İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 4. hâli

Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK)

Kanun numarası
6769
Kabul tarihi
22.12.2016
Resmî Gazete
10.01.2017 / 29944
Düstur
5. tertip, cilt 58
Son değişiklik
22.07.2020
Madde sayısı
181

İkinci Kitap

Coğrafi İşaret ve Geleneksel Ürün Adı

Üçüncü Kısım

Tescil ve Değişiklik Talepleri

Madde 41

Tescil

(1) Bültende yayımlandığı tarihten itibaren üç ay içinde hakkında herhangi bir itiraz yapılmamış, yapılan itirazlar nihai olarak reddedilmiş veya itirazların değerlendirilmesi sonucunda değişikliğe uğramış başvuru, bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde tescil ücretinin ödenmesi ve ödendiğine ilişkin bilginin aynı süre içinde Kuruma sunulması şartıyla tescil edilir, sicile kaydedilir ve Bültende yayımlanır.

(2) Sicil alenidir. Talep edilmesi hâlinde sicil örneği verilir.

(3) Sicile kayıt, yayım ve tescil işlemlerine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

Madde gerekçesi

Madde ile, coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı başvurularının tescil edilmesine ve sicile kaydına ilişkin hususlar düzenlenmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında başvurunun tescili, sicile kaydı ve Bültende yayımı düzenlenmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında sicilin aleni olduğu belirtilmiş ve sicil örneğinin talep edilmesi halinde verilebileceği hüküm altına alınmıştır.

Maddenin üçüncü fıkrasında ise sicile kayıt, yayımlama ve tescil işlemlerine ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği hükme bağlanmıştır.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 41 gerekçesi

Madde 42

Değişiklik talepleri

(1) Tescil edilen coğrafi işaretin veya geleneksel ürün adının tescile konu özelliklerinde değişiklik olması hâlinde değişiklik talebi, ücretinin ödenmesi şartıyla menfaati bulunanlar tarafından yapılabilir.

(2) Değişiklik talebi, 38 inci madde kapsamında incelenir ve uygun bulunan değişiklikler Bültende yayımlanır. Değişikliğe, yayım tarihinden itibaren üç ay içinde gerekçeli ve yazılı olarak itiraz edilebilir. Bu itirazlar, 40 ıncı maddeye göre incelenir. İtiraz olmaması veya inceleme sonucunda itirazın reddedilmesi hâlinde değişiklikler Bültende yayımlanır ve yayımı tarihi itibarıyla kesinleşir. Değişiklikler, ilgililer tarafından yayım tarihinden itibaren en geç bir yıl içinde uygulanır.

(3) Değişiklik taleplerine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

Madde gerekçesi

Bilimsel ve teknolojik gelişmeler, üretimde yeni metotların geliştirilmesi, iklimlerin değişmesi gibi nedenlerle ürün özelliklerinde zamanla değişiklik meydana gelebilmektedir. Öte yandan bazı durumlarda ürün özelliklerinde değişiklik yapılması, ilgili ürün piyasasındaki diğer mevzuatla da zorunlu kılınabilmektedir. Söz konusu değişikliklerin sicile kaydedilmesi, mevcut durumda mümkün değildir. Özellikle karşılaşılan sorunları gidermek ve 1151/2012 sayılı AB Tüzüğüne uyum sağlamak amacıyla bu madde düzenlenmiştir.

Maddenin birinci fıkrasıyla tescilli coğrafi işaret veya geleneksel ürün adının kapsamında meydana gelen değişikliklerin, ücretinin ödenmesi kaydıyla menfaati bulunanlar tarafından talep edilebileceği hükme bağlanmıştır.

Maddenin ikinci (krasında değişiklik taleplerinin yeni başvurularda olduğu gibi 38 inci madde kapsamında inceleneceği, Bültende yayımlanacağı, üç aylık itiraz süresine tabi olacağı ve itiraz edilmesi halinde de 40 ıncı maddeye göre inceleneceği belirtilmiştir.

Kesinleşen değişikliklerin Bültende yayımlanarak, bu tarihten itibaren en geç bir yıl içinde ilgili kişiler tarafından uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

Maddenin üçüncü fikrasında değişiklik taleplerine ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği öngörülmüştür.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 42 gerekçesi

Madde 43

Başvuru yapan veya tescil ettirenlerde değişiklik

(1) Coğrafi işaret veya geleneksel ürün adı başvurusu yapanların veya tescil ettirenlerin, 36 ncı ve 49 uncu maddelerde belirtilen şartları sağlamadığına mahkeme tarafından karar verilmesi veya bu durumun Kurum tarafından resen tespiti ya da başvuru yapan veya tescil ettiren kişiler tarafından değişiklik beyanının Kuruma yazılı olarak bildirilmesi hâlinde bu karar, tespit ya da beyan Bültende yayımlanır. Yayım tarihinden itibaren üç ay içinde 36 ncı maddedeki şartları taşıyan ilgililer tarafından başvuru veya tescil kayıtlarında değişiklik talebinde bulunulabilir. Talep olmaması veya yapılan taleplerin uygun bulunmaması hâlinde coğrafi işaret veya geleneksel ürün adı hakkı sona erer ve bu durum Bültende yayımlanır. Birden çok talep olması hâlinde, Kurum, yönetmelikle belirlenen usule uygun olarak en uygun talebi kabul eder.

(2) Başvuru yapan veya tescil ettiren ile 36 ncı ve 49 uncu maddelerde belirtilen şartları sağlayanın anlaşması hâlinde kayıtlardaki değişiklik talebi, belgelerin sunulması ve ücretinin ödenmesi şartıyla Kuruma yapılır. Talebin kabul edilmesi hâlinde değişiklik Bültende yayımlanır.

(3) Coğrafi işaret veya geleneksel ürün adı başvurusu yapan veya tescil ettiren kişilerin isim, adres, unvan veya nev’inde meydana gelen değişiklikler sicile kaydedilerek Bültende yayımlanır.

Madde gerekçesi

Maddenin birinci fıkrası ile, başvuru yapanın veya tescil ettirenin 36 ncı ve 49 uncu maddelerde belirtilen şartları sağlayamaz hale gelmesi, gerçek kişinin ölümü veya tüzel kişiliğin herhangi bir sebeple sona ermesi gibi durumlarda, başvurunun veya tescilin akıbetinin belirli olması amacıyla mahkeme kararı, Enstitünün resen tespiti ya da başvuru yapan veya tescil ettirenin talebi üzerine başvuru yapanın ya da tescil ettirenin sicilde değiştirilmesine imkân tanınmıştır. Bu durumun Bültende yayımını takiben üç ay içinde ilgililer tarafından herhangi bir talep gelmemesi veya yapılan taleplerin uygun bulunmaması halinde coğrafi işaret veya geleneksel ürün adı hakkı sona creceği ve bu durumun Bültende yayımlanacağı düzenlenmiştir. Ayrıca, birden fazla talep olması halinde Enstitünün yönetmelikle belirlenen usule uygun olarak en uygun talebi kabul edeceği hükme bağlanmıştır.

Maddenin ikinci fıkrası ile, başvuru yapan veya tescil ettiren ve 36 ncı ile 49 uncu maddelerde belirtilen şartları sağlayanların anlaşması halinde, ikinci fıkrada düzenlenen işlem basamakları sebebiyle vakit kaybı olmaksızın gerekli değişikliğin yapılmasına imkân tanınmıştır.

Maddenin üçüncü fıkrası ile, coğrafi işaret veya geleneksel ürün adı başvurusu yapan veya tescil etliren kişinin isim, adres, unvan veya newinin değişliği durumlarda bu değişikliğin sicile kaydedilerek Bültende yayımlanacağı düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 43 gerekçesi

Dördüncü Kısım

Hakkın Kapsamı, Kullanım ve Denetim

Madde 44

Coğrafi işaret korumasının elde edilmesi ve tescilden doğan hakların kapsamı

(1) Bir ürüne ilişkin coğrafi işaret koruması bu Kanun çerçevesinde tescil yoluyla elde edilir.

(2) Coğrafi işareti tescil ettiren ile tescil edilmiş coğrafi işaretin kullanım hakkına sahip kişiler, üçüncü kişilerin;

a) Coğrafi işaret tescilinde belirtilen ürün özelliklerini taşımadığı hâlde coğrafi işaretin ününden yarar sağlayacak şekilde ya da tescil kapsamındaki ürünler veya bunlarla ilişkilendirilebilecek nitelikteki ürünlerle ilgili olarak coğrafi işaretin veya 46 ncı madde uyarınca kullanılması öngörülen amblemin ticari amaçlı olarak doğrudan veya dolaylı kullanımının,

b) Ürünün gerçek menşeini veya niteliğini belirten açıklamalar yahut stilinde, tarzında, tipinde, türünde, yöntemiyle, orada üretildiği biçimde gibi terimler içerse veya başka bir dile tercüme edilmiş olsa dahi, tescilli coğrafi işaretin, tescil kapsamındaki özelliklerini taşımayan ya da çağrışım yapacak şekilde benzeri olan ürün üzerindeki yanıltıcı kullanımının veya taklidinin,

c) Tescilli coğrafi işareti üzerinde taşıyan ürünün iç veya dış ambalajında, tanıtım ve reklamında veya ürünle ilgili herhangi bir yazılı belgede, ürünün tescil edilmiş doğal veya esas nitelik ve özellikleri ile menşeine ilişkin olarak yanlış veya yanıltıcı herhangi bir açıklama veya belirtiye yer verilmesinin,

ç) Tescilli coğrafi işarete ait amblemin tüketiciyi yanıltıcı biçimde kullanımının,

önlenmesini talep etme hakkına sahiptir.

(3) Coğrafi işaret tescilinin sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı tescilin Bültende yayımlandığı tarih itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak başvuru yapan, başvurunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve coğrafi işaret tescilinin yayımlanmış olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak, tescilin Bültende yayımlanmasından önce karar veremez.

(4) Tescil edilen coğrafi işaretlerin ürünün öz adına dönüşmüş olduğu kabul edilmez.

(5) Coğrafi işaret korumasına konu adın bir kısmı, ürünün öz adından oluşsa bile tescil ile sağlanan koruma bu öz adları kapsamaz.

(6) Ürünün öz adı, o ürünün ilk üretildiği veya pazarlandığı bölge veya yöreyle ilgili olsa bile bir ürünün genel adı hâline gelmiş adıdır. Bir adın ürünün öz adına dönüşüp dönüşmediğinin tespitinde, söz konusu ürünün tüketim alanında halkın bu adı kullanımı ve ilgili diğer kanuni düzenlemeler göz önünde bulundurulur.

(7) Tescil edilen coğrafi işaret tescil ettirene inhisari hak sağlamaz.

Madde gerekçesi

Madde ile, coğrafi işaret korumasının elde edilmesi ve tescilden doğan hakların kapsamı düzenlenmiştir.

Maddenin birinci fıkrası ile, coğrafi işaret korumasının, Kanun çerçevesinde tescil yoluyla elde edilebileceği hükme bağlanmıştır.

Maddenin ikinci fıkrası ile, tescilden doğan hakkın kapsamı belirlenirken, 1151/2012 sayılı AB Tüzüğü ve ilgili TRIPS hükümleri dikkate alınmıştır.

Maddenin üçüncü fıkrasında ise coğrafi işaret tescilinin sağladığı hakların, üçüncü kişilere karşı tescilin Bültende yayımlandığı tarih itibarıyla hüküm ifade edeceği ancak başvuru yapanın, başvurunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve coğrafi işaret tescilinin yayımlanmış olması halinde yasaklanması söz konusu olabilecek filler nedeniyle tazminat davası açmaya yetkili olacağı hükme bağlanmıştır. Mahkemenin, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin Bültende yayımlanmasından önce karar veremeyeceği de belirtilmiştir.

Maddenin dördüncü fıkrası ile, tescil edilen coğrafi işaretlerin ürünün öz adına dönüşmüş kabul edilemeyeceği düzenlenmiştir.

Maddenin beşinci fıkrasında coğrafi işaretin ürünün öz adını içermesi halinde, tescil ile sağlanan korumanın bu öz adları kapsamadığı belirtilmiştir.

Maddenin altıncı fıkrasında ürünün öz adının tespitinin nasıl yapılacağı hükme bağlanmıştır. Buna göre ürünün ilk üretildiği veya pazarlandığı bölge veya yöreyle ilgili olsa bile bir ürünün genel adı haline gelmiş adlar ürünün öz adı olarak kabul edilecektir. Bir adın ürünün öz adına dönüşüp dönüşmediğinin tespitinde, söz konusu ürünün tüketim alanında halkın bu adı kullanımı ve ilgili diğer yasal düzenlemeler gözönünde bulundurulacaktır.

Maddenin yedinci fikrası ile, tescil edilen coğrali işaretin, tescil ettiren kişilere inhisari bir hak sağlamayacağı açıkça hükme bağlanmıştır.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 44 gerekçesi

Mehaz madde — Alman Marka K. m. 127

Koruma kapsamı

(1) Coğrafi köken adları, ticari işlemlerde, coğrafi köken adının belirttiği yer, bölge, alan veya ülkeden kaynaklanmayan mal veya hizmetler için, başka kökene sahip mal veya hizmetler bakımından bu tür adların, bilgilerin veya işaretlerin kullanılmasında coğrafi köken hakkında yanıltma tehlikesi bulunuyorsa, kullanılamaz.

(2) Bir coğrafi köken adıyla nitelendirilen mal veya hizmetler özel özelliklere veya özel bir kaliteye sahipse, coğrafi köken adı, ticari işlemlerde bu kökene sahip ilgili mal veya hizmetler için ancak bu mal veya hizmetlerin söz konusu özellikleri veya kaliteyi taşıması hâlinde kullanılabilir.

(3) Bir coğrafi köken adı özel bir üne sahipse, coğrafi köken hakkında yanıltma tehlikesi bulunmasa dahi, başka kökene sahip mal veya hizmetler için, bu kullanım haklı bir sebep olmaksızın coğrafi köken adının ününden veya ayırt edici gücünden haksız biçimde yararlanmaya veya bunlara zarar vermeye elverişli olduğu takdirde, ticari işlemlerde kullanılamaz.

(4) 1 ila 3 üncü fıkralar, korunan coğrafi köken adına benzer adların, bilgilerin veya işaretlerin kullanılması hâlinde ya da coğrafi köken adının eklerle birlikte kullanılması hâlinde de uygulanır, şu şartla ki

1. 1 inci fıkra hâllerinde, farklılığa veya eklere rağmen coğrafi köken hakkında yanıltma tehlikesi mevcut olsun veya

2. 3 üncü fıkra hâllerinde, farklılığa veya eklere rağmen coğrafi köken adının ününün veya ayırt edici gücünün haksız biçimde kullanılmasına veya bunlara zarar verilmesine elverişlilik mevcut olsun.

(5) 2 nci ve 3 üncü fıkralar aşağıdaki coğrafi köken adlarına uygulanmaz:

1. (AB) 2024/1143 sayılı Tüzüğün 5 inci maddesi fıkra 1 uyarınca şarap, alkollü içkiler ve gıda maddeleri dâhil tarımsal ürünler için olanlar ve

2. (AB) 2023/2411 sayılı Tüzüğün 1 inci maddesi (a) bendi uyarınca el sanatı ve sınai ürünler için olanlar.

(6) 5 inci fıkra bent 1, (AB) 2024/1143 sayılı Tüzüğün 14 üncü maddesi fıkra 1 ila 3 uyarınca Avrupa Komisyonu'na tescil başvurusu yapılmış olan ve bu başvuru hakkında henüz karar verilmemiş veya tescil usulü başka biçimde henüz sona ermemiş olan coğrafi işaretlere uygulanmaz. 5 inci fıkra bent 2, (AB) 2023/2411 sayılı Tüzüğün 22 nci maddesi fıkra 1 uyarınca Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi'ne tescil başvurusu yapılmış olan ve bu başvuru hakkında henüz karar verilmemiş veya tescil usulü başka biçimde henüz sona ermemiş olan coğrafi işaretlere uygulanmaz.

Özgün metin (Almanca)

(1) Geographische Herkunftsangaben dürfen im geschäftlichen Verkehr nicht für Waren oder Dienstleistungen benutzt werden, die nicht aus dem Ort, der Gegend, dem Gebiet oder dem Land stammen, das durch die geographische Herkunftsangabe bezeichnet wird, wenn bei der Benutzung solcher Namen, Angaben oder Zeichen für Waren oder Dienstleistungen anderer Herkunft eine Gefahr der Irreführung über die geographische Herkunft besteht.

(2) Haben die durch eine geographische Herkunftsangabe gekennzeichneten Waren oder Dienstleistungen besondere Eigenschaften oder eine besondere Qualität, so darf die geographische Herkunftsangabe im geschäftlichen Verkehr für die entsprechenden Waren oder Dienstleistungen dieser Herkunft nur benutzt werden, wenn die Waren oder Dienstleistungen diese Eigenschaften oder diese Qualität aufweisen.

(3) Genießt eine geographische Herkunftsangabe einen besonderen Ruf, so darf sie im geschäftlichen Verkehr für Waren oder Dienstleistungen anderer Herkunft auch dann nicht benutzt werden, wenn eine Gefahr der Irreführung über die geographische Herkunft nicht besteht, sofern die Benutzung für Waren oder Dienstleistungen anderer Herkunft geeignet ist, den Ruf der geographischen Herkunftsangabe oder ihre Unterscheidungskraft ohne rechtfertigenden Grund in unlauterer Weise auszunutzen oder zu beeinträchtigen.

(4) Die Absätze 1 bis 3 finden auch dann Anwendung, wenn Namen, Angaben oder Zeichen benutzt werden, die der geschützten geographischen Herkunftsangabe ähnlich sind oder wenn die geographische Herkunftsangabe mit Zusätzen benutzt wird, sofern

1. in den Fällen des Absatzes 1 trotz der Abweichung oder der Zusätze eine Gefahr der Irreführung über die geographische Herkunft besteht oder

2. in den Fällen des Absatzes 3 trotz der Abweichung oder der Zusätze die Eignung zur unlauteren Ausnutzung oder Beeinträchtigung des Rufs oder der Unterscheidungskraft der geographischen Herkunftsangabe besteht.

(5) Die Absätze 2 und 3 finden keine Anwendung auf geografische Herkunftsangaben

1. für Wein, Spirituosen und landwirtschaftliche Erzeugnisse, einschließlich Lebensmitteln, nach Artikel 5 Absatz 1 der Verordnung (EU) 2024/1143 und

2. für handwerkliche und industrielle Erzeugnisse nach Artikel 1 Buchstabe a der Verordnung (EU) 2023/2411.

(6) Absatz 5 Nummer 1 findet keine Anwendung auf geografische Angaben, für die ein Antrag auf Eintragung nach Artikel 14 Absatz 1 bis 3 der Verordnung (EU) 2024/1143 bei der Europäischen Kommission eingereicht wurde, solange über diesen Antrag noch nicht entschieden oder das Eintragungsverfahren noch nicht auf andere Weise beendet wurde. Absatz 5 Nummer 2 findet keine Anwendung auf geografische Angaben, für die ein Antrag auf Eintragung nach Artikel 22 Absatz 1 der Verordnung (EU) 2023/2411 beim Amt der Europäischen Union für geistiges Eigentum eingereicht wurde, solange über diesen Antrag noch nicht entschieden oder das Eintragungsverfahren noch nicht auf andere Weise beendet wurde.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Marka Kanunu

Madde 45

Geleneksel ürün adı korumasının elde edilmesi ve tescilden doğan hakkın kapsamı

(1) Bir ürüne ilişkin geleneksel ürün adı koruması bu Kanun çerçevesinde tescil yoluyla elde edilir.

(2) Geleneksel ürün adını tescil ettiren ile tescil edilmiş geleneksel ürün adını kullanım hakkına sahip kişiler üçüncü kişilerin aşağıda sayılan fiillerinin önlenmesini talep etme hakkına sahiptir:

a) Geleneksel ürün adı tescilinde belirtilen ürün özelliklerini taşımadığı hâlde tescilli ürün adı için 46 ncı madde uyarınca kullanılması öngörülen amblemin, ürünün ününden yarar sağlayacak şekilde kullanımı veya tescil kapsamındaki ürünleri andıran ürünlerle ilgili olarak ticari amaçlı kullanımı.

b) Tescilli ürün adına ait amblemin tüketiciyi yanıltıcı şekilde kullanımı.

c) Geleneksel ürün adı tescilinde belirtilen ürün özelliklerini ve tescilli ürün adı için 46 ncı madde uyarınca kullanılması öngörülen amblemi taşımadığı hâlde, ürünün iç veya dış ambalajında, tanıtım ve reklamında veya ürünle ilgili herhangi bir yazılı belgede ürünün tescilde belirtilen özellikleri taşıdığına ilişkin yanıltıcı herhangi bir açıklama veya belirtiye yer verilmesi.

(3) Geleneksel ürün adı tescilinin sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı tescilin Bültende yayımlandığı tarih itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak başvuru yapan, başvurunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve geleneksel ürün adı tescilinin yayımlanmış olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin Bültende yayımlanmasından önce karar veremez.

(4) Tescil edilen geleneksel ürün adı tescil ettirene inhisari hak sağlamaz.

(5) Bu Kanun kapsamında geleneksel ürün adlarına sağlanan koruma, başta coğrafi işaretler ve markalar olmak üzere diğer sınai mülkiyet hakları kapsamında kazanılmış haklara halel getirmez.

Madde gerekçesi

Madde ile, geleneksel ürün adı korumasının elde edilmesi ve tescilden doğan hakkın kapsamı düzenlenmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında geleneksel ürün adı korumasının, Kanun çerçevesinde tescil yoluyla elde edilebileceği düzenlenmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasına göre korumadan yararlananlar, üçüncü kişilerin geleneksel ürün adı ile garanti edilen ürün özelliklerini taşımadığı halde tescilli ürün adı için 46 ncı madde uyarınca kullanılması öngörülen amblemi, ürünün ününden yarar sağlayacak şekilde kullanımının veya tescil kapsamındaki ürünleri andıran ürünlerle ilgili olarak ticari amaçlı kullanımının veya tescilli ürün adına ait amblemi tüketiciyi yanıltıcı biçimdeki kullanımının engellenmesini talep etme hakkına sahiptir. Ayrıca yine korumadan yararlananlar, amblemi taşımadığı halde ürünün ambalaj, tanıtım ve reklamında veya ürünle ilgili herhangi bir yazılı belgede ürünün tescilde belirtilen özellikleri taşıdığına ilişkin yanıltıcı herhangi bir açıklama veya belirtiye yer verilmesini önleme hakkına sahiptir.

Maddenin üçüncü fıkrasında ise geleneksel ürün adı tescilinin sağladığı hakların, üçüncü kişilere karşı tescilin Bültende yayımlandığı tarih itibarıyla hüküm ifade edeceği ancak başvuru yapanın, başvurunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve geleneksel ürün adı tescili yayımlanmış olması halinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle tazminat davası açmaya yetkili olacağı hükme bağlanmıştır. Mahkemenin, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin Bültende yayımlanmasından önce karar veremeyeceği de belirtilmiştir.

Dördüncü /ikrada, coğrafi işaretler gibi geleneksel ürün adı tescilinin de tescil ettirene inhisari hak sağlamayacağı hususu hükme bağlanmıştır.

Beşinci fıkrada ise Kanun kapsamında geleneksel ürün adlarına sağlanan korumanın, başta coğrafi işaretler ve markalar olmak üzere diğer sınai mülkiyet hakları kapsamında kazanılmış haklara halel getirmeyeceği öngörülmüştür. Ülkemizde geleneksel özellikler taşıyan çok fazla ürün olması sebebiyle yapılması muhtemel başvuruların önceki tarihli marka ve coğrafi işaret tescillerini içerebileceği düşünülmektedir. Bu nedenle, önceki tescil ettirenlerin haklarının korunması amaçlanmıştır.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 45 gerekçesi

Madde 46

Tescilli coğrafi işaretin ve geleneksel ürün adının kullanımı

(1) Tescilli coğrafi işaretler ve geleneksel ürün adları sicilde belirtilen şartlara uygun olan ürünlerin üretimi veya pazarlamasında faaliyet gösterenler tarafından kullanılır. Bu kişiler, tescil ettirene, coğrafi işaret ve geleneksel ürün adına yönelik üretim ve pazarlama faaliyeti gösterdiklerine dair bildirimde bulunur.

(2) Tescil edilmiş coğrafi işaretin veya geleneksel ürün adının kullanım hakkına sahip olan kişiler, söz konusu coğrafi işaret veya geleneksel ürün adını, amblem ile birlikte ürün veya ambalajı üzerinde kullanır. Coğrafi işaretler bakımından amblemin kullanılması zorunludur.

(3) Ürünün niteliği gereği, amblem ile birlikte coğrafi işaretin veya geleneksel ürün adının ürünün kendisi veya ambalajı üzerinde kullanılamadığı durumlarda, amblem ile tescilli işaret veya ad, kullanım hakkına sahip olanlar tarafından işletmede kolayca görülecek şekilde bulundurulur.

(4) Geleneksel ürün adının amblemsiz kullanımı bu Kanun hükümlerine tabi değildir.

(5) Tescilli coğrafi işaretin ve geleneksel ürün adının kullanımı ile amblem ve amblemin kullanımına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

Madde gerekçesi

Maddenin birinci fıkrasında, tescil edilen coğrafi işaretler ve geleneksel ürün adlarının ancak sicilde belirtilen şartları karşılayan ürünler üzerinde ve bu ürünlerin üretimi ve pazarlanmasında faaliyet gösterenler tarafından kullanılacağı ve bu kişilerin, tescil etürene, coğrafi işaret ve geleneksel ürün adına yönelik üretim ve pazarlama faaliyeti gösterdiklerine dair bildirimde bulunacağı belirtilmiştir.

İkinci fıkrada amblem uygulamasının kapsamı düzenlenmiştir. Bu kapsamda, coğrafi işaretler için amblem kullanımı zorunludur. Bu /ıkrada ayrıca, tescil edilmiş coğrafi işaretin veya geleneksel ürün adının kullanım hakkına sahip olan kişilerin, söz konusu işaret veya adı amblem ile birlikte ürün veya ambalajı üzerinde kullanacağı öngörülmüştür.

Bazı durumlarda ürünlerin niteliğinden kaynaklı olarak amblemin ürün üzerinde yer alması imkânsız olabilecektir. Bu nedenle üçüncü fıkra düzenlenmiştir. Hükme göre; ürünün niteliği gereği, amblem ile birlikte coğrafi işaretin veya geleneksel ürün adının ürünün kendisi veya ambalajı üzerinde kullanılamadığı durumlarda, amblem ile tescilli işaret veya ad, kullanım hakkına sahip olanlar tarafından, işletmede kolayca görülecek bir şekilde bulundurulacaktır.

Maddenin dördüncü fikrasında geleneksel ürün adının amblemsiz şekilde kullanımının Kanun hükümlerine tabi olmayacağı hükme bağlanmıştır.

Maddenin beşinci fıkrasında ise tescilli coğrafi işaretlerin ve geleneksel ürün adlarının kullanımları ile amblem ve amblemin kullanımına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği hükme bağlanmıştır.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 46 gerekçesi

Madde 47

İyiniyetli kullanım

(1) Gerçek kişi adının veya tüzel kişi unvanının, söz konusu kişiler veya halefleri tarafından, ticaret sırasında halkı yanıltıcı mahiyette olmayan kullanımları, 44 üncü ve 45 inci maddelerde belirtilen hâllerin ihlali sayılmaz.

Madde gerekçesi

Madde ile, coğrafi işaret veya geleneksel ürün adlarına ilişkin iyiniyetli kullanım durumları belirlenmiştir. Buna göre; gerçek kişi adlarının veya tüzel kişi unvanlarının, söz konusu kişiler veya halefleri tarafından, ticaret sırasında halkı yanıltıcı mahiyette olmayan kullanımlarının, 44 üncü ve 45 inci maddelerde belirtilen hallerin ihlali sayılmayacağı hükme bağlanmıştır.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 47 gerekçesi

Madde 48

Markalarla ilişki

(1) Coğrafi işaretin tescilinden sonra 44 üncü maddede belirtilen biçimlerde veya tescile konu coğrafi işaretle ilgili mal veya hizmetler için kullanılmak üzere yapılan marka başvurusu reddedilir, tescil edilmiş ise dava yoluyla hükümsüz kılınabilir.

(2) Coğrafi işaretle aynı veya benzer bir marka, coğrafi işaretin korunmasından önce iyiniyetle tescil edilmiş veya bu markanın kullanım hakkı iyiniyetle kazanılmışsa, coğrafi işaretin hak sahibine verdiği yetkiler, marka başvurusunun tesciline ve iyiniyetli kullanımına zarar vermez.

(3) Tescilli bir markanın sahip olduğu itibar, ün ve kullanım süresi de göz önünde bulundurularak bu marka ile aynı veya benzer olması sebebiyle markanın varlığına zarar verici veya gerçek kaynağı konusunda yanıltıcı olacak nitelikteki adların coğrafi işaret veya geleneksel ürün adı olarak tesciline, önceki tarihli hak sahibinin itirazı üzerine izin verilmez.

Madde gerekçesi

Maddede, coğrafi işaretler ile markalar arasındaki ilişki düzenlenmiş ve meydana gelebilecek uyuşmazlıklara ilişkin istisnalar hükme bağlanmıştır.

Maddenin birinci fıkrası ile tescilli bir coğrafi işaret varken aynı ibareli bir marka başvurusunun yapılması halinde bu marka başvurusunun reddedileceği, tescil edilmiş ise hükümsüzlük kılınabileceği düzenlenmiştir.

İkinci fıkrada iyiniyetle tescil edilmiş veya kullanım hakkı iyiniyetle kazanılmış markalara yönelik bir istisna getirilmiştir. Bu kapsamda coğrafi işaretle aynı veya benzer bir markanın, coğrafi işaretin korunmasından önce iyiniyetle tescil edilmiş olması veya bu markanın kullanım hakkının iyiniyetle kazanılmış olması halinde, coğrafi işaretin hak sahibine verdiği yetkilerin, marka başvurusunun tesciline ve iyiniyetli kullanımına zarar vermeyeceği düzenlenmiştir.

Üçüncü Lıkrada ise tescilli bir markanın sahip olduğu itibar, ün ve kullanım süresi de gözönünde bulundurularak, bu marka ile aynı veya benzer olması sebebiyle markanın varlığına zarar verici veya gerçek kaynağı konusunda yanıltıcı olacak nitelikteki adların coğrafi işaret veya geleneksel ürün adı olarak tesciline, önceki tarihli hak sahibinin itirazı üzerine izin verilmeyeceği hükme bağlanmıştır.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 48 gerekçesi

Madde 49

Kullanımın denetimi

(1) Coğrafi işaretlerin ve geleneksel ürün adlarının kullanımının denetimi; tescilli coğrafi işaretleri ve geleneksel ürün adlarını taşıyan ürünlerin üretimi, piyasaya arzı veya dağıtımı aşamalarında veya ürün piyasada iken kullanımının tescilde belirtilen özelliklere uygunluğunun denetimine ilişkin her türlü faaliyeti kapsar.

(2) Denetim, başvuruda belirtilen ve Kurum tarafından yeterliliği onaylanan denetim mercii tarafından yerine getirilir. Sicilde yer alan denetim merciinde değişiklik, Kurumun onayı ile yapılabilir.

(3) Denetim raporları, tescilin Bültende yayımlandığı tarihten itibaren yılda bir Kuruma sunulur. Ancak şikâyet olması hâlinde, Kurum denetim raporlarının süresinden önce sunulmasını talep edebilir.

(4) Denetim raporlarının incelenmesi sonucunda eksiklik varsa tescil ettirene bildirilerek altı ay içinde eksikliğin giderilmesi istenir. Eksikliğin süresi içinde giderilmemesi veya denetim faaliyetinin usulüne uygun olarak yerine getirilmediğinin tespit edilmesi hâlinde 43 üncü madde hükmü uygulanır.

(5) Tescil ettiren, denetime ilişkin masrafları denetlenenlerden talep edebilir.

(6) Denetime ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

(7) Bu Kitapta belirtilen denetim, başvuru yapan tarafından oluşturulan denetim merciinin yaptığı denetimleri kapsamakta olup, 11/6/2010 tarihli ve 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ile diğer kanunlarda yer alan coğrafi işaretlerin ve geleneksel ürün adlarının denetimine ilişkin hükümler saklıdır.

Madde gerekçesi

Coğrafi işaretler veya geleneksel ürün adları kullanımının denetimi, bir yandan ürünün gerçek üreticilerinin korumanın ekonomik getirisinden faydalanmasının sağlanması ötc yandan da tüketicinin beklentilerinin karşılanmasının sağlanması bakımından önem taşımaktadır. Madde ile, kullanımın denetimine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında denetim faaliyetinin kapsamı belirlenmiştir Maddenin ikinci fıkrasında denetim faaliyetinin Enstitü tarafından yeterliliği onaylanan denelim mercii tarafından yerine getirileceği ve denetim merciinde değişikliğin Enstitünün onayı ile yapılabileceği öngörülmüştür.

Maddenin üçüncü fıkrasında etkili denetim sisteminin sağlanması amacıyla denetim merciince yapılan denetimlerin raporlanarak iki yılda bir Enstitüye sunulması şart koşulmuştur. Bu süre 555 sayılı Kanun Hükmünde Kararmamede on yıldır. Birçok ürün türü için on yılın çok uzun bir süre olduğu ve bu süre zarlında denetimin gereği gibi yerine getirilememesi durumunda piyasanın kontrolünü kaybetme ihtimaline karşı sürenin azaltılması gerekliliği ortaya çıkmıştır.

Maddenin dördüncü fıkrasında denetim raporlarının incelenmesi sonucunda eksiklik olması halinde tescil cttirenden altı ay içinde eksikliğin giderilmesinin isteneceği ve eksikliğin süresi içinde giderilmemesi veya denetim faaliyetinin usulüne uygun olarak yerine getirilmediğinin tespit edilmesi halinde 43 üncü madde hükmü uygulanacağı düzenlenmiştir.

addenin beşinci ofikrasında tescil ettirenin, denetime ilişkin masrafları denetlenenlerden talep edebileceği öngörülmüştür.

Maddenin altıncı fıkrasında denetime ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği öngörülmüştür.

Maddenin yedinci fıkrasında ise Kitapta belirtilen denetimin başvuru yapan tarafından oluşturulan denetim merciinin yaptığı denetim olduğu açıkça hükme bağlanmıştır. Ancak 5996 sayılı Kanun ile gıda ve tarım ürünleri için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına verilen yurt çapında coğrafi işaretleri denetleme görevi ile diğer kanunlarda yer alan coğrafi işaretlerin ve geleneksel ürün adlarının denetimine ilişkin hükümler saklı tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 49 gerekçesi

Beşinci Kısım

Hakkın Sona Ermesi

Birinci Bölüm

Hükümsüzlük

Madde 50

Hükümsüzlük talebi ve hükümsüzlük hâlleri

(1) Coğrafi işaretin veya geleneksel ürün adının hükümsüzlüğü menfaati olanlar tarafından mahkemeden istenebilir.

(2) Mahkeme;

a) Tescilin 33 üncü, 34 üncü, 35 inci, 37 nci veya 39 uncu maddelerde belirtilen şartlardan herhangi birine uygun olmaması,

b) Tescilin 36 ncı madde uyarınca başvuru hakkına sahip olanlar tarafından yapılmamış olması,

c) Denetim işlemlerinin, 49 uncu maddede belirtilen biçimde yerine getirilmemesi,

hâllerinde tescilli coğrafi işaret veya geleneksel ürün adının hükümsüz sayılmasına karar verir.

(3) Coğrafi işaretin veya geleneksel ürün adının hükümsüzlüğüne ilişkin dava, sicilde tescil ettiren olarak kayıtlı kişiye karşı açılır. Bu davalarda Kurum taraf gösterilmez.

Madde gerekçesi

Maddenin birinci fıkrasında coğrafi işaret veya geleneksel ürün adlarına ilişkin hükümsüzlük davasının kimler tarafından açılabileceği düzenlenmiştir. Buna göre;

coğrafi işaretin veya geleneksel ürün adının hükümsüzlüğü menfaati bulunanlar taralından mahkemeden istenebilecektir.

İkinci fıkrada mahkemenin hangi hallerde hükümsüzlük kararı vereceği düzenlenmiştir. Bunlar; tescilin Kanunun 33 üncü, 34 üncü, 35 inci, 37 nci ve 39 uncu maddelerinde belirtilen şartlardan herhangi birine uygun olmaması, tescilin 36 ncı maddede belirtilen başvuru hakkına sahip kişilerce yapılmamış olması veya denetim işlemlerinin 49 uncu maddede belirtilen şekilde yerine getirilmemesi durumları olarak belirlenmiştir.

Üçüncü fıkrada hükümsüzlük davasının tescil ettiren olarak sicilde kayıtlı kişiye karşı açılacağı ve bu davada Enstitünün taraf gösterilemeyeceği düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 50 gerekçesi

Madde 51

Hükümsüzlüğün etkisi

(1) Mahkeme tarafından coğrafi işaretin veya geleneksel ürün adının hükümsüzlüğüne karar verilmesi hâlinde, tescil edilen coğrafi işarete ve geleneksel ürün adına bu Kanunla sağlanan koruma hiç doğmamış sayılır.

(2) Coğrafi işaretin veya geleneksel ürün adının kullanım hakkı sahiplerinin kötüniyetli hareket etmesinden zarar görenlerin tazminat talepleri saklı kalmak üzere, coğrafi işaretin veya geleneksel ürün adının hükümsüzlüğü kararının geriye dönük etkisi aşağıdaki durumları etkilemez:

a) Karardan önce tescilin sağladığı haklara tecavüz sebebiyle verilen kesinleşmiş ve uygulanmış kararlar.

b) Karardan önce kurulmuş ve uygulanmış sözleşmeler.

(3) İkinci fıkranın (b) bendi kapsamındaki sözleşmeler uyarınca ödenmiş bedelin, hakkaniyet gereği kısmen ya da tamamen iadesi istenebilir.

(4) Kesinleşmiş mahkeme kararı mahkemece resen Kuruma bildirilir. Hükümsüz kılınan coğrafi işaret veya geleneksel ürün adı, sicilden terkin edilir ve terkine ilişkin bilgi Bültende yayımlanır.

Madde gerekçesi

Madde ile, hükümsüzlük kararının hukuki sonuçları düzenlenmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında, mahkemece coğrafi işaretin veya geleneksel ürün adının hükümsüzlüğüne karar verildiğinde, tescilli coğrafi işarete ve geleneksel ürün adına Kanunla sağlanan korumanın hiç doğmamış sayılacağı düzenlenmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, coğrafi işaretin veya geleneksel ürün adının kullanım hakkı sahiplerinin kötüniyetli hareket etmesinden zarar görenlerin tazminat talepleri saklı kalmak üzere, hükümsüzlük kararının etkilemeyeceği haller düzenlenmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasında, tescilin hükümsüzlüğüne karar verilmeden önce kurulmuş ve uygulanmış sözleşmeler uyarınca ödenmiş bedelin hakkaniyet gereği kısmen veya tamamen iadesinin istenebileceği düzenlenmiştir.

Maddenin dördüncü fıkrasında, kesinleşmiş mahkeme kararının mahkcmece resen Enstitüye bildirileceği; kararın bildiriminden sonra hükümsüz kılınan coğrafi işaret veya geleneksel ürün adının, Enstitü tarafından sicilden terkin edileceği ve terkine ilişkin bilginin Bültende yayımlanacağı düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 51 gerekçesi

İkinci Bölüm

Hak ve Sorumluluktan Vazgeçme

Madde 52

Tescilin sağladığı hak ve sorumluluktan vazgeçme

(1) Coğrafi işaret veya geleneksel ürün adını tescil ettiren, tescilin sağladığı haklarından ve kullanımın denetimiyle ilgili sorumluluklarından vazgeçebilir. Vazgeçme talebi Bültende yayımlanır.

(2) Bültendeki yayımı takip eden üç aylık süre içinde 36 ncı maddede belirtilen şartları taşıyanlar tarafından tescil ettiren kişiye ilişkin değişiklik talebinde bulunulması hâlinde, bu talep 43 üncü madde hükümleri çerçevesinde incelenir.

(3) Üç aylık süre içinde tescil ettiren kişiye ilişkin değişiklik talebinde bulunulmaması hâlinde, coğrafi işaret veya geleneksel ürün adı tescili üç aylık sürenin sonunda Kurum tarafından sicilden terkin edilir ve terkine ilişkin bilgi Bültende yayımlanır. Vazgeçme, sicile kayıt tarihi itibarıyla hüküm doğurur.

(4) Vazgeçmeye ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.

Madde gerekçesi

Coğrali işaret ve geleneksel ürün adı koruması, denetimin usulünce yerine getirilerek tüketicinin beklentilerinin karşılanması ve ürünün gerçek üreticilerinin bu korumanın ekonomik getirisinden faydalanması gibi hususlar başta olmak üzere tescil ettirene sorumluluklar yüklemektedir. Tescil ettirenin bu sorumluluğu yerine geliremeyecek durumda olması ya da çeşitli nedenlerle bu göreve devam elmek istememesi, tescilden doğan hak ve sorumluluklarından vazgeçmesi ile mümkündür, Bu durumda, kültürel değerlerin sürekliliğini sağlamak ve kırsal kalkınmaya destek olmak amacıyla bu görevi üstlenmek isteyen başvuru hakkına sahip kişilere sorumluluğu devralma hakkı tanınmıştır.

Maddenin birinci fıkrasına göre, tescil ettiren kişilerin vazgeçme talebi Bültende yayımlanır.

Maddenin ikinci fıkrasında, yayımı takip eden üç aylık süre içinde, başvuru hakkına sahip olan kişilerce yapılan taleplerin 43 üncü madde çerçevesinde inceleneceği düzenlenmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasında, tescil ettiren kişiye ilişkin değişiklik talebinde bulunulmaması halinde, tescilden doğan sorumluluklar artık yerine getirilemeyeceği için, coğrafi işaret ve geleneksel ürün adının sicilden terkin edileceği, bu duruma ilişkin bilginin Bültende yayımlanacağı ve vazgeçmenin, sicile kayıt tarihi itibarıyla hüküm doğuracağı belirtilmiştir.

Maddenin dördüncü fıkrasında ise vazgeçmeye ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceği öngörülmüştür.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 52 gerekçesi

Altıncı Kısım

Hakka Tecavüz

Madde 53

Coğrafi işaret hakkına tecavüz sayılan fiiller

(1) Tescilli coğrafi işaretin aşağıda belirtilen biçimdeki kullanımları coğrafi işaret hakkına tecavüz sayılır:

a) Coğrafi işaret tesciline konu ürünün özelliklerini taşımadığı hâlde, coğrafi işaretin ününden yarar sağlayacak şekilde ya da tescil kapsamındaki ürünler veya bunlarla ilişkilendirilebilecek nitelikteki ürünlerle ilgili olarak coğrafi işaretin veya 46 ncı madde uyarınca kullanılması öngörülen amblemin ticari amaçlı olarak doğrudan veya dolaylı kullanımı.

b) Ürünün gerçek menşeini veya coğrafi işaretin tercümesini veya stilinde, tarzında, tipinde, türünde, yöntemiyle, orada üretildiği biçimde gibi açıklamaları içerse bile coğrafi işaretin kötüye kullanımı, taklidi veya coğrafi işareti çağrıştıran şekilde kullanımı.

c) Coğrafi işareti taşıyan ürünün iç veya dış ambalajında, tanıtımında ya da ürünle ilgili herhangi bir yazılı belgede, ürünün tescil kapsamındaki nitelikleri ile menşeine ilişkin olarak yanlış veya yanıltıcı herhangi bir açıklama ya da işarete yer verilmesi.

ç) Coğrafi işarete ilişkin amblemin tüketiciyi yanıltıcı biçimde kullanımı.

(2) Coğrafi işareti kullanma hakkına sahip olanlar, coğrafi işaretten doğan haklara tecavüz sayılan fiilleri tescil ettirene noter vasıtasıyla bildirerek dava açılmasını talep edebilir. Tescil ettirenin talebi kabul etmemesi veya bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde dava açmaması hâlinde, kullanma hakkına sahip olanlar, yapılan bildirimi de ekleyerek dava açabilir. Açılan dava tescil ettirene ihbar olunur. Ancak ciddi bir zarar tehlikesi karşısında, kullanma hakkına sahip olanlar, süreyle bağlı kalmaksızın ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir. İhtiyati tedbire karar verilmesi durumunda dava açılabilmesi için belirtilen sürenin dolması beklenmez.

(3) Coğrafi işaretin tescilli olduğuna ilişkin kaydın ürün, ambalaj veya fatura üzerine konulmamış olması, eylemi tecavüz olmaktan çıkarmaz. Ancak tescille ilgili kayıt ve işaretler kusurun değerlendirilmesi sırasında dikkate alınır.

(4) Coğrafi işaret başvurusu yayımlandığı takdirde, başvuruyu yapan, coğrafi işarete yönelik bu maddede sayılan tecavüzlerden dolayı hukuk davası açma hakkına sahiptir. Tecavüz eden, başvurudan ve kapsamından haberdar edilmişse başvurunun yayımlanmamış olmasına bakılmaz. Tecavüz edenin kötüniyetli olduğuna mahkeme tarafından hükmolunursa başvurunun yayımından önce de tecavüzün varlığı kabul edilir.

Madde gerekçesi

Maddenin birinci fıkrası ile, coğrafi işaret hakkına tecavüz sayılan füller, amblem kullanımını da içerecek şekilde düzenlenmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, haklara tecavüz sayılan fillerin olması durumunda dava açma ve ihtiyati tedbire yönelik hususlar hükme bağlanmıştır.

Maddenin üçüncü (ıkrasında, coğrafi işaretin tescilli olduğuna ilişkin kaydın ürün, ambalaj veya fatura üzerine konulmamış olmasının, eylemi tecavüz olmaktan çıkarmadığı belirtilmiştir.

Maddenin dördüncü fıkrasında ise coğrali işaret başvurusu yayımlandığı takdirde, başvuru yapanın coğrafi işarete yönelik bu maddede sayılan tecavüzlerden dolayı hukuk davası açma hakkına sahip olduğu, tecavüz edenin kötüniyetli olduğuna mahkeme tarafından hükmolunması halinde başvurunun yayımından önce de tecavüzün varlığının kabul edileceği öngörülmüştür.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 53 gerekçesi

Madde 54

Geleneksel ürün adı hakkına tecavüz sayılan fiiller

(1) Tescil edilmiş geleneksel ürün adının aşağıda belirtilen biçimdeki kullanımları, geleneksel ürün adı hakkına tecavüz sayılır:

a) Geleneksel ürün adı tescilinde belirtilen ürün özelliklerini taşımadığı hâlde, 46 ncı madde uyarınca kullanılması öngörülen amblemin tescilli ürün adı ile birlikte kullanılması suretiyle, ürünün ününden herhangi bir biçimde yarar sağlayacak kullanımı veya tescil kapsamındaki ürünleri andıran ürünlerle ilgili olarak tescilli ürün adına tahsis edilen amblemin ticari amaçlı kullanımı.

b) Amblemin tüketiciyi yanıltıcı biçimde kullanımı.

c) Geleneksel ürün adı tescilinde belirtilen ürün özelliklerini ve tescilli ürün adı için 46 ncı madde uyarınca kullanılması öngörülen amblemi taşımadığı hâlde, ürünün iç veya dış ambalajında, tanıtım ve reklamında veya ürünle ilgili herhangi bir yazılı belgede ürünün tescilde belirtilen özellikleri taşıdığına ilişkin yanıltıcı herhangi bir açıklama veya belirtiye yer verilmesi.

(2) Geleneksel ürün adı hakkına tecavüz edildiğinin bu adı kullanım hakkına sahip olanlarca tespit edilmesi hâlinde, tecavüz bu kişilerce tescil ettirene noter vasıtasıyla bildirilerek dava açması talep edilebilir. Tescil ettirenin talebi kabul etmemesi veya bildirimi aldığı tarihten itibaren üç ay içinde gerekli davayı açmaması hâlinde, kullanma hakkına sahip olanlar, yapılan bildirimi de ekleyerek dava açabilir. Açılan dava tescil ettirene ihbar olunur. Ancak ciddi bir zarar tehlikesi karşısında, kullanma hakkına sahip olanlar, süreye bağlı kalmaksızın ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir. İhtiyati tedbire karar verilmesi hâlinde, dava açılabilmesi için belirtilen sürenin dolması beklenmez.

(3) Geleneksel ürün adı başvurusu, yayımlandığı takdirde, başvuruyu yapan, geleneksel ürün adına yönelik bu maddede sayılan tecavüzlerden dolayı hukuk davası açma hakkına sahiptir. Tecavüz eden, başvurudan veya kapsamından haberdar edilmiş ise başvurunun yayımlanmamış olmasına bakılmaz. Tecavüz edenin kötüniyetli olduğuna mahkeme tarafından hükmolunursa başvurunun yayımından önce de tecavüzün varlığı kabul edilir.

Madde gerekçesi

Madde ile, geleneksel ürün adının sağladığı haklara tecavüz sayılan haller düzenlenmiştir.

Birinci fıkrada geleneksel ürün adının sağladığı haklara ilişkin tecavüz hallerinin amblem kullanılması halinde mümkün olacağı hükme bağlanmıştır. Ancak öngörülen amblemi taşımadığı halde ürünün ambalaj, tanıtım vs. de ürünün tescilde belirtilen özellikleri taşıdığına ilişkin yanıltıcı herhangi bir açıklama veya belirliye yer verilmesi durumu da tecavüz hallerinden sayılmaktadır.

İkinci fıkrada, haklara tecavüz sayılan fillerin olması durumunda dava açma ve ihtiyati tedbire yönelik hususlar hükme bağlanmıştır.

Üçüncü fıkrada ise geleneksel ürün adı başvurusu yayımlandığı takdirde başvuru yapanın bu maddede sayılan tecavüzlerden dolayı hukuk davası açma hakkına sahip olduğu, tecavüz edenin kötüniyetli olduğuna mahkeme tarafından hükmolunması halinde başvurunun yayımından önce de tecavüzün varlığının kabul edileceği öngörülmüştür.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 54 gerekçesi

Üçüncü Kitap

Tasarım

Birinci Kısım

Tasarım Hakkı ve Kapsamı

Madde 55

Tasarım ve ürün

(1) Tasarım, ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümüdür.

(2) Ürün, bilgisayar programları hariç olmak üzere, endüstriyel yolla veya elle üretilen herhangi bir nesnenin yanı sıra birleşik bir ürün veya bu ürünü oluşturan parçaları, ambalaj gibi nesneleri, birden çok nesnenin bir arada algılanan sunumlarını, grafik sembolleri ve tipografik karakterleri ifade eder.

(3) Birleşik ürün, sökülüp takılma yoluyla değiştirilebilen veya yenilenebilen parçalardan oluşan üründür.

(4) Tasarım; bu Kanun hükümleri uyarınca tescil edilmiş olması hâlinde tescilli tasarım, ilk kez Türkiye’de kamuya sunulmuş olması hâlinde ise tescilsiz tasarım olarak korunur.

Madde gerekçesi

Madde ile, tasarım, ürün ve birleşik ürün kavramları tanımlanmıştır.

Maddenin birinci fıkrasında tasarım tanımı yapılmıştır. Tasarım, ürünlerin işlevselliğini ve estetik değerini artırmaya yönelik çalışmaları kapsayan sürecin ortaya çıkardığı bir sonuç olarak nitelendirilebilir. Sınai mülkiyet hakkı olarak tasarım korumasının sınırlarını çizebilmek ve sağlanan haklarla hangi unsurların korunacağını belirlemek için bir tanım yapılması zorunludur. Bu tanımlamada, ürünün işlevini dışarıda bırakan bir sınır çizilmesi gerekmektedir. Bunu sağlamak üzere tasarım tanımında, ürünün estetik unsurlarını ön plana çıkaran ve görünümünü yansıtabilecek özellikler “çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özellikler” olarak sıralanmış ve bu özellikler için bir sınırlama getirilmeyerek, teknolojinin ve sanayinin gelişmesine bağlı olarak ileride ortaya çıkabilecek farklı özelliklerin de kapsanması hedeflenmiştir.

Tasarım tanımında sayılan renk veya malzeme gibi bazı özellikler tek başına bir ürünü farklılaştırmada ve tasarım koruması sağlamada yeterli olmayabilir. Dolayısıyla bu unsurların diğer tasarım özellikleriyle birlikte kullanılarak bir kombinasyon oluşturması gerekmektedir.

Bu yüzden ürüne estetik değer sağlamak ve Kanunda belirtilen koruma şartlarını karşılamak üzere kullanılabilecek unsurlar tanımda sınırlayıcı bir anlamda değil genişletici bir yapıda verilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında ürün tasarım uygulanabilecek her türlü nesneyi kapsayacak şekilde tanımlanmıştır. Tanımda geçen “endüstriyel yolla veya elle üretilen” ifadesi korunacak tasarımın üretilmeye yani çoğaltılmaya müsait olması konusunda bir kriter getirmekledir.

Maddenin üçüncü fıkrasında birleşik ürünü oluşturan parçalar için de tasarım koruması öngörülmüş olduğundan birleşik ürün için bir tanım yapılması gerekmiştir. 'Tanımda birleşik ürün için, birden fazla parçadan oluşması ve bu parçaların birbirine monte edilmek suretiyle bir ürün oluşturması gerekliliği vurgulanmıştır.

Maddenin dördüncü fıkrasında tasarımlar için getirilen koruma temel olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Tescilli tasarım koruması için tescil şartı; tescilsiz lasarım için isc kamuya sunma şartı koruma için temel esaslar olarak belirlenmiştir. Tasarıdaki önemli düzenlemelerden birisi, genel hükümler çerçevesinde korunan tescilsiz tasarımların kapsama alınarak tescilsiz tasarımlara sınırlı süreli bir koruma sağlanmasıdır. Özellikle moda, tekstil ve ambalaj gibi (asarım sayısının fazla olduğu sektörler için daha kısa süreli, daha ekonomik ve daha az formalite ile elde edilen tescilsiz tasarım koruması önem arz etmektedir.

Tescilsiz. tasarımlar için sağlanan korumanın genci hükümlere bırakılmış olması tescilsiz tasarım korumasında 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun haksız rekabete ilişkin hükümleriyle 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerinin uygulanması sonucunu doğurmuştur. Tescilsiz tasarımlarla ilgili somut olaylarda Türk Ticaret Kanunu anlamında haksız. rekabetin bulunup bulunmadığı veya tasarımın Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu anlamında eser sayılıp sayılmayacağının tespiti ve adı geçen hükümlerin ne ölçüde uygulanacağının belirlenmesinde birtakım güçlüklerle karşılaşılabilmektedir. Bazı durumlarda (tescili iptal edilmiş olan veya koruma süresi sona ermiş tescilli tasarımlar için dahi) bu düzenlemelerin kapsamları çok geniş yorumlanabilmektedir. Tescilsiz. tasarımlar için özel koruma olmaması nedeniyle bunlarla ilgili köruma süresi için bir sınırın varlığından söz edilememektedir. Aynı şekilde bu hükümlerin dar çerçevede yorumlanması ise tasarımcının fikri emeğinin hak ettiği ölçüde değerlendirilmemesi anlamına gelmektedir.

Ayrıca tasarım hukukuyla korunan ürünün görünümü iken, haksız rekabet hükümleriyle düzenlenen rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde uygulanmasıdır.

Yargıtay uygulamalarma bakıldığında tasarımlarla ilgili haksız rekabetin varlığının belirlenmesinde çeşitli kriterler uygulanmaktadır. Bu kriterlerin en önemlilerinden birisi de ürünlerarası (benzerliğin (karışıklığa (o (iltibasa) yol açıp açmadığıdır. Bu husus değerlendirilirken bazı durumlarda birbirine benzeyen ürünlerde farklı markalar kullanılmış olmasının iltibas olasılığını azalttığı veya ortadan kaldırdığı kabul edilebilmektedir. Bu nedenle haksız rekabetin varlığına dair bir sonuç çıkmaması ile birlikte tasarımlar koruma elde edememektedirler.

Uygulamadaki belirsizliklerin giderilmesi, tescilsiz tasarımlara sağlanacak korumanın sınıflarının süre ve içerik açısından tescilli korumayı anlamsız kılmayacak şekilde çizilmesi gerekmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 55 gerekçesi

Madde 56

Yenilik ve ayırt edicilik

(1) Tasarım yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla bu Kanunla sağlanan haklar kapsamında korunur.

(2) Birleşik ürünün parçasının tasarımı, aşağıdaki şartları taşıyorsa yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir:

a) Parça birleşik ürüne takıldığında, birleşik ürünün normal kullanımında görünür durumda olmalıdır.

b) Parçanın görünür durumda olan özellikleri, yenilik ve ayırt edici nitelik şartlarını karşılamalıdır.

(3) Bu maddede yer alan normal kullanım; bakım, servis veya onarım işleri hariç olmak üzere, son kullanıcı tarafından kullanımı ifade eder.

(4) Bir tasarımın aynısı;

a) Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce,

b) Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce,

dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edilir. Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilir.

(5) Bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim;

a) Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce,

b) Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce,

kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir.

(6) Ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınır.

Madde gerekçesi

Madde ile, tasarımın koruma şartlarından olan yenilik ve ayırt edicilik kriterleri tanımlanmıştır.

Ayrıca maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında, birleşik ürünü oluşturan parçaların hangi şartlarda korumadan yararlanacağı hususu düzenlenmiş ve normal kullanım kavramı açıklanmıştır. Birleşik ürüne ait her bir parçanın ayrı ayrı korumadan yararlanması mümkündür. Ancak, birleşik ürün tanımında da belirtildiği üzere ürüne sökülüp takılma yolu ile birleşen parçaların sadece normal kullanımı esnasında görünebilen kısımlarının koruma şartlarını taşıması kaydı ile koruma altına alınması uygun olacaktır. Normal kullanımdan anlaşılması gereken ise bakım, servis veya onarım işleri değil, nihai tüketicinin kullanımıdır.

Yenilik kavramı, tasarımın koruma şartlarından biridir. Yenilik kavramı, mutlak ve nispi olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak yenilik, tasarımın dünyanın hiçbir yerinde daha önceden bilinmemesi anlamına gelmekte iken, nispi yenilik kavramından anlaşılması gereken başka bir bölge ya da ülkede tasarımın var olmasına rağmen tescili istenen ülke sınırları içinde tasarımın bilinmemesi anlamına gelmektedir. Madde ile, bir üst seviye olan mutlak yenilik kriteri benimsenmiştir. Bu yolla Kanunun amacına uygun olarak fikri çabaların teşvik edilmesi ile birlikte yenilikçilik ve yaratıcılığın cn üst düzeyde geliştirilmesi hedellenmiştir.

Zira nispi yeniliğin benimsendiği bir koruma sisteminde ülke içinde bilinmeyen ancak ülke dışında var olan bir tasarım için, hak sahibi olmadığı halde tasarım hakkı sahibi olabilmenin önü açılmış olacaktır. Bu nedenle, Kanunda mutlak yenilik ilkesi benimsenmiştir.

Bilinen bir tasarımla aynı görünüm özelliklerine sahip bir tasarım yeni olmayacağı gibi tasarımın bilinen tasarımdan küçük ayrıntılarla farklılık arz etmesi de tasarımların aynı olması sonucunu doğurmaktadır. Bu husus maddenin dördüncü fıkrasında hükme bağlanmıştır. Bu düzenleme ile bilinen bir tasarımdan esinlenerek ortaya çıkarılan bir tasarımın korumadan yararlanması noktasında koruma şartıyla özgünlük eşiği yükseltilmiştir.

Maddenin beşinci fıkrasında tescilli ve tescilsiz tasarımın koruma şarllarından olan ayırt edici nitelik tanımlanmış ve ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde uygulanacak kriterler düzenlenmiştir. Ayırt edicilik, tasarımın korunabilmesi için kıyaslanan tasarımlarla arasındaki farklılığın seviyesinin belirlenmesi için konulmuş bir kriterdir. Tasarımlar ayırt edici nitelik açısından birbirleriyle kıyaslanırken farklı bilgi ve tecrübeye sahip kişilerce değişik şekilde yorumlanabilmektedir. Söz konusu sektörde bilgi ve tecrübe sahibi olan bir kişinin yapacağı kıyaslama ile herhangi bir tüketicinin yapacağı kıyaslama farklı olacaktır.

Ayırt edici niteliğin belirlenmesinde ve tasarımların karşılaştırılmasında, ne sıradan tüketici gibi basit ne de ilgili sektörde uzman kişi kadar derin bir değerlendirme gerektirmeyecek şekilde, ürün hakkında temel bilgilere sahip bir kişinin yapacağı değerlendirme anlaşılmalıdır.

Söz konusu değerlendirmeyi yapabilecek kişi Kanunda bilgilenmiş kullanıcı olarak yer almıştır.

Maddenin altıncı fıkrasında, ayırt cdici niteliğin değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirirken sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesinin dikkate alınacağı belirtilmiştir. Diğer bir deyişle, tasarımcı ne kadar seçenek özgürlüğüne sahipse tasarımı o derece farklılaştırabilir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 56 gerekçesi

Madde 57

Kamuya sunma

(1) Kamuya sunma; sergileme, satış gibi yollarla piyasaya sürme, kullanma, tarif, yayım, tanıtım veya benzer amaçlı faaliyetleri kapsar. Tasarımın gizlilik şartıyla üçüncü bir kişiye açıklanması kamuya sunma sayılmaz.

(2) Koruma talep edilen bir tasarım, başvuru tarihinden veya rüçhan talebi varsa rüçhan tarihinden önceki on iki ay içinde tasarımcı veya halefi ya da bu kişilerin izni ile üçüncü bir kişi tarafından veya tasarımcı ya da halefleri ile olan ilişkinin kötüye kullanımı sonucu kamuya sunulması hâlinde bu açıklama tasarımın yeniliğini ve ayırt edici niteliğini etkilemez.

Madde gerekçesi

Madde ile, kamuya sunma düzenlenmiştir. Kamuya sunma sergileme, satış gibi yollarla piyasaya sürme, kullanma, tarif, yayım, tanıtım veya benzer amaçlı faaliyetleri kapsamaktadır. Belirtilen bu filler ile tasarımın üçüncü kişilere sunulması tasarımı bilinen bir tasarım yapmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında, kamuya sunmanın tasarımların yeniliğini ve ayırt edici niteliğini hangi durumlarda etkilemeyeceği belirlenmiştir. Maddede, başvuru tarihinden veya rüçhan tarihinden önceki oniki ay içinde tasarımcı veya halefi ya da bu kişilerin izni ile üçüncü bir kişi tarafından kamuya sunumun yeniliği etkilememesi ilkesi benimsenmiştir. Bu düzenleme ile bahsi geçen kişilerce tasarımın piyasada denenmesi, bir nevi tasarımın ekonomik. anlamda piyasada test edilmesini müteakip tescil ile koruma yolunun seçilmesine imkân sağlanması amaçlanmıştır. Bu sayede tasarımcıya veya halefine, tasarımın yeniliği elkilenmeksizin tasarımın ekonomik anlamda getirisini en fazla on iki ay süre ile ölçebilmesi ve tasarımın tescilli tasarım ile korunup korunmayacağına bu dönem içinde karar vermesi imkânı tanınmaktadır.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 57 gerekçesi

Madde 58

Koruma kapsamı ve koruma dışı hâller

(1) Tasarım sahibi, kendi tasarımına kıyasla ayırt edici niteliğe sahip olmayan tasarımlara karşı bu Kanundan doğan haklarını kullanabilir.

(2) Koruma kapsamının değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınır.

(3) Bu Kanun kapsamında sağlanan tasarım koruması, 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda aranan şartları taşıması hâlinde söz konusu Kanunla öngörülen korumaya halel getirmez.

(4) Aşağıda belirtilen hâller koruma kapsamı dışındadır:

a) Kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı tasarımlar.

b) Ürünün teknik fonksiyonunun zorunlu kıldığı görünüm özellikleri.

c) Tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün, başka bir ürüne mekanik olarak monte edilmesi veya bağlanması için belirli biçim ve boyutlarda üretilmesi zorunlu ürünlerin görünüm özellikleri.

ç) Paris Sözleşmesinin 2 nci mükerrer 6 ncı maddesi kapsamında yer alan hükümranlık alametleri ile bu kapsam dışında kalan ancak kamuyu ilgilendiren, dinî, tarihî ve kültürel değerler bakımından halka mal olmuş ve ilgili mercilerin tescil izni vermediği işaretlerin, armaların, nişanların veya adlandırmaların uygunsuz kullanımını içeren tasarımlar.

(5) 56 ncı maddedeki şartları karşılamak kaydıyla farklı veya eş birimlerden oluşan modüler bir sistemde bu birimlerin birbirleriyle sonlu veya sonsuz olarak çeşitli biçimlerde bağlantı kurmasını sağlayan tasarımlar korumadan yararlanır.

Madde gerekçesi

Madde ile, koruma kapsamı ve koruma dışı haller düzenlenmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında tasarım hakkıyla sağlanan korumanın kapsamı ve bu kapsamın belirlenmesinde nasıl bir yolun takip edileceği düzenlenmiştir. Korumanın kapsamı ayırt edicilik kriteri gözönünde bulundurularak belirlenecektir.

Maddenin ikinci fıkrasında, sektörel ve (onksiyoncl bazda tasarımcıların her zaman aynı tasarım yapabilme serbestisine sahip olmadığı ve tasarımlarını yaparken belirli sınırlar içinde kalmak durumunda oldukları, bununla birlikte bunun tam tersi durumların da söz konusu olabileceği dikkate alınmıştır ve koruma kapsamının belirlenmesinde sektörel ve fonksiyonel bazda karşımıza çıkan tasarım yapabilme serbestisinin de dikkate alınacağı açıklanmaktadır.

Maddenin üçüncü fıkrasında Kanun çerçevesinde korunan tasarımların, şartları taşıması durumunda çoklu koruma ilkesinden yararlanarak Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında da korunabileceği belirtilmektedir.

Maddenin dördüncü fıkrası ile koruma kapsamı dışında olan haller düzenlenmiştir. (a) bendinde, kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı tasarımlar koruma kapsamı dışında bırakılmıştır. 2893 sayılı Türk Bayrağı Kanunu gibi özel kanunlarla korunan objelerin yanı sıra tasarım hakkının tasarımın sahibi olduğunu iddia eden kişinin tekeline verilmesinin kamu düzeni açısından sakıncalı olacağı tasarımların; işkence aleti, irkçı unsurlar, terör örgütü gibi konusu suç teşkil eden kamu düzenini bozan tasarımların veya toplumun genelince kabul edilmiş ahlak kurallarına aykırı simgeleri içeren tasarımların Kanunla verilen haklardan yararlanamaması amaçlanmıştır.

Maddenin dördüncü fıkrasının (b) bendinde, tasarımcıya tasarımı geliştirmede hiçbir seçenek özgürlüğü bırakmayan teknik fonksiyonunu yerine getirebilmesi için belirli bir görünüme sahip olan kısımlar koruma kapsamı dışında bırakılmıştır. Örneğin, otomobil lastiğinin yuvarlak olması veya tornavida ucunun sahip olduğu görünüm özellikleri tasarımcıya hiçbir seçenek özgürlüğü bırakmayan kısımlar olması nedeniyle koruma kapsamı dışında kalırken, lastik üzerine uygulanan desen veya tornavidanın sapı gibi kısımlar tasarımcının fikri çaba harcayabilcceği alanlar olup korumadan yararlanabileceklir.

Maddenin dördüncü fıkrasının (c) bendinde ürünleri birbirine monte etmek için belirli biçim ve boyutlarda üretilmesi zorunlu olan elemanlar koruma kapsamı dışında tutularak, bu tür ürünler için herhangi bir hukuki kısıtlama olmaksızın tasarımın herkes tarafından kullanılabilmesi imkânı sağlanmıştır.

Maddenin dördüncü fıkrasının (ç) bendinde Paris Sözleşmesinin 2 nci mükerrer 6 ncı maddesi kapsamında yer alan hükümranlık alametleri ile bu kapsam dışında kalan ancak kamuyu ilgilendiren, dini, tarihi ve kültürel değerler bakımından halka mal olmuş ve ilgili mercilerin tescil izni vermediği işaretlerin, armaların, nişanların veya adlandırmaların uygunsuz kullanımını içeren tasarımlar koruma kapsamı dışında bırakılmıştır.

Maddenin beşinci fıkrasında, fuar stantları gibi modüler sistemlerde bağlantıların değişmesinin tasarımın uygulandığı ürünün nihai görüntüsünü de değiştirmesi sebebiyle sonlu veya sonsuz olarak çeşitli biçimlerde bağlantı kurulmasını sağlayan lasarımlar için bir istisna getirilmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 58 gerekçesi

Madde 59

Tasarım hakkının kapsamı ve sınırları

(1) Tasarımdan doğan haklar münhasıran tasarım sahibine aittir. Üçüncü kişiler, tasarım sahibinin izni olmadan koruma kapsamındaki tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünü üretemez, piyasaya sunamaz, satamaz, ithal edemez, ticari amaçlı kullanamaz veya bu amaçlarla elde bulunduramaz ya da bu tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunamaz.

(2) Tescilsiz tasarım, sahibine birinci fıkrada belirtilen fiilleri engelleme hakkını sadece korunan tasarımın aynısının veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kopyalanarak alınması hâlinde verir. Korunan tasarımın kendi tasarımından önce kamuya sunulduğunu makul yollarla bilmesi mümkün olmayan bir tasarımcı tarafından bağımsız olarak yapılan tasarımın koruma kapsamındaki tasarımdan kopyalanmış olduğu kabul edilmez.

(3) Aşağıda sayılan fiiller tasarım hakkının kapsamı dışındadır:

a) Özel amaçla sınırlı kalan ve ticari amaç taşımayan fiiller.

b) Deneme amaçlı fiiller.

c) Ticari uygulamadaki dürüstlük kuralları ile bağdaşır olmak, tasarımın normal kullanımını gereksiz şekilde tehlikeye sokmamak ve kaynak göstermek şartları ile eğitim veya referans amaçlı çoğaltmalar.

ç) Yabancı ülkede kayıtlı olup geçici olarak Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bulunan deniz veya hava taşıt araçlarındaki ekipman, bu araçların onarımı için kullanılmak üzere ithal edilen yedek parça ve aksesuarlar ile bu araçların onarım fiilleri.

(4) Birleşik ürünün görünümüne bağımlı olan parçaların, birleşik ürüne orijinal görünümünü yeniden kazandırmak üzere onarım amacıyla ve bu parçaların kaynağı konusunda yanıltıcı olmamak şartıyla tasarımın piyasaya ilk sürüldüğü tarihten üç yıl sonra kullanılması tasarım hakkının ihlali sayılmaz.

(5) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca yayımlanan eşdeğer parçaların dördüncü fıkra kapsamında ve tasarımın piyasaya ilk sürüldüğü tarihten itibaren üç yıl içinde kullanımı tasarım hakkının ihlali sayılmaz.

(6) Yayım erteleme talebinde bulunulan tasarımlar için, tasarımlara ait görsel anlatımların Bültende yayımlanmasına kadar ikinci fıkra hükümleri uygulanır.

Madde gerekçesi

Tescilli tasarımlar için, hak sahibine tasarımın kullanılması konusunda geniş yetkiler sağlanmıştır. Tescilli tasarımlar hak sahibine, izni olmaksızın koruma kapsamına giren lasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünleri ürcten, satan ya da ticari amaçlı olarak kullanan kişilere karşı haklarını kullanabilme yetkisi sağlar. Vescilli tasarım ile sağlanan hak tekel hakkıdır ve bu hak herkese karşı kullanılabilir. Bu tekel hakkının kullanılmasında, hakkı ihlal eden kişinin iyiniyetli veya kötüniyetli olup olmadığı konusunda bir ayrıma gidilmez.

TTescilsiz. tasarımlar için sağlanan haklar tescilli tasarım hakkına göre daha sınırlı kalmaktadır. Tescilsiz tasarım hakkı tekel hakkı olmayıp, sadece tasarımın kopyalanmasını önleyici bir hak sağlamaktadır. Tescilli tasarımdan farklı olarak, tescilsiz tasarım hakkının kullanılabilmesi için ihlal durumunda kötüniyetin varlığı şarttır. Tescilsiz tasarım hakkının varlığından haberdar olamayacak kişilere karşı bu hakkın kullanılması da mümkün olmayacaktır. Dolayısıyla tescilsiz tasarım hakkından haberdar olmayan kişinin, bu tasarımdan bağımsız olarak bir tasarım geliştirmesi durumunun kopyalama sayılmayacağı, yani bu kişilere karşı hakkın kullanılamayacağı madde ile, düzenlenmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasında tasarım hakkının okullanılamayacağı O haller düzenlenmiştir. Maddede sayılan fiillerin tasarım hakkı kapsamı dışında tutulması ile araştırma, geliştirme ve eğitim amaçlı çalışmaların tasarım hakkını ihlal etmeksizin özgürce yapılabilmesine Oimkân sağlanması hedeflenmiştir. (o Ayrıca, uluslararası oulaşımın aksatılmaması açısından ülkemiz sınırları içinde geçici olarak bulunan deniz veya hava taşıtlarındaki ekipman ile bu araçların onarımı için kullanılmak üzere yedek parça ve aksesuarların ithal edilmesi ve bu araçların onarım fiilleri tasarım hakkının sınırları dışında bırakılmıştır.

Maddenin dördüncü fıkrasında, birleşik ürünün görünümüne bağımlı olan parçaların, birleşik ürüne orijinal görünümünü yeniden kazandırmak üzere onarım amacıyla ve bu parçaların kaynağı konusunda yanıltıcı olmamak şartıyla tasarımın piyasaya ilk sürüldüğü tarihten üç yıl sonra kullanılması tasarım hakkı ihlalini oluşturmayacağı düzenlenmiştir.

Örneğin, otomobilin tamponu veya kapısı o otomobilin görünümüne bağımlı olup başka bir modelde kullanılması imkânsızdır. Bu tür parçalar ayrı ayrı tescil edilebilmektedir, ancak, hak sahibi bu tür parçalar için sadece birleşik ürünün ilk üretimi aşamasında piyasaya sunduktan sonra üç yıl boyunca tasarım haklarını kullanacaktır.

Maddenin beşinci fıkrasında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca yayımlanacak olan eşdeğer parçaların üç yıllık süre içinde onarım amacıyla kullanımının tasarım hakkının ihlali sayılmayacağı düzenlenmiştir. Eşdeğer parçalar orijinal parça gibi bir takım testlerden geçirilebilen, orijinal parçanın verdiği sonuçları verip vermediği ölçülebilen ve belgelendirilen ürünlerdir.

Maddenin altıncı fıkrasında, yayım erteleme talebi olan tasarım başvurularının, görsel anlatımların oyayımlanmasına kadar tescilsiz tasarım korumasından yararlanacağı düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 59 gerekçesi

Madde 60

Önceki kullanımdan doğan hak

(1) Başvuru tarihinden önce, tescilli tasarımın koruma kapsamına giren ve tescilli tasarımdan bağımsız olarak yapılan tasarımı iyiniyetli olarak ticari amaçla ülke içinde kullanmakta olan veya kullanım için ciddi ve gerçek tedbirler almış kişilere karşı önceki kullanımından dolayı, bu hazırlıklarla sınırlı olmak üzere işletmenin makul ihtiyaçlarını giderecek ölçüde tasarımı kullanma hakkı verilir. Önceki kullanımdan doğan hak, sicile kaydedilerek Bültende yayımlanır.

(2) Önceki kullanımdan doğan hak, lisans verilmesi suretiyle genişletilemez ve devredilemez. Bu hakkın devri işletmenin devriyle mümkündür.

Madde gerekçesi

Madde ile, uygulamada sık rastlanmamakla birlikte tescilli tasarımın koruma kapsamına giren ve başvuru tarihinden önce bağımsız olarak iyiniyetle geliştirilmiş olan ve Türkiye'de kullanılmaya başlanmış tasarımlar için getirilen istisnai durum düzenlenmiştir. Önceki kullanımdan doğan hakkın lisans yolu ile genişletilemeyeceği ve ancak hak sahibinin bir işletme olması halinde hakkın devrinin işletmenin devri ile birlikte mümkün olabileceği belirtilmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 60 gerekçesi

İkinci Kısım

Başvuru, İnceleme ve Tescil

Birinci Bölüm

Tasarım Başvurusu, Rüçhan Hakkı ve İnceleme

Madde 61

Başvuru şartları, sınıflandırma ve çoklu başvuru

(1) Tasarım başvurusu;

a) Başvuru sahibinin kimliğine ilişkin bilgileri içeren başvuru formunu,

b) Tasarımın görünümünü yansıtan ve yayım yoluyla çoğaltılmaya elverişli görsel anlatımını,

c) Tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün adını,

ç) Tasarımcının veya tasarımcı grubundaki tasarımcıların adlarını,

d) Tescil isteme hakkının tasarımcı veya tasarımcılardan ne şekilde elde edildiğine ilişkin bilgiyi,

e) Varsa yayım erteleme talebini,

f) Vekil tayin edilmişse vekile ilişkin bilgiyi,

kapsar.

(2) Başvuru konusunun iki boyutlu bir tasarım olması ve 66 ncı maddeye göre yayım erteleme talebinde bulunulması hâlinde birinci fıkranın (b) bendinde istenen görsel anlatım yerine tasarımın örneği verilebilir.

(3) Başvuruda ayrıca; tasarımın görsel anlatımını veya örneğini açıklayan tarifname verilebilir, tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünlerin sınıfı belirtilebilir. Bu madde kapsamında yer alan ürün adı, sınıfı ve tarifnamede verilen bilgiler koruma kapsamını etkilemez.

(4) Başvuru işlemlerine ilişkin ücretlerin ödenmemesi ve süresi içinde ödemeye ilişkin bilginin Kuruma sunulmaması hâlinde başvuru yapılmamış sayılır.

(5) Tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünlerin sınıflandırılmasında, 5/8/1997 tarihli ve 97/9731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile katılmamız kararlaştırılan Endüstriyel Tasarımların Uluslararası Sınıflandırılmasına İlişkin Locarno Anlaşması hükümleri uygulanır.

(6) Birinci fıkranın (b) bendinde belirtilen, tasarımın görsel anlatımı üzerinde yer alan yazılı ibareler, ifade ettikleri kavramlar üzerinde inhisari hak sağlamaz.

(7) Birden çok tasarımın tescil talebi, ek başvuru ücretinin ödenmesi şartıyla çoklu başvuru altında yapılabilir. Çoklu başvurularda, süslemeler hariç olmak üzere, tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı her bir ürünün, aynı sınıfa dâhil olması gerekir.

(8) Çoklu başvuru veya çoklu tescili oluşturan tasarımlar bu Kanunun uygulanmasında ayrı ayrı değerlendirilir.

(9) Çoklu başvuruda, yedinci fıkrada belirtilen şartlara uymayan tasarımlar için tescil talebinde bulunulmuş veya tasarım sayısı belirlenen sayıyı aşmışsa Kurum bu tasarımlar için bölünmüş başvuru yapılmasını ister. Bölünmüş her başvuru için başvuru tarihi, ilk başvuru tarihidir. İlk başvuruda rüçhan hakkı talep edilmişse bu hak bölünmüş her başvuruya da tanınır.

(10) Tasarımcı, isminin başvuruda belirtilmemesi hâlinde, tasarımcı olarak belirtilmesini isteme hakkına sahiptir. Ancak, tasarımcı isminin gizli tutulmasını da talep edebilir. Başvuru sahibi tasarımcı değilse veya tasarımcılardan sadece biri veya birkaçıysa, başvuru sahibinin tasarımcı veya tasarımcılardan tasarım başvurusu yapma hakkını ne şekilde elde ettiği başvuruda açıklanır.

(11) Tasarım başvurusunda yer alan imla hataları ve açık maddi hatalar, tasarım örneğini değişikliğe uğratmaması şartıyla başvuru sahibinin talebi üzerine düzeltilir.

(12) Çoklu başvuruda yer alabilecek tasarım sayısı ve başvuruya ilişkin diğer usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

Madde gerekçesi

Madde ile, başvuruda verilmesi zorunlu olan bilgi ve belgeler belirlenmiştir.

Tasarımın görsel anlatımını veya örneğini açıklayan tarifnamenin Enstitüye sunulması zorunlu olmaktan çıkarılmıştır.

Tasarım tescili ile tasarımın görünüm özelliği korunmaktadır, görsel anlatım üzerinde yer alan yazılı ibarelerin ifade ettikleri kavramlar üzerinde tescil sahibine herhangi bir inhisarı hak sağlanmaması gerektiği açıktır. Aksi takdirde, aynı anlama gelen ancak farklı görünüm özelliklerine sahip yazılı ibareler içeren tasarımlarda koruma, sadece söz konusu yazılı ibareyi ilk ortaya çıkaran ya da tescil ettiren kişi adına gerçekleşecektir. Bu uygulama ise tasarım tescil sistemine uygun düşmemektedir.

Başvuruda yer alan tasarımların kullanıldığı veya uygulandığı ürünler, Endüstriyel Tasarımların Uluslararası Sınıflandırılmasına İlişkin Locarno Anlaşması esaslarına uygun olarak sınıflandırılmaktadır. Sınıflandırma sistemi, veri tabanından ilgili sınıf altında yer alan tasarım örneklerine kolaylıkla ulaşılmasına imkân sağlamasının yanı sıra, özellikle hangi sektörlerden ve ürün gruplarından başvuru yapıldığına ilişkin istatistiklerin oluşturulmasına, tasarımın sanayinin hangi alanında aktif olarak kullanıldığının tespitine yardımcı olmaktadır.

Maddenin yedinci fikrasında başvuru sahiplerinin kolay ve daha az maliyetli başvuru yapabilmelerini sağlamak amacıyla çoklu başvuru uygulamasına yer verilmiştir. Bu sayede, birden fazla tasarım için tek bir başvuru ile tescil imkânı sağlanması amaçlanmıştır. Ancak bir başvurunun çoklu başvuru kapsamında değerlendirilebilmesi için, başvuruda sunulan tasarımların bazı şartları taşıması öngörülmüştür. Buna göre çoklu başvuru altında sunulacak tasarımların Locamo sınıflandırma sisteminde aynı sınıfla yer alması gerekmektedir. Aynı smıfta yer alan tasarımlar için çoklu başvuru yapabilme imkânının sağlanması ile aynı zamanda uluslararası uygulamalarla da paralellik sağlanmıştır. Yine maddede çoklu başvuru şarlına uymayan ve belirlenen sayıyı aşan tasarımlar için ilk başvuru tarihi ve varsa rüçhan hakları saklı tutulmak şartıyla bölünmüş başvuru yapılabileceği hükmü getirilmiştir. Bu sayede başvuru sahiplerinin çoklu başvuru şartını taşımayan tasarımlar ile yapacakları başvuruların düzenlenmesi neticesinde işleme alınmayan tasarımlar için bölünmüş başvuru yapma imkânı tanınmış ve koruma noktasında hak kaybının önüne geçilmesi sağlanmıştır.

Maddenin onuncu fikrasında tasarımcı isminin, başvuruda belirtilmemesi halinde başvuru sahibinden başvuruda tasarımcı olarak belirtilmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Ancak, tasarımcı isminin gizli tutulmasını talep etme hakkına da sahiptir.

Başvuru sahibi tasarımcı değilse veya tasarımcılardan sadece biri veya birkaçıysa, başvuru sahibinin tasarımcı veya tasarımcılardan tasarım başvurusu yapma hakkını ne şekilde elde ettiğinin başvuruda açıklanması gerekmektedir.

Maddenin onbirinci fıkrasında tasarım başvurusunda imla hataları ve açık maddi hataların, tasarımın örneğini değişikliğe uğralmaması şartıyla başvuru sahibinin talebi üzerine düzeltileceği düzenlenmiştir. Bültende yayımlanan hususlarla ilgili düzeltmeler ayrıca yayımlanır.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 61 gerekçesi

Madde 62

Rüçhan hakkı ve etkisi

(1) Paris Sözleşmesi veya Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşmasına taraf devletlerden birinin uyruğunda olan ya da bu devletlerden birinin uyruğunda olmamakla birlikte bunlardan birinde yerleşim yeri veya işler durumda ticari müessesesi bulunan gerçek ya da tüzel kişiler veya bunların halefleri, bu devletlerin herhangi birinde yetkili mercilere tasarım veya faydalı model tescili için usulüne uygun olarak yaptıkları başvuru tarihinden itibaren altı ay süreyle, Paris Sözleşmesi hükümleri kapsamında aynı tasarım için Türkiye’de başvuru yapma konusunda rüçhan hakkından yararlanır. Bu süre içinde kullanılmayan rüçhan hakları düşer. Rüçhan hakkından yararlanılabilmesi için ilk başvuru yapılan devletin yetkili makamından rüçhan hakkı belgesi alınması şarttır.

(2) Birinci fıkrada belirtilen gerçek veya tüzel kişiler ile bunların halefleri, Paris Sözleşmesi veya Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşmasına taraf olmayan bir devlette usulüne uygun tasarım başvurusu yapmışsa, birinci fıkrada belirtilen esaslar çerçevesinde rüçhan hakkından yararlanır.

(3) Aynı devlete yapılmış olan ve önceki ilk başvuru ile aynı konudaki sonraki bir başvuru; sonraki başvurunun yapıldığı tarihte, önceki başvurunun kamunun incelemesine açılmadan ve geride herhangi bir hak bırakmadan geri çekilmesi, geri çekilmiş sayılması veya reddedilmesi ve rüçhan hakkı talebine temel oluşturmaması şartıyla, rüçhan hakkının belirlenmesinde ilk başvuru olarak kabul edilir. Önceki başvuru, rüçhan hakkı talebi için dayanak oluşturmaz.

(4) 3 üncü maddenin birinci fıkrasının (ç) bendinde belirtilen gerçek veya tüzel kişiler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır.

(5) Başvurusu yapılan tasarımı veya tasarımın uygulandığı ürünü Türkiye’de açılan ulusal ya da uluslararası sergilerde ya da Paris Sözleşmesi veya Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşmasına taraf devletlerde açılan resmî ya da resmî olarak tanınan uluslararası sergilerde teşhir eden 3 üncü maddede belirtilen gerçek veya tüzel kişiler, sergideki teşhir tarihinden itibaren altı ay içinde Türkiye’de başvuru yapma konusunda rüçhan hakkından yararlanır.

(6) Başvurusu yapılan tasarım veya tasarımın uygulandığı ürün, sergide görünür şekilde resmî açılış tarihinden önce teşhir edilmişse rüçhan hakkı süresi ürünün sergiye konulduğu tarihten itibaren başlar.

(7) Bir sergide teşhir edilmiş ürünle aynı veya benzeri bir ürün hakkında birden fazla tasarım başvurusu yapılması hâlinde, bu ürünü sergiye ilk koyan kişi, ürünün sergiye aynı zamanda konularak teşhir edilmesi hâlinde ise ilk başvuruda bulunan kişi rüçhan hakkından yararlanır.

(8) Birinci ve beşinci fıkralarda belirtilen süreler içinde rüçhan hakkına dayanılarak başvuru yapıldığı takdirde, rüçhan hakkının doğduğu tarihten itibaren üçüncü kişiler tarafından yapılan rüçhan hakkına konu tasarım başvurusunun kapsamına giren başvurular ile bunlar adına yapılan tasarım tescilleri hüküm ifade etmez.

Madde gerekçesi

Madde ile, Paris Sözleşmesinin temel ilkelerinden olan rüçhan hakkı düzenlenmiştir. Maddede, taraf olunan Paris Sözleşmesi veya Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması hükümleri ile karşılıklılık ilkesi çerçevesinde kimlerin rüçhan hakkından yararlanacağı, hangi başvuruların rüçhan hakkı doğuracağı düzenlenmiş, aynı ülkede aynı konuda yapılan iki başvurudan hangisinin rüçhan hakkına esas alınacağına ilişkin kriterler açıklanmıştır. Rüçhan hakkından yararlanma süresi Paris Sözleşmesi gereği altı ay olarak belirlenmiştir.

Madde ile ayrıca, Türkiye'de açılan ulusal ya da uluslararası sergilerde ya da Paris Sözleşmesi veya Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşmasına taraf devletlerde açılan resmi veya resmi olarak tanınan uluslararası sergilerde teşbirden doğan rüçhan hakları düzenlenmiş ve bu haktan yararlanabilme şartları belirlenmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 62 gerekçesi

Madde 63

Rüçhan hakkının talep edilmesi ve hükmü

(1) Rüçhan hakkı talebi başvuruyla birlikte yapılır. Bu talebe ilişkin belgeler, başvuru tarihinden itibaren üç ay içinde Kuruma sunulur. Aksi takdirde rüçhan hakkından yararlanma talebi yapılmamış sayılır.

(2) Rüçhan hakkının hüküm ve sonuçları, 62 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca rüçhan hakkının talep edildiği başvurunun tarihi veya 62 nci maddenin beşinci ve altıncı fıkralarında belirtilen tarihler itibarıyla doğar.

(3) Bir tasarım için birden fazla rüçhan hakkı talep edilmesi durumunda rüçhan hakkı, geçerli olan ilk rüçhan tarihi itibarıyla başlar.

(4) Sergilerdeki teşhirden doğan rüçhan hakkı, 62 nci maddenin birinci fıkrasına göre verilen rüçhan süresini uzatmaz.

(5) Rüçhan hakkı talebine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

Madde gerekçesi

Madde ile, rüçhan hakkının talep edilmesi, belgelendirilmesi ve doğuracağı sonuçlar ile talebin başvuru anında yapılması gerektiği ve rüçhan talebine ilişkin belgelerin başvuru tarihinden itibaren üç ay içinde Ensttüye verileceği hususları düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 63 gerekçesi

Mehaz madde — Alman Marka K. m. 35

Sergi rüçhan hakkı

(1) Marka başvurusunda bulunan kişi, başvurusu yapılan marka altında mal veya hizmetleri,

1. 22 Kasım 1928 tarihinde Paris'te imzalanan Uluslararası Sergiler Sözleşmesi anlamında resmî veya resmî olarak tanınan uluslararası bir sergide, veya

2. başka bir yerli veya yabancı sergide,

teşhir etmişse, mal veya hizmetlerin başvurusu yapılan marka altında ilk kez teşhir edildiği tarihten itibaren altı ay içinde başvuruyu yaptığı takdirde, bu tarihten itibaren 34. madde anlamında bir rüçhan hakkından yararlanabilir.

(2) Birinci fıkranın 1. bendinde belirtilen sergiler, Federal Adalet ve Tüketiciyi Koruma Bakanlığı tarafından Federal Resmî Gazetede duyurulur.

(3) Birinci fıkranın 2. bendine göre sergiler, her somut olayda Federal Adalet ve Tüketiciyi Koruma Bakanlığı tarafından belirlenir ve Federal Resmî Gazetede duyurulur.

(4) Birinci fıkraya göre bir rüçhan hakkını ileri süren kişi, başvuru tarihinden itibaren iki ay içinde ilk teşhir tarihini ve sergiyi bildirmek zorundadır. Başvuru sahibi bu bilgileri verdiği takdirde, Alman Patent ve Marka Dairesi kendisini, tebligatın yapılmasından itibaren iki ay içinde, mal veya hizmetlerin başvurusu yapılan marka altında teşhir edildiğine ilişkin kanıtları sunmaya davet eder. Kanıtlar süresinde sunulmazsa, bu başvuru için rüçhan talebi düşer.

(5) Birinci fıkraya göre sergi rüçhan hakkı, 34. maddedeki rüçhan süresini uzatmaz.

Özgün metin (Almanca)

(1) Hat der Anmelder der Marke Waren oder Dienstleistungen unter der angemeldeten Marke

1. auf einer amtlichen oder amtlich anerkannten internationalen Ausstellung im Sinne des am 22. November 1928 in Paris unterzeichneten Abkommens über internationale Ausstellungen oder

2. auf einer sonstigen inländischen oder ausländischen Ausstellung

zur Schau gestellt, kann er, wenn er die Anmeldung innerhalb einer Frist von sechs Monaten seit der erstmaligen Zurschaustellung der Waren oder Dienstleistungen unter der angemeldeten Marke einreicht, von diesem Tag an ein Prioritätsrecht im Sinne des § 34 in Anspruch nehmen.

(2) Die in Absatz 1 Nr. 1 bezeichneten Ausstellungen werden vom Bundesministerium der Justiz und für Verbraucherschutz im Bundesanzeiger bekanntgemacht.

(3) Die Ausstellungen nach Absatz 1 Nummer 2 werden im Einzelfall vom Bundesministerium der Justiz und für Verbraucherschutz bestimmt und im Bundesanzeiger bekanntgemacht.

(4) Wer eine Priorität nach Absatz 1 in Anspruch nimmt, hat innerhalb von zwei Monaten nach dem Anmeldetag den Tag der erstmaligen Zurschaustellung sowie die Ausstellung anzugeben. Hat der Anmelder diese Angaben gemacht, fordert ihn das Deutsche Patent- und Markenamt auf, innerhalb von zwei Monaten nach der Zustellung der Aufforderung die Nachweise für die Zurschaustellung der Waren oder Dienstleistungen unter der angemeldeten Marke einzureichen. Werden die Nachweise nicht rechtzeitig eingereicht, so wird der Prioritätsanspruch für diese Anmeldung verwirkt.

(5) Die Ausstellungspriorität nach Absatz 1 verlängert nicht die Prioritätsfrist nach § 34.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Marka Kanunu

Madde 64

İnceleme

(1) Kurum, başvurunun 61 ila 63 üncü maddelerde belirtilen şartlara uygunluğunu inceler. İnceleme sonucunda 61 inci maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtilen şartlar bakımından herhangi bir eksikliğin olmadığına karar verilmesi hâlinde başvuru tarihi, başvurunun Kurum tarafından alındığı tarih itibarıyla kesinleşir.

(2) 61 ila 63 üncü maddeler uyarınca yapılan incelemede tespit edilen eksikliklerin süresi içinde giderilmesi hâlinde başvuru tarihi, başvurunun ilk yapıldığı tarih olarak kesinleşir. Ancak 61 inci maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan bilgi ve belgelerle ilgili eksikliklerin süresi içinde giderilmesi hâlinde başvuru tarihi, bu eksikliklerin giderildiği tarih olarak kesinleşir.

(3) Tasarım koruması başvuru tarihinin kesinleştiği tarihten itibaren başlar.

(4) Eksikliklerin süresi içinde giderilmemesi hâlinde başvuru yapılmamış sayılır.

(5) Rüçhan hakkı talebine ilişkin eksikliklerin giderilmemesi sadece rüçhan hakkının kaybına neden olur.

(6) Kurum;

a) Tasarım veya ürün tanımına uygun olmayan,

b) Kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı,

c) 3 üncü madde kapsamına girmeyen gerçek veya tüzel kişilerce yapılan,

ç) Paris Sözleşmesinin 2 nci mükerrer 6 ncı maddesi kapsamında yer alan hükümranlık alametleri ile bu kapsam dışında kalan ancak kamuyu ilgilendiren, dinî, tarihî ve kültürel değerler bakımından halka mal olmuş ve ilgili mercilerin tescil izni vermediği işaretlerin, armaların, nişanların veya adlandırmaların uygunsuz kullanımını içeren,

d) Yeni olmadığı tespit edilen,

tasarım tescil taleplerini reddeder.

(7) Altıncı fıkranın (b) ve (ç) bentleri kapsamında verilen ret kararının tasarımın sadece bir bölümüne ilişkin bulunması hâlinde, sadece o bölümle ilgili kısmi ret kararı verilir. Kısmi ret sonucunda tescilin devamı için kalan kısmın koruma şartlarını sağlaması ve tasarım kimliğini muhafaza etmesi şarttır.

Madde gerekçesi

Tescilli tasarım koruması, tasarım tescil başvurusu tarihinin kesinlik kazandığı larihten itibaren başlar. Başvuru tarihinin kesinlik kazanması için başvuru formunda başvuru sahibinin kimlik bilgilerinin ve tasarımın görsel anlatımlarının başvuruda verilmesinin şart olduğu belirtilmiştir. Başvuru tarihinin kesinlik kazanması için gerekli unsurların bulunup bulunmadığı ve başvurunun Kanunda aranan şekli şartları karşılayıp karşılamadığı açısından inceleme yapılacaktır.

Tasarım tescil başvurularının şekli incelemesi esnasında tespit edilen eksikliklerin giderilmemesi hak kaybına sebep olmaktadır. Başvurulara ilişkin eksik belge veya bilgilerin tamamlanma şekil ve şartları, süreleriyle beraber düzenlenmiştir. Maddede ayrıca, eksikliklerin giderilmemesinin doğuracağı sonuçlar belirtilmiştir. Rüçhan hakkı talep edilen bir başvuruda rüçhan hakkı ile ilgili eksikliklerin giderilmemesi sadece rüçhan hakkının kaybedilmesi sonucunu doğuracaktır.

Madde ile ayrıca, tasarım tescil başvurularının incelenmesi ile ilgili usul ve esaslar düzenlenmiştir. Yapılan başvurular öncelikle tasarım ve ürün tanımına uygunluk açısından incelenecektir. Bununla beraber, kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı, 3 üncü madde kapsamma girmeyen gerçek ve tüzel kişilerin başvuruları ile Paris Sözleşmesinin 2 nci mükerrer 6 ncı maddesi kapsamında yer alan hükümranlık alametleri ile bu kapsam dışında kalan ancak kamuyu ilgilendiren dini, tarihi ve kültürel değerler bakımından halka mal olmuş ve ilgili mercilerin tescil izni vermediği işaretlerin, armaların, nişanların veya adlandırmaların uygunsuz kullanımını içeren, yeni olmadığı anlaşılan tescil talepleri Enstitü tarafından resen reddedilecektir.

Maddenin yedinci fıkrasında kısmi ret sonucunda tescilin devamı için, kalan kısmın koruma şartlarını sağlaması ve tasarım kimliğini muhafaza etmesi gerektiği düzenlenmiştir.

Tasarımın kimliğini muhafaza edebilmesi için kalan kısmın tasarımının niteliğinin ilk başvurudaki tasarımdan farklı olmaması ve tasarım adının değişmemesi gerekir. Örneğin üç boyutlu ayakkabı için yapılan tasarım tescil başvurusu kısmi hükümsüzlük sonucunda desen tasarım başvurusuna dönüşemez.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 64 gerekçesi

İkinci Bölüm

Tescil ve Yayım

Madde 65

Tescil ve yayım

(1) Kesinleşen ve 64 üncü madde hükmüne göre reddedilmemiş başvuru, tescilli tasarım olarak sicile kaydedilir ve Bültende yayımlanır.

(2) Sicil alenidir. Talep edilmesi ve ücretinin ödenmesi şartıyla sicil örneği verilir.

(3) Sicile kayıt, yayım ve tescil işlemlerine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

Madde gerekçesi

Madde ile, Kanunun 64 üncü maddesi kapsamında incelenip kesinlik kazanmış başvuruların tescilli tasarım olarak sicile kaydedilmesi ve yayımlanması düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 65 gerekçesi

Madde 66

Yayımın ertelenmesi

(1) Başvuruyla birlikte başvuru sahibi, başvuru veya varsa rüçhan tarihinden başlamak üzere otuz ay süreyle yayım erteleme talebinde bulunabilir.

(2) Yayım erteleme talebi bulunan ve 64 üncü madde hükmüne göre reddedilmemiş başvuru, tescil edilerek sicile kaydedilir. Ancak, tasarımın görsel anlatımı ve başvuru dosyasına ilişkin bilgi ve belgeler üçüncü kişilerin incelemesine kapalı tutulur.

(3) Sicile kaydedilmiş tasarıma ilişkin yayım erteleme talebi Bültende yayımlanır.

(4) Kurum, yayım erteleme süresinin sona erdiği tarihte veya hak sahibinin isteği üzerine daha önceki bir tarihte, başvuruyla ilgili bütün kayıt ve belgeleri üçüncü kişilerin incelemesine açar ve yayımlar. Ancak, yayımdan önce yayım ücretinin ödenmesi zorunludur. Başvuru sırasında sadece tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün örneği verilmiş ise tasarımın yayıma uygun görsel anlatımının da verilmesi gerekir. Bu şartların süresi içinde yerine getirilmemesi durumunda sicile kaydedilmiş tasarıma başvuru tarihinden itibaren bu Kanunla sağlanan koruma hiç doğmamış sayılır.

(5) Tecavüz davasının, yayım erteleme süresi içinde açılabilmesi için sicil kaydında ve başvuru dosyasındaki bilgilerin davalı tarafa bildirilmiş olması şarttır.

(6) Yayım ertelemesi bulunan tasarımın yayım tarihi, görsel anlatımlarının yayımlandığı tarihtir.

(7) Bu madde hükümleri, çoklu başvurudaki tasarımların bir kısmı hakkında da uygulanabilir.

Madde gerekçesi

Madde ile, tescil edilen bir tasarımın otuz aya kadar gizli tutulabilmesi için yayımın ertelenmesi imkânı sağlanmıştır. Bu uygulama ile özellikle modası sık değişen ürün tasarımları veya ileri bir tarihte piyasaya çıkacak olan ürünler için tescil sahibine, tasarımları için kopyalamaya karşı önleyici bir koruma sağlanmaktadır. Ayrıca sezonluk üretim yapan ve piyasa ömrü kısa ürünler üreten sektörler, fazla sayıda tasarım için yayım ücreti ödemeden tescil imkânı bulmakta ve tescil işlemleri açısından önemli bir maliyet avantajı elde edebilmektedir.

Yayım erteleme talebi, tasarımın belirli bir süre gizliliğini korumak amacıyla yapıldığı için bu talep mutlaka başvuru esnasında yapılmalıdır. Yayım erteleme talebi bulunan başvurular sicile kaydedilecek ve tasarımın görsel anlatımı ile başvuru dosyasındaki bilgi ve belgeler üçüncü kişilerin incelemesine kapalı tutulacaktır. Bu gizliliği sağlamak için başvurunun sicile yayım ertelemeli olarak kaydedilmesi gerektiğinden, başvurudan sonra yapılacak yayım erteleme talebi kabul edilmeyecektir.

Yayım erteleme süresinin bitiminde veya hak sahibinin isteği ile daha önceki bir tarihte başvuru ile ilgili bütün bilgiler üçüncü kişilerin incelemesine açılacak ve tasarım tescilindeki bütün bilgiler Bültende yayımlanacaktır, bu yayımın gerçekleştiği tarih başvurunun yayım tarihi olarak kabul edilecektir. Yayımdan önce, yayım ücretinin ödenmesi ve yayım erteleme talebi bulunan başvuruda iki boyutlu tasarımlar için Kanunun 6l inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca başvuru esnasında tasarımın numunesi verilmişse, lasarımın görsel anlatımının verilmesi şartur. Bu eksikliklerin giderilmemesi veya hak sahibinin feragat etmesi durumunda, yayım gerçekleşmeyeceği ve tescilli tasarım haklarının elkileri yayımla başlayacağı için tasarımın başvuru tarihinden itibaren Kanunla sağlanan korumanın hiç doğmamış sayılacağı düzenlenmiştir.

Kanunun 61 inci maddesinin sekizinci fıkrası hükmüne dayanarak, çoklu başvuruda yer alan tasarımların bir kısmı için yayım erteleme talebinde bulunulabilecektir. Bu durumda çoklu başvuruda yer alan tasarımlardan yayım erteleme talebi bulunanlar üçüncü kişilerin incelemesine kapalı tutulacak, diğerleri ise üçüncü kişilerin incelemesine açılacaktır.

Yayım ertelemeli bir tasarımın ihlal edilmesi halinde, ihlal eden kişinin henüz yayım gerçekleşmediği için tasarım tescilinden haberdar olamayacağı durumu gözönüne alınarak maddede, tasarım tescili ile sağlanan hakları ihlal eden kişilere karşı kullanılabilmesi için öncelikle başvurunun içeriğinden ve tasarımdan haberdar edilmesi şartı getirilmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 66 gerekçesi

Üçüncü Bölüm

İtiraz ve İtirazın İncelenmesi

Madde 67

Karara ve tescile itiraz

(1) Başvuru sahipleri, 64 üncü madde uyarınca verilen kararlara karşı, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde gerekçeli ve yazılı olarak itiraz edebilir.

(2) Üçüncü kişiler tasarım tescilinin yayım tarihinden itibaren üç ay içinde ücretini ödeyerek tasarımın 55 inci maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan tanımlara uygun olmadığı, 56 ncı ve 57 nci maddelerde belirtilen şartları taşımadığı, 58 inci maddenin dördüncü fıkrası ve 64 üncü maddenin altıncı fıkrasının (c) bendi kapsamında olduğu, başvurunun kötüniyetli olduğu ve bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımını içerdiği gerekçelerini ileri sürerek tescil belgesinin verilmesine yazılı olarak itiraz edebilir.

(3) İkinci fıkra kapsamında yapılan itiraza ilişkin ücretin ödenmemesi veya ödemeye ilişkin bilginin süresi içinde Kuruma sunulmaması hâlinde itiraz yapılmamış sayılır.

Madde gerekçesi

Madde ile, Enstitü kararlarına itiraz imkânı getirilmiş olup ret ve yayım kararlarına yapılacak itirazlarla ilgili esasa ve şekle dair düzenleme yapılmıştır.

Maddenin birinci fıkrasında, 64 üncü madde kapsamında Ensltünün yayım öncesi verdiği ret kararlarına karşı başvuru sahiplerinin itirazda bulunabilecekleri düzenlenmiştir.

Şekli noksanlıkların zamanında ve istenildiği şekilde giderilmemesi sonucunda işlemden kaldırılan ve dolayısıyla yapılmamış sayılan başvurularla ilgili itiraz edilebilecektir, Maddenin ikinci fıkrasında, tasarım tescilinin yayım tarihinden itibaren üç ay içinde ücretini ödemek şartıyla üçüncü kişilerin tasarım tescilinin tasarım ve ürün tanımına uygun olmadığı, koruma şartlarını (yenilik, ayırt edicilik) taşımadığı, 58 inci maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen koruma dışı halleri içerdiği ve tasarım başvurusunun Kanunun 3 üncü madde kapsamına girmeyen gerçek veya tüzcl kişilerce yapıldığı, başvurunun kötüniyetli olduğu ve fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımını içerdiği gerekçelerini ileri sürerek yazılı şekilde itiraz edebilecekleri düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 67 gerekçesi

Madde 68

İtirazın incelenmesi

(1) 67 nci maddeye göre yapılacak itirazlar, Kurul tarafından incelenir.

(2) 64 üncü madde uyarınca verilen kararlara karşı yapılan itirazların incelenmesi aşamasında ve gerekli görülen hâllerde başvuru sahibinin görüşü alınır.

(3) 67 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca yapılan itirazlar, görüşlerini açıklayabilmesi için başvuru sahibine bildirilir. İtiraz sahibinden, bildirim tarihinden itibaren bir ay içinde sunulmak üzere ek bilgi ve belge istenebilir. Bu süre içinde istenilen ek bilgi ve belgelerin sunulmaması hâlinde itiraz mevcut bilgi ve belgeler kapsamında değerlendirilir.

(4) İtiraz süresi boyunca veya itirazın incelenmesi aşamasında 64 üncü madde ve yönetmelik hükümleri kapsamında başvuruda eksiklik olduğunun tespit edilmesi hâlinde, işlemlere tamamlanmayan aşamadan devam edilir ve gerekli görülen hâllerde alınan kararlar Bültende yayımlanır.

(5) 67 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca yapılan itirazın kabul edilmesi hâlinde, tasarımın tescili hükümsüz kılınır. 64 üncü maddenin altıncı fıkrasının (b) ve (ç) bentleri ile fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımı gerekçesiyle tasarımın bir kısmına yapılan itirazın kabul edilmesi hâlinde ise sadece o kısmın tescili hükümsüz kılınır. Kısmi hükümsüzlük sonucunda tescilin devamı için, kalan kısmın koruma şartlarını sağlaması ve tasarım kimliğini muhafaza etmesi şarttır. Çoklu bir başvuruya yapılan itirazın incelenmesi aşamasında, itiraza konu edilmeyen ancak itirazın eki belgelerden hükümsüz kılınması gerektiği anlaşılan tasarım tescilleri üçüncü fıkrada belirtilen usule uygun olarak resen hükümsüz kılınır.

(6) Bu madde uyarınca tescilin hükümsüzlüğüne karar verilmesi hâlinde, 79 uncu maddede belirtilen hükümsüzlük sonuçları doğar. Hükümsüzlük kararı Bültende yayımlanır.

Madde gerekçesi

Madde ile, Enstitünün 64 üncü ve 67 nci madde kapsamındaki ret ve yayım kararlarına yapılacak itirazlarla ilgili incelenme prosedürü düzenlenmiştir. İtirazlar, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından incelenecek ve karara bağlanacaktır.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 68 gerekçesi

Dördüncü Bölüm

Koruma Süresi ve Yenileme

Madde 69

Tasarımın koruma süresi ve yenileme

(1) Tescilli tasarımların koruma süresi başvuru tarihinden itibaren beş yıldır. Bu süre beşer yıllık dönemler hâlinde yenilenmek suretiyle toplam yirmi beş yıla kadar uzatılabilir.

(2) Tescilsiz tasarımların koruma süresi, koruma talep edilen tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten itibaren üç yıldır.

(3) Tasarım tescili, tasarım sahibinin talep etmesi ve yenileme ücretinin ödendiğine ilişkin bilginin süresi içinde Kuruma sunulması şartıyla yenilenir.

(4) Yenileme talebinin tasarım sahibi tarafından koruma süresinin sona erdiği tarihten önceki altı ay içinde yapılması ve aynı süre içinde yenileme ücretinin ödendiğine ilişkin bilginin Kuruma sunulması gerekir. Bu süre içinde talebin yapılmaması veya yenileme ücretinin ödendiğine ilişkin bilginin Kuruma sunulmaması hâlinde, yenileme talebi, koruma süresinin sona erdiği tarihten itibaren altı aylık süre içinde ek ücretin ödenmesi şartıyla da yapılabilir.

(5) Yenileme, önceki koruma süresinin sona erdiği tarihi izleyen günden itibaren hüküm ifade eder. Yenileme, sicile kaydedilir ve Bültende yayımlanır.

(6) Yenilenmeyen tasarımlara ilişkin tasarım hakkı, koruma süresinin bittiği tarihte sona erer.

Madde gerekçesi

Madde ile, uluslararası anlaşmalar ve diğer ülkelerdeki uygulamalar gözetilerek tescilli ve tescilsiz tasarımlar için koruma süreleri belirlenmiştir. Sınai mülkiyet sisteminin temel ilkelerinden birisi de hak sahiplerinin ve toplumun çıkarlarını dengelemek, bir yandan hak sahiplerine tasarımları üzerinde geniş yetkiler sağlayarak onları teşvik etmek bir yandan da toplumun bu yeniliklerden faydalanmasını sağlamaktır. Bu dengeyi sağlamak için kullanılacak araçlardan en önemlisi, sağlanan hakların kullanımı için belirli bir süre sınırı koymaktır. Koruma süresinin sınırsız olması, korunan tasarımın kamuya mal olmasını engelleyeceği için toplumun bu tasarımdan faydalanma imkânını zorlaştıracaktır. Bu dengenin sağlanması amacıyla tescilli tasarımların korunması için en fazla yirmi beş yıl olacak şekilde bir koruma süresi belirlenmiştir. Bu süre başvurunun kesinleşme tarihinden başlayan ilk beş yıllık koruma süresinin ardından beşer yıllık dönemler halinde en fazla döri yenileme yapılacak şekilde düzenlenmiştir. Tescilsiz tasarımların koruma süresi ise koruma talep edilen tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten itibaren üç yıl olarak öngörülmüştür.

Yenileme talebi, koruma süresinin sona erdiği ayın son gününe kadar ve bu son tarihten önceki altı ay içinde, ücreti ödenerek yapılabilmektedir. Bu sürenin kaçırılması durumunda ise hak sahibine, ek ücretin ödenmesi şartıyla, yukarıda belirtilen son günden itibaren altı ay içinde yenileme talebi yapma imkânı tanınmıştır. Madde ile ayrıca, tescili yenilenmeyen tasarımların Kanun hükümlerinden yararlanamayacağı belirtilmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 69 gerekçesi

Üçüncü Kısım

Hak Sahipliği ve Gasp

Madde 70

Hak sahipliği

(1) Tasarım hakkı, tasarımcıya veya onun haleflerine ait olup devri mümkündür.

(2) Tasarım başvurusu veya tasarım birden çok kişiye aitse hak üzerindeki ortaklık taraflar arasındaki anlaşmaya göre, böyle bir anlaşma yoksa 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunundaki paylı mülkiyete ilişkin hükümlere göre belirlenir. Her hak sahibi diğerlerinden bağımsız olarak aşağıdaki işlemleri kendi adına yapabilir:

a) Kendisine düşen pay üzerinde serbestçe tasarrufta bulunur.

b) Diğer hak sahiplerine bildirimde bulunarak tasarımı kullanabilir.

c) Tasarımdan doğan hakların herhangi bir şekilde tecavüze uğraması hâlinde üçüncü kişilere karşı hukuk davası açabilir. Bu durumda davaya katılabilmeleri için dava açan tarafından bir ay içinde diğer hak sahiplerine bildirim yapılır.

(3) Tasarımın kullanılması amacıyla üçüncü kişilere lisans verilmesi için hak sahiplerinin oybirliği şarttır. Ancak lisans verme konusunda oybirliği sağlanamaması hâlinde mahkeme, lisans verme yetkisini hakkaniyet gereğince hak sahiplerinden birine veya birkaçına verebilir.

(4) Üzerinde birden çok kişinin hak sahipliği söz konusu olsa dahi tasarım başvurusu veya tasarımın devri ya da üzerlerinde hak tesisi için bölünebilmeleri mümkün değildir.

Madde gerekçesi

Tasarım, fikri bir faaliyetin ürünü olduğu için tüzel kişiler tasarımcı olamaz, tasarımcı gerçek kişi olmak zorundadır. Tasarım hakkı, esas olarak tasarımcıya aittir ve bu hak başka kişilere devredilebilir.

Madde ile, tasarım başvurusu veya tasarımın birden çok kişiye ait olması durumunda, her bir orlağın hak ve yükümlülükleri ile bunlarla ilgili hukuki durum düzenlenmiştir. Bu durumda, 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamedeki yapı korunarak, taraflar arasında paylı mülkiyete ilişkin hükümlerin uygulanacağı öngörülmüştür. Birden çok kimsenin, bölünmesi mümkün olmayan bir tasarımın tamamına belli paylarla malik olacağı düzenlenmiştir.

Taraflar arasında başka türlü belirlenmedikçe, paylar eşit sayılır. Hak sahipleri sözleşme ile aralarındaki hukuki ilişkiyi düzenleyebilirler.

Tasarım başvurusu veya tasarım konusu, devir veya herhangi bir hak tesisi anlamında bölünmez bir bütündür. Madde buna açıklık getirmek amacıyla hazırlanmıştır.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 70 gerekçesi

Madde 71

Tasarımın gaspı

(1) Tasarım başvurusu gerçek hak sahibi olmayan bir kişi tarafından yapılmış veya tasarım bu kişi adına tescil edilmişse veya tescilsiz tasarım gerçek hak sahibi olmayan bir kişi tarafından kamuya sunulmuşsa, gerçek hak sahibi olduğunu iddia eden kişi, tasarım hakkından doğan diğer hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla, tasarım sahipliğinin kendisine devredilmesini veya tasarım sahibi olarak tanınmayı mahkemeden talep edebilir.

(2) Tasarım üzerinde kısmi bir hakkın iddia edilmesi hâlinde, birinci fıkra uyarınca ve paylı mülkiyet esaslarına göre hak sahipliği tanınması talep edilebilir.

(3) Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen talepler, tescilli tasarımın yayımlandığı tarihten veya tescilsiz tasarımın kamuya sunulduğu tarihten itibaren üç yıl içinde ileri sürülmemesi hâlinde düşer. Ancak gerçek hak sahibi olmayan kişinin kötüniyetli olması hâlinde hak düşürücü süre uygulanmaz.

(4) Bu madde hükmüne göre açılan dava ve davada ileri sürülen talepler, dava sonunda verilen kesin hüküm veya davayı herhangi bir şekilde sona erdiren bütün diğer hâller talep üzerine sicile kaydedilerek Bültende yayımlanır ve sicile kaydedildiği tarih itibarıyla iyiniyetli üçüncü kişilere karşı hüküm ve sonuç doğurur.

(5) Dava devam ederken başvurunun tescil edilmesi durumunda başvurunun gaspı davası, tasarımın gaspı davasına dönüşür.

Madde gerekçesi

Madde ile, tasarım başvurusunun gerçek hak sahibi olmayan bir kişi tarafından yapılmış veya bu kişi adına tescil ettirilmiş olabileceği veya tescilsiz tasarım gerçek hak sahibi olmayan bir kişi tarafından kamuya sunulabileceği, bu durumda, kanuni hak sahibi olan kişinin mahkemeden tasarım sahipliğinin kendisine devredilmesini veya tasarım sahibi olarak tanınmayı talep edebileceği düzenlenmiştir. Dava açılması durumunda dava ve davada ileri sürülen talepler, dava sonunda verilen kesin hüküm veya davayı sona erdiren bütün diğer haller ilgilinin talebi üzerine sicile kaydedilecek ve Bültende yayımlanacaktır.

Böylece, gerçek hak sahipliğine ilişkin dava sonuçlanıncaya kadar, hak sahipliği ile ilgili bir işlem yapılmaması için bir önlem alınabilecektir.

Madde ile ayrıca, gerçek hak sahipliğine ilişkin talep ve dava hakkının süresi ile ilgili olarak üç yıllık bir sınırlama getirilmiş ve bu süreden sonra bu hakkın düşeceği düzenlenmiştir. Ancak bu süre sınırı, gerçek hak sahibi olmayan kişinin kötüniyetli olması durumunda uygulanmayacaktır.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 71 gerekçesi

Madde 72

Gaspın sona erdirilmesinin sonuçları

(1) Tasarım sahipliğinin 71 inci madde hükmüne göre değişmesi halinde, bu değişikliğin sicile kaydedilmesiyle üçüncü kişilerin o tasarımla ilgili tüm hakları sona erer.

(2) Gerçek hak sahibi olmadığı sonradan anlaşılan kişi veya bu kişiyle lisans sözleşmesi yapan kişi, gerçek hak sahibinin sicile kaydedildiği tarihten önce tasarımı kullanmaya başlamışsa ya da kullanım için ciddi hazırlıklar yapmışsa, gerçek hak sahibinden inhisari olmayan bir lisans verilmesini iki ay içinde talep edebilir. Bu süre, gerçek tasarım sahibinin sicile kaydedildiğinin Kurum tarafından ilgililere bildirildiği tarihten itibaren başlar.

(3) Gerçek hak sahibi olmadığı sonradan anlaşılan kişi veya bu kişiden lisans alan, kullanıma başladığı ya da kullanım için ciddi hazırlıklar yaptığı sırada kötüniyetli ise ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.

Madde gerekçesi

Madde ile, tasarım sahipliğinin tasarımın gaspı sonucunda değişmesi durumunda, gerçek hak sahibi olmadığı anlaşılan kişi ile tasarımın kullanılması için hukuki veya akdi bir işlem yapan üçüncü kişilerin durumları düzenlenmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında gerçek hak sahibi olmadığı sonradan tespit edilen kişi veya bu kişiden tasarım hakkının kullanımı için lisans alan diğer kişilerin, gerçek hak sahibinin sicile kaydedildiği tarihten önce tasarımı kullanmaya başlamış olmaları ya da bu amaçla ciddi hazırlıklara başlamış olmaları ve bu fiilleri işlerken kötüniyetli olmadıklarının kanıtlanmış olması şartıyla gerçek hak sahibinden inhisari olmayan lisans alabilecekleri düzenlenmiştir.

Lisans talebinin yapılması için, gerçek hak sahibinin sicile kaydedildiğinin Enstitü tarafından taraflara bildirilmesinden itibaren iki aylık bir süre sınırı getirilmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 72 gerekçesi

Dördüncü Kısım

Çalışanların Tasarımları

Madde 73

Hizmet ilişkisi ile diğer iş görme ilişkilerindeki hak sahipliği

(1) Aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça çalışanların bir işletmede yükümlü olduğu faaliyeti gereği gerçekleştirdiği ya da büyük ölçüde işletmenin deneyim ve çalışmalarına dayanarak iş ilişkisi sırasında yaptığı tasarımların hak sahibi, işverenleridir.

(2) Çalışanların bulunduğu işyerindeki genel faaliyet konusu bilgi ve araçlardan faydalanmak suretiyle birinci fıkra kapsamı dışında yaptığı tasarımların hak sahibi, talep edilmesi hâlinde işverenleridir.

(3) Çalışanların tasarımlarına ilişkin hükümler öğrenciler ve ücretsiz olarak belirli bir süreye bağlı olmaksızın hizmet gören stajyerlerin tasarımları ile 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde belirtilen öğretim elemanlarının bilimsel çalışmalar veya araştırmalar sonucunda gerçekleştirdiği tasarımlar hakkında da uygulanır.

(4) Hizmet ilişkisi dışında kalan iş görme sözleşmeleri çerçevesinde yapılan tasarımlarda hak sahibi, taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri çerçevesinde belirlenir.

Madde gerekçesi

Madde ile, çalışanların bir işletmede yükümlü olduğu faaliyeti gereği gerçekleştirdiği ya da büyük ölçüde işletmenin deneyim ve çalışmalarına dayanarak iş ilişkisi sırasında yaptığı tasarımların hak sahibinin işverenler olduğu düzenlenmiştir. Burada tasarım hakkının işverene verilmesinin sebebi hukukumuzda tasarımların ekonomik saiklerle ele alınmasıdır. Buna göre işveren çalıştırdığı kişiye belli bir ücret ödeyerek, ona araç-gereç sağlayarak ve yatırım yaparak belli bir risk almakta iken çalışan ise sözleşmesi sonucu yaptığı çalışmanın karşılığını almaktadır. Bu nedenle tasarım hakkı sahipliği işverene verilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında ise sözleşmeden kaynaklanan bir gereklilik olmaması halinde işyerindeki bilgi ve donanımdan faydalanarak yapılan tasarımlarda hak sahipliği düzenlenmiş ve bu durumda da hak sahipliği talep etmesi halinde işverene verilmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasında 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu uyarınca öğretim elemanı sayılan kişiler tarafından yapılmış tasarımlar ile öğrenciler ve ücretsiz olarak belirli bir süreye bağlı olmaksızın hizmet gören stajyerlerin yapmış olduğu tasarımlarda da hak sahipliğinin işverenlere ait olduğu düzenlenmiştir.

Maddenin dördüncü fıkrasında hizmet ilişkisi dışında kalan iş görme sözleşmeleri çerçevesinde yapılan tasarımlarda hak sahipliğinin taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri çerçevesinde belirleneceği düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 73 gerekçesi

Madde 74

Çalışanlar tarafından yapılan tasarımlara ilişkin hak talebinde bedel

(1) Çalışanın, 73 üncü maddenin ikinci fıkrası kapsamında yapmış olduğu tasarımın önemi dikkate alınarak tespit edilecek bir bedel isteme hakkı vardır. Taraflar bu bedel konusunda anlaşamadıkları takdirde söz konusu bedel mahkeme tarafından tespit edilir.

(2) 73 üncü maddenin üçüncü fıkrası kapsamında öğretim elemanlarınca gerçekleştirilen tasarımlardan elde edilen gelirin yükseköğretim kurumu ve tasarımcı arasındaki paylaşımı tasarımcıya gelirin en az yarısı verilecek şekilde ilgili yükseköğretim kurumunun yönetim kurulunca belirlenir.

Madde gerekçesi

Madde ile, çalışanın işveren ile arasındaki özel sözleşmeden kaynaklanmadığı halde bir tasarım yapması durumunda, işverenin tasarıma ilişkin hak sahipliği talep etmesi halinde, tasarımın önemi dikkate alınarak çalışanın bir bedel isteme hakkının olduğu düzenlenmiştir. Tarafların ödenecek bedel konusunda anlaşamamaları durumunda söz konusu bedelin mahkemece tespit edileceği belirtilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında yükseköğretim kurumlarında gerçekleştirilen tasarımlardan elde edilen gelirin yükseköğretim kurumu ve tasarımcı arasındaki paylaşımında, tasarımcıya elde edilen gelirin brüt miktarının en az yarısı verilecek şekilde ilgili yükseköğretim kurumunun yönetim kurulunca belirleneceği düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 74 gerekçesi

Beşinci Kısım

Lisans

Madde 75

Lisans

(1) Tasarım hakkı, lisans sözleşmesine konu olabilir.

(2) Lisans, inhisari lisans veya inhisari olmayan lisans şeklinde verilebilir. Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa lisans, inhisari değildir. İnhisari olmayan lisans sözleşmelerinde, lisans veren tasarımı kendi kullanabileceği gibi üçüncü kişilere de başka lisanslar verebilir. İnhisari lisans sözleşmelerinde, lisans veren başkasına lisans veremez ve hakkını açıkça saklı tutmadıkça kendisi de tasarımı kullanamaz.

(3) Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa lisans sahipleri, lisanstan doğan haklarını üçüncü kişilere devredemez veya alt lisans veremez.

(4) Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa lisans hakkını alan kişi, lisans süresince tasarımın kullanılmasına ilişkin her türlü tasarrufta bulunabilir. Lisans alan, lisans sözleşmesinde yer alan şartlara uymak zorundadır. Aksi takdirde tasarım sahibi, tasarımdan doğan haklarını lisans alana karşı ileri sürebilir.

Madde gerekçesi

Madde ile, lisans çeşitleri ve lisans alan ile lisans verenin hak ve sorumlulukları ve bu konuda Enstitü tarafından yapılacak işlemlerin kapsamı düzenlenmiştir.

Tasarım hakkı sahibinin tasarımdan ekonomik fayda sağlayabilmesinin yollarından biri de tasarım hakkını lisans yoluyla kullandırmasıdır. Tasarım hakkı gayrimaddi haklardandır. Gayrimaddi haklar üzerinden gelir elde edilebilmesi için maddi haklardaki gibi mülkiyet el değiştirmeden kiralama veya kullandırma yoluna gidilebilir. Lisans verme, tasarım hakkı sahibinin tasarım hakkını devretmeden, tasarımın yapılan sözleşme çerçevesinde üçüncü kişiler tarafından kullanılmasına izin vermesidir. Dolayısıyla devirden farklı olarak mülkiyet hakkı sahipliğinde bir değişiklik olmamakta, lisans alan kişi lasarımı belirlenen şartlar altında kullanabilmektedir.

Lisans konusunda önemli olan kıstaslardan birisi de lisans sözleşmesinin kapsamının taraflarca belirlenebilmesidir. Lisans sözleşmesi belli bir bölgede geçerli olacak şekilde düzenlenebileceği gibi, inhisari lisans veya inhisari olmayan lisans şeklinde lisans hakkının kapsamında farklılık olacak şekilde de düzenlenebilmektedir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 75 gerekçesi

Madde 76

Hakkın devrinden veya lisans vermekten doğan sorumluluk

(1) Başvuru veya tescilden doğan tasarım hakkını devreden ya da lisans veren kişinin bu işlemleri yapmaya yetkili olmadığının sonradan anlaşılması hâlinde söz konusu kişi, bu durumdan ilgililere karşı sorumlu olur.

(2) Tasarım başvurusunun geri çekilmesi, reddedilmesi, tasarım tescilinin iptaline veya hükümsüzlüğüne karar verilmiş olması hâllerinde tarafların, hakkı devreden veya lisans veren bakımından daha kapsamlı bir sorumluluğu sözleşmeyle öngörmemiş olmaları hâlinde 79 uncu madde hükümleri uygulanır. Bu madde hükmünden doğan tazminatı talep etme süresi, sorumluluk davasına dayanak olan mahkeme kararının kesinleşme tarihinde başlar.

Madde gerekçesi

Madde ile, tasarım başvurusu veya tescilinden doğan hakkın devri ve lisans verilmesine ilişkin işlemlerin bu işlemleri yapmaya yetkili olmayan kişilerec yapılması hali ve bunun sonuçları düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 76 gerekçesi

Altıncı Kısım

Hakkın Sona Ermesi

Birinci Bölüm

Hükümsüzlük

Madde 77

Hükümsüzlük hâlleri

(1) Aşağıdaki hâllerde tasarımın hükümsüz sayılmasına mahkeme tarafından karar verilir:

a) 55 inci maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan tanımlara uygun olmadığı, 56 ncı ve 57 nci maddelerde belirtilen şartları taşımadığı, 58 inci maddenin dördüncü fıkrası ve 64 üncü maddenin altıncı fıkrasının (c) bendi kapsamında olduğu, başvurunun kötüniyetle yapıldığı ve bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımını içerdiği ispat edilmişse.

b) Hak sahipliğinin başka kişiye veya kişilere ait olduğu ispat edilmişse.

c) Sonradan kamuya açıklanan aynı veya benzer nitelikteki bir tasarımın başvuru tarihi, tescilli bir tasarımın başvuru tarihinden önce ise.

(2) 64 üncü maddenin altıncı fıkrasının (b) ve (ç) bentleri ile fikri mülkiyet haklarının yetkisiz kullanımı gerekçesiyle tasarımın bir kısmına ilişkin hükümsüzlük talebinin kabul edilmesi hâlinde, o kısmın tescili hükümsüz kılınır. Kısmi hükümsüzlük sonucunda tescilin devamı için, kalan kısmın koruma şartlarını sağlaması ve tasarım kimliğini muhafaza etmesi şarttır.

Madde gerekçesi

Madde ile, tasarım hakkının mahkeme tarafından hükümsüz sayılmasına ilişkin haller düzenlenmektedir. Tasarım hakkının tesis edilebilmesi için Kanunda belirtilen esasa dair şartların yerine getirilmiş olması gerekir. Bu şartların yerine getirilip getirilmediği ise her zaman mahkemeler nezdinde dava konusu edilebilecektir.

Bir tasarım kısmen veya tamamen hükümsüzlük davasına konu olabilmekle ve bir tasarımın kısmen veya tamamen hükümsüzlüğüne karar verilebilmektedir. Kısmi hükümsüzlük kararı tasarımın tümüne etkili olmayacaktır. Kısmi hükümsüzlük. sonucunda tescilin devamı için, kalan kısmın koruma şartlarını sağlaması ve tasarım kimliğini muhafaza etmesi şarttır.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 77 gerekçesi

Madde 78

Hükümsüzlük talebi

(1) Tasarımın hükümsüzlüğü, ikinci fıkrada sayılan hâller dışında menfaati olanlar tarafından istenebilir.

(2) Tasarımın hükümsüzlüğü, 77 nci maddenin birinci fıkrasının (c) bendine göre sadece önceki hak sahibi; 70 inci ve 73 üncü maddelere göre ise ancak tasarım hakkına sahip kişiler tarafından ileri sürülebilir.

(3) Tasarımın hükümsüzlüğüne ilişkin olarak koruma süresince veya tasarım hakkının sona ermesini izleyen beş yıl içinde dava açılabilir.

(4) Hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde tasarım sahibi olarak kayıtlı kişiye karşı açılır. Tasarım üzerinde sicilde hak sahibi olarak görülen kişilerin davaya katılabilmelerini sağlamak için ayrıca bu kişilere bildirim yapılır.

(5) Tescilsiz tasarımlarda hükümsüzlük davası, hak sahibi olduğunu iddia eden kişiye karşı açılır.

Madde gerekçesi

Madde ile, hükümsüzlük davasının kimler tarafından ve hangi sürelerde açılabileceğine ilişkin hükümler düzenlenmiştir. Tasarım tescilinin hükümsüzlüğüne ilişkin koruma süresi boyunca veya tasarım hakkı sona erdikten sonraki beş yıl içinde hükümsüzlük davası açılabilir. Ayrıca maddede hükümsüzlük davasının, dava tarihinde sicilde tasarım sahibi olarak kayıtlı kişiye karşı açılabileceği belirtilmiştir. Bu hüküm, tasarım başvurusu veya tasarım işlemde iken hak sahibi değişikliği olması durumunda, hükümsüzlük davasında davalının kim olacağını belirlemek amacıyla düzenlenmiştir.

Maddenin beşinci fıkrasında tescilsiz tasarımlarda hükümsüzlük davasının hak sahibi olduğunu iddia eden kişiye karşı açılabileceği düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 78 gerekçesi

Madde 79

Hükümsüzlüğün etkisi

(1) Tasarımın hükümsüzlüğüne ilişkin karar geçmişe etkili olup, tasarıma bu Kanunla sağlanan koruma hiç doğmamış sayılır.

(2) Tasarım sahibinin ağır ihmali veya kötüniyetli hareket etmesinden zarar görenlerin tazminat talepleri saklı kalmak üzere, hükümsüzlüğün geçmişe dönük etkisi aşağıdaki durumları etkilemez:

a) Hükümsüzlüğe karar verilmeden önce tasarımın sağladığı haklara tecavüz nedeniyle verilen kesinleşmiş ve uygulanmış kararlar.

b) Hükümsüzlüğe karar verilmeden önce yapılmış ve uygulanmış sözleşmeler.

(3) İkinci fıkranın (b) bendinde belirtilen sözleşme uyarınca ödenmiş bedelin hakkaniyet gereğince kısmen veya tamamen iadesi talep edilebilir.

(4) Tasarımın hükümsüzlüğüne ilişkin kesinleşmiş karar herkese karşı hüküm doğurur. Hükümsüzlük kararının kesinleşmesinden sonra mahkeme bu kararı Kuruma resen gönderir. Hükümsüz kılınan tasarım, Kurum tarafından sicilden terkin edilir ve Bültende yayımlanır.

Madde gerekçesi

Madde ile, hükümsüzlük kararının etkileri düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında, hükümsüzlük kararının geçmişe dönük olarak etkili olduğu belirtilmiştir.

Bu hükmün düzenlenme nedeni, hükümsüzlük durumunda, elde edilen haksız kazancın ortadan kaldırılabilmesini sağlamaktır.

Maddenin ikinci fıkrası ile, tasarım sahibinin ağır ihmali veya kötüniyetli hareket etmesi halinde zarar görenlerin tazminat talepleri saklı kalmak kaydıyla, hükümsüzlüğün geçmişe dönük etkisinin hangi durumları etkilemeyeceği hususu düzenlenmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasında tasarım sahibinin ağır ihmali veya kötüniyetli olması halinde, hükümsüzlük kararından önce yapılmış ve uygulanmış lisans veya diğer sözleşmeler kapsamında ödenmiş bedelin iade edilebileceği düzenlenmiştir.

Maddenin dördüncü fikrâsı ile de tasarımın hükümsüzlüğüne ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararının sadece davanın taraflarına değil herkese karşı hüküm doğuracağı vurgulanmıştır.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 79 gerekçesi

İkinci Bölüm

Diğer Sona Erme Hâlleri ve Sonuçları

Madde 80

Sona erme ve sonuçları

(1) Tasarım hakkı;

a) Koruma süresinin dolması veya tescilin yenilenmemesi,

b) Hak sahibinin hakkından vazgeçmesi,

sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer.

(2) Başvuru veya tescil sahibi, tasarım hakkından tamamen veya kısmen vazgeçebilir.

(3) Vazgeçmenin yazılı olarak Kuruma bildirilmesi gerekir. Vazgeçme, sicile kayıt tarihi itibarıyla hüküm doğurur ve Bültende yayımlanır.

(4) Sicile kayıtlı hak ve lisans sahiplerinin izni olmadıkça, tasarım sahibi bu hakkından vazgeçemez.

(5) Tasarım üzerinde, üçüncü bir kişi tarafından hak sahipliği iddia edilmiş ve bu hususta alınan tedbir kararı sicile kaydedilmişse, bu kişinin izni olmadıkça, tasarımdan doğan haklardan vazgeçilemez.

Madde gerekçesi

Madde ile, tasarım hakkının hangi durumlarda sona ereceği ve sona ermenin hukuki etkisi düzenlenmiştir.

Maddenin ikinci ila beşinci fıkralarında tasarım hakkının sona erme sebeplerinden olan, tasarım sahibinin hakkından vazgeçebilmesinin şartları ve istisnaları ile ilgili hükümler düzenlenmiştir.

MADDE $1- Madde ile, tasarımın sağladığı haklara tecavüz sayılan filler sıralanmış ve tescilli ve tescilsiz tasarımlarda hangi şartlar altında tecavüz davası açılabileceğine ilişkin hükümler düzenlenmiştir.

MADDE $2- Maddenin birinci fıkrasında patent verilme ktiterleri belirlenmiştir.

Buluşa patent verilebilmesi için yeni olması, buluş basamağı içermesi ve sanayiye uygulanabilir olması şartlarını taşıması gerekmektedir. Herhangi bir sınırlama olmaksızın, teknolojinin her alanındaki buluşlar bu kriterleri sağlaması şartıyla patentlenebilecektir.

Maddenin ikinci fikrasında, dünyadaki patent sistemlerinin birçoğunda olduğu gibi buluş niteliğinde sayılmayan konular belirtilmiş ve bunların palent verilerek korunacak nitelikte kabul edilmeyeceği düzenlenmiştir, Keşifler doğada var olan ancak henüz bilinmeyen nesnelerin veya olayların ortaya çıkarılmasıdır ve patentlenemez. Ancak keşfedilen bir maddenin teknik bir problemin çözümünde kullanılması patent konusu olabilir. Örneğin, bilinen bir maddenin mekanik şoklara dayanıklı olduğunun bulunması bir keşiftir ve patenllenemez. Ancak, demiryolu traverslerinin bu maddeden imal edilmesi bir buluştur ve palentlenebilir.

Bilimsel teoriler keşiflerin daha genel bir şeklidir ve aynı kural burada da uygulanır.

Teknik bir kuralı ifade etmedikleri için buluş değildir. Örneğin, yarı iletkenlikle ilgili fiziksel bir teori patentlenemez ancak yeni yarı iletken cihazlar ve bunların üretimine ilişkin usuller patentlenebilir.

Matematiksel yöntemler de soyut veya yalnızca akılla ilgili yöntemler olduğundan patentlenemez. Örneğin, bölme işleminin kısa yoldan yapılmasına ilişkin bir yönteme patent verilmez. Bu tür bir hesaplama yapan cihaz patentlenebilir.

Zihni faaliyetler, iş faaliyetleri veya oyunlara ilişkin plan, kural ve yöntemlerde müşterek olan husus teknik bir faaliyet ile ilgili bilgi vermemiş olmalarıdır. Bu nedenle patentlenemezler. Örneğin, yabancı dil öğrenimi veya bulmaca çözümü için geliştirilen yöntemlere patent verilemez. Bununla beraber bir oyunun oynanması için geliştirilen cihazlar patentlenebilir.

Son zamanlarda patent verilmesi konusunda en çok tarlışılan konulardan birisi de bilgisayar programlarıdır. Bilgisayar programı, kavram olarak bir bilgisayarın işletilmesi ile ilgili talimatları kapsar. Kaynak ve nesne kodları, problem veya sistem analizi, program akış planı, kodlama aşamaları itibarıyla bilgisayar programı patent korumasından yararlanamaz.

Bununla birlikte bilgisayar programlarının Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundaki korumadan yararlanması mümkündür.

Bir buluşun patentle korunabilmesi için teknik bir problemi çözmesi gerekmektedir.

Bilgisayar programları bilgisayarda veya bilgisayar özelliği gösteren herhangi bir cihazda çalıştırıldıklarında veya yüklendiklerinde cihaz içindeki işlemcide, bellekte fiziksel değişmelere neden olmaktadır. Bu fiziksel değişimler sıradan teknik etki olarak kabul edilmekle beraber bilgisayar programlarının patentle korunması için yeterli olmamaktadır. Bir bilgisayar programının patentle korunabilmesi için göstermiş olduğu bu sıradan teknik etkinin ötesinde ileri bir teknik etki göstermesi gerekmektedir.

Örneğin ABS (Kilitlenme Karşıtı Frenleme Sistemi) progtamı, iki mobil cihaz arasında daha hızlı veri iletişimini sağlayan metodu gerçekleştiren program, veri şifreleme metodunu gerçekleştiren program palentle korunabilecek bilgisayar programlarıdır. Zihni faaliyetler, iş faaliyetleri veya oyunlara ilişkin plan, kural ve yöntemler, bilginin derlenmesi, düzenlenmesi ve sunulması ile ilgili teknik yönü bulunmayan usuller, matematiksel metotların kendisi teknik olarak kabul edilmemektedir. Bu nedenle, bunları gerçekleştiren bilgisayar programları da patentle korunmamaktadır.

Ancak, bir bilgisayar programı bir cihaz ile birlikte patent korumasına hak kazanabilmektedir. Teknik olmayan özelliklere sahip ve yorumu sübjektif değerlendirmeler gerektiren estetik niteliği bulunan mahsuller ile edebiyat, sanat ve bilim eserleri buluş niteliğinde sayılmadığından bunlara patent verilmez. Örneğin, resim, heykel ve mimari çizimler (o patentlenemez. oBununla beraber esleiik niteliği Obulunan omahsullerin gerçekleştirilmesinde kullanılan cihaz veya yöntemlere patent verilebilir, Örneğin, bir kumaş üzerindeki sadece esletik niteliği olan desene patent verilmezken bu deseni kumaşa uygulayan cihaz veya yöntem patentlenebilir.

Bilginin derlenmesi, düzenlenmesi, sunulması ve iletilmesi ile ilgili teknik yönü bulunmayan yöntemler teknik nitelik taşımayan usuller oldukları için patentlenemezler.

Örneğin, internette sunulan bilgiler patent konusu olmazken bu bilgileri sunmada yardımcı olan cihazlar patentlenebilir.

İkinci fikrada ayrıca, bu fıkra kapsamında yer alan konular için münhasıran koruma talep edilmesi halinde bu konuların patent koruması kapsamı dışında kalacakları belirtilmiştir, Örneğin, bir bilgisayar programının kendisi patentlenemeyecektir ancak, bilgisayar programı patent korumasına hak kazanan bir cihazın çalışması ile ilgili ise bu cihaz ile birlikte koruma talep edilmesi halinde patent korumasına hak kazanmaktadır.

Üçüncü fıkranın (a) bendinde, kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı buluşların patent verilerek korunamayacağı hükme bağlanmıştır. Kamu düzeni ve genel ahlaka aykırılık kavramları, genel hukuk kavramları olarak seçilmiş olup, hukukumuzda geçerli olan kurallar çerçevesinde yorumlanarak anlam kazanacaktır.

Üçüncü fikranın (b) bendinde, canlıların patentlenebilirliğine dair sınırlar çizilmiştir.

Biyoteknoloji alanındaki çalışmalar yüksek maliyetli ve uzun solukludur. Bu nedenle, biyoteknolojik buluşların patentle korunarak desteklenmesi gereklidir. Ancak, bu alanda ortaya çıkarılan gelişmelerin her zaman buluş niteliği taşımaması, örneğin buluş basamağını içermemesi ya da keşif olması, patent kapsamı dışında bırakılmasını gerektirmektedir. Bitki çeşitleri, modern biyoteknolojik yöntemlerin yanı sıra, geleneksel yöntemlerle de elde edilebilmekte ve ülkemizde 8/1/2004 tarihli ve 5042 sayılı Yeni Bitki Çeşitlerine Ait Islahçı Haklarının Korunmasına İlişkin Kanun ile korunmaktadır. Hayvan ırkları için de 4631 sayılı Hayvan Islahı Kanunu yürürlüktedir. Bu nedenlerle, buluş niteliği taşımasına karşın geliştirilen bir bitki çeşidi ya da hayvan ırkı, çifte koruma sağlanmaması amacıyla patent kapsamı dışında tutulmuştur. Ayrıca, bunların üretiminde kullanılan esas olarak biyolojik işlemler, yani melezleme ya da seleksiyon gibi tamamen doğal bir olaydan oluşan bitki veya hayvan üretim usulü, buluş niteliği taşımadığından patent kapsamının dışındadır. Öte yandan, 'URIPS*in 27 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendine uygun olarak mikrobiyolojik işlemler ve bunun sonucunda elde edilen ürünlere bir istisna getirilmiş; bu konudaki gelişmelere patent koruması sağlanmıştır.

Üçüncü fikranın (c) bendinde, insan veya hayvan vücuduna uygulanacak cerrahi dahil tüm tedavi yöntemleri ile insan ve hayvan vücuduna uygulanacak teşhis yöntemlerinin patent verilerek okorunamayacağı hükmü getirilmiştir. Burada amaçlanan kamu sağlığının korunmasıdır. Bu istisna, TRIPS*in 27 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde verilen patentlenebilirliğin istisnaları kapsamında olduğundan uluslararası anlaşmalarla da uyumludur.

Üçüncü fıkranın (ç) bendinde, insan bedeni ve öğelerinin palentlenebilirliği hakkında sınırlar belirlenmiştir. Buna göre, eşey hücreleri dahil olmak üzere, oluşumunun ve gelişiminin çeşitli aşamalarında insan bedeni patentlenebilir bir buluş olarak kabul edilmemiştir. Bununla beraber, bir gen dizisi veya kısmi dizisi de dahil olmak üzere, insan bedeninin öğelerinden birinin sadece keşfi de patentlenebilir bir buluş değildir. Sadece keşifien kastedilen; sanayiye uygulanabilirliği açıklanmadan, insan bedeninin öğelerinin rutin, bilinen ve basit tekniklerin kullanımıyla doğal ortamından sadece izole edilmesi ya da üretilmesidir. Bu tür uygulamalar basit bir keşif olarak değerlendirilecektir. İnsan bedeninin öğelerinin, bu şekilde herhangi teknik bir bilgi eklenmeden, sadece doğal ortamdan izole edilmesi ya da üretilmesi, doğada var olanın sadece ortaya çıkarılması olarak nitelendirileceğinden, bu durum doğada var olanın keşfinden öteye geçemeyecektir. Bu tür bir uygulama ile elde edilen öğeler, örneğin bir gen dizisi veya kısmi gen dizisi patentlenebilir buluşların kapsamı dışında kalacaktır. Bununla birlikte, doğal ortamından izole edilen insan bedeninin öğelerinin, örneğin bir gen dizisi ya da kısmı gen dizisinin fonksiyonunun bulunması, patentlenebilirlik kriterlerinden biri olan sanayide uygulanabilirliğin sağlanması durumunda, artık doğada olanın sadece keşledilmesi kapsamından çıkılarak, bir buluşun ortaya çıkarıldığı kabul edilecektir. Bu tür buluşlara ilişkin pateni başvurularında gen dizisinin veya kısmı gen dizisinin sanayiye uygulanabilirliğinin yani fonksiyonun açıklanması gerekecektir. İnsan bedeninden ya da doğal ortamından izole edilen veya diğer şekilde üretilen unsurlar, örneğin tanımlama, saflaştırma veya sınıflandırma ya da insan bedeni dışında üretilme gibi, doğada kendiliğinden ortaya çıkmayan, sadece insan müdahalesiyle uygulamaya konulabilecek nitelikte teknikler neticesinde ortaya çıkacağından, patentlenebilir buluşlar arasında değerlendirilecektir. Bu kapsamda, bir gen dizisi veya kısmi dizisi de dahil olmak üzere, yapısı doğal olanından farklı olan ve insan bedeninden izole edilen ya da başka bir teknik işlem sonucunda üretilen bir öğe, doğal olanıyla aynı olsa dahi, patentlenebilir bir buluş olabilecektir. Ancak, doğal ortamından izole edilen insan bedeninin öğelerinin sanayide uygulanabilirliğinin bulunması halinde, bu buluşlara patentlenebilirlik şartlarını sağlaması şartıyla patent verilebilecektir. Bu durumda, patente sağlanan korumanın kapsamı da buluşun patenlle açıklanan sanayiye uygulama alanıyla sınırlı olacaktır, patente sağlanan hak, doğal ortamındaki insan bedeninin öğelerini kapsamayacaktır. Örneğin gen dizisi ya da kısmı gen dizisinin fonksiyonunun bulunması ile ortaya çıkarılan buluşa sağlanan patent koruması, gen dizisinin patentte açıklanan fonksiyonu ile sınırlı olacaktır. Böylece, fonksiyonu belirtilmeksizin, bir gen dizisi ya da kısmı gen dizisinin sadece doğal ortamından izole edilmesi ya da üretilmesi, teknik bir bilgi içermediğinden patentlenebilir bir buluş olatak kabul edilemeyecektir. Sanayiye uygulanabilirliğin sağlanabilmesi için, gen dizisi ya da kısmi gen dizisinin bir protein ya da protein parçasının üretilmesi için kullanılması durumunda, bu protcinin ya da protein parçasının veya hangi fonksiyonu yerine getirdiğinin tanımlanması gereklidir.

Üçüncü fıkranın (d) bendi ile, patentlenebilirlik şartlarını sağlasa dahi bazı biyoteknolojik buluşların patent koruması kapsamı dışında bırakılması öngörülmüştür. Bu istisnai durumların temelinde bu buluşların kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı bulunması yatmaktadır. Bu nedenle maddede insan klonlama işlemleri, insan eşey hattının genetik kimliğini değiştirme işlemleri, insan embriyosunun sınai ya da ticari amaçlarla kullanılması, insan ya da hayvanlara önemli bir tıbbi fayda sağlamaksızın hayvanlara acı çektirebilecek genetik kimlik değiştirme işlemleri ve bu işlemler sonucu elde edilen hayvanlarla ilgili buluşlar patent koruması dışında tutulmuştur.

Maddenin dördüncü fıkrasında buluşun ticari kullanımının sadece mevzuatla yasaklanmış olmasının, aynı zamanda kamu düzenine veya genel ahlaka aykırılık anlamına gelmediği belirtilmiştir. Ancak, ticari kullanımı mevzuatla yasaklanmış bir buluşun ticari kullanımı, aynı zamanda örgütlü kamu yaşamını da muhtemelen tehdit edecekse, kamu düzenine aykırılığı beraberinde getirir.

Maddenin beşinci fıkrasında, üçüncü fıkranın (b) bendinde belirtilen “esas olarak biyolojik işlem” ifadesinin tanımı yapılmıştır.

Maddenin altıncı fıkrasında, üçüncü fıkranın (c) bendinde yer alan hükmün, aynı benlie sayılan yöntemlerin herhangi birinde kullanılan ürünler, özellikle madde ve terkipler hakkında uygulanmayacağı açıklanmıştır. Böylece, insan veya hayvan vücuduna uygulanacak teşhis yöntemleri ile cerrahi yöntemler ile cerrahi yöntemler dahil tüm tedavi yöntemlerinde kullanılan ürünlerin, özellikle madde ve terkiplerin, pateni verilerek korunacak nitelikte buluş olarak değerlendirildiği belirtilmiştir.

MADDE $3- Maddede, patent veya faydalı model verilerek korunabilirliğin şartlarından biri olan yeniliğin tanımı yapılmıştır. Buluşta evrensel, mutlak yenilik aranmaktadır. Böylece önceden kamunun bilgisine herhangi bir şekilde ulaşmış bilgi ile ilgili patent veya faydalı model başvurusu yapma fırsatçılığı önlenmek istenmiştir.

Tekniğin bilinen durumu kavramı, yenilik kavtamına açıklık getirmek için öngörülmüştür. Tekniğin bilinen durumu, kamunun erişimine açık olan doğrudan veya dolaylı yazılı veya sözlü bilgi ile kullanılan, üretilen veya satılan ürün ya da başka herbangi bir biçimde açıklanmış olan toplumca erişilebilir her şeyi kapsar. Tekniğin bilinen durumuna ait olmayan buluş yeni sayılır.

Maddenin üçüncü fıkrasında, patent başvurusu tarihinde veya bu tarihten sonra yayımlanmış olan ve patent başvurusu tarihinden önceki tarihli ulusal patent ve faydalı model başvurularının ilk içeriklerinin de tekniğin bilinen durumuna dahil olduğu düzenlenmiştir.

Böylece, başvurunun yapıldığı tarihte, önceki başvuru henüz yayımlanmasa dahi, önceki tarihli başvuru sahibinin başvurusunda belirttiği teknik fikrin, başkası adına korunması önlenmek istenmiştir. Ayrıca uluslararası veya bölgesel anlaşmalar yolu ile yapılan başvuruların hangi şartlarda tekniğin bilinen durumuna dahil olacağına ilişkin hüküm de getirilmiştir.

Maddenin dördüncü fıkrasında, buluş, ilgili olduğu teknik alandaki bir uzman tarafından tekniğin bilinen durumundan kolayca çıkarılamayan bir faaliyet sonucu gerçekleşmişse, patentlenebilirliğin diğer bir şartı olan buluş basamağı kriterini içerdiğinin kabul edildiği belirtilmiştir. Bu şarlın varlığını belirlemede, önceden genel bir ölçü verilemeyeceği için, bunu belirleme görevi, uygulama ve mahkeme kararlarına düşmektedir.

Fıkrada yer alan teknik alandaki uzman ibaresi ile, tekniğin ilgili alanında genel bilgiye sahip ve tekniğin bilinen durumundaki her şeye erişebilen, rutin araştırma ve uygulamaları yapabilme kapasitesine sahip, buluş yapma yeteneği olmayan dikkatli bir uygulayıcı kastedilmektedir.

Maddenin beşinci fıkrasında, tekniğin bilinen durumu üçüncü fıkrada tanımlanan dokümanları da kapsıyorsa, bu dokümanların buluş basamağının olup olmadığına karar verilmesinde dikkate alınmayacağı hususu düzenlenmiştir. Patentlenebilirliğin bir diğer şartı olan sanayiye uygulanabilir olma kriteri, altıncı fıkrada tanımlanmış olup, buluşun tarım dahil, sanayinin herhangi bir dalında üretilebilir veya kullanılabilir olması ve genel olarak sınai türde bir faaliyete elverişli olması veya buna imkân vermesini ifade etmektedir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 80 gerekçesi

Yedinci Kısım

Tasarım Hakkına Tecavüz

Madde 81

Tasarım hakkına tecavüz sayılan fiiller

(1) Aşağıda belirtilen fiiller tasarım hakkına tecavüz sayılır:

a) Tasarım sahibinin izni olmaksızın bu Kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak.

b) Tasarım sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.

c) Tasarım hakkını gasp etmek.

(2) Başvuru, 65 inci maddeye göre tescil edilerek yayımlandığı takdirde, tescil sahibi, tasarım hakkına yönelik olarak bu maddede sayılan tecavüzlerden dolayı hukuk davası açma hakkına sahiptir. Tecavüz eden, başvurudan ve kapsamından haberdar edilmişse başvurunun yayımlanmış olmasına bakılmaz. Tecavüz edenin kötüniyetli olduğuna mahkeme tarafından hükmolunursa yayımdan önce de tecavüzün varlığı kabul edilir.

(3) Koruma kapsamındaki tasarımın tescilli olduğuna ilişkin kaydın ürün, ambalaj veya fatura üzerine konulmamış olması, bu maddede sayılan fiilleri tasarım hakkına tecavüz olmaktan çıkarmaz.

(4) Tescilsiz tasarımlar için, tasarım 57 nci maddeye göre kamuya sunulduğu takdirde, hak sahibi, tasarım hakkına yönelik ihlallerden dolayı dava açmaya yetkilidir.

Dördüncü Kitap

Patent ve Faydalı Model

Birinci Kısım

Patent Hakkı

Birinci Bölüm

Patentlenebilirlik Şartları

Madde 82

Patentlenebilir buluşlar ve patentlenebilirliğin istisnaları

(1) Teknolojinin her alanındaki buluşlara yeni olması, buluş basamağı içermesi ve sanayiye uygulanabilir olması şartıyla patent verilir.

(2) Aşağıda belirtilenler buluş niteliğinde sayılmaz. Patent başvurusu veya patentin aşağıda belirtilen konu veya faaliyetlerle ilgili olması hâlinde, sadece bu konu veya faaliyetlerin kendisi patentlenebilirliğin dışında kalır:

a) Keşifler, bilimsel teoriler ve matematiksel yöntemler.

b) Zihni faaliyetler, iş faaliyetleri veya oyunlara ilişkin plan, kural ve yöntemler.

c) Bilgisayar programları.

ç) Estetik niteliği bulunan mahsuller, edebiyat ve sanat eserleri ile bilim eserleri.

d) Bilginin sunumu.

(3) Aşağıda belirtilen buluşlara patent verilmez:

a) Kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olan buluşlar.

b) Mikrobiyolojik işlemler veya bu işlemler sonucu elde edilen ürünler hariç olmak üzere, bitki çeşitleri veya hayvan ırkları ile bitki veya hayvan üretimine yönelik esas olarak biyolojik işlemler.

c) İnsan veya hayvan vücuduna uygulanacak teşhis yöntemleri ile cerrahi yöntemler dâhil tüm tedavi yöntemleri.

ç) Oluşumunun ve gelişiminin çeşitli aşamalarında insan bedeni ve bir gen dizisi veya kısmi gen dizisi de dâhil olmak üzere insan bedeninin öğelerinden birinin sadece keşfi.

d) İnsan klonlama işlemleri, insan eşey hattının genetik kimliğini değiştirme işlemleri, insan embriyosunun sınai ya da ticari amaçlarla kullanılması, insan ya da hayvanlara önemli bir tıbbi fayda sağlamaksızın hayvanlara acı çektirebilecek genetik kimlik değiştirme işlemleri ve bu işlemler sonucu elde edilen hayvanlar.

(4) Üçüncü fıkranın (a) bendi kapsamında buluşun ticari kullanımının sadece mevzuatla yasaklanmış olması, bu kullanımın kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olduğu anlamına gelmez.

(5) Üçüncü fıkranın (b) bendinde belirtilen mikrobiyolojik işlem, mikrobiyolojik materyal içeren, mikrobiyolojik bir materyalle gerçekleştirilen veya sonucunda mikrobiyolojik materyal oluşan herhangi bir işlemi; esas olarak biyolojik işlem, melezleme ya da seleksiyon gibi tamamen doğal bir olaydan oluşan bitki veya hayvan üretim usulünü ifade eder.

(6) Üçüncü fıkranın (c) bendinde yer alan hüküm, aynı bentte sayılan yöntemlerin herhangi birinde kullanılan ürünler, özellikle madde ve terkipler hakkında uygulanmaz.

Madde 83

Yenilik, buluş basamağı ve sanayiye uygulanabilir olma

(1) Tekniğin bilinen durumuna dâhil olmayan buluşun yeni olduğu kabul edilir.

(2) Tekniğin bilinen durumu, başvuru tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde, yazılı veya sözlü tanıtım yoluyla ortaya konulmuş veya kullanım ya da başka herhangi bir biçimde açıklanmış olan toplumca erişilebilir her şeyi kapsar.

(3) Başvuru tarihinde veya bu tarihten sonra yayımlanmış olan ve başvuru tarihinden önceki tarihli ulusal patent ve faydalı model başvurularının ilk içerikleri tekniğin bilinen durumu olarak dikkate alınır. Bu hüküm,

a) 5/1/1996 tarihli ve 96/7772 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile katılmamız kararlaştırılan Patent İşbirliği Antlaşması uyarınca yapılan uluslararası patent başvurularından, Patent İşbirliği Antlaşmasının 22 nci ve 39 uncu maddelerine göre yönetmelikte belirtilen şartlara uygun olarak ulusal aşamaya giriş yapan patent ve faydalı model başvurularını,

b) 7/6/2000 tarihli ve 2000/842 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile katılmamız kararlaştırılan Avrupa Patentlerinin Verilmesi ile İlgili Avrupa Patent Sözleşmesinin 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasındaki gereklilikleri sağlayan, uluslararası başvuruya dayanan Avrupa patent başvurularını ve Avrupa Patent Sözleşmesinin 79 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre Türkiye’nin belirlendiği ve ilgili belirleme ücretinin ödendiği Avrupa patent başvurularını,

da kapsar.

(4) Tekniğin bilinen durumu dikkate alındığında, ilgili olduğu teknik alandaki uzmana göre aşikâr olmayan buluşun, buluş basamağı içerdiği kabul edilir.

(5) Üçüncü fıkra uyarınca tekniğin bilinen durumu olarak dikkate alınan başvuruların ve belgelerin içerikleri, buluş basamağının değerlendirilmesinde dikkate alınmaz.

(6) Buluş, tarım dâhil sanayinin herhangi bir dalında üretilebilir veya kullanılabilir nitelikteyse, sanayiye uygulanabilir olduğu kabul edilir.

Madde 84

Buluşa patent veya faydalı model verilmesini etkilemeyen açıklamalar

(1) Buluşa patent veya faydalı model verilmesini etkileyecek nitelikte olmakla birlikte, başvuru tarihinden önceki on iki ay içinde veya rüçhan hakkı talep edilmişse rüçhan hakkı tarihinden önceki on iki ay içinde ve aşağıda sayılan durumlarda açıklama yapılmış olması buluşa patent veya faydalı model verilmesini etkilemez:

a) Açıklamanın buluşu yapan tarafından yapılmış olması.

b) Açıklamanın patent başvurusu yapılan bir merci tarafından yapılmış olması ve bu merci tarafından açıklanan bilginin;

1) Buluşu yapanın başka bir başvurusunda yer alması ve söz konusu başvurunun ilgili merci tarafından açıklanmaması gerektiği hâlde açıklanması.

2) Buluşu yapandan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak bilgiyi edinmiş olan üçüncü bir kişi tarafından, buluşu yapanın bilgisi veya izni olmadan yapılan başvuruda yer alması.

c) Açıklamanın buluşu yapandan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak bilgi elde eden üçüncü kişi tarafından yapılmış olması.

(2) Birinci fıkraya göre, başvurunun yapıldığı tarihte patent veya faydalı model isteme hakkına sahip olan her kişi buluşu yapan sayılır.

(3) Birinci fıkranın uygulanmasından doğan sonuçlar, süreyle sınırlı değildir ve her zaman ileri sürülebilir.

(4) Birinci fıkranın uygulanması gerektiğini ileri süren taraf, şartların gerçekleştiğini veya gerçekleşmesinin beklendiğini ispatla yükümlüdür.

Madde gerekçesi

Maddede, başvuru tarihi veya rüçhan hakkı tarihinden önce, buluş konusu ile ilgili açıklamaların geçmişe doğru oniki ay içinde yapılmış olmaları halinde, bu açıklamaların buluşa patent verilmesini etkilemeyeceği hükme bağlanmıştır.

Buluşu yapan tarafından yapılan veya buluşu yapanın bir başka başvurusunda yer alan ve açıklanmaması gerektiği halde pateni başvurusu yapılan merci tarafından açıklanan veya buluşu yapandan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak bilgi edinmiş olan bir üçüncü kişinin, buluşu yapanın bilgisi veya izni olmadan yaptığı bir başvuruda yer alan veya açıklanan bilgiler, bu madde hükmüne göre dikkate alınmayacaktır.

Patent başvurusu yapılan merci ifadesi ile kastedilen, patent veya faydalı model başvurusunda bulunulabilecek bölgesel, ulusal veya uluslararası yetkili kuruluşlardır.

Maddenin ikinci fıkrasında, buluşu yapan ifadesinin farklı anlamlarda yorumlanmasını önlemek bakımından, bu ifadeye açıklık getirilmiş ve bu hüküm açısından buluşu yapanın, başvurunun yapıldığı tarihte palent veya faydalı model isteme hakkına sahip olan her kişi olduğu belirtilmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasında, oniki aylık süre ile buluşu yapana tanınan hakların, sınırlı bir süreye bağlı olmaksızın ber zaman ileri sürülebilmesi düzenlenmiştir.

Maddenin dördüncü fıkrasında, ispat yükümlülüğünün, fıkra hükmünün uygulanması gerektiğini ileri süren tarafa ait olacağı düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 84 gerekçesi

İkinci Bölüm

Patent Hakkının Kapsamı

Madde 85

Patent hakkının kapsamı ve sınırları

(1) Patent sahibi, buluşun yeri, teknoloji alanı ve ürünlerin ithal veya yerli üretim olup olmadığı konusunda herhangi bir ayrım yapmaksızın patent hakkından yararlanır.

(2) Patent sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:

a) Patent konusu ürünün üretilmesi, satılması, kullanılması veya ithal edilmesi veya bu amaçlar için kişisel ihtiyaçtan başka herhangi bir nedenle elde bulundurulması.

b) Patent konusu olan bir usulün kullanılması.

c) Kullanılmasının yasak olduğu bilinen veya bilinmesi gereken usul patentinin kullanılmasının başkalarına teklif edilmesi.

ç) Patent konusu usul ile doğrudan doğruya elde edilen ürünlerin satılması, kullanılması, ithal edilmesi veya bu amaçlar için kişisel ihtiyaçtan başka herhangi bir nedenle elde bulundurulması.

(3) Aşağıda sayılan fiiller patentin sağladığı hakkın kapsamı dışındadır:

a) Sınai veya ticari bir amaç taşımayan ve özel maksatla sınırlı kalan fiiller.

b) Patent konusu buluşu içeren deneme amaçlı fiiller.

c) İlaçların ruhsatlandırılması ve bunun için gerekli test ve deneyler de dâhil olmak üzere, patent konusu buluşu içeren deneme amaçlı fiiller.

ç) Sadece bir reçetenin oluşturulması için eczanelerde yapılan ilaçların seri üretim olmadan hazırlanarak kullanılması ve bu şekilde hazırlanan ilaçlara ilişkin fiiller.

d) Patent konusu buluşun Paris Sözleşmesine taraf devletlerin gemi, uzay aracı, uçak veya kara nakil araçlarının yapımında veya çalıştırılmasında veya bu araçların ihtiyaçlarının karşılanmasında, söz konusu araçların geçici veya tesadüfi olarak Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bulunması şartıyla kullanılması.

e) 5/6/1945 tarihli ve 4749 sayılı Kanunla onaylanan Milletlerarası Sivil Havacılık Anlaşmasının 27 nci maddesinde öngörülen ve bu madde hükümlerinin uygulandığı bir devletin hava aracı ile ilgili fiiller.

(4) 8/1/2004 tarihli ve 5042 sayılı Yeni Bitki Çeşitlerine Ait Islahçı Haklarının Korunmasına İlişkin Kanunda tanımlanan küçük çiftçinin kendi işlediği arazisinde, patent sahibi tarafından ya da onun izniyle satılan ya da başka bir ticari yolla sağlanan patentli bir ürün ile yaptığı üretim sonucunda ortaya çıkan üründen elde edeceği çoğaltım materyalini, yine kendi işlediği arazisinde yapacağı yeni üretimler için kullanabilme hakkı vardır. Bu kullanım hakkı, 5042 sayılı Kanun hükümlerine tabidir.

(5) Çiftçinin, patent sahibi tarafından veya onun izniyle satılan ya da başka bir ticari yolla sağlanan patentli damızlık veya diğer hayvan üreme materyalini, tarım amaçlı kullanma hakkı vardır. Bu hak, çiftçinin kendi tarım etkinliğini sürdürme amacıyla hayvan ya da diğer hayvan üreme materyalinin kullanılmasını kapsar. Bu hakkın kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

(6) Patentin konusu kanunlara, genel ahlaka, kamu düzenine veya genel sağlığa zarar verecek şekilde kullanılamaz. Bu kullanım, mevcut veya gelecekte kabul edilecek belirli veya belirsiz süreli kanuni yasaklamalara ve sınırlamalara da bağlıdır.

Madde gerekçesi

Madde ile, patentin veya faydalı modelin sağladığı hakkın kapsamı ve sınırları düzenlenmiştir.

Patent veya faydalı model sahibinin buluşu gerçekleştirmek için yapmış olduğu çalışmaları ve harcamaları telafi etmesini ve ticari kazanç elde etmesini sağlamak için, koruma süresi boyunca tüm ticari çıkarlarının korunması amaçlanmıştır. Bu nedenle, üçüncü şahıslara sınırlamalar getirilmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasında, patentin veya faydalı modelin sağladığı hakların kapsamının sınırları düzenlenmiştir.

Üçüncü fikranın (a) bendinde, üçüncü kişilerin sınai ve ticari amaç taşımaksızın patenti kişisel amaçlarla kullanmaları, patent sahibinin ticari çıkarlarını etkilemeyeceği için, kapsam dışı bırakılmıştır.

Üçüncü fıkranın (b) bendinde, patent konusu buluşlarla ilgili deneme amaçlı fiiller, teknolojik gelişmelere katkıda bulunabileceği gerekçesiyle, patentle sağlanan hakkın kapsamı dışında bırakılmıştır.

Üçüncü /ıkranın (c) bendinde, ruhsatlandırma için gerekli olanın dışındaki seri üretimin yapılmaması, depolanmaması ve satışa sunulmaması şartıyla, jenerik ilaçların ruhsat işlemleri için gerekli tesi ve deneylerde patentli ilaçların kullamlabileceği hükmü getirilmiştir.

Böylece, patenlin koruma süresi sonunda, ruhsatlandırma işlemleri önceden sonuçlanmış olan jenerik ilaçların piyasaya çıkış süresinin kısaltılması mümkün olacaktır. Ayrıca, bu beni kapsamındaki buluşlarla ilgili deneme amaçlı filler de teknolojik gelişmelere katkıda bulunabileceği gerekçesiyle, patentle sağlanan hakkın kapsamı dışında bırakılmıştır.

Üçüncü fikranın (ç) bendinde, kişiye özel reçetede yer alan bir ilacın seri üretim olmaksızın eczanede hazırlanması ve bu ilacın kullanılması da, patentle sağlanan hakkın kapsamı dışında bırakılmıştır.

Üçüncü fıkranın (d) bendi ile, Paris Sözleşmesi hükümleri gözönünde bulundurularak, patent konusu buluşun Paris Sözleşmesine taraf devletlerin gemi, uzay aracı, uçak veya kara nakil araçlarının yapımında veya çalıştırılmasında veya bu araçların ihtiyaçlarının karşılanmasında, söz konusu araçların geçici veya tesadüfi olarak Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bulunması şartıyla kullanılmasının patent hakkının kapsamı dışında olduğu düzenlenmiştir.

Üçüncü fıkranın (e) bendinde ise 5/6/1945 tarihli ve 4749 sayılı Kanunla onaylanan Milletlerarası Sivil Havacılık Anlaşmasının 27 nci maddesi hükmü gözönüne alınmıştır.

Maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen istisna, küçük çiftçilerin kendi işlediği arazilerinde patentli bir ürün ile yaptıkları üretim sonucunda elde ettikleri üründen, yine kendi işlediği arazilerinde yapacakları yeni üretimler için, kapsamı 8/1/2004 tarihli ve 5042 sayılı Yeni Bitki Çeşitlerine Ait Islahçı Haklarının Korunmasına İlişkin Kanunla belirlenen hükümler çerçevesinde, patente konu olan bitkinin çoğaltım materyalini kullanabilme hakkının tanınmasıdır.

Maddenin beşinci fıkrasında, beşinci fıkrada belirtilene benzer bir istisna, çiftçinin, patent sahibi tarafından ya da onun izniyle satılan ya da başka bir ticari yolla sağlanan patentli damızlık ya da diğer hayvan üreme materyalini, tarım amaçlı kullanması durumu için de tanınmıştır.

Bu istisnalar, tarımsal üretimin korunması ve kollanması amacıyla getirilmiştir.

Üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarda, ikinci fıkrada belirtilen fillerin engellenmesine bazı istisnalar getirmekiedir. Bu istisnalar, üyelerin patent sahibinin haklarına makul ölçüde kısıtlama getirebileceklerini belirten TRIPS'in 30 uncu maddesine ve 98/44/HC sayılı AB Direktifinin patentin koruma kapsamını sınırlayan 1l inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına dayanmaktadır.

Maddenin altıncı fıkrasında, patente konu olan buluşun kullanımının kanunlara, genel ahlaka, kamu düzenine veya genel sağlığa aykırı olmama ve kanuni yasaklama ve sınırlamalara tabi olma zorunluluğu gözönüne alınarak, söz konusu kullanıma ilişkin sınırlar getirilebileceği belirtilmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 85 gerekçesi

Madde 86

Buluşun dolaylı kullanımının önlenmesi

(1) Patent sahibinin, patent konusu buluşun uygulanmasını mümkün kılan ve buluşun esasını teşkil eden bir kısmı ile ilgili unsurların veya araçların üçüncü kişiler tarafından, patent konusu buluşu kullanmaya yetkili olmayan kişilere verilmesini önleme hakkı vardır. Bu hükmün uygulanabilmesi için söz konusu üçüncü kişilerin, bu unsurların veya araçların buluşu uygulamaya yeterli olduğunu bilmeleri ve bu amaçla kullanılacağını bilmeleri veya bu durumun yeterince açık olması gerekir.

(2) Birinci fıkrada sözü edilen unsurlar veya araçlar piyasada her zaman bulunabilen ürünlerse üçüncü kişiler söz konusu yetkili olmayan kişileri belirtilen fiilleri yapmaya teşvik etmediği takdirde birinci fıkra hükmü uygulanmaz.

(3) 85 inci maddenin üçüncü fıkrasının (a), (b), (c) ve (ç) bentlerinde belirtilen fiilleri yapanlar, birinci fıkra hükmüne göre patenti kullanmaya yetkili olmayan kişilerden sayılmaz.

Madde gerekçesi

Madde ile, patent konusu buluşun uygulanmasını mümkün kılan unsurların veya araçların üçüncü kişiler tarafından, buluşu kullanmaya yetkili olmayan kişilere verilmesinin önlenmesi ile ilgili hükümler düzenlenmiştir.

Patent konusu ürünün parçalarının üretilmesi de sonuçla parçaların birleşimi ile patent konusu ürün meydana geleceğinden üretim fili kapsamında değerlendirilmelidir. Ancak, patent konusu ürünün parçalarının bu kapsamda değerlendirilebilmesi için iki hususu dikkate almak gerekir. Birincisi, parçaların bağımsız olarak üretilmesi ve ticarctc sunulması mümkün olmalıdır. İkincisi, parçaların patent konusu ürünü oluşturmak için özellikle üretildiğinin aşikâr olması ya da üçüncü kişilerin bu parçaların patent konusu buluşu uygulamaya koymak için yeterli olduğunu bilmeleri gerekir.

Söz konusu önleme yetkisinin kullanılması için, üçüncü kişilerin, unsurların veya araçların buluşu uygulamaya yeterli olduğunu ve bu amaçla kullanılacağını bilmeleri veya bu durumun yeterince açık olması hallerinin varlığı gerekmektedir.

Patent unsurlarının veya araçlarının piyasada kolayca ulaşılabilir olması durumunda ise-maddenin birinci fıkrası hükmünün uygulanabilmesi, fiili yapanın üçüncü kişilerce tahrik edilmiş olması şartına bağlanmıştır.

Üçüncü fıkra hükmüne göre, sınai ve ticari amaç taşımayan ve özel maksatla sınırlı kalan fiilleri, deneme amaçlı filleri, ilaçların ruhsatlandırılması ile ilgili gerekli test ve deneyleri veya eczanelerde seri üretim olmadan hazırlanan ilaçlara ilişkin fiilleri yapanlar, patenti kullanmaya yetkisi olmayan kişiler olarak değerlendirilmeyecektir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 86 gerekçesi

Madde 87

Önceki kullanımdan doğan hak

(1) Başvuru tarihinde veya bu tarihten önce buluşu iyiniyetli olarak ülke içinde kullanmakta olan veya kullanım için ciddi ve gerçek tedbirler almış kişilere karşı, patent konusu buluşu aynı şekilde kullanmaya devam etmelerini veya alınmış tedbirlere uygun olarak kullanmaya başlamalarını, patent başvurusu veya patent sahibinin önleme hakkı yoktur. Ancak söz konusu kişilerin patent konusu buluşu kullanmaya devam etmeleri veya alınmış tedbirlere uygun kullanımları, sahip oldukları işletmenin makul ihtiyaçlarını giderecek ölçüde olabilir. Önceki kullanımdan doğan hak, lisans verilmesi suretiyle genişletilemez ve bu hak, ancak işletme ile birlikte devredilebilir.

(2) Birinci fıkrada sözü edilen kişilerce satışa sunulmuş olan ürünlerle ilgili fiiller, patentin sağladığı hakkın kapsamı dışındadır.

Madde gerekçesi

Madde ile, önceki kullanımdan doğan hakka ilişkin hususlar düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasına göre, buluş, patent başvurusunun yapıldığı tarihte veya bu tarihten önce ülke içinde kullanmakta olan veya kullanım için ciddi ve gerçek tedbirler almış kişiler tarafından kullanılmakta ise, patent başvurusu veya pateni sahibinin, söz konusu kullanımı önlemeye hakkı olmayacaktır. Aynı konuda birbirinden habersiz buluş yapılması durumunda, patent başvurusu yapmak yerine buluşu ticari sır olarak kullanmayı tercih eden veya buluşu kamuya açıklamaksızın kullanmaya başlayan söz konusu kişilerin, o buluşla ilgili yaptığı veya yapacağı yatırımları değerlendirerek buluşu kullanmasına imkân sağlanmıştır. Ancak bu kullanım sınırsız olmayıp sadece işletmenin makul ihtiyaçlarının giderilmesi ölçüsünde olabilecektir. Ayrıca, söz konusu kullanma hakkının, ancak işletme ile birlikte devredilebileceği aynı fıkrada düzenlenmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, patentle ilgili önceki kullanımdan doğan hak verilmiş kişiler tarafından piyasaya sunulan ürünlerle ilgili fillerin patentin sağladığı hakkın kapsamı dışında kalacağı düzenlemiştir.

MADDE 8$- Sermayesinin tamamı Devlete ait olup tekel niteliğindeki mal ve hizmetleri kamu yararı gözeterek üretmek ve pazarlamak üzere kurulan ve gördüğü bu kamu hizmeti dolayısıyla ürettiği mal ve hizmetler imtiyaz sayılan kamu iktisadi teşebbüslerinin faaliyet alanına giren konularla ilgili bir buluş için pateni verildiğinde, tekel sahibinin buluşu kullanabilmesi patent sahibinin iznine bağlıdır.

Madde ile, konusu tekel mevzuatına tabi olan bir buluş için patent verildiğinde, tekel sahibinin buluşu kullanabilmesi için, patent sahibinden izin alması gerektiği ve bu gibi durumlarda, kullanım hakkına ilişkin şartlar düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 87 gerekçesi

Madde 88

Kanuni tekel

(1) Sermayesinin tamamı Devlete ait olup tekel niteliğindeki mal ve hizmetleri, kamu yararı gözeterek üretmek ve pazarlamak üzere kurulan ve gördüğü bu kamu hizmeti dolayısıyla ürettiği mal ve hizmetler konusunda tekel hakkına sahip olan kamu iktisadi teşebbüslerinin faaliyet alanına giren konularla ilgili bir buluş için patent verildiğinde, tekel sahibinin buluşu kullanabilmesi patent sahibinin iznine bağlıdır. Tekel sahibi iştigal ettiği sanayi alanında büyük ölçüde ekonomik yarar ve önemli bir teknik ilerleme sağlayabilecek buluşları, kullanım hakkını elde ederek uygulamakla yükümlüdür.

(2) Tekel sahibi patent konusu buluşun kullanımını elde etmek için, patent sahibinden izin vermesini talep etme hakkına sahiptir. Tekel sahibi böyle bir talepte bulunduğunda patent sahibi ondan patenti devralmasını isteyebilir. Patent konusu buluşun kullanılması karşılığında veya patentin tekel sahibince devralınması hâlinde ödenecek bedel taraflarca belirlenir. Tarafların anlaşamamaları hâlinde, söz konusu bedel mahkemece tespit edilir.

(3) İkinci fıkra hükümleri saklı kalmak kaydıyla tekel, patentin verilmesinden sonra oluşmuşsa patent sahibi tekel sahibinden buluşun kullanılmakta olduğu işletme veya tesisatı da devralmasını talep etme hakkına sahiptir. Tarafların anlaşamamaları hâlinde, söz konusu bedel mahkemece tespit edilir.

(4) Mevcut bir kanuni tekel yüzünden patent konusu buluş kullanılamıyorsa, söz konusu patent için yıllık ücret ödenmez.

Madde 89

Korumanın kapsamı

(1) Patent başvurusu veya patentin sağladığı korumanın kapsamı istemlerle belirlenir. Bununla birlikte istemlerin yorumlanmasında tarifname ve resimler kullanılır.

(2) İstemler, kullanılan kelimelerin verdiği anlamla sınırlı olarak yorumlanamaz. Ancak istemler, koruma kapsamının tespitinde, buluşu yapan tarafından düşünülen fakat istemlerde talep edilmeyen, buna karşılık ilgili teknik alanda uzman bir kişi tarafından tarifname ve resimlerin yorumlanması ile ortaya çıkacak özellikleri kapsayacak şekilde genişletilemez.

(3) İstemler, başvuru veya patent sahibine hakkı olan korumayı sağlayacak ve üçüncü kişilere de korumanın kapsamı açısından makul bir düzeyde kesinlik ifade edecek şekilde yorumlanır.

(4) Patent başvurusunun sağladığı korumanın kapsamı, patentin verilmesine kadar geçen süre için başvurunun yayımlanmış olan istemleri ile belirlenir. Ancak patentin verildiği hâli veya itiraz veya hükümsüzlük işlemleri sonucunda değiştirilmiş hâli, koruma alanının genişletilmemiş olması şartıyla başvurunun sağladığı korumayı geçmişe dönük olarak belirler.

(5) Patent başvurusunun veya patentin sağladığı koruma kapsamının belirlenmesinde, tecavüzün varlığının ileri sürüldüğü tarihte istemlerde belirtilmiş unsurlara eşdeğer nitelikte olan unsurlar da dikkate alınır. Bir unsur, esas itibarıyla istemlerde talep edilen unsur ile aynı işlevi görüyor, bu işlevi aynı şekilde gerçekleştiriyor ve aynı sonucu ortaya çıkarıyorsa, genel olarak istemlerde talep edilen unsurun eşdeğeri olarak kabul edilir.

(6) İstemlerin kapsamını belirlemek için patentin verilmesi ile ilgili işlemler sırasında veya patentin geçerliliği süresince, koruma kapsamının belirlenmesinde patent başvurusu veya patent sahibinin beyanları dikkate alınır.

(7) Patent, buluşla ilgili örnekler içeriyorsa istemler bu örneklerle sınırlı olarak yorumlanamaz. Özellikle ürün veya usulün sahip olduğu ilave özelliklerin patentte açıklanan örneklerde bulunmaması, bu örneklerde bulunan özellikleri kapsamaması veya bu örneklerde belirtilen her amaç veya özelliği gerçekleştirememesi hâllerinde, ürün veya usul istemlerle sağlanan koruma kapsamının dışında tutulmaz.

Madde gerekçesi

Maddenin birinci fıkrasında, patent başvurusu veya patentin sağladığı korumanın kapsamının, istemlerle belirleneceği düzenlenmiştir. Ayrıca, tarifname ve resimlerin, koruma kapsamı belirlenirken, istemlerin yorumlanmasında kullanılacağı da bu fıkrada düzenlenmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, koruma kapsamının belirlenmesinde istemlerin nasıl yorumlanacağına dair hüküm getirilmiştir. Buna göre, istemlerde, tarifnamede ve resimlerde kullanılan kelimeler, katı bir şekilde, kelimesi kelimesine tanımlanmış hali ile anlaşılmayacaktır. Bununla birlikte, istemlerin sadece kılavuz görevi gördüğü ve gerçek koruma kapsamının tarifname ve resimlerin o konudaki uzman bir kişi tarafından değerlendirilmesiyle patent sahibinin tasarladığı noktaya kadar genişleyebileceği anlamı da çıkartılmayacaktır.

Maddenin üçüncü fıkrasında, koruma kapsamının üçüncü kişiler için bir kesinlik ifade edecek, patent sahibi için de adil bir koruma sağlayacak şekilde yorumlanacağı düzenlenmiştir.

Maddenin dördüncü fıkrasında, patent başvurusunun veya patentin sağladığı koruma kapsamının hangi istemler üzerinden belirleneceğini düzenlemiştir.

Maddenin beşinci fıkrasında, koruma kapsamının belirlenmesinde istemlerde belirtilen unsurların yanında, bu unsurlarla aynı işlevi gören ve bu işlevi aynı şekilde gerçekleştirip aynı sonucu orlaya çıkaran eşdeğer unsurların da dikkate alınacağı düzenlenmiştir.

Maddenin altıncı fıkrasında, patentin verilmesi ile ilgili işlemler sırasında veya pâlenlin geçerliliği süresince, pateni başvurusu veya patent sahibi tarafından, istemlerin kapsamının sınırlanması için yapılan taleplerin, koruma kapsamının belirlenmesinde dikkate alınacağı hükmü düzenlenmiştir.

Maddenin yedinci fıkrasında, koruma kapsamının belirlenmesinde, istemlerin, sadece buluşun işlev veya sonuçlarının örnekleri veya buluşun bir düzenlemesinin örnekleri ile sınırlandırılamayacağı hükmünü getirmiştir. Özellikle, ürün veya usulün sahip olduğu ilave özelliklerin patentte açıklanan örneklerde bulunmaması, bu örneklerde bulunan özellikleri kapsamaması veya bu örneklerde belirtilen her amaç veya özelliği gerçekleştirememesi hallerinde, ürün veya usul, istemlerle sağlanan koruma kapsamının dışında tutulmayacaktır.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 89 gerekçesi

Dipnotlar

  1. [1]2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 209 uncu maddesiyle bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.
  2. [2]2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 209 uncu maddesiyle bu fıkrada yer alan “ilgili bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.