İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 4. hâli

Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK)

Kanun numarası
6769
Kabul tarihi
22.12.2016
Resmî Gazete
10.01.2017 / 29944
Düstur
5. tertip, cilt 58
Son değişiklik
22.07.2020
Madde sayısı
181

Beşinci Kitap

Ortak ve Diğer Hükümler

Birinci Kısım

Ortak Hükümler

Madde 146

Süreler ve bildirimler

(1) Sınai mülkiyet hakkına ilişkin, itirazlar da dâhil olmak üzere Kurum nezdinde yapılacak tüm işlemlerde uyulması gereken süre, bu Kanun veya ilgili yönetmelikte belirlenmemişse bildirim tarihinden itibaren iki aydır. Bu sürelere uyulmaması hâlinde talep yapılmamış sayılır.

Madde gerekçesi

Madde ile, süreye ilişkin ortaya çıkabilecek tereddütlerin giderilmesi amaçlanmış ve süreye uymamanın yaptırımı belirlenmiştir. Söz konusu süre, sadece sınai mülkiyet haklarına ilişkin Enstitü nezdinde gerçekleştirilecek işlemlere ilişkindir. Bu husus tereddütleri gidermek adına özellikle vurgulanmıştır. Zira Kanunda sınai mülkiyete ilişkin işlemler sadece Enstitü nezdinde yapılanlara sınırlı değildir. Bu bağlamda maddede yer alan iki aylık süre, Enstitü nezdinde yapılacak işlemlere ilişkin olup ayrıca bir süre belirtilmediği hallerde uygulanacaktır.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 146 gerekçesi

Madde 147

Ortak temsilci

(1) Sınai mülkiyet hakkının birden çok kişiye ait olması hâlinde, geri çekme ve vazgeçme talebi hariç olmak üzere, marka veya patent vekili atanmadığı durumlarda Kurum nezdindeki tüm işlemler hak sahiplerince ortak temsilci olarak atanan hak sahibi tarafından yürütülür. Hak sahipleri tarafından ortak temsilci atanmaması durumunda, başvuru formunda adı geçen ilk hak sahibinin, ortak temsilci olduğu kabul edilir.

(2) Ortak temsilcinin yerleşim yerinin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde olmaması durumunda, işlemler marka veya patent vekili vasıtasıyla yapılır.

(3) Ortak markalara ilişkin hükümler saklıdır.

Madde gerekçesi

Sınai mülkiyet hakkının birden çok kişiye ait olması durumunda, işlemlerin kimler tarafından yürütüleceği, tebligatın hak sahiplerinin tamamına mı yoksa herhangi birine mi yapılacağı gibi sorunları çözmek amacıyla ortak temsilcilik müessesesi öngörülmüştür. Hükme göre birden çok hak sahibinin söz konusu olduğu durumlarda, hakkı sona erdirecek olan geri çekme ve vazgeçme işlemleri saklı kalmak üzere, Enstitü nezdindeki işlemler ya atanacak bir marka veya patent vekili aracılığıyla ya da hak sahiplerinden biri arasından seçilecek ortak temsilci tarafından yürütülebilecektir. Muhatabın tek kişi olması istendiğinden ortak temsilci belirtilmediği durumlarda başvuru formunda adı geçen ilk hak sahibinin ortak temsilci olarak kabul edileceği açıkça düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 147 gerekçesi

Madde 148

Hukuki işlemler

(1) Sınai mülkiyet hakkı devredilebilir, miras yolu ile intikal edebilir, lisans konusu olabilir, rehin verilebilir, teminat olarak gösterilebilir, haczedilebilir veya diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı hakkı; lisans, devir, intikal, haciz ve benzeri hukuki işlemlere konu olamaz ve teminat olarak gösterilemez.

(2) Birinci fıkrada belirtilen hukuki işlemler işletmeden bağımsız olarak gerçekleştirilebilir.

(3) Sınai mülkiyet hakkının birden fazla sahibi olması durumunda sahiplerden birinin kendisine düşen payı tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması hâlinde, diğer paydaşların önalım hakkı vardır. Yapılan satış, alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara bildirilir. Önalım hakkı, satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her hâlde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Tarafların anlaşamaması hâlinde, önalım hakkı alıcıya karşı dava açılarak kullanılır. Önalım hakkı sahibi, adına payın devrine karar verilmeden önce, satış bedelini, mahkeme tarafından belirlenen süre içinde mahkemenin belirleyeceği yere nakden yatırmakla yükümlüdür. Cebri artırmayla satışlarda önalım hakkı kullanılamaz.

(4) Hukuki işlemler, yazılı şekle tabidir. Devir sözleşmelerinin geçerliliği, ancak noter tarafından onaylanmış şekilde yapılmış olmalarına bağlıdır.

(5) Hukuki işlemler taraflardan birinin talebi, ücretin ödenmesi ve yönetmelikle belirlenen diğer şartların yerine getirilmesi hâlinde sicile kaydedilir ve Bültende yayımlanır. 115 inci madde hükümleri saklı kalmak üzere, sicile kaydedilmeyen hukuki işlemlerden doğan haklar iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.

(6) Marka, tescil edildiği mal veya hizmetlerin tümü veya bir kısmı için devredilebilir.

(7) Garanti markasının veya ortak markanın devri ya da ortak marka için lisans verilmesi, sicile kayıt hâlinde geçerlidir.

(8) Bu maddede yer alan hükümler, sınai mülkiyet hakkı başvurularında da uygulanır.

Madde gerekçesi

Uygulamada kötüniyetli birden çok devir yapılması durumlarıyla karşılaşılması, bu durumun hak kayıplarına neden olması, hak sahipliği konusunda tereddütlerin ortaya çıkması gibi nedenlerle, sınai mülkiyet hakkının devri için resmi yazılı şekil, bir geçerlilik şartı olarak öngörülmüştür.

Madde ile, sınai mülkiyet hakkının birden fazla sahibi olması ve paydaşlardan birinin payını üçüncü bir kişiye satması durumunda, diğer paydaşların kanuni önalım hakkı bulunduğu kabul edilmiştir. Önalım hakkınm kullanılmasına ilişkin usul de maddede düzenlenmiştir. Buna göre, satış yapılana kadar satışı yapan paydaşa yöneltilecek olan önalım hakkı, satış yapıldıktan sonra payı devralan üçüncü kişiye karşı kullanılabilecektir. Payı devralanla önalım hakkı sahibinin devir konusunda anlaşamamaları durumunda uyuşmazlık, mahkeme tarafından çözülecektir.

Çalışanların buluşlarına ilişkin hak talebinde bedele ilişkin sözleşme hükümleri saklı kalmak kaydıyla sicile kaydedilmeyen hukuki işlemlerin iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceği hüküm altın alınmıştır. Bu bağlamda geçerli bir hukuki işlem sicile kaydedilmediği sürece iyiniyetli üçüncü kişilere karşı hüküm ve sonuç doğurmayacaktır.

Madde ile ayrıca, coğrafi işaret veya geleneksel ürün adı hakkının lisans, devir, intikal, haciz ve benzeri hukuki işlemlere konu olamayacağı ve teminat olarak gösterilemeyeceği düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 148 gerekçesi

Madde 149

Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri sürebileceği talepler

(1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:

a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.

b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.

c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.

ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.

d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.

e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.

f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.

g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.

(2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir.

(3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer.

(4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez.

Madde gerekçesi

Madde ile, sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayana hak sahiplerinin dava yoluyla hangi taleplerde bulunabileceği düzenlenmiştir. Maddede ayrıca, tecavüzün devamını önlemek için tedbir alınabileceği birinci fıkranın (f) bendinde belirtilmiş ve örnek kabilinden bu tedbirlerin neler olabileceği sayılmıştır. Özel olarak düzenlenen bu tedbirler sınırlı sayıda olmayıp, somut durumun gereklerine göre başkaca tedbirlere de hükmedilebilmesi mümkündür.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 149 gerekçesi

Madde 150

Tazminat

(1) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür.

(2) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir.

(3) Hak sahibi, sınai mülkiyet hakkının ihlali iddiasına dayalı tazminat davası açmadan önce, delillerin tespiti ya da açılmış tazminat davasında uğramış olduğu zarar miktarının belirlenebilmesi için, sınai mülkiyet hakkının kullanılması ile ilgili belgelerin, tazminat yükümlüsü tarafından mahkemeye sunulması konusunda karar verilmesini mahkemeden talep edebilir.

Madde gerekçesi

551 ve 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde olmakla birlikte 556 sayılı Kanun Hükmünde Karamamede olmayan tazminatın indirilmesine ilişkin düzenleme yürürlükten kaldırılmıştır. Yürürlükten kaldırılan hükmün uygulanması halinde, hakkı kullanan ile kullanmayan hak sahiplerinin alacakları tazminat miktarları arasında farklılık ortaya çıkacak ve bu durum adalet duygusunu zedeleyecektir. Son durumda, tazminatın, hakkın bir başka şekilde hukuka uygun olarak kullanılması halinde elde edilecek bedel nispetinde indirilmesi yaklaşımından vazgeçilmiştir.

Tazminat hukukunun genel prensibinin kusur şartı olması sebebiyle önceki düzenlemelerde yer alan kusur kelimesinin gereksiz olduğu düşünülmüş ve metinde kusur kelimesine yer verilmemiştir.

Önceki düzenlemelerde yer alan “hakkın kötü şekilde kullanılması” ibaresi ile esasında hakkın değil, ürün ve hizmetlerin kötü şekilde kullanılması ifade edilmek istendiği için ifade, amaca uygun şekilde düzeltilerek metne dahil edilmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 150 gerekçesi

Madde 151

Yoksun kalınan kazanç

(1) Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar.

(2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır:

a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir.

b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç.

c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli.

(3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur.

(4) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, ikinci fıkranın (a) veya (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birinin seçilmiş olması hâlinde, mahkeme ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa, kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verir.

(5) Mahkeme, patent haklarına tecavüz hâlinde, patent sahibinin bu Kanunda öngörülen patenti kullanma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu kanaatine varırsa yoksun kalınan kazanç, ikinci fıkranın (c) bendine göre hesaplanır.

(6) Coğrafi işarete veya geleneksel ürün adına tecavüz hâlinde bu madde hükmü uygulanmaz.

Madde gerekçesi

Maddede yoksun kalınan kazanç ve bu kazancın nasıl hesaplanacağı düzenlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen hesaplama metotları arasına, önceki düzenlemelerde yer alan “hakkın kullanılması ile” ibareleri alınmamıştır. Önceki düzenlemede, tecavüz suretiyle yapılan satışlardan elde edilen kazanca, markanın katkısı oranında tazminata hükmedilmekte ve bu durum, oldukça düşük tazminatlara hükmedilmesine yol açmaktaydı. Türk Ticaret Kanununun haksız rekabete ilişkin hükümlerinin, tecavüz edilerek elde edilen net kazancın hak sahibine verilmesini sağlayacak şekilde düzenleme getirmesi nedeniyle uygulamada sınai mülkiyet hakkı sahipleri, sınai mülkiyet hakkı koruması yerine haksız rekabet korumasını tercih etmekteydi. “Hakkın kullanılması ile” ibaresine metinde yer verilmeyerek hüküm, Türk Ticaret Kanunu ile uyumlu şekilde düzenlenmiş, metinden “tecavüz suretiyle elde edilen gelire sadece sınai mülkiyet hakkının sağladığı katkı” anlamının çıkmaması gerektiği düşünülmüş, ayrıca AB direktifinde de “hakkın kullanılması ile” ibaresine karşılık gelecek ifade bulunmadığı gözetilerek anılan ibarelere fıkrada yer verilmemiştir. Yapılan düzenleme ile davaların ve tazminat sorumluluğunun daha etkin hale getirilmesi amaçlanmıştır. Yine fıkranın (c) bendine göre yapılacak hesaplama sonucu hükmedilecek tazminatta dikkate alınacak kazancın “net kazanç” yani “kâr” olduğu vurgulanmıştır.

Önceki düzenlemelerde yer almamasına rağmen yoksun kalınan kazancın belirlenmesinde ihlalin nitelik ve boyutunun da dikkate alınması gerektiği düşünülmüş olup, maddenin üçüncü fıkrasında bu yönde düzenleme yapılmıştır. Örneğin, bir markanın birebir laklit edilmesinde ihlal ağır olacağı için bu durum tazminatta artırım sebebi olabilecekken sadece karıştırılma tehlikesi olan bir işaretin kullanılması sebebiyle ihlal oluşması halinde ise bu durum indirim sebebi olabilecektir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 151 gerekçesi

Madde 152

Hakkın tüketilmesi

(1) Sınai mülkiyet hakkı korumasına konu ürünlerin, hak sahibi veya onun izni ile üçüncü kişiler tarafından piyasaya sunulmasından sonra bu ürünlerle ilgili fiiller hakkın kapsamı dışında kalır.

(2) Marka sahibi, birinci fıkra hükmü kapsamına giren ürünlerin üçüncü kişiler tarafından değiştirilerek veya kötüleştirilerek ticari amaçlı kullanılmasını önleme hakkına sahiptir.

Madde gerekçesi

Madde ile, hakkın tükenmesi ilkesi düzenlenmiştir. Sınai mülkiyet hakkına konu malların hak sahibi veya onun izni ile bir başkası tarafından ilk defa piyasaya sunulmasından sonra, piyasaya sunulan mallarla sınırlı olarak hakkın tükeneceği ve hak sahibinin sınai mülkiyet hakkına konu mallarla ilgili fiillere, maddenin markalara ilişkin ikinci fıkra hükmü saklı kalmak üzere, müdahale edemeyeceği sonucu benimsenmiştir.

Uygulamadaki ve doktrindeki tereddütleri gidermek amacıyla hakkın tüketilmesinin yalnız piyasaya sunulan ürünlerle sınırlı olduğu, “bu” sözcüğü ile belirtilmiştir.

Önceki düzenlemelerde ulusal tükenme ilkesi benimsenmiş iken, söz konusu metinlerde yer alan “Türkiye'de” ibaresine Kanunda yer verilmeyerek uluslararası tükenme tercih edilmiştir.

Maddenin ikinci fikrası ile, tükenme ilkesine marka hakkı bakımından istisna getirilmiş, marka hakkı sahibine, tükenme kapsamındaki ürünlerin üçüncü kişiler tarafından değiştirilerek ya da kötüleştirilerek kullanılmasını engelleme hakkı tanınmıştır.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 152 gerekçesi

Mehaz madde — Alman Marka K. m. 24

Tükenme

(1) Bir markanın veya ticari adın sahibi, bu marka veya ticari ad altında kendisi tarafından veya kendi rızasıyla yurt içinde, Avrupa Birliği'nin diğer üye devletlerinden birinde veya Avrupa Ekonomik Alanı Anlaşması'nın diğer bir taraf devletinde piyasaya sürülmüş olan mallar için üçüncü kişilerin bu markayı veya ticari adı kullanmasını yasaklama hakkına sahip değildir.

(2) Marka veya ticari ad sahibinin, malların sonraki satışıyla bağlantılı olarak markanın veya ticari adın kullanılmasına haklı nedenlerle itiraz etmesi hâlinde, özellikle malların piyasaya sürülmesinden sonra durumlarının değiştirilmiş veya kötüleştirilmiş olması hâlinde, birinci fıkra uygulanmaz.

Özgün metin (Almanca)

(1) Der Inhaber einer Marke oder einer geschäftlichen Bezeichnung hat nicht das Recht, einem Dritten zu untersagen, die Marke oder die geschäftliche Bezeichnung für Waren zu benutzen, die unter dieser Marke oder dieser geschäftlichen Bezeichnung von ihm oder mit seiner Zustimmung im Inland, in einem der übrigen Mitgliedstaaten der Europäischen Union oder in einem anderen Vertragsstaat des Abkommens über den Europäischen Wirtschaftsraum in den Verkehr gebracht worden sind.

(2) Absatz 1 findet keine Anwendung, wenn sich der Inhaber der Marke oder der geschäftlichen Bezeichnung der Benutzung der Marke oder der geschäftlichen Bezeichnung im Zusammenhang mit dem weiteren Vertrieb der Waren aus berechtigten Gründen widersetzt, insbesondere wenn der Zustand der Waren nach ihrem Inverkehrbringen verändert oder verschlechtert ist.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Marka Kanunu

Madde 153

Dava açılamayacak kişiler

(1) Sınai mülkiyet hakkı sahibi, hakkına tecavüz eden tarafından piyasaya sürülmüş ürünleri kişisel ihtiyaçları ölçüsünde elinde bulunduran veya kullanan kişilere karşı, bu Kanunda yer alan hukuk davalarını açamaz veya ceza davası açılması için şikâyette bulunamaz.

(2) Sınai mülkiyet hakkı sahibi, sebep olduğu zarardan dolayı kendisine tazminat ödeyen kişi tarafından, sınai mülkiyet hakkı sahibinin elkoymaması nedeniyle piyasaya sürülmüş ürünleri ticari amaçla kullanan kişilere karşı, bu Kanunda yer alan hukuk davalarını açamaz veya ceza davası açılması için şikâyette bulunamaz.

Madde gerekçesi

Madde ile, kişisel amaçlı her türlü kullanım ya da elde bulundurma tecavüz kapsamı dışına çıkarılırken, zarardan dolayı kendisine tazminat ödenmiş hak sahibinin el koymaması nedeniyle tazminat ödeyen kişi tarafından piyasaya sürülmüş ürünleri ticari amaçla kullanan kişiler de kapsam dışında tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 153 gerekçesi

Madde 154

Tecavüzün mevcut olmadığına ilişkin dava ve şartları

(1) Menfaati olan herkes, Türkiye’de giriştiği veya girişeceği ticari veya sınai faaliyetin ya da bu amaçla yapmış olduğu ciddi ve fiili girişimlerin sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edip etmediği hususunda, hak sahibinden görüşlerini bildirmesini talep edebilir. Bu talebin tebliğinden itibaren bir ay içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın menfaat sahibi tarafından kabul edilmemesi hâlinde, menfaat sahibi, hak sahibine karşı fiillerinin tecavüz teşkil etmediğine karar verilmesi talebiyle dava açabilir. Bildirimin yapılmış olması, açılacak davada dava şartı olarak aranmaz. Bu dava, kendisine karşı tecavüz davası açılmış bir kişi tarafından açılamaz.

(2) Birinci fıkra uyarınca açılan dava, sicile kayıtlı tüm hak sahiplerine tebliğ edilir.

(3) Birinci fıkra uyarınca açılan dava, hükümsüzlük davasıyla birlikte de açılabilir.

(4) Mahkeme, 99 uncu maddenin üçüncü veya yedinci fıkrası ile 143 üncü maddenin onuncu veya onikinci fıkrası uyarınca yapılan yayımdan önce, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak karar veremez.

Madde gerekçesi

Uygulamadaki ve doktrindeki tereddütleri gidermek amacıyla tecavüzün mevcut olmadığına ilişkin davanın açılmasından önce hak sahibine “girişimlerin” hakka tecavüz teşkil edip etmediğinin sorulması ve bildirim bir zorunlu başvuru yolu olarak öngörülmüştür. Bu yolla mahkemelerin işyükünün azaltılması ve uyuşmazlıkların yargılama olmaksızın giderilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan önceki düzenlemelerde yer alan “noter aracılığıyla” ibaresi metne alınmamıştır. Noter aracılığı ile ihtarın, yurtiçinde yerleşim yeri bulunmayan kişiler bakımından uygulamada ciddi sorunlara yol açtığı tespit edildiğinden, önceki düzenlemelerde yer alan ve bildirimin şeklini belirten “noter aracılığıyla” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır. Noter aracılığıyla ihtar, özellikle uluslararası tebliğlerde bürokrasiyi arttıran ve çoğu halde ihtarı imkânsızlaştıran bir yöntemdir. Bu haliyle, ihtarın herhangi bir şekilde yapıldığının veya tünı çabalara ve farklı yolların denenmesine rağmen yapılamadığının ispatlanması halinde davanın açılabilmesine olanak tanınmıştır.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 154 gerekçesi

Madde 155

Önceki tarihli hakların etkisi

(1) Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.

Madde gerekçesi

Madde, sınai mülkiyet haklarına ilişkin yürürlükteki Kanun Hükmünde Kararnamelerden yalnız 551 sayılı Kanun Iükmünde Kararnamede bulunan bir maddedir.

Doktrindeki görüşler ve yargı kararları ışığında, anılan düzenlemenin markalar ve tasarımlar için de uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Maddeyle, başkasının sınai mülkiyet hakkına tecavüz ettikleri tespit edilen kişilerin, o sınai mülkiyet hakkından daha sonraki bir tarihte kendi adlarına yapılan tescile dayanmalarının önü kapatılmıştır. Sonraki tarihli tescil, bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmemiştir. Böylece aradaki kullanımların şartları gerçekleşmişse hakka tecavüz oluşturacağı ve her ne kadar davalı taraf adına tescil mevcut olsa da bu dönemdeki kullanım için de şartları varsa tazminat sorumluluğunun doğacağı kabul edilmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 155 gerekçesi

Madde 156

Görevli ve yetkili mahkeme

1 değişiklik

(1) (Değişik:22/7/2020-7251/61 md.) Bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir. Bu mahkemeler, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak, tek hâkimli ve asliye mahkemesi derecesinde Adalet Bakanlığınca lüzum görülen yerlerde kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi, il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir. Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, asliye hukuk mahkemesince; fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, asliye ceza mahkemesince bakılır. Bu dava ve işlere bakacak asliye hukuk ve asliye ceza mahkemeleri ile bu mahkemelerin yargı çevresi, il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir.

(2) Kurumun bu Kanun hükümlerine göre aldığı bütün kararlara karşı açılacak davalarda ve Kurumun kararlarından zarar gören üçüncü kişilerin Kurum aleyhine açacakları davalarda görevli ve yetkili mahkeme, Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir.

(3) Sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir.

(4) Davacının Türkiye’de yerleşim yeri bulunmaması hâlinde yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte sicilde kayıtlı vekilin işyerinin bulunduğu yerdeki ve eğer vekillik kaydı silinmişse Kurum merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemedir.

(5) Üçüncü kişiler tarafından sınai mülkiyet hakkı sahibi aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Sınai mülkiyet hakkı başvurusu veya sınai mülkiyet hak sahibinin Türkiye’de yerleşim yeri bulunmaması hâlinde, dördüncü fıkra hükmü uygulanır.

Madde gerekçesi

Madde ile, Enstitüye karşı Kanun kapsamında açılacak davalarda kesin yetkili mahkemelerin Ankara mahkemeleri olduğu kabul edilmiş, üçüncü kişilerin kendi aralarında açacakları davalar için ise özel yetki kuralları benimsenmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 156 gerekçesi

Madde 157

Zamanaşımı

(1) Sınai mülkiyet hakkı veya geleneksel ürün adından doğan özel hukuka ilişkin taleplerde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümleri uygulanır.

Madde gerekçesi

Madde ile, uygulamada, zamanaşımı konusunda ortaya çıkabilecek tereddütler düşünülerek Kanun kapsamından doğan özel hukuka ilişkin uyuşmazlıklarda, Türk Borçlar Kanununun xamanaşımına ilişkin hükümlerinin uygulanacağı açıkça belirtilmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 157 gerekçesi

Mehaz madde — Alman Marka K. m. 20

Zamanaşımı

14 ila 19c maddelerde belirtilen taleplerin zamanaşımına, Medeni Kanunun 1. Kitabının 5. Bölümü hükümleri kıyasen uygulanır. Yükümlü, ihlal yoluyla hak sahibinin zararına bir şey elde etmişse, Medeni Kanunun 852. maddesi kıyasen uygulanır.

Özgün metin (Almanca)

Auf die Verjährung der in den §§ 14 bis 19c genannten Ansprüche finden die Vorschriften des Abschnitts 5 des Buches 1 des Bürgerlichen Gesetzbuchs entsprechende Anwendung. Hat der Verpflichtete durch die Verletzung auf Kosten des Berechtigten etwas erlangt, findet § 852 des Bürgerlichen Gesetzbuchs entsprechende Anwendung.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Marka Kanunu

Madde 158

Lisans alanın dava açması ve şartları

(1) Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa inhisari lisansa sahip olan kişi, üçüncü bir kişi tarafından sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hak sahibinin bu Kanun uyarınca açabileceği davaları, kendi adına açabilir.

(2) İnhisari olmayan lisans alan, sınai mülkiyet hakkına tecavüz dolayısıyla dava açma hakkı sözleşmede açıkça sınırlandırılmamışsa, yapacağı bildirimle, gereken davayı açmasını hak sahibinden ister. Hak sahibinin, bu talebi kabul etmemesi veya bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde talep edilen davayı açmaması hâlinde, lisans alan, yaptığı bildirimi de ekleyerek, kendi adına ve kendi menfaatlerinin gerektirdiği ölçüde dava açabilir. Bu fıkra uyarınca dava açan lisans alanın, dava açtığını hak sahibine bildirmesi gerekir.

(3) Lisans alan, ciddi bir zarar tehlikesinin varlığı hâlinde ve söz konusu sürenin geçmesinden önce, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir. Mahkemenin tedbir kararı verdiği hâllerde talepte bulunan lisans sahibi dava açmaya da yetkilidir. Bu hâlde ikinci fıkradaki şartlar yargılama devam ederken tamamlanır.

Madde gerekçesi

İnhisari lisans sahiplerinin, lisans verenin açabileceği davaları, doğrudan ve kendi adlarına açma hakları bulunmasına karşın, inhisari olmayan lisan sahipleri ancak maddenin ikinci fıkrasındaki prosedürü işlettikten sonra kendi adlarına dava açabileceklerdir. İnhisari olmayan lisans sahibinin hakları lisans veren karşısında sınırlıdır.

Lisans veren başkalarına lisans hakkı verebileceği gibi kendisi de hakkı doğrudan kullanabilir.

İnhisari olmayan lisans alanın hakkı müdahaleci olmaktan ziyade kullanmaya ilişkindir.

Lisans veren sınai mülkiyet hakkıyla ilgili ticari tercih ve politikalarını, dava açıp açmamak dahil, kendisi tespit edecektir. Bu nedenle tarafların iradelerinin uyuşması durumunda, sözleşme ile inhisari olmayan lisans alanın dava açma yetkisinin sınırlandırılmasına imkân tanınmıştır. Yine yapılan değişiklikle, inhisari olmayan lisansın niteliğine uygun düşecek şekilde, lisans alanın kendi adına açacağı dava, lisans alanın menfaatlerinin gerektirdiği ölçü ile sınırlandırılmıştır.

Noter aracılığı ile ihtarın, yurtüçinde yerleşim yeri bulunmayan kişiler bakımından uygulamada ciddi sorunlara yol açtığı tespit edildiğinden, önceki düzenlemelerde yer alan ve bildirimin şeklini belirten “noter aracılığıyla” ibaresi, yürürlükten kaldırılmıştır. Noter aracılığıyla ihtar, özellikle uluslararası tebliğlerde bürokrasiyi arttıran ve çoğu halde ihtarı imkânsızlaştıran bir yöntemdir. Bu haliyle, ihtarın herhangi bir şekilde yapıldığının veya tüm çabalara ve farklı yolların denenmesine rağmen yapılamadığının ispatlanması halinde davanın açılabilmesine olanak tanınmıştır.

6100 sayılı Kanunun 397 nci maddesi kapsamında ihtiyati tedbir talebinde bulunan kişinin tamamlayıcı prosedürü işletmesi ve iki haftalık süre içerisinde esasa ilişkin dava açması gereklidir. Bu davanın açılmaması halinde ihtiyati tedbir kararı kendiliğinden ortadan kalkmaktadır. İkinci fıkrada ise dava açılabilmesi için üç aylık süreyi içeren uzun bir prosedüre yer verilmiştir. İhtiyati tedbir talebinde bulunan lisans alanın tedbir koydurma hakkının işlevsel hale getirilmesi ve tedbirin kendiliğinden ortadan kalkmasının önlenmesi için, ikinci fikra prosedürünün dava açıldıktan sonra tamamlanmasına imkân sağlanarak, maddenin üçüncü fıkrası 6100 sayılı Kanunla uyumlu hale getirilmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 158 gerekçesi

Madde 159

İhtiyati tedbir talebi ve ihtiyati tedbirin niteliği

(1) Bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir.

(2) İhtiyati tedbirler özellikle aşağıda belirtilen tedbirleri kapsamalıdır:

a) Davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve durdurulması.

b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilerek üretilen veya ithal edilen tecavüze konu ürünlere, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara ya da patenti verilmiş usulün icrasında kullanılan vasıtalara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dâhil, bulundukları her yerde elkonulması ve bunların saklanması.

c) Herhangi bir zararın tazmini bakımından teminat verilmesi.

(3) İhtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır.

Madde gerekçesi

Maddede 6100 sayılı Kanun kapsamında verilebilecek tedbirlere yenileri eklenerek sınai mülkiyet haklarının etkin bir şekilde korunmasının ve verilecek hükmün etkinliğinin sağlanması amaçlanmıştır.

Mevcut Kanun Hükmünde Kararnamelerden ayrılarak ikinci fıkranın (b) bendinde değişiklik yapılmıştır. Değişiklikle, tecavüze konu ürünlerin üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara el konulması, nakil araçları vs. gibi diğer vasıtalara el konulmasının önüne geçilmesi, böylece ihtiyati tedbirin kapsamının netleştirilmesi ve korumanın hakkın kapsamını aşacak şekilde genişletilmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 159 gerekçesi

Madde 160

İşlem yetkisi olan kişiler ve tebligat

(1) Gerçek veya tüzel kişiler ile bu kişiler tarafından yetkilendirilmiş sicile kayıtlı marka veya patent vekilleri Kurum nezdinde işlem yapabilir.

(2) Tüzel kişiler, yetkili organları tarafından tayin edilen gerçek kişi veya kişilerce temsil edilir.

(3) Yerleşim yeri yurt dışında bulunan kişiler ancak marka veya patent vekilleri tarafından temsil edilir. Vekille temsil edilmeksizin asil tarafından gerçekleştirilen işlemler, yapılmamış sayılır.

(4) Marka veya patent vekili tayin edilmesi hâlinde, tüm işlemler vekil tarafından yapılır. Vekile yapılan tebligat asile yapılmış sayılır.

(5) Kurum gerekli gördüğü hâllerde vekilin yetkisini gösteren vekaletnamenin aslı ya da onaylı suretinin sunulmasını isteyebilir.

(6) Bu Kanunun uygulanması kapsamında yapılacak tebligatlar, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun 7/a maddesinde düzenlenen elektronik tebligata ilişkin usullere bağlı olmaksızın, tebligat yapılacak kişinin onayı alınmak şartıyla ve Kurum tarafından gerçek veya tüzel kişi için tahsis edilen elektronik posta kutusuna konulmak suretiyle elektronik ortamda tebliğ edilir. Bu şekilde yapılan tebligatlar, tebligat konusu belgenin posta kutusuna konulmasını müteakip muhatabın, posta kutusuna ilk giriş yaptığı tarihte ve her hâlde belgenin posta kutusuna konulduğu tarihi izleyen onuncu günün sonunda yapılmış sayılır.

(7) Bu Kanunun uygulanması kapsamında yapılacak ilanen tebligatlar, 7201 sayılı Kanunun ilanen tebligatın şekline ilişkin 29 uncu maddesi hükmüne bağlı kalmaksızın ilgili Bülten üzerinden yapılır. Bu şekilde yapılan tebligatlar, Bültenin yayımı tarihinden yedi gün sonra yapılmış sayılır.

(8) Kurum, elektronik ortamda yapılacak başvuru ve tebligatla ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, başvuruların, taleplerin ve tebligatların elektronik ortamda yapılması zorunluluğu getirmeye, elektronik ortamda tebliğ yapılacaklar ile elektronik ortamdaki başvuru ve tebligata ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.

Madde gerekçesi

Madde ile, Enstitü nezdinde işlem yapabilecek kişiler ile Enstitü tarafından yapılacak tebligatlar düzenlenmiştir. Yurtiçinde yerleşim yeri bulunmayan kişilerin vekille temsil edilmeksizin bizzat yapmış oldukları işlemlerin yapılmamış sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Bu madde ile, Enstitünün tebligat aşamasında yaşadığı sorunları çözmek için yeni bir tebligat usulü öngörülmüş, tebligat yapılacak kişinin onayı alındıktan sonra bu yolla tebligatın yapılacağı açıkça düzenlenmiştir. Böylece ilgililerin de tebligatlardaki gecikme nedeniyle hak kayıpları yaşamalarının önüne geçilmiştir. Maddeye göre, muhatabın önceden kabul etmesi şarlıyla tebligat elektronik ortamda yapılabilecektir. Düzenlemeye göre belge ilgili kişilerin elektronik posta kutusuna koyulacak ve kişinin elektronik posta kutusuna giriş yaptığı tarih tebliğ tarihi sayılacaktır. Birden çok vekille çalışan tüzel kişilerin posta kutularının tüm vekiller için ortak olması halinde posta kutusuna konulan belgenin tebliğ tarihi, vekillerden herhangi birinin belgenin elektronik posta kutusuna konulmasını takiben elektronik posta kutusuna girdiği tarihtir. Ancak ilgili kişinin elektronik posta kutusuna giriş yapmaması halinde, belgenin elektronik posta kutusuna Enstitü tarafından konulduğu tarihi izleyen onuncu günün sonunda belge tebliğ edilmiş sayılacaktır.

Diğer taraftan ilanen tebligatlar, Bülten üzerinden yapılacaktır.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 160 gerekçesi

Mehaz madde — Alman Marka K. m. 94

Tebligatlar; tüzük çıkarma yetkisi

(1) Alman Patent ve Marka Dairesi önündeki usulde tebligatlar bakımından, aşağıdaki hükümler saklı kalmak kaydıyla İdari Tebligat Kanunu hükümleri uygulanır:

1. Yurt dışında bulunan ve madde 96 hükmüne aykırı olarak yurt içi temsilci tayin etmemiş muhataplara, taahhütlü mektupla postaya verilmek suretiyle tebligat yapılabilir. Aynı husus, kendisi madde 96 fıkra 2 anlamında yurt içi temsilci olan muhataplar için de geçerlidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 184 fıkra 2 cümle 1 ve 4 kıyasen uygulanır.

2. Ruhsat belgesi sahiplerine (Patent Vekilliği Tüzüğü madde 177) yapılacak tebligatlar bakımından İdari Tebligat Kanunu madde 5 fıkra 4 kıyasen uygulanır.

3. Alman Patent ve Marka Dairesi nezdinde kendisine bir teslim kutusu tahsis edilmiş muhataplara, belgenin muhatabın teslim kutusuna bırakılması suretiyle de tebligat yapılabilir. Bırakma hususunda dosyaya bir şerh düşülür. Belgenin üzerine ne zaman bırakıldığı işaret edilir. Tebligat, teslim kutusuna bırakılmasından itibaren üçüncü günde yapılmış sayılır.

4. Elektronik belgelerin tebliğinde, verilerin özgünlüğünü ve bütünlüğünü güvence altına alan ve genel olarak erişilebilir ağların kullanılması halinde iletilecek verilerin gizliliğini bir şifreleme yöntemiyle sağlayan bir iletim yolu kullanılır. Federal Adalet ve Tüketiciyi Koruma Bakanlığı, Federal Konseyin onayına ihtiyaç göstermeyen bir tüzükle, birinci cümle uyarınca uygun iletim yolları ile elektronik tebligatın şekli ve ispatı hakkında ayrıntılı hükümler çıkarır.

(2) Federal Patent Mahkemesi önündeki usulde tebligatlar bakımından Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Für Zustellungen im Verfahren vor dem Deutschen Patent- und Markenamt gelten die Vorschriften des Verwaltungszustellungsgesetzes mit folgenden Maßgaben:

1. An Empfänger, die sich im Ausland aufhalten und die entgegen dem Erfordernis des § 96 keinen Inlandsvertreter bestellt haben, kann mit eingeschriebenem Brief durch Aufgabe zur Post zugestellt werden. Gleiches gilt für Empfänger, die selbst Inlandsvertreter im Sinne des § 96 Abs. 2 sind. § 184 Abs. 2 Satz 1 und 4 der Zivilprozessordnung gilt entsprechend.

2. Für Zustellungen an Erlaubnisscheininhaber (§ 177 der Patentanwaltsordnung) ist § 5 Abs. 4 des Verwaltungszustellungsgesetzes entsprechend anzuwenden.

3. An Empfänger, denen beim Deutschen Patent- und Markenamt ein Abholfach eingerichtet worden ist, kann auch dadurch zugestellt werden, daß das Schriftstück im Abholfach des Empfängers niedergelegt wird. Über die Niederlegung ist eine Mitteilung zu den Akten zu geben. Auf dem Schriftstück ist zu vermerken, wann es niedergelegt worden ist. Die Zustellung gilt als am dritten Tag nach der Niederlegung im Abholfach bewirkt.

4. Für die Zustellung von elektronischen Dokumenten ist ein Übermittlungsweg zu verwenden, bei dem die Authentizität und Integrität der Daten gewährleistet ist und der bei Nutzung allgemein zugänglicher Netze die Vertraulichkeit der zu übermittelnden Daten durch ein Verschlüsselungsverfahren sicherstellt. Das Bundesministerium der Justiz und für Verbraucherschutz erlässt durch Rechtsverordnung, die nicht der Zustimmung des Bundesrates bedarf, nähere Bestimmungen über die nach Satz 1 geeigneten Übermittlungswege sowie die Form und den Nachweis der elektronischen Zustellung.

(2) Für Zustellungen im Verfahren vor dem Bundespatentgericht gelten die Vorschriften der Zivilprozessordnung.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Marka Kanunu

Madde 161

Ücretler, ödenme süreleri ve sonuçları

(1) Sınai mülkiyet hakkının verilmesi veya tescili ile ilgili işlemler için ödenmesi gereken ücretlerin ödendiğine ilişkin bilginin süresi içinde Kuruma sunulmaması hâlinde sınai mülkiyet hakkı başvurusu geri çekilmiş sayılır.

(2) Sicile kayıtlı sınai mülkiyet hakkıyla ilgili olarak birinci fıkra dışında kalan işlemler için ödenmesi gereken ücretlerin ödendiğine ilişkin bilginin süresi içinde Kuruma sunulmaması hâlinde ilgili talep yapılmamış sayılır.

(3) 15 inci, 18 inci, 20 nci, 23 üncü ve 69 uncu maddeler hariç olmak üzere, başvuru veya sınai mülkiyet hakkıyla ilgili işlemler için ödenmesi gereken ücretin eksik ödenmesi durumunda, söz konusu eksik ücret miktarı Kurum tarafından talep sahibine bildirilir. Bildirim tarihinden itibaren bir ay içinde eksik ücretin ödendiğine ilişkin bilginin Kuruma sunulmaması hâlinde birinci ve ikinci fıkra hükümleri uygulanır.

(4) Aksi öngörülmediği sürece, ödenen ücretlerin iadesi yapılmaz ve ödenmiş olan ücretler Kuruma gelir kaydedilir.

Madde gerekçesi

Madde ile, birinci fıkrada sınai mülkiyet hakkının verilmesi ya da tescili aşamasındaki ücret düzenlenmiş iken, ikinci fıkrada hakkın kazanılmasından sonra gerçekleştirilebilecek işlemlere ilişkin ücretler düzenlenmiştir. Patentlere ilişkin yıllık ücretler niteliği itibarıyla farklı olduğu için Dördüncü Kitap içinde ayrıca düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 161 gerekçesi

Madde 162

Kararların uygulanması

(1) Kurul kararlarının iptali veya hükümsüzlük istemli davalarda verilen kararlar kesinleşmedikçe icra edilemez. Bu hüküm, ilamın ferileri hakkında da uygulanır.

Madde gerekçesi

Madde ile, daha önce normatif olarak düzenlenmemiş ancak yargı kararları ile istikrar kazanan fili durum pozitif hukuki dayanağa kavuşturulmuş, Enstitünün sınai mülkiyet haklarına ilişkin verdiği kararların iptali ve hükümsüzlük istemli davalarda verilen kararların ve bu kararların ferilerinin kesinleşmedikçe icra edilemeyeceği düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 162 gerekçesi

Madde 163

Hızlı imha prosedürü

(1) Bu Kanunda yer alan suçlar sebebiyle elkonulan veya muhafaza altına alınan suça konu eşyanın sayısı, ebadı veya niteliği gibi nedenlerle emanet bürosunda muhafaza edilemeyecek olması hâlinde, Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda numune alınması mümkün olan eşyadan yeteri kadar numune alınmasını müteakip geri kalan suç eşyası mahallin maliye teşkilatına gönderilir. Numunelerle birlikte elkonulan eşyanın miktarı, cinsi, ebadı gibi tüm bilgilerini içeren tutanak Cumhuriyet başsavcılığına teslim edilir.

(2) Birinci fıkra uyarınca numune alınmak suretiyle mahallin maliye teşkilatına teslim edilen suça konu eşyanın, zarara uğraması veya değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı ya da muhafazasının ciddi külfet oluşturması hâlinde bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının talebi üzerine hâkim, kovuşturma aşamasında hükümden önce mahkeme tarafından imhasına karar verilir. İmha işlemleri Cumhuriyet savcısının başkanlığında maliye teşkilatınca oluşturulan üç kişilik komisyon huzurunda yapılır ve buna dair tutanak tanzim edilir.

Madde gerekçesi

Madde ile, suça konu eşyaların depolanmasına ve muhafazasına ilişkin sorunların çözümüne yönelik düzenlemeler yapılmıştır.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 163 gerekçesi

Madde 164

Geleneksel ürün adlarına uygulanacak hükümler

(1) 146 ncı, 147 nci, 149 uncu, 150 nci, 152 nci, 153 üncü, 154 üncü, 156 ncı, 159 uncu ve 161 inci madde hükümleri geleneksel ürün adları hakkında da uygulanır.

Madde gerekçesi

Madde ile, belirtilen maddelerde yer alan smai mülkiyet haklarına ilişkin düzenlemelerin, geleneksel ürün adları bakımından da uygulanacağı ifade edilmiştir.

Bu yolla tekrardan kaçınılması amaçlanmıştır.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 164 gerekçesi

Madde 165

Yönetmelik

(1) Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikler Kurum tarafından yürürlüğe konulur.

Madde gerekçesi

Madde ile, Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmeliklerin Enstitü tarafından hazırlanıp yürürlüğe konulması öngörülmüştür.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 165 gerekçesi

İkinci Kısım

Diğer Hükümler

Madde 166 ila 184

(6/11/2003 tarihli ve 5000 sayılı Türk Patent Enstitüsü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile ilgili olup yerine işlenmiştir.)

Madde 185

(17/7/1963 tarihli ve 278 sayılı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanun ile ilgili olup yerine işlenmiştir.)

Madde gerekçesi

Madde ile, “endüstriyel tasarım” ibaresi “tasarım” şeklinde değiştirildiğinden mevzuatta ifade birliği sağlanması için 278 sayılı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanununun ilgili maddesinde değişiklik yapılmıştır.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 185 gerekçesi

Madde 186

(2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu ile ilgili olup yerine işlenmiştir.)

Madde gerekçesi

Madde ile, endüstriyel tasarım ibaresi tasarım olarak değiştirildiği için yeni düzenlemenin Harçlar Kanunu ile uyumunun ve mevzuatta ifade birliğinin sağlanması amacıyla 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (8) sayılı tarifede değişiklik yapılmış ve geleneksel ürün adları bu tarifeye eklenmiştir. Madde ile ayrıca, Harçlar Kanununda yer alan “marka tescil belgesi düzenleme harc” ve “coğrali işaret tescil belgesi ve sicil kayıt harcı” ibareleri “marka tescil harcı” ve “coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı tescil ve sicil kayıt harcı” şeklinde değiştirilerek Kanunun tescile ilişkin hükümleriyle uyumlu hale getirilmiştir.

Ayrıca, Harçlar Kanunun ilgili bentlerinde Kanuna uygun ifade düzeltmeleri yapılmıştır.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 186 gerekçesi

Madde 187

(14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile ilgili olup yerine işlenmiştir.)

Madde gerekçesi

Madde ile, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda Sınai Mülkiyet Uzmanı ve Sınai Mülkiyet Uzman Yardımcılarına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 187 gerekçesi

Madde 188

a) (6/11/2003 tarihli ve 5000 sayılı Türk Patent Enstitüsü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile ilgili olup yerine işlenmiştir.)

b) (10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile ilgili olup yerine işlenmiştir.)

c) (22/4/2004 tarihli ve 5147 sayılı Entegre Devre Topoğrafyalarının Korunması Hakkında Kanun ile ilgili olup yerine işlenmiştir.)

Madde gerekçesi

Madde ile, yürürlükten kaldırılan mevzuat düzenlenmiştir.

Birinci fikrada Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu, Enstitü organları arasından çıkartılmıştır. Fıkra ile ayrıca, coğrafi işaretlerle ilgili işlemlerin ayrı bir birim altında yürütülmesi amaçlandığından bu işlemleri yürütme görevi, Markalar Dairesi Başkanlığının görevleri arasından çıkarılarak, 5000 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

İkinci fıkrada 5147 sayılı Kanunun ceza hükümlerine ilişkin 39 uncu maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

Üçüncü fıkrada ise 551, 554, 555 ve 556 sayılı kanun hükmünde kararameler yürürlükten kaldırılmıştır.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 188 gerekçesi

Madde 189

(5/12/1951 tarihli 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile ilgili olup yerine işlenmiştir.)

Madde gerekçesi

Yürürlük maddesidir.

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 189 gerekçesi

Madde 190

Atıflar

(1) Diğer mevzuatta Türk Patent Enstitüsüne yapılmış olan atıflar, Türk Patent ve Marka Kurumuna; Marka Uzmanı ve Patent Uzmanı ile Marka Uzman Yardımcısı ve Patent Uzman Yardımcısına yapılmış olan atıflar, Sınai Mülkiyet Uzmanı ve Sınai Mülkiyet Uzman Yardımcısına yapılmış sayılır.

Madde gerekçesi

Yürütme maddesidir.

SANAYİ, TİCARET, ENERJAİ,l tT KAoBmİİi sKyoAnY RNaApKorLuAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANLIĞINA SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ Esas No : 1/699 KOMİSYONU BAŞKANLIĞINA 04/05/2016

Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 341 · tasarı/teklifin madde 190 gerekçesi

Madde 191

Yürürlükten kaldırılan mevzuat

(1) 6/11/2003 tarihli ve 5000 sayılı Türk Patent Enstitüsü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

(2) 22/4/2004 tarihli ve 5147 sayılı Entegre Devre Topoğrafyalarının Korunması Hakkında Kanunun 39 uncu maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

(3) 24/6/1995 tarihli ve 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, 24/6/1995 tarihli ve 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, 24/6/1995 tarihli ve 555 sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, 24/6/1995 tarihli ve 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve 22/9/1995 tarihli ve 566 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Hükmünde Kararname yürürlükten kaldırılmıştır.

Geçici Madde 1

551, 554, 555 ve 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerin hükümlerinin uygulanması

(1) Bu Kanunun yayımı tarihinden önce Enstitüye yapılmış olan ulusal ve uluslararası marka ve tasarım başvuruları ile coğrafi işaret başvuruları, başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılır. Ancak bu Kanunun yayımı tarihinden önce Enstitüye yapılmış olup yayımlanmamış coğrafi işaret başvuruları, itiraz süresi bakımından mülga 555 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri saklı kalmak şartıyla Bültende yayımlanır.

(2) Bu Kanunun yayımı tarihinden önce yapılmış ulusal patent başvuruları ve faydalı model başvuruları, başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılır. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılan ek patent başvurularının sonuçlandırılmasında, ek patent başvurusu veya ek patentin bağımsız patent başvurusu ya da patente dönüştürülmesinde, asıl patent başvurusunun başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümleri uygulanır. İncelemesiz verilen patentin incelemeli patent başvurusuna dönüştürülmesinde, patent başvurusunun faydalı model başvurusuna ya da faydalı model başvurusunun patent başvurusuna değiştirilmesinde, patent ve faydalı modellerin hükümsüz kılınmasında, başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümleri uygulanır. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ulusal aşamaya giren uluslararası veya bölgesel anlaşmalar yoluyla yapılmış patent başvuruları ve faydalı model başvuruları, başvurunun ulusal aşamaya girdiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılır.

(3) Mülga 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki patentler hakkında aynı maddenin uygulanmasına devam edilir.

(4) Önceki mevzuat hükümlerine göre verilmiş patent ve faydalı modeller için 99 uncu, 138 inci ve 144 üncü maddeler ile 113 üncü maddenin beşinci fıkrası ve 121 inci maddenin sekizinci fıkrası hariç olmak üzere bu Kanun hükümleri uygulanır.

Geçici Madde 2

Mevcut yönetmeliklerin uygulanması

(1) Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler yürürlüğe girinceye kadar mevcut yönetmeliklerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam edilir.

Geçici Madde 3

Suç eşyalarının imhası

(1) 1/1/2009 tarihinden önce işlediği suç nedeniyle mülga 551, 554, 555 veya 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerin ceza hükümleri uygulanarak haklarında suça konu eşyanın müsaderesine dair verilen ve kesinleşen kararın infazı gerçekleşmemiş kişilere; eşyanın adli emanette veya müştekide bulunmasına ya da 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 132 nci maddesinin beşinci fıkrası gereğince muhafaza edilmek üzere diğer bir kişiye teslim edilmiş olmasına bakılmaksızın, kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki Cumhuriyet başsavcılığınca resen, sonuçları açıklanan usulüne uygun meşruhatlı tebligat çıkarılır. Bu kişilere bir ay içinde mahkemeye başvurarak eşyanın iadesini talep etme hakları olduğu bildirilir. Bu süre içinde sahipleri tarafından iade talebinde bulunulmaması veya iade talebinde bulunulmakla beraber mahkemece verilen iade kararının tebliğinden itibaren bir ay içinde eşyanın teslim alınmaması hâlinde Cumhuriyet başsavcılığının istemi üzerine kararı veren mahkeme tarafından eşyanın imhasına karar verilir. İmha kararı derhâl yerine getirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.

(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce mülga 551, 554, 555 veya 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerin ceza hükümleri uygulanarak haklarında eşyanın iadesi yönünde verilen kesinleşmiş karar bulunduğu hâlde eşyayı teslim almayan kişilere, eşyanın adli emanette veya müştekide bulunmasına ya da Ceza Muhakemesi Kanununun 132 nci maddesinin beşinci fıkrası gereğince muhafaza edilmek üzere diğer bir kişiye teslim edilmiş olmasına bakılmaksızın, kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki Cumhuriyet başsavcılığı tarafından resen, sonuçları açıklanan usulüne uygun meşruhatlı tebligat çıkarılarak iadesine karar verilen eşyayı bir ay içinde teslim almaları istenir. Bu süre içinde sahipleri tarafından teslim alınmayan eşya hakkında, Cumhuriyet başsavcılığının istemi üzerine kararı veren mahkeme tarafından imha kararı verilir. İmha kararı derhâl yerine getirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.

(3) Bu madde gereğince yapılacak imha işlemleri, Cumhuriyet savcısı başkanlığında, emanet memuru ve iki zabıt kâtibinden oluşan komisyon tarafından yerine getirilir ve buna ilişkin tutanak tanzim olunur. Komisyonda hangi zabıt kâtiplerinin yer alacağı adalet komisyonlarınca belirlenir. İmha edilen eşya için hak sahibine herhangi bir ödeme yapılmaz. İmha masrafları, eşya sahibinden tahsil edilmek şartıyla yargılama gideri olarak Hazine tarafından karşılanır.

Geçici Madde 4

İptal yetkisinin mahkemeler tarafından kullanılması

(1) 26 ncı madde hükmü yürürlüğe girene kadar, iptal yetkisi, anılan maddedeki usul ve esaslara göre mahkemeler tarafından kullanılır.

(2) 26 ncı maddenin yürürlüğe girdiği tarihte mahkemeler tarafından görülmekte olan iptal davaları mahkemeler tarafından sonuçlandırılır.

(3) Mahkemelerin bu madde hükmüne göre vermiş olduğu kararlar kesinleşmesinden sonra mahkeme tarafından Kuruma resen gönderilir.

Geçici Madde 5

Yenileme talepleri

(1) 23 üncü maddenin ikinci fıkrası ile 69 uncu maddenin dördüncü fıkrası yürürlüğe girene kadar yenileme talepleri bakımından, mülga 554 ve 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerin ilgili hükümleri uygulanır.

Geçici Madde 6

Görülmekte olan davalar

(1) Bu Kanunla yürürlükten kaldırılması öngörülen;

551 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 146 ncı,

554 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 58 inci,

555 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 30 uncu,

556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 71 inci,

maddeleri uyarınca kurulmuş ihtisas mahkemeleri, bu Kanunun 156 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca kurulan mahkemeler olarak kabul edilir ve bu mahkemelerde derdest olan davaların görülmesine devam olunur.

Madde 192

Yürürlük

(1) Bu Kanunun;

a) 26 ncı maddesi yayımı tarihinden itibaren yedi yıl sonra,

b) 23 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 69 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen yenileme taleplerinin yapılması gereken süreye ilişkin hükümleri ile 46 ncı maddesinde düzenlenen amblem kullanım zorunluluğuna ilişkin hükümleri yayımı tarihinden itibaren bir yıl sonra,

c) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,

yürürlüğe girer.

Madde 193

Yürütme

(1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

6769 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN VEYA

ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARININ YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ

TARİHLERİNİ GÖSTERİR TABLO

Değiştiren Kanunun/ KHK’nin veya İptal Eden Anayasa Mahkemesi Kararının Numarası 6769 Sayılı Kanunun Değişen veya İptal Edilen Maddeleri Yürürlüğe Giriş Tarihi
KHK/700 96, 132 24/6/2018 tarihinde birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanının andiçerek göreve başladığı tarihte (9/7/2018)
7251 156 28/07/2020

Dipnotlar

  1. [1]2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 209 uncu maddesiyle bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.
  2. [2]2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 209 uncu maddesiyle bu fıkrada yer alan “ilgili bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.