kanunla değiştirilen 105/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “bir yıl”lık süre, “üç yıl” olarak” ifadesiyle açıkça belirtilmiştir. Benzer durum ikinci fıkrada yer alan “iki yıl”lık süre içinde geçerlidir.

      Maddenin ikinci fıkrasıyla, 30/3/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından, Türk Ceza Kanununun kasten öldürme suçları (madde 81, 82 ve 83), cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (madde 102, 103, 104 ve 105), özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar (madde 132, 133, 134, 135, 136, 137 ve 138) ve İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkum olanlar hariç tutularak; 105/A maddesinin üçüncü fıkrasında bu Kanunla yapılan değişiklik öncesinde sıfır-altı yaş grubu çocuğu bulunan kadın hükümlülere uygulanan “iki yıl”lık denetimli serbestlik süresinin, yine sıfır-altı yaş grubu çocuğu bulunan kadın hükümlüler ile yetmiş yaşını bitirmiş hükümlüler bakımından “dört yıl” olarak uygulanması sağlanmaktadır.

      Ayrıca, fıkra kapsamında olan hükümlülerden, maruz kaldığı ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen altmışbeş yaşını bitirmiş olanların, koşullu salıverilmeleri için ceza infaz kurumlarında geçirmeleri gereken sürelerin, azami süre sınırına bakılmaksızın 105/A maddesinde düzenlenen denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilebilmesi imkanı getirilmektedir. Belirtilmelidir ki, ağır hastalık, engellilik veya kocama hâli, Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen bir raporla belgelendirilebileceği gibi Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca da tespit edilebilecektir.

      Maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, birinci ve ikinci fıkra hükümleri, iyi halli olmak koşuluyla kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler hakkında da uygulanabilecektir.

      Maddenin dördüncü fıkrasıyla, bu madde uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra hükümlü hakkında, işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı soruşturma başlatılması hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hâkimi tarafından, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilebileceği düzenlenmektedir. Soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi hâlinde, hükümlünün cezasının infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam edilecektir.

      Maddenin beşinci fıkrasıyla, 30/3/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından, tabi olduğu infaz rejimine göre belirlenen koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün onbeş yaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği bir günün üç gün; onsekiz yaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği bir günün ise iki gün olarak dikkate alınacağı hükme bağlanmaktadır.

      Düzenlemeyle, koşullu salıverilme süresinin hesaplanması bakımından yetişkinlere nazaran çocuk hükümlülere ayrıcalık tanınmaktadır.

    • Eklendi Geçici Madde 9 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 53
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanuna eklenen geçici 9 uncu maddenin birinci fıkrasıyla, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenen suçlarda, denetimli serbestliğe ilişkin 105/A maddesinin bu Kanunla değiştirilen hükümlerinin uygulanmasına ilişkin olarak geçiş hükmü sağlayan bir düzenleme yapılmaktadır. Türk Ceza Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümlerin derhal uygulanacağı belirtilmiştir. Buna göre, Teklifle yeniden belirlenen koşullu salıverilme hükümleri bakımından lehe olan oranlar uygulanacaktır. Denetimli serbestlik altında cezaların infazına ilişkin 105/A maddesinde yapılan yeni düzenlemelerin ise infaz rejimine ilişkin olduğu, bu nedenle derhal uygulanması gerektiği yönünde görüşler bulunduğu gibi koşullu salıverilme olarak kabul edilmesi ve lehe uygulama yapılması gerektiği yönünde görüşler de bulunmaktadır. Teklifle 105/A maddesinde yapılan yeni düzenlemeler, belirli bir miktara kadar olan cezalar bakımından aleyhe sonuçlar doğurmakta olup, maddenin mevcut düzenlemesi, bu cezalar bakımından çok daha lehe hükümler içermektedir. Bu nedenle, uygulama birliğini sağlamak amacıyla denetimli serbestlik süresi ve koşulları bakımından geçici bir düzenleme yapmak suretiyle, 105/A maddesinin mevcut düzenlemesinin lehe hükümlerinin bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenen suçlarda uygulanabilmesine imkan sağlanmaktadır.

      Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenen suçlarda, 105/A maddesinin lehe hükmünün belirlenmesine ilişkin izlenecek yöntem bu maddede düzenlenmektedir. Bu Kanun ile söz konusu maddede yapılan değişiklikten önceki ve sonraki hükümler bir bütün olarak ayrı ayrı değerlendirilecek, hükümlünün lehine olan düzenleme tespit edilecek ve uygulanacaktır. Söz konusu değerlendirme yapılırken 105/A maddesinin mevcut hükmüyle birlikte Kanunun geçici 4 üncü ve geçici 6 ncı maddesinin de dikkate alınması gerekmektedir. Geçici 4 üncü maddenin uygulaması bakımından tarih sınırlaması bulunduğundan, bu tarihten (31/12/2020) sonra infaz edilecek kararlar için de 105/A maddesinin değişiklikten önceki mevcut hükmüne göre açık ceza infaz kurumunda kesintisiz altı ay bulunma koşulunun aranmaması bakımından, 105/A maddesinin mevcut hükümleri değerlendirilirken, birinci fıkrasının (a) bendinde ve ikinci fıkrasında belirtilen altı aylık süre şartı ile birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen cezanın belirli bir süre infaz edilmesine ilişkin şartın uygulanmayacağına başka bir ifadeyle dikkate alınmayacağına ilişkin hüküm, bu maddede açıkça düzenlenmektedir. Değişiklik sonrası hükümlerin lehe olup olmadığının değerlendirilmesi bakımından ise sadece 105/A maddesinde düzenlenen yeni hükümler dikkate alınacaktır. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra işlenen suçlarda ise sadece 105/A maddesinin yeni düzenlemeleri uygulanacaktır.

      Maddenin ikinci fıkrasıyla, Kanunun 89 uncu maddesinde yapılan değişikliklerin uygulanacağı tarih, 1/9/2020 olarak belirlenmektedir. Bu tarihe kadar 89 uncu maddenin değişiklikten önceki hükümleri uygulanmaya devam edecektir.

      Maddenin üçüncü fıkrasıyla, 105/A maddesinin altıncı fıkrasında yer alan hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etme süresi, Ülkemizde de etkisini gösteren salgın hastalık (Covid-19) nedeniyle 1/9/2020 tarihine kadar yirmibeş gün olarak uygulanacaktır.

      Maddenin dördüncü fıkrasıyla, 6545 sayılı Kanunun yürürlüğünden önceki duruma ilişkin düzenleme yapılmaktadır. Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, 103 üncü maddesi, 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrası ve 188 inci maddesinde düzenlenen suçlardan hapis cezasına mahkûm olanların koşullu salıverilme oranlarının, 28/6/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanundan önce üçte iki olduğu ve Teklifle 107 nci maddenin ikinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle de üçte iki oranının yarıya ineceği gözetildiğinde, anılan suçların 6545 sayılı Kanundan önce işlendiği durumlardaki koşullu salıverilme oranı da yarıya ineceğinden, geçici düzenlemeyle bu suçlar yönünden mevcut üçte ikilik koşullu salıverilme oranı korunmaktadır. Uygulamada tereddüt yaşanmaması için cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen tüm suçlar geçici madde kapsamına alınmaktadır.

      Maddenin beşinci fıkrasıyla, açık ceza infaz kurumlarında bulunanlar ile kapalı ceza infaz kurumunda bulunup da açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanan hükümlülerin, 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına karar verilen hükümlülerin ve 106 ncı madde veya diğer kanunlar uyarınca denetimli serbestlik tedbirinden yararlanan hükümlülerin, 31/5/2020 tarihine kadar izinli sayılması ve salgının devam etmesi halinde bu sürenin, Sağlık Bakanlığının önerisi üzerine Adalet Bakanlığı tarafından her defasında iki ayı geçmemek üzere iki kez uzatılabilmesi imkanı getirilmektedir.

      Covid-19 hastalığı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11/3/2020 tarihinde pandemi olarak ilan edilmiş ve bu hastalık Ülkemizde de görülmeye başlanmıştır. Salgının yayılmasını önlemenin en etkili yolunun, insanların birbirleriyle olan temasının asgariye indirilmesi olması nedeniyle, salgının yayılmasının en aza indirilmesi ve kişilerin sağlığının korunması amacıyla birçok idarî tedbir alınmıştır. Düzenlemeyle, ceza infaz kurumlarına ve denetimli serbestlik müdürlüklerine yönelik olarak salgın hastalıktan korunmaya yönelik tedbir alınmaktadır. Belirtilmelidir ki, Sağlık Bakanlığının önerisi üzerine Adalet Bakanlığı tarafından her defasında iki ayı geçmemek üzere farklı sürelerle uzatma kararları verilebilecektir. Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte bu süreler içinde, açık ceza infaz kurumlarına ayrılanlar veya açık ceza infaz kurumuna ayrılmaya hak kazananlar ile denetimli serbestlikten yararlanan hükümlüler de düzenlemeden istifade edebileceklerdir.

      Diğer yandan, bu fıkra uyarınca izinli sayılmalarına karar verilen hükümlülerin, 95 inci madde veya diğer mevzuat kapsamında sahip bulundukları özel izin hakkı mahfuz kalacak olup, bu hak bakımından herhangi bir kayıp söz konusu olmayacaktır.

    • Eklendi Madde 16 geçmişi (fıkra) 7242 sayılı Kanun, md. 19

      14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle, bu fıkranın birinci cümlesine “itibaren” ibaresinden sonra gelmek üzere “bir yıl” ibaresi eklenmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      5275 sayılı Kanunun 16 ncı maddesine göre, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkındaki hapis cezalarının infazı geri bırakılmaktadır.

      Değişiklikle, anne ve çocuğun yüksek yararı gözetilerek “altı aylık” geri bırakma sınırı “bir yıl altı aya” çıkarılmakta, böylelikle anne ve çocuğun ceza infaz kurumuyla daha geç karşılaşmaları sağlanmaktadır.

    • Eklendi Madde 17 geçmişi (fıkra) 7242 sayılı Kanun, md. 20
      Eski ifade
      altı ayı
      Yeni ifade
      bir yılı
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde düzenleme yapmak suretiyle hükümlünün eş veya çocuklarının sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle bakıma muhtaç olmaları halinde hapis cezasının infazına ara verilebilmesine imkan tanınmaktadır. Ayrıca, fıkrada düzenlenen zorunlu ve çok ivedi durumlarda, Cumhuriyet başsavcılığınca hapis cezasının infazına ara verilebilmesine ilişkin “altı ay”lık süre “bir yıl’a çıkarılmaktadır.

    • Eklendi Madde 46 geçmişi (fıkra) 7242 sayılı Kanun, md. 26
      Eski ifade
      ve yeni gelenlere satmak.
      Yeni ifade
      veya satmak ya da maddi menfaat karşılığı diğer çocuklara kullandırmak.
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinde yapılan değişiklikle, çocuk hükümlüler hakkında disiplin cezası gerektiren eylemlerin arasına yenileri eklenmektedir.

      Düzenlemeyle, çocuk hükümlülerin kurum disiplinini bozacak eylemlerden kaçınması ile caydırıcılığın sağlanması ve çocukların daha fazla eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine katılması amaçlanmaktadır.

    • Eklendi Madde 46 geçmişi (fıkra) 7242 sayılı Kanun, md. 26

      14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle, bu fıkranın birinci cümlesine “altı ay” ibaresinden sonra gelmek üzere “, bu fıkrada sayılan disiplin eylemlerinin ikinci veya daha fazla tekrarı hâlinde ise bir yıl” ibaresi ve aynı fıkranın (a) bendine “dışında” ibaresinden sonra gelmek üzere “başkasını neticesi sebebiyle ağırlaşmış şekilde yaralamak ya da” ibaresi eklenmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinde yapılan değişiklikle, çocuk hükümlüler hakkında disiplin cezası gerektiren eylemlerin arasına yenileri eklenmektedir.

      Düzenlemeyle, çocuk hükümlülerin kurum disiplinini bozacak eylemlerden kaçınması ile caydırıcılığın sağlanması ve çocukların daha fazla eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine katılması amaçlanmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 48 geçmişi (fıkra) 7242 sayılı Kanun, md. 28
      Eski ifade
      kaldırılması için gerekli süre içinde
      Yeni ifade
      infazı tamamlanıp kaldırılması için dördüncü fıkrada belirtilen süreler geçinceye kadar
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapmak suretiyle, bir eylemden dolayı verilen disiplin cezası kesinleştikten sonra bu cezanın infazı tamamlanıp kaldırılması için bu maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen süreler geçinceye kadar yeniden disiplin cezasını gerektiren bir eylemde bulunan hükümlü hakkında, her defasında bir üst ceza uygulanacağı açık bir şekilde düzenlenmektedir. Esasen fıkranın düzenleniş amacı bu olmakla birlikte uygulamada bazı infaz hâkimlikleri tarafından dördüncü fıkradaki sürelerin disiplin cezasının kesinleşmesinden itibaren uygulanabileceği yönünde kararlar verilmektedir. Bu sürelerin infazın tamamlanmasından itibaren işlemeye başlayacağı açık bir şekilde düzenlenerek farklı uygulamaların önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.

      Maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendinde değişiklik yapmak suretiyle, çocuğun yüksek yararı ilkesi dikkate alınarak çocuklar hakkında verilen odaya kapatma cezasının infazına, infaz hâkiminin onayıyla başlanabileceği hüküm altına alınmakta ve (c) bendinde yapılan değişiklikle hücre cezası yerine uygulanacak ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezasının süreleri belirlenmektedir.

      Maddenin altıncı fıkrasında yapılan değişiklikle, çocuk hakkında verilen disiplin cezasının, çocuğun bulunduğu kurumun disiplin kurulu tarafından kaldırılabileceği düzenlenmektedir. Böylelikle, çocuğun başka bir ceza infaz kurumuna veya çocuk eğitimevine nakledilmesiyle birlikte ortaya çıkabilecek yetki uyuşmazlıklarının ve uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amaçlanmaktadır.

    • Eklendi Madde 48 geçmişi (fıkra) 7242 sayılı Kanun, md. 28
      Eski ifade
      yerine ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası iki katı süreyle uygulanır.
      Yeni ifade
      yerine 44 üncü maddenin ikinci fıkrasının uygulandığı hâllerde iki ay, üçüncü fıkrasının uygulandığı hâllerde dört ay süreyle ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası uygulanır.
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapmak suretiyle, bir eylemden dolayı verilen disiplin cezası kesinleştikten sonra bu cezanın infazı tamamlanıp kaldırılması için bu maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen süreler geçinceye kadar yeniden disiplin cezasını gerektiren bir eylemde bulunan hükümlü hakkında, her defasında bir üst ceza uygulanacağı açık bir şekilde düzenlenmektedir. Esasen fıkranın düzenleniş amacı bu olmakla birlikte uygulamada bazı infaz hâkimlikleri tarafından dördüncü fıkradaki sürelerin disiplin cezasının kesinleşmesinden itibaren uygulanabileceği yönünde kararlar verilmektedir. Bu sürelerin infazın tamamlanmasından itibaren işlemeye başlayacağı açık bir şekilde düzenlenerek farklı uygulamaların önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.

      Maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendinde değişiklik yapmak suretiyle, çocuğun yüksek yararı ilkesi dikkate alınarak çocuklar hakkında verilen odaya kapatma cezasının infazına, infaz hâkiminin onayıyla başlanabileceği hüküm altına alınmakta ve (c) bendinde yapılan değişiklikle hücre cezası yerine uygulanacak ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezasının süreleri belirlenmektedir.

      Maddenin altıncı fıkrasında yapılan değişiklikle, çocuk hakkında verilen disiplin cezasının, çocuğun bulunduğu kurumun disiplin kurulu tarafından kaldırılabileceği düzenlenmektedir. Böylelikle, çocuğun başka bir ceza infaz kurumuna veya çocuk eğitimevine nakledilmesiyle birlikte ortaya çıkabilecek yetki uyuşmazlıklarının ve uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amaçlanmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 48 geçmişi (fıkra) 7242 sayılı Kanun, md. 28
      Eski ifade
      vermiş olduğu cezayı
      Yeni ifade
      verilen disiplin cezasını
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapmak suretiyle, bir eylemden dolayı verilen disiplin cezası kesinleştikten sonra bu cezanın infazı tamamlanıp kaldırılması için bu maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen süreler geçinceye kadar yeniden disiplin cezasını gerektiren bir eylemde bulunan hükümlü hakkında, her defasında bir üst ceza uygulanacağı açık bir şekilde düzenlenmektedir. Esasen fıkranın düzenleniş amacı bu olmakla birlikte uygulamada bazı infaz hâkimlikleri tarafından dördüncü fıkradaki sürelerin disiplin cezasının kesinleşmesinden itibaren uygulanabileceği yönünde kararlar verilmektedir. Bu sürelerin infazın tamamlanmasından itibaren işlemeye başlayacağı açık bir şekilde düzenlenerek farklı uygulamaların önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.

      Maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendinde değişiklik yapmak suretiyle, çocuğun yüksek yararı ilkesi dikkate alınarak çocuklar hakkında verilen odaya kapatma cezasının infazına, infaz hâkiminin onayıyla başlanabileceği hüküm altına alınmakta ve (c) bendinde yapılan değişiklikle hücre cezası yerine uygulanacak ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezasının süreleri belirlenmektedir.

      Maddenin altıncı fıkrasında yapılan değişiklikle, çocuk hakkında verilen disiplin cezasının, çocuğun bulunduğu kurumun disiplin kurulu tarafından kaldırılabileceği düzenlenmektedir. Böylelikle, çocuğun başka bir ceza infaz kurumuna veya çocuk eğitimevine nakledilmesiyle birlikte ortaya çıkabilecek yetki uyuşmazlıklarının ve uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amaçlanmaktadır.

    • Eklendi Madde 66 geçmişi (fıkra) 7242 sayılı Kanun, md. 33

      14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanunun 33 üncü maddesiyle, bu fıkraya “ağır hastalık” ibaresinden sonra gelmek üzere “, salgın hastalık” ibaresi eklenmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 66 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında düzenleme yapılarak, salgın hastalık halinde de ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin kuruma ait telefon ve faks cihazından derhâl yararlandırılmasına imkan sağlanmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 92 geçmişi (fıkra) 7242 sayılı Kanun, md. 37
      Eski ifade
      hâkim
      Yeni ifade
      sulh ceza hâkimi
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 92 nci maddesinin ikinci fıkrasında uyum düzenlemesi yapılmaktadır. 5271 sayılı Kanunun 250 nci maddesinin daha önce mülga edilmesi nedeniyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan suçlara yapılan atıf kaldırılarak, söz konusu ikinci fıkranın uygulama alanı yeniden belirlenmektedir.

    • Değiştirildi Madde 94 geçmişi (fıkra) 7242 sayılı Kanun, md. 38
      Eski ifade
      beşte birini
      Yeni ifade
      onda birini
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında değişiklik yapmak suretiyle, hükümlülerin mazeret iznini kullanabilmesi için ceza infaz kurumlarında iyi halli olarak geçirmesi gereken süre kısaltılmaktadır. Ayrıca, maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinde değişiklik yapmak suretiyle, hasta ziyareti amacıyla verilen mazeret izin hakkı, ikiye çıkarılmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 94 geçmişi (bent) 7242 sayılı Kanun, md. 38
      Eski ifade
      bir defaya
      Yeni ifade
      asgari bir ay arayla toplam iki defaya
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında değişiklik yapmak suretiyle, hükümlülerin mazeret iznini kullanabilmesi için ceza infaz kurumlarında iyi halli olarak geçirmesi gereken süre kısaltılmaktadır. Ayrıca, maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinde değişiklik yapmak suretiyle, hasta ziyareti amacıyla verilen mazeret izin hakkı, ikiye çıkarılmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 95 geçmişi (fıkra) 7242 sayılı Kanun, md. 39
      Eski ifade
      üç güne
      Yeni ifade
      yedi güne
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 95 inci maddesinde düzenleme yapmak suretiyle, açık ceza infaz kurumlarında bulunanlar ile kapalı ceza infaz kurumunda bulunup da açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanan hükümlülere, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini veya güçlendirmelerini ve dış dünyaya uyumlarını sağlamak amacıyla verilen özel izin süresi artırılmakta ve hastalık veya doğal afet gibi zorunlu hâllerde bu izinlerin birleştirilerek kullandırılabilmesine imkan sağlanmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 99 geçmişi (fıkra) 7242 sayılı Kanun, md. 42
      Eski ifade
      mahkemeden
      Yeni ifade
      infaz hâkimliğinden
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlamak amacıyla 5275 sayılı Kanunun 99 uncu maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Buna göre, birden fazla hükümdeki cezaların koşullu salıverilme süresinin belirlenebilmesi bakımından toplanması gerektiğinde toplama (içtima) kararları, infaz hâkimliği tarafından verilecektir.

      Ayrıca, maddeye eklenen hükümle, adlî para cezasının ödenmemesi nedeniyle hapis cezasına çevrilen fakat öncelikli olarak uygulanan kamuya yararlı bir işte çalışma yükümlülüğünü yerine getirmeyen hükümlünün bu hapis cezasının da süreli hapis cezalarında olduğu gibi toplama kararına dahil edilmesi sağlanmaktadır. Böylelikle, adlî para cezasından çevrilen hapis cezalarının da toplama kararına girmesi nedeniyle infaz edilecek cezalar bakımından hakkaniyete uygun bir sonucun ortaya çıkması amaçlanmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 100 geçmişi (fıkra) 7242 sayılı Kanun, md. 43
      Eski ifade
      mahkemeden
      Yeni ifade
      infaz hâkimliğinden
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlamak amacıyla 5275 sayılı Kanunun 100 üncü maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılmaktadır.

    • Eklendi Madde 101 geçmişi (fıkra) 7242 sayılı Kanun, md. 44

      14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanunun 44 üncü maddesiyle, bu fıkraya “mahkemeden” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya infaz hâkimliğinden” ibaresi eklenmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlamak amacıyla 5275 sayılı Kanunun 101 inci maddesinde değişiklikler yapılmaktadır. Maddenin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle, infaz sırasında karar verecek merciler arasına infaz hâkimi de eklenmektedir.

      Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle, 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen görev ve yetkiye ilişkin değişikliklere uyum sağlanmaktadır. Toplama kararlarını verecek infaz hâkimlikleri, fıkranın mevcut metnindeki esaslar çerçevesinde belirlenmektedir.

    • Metinden çıkarıldı Madde 105/A geçmişi (fıkra) 7242 sayılı Kanun, md. 46

      14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanunun 46 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “kapalı” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 105/A maddesinde değişiklik yapmak suretiyle, cezanın denetimli serbestlik rejimi altında infazına ilişkin koşullar ile denetimli serbestlik süresi yeniden belirlenmektedir. Mevcut düzenlemeye göre, açık ceza infaz kurumlarına ayrılan veya ayrılmaya hak kazanan her hükümlü, verilen ceza miktarına bakılmaksızın bir yıllık maktu denetimli serbestlik süresinden eşit miktarda yararlanmakta, bu durum ceza miktarının fazla olduğu hükümlüler bakımından adaletsiz bir sonucun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Yapılması öngörülen düzenlemeyle, her hükümlünün eşit süreyle denetimli serbestlikten yararlanması uygulamasından vazgeçilerek, koşullu salıverilme miktarına göre oransal olarak denetimli serbestlikten faydalanması ve ceza infaz kurumunda kalacağı sürenin de yine oransal olarak aynı olması sağlanmakta ve bu suretle ceza infaz adaletinin gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır. Buna göre, açık ceza infaz kurumunda bulunan ve koşullu salıverilme için ceza infaz kurumlarında geçirilmesi gereken sürenin beşte dördünü açık veya kapalı ceza infaz kurumunda geçiren hükümlü, cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmını toplum içinde denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edecektir. Ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezaları bakımından denetimli serbestlik süresinin çok uzun olmaması amacıyla azami üç yıllık denetimli serbestlik süresi getirilmektedir.

      Diğer yandan, Kanunun 105/A maddesinde yer alan denetimli serbestlik altında cezanın infazı için açık ceza infaz kurumunda altı ay kalma koşulunun, Kanunun geçici 4 üncü maddesi gereğince 31/12/2020 tarihine kadar uygulanmayacak olması nedeniyle belli miktara kadar hapis cezası alan hükümlüler, ceza infaz kurumunda çok az bir süre kalmak suretiyle cezalarının tümünü denetimli serbestlik rejimi altında infaz ettiğinden bu durum cezasızlık algısı oluşturmaktadır. Yapılan düzenlemeyle, her hükümlünün belirli bir süre ceza infaz kurumunda kalması sağlanarak cezasızlık algısının ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır.

      Söz konusu maddede yapılan düzenlemeye göre öncelikli olarak koşullu salıverilme süresi belirlenecek, bu sürenin beşte dördü ceza infaz kurumlarında ve kalan beşte birlik kısmı ise denetimli serbestlik rejimi altında toplum içinde infaz edilecektir.

      Maddede yapılan diğer bir düzenlemeyle, sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan kadın hükümlüler ile maruz kaldığı ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen hükümlüler bakımından denetimli serbestlikten yararlanılacak oran, maddede yapılan düzenlemelere uygun olarak yeniden belirlenmektedir. Bu hükümlüler koşullu salıverilme için ceza infaz kurumlarında geçirilmesi gereken sürenin beşte üçünü ceza infaz kurumunda geçirmeleri halinde denetimli serbestlik tedbirinden yararlanabilecektir. Bu fıkra uyarınca faydalanılacak denetimli serbestlik süresi bakımından da azami bir sınır getirilmektedir. Belirtmek gerekir ki, üçüncü fıkradaki koşulların (sıfır-altı yaş grubunda çocuğun bulunması veya maruz kalınan ağır bir hastalık) oluşup oluşmadığı, hükümlünün denetimli serbestliğe ayrılmak için ceza infaz kurumu idaresine başvurduğu tarih itibarıyla değerlendirilecektir.

      Maddenin altıncı fıkrasında yapılan değişiklikle, denetimli serbestliğin uygulanmasına ilişkin olarak belirli yükümlülükleri yerine getirmeyen hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesi uygulamasından vazgeçilerek, infaz hâkiminin kararıyla açık ceza infaz kurumuna gönderilebilmesi sağlanmaktadır. Ayrıca, ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra, hükümlülerin talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi için aranan süre, üç günden beş güne çıkarılmaktadır.

      Maddenin yedinci fıkrası Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olduğundan, söz konusu iptal gerekçeleri karşılanmak suretiyle fıkra yeniden düzenlenmektedir.

      Maddenin sekizinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, altıncı fıkrada yapılması öngörülen düzenlemelere uyum sağlanmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 106 geçmişi (fıkra) 7242 sayılı Kanun, md. 47
      Eski ifade
      Adlî
      Yeni ifade
      16 ncı madde hükümleri saklı kalmak üzere, adlî
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 106 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrasında düzenleme yapmak suretiyle, 16 ncı madde uyarınca hapis cezasının infazının hastalık nedeniyle ertelenmesi halinin, adlî para cezasından çevrilen hapis cezaları bakımından da uygulanmasına imkan tanınmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 107 geçmişi (fıkra) 7242 sayılı Kanun, md. 48
      Eski ifade
      dörtte üçünü
      Yeni ifade
      üçte ikisini
      Değişikliğin gerekçesi

      2005 yılında yürürlüğe giren 5275 sayılı Kanunla ceza infaz sistemimizde köklü bir değişiklik yapılmış ve koşullu salıverilme süreleri önemli ölçüde artırılmıştır. Bununla birlikte aynı tarihte yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile hapis cezalan da önemli oranda artırılmıştır.

      Koşullu salıverilme sürelerine ilişkin mukayeseli hukuk örnekleri incelendiğinde, farklı uygulamalar olduğu görülmektedir. Örneğin İngiltere, Fransa, Finlandiya, İtalya ve Polonya’da koşullu salıverilme süresi kural olarak cezaların yarısı iken, bu oran Belçika’da üçte bire kadar inmektedir.

      Maddeyle, hükümlülerin koşullu salıverilme sürelerine ilişkin üçte ikilik genel oran, yarısı olarak belirlenmektedir. Bu süre geldiğinde hükümlünün tutum ve davranışları değerlendirilecek ve olumlu ise hükümlü koşullu salıverilmeden faydalanabilecek, aksi halde hapis cezasının infazına devam edilecektir. Hükümlünün tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi ise 89 uncu maddeye göre yapılacaktır. Böylelikle, koşullu salıverilme rejimi sistematik bir yapıya kavuşturulmaktadır.

      Diğer yandan, ikinci fıkraya eklenen hükümle, üçte ikilik oran bazı suçlar bakımından korunmaktadır. Fıkrada sadece çocuklar hakkında uygulanacak hükümler açıkça belirtilmiş olup, diğer hükümler hem çocuklar hem de yetişkinler için uygulanacaktır.

      Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişikliğe bağlı olarak dördüncü fıkrada yer alan koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak belirlenmektedir. Ancak, fıkraya eklenen cümleyle, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen ve koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından, bu suçların tabi oldukları koşullu salıverilme oranının uygulanacağı kabul edilmektedir. Örneğin, Türk Ceza Kanununun 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi halinde koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak değil, dörtte üç olarak uygulanacaktır. Çünkü uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun koşullu salıverilme oranı 108 inci maddenin dokuzuncu fıkrasına göre dörtte üçtür.

      Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişikliğe uyum sağlamak amacıyla altıncı fıkrada yer alan koşullu salıverilen hükümlünün tâbi tutulacağı denetim süresinin, infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre, başka bir ifadeyle koşullu salıverilme süresi kadar olması öngörülmektedir. Ancak bu süre, süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir.

      Maddede ayrıca, 4675 sayılı Kanunda infaz hâkimliğinin görev ve yetkilerine ilişkin yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlanması amacıyla bazı ibare değişiklikleri yapılmaktadır. 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere bağlı olarak, cezanın bireyselleştirilmesi ve iyileştirme esaslarına göre koşullu salıverilme bakımından hükmü veren mahkeme yerine, infaz hâkimlikleri yetkili kılınmaktadır. Penoloji bilimi ve infaz hukuku gereklerine uygun olarak iyileştirme ve bireyselleştirme ihtiyacı, cezaların infazı aşamasında uzmanlaşmayı ve uygulama birliğini gerektirmektedir. Aynı suçtan hükümlü bulunup da aynı iyileştirme esaslarına tâbi olan ve barındırıldıkları ceza infaz kurumlarının disiplin, düzen ve iyileştirme rejimlerine tamamıyla uyan hükümlüler hakkında, koşullu salıverilme kararının verilip verilmemesi veya geri alınması bakımından farklı uygulamaların önlenmesi amaçlanmakta ve bu konudaki yetki infaz hâkimliklerine bırakılmaktadır.

      Maddenin dokuzuncu fıkrasına eklenen yeni hükümlerle, infaz hâkiminin iki yılı geçmemek üzere denetim süresi içinde hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenecek yükümlülüklere tabi tutulmasına karar verebileceği düzenlenmektedir. İnfaz hâkimi en fazla iki yıl için yükümlülüğe karar verebileceği gibi daha kısa bir süre de belirleyebilecektir. Ancak, belirlenen yükümlülük süresi, hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir. İnfaz hâkiminin kararı üzerine denetimli serbestlik müdürlüğü risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak hükümlüyü; belirli bir bölgede denetim ve gözetim altında bulunmak, belirlenen yer veya bölgelere gitmemek ve belirlenen programlara katılmak şeklindeki yükümlülüklerden bir veya birden fazlasına tabi tutacaktır. İnfaz hâkiminin karar vermesi durumunda denetimli serbestlik müdürlüğünün hükümlüyü yükümlülüğe tabi tutması zorunludur. İnfaz hâkimi karar vermediği takdirde denetimli serbestlik müdürlüğü bu yükümlülükleri uygulayamayacaktır.

      Ayrıca, denetimli serbestlik müdürlüğü hükümlünün risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak yükümlülükleri re’sen değiştirebilecektir. Böylelikle, hükümlülerin koşullu salıverilmeleri üzerine toplum içindeki takibi daha etkin bir şekilde sağlanmış olacaktır.

      Maddenin onbirinci fıkrasında yapılan değişiklikle, hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafından hazırlanan gerekçeli raporun, infaz işlemlerinin yapıldığı yer infaz hâkimliğine (infaz dosyasının takibinin yapıldığı Cumhuriyet başsavcılığı nezdindeki infaz hâkimliği) verileceği, infaz hâkiminin, bu raporu uygun bulması durumunda hükümlünün koşullu salıverilmesine karar vereceği, raporu uygun bulmaması halinde ise gerekçesini kararında göstereceği düzenlenmektedir. Bununla birlikte örneğin, infaz işlemleri Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takip edilen bir hükümlünün hapis cezası, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının yargı çevresinde bulunan Sincan Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz edilse bile koşullu salıverilmesine Ankara infaz hâkimliğince karar verilecektir. Hükümlü, 105/A maddesi uyarınca denetimli serbestliğe ayrılmış ve yükümlülükleri başka bir yerde takip ediliyor ise yükümlülüğünün takibinin yapıldığı yer infaz hâkimliği tarafından koşullu salıverilme kararı verilecektir.

      Maddenin onüçüncü fıkrasında yer alan mevcut düzenlemeye göre hükümlü, koşullu salıverildikten sonra işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı çok az hapis cezası alsa bile suç tarihi ile hakederek tahliye tarihi arasında kalan süreyi aynen infaz etmektedir. Bu durum uygulamada, verilen cezanın neticeleri bakımından adaletsiz bir sonuç doğurduğu gerekçesiyle eleştirilmektedir. Fıkrada yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme sürecinde denetim süresi içinde suç işleyen hükümlünün sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı süreyi ceza infaz kurumunda geçirmesi öngörülmektedir.

      Başka bir ifadeyle, geri alınan süre bakımından yeni bir kriter belirlenmekte ve ikinci suçun cezasının iki katı sürenin aynen infaz edilmesi amaçlanmaktadır. Ancak bu süre, hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir. Diğer yandan, denetim süresi içinde işlenen ikinci suçun cezası, genel hükümlere göre ayrıca infaz edilecektir. Denetim süresi içinde yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde ise, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla ihlalin niteliğine göre takdir edilecek bir sürenin ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verilecektir.

      Basit bir ihlalden dolayı ihlal tarihi ile hak ederek tahliye tarihi arasındaki süreyi aynen infaz etmek, her zaman adaletli sonuç doğurmayabilir. Bu nedenle infaz hâkimi, ceza infaz kurumunda geçirilecek süreyi ihlalin niteliğine göre belirleyecektir. Düzenlemeyle, hapis cezalarının infazında adaletli bir sonuca ulaşılması hedeflenmektedir.

      Maddenin onbeşinci fıkrasında yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme kararının geri alınmasına infaz hâkimi tarafından karar verileceği düzenlenmektedir. Hükümlü, koşullu salıverildikten sonra denetim süresi içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilirse veya bağlı tutulduğu yükümlülükleri yerine getirmezse, koşullu salıverilme kararından sonra hakederek tahliye tarihine kadar cezanın infazına devam edilen yerdeki infaz hâkimi tarafından koşullu salıverilme kararının geri alınmasına karar verilecektir. Koşullu salıverilme kararından sonra hakederek tahliye tarihine kadar denetim süresi içinde cezanın infazına, hükmü veren mahkeme nezdindeki Cumhuriyet başsavcılığında devam edilir. Ancak, birden fazla mahkumiyet kararının bulunduğu hallerde, toplama kararı üzerine hapis cezası infaz edilmekte ise bu durumda infaz hâkiminin yetkisi, 101 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecektir.

    • Değiştirildi Madde 107 geçmişi (fıkra) 7242 sayılı Kanun, md. 48
      Eski ifade
      sürenin yarısı
      Yeni ifade
      süre
      Değişikliğin gerekçesi

      2005 yılında yürürlüğe giren 5275 sayılı Kanunla ceza infaz sistemimizde köklü bir değişiklik yapılmış ve koşullu salıverilme süreleri önemli ölçüde artırılmıştır. Bununla birlikte aynı tarihte yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile hapis cezalan da önemli oranda artırılmıştır.

      Koşullu salıverilme sürelerine ilişkin mukayeseli hukuk örnekleri incelendiğinde, farklı uygulamalar olduğu görülmektedir. Örneğin İngiltere, Fransa, Finlandiya, İtalya ve Polonya’da koşullu salıverilme süresi kural olarak cezaların yarısı iken, bu oran Belçika’da üçte bire kadar inmektedir.

      Maddeyle, hükümlülerin koşullu salıverilme sürelerine ilişkin üçte ikilik genel oran, yarısı olarak belirlenmektedir. Bu süre geldiğinde hükümlünün tutum ve davranışları değerlendirilecek ve olumlu ise hükümlü koşullu salıverilmeden faydalanabilecek, aksi halde hapis cezasının infazına devam edilecektir. Hükümlünün tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi ise 89 uncu maddeye göre yapılacaktır. Böylelikle, koşullu salıverilme rejimi sistematik bir yapıya kavuşturulmaktadır.

      Diğer yandan, ikinci fıkraya eklenen hükümle, üçte ikilik oran bazı suçlar bakımından korunmaktadır. Fıkrada sadece çocuklar hakkında uygulanacak hükümler açıkça belirtilmiş olup, diğer hükümler hem çocuklar hem de yetişkinler için uygulanacaktır.

      Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişikliğe bağlı olarak dördüncü fıkrada yer alan koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak belirlenmektedir. Ancak, fıkraya eklenen cümleyle, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen ve koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından, bu suçların tabi oldukları koşullu salıverilme oranının uygulanacağı kabul edilmektedir. Örneğin, Türk Ceza Kanununun 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi halinde koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak değil, dörtte üç olarak uygulanacaktır. Çünkü uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun koşullu salıverilme oranı 108 inci maddenin dokuzuncu fıkrasına göre dörtte üçtür.

      Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişikliğe uyum sağlamak amacıyla altıncı fıkrada yer alan koşullu salıverilen hükümlünün tâbi tutulacağı denetim süresinin, infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre, başka bir ifadeyle koşullu salıverilme süresi kadar olması öngörülmektedir. Ancak bu süre, süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir.

      Maddede ayrıca, 4675 sayılı Kanunda infaz hâkimliğinin görev ve yetkilerine ilişkin yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlanması amacıyla bazı ibare değişiklikleri yapılmaktadır. 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere bağlı olarak, cezanın bireyselleştirilmesi ve iyileştirme esaslarına göre koşullu salıverilme bakımından hükmü veren mahkeme yerine, infaz hâkimlikleri yetkili kılınmaktadır. Penoloji bilimi ve infaz hukuku gereklerine uygun olarak iyileştirme ve bireyselleştirme ihtiyacı, cezaların infazı aşamasında uzmanlaşmayı ve uygulama birliğini gerektirmektedir. Aynı suçtan hükümlü bulunup da aynı iyileştirme esaslarına tâbi olan ve barındırıldıkları ceza infaz kurumlarının disiplin, düzen ve iyileştirme rejimlerine tamamıyla uyan hükümlüler hakkında, koşullu salıverilme kararının verilip verilmemesi veya geri alınması bakımından farklı uygulamaların önlenmesi amaçlanmakta ve bu konudaki yetki infaz hâkimliklerine bırakılmaktadır.

      Maddenin dokuzuncu fıkrasına eklenen yeni hükümlerle, infaz hâkiminin iki yılı geçmemek üzere denetim süresi içinde hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenecek yükümlülüklere tabi tutulmasına karar verebileceği düzenlenmektedir. İnfaz hâkimi en fazla iki yıl için yükümlülüğe karar verebileceği gibi daha kısa bir süre de belirleyebilecektir. Ancak, belirlenen yükümlülük süresi, hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir. İnfaz hâkiminin kararı üzerine denetimli serbestlik müdürlüğü risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak hükümlüyü; belirli bir bölgede denetim ve gözetim altında bulunmak, belirlenen yer veya bölgelere gitmemek ve belirlenen programlara katılmak şeklindeki yükümlülüklerden bir veya birden fazlasına tabi tutacaktır. İnfaz hâkiminin karar vermesi durumunda denetimli serbestlik müdürlüğünün hükümlüyü yükümlülüğe tabi tutması zorunludur. İnfaz hâkimi karar vermediği takdirde denetimli serbestlik müdürlüğü bu yükümlülükleri uygulayamayacaktır.

      Ayrıca, denetimli serbestlik müdürlüğü hükümlünün risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak yükümlülükleri re’sen değiştirebilecektir. Böylelikle, hükümlülerin koşullu salıverilmeleri üzerine toplum içindeki takibi daha etkin bir şekilde sağlanmış olacaktır.

      Maddenin onbirinci fıkrasında yapılan değişiklikle, hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafından hazırlanan gerekçeli raporun, infaz işlemlerinin yapıldığı yer infaz hâkimliğine (infaz dosyasının takibinin yapıldığı Cumhuriyet başsavcılığı nezdindeki infaz hâkimliği) verileceği, infaz hâkiminin, bu raporu uygun bulması durumunda hükümlünün koşullu salıverilmesine karar vereceği, raporu uygun bulmaması halinde ise gerekçesini kararında göstereceği düzenlenmektedir. Bununla birlikte örneğin, infaz işlemleri Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takip edilen bir hükümlünün hapis cezası, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının yargı çevresinde bulunan Sincan Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz edilse bile koşullu salıverilmesine Ankara infaz hâkimliğince karar verilecektir. Hükümlü, 105/A maddesi uyarınca denetimli serbestliğe ayrılmış ve yükümlülükleri başka bir yerde takip ediliyor ise yükümlülüğünün takibinin yapıldığı yer infaz hâkimliği tarafından koşullu salıverilme kararı verilecektir.

      Maddenin onüçüncü fıkrasında yer alan mevcut düzenlemeye göre hükümlü, koşullu salıverildikten sonra işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı çok az hapis cezası alsa bile suç tarihi ile hakederek tahliye tarihi arasında kalan süreyi aynen infaz etmektedir. Bu durum uygulamada, verilen cezanın neticeleri bakımından adaletsiz bir sonuç doğurduğu gerekçesiyle eleştirilmektedir. Fıkrada yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme sürecinde denetim süresi içinde suç işleyen hükümlünün sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı süreyi ceza infaz kurumunda geçirmesi öngörülmektedir.

      Başka bir ifadeyle, geri alınan süre bakımından yeni bir kriter belirlenmekte ve ikinci suçun cezasının iki katı sürenin aynen infaz edilmesi amaçlanmaktadır. Ancak bu süre, hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir. Diğer yandan, denetim süresi içinde işlenen ikinci suçun cezası, genel hükümlere göre ayrıca infaz edilecektir. Denetim süresi içinde yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde ise, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla ihlalin niteliğine göre takdir edilecek bir sürenin ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verilecektir.

      Basit bir ihlalden dolayı ihlal tarihi ile hak ederek tahliye tarihi arasındaki süreyi aynen infaz etmek, her zaman adaletli sonuç doğurmayabilir. Bu nedenle infaz hâkimi, ceza infaz kurumunda geçirilecek süreyi ihlalin niteliğine göre belirleyecektir. Düzenlemeyle, hapis cezalarının infazında adaletli bir sonuca ulaşılması hedeflenmektedir.

      Maddenin onbeşinci fıkrasında yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme kararının geri alınmasına infaz hâkimi tarafından karar verileceği düzenlenmektedir. Hükümlü, koşullu salıverildikten sonra denetim süresi içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilirse veya bağlı tutulduğu yükümlülükleri yerine getirmezse, koşullu salıverilme kararından sonra hakederek tahliye tarihine kadar cezanın infazına devam edilen yerdeki infaz hâkimi tarafından koşullu salıverilme kararının geri alınmasına karar verilecektir. Koşullu salıverilme kararından sonra hakederek tahliye tarihine kadar denetim süresi içinde cezanın infazına, hükmü veren mahkeme nezdindeki Cumhuriyet başsavcılığında devam edilir. Ancak, birden fazla mahkumiyet kararının bulunduğu hallerde, toplama kararı üzerine hapis cezası infaz edilmekte ise bu durumda infaz hâkiminin yetkisi, 101 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecektir.

    • Değiştirildi Madde 107 geçmişi (fıkra) 7242 sayılı Kanun, md. 48
      Eski ifade
      hâkime
      Yeni ifade
      infaz hâkimine
      Değişikliğin gerekçesi

      2005 yılında yürürlüğe giren 5275 sayılı Kanunla ceza infaz sistemimizde köklü bir değişiklik yapılmış ve koşullu salıverilme süreleri önemli ölçüde artırılmıştır. Bununla birlikte aynı tarihte yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile hapis cezalan da önemli oranda artırılmıştır.

      Koşullu salıverilme sürelerine ilişkin mukayeseli hukuk örnekleri incelendiğinde, farklı uygulamalar olduğu görülmektedir. Örneğin İngiltere, Fransa, Finlandiya, İtalya ve Polonya’da koşullu salıverilme süresi kural olarak cezaların yarısı iken, bu oran Belçika’da üçte bire kadar inmektedir.

      Maddeyle, hükümlülerin koşullu salıverilme sürelerine ilişkin üçte ikilik genel oran, yarısı olarak belirlenmektedir. Bu süre geldiğinde hükümlünün tutum ve davranışları değerlendirilecek ve olumlu ise hükümlü koşullu salıverilmeden faydalanabilecek, aksi halde hapis cezasının infazına devam edilecektir. Hükümlünün tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi ise 89 uncu maddeye göre yapılacaktır. Böylelikle, koşullu salıverilme rejimi sistematik bir yapıya kavuşturulmaktadır.

      Diğer yandan, ikinci fıkraya eklenen hükümle, üçte ikilik oran bazı suçlar bakımından korunmaktadır. Fıkrada sadece çocuklar hakkında uygulanacak hükümler açıkça belirtilmiş olup, diğer hükümler hem çocuklar hem de yetişkinler için uygulanacaktır.

      Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişikliğe bağlı olarak dördüncü fıkrada yer alan koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak belirlenmektedir. Ancak, fıkraya eklenen cümleyle, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen ve koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından, bu suçların tabi oldukları koşullu salıverilme oranının uygulanacağı kabul edilmektedir. Örneğin, Türk Ceza Kanununun 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi halinde koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak değil, dörtte üç olarak uygulanacaktır. Çünkü uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun koşullu salıverilme oranı 108 inci maddenin dokuzuncu fıkrasına göre dörtte üçtür.

      Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişikliğe uyum sağlamak amacıyla altıncı fıkrada yer alan koşullu salıverilen hükümlünün tâbi tutulacağı denetim süresinin, infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre, başka bir ifadeyle koşullu salıverilme süresi kadar olması öngörülmektedir. Ancak bu süre, süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir.

      Maddede ayrıca, 4675 sayılı Kanunda infaz hâkimliğinin görev ve yetkilerine ilişkin yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlanması amacıyla bazı ibare değişiklikleri yapılmaktadır. 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere bağlı olarak, cezanın bireyselleştirilmesi ve iyileştirme esaslarına göre koşullu salıverilme bakımından hükmü veren mahkeme yerine, infaz hâkimlikleri yetkili kılınmaktadır. Penoloji bilimi ve infaz hukuku gereklerine uygun olarak iyileştirme ve bireyselleştirme ihtiyacı, cezaların infazı aşamasında uzmanlaşmayı ve uygulama birliğini gerektirmektedir. Aynı suçtan hükümlü bulunup da aynı iyileştirme esaslarına tâbi olan ve barındırıldıkları ceza infaz kurumlarının disiplin, düzen ve iyileştirme rejimlerine tamamıyla uyan hükümlüler hakkında, koşullu salıverilme kararının verilip verilmemesi veya geri alınması bakımından farklı uygulamaların önlenmesi amaçlanmakta ve bu konudaki yetki infaz hâkimliklerine bırakılmaktadır.

      Maddenin dokuzuncu fıkrasına eklenen yeni hükümlerle, infaz hâkiminin iki yılı geçmemek üzere denetim süresi içinde hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenecek yükümlülüklere tabi tutulmasına karar verebileceği düzenlenmektedir. İnfaz hâkimi en fazla iki yıl için yükümlülüğe karar verebileceği gibi daha kısa bir süre de belirleyebilecektir. Ancak, belirlenen yükümlülük süresi, hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir. İnfaz hâkiminin kararı üzerine denetimli serbestlik müdürlüğü risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak hükümlüyü; belirli bir bölgede denetim ve gözetim altında bulunmak, belirlenen yer veya bölgelere gitmemek ve belirlenen programlara katılmak şeklindeki yükümlülüklerden bir veya birden fazlasına tabi tutacaktır. İnfaz hâkiminin karar vermesi durumunda denetimli serbestlik müdürlüğünün hükümlüyü yükümlülüğe tabi tutması zorunludur. İnfaz hâkimi karar vermediği takdirde denetimli serbestlik müdürlüğü bu yükümlülükleri uygulayamayacaktır.

      Ayrıca, denetimli serbestlik müdürlüğü hükümlünün risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak yükümlülükleri re’sen değiştirebilecektir. Böylelikle, hükümlülerin koşullu salıverilmeleri üzerine toplum içindeki takibi daha etkin bir şekilde sağlanmış olacaktır.

      Maddenin onbirinci fıkrasında yapılan değişiklikle, hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafından hazırlanan gerekçeli raporun, infaz işlemlerinin yapıldığı yer infaz hâkimliğine (infaz dosyasının takibinin yapıldığı Cumhuriyet başsavcılığı nezdindeki infaz hâkimliği) verileceği, infaz hâkiminin, bu raporu uygun bulması durumunda hükümlünün koşullu salıverilmesine karar vereceği, raporu uygun bulmaması halinde ise gerekçesini kararında göstereceği düzenlenmektedir. Bununla birlikte örneğin, infaz işlemleri Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takip edilen bir hükümlünün hapis cezası, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının yargı çevresinde bulunan Sincan Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz edilse bile koşullu salıverilmesine Ankara infaz hâkimliğince karar verilecektir. Hükümlü, 105/A maddesi uyarınca denetimli serbestliğe ayrılmış ve yükümlülükleri başka bir yerde takip ediliyor ise yükümlülüğünün takibinin yapıldığı yer infaz hâkimliği tarafından koşullu salıverilme kararı verilecektir.

      Maddenin onüçüncü fıkrasında yer alan mevcut düzenlemeye göre hükümlü, koşullu salıverildikten sonra işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı çok az hapis cezası alsa bile suç tarihi ile hakederek tahliye tarihi arasında kalan süreyi aynen infaz etmektedir. Bu durum uygulamada, verilen cezanın neticeleri bakımından adaletsiz bir sonuç doğurduğu gerekçesiyle eleştirilmektedir. Fıkrada yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme sürecinde denetim süresi içinde suç işleyen hükümlünün sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı süreyi ceza infaz kurumunda geçirmesi öngörülmektedir.

      Başka bir ifadeyle, geri alınan süre bakımından yeni bir kriter belirlenmekte ve ikinci suçun cezasının iki katı sürenin aynen infaz edilmesi amaçlanmaktadır. Ancak bu süre, hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir. Diğer yandan, denetim süresi içinde işlenen ikinci suçun cezası, genel hükümlere göre ayrıca infaz edilecektir. Denetim süresi içinde yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde ise, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla ihlalin niteliğine göre takdir edilecek bir sürenin ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verilecektir.

      Basit bir ihlalden dolayı ihlal tarihi ile hak ederek tahliye tarihi arasındaki süreyi aynen infaz etmek, her zaman adaletli sonuç doğurmayabilir. Bu nedenle infaz hâkimi, ceza infaz kurumunda geçirilecek süreyi ihlalin niteliğine göre belirleyecektir. Düzenlemeyle, hapis cezalarının infazında adaletli bir sonuca ulaşılması hedeflenmektedir.

      Maddenin onbeşinci fıkrasında yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme kararının geri alınmasına infaz hâkimi tarafından karar verileceği düzenlenmektedir. Hükümlü, koşullu salıverildikten sonra denetim süresi içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilirse veya bağlı tutulduğu yükümlülükleri yerine getirmezse, koşullu salıverilme kararından sonra hakederek tahliye tarihine kadar cezanın infazına devam edilen yerdeki infaz hâkimi tarafından koşullu salıverilme kararının geri alınmasına karar verilecektir. Koşullu salıverilme kararından sonra hakederek tahliye tarihine kadar denetim süresi içinde cezanın infazına, hükmü veren mahkeme nezdindeki Cumhuriyet başsavcılığında devam edilir. Ancak, birden fazla mahkumiyet kararının bulunduğu hallerde, toplama kararı üzerine hapis cezası infaz edilmekte ise bu durumda infaz hâkiminin yetkisi, 101 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecektir.

    • Değiştirildi Madde 107 geçmişi (fıkra) 7242 sayılı Kanun, md. 48
      Eski ifade
      Hâkim,
      Yeni ifade
      İnfaz hâkimi,
      Değişikliğin gerekçesi

      2005 yılında yürürlüğe giren 5275 sayılı Kanunla ceza infaz sistemimizde köklü bir değişiklik yapılmış ve koşullu salıverilme süreleri önemli ölçüde artırılmıştır. Bununla birlikte aynı tarihte yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile hapis cezalan da önemli oranda artırılmıştır.

      Koşullu salıverilme sürelerine ilişkin mukayeseli hukuk örnekleri incelendiğinde, farklı uygulamalar olduğu görülmektedir. Örneğin İngiltere, Fransa, Finlandiya, İtalya ve Polonya’da koşullu salıverilme süresi kural olarak cezaların yarısı iken, bu oran Belçika’da üçte bire kadar inmektedir.

      Maddeyle, hükümlülerin koşullu salıverilme sürelerine ilişkin üçte ikilik genel oran, yarısı olarak belirlenmektedir. Bu süre geldiğinde hükümlünün tutum ve davranışları değerlendirilecek ve olumlu ise hükümlü koşullu salıverilmeden faydalanabilecek, aksi halde hapis cezasının infazına devam edilecektir. Hükümlünün tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi ise 89 uncu maddeye göre yapılacaktır. Böylelikle, koşullu salıverilme rejimi sistematik bir yapıya kavuşturulmaktadır.

      Diğer yandan, ikinci fıkraya eklenen hükümle, üçte ikilik oran bazı suçlar bakımından korunmaktadır. Fıkrada sadece çocuklar hakkında uygulanacak hükümler açıkça belirtilmiş olup, diğer hükümler hem çocuklar hem de yetişkinler için uygulanacaktır.

      Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişikliğe bağlı olarak dördüncü fıkrada yer alan koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak belirlenmektedir. Ancak, fıkraya eklenen cümleyle, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen ve koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından, bu suçların tabi oldukları koşullu salıverilme oranının uygulanacağı kabul edilmektedir. Örneğin, Türk Ceza Kanununun 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi halinde koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak değil, dörtte üç olarak uygulanacaktır. Çünkü uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun koşullu salıverilme oranı 108 inci maddenin dokuzuncu fıkrasına göre dörtte üçtür.

      Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişikliğe uyum sağlamak amacıyla altıncı fıkrada yer alan koşullu salıverilen hükümlünün tâbi tutulacağı denetim süresinin, infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre, başka bir ifadeyle koşullu salıverilme süresi kadar olması öngörülmektedir. Ancak bu süre, süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir.

      Maddede ayrıca, 4675 sayılı Kanunda infaz hâkimliğinin görev ve yetkilerine ilişkin yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlanması amacıyla bazı ibare değişiklikleri yapılmaktadır. 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere bağlı olarak, cezanın bireyselleştirilmesi ve iyileştirme esaslarına göre koşullu salıverilme bakımından hükmü veren mahkeme yerine, infaz hâkimlikleri yetkili kılınmaktadır. Penoloji bilimi ve infaz hukuku gereklerine uygun olarak iyileştirme ve bireyselleştirme ihtiyacı, cezaların infazı aşamasında uzmanlaşmayı ve uygulama birliğini gerektirmektedir. Aynı suçtan hükümlü bulunup da aynı iyileştirme esaslarına tâbi olan ve barındırıldıkları ceza infaz kurumlarının disiplin, düzen ve iyileştirme rejimlerine tamamıyla uyan hükümlüler hakkında, koşullu salıverilme kararının verilip verilmemesi veya geri alınması bakımından farklı uygulamaların önlenmesi amaçlanmakta ve bu konudaki yetki infaz hâkimliklerine bırakılmaktadır.

      Maddenin dokuzuncu fıkrasına eklenen yeni hükümlerle, infaz hâkiminin iki yılı geçmemek üzere denetim süresi içinde hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenecek yükümlülüklere tabi tutulmasına karar verebileceği düzenlenmektedir. İnfaz hâkimi en fazla iki yıl için yükümlülüğe karar verebileceği gibi daha kısa bir süre de belirleyebilecektir. Ancak, belirlenen yükümlülük süresi, hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir. İnfaz hâkiminin kararı üzerine denetimli serbestlik müdürlüğü risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak hükümlüyü; belirli bir bölgede denetim ve gözetim altında bulunmak, belirlenen yer veya bölgelere gitmemek ve belirlenen programlara katılmak şeklindeki yükümlülüklerden bir veya birden fazlasına tabi tutacaktır. İnfaz hâkiminin karar vermesi durumunda denetimli serbestlik müdürlüğünün hükümlüyü yükümlülüğe tabi tutması zorunludur. İnfaz hâkimi karar vermediği takdirde denetimli serbestlik müdürlüğü bu yükümlülükleri uygulayamayacaktır.

      Ayrıca, denetimli serbestlik müdürlüğü hükümlünün risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak yükümlülükleri re’sen değiştirebilecektir. Böylelikle, hükümlülerin koşullu salıverilmeleri üzerine toplum içindeki takibi daha etkin bir şekilde sağlanmış olacaktır.

      Maddenin onbirinci fıkrasında yapılan değişiklikle, hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafından hazırlanan gerekçeli raporun, infaz işlemlerinin yapıldığı yer infaz hâkimliğine (infaz dosyasının takibinin yapıldığı Cumhuriyet başsavcılığı nezdindeki infaz hâkimliği) verileceği, infaz hâkiminin, bu raporu uygun bulması durumunda hükümlünün koşullu salıverilmesine karar vereceği, raporu uygun bulmaması halinde ise gerekçesini kararında göstereceği düzenlenmektedir. Bununla birlikte örneğin, infaz işlemleri Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takip edilen bir hükümlünün hapis cezası, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının yargı çevresinde bulunan Sincan Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz edilse bile koşullu salıverilmesine Ankara infaz hâkimliğince karar verilecektir. Hükümlü, 105/A maddesi uyarınca denetimli serbestliğe ayrılmış ve yükümlülükleri başka bir yerde takip ediliyor ise yükümlülüğünün takibinin yapıldığı yer infaz hâkimliği tarafından koşullu salıverilme kararı verilecektir.

      Maddenin onüçüncü fıkrasında yer alan mevcut düzenlemeye göre hükümlü, koşullu salıverildikten sonra işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı çok az hapis cezası alsa bile suç tarihi ile hakederek tahliye tarihi arasında kalan süreyi aynen infaz etmektedir. Bu durum uygulamada, verilen cezanın neticeleri bakımından adaletsiz bir sonuç doğurduğu gerekçesiyle eleştirilmektedir. Fıkrada yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme sürecinde denetim süresi içinde suç işleyen hükümlünün sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı süreyi ceza infaz kurumunda geçirmesi öngörülmektedir.

      Başka bir ifadeyle, geri alınan süre bakımından yeni bir kriter belirlenmekte ve ikinci suçun cezasının iki katı sürenin aynen infaz edilmesi amaçlanmaktadır. Ancak bu süre, hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir. Diğer yandan, denetim süresi içinde işlenen ikinci suçun cezası, genel hükümlere göre ayrıca infaz edilecektir. Denetim süresi içinde yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde ise, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla ihlalin niteliğine göre takdir edilecek bir sürenin ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verilecektir.

      Basit bir ihlalden dolayı ihlal tarihi ile hak ederek tahliye tarihi arasındaki süreyi aynen infaz etmek, her zaman adaletli sonuç doğurmayabilir. Bu nedenle infaz hâkimi, ceza infaz kurumunda geçirilecek süreyi ihlalin niteliğine göre belirleyecektir. Düzenlemeyle, hapis cezalarının infazında adaletli bir sonuca ulaşılması hedeflenmektedir.

      Maddenin onbeşinci fıkrasında yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme kararının geri alınmasına infaz hâkimi tarafından karar verileceği düzenlenmektedir. Hükümlü, koşullu salıverildikten sonra denetim süresi içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilirse veya bağlı tutulduğu yükümlülükleri yerine getirmezse, koşullu salıverilme kararından sonra hakederek tahliye tarihine kadar cezanın infazına devam edilen yerdeki infaz hâkimi tarafından koşullu salıverilme kararının geri alınmasına karar verilecektir. Koşullu salıverilme kararından sonra hakederek tahliye tarihine kadar denetim süresi içinde cezanın infazına, hükmü veren mahkeme nezdindeki Cumhuriyet başsavcılığında devam edilir. Ancak, birden fazla mahkumiyet kararının bulunduğu hallerde, toplama kararı üzerine hapis cezası infaz edilmekte ise bu durumda infaz hâkiminin yetkisi, 101 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecektir.

    • Değiştirildi Madde 107 geçmişi (fıkra) 7242 sayılı Kanun, md. 48
      Eski ifade
      hâkimin
      Yeni ifade
      infaz hâkiminin
      Değişikliğin gerekçesi

      2005 yılında yürürlüğe giren 5275 sayılı Kanunla ceza infaz sistemimizde köklü bir değişiklik yapılmış ve koşullu salıverilme süreleri önemli ölçüde artırılmıştır. Bununla birlikte aynı tarihte yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile hapis cezalan da önemli oranda artırılmıştır.

      Koşullu salıverilme sürelerine ilişkin mukayeseli hukuk örnekleri incelendiğinde, farklı uygulamalar olduğu görülmektedir. Örneğin İngiltere, Fransa, Finlandiya, İtalya ve Polonya’da koşullu salıverilme süresi kural olarak cezaların yarısı iken, bu oran Belçika’da üçte bire kadar inmektedir.

      Maddeyle, hükümlülerin koşullu salıverilme sürelerine ilişkin üçte ikilik genel oran, yarısı olarak belirlenmektedir. Bu süre geldiğinde hükümlünün tutum ve davranışları değerlendirilecek ve olumlu ise hükümlü koşullu salıverilmeden faydalanabilecek, aksi halde hapis cezasının infazına devam edilecektir. Hükümlünün tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi ise 89 uncu maddeye göre yapılacaktır. Böylelikle, koşullu salıverilme rejimi sistematik bir yapıya kavuşturulmaktadır.

      Diğer yandan, ikinci fıkraya eklenen hükümle, üçte ikilik oran bazı suçlar bakımından korunmaktadır. Fıkrada sadece çocuklar hakkında uygulanacak hükümler açıkça belirtilmiş olup, diğer hükümler hem çocuklar hem de yetişkinler için uygulanacaktır.

      Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişikliğe bağlı olarak dördüncü fıkrada yer alan koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak belirlenmektedir. Ancak, fıkraya eklenen cümleyle, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen ve koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından, bu suçların tabi oldukları koşullu salıverilme oranının uygulanacağı kabul edilmektedir. Örneğin, Türk Ceza Kanununun 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi halinde koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak değil, dörtte üç olarak uygulanacaktır. Çünkü uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun koşullu salıverilme oranı 108 inci maddenin dokuzuncu fıkrasına göre dörtte üçtür.

      Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişikliğe uyum sağlamak amacıyla altıncı fıkrada yer alan koşullu salıverilen hükümlünün tâbi tutulacağı denetim süresinin, infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre, başka bir ifadeyle koşullu salıverilme süresi kadar olması öngörülmektedir. Ancak bu süre, süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir.

      Maddede ayrıca, 4675 sayılı Kanunda infaz hâkimliğinin görev ve yetkilerine ilişkin yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlanması amacıyla bazı ibare değişiklikleri yapılmaktadır. 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere bağlı olarak, cezanın bireyselleştirilmesi ve iyileştirme esaslarına göre koşullu salıverilme bakımından hükmü veren mahkeme yerine, infaz hâkimlikleri yetkili kılınmaktadır. Penoloji bilimi ve infaz hukuku gereklerine uygun olarak iyileştirme ve bireyselleştirme ihtiyacı, cezaların infazı aşamasında uzmanlaşmayı ve uygulama birliğini gerektirmektedir. Aynı suçtan hükümlü bulunup da aynı iyileştirme esaslarına tâbi olan ve barındırıldıkları ceza infaz kurumlarının disiplin, düzen ve iyileştirme rejimlerine tamamıyla uyan hükümlüler hakkında, koşullu salıverilme kararının verilip verilmemesi veya geri alınması bakımından farklı uygulamaların önlenmesi amaçlanmakta ve bu konudaki yetki infaz hâkimliklerine bırakılmaktadır.

      Maddenin dokuzuncu fıkrasına eklenen yeni hükümlerle, infaz hâkiminin iki yılı geçmemek üzere denetim süresi içinde hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenecek yükümlülüklere tabi tutulmasına karar verebileceği düzenlenmektedir. İnfaz hâkimi en fazla iki yıl için yükümlülüğe karar verebileceği gibi daha kısa bir süre de belirleyebilecektir. Ancak, belirlenen yükümlülük süresi, hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir. İnfaz hâkiminin kararı üzerine denetimli serbestlik müdürlüğü risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak hükümlüyü; belirli bir bölgede denetim ve gözetim altında bulunmak, belirlenen yer veya bölgelere gitmemek ve belirlenen programlara katılmak şeklindeki yükümlülüklerden bir veya birden fazlasına tabi tutacaktır. İnfaz hâkiminin karar vermesi durumunda denetimli serbestlik müdürlüğünün hükümlüyü yükümlülüğe tabi tutması zorunludur. İnfaz hâkimi karar vermediği takdirde denetimli serbestlik müdürlüğü bu yükümlülükleri uygulayamayacaktır.

      Ayrıca, denetimli serbestlik müdürlüğü hükümlünün risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak yükümlülükleri re’sen değiştirebilecektir. Böylelikle, hükümlülerin koşullu salıverilmeleri üzerine toplum içindeki takibi daha etkin bir şekilde sağlanmış olacaktır.

      Maddenin onbirinci fıkrasında yapılan değişiklikle, hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafından hazırlanan gerekçeli raporun, infaz işlemlerinin yapıldığı yer infaz hâkimliğine (infaz dosyasının takibinin yapıldığı Cumhuriyet başsavcılığı nezdindeki infaz hâkimliği) verileceği, infaz hâkiminin, bu raporu uygun bulması durumunda hükümlünün koşullu salıverilmesine karar vereceği, raporu uygun bulmaması halinde ise gerekçesini kararında göstereceği düzenlenmektedir. Bununla birlikte örneğin, infaz işlemleri Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takip edilen bir hükümlünün hapis cezası, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının yargı çevresinde bulunan Sincan Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz edilse bile koşullu salıverilmesine Ankara infaz hâkimliğince karar verilecektir. Hükümlü, 105/A maddesi uyarınca denetimli serbestliğe ayrılmış ve yükümlülükleri başka bir yerde takip ediliyor ise yükümlülüğünün takibinin yapıldığı yer infaz hâkimliği tarafından koşullu salıverilme kararı verilecektir.

      Maddenin onüçüncü fıkrasında yer alan mevcut düzenlemeye göre hükümlü, koşullu salıverildikten sonra işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı çok az hapis cezası alsa bile suç tarihi ile hakederek tahliye tarihi arasında kalan süreyi aynen infaz etmektedir. Bu durum uygulamada, verilen cezanın neticeleri bakımından adaletsiz bir sonuç doğurduğu gerekçesiyle eleştirilmektedir. Fıkrada yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme sürecinde denetim süresi içinde suç işleyen hükümlünün sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı süreyi ceza infaz kurumunda geçirmesi öngörülmektedir.

      Başka bir ifadeyle, geri alınan süre bakımından yeni bir kriter belirlenmekte ve ikinci suçun cezasının iki katı sürenin aynen infaz edilmesi amaçlanmaktadır. Ancak bu süre, hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir. Diğer yandan, denetim süresi içinde işlenen ikinci suçun cezası, genel hükümlere göre ayrıca infaz edilecektir. Denetim süresi içinde yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde ise, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla ihlalin niteliğine göre takdir edilecek bir sürenin ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verilecektir.

      Basit bir ihlalden dolayı ihlal tarihi ile hak ederek tahliye tarihi arasındaki süreyi aynen infaz etmek, her zaman adaletli sonuç doğurmayabilir. Bu nedenle infaz hâkimi, ceza infaz kurumunda geçirilecek süreyi ihlalin niteliğine göre belirleyecektir. Düzenlemeyle, hapis cezalarının infazında adaletli bir sonuca ulaşılması hedeflenmektedir.

      Maddenin onbeşinci fıkrasında yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme kararının geri alınmasına infaz hâkimi tarafından karar verileceği düzenlenmektedir. Hükümlü, koşullu salıverildikten sonra denetim süresi içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilirse veya bağlı tutulduğu yükümlülükleri yerine getirmezse, koşullu salıverilme kararından sonra hakederek tahliye tarihine kadar cezanın infazına devam edilen yerdeki infaz hâkimi tarafından koşullu salıverilme kararının geri alınmasına karar verilecektir. Koşullu salıverilme kararından sonra hakederek tahliye tarihine kadar denetim süresi içinde cezanın infazına, hükmü veren mahkeme nezdindeki Cumhuriyet başsavcılığında devam edilir. Ancak, birden fazla mahkumiyet kararının bulunduğu hallerde, toplama kararı üzerine hapis cezası infaz edilmekte ise bu durumda infaz hâkiminin yetkisi, 101 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecektir.

    • Değiştirildi Madde 107 geçmişi (fıkra) 7242 sayılı Kanun, md. 48
      Eski ifade
      belirlenen ilk derece mahkemesi
      Yeni ifade
      belirlenen infaz hâkimliği
      Değişikliğin gerekçesi

      2005 yılında yürürlüğe giren 5275 sayılı Kanunla ceza infaz sistemimizde köklü bir değişiklik yapılmış ve koşullu salıverilme süreleri önemli ölçüde artırılmıştır. Bununla birlikte aynı tarihte yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile hapis cezalan da önemli oranda artırılmıştır.

      Koşullu salıverilme sürelerine ilişkin mukayeseli hukuk örnekleri incelendiğinde, farklı uygulamalar olduğu görülmektedir. Örneğin İngiltere, Fransa, Finlandiya, İtalya ve Polonya’da koşullu salıverilme süresi kural olarak cezaların yarısı iken, bu oran Belçika’da üçte bire kadar inmektedir.

      Maddeyle, hükümlülerin koşullu salıverilme sürelerine ilişkin üçte ikilik genel oran, yarısı olarak belirlenmektedir. Bu süre geldiğinde hükümlünün tutum ve davranışları değerlendirilecek ve olumlu ise hükümlü koşullu salıverilmeden faydalanabilecek, aksi halde hapis cezasının infazına devam edilecektir. Hükümlünün tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi ise 89 uncu maddeye göre yapılacaktır. Böylelikle, koşullu salıverilme rejimi sistematik bir yapıya kavuşturulmaktadır.

      Diğer yandan, ikinci fıkraya eklenen hükümle, üçte ikilik oran bazı suçlar bakımından korunmaktadır. Fıkrada sadece çocuklar hakkında uygulanacak hükümler açıkça belirtilmiş olup, diğer hükümler hem çocuklar hem de yetişkinler için uygulanacaktır.

      Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişikliğe bağlı olarak dördüncü fıkrada yer alan koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak belirlenmektedir. Ancak, fıkraya eklenen cümleyle, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen ve koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından, bu suçların tabi oldukları koşullu salıverilme oranının uygulanacağı kabul edilmektedir. Örneğin, Türk Ceza Kanununun 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi halinde koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak değil, dörtte üç olarak uygulanacaktır. Çünkü uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun koşullu salıverilme oranı 108 inci maddenin dokuzuncu fıkrasına göre dörtte üçtür.

      Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişikliğe uyum sağlamak amacıyla altıncı fıkrada yer alan koşullu salıverilen hükümlünün tâbi tutulacağı denetim süresinin, infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre, başka bir ifadeyle koşullu salıverilme süresi kadar olması öngörülmektedir. Ancak bu süre, süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir.

      Maddede ayrıca, 4675 sayılı Kanunda infaz hâkimliğinin görev ve yetkilerine ilişkin yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlanması amacıyla bazı ibare değişiklikleri yapılmaktadır. 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere bağlı olarak, cezanın bireyselleştirilmesi ve iyileştirme esaslarına göre koşullu salıverilme bakımından hükmü veren mahkeme yerine, infaz hâkimlikleri yetkili kılınmaktadır. Penoloji bilimi ve infaz hukuku gereklerine uygun olarak iyileştirme ve bireyselleştirme ihtiyacı, cezaların infazı aşamasında uzmanlaşmayı ve uygulama birliğini gerektirmektedir. Aynı suçtan hükümlü bulunup da aynı iyileştirme esaslarına tâbi olan ve barındırıldıkları ceza infaz kurumlarının disiplin, düzen ve iyileştirme rejimlerine tamamıyla uyan hükümlüler hakkında, koşullu salıverilme kararının verilip verilmemesi veya geri alınması bakımından farklı uygulamaların önlenmesi amaçlanmakta ve bu konudaki yetki infaz hâkimliklerine bırakılmaktadır.

      Maddenin dokuzuncu fıkrasına eklenen yeni hükümlerle, infaz hâkiminin iki yılı geçmemek üzere denetim süresi içinde hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenecek yükümlülüklere tabi tutulmasına karar verebileceği düzenlenmektedir. İnfaz hâkimi en fazla iki yıl için yükümlülüğe karar verebileceği gibi daha kısa bir süre de belirleyebilecektir. Ancak, belirlenen yükümlülük süresi, hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir. İnfaz hâkiminin kararı üzerine denetimli serbestlik müdürlüğü risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak hükümlüyü; belirli bir bölgede denetim ve gözetim altında bulunmak, belirlenen yer veya bölgelere gitmemek ve belirlenen programlara katılmak şeklindeki yükümlülüklerden bir veya birden fazlasına tabi tutacaktır. İnfaz hâkiminin karar vermesi durumunda denetimli serbestlik müdürlüğünün hükümlüyü yükümlülüğe tabi tutması zorunludur. İnfaz hâkimi karar vermediği takdirde denetimli serbestlik müdürlüğü bu yükümlülükleri uygulayamayacaktır.

      Ayrıca, denetimli serbestlik müdürlüğü hükümlünün risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak yükümlülükleri re’sen değiştirebilecektir. Böylelikle, hükümlülerin koşullu salıverilmeleri üzerine toplum içindeki takibi daha etkin bir şekilde sağlanmış olacaktır.

      Maddenin onbirinci fıkrasında yapılan değişiklikle, hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafından hazırlanan gerekçeli raporun, infaz işlemlerinin yapıldığı yer infaz hâkimliğine (infaz dosyasının takibinin yapıldığı Cumhuriyet başsavcılığı nezdindeki infaz hâkimliği) verileceği, infaz hâkiminin, bu raporu uygun bulması durumunda hükümlünün koşullu salıverilmesine karar vereceği, raporu uygun bulmaması halinde ise gerekçesini kararında göstereceği düzenlenmektedir. Bununla birlikte örneğin, infaz işlemleri Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takip edilen bir hükümlünün hapis cezası, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının yargı çevresinde bulunan Sincan Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz edilse bile koşullu salıverilmesine Ankara infaz hâkimliğince karar verilecektir. Hükümlü, 105/A maddesi uyarınca denetimli serbestliğe ayrılmış ve yükümlülükleri başka bir yerde takip ediliyor ise yükümlülüğünün takibinin yapıldığı yer infaz hâkimliği tarafından koşullu salıverilme kararı verilecektir.

      Maddenin onüçüncü fıkrasında yer alan mevcut düzenlemeye göre hükümlü, koşullu salıverildikten sonra işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı çok az hapis cezası alsa bile suç tarihi ile hakederek tahliye tarihi arasında kalan süreyi aynen infaz etmektedir. Bu durum uygulamada, verilen cezanın neticeleri bakımından adaletsiz bir sonuç doğurduğu gerekçesiyle eleştirilmektedir. Fıkrada yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme sürecinde denetim süresi içinde suç işleyen hükümlünün sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı süreyi ceza infaz kurumunda geçirmesi öngörülmektedir.

      Başka bir ifadeyle, geri alınan süre bakımından yeni bir kriter belirlenmekte ve ikinci suçun cezasının iki katı sürenin aynen infaz edilmesi amaçlanmaktadır. Ancak bu süre, hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir. Diğer yandan, denetim süresi içinde işlenen ikinci suçun cezası, genel hükümlere göre ayrıca infaz edilecektir. Denetim süresi içinde yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde ise, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla ihlalin niteliğine göre takdir edilecek bir sürenin ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verilecektir.

      Basit bir ihlalden dolayı ihlal tarihi ile hak ederek tahliye tarihi arasındaki süreyi aynen infaz etmek, her zaman adaletli sonuç doğurmayabilir. Bu nedenle infaz hâkimi, ceza infaz kurumunda geçirilecek süreyi ihlalin niteliğine göre belirleyecektir. Düzenlemeyle, hapis cezalarının infazında adaletli bir sonuca ulaşılması hedeflenmektedir.

      Maddenin onbeşinci fıkrasında yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme kararının geri alınmasına infaz hâkimi tarafından karar verileceği düzenlenmektedir. Hükümlü, koşullu salıverildikten sonra denetim süresi içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilirse veya bağlı tutulduğu yükümlülükleri yerine getirmezse, koşullu salıverilme kararından sonra hakederek tahliye tarihine kadar cezanın infazına devam edilen yerdeki infaz hâkimi tarafından koşullu salıverilme kararının geri alınmasına karar verilecektir. Koşullu salıverilme kararından sonra hakederek tahliye tarihine kadar denetim süresi içinde cezanın infazına, hükmü veren mahkeme nezdindeki Cumhuriyet başsavcılığında devam edilir. Ancak, birden fazla mahkumiyet kararının bulunduğu hallerde, toplama kararı üzerine hapis cezası infaz edilmekte ise bu durumda infaz hâkiminin yetkisi, 101 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecektir.

    • Değiştirildi Madde 108 geçmişi (fıkra) 7242 sayılı Kanun, md. 49
      Eski ifade
      Hâkim,
      Yeni ifade
      İnfaz hâkimi,
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin birinci fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere eklenen yeni (c) bendiyle, mükerrirler bakımından uygulamada tereddütlere neden olan birden fazla süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde ceza infaz kurumunda kalınacak azami süre belirlenmektedir. Buna göre, mükerrirler bakımından birden fazla süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde en fazla otuziki yılın ceza infaz kurumunda iyi halli olarak geçirilmesi öngörülmektedir.

      Esasen, bugün itibarıyla mükerrirler bakımından birden fazla süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde en fazla otuziki yıl üzerinden hesaplama yapılmakta ancak uygulamada bazı tereddütler yaşanmaktadır.

      Bu nedenle konunun açıkça düzenlenmesi zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, fıkranın teselsül ettirilen (d) bendinde yer alan koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak belirlenmektedir. Ancak, fıkraya eklenen cümleyle, koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından, bu suçların tabi oldukları koşullu salıverilme oranının uygulanacağı kabul edilmektedir. Böylelikle, örneğin Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı, 103 üncü maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı, 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki ve 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından veya terör suçlarından mükerrir olanlar hakkında koşullu salıverilme oranı, dörtte üç olarak uygulanacaktır. Belirtmek gerekir ki, Türk Ceza Kanununun 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasında, mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, örgüt mensubu suçlular hakkında da uygulanacağı düzenlenmiştir. Bu atıf nedeniyle 108 inci madde hükümlerinin uygulandığı hallerde terör örgütü mensubu suçlular bakımından birinci fıkraya eklenen cümle gereğince yine bu suçun tabi olduğu dörtte üçlük koşullu salıverilme oranı uygulanacaktır.

      Teklifle 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlamak amacıyla maddenin diğer fıkralarında değişiklikler yapılmaktadır.

      Türk Ceza Kanununun suçta tekerrür hükümlerinin düzenlendiği 58 inci maddesinin yedinci fıkrasında, mahkumiyet kararında hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

      Buna göre, hükmü veren mahkeme sanık hakkında söz konusu maddenin uygulanacağını kararında gösterecektir. Diğer yandan, 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda hükümlünün koşullu salıverilme hükümlerinden faydalanamayacağı düzenlenmiştir. Ancak uygulamada, koşulları bulunmasına rağmen sanık hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanacağına ilişkin kararların verilmediği görülmektedir. Bu durum, infazda tereddüde ve gecikme yaşanmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, maddenin üçüncü fıkrasına hüküm eklemek suretiyle koşulları bulunması halinde hükümlü hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanacağının hükmü veren mahkemece kararda belirtileceğine ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

      Maddenin dördüncü fıkrasına göre hükmedilecek denetim süresi, koşullu salıverilme kararıyla birlikte infaz hâkimi tarafından belirlenecektir.

      Maddenin dokuzuncu fıkrasının mevcut düzenlemesinde, bu fıkrada belirtilen suçların koşullu salıverilme oranları bakımından birinci fıkradaki orana atıf yapılmaktadır. Teklifle, maddenin birinci fıkrasındaki koşullu salıverilme oranında değişiklik yapılması nedeniyle dokuzuncu fıkrada yer alan suçların koşullu salıverilme oranını korumak amacıyla fıkraya hüküm eklenmektedir.

    • Değiştirildi Madde 116 geçmişi 7242 sayılı Kanun, md. 51
      Eski ifade
      bir defaya
      Yeni ifade
      asgari bir ay arayla toplam iki defaya
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 116 ncı maddesinin birinci fıkrasında değişiklik yapmak suretiyle, hükümlünün bakıma muhtaç çocuklarının barındırılmasına ilişkin hükümleri içeren 65 inci maddesinin tutuklular bakımından da uygulanabilmesine imkan tanınmaktadır. Böylelikle, 65 inci maddenin tutukluluk haliyle uzlaşır nitelikte olan hükümleri, tutuklular hakkında da uygulanabilecek ve dışarıda korumasına bırakılacak kimsesi bulunmayan sıfır-altı yaş grubundaki çocuklar, tutuklu analarının yanında barınabilecektir.

      Maddenin üçüncü fıkrasında değişiklik yapmak suretiyle, tutuklulara hasta ziyareti amacıyla verilen mazeret izin hakkı, ikiye çıkarılmaktadır.

  14. 17 Ekim 2019

    • Eklendi Madde 17/A geçmişi 7188 sayılı Kanun, md. 32
      Değişikliğin gerekçesi

      İnfazın ertelenmesine ilişkin düzenlemeler, 5275 sayılı Kanunun 16 ilâ 19 uncu maddeleri arasında yer almaktadır. Yapılan düzenlemeyle, infazın ertelenmesine ilişkin nedenler arasına yeni bir neden eklenmektedir. Buna göre, Ceza Muhakemesi Kanununun 280 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 306 ncı maddesinin uygulanma olanağının bulunduğu hallerde de infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilebilecektir.

      İstinaf veya temyiz incelemesi sonucunda verilen kararın sanık lehine olması durumunda ve bu hususun istinaf veya temyiz isteminde bulunmamış veya kanunlardaki kesinlik sınırı nedeniyle bulunamamış diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa istemde bulunmayan sanıkların da bu kararlardan yararlanması söz konusudur. Ancak, mahkeme içtihatlarına göre sirayet olarak kabul edilen bu durumun gerçekleşmesine kadar hakkında verilen karar kesinleşen kişinin cezası infaz edilmekte ve sirayetin etkisinden tam olarak faydalanamamaktadır. Bu nedenle söz konusu durumun önüne geçebilmek için infazın durdurulması veya ertelenmesine imkan tanınmaktadır. Söz konusu karar, ilk derece mahkemesince verilecektir. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi ceza dairesi kararı ile temyiz dilekçesi birlikte ele alınarak, sirayetin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığı değerlendirilecektir. Sirayetin uygulanma olanağının bulunmadığı hallerde infazın ertelenmesi veya durdurulmasına ilişkin talepler reddedilecektir.

      İnfazın durdurulması veya infazın ertelenmesi kararı verilmeden önce Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmesinin istenebilmesi hüküm altına alınmaktadır. Ayrıca karar, duruşma açılmaksızın verilecek ve bu karara karşı itiraz yoluna gidilebilecektir. Bunun yanında erteleme veya durdurma talebinin kabulü, 5275 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde olduğu gibi güvence gösterilmesine veya diğer bir şarta bağlanabilecektir.

  15. 24 Temmuz 2019

    • İptal edildi Madde 59 geçmişi (fıkra) Anayasa Mahkemesi kararı (E.2018/73 K.2019/65)

      Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve E.:2018/73; K.:2019/65 sayılı Kararı ile, bu fıkrada yer alan “…ile beşinci fıkradaki suçlardan hükümlü olup, başka bir suçtan dolayı şüpheli veya sanık sıfatıyla avukatıyla görüşen hükümlüler…” bölümü; Kanunun 59 uncu maddesinin beş numaralı fıkrasının “…görüşmeler teknik cihazla sesli veya görüntülü olarak kaydedilebilir, hükümlü ile avukatın yaptığı görüşmeleri izlemek amacıyla görevli görüşmede hazır bulundurulabilir, hükümlünün avukatına veya avukatın hükümlüye verdiği belge veya belge örnekleri, dosyalar ve aralarındaki konuşmalara ilişkin tuttukları kayıtlara elkonulabilir…” bölümü yönünden iptal edilmiştir.

    • İptal edildi Madde 59 geçmişi (fıkra) Anayasa Mahkemesi kararı (E.2018/73 K.2019/65)

      Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve E.:2018/73; K.:2019/65 sayılı Kararı ile, bu fıkrada yer alan “…ile beşinci fıkradaki suçlardan hükümlü olup, başka bir suçtan dolayı şüpheli veya sanık sıfatıyla avukatıyla görüşen hükümlüler…” bölümü; Kanunun 59 uncu maddesinin beş numaralı fıkrasının “…görüşmeler teknik cihazla sesli veya görüntülü olarak kaydedilebilir, hükümlü ile avukatın yaptığı görüşmeleri izlemek amacıyla görevli görüşmede hazır bulundurulabilir, hükümlünün avukatına veya avukatın hükümlüye verdiği belge veya belge örnekleri, dosyalar ve aralarındaki konuşmalara ilişkin tuttukları kayıtlara elkonulabilir…” bölümü yönünden iptal edilmiştir.

  16. 25 Haziran 2019

    • Eski ifade
      er ve erbaşlar ile yedek subaylar
      Yeni ifade
      er ve erbaşlar ile yedek astsubay ve yedek subaylar
      Değişikliğin gerekçesi

      Bu Kanun ile yedek astsubaylık statüsü ihdas edilmiştir. Madde ile, söz konusu ekleme doğrultusunda yasal uyum sağlanması amacıyla diğer mevzuatta değişiklikler yapılmaktadır.

  17. 2 Temmuz 2018

  18. 20 Kasım 2017

    • Eklendi Madde 43 geçmişi 696 sayılı KHK, md. 101 · 7079 sayılı Kanunla aynen kabul
    • Eklendi Ek Madde 1 geçmişi 696 sayılı KHK, md. 103 · 7079 sayılı Kanunla aynen kabul
    • Değiştirildi Madde 116 geçmişi (fıkra) 696 sayılı KHK, md. 102
      Eski ifade
      soruşturma evresinde soruşturmayı yapan Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde kovuşturmayı yürüten hâkim veya mahkeme tarafından,
      Yeni ifade
      ceza infaz kurumu en üst amirinin önerisi ve Cumhuriyet başsavcılığının onayı ile
  19. 15 Ağustos 2017

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 118 geçmişi 694 sayılı KHK, md. 203 · 7078 sayılı Kanunla aynen kabul
    • Eklendi Geçici Madde 8 geçmişi 694 sayılı KHK, md. 151 · 7078 sayılı Kanunla aynen kabul
    • Değiştirildi Geçici Madde 7 geçmişi (fıkra) 694 sayılı KHK, md. 150
      Eski ifade
      itibaren bir yıl içinde
      Yeni ifade
      31/12/2020 tarihine kadar
  20. 20 Temmuz 2017

    • Değiştirildi Madde 101 geçmişi 7035 sayılı Kanun, md. 24
    • Değiştirildi Madde 107 geçmişi 7035 sayılı Kanun, md. 25
      Değişikliğin gerekçesi

      Tasarının 25. Maddesiyle 6087 sayılı hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu 9.maddesinin 1 fıkrası (c) bendi eklenerek sonraki bentler yeniden teselsül ettirilmiştir.

      Eklenen C bendiyle bölge adliye ve bölge idare mahkemesi daireleri arasındaki işbölümü ile ilk derece mahkemeleri arasındaki iş dağılımını karara bağlama yetkisi HSK birinci dairesine verilmektedir.

      Mahkemelerin yapısı, işleyişi, kendi doğası ve faaliyetleri kapsamında hiçbir etki, vesayet, güç odağı ve özellikle yürütmenin güdümünde olan HSK gibi bir kurumun vesayeti altında olmaması gerekir. Aksi düşünce yargı bağımsızlığına, tarafsızlığına ve tabi hakimlik ilkesiyle erkler ayrılığı ilkesinin yok edilmesi sonucunu doğurur.

      Yargı organlarının demokratik ve sosyal bir hukuk devletinde hak ve özgürlükleri toplumun temel değerlerini bir arada eşit ve özgür yaşamını koruma ve güvencesi olma fonksiyonunu üslenmesinden dolayı, hakimlerin bu görevlerini yapabilmeleri için yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının sağlanması zorunludur. En alt derece mahkemeden en üst derece mahkemeye doğru silsile ile hiyerarşi oluşturma ve mahkemelerin ve dairelerin kendi iç işleyişinde inisiyatifsiz ve yetkisiz birakılması tekçi bir sistemin yukarıdan aşağıya doğru toplumsal her alanda kurumsallaşmasının ifadesidir. Tasarının bu maddesi yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkelerine ve anayasanın kuvvetler ayrılığı, temel hak ve özgürlüklere ilişkin hükümlerine aykırı bulunmaktadır. Bu itibarla tasarının bu maddesine şerh koyuyoruz.

      Kanun tasarısı, uygulamada yargının karşılaştığı bir takım sorunları gidermeye yönelik düzenlemeler içermekle birlikte esas itibariyle tasarı içerisine serpiştirilmiş evrensel özgürlükçü hukuka aykırı madde değişiklikleri içermektedir. Tasarının anlayış ve ruhunun özünde yargı bağımsızlığı, tarafsızlığı ve tabii hâkimlik ilkesini yok eden kişi hak ve özgürlükleri ile hak arama yollarını daraltan ve yargıyı hiyerarşik bir yapı içinde yürütme erkinin vesayeti altına alan yukarıda şerh koyduğumuz değişiklikleri ihtiva etmektedir. Şerh konulan değişikliklerin komisyonda görüşülerek çağdaş hukuk anlayışına ve kuvvetler ayrılığı ilkesine uygun hale getirilerek görüşülmesinde yarar görmekteyiz.

      Mehmet Emin Adıyaman Iğdır ALT KOMİSYON METNİ BÖLGE ADLİYE VE BÖLGE İDARE MAHKEMELERİNİN İŞLEYİŞİNDE ORTAYA ÇIKAN SORUNLARIN GİDERİLMESİ AMACIYLA

  21. 24 Kasım 2016

  22. 3 Ekim 2016

    • Değiştirildi Madde 59 geçmişi 676 sayılı KHK, md. 6 · 7070 sayılı Kanunla aynen kabul
    • Eklendi Madde 59 geçmişi 676 sayılı KHK, md. 6 · 7070 sayılı Kanunla aynen kabul
    • Eklendi Madde 59 geçmişi 676 sayılı KHK, md. 6 · 7070 sayılı Kanunla aynen kabul
    • Eklendi Madde 59 geçmişi 676 sayılı KHK, md. 6 · 7070 sayılı Kanunla aynen kabul
    • Eklendi Madde 59 geçmişi 676 sayılı KHK, md. 6 · 7070 sayılı Kanunla aynen kabul
    • Eklendi Madde 59 geçmişi 676 sayılı KHK, md. 6 · 7070 sayılı Kanunla aynen kabul
    • Eklendi Madde 59 geçmişi 676 sayılı KHK, md. 6 · 7070 sayılı Kanunla aynen kabul
    • Eklendi Madde 59 geçmişi 676 sayılı KHK, md. 6 · 7070 sayılı Kanunla aynen kabul
  23. 15 Ağustos 2016

  24. 25 Aralık 2015

    • Değiştirildi Geçici Madde 4 geçmişi (madde) 6655 sayılı Kanun, md. 5
      Eski ifade
      31/12/2015
      Yeni ifade
      31/12/2020
  25. 18 Haziran 2014

    • Değiştirildi Madde 105/A geçmişi 6545 sayılı Kanun, md. 80
    • Değiştirildi Madde 106 geçmişi 6545 sayılı Kanun, md. 81
    • Değiştirildi Madde 106 geçmişi 6545 sayılı Kanun, md. 81
    • Eklendi Madde 108 geçmişi 6545 sayılı Kanun, md. 82
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108 inci maddesinde değişiklik yapmak suretiyle, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanlara uygulanacak koşullu salıverilme süreleri yeniden düzenlenmektedir.

      Maddeye eklenen sekizinci fıkrayla, mükerrir olup olmadıklarına bakılmaksızın, çocuğa karşı işlenen bir suçtan dolayı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyet halinde hükümlülerin ceza infaz kurumlarında kalacağı süre önemli oranda artırılmaktadır.

      Maddeye eklenen dokuzuncu fıkrayla, Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı suçundan, 103 üncü maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı suçundan, 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçu ile 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar, ilk defa suç işlemiş olsalar bile, koşullu salıverilmeden yararlanabilmeleri bakımından mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi olmaktadırlar.

      Böylelikle, bu hükümlülerin daha uzun süre ceza infaz kurumunda kalması sağlanmış olacaktır.

      Diğer yandan, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçların faillerine hapis cezası vermek suretiyle, bu kişileri ceza infaz kurumuna almak, toplumu ve çocukları korumak ayrıca faili ıslah etmek için yeterli bir tedbir ve ceza hukuku yaptırımı olarak kabul edilmemektedir. Failin aynı zamanda tedavi edilmesi ve bazı yükümlülüklere tabi tutulması da gerekmektedir. Bu failler bakımından uygulanacak tedavi ve yükümlülüklere ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

    • Eklendi Madde 108 geçmişi 6545 sayılı Kanun, md. 82
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108 inci maddesinde değişiklik yapmak suretiyle, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanlara uygulanacak koşullu salıverilme süreleri yeniden düzenlenmektedir.

      Maddeye eklenen sekizinci fıkrayla, mükerrir olup olmadıklarına bakılmaksızın, çocuğa karşı işlenen bir suçtan dolayı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyet halinde hükümlülerin ceza infaz kurumlarında kalacağı süre önemli oranda artırılmaktadır.

      Maddeye eklenen dokuzuncu fıkrayla, Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı suçundan, 103 üncü maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı suçundan, 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçu ile 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar, ilk defa suç işlemiş olsalar bile, koşullu salıverilmeden yararlanabilmeleri bakımından mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi olmaktadırlar.

      Böylelikle, bu hükümlülerin daha uzun süre ceza infaz kurumunda kalması sağlanmış olacaktır.

      Diğer yandan, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçların faillerine hapis cezası vermek suretiyle, bu kişileri ceza infaz kurumuna almak, toplumu ve çocukları korumak ayrıca faili ıslah etmek için yeterli bir tedbir ve ceza hukuku yaptırımı olarak kabul edilmemektedir. Failin aynı zamanda tedavi edilmesi ve bazı yükümlülüklere tabi tutulması da gerekmektedir. Bu failler bakımından uygulanacak tedavi ve yükümlülüklere ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

    • Eklendi Madde 108 geçmişi 6545 sayılı Kanun, md. 82
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108 inci maddesinde değişiklik yapmak suretiyle, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanlara uygulanacak koşullu salıverilme süreleri yeniden düzenlenmektedir.

      Maddeye eklenen sekizinci fıkrayla, mükerrir olup olmadıklarına bakılmaksızın, çocuğa karşı işlenen bir suçtan dolayı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyet halinde hükümlülerin ceza infaz kurumlarında kalacağı süre önemli oranda artırılmaktadır.

      Maddeye eklenen dokuzuncu fıkrayla, Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı suçundan, 103 üncü maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı suçundan, 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçu ile 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar, ilk defa suç işlemiş olsalar bile, koşullu salıverilmeden yararlanabilmeleri bakımından mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi olmaktadırlar.

      Böylelikle, bu hükümlülerin daha uzun süre ceza infaz kurumunda kalması sağlanmış olacaktır.

      Diğer yandan, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçların faillerine hapis cezası vermek suretiyle, bu kişileri ceza infaz kurumuna almak, toplumu ve çocukları korumak ayrıca faili ıslah etmek için yeterli bir tedbir ve ceza hukuku yaptırımı olarak kabul edilmemektedir. Failin aynı zamanda tedavi edilmesi ve bazı yükümlülüklere tabi tutulması da gerekmektedir. Bu failler bakımından uygulanacak tedavi ve yükümlülüklere ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

    • Eklendi Madde 108 geçmişi 6545 sayılı Kanun, md. 82
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108 inci maddesinde değişiklik yapmak suretiyle, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanlara uygulanacak koşullu salıverilme süreleri yeniden düzenlenmektedir.

      Maddeye eklenen sekizinci fıkrayla, mükerrir olup olmadıklarına bakılmaksızın, çocuğa karşı işlenen bir suçtan dolayı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyet halinde hükümlülerin ceza infaz kurumlarında kalacağı süre önemli oranda artırılmaktadır.

      Maddeye eklenen dokuzuncu fıkrayla, Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı suçundan, 103 üncü maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı suçundan, 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçu ile 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar, ilk defa suç işlemiş olsalar bile, koşullu salıverilmeden yararlanabilmeleri bakımından mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi olmaktadırlar.

      Böylelikle, bu hükümlülerin daha uzun süre ceza infaz kurumunda kalması sağlanmış olacaktır.

      Diğer yandan, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçların faillerine hapis cezası vermek suretiyle, bu kişileri ceza infaz kurumuna almak, toplumu ve çocukları korumak ayrıca faili ıslah etmek için yeterli bir tedbir ve ceza hukuku yaptırımı olarak kabul edilmemektedir. Failin aynı zamanda tedavi edilmesi ve bazı yükümlülüklere tabi tutulması da gerekmektedir. Bu failler bakımından uygulanacak tedavi ve yükümlülüklere ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

    • Eklendi Madde 108 geçmişi 6545 sayılı Kanun, md. 82
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108 inci maddesinde değişiklik yapmak suretiyle, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanlara uygulanacak koşullu salıverilme süreleri yeniden düzenlenmektedir.

      Maddeye eklenen sekizinci fıkrayla, mükerrir olup olmadıklarına bakılmaksızın, çocuğa karşı işlenen bir suçtan dolayı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyet halinde hükümlülerin ceza infaz kurumlarında kalacağı süre önemli oranda artırılmaktadır.

      Maddeye eklenen dokuzuncu fıkrayla, Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı suçundan, 103 üncü maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı suçundan, 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçu ile 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar, ilk defa suç işlemiş olsalar bile, koşullu salıverilmeden yararlanabilmeleri bakımından mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi olmaktadırlar.

      Böylelikle, bu hükümlülerin daha uzun süre ceza infaz kurumunda kalması sağlanmış olacaktır.

      Diğer yandan, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçların faillerine hapis cezası vermek suretiyle, bu kişileri ceza infaz kurumuna almak, toplumu ve çocukları korumak ayrıca faili ıslah etmek için yeterli bir tedbir ve ceza hukuku yaptırımı olarak kabul edilmemektedir. Failin aynı zamanda tedavi edilmesi ve bazı yükümlülüklere tabi tutulması da gerekmektedir. Bu failler bakımından uygulanacak tedavi ve yükümlülüklere ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

    • Eklendi Madde 16 geçmişi (fıkra) 6545 sayılı Kanun, md. 79

      18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 79 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bakımından” ibaresinden sonra gelmek üzere “ağır ve somut” ibaresi eklenmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      5275 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin altıncı fıkrasında, maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmların cezalarının infazının geri bırakılacağı düzenlenmiştir. Ancak, fıkradaki “toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı” ibaresinin çok geniş yorumlanması ve bu imkandan yararlanması gereken hükümlülerin soyut gerekçelerle yararlanamaması nedeniyle anılan düzenlemenin sınırlı şekilde uygulandığı gözlemlenmiştir.

      Bu itibarla, fıkrada yer alan “toplum güvenliği bakımından tehlikelilik” unsuruna “ağır ve somut bir tehlike” kriteri eklenmek suretiyle, ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum bakımından ağır ve somut bir tehlike oluşturmayan mahkûmların cezalarının infazının geri bırakılması amaçlanmaktadır. Düzenlemeye göre, ağır ve somut tehlike açıkça belirlenmediği ve gerekçelendirilmediği takdirde bu mahkûmların cezasının infazı geri bırakılabilecektir.

      Nuri /

    • Eklendi Madde 106 geçmişi (fıkra) 6545 sayılı Kanun, md. 81

      18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 81 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “İnfaz edilen hapsin” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kamuya yararlı işte çalışmanın” ibaresi eklenmiştir.

  26. 3 Ekim 2013

  27. 27 Haziran 2013

    • Değiştirildi Madde 85 geçmişi 6494 sayılı Kanun, md. 26
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda, Adalet Bakanlığının izni ile kurum, kurul ve kuruluşların heyet halinde veya bireysel olarak ceza infaz kurumlarını ziyaret edebilmeleri ve hükümlülerle görüşebilmeleri yeniden düzenlenmektedir.

    • Değiştirildi Madde 116 geçmişi 6494 sayılı Kanun, md. 27
      Eski ifade
      , 78 ilâ 88 inci maddelerinde
      Yeni ifade
      ve 78 ila 88 inci maddelerinde
  28. 25 Nisan 2013

    • Değiştirildi Madde 16 geçmişi (fıkra) 6462 sayılı Kanun, md. 1
      Eski ifade
      sakatlık
      Yeni ifade
      engellilik
    • Değiştirildi Madde 105/A geçmişi (fıkra) 6462 sayılı Kanun, md. 1
      Eski ifade
      sakatlık
      Yeni ifade
      engellilik
  29. 11 Nisan 2013

  30. 24 Ocak 2013

    • Eklendi Madde 16 geçmişi 6411 sayılı Kanun, md. 3
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinde düzenlenen, hapis cezasının infazının hastalık nedeniyle ertelenmesi hâllerine yeni bir erteleme nedeni getirilmektedir.

      Yürürlükteki düzenlemeye göre, ceza infaz kurumundaki mahkûmun hastalığı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil etmesi durumunda, hapis cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılmaktadır.

      Maddenin ikinci fıkrasında yer alan bu düzenlemeye ilave olarak, eklenen beşinci fıkrayla, “ağır bir hastalık veya sakatlık nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettirememe” hâlinde de infazın ertelenebilmesi nedenleri arasına alınmaktadır.

      İnfazın geri bırakılabilmesi için, Cumhuriyet başsavcılığınca hükümlünün toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı değerlendirmesinin yapılması gerekmektedir.

      Geri bırakma kararı üçüncü fıkrada belirlenen usule göre verilebilecektir.

      Diğer taraftan, mevcut düzenlemede, raporda bir süre bulunmadığı takdirde üçer aylık dönemlerde hastalık değerlendirilmektedir. Değişiklikle, üç aylık süre, bir yıla çıkarılmaktadır.

      Ayrıca, maddenin dördüncü fıkrasında, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadınların hapis cezasının infazının geri bırakılacağı düzenlenmiştir. Tasarının çerçeve 5 inci maddesiyle, Kanunun 51 inci maddesinde yapılması öngörülen düzenlemeyle, hükümlü ve tutuklulara ödül olarak eş görüşmesi imkânı getirilmektedir. Bunun sonucu olarak, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yer alan suçlardan mahkûm olanlardan kapalı ceza infaz kurumuna girdikten sonra gebe kalanların hapis cezalarının geri bırakılmamasına yönelik bir düzenleme yapılmaktadır. Bu kişilerin cezası, ceza infaz kurumlarında kendileri için düzenlenen uygun yerlerde infaz edilecektir.

    • Eklendi Madde 16 geçmişi 6411 sayılı Kanun, md. 3
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinde düzenlenen, hapis cezasının infazının hastalık nedeniyle ertelenmesi hâllerine yeni bir erteleme nedeni getirilmektedir.

      Yürürlükteki düzenlemeye göre, ceza infaz kurumundaki mahkûmun hastalığı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil etmesi durumunda, hapis cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılmaktadır.

      Maddenin ikinci fıkrasında yer alan bu düzenlemeye ilave olarak, eklenen beşinci fıkrayla, “ağır bir hastalık veya sakatlık nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettirememe” hâlinde de infazın ertelenebilmesi nedenleri arasına alınmaktadır.

      İnfazın geri bırakılabilmesi için, Cumhuriyet başsavcılığınca hükümlünün toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı değerlendirmesinin yapılması gerekmektedir.

      Geri bırakma kararı üçüncü fıkrada belirlenen usule göre verilebilecektir.

      Diğer taraftan, mevcut düzenlemede, raporda bir süre bulunmadığı takdirde üçer aylık dönemlerde hastalık değerlendirilmektedir. Değişiklikle, üç aylık süre, bir yıla çıkarılmaktadır.

      Ayrıca, maddenin dördüncü fıkrasında, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadınların hapis cezasının infazının geri bırakılacağı düzenlenmiştir. Tasarının çerçeve 5 inci maddesiyle, Kanunun 51 inci maddesinde yapılması öngörülen düzenlemeyle, hükümlü ve tutuklulara ödül olarak eş görüşmesi imkânı getirilmektedir. Bunun sonucu olarak, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yer alan suçlardan mahkûm olanlardan kapalı ceza infaz kurumuna girdikten sonra gebe kalanların hapis cezalarının geri bırakılmamasına yönelik bir düzenleme yapılmaktadır. Bu kişilerin cezası, ceza infaz kurumlarında kendileri için düzenlenen uygun yerlerde infaz edilecektir.

    • Değiştirildi Madde 17 geçmişi 6411 sayılı Kanun, md. 4
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde düzenlenen, hükümlünün istemiyle infazın ertelenmesi şartlarından bazılarında değişiklik yapılmakta ve erteleme kapsamı genişletilmektedir.

      Mevcut düzenlemede üç yıl ve daha az süreli hapis cezaları için öngörülen erteleme miktarı, kasten işlenen suçlardan üç yıl, taksirle işlenen suçlardan ise beş yıl veya daha az süreli hapis cezaları bakımından düzenlenmektedir. Altı aylık erteleme süresi, en fazla iki yıla çıkarılmaktadır. Erteleme, her defasında bir yılı geçmemek üzere, en fazla iki kez uygulanabilecektir. Erteleme yapılabilmesi için, hükümlünün çağrı üzerine gelmesi ve talep etmesi gerekmektedir. Erteleme kararı Cumhuriyet Başsavcılığınca verilecektir. Erteleme süresi içinde hükümlü hakkında kasten işlenen bir suçtan dolayı kamu davası açılması hâlinde, Cumhuriyet Başsavcılığınca erteleme kararı kaldırılacak ve ceza derhal infaz olunacaktır. Erteleme imkânından; terör suçlarından mahkûm olanlar, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan mahkûm olanlar, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar, mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilenler ve disiplin veya tazyik hapsine mahkûm olanlar faydalanamayacaktır.

      Diğer yandan, mevcut düzenlemede, zorunlu ve çok ivedi hâllerde, Cumhuriyet Başsavcılığınca altı ayı geçmeyen sürelerle infaza ara verilebilmektedir. Değişiklikle, zorunlu ve çok ivedi hâller arasına; ana, baba, eş veya çocuklarının ölümü veya bu kişilerin sürekli hastalık veya malûllükleri nedeniyle ailenin ticari faaliyetlerinin yürütülebilmesinin imkânsız hâle gelmesi durumu da eklenmektedir.

      Gökhan /

    • Değiştirildi Madde 19 geçmişi 6411 sayılı Kanun, md. 5
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası değiştirilmekte ve maddeye yeni bir fıkra eklenmektedir. Mevcut düzenlemeye göre, üç yıldan fazla hapis cezalarının infazı için doğrudan yakalama emri çıkarılmaktadır. Değişiklikle, üç yıllık sınır, kasten işlenen suçlar bakımından korunmakta, taksirle işlenen suçlar bakımından ise beş yıla çıkarılmaktadır.

      Maddeye eklenmesi öngörülen üçüncü fıkra uyarınca adlî para cezasından çevrilen hapsin infazında hükümlüye öncelikle çağrı kâğıdı gönderilecek, gelmediği takdirde yakalama emri çıkarılacaktır. Bu düzenlemeye göre adlî para cezasının infazında hükümlüye önce ödeme emri gönderilecek, ödemediği takdirde çağrı kâğıdı gönderilecek, gelmediği takdirde yakalama emri çıkarılacaktır.

      Maddede yapılan düzenlemeyle, açık ceza infaz kurumuna doğrudan gönderilen hükümlülerin durumları bakımından uyum sağlanması amaçlanmaktadır.

    • Eklendi Madde 19 geçmişi 6411 sayılı Kanun, md. 5
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası değiştirilmekte ve maddeye yeni bir fıkra eklenmektedir. Mevcut düzenlemeye göre, üç yıldan fazla hapis cezalarının infazı için doğrudan yakalama emri çıkarılmaktadır. Değişiklikle, üç yıllık sınır, kasten işlenen suçlar bakımından korunmakta, taksirle işlenen suçlar bakımından ise beş yıla çıkarılmaktadır.

      Maddeye eklenmesi öngörülen üçüncü fıkra uyarınca adlî para cezasından çevrilen hapsin infazında hükümlüye öncelikle çağrı kâğıdı gönderilecek, gelmediği takdirde yakalama emri çıkarılacaktır. Bu düzenlemeye göre adlî para cezasının infazında hükümlüye önce ödeme emri gönderilecek, ödemediği takdirde çağrı kâğıdı gönderilecek, gelmediği takdirde yakalama emri çıkarılacaktır.

      Maddede yapılan düzenlemeyle, açık ceza infaz kurumuna doğrudan gönderilen hükümlülerin durumları bakımından uyum sağlanması amaçlanmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 51 geçmişi 6411 sayılı Kanun, md. 6
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.

      Maddenin mevcut düzenlemesinde, ödüllendirmeye ilişkin hususlar Tüzüğe bırakıldığı için, ödüllendirme sistemi Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzükte ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

      Değişiklikle, hükümlülere verilecek ödüllerin neler olduğu maddede saymak suretiyle belirlenmekte ve Tüzükte düzenlenen ödüllere ilaveten aile görüşmesi de eklenmektedir.

      Kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan evli hükümlülerin, eşleriyle ceza infaz kurumu görevlisinin yakın nezareti olmaksızın görüşme yapması, ödül olarak düzenlenmektedir. Hükümlüler, üç ayda bir, üç saatten yirmidört saate kadar görüşme yapabilecektir.

      Diğer yandan, 5275 sayılı Kanunun 95 inci maddesine göre, açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülere, yılda üç kez yol hariç üç güne kadar izin verilebildiğinden, açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlere bu ödül verilmeyecektir.

      Öte yandan, çocuk hükümlülerin de ana ve babasıyla personelin yakın nezareti olmaksızın aile görüşmesi yapması, ödül olarak düzenlenmektedir. Çocuk hükümlüler, ana ve babasıyla iki ayda bir, üç saatten yirmidört saate kadar aile görüşmesi yapabilecektir.

      Ödüllendirme sisteminin usûl ve esasları ile bu ödüllerden yararlanmanın kapsam ve şartları suç türleri dikkate alınarak yönetmelikle belirlenecektir.

    • Eklendi Madde 54 geçmişi (cümle) 6411 sayılı Kanun, md. 7
    • Değiştirildi Madde 58 geçmişi 6411 sayılı Kanun, md. 8
      Eski ifade
      Nakil
      Yeni ifade
      Görevli nezaretinde yapılan nakiller
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında değişiklikler yapılmaktadır. Maddenin üçüncü fıkrasının mevcut düzenlemesine göre, hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna veya açık ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna nakilleri, kurum görevlilerinin gözetiminde yapılmaktadır. Değişiklikle, açık ceza infaz kurumuna ayrılan hükümlülerin kurum görevlisi olmaksızın kendilerinin açık ceza infaz kurumuna gitmeleri sağlanmaktadır. Hükümlünün, aynı il sınırları içinde bulunan ceza infaz kurumları arasındaki nakillerde aynı gün içinde, farklı illerde bulunan ceza infaz kurumları arasındaki nakillerde ise kurum amirinin kırksekiz saati geçmeyecek şekilde belirleyeceği süre içinde nakledildiği açık ceza infaz kurumuna giriş yapması gerekmektedir. Ceza infaz kurumu amiri, hükümlünün nakledileceği ceza infaz kurumunun uzaklığı ile ulaşım koşullarını değerlendirmek suretiyle bu süreyi belirlemesi gerekmektedir.

      Maddenin dördüncü fıkrasında yapılan değişikliğe göre, görevli nezaretinde yapılan nakiller sırasında hükümlünün iaşe ve bedensel ihtiyaçları kurumca karşılanacak, diğer hâllerde ise hükümlü ihtiyaçlarını kendisi karşılayacaktır.

      Gökhan /

    • Eklendi Madde 83 geçmişi (cümle) 6411 sayılı Kanun, md. 9
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 83 üncü maddesinin birinci fıkrasına çocuk hükümlüler için ziyaret süresinin bir saatten az olmayacağı ve bu sürenin üç saate kadar uzatılabileceği yönünde bir cümle eklenmektedir.

    • Değiştirildi Madde 94 geçmişi (ikinci cümle) 6411 sayılı Kanun, md. 10
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılmakta ve ölüm veya hastalık nedeniyle hükümlüye verilen mazeret izinlerinde hükümlünün nerede kalacağı hususuna açıklık getirilmektedir.

    • Değiştirildi Madde 116 geçmişi (birinci cümle) 6411 sayılı Kanun, md. 12
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 116 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında değişiklik yapılmakta ve ölüm veya hastalık nedeniyle tutukluya verilen mazeret izinlerinde tutuklunun nerede kalacağı hususuna açıklık getirilmektedir.

    • Eklendi Madde 116 geçmişi 6411 sayılı Kanun, md. 12
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 116 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında değişiklik yapılmakta ve ölüm veya hastalık nedeniyle tutukluya verilen mazeret izinlerinde tutuklunun nerede kalacağı hususuna açıklık getirilmektedir.

    • Eklendi Geçici Madde 4 geçmişi 6411 sayılı Kanun, md. 13
    • Değiştirildi Madde 16 geçmişi (fıkra) 6411 sayılı Kanun, md. 3
      Eski ifade
      üçer aylık
      Yeni ifade
      birer yıllık
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinde düzenlenen, hapis cezasının infazının hastalık nedeniyle ertelenmesi hâllerine yeni bir erteleme nedeni getirilmektedir.

      Yürürlükteki düzenlemeye göre, ceza infaz kurumundaki mahkûmun hastalığı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil etmesi durumunda, hapis cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılmaktadır.

      Maddenin ikinci fıkrasında yer alan bu düzenlemeye ilave olarak, eklenen beşinci fıkrayla, “ağır bir hastalık veya sakatlık nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettirememe” hâlinde de infazın ertelenebilmesi nedenleri arasına alınmaktadır.

      İnfazın geri bırakılabilmesi için, Cumhuriyet başsavcılığınca hükümlünün toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı değerlendirmesinin yapılması gerekmektedir.

      Geri bırakma kararı üçüncü fıkrada belirlenen usule göre verilebilecektir.

      Diğer taraftan, mevcut düzenlemede, raporda bir süre bulunmadığı takdirde üçer aylık dönemlerde hastalık değerlendirilmektedir. Değişiklikle, üç aylık süre, bir yıla çıkarılmaktadır.

      Ayrıca, maddenin dördüncü fıkrasında, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadınların hapis cezasının infazının geri bırakılacağı düzenlenmiştir. Tasarının çerçeve 5 inci maddesiyle, Kanunun 51 inci maddesinde yapılması öngörülen düzenlemeyle, hükümlü ve tutuklulara ödül olarak eş görüşmesi imkânı getirilmektedir. Bunun sonucu olarak, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yer alan suçlardan mahkûm olanlardan kapalı ceza infaz kurumuna girdikten sonra gebe kalanların hapis cezalarının geri bırakılmamasına yönelik bir düzenleme yapılmaktadır. Bu kişilerin cezası, ceza infaz kurumlarında kendileri için düzenlenen uygun yerlerde infaz edilecektir.

    • Değiştirildi Madde 95 geçmişi (fıkra) 6411 sayılı Kanun, md. 11
      Eski ifade
      yılda en çok üç kez olmak üzere her defasında
      Yeni ifade
      üç ayda bir,
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 95 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.

      Maddenin mevcut düzenlemesi uyarınca açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülere aileleriyle bağlarını sürdürmelerini veya güçlendirmelerini ve dış dünyaya uyumlarını sağlamak amacıyla yılda en çok üç kez izin verilebilmektedir. Tasarıyla 5275 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde yapılması öngörülen değişiklik karşısında izin hakkının dörde çıkarılması için maddede değişiklik yapılmaktadır.

      Diğer yandan, mevcut düzenlemede izin hakkının hangi aralıklarla kullanılacağı belirlenmemiştir.

      Yapılan değişiklikle izin hakkının kullanılma aralığı da belirlenmektedir.

  31. 18 Temmuz 2012

  32. 27 Nisan 2012

    • Değiştirildi Madde 94 geçmişi 6301 sayılı Kanun, md. 1
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle 5275 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle, yüksek güvenlikli ceza infaz kurumunda bulunanlar da dahil olmak üzere, güvenlik bakımından sakınca oluşturmaması koşuluyla tehlikeli olmayan hükümlülerin, dış güvenlik görevlisinin refakatinde bulunmak şartıyla, talebi ve Cumhuriyet Başsavcısının onayıyla, ikinci derece dahil kan veya kayın hısımlarından birinin ya da eşinin ölümü nedeniyle cenazesine katılması için izin verileceği düzenlenmektedir.

      Ayrıca, hükümlünün ana, baba, eş, kardeş, çocuk ile eşinin anne veya babasından birinin yaşamsal tehlike oluşturacak önemli ve ağır hastalık hallerinin bulunması ve bu durumun sağlık kurulu raporu ile belgelendirilmesi şartıyla hükümlülere hasta ziyareti için bir gün izin verilebileceği düzenlenmiştir.

      Bununla birlikte izin verilen hükümlünün, gece vaktini infaz kurumları da dahil olmak üzere nerede geçireceğinin, kendisine izin veren merci tarafından belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

      DİLEK 136

    • Eklendi Madde 116 geçmişi 6301 sayılı Kanun, md. 2
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle 5275 sayılı Kanunun 116 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkrayla tutukluların, ana, baba, eş, kardeş, çocuk ile eşinin anne veya babasından birinin yaşamsal tehlike oluşturacak önemli ve ağır hastalık hallerinin bulunduğunun sağlık kurulu raporu ile belgelendirilmesi durumunda tutukluya, soruşturmanın veya kovuşturmanın selameti ve güvenlik bakımından sakınca oluşturmaması koşuluyla, soruşturma evresinde soruşturmayı yapan Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde kovuşturmayı yürüten hâkim veya mahkeme tarafından, dış güvenlik görevlisinin refakatinde yol süresi dışında hasta ziyareti için bir gün izin verilebileceği düzenlenmiştir. Söz konusu iznin fıkrada sayılanların her biri için bir defaya mahsus olmak üzere verileceği belirtilmiştir. Maddeye eklenen dördüncü fıkrayla ise maddenin, ikinci ve üçüncü fıkralarına göre izin verilen tutuklunun, gece vaktini infaz kurumları da dahil olmak üzere nerede geçireceğinin, izin veren merci tarafından belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

    • Eklendi Madde 116 geçmişi 6301 sayılı Kanun, md. 2
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle 5275 sayılı Kanunun 116 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkrayla tutukluların, ana, baba, eş, kardeş, çocuk ile eşinin anne veya babasından birinin yaşamsal tehlike oluşturacak önemli ve ağır hastalık hallerinin bulunduğunun sağlık kurulu raporu ile belgelendirilmesi durumunda tutukluya, soruşturmanın veya kovuşturmanın selameti ve güvenlik bakımından sakınca oluşturmaması koşuluyla, soruşturma evresinde soruşturmayı yapan Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde kovuşturmayı yürüten hâkim veya mahkeme tarafından, dış güvenlik görevlisinin refakatinde yol süresi dışında hasta ziyareti için bir gün izin verilebileceği düzenlenmiştir. Söz konusu iznin fıkrada sayılanların her biri için bir defaya mahsus olmak üzere verileceği belirtilmiştir. Maddeye eklenen dördüncü fıkrayla ise maddenin, ikinci ve üçüncü fıkralarına göre izin verilen tutuklunun, gece vaktini infaz kurumları da dahil olmak üzere nerede geçireceğinin, izin veren merci tarafından belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

  33. 5 Nisan 2012

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 105 geçmişi 6291 sayılı Kanun, md. 3
      Değişikliğin gerekçesi

      5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 105 inci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında, ceza infaz kurumunda bulunan hükümlüler için, koşullu salıverilme tarihinden önce, hükümlülerin erken salıverilmesini öngören, takdire bağlı farklı bir sistem öngörülmüştür. Yapılan yeni düzenlemeyle, bu sistem genişletilerek, "cezaların denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infazı" şeklinde alternatif bir infaz şekli oluşturulmaktadır. Bu nedenle anılan Kanunun 105 inci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.

    • Eklendi Madde 105/A geçmişi 6291 sayılı Kanun, md. 1
    • Eklendi Geçici Madde 3 geçmişi 6291 sayılı Kanun, md. 2
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, 5275 sayılı Kanuna bir geçici madde eklenmektedir. Geçici 3 üncü maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla koşullu salıverilmelerine bir yıldan az süre kalan; açık ceza infaz kurumunda bulunanlar ile kapalı ceza infaz kurumunda bulunup da açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartlarını taşıyan, iyi halli hükümlülerin talepleri halinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilebilecektir.

      Öte yandan, 5275 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne göre, mahkûmiyet sürelerinin geriye kalan yarısı kamuya yararlı bir işte çalışmak suretiyle infaz edilmekte olan hükümlülerden koşullu salıverilme süresini tamamlamayanların cezalarının infazına 105/A maddesi hükümleri uyarınca devam olunacaktır. Koşullu salıverilme süresini tamamlayanların infaz dosyaları ise 5275 sayılı Kanunun 107 nci ve 108 inci maddeleri uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilecektir.

      Bu maddeyle olası mağduriyetlerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

      FFAATTMMAA

  34. 8 Ağustos 2011

    • Değiştirildi Madde 85 geçmişi 650 sayılı KHK, md. 28
    • Değiştirildi Madde 116 geçmişi 650 sayılı KHK, md. 30
      Eski ifade
      78 ilâ 84 ve 86 ilâ 88
      Yeni ifade
      78 ilâ 88
    • İptal edildi Madde 85 geçmişi (madde başlığı) 650 sayılı KHK, md. 28
      Eski ifade
      Heyetlerin ceza infaz kurumlarını ziyaretleri
  35. 31 Mart 2011

    • Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 116 ncı maddesine fıkra eklenmektedir. Bu maddede tutukluların yükümlülükleri düzenlenmiş olup, aynı Kanunun 9, 16, 21, 22, 26 ila 28, 34 ila 53, 55 ila 62, 66 ila 76, 78 ila 84 ve 86 ila 88 inci maddelerinde düzenlenen hükümlerin, tutukluluk haliyle uzlaşır nitelikte olanlarının, tutuklular hakkında da uygulanabileceği belirtilmektedir.

      Bunlar arasında mazeret izninin düzenlendiği 94 üncü madde bulunmamaktadır. Oysaki hükümlüler bakımından kabul edilen mazeret nedenleri, tutuklular bakımından da haklı ve geçerli bir nedendir. Düzenlemeyle, bu eşitsizliğin giderilmesi ve tutukluların da yakınlarının cenazesine katılabilmesi için mazeret izninden faydalanabilmesi imkânı tanınmaktadır.

      Ancak, tutuklulara bu hak tanınırken, tutuklamanın amacına uygun bazı koşullar öngörülmektedir.

      Buna göre, tutukluya, ana, baba, eş, kardeş veya çocuğunun ölümü hâlinde, cenazeye katılması için soruşturma evresinde soruşturmayı yapan Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde ise, kovuşturmayı yürüten hâkim veya mahkeme tarafından, yol hariç iki güne kadar izin verilebilecektir.

      Bu izin, soruşturmanın veya kovuşturmanın selameti ve güvenlik bakımından sakınca oluşturmaması koşuluyla ve dış güvenlik görevlisinin refakatinde verilebilecektir.

  36. 22 Temmuz 2010

  37. 26 Şubat 2008

    • Değiştirildi Madde 106 geçmişi 5739 sayılı Kanun, md. 5
      Değişikliğin gerekçesi

      5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesinin altıncı fıkrasında yapılan değişikliğin zorunlu sonucu olarak, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106 ncı maddesinin dördüncü ve dokuzuncu fıkralarında değişiklik yapılmış ve keza, onuncu fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Bu suretle, kasten işlenen suçlarda hükmolunan kısa süreli hapis cezasının veya taksirle işlenen suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezasının seçenek yaptırım olarak adli para cezasına çevrilmesine rağmen bu cezanın süresinde ödenmemesi halinde, bu cezanın infazıyla ilgili olarak 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106 ncı maddesi hükümlerinin uygulanmasına imkan tanınmış olacaktır.

    • Değiştirildi Madde 106 geçmişi 5739 sayılı Kanun, md. 5
      Değişikliğin gerekçesi

      5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesinin altıncı fıkrasında yapılan değişikliğin zorunlu sonucu olarak, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106 ncı maddesinin dördüncü ve dokuzuncu fıkralarında değişiklik yapılmış ve keza, onuncu fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Bu suretle, kasten işlenen suçlarda hükmolunan kısa süreli hapis cezasının veya taksirle işlenen suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezasının seçenek yaptırım olarak adli para cezasına çevrilmesine rağmen bu cezanın süresinde ödenmemesi halinde, bu cezanın infazıyla ilgili olarak 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106 ncı maddesi hükümlerinin uygulanmasına imkan tanınmış olacaktır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 106 geçmişi 5739 sayılı Kanun, md. 5
      Değişikliğin gerekçesi

      5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesinin altıncı fıkrasında yapılan değişikliğin zorunlu sonucu olarak, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106 ncı maddesinin dördüncü ve dokuzuncu fıkralarında değişiklik yapılmış ve keza, onuncu fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Bu suretle, kasten işlenen suçlarda hükmolunan kısa süreli hapis cezasının veya taksirle işlenen suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezasının seçenek yaptırım olarak adli para cezasına çevrilmesine rağmen bu cezanın süresinde ödenmemesi halinde, bu cezanın infazıyla ilgili olarak 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106 ncı maddesi hükümlerinin uygulanmasına imkan tanınmış olacaktır.

  38. 25 Mayıs 2005

    • Değiştirildi Madde 9 geçmişi 5351 sayılı Kanun, md. 1
      Değişikliğin gerekçesi

      5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 9 uncu maddesinin beşinci fıkrası, sadece süreli hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin diğer ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine imkân sağlamakta olup, yapılan bu değişiklik ile müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar veya maddenin üçüncü fıkrası gereğince yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarına gönderilenlerin de diğer ceza infaz kurumlarına belli şartların sonucunda gönderilmesine imkân sağlanacaktır.

    • Eklendi Madde 23 geçmişi (cümle) 5351 sayılı Kanun, md. 2
      Değişikliğin gerekçesi

      5275 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine göre, gözlem sonunda bütün hükümlülerin dosyalarının Bakanlığa gönderilmesi ve hükümlünün gönderileceği infaz kurumunun Bakanlıkça belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan bu yeni düzenleme ile, gözlem ve sınıflandırma sonunda idare ve gözlem kurulunca aynı ceza infaz kurumunda veya bağlı mülhakat ceza infaz kurumlarında kalması uygun bulunan hükümlülerin dosyaları Bakanlığa gönderilmeyecek ve bulundukları veya Cumhuriyet başsavcılığınca gönderilecekleri mülhakat ceza infaz kurumunda infaza devam olunacak ve böylece gereksiz yazışma ve masrafın önüne geçilecektir.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 23 geçmişi (ikinci cümle) 5351 sayılı Kanun, md. 2
      Değişikliğin gerekçesi

      5275 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine göre, gözlem sonunda bütün hükümlülerin dosyalarının Bakanlığa gönderilmesi ve hükümlünün gönderileceği infaz kurumunun Bakanlıkça belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan bu yeni düzenleme ile, gözlem ve sınıflandırma sonunda idare ve gözlem kurulunca aynı ceza infaz kurumunda veya bağlı mülhakat ceza infaz kurumlarında kalması uygun bulunan hükümlülerin dosyaları Bakanlığa gönderilmeyecek ve bulundukları veya Cumhuriyet başsavcılığınca gönderilecekleri mülhakat ceza infaz kurumunda infaza devam olunacak ve böylece gereksiz yazışma ve masrafın önüne geçilecektir.

    • Değiştirildi Madde 31 geçmişi 5351 sayılı Kanun, md. 3
      Değişikliğin gerekçesi

      5275 sayılı Kanunun 31 inci maddesine göre kurum yönetimi iyi halli olan bir hükümlüyü kurum hizmetlerinde çalıştırılabilmesi için cezasının en az bir yılını çekmiş olması gerekmektedir. Yapılan bu değişiklik ile iyi halli hükümlülerin idare ve gözlem kurulu kararı ile, kurum yönetimi tarafından durumlarına uygun kurum içi hizmetlerde herhangi bir süre koşulu aranmaksızın çalıştırılabilecek ve böylelikle üretken olmaları, sosyalleşmeleri ve tahliye sonrasına hazırlanmaları sağlanacaktır.

    • Değiştirildi Madde 47 geçmişi 5351 sayılı Kanun, md. 4
      Değişikliğin gerekçesi

      5275 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin birinci fıkrasında, kınama ve bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma disiplin cezalarının kurumun en üst amiri tarafından verilip uygulanacağı belirtilmiştir.

      Çocuklar hakkında 5275 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilen eylemlerden dolayı uyarma, ikinci fıkrasında belirtilen eylemlerden dolayı kınama cezası verileceği belirtilmiş ve bu cezalar eylemlerin niteliğine göre sıralanmıştır.

      Kınama cezasının kurumun en üst amiri tarafından verilip uygulanması karşısında uyarma cezasının da kurumun en üst amiri tarafından verilip uygulanması gerekecektir. Yapılan değişiklikle bu husus sağlanmış olacaktır.

    • Eklendi Madde 59 geçmişi (ibare) 5351 sayılı Kanun, md. 5
      Değişikliğin gerekçesi

      5275 sayılı Kanunun 59 uncu maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilmek suretiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 220 nci, dördüncü kısım dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçlardan mahkûm olan hükümlüler ile avukatları arasındaki ilişkiler düzenlenmiştir. Maddede belirtilen suçlardan hükümlülerin avukatlar ile görüşmelerinde suç işlendiğinin veya infaz kurumunun güvenliğini tehlikeye düşürdüğünün veya terör örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine aracılık ettiğinin belirlenmesi halinde Cumhuriyet başsavcılığının istemi ve infaz hâkiminin kararıyla belirlenecek bir görevli görüşmede hazır bulundurulabileceği gibi bu kişilerin avukatlarına verdiği veya avukatlarınca bu kişilere verilen belgeler infaz hâkimince incelenebilecektir. Yapılan inceleme sonucu infaz hâkimi belgenin kısmen veya tamamen verilmemesine ya da verilmemesine karar verilebilecektir. Bu karara karşı ilgililer 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu gereğince itiraz edebileceklerdir.

      Maddenin beşinci fıkrasının başına ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önündeki yargılama sürecine katılan kişilere ilişkin, ülkemizin de 5.5.2004 tarihli ve 5166 sayılı Kanunla uygun bulduğu ve 1.7.2004 tarihinde Bakanlar Kurulunca onaylandığı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Önünde Yargılama Sürecine Katılan Kişilere İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendine paralel olarak yabancı uyruklu avukatların hükümlülerle görüşmesi konusunda Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin uygulanması benimsenmiş ayrıca bu hakkın diğer devletler tarafından Türk uyruklu avukatlara da uygulanması için karşılıklılık esası getirilmiştir.

    • Eklendi Madde 92 geçmişi 5351 sayılı Kanun, md. 6
    • Değiştirildi Madde 107 geçmişi 5351 sayılı Kanun, md. 8
      Değişikliğin gerekçesi

      5275 sayılı Kanunun 107 nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında hükümlünün onsekiz yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır hükmünde geçen "onsekiz ibaresi "onbeş" olarak değiştirilerek uygulamadaki adaletsizliklerin önüne geçilmek istenmiş ve onbeş yaşını doldurmayan çocuklar açısından da lehe bir düzenleme getirilmesi amaçlanmıştır.

      Ayrıca maddenin onüçüncü fıkrasının (b) bendinde yapılması öngörülen değişiklikle uygulamada meydana gelebilecek tereddütler giderilmiş olacaktır.

  39. 31 Mart 2005

    • Değiştirildi Madde 123 geçmişi 5328 sayılı Kanun, md. geçici 1

      Bu bentte yer alan "1 Nisan 2005“ ibaresi, 31/3/2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesiyle "1 Haziran 2005“ şeklinde değiştirilmiştir.