İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 44. hâli

Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)

Kanun numarası
5271
Kabul tarihi
04.12.2004
Resmî Gazete
17.12.2004 / 25673
Düstur
5. tertip, cilt 44
Son değişiklik
16.04.2027
Madde sayısı
348

Birinci Kitap

Genel Hükümler

Üçüncü Kısım

Tanıklık, Bilirkişi İncelemesi ve Keşif

Üçüncü Bölüm

Gözlem Altına Alınma, Muayene, Keşif ve Otopsi

Madde 77

Kadının muayenesi

(1) Kadının muayenesi, istemi halinde ve olanaklar elverdiğinde bir kadın hekim tarafından yapılır.

Madde gerekçesi

- Madde, kadının muayenesine ilişkin olup, genel ahlâk anlayışına uygun bir düzenleme getirmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 80 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 81d

Bedensel muayenelerin aynı cinsiyetten kişiler tarafından yapılması

(1) Bedensel muayenenin utanma duygusunu incitebilecek nitelikte olması hâlinde, muayene aynı cinsiyetten bir kişi veya bir hekim tarafından yapılır. Haklı bir menfaatin bulunması hâlinde, muayenenin belirli bir cinsiyetten bir kişiye veya hekime yaptırılması yönündeki talebe uyulur. İlgili kişinin talebi üzerine, güvendiği bir kişinin muayenede hazır bulunmasına izin verilir. İlgili kişiye, ikinci ve üçüncü cümlelerdeki düzenlemeler hakkında bilgi verilir.

(2) Bu hüküm, ilgili kişinin muayeneye rıza göstermesi hâlinde de uygulanır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Kann die körperliche Untersuchung das Schamgefühl verletzen, so wird sie von einer Person gleichen Geschlechts oder von einer Ärztin oder einem Arzt vorgenommen. Bei berechtigtem Interesse soll dem Wunsch, die Untersuchung einer Person oder einem Arzt bestimmten Geschlechts zu übertragen, entsprochen werden. Auf Verlangen der betroffenen Person soll eine Person des Vertrauens zugelassen werden. Die betroffene Person ist auf die Regelungen der Sätze 2 und 3 hinzuweisen.

(2) Diese Vorschrift gilt auch dann, wenn die betroffene Person in die Untersuchung einwilligt.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 78

Moleküler genetik incelemeler

(1) 75 ve 76 ncı maddelerde öngörülen işlemlerle elde edilen örnekler üzerinde, soybağının veya elde edilen bulgunun şüpheli veya sanığa ya da mağdura ait olup olmadığının tespiti için zorunlu olması hâlinde moleküler genetik incelemeler yapılabilir. Alınan örnekler üzerinde bu amaçlar dışında tespitler yapılmasına yönelik incelemeler yasaktır.

(2) Birinci fıkra uyarınca yapılabilen incelemeler, bulunan ve kime ait olduğu belli olmayan beden parçaları üzerinde de yapılabilir. Birinci fıkranın ikinci cümlesi, bu hâlde de uygulanır.

Madde gerekçesi

- Maddede moleküler genetik incelemelerin esasları belirlenmektedir. Bu madde ve 82 nci maddedeki düzenlemeler, Alman Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 81a ilâ 81f paragraflarına paralel bir niteliktedir. Çoğu kez soybağı veya ele geçirilen materyalin şüpheliye, sanığa veya mağdura ait olup olmadığı konusunda duyulan kuşkular, moleküler genetik incelemeler yapılmaksızın giderilememektedir. Bu nedenle maddede moleküler genetik incelemelerin esasları ve sınırları düzenlenmektedir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 81 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 81e

Moleküler-genetik inceleme

(1) § 81a fıkra 1 veya § 81c uyarınca alınan tedbirlerle elde edilen materyal üzerinde, olayın aydınlatılması bakımından gerekli olduğu ölçüde, moleküler-genetik inceleme yoluyla kişinin DNA-tanımlama örüntüsü, soybağı ve cinsiyeti tespit edilebilir ve bu tespitler karşılaştırma materyaliyle eşleştirilebilir. Başka tespitler yapılamaz; bu yönde incelemeler yapılması caiz değildir.

(2) Fıkra 1 uyarınca izin verilen incelemeler, bulunmuş, el konulmuş veya müsadere edilmiş materyal üzerinde de yapılabilir. İz materyalinin hangi kişiden kaynaklandığının bilinmemesi hâlinde, ayrıca kişinin göz, saç ve ten rengi ile yaşı hakkında tespit yapılabilir. Fıkra 1 ikinci cümle ve § 81a fıkra 3 birinci yarı cümle kıyasen uygulanır. Materyalin hangi kişiden kaynaklandığının bilinmesi hâlinde, § 81f fıkra 1 kıyasen uygulanır.

Özgün metin (Almanca)

(1) An dem durch Maßnahmen nach § 81a Absatz 1 oder § 81c erlangten Material dürfen mittels molekulargenetischer Untersuchung das DNA-Identifizierungsmuster, die Abstammung und das Geschlecht der Person festgestellt und diese Feststellungen mit Vergleichsmaterial abgeglichen werden, soweit dies zur Erforschung des Sachverhalts erforderlich ist. Andere Feststellungen dürfen nicht erfolgen; hierauf gerichtete Untersuchungen sind unzulässig.

(2) Nach Absatz 1 zulässige Untersuchungen dürfen auch an aufgefundenem, sichergestelltem oder beschlagnahmtem Material durchgeführt werden. Ist unbekannt, von welcher Person das Spurenmaterial stammt, dürfen zusätzlich Feststellungen über die Augen-, Haar- und Hautfarbe sowie das Alter der Person getroffen werden. Absatz 1 Satz 2 und § 81a Abs. 3 erster Halbsatz gelten entsprechend. Ist bekannt, von welcher Person das Material stammt, gilt § 81f Absatz 1 entsprechend.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 79

Hâkimin kararı ve inceleme yapılması

(1) 78 inci madde uyarınca moleküler genetik incelemeler yapılmasına sadece hâkim karar verebilir. Kararda inceleme ile görevlendirilen bilirkişi de gösterilir.

(2) Yapılacak incelemeler için resmen atanan veya bilirkişilikle yükümlü olan ya da soruşturma veya kovuşturmayı yürüten makama mensup olmayan veya bu makamın soruşturma veya kovuşturmayı yürüten dairesinden teşkilât yapısı itibarıyla ve objektif olarak ayrı bir birimine mensup olan görevliler, bilirkişi olarak görevlendirilebilirler. Bu kişiler, teknik ve teşkilât bakımından uygun tedbirlerle yasak moleküler genetik incelemelerin yapılmasını ve yetkisiz üçüncü kişilerin bilgi edinmesini önlemekle yükümlüdürler. İncelenecek bulgu, bilirkişiye ilgilinin adı ve soyadı, adresi, doğum tarihi bildirilmeksizin verilir.

Madde gerekçesi

- Madde uyarınca moleküler genetik incelemeler yapılmasına sadece hâkim karar verebilecek, yazılı kararda incelemeyi yapacak bilirkişi de gösterilecektir.

Maddede, bilirkişi olarak görevlendirilecek kişilerin nitelikleri, yasak genetik incelemelerin yapılmaması ve elde edilecek bilgilerin dışarıya sızmaması için alınması gerekli tedbirlerle ilgili hükümler konulmaktadır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 82 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 81f

Moleküler-genetik incelemede usul

(1) § 81e fıkra 1 uyarınca yapılacak incelemeler, ilgili kişinin rızası olmaksızın ancak mahkeme tarafından, tehlikenin gecikmede olması hâlinde ise savcılık ve onun soruşturma görevlileri (Mahkemeler Teşkilatı Kanunu § 152) tarafından emredilebilir. Rıza gösteren kişiye, elde edilecek verilerin hangi amaçla kullanılacağı hakkında bilgi verilir. Rıza yazılı olarak beyan edilir veya savcılık ya da onun soruşturma görevlileri tarafından rıza gösteren kişinin huzurunda tutanağa geçirilir ya da başka bir şekilde belgelenir.

(2) § 81e uyarınca yapılacak inceleme için yazılı emirde, kamu tarafından atanmış ya da Yükümlülük Kanunu uyarınca yükümlü kılınmış veya soruşturmayı yürüten makama mensup olmayan ya da bu makamın soruşturmayı yürüten birimden örgütsel ve maddi olarak ayrılmış bir bölümüne mensup olan bilirkişiler görevlendirilir. Bu kişiler, teknik ve örgütsel tedbirlerle caiz olmayan moleküler-genetik incelemelerin ve üçüncü kişilerin yetkisiz bilgi edinmesinin dışlanmasını sağlamakla yükümlüdür. İnceleme materyali bilirkişiye, ilgili kişinin adı, adresi ile doğum günü ve ayı bildirilmeksizin teslim edilir. Bilirkişinin kamusal olmayan bir kuruluş olması hâlinde, 27 Nisan 2016 tarihli, gerçek kişilerin kişisel verilerinin işlenmesi bakımından korunmasına ve bu verilerin serbest dolaşımına ilişkin ve 95/46/EG sayılı Yönergeyi yürürlükten kaldıran (AB) 2016/679 sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konseyi Tüzüğü (Genel Veri Koruma Tüzüğü) (ABl. L 119, 4.5.2016, s. 1; L 314, 22.11.2016, s. 72; L 127, 23.5.2018, s. 2) ile Federal Veri Koruma Kanunu hükümleri, kişisel verilerin otomatik olarak işlenmemesi ve verilerin bir dosya sisteminde depolanmaması ya da depolanmasının öngörülmemesi hâlinde de uygulanır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Untersuchungen nach § 81e Abs. 1 dürfen ohne Einwilligung der betroffenen Person nur durch das Gericht, bei Gefahr im Verzug auch durch die Staatsanwaltschaft und ihre Ermittlungspersonen (§ 152 des Gerichtsverfassungsgesetzes) angeordnet werden. Die einwilligende Person ist darüber zu belehren, für welchen Zweck die zu erhebenden Daten verwendet werden. Die Einwilligung ist schriftlich zu erklären oder von der Staatsanwaltschaft oder ihren Ermittlungspersonen in Gegenwart der einwilligenden Person zu protokollieren oder auf sonstige Weise zu dokumentieren.

(2) Mit der Untersuchung nach § 81e sind in der schriftlichen Anordnung Sachverständige zu beauftragen, die öffentlich bestellt oder nach dem Verpflichtungsgesetz verpflichtet oder Amtsträger sind, die der ermittlungsführenden Behörde nicht angehören oder einer Organisationseinheit dieser Behörde angehören, die von der ermittlungsführenden Dienststelle organisatorisch und sachlich getrennt ist. Diese haben durch technische und organisatorische Maßnahmen zu gewährleisten, daß unzulässige molekulargenetische Untersuchungen und unbefugte Kenntnisnahme Dritter ausgeschlossen sind. Dem Sachverständigen ist das Untersuchungsmaterial ohne Mitteilung des Namens, der Anschrift und des Geburtstages und -monats der betroffenen Person zu übergeben. Ist der Sachverständige eine nichtöffentliche Stelle, finden die Vorschriften der Verordnung (EU) 2016/679 des Europäischen Parlaments und des Rates vom 27. April 2016 zum Schutz natürlicher Personen bei der Verarbeitung personenbezogener Daten, zum freien Datenverkehr und zur Aufhebung der Richtlinie 95/46/EG (Datenschutz-Grundverordnung) (ABl. L 119 vom 4.5.2016, S. 1; L 314 vom 22.11.2016, S. 72; L 127 vom 23.5.2018, S. 2) und des Bundesdatenschutzgesetzes auch dann Anwendung, wenn die personenbezogenen Daten nicht automatisiert verarbeitet und die Daten nicht in einem Dateisystem gespeichert sind oder gespeichert werden sollen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 80

Genetik inceleme sonuçlarının gizliliği

4 değişiklik

(Değişik: 25/5/2005 – 5353/4 md.)

(1) 75, 76 ve 78 inci madde hükümlerine göre alınan örnekler üzerinde yapılan inceleme sonuçları, kişisel veri niteliğinde olup, başka bir amaçla kullanılamaz; dosya içeriğini öğrenme yetkisine sahip bulunan kişiler tarafından bir başkasına verilemez.

(2) (Değişik:16/7/2026-7589/14 md.) İnceleme sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılmış şekilde mahsus bir sisteme kaydedilir ve bir örneği dosyasında delil olarak saklanmak üzere soruşturma veya kovuşturma makamına gönderilir. Sisteme kaydedilen ve dosyada delil olarak saklanan bilgiler, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip kesinleşmesi hâllerinde derhâl, diğer hallerde mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle Cumhuriyet savcısının huzurunda yok edilir ve bu husus dosyasında muhafaza edilmek üzere tutanağa geçirilir. Bilgisi sisteme kaydedilen kişi bu süre içinde kişisel verinin saklanmasını gerektiren amacın ortadan kalkması veya haklı bir nedenin bulunması halinde hâkim veya mahkemeden bu bilgilerin silinmesini talep edebilir.

(3) (Ek:16/7/2026-7589/14 md.) Bu madde uyarınca sisteme kaydedilen bilgiler, yürütülmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında maddî gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet savcısı kararıyla kullanılabilir. Mahkeme veya hâkim kararlarına karşı itiraz yoluna; Cumhuriyet savcısının kararına karşı ise sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir.

(4) (Ek:16/7/2026-7589/14 md.) İnceleme sonuçlarının mahsus sistemde kaydedilmesi, saklanması ve imhası ile bu kayıtlardan yararlanmaya ilişkin esas ve usuller, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Madde 81

Fizik kimliğin tespiti

1 değişiklik

(Değişik: 25/5/2005 – 5353/5 md.)

(1) Üst sınırı iki yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı şüpheli veya sanığın, kimliğinin teşhisi için gerekli olması halinde, Cumhuriyet savcısının emriyle fotoğrafı, beden ölçüleri, parmak ve avuç içi izi, bedeninde yer almış olup teşhisini kolaylaştıracak diğer özellikleri ile sesi ve görüntüleri kayda alınarak, soruşturma ve kovuşturma işlemlerine ilişkin dosyaya konulur.

(2) Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip kesinleşmesi hâllerinde söz konusu kayıtlar Cumhuriyet savcısının huzurunda derhâl yok edilir ve bu husus tutanağa geçirilir.

Madde gerekçesi

- Madde, fizik kimliğin saptanmasına ilişkin esasları ve saptanacak hususları göstermektedir.

Fizik kimliğin saptanması esasta soruşturma evresinde yapılması gereken alışılagelmiş bir kolluk işlemidir ve şüpheliler ile sanıkların soruşturma ve kovuşturma makamlarınca tanınmasını amaçlamaktadır. Kişiler hakkındaki belirli bilgiler, esasta özel hayata ilişkin bulunduğundan ve hukukun koruması altında kaldığından bu husustaki bilgi ve bulguların ancak belirli ağırlığı olan suçlar bakımından saptanması ve kovuşturmaya yer olmadığına veya beraate karar verildiğinde kayıtların dosyadan çıkarılıp yok edilmesi uygun görülmüştür.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 83 gerekçesi

Madde 82

Yönetmelik

1 değişiklik

(1) 75 ilâ 81 inci maddelerde öngörülen işlemlerin yapılması ile ilgili usuller yönetmelikte gösterilir.[9]

Madde gerekçesi

- 78 ilâ 83 üncü maddelerde öngörülen işlemlerin yapılması ile ilgili esas ve usullerin, Adalet Bakanlığınca Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmektedir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 84 gerekçesi

Madde 83

Keşif

(1) Keşif, hâkim veya mahkeme veya naip hâkim ya da istinabe olunan hâkim veya mahkeme ile gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır.

(2) Keşif tutanağına, var olan durum ile olayın özel niteliğine göre varlığı umulup da elde edilemeyen delillerin yokluğu da yazılır.

Madde gerekçesi

- Madde, yargılamanın amacına erişmek için olay ve durumun oluş nedenlerini anlayabilmek üzere yerinde inceleme yapmak hususunu düzenlemektedir. Bu amaçla yapılacak incelemeye muhakeme hukukunda keşif denilmektedir. Keşif, delil içeriğinin öğrenilmesine, toplanmış delillerin değerlendirilmesine yaradığı gibi, icra edildiği yerde var olan durum ile olayın özelliğine göre varlığı umulup da bulunamayan eserlerin ve izlerin yokluğunu saptama bakımından da önemlidir.

Hâkim tarafından ve alınan bir karara dayanılarak icra edilen keşif, olay yerinde, olay saati ve meteorolojik koşullara uygun biçimde yapıldığında amaca daha uygun olur. Diğer muhakeme işlemlerinde olduğu gibi keşif, naip hâkim ya da istinabe olunan mahkeme ile gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilecektir.

Keşfin, hâkim tarafından yapılması gereği, vicdanî delil sisteminde hâkimin, ispat araçları ile doğrudan teması ve duruşmadan edineceği kanaate göre karar vermesi ilkesi bakımından önemli olduğu kadar, davanın sonucuna etkili bir durum saptamasının, tarafların hazır bulunabileceği yargılama aşamasında yapılması açısından da yararlı olup "adil yargılama" ilkesi ile doğrudan ilişkilidir. Bu konuda 86 ncı maddenin gerekçesine de bakılmalıdır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 85 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 86

Hâkim tarafından keşif

Hâkim tarafından keşif yapılması hâlinde, tutanakta tespit edilen olgusal durum belirlenir ve olayın özel niteliği gereği varlığı varsayılabilecek iz veya belirtilerden hangilerinin bulunmadığı hakkında bilgi verilir.

Özgün metin (Almanca)

Findet die Einnahme eines richterlichen Augenscheins statt, so ist im Protokoll der vorgefundene Sachbestand festzustellen und darüber Auskunft zu geben, welche Spuren oder Merkmale, deren Vorhandensein nach der besonderen Beschaffenheit des Falles vermutet werden konnte, gefehlt haben.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 84

Keşifte, tanık veya bilirkişinin dinlenmesinde bulunabilecekler

(1) Keşif yapılması sırasında şüpheli, sanık, mağdur ve bunların müdafii ve vekili hazır bulunabilirler.

(2) Tanık veya bilirkişinin duruşma sırasında hazır bulunamayacağı veya oturduğu yerin uzaklığı nedeniyle bulunmasının güç olduğu anlaşılırsa, bu tanık veya bilirkişinin dinlenmesinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.

(3) Mağdur, şüpheli veya sanığın huzuru, tanıklardan birinin gerçeğe uygun tanıklık etmesine engel olabilecekse, o işte şüpheli veya sanığın bulunmamasına karar verilebilir.

(4) Bu işlerde hazır bulunmaya hakkı olanlar, işin geri bırakılmasına neden olmamak koşuluyla, işlerin yapılması gününden önce haberdar edilirler.

(5) Şüpheli veya sanık tutuklu ise, hâkim veya mahkeme tarafından ancak zorunlu sayılan hâllerde keşifte hazır bulundurulmasına karar verilebilir.

Madde gerekçesi

- Madde, keşifte, tanık ve bilirkişinin dinlenmesinde hazır bulunabilecek kişileri göstermektedir.

Yargılamanın yüzyüzelik (vicahîlik) yani sözlülük ilkesi, iddia ve savunma dengesinin korunmasının gerektirdiği ölçüde, sanığın yargılama faaliyetlerine katılmasını gerektirir.

Tanıkların dinlenilmesinde sanığın, tanık beyanlarını tartışıp çürütmek, onlara gerekli soruları gerekli zamanda yöneltmek hakkı adil yargılama bağlamında ne kadar önemli ise, davanın, sonucuna etki yapabilecek nitelikteki keşif işlemlerinde de sanığın hazır bulunup, bu yargılama faaliyetlerine katılması da aynı açıdan gereklidir. Bu nedenlerle keşfin, ilke olarak hâkim tarafından yapılması yararlı sayılmıştır.

Bir olayın soruşturmasında incelemenin hemen yapılmasının zorunlu olduğu, diğer bir deyişle gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından da keşif yapılabilecektir. Kolluğun veya Cumhuriyet savcısının, delil olabilecek şeyleri arayıp bulmak için yaptığı araştırma ve bu husustaki saptamalar ile "keşif" işlemini birbirine karıştırmamak gerekir. Cumhuriyet savcısı belirtilen şekildeki saptamayla yetinmeyip, gecikmesinde sakınca bulunması nedeniyle keşfin hemen yapılmasını gerekli gördüğü hâllerde, bunun hâkim tarafından yapılması gereken bir yargılama işlemi olduğunu dikkate alarak, duruşmada hazır bulunabilecek kişileri, kendisinin yaptığı keşif işleminde de hazır bulundurmalıdır. Böylece kendisine suç isnat edilen de keşif mahallînde bulunup inceleme işlemlerine katılmış ve duruşmada da incelenecek bu belgeye karşı itirazlarını yapabilecek bir durumda olacağından savunma hakkı kısıtlanmamış olacaktır. Bu konuda 85 inci maddenin gerekçesine de bakılmalıdır.

Madde birinci fıkrasında, keşifte şüpheli, sanık, mağdur ve avukatlarının hazır bulunabileceklerini, ikinci fıkrada ise tanık veya bilirkişinin dinlenmelerinde hangi hâllerde adı geçenlerin hazır bulunabileceklerini göstermektedir.

Üçüncü fıkrada ise, şüpheli veya sanığın hazır bulunmasının men olunabileceği bir hâl yer almaktadır: Adı geçenlerin hazır bulunmaları, tanığın gerçeğe uygun beyanını engelleyebilecekse, örneğin tanık, sanığın etkisi altında kalıyorsa, tanığın dinlenmesinde sanığın hazır bulunmamasına karar verilebilir.

Maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarında, hazır bulunma hakkına sahip olanların ne şekilde haberdar edileceklerine, işin başka güne bırakılmasını isteyemeyeceklerine, tutukluların ancak mahkeme binası içerisindeki işlerde hazır bulunabileceklerine ilişkin hükümler yer almaktadır. Ancak beşinci fıkranın ikinci cümlesi, zorunlu sayılan hâllerde, tutuklu, şüpheli veya sanığın, hâkim kararı ile mahkeme binası dışında da yapılacak işlemlerde hazır bulunmasına karar verilebilmesine de olanak sağlamıştır. Bu gibi hâllerde, hâkim tarafından re'sen karar verilmediğinde, kolluğun istemi üzerine Cumhuriyet savcısı, tutuklama kararını vermiş olan hâkimden bu hususta karar vermesini isteyebilecektir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 86 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 168d

Hâkim tarafından yapılan keşifte hazır bulunma hakkı

(1) Hâkim tarafından yapılan keşifte, savcılığın, şüphelinin ve müdafiin duruşmada hazır bulunmasına izin verilir. § 168c fıkra 3 cümle 1, fıkra 4 ve 5 kıyasen uygulanır.

(2) Hâkim tarafından yapılan keşifte bilirkişilere başvurulması hâlinde şüpheli, duruşma için önereceği bilirkişilerin bu duruşmaya davet edilmesini talep edebilir ve hâkim bu talebi reddederse, onları kendisi davet ettirebilir. Şüphelinin gösterdiği bilirkişilerin keşfe ve gerekli incelemelere katılmasına, hâkim tarafından atanan bilirkişilerin faaliyetini engellemediği ölçüde izin verilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Bei der Einnahme eines richterlichen Augenscheins ist der Staatsanwaltschaft, dem Beschuldigten und dem Verteidiger die Anwesenheit bei der Verhandlung gestattet. § 168c Abs. 3 Satz 1, Abs. 4 und 5 gilt entsprechend.

(2) Werden bei der Einnahme eines richterlichen Augenscheins Sachverständige zugezogen, so kann der Beschuldigte beantragen, daß die von ihm für die Hauptverhandlung vorzuschlagenden Sachverständigen zu dem Termin geladen werden, und, wenn der Richter den Antrag ablehnt, sie selbst laden lassen. Den vom Beschuldigten benannten Sachverständigen ist die Teilnahme am Augenschein und an den erforderlichen Untersuchungen insoweit gestattet, als dadurch die Tätigkeit der vom Richter bestellten Sachverständigen nicht behindert wird.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 85

Yer gösterme

1 değişiklik

(Değişik: 25/5/2005 – 5353/6 md.)

(1) Cumhuriyet savcısı, kendisine yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmuş olan şüpheliye yer gösterme işlemi yaptırabilir. 250 nci maddenin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar söz konusu olduğunda, adli kolluk amiri de yer gösterme işlemi yaptırmaya yetkilidir.

(2) Soruşturmayı geciktirmemek kaydıyla, müdafi de yer gösterme işlemi sırasında hazır bulunabilir.

(3) Yer gösterme işlemi, 169 uncu maddeye uygun olarak tutanağa bağlanır.

Madde 86

Ölünün kimliğini belirleme ve adlî muayene

(1) Engelleyici sebepler olmadıkça ölü muayenesinden veya otopsiden önce ölünün kimliği her suretle ve özellikle kendisini tanıyanlara gösterilerek belirlenir ve elde edilmiş bir şüpheli veya sanık varsa, teşhis edilmek üzere ölü ona da gösterilebilir.

(2) Ölünün adlî muayenesinde tıbbî belirtiler, ölüm zamanı ve ölüm nedenini belirlemek için tüm bulgular saptanır.

(3) Bu muayene, Cumhuriyet savcısının huzurunda ve bir hekim görevlendirilerek yapılır.

Madde gerekçesi

- Madde ölünün kimliğini belirleme ve adlî muayeneyi düzenlemektedir. 88 inci maddede de otopsi düzenlenmiştir. Keşif ve bilirkişiliğe ilişkin genel hükümler varken bu iki konunun ayrıca ele alınmasının nedeni, ceset iyi muayene edilmezse çürüyeceğinden ve otopsi iyi yapılmadığında ceset dağılacak ve deliller de kaybolacağından, bu işlemlerin iyi ve doğru bir tarzda yapılmasını sağlamak üzere konuyu ayrıca düzenleme gereğidir.

Her şeyden önce ölünün kimliği saptanacaktır. Bu amaçla her şey yapılabilecek ve özellikle, ölen kişiyi tanıyanlara ceset gösterilecek veya bilgilerine başvurulacaktır. Şüpheli veya sanığa da ölü gösterilecektir. Maddede sayılı hususlar dışında da, soruşturmayı yapan, gerekli gördüğü yerlerden bilgi toplayabilecektir.

Ölünün kimliği saptandıktan sonra, adlî muayenesi yapılacaktır. Bu muayenede, tıbbî belirtiler, ölüm zamanı ve ölüm nedenini belirlemek için tüm bulgular saptanacaktır. Adlî muayene, sırf olayı saptamak ve delil, iz, eser ve emare bulmak amacı ile yapılan işlemdir.

Cesedin adlî muayenesi esasta zorunludur ve Cumhuriyet savcısının istemi üzerine buna hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde buna Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilir ve bir hekim görevlendirilerek, hâkim veya Cumhuriyet savcısının huzuru ile işlem gerçekleştirilir. Ancak ölüm nedeni açık ise veya delil, iz, eser ve emarelerin elde edilmesi için hekime gereksinim yoksa, hekim görevlendirilmesinden vazgeçilebilir ve saptamaları hâkim veya Cumhuriyet savcısı kendisi yapar.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 87 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 88

Otopsiden önce ölenin kimliğinin tespiti

(1) Otopsiden önce ölenin kimliği tespit edilmelidir. Bu amaçla özellikle ölenle tanışıklığı bulunan kişiler sorguya çekilebilir ve kimlik tespiti amaçlı işlemler yapılabilir. Kimliğin ve cinsiyetin tespiti amacıyla vücut hücrelerinin alınması ve bunların moleküler genetik incelemesi caizdir; moleküler genetik inceleme bakımından § 81f fıkra 2 kıyasen uygulanır.

(2) Bir şüpheli mevcutsa, ceset kendisine teşhis amacıyla gösterilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Vor der Leichenöffnung soll die Identität des Verstorbenen festgestellt werden. Zu diesem Zweck können insbesondere Personen, die den Verstorbenen gekannt haben, befragt und Maßnahmen erkennungsdienstlicher Art durchgeführt werden. Zur Feststellung der Identität und des Geschlechts sind die Entnahme von Körperzellen und deren molekulargenetische Untersuchung zulässig; für die molekulargenetische Untersuchung gilt § 81f Abs. 2 entsprechend.

(2) Ist ein Beschuldigter vorhanden, so soll ihm die Leiche zur Anerkennung vorgezeigt werden.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 87

Otopsi

(1) Otopsi, Cumhuriyet savcısının huzurunda biri adlî tıp, diğeri patoloji uzmanı veya diğer dallardan birisinin mensubu veya biri pratisyen iki hekim tarafından yapılır. Müdafi veya vekil tarafından getirilen hekim de otopside hazır bulunabilir. Zorunluluk bulunduğunda otopsi işlemi bir hekim tarafından da yapılabilir; bu durum otopsi raporunda açıkça belirtilir.

(2) Otopsi, cesedin durumu olanak verdiği takdirde, mutlaka baş, göğüs ve karnın açılmasını gerektirir.

(3) Ölümünden hemen önceki hastalığında öleni tedavi etmiş olan tabibe, otopsi yapma görevi verilemez. Ancak, bu tabibin otopsi sırasında hazır bulunması ve hastalığın seyri hakkında bilgi vermesi istenebilir.

(4) Gömülmüş bulunan bir ceset, incelenmesi veya otopsi yapılması için mezardan çıkarılabilir. Bu husustaki karar, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından verilir. Mezardan çıkarma kararı, araştırmanın amacını tehlikeye düşürmeyecekse ve ulaşılması da zor değilse ölünün bir yakınına derhâl bildirilir.

(5) Yukarıdaki fıkralarda sözü edilen işlemler yapılırken, cesedin görüntüleri kayda alınır.

Madde gerekçesi

- 87 nci maddenin gerekçesinde de belirtildiği gibi, keşif ve bilirkişiliğe ilişkin genel hükümler varken önemi nedeniyle otopsi ayrıca düzenlenmiştir.

Maddenin kapsadığı esaslar şunlardır:

1. Otopsi, cesedin durumu olanak verdiği takdirde, mutlaka baş, göğüs ve karnının açılması suretiyle yapılan tıbbî bir müdahaledir.

İlke olarak birisi adlî tabip diğeri patoloji uzmanı veya diğer dallardan birisinin mensubu veya biri pratisyen iki hekim tarafından yapılır. Avukat tarafından getirilen hekim de otopside hazır bulunabilir; böylece "adil yargılanma hakkı" güçlendirilmektedir ve ayrıca soruşturmada, sağlam delillerin elde edilmesi, davanın bir duruşmada bitirilmesi için gerekli olduğundan, avukatın bu evrede belli delillerin saptanmasında katkıda bulunması sağlanmaktadır.

Kural böyle olmakla beraber, ülkemizin bazı bölgelerindeki koşullar göz önüne alınarak, zorunluk bulunduğunda işlemin bir hekim tarafından yapılabilmesi de kabul edilmiştir.

Ölümünden önceki hastalığında öleni tedavi etmiş olan hekime otopsi yapma görevi verilemeyeceği, ancak adı geçenin otopsi sırasında hazır bulundurularak hastalığın seyri hakkında bilgi vermesinin istenebileceği kabul edilmiştir.

2. Otopsi Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkimin, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının huzurunda yapılacaktır.

3. Gömülmüş bir cesedin çıkarılıp muayenesi ve ceset üzerinde otopsi yapılması için gerekli karar hâkim tarafından verilecektir. Ancak gecikmesinde sakınca bulunan bir hâl varsa Cumhuriyet savcısı tarafından da bu hususta karar verilebilecektir.

4. Mezardan cesedin çıkarılması kararı ilke olarak ölünün bir yakınına hemen bildirilecektir; ancak bildirme, araştırmanın amacını tehlikeye düşürecekse, örneğin cesedin yok edilmesi olasılığı varsa veya yakınına ulaşılması zor ise, gerçekleştirilmeyecektir.

5. Maddede belirtilen işlemler yapılırken olanaklar ölçüsünde cesedin fotoğrafı da alınacaktır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 88 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 87

Ceset muayenesi, otopsi, cesedin çıkarılması

(1) Ceset muayenesi, Cumhuriyet savcılığı tarafından, Cumhuriyet savcılığının talebi üzerine hâkim tarafından da, bir hekimin katılımıyla yapılır. Olayın aydınlatılması bakımından açıkça gereksiz olması hâlinde bir hekimin katılımına gerek yoktur.

(2) Otopsi iki hekim tarafından yapılır. Hekimlerden biri adli tabip veya kamuya ait bir adli tıp ya da patoloji enstitüsünün müdürü ya da bu enstitünün adli tıp uzmanlığına sahip görevlendirilmiş bir hekimi olmalıdır. Ölenin, ölümünden hemen önceki hastalığında tedavisini yürütmüş olan hekime otopsi görevi verilemez. Ancak bu hekim, hastalık geçmişinden bilgi vermek üzere otopsiye katılmaya çağrılabilir. Cumhuriyet savcılığı otopsiye katılabilir. Cumhuriyet savcılığının talebi üzerine otopsi hâkimin huzurunda yapılır.

(3) Daha önce defnedilmiş bir cesedin muayenesi veya otopsisi için cesedin çıkarılması caizdir.

(4) Otopsi ve defnedilmiş bir cesedin çıkarılması hâkim tarafından emredilir; soruşturmanın başarısının gecikme nedeniyle tehlikeye düşmesi hâlinde Cumhuriyet savcılığı da bu tedbiri emretmeye yetkilidir. Cesedin çıkarılması emredildiğinde, ölenin bir yakınının özel bir güçlük olmaksızın tespit edilebilmesi ve bu bildirimin soruşturma amacını tehlikeye düşürmemesi kaydıyla, aynı zamanda bu yakının bilgilendirilmesi de emredilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Die Leichenschau wird von der Staatsanwaltschaft, auf Antrag der Staatsanwaltschaft auch vom Richter, unter Zuziehung eines Arztes vorgenommen. Ein Arzt wird nicht zugezogen, wenn dies zur Aufklärung des Sachverhalts offensichtlich entbehrlich ist.

(2) Die Leichenöffnung wird von zwei Ärzten vorgenommen. Einer der Ärzte muß Gerichtsarzt oder Leiter eines öffentlichen gerichtsmedizinischen oder pathologischen Instituts oder ein von diesem beauftragter Arzt des Instituts mit gerichtsmedizinischen Fachkenntnissen sein. Dem Arzt, welcher den Verstorbenen in der dem Tod unmittelbar vorausgegangenen Krankheit behandelt hat, ist die Leichenöffnung nicht zu übertragen. Er kann jedoch aufgefordert werden, der Leichenöffnung beizuwohnen, um aus der Krankheitsgeschichte Aufschlüsse zu geben. Die Staatsanwaltschaft kann an der Leichenöffnung teilnehmen. Auf ihren Antrag findet die Leichenöffnung im Beisein des Richters statt.

(3) Zur Besichtigung oder Öffnung einer schon beerdigten Leiche ist ihre Ausgrabung statthaft.

(4) Die Leichenöffnung und die Ausgrabung einer beerdigten Leiche werden vom Richter angeordnet; die Staatsanwaltschaft ist zu der Anordnung befugt, wenn der Untersuchungserfolg durch Verzögerung gefährdet würde. Wird die Ausgrabung angeordnet, so ist zugleich die Benachrichtigung eines Angehörigen des Toten anzuordnen, wenn der Angehörige ohne besondere Schwierigkeiten ermittelt werden kann und der Untersuchungszweck durch die Benachrichtigung nicht gefährdet wird.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 88

Yeni doğanın cesedinin adlî muayenesi veya otopsi

(1) Yeni doğanın cesedi üzerinde adlî muayene veya otopside, doğum sırasında veya doğumdan sonra yaşam bulgularının varlığı ve olağan süresinde doğup doğmadığı ve biyolojik olarak yaşamını rahim dışında sürdürebilecek kadar olgunlaşmış olup olmadığı veya yaşama yeteneği bulunup bulunmadığı saptanır.

Madde gerekçesi

- Madde, yeni doğanın adlî muayenesi ve otopsisi hakkında özel hüküm getirmekte ve araştırılacak hususları belirtmektedir: Bunlar, yeni doğanın yaşayıp yaşamadığı, vaktinde doğup doğmadığı, yaşama yeteneği, doğumdan sonra yaşama süresi ve ölüm zamanı ile ölüm nedenlerini kapsamaktadır.

Yeni doğanın cesedi üzerinde yapılacak adlî muayene veya otopsi işleminin amacı çocuğun doğum sırasında veya doğumdan sonra yaşayıp yaşamadığını, yaşam bulgularının var olup olmadığını veya biyolojik olarak ananın bedeni dışında yaşamını sürdürüp sürdüremeyeceğini saptamaktır yani yaşama yeteneğini taşıyıp taşımadığını belirlemektir. Demek oluyor ki, Tasarının bu maddesi ile getirilen bir başka yenilik, yeni doğanın yaşama hakkının bir belirtisi olarak, klâsik adlî muayene veya otopsi işlemlerinin yapılmasından beklenen amacın ötesinde, ananın bedeni dışında yaşamının olgunlaşıp olgunlaşmadığının veya yaşama yeteneğinin bulunup bulunmadığının da saptanmasının zorunlu hâle getirilmesidir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 89 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 90

Yeni doğan bir çocuğun cesedinin otopsisi

Yeni doğan bir çocuğun cesedinin otopsisinde inceleme, özellikle çocuğun doğumdan sonra veya doğum sırasında yaşayıp yaşamadığına ve olgun olup olmadığına veya en azından anne rahmi dışında yaşamını sürdürebilecek durumda olup olmadığına da yöneltilmelidir.

Özgün metin (Almanca)

Bei Öffnung der Leiche eines neugeborenen Kindes ist die Untersuchung insbesondere auch darauf zu richten, ob es nach oder während der Geburt gelebt hat und ob es reif oder wenigstens fähig gewesen ist, das Leben außerhalb des Mutterleibes fortzusetzen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 89

Zehirlenme şüphesi üzerine yapılacak işlem

(1) Zehirlenme şüphesi olan hâllerde organlardan parça alınırken, görünen şekli ile organın tahribatı tanımlanır. Ölüde veya başka yerlerde bulunmuş şüpheli maddeler, görevlendirilen uzman tarafından incelenerek tahlil edilir.

(2) Cumhuriyet savcısı veya mahkeme, bu incelemenin, hekimin katılmasıyla veya onun yönetiminde yapılmasına karar verebilir.

Madde gerekçesi

- Madde, zehirlenerek öldüğünden şüphe edilen kişinin otopsisinde ne gibi hususların, mutlaka göz önüne alınması gerektiğini göstermektedir:

1. Organlardan parça alınırken organın görünen şekli tanımlanacaktır.

2. Organda rastlanan tahribat belirlenip, tanımlanacaktır.

3. Ölüde veya diğer yerlerde bulunmuş şüpheli maddeler toplanacak ve bunların, bir uzmana veya resmen görevlendirilmiş bir makama incelettirilerek tahlilleri yaptırılacaktır.

4. Bu analizin bir hekimin katılmasıyla veya onun idaresinde yaptırılmasına da karar verilebilecektir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 90 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 91

Zehirlenme şüphesi hâlinde ceset üzerinde inceleme

(1) Zehirlenme şüphesi bulunması hâlinde, cesette veya başka bir yerde bulunan şüpheli maddelerin incelenmesi bir kimyager tarafından veya bu tür incelemeler için kurulmuş uzman bir makam tarafından yapılır.

(2) Bu incelemenin bir hekimin katılımı veya yönetimi altında yapılmasına karar verilebilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Liegt der Verdacht einer Vergiftung vor, so ist die Untersuchung der in der Leiche oder sonst gefundenen verdächtigen Stoffe durch einen Chemiker oder durch eine für solche Untersuchungen bestehende Fachbehörde vorzunehmen.

(2) Es kann angeordnet werden, daß diese Untersuchung unter Mitwirkung oder Leitung eines Arztes stattzufinden hat.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Dördüncü Kısım

Koruma Tedbirleri

Birinci Bölüm

Yakalama ve Gözaltı

Madde 90

Yakalama ve yakalanan kişi hakkında yapılacak işlemler

2 değişiklik

(1) Aşağıda belirtilen hâllerde, herkes tarafından geçici olarak yakalama yapılabilir:

a) Kişiye suçu işlerken rastlanması.

b) Suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının bulunması veya hemen kimliğini belirleme olanağının bulunmaması.

(2) Kolluk görevlileri, tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde; Cumhuriyet savcısına veya âmirlerine derhâl başvurma olanağı bulunmadığı takdirde, yakalama yetkisine sahiptirler.

(3) Soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı olmakla birlikte, çocuklara, beden veya akıl hastalığı, malûllük veya güçsüzlükleri nedeniyle kendilerini idareden aciz bulunanlara karşı işlenen suçüstü hallerinde kişinin yakalanması şikâyete bağlı değildir.

(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/7 md.) Kolluk, yakalandığı sırada kaçmasını, kendisine veya başkalarına zarar vermesini önleyecek tedbirleri aldıktan sonra, yakalanan kişiye kanunî haklarını derhal bildirir.

(5) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/7 md.) Birinci fıkraya göre yakalanıp kolluğa teslim edilen veya ikinci fıkra uyarınca görevlilerce yakalanan kişi ve olay hakkında Cumhuriyet savcısına hemen bilgi verilerek, emri doğrultusunda işlem yapılır.

(6) Yakalama emrine konu işlemin yerine getirilmesi nedeniyle yakalama emrinin çıkarılma amacının ortadan kalkması durumunda mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından yakalama emrinin derhâl iadesi istenir.

Madde gerekçesi

- Madde, yakalamayı düzenleyen temel ilkeleri sistemli bir şekilde açıklamaktadır.

Maddede herkes tarafından geçici olarak yakalama yapılabilecek hâller ile kolluk memurlarının yakalama yapabilecekleri durumlar ve soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda yakalama, üç ayrı fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

(1) numaralı fıkrada herkes tarafından yakalama yapılabilecek iki hâl yer almıştır:

1. Suç işlerken kişiye rastlanması ve kişinin bu hâlde iken görülmesi, 2. Suçüstü bir fiilden dolayı kişinin izlenmekte olması. Bu ikinci hâlde herkesin yakalama yapabilmesi için şu iki koşuldan birisinin varlığı yeterlidir:

a) Bu kişinin kaçması olasılığı varsa,

b) Hemen kimliği belirlenemiyorsa.

(2) numaralı fıkraya göre ise iki hâlde Cumhuriyet savcısına veya amirlerine derhâl başvurma olanağı bulunmadığı taktirde kolluk memurları yakalama yapabilirler.

120 nci maddenin tutuklama kararının sanık veya şüphelinin gıyabında verilmesini kabul etmediği evvelce açıklanmıştı. Bu madde gereğince soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı ve kovuşturma evresinde mahkeme kişinin yakalanıp getirilmesini kolluktan isteyebileceklerdir.

Maddenin (3) numaralı fıkrasında soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı suçlarda yakalamanın koşulları gösterilmiştir: Soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı suçlarda, şikâyet olmadan yakalama mümkün olmayacaktır. Ancak, çocuklara, beden veya akıl hastalığı, malûllük veya güçsüzlükleri nedeniyle kendilerini idareden aciz bulunanlara karşı işlenen suçüstü cürümlerde yakalama için şikâyet aranmayacaktır. Bu hüküm herkes için geçerlidir. Soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı cürüm suçüstü değilse o zaman kanunların gösterdiği şekilde ve kimseler tarafından şikâyetin yapılmış olması, yakalamanın koşulunu oluşturmaktadır.

Maddenin (4) numaralı fıkrasına göre, yakalanıp kolluğa teslim edilen kişi hakkında görevliler gerekli soruşturma belgesini düzenledikten sonra kişiyi hemen Cumhuriyet savcılığına göndereceklerdir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 130 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 127

Geçici yakalama

(1) Bir kimse suçüstü hâlinde yakalanır veya kovalanırsa, kaçma şüphesi varsa veya kimliği hemen tespit edilemiyorsa, herkes onu hâkim kararı olmaksızın da geçici olarak yakalamaya yetkilidir. Kimliğin savcılık veya kolluk memurları tarafından tespiti § 163b fıkra 1 hükümlerine tabidir.

(2) Savcılık ve kolluk memurları, gecikmede tehlike varsa, bir tutuklama kararının veya yerleştirme kararının koşulları mevcut olduğunda da geçici yakalamaya yetkilidir.

(3) Bir suç yalnızca şikâyet üzerine kovuşturulabiliyorsa, henüz şikâyet yapılmamış olsa da geçici yakalama caizdir. Bir suç yalnızca izin veya talep üzerine kovuşturulabiliyorsa bu kıyasen uygulanır.

(4) Savcılık ve kolluk memurlarınca yapılan geçici yakalama bakımından §§ 114a ilâ 114c kıyasen uygulanır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Wird jemand auf frischer Tat betroffen oder verfolgt, so ist, wenn er der Flucht verdächtig ist oder seine Identität nicht sofort festgestellt werden kann, jedermann befugt, ihn auch ohne richterliche Anordnung vorläufig festzunehmen. Die Feststellung der Identität einer Person durch die Staatsanwaltschaft oder die Beamten des Polizeidienstes bestimmt sich nach § 163b Abs. 1.

(2) Die Staatsanwaltschaft und die Beamten des Polizeidienstes sind bei Gefahr im Verzug auch dann zur vorläufigen Festnahme befugt, wenn die Voraussetzungen eines Haftbefehls oder eines Unterbringungsbefehls vorliegen.

(3) Ist eine Straftat nur auf Antrag verfolgbar, so ist die vorläufige Festnahme auch dann zulässig, wenn ein Antrag noch nicht gestellt ist. Dies gilt entsprechend, wenn eine Straftat nur mit Ermächtigung oder auf Strafverlangen verfolgbar ist.

(4) Für die vorläufige Festnahme durch die Staatsanwaltschaft und die Beamten des Polizeidienstes gelten die §§ 114a bis 114c entsprechend.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 91

Gözaltı

4 değişiklik

(1) Yukarıdaki maddeye göre yakalanan kişi, Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir. (Değişik ikinci cümle: 25/5/2005 – 5353/8 md.) Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmidört saati geçemez.(Ek cümle: 25/5/2005 – 5353/8 md.) Yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre oniki saatten fazla olamaz.

(2) Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır.[10]

(3) Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Gözaltı süresinin uzatılması emri gözaltına alınana derhâl tebliğ edilir.

(4) (Ek: 27/3/2015-6638/13 md.)[11] Suçüstü hâlleriyle sınırlı olmak kaydıyla; kişi hakkında aşağıdaki bentlerde belirtilen suçlarda mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirleri tarafından yirmi dört saate kadar, şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında ve toplu olarak işlenen suçlarda kırk sekiz saate kadar gözaltına alınma kararı verilebilir. Gözaltına alma nedeninin ortadan kalkması hâlinde veya işlemlerin tamamlanması üzerine derhâl ve her hâlde en geç yukarıda belirtilen sürelerin sonunda Cumhuriyet savcısına, yapılan işlemler hakkında bilgi verilerek talimatı doğrultusunda hareket edilir. Kişi serbest bırakılmazsa yukarıdaki fıkralara göre işlem yapılır. Ancak kişi en geç kırk sekiz saat, toplu olarak işlenen suçlarda dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Bu fıkra kapsamında kolluk tarafından gözaltına alınan kişiler hakkında da gözaltına ilişkin hükümler uygulanır.

a) Toplumsal olaylar sırasında işlenen cebir ve şiddet içeren suçlar.

b) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

1. Kasten öldürme (madde 81, 82), taksirle öldürme (madde 85),

2. Kasten yaralama (madde 86, 87),

3. Cinsel saldırı (madde 102),

4. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),

5. Hırsızlık (madde 141, 142),

6. Yağma (madde 148, 149),

7. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),

8. Bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma (madde 195),

9. Fuhuş (madde 227),

10. Kötü muamele (madde 232),

c) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda yer alan suçlar.

d) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen suçlar.

e) 10/6/1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanununa dayanılarak ilan edilen sokağa çıkma yasağını ihlal etme.

f) 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3 üncü maddesinde belirtilen suçlar.

(5) Yakalama işlemine, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, müdafii veya kanunî temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen serbest bırakılmayı sağlamak için sulh ceza hâkimine başvurabilir. Sulh ceza hâkimi incelemeyi evrak üzerinde yaparak derhâl ve nihayet yirmidört saat dolmadan başvuruyu sonuçlandırır. Yakalamanın veya gözaltına alma veya gözaltı süresini uzatmanın yerinde olduğu kanısına varılırsa başvuru reddedilir ya da yakalananın derhâl soruşturma evrakı ile Cumhuriyet Savcılığında hazır bulundurulmasına karar verilir.

(6) Gözaltı süresinin dolması veya sulh ceza hâkiminin kararı üzerine serbest bırakılan kişi hakkında yakalamaya neden olan fiille ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet savcısının kararı olmadıkça bir daha aynı nedenle yakalama işlemi uygulanamaz.

(7) Gözaltına alınan kişi bırakılmazsa, en geç bu süreler sonunda sulh ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir. Sorguda müdafii de hazır bulunur.

Madde gerekçesi

- Maddede, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, İnsan Haklarını ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesiyle Kurulu Bulunan Denetim Mekanizmasını Yeniden Yapılandıran 11 Nolu Protokol ile daha da güçlenen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin kişi özgürlüğü ve güvenliği ile ilgili 5 inci maddesine getirdiği yorum ve içtihatlar göz önüne alınmıştır. Öte yandan, 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanunla Anayasanın 19 uncu maddesinde yapılan değişikliğe uygulama yeteneği kazandırılması amacıyla 6/2/2002 tarihli ve 4744 sayılı Kanunla 1412 sayılı Kanunun 128 inci maddesinde yapılan değişiklik de maddeye yansıtılmış olup, yakalama ve gözaltı süresi makul bir ölçüyü aşmayacak hâle getirilmiştir.

Ancak bu süreler en çok süreler olup, her olayın kendi özellikleri içinde gerektiği kadar süre ile sınırlandırılarak kullanılmalıdır. Gözaltı süresi, bireysel suçlarda, Cumhuriyet savcılığının bu husustaki kararından itibaren yirmidört saattir.

Cumhuriyet savcısının gözaltına alma hususunda karar vermesi, gözaltına alma tedbirinin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin suçu işlediğini düşündürebilecek emarelerin varlığına bağlıdır; yoksa bu iki koşulun varlığı değerlendirilmeden gözaltına alma kararının verilmesi hukuken olanaksızdır. Buna karşılık, üç veya daha fazla kişinin bir suça iştiraki suretiyle toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu ve benzeri nedenlerle Cumhuriyet savcısına bu sürenin dört güne kadar uzatılması için yazılı emir verme yetkisi tanınmıştır. Böylece gözaltı süresi en çok dört gün olacaktır.

Cumhuriyet savcısı, yakalamayı, gözaltına alınmayı gerektiren bir hâl görmez veya yakalama nedenleri ortadan kalkmış bulunursa, yakalanan kişinin bırakılmasına karar verecektir. Ancak gözaltına alınma, elbette ki, keyfî takdirlere bırakılamaz.

Bu itibarla madde metninde gözaltına almanın veya süresinin uzatılmasının, suçun ve faillerin araştırılması yönünden zorunlu olmasına ve kişinin suçu işlediğini düşündürebilecek emarelerin varlığına bağlı olduğu ifadesine yer verilmiştir.

Öte yandan, gözaltında tutma süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine veya yakalama işlemine karşı, yakalanan kişi ve avukatı veya yasal temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen serbest bırakılmayı sağlamak için sulh ceza hâkimine başvurabilirler. Sulh ceza hâkimi incelemeyi evrak üzerinde yaparak derhâl ve nihayet yirmi dört saat dolmadan başvuruyu sonuçlandırır. Yakalamanın veya süre uzatmanın yerinde olduğu kanısına varırsa, başvuruyu reddeder ya da yakalananın derhâl soruşturma evrakı ile Cumhuriyet savcılığında hazır bulundurulmasına karar verir.

Karşılaştırmalı hukukta gözaltı süresinin kısa tutulması genel kural olarak gözükmektedir. Bazı mevzuatta bir tek süre kabul edilmiştir ve uzatılmamaktadır: Kanada'da yirmidört saat, Almanya'da kişinin yakalandığı günü izleyen günün sonuna kadardır yani kırksekiz saattir. Rusya'da ise bu süre yetmişiki saate kadar uzayabilmektedir. İtalya'da süre beş güne kadar uzayabilmektedir. Hollanda'da üç defa yirmidört saat olabilmektedir. Terörizm suçlarında ise daha uzun bir süre kabul edilmektedir.

Maddede öngörülen bir diğer güvence ise gözaltı süresinin dolması veya hâkimin serbest bırakma kararı üzerine serbest bırakılan kişi hakkında yakalamaya konu olan fiil sebebiyle yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet savcısının kararı olmadıkça bir daha bu madde hükmünün uygulanamamasıdır.

Maddenin son fıkrasının içerdiği temel güvenceden birisi de sulh ceza hâkimi huzuruna yukarıda açıklanan süre içinde çıkarıldığında kişinin isterse sorgusunda bir avukatı bulundurabilmesidir.

Şüpheli veya sanığı gözaltında bulundurabilme süresi böylece maddede yazılı koşulların varlığı hâlinde dört güne kadar çıkabilmektedir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 131 gerekçesi

Mehaz madde — Fransız CMK m. 63

I.-Bir kişiyi gözaltına alma kararını, ancak bir adli kolluk amiri, re'sen veya Cumhuriyet savcısının talimatı üzerine, verebilir.

Tedbirin başlangıcından itibaren, adli kolluk amiri, her türlü araçla, Cumhuriyet savcısını kişinin gözaltına alınması hakkında bilgilendirir. Kendisine, 62-2. madde uyarınca bu gözaltına almayı haklı kılan nedenleri ve 63-1. maddenin 2° bendi uyarınca kişiye bildirdiği fiillerin niteliğini bildirir. Cumhuriyet savcısı bu niteliği değiştirebilir; bu durumda, yeni nitelik kişiye aynı 63-1. maddede öngörülen koşullarda bildirilir.

II.-Gözaltı süresi yirmi dört saati aşamaz.

Bununla birlikte, kişinin işlediğinden veya işlemeye teşebbüs ettiğinden şüphelenilen fiil, bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir ağır cürüm veya cürüm ise ve tedbirin uzatılması, 62-2. maddenin 1° ilâ 6° bentlerinde belirtilen amaçlardan en az birine ulaşmanın veya 803-3. madde kapsamına giren yerlerin mahkemede bulunmadığı hâllerde kişinin adli makam huzuruna çıkarılmasını sağlamanın tek aracı ise, gözaltı, Cumhuriyet savcısının yazılı ve gerekçeli izniyle, en fazla yirmi dört saatlik yeni bir süre için uzatılabilir.

Cumhuriyet savcısı iznini, kişinin huzuruna çıkarılması şartına bağlayabilir. Bu huzura çıkarma, görsel-işitsel iletişim aracı kullanılarak da gerçekleştirilebilir.

III.-Kişi, gözaltına alınmadan önce aynı fiiller nedeniyle yakalanmış veya başka bir zorlama tedbirine tabi tutulmuşsa, bu maddenin II fıkrasında öngörülen sürelere uyulması bakımından gözaltının başlangıç saati, kişinin özgürlüğünden yoksun bırakıldığı saat olarak belirlenir. Kişi önceden bir zorlama tedbirine tabi tutulmamış ancak gözaltına alınması bir ifade işleminin hemen ardından gerçekleştirilmişse, bu saat, ifadenin başlangıç saati olarak belirlenir.

Bir kişi aynı fiiller nedeniyle daha önce gözaltına alınmışsa, önceki gözaltı sürelerinin süresi, tedbirin süresinden düşülür.

Özgün metin (Fransızca)

I.-Seul un officier de police judiciaire peut, d'office ou sur instruction du procureur de la République, placer une personne en garde à vue.

Dès le début de la mesure, l'officier de police judiciaire informe le procureur de la République, par tout moyen, du placement de la personne en garde à vue. Il lui donne connaissance des motifs justifiant, en application de l'article 62-2, ce placement et l'avise de la qualification des faits qu'il a notifiée à la personne en application du 2° de l'article 63-1. Le procureur de la République peut modifier cette qualification ; dans ce cas, la nouvelle qualification est notifiée à la personne dans les conditions prévues au même article 63-1.

II.-La durée de la garde à vue ne peut excéder vingt-quatre heures.

Toutefois, la garde à vue peut être prolongée pour un nouveau délai de vingt-quatre heures au plus, sur autorisation écrite et motivée du procureur de la République, si l'infraction que la personne est soupçonnée d'avoir commise ou tenté de commettre est un crime ou un délit puni d'une peine d'emprisonnement supérieure ou égale à un an et si la prolongation de la mesure est l'unique moyen de parvenir à l'un au moins des objectifs mentionnés aux 1° à 6° de l'article 62-2 ou de permettre, dans les cas où il n'existe pas dans le tribunal de locaux relevant de l'article 803-3, la présentation de la personne devant l'autorité judiciaire.

Le procureur de la République peut subordonner son autorisation à la présentation de la personne devant lui. Cette présentation peut être réalisée par l'utilisation d'un moyen de télécommunication audiovisuelle.

III.-Si, avant d'être placée en garde à vue, la personne a été appréhendée ou a fait l'objet de toute autre mesure de contrainte pour ces mêmes faits, l'heure du début de la garde à vue est fixée, pour le respect des durées prévues au II du présent article, à l'heure à partir de laquelle la personne a été privée de liberté. Si la personne n'a pas fait l'objet d'une mesure de contrainte préalable, mais que son placement en garde à vue est effectué dans le prolongement immédiat d'une audition, cette heure est fixée à celle du début de l'audition.

Si une personne a déjà été placée en garde à vue pour les mêmes faits, la durée des précédentes périodes de garde à vue s'impute sur la durée de la mesure.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 92

Gözaltı işlemlerinin denetimi

(1) Cumhuriyet başsavcıları veya görevlendirecekleri Cumhuriyet savcıları, adlî görevlerinin gereği olarak, gözaltına alınan kişilerin bulundurulacakları nezarethaneleri, varsa ifade alma odalarını, bu kişilerin durumlarını, gözaltına alınma neden ve sürelerini, gözaltına alınma ile ilgili tüm kayıt ve işlemleri denetler; sonucunu Nezarethaneye Alınanlar Defterine kaydederler.

Madde gerekçesi

- Maddede Cumhuriyet savcılarının esasen görevleri içinde bulunan hususlar daha ayrıntılı olarak yinelenmekte ve bu suretle var olan tereddütlere açıklık getirilmesi amaçlanmaktadır: Adlî görevleri, nezarethanelerin ve buralardaki işlemlerin özenle gözetlenmesini gerektirdiğinden Cumhuriyet savcıları nezarethaneleri, varsa ifade alma odalarını, gözaltına alınan kişinin durumlarını, gözaltına alma neden ve sürelerini ve gözaltına almaya ilişkin bütün kayıt ve işlemleri inceleyecek ve araştıracaklardır. Bu suretle yerli yersiz öne sürülen işkence iddiaları da ortadan kaldırılmış olacaktır. Cumhuriyet savcısı inceleme ve araştırmaları sonuçlarını Nezarethaneye Alınanlar Defterine kayıt edecektir.

Böylece kolluk, asılsız iddialardan da kurtarılmış olacaktır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 132 gerekçesi

Madde 93

Yakalanan veya tutuklanan kişilerin nakli

(1) Yakalanan veya tutuklanarak bir yerden diğer bir yere nakledilen kişilere, kaçacaklarına ya da kendisi veya başkalarının hayat ve beden bütünlükleri bakımından tehlike arz ettiğine ilişkin belirtilerin varlığı hâllerinde kelepçe takılabilir.

Madde gerekçesi

- Madde yakalanan veya tutuklanan kimseye, bir yerden diğer bir yere naklinde ne gibi koşullarla kelepçe takılabileceğini göstermektedir.

1. Kişinin kaçacağı hususunda kuvvetli emareler bulunması, 2. Kişinin kendisinin veya başkalarının hayat veya beden bütünlükleri bakımından tehlike belirttiğine dair emarelerin varlığı durumunda kelepçe takılabilecektir.

Tasarının 1 inci maddesinde de belirtildiği üzere, zorlayıcı tedbirlerin ancak zorunluluk hâlinde uygulanmaları mümkün olduğundan, kelepçe vurulması gibi aslında onur kırıcı bir işlemin ancak bu hâllerde uygulanması Tasarı tarafından öngörülmüştür.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 133 gerekçesi

Mehaz madde — Fransız CMK m. 803

Hiç kimse, başkaları veya kendisi için tehlikeli sayılmadıkça ya da kaçmayı deneme ihtimali bulunmadıkça kelepçe veya pranga takılmasına tabi tutulamaz. Bu iki varsayımda, güvenlik gereklilikleriyle bağdaşan koşullar dahilinde, kelepçelenmiş veya prangalanmış bir kişinin fotoğraflanmasını veya görsel-işitsel kayda alınmasını önlemek için yararlı tüm tedbirler alınmalıdır.

Özgün metin (Fransızca)

Nul ne peut être soumis au port des menottes ou des entraves que s'il est considéré soit comme dangereux pour autrui ou pour lui-même, soit comme susceptible de tenter de prendre la fuite. Dans ces deux hypothèses, toutes mesures utiles doivent être prises, dans les conditions compatibles avec les exigences de sécurité, pour éviter qu'une personne menottée ou entravée soit photographiée ou fasse l'objet d'un enregistrement audiovisuel.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 94

Yakalanan kişinin mahkemeye götürülmesi

2 değişiklik

(Değişik:21/2/2014 – 6526/7 md.)

(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen yakalama emri üzerine soruşturma veya kovuşturma evresinde yakalanan kişi, en geç yirmi dört saat içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne çıkarılır.

(2) Yakalanan kişi, en geç yirmi dört saat içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne çıkarılamıyorsa, aynı süre içinde yakalandığı yer adliyesinde, mevcut değil ise en yakın adliyede kurulu sesli ve görüntülü iletişim sisteminin kullanılması suretiyle yetkili hâkim veya mahkeme tarafından bu kişinin sorgusu yapılır veya ifadesi alınır.

(3) (Ek:8/7/2021-7331/12 md.) İfadesi alınmak amacıyla düzenlenen yakalama emri üzerine mesai saatleri dışında yakalanan ve belirlenen tarihte yargı mercii önünde hazır bulunmayı taahhüt eden kişinin serbest bırakılması, Cumhuriyet savcısı tarafından emredilebilir. Bu hüküm her yakalama emri için ancak bir kez uygulanabilir. Taahhüdünü yerine getirmeyen kişiye, yakalama emrinin düzenlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından bin Türk lirası idari para cezası verilir.

Madde 95

Yakalanan veya gözaltına alınanın durumunun yakınlarına bildirilmesi

(1) Şüpheli veya sanık yakalandığında, gözaltına alındığında veya gözaltı süresi uzatıldığında, Cumhuriyet savcısının emriyle bir yakınına veya belirlediği bir kişiye gecikmeksizin haber verilir.

(2) Yakalanan veya gözaltına alınan yabancı ise, yazılı olarak karşı çıkmaması halinde, durumu, vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir.

Madde gerekçesi

- 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanunla Anayasanın 19 uncu maddesinde yapılan değişikliğe paralel olarak, 6/2/2002 tarihli ve 4744 sayılı Kanunla 1412 sayılı Kanunun 128 inci maddesinin altıncı fıkrasında yapılan değişiklik ile Tasarıda gözaltına almanın da ayrıca düzenlendiği dikkate alınmak suretiyle yakalama ve gözaltına almanın kimlere bildirileceği ayrı bir madde şeklinde düzenlenmiştir.

Maddeye göre, kişinin yakalandığı, gözaltına alındığı veya gözaltı süresinin uzatıldığı Cumhuriyet savcılığınca bir yakınına veya belirlediği bir kişiye gecikmeksizin haber verilecektir; yakalanan veya gözaltına alınan yabancı ise durumu vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilecektir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 135 gerekçesi

Mehaz madde — Fransız CMK m. 63-2

I.-Gözaltına alınan her kişi, talebi üzerine, birlikte yaşadığı bir kişiye veya alt soy ya da üst soydan bir yakınına ya da kardeşlerinden birine veya belirlediği başka herhangi bir kişiye, tabi tutulduğu tedbir hakkında telefonla haber verdirebilir. Ayrıca işverenine de haber verdirebilir. Gözaltına alınan kişi yabancı uyruklu ise, ülkesinin konsolosluk makamlarıyla temasa geçirilmesini sağlayabilir.

Aşkın bir mücbir sebep hâli dışında -ki bu husus tutanakta belirtilmelidir-, birinci fıkra uyarınca soruşturmacılara veya bunların denetimi altında soruşturma yardımcılarına düşen işlemlerin, kişinin talebini bildirdiği andan itibaren en geç üç saat içinde yerine getirilmesi gerekir.

Cumhuriyet savcısı, adli kolluk amirinin talebi üzerine, koşullar bakımından, delillerin toplanmasını veya korunmasını sağlamak ya da bir kişinin hayatına, özgürlüğüne veya vücut bütünlüğüne ciddi bir zarar gelmesini önlemek için zorunlu olması hâlinde, bu fıkranın birinci bendinde öngörülen haber verilmesinin ertelenmesine veya yapılmamasına karar verebilir.

Gözaltı kırk sekiz saati aşacak şekilde uzatılırsa, haber vermenin ertelenmesi, aynı nedenlerle, özgürlükler ve tutukluluk hâkimi veya sorgu hâkimi tarafından sürdürülebilir; ancak bu husus konsolosluk makamlarına ilişkin haber vermeyi kapsamaz.

II.-Adli kolluk amiri, talep eden gözaltındaki kişiye, bu maddenin I fıkrasında belirtilen üçüncü kişilerden biriyle yazılı olarak, telefonla veya bir görüşme yoluyla iletişim kurma izni verebilir; bu iletişimin 62-2. maddede belirtilen amaçlarla bağdaşmaz olmadığı ve bir suçun işlenmesine imkân verme riski taşımadığı kanaatine varması hâlinde.

Gözaltının gerçekleştirildiği yerlerin düzenini, güvenliğini ve emniyetini sağlamak amacıyla, adli kolluk amiri veya memuru, otuz dakikayı aşamayacak olan bu iletişimin anını, şeklini ve süresini belirler; bu iletişim kendi denetimi altında, gerektiğinde kendi huzurunda veya belirlediği bir kişinin huzurunda gerçekleştirilir. İletişim talebi konsolosluk makamlarını ilgilendiriyorsa, adli kolluk amiri, gözaltının kırk sekizinci saatinden sonra buna karşı çıkamaz.

Bu II fıkrası, bu maddenin I fıkrasının son iki bendi uyarınca gözaltısı hakkında haber verilemeyeceğine karar verilen bir üçüncü kişiyle iletişim talebi hâlinde uygulanmaz.

Özgün metin (Fransızca)

I.-Toute personne placée en garde à vue peut, à sa demande, faire prévenir, par téléphone, une personne avec laquelle elle vit habituellement ou l'un de ses parents en ligne directe ou l'un de ses frères et sœurs ou toute autre personne qu'elle désigne de la mesure dont elle est l'objet. Elle peut en outre faire prévenir son employeur. Lorsque la personne gardée à vue est de nationalité étrangère, elle peut faire contacter les autorités consulaires de son pays.

Sauf en cas de circonstance insurmontable, qui doit être mentionnée au procès-verbal, les diligences incombant aux enquêteurs ou, sous leur contrôle, aux assistants d'enquête en application du premier alinéa doivent intervenir au plus tard dans un délai de trois heures à compter du moment où la personne a formulé la demande.

Le procureur de la République peut, à la demande de l'officier de police judiciaire, décider que l'avis prévu au premier alinéa du présent I sera différé ou ne sera pas délivré si cette décision est, au regard des circonstances, indispensable afin de permettre le recueil ou la conservation des preuves ou de prévenir une atteinte grave à la vie, à la liberté ou à l'intégrité physique d'une personne.

Si la garde à vue est prolongée au-delà de quarante-huit heures, le report de l'avis peut être maintenu, pour les mêmes raisons, par le juge des libertés et de la détention ou le juge d'instruction, sauf lorsque l'avis concerne les autorités consulaires.

II.-L'officier de police judiciaire peut autoriser la personne en garde à vue qui en fait la demande à communiquer, par écrit, par téléphone ou lors d'un entretien, avec un des tiers mentionnés au I du présent article, s'il lui apparaît que cette communication n'est pas incompatible avec les objectifs mentionnés à l'article 62-2 et qu'elle ne risque pas de permettre une infraction.

Afin d'assurer le bon ordre, la sûreté et la sécurité des locaux dans lesquels s'effectue la garde à vue, l'officier ou l'agent de police judiciaire détermine le moment, les modalités et la durée de cette communication, qui ne peut excéder trente minutes et intervient sous son contrôle, le cas échéant en sa présence ou en la présence d'une personne qu'il désigne. Si la demande de communication concerne les autorités consulaires, l'officier de police judiciaire ne peut s'y opposer au-delà de la quarante-huitième heure de la garde à vue.

Le présent II n'est pas applicable en cas de demande de communication avec un tiers dont il a été décidé en application des deux derniers alinéas du I du présent article qu'il ne pouvait être avisé de la garde à vue.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 96

Yakalamanın ilgililere bildirilmesi

(1) Soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı olan suç hakkında 90 ıncı maddenin üçüncü fıkrasına göre şikâyetten önce şüpheli yakalanmış olursa şikâyete yetkili olan kimseye ve bunlar birden fazla ise hiç olmazsa birine yakalama bildirilir.

Madde gerekçesi

- 130 uncu maddenin (3) numaralı fıkrasında soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı suçların fıkranın belirttiği kişilere karşı işlenmesi hâlinde yakalama için şikâyete gereksinim bulunmadığı belirtilmiştir. Bu madde, söz konusu hâllerde şikâyete hakkı olan kimselere veya bunlardan hiç değilse birine yakalamadan haber verme zorunluğunu getirmiş bulunmaktadır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 136 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 130

Şikâyet başvurusu yapılmadan önce tutuklama emri

Ancak şikâyet üzerine kovuşturulabilen bir suç şüphesi nedeniyle, şikâyet başvurusu yapılmadan önce bir tutuklama emri çıkarılırsa, şikâyete yetkili kişi -birden fazla ise bunlardan en az biri- derhâl tutuklama emrinin çıkarıldığı hususunda bilgilendirilir ve hâkimin belirleyeceği, bir haftayı aşmaması gereken süre içinde şikâyet başvurusu yapılmadığı takdirde tutuklama emrinin kaldırılacağı konusunda uyarılır. Bu süre içinde şikâyet başvurusu yapılmazsa, tutuklama emri kaldırılır. Bir suçun ancak izin veya talep üzerine kovuşturulabildiği hâllerde de bu hüküm kıyasen uygulanır. Madde 120, fıkra 3 uygulanır.

Özgün metin (Almanca)

Wird wegen Verdachts einer Straftat, die nur auf Antrag verfolgbar ist, ein Haftbefehl erlassen, bevor der Antrag gestellt ist, so ist der Antragsberechtigte, von mehreren wenigstens einer, sofort von dem Erlaß des Haftbefehls in Kenntnis zu setzen und davon zu unterrichten, daß der Haftbefehl aufgehoben werden wird, wenn der Antrag nicht innerhalb einer vom Richter zu bestimmenden Frist, die eine Woche nicht überschreiten soll, gestellt wird. Wird innerhalb der Frist Strafantrag nicht gestellt, so ist der Haftbefehl aufzuheben. Dies gilt entsprechend, wenn eine Straftat nur mit Ermächtigung oder auf Strafverlangen verfolgbar ist. § 120 Abs. 3 ist anzuwenden.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 97

Yakalama tutanağı

(1) Yakalama işlemi bir tutanağa bağlanır. Bu tutanağa yakalananın, hangi suç nedeniyle, hangi koşullarda, hangi yer ve zamanda yakalandığı, yakalamayı kimlerin yaptığı, hangi kolluk mensubunca tespit edildiği, haklarının tam olarak anlatıldığı açıkça yazılır.

Madde gerekçesi

- Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde kolluk, Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkemece yapılan işlemlerin bir belge, rapor veya tutanağa bağlanması gereklidir. Bunlar hukuka ve sürelere ilişkin usul hükümlerine uygun davranıldığını gösterir.

Maddeyle yakalama işleminin de bir tutanağa bağlanması öngörülmüştür. Yakalama işlemlerinin sağlıklı biçimde saptanıp izlenebilmesi için tutanakta; şüphelinin hangi suç nedeniyle, hangi koşullarda, hangi yer ve zamanda yakalandığı, yakalamayı kimlerin yaptığı gösterilecektir.

8/6/1936 tarihli ve 3005 sayılı Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu hükümlerinin saklı olduğu da maddede belirtilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 137 gerekçesi

Madde 98

Yakalama emri ve nedenleri

1 değişiklik

(1) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/10 md.) Soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir. Ayrıca, tutuklama isteminin reddi kararına itiraz halinde, itiraz mercii tarafından da yakalama emri düzenlenebilir.

(2) Yakalanmış iken kolluk görevlisinin elinden kaçan şüpheli veya sanık ya da tutukevi veya ceza infaz kurumundan kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında Cumhuriyet savcıları ve kolluk kuvvetleri de yakalama emri düzenleyebilirler.

(3) Kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında yakalama emri re'sen veya Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim veya mahkeme tarafından düzenlenir.

(4) Yakalama emrinde, kişinin açık eşkâli, bilindiğinde kimliği ve yüklenen suç ile yakalandığında nereye gönderileceği gösterilir.

Madde gerekçesi

- Madde, yakalama müzekkeresinin ne gibi hâllerde çıkarılacağını ve bu hususta yetkili mercileri göstermektedir. Tasarı gıyabî tutuklama kararı verilmesini esasta kaldırmış ve sadece bir istisnayı 120 nci maddenin dokuzuncu fıkrasında kabul etmiş bulunduğundan 1412 sayılı Kanunun 131 inci maddesinde yer alan tutuklama müzekkeresine dayanılarak yapılacak yakalamaya maddede yer verilmemiştir. Bunun doğurabileceği sakıncaları ortadan kaldırmak amacıyla, hâkime "yakalama müzekkeresi" düzenleme yetkisi verilmiştir.

Birinci fıkraya göre soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, şüphelinin kaçak olması veya saklanması hâlinde, Cumhuriyet savcısının istemi ile yakalama müzekkeresi verebilecektir.

İkinci fıkra ise belirli hâllerde Cumhuriyet savcısının ve kolluk kuvvetlerinin yakalama müzekkeresi verebileceklerini hüküm altına almıştır: Bu hâller yakalanmış kişinin kolluk görevlisinin elinden kaçması ya da ceza infaz kurumu veya tutukevinden kaçmış bulunmasıdır. Bu hüküm kaçan şüpheli, tutuklu veya hükümlü için geçerlidir.

Üçüncü fıkra, kovuşturma evresinde kaçan veya saklanan sanık hakkında mahkemece re'sen veya Cumhuriyet savcısının istemi ile yakalama müzekkeresi verilebileceğini ifade etmektedir.

Dördüncü fıkra, yakalama müzekkeresinin ne gibi kayıtları içereceğini göstermektedir. Buna göre: Kişinin açıkça eşkâli, bilindiğinde kimliği, adı geçene yöneltilen suç ve yakalandığında nereye gönderileceği müzekkerede gösterilecektir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 138 gerekçesi

Madde 99

Yönetmelik

(1) Gözaltına alınan kişilerin bulundurulacakları nezarethanelerin maddî koşulları, bu kişinin hangi görevlinin sorumluluğuna bırakılacağı, sağlık kontrolünün nasıl yapılacağı, gözaltı işlemlerine ilişkin kayıt ve defterlerin nasıl tutulacağı, gözaltına alınmanın başlangıcında ve bu tedbire son verildiğinde hangi tutanakların tutulacağı ve gözaltına alınan kişiye hangi belgelerin verileceği ile kolluk tarafından gerçekleştirilen yakalama işlemlerinin yürütülmesinde uyulacak kurallar, yönetmelikte gösterilir.

Madde gerekçesi

- Maddeye göre gözaltına alınan kişilerin içerisinde bulundurulacakları nezarethanelere ve kişilerin durumları ile yakalama işlemlerine ilişkin olmak üzere bir yönetmelik hazırlanacaktır. Yönetmelikte düzenlenecek hususlar şunlardır:

1. Nezarethanelerin maddî koşulları, 2. Gözaltına alınmış olan kişi hakkındaki soruşturmanın kim tarafından yürütüleceği, 3. Bu kişinin hangi görevlinin muhafazasına tevdi edileceği, 4. Bedensel ve tıbbî muayenesinin nasıl yapılacağı, 5. Gözaltı işlemlerine ilişkin kayıt ve defterlerin nasıl tutulacağı, 6. Gözaltına alınırken ve işleme son verilirken hangi tutanakların tutulacağı, 7. Gözaltına alınan kişiye hangi belgelerin verileceği, 8. Kolluk tarafından gerçekleştirilen yakalama işlemlerinin uygulanmasında uyulacak kurallar.

Yönetmelik bütün bu hususları ayrıntıları ile belirtecektir. Böylece gözaltına almanın ve yakalamanın insancıl koşullar içerisinde sürdürülmesi, güvence altına alınmış olacaktır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 140 gerekçesi

İkinci Bölüm

Tutuklama

Madde 100

Tutuklama nedenleri

13 değişiklik

(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.[12]

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:[13]

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;[14]

1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),

2. (Ek:6/12/2019-7196/58 md.)[15] Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80)

3. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),

4.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent b, e ve f) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),[16]

5. İşkence (madde 94, 95)

6. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),

7. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),

8.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),

9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),

10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),

11. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),

12. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.

c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.

d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.

e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.

f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.

g) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar.

h) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar.

i) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Kadına karşı işlenen kasten yaralama suçu.

j) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu.

k) (Ek:10/10/2024-7528/35 md.) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu öğrencilerin eğitimine yönelik Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen projelerde öğretici/öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu.

(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.[17]

Mehaz madde — Alman CMK m. 112

Tutuklamanın koşulları; tutuklama nedenleri

(1) Tutuklama, şüpheli hakkında fiile dair kuvvetli şüphe bulunması ve bir tutuklama nedeni mevcut olması hâlinde emredilebilir. İşin önemine ve beklenen ceza veya ıslah ve emniyet tedbirine oranla ölçüsüz olması hâlinde tutuklama emredilemez.

(2) Belirli olgular temelinde;

1. şüphelinin kaçtığı veya saklandığı tespit edilirse,

2. somut olayın koşulları değerlendirildiğinde şüphelinin ceza yargılamasından kaçma tehlikesinin bulunduğu (kaçma tehlikesi), veya

3.

şüphelinin davranışının;

a) delilleri yok edeceği, değiştireceği, ortadan kaldıracağı, gizleyeceği veya sahteleştireceği, veya

b) diğer şüpheliler, tanıklar veya bilirkişiler üzerinde uygunsuz şekilde etki yapacağı, veya

c) başkalarını böyle bir davranışa yönlendireceği

yönünde kuvvetli şüphe uyandırması ve bu nedenle gerçeğin ortaya çıkarılmasının güçleştirileceği tehlikesinin bulunması (karartma tehlikesi)

hâllerinde bir tutuklama nedeni mevcuttur.

(3) Uluslararası Ceza Hukuku Kanunu'nun 6. maddesi fıkra 1 bent 1'i veya 13. maddesi fıkra 1'i veya Ceza Kanunu'nun 129a maddesi fıkra 1 veya fıkra 2'si, 129b maddesi fıkra 1 ile bağlantılı olarak dâhil, veya 176c, 176d, 211, 212, 226, 306b veya 306c maddeleri veya fiille bir başkasının beden veya hayatının tehlikeye düşürülmüş olması ölçüsünde 308. maddesi fıkra 1 ilâ 4'ü uyarınca kuvvetli şüphe altında bulunan şüpheli hakkında, 2. fıkraya göre bir tutuklama nedeni bulunmasa dahi tutuklama emredilebilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Die Untersuchungshaft darf gegen den Beschuldigten angeordnet werden, wenn er der Tat dringend verdächtig ist und ein Haftgrund besteht. Sie darf nicht angeordnet werden, wenn sie zu der Bedeutung der Sache und der zu erwartenden Strafe oder Maßregel der Besserung und Sicherung außer Verhältnis steht.

(2) Ein Haftgrund besteht, wenn auf Grund bestimmter Tatsachen

1. festgestellt wird, daß der Beschuldigte flüchtig ist oder sich verborgen hält,

2. bei Würdigung der Umstände des Einzelfalles die Gefahr besteht, daß der Beschuldigte sich dem Strafverfahren entziehen werde (Fluchtgefahr), oder

3.

das Verhalten des Beschuldigten den dringenden Verdacht begründet, er werde

a) Beweismittel vernichten, verändern, beiseite schaffen, unterdrücken oder fälschen oder

b) auf Mitbeschuldigte, Zeugen oder Sachverständige in unlauterer Weise einwirken oder

c) andere zu solchem Verhalten veranlassen,

und wenn deshalb die Gefahr droht, daß die Ermittlung der Wahrheit erschwert werde (Verdunkelungsgefahr).

(3) Gegen den Beschuldigten, der einer Straftat nach § 6 Absatz 1 Nummer 1 oder § 13 Absatz 1 des Völkerstrafgesetzbuches oder § 129a Abs. 1 oder Abs. 2, auch in Verbindung mit § 129b Abs. 1, oder nach den §§ 176c, 176d, 211, 212, 226, 306b oder 306c des Strafgesetzbuches oder, soweit durch die Tat Leib oder Leben eines anderen gefährdet worden ist, nach § 308 Absatz 1 bis 4 des Strafgesetzbuches dringend verdächtig ist, darf die Untersuchungshaft auch angeordnet werden, wenn ein Haftgrund nach Absatz 2 nicht besteht.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 101

Tutuklama kararı

2 değişiklik

(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

d) (Ek:8/7/2021-7331/14 md.) Adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.

(3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır.

(4) Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl serbest bırakılır.

(5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.

Madde 102

Tutuklulukta geçecek süre

4 değişiklik

(1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/18 md.) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.

(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı geçemez.[18]

(3) Bu maddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir.

(4) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez. Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.

(5) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Bu maddede öngörülen tutukluluk süreleri, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç oranında uygulanır.

Madde 103

Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi

1 değişiklik

(1) Cumhuriyet savcısı, şüphelinin adlî kontrol altına alınarak serbest bırakılmasını sulh ceza hâkiminden isteyebilir. Hakkında tutuklama kararı verilmiş şüpheli ve müdafii de aynı istemde bulunabilirler. (Mülga üçüncü cümle: 25/5/2005 – 5353/12 md.)

(2) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı adlî kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, şüpheliyi re'sen serbest bırakır. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest kalır.

Mehaz madde — Alman CMK m. 120

Tutuklama kararının kaldırılması

(1) Tutuklamanın koşulları artık mevcut olmadığında veya tutukluluğun devamının işin önemi ve beklenen ceza ya da düzeltme ve güvenlik tedbiri ile orantısız olacağı anlaşıldığında, tutuklama kararı derhal kaldırılır. Özellikle şüphelinin beraat etmesi, ana duruşmanın açılmasının reddedilmesi veya kovuşturmanın sadece geçici olmayan biçimde durdurulması hallerinde tutuklama kararı kaldırılır.

(2) Bir kanun yoluna başvurulmuş olması, şüphelinin serbest bırakılmasını engelleyemez.

(3) Cumhuriyet savcılığının kamu davası açılmadan önce talep etmesi halinde de tutuklama kararı kaldırılır. Cumhuriyet savcılığı, bu talep ile birlikte şüphelinin serbest bırakılmasına karar verebilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Der Haftbefehl ist aufzuheben, sobald die Voraussetzungen der Untersuchungshaft nicht mehr vorliegen oder sich ergibt, daß die weitere Untersuchungshaft zu der Bedeutung der Sache und der zu erwartenden Strafe oder Maßregel der Besserung und Sicherung außer Verhältnis stehen würde. Er ist namentlich aufzuheben, wenn der Beschuldigte freigesprochen oder die Eröffnung des Hauptverfahrens abgelehnt oder das Verfahren nicht bloß vorläufig eingestellt wird.

(2) Durch die Einlegung eines Rechtsmittels darf die Freilassung des Beschuldigten nicht aufgehalten werden.

(3) Der Haftbefehl ist auch aufzuheben, wenn die Staatsanwaltschaft es vor Erhebung der öffentlichen Klage beantragt. Gleichzeitig mit dem Antrag kann die Staatsanwaltschaft die Freilassung des Beschuldigten anordnen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 104

Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri

1 değişiklik

(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Bu kararlara itiraz edilebilir.[19]

(3) Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen de verilebilir.

Mehaz madde — Alman CMK m. 117

Tutukluluğun incelenmesi

(1) Sanık tutuklu bulunduğu sürece, her zaman tutuklama kararının kaldırılıp kaldırılmayacağının veya infazının § 116 uyarınca ertelenip ertelenmeyeceğinin mahkemece incelenmesini talep edebilir (tutukluluk incelemesi).

(2) Tutukluluk incelemesi talebinin yanı sıra itiraz yolu caiz değildir. Bu talep üzerine verilen karara karşı itiraz hakkı bundan etkilenmez.

(3) Hâkim, tutukluluğun devamına ilişkin gelecekteki karar bakımından önem taşıyan bazı soruşturma işlemlerinin yapılmasına karar verebilir ve bu soruşturma işlemlerinin tamamlanmasından sonra yeniden bir inceleme yapabilir.

(4) (yürürlükten kaldırılmıştır)

(5) (yürürlükten kaldırılmıştır)

Özgün metin (Almanca)

(1) Solange der Beschuldigte in Untersuchungshaft ist, kann er jederzeit die gerichtliche Prüfung beantragen, ob der Haftbefehl aufzuheben oder dessen Vollzug nach § 116 auszusetzen ist (Haftprüfung).

(2) Neben dem Antrag auf Haftprüfung ist die Beschwerde unzulässig. Das Recht der Beschwerde gegen die Entscheidung, die auf den Antrag ergeht, wird dadurch nicht berührt.

(3) Der Richter kann einzelne Ermittlungen anordnen, die für die künftige Entscheidung über die Aufrechterhaltung der Untersuchungshaft von Bedeutung sind, und nach Durchführung dieser Ermittlungen eine neue Prüfung vornehmen.

(4) (weggefallen)

(5) (weggefallen)

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Mehaz madde — Fransız CMK m. 148-1

Serbest bırakma, ayrıca, davanın her aşamasında ve sürecin her döneminde, şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınan her kişi, her sanık veya her ağır ceza sanığı tarafından talep edilebilir.

Bir yargılama mahkemesi harekete geçirildiğinde, tutukluluk hakkında karar vermek bu mahkemeye aittir. Bununla birlikte, ağır ceza konularında, ağır ceza mahkemesi, ancak talebin sanığı yargılayacağı oturum döneminde yapılması hâlinde yetkilidir. Diğer hâllerde, talep iddia dairesi tarafından incelenir.

Temyiz hâlinde ve Yargıtay kararına kadar, serbest bırakma talebi hakkında, esas hakkında en son incelemede bulunan mahkeme tarafından karar verilir. Temyiz, bir ağır ceza mahkemesi kararına karşı yapılmışsa, tutukluluk hakkında iddia dairesi karar verir.

Yetkisizlik kararı hâlinde ve genel olarak hiçbir mahkemenin harekete geçirilmediği tüm hâllerde, serbest bırakma taleplerine iddia dairesi bakar.

Kabul edilmezlik yaptırımı altında, önceki bir serbest bırakma talebi hakkında veya bir tutuklama kararına karşı yapılan itirazlar hakkında kesin olarak karar verilmedikçe, hiçbir serbest bırakma talebi yapılamaz. Bu kabul edilmezlik, harekete geçirilen mahkeme veya iddia dairesi tarafından verilen kararın tarihine kadar kendiliğinden uygulanır.

Özgün metin (Fransızca)

La mise en liberté peut aussi être demandée en tout état de cause par toute personne mise en examen, tout prévenu ou accusé, et en toute période de la procédure.

Lorsqu'une juridiction de jugement est saisie, il lui appartient de statuer sur la détention provisoire. Toutefois, en matière criminelle, la cour d'assises n'est compétente que lorsque la demande est formée durant la session au cours de laquelle elle doit juger l'accusé. Dans les autres cas, la demande est examinée par la chambre de l'instruction.

En cas de pourvoi et jusqu'à l'arrêt de la Cour de cassation, il est statué sur la demande de mise en liberté par la juridiction qui a connu en dernier lieu de l'affaire au fond. Si le pourvoi a été formé contre un arrêt de la cour d'assises, il est statué sur la détention par la chambre de l'instruction.

En cas de décision d'incompétence et généralement dans tous les cas où aucune juridiction n'est saisie, la chambre de l'instruction connaît des demandes de mise en liberté.

A peine d'irrecevabilité, aucune demande de mise en liberté ne peut être formée tant qu'il n'a pas été statué définitivement sur une précédente demande de mise en liberté ou sur les recours formés contre une ordonnance de placement en détention provisoire. Cette irrecevabilité s'applique de plein droit jusqu'à la date de la décision rendue par la juridiction saisie ou la chambre de l'instruction.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 105

Usul

3 değişiklik

(Değişik: 25/5/2005 – 5353/13 md.)

(1) 103 ve 104 üncü maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/23 md.) 103 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılan istemler hariç olmak üzere örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından bu süre yedi gün olarak uygulanır. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir.

Madde 106

Salıverilenin yükümlülükleri

(1) Salıverilmeden önce şüpheli veya sanık, yetkili yargı merciine veya tutukevinin müdürüne adresini ve varsa telefon numarasını bildirmekle yükümlüdür.

(2) Şüpheli veya sanığa soruşturmanın veya kovuşturmanın sona erdirileceği tarihe kadar, yeniden beyanda bulunmak suretiyle veya iadeli taahhütlü mektupla önceden verdiği adreslerdeki her türlü değişiklikleri bildirmesi ihtar olunur; ayrıca, ihtara uygun hareket etmediğinde, önceden bildirdiği adrese tebligatın yapılacağı bildirilir. Bu ihtarların yapıldığını belirten ve yeni adresleri içeren tutanak veya tutukevi müdürünün düzenleyeceği belgenin aslı veya örneği yargı merciine gönderilir.

Mehaz madde — Fransız CMK m. 148-3

Serbest bırakılmasından önce, şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınan kişi, sorgu hâkimi veya ceza infaz kurumu müdürü nezdinde, 116 ncı maddenin dördüncü fıkrasında öngörülen adres beyanında bulunmak zorundadır.

Şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınan kişi, soruşturmanın kapatılmasına kadar, beyan edilen adresteki her değişikliği yeni bir beyanla veya alındı belgeli bir mektupla sorgu hâkimine bildirmesi gerektiği konusunda uyarılır. Kendisine ayrıca, en son beyan edilen adrese yapılacak her türlü tebligat veya bildirimin kendisine yapılmış sayılacağı da bildirilir.

Bu uyarıya ve adres beyanına ilişkin şerh, ya tutanağa ya da ceza infaz kurumu müdürü tarafından asıl veya suret hâlinde gecikmeksizin sorgu hâkimine gönderilen belgeye işlenir.

Özgün metin (Fransızca)

Préalablement à sa mise en liberté, la personne mise en examen doit faire, auprès du juge d'instruction ou du chef de l'établissement pénitentiaire, la déclaration d'adresse prévue par le quatrième alinéa de l'article 116.

La personne mise en examen est avisée qu'elle doit signaler au juge d'instruction, jusqu'à la clôture de l'information, par nouvelle déclaration ou par lettre avec demande d'avis de réception, tout changement de l'adresse déclarée. Elle est également avisée que toute notification ou signification faite à la dernière adresse déclarée sera réputée faite à sa personne.

Mention de cet avis, ainsi que de la déclaration d'adresse, est portée soit au procès-verbal, soit dans le document qui est adressé sans délai, en original ou en copie, par le chef de l'établissement pénitentiaire au juge d'instruction.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 107

Tutuklananın durumunun yakınlarına bildirilmesi

(1) Tutuklamadan ve tutuklamanın uzatılmasına ilişkin her karardan tutuklunun bir yakınına veya belirlediği bir kişiye, hâkimin kararıyla gecikmeksizin haber verilir.

(2) Ayrıca, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemek kaydıyla, tutuklunun tutuklamayı bir yakınına veya belirlediği bir kişiye bizzat bildirmesine de izin verilir.

(3) Şüpheli veya sanık yabancı olduğunda tutuklanma durumu, yazılı olarak karşı çıkmaması halinde, vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir.

Mehaz madde — Alman CMK m. 114c

Yakınların haberdar edilmesi

(1) Soruşturmanın amacı önemli ölçüde tehlikeye düşmediği sürece, tutuklanan sanığa gecikmeksizin bir yakınını veya güvendiği bir kişiyi haberdar etme imkânı tanınır.

(2) Mahkemeye çıkarılmasından sonra tutuklanan sanık hakkında tutukluluk infaz edilirse, mahkeme, yakınlarından birinin veya güvendiği bir kişinin gecikmeksizin haberdar edilmesini emreder. Tutukluluğun devamına ilişkin her yeni kararda da aynı yükümlülük geçerlidir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Einem verhafteten Beschuldigten ist unverzüglich Gelegenheit zu geben, einen Angehörigen oder eine Person seines Vertrauens zu benachrichtigen, sofern der Zweck der Untersuchung dadurch nicht erheblich gefährdet wird.

(2) Wird gegen einen verhafteten Beschuldigten nach der Vorführung vor das Gericht Haft vollzogen, hat das Gericht die unverzügliche Benachrichtigung eines seiner Angehörigen oder einer Person seines Vertrauens anzuordnen. Die gleiche Pflicht besteht bei jeder weiteren Entscheidung über die Fortdauer der Haft.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 108

Tutukluluğun incelenmesi

1 değişiklik

(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir.[20]

(2) Tutukluluk durumunun incelenmesi, yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir.

(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'sen karar verir.

Mehaz madde — Alman CMK m. 118

Tutukluluğun incelenmesi usulü

(1) Tutukluluğun incelenmesinde, şüphelinin talebi üzerine veya mahkemenin takdirine göre re'sen, sözlü yargılama yapıldıktan sonra karar verilir.

(2) Tutuklama kararına karşı itiraz edilmiş ise, itiraz usulünde de şüphelinin talebi üzerine veya re'sen sözlü yargılama yapıldıktan sonra karar verilebilir.

(3) Tutukluluğun sözlü yargılama sonrasında devamına karar verilmiş ise, şüphelinin yeni bir sözlü yargılama yapılmasını talep hakkı ancak tutukluluğun en az üç ay sürmüş olması ve son sözlü yargılamadan bu yana en az iki ay geçmiş olması halinde vardır.

(4) Duruşma devam ettiği sürece veya özgürlüğü bağlayıcı bir ceza ya da özgürlüğü bağlayıcı bir düzeltme ve güvenlik tedbirine hükmeden bir karar verilmiş ise, sözlü yargılama talep hakkı bulunmaz.

(5) Sözlü yargılama gecikmeksizin yapılır; şüphelinin muvafakati olmaksızın, talebin varmasından itibaren iki haftadan fazla ertelenemez.

Özgün metin (Almanca)

(1) Bei der Haftprüfung wird auf Antrag des Beschuldigten oder nach dem Ermessen des Gerichts von Amts wegen nach mündlicher Verhandlung entschieden.

(2) Ist gegen den Haftbefehl Beschwerde eingelegt, so kann auch im Beschwerdeverfahren auf Antrag des Beschuldigten oder von Amts wegen nach mündlicher Verhandlung entschieden werden.

(3) Ist die Untersuchungshaft nach mündlicher Verhandlung aufrechterhalten worden, so hat der Beschuldigte einen Anspruch auf eine weitere mündliche Verhandlung nur, wenn die Untersuchungshaft mindestens drei Monate und seit der letzten mündlichen Verhandlung mindestens zwei Monate gedauert hat.

(4) Ein Anspruch auf mündliche Verhandlung besteht nicht, solange die Hauptverhandlung andauert oder wenn ein Urteil ergangen ist, das auf eine Freiheitsstrafe oder eine freiheitsentziehende Maßregel der Besserung und Sicherung erkennt.

(5) Die mündliche Verhandlung ist unverzüglich durchzuführen; sie darf ohne Zustimmung des Beschuldigten nicht über zwei Wochen nach dem Eingang des Antrags anberaumt werden.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Üçüncü Bölüm

Adlî Kontrol

Madde 109

Adlî kontrol

10 değişiklik

(1) (Değişik: 2/7/2012-6352/98 md.) Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.

(2) Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.

(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:

a) Yurt dışına çıkamamak.

b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.

c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.

d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.

e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.

f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.

g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.

h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.

i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.

j) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Konutunu terk etmemek.

k) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek.

l) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek.

(4) (Ek: 25/5/2005 – 5353/14 md.)[21] (Mülga: 2/7/2012-6352/98 md.) (Yeniden Düzenleme:14/4/2020-7242/15 md.) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de adlî kontrol kararı verebilir.

(5) Hâkim veya Cumhuriyet savcısı (d) bendinde belirtilen yükümlülüğün uygulamasında şüphelinin meslekî uğraşılarında araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir.

(6) Adlî kontrol altında geçen süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm, maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde belirtilen hallerde uygulanmaz. (Ek cümle:8/7/2021-7331/15 md.) Ancak, (j) bendinde belirtilen konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.[22]

(7) (Ek: 6/12/2006 – 5560/19 md.) Kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.[23]

Mehaz madde — Alman CMK m. 116

Tutuklama emrinin infazının ertelenmesi

(1) Hâkim, yalnızca kaçma şüphesi nedeniyle haklı görülen bir tutuklama emrinin infazını, daha hafif tedbirlerin tutuklamanın amacına da ulaşılacağı beklentisini yeterince haklı kılması hâlinde erteler. Özellikle şu tedbirler dikkate alınabilir:

1. belirli zamanlarda hâkime, soruşturma makamına veya bunların belirleyeceği bir dairede yükümlülük olarak bildirimde bulunma talimatı,

2. hâkimin veya soruşturma makamının izni olmaksızın ikamet veya oturma yerini ya da belirli bir bölgeyi terk etmeme talimatı,

3. konutu ancak belirli bir kişinin gözetimi altında terk etme talimatı,

4. şüpheli veya başka biri tarafından uygun bir teminatın yatırılması.

(2) Hâkim, karartma tehlikesi nedeniyle haklı görülen bir tutuklama emrinin infazını da, daha hafif tedbirlerin karartma tehlikesini önemli ölçüde azaltacağı beklentisini yeterince haklı kılması hâlinde erteleyebilir. Özellikle diğer şüpheliler, tanıklar veya bilirkişilerle irtibat kurmama talimatı dikkate alınabilir.

(3) Hâkim, § 112a uyarınca verilmiş bir tutuklama emrinin infazını, şüphelinin belirli talimatlara uyacağı ve bu suretle tutuklamanın amacına ulaşılacağı beklentisinin yeterince haklı görülmesi hâlinde erteleyebilir.

(4) Hâkim, birinci ila üçüncü fıkralarda öngörülen hâllerde, tutuklama emrinin infazına şu durumlarda karar verir:

1. şüpheli kendisine yüklenen yükümlülüklere veya kısıtlamalara ağır bir biçimde aykırı davranırsa,

2. şüpheli kaçmaya teşebbüs ederse, usulüne uygun çağrıya yeterli mazeret göstermeksizin uymazsa veya kendisine duyulan güvenin haklı olmadığını başka bir şekilde gösterirse veya

3. sonradan ortaya çıkan durumlar tutuklamayı gerekli kılarsa.

Özgün metin (Almanca)

(1) Der Richter setzt den Vollzug eines Haftbefehls, der lediglich wegen Fluchtgefahr gerechtfertigt ist, aus, wenn weniger einschneidende Maßnahmen die Erwartung hinreichend begründen, daß der Zweck der Untersuchungshaft auch durch sie erreicht werden kann. In Betracht kommen namentlich

1. die Anweisung, sich zu bestimmten Zeiten bei dem Richter, der Strafverfolgungsbehörde oder einer von ihnen bestimmten Dienststelle zu melden,

2. die Anweisung, den Wohn- oder Aufenthaltsort oder einen bestimmten Bereich nicht ohne Erlaubnis des Richters oder der Strafverfolgungsbehörde zu verlassen,

3. die Anweisung, die Wohnung nur unter Aufsicht einer bestimmten Person zu verlassen,

4. die Leistung einer angemessenen Sicherheit durch den Beschuldigten oder einen anderen.

(2) Der Richter kann auch den Vollzug eines Haftbefehls, der wegen Verdunkelungsgefahr gerechtfertigt ist, aussetzen, wenn weniger einschneidende Maßnahmen die Erwartung hinreichend begründen, daß sie die Verdunkelungsgefahr erheblich vermindern werden. In Betracht kommt namentlich die Anweisung, mit Mitbeschuldigten, Zeugen oder Sachverständigen keine Verbindung aufzunehmen.

(3) Der Richter kann den Vollzug eines Haftbefehls, der nach § 112a erlassen worden ist, aussetzen, wenn die Erwartung hinreichend begründet ist, daß der Beschuldigte bestimmte Anweisungen befolgen und daß dadurch der Zweck der Haft erreicht wird.

(4) Der Richter ordnet in den Fällen der Absätze 1 bis 3 den Vollzug des Haftbefehls an, wenn

1. der Beschuldigte den ihm auferlegten Pflichten oder Beschränkungen gröblich zuwiderhandelt,

2. der Beschuldigte Anstalten zur Flucht trifft, auf ordnungsgemäße Ladung ohne genügende Entschuldigung ausbleibt oder sich auf andere Weise zeigt, daß das in ihn gesetzte Vertrauen nicht gerechtfertigt war, oder

3. neu hervorgetretene Umstände die Verhaftung erforderlich machen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Mehaz madde — Fransız CMK m. 138

Adlî kontrol, şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınan kişinin cürüm niteliğinde hapis cezasını veya daha ağır bir cezayı gerektiren bir fiil işlediğinin ileri sürülmesi hâlinde, sorgu hâkimi veya özgürlükler ve tutukluluk hâkimi tarafından emredilebilir.

Bu kontrol, ilgili kişiyi, sorgu hâkiminin veya özgürlükler ve tutukluluk hâkiminin kararına göre, aşağıda sayılan yükümlülüklerden birine veya birkaçına uymaya zorlar:

1° Sorgu hâkimi veya özgürlükler ve tutukluluk hâkimi tarafından belirlenen bölgesel sınırların dışına çıkmamak;

2° Sorgu hâkimi veya özgürlükler ve tutukluluk hâkimi tarafından belirlenen konut veya ikametgâhtan, bu hâkim tarafından belirlenen koşullar ve gerekçeler dışında ayrılmamak;

3° Sorgu hâkimi veya özgürlükler ve tutukluluk hâkimi tarafından belirlenen belirli yerlere gitmemek veya yalnızca belirlenen yerlere gitmek;

3° bis Sorgu hâkimi veya özgürlükler ve tutukluluk hâkimi tarafından belirlenen yerlerde kamuya açık alanlarda yapılan gösterilere katılmamak;

4° Belirlenen sınırların ötesine yapılacak her türlü seyahati sorgu hâkimine veya özgürlükler ve tutukluluk hâkimine bildirmek;

5° Sorgu hâkimi veya özgürlükler ve tutukluluk hâkimi tarafından belirlenen ve şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınan kişiye isnat edilen fiiller konusunda en sıkı gizliliğe uymakla yükümlü olan hizmetlere, yetkili derneklere veya makamlara düzenli aralıklarla gelmek;

6° Sorgu hâkimi veya özgürlükler ve tutukluluk hâkimi tarafından belirlenen her türlü makamın, derneğin veya yetkili kişinin davetlerine icabet etmek ve gerektiğinde, mesleki faaliyetlerine veya bir eğitime devamına ilişkin kontrol tedbirlerine ve toplumsal yeniden bütünleşmesini sağlamak ve suçun yinelenmesini önlemek amacıyla öngörülen sosyo-eğitici tedbirlere uymak;

7° Kimliği kanıtlayan tüm belgeleri, özellikle pasaportu, kimlik yerine geçen bir alındı belgesi karşılığında yazı işleri müdürlüğüne, bir polis birimine veya bir jandarma birliğine teslim etmek;

8° Her türlü aracı, belirli araçları veya yetkili bir uzman tarafından ya da imalat sırasında elektronik alkolmetreyle çalışan onaylı bir marş engelleme cihazıyla donatılmamış bir aracı kullanmaktan kaçınmak ve gerektiğinde sürücü belgesini bir alındı belgesi karşılığında yazı işleri müdürlüğüne teslim etmek; ancak sorgu hâkimi veya özgürlükler ve tutukluluk hâkimi, şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınan kişinin mesleki faaliyetini sürdürebilmesi için sürücü belgesini kullanabileceğine karar verebilir;

9° Sorgu hâkimi veya özgürlükler ve tutukluluk hâkimi tarafından özel olarak belirlenen kişileri kabul etmemek veya onlarla görüşmemek, bunlarla her ne suretle olursa olsun ilişkiye girmemek;

10° Özellikle bağımlılık tedavisi amacıyla, gerektiğinde hastanede yatış rejimi altında olmak üzere, muayene, tedavi veya bakım tedbirlerine uymak. Adlî kontrol altına alma kararının bir örneği, sorgu hâkimi tarafından şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınan kişiyi izlemesi gereken hekime veya psikologa gönderilir. Soruşturma veya kovuşturma sırasında yapılan bilirkişi incelemelerine ilişkin raporlar, talepleri üzerine veya sorgu hâkiminin girişimiyle hekime veya psikologa gönderilir. Sorgu hâkimi, bunlara ayrıca dosyadaki her türlü yararlı belgeyi gönderebilir;

11° Özellikle şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınan kişinin mal varlığı ve giderleri dikkate alınarak, tutarı ve tek seferde veya birden çok kez ödeme süreleri sorgu hâkimi veya özgürlükler ve tutukluluk hâkimi tarafından belirlenen bir teminat sağlamak;

12° Suçun bu faaliyetlerin icrası sırasında veya vesilesiyle işlenmiş olması ve yeni bir suçun işlenmesinden korkulması hâlinde, seçilmiş görevler ve sendikal sorumluluklar hariç olmak üzere, mesleki veya sosyal nitelikte belirli faaliyetlerde bulunmamak. İlgili faaliyet bir avukatlık faaliyeti ise, sorgu hâkimi veya özgürlükler ve tutukluluk hâkimi tarafından başvurulan baro yönetim kurulu, 31 Aralık 1971 tarih ve 71-1130 sayılı bazı adlî ve hukukî mesleklerin reformuna ilişkin kanunun 24 üncü maddesinde öngörülen koşullarda, istinaf yolu açık olmak üzere bu tedbiri kararlaştırma yetkisine tek başına sahiptir; baro yönetim kurulu on beş gün içinde karar verir;

12° bis Yeni bir suçun işlenmesinden korkulması hâlinde, küçüklerle olağan temas gerektiren bir faaliyette bulunmamak;

13° Çekenin muhataba karşı yalnızca nakit çekmesine imkân veren çekler veya karşılığı bloke edilmiş çekler dışında çek düzenlememek ve gerektiğinde bu şekilde kullanımı yasaklanmış çek defterlerini yazı işleri müdürlüğüne teslim etmek;

14° Silah bulundurmamak veya taşımamak ve gerektiğinde sahibi olduğu silahları bir alındı belgesi karşılığında yazı işleri müdürlüğüne teslim etmek;

15° Sorgu hâkimi veya özgürlükler ve tutukluluk hâkimi tarafından belirlenen süre, dönem ve tutarda kişisel veya ayni teminatlar sağlamak;

16° Ailevi giderlere katkıda bulunduğunu veya mahkeme kararları ile adlî olarak onaylanmış, evlilik giderlerine katkı, yardım veya nafaka ödeme yükümlülüğü getiren sözleşmeler uyarınca ödemekle yükümlü kılındığı nafakaları düzenli olarak ödediğini kanıtlamak;

17° Eşine, birlikte yaşadığı kişiye veya medeni birlikte yaşama sözleşmesiyle bağlı olduğu ortağına ya da bunların çocuklarına veya kendi çocuklarına karşı işlenen bir suç hâlinde, çiftin konutu veya ikametgâhı dışında ikamet etmek ve gerektiğinde bu konut veya ikametgâhta ya da bunun hemen yakınında görünmemek, gerektiğinde sağlık, sosyal veya psikolojik bakım altına girmek; işbu 17°'nin hükümleri, suçun mağdurun eski eşi veya birlikte yaşadığı eski kişi ya da kendisiyle medeni birlikte yaşama sözleşmesiyle bağlı olmuş kişi tarafından işlenmesi hâlinde de uygulanır, bu durumda söz konusu konut mağdurun konutudur. İşbu 17°'nin uygulanması bakımından, sorgu hâkimi, mağdurun görüşünü, faili çiftin konutu dışında ikamete zorlamanın uygun olup olmadığı konusunda, mümkün olan en kısa sürede ve her türlü araçla toplar veya toplatır. Özel durumlar hariç, bu tedbir, yinelenme ihtimali bulunan şiddet fiillerinin söz konusu olması ve mağdurun bunu talep etmesi hâlinde alınır. Sorgu hâkimi, bu konuta ilişkin masrafların üstlenilme şekillerini belirleyebilir. 9°, işbu 17° veya 17° bis'de öngörülen yükümlülüklerden birinin kararlaştırılması hâlinde, şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınan kişinin sahip olduğu küçük çocuğun ziyaret ve barındırma hakkının askıya alınmamasına ilişkin karar özel olarak gerekçelendirilir;

17° bis Çift içinde işlenen şiddet fiillerinin mağduruna yaklaşma yasağına, 138-3 üncü maddede öngörüldüğü ve mobil elektronik yakınlaşma karşıtı bir cihazla denetlendiği üzere, uymak;

18° Yeniden bütünleşmesini ve vatandaşlık değerlerinin kazanılmasını sağlamaya yönelik sağlık, sosyal, eğitici veya psikolojik bir bakım altına girme koşullarına uymak; bu bakım, gerektiğinde, kişinin ikamet etmekle yükümlü olduğu uygun bir kabul kurumu bünyesinde gerçekleştirilebilir;

19° Ceza Kanunu'nun 131-35-1 inci maddesinin II numaralı fıkrasında belirtilen suçlar bakımından, suçun işlenmesinde kullanılmış olan, 21 Haziran 2004 tarih ve 2004-575 sayılı sayısal ekonomiye güven hakkındaki kanunun 6 ncı maddesinin I numaralı fıkrasının 4 numaralı bendinde tanımlanan çevrimiçi platform hizmetlerine erişim hesaplarını kullanmamak. Bu yasak, en fazla altı ay süreyle kararlaştırılır.

Bu maddenin uygulanma usulleri, özellikle adlî kontrole katkıda bulunan kişilerin yetkilendirilmesi konusunda, gerektiğinde Danıştay'ın görüşü alınarak çıkarılan bir kararnameyle belirlenir.

Özgün metin (Fransızca)

Le contrôle judiciaire peut être ordonné par le juge d'instruction ou par le juge des libertés et de la détention si la personne mise en examen encourt une peine d'emprisonnement correctionnel ou une peine plus grave.

Ce contrôle astreint la personne concernée à se soumettre, selon la décision du juge d'instruction ou du juge des libertés et de la détention, à une ou plusieurs des obligations ci-après énumérées :

1° Ne pas sortir des limites territoriales déterminées par le juge d'instruction ou le juge des libertés et de la détention ;

2° Ne s'absenter de son domicile ou de la résidence fixée par le juge d'instruction ou le juge des libertés et de la détention qu'aux conditions et pour les motifs déterminés par ce magistrat ;

3° Ne pas se rendre en certains lieux ou ne se rendre que dans les lieux déterminés par le juge d'instruction ou le juge des libertés et de la détention ;

3° bis Ne pas participer à des manifestations sur la voie publique dans des lieux déterminés par le juge d'instruction ou le juge des libertés et de la détention ;

4° Informer le juge d'instruction ou le juge des libertés et de la détention de tout déplacement au-delà de limites déterminées ;

5° Se présenter périodiquement aux services, associations habilitées ou autorités désignés par le juge d'instruction ou le juge des libertés et de la détention qui sont tenus d'observer la plus stricte discrétion sur les faits reprochés à la personne mise en examen ;

6° Répondre aux convocations de toute autorité, de toute association ou de toute personne qualifiée désignée par le juge d'instruction ou le juge des libertés et de la détention et se soumettre, le cas échéant, aux mesures de contrôle portant sur ses activités professionnelles ou sur son assiduité à un enseignement ainsi qu'aux mesures socio-éducatives destinées à favoriser son insertion sociale et à prévenir le renouvellement de l'infraction ;

7° Remettre soit au greffe, soit à un service de police ou à une brigade de gendarmerie tous documents justificatifs de l'identité, et notamment le passeport, en échange d'un récépissé valant justification de l'identité ;

8° S'abstenir de conduire tous les véhicules, certains véhicules ou un véhicule qui ne soit pas équipé, par un professionnel agréé ou par construction, d'un dispositif homologué d'antidémarrage par éthylotest électronique et, le cas échéant, remettre au greffe son permis de conduire contre récépissé ; toutefois, le juge d'instruction ou le juge des libertés et de la détention peut décider que la personne mise en examen pourra faire usage de son permis de conduire pour l'exercice de son activité professionnelle ;

9° S'abstenir de recevoir ou de rencontrer certaines personnes spécialement désignées par le juge d'instruction ou le juge des libertés et de la détention, ainsi que d'entrer en relation avec elles, de quelque façon que ce soit ;

10° Se soumettre à des mesures d'examen, de traitement ou de soins, même sous le régime de l'hospitalisation, notamment aux fins de désintoxication. Une copie de l'ordonnance de placement sous contrôle judiciaire est adressée par le juge d'instruction au médecin ou au psychologue qui doit suivre la personne mise en examen. Les rapports des expertises réalisées pendant l'enquête ou l'instruction sont adressés au médecin ou au psychologue, à leur demande ou à l'initiative du juge d'instruction. Celui-ci peut également leur adresser toute autre pièce utile du dossier ;

11° Fournir un cautionnement dont le montant et les délais de versement, en une ou plusieurs fois, sont fixés par le juge d'instruction ou le juge des libertés et de la détention, compte tenu notamment des ressources et des charges de la personne mise en examen ;

12° Ne pas se livrer à certaines activités de nature professionnelle ou sociale, à l'exclusion de l'exercice des mandats électifs et des responsabilités syndicales, lorsque l'infraction a été commise dans l'exercice ou à l'occasion de l'exercice de ces activités et lorsqu'il est à redouter qu'une nouvelle infraction soit commise. Lorsque l'activité concernée est celle d'un avocat, le conseil de l'ordre, saisi par le juge d'instruction ou le juge des libertés et de la détention, a seul le pouvoir de prononcer cette mesure à charge d'appel, dans les conditions prévues à l'article 24 de la loi n° 71-1130 du 31 décembre 1971 portant réforme de certaines professions judiciaires et juridiques ; le conseil de l'ordre statue dans les quinze jours ;

12° bis Ne pas exercer une activité impliquant un contact habituel avec des mineurs lorsqu'il est à redouter qu'une nouvelle infraction soit commise ;

13° Ne pas émettre de chèques autres que ceux qui permettent exclusivement le retrait de fonds par le tireur auprès du tiré ou ceux qui sont certifiés et, le cas échéant, remettre au greffe les formules de chèques dont l'usage est ainsi prohibé ;

14° Ne pas détenir ou porter une arme et, le cas échéant, remettre au greffe contre récépissé les armes dont elle est détentrice ;

15° Constituer, dans un délai, pour une période et un montant déterminés par le juge d'instruction ou le juge des libertés et de la détention, des sûretés personnelles ou réelles ;

16° Justifier qu'elle contribue aux charges familiales ou acquitte régulièrement les aliments qu'elle a été condamnée à payer conformément aux décisions judiciaires et aux conventions judiciairement homologuées portant obligation de verser des prestations, subsides ou contributions aux charges du mariage ;

17° En cas d'infraction commise soit contre son conjoint, son concubin ou son partenaire lié par un pacte civil de solidarité, soit contre ses enfants ou ceux de son conjoint, concubin ou partenaire, résider hors du domicile ou de la résidence du couple et, le cas échéant, s'abstenir de paraître dans ce domicile ou cette résidence ou aux abords immédiats de celui-ci, ainsi que, si nécessaire, faire l'objet d'une prise en charge sanitaire, sociale ou psychologique ; les dispositions du présent 17° sont également applicables lorsque l'infraction est commise par l'ancien conjoint ou concubin de la victime, ou par la personne ayant été liée à elle par un pacte civil de solidarité, le domicile concerné étant alors celui de la victime. Pour l'application du présent 17°, le juge d'instruction recueille ou fait recueillir, dans les meilleurs délais et par tous moyens, l'avis de la victime sur l'opportunité d'astreindre l'auteur des faits à résider hors du logement du couple. Sauf circonstances particulières, cette mesure est prise lorsque sont en cause des faits de violences susceptibles d'être renouvelés et que la victime la sollicite. Le juge d'instruction peut préciser les modalités de prise en charge des frais afférents à ce logement. Lorsqu'est prononcée l'une des obligations prévues au 9°, au présent 17° ou au 17° bis, la décision de ne pas ordonner la suspension du droit de visite et d'hébergement de l'enfant mineur dont la personne mise en examen est titulaire est spécialement motivée ;

17° bis Respecter l'interdiction de se rapprocher d'une victime de violences commises au sein du couple prévue à l'article 138-3 et contrôlée par un dispositif électronique mobile anti-rapprochement ;

18° Respecter les conditions d'une prise en charge sanitaire, sociale, éducative ou psychologique, destinée à permettre sa réinsertion et l'acquisition des valeurs de la citoyenneté ; cette prise en charge peut, le cas échéant, intervenir au sein d'un établissement d'accueil adapté dans lequel la personne est tenue de résider ;

19° Pour les infractions mentionnées au II de l'article 131-35-1 du code pénal, ne pas utiliser les comptes d'accès à des services de plateforme en ligne définis au 4 du I de l'article 6 de la loi n° 2004-575 du 21 juin 2004 pour la confiance dans l'économie numérique ayant été utilisés pour commettre l'infraction. Cette interdiction est prononcée pour une durée maximale de six mois.

Les modalités d'application du présent article, en ce qui concerne notamment l'habilitation des personnes contribuant au contrôle judiciaire sont déterminées en tant que de besoin par un décret en Conseil d'Etat.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 110

Adlî kontrol kararı ve hükmedecek merciler

1 değişiklik

(1) Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adlî kontrol altına alınabilir.

(2) Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolun içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir.

(3) 109 uncu madde ile bu maddenin birinci ve ikinci fıkra hükümleri, gerekli görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da, kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır.[24]

(4) (Ek:8/7/2021-7331/16 md.) Şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen mahkeme tarafından 109 uncu madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir.

Mehaz madde — Fransız CMK m. 139

Soruşturmaya alınan kişi, soruşturmanın her aşamasında verilebilecek bir sorgu hâkimi kararıyla adli kontrol altına alınır. Sorgu hâkimi, her zaman, adli kontrol altındaki kişiye yeni bir veya birkaç yükümlülük yükleyebilir, kontrol kapsamındaki yükümlülüklerin tümünü veya bir kısmını kaldırabilir, bu yükümlülüklerden bir veya birkaçını değiştirebilir veya bunlardan bazılarına uyma konusunda geçici veya arızi muafiyet tanıyabilir.

Özgün metin (Fransızca)

La personne mise en examen est placée sous contrôle judiciaire par une ordonnance du juge d'instruction qui peut être prise en tout état de l'instruction. Le juge d'instruction peut, à tout moment, imposer à la personne placée sous contrôle judiciaire une ou plusieurs obligations nouvelles, supprimer tout ou partie des obligations comprises dans le contrôle, modifier une ou plusieurs de ces obligations ou accorder une dispense occasionnelle ou temporaire d'observer certaines d'entre elles.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 110/A

Adli kontrol altında geçecek süre

1 değişiklik

(Ek:8/7/2021-7331/17 md.)

(1) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir.

(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, adli kontrol süresi en çok üç yıldır. Bu süre, zorunlu hâllerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda dört yılı geçemez.

(3) Bu maddede öngörülen adli kontrol süreleri, çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır.

Madde 111

Adlî kontrol kararının kaldırılması

(1) Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir.

(2) Adlî kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir.

Mehaz madde — Fransız CMK m. 140

Adli kontrolün kaldırılmasına, sorgu hâkimi tarafından her zaman, kendiliğinden, Cumhuriyet savcısının talebi üzerine veya Cumhuriyet savcısının görüşü alındıktan sonra kişinin talebi üzerine karar verilebilir. Sorgu hâkimi, kişinin talebi hakkında beş gün içinde gerekçeli bir kararla karar verir. Sorgu hâkiminin bu süre içinde karar vermemesi hâlinde, kişi talebini doğrudan istinaf mahkemesi soruşturma dairesine sunabilir; bu daire, Cumhuriyet başsavcısının yazılı ve gerekçeli görüşü üzerine, kendisine başvurulmasından itibaren yirmi gün içinde karar verir. Aksi takdirde, kişinin talebine ilişkin doğrulamalar emredilmiş olmadıkça, adli kontrolün kaldırılması kendiliğinden gerçekleşir.

Özgün metin (Fransızca)

La mainlevée du contrôle judiciaire peut être ordonnée à tout moment par le juge d'instruction, soit d'office, soit sur les réquisitions du procureur de la République, soit sur la demande de la personne après avis du procureur de la République. Le juge d'instruction statue sur la demande de la personne dans un délai de cinq jours, par ordonnance motivée. Faute par le juge d'instruction d'avoir statué dans ce délai, la personne peut saisir directement de sa demande la chambre de l'instruction qui, sur les réquisitions écrites et motivées du procureur général, se prononce dans les vingt jours de sa saisine. A défaut, la mainlevée du contrôle judiciaire est acquise de plein droit, sauf si des vérifications concernant la demande de la personne ont été ordonnées.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 112

Tedbirlere uymama

2 değişiklik

(1) Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. (Ek cümle:14/4/2020-7242/16 md.) Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de tutuklama kararı verebilir.

(2) (Ek: 24/11/2016-6763/24 md.) Birinci fıkra hükmü, azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali hâlinde de uygulanabilir. Ancak, bu durumda tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz.

Mehaz madde — Fransız CMK m. 141-2

Şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınan kişi adli kontrol yükümlülüklerinden kendi isteğiyle kaçınırsa, sorgu hâkimi hakkında yakalama veya zorla getirme müzekkeresi çıkarabilir. Sorgu hâkimi ayrıca, 137-1 inci maddenin dördüncü fıkrasında öngörülen koşullarda, tutuklama kararı verilmesi için özgürlükler ve tutukluluk hâkimine başvurabilir. Öngörülen hapis cezası ne olursa olsun, özgürlükler ve tutukluluk hâkimi, 141-3 üncü madde hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bu kişi hakkında tutuklanmasına ilişkin tutuklama müzekkeresi çıkarabilir.

Kişi, yargılama makamı önüne gönderilmişken adli kontrol yükümlülüklerinden kaçınırsa, Cumhuriyet savcısı, 272-1 inci maddede öngörülen hâl dışında, hakkında yakalama veya zorla getirme müzekkeresi çıkarılması için özgürlükler ve tutukluluk hâkimine başvurabilir. Bu hâkim, 135-2 nci madde uyarınca ilgilinin tutuklanmasına karar vermeye de yetkilidir. 141-4 ve 141-5 inci maddeler uygulanır; bu maddelerle sorgu hâkimine tanınan yetkiler bu durumda Cumhuriyet savcısı tarafından kullanılır. Bu maddede öngörülen tüm hâllerde, özgürlükler ve tutukluluk hâkimi, tutuklamanın haklı olmadığı kanısına varırsa, adli kontrol yükümlülüklerini değiştirebilir veya ilgiliyi elektronik izlemeli ev hapsi altına koyabilir.

Özgün metin (Fransızca)

Si la personne mise en examen se soustrait volontairement aux obligations du contrôle judiciaire, le juge d'instruction peut décerner à son encontre mandat d'arrêt ou d'amener. Il peut également, dans les conditions prévues au quatrième alinéa de l'article 137-1, saisir le juge des libertés et de la détention aux fins de placement en détention provisoire. Quelle que soit la peine d'emprisonnement encourue, le juge des libertés et de la détention peut décerner, à l'encontre de cette personne, un mandat de dépôt en vue de sa détention provisoire, sous réserve des dispositions de l'article 141-3.

Si la personne se soustrait aux obligations du contrôle judiciaire alors qu'elle est renvoyée devant la juridiction de jugement, le procureur de la République peut, hors le cas prévu par l'article 272-1, saisir le juge des libertés et de la détention pour que celui-ci décerne mandat d'arrêt ou d'amener à son encontre. Ce magistrat est également compétent pour ordonner, conformément aux dispositions de l'article 135-2, le placement en détention provisoire de l'intéressé. Les articles 141-4 et 141-5 sont applicables ; les attributions confiées au juge d'instruction par ces mêmes articles sont alors exercées par le procureur de la République. Dans tous les cas prévus au présent article, le juge des libertés et de la détention, s'il estime que la détention provisoire n'est pas justifiée, peut modifier les obligations du contrôle judiciaire ou placer l'intéressé sous assignation à résidence avec surveillance électronique.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 113

Güvence

(1) Şüpheli veya sanık tarafından gösterilecek güvence, aşağıda yazılı hususların yerine getirilmesini sağlar:

a) Şüpheli veya sanığın bütün usul işlemlerinde, hükmün infazında veya altına alınabileceği diğer yükümlülükleri yerine getirmek üzere hazır bulunması.

b) Aşağıda gösterilen sıraya göre ödemelerin yapılması:

1. Katılanın yaptığı masraflar, suçun neden olduğu zararların giderilmesi ve eski hâle getirme; şüpheli veya sanık nafaka borçlarını ödememeleri nedeniyle kovuşturuluyorlarsa nafaka borçları.

2. Kamusal giderler.

3. Para cezaları.

(2) Şüpheli veya sanığı güvence göstermeye zorunlu kılan kararda, güvencenin karşıladığı kısımlar ayrı ayrı gösterilir.

Mehaz madde — Fransız CMK m. 142

Şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınan kişinin bir teminat yatırmakla veya güvence oluşturmakla yükümlü tutulması hâlinde, bu teminat veya güvenceler şunları güvence altına alır:

1° Şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınan kişinin, sanığın veya isnat altına alınan kişinin usulün tüm işlemlerinde ve hükmün icrası için hazır bulunmasını, ayrıca gerektiğinde kendisine yüklenen diğer yükümlülüklerin yerine getirilmesini;

2° Aşağıdaki sırayla ödemeyi:

a) Suçtan doğan zararların tazminini ve iadeleri, ayrıca şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınan kişi nafaka borcunu ödememekten dolayı kovuşturulmakta ise nafaka borcunu;

b) Para cezalarını.

Sorgu hâkiminin veya özgürlükler ve tutukluluk hâkiminin kararı, teminatın veya güvencelerin her iki kısmına tahsis edilen meblağları belirler. Bununla birlikte sorgu hâkimi veya özgürlükler ve tutukluluk hâkimi, güvencelerin 2°'de öngörülen meblağların tamamını veya bunlardan yalnızca birini bütünüyle güvence altına alacağına karar verebilir.

Güvenceler, henüz belirlenmemiş veya henüz müdahil olarak davaya katılmamış bir veya birden çok mağdurun haklarını kısmen veya tamamen güvence altına aldığında, Danıştay kararnamesiyle belirlenen koşullarda, bu mağdurlar hesabına ve gerektiğinde Hazine hesabına hareket eden geçici bir hak sahibi adına oluşturulur.

Danıştay kararnamesi, özgürlükler ve tutukluluk hâkiminin veya sorgu hâkiminin aksi yönde karar vermesi dışında, teminatın nakit olarak yatırılamayacağı tutarı belirler.

Özgün metin (Fransızca)

Lorsque la personne mise en examen est astreinte à fournir un cautionnement ou à constituer des sûretés, ce cautionnement ou ces sûretés garantissent :

1° La représentation de la personne mise en examen, du prévenu ou de l'accusé à tous les actes de la procédure et pour l'exécution du jugement, ainsi que, le cas échéant, l'exécution des autres obligations qui lui ont été imposées ;

2° Le paiement dans l'ordre suivant :

a) De la réparation des dommages causés par l'infraction et des restitutions, ainsi que de la dette alimentaire lorsque la personne mise en examen est poursuivie pour le défaut de paiement de cette dette ;

b) Des amendes.

La décision du juge d'instruction ou du juge des libertés et de la détention, détermine les sommes affectées à chacune des deux parties du cautionnement ou des sûretés. Le juge d'instruction ou le juge des libertés et de la détention peut toutefois décider que les sûretés garantiront dans leur totalité le paiement des sommes prévues au 2° ou l'une ou l'autre de ces sommes.

Lorsque les sûretés garantissent, en partie ou en totalité, les droits d'une ou plusieurs victimes qui ne sont pas encore identifiées ou qui ne sont pas encore constituées parties civiles, elles sont établies, dans des conditions précisées par décret en Conseil d'Etat, au nom d'un bénéficiaire provisoire agissant pour le compte de ces victimes et, le cas échéant, du Trésor.

Un décret en Conseil d'Etat fixe le montant au-delà duquel le cautionnement ne peut être effectué en espèces, sauf décision contraire du juge des libertés et de la détention ou du juge d'instruction.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 114

Önceden ödetme

(1) Hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı, şüpheli veya sanığın rızasıyla güvencenin mağdurun haklarını karşılayan veya nafaka borcuna ilişkin bulunan kısımlarının, istedikleri takdirde, mağdura veya nafaka alacaklılarına verilmesini emredebilir.

(2) Soruşturma ve kovuşturmanın konusunu oluşturan olaylar nedeniyle, mağdur veya nafaka alacaklısı lehinde bir yargı kararı verilmiş ise, şüpheli veya sanığın rızası olmasa da ödemenin yapılması emredilebilir.

Mehaz madde — Fransız CMK m. 142-1

Sorgu hâkimi veya özgürlükler ve tutukluluk hâkimi, şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınan kişinin rızasıyla, mağdurun veya nafaka alacaklısının haklarının güvence altına alınmasına tahsis edilen teminat kısmının, talepleri üzerine bunlara avans olarak ödenmesini emredebilir veya bu yönde karar verebilir. Bu ödeme, şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınan kişinin rızası olmasa dahi, kovuşturma konusu olaylar dolayısıyla mağdura veya alacaklıya icra edilebilir bir yargı kararıyla avans tanınmış olması hâlinde de emredilebilir veya kararlaştırılabilir.

Özgün metin (Fransızca)

Le juge d'instruction ou le juge des libertés et de la détention peut, avec le consentement de la personne mise en examen, ordonner, ou décider, que la partie du cautionnement affectée à la garantie des droits de la victime ou du créancier d'une dette alimentaire soit versée à ceux-ci par provision, sur leur demande. Ce versement peut aussi être ordonné, ou décidé, même sans le consentement de la personne mise en examen, lorsqu'une décision de justice exécutoire a accordé à la victime ou au créancier une provision à l'occasion des faits qui sont l'objet des poursuites.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 115

Güvencenin geri verilmesi

(1) Hükümlü, 113 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı bütün yükümlülükleri yerine getirmiş ise güvencenin 113 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendini karşılayan ve aynı maddenin ikinci fıkrasına göre verilecek kararda belirtilen kısmı kendisine geri verilir.

(2) Güvencenin, suç mağduruna veya nafaka alacaklısına verilmemiş olan ikinci kısmı, kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararları verildiğinde de şüpheli veya sanığa geri verilir. Aksi hâlde, geçerli mazereti dışında, güvence Devlet Hazinesine gelir yazılır.

(3) Hükümlülük hâlinde güvence 113 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan hükümlere göre kullanılır, fazlası geri verilir.

Dördüncü Bölüm

Arama ve Elkoyma

Madde 116

Şüpheli veya sanıkla ilgili arama

1 değişiklik

(1) Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir.[25]

Mehaz madde — Alman CMK m. 102

Şüpheli hakkında arama

Bir suçun faili veya şeriki olmakla ya da veri hırsızlığı, suçluyu kayırma, adaleti yanıltma veya suç eşyasını satın alma suçlarını işlediğinden şüphelenilen kişi hakkında, gerek yakalanması amacıyla gerekse aramanın delillerin bulunmasına yol açacağı varsayılıyorsa, konutunun ve diğer yerlerin ile kendisinin ve ona ait eşyaların araması yapılabilir.

Özgün metin (Almanca)

Bei dem, welcher als Täter oder Teilnehmer einer Straftat oder der Datenhehlerei, Begünstigung, Strafvereitelung oder Hehlerei verdächtig ist, kann eine Durchsuchung der Wohnung und anderer Räume sowie seiner Person und der ihm gehörenden Sachen sowohl zum Zweck seiner Ergreifung als auch dann vorgenommen werden, wenn zu vermuten ist, daß die Durchsuchung zur Auffindung von Beweismitteln führen werde.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 117

Diğer kişilerle ilgili arama

(1) Şüphelinin veya sanığın yakalanabilmesi veya suç delillerinin elde edilebilmesi amacıyla, diğer bir kişinin de üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir.

(2) Bu hâllerde aramanın yapılması, aranılan kişinin veya suçun delillerinin belirtilen yerlerde bulunduğunun kabul edilebilmesine olanak sağlayan olayların varlığına bağlıdır.

(3) Bu sınırlama, şüphelinin veya sanığın bulunduğu yerler ile, izlendiği sırada girdiği yerler hakkında geçerli değildir.

Mehaz madde — Alman CMK m. 103

Diğer kişiler nezdinde arama

(1) Diğer kişiler nezdinde arama, ancak şüphelinin yakalanması veya bir suçun izlerinin takibi ya da belirli eşyalara el konulması amacıyla ve aranan kişinin, izin veya eşyanın aranacak yerlerde bulunduğu sonucuna varılabilecek olgular mevcut olduğunda caizdir. Ceza Kanunu'nun 89a maddesi veya 89c maddesi fıkra 1 ila 4 ve 8'i ya da Ceza Kanunu'nun, 129b maddesi fıkra 1 ile bağlantılı olsa dahi, 129a maddesi uyarınca ya da bu hükümde belirtilen suçlardan birini işlemiş olmakla ağır şekilde şüphelenilen bir şüphelinin yakalanması amacıyla, konutların ve diğer yerlerin araması, bunların, şüphelinin içinde bulunduğu varsayılabilecek olgulara dayanarak bir binada bulunması hâlinde de caizdir.

(2) Fıkra 1 cümle 1'deki sınırlamalar, şüphelinin yakalandığı veya kovalama sırasında girmiş olduğu yerler bakımından geçerli değildir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Bei anderen Personen sind Durchsuchungen nur zur Ergreifung des Beschuldigten oder zur Verfolgung von Spuren einer Straftat oder zur Beschlagnahme bestimmter Gegenstände und nur dann zulässig, wenn Tatsachen vorliegen, aus denen zu schließen ist, daß die gesuchte Person, Spur oder Sache sich in den zu durchsuchenden Räumen befindet. Zum Zwecke der Ergreifung eines Beschuldigten, der dringend verdächtig ist, eine Straftat nach § 89a oder § 89c Absatz 1 bis 4 und 8 des Strafgesetzbuchs oder nach § 129a, auch in Verbindung mit § 129b Abs. 1, des Strafgesetzbuches oder eine der in dieser Vorschrift bezeichneten Straftaten begangen zu haben, ist eine Durchsuchung von Wohnungen und anderen Räumen auch zulässig, wenn diese sich in einem Gebäude befinden, von dem auf Grund von Tatsachen anzunehmen ist, daß sich der Beschuldigte in ihm aufhält.

(2) Die Beschränkungen des Absatzes 1 Satz 1 gelten nicht für Räume, in denen der Beschuldigte ergriffen worden ist oder die er während der Verfolgung betreten hat.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 118

Gece yapılacak arama

(1) Konutta, işyerinde veya diğer kapalı yerlerde gece vaktinde arama yapılamaz.

(2) Suçüstü veya gecikmesinde sakınca bulunan hâller ile yakalanmış veya gözaltına alınmış olup da firar eden kişi veya tutuklu veya hükümlünün tekrar yakalanması amacıyla yapılan aramalarda, birinci fıkra hükmü uygulanmaz.

Mehaz madde — Alman CMK m. 104

Mekânların gece vakti aranması

(1) Konut, işyeri ve çevrili mülk, gece vakti ancak aşağıdaki hâllerde aranabilir:

1. suçüstü hâlinde kovuşturma yapılması,

2. gecikmesinde tehlike bulunması,

3. arama sırasında delil olarak değerlendirilebilecek bir elektronik depolama aracına erişileceğine dair belirli olguların şüphe uyandırması ve gece vakti arama yapılmaksızın elektronik depolama aracının, özellikle şifresiz biçimde, değerlendirilmesinin sonuçsuz kalacak veya önemli ölçüde güçleşecek olması, veya

4. kaçan bir tutuklunun yeniden yakalanması.

(2) Bu sınırlama, gece vakti herkese açık olan veya polisçe cezalandırılmış kişilerin barınağı veya toplanma yeri, suç yoluyla elde edilen eşyaların deposu, ya da kumar, izinsiz uyuşturucu madde, kenevir ve silah ticareti veya fuhuşun gizli yeri olarak bilinen mekânlar için geçerli değildir.

(3) Gece vakti, saat 21.00 ile 6.00 arasındaki süreyi kapsar.

Özgün metin (Almanca)

(1) Zur Nachtzeit dürfen die Wohnung, die Geschäftsräume und das befriedete Besitztum nur in folgenden Fällen durchsucht werden:

1. bei Verfolgung auf frischer Tat,

2. bei Gefahr im Verzug,

3. wenn bestimmte Tatsachen den Verdacht begründen, dass während der Durchsuchung auf ein elektronisches Speichermedium zugegriffen werden wird, das als Beweismittel in Betracht kommt, und ohne die Durchsuchung zur Nachtzeit die Auswertung des elektronischen Speichermediums, insbesondere in unverschlüsselter Form, aussichtslos oder wesentlich erschwert wäre oder

4. zur Wiederergreifung eines entwichenen Gefangenen.

(2) Diese Beschränkung gilt nicht für Räume, die zur Nachtzeit jedermann zugänglich oder die der Polizei als Herbergen oder Versammlungsorte bestrafter Personen, als Niederlagen von Sachen, die mittels Straftaten erlangt sind, oder als Schlupfwinkel des Glücksspiels, des unerlaubten Betäubungsmittel-, Cannabis- und Waffenhandels oder der Prostitution bekannt sind.

(3) Die Nachtzeit umfasst den Zeitraum von 21 bis 6 Uhr.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 119

Arama kararı

3 değişiklik

(1) (Değişik : 25/5/2005 – 5353/15 md.) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir. Kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhal bildirilir.

(2) Arama karar veya emrinde;

a) Aramanın nedenini oluşturan fiil,

b) Aranılacak kişi, aramanın yapılacağı konut veya diğer yerin adresi ya da eşya,

c) Karar veya emrin geçerli olacağı zaman süresi,

Açıkça gösterilir.

(3) Arama tutanağına işlemi yapanların açık kimlikleri yazılır. (Mülga ikinci cümle: 25/5/2005 – 5353/15 md.)

(4) Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur.

(5) (Değişik: 25/7/2018-7145/14 md.) Askerî mahallerde yapılacak arama, Cumhuriyet savcısının nezaretinde askerî makamların katılımıyla adlî kolluk görevlileri tarafından yerine getirilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle de askerî makamların katılımıyla adlî kolluk görevlileri tarafından arama yapılabilir.

Mehaz madde — Alman CMK m. 105

Aramada usul

(1) Aramaya yalnızca hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise Cumhuriyet savcılığı ve onun soruşturma görevlileri (Mahkemeler Teşkilatı Kanunu'nun 152. maddesi) tarafından karar verilebilir. § 103 fıkra 1 cümle 2 uyarınca aramalara hâkim karar verir; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcılığı da buna yetkilidir.

(2) Konutun, işyerinin veya çevrili taşınmazın hâkim veya savcının katılımı olmaksızın aranması halinde, mümkünse bir belediye görevlisi veya aramanın yapıldığı bölgedeki belediyeden iki üye hazır bulundurulur. Belediye üyesi olarak hazır bulundurulan kişiler polis memuru veya Cumhuriyet savcılığının soruşturma görevlisi olamaz.

(3) Bir resmi binada veya Federal Ordu'nun genel olarak erişilebilir olmayan bir tesis veya kurumunda arama yapılması gerekli olduğunda, Federal Ordu'nun üst makamından bunun yürütülmesi talep edilir. Talepte bulunan makam katılım hakkına sahiptir. Aranacak yerlerin yalnızca asker olmayan kişiler tarafından kullanılması hâlinde bu talep gerekli değildir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Durchsuchungen dürfen nur durch den Richter, bei Gefahr im Verzug auch durch die Staatsanwaltschaft und ihre Ermittlungspersonen (§ 152 des Gerichtsverfassungsgesetzes) angeordnet werden. Durchsuchungen nach § 103 Abs. 1 Satz 2 ordnet der Richter an; die Staatsanwaltschaft ist hierzu befugt, wenn Gefahr im Verzug ist.

(2) Wenn eine Durchsuchung der Wohnung, der Geschäftsräume oder des befriedeten Besitztums ohne Beisein des Richters oder des Staatsanwalts stattfindet, so sind, wenn möglich, ein Gemeindebeamter oder zwei Mitglieder der Gemeinde, in deren Bezirk die Durchsuchung erfolgt, zuzuziehen. Die als Gemeindemitglieder zugezogenen Personen dürfen nicht Polizeibeamte oder Ermittlungspersonen der Staatsanwaltschaft sein.

(3) Wird eine Durchsuchung in einem Dienstgebäude oder einer nicht allgemein zugänglichen Einrichtung oder Anlage der Bundeswehr erforderlich, so wird die vorgesetzte Dienststelle der Bundeswehr um ihre Durchführung ersucht. Die ersuchende Stelle ist zur Mitwirkung berechtigt. Des Ersuchens bedarf es nicht, wenn die Durchsuchung von Räumen vorzunehmen ist, die ausschließlich von anderen Personen als Soldaten bewohnt werden.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 120

Aramada hazır bulunabilecekler

(1) Aranacak yerlerin sahibi veya eşyanın zilyedi aramada hazır bulunabilir; kendisi bulunmazsa temsilcisi veya ayırt etme gücüne sahip hısımlarından biri veya kendisiyle birlikte oturmakta olan bir kişi veya komşusu hazır bulundurulur.

(2) 117 nci maddenin birinci fıkrasında gösterilen hâllerde zilyet ve bulunmazsa yerine çağrılacak kişiye, aramaya başlamadan önce aramanın amacı hakkında bilgi verilir.

(3) Kişinin avukatının aramada hazır bulunmasına engel olunamaz.

Mehaz madde — Alman CMK m. 106

Arama konusu yerin sahibinin katılımı

(1) Aranacak yerlerin veya eşyaların sahibi aramaya katılabilir. Sahibi bulunmuyorsa, mümkünse temsilcisi veya reşit bir akraba, ev arkadaşı ya da komşu hazır bulundurulur.

(2) Sahibine veya onun yokluğunda hazır bulundurulan kişiye, § 103 fıkra 1 kapsamındaki hallerde arama başlamadan önce aramanın amacı bildirilmelidir. Bu hüküm § 104 fıkra 2'de belirtilen yerlerin sahipleri bakımından geçerli değildir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Der Inhaber der zu durchsuchenden Räume oder Gegenstände darf der Durchsuchung beiwohnen. Ist er abwesend, so ist, wenn möglich, sein Vertreter oder ein erwachsener Angehöriger, Hausgenosse oder Nachbar zuzuziehen.

(2) Dem Inhaber oder der in dessen Abwesenheit zugezogenen Person ist in den Fällen des § 103 Abs. 1 der Zweck der Durchsuchung vor deren Beginn bekanntzumachen. Diese Vorschrift gilt nicht für die Inhaber der in § 104 Abs. 2 bezeichneten Räume.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 121

Arama sonunda verilecek belge

(1) Aramanın sonunda hakkında arama işlemi uygulanan kimseye istemi üzerine aramanın 116 ve 117 nci maddelere göre yapıldığını ve 116 ncı maddede gösterilen durumda soruşturma veya kovuşturma konusu fiilin niteliğini belirten bir belge ve istemi üzerine elkonulan veya koruma altına alınan eşyanın listesini içeren bir defter ve eğer şüpheyi haklı kılan bir şey elde edilmemiş ise bunu belirten bir belge verilir.

(2) Birinci fıkrada belirtilen belgelerde, hakkında arama işlemi uygulanan kimsenin, elkonulan eşyanın mülkiyetine ilişkin görüş ve iddialarına da yer verilir.

(3) Koruma altına alınan veya elkonulan eşyanın tam bir defteri yapılır ve bu eşya resmî mühürle mühürlenir veya bir işaret konulur.

Mehaz madde — Alman CMK m. 107

Arama belgesi; el koyma listesi

Aramaya maruz kalan kişiye, arama sona erdikten sonra talep üzerine, aramanın gerekçesini (§ 102, § 103) ve § 102 hâlinde suçu da belirten yazılı bir bildirim yapılmalıdır. Ayrıca kendisine talep üzerine muhafaza altına alınan veya el konulan eşyaların bir listesi, hiçbir şüpheli eşya bulunmamışsa bu hususa ilişkin bir belge verilmelidir.

Özgün metin (Almanca)

Dem von der Durchsuchung Betroffenen ist nach deren Beendigung auf Verlangen eine schriftliche Mitteilung zu machen, die den Grund der Durchsuchung (§§ 102, 103) sowie im Falle des § 102 die Straftat bezeichnen muß. Auch ist ihm auf Verlangen ein Verzeichnis der in Verwahrung oder in Beschlag genommenen Gegenstände, falls aber nichts Verdächtiges gefunden wird, eine Bescheinigung hierüber zu geben.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 122

Belge veya kâğıtları inceleme yetkisi

(1) Hakkında arama işlemi uygulanan kimsenin belge veya kâğıtlarını inceleme yetkisi, Cumhuriyet savcısı ve hâkime aittir.

(2) Belge ve kâğıtların zilyedi veya temsilcisi kendi mührünü de koyabilir veya imzasını atabilir. İleride mührün kaldırılmasına ve kâğıtların incelenmesine karar verildiğinde bu işlemin yapılmasında hazır bulunmak üzere, zilyedi veya temsilcisi ya da müdafii veya vekili çağrılır; çağrıya uyulmadığında gerekli işlem yapılır.

(3) İnceleme sonucu soruşturma veya kovuşturma konusu suça ilişkin olmadığı anlaşılan belge veya kâğıtlar ilgilisine geri verilir.

Madde 123

Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması

1 değişiklik

(1) İspat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, muhafaza altına alınır.

(2) Yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir.

(3) (Ek:27/12/2020-7262/19 md.) Muhafaza altına alınan veya elkonulan eşya ya da malvarlığı değerlerinin kıymeti tespit edilir.

Mehaz madde — Alman CMK m. 94

İspat amacıyla eşyanın muhafaza altına alınması ve el konulması

(1) Soruşturma bakımından delil olarak önem taşıyabilecek eşya, muhafaza altına alınır veya başka bir şekilde güvence altına alınır.

(2) Eşya bir kişinin zilyetliğinde bulunuyorsa ve gönüllü olarak teslim edilmiyorsa, el koyma yoluna başvurulması gerekir.

(3) Birinci ve ikinci fıkralar, müsadereye tabi olan sürücü belgeleri hakkında da uygulanır.

(4) Taşınır eşyanın iadesi, § 111n ve § 111o hükümlerine tabidir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Gegenstände, die als Beweismittel für die Untersuchung von Bedeutung sein können, sind in Verwahrung zu nehmen oder in anderer Weise sicherzustellen.

(2) Befinden sich die Gegenstände in dem Gewahrsam einer Person und werden sie nicht freiwillig herausgegeben, so bedarf es der Beschlagnahme.

(3) Die Absätze 1 und 2 gelten auch für Führerscheine, die der Einziehung unterliegen.

(4) Die Herausgabe beweglicher Sachen richtet sich nach den §§ 111n und 111o.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 124

İstenen eşyayı vermeyenler hakkında yapılacak işlem

(1) 123 üncü maddede yazılı eşya veya diğer malvarlığı değerlerini yanında bulunduran kişi, istem üzerine bu şeyi göstermek ve teslim etmekle yükümlüdür.

(2) Kaçınma hâlinde bu şeyin zilyedi hakkında 60 ıncı maddede yer alan disiplin hapsine ilişkin hükümler uygulanır. Ancak, şüpheli veya sanık ya da tanıklıktan çekinebilecekler hakkında bu hüküm uygulanmaz.

Mehaz madde — Alman CMK m. 95

Teslim yükümlülüğü

(1) Yukarıda belirtilen türden bir eşyayı zilyetliğinde bulunduran kişi, talep üzerine bu eşyayı ibraz ve teslim etmekle yükümlüdür.

(2) Teslimden kaçınılması hâlinde, kişi hakkında § 70'te öngörülen düzen ve zorlama tedbirleri uygulanabilir. Bu hüküm, tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişiler bakımından uygulanmaz.

Özgün metin (Almanca)

(1) Wer einen Gegenstand der vorbezeichneten Art in seinem Gewahrsam hat, ist verpflichtet, ihn auf Erfordern vorzulegen und auszuliefern.

(2) Im Falle der Weigerung können gegen ihn die in § 70 bestimmten Ordnungs- und Zwangsmittel festgesetzt werden. Das gilt nicht bei Personen, die zur Verweigerung des Zeugnisses berechtigt sind.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 125

İçeriği Devlet sırrı niteliğindeki belgelerin mahkemece incelenmesi

(1) Bir suç olgusuna ilişkin bilgileri içeren belgeler, Devlet sırrı olarak mahkemeye karşı gizli tutulamaz.

(2) Devlet sırrı niteliğindeki bilgileri içeren belgeler, ancak mahkeme hâkimi veya heyeti tarafından incelenebilir. Bu belgelerde yer alan ve sadece yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek nitelikte olan bilgiler, hâkim veya mahkeme başkanı tarafından tutanağa kaydettirilir.

(3) Bu madde hükmü, hapis cezasının alt sınırı beş yıl veya daha fazla olan suçlarla ilgili olarak uygulanır.

Madde 126

Elkonulamayacak mektuplar, belgeler

(1) Şüpheli veya sanık ile 45 ve 46 ncı maddelere göre tanıklıktan çekinebilecek kimseler arasındaki mektuplara ve belgelere; bu kimselerin nezdinde bulundukça elkonulamaz.

Madde 127

Elkoyma kararını verme yetkisi

3 değişiklik

(1) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir.

(2) Kolluk görevlisinin açık kimliği, elkoyma işlemine ilişkin tutanağa geçirilir.

(3) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar.

(4) Zilyedliğinde bulunan eşya veya diğer malvarlığı değerlerine elkonulan kimse, hâkimden her zaman bu konuda bir karar verilmesini isteyebilir.

(5) Elkoyma işlemi, suçtan zarar gören mağdura gecikmeksizin bildirilir.

(6) (Değişik: 25/7/2018-7145/15 md.) Askerî mahallerde yapılacak elkoyma işlemi, Cumhuriyet savcısının nezaretinde askerî makamların katılımıyla adlî kolluk görevlileri tarafından yerine getirilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle de askerî makamların katılımıyla adlî kolluk görevlileri tarafından elkoyma işlemi yapılabilir.

Madde 128

Taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma

7 değişiklik

(1) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait;

a) Taşınmazlara,

b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına,

c) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba,

d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara,

e) Kıymetli evraka,

f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına,

g) Kiralık kasa mevcutlarına,

h) Diğer malvarlığı değerlerine,

Elkonulabilir. Somut olarak belirlenen Bu taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktan başka bir kişinin zilyetliğinde bulunması halinde dahi, elkoyma işlemi yapılabilir. (Ek cümle: 21/2/2014 – 6526/10 md.) Bu madde kapsamında elkoyma kararı alınabilmesi için ilgisine göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Mali Suçları Araştırma Kurulu, Hazine Müsteşarlığı ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumundan, suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınır. Bu rapor en geç üç ay içinde hazırlanır. Özel sebepler zorunlu kıldığında bu süre talep üzerine iki ay daha uzatılabilir.[26]

(2) Birinci fıkra hükmü;[27]

a) Türk Ceza Kanununda tanımlanan;

1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),

2. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) ile organ veya doku ticareti (madde 91),

3. Hırsızlık (madde 141, 142),

4. Yağma (madde 148, 149),

5. Güveni kötüye kullanma (madde 155),

6. Dolandırıcılık (madde 157, 158),

7. Hileli iflas (madde 161),

8. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),

9. Parada sahtecilik (madde 197),

10. (Mülga: 21/2/2014 – 6526/10 md.; Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/25 md.) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220, fıkra üç),

11. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),

12. Edimin ifasına fesat karıştırma (madde 236),

13. (Ek: 24/11/2016-6763/25 md.) Tefecilik (madde 241),

14. Zimmet (madde 247),

15. İrtikap (madde 250)

16. Rüşvet (madde 252),

17. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 305, 306, 307, 308),

18. (Değişik: 2/12/2014-6572/41 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),

19. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337) suçları.

b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları,

c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,

d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar,

e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar,

Hakkında uygulanır.

(3) Taşınmaza elkonulması kararı, tapu kütüğüne şerh verilmek suretiyle icra edilir.

(4) Kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen elkoyma kararı, bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur.

(5) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba elkonulması kararı, teknik iletişim araçlarıyla ilgili banka veya malî kuruma derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili banka veya malî kuruma ayrıca tebliğ edilir. Elkoyma kararı alındıktan sonra, hesaplar üzerinde yapılan bu kararı etkisiz kılmaya yönelik işlemler geçersizdir.

(6) Şirketteki ortaklık paylarına elkoyma kararı, ilgili şirket yönetimine ve şirketin kayıtlı bulunduğu ticaret sicili müdürlüğüne teknik iletişim araçlarıyla derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili şirkete ve ticaret sicili müdürlüğüne ayrıca tebliğ edilir.

(7) Hak ve alacaklara elkoyma kararı, ilgili gerçek veya tüzel kişiye teknik iletişim araçlarıyla derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili gerçek veya tüzel kişiye ayrıca tebliğ edilir.

(8) Bu madde hükmüne göre alınan elkoyma kararının gereklerine aykırı hareket edilmesi halinde, Türk Ceza Kanununun "Muhafaza görevini kötüye kullanma" başlıklı 289 uncu maddesi hükümleri uygulanır.

(9) (Değişik: 24/11/2016-6763/25 md.) Bu madde hükümlerine göre elkoymaya ve onuncu fıkra uyarınca kayyım atanmasına ancak hâkim karar verebilir.

(10) (Ek: 15/8/2016-KHK-674/13 md.; Aynen kabul: 10/11/2016-6758/13 md.) Bu madde uyarınca elkonulan taşınmaz, hak ve alacakların idaresi gerektiğinde bu malvarlığı değerlerinin yönetimi amacıyla kayyım atanabilir. Bu durumda 133 üncü madde hükümleri kıyasen uygulanır.

Madde 128/A

Bilişim suçlarının işlenmesi suretiyle elde edilen menfaatin bulunduğu hesabın askıya alınması ve elkoyma

1 değişiklik

(Ek:24/12/2025-7571/22 md.)

(1) Türk Ceza Kanununda yer alan;

a) Nitelikli hırsızlık (madde 142, fıkra iki, bent e),

b) Nitelikli dolandırıcılık (madde 158, fıkra bir, bent f ve l),

c) Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması (madde 245),

suçlarının işlendiği hususunda makul şüphe bulunması halinde banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılan ya da yapılmaya teşebbüs edilen işlemlere konu suçta kullanılan her türlü hesabın kırksekiz saate kadar askıya alınmasına ilgili banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı tarafından karar verilebilir.

(2) Askıya alma işlemi ve hesap hareketleri, ilgili malî kurum tarafından tüm bilgi ve belgelerle birlikte derhal Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir. Askıya alma işlemi ayrıca hesap sahibine de bildirilir. Hesap sahibi, askıya alma işleminin kaldırılması için Cumhuriyet başsavcılığına başvurabilir. Cumhuriyet savcısı, başvuru hakkında yirmidört saat içinde karar verir.

(3) Askıya alma işlemi tamamlanmadan suça konu menfaatin başka bir malî kuruma transfer edildiğinin tespit edilmesi halinde bu durum, askıya alma işleminin yapılabilmesi için banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı tarafından ilgili malî kuruma gecikmeksizin bildirilir.

(4) Birinci fıkra uyarınca malî kurum tarafından askıya alınan veya Cumhuriyet savcısının yazılı emri üzerine askıya alınan hesapta bulunan suça konu menfaate hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle askıya alma süresi içinde elkonulabilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde elkoyma kendiliğinden kalkar. Bu madde hükümlerine göre elkoyma işlemi yapılabilmesi bakımından 128 inci maddede belirtilen rapor alma şartı aranmaz.

(5) Elkonulan suça konu menfaat, suçtan zarar gören mağdura ait olduğunun anlaşılması halinde soruşturma veya kovuşturma evresinde sahibine iade edilir.

(6) Bu madde uyarınca askıya alma işlemine karar veren gerçek ve tüzel kişiler, hukukî bakımdan sorumlu tutulmaz.

(7) Yürütülen bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısından istenen bilgi veya belgenin on gün içinde fiziki veya elektronik ortamda gönderilmesi zorunludur. İstenen bilgi veya belgenin gönderilmemesi ya da eksik gönderilmesi halinde Cumhuriyet savcısı tarafından ilgili banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısına elli bin Türk Lirasından üç yüz bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.

Mehaz madde — Fransız CMK m. 706-154

706-153 üncü maddenin aksine, adli kolluk memuru, her türlü araçla, Cumhuriyet savcısı veya sorgu hâkimi tarafından, mevduat, ödeme hesapları veya Parasal ve Mali Kanunun L. 54-10-1 inci maddesinde belirtilen kripto varlık hesaplarını tutmaya kanunen yetkili bir kuruluş nezdinde açılmış bir hesaba yatırılmış bir para tutarının, Hazine avansıyla haczine geçmek üzere yetkilendirilebilir. Cumhuriyet savcısı tarafından kendisine başvurulan özgürlükler ve tutukluluk hâkimi veya sorgu hâkimi, haczin gerçekleştirilmesinden itibaren on gün içinde, yargılama mahkemesi davaya bakıyor olsa dahi, haczin devamı veya kaldırılması hakkında gerekçeli kararla karar verir.

Birinci fıkra uyarınca alınan karar, Cumhuriyet savcılığına, hesap sahibine veya kripto varlığın malikine ve bilinmesi halinde bu hesap veya kripto varlık üzerinde hak sahibi üçüncü kişilere tebliğ edilir; bunlar, kararın tebliğinden itibaren on gün içinde mahkeme kalemine beyanda bulunmak suretiyle kararı istinaf mahkemesinin soruşturma dairesine götürebilirler. Bu istinaf yolu icrayı durdurmaz. İstinaf eden, bu çerçevede yalnızca itiraz ettiği hacze ilişkin soruşturma evrakının kendisine sunulmasını talep edebilir. İstinaf etmemiş olsalar dahi, hesap sahibi ve üçüncü kişiler, soruşturma evrakının kendilerine sunulmasını talep edemeseler de, istinaf mahkemesinin soruşturma dairesince dinlenebilirler.

Haciz, mevduat, ödeme hesaplarını tutmaya kanunen yetkili bir kuruluş nezdinde açılmış bir hesaba yatırılmış para tutarına veya aynı L. 54-10-1 inci maddede belirtilen kripto varlıklara ilişkin olduğunda, haciz, bu hesaba alacak kaydedilmiş bütün tutarlara veya haciz anında elde bulundurulan bütün kripto varlıklara ve gerektiğinde haciz kararında belirtilen tutara kadar farksız olarak uygulanır.

Özgün metin (Fransızca)

Par dérogation à l'article 706-153, l'officier de police judiciaire peut être autorisé, par tout moyen, par le procureur de la République ou par le juge d'instruction à procéder, aux frais avancés du Trésor, à la saisie d'une somme d'argent versée sur un compte ouvert auprès d'un établissement habilité par la loi à tenir des comptes de dépôts, de paiement ou de crypto-actifs mentionnés à l'article L. 54-10-1 du code monétaire et financier. Le juge des libertés et de la détention, saisi par le procureur de la République, ou le juge d'instruction se prononce par ordonnance motivée sur le maintien ou la mainlevée de la saisie dans un délai de dix jours à compter de sa réalisation, y compris si la juridiction de jugement est saisie.

L'ordonnance prise en application du premier alinéa est notifiée au ministère public, au titulaire du compte ou au propriétaire de crypto-actifs et, s'ils sont connus, aux tiers ayant des droits sur ce compte ou ce crypto-actif, qui peuvent la déférer à la chambre de l'instruction par déclaration au greffe du tribunal dans un délai de dix jours à compter de la notification de l'ordonnance. Cet appel n'est pas suspensif. L'appelant ne peut prétendre dans ce cadre qu'à la mise à disposition des seules pièces de la procédure se rapportant à la saisie qu'il conteste. S'ils ne sont pas appelants, le titulaire du compte et les tiers peuvent néanmoins être entendus par la chambre de l'instruction, sans toutefois pouvoir prétendre à la mise à disposition de la procédure.

Lorsque la saisie porte sur une somme d'argent versée sur un compte ouvert auprès d'un établissement habilité par la loi à tenir des comptes de dépôts, de paiement ou sur des crypto-actifs mentionnés au même article L. 54-10-1, elle s'applique indifféremment à l'ensemble des sommes inscrites au crédit de ce compte ou à l'ensemble des crypto-actifs détenus au moment de la saisie et à concurrence, le cas échéant, du montant indiqué dans la décision de saisie.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 129

Postada elkoyma

1 değişiklik

(1) Suçun delillerini oluşturduğundan şüphe edilen ve gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturma ve kovuşturmada adliyenin eli altında olması zorunlu sayılıp, posta hizmeti veren her türlü resmî veya özel kuruluşta bulunan gönderilere, hâkimin veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararı ile elkonulabilir.

(2) Hâkim kararının veya Cumhuriyet savcısının emrinin kendilerine bildirilmesi üzerine elkoyma işlemini yerine getiren kolluk memurları, birinci fıkrada belirtilen gönderilerin içinde bulunduğu zarfları veya paketleri açamazlar. Elkonulan gönderiler, ilgili posta görevlilerinin huzuru ile mühür altına alınıp derhâl elkoyma kararını veya emrini veren hâkim veya Cumhuriyet savcısına teslim edilir.

(3) (Ek:20/11/2017-KHK-696/94 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/89 md.)[28] Elkoyma kararı veya emrinin aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak verilmesi halinde gönderilerin bulunduğu zarf veya paketler Cumhuriyet savcısının talimatıyla kolluk memurları tarafından açılabilir.

a) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

1. Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi (madde 174),

2. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),

suçları.

b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 12 nci ve 13 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.

c) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 67 nci ve 68 inci maddelerinde tanımlanan suçlar.

(4) Soruşturma ve kovuşturmanın amacına zarar vermek olasılığı bulunmadıkça, alınmış tedbirler ilgililere bildirilir.

(5) Açılmamasına veya açılıp da içeriği bakımından adliyenin eli altında tutulmasına gerek bulunmadığına karar verilen gönderiler, hemen ilgililerine teslim olunur.

Mehaz madde — Alman CMK m. 99

Posta Gönderilerine El Konulması ve Bilgi Talebi

(1) Meslek olarak posta veya telekomünikasyon hizmeti veren veya bunlara katılan kişilerin veya işletmelerin zilyetliğinde bulunan, şüpheliye gönderilmiş posta gönderilerine ve telgraflara el konulması caizdir. Aynı şekilde, mevcut olgulardan, bunların şüpheliden geldiği veya ona gönderildiği ve içeriklerinin soruşturma için önem taşıdığı sonucuna varılabilecek posta gönderilerine ve telgraflara da el konulabilir.

(2) Fıkra 1'deki şartlar altında, meslek olarak posta hizmeti veren veya buna katılan kişilerden veya işletmelerden, şüpheliye gönderilen, ondan gelen veya ona yönelik posta gönderileri hakkında bilgi talep edilmesi de caizdir. Bilgi, yalnızca ceza hukuku dışındaki hukuki düzenlemeler uyarınca elde edilmiş olan ve aşağıdakilere ilişkin verileri kapsar:

1. Gönderenlerin, alıcıların ve, farklı olması halinde, ilgili posta gönderisini teslim eden veya teslim alan kişilerin ad ve adresleri,

2. Yararlanılan posta hizmetinin türü,

3. İlgili posta gönderisinin ölçüleri ve ağırlığı,

4. Posta hizmet sağlayıcısı tarafından ilgili posta gönderisine tahsis edilen gönderi numarası ile, alıcının kendi kendine hizmet veren kilit dolaplı bir teslim istasyonu kullanması halinde, kişisel posta numarası,

5. İlgili posta gönderisinin seyrine ilişkin zaman ve yer bilgileri ile

6. Posta hizmetinin ifası amacıyla oluşturulmuş, posta gönderisine ilişkin görüntü kayıtları.

Posta gönderisinin içeriğine ilişkin bilgi, bunun ötesinde, ancak cümle 1'de belirtilen kişilerin veya işletmelerin bundan hukuka uygun bir şekilde haberdar olmuş olmaları halinde talep edilebilir. Cümle 2 ve 3 uyarınca bilgi, henüz zilyetliklerinde bulunmayan veya artık zilyetliklerinde bulunmayan posta gönderileri hakkında da verilmelidir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Zulässig ist die Beschlagnahme der an den Beschuldigten gerichteten Postsendungen und Telegramme, die sich im Gewahrsam von Personen oder Unternehmen befinden, die geschäftsmäßig Post- oder Telekommunikationsdienste erbringen oder daran mitwirken. Ebenso ist eine Beschlagnahme von Postsendungen und Telegrammen zulässig, bei denen aus vorliegenden Tatsachen zu schließen ist, daß sie von dem Beschuldigten herrühren oder für ihn bestimmt sind und daß ihr Inhalt für die Untersuchung Bedeutung hat.

(2) Unter den Voraussetzungen des Absatzes 1 ist es auch zulässig, von Personen oder Unternehmen, die geschäftsmäßig Postdienste erbringen oder daran mitwirken, Auskunft über Postsendungen zu verlangen, die an den Beschuldigten gerichtet sind, von ihm herrühren oder für ihn bestimmt sind. Die Auskunft umfasst ausschließlich die aufgrund von Rechtsvorschriften außerhalb des Strafrechts erhobenen Daten, sofern sie Folgendes betreffen:

1. Namen und Anschriften von Absendern, Empfängern und, soweit abweichend, von denjenigen Personen, welche die jeweilige Postsendung eingeliefert oder entgegengenommen haben,

2. Art des in Anspruch genommenen Postdienstes,

3. Maße und Gewicht der jeweiligen Postsendung,

4. die vom Postdienstleister zugeteilte Sendungsnummer der jeweiligen Postsendung sowie, sofern der Empfänger eine Abholstation mit Selbstbedienungs-Schließfächern nutzt, dessen persönliche Postnummer,

5. Zeit- und Ortsangaben zum jeweiligen Postsendungsverlauf sowie

6. Bildaufnahmen von der Postsendung, die zu Zwecken der Erbringung der Postdienstleistung erstellt wurden.

Auskunft über den Inhalt der Postsendung darf darüber hinaus nur verlangt werden, wenn die in Satz 1 bezeichneten Personen oder Unternehmen davon auf rechtmäßige Weise Kenntnis erlangt haben. Auskunft nach den Sätzen 2 und 3 müssen sie auch über solche Postsendungen erteilen, die sich noch nicht oder nicht mehr in ihrem Gewahrsam befinden.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 130

Avukat bürolarında arama, elkoyma ve postada elkoyma

(1) Avukat büroları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısının denetiminde aranabilir. Baro başkanı veya onu temsil eden bir avukat aramada hazır bulundurulur.

(2) Arama sonucu elkonulmasına karar verilen şeyler bakımından bürosunda arama yapılan avukat, baro başkanı veya onu temsil eden avukat, bunların avukat ile müvekkili arasındaki meslekî ilişkiye ait olduğunu öne sürerek karşı koyduğunda, bu şey ayrı bir zarf veya paket içerisine konularak hazır bulunanlarca mühürlenir ve bu konuda gerekli kararı vermesi, soruşturma evresinde sulh ceza hâkiminden, kovuşturma evresinde hâkim veya mahkemeden istenir. Yetkili hâkim elkonulan şeyin avukatla müvekkili arasındaki meslekî ilişkiye ait olduğunu saptadığında, elkonulan şey derhâl avukata iade edilir ve yapılan işlemi belirten tutanaklar ortadan kaldırılır. Bu fıkrada öngörülen kararlar, yirmidört saat içinde verilir.

(3) Postada elkoyma durumunda bürosunda arama yapılan avukat veya baro başkanı veya onu temsil eden avukatın karşı koyması üzerine ikinci fıkrada belirtilen usuller uygulanır.

Mehaz madde — Fransız CMK m. 56-1

Bir avukatın bürosunda veya ikametgâhında arama, ancak bir hâkim tarafından ve baro başkanının veya vekilinin huzurunda, bu hâkim tarafından kendisine başvurulan özgürlükler ve tutukluluk hâkiminin, araştırmaların konusu olan suç veya suçların niteliğini, aramayı haklı kılan sebepleri, aramanın konusunu ve fiillerin niteliği ve ağırlığı bakımından orantılılığını belirten yazılı ve gerekçeli bir kararı üzerine yapılabilir. Bu kararın içeriği, aramayı yapan hâkim tarafından, arama başlar başlamaz baro başkanının veya vekilinin bilgisine sunulur. Yalnızca bu hâkim ile baro başkanı veya vekili, olası el koymadan önce mahalde bulunan belge veya eşyaları inceleme veya bunlar hakkında bilgi edinme hakkına sahiptir. Hiçbir el koyma, yukarıda belirtilen kararda belirtilenler dışındaki suçlarla ilgili belge veya eşyaya ilişkin olamaz. Arama avukatın şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınmasıyla haklı kılınıyorsa, ancak fail veya suç ortağı sıfatıyla, işlemin konusu olan suçu veya 203 üncü madde anlamında bağlantılı bir suçu işlediğinden veya işlemeye teşebbüs ettiğinden şüphelenilmesi için makul sebepler bulunması hâlinde izin verilebilir. İşbu fıkra hükümleri hükümsüzlük yaptırımı altında düzenlenmiştir.

Aramayı yapan hâkim, yürütülen araştırmaların avukatlık mesleğinin serbestçe icrasına zarar vermemesine ve 31 Aralık 1971 tarihli ve 71-1130 sayılı, bazı yargısal ve hukuki mesleklerin reformuna ilişkin kanunun 66-5 inci maddesinde öngörülen, savunma ve danışmanlık mesleki sırrı kapsamındaki savunma haklarının kullanılmasına ilişkin hiçbir belgenin el konularak mühür altına alınmamasına özen gösterir.

Baro başkanı veya vekili, bu el koymanın usulsüz olacağını değerlendirdiğinde bir belge veya eşyanın el konulmasına itiraz edebilir. Bu durumda belge veya eşya kapalı mühür altına alınmalıdır. Bu işlemler, baro başkanının veya vekilinin itirazlarını belirten ve dosyaya eklenmeyen bir tutanakla tespit edilir. Arama sırasında itiraza konu olmaksızın başka belge veya eşyalara el konulmuşsa, bu tutanak 57 nci maddede öngörülen tutanaktan ayrı düzenlenir. Bu tutanak ve kapalı mühür altına alınan belge veya eşya, işlem dosyasının aslı veya bir örneğiyle birlikte, gecikmeksizin özgürlükler ve tutukluluk hâkimine iletilir.

Özgürlükler ve tutukluluk hâkimi, bu belgelerin alınmasından itibaren beş gün içinde itiraz hakkında gerekçeli bir kararla karar verir.

Bu amaçla, aramayı yapan hâkimi ve gerektiğinde Cumhuriyet savcısını, ayrıca bürosunda veya ikametgâhında arama yapılan avukatı ve baro başkanını veya vekilini dinler. Bu kişilerin huzurunda mührü açabilir.

Belge veya eşyaya el konulmasına yer olmadığını değerlendirirse, özgürlükler ve tutukluluk hâkimi bunun derhal iade edilmesine, işlemlere ilişkin tutanağın imhasına ve gerektiğinde işlem dosyasında bu belgeye, içeriğine veya bu eşyaya yapılan her türlü atfın kaldırılmasına karar verir.

Aksi hâlde, mührün ve tutanağın işlem dosyasına eklenmesine karar verir. Bu karar, tarafların, duruma göre yargılama mahkemesi veya sorgu dairesi önünde el koymanın hükümsüzlüğünü sonradan talep etme imkânını ortadan kaldırmaz.

Özgürlükler ve tutukluluk hâkiminin kararı, Cumhuriyet savcısı, avukat veya baro başkanı ya da vekili tarafından, sorgu dairesi başkanı önünde, yirmi dört saatlik bir süre içinde icrayı durdurucu bir kanun yoluna konu olabilir. Sorgu dairesi başkanı, işbu maddenin beşinci fıkrasında öngörülen usule göre, kendisine başvurulmasından itibaren beş gün içinde karar verir.

Bu kanun yolu, idare veya yetkili idari makam tarafından da kullanılabilir.

İşbu madde hükümleri, ayrıca avukatlar barosunun veya avukatlar mali ödeme sandıklarının bulunduğu yerlerde yapılan aramalara da uygulanır. Bu durumda, özgürlükler ve tutukluluk hâkimine tanınan yetkiler, aramadan önceden haberdar edilmesi gereken tribunal judiciaire başkanı tarafından kullanılır. Baro başkanının bürosunda veya ikametgâhında yapılan arama hâlinde de aynı şekilde uygulanır.

İşbu madde hükümleri, ayrıca başka kanunlara veya özel kanunlara dayanılarak bir avukatın bürosunda veya ikametgâhında ya da yukarıdaki fıkrada belirtilen mahallerde yapılan arama veya konut ziyaretlerine de uygulanır.

Özgün metin (Fransızca)

Les perquisitions dans le cabinet d'un avocat ou à son domicile ne peuvent être effectuées que par un magistrat et en présence du bâtonnier ou de son délégué, à la suite d'une décision écrite et motivée prise par le juge des libertés et de la détention saisi par ce magistrat, qui indique la nature de l'infraction ou des infractions sur lesquelles portent les investigations, les raisons justifiant la perquisition, l'objet de celle-ci et sa proportionnalité au regard de la nature et de la gravité des faits. Le contenu de cette décision est porté à la connaissance du bâtonnier ou de son délégué dès le début de la perquisition par le magistrat effectuant celle-ci. Celui-ci et le bâtonnier ou son délégué ont seuls le droit de consulter ou de prendre connaissance des documents ou des objets se trouvant sur les lieux préalablement à leur éventuelle saisie. Aucune saisie ne peut concerner des documents ou des objets relatifs à d'autres infractions que celles mentionnées dans la décision précitée. Lorsque la perquisition est justifiée par la mise en cause de l'avocat, elle ne peut être autorisée que s'il existe des raisons plausibles de le soupçonner d'avoir commis ou tenté de commettre, en tant qu'auteur ou complice, l'infraction qui fait l'objet de la procédure ou une infraction connexe au sens de l'article 203. Les dispositions du présent alinéa sont édictées à peine de nullité.

Le magistrat qui effectue la perquisition veille à ce que les investigations conduites ne portent pas atteinte au libre exercice de la profession d'avocat et à ce qu'aucun document relevant de l'exercice des droits de la défense et couvert par le secret professionnel de la défense et du conseil, prévu à l'article 66-5 de la loi n° 71-1130 du 31 décembre 1971 portant réforme de certaines professions judiciaires et juridiques, ne soit saisi et placé sous scellé.

Le bâtonnier ou son délégué peut s'opposer à la saisie d'un document ou d'un objet s'il estime que cette saisie serait irrégulière. Le document ou l'objet doit alors être placé sous scellé fermé. Ces opérations font l'objet d'un procès-verbal mentionnant les objections du bâtonnier ou de son délégué, qui n'est pas joint au dossier de la procédure. Si d'autres documents ou d'autres objets ont été saisis au cours de la perquisition sans soulever de contestation, ce procès-verbal est distinct de celui prévu par l'article 57. Ce procès-verbal ainsi que le document ou l'objet placé sous scellé fermé sont transmis sans délai au juge des libertés et de la détention, avec l'original ou une copie du dossier de la procédure.

Dans les cinq jours de la réception de ces pièces, le juge des libertés et de la détention statue sur la contestation par ordonnance motivée.

A cette fin, il entend le magistrat qui a procédé à la perquisition et, le cas échéant, le procureur de la République, ainsi que l'avocat au cabinet ou au domicile duquel elle a été effectuée et le bâtonnier ou son délégué. Il peut ouvrir le scellé en présence de ces personnes.

S'il estime qu'il n'y a pas lieu à saisir le document ou l'objet, le juge des libertés et de la détention ordonne sa restitution immédiate, ainsi que la destruction du procès-verbal des opérations et, le cas échéant, la cancellation de toute référence à ce document, à son contenu ou à cet objet qui figurerait dans le dossier de la procédure.

Dans le cas contraire, il ordonne le versement du scellé et du procès-verbal au dossier de la procédure. Cette décision n'exclut pas la possibilité ultérieure pour les parties de demander la nullité de la saisie devant, selon les cas, la juridiction de jugement ou la chambre de l'instruction.

La décision du juge des libertés et de la détention peut faire l'objet d'un recours suspensif dans un délai de vingt-quatre heures, formé par le procureur de la République, l'avocat ou le bâtonnier ou son délégué devant le président de la chambre de l'instruction. Celui-ci statue dans les cinq jours suivant sa saisine, selon la procédure prévue au cinquième alinéa du présent article.

Ce recours peut également être exercé par l'administration ou l'autorité administrative compétente.

Les dispositions du présent article sont également applicables aux perquisitions effectuées dans les locaux de l'ordre des avocats ou des caisses de règlement pécuniaire des avocats. Dans ce cas, les attributions confiées au juge des libertés et de la détention sont exercées par le président du tribunal judiciaire qui doit être préalablement avisé de la perquisition. Il en est de même en cas de perquisition au cabinet ou au domicile du bâtonnier.

Les dispositions du présent article sont également applicables aux perquisitions ou visites domiciliaires effectuées, sur le fondement d'autres codes ou de lois spéciales, dans le cabinet d'un avocat ou à son domicile ou dans les locaux mentionnés à l'avant-dernier alinéa.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 131

Elkonulan eşyanın iadesi

(1) Şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait elkonulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması halinde, re'sen veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına itiraz edilebilir.

(2) 128 inci madde hükümlerine göre elkonulan eşya veya diğer malvarlığı değerleri, suçtan zarar gören mağdura ait olması ve bunlara delil olarak artık ihtiyaç bulunmaması halinde, sahibine iade edilir.

Mehaz madde — Alman CMK m. 111n

Taşınır eşyaların geri verilmesi

(1) § 94 uyarınca el konulan veya başka bir şekilde muhafaza altına alınan yahut § 111c fıkra 1 uyarınca el konulan taşınır bir eşyaya ceza muhakemesi amaçları bakımından artık ihtiyaç duyulmuyorsa, eşya son zilyedine geri verilir.

(2) Fıkra 1'den farklı olarak, eşya, suç fiiliyle doğrudan elinden alınmış olan kişi biliniyorsa, bu kişiye geri verilir.

(3) Fıkra 1 veya fıkra 2 uyarınca geri vermeye bir üçüncü kişinin talebi engel oluyorsa, bu üçüncü kişi biliniyorsa, eşya ona geri verilir.

(4) Geri verme, ancak şartlarının açık olduğu hallerde gerçekleştirilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Wird eine bewegliche Sache, die nach § 94 beschlagnahmt oder auf andere Weise sichergestellt oder nach § 111c Absatz 1 beschlagnahmt worden ist, für Zwecke des Strafverfahrens nicht mehr benötigt, so wird sie an den letzten Gewahrsamsinhaber herausgegeben.

(2) Abweichend von Absatz 1 wird die Sache an denjenigen herausgegeben, dem sie durch die Straftat unmittelbar entzogen worden ist, wenn dieser bekannt ist.

(3) Steht der Herausgabe nach Absatz 1 oder Absatz 2 der Anspruch eines Dritten entgegen, wird die Sache an den Dritten herausgegeben, wenn dieser bekannt ist.

(4) Die Herausgabe erfolgt nur, wenn ihre Voraussetzungen offenkundig sind.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 132

Elkonulan eşyanın muhafazası veya elden çıkarılması

(1) Elkonulan eşya, zarara uğraması veya değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı halinde, hükmün kesinleşmesinden önce elden çıkarılabilir.

(2) Elden çıkarma kararı, soruşturma evresinde hâkim, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından verilir.

(3) Karar verilmeden önce eşyanın sahibi olan şüpheli, sanık veya ilgili diğer kişiler dinlenir; elden çıkarma kararı, kendilerine bildirilir.

(4) Elkonulan eşyanın değerinin muhafazası ve zarar görmemesi için gerekli tedbirler alınır.

(5) Elkonulan eşya, soruşturma evresinde Cumhuriyet Başsavcılığı, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından, bakım ve gözetimiyle ilgili tedbirleri almak ve istendiğinde derhâl iade edilmek koşuluyla, muhafaza edilmek üzere, şüpheliye, sanığa veya diğer bir kişiye teslim edilebilir. Bu bırakma, teminat gösterilmesi koşuluna da bağlanabilir.

(6) Elkonulan eşya, delil olarak saklanmasına gerek kalmaması halinde, rayiç değerinin derhâl ödenmesi karşılığında, ilgiliye teslim edilebilir. Bu durumda müsadere kararının konusunu, ödenen rayiç değer oluşturur.

Mehaz madde — Alman CMK m. 111d

El koymanın infazının etkisi; taşınır eşyaların iadesi

(1) Bir eşyaya el koymanın infazı, Alman Medeni Kanunu § 136 anlamında bir tasarruf yasağı etkisine sahiptir. El koymanın etkisi, ilgilinin malvarlığı hakkında iflas işleminin açılmasından etkilenmez; böyle bir işlemde § 111c uyarınca alınan tedbirlere itiraz edilemez.

(2) El konulan taşınır bir eşya, ilgilinin eşyanın değerine tekabül eden bir para tutarını getirmesi hâlinde kendisine iade edilebilir. Getirilen tutar eşyanın yerine geçer. Eşya, ilgiliye her zaman geri alınabilir kaydıyla, işlemin sonuçlanmasına kadar geçici olarak kullanılmak üzere bırakılabilir; bu tedbir, ilgilinin teminat göstermesi veya belirli şartları yerine getirmesi koşuluna bağlanabilir.

(3) El konulan nakit para tevdi edilebilir veya adalet hesabına yatırılabilir. Yatırma ile doğan ödeme talebi hakkı, nakit paranın yerine geçer.

Özgün metin (Almanca)

(1) Die Vollziehung der Beschlagnahme eines Gegenstandes hat die Wirkung eines Veräußerungsverbotes im Sinne des § 136 des Bürgerlichen Gesetzbuchs. Die Wirkung der Beschlagnahme wird von der Eröffnung des Insolvenzverfahrens über das Vermögen des Betroffenen nicht berührt; Maßnahmen nach § 111c können in einem solchen Verfahren nicht angefochten werden.

(2) Eine beschlagnahmte bewegliche Sache kann dem Betroffenen zurückgegeben werden, wenn er einen den Wert der Sache entsprechenden Geldbetrag beibringt. Der beigebrachte Betrag tritt an die Stelle der Sache. Sie kann dem Betroffenen auch unter dem Vorbehalt jederzeitigen Widerrufs zur vorläufigen weiteren Benutzung bis zum Abschluss des Verfahrens überlassen werden; die Maßnahme kann davon abhängig gemacht werden, dass der Betroffene Sicherheit leistet oder bestimmte Auflagen erfüllt.

(3) Beschlagnahmtes Bargeld kann hinterlegt oder auf ein Konto der Justiz eingezahlt werden. Der mit der Einzahlung entstandene Auszahlungsanspruch tritt an die Stelle des Bargeldes.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 133

Şirket yönetimi için kayyım tayini

1 değişiklik

(1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur.[29]

(2) Hâkim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır.

(3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler.

(4) Bu madde hükümleri ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir.

a) Türk Ceza Kanununda yer alan,

1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80),

2. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),

3. Parada sahtecilik (madde 197),

4. Fuhuş (madde 227),

5. Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (madde 228),

6. Zimmet (madde 247),

7. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),

8. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315),

9. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337),

Suçları,

b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları,

c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,

d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar,

e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.

(5) (Ek: 1/7/2016-6723/32 md.) Bu madde uyarınca atanan kayyımların görevleriyle ilgili iş ve işlemlerinden dolayı tazminat davaları, 142 ila 144 üncü maddeler uyarınca Devlet aleyhine açılır. Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan kayyımlara bir yıl içinde rücu eder.

Madde 134

Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma

3 değişiklik

(1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine karar verilir. (Ek üç cümle: 25/7/2018-7145/16 md.) Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhâl imha edilir.

(2) Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması ya da işlemin uzun sürecek olması halinde çözümün yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için, bu araç ve gereçlere elkonulabilir. Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması halinde, elkonulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir.

(3) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır.

(4) Üçüncü fıkraya göre alınan yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa geçirilerek imza altına alınır.

(5) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoymaksızın da, sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilir. Kopyası alınan veriler kâğıda yazdırılarak, bu husus tutanağa kaydedilir ve ilgililer tarafından imza altına alınır.

Beşinci Bölüm

Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi

Madde 135

İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması

17 değişiklik

(1) (Değişik: 21/2/2014–6526/12 md.) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır.[38] (Mülga son iki cümle: 24/11/2016-6763/26 md.)

(2) (Ek: 21/2/2014–6526/12 md.) Talepte bulunulurken hakkında bu madde uyarınca tedbir kararı verilecek hattın veya iletişim aracının sahibini ve biliniyorsa kullanıcısını gösterir belge veya rapor eklenir.

(3) Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar derhâl yok edilir.[39]

(4) Birinci fıkra hükmüne göre verilen kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu, tedbirin türü, kapsamı ve süresi belirtilir. Tedbir kararı en çok iki ay için verilebilir; bu süre, bir ay daha uzatılabilir. (Ek cümle: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi halinde, hâkim yukarıdaki sürelere ek olarak her defasında bir aydan fazla olmamak ve toplam üç ayı geçmemek üzere uzatılmasına karar verebilir.

(5) Şüpheli veya sanığın yakalanabilmesi için, mobil telefonun yeri, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararına istinaden tespit edilebilir. Bu hususa ilişkin olarak verilen kararda, mobil telefon numarası ve tespit işleminin süresi belirtilir. Tespit işlemi en çok iki ay için yapılabilir; bu süre, bir ay daha uzatılabilir.[40]

(6) (Ek: 2/12/2014-6572/42 md.) Şüpheli ve sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespiti, soruşturma aşamasında hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında mahkeme kararına istinaden yapılır. Kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu ve tedbirin süresi belirtilir. (Ek cümleler: 24/11/2016-6763/26 md.) Cumhuriyet savcısı kararını yirmi dört saat içinde hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde kayıtlar derhâl imha edilir.

(7) Bu madde hükümlerine göre alınan karar ve yapılan işlemler, tedbir süresince gizli tutulur.

(8) Bu madde kapsamında dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir:

a) Türk Ceza Kanununda yer alan;

1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) ile organ veya doku ticareti (madde 91),

2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),

3. İşkence (madde 94, 95),

4. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),

5. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),

6. (Ek: 21/2/2014 – 6526/12 md.) Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma (madde 148, 149) ile nitelikli dolandırıcılık (madde 158),

7. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),

8. Parada sahtecilik (madde 197),

9. (Mülga: 21/2/2014 – 6526/12 md.; Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/26 md.) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220, fıkra üç),

10. (Ek: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Fuhuş (madde 227),

11. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),

12. (Ek: 24/11/2016-6763/26 md.) Tefecilik (madde 241),

13. Rüşvet (madde 252),

14. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),

15. (Değişik: 2/12/2014-6572/42 md.) Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (madde 302) ,

16. (Ek: 2/12/2014-6572/42 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),

17. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337) suçları.

b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.

c) (Ek: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,[41]

d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.

e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.

(9) Bu maddede belirlenen esas ve usuller dışında hiç kimse, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemez ve kayda alamaz.

Mehaz madde — Alman CMK m. 100a

Telekomünikasyonun denetlenmesi

(1) İlgililerin bilgisi olmaksızın da, aşağıdaki hâllerde telekomünikasyon denetlenebilir ve kayda alınabilir:

1. belirli olguların, bir kimsenin fail veya şerik olarak 2 nci fıkrada belirtilen ağır bir suçu işlediği, teşebbüsün cezalandırıldığı hâllerde işlemeye teşebbüs ettiği veya bir suç yoluyla hazırladığı yönünde şüphe uyandırması,

2. fiilin somut olayda da ağır nitelikte olması ve

3. olayın araştırılmasının veya şüphelinin bulunduğu yerin tespitinin başka bir şekilde önemli ölçüde güçleşmiş olması veya sonuçsuz kalacak olması.

Telekomünikasyonun denetlenmesi ve kayda alınması, özellikle şifresiz biçimde denetleme ve kayda almayı mümkün kılmak için gerekli olması hâlinde, ilgili kişi tarafından kullanılan bilgi teknolojisi sistemlerine teknik araçlarla müdahale edilmek suretiyle de yapılabilir. İlgili kişinin bilgi teknolojisi sisteminde depolanmış olan iletişim içerikleri ve koşulları, kamuya açık telekomünikasyon şebekesinde devam eden aktarım sırasında da şifreli biçimde denetlenip kayda alınabilecek olmaları hâlinde denetlenebilir ve kayda alınabilir.

(2) 1 inci fıkranın 1 inci bendi anlamında ağır suçlar şunlardır:

1.

Ceza Kanunundan:

a) 80a ila 82, 84 ila 86, 87 ila 89a, 89c maddesinin 1 ila 4 ve 8 inci fıkraları ile 94 ila 100a maddelerine göre barışa ihanet, vatana ihanet ve demokratik hukuk devletinin tehlikeye düşürülmesi ile ülke dışına ihanet ve dış güvenliğin tehlikeye düşürülmesi suçları,

b) 108e maddesine göre yetki sahiplerinin rüşvet alması ve rüşvet vermesi,

c) 109d ila 109h maddelerine göre ülke savunmasına karşı suçlar,

d) 127 maddesinin 3 ve 4 üncü fıkraları ile 129 ila 130 uncu maddelere göre kamu düzenine karşı suçlar,

e) 152 nci madde ile birlikte olduğu hâller dâhil 146 ve 151 inci maddelere göre ve 152a maddesinin 3 üncü fıkrası ile 152b maddesinin 1 ila 4 üncü fıkralarına göre para ve değerli kâğıt sahteciliği,

f) 176, 176c, 176d maddeleri hâllerinde ve 177 maddesinin 6 ncı fıkrasının 2 nci cümlesinin 2 nci bendinde belirtilen şartlar altında 177 nci madde hâlinde cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar,

g) 184b maddesi ile 184c maddesinin 2 nci fıkrasına göre çocuk ve gençlik pornografisi içeriklerinin yayılması, elde edilmesi ve bulundurulması,

h) 211 ve 212 nci maddelere göre tasarlayarak öldürme ve kasten öldürme,

i) 232, 232a maddesinin 1 ila 5 inci fıkraları, 232b, 233 maddesinin 2 nci fıkrası, 233a, 234 ila 234b, 239a ve 239b maddelerine göre kişi özgürlüğüne karşı suçlar,

j) 244 maddesinin 1 inci fıkrasının 2 nci bendine göre çete hâlinde hırsızlık, 244 maddesinin 4 üncü fıkrasına göre konut dokunulmazlığını ihlal ederek hırsızlık ve 244a maddesine göre ağır çete hâlinde hırsızlık,

k) 249 ila 255 inci maddelere göre soygun ve şantaj suçları,

l) 260 ve 260a maddelerine göre meslek olarak yataklık, çete hâlinde yataklık ve meslek olarak çete hâlinde yataklık,

m) öncül suçun 1 ila 11 inci bentlerde sayılan ağır suçlardan biri olması hâlinde 261 inci maddeye göre kara para aklama,

n) 263 maddesinin 3 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinde belirtilen şartlar altında ve 263 maddesinin 5 inci fıkrası hâlinde, 263a maddesinin 2 nci fıkrası ile birlikte olduğu hâller dâhil dolandırıcılık ve bilgisayar dolandırıcılığı,

o) 264 maddesinin 2 nci fıkrasının 2 nci cümlesinde belirtilen şartlar altında ve 264 maddesinin 3 üncü fıkrasının 263 maddesinin 5 inci fıkrası ile birlikte olduğu hâlde teşvik primi dolandırıcılığı,

p) 265e maddesinin 2 nci cümlesinde belirtilen şartlar altında spor bahis dolandırıcılığı ve profesyonel spor müsabakalarının manipülasyonu,

q) 266a maddesinin 4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinin 3 veya 4 üncü bendinde belirtilen şartlar altında ücretin alıkonulması ve zimmete geçirilmesi,

r) 267 maddesinin 3 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinde belirtilen şartlar altında ve 267 maddesinin 4 üncü fıkrası hâlinde, 268 maddesinin 5 inci fıkrası veya 269 maddesinin 3 üncü fıkrası ile birlikte olduğu hâller dâhil ve 275 maddesinin 2 nci fıkrası ile 276 maddesinin 2 nci fıkrasına göre belge sahteciliği suçları,

s) 283a maddesinin 2 nci cümlesinde belirtilen şartlar altında iflasa hile karıştırma,

t) 298 inci maddeye göre ve 300 üncü maddenin 2 nci cümlesinde belirtilen şartlar altında 299 uncu maddeye göre rekabete karşı suçlar,

u) 306 ila 306c, 307 maddesinin 1 ila 3 üncü fıkraları, 308 maddesinin 1 ila 4 üncü fıkraları, 309 maddesinin 1 ila 4 üncü fıkraları, 310 maddesinin 1 inci fıkrası, 313, 314, 315 maddesinin 3 üncü fıkrası, 315b maddesinin 3 üncü fıkrası ile 316a ve 316c maddeleri hâllerinde kamuya tehlike arz eden suçlar,

v) 332 ve 334 üncü maddelere göre rüşvet alma ve rüşvet verme,

2.

Vergi Usul Kanunundan:

a) failin, 370 maddesinin 1 inci fıkrasına göre fiillerin sürekli işlenmesi için birleşmiş bir çetenin üyesi olarak hareket etmesi hâlinde 370 maddesinin 3 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinin 1 inci bendinde belirtilen şartlar altında veya 370 maddesinin 3 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinin 5 inci bendinde belirtilen şartlar altında vergi kaçırma,

b) 373 üncü maddeye göre meslek olarak, zor kullanarak ve çete hâlinde kaçakçılık,

c) 374 üncü maddenin 2 nci fıkrası hâlinde vergi kaçakçılığına yataklık,

3. Doping Karşıtı Kanundan: 4 üncü maddenin 4 üncü fıkrasının 2 nci bendinin b alt bendine göre suçlar,

4.

İltica Kanunundan:

a) 84 üncü maddenin 3 üncü fıkrasına göre kötüye kullanım amacıyla iltica başvurusuna yönlendirme,

b) 84a maddesine göre meslek olarak ve çete hâlinde kötüye kullanım amacıyla iltica başvurusuna yönlendirme,

5.

İkamet Kanunundan:

a) 96 ncı maddenin 1, 2 ve 4 üncü fıkralarına göre yabancıların ve Serbest Dolaşım Kanunu/AB'nin uygulandığı kişilerin kaçak sokulması,

b) 97 nci maddeye göre ölüm sonucunu doğuran ve meslek olarak veya çete hâlinde kaçak sokma,

5a. Başlangıç Maddeleri Kanunundan: 13 üncü maddenin 2 nci fıkrasına göre suçlar,

6. Dış Ticaret Kanunundan: Dış Ticaret Kanununun 17 ve 18 inci maddelerine göre kasten işlenen suçlar,

7.

Uyuşturucu Maddeler Kanunundan:

a) 29 uncu maddenin 3 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinin 1 inci bendinde atıfta bulunulan bir hükme göre, orada belirtilen şartlar altında işlenen suçlar,

b) 29a, 30 uncu maddenin 1 inci fıkrasının 1, 2 ve 4 üncü bentleri ile 30a ve 30b maddelerine göre suçlar,

7a.

Tüketim Kenevir Kanunundan:

a) 34 üncü maddenin 3 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinin 1 inci bendinde atıfta bulunulan bir hükme göre, orada belirtilen şartlar altında işlenen suçlar,

b) 34 üncü maddenin 4 üncü fıkrasına göre suçlar,

7b.

Tıbbi Kenevir Kanunundan:

a) 25 inci maddenin 4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinin 1 inci bendinde atıfta bulunulan bir hükme göre, orada belirtilen şartlar altında işlenen suçlar,

b) 25 inci maddenin 5 inci fıkrasına göre suçlar,

8. Başlangıç Maddeleri Denetim Kanunundan: 19 uncu maddenin 3 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinde belirtilen şartlar altında 19 uncu maddenin 1 inci fıkrasına göre suçlar,

9.

Savaş Silahlarının Denetimi Hakkında Kanundan:

a) 21 inci madde ile birlikte olduğu hâller dâhil 19 uncu maddenin 1 ila 3 üncü fıkraları ve 20 nci maddenin 1 ve 2 nci fıkraları ile 20a maddenin 1 ila 3 üncü fıkralarına göre suçlar,

b) 22a maddenin 1 ila 3 üncü fıkralarına göre suçlar,

9a. Yeni Psikoaktif Maddeler Kanunundan: 4 üncü maddenin 3 üncü fıkrasının 1 inci bendinin a alt bendine göre suçlar,

9b. Patlayıcı Maddeler Kanunundan: 40 ıncı maddenin 3a fıkrasına göre suçlar,

10.

Uluslararası Ceza Kanunundan:

a) 6 ncı maddeye göre soykırım,

b) 7 nci maddeye göre insanlığa karşı suçlar,

c) 8 ila 12 nci maddelere göre savaş suçları,

d) 13 üncü maddeye göre saldırı suçu,

11.

Silahlar Kanunundan:

a) 51 inci maddenin 1 ila 3 üncü fıkralarına göre suçlar,

b) 52 nci maddenin 1 inci fıkrasının 1 ve 2 nci bendinin c ve d alt bentleri ile 5 ve 6 ncı fıkralarına göre suçlar,

12. Kayıt Dışı Çalışmayla Mücadele Kanunundan: 9 uncu maddeye göre suçlar.

(3) Kararlar yalnızca şüpheliye veya belirli olgulara dayanarak şüpheliye yönelik ya da ondan gelen bildirimleri aldığı veya ilettiği veyahut şüphelinin bağlantısını veya bilgi teknolojisi sistemini kullandığı düşünülen kişilere yönelik olarak verilebilir.

(4) Telekomünikasyonun denetlenmesi ve kayda alınması kararına dayanarak, telekomünikasyon hizmeti sunan veya buna katkıda bulunan herkes, mahkemeye, savcılığa ve onların kolluk hizmetinde çalışan soruşturma görevlilerine (Mahkemeler Teşkilatı Kanununun 152 nci maddesi) bu tedbirleri gerçekleştirme imkânı sağlamak ve gerekli bilgileri gecikmeksizin vermekle yükümlüdür. Bunun için ne tür ve hangi ölçüde önlemler alınacağı Telekomünikasyon Kanunu ve Telekomünikasyon Denetimi Tüzüğüne göre belirlenir. 95 inci maddenin 2 nci fıkrası kıyasen uygulanır.

(5) 1 inci fıkranın 2 ve 3 üncü cümlelerine göre alınan tedbirlerde, teknik olarak şunlar sağlanmalıdır:

1.

yalnızca şunların denetlenip kayda alınabilmesi:

a) devam eden telekomünikasyon (1 inci fıkra, 2 nci cümle) veya

b) 100e maddesinin 1 inci fıkrasına göre kararın verildiği andan itibaren kamuya açık telekomünikasyon şebekesinde devam eden aktarım sırasında da denetlenip kayda alınabilecek olan iletişim içerikleri ve koşulları (1 inci fıkra, 3 üncü cümle),

2. bilgi teknolojisi sisteminde yalnızca veri toplama için zorunlu olan değişikliklerin yapılması ve

3. tedbirin sona ermesinde, teknik olarak mümkün olduğu ölçüde, yapılan değişikliklerin otomatik olarak geri alınması.

Kullanılan araç, teknik gelişmelerin gerektirdiği düzeyde yetkisiz kullanıma karşı korunmalıdır. Kopyalanan veriler, teknik gelişmelerin gerektirdiği düzeyde değiştirilmeye, yetkisiz silinmeye ve yetkisiz öğrenilmeye karşı korunmalıdır.

(6) Teknik aracın her kullanımında şunlar tutanağa geçirilmelidir:

1. teknik aracın adı ve kullanıldığı zaman,

2. bilgi teknolojisi sistemini tanımlamaya ilişkin bilgiler ve bu sistemde yapılan geçici olmayan değişiklikler,

3. elde edilen verilerin tespitini mümkün kılan bilgiler ve

4. tedbiri uygulayan örgüt birimi.

Özgün metin (Almanca)

(1) Auch ohne Wissen der Betroffenen darf die Telekommunikation überwacht und aufgezeichnet werden, wenn

1. bestimmte Tatsachen den Verdacht begründen, dass jemand als Täter oder Teilnehmer eine in Absatz 2 bezeichnete schwere Straftat begangen, in Fällen, in denen der Versuch strafbar ist, zu begehen versucht, oder durch eine Straftat vorbereitet hat,

2. die Tat auch im Einzelfall schwer wiegt und

3. die Erforschung des Sachverhalts oder die Ermittlung des Aufenthaltsortes des Beschuldigten auf andere Weise wesentlich erschwert oder aussichtslos wäre.

Die Überwachung und Aufzeichnung der Telekommunikation darf auch in der Weise erfolgen, dass mit technischen Mitteln in von dem Betroffenen genutzte informationstechnische Systeme eingegriffen wird, wenn dies notwendig ist, um die Überwachung und Aufzeichnung insbesondere in unverschlüsselter Form zu ermöglichen. Auf dem informationstechnischen System des Betroffenen gespeicherte Inhalte und Umstände der Kommunikation dürfen überwacht und aufgezeichnet werden, wenn sie auch während des laufenden Übertragungsvorgangs im öffentlichen Telekommunikationsnetz in verschlüsselter Form hätten überwacht und aufgezeichnet werden können.

(2) Schwere Straftaten im Sinne des Absatzes 1 Nr. 1 sind:

1.

aus dem Strafgesetzbuch:

a) Straftaten des Friedensverrats, des Hochverrats und der Gefährdung des demokratischen Rechtsstaates sowie des Landesverrats und der Gefährdung der äußeren Sicherheit nach den §§ 80a bis 82, 84 bis 86, 87 bis 89a, 89c Absatz 1 bis 4 und 8, 94 bis 100a,

b) Bestechlichkeit und Bestechung von Mandatsträgern nach § 108e,

c) Straftaten gegen die Landesverteidigung nach den §§ 109d bis 109h,

d) Straftaten gegen die öffentliche Ordnung nach § 127 Absatz 3 und 4 sowie den §§ 129 bis 130,

e) Geld- und Wertzeichenfälschung nach den §§ 146 und 151, jeweils auch in Verbindung mit § 152, sowie nach § 152a Abs. 3 und § 152b Abs. 1 bis 4,

f) Straftaten gegen die sexuelle Selbstbestimmung in den Fällen der §§ 176, 176c, 176d und, unter den in § 177 Absatz 6 Satz 2 Nummer 2 genannten Voraussetzungen, des § 177,

g) Verbreitung, Erwerb und Besitz kinder- und jugendpornographischer Inhalte nach § 184b, § 184c Absatz 2,

h) Mord und Totschlag nach den §§ 211 und 212,

i) Straftaten gegen die persönliche Freiheit nach den §§ 232, 232a Absatz 1 bis 5, den §§ 232b, 233 Absatz 2, den §§ 233a, 234 bis 234b, 239a und 239b,

j) Bandendiebstahl nach § 244 Abs. 1 Nr. 2, Wohnungseinbruchdiebstahl nach § 244 Absatz 4 und schwerer Bandendiebstahl nach § 244a,

k) Straftaten des Raubes und der Erpressung nach den §§ 249 bis 255,

l) gewerbsmäßige Hehlerei, Bandenhehlerei und gewerbsmäßige Bandenhehlerei nach den §§ 260 und 260a,

m) Geldwäsche nach § 261, wenn die Vortat eine der in den Nummern 1 bis 11 genannten schweren Straftaten ist,

n) Betrug und Computerbetrug unter den in § 263 Abs. 3 Satz 2 genannten Voraussetzungen und im Falle des § 263 Abs. 5, jeweils auch in Verbindung mit § 263a Abs. 2,

o) Subventionsbetrug unter den in § 264 Abs. 2 Satz 2 genannten Voraussetzungen und im Falle des § 264 Abs. 3 in Verbindung mit § 263 Abs. 5,

p) Sportwettbetrug und Manipulation von berufssportlichen Wettbewerben unter den in § 265e Satz 2 genannten Voraussetzungen,

q) Vorenthalten und Veruntreuen von Arbeitsentgelt unter den in § 266a Absatz 4 Satz 2 Nummer 3 oder 4 genannten Voraussetzungen,

r) Straftaten der Urkundenfälschung unter den in § 267 Abs. 3 Satz 2 genannten Voraussetzungen und im Fall des § 267 Abs. 4, jeweils auch in Verbindung mit § 268 Abs. 5 oder § 269 Abs. 3, sowie nach § 275 Abs. 2 und § 276 Abs. 2,

s) Bankrott unter den in § 283a Satz 2 genannten Voraussetzungen,

t) Straftaten gegen den Wettbewerb nach § 298 und, unter den in § 300 Satz 2 genannten Voraussetzungen, nach § 299,

u) gemeingefährliche Straftaten in den Fällen der §§ 306 bis 306c, 307 Abs. 1 bis 3, des § 308 Absatz 1 bis 4, des § 309 Abs. 1 bis 4, des § 310 Abs. 1, der §§ 313, 314, 315 Abs. 3, des § 315b Abs. 3 sowie der §§ 316a und 316c,

v) Bestechlichkeit und Bestechung nach den §§ 332 und 334,

2.

aus der Abgabenordnung:

a) Steuerhinterziehung unter den in § 370 Absatz 3 Satz 2 Nummer 1 genannten Voraussetzungen, sofern der Täter als Mitglied einer Bande, die sich zur fortgesetzten Begehung von Taten nach § 370 Absatz 1 verbunden hat, handelt, oder unter den in § 370 Absatz 3 Satz 2 Nummer 5 genannten Voraussetzungen,

b) gewerbsmäßiger, gewaltsamer und bandenmäßiger Schmuggel nach § 373,

c) Steuerhehlerei im Falle des § 374 Abs. 2,

3. aus dem Anti-Doping-Gesetz:Straftaten nach § 4 Absatz 4 Nummer 2 Buchstabe b,

4.

aus dem Asylgesetz:

a) Verleitung zur missbräuchlichen Asylantragstellung nach § 84 Abs. 3,

b) gewerbs- und bandenmäßige Verleitung zur missbräuchlichen Asylantragstellung nach § 84a,

5.

aus dem Aufenthaltsgesetz:

a) Einschleusen von Ausländern und Personen, auf die das Freizügigkeitsgesetz/EU Anwendung findet, nach § 96 Absatz 1, 2 und 4,

b) Einschleusen mit Todesfolge und gewerbs- und bandenmäßiges Einschleusen nach § 97,

5a. aus dem Ausgangsstoffgesetz:Straftaten nach § 13 Absatz 2,

6. aus dem Außenwirtschaftsgesetz:vorsätzliche Straftaten nach den §§ 17 und 18 des Außenwirtschaftsgesetzes,

7.

aus dem Betäubungsmittelgesetz:

a) Straftaten nach einer in § 29 Abs. 3 Satz 2 Nr. 1 in Bezug genommenen Vorschrift unter den dort genannten Voraussetzungen,

b) Straftaten nach den §§ 29a, 30 Abs. 1 Nr. 1, 2 und 4 sowie den §§ 30a und 30b,

7a.

aus dem Konsumcannabisgesetz:

a) Straftaten nach einer in § 34 Absatz 3 Satz 2 Nummer 1 in Bezug genommenen Vorschrift unter den dort genannten Voraussetzungen,

b) Straftaten nach § 34 Absatz 4,

7b.

aus dem Medizinal-Cannabisgesetz:

a) Straftaten nach einer in § 25 Absatz 4 Satz 2 Nummer 1 in Bezug genommenen Vorschrift unter den dort genannten Voraussetzungen,

b) Straftaten nach § 25 Absatz 5,

8. aus dem Grundstoffüberwachungsgesetz:Straftaten nach § 19 Abs. 1 unter den in § 19 Abs. 3 Satz 2 genannten Voraussetzungen,

9.

aus dem Gesetz über die Kontrolle von Kriegswaffen:

a) Straftaten nach § 19 Abs. 1 bis 3 und § 20 Abs. 1 und 2 sowie § 20a Abs. 1 bis 3, jeweils auch in Verbindung mit § 21,

b) Straftaten nach § 22a Abs. 1 bis 3,

9a. aus dem Neue-psychoaktive-Stoffe-Gesetz:Straftaten nach § 4 Absatz 3 Nummer 1 Buchstabe a,

9b. aus dem Sprengstoffgesetz:Straftaten nach § 40 Absatz 3a,

10.

aus dem Völkerstrafgesetzbuch:

a) Völkermord nach § 6,

b) Verbrechen gegen die Menschlichkeit nach § 7,

c) Kriegsverbrechen nach den §§ 8 bis 12,

d) Verbrechen der Aggression nach § 13,

11.

aus dem Waffengesetz:

a) Straftaten nach § 51 Abs. 1 bis 3,

b) Straftaten nach § 52 Abs. 1 Nr. 1 und 2 Buchstabe c und d sowie Absatz 5 und 6,

12. aus dem Schwarzarbeitsbekämpfungsgesetz:Straftaten nach § 9.

(3) Die Anordnung darf sich nur gegen den Beschuldigten oder gegen Personen richten, von denen auf Grund bestimmter Tatsachen anzunehmen ist, dass sie für den Beschuldigten bestimmte oder von ihm herrührende Mitteilungen entgegennehmen oder weitergeben oder dass der Beschuldigte ihren Anschluss oder ihr informationstechnisches System benutzt.

(4) Auf Grund der Anordnung einer Überwachung und Aufzeichnung der Telekommunikation hat jeder, der Telekommunikationsdienste erbringt oder daran mitwirkt, dem Gericht, der Staatsanwaltschaft und ihren im Polizeidienst tätigen Ermittlungspersonen (§ 152 des Gerichtsverfassungsgesetzes) diese Maßnahmen zu ermöglichen und die erforderlichen Auskünfte unverzüglich zu erteilen. Ob und in welchem Umfang hierfür Vorkehrungen zu treffen sind, bestimmt sich nach dem Telekommunikationsgesetz und der Telekommunikations-Überwachungsverordnung. § 95 Absatz 2 gilt entsprechend.

(5) Bei Maßnahmen nach Absatz 1 Satz 2 und 3 ist technisch sicherzustellen, dass

1.

ausschließlich überwacht und aufgezeichnet werden können:

a) die laufende Telekommunikation (Absatz 1 Satz 2), oder

b) Inhalte und Umstände der Kommunikation, die ab dem Zeitpunkt der Anordnung nach § 100e Absatz 1 auch während des laufenden Übertragungsvorgangs im öffentlichen Telekommunikationsnetz hätten überwacht und aufgezeichnet werden können (Absatz 1 Satz 3),

2. an dem informationstechnischen System nur Veränderungen vorgenommen werden, die für die Datenerhebung unerlässlich sind, und

3. die vorgenommenen Veränderungen bei Beendigung der Maßnahme, soweit technisch möglich, automatisiert rückgängig gemacht werden.

Das eingesetzte Mittel ist nach dem Stand der Technik gegen unbefugte Nutzung zu schützen. Kopierte Daten sind nach dem Stand der Technik gegen Veränderung, unbefugte Löschung und unbefugte Kenntnisnahme zu schützen.

(6) Bei jedem Einsatz des technischen Mittels sind zu protokollieren

1. die Bezeichnung des technischen Mittels und der Zeitpunkt seines Einsatzes,

2. die Angaben zur Identifizierung des informationstechnischen Systems und die daran vorgenommenen nicht nur flüchtigen Veränderungen,

3. die Angaben, die die Feststellung der erhobenen Daten ermöglichen, und

4. die Organisationseinheit, die die Maßnahme durchführt.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 136

Müdafiin bürosu ve yerleşim yeri

(1) Şüpheli veya sanığa yüklenen suç dolayısıyla müdafiin bürosu, konutu ve yerleşim yerindeki telekomünikasyon araçları hakkında, 135 inci madde hükmü uygulanamaz.

Madde 137

Kararların yerine getirilmesi, iletişim içeriklerinin yok edilmesi

2 değişiklik

(1) 135 inci maddeye göre verilecek karar gereğince Cumhuriyet savcısı veya görevlendireceği adlî kolluk görevlisi, telekomünikasyon hizmeti veren kurum ve kuruluşların yetkililerinden iletişimin tespiti, dinlenmesi veya kayda alınması işlemlerinin yapılmasını ve bu amaçla cihazların yerleştirilmesini yazılı olarak istediğinde, bu istem derhâl yerine getirilir; yerine getirilmemesi hâlinde zor kullanılabilir. İşlemin başladığı ve bitirildiği tarih ve saat ile işlemi yapanın kimliği bir tutanakla saptanır.

(2) 135 inci maddeye göre verilen karar gereğince tutulan kayıtlar, Cumhuriyet Savcılığınca görevlendirilen kişiler tarafından çözülerek metin hâline getirilir. Yabancı dildeki kayıtlar, tercüman aracılığı ile Türkçe'ye çevrilir.

(3) 135 inci maddeye göre verilen kararın uygulanması sırasında şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ya da aynı maddenin birinci fıkrasına göre hâkim onayının alınamaması halinde, bunun uygulanmasına Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl son verilir. Bu durumda, yapılan tespit veya dinlemeye ilişkin kayıtlar Cumhuriyet savcısının denetimi altında en geç on gün içinde yok edilerek, durum bir tutanakla tespit edilir. (Ek cümle:8/7/2021-7331/18 md.) Beraat kararı verilmesi durumunda da tespit veya dinlemeye ilişkin kayıtlar, hâkim denetimi altında aynı usulle yok edilir.

(4) Tespit ve dinlemeye ilişkin kayıtların yok edilmesi halinde soruşturma veya kovuşturma evresinin bitiminden itibaren, en geç onbeş gün içinde, Cumhuriyet başsavcılığı veya mahkeme, tedbirin nedeni, kapsamı, süresi ve sonucu hakkında ilgilisine yazılı olarak bilgi verir.[42][43]

Madde 138

Tesadüfen elde edilen deliller

(1) Arama veya elkoyma koruma tedbirlerinin uygulanması sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ancak, diğer bir suçun işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir.

(2) Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135 inci maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir.

Mehaz madde — Alman CMK m. 108

Diğer Eşyanın Elkonulması

(1) Bir arama sırasında, soruşturmayla hiçbir bağlantısı bulunmayan ancak başka bir suçun işlendiğine işaret eden eşyalar bulunursa, bunlara geçici olarak elkonulur. Bu husus Cumhuriyet savcılığına bildirilir. 1. cümle, § 103 fıkra 1 2. cümle uyarınca yapılan bir arama söz konusu olduğunda uygulanmaz.

(2) Bir hekimde, bir hastanın gebeliğinin sona erdirilmesine ilişkin fıkra 1, 1. cümle anlamındaki eşyalar bulunursa, bunların, hasta aleyhine Ceza Kanunu'nun § 218 hükmüne göre bir suç nedeniyle yürütülen ceza yargılamasında delil olarak değerlendirilmesi caiz değildir.

(3) § 53 fıkra 1, 1. cümle, bent 5'te belirtilen kişide, anılan kişinin tanıklıktan çekinme hakkının kapsadığı fıkra 1, 1. cümle anlamındaki eşyalar bulunursa, bu eşyanın ceza yargılamasında delil olarak değerlendirilmesi, ancak bu ceza yargılamasının konusunun, üst sınırı en az beş yıl hürriyeti bağlayıcı ceza öngörülen ve Ceza Kanunu'nun § 353b hükmüne göre bir suç niteliğinde bulunmayan bir suç olması halinde caizdir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Werden bei Gelegenheit einer Durchsuchung Gegenstände gefunden, die zwar in keiner Beziehung zu der Untersuchung stehen, aber auf die Verübung einer anderen Straftat hindeuten, so sind sie einstweilen in Beschlag zu nehmen. Der Staatsanwaltschaft ist hiervon Kenntnis zu geben. Satz 1 findet keine Anwendung, soweit eine Durchsuchung nach § 103 Abs. 1 Satz 2 stattfindet.

(2) Werden bei einem Arzt Gegenstände im Sinne von Absatz 1 Satz 1 gefunden, die den Schwangerschaftsabbruch einer Patientin betreffen, ist ihre Verwertung zu Beweiszwecken in einem Strafverfahren gegen die Patientin wegen einer Straftat nach § 218 des Strafgesetzbuches unzulässig.

(3) Werden bei einer in § 53 Abs. 1 Satz 1 Nr. 5 genannten Person Gegenstände im Sinne von Absatz 1 Satz 1 gefunden, auf die sich das Zeugnisverweigerungsrecht der genannten Person erstreckt, ist die Verwertung des Gegenstandes zu Beweiszwecken in einem Strafverfahren nur insoweit zulässig, als Gegenstand dieses Strafverfahrens eine Straftat ist, die im Höchstmaß mit mindestens fünf Jahren Freiheitsstrafe bedroht ist und bei der es sich nicht um eine Straftat nach § 353b des Strafgesetzbuches handelt.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Altıncı Bölüm

Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme

Madde 139

Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi

6 değişiklik

(1) (Değişik: 21/2/2014–6526/13 md.) Soruşturma konusu suçun işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka surette delil elde edilememesi hâlinde, kamu görevlileri gizli soruşturmacı olarak görevlendirilebilir. Bu madde uyarınca yapılacak görevlendirmeye hâkim tarafından karar verilir. (Mülga son cümle: 24/11/2016-6763/27 md.)

(2) Soruşturmacının kimliği değiştirilebilir. Bu kimlikle hukukî işlemler yapılabilir. Kimliğin oluşturulması ve devam ettirilmesi için zorunlu olması durumunda gerekli belgeler hazırlanabilir, değiştirilebilir ve kullanılabilir.

(3) Soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karar ve diğer belgeler ilgili Cumhuriyet Başsavcılığında muhafaza edilir. Soruşturmacının kimliği, görevinin sona ermesinden sonra da gizli tutulur. (Ek cümleler: 15/8/2017-KHK-694/142 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/137 md.) Soruşturmacı, kovuşturma evresinde tanık olarak dinlenmesinin zorunlu olması halinde, duruşmada hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan veya ses ya da görüntüsü değiştirilerek özel ortamda dinlenir. Bu durumda 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanununun 9 uncu maddesi hükmü kıyasen uygulanır.

(4) Soruşturmacı, faaliyetlerini izlemekle görevlendirildiği örgüte ilişkin her türlü araştırmada bulunmak ve bu örgütün faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili delilleri toplamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 28/3/2023-7445/19 md.) Hâkim, soruşturmacının yedinci fıkranın (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan suç bakımından kamuya açık yerlerde ve işyerlerinde delil toplamak amacıyla ses veya görüntü kaydı yapmasına izin verebilir.

(5) Soruşturmacı, görevini yerine getirirken suç işleyemez ve görevlendirildiği örgütün işlemekte olduğu suçlardan sorumlu tutulamaz.

(6) Soruşturmacı görevlendirilmesi suretiyle elde edilen kişisel bilgiler, görevlendirildiği ceza soruşturması ve kovuşturması dışında kullanılamaz. (Ek: 21/2/2014–6526/13 md.) Suçla bağlantılı olmayan kişisel bilgiler derhâl yok edilir.

(7) Bu madde hükümleri ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir:

a) Türk Ceza Kanununda yer alan;

1. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),

2. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),

3. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315).

b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.

c) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.

Mehaz madde — Alman CMK m. 110a

Gizli soruşturmacı

(1) Gizli soruşturmacılar, suçların aydınlatılması amacıyla, önemi haiz bir suçun;

1. izinsiz uyuşturucu madde veya silah ticareti, para veya değerli kâğıt sahteciliği alanında,

2. devletin korunması alanında (Mahkemeler Teşkilatı Kanunu'nun 74a, 120. maddeleri),

3. iş edinme veya meslek hâlinde ya da alışkanlık hâlinde, veya

4. bir çete üyesi tarafından veya başka biçimde örgütlü olarak

işlendiğine dair yeterli somut olgular bulunması hâlinde görevlendirilebilir. Belirli olgular dolayısıyla tekrarlanma tehlikesi bulunduğu ölçüde, cürümlerin aydınlatılması amacıyla da gizli soruşturmacılar görevlendirilebilir. Görevlendirme, ancak aydınlatmanın başka türlü sonuçsuz kalacağı veya önemli ölçüde güçleşeceği hâllerde caizdir. Cürümlerin aydınlatılması amacıyla ayrıca, fiilin özel önemi görevlendirmeyi zorunlu kılıyorsa ve başka tedbirler sonuçsuz kalacaksa gizli soruşturmacılar görevlendirilebilir. § 100d fıkra 1 ve 2 kıyasen uygulanır.

(2) Gizli soruşturmacılar, kendilerine verilmiş, kalıcı olarak tasarlanmış, değiştirilmiş bir kimlik (kod ad) altında soruşturma yürüten polis memurlarıdır. Bunlar, kod ad altında hukuki işlemlere katılabilirler.

(3) Kod adın oluşturulması veya sürdürülmesi için vazgeçilmez olduğu ölçüde, bu amaçla belgeler üretilebilir, değiştirilebilir ve kullanılabilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Verdeckte Ermittler dürfen zur Aufklärung von Straftaten eingesetzt werden, wenn zureichende tatsächliche Anhaltspunkte dafür vorliegen, daß eine Straftat von erheblicher Bedeutung

1. auf dem Gebiet des unerlaubten Betäubungsmittel- oder Waffenverkehrs, der Geld- oder Wertzeichenfälschung,

2. auf dem Gebiet des Staatsschutzes (§§ 74a, 120 des Gerichtsverfassungsgesetzes),

3. gewerbs- oder gewohnheitsmäßig oder

4. von einem Bandenmitglied oder in anderer Weise organisiert

begangen worden ist. Zur Aufklärung von Verbrechen dürfen Verdeckte Ermittler auch eingesetzt werden, soweit auf Grund bestimmter Tatsachen die Gefahr der Wiederholung besteht. Der Einsatz ist nur zulässig, soweit die Aufklärung auf andere Weise aussichtslos oder wesentlich erschwert wäre. Zur Aufklärung von Verbrechen dürfen Verdeckte Ermittler außerdem eingesetzt werden, wenn die besondere Bedeutung der Tat den Einsatz gebietet und andere Maßnahmen aussichtslos wären. § 100d Absatz 1 und 2 gilt entsprechend.

(2) Verdeckte Ermittler sind Beamte des Polizeidienstes, die unter einer ihnen verliehenen, auf Dauer angelegten, veränderten Identität (Legende) ermitteln. Sie dürfen unter der Legende am Rechtsverkehr teilnehmen.

(3) Soweit es für den Aufbau oder die Aufrechterhaltung der Legende unerläßlich ist, dürfen entsprechende Urkunden hergestellt, verändert und gebraucht werden.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 140

Teknik araçlarla izleme

10 değişiklik

(1) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebepleri bulunması ve başka suretle delil elde edilememesi hâlinde, şüpheli veya sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ve işyeri teknik araçlarla izlenebilir, ses veya görüntü kaydı alınabilir:[45]

a) Türk Ceza Kanununda yer alan;[46][47]

1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) ile organ veya doku ticareti (madde 91),

2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),

3. (Ek:21/2/2014–6526/14 md.) Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma (madde 148, 149) ile nitelikli dolandırıcılık (madde 158),

4. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),

5. Parada sahtecilik (madde 197),

6. (Mülga:21/2/2014–6526/14 md.; Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/28 md.) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220, fıkra üç),

7. (Ek: 25/5/2005 – 5353/19 md.) Fuhuş (madde 227)

8. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),

9. (Ek: 24/11/2016-6763/28 md.) Tefecilik (madde 241),

10. Rüşvet (madde 252),

11. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),

12. (Değişik: 2/12/2014-6572/43 md.) Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (madde 302),

13. (Ek: 2/12/2014-6572/43 md.)[48] Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),

14. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337),

Suçları.

b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.

c) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.

d) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.

(2) (Değişik: 24/11/2016-6763/28 md.) Teknik araçlarla izlemeye hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilir. Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde kayıtlar derhâl imha edilir.

(3) (Değişik:21/2/2014–6526/14 md.) Teknik araçlarla izleme kararı en çok üç haftalık süre için verilebilir. Bu süre gerektiğinde bir hafta daha uzatılabilir. Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi hâlinde, hâkim yukarıdaki sürelere ek olarak her defasında bir haftadan fazla olmamak ve toplam dört haftayı geçmemek üzere uzatılmasına karar verebilir. (Ek cümle: 15/8/2017-KHK-694/143 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/138 md.) Teknik araçlarla izleme tedbiri ile birlikte gizli soruşturmacı görevlendirilmesi halinde bu fıkrada belirtilen süreler bir kat artırılarak uygulanır.[49]

(4) Elde edilen deliller, yukarıda sayılan suçlarla ilgili soruşturma ve kovuşturma dışında kullanılamaz; ceza kovuşturması bakımından gerekli olmadığı taktirde Cumhuriyet savcısının gözetiminde derhâl yok edilir.

(5) Bu madde hükümleri, kişinin konutunda uygulanamaz.

Madde 140/A

Yönetmelik

1 değişiklik

(Ek: 20/11/2017-KHK-696/95 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/90 md.)

(1) Bu Kanunun 135 ila 140 ıncı maddelerinde düzenlenen koruma tedbirlerinin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.

Yedinci Bölüm

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat

Madde 141

Tazminat istemi

5 değişiklik

(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,

c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,

e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,

f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,

g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,

h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,

i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,

j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,

k) (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama, adli kontrol veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan,

l) (Ek:2/3/2024-7499/12 md.) Konutunu terk etmemek veya uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dâhil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,

Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.

(2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (l) bentlerinde belirtilen kararları veren merciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara geçirilir.

(3) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.

(4) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder.

Madde gerekçesi

- Usul kurallarına uymama veya keyfî adlî işlemler nedeniyle, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişilerin uğrayabilecekleri maddî veya manevî zarar hâllerini, maddenin (1) ilâ (8) numaralı bentleri teker teker göstermektedir.

Bu hâller gerçekleştiğinde zarar gören kişiler Devleti dava etmek ve zararlarının giderilmesini istemek hakkına sahiptirler. Maddî tazminat istemini haklı kılan hâller şunlardır:

Kişinin:

1. Kanunların belirlediği koşullar dışında yakalanması veya tutuklanması yahut tutukluluğunun devamına karar verilmiş olması, 2. Yasal gözaltı süresi içinde hâkim huzuruna çıkarılmaması ve böylece 131 inci maddenin gereklerinin yerine getirilmemiş olması, 3. Yasal hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanması, 4. Tutuklandıktan sonra makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmaması veya makul süre içinde hüküm verilmemesi, 5. Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra, hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatine karar verilmiş olması, 6. Mahkûm olduktan sonra, hükümlülük süresinin gözaltı ve tutuklulukta geçirilen süreden az olması veya kişinin sadece para cezası ile mahkûmiyetinin hukuken zorunlu olması, 7. Yakalama veya tutuklama nedenlerinin ve suçlamalarının kendisine yazılı veya olanaklı bulunmadığı hâllerde sözlü olarak açıklanmaması, 8. Yakalanması veya tutuklanmasının yakınlarına bildirilmemiş olması.

Yukarıda (1) ilâ (6) numaralı bentlerde belirtilen hâllerde, usulsüz işlemlere muhatap olmuş veya bu gibi hâllerle karşılaşmış bulunan kişi, uğradığı her türlü maddî ve manevî zararlarını Devletten dava etmek, isteyebilmek hakkına sahip olacaktır. (7) ve (8) numaralı bentlerde ise manevî zararlarını istemek ve dava etmek hakkını kullanabilecektir.

Maddenin son fıkrasına göre (5) ve (6) numaralı bentlerde belirlenen kararları veren merciler, esas kararları verirken ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildireceklerdir; bu husus karara ayrıca geçirilecektir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 141 gerekçesi

Mehaz madde — Fransız CMK m. 149

Adli Teşkilat Kanunu'nun L. 141-2 ve L. 141-3. maddeleri hükümlerinin uygulanmasına halel gelmeksizin, hakkındaki soruşturma kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, beraat veya mahkûmiyetsizlik kararıyla kesin olarak sonuçlanmış bir kişinin, tutuklu bulunduğu süre boyunca, talebi üzerine, bu tutukluluğun kendisine sebep olduğu manevi ve maddi zararın tam tazminine hakkı vardır. Bununla birlikte, bu kararın yalnızca Ceza Kanunu'nun 122-1. maddesi anlamında kişinin sorumsuzluğunun tanınmasına, tutuklamadan sonra gerçekleşen bir genel af kararına veya kişinin serbest bırakılmasından sonra gerçekleşen kamu davası zamanaşımına dayanması halinde, kişi aynı zamanda başka bir sebeple tutuklu bulunuyorsa, veya kişi, fiilin gerçek işleyicisinin kovuşturmadan kaçmasını sağlamak amacıyla kendisini serbestçe ve isteyerek suçlamış veya haksız yere suçlanmasına göz yummuş olması halinde tutuklanmışsa, hiçbir tazminat ödenmez. İlgilinin talebi üzerine, zarar, 156. ve devamı maddeler koşullarında yapılan çelişmeli bir bilirkişi incelemesiyle değerlendirilir.

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, beraat veya mahkûmiyetsizlik kararı kendisine tebliğ edildiğinde, kişiye tazminat talep etme hakkı ile 149-1 ilâ 149-3. madde (birinci fıkra) hükümleri bildirilir.

Özgün metin (Fransızca)

Sans préjudice de l'application des dispositions des articles L. 141-2 et L. 141-3 du code de l'organisation judiciaire, la personne qui a fait l'objet d'une détention provisoire au cours d'une procédure terminée à son égard par une décision de non-lieu, de relaxe ou d'acquittement devenue définitive a droit, à sa demande, à réparation intégrale du préjudice moral et matériel que lui a causé cette détention. Toutefois, aucune réparation n'est due lorsque cette décision a pour seul fondement la reconnaissance de son irresponsabilité au sens de l'article 122-1 du code pénal, une amnistie postérieure à la mise en détention provisoire, ou la prescription de l'action publique intervenue après la libération de la personne, lorsque la personne était dans le même temps détenue pour une autre cause, ou lorsque la personne a fait l'objet d'une détention provisoire pour s'être librement et volontairement accusée ou laissé accuser à tort en vue de faire échapper l'auteur des faits aux poursuites.A la demande de l'intéressé, le préjudice est évalué par expertise contradictoire réalisée dans les conditions des articles 156 et suivants.

Lorsque la décision de non-lieu, de relaxe ou d'acquittement lui est notifiée, la personne est avisée de son droit de demander réparation, ainsi que des dispositions des articles 149-1 à 149-3 (premier alinéa).

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 142

Tazminat isteminin koşulları

6 değişiklik

(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.

(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır. (Ek cümleler:2/3/2024-7499/13 md.) Ancak, 141 inci maddenin birinci fıkrasının (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemler bakımından 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Bu fıkra uyarınca 6384 sayılı Kanun kapsamında olmasına rağmen ağır ceza mahkemesine yapılan istemler, Komisyona gönderilir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren ve girmeyen istemler birlikte yapılmış ise ağır ceza mahkemesi görev alanına girmeyen istemleri ayırmak suretiyle Komisyona gönderir. Bu hâllerde ağır ceza mahkemesine yapılan istem tarihi esas alınır.

(3) Tazminat isteminde bulunan kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi gereklidir.

(4) Dilekçesindeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme, eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi hâlde istemin reddedileceğini ilgiliye duyurur. Süresinde eksiği tamamlanmayan dilekçe, mahkemece, itiraz yolu açık olmak üzere reddolunur.

(5) Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra yeterliliğini belirlediği dilekçe ve eki belgelerin bir örneğini Devlet Hazinesinin kendi yargı çevresindeki temsilcisine tebliğ ederek, varsa beyan ve itirazlarını iki hafta içinde yazılı olarak bildirmesini ister.[51]

(6) İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerinden birine yaptırmaya yetkilidir.

(7) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/20 md.) Mahkeme, kararını duruşmalı olarak verir. İstemde bulunan ile Hazine temsilcisi, açıklamalı çağrı kâğıdı tebliğine rağmen gelmezlerse, yokluklarında karar verilebilir.

(8) Karara karşı, istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine temsilcisi, istinaf yoluna başvurabilir; inceleme öncelikle ve ivedilikle yapılır. (Ek cümleler:2/3/2024-7499/13 md.) Karar yerinde görülmezse bölge adliye mahkemesince işin esası hakkında karar verilir. Bölge adliye mahkemelerince bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir.

(9) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139 md.) Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz.

(10) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139 md.) Tazminata ilişkin mahkeme kararları, kesinleşmeden ve idari başvuru süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz. Kesinleşen mahkeme kararında hükmedilen tazminat ile vekâlet ücreti, davacı veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirimin yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde ödenir. Bu süre içinde ödeme yapılmaması halinde, karar genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.

Madde gerekçesi

- Maddenin birinci fıkrasına göre, tazminat davasının açılması, ilgili kişi hakkındaki kararın veya hükmün kesinleşmesiyle olanaklı hâle gelecektir.

Kesinleşme, ilgilisine veya varsa vekiline tebliğ edildiğinde, tebellüğden itibaren üç ay içinde dava açılabilecektir. Karar veya hükmün, tebliğ edilememesi veya tebliğinin herhangi bir nedenle gerçekleştirilmemiş bulunması durumunda dava hakkı, karar veya hükmün kesinleşmesinden itibaren nihayet bir yıllık sürenin sona ermesiyle düşecektir.

Tazminat istemeye hak sahibi olan kimsenin hakkındaki soruşturma ve kovuşturmanın akıbetini ve kesin sonuca bağlanışını takip ederek dava hakkını gecikmeden kullanması öngörüldüğünden bir yıllık hak düşürücü süre benimsenmiştir.

Dava zarara uğrayanın kendisi, yasal temsilcisi veya özel yetkili vekili tarafından açılacak, Devleti temsilen Hazine davalı gösterilecektir.

Tazminat davasında yetkili ve görevli mahkeme, davacının oturduğu yer ağır ceza mahkemesidir.

Böylece kanuna aykırı işlemden zarar gören kişinin en kolay biçimde ve en masrafsız yöntemle hakkına kavuşabilmesi amaçlanmıştır.

Tazminata konu asıl işlem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesince yapılmış ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi varsa dava o dairede çözülecek, bu hususta Kanunun genel düzenlemesi gözetilip numara itibarıyla izleyen daire yetkili olacaktır.

Tazminatı gerektiren asıl işlem, davacının oturduğu yer ağır ceza mahkemesi tarafından yapılmışsa ve o yerde başka bir ağır ceza dairesi de yoksa, yer itibarıyla en yakın ağır ceza mahkemesi davayı görecektir. Kuşku yok ki, hâkimin çekilmesi veya reddi hususundaki genel kurallar bu dava türünde de geçerliliğini koruyacaktır.

Yetkili ağır ceza mahkemesi, inceleme ve değerlendirmesini duruşma yapmaksızın dosya üzerinde tamamlayacak ve davayı öncelikle ve ivedilikle karara bağlayacaktır.

Davanın dosya üzerinden yürütülmesi davacıya önemli sorumluluk yüklemekte, dava dilekçesine açık kimliğini ve oturduğu yer adresini, Devlet Hazinesinin davalı olduğunu, zarara uğramasına ve tazminata hak kazanmasına hangi soruşturma veya kovuşturmanın neden olduğunu, maddî veya manevî zararının nitelik ve niceliğini açık biçimde yazması gerekmektedir.

Davacı, gözaltı veya tutuklamayla ilişkili dosyada belgelenenler dışında, her türlü zararını ispat belgelerini de dilekçesine ekleyecektir.

Dilekçe ve ekindeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme, eksikliğinin neden ibaret olduğunu ve duyuru tarihinden itibaren bir ay zarfında tamamlanıp mahkemeye ulaştırılmadıkça davanın reddedileceğini, davacıya veya davayı açan temsilci veya vekiline duyuracaktır. Bu duyuruda esas alınacak adres dilekçede belirtilen adres olup, bu adresin yetersizlik yahut yanlışlığı veya bildirilmeyen adres değişliği nedeniyle tebliğin yapılamaması hâllerinde mahkemece adres araştırılmasına girişilmeyecektir. Duyurulan yahut belirtilen nedenle duyurulma olanaksızlığından dolayı giderilmemiş olan eksiklik karşısında dava dilekçesi mahkemece Cumhuriyet savcısının yazılı görüşü alınarak reddedilecektir.

Bu karara karşı itiraz olunabilecektir.

Dilekçe ve eki belgelerin yeterliliği durumunda mahkeme, gözaltı veya tutuklamayla ilişkili dosyayı getirtip inceleyecek, sıfat, işlem ve süre itibarıyla davanın görülebilir olduğunu öncelikle saptayacak, olumlu sonuca vardığında davacı tarafın sunduğu dilekçe ve belge örneklerini davalı Devlet Hazinesinin kendi yargı çevresindeki temsilcisine tebliğ edecek, varsa beyan ve itirazlarını duyurudan itibaren otuz gün içinde bildirmesini isteyecektir. Devlet Hazinesi temsilcisinin illerde defterdarlık, ilçelerde mal müdürlüğü olduğu gözetilecektir.

Mahkeme, istemin ve delil niteliğindeki belgelerin ve davalı Devlet Hazinesinin karşı bildirimlerinin değerlendirilmesinde ve verilecek maddî ve manevî tazminatın saptanmasında, gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya, hatta bilirkişi incelemesi yaptırmaya yetkilidir.

Dosya üzerindeki her türlü inceleme ve değerlendirmeyi mahkeme, dilerse heyet hâlinde yapacak, dilerse başkanı veya üyelerinden birini görevlendirerek, Cumhuriyet savcısının yazılı görüşünü aldıktan sonra heyet hâlinde karara bağlayacaktır.

Esasa ilişkin karara karşı Cumhuriyet savcısı, davacı veya davalı Devlet Hazinesi, kararın kendilerine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde istinaf yoluna başvurma hakkını kullanabilecektir. İnceleme öncelikle ve ivedilikle yapılacaktır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 142 gerekçesi

Dipnotlar

  1. [1]Bu madde başlığı “Davanın nakli” iken, 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
  2. [2]25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle; bu fıkrada geçen "hukuken geçerli mazerete dayanarak" ibaresi madde metninden çıkarılmış ve "bulanamayan" ibaresi "bulunamayan" olarak değiştirilmiştir.
  3. [3]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada “yedi gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  4. [4]Bu maddede yer alan tazminat miktarlarının 1/1/2026 tarihinden itibaren uygulanması ile ilgili olarak, 26/12/2025 tarihli ve 33119 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2026 yılı Tanıklık Ücret Tarifesine bakınız.
  5. [5]15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 140 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “(ç), (d) ve (e)” ibaresi “(d), (e) ve (f)” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 135 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  6. [6]3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Kanunun 43 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bilirkişiler,” ibaresinden sonra gelmek üzere “bilirkişilik bölge kurulu veya bulunduğu yer” ibaresi eklenmiştir.
  7. [7]3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Kanunun 46 ncı maddesiyle, bu fıkraya “uygulanır” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve durum bilirkişilik bölge kuruluna bildirilir” ibaresi eklenmiştir.
  8. [8]Bu madde başlığı “Diğer kişilerin beden muayenesi “ iken, 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
  9. [9]Anayasa Mahkemesinin 25/12/2025 tarihli ve E.: 2025/141, K.: 2025/274 sayılı Kararı ile bu madde “80. Maddenin (2) numaralı fıkrası” yönünden edilmiştir. Bu Karar Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (18/12/2026) yürürlüğe girer.
  10. [10]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “işlediğini düşündürebilecek emarelerin” ibaresi “işlediği şüphesini gösteren somut delillerin” şeklinde değiştirilmiştir.
  11. [11]27/3/2015 tarihli ve 6638 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle, bu maddenin üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere dördüncü fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
  12. [12]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “olguların” ibaresi “somut delillerin” şeklinde değiştirilmiştir.
  13. [13]8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle, bu fıkraya “hususunda” ibaresinden sonra gelmek üzere “somut delillere dayanan” ibaresi eklenmiştir.
  14. [14]Bu bende 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle, (2) ve (5) numaralı alt bentlerinden sonra gelmek üzere, sırasıyla (3) ve (7) numaralı alt bentler eklenmiş ve diğer alt bent numaraları buna göre teselsül ettirilmiştir.
  15. [15]6/12/2019 tarihli ve 7196 sayılı Kanunun 58 inci maddesiyle, (1) numaralı alt bentten sonra gelmek üzere (2) numaralı alt bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  16. [16]12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “Silahla işlenmiş kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent e)” ibaresi “Kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent b, e ve f)” şeklinde değiştirilmiştir.
  17. [17]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “veya” ibaresi “suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere” şeklinde değiştirilmiştir.
  18. [18]15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 141 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “üç yılı” ibaresinden sonra gelmek üzere “, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı” ibaresi eklenmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 136 ncı maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  19. [19]20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 93 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “Ret kararına” ibaresi “Bu kararlara” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 88 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  20. [20]11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bulundurularak” ibaresinden sonra gelmek üzere “, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle” ibaresi eklenmiştir.
  21. [21]25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle, üçüncü fıkradan sonra gelmek üzere (4) numaralı fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
  22. [22]8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “(e) bendinde” ibaresi “(e) ve (j) bentlerinde” şeklinde değiştirilmiştir.
  23. [23]2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 98 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “birinci fıkradaki süre koşulu aranmaksızın” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
  24. [24]7331 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “bu madde hükümleri,” ibaresi “bu maddenin birinci ve ikinci fıkra hükümleri,” şeklinde değiştirilmiştir.
  25. [25]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “makul” ibaresi “somut delillere dayalı kuvvetli” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra 2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “somut delillere dayalı kuvvetli” ibaresi “makul” şeklinde değiştirilmiştir.
  26. [26]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “elde edildiğine dair” ibaresinden sonra gelmek üzere “somut delillere dayanan” ve “Elkonulabilir.” ibaresinden sonra gelmek üzere “Somut olarak belirlenen” ibareleri eklenmiştir.
  27. [27]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle, bu fıkranın (a) bendinin (2) numaralı alt bendine “(madde 79, 80)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ ile organ veya doku ticareti (madde 91)” ibaresi eklenmiş, aynı bende (12) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere (13) numaralı alt bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  28. [28]20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 94 üncü maddesiyle 129 uncu maddeye bu fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 89 uncu maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  29. [29]1/7/2016 tarihli ve 6723 sayılı Kanunun 32 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “yetkilerinin” ibaresinden sonra gelmek üzere “ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin” ibaresi eklenmiştir.
  30. [30]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “soruşturmada,” ibaresinden sonra gelmek üzere “somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve” ibaresi eklenmiş ve dördüncü fıkrasında yer alan “İstemesi halinde, bu” ibaresi “Üçüncü fıkraya göre alınan” şeklinde değiştirilmiştir.
  31. [31]25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “Cumhuriyet savcısının istemi üzerine” ibaresi “hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından” şeklinde değiştirilmiş, fıkrada yer alan “hâkim tarafından” ibaresi madde metninden çıkarılmış, ikinci fıkrasına “bilgilere ulaşılamaması” ibaresinden sonra gelmek üzere “ya da işlemin uzun sürecek olması” ibaresi eklenmiştir.
  32. [32]Anayasa Mahkemesinin 12/2/2026 tarihli ve E: 2023/128, K: 2026/36 sayılı Kararı ile bu madde iptal edilmiştir. Kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (25/2/2027) yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.
  33. [33]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle, bu maddeye birinci fıkrasından sonra gelmek üzere ikinci fıkra eklenmiş ve fıkra numaraları buna göre teselsül ettirilmiş; dördüncü fıkrasında yer alan “üç ay”, “bir defa” ve “hâkim bir aydan fazla olmamak üzere sürenin müteaddit defalar” ibareleri sırasıyla, “iki ay”, “bir ay” ve “mahkeme yukarıdaki sürelere ek olarak her defasında bir aydan fazla olmamak ve toplam üç ayı geçmemek üzere” şeklinde değiştirilmiştir.
  34. [34]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle, bu maddenin birinci birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesi” ibaresi “hâkim” şeklinde, “mahkemenin” ibaresi “hâkimin” şeklinde, “mahkeme” ibareleri “hâkim” şeklinde, aynı maddenin dördüncü fıkrasında yer alan “mahkeme” ibaresi “hâkim” şeklinde değiştirilmiştir.
  35. [35]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle, bu maddenin beşinci fıkrasında yer alan “üç ay” ve “bir defa” ibareleri sırasıyla “iki ay” ve “bir ay” şeklinde değiştirilmiş; mevcut altıncı fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere “6. Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma (madde 148, 149),” alt bendi eklenmiş, diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiş ve yedinci fıkrasının (a) bendinin (10) numaralı alt bendinde yer alan “, fıkra 3” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
  36. [36]2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Kanunun 42 nci maddesiyle, bu maddeye beşinci fıkradan sonra gelmek üzere (6) numaralı fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş, mevcut yedinci fıkranın (a) bendinin (14) numaralı alt bendi metne işlendiği şekilde değiştirilmiş, bu alt bentten sonra gelmek üzere (15) numaralı alt bent eklenmiş ve diğer alt bent buna göre teselsül ettirilmiştir.
  37. [37]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle, 135 inci maddenin altıncı fıkrasına “hâkim” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı” ibaresi eklenmiş; sekizinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendine “(madde 79, 80)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile organ veya doku ticareti (madde 91)” ibaresi eklenmiş, aynı bendin (6) numaralı alt bendine “(madde 148, 149)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile nitelikli dolandırıcılık (madde 158)” ibaresi eklenmiş, aynı bende (11) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere (12) numaralı bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  38. [38]2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Kanunun 42 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tespit edilebilir,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
  39. [39]25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle; bu fıkrada geçen "Şüphelinin" ibaresi "Şüpheli veya sanığın" olarak değiştirilmiştir.
  40. [40]25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle; bu fıkrada geçen "kullanmakta olduğu" ve "kullanılan" ibareleri madde metninden çıkarılmıştır.
  41. [41]25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle (b) bendinden sonra gelmek üzere (c) bendi eklenmiş ve diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  42. [42]25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle bu fıkrada geçen "halinde" ibaresinden sonra gelmek üzere "soruşturma evresinin bitiminden itibaren" ibaresi eklenmiştir.
  43. [43]8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle, bu fıkraya “soruşturma” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kovuşturma” ibaresi eklenmiş ve fıkrada yer alan “Başsavcılığı,” ibaresi “başsavcılığı veya mahkeme,” şeklinde değiştirilmiştir.
  44. [44]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 27 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesince oy birliğiyle” ibaresi “hâkim tarafından” şeklinde değiştirilmiş, aynı maddenin yedinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan “Uyuşturucu” ibaresi “Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın uyuşturucu” şeklinde değiştirilmiştir.
  45. [45]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “hususunda” ibaresinden sonra gelmek üzere “somut delillere dayanan” ibaresi eklenmiş; aynı fıkranın (a) bendinin (2) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere “3. Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma (madde 148, 149),” alt bendi eklenmiş, diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiş, mevcut (5) numaralı alt bendi yürürlükten kaldırılmış, mevcut (6) numaralı alt bendinde yer alan “, fıkra 3” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
  46. [46]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle, bu bendin (1) numaralı alt bendine “(madde 79, 80)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile organ veya doku ticareti (madde 91)” ibaresi, (3) numaralı alt bendine “(madde 148, 149)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile nitelikli dolandırıcılık (madde 158)” ibaresi eklenmiş, aynı bende (8) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere (9) numaralı alt bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  47. [47]25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle, bu bente (5) numaralı alt bentten sonra gelmek üzere (6) numaralı alt bent eklenmiş, diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  48. [48]2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Kanunun 43 üncü maddesiyle, (11) numaralı alt bentten sonra gelmek üzere alt bent eklenmiş ve diğer alt bent buna göre teselsül ettirilmiştir.
  49. [49]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “mahkeme” ibaresi “hâkim” şeklinde değiştirilmiştir.
  50. [50]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 12 nci maddesi ile bu maddenin birinci fıkrasının (k) bendinde yer alan “Yakalama” ibaresi “Yakalama, adli kontrol” şeklinde değiştirilmiş, ikinci fıkrasında yer alan “(e) ve (f) bentlerinde” ibaresi “(e), (f) ve (l) bentlerinde” şeklinde değiştirilmiştir.
  51. [51]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi ile bu fıkrada yer alan “onbeş gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  52. [52]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile birinci fıkrada yer alan “yakalanan” ibaresi “yakalanan, adli kontrol altına alınan” şeklinde ve fıkranın (e) bendinde yer alan “gözaltına alınmasına” ibaresi “gözaltına alınmasına, adli kontrol altına alınmasına” şeklinde değiştirilmiştir.
  53. [53]Bu madde başlığı “Şüpheli veya sanığın zorla getirilmesi “ iken, 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
  54. [54]Bu madde başlığı " Müdafi görevini yerine getirmediğinde yapılacak işlem" iken 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
  55. [55]3/10/2016 tarihli ve 676 sayılı KHK’nin 2 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tutuklu ve” ibaresi “şüpheli, sanık veya” şeklinde, “kovuşturma açılması halinde tutuklu veya hükümlünün müdafilik veya vekilliğini” ibaresi “soruşturma ya da kovuşturma bulunması halinde müdafilik veya vekillik görevini” şeklinde değiştirilmiştir.
  56. [56]Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve E.:2018/73; K.:2019/65 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “soruşturma ya da” ibaresi iptal edilmiştir.
  57. [57]3/10/2016 tarihli ve 676 sayılı KHK’nin 2 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “müdafi veya vekil hakkında açılan kovuşturmanın yapıldığı” ibaresi “hâkim veya” şeklinde, “Kovuşturma sonunda” ibaresi “Soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi veya kovuşturma sonunda” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya “Müdafilik görevinden yasaklama kararı,” ibaresinden sonra gelmek üzere “avukat hakkındaki soruşturma veya” ibaresi ve “Ancak,” ibaresinden sonra gelmek üzere “soruşturma veya” ibaresi eklenmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7070 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  58. [58]Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve E.:2018/73; K.:2019/65 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “avukat hakkındaki soruşturma veya” ibaresi ve “soruşturma veya” ibaresi iptal edilmiştir.
  59. [59]3/10/2016 tarihli ve 676 sayılı KHK’nin 2 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tutuklu” ibaresi “şüpheli, sanık” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7070 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  60. [60]15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 145 inci maddesiyle, bu fıkra eklenmiş ve diğer fıkra buna göre teselsül ettirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 140 ıncı maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  61. [61]Bu fıkraya 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle; "4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun Hükümleri" ibaresinden sonra gelmek üzere ", en üst dereceli kolluk amirleri hakkında ise, hâkimlerin görevlerinden dolayı tâbi oldukları yargılama usulü" ibaresi eklenmiştir.
  62. [62]25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle; bu fıkrada bulunan "3 üncü" ibaresi "4 üncü" olarak değiştirilmiştir.
  63. [63]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle; bu fıkrada yer alan “zamanı” ibaresi “tarihi, başlama ve bitiş saatini” şeklinde değiştirilmiştir.
  64. [64]8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “açıklanır.” ibaresi “açıklanır; yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmez.” şeklinde değiştirilmiştir.
  65. [65]17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle bu fıkrada yer alan “, uzlaşmaya ilişkin hükümler saklı kalmak üzere” ibaresi madde metninden çıkarılmış, (d) bendinde yer alan “uğradığı zararın,” ibaresi “uğradığı ve Cumhuriyet savcısı tarafından tespit edilen zararın,” şeklinde değiştirilmiştir.
  66. [66]25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tespit edilmesi” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi” ibaresi eklenmiştir.
  67. [67]31/3/2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesi başkanına” ibaresi “ağır ceza mahkemesine”, üçüncü ve dördüncü fıkralarında yer alan “Başkan” ibareleri “Mahkeme” ve altıncı fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesi başkanının” ibaresi “ağır ceza mahkemesinin” şeklinde değiştirilmiştir.
  68. [68]18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 71 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesine” ibaresi “ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine” şeklinde; dördüncü fıkrasında yer alan “Mahkeme” ibaresi “Sulh ceza hâkimliği” şeklinde değiştirilmiştir.
  69. [69]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “onbeş gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  70. [70]20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 96 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “mazeretsiz olarak” ibaresinden sonra gelmek üzere “duruşmaya gelmemesi veya” ibaresi eklenmiştir.
  71. [71]24/1/2013 tarihli ve 6411 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Bu madde hükümleri,” ibaresi “Birinci ve ikinci fıkra hükümleri,” şeklinde değiştirilmiştir.
  72. [72]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle, bu bentte yer alan “okunması” ibaresi “anlatılması” şeklinde değiştirilmiştir.
  73. [73]20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 97 nci maddesiyle bu maddenin başlığında yer alan “okunması” ibaresi “anlatılması” şeklinde, birinci fıkrasında yer alan “okunur” ibaresi “anlatılır” şeklinde ve ikinci fıkrasında yer alan “okunmasına” ibaresi “anlatılmasına” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 91 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  74. [74]Anayasa Mahkemesinin 26/3/2026 tarihli ve E.:2025/18; K.:2026/66 sayılı Kararı ile bu fıkranın üçüncü cümlesi iptal edilmiştir. Kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (16/4/2027) yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.
  75. [75]23/6/2022 tarihli ve 7413 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “mahkemesinde staj yapmakta olan hâkim ve” ibaresi “hâkim ve savcı yardımcıları ile mahkemesinde staj yapmakta olan” şeklinde değiştirilmiştir.
  76. [76]Bu madde başlığı “Hükmün açıklanması” iken, 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir
  77. [77]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Hükmün gerekçesi” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve varsa karşı oy gerekçesi” ibaresi eklenmiştir.
  78. [78]8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle bu fıkraya “yapılacak çağrı” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve zorla getirme” ibaresi eklenmiştir.
  79. [79]12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle, birinci fıkranın (a) bendinin (3) numaralı alt bendi ile (b) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan “cinsel saldırı suçu ile” ibareleri “cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve” şeklinde değiştirilmiştir.
  80. [80]Anayasa Mahkemesi’nin 17/5/2012 tarihli ve E.: 2011/37, K.: 2012/69 sayılı Kararı ile bu alt bentte yer alan “… vekili aracılığı ile…” ibaresi iptal edilmiştir.
  81. [81]12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “cinsel saldırı suçu ile” ibaresi “cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve” şeklinde değiştirilmiştir.
  82. [82]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 32 nci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasına “Hakkındaki” ibaresinden sonra gelmek üzere “soruşturmanın veya” ibaresi, “bu nedenle” ibaresinden sonra gelmek üzere “Cumhuriyet savcısı veya” ibaresi, ikinci fıkrasına “dolayı” ibaresinden sonra gelmek üzere “soruşturma veya” ibaresi, “olan” ibaresinden sonra gelmek üzere “şüpheli veya” ibaresi, “yetkili” ve “ise,” ibarelerinden sonra gelmek üzere “Cumhuriyet savcısı veya” ibaresi ve aynı fıkranın (a) bendine “gazete ile” ibaresinden sonra gelmek üzere “şüpheli veya” ibaresi eklenmiştir.
  83. [83]Bu maddeye 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle ikinci fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
  84. [84]2/1/2017 tarihli ve 680 sayılı KHK’nin 12 nci maddesiyle, bu bende “başvurmayan” ibaresinden sonra gelmek üzere “şüpheli veya” ibaresi eklenmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7072 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  85. [85]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 33 üncü maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasına “sanığın” ibaresinden sonra gelmek üzere “Cumhuriyet savcısına başvurmasını veya” ibaresi ve “orantılı olarak” ibaresinden sonra gelmek üzere “Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi veya” ibaresi eklenmiş; ikinci fıkrasının (a) bendine (16) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere (17) numaralı alt bent eklenmiş, diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  86. [86]2/1/2017 tarihli ve 680 sayılı KHK’nin 13 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Kaçak sanığın” ibaresi “Kaçağın” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7072 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  87. [87]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 33 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ilânına” ibaresinden sonra gelmek üzere “sulh ceza hâkimince veya” ibaresi eklenmiştir.
  88. [88]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 33 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Mahkeme” ibaresi “Sulh ceza hâkimi veya mahkeme” şeklinde değiştirilmiştir.
  89. [89]24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle bu alt bentte yer alan “(madde 170)” ibaresi “(madde 170, birinci ve üçüncü fıkra)” şeklinde değiştirilmiştir.
  90. [90]21/11/2024 tarihli ve 7533 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi ile bu bentte yer alan “birinci, üçüncü ve beşinci fıkraları” ibaresi “üçüncü fıkrası” şeklinde değiştirilmiştir.
  91. [91]8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, bu fıkraya “temel cezadan” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve koşulları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan sonra belirlenen cezadan” ibaresi eklenmiştir.
  92. [92]8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “şartların gerçekleştiği ve eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu kanaatine varırsa talepte belirlenen yaptırım doğrultusunda” ibaresi “şartların gerçekleştiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri doğrultusunda” şeklinde değiştirilmiştir.
  93. [93]Anayasa Mahkemesinin 5/11/2024 Tarihli ve E: 2024/66, K: 2024/188 Sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan "… ile sağır ve dilsizlik..." ibaresi iptal edilmiştir.
  94. [94]Anayasa Mahkemesinin 10/9/2025 Tarihli ve E: 2025/51, K: 2025/184 Sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “ya da başka bir nedenle şüpheliye ulaşılamaması” ibaresi iptal edilmiştir.
  95. [95]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “on beş gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  96. [96]Anayasa Mahkemesinin 5/11/2024 Tarihli ve E: 2024/66, K: 2024/188 Sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan "…sağır ve dilsizlik..." ibaresi iptal edilmiştir.
  97. [97]Bu madde başlığı “Uzlaşma” iken, 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiş, aynı maddenin birinci fıkrasının (b) bendine mevcut (2) ve (3) numaralı alt bentlerinden sonra gelmek üzere (3), (5) ve (6) numaralı alt bentler eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  98. [98]17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle üçüncü fıkraya “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş, onikinci fıkrada yer alan “en çok yirmi gün daha” ibaresi “her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez” şeklinde değiştirilmiştir.
  99. [99]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle, bu maddenin onbeşinci ve yirmibirinci fıkralarında yer alan “Cumhuriyet savcısına” ibareleri “uzlaştırma bürosuna” şeklinde değiştirilmiştir.
  100. [100]17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle, (b) bendinin mevcut (4), (5) ve (6) numaralı alt bentlerinden sonra gelmek üzere sırasıyla alt bentler eklenmiş ve bent numaraları buna göre teselsül ettirilmiştir.
  101. [101]24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle bu alt bentte yer alan “(madde 155)” ibaresi “(üçüncü fıkra hariç, madde 155)” şeklinde değiştirilmiştir.
  102. [102]8/8/2026 tarihli ve 7593 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle bu bentte yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki” şeklinde değiştirilmiştir.
  103. [103]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
  104. [104]12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “suçlarda,” ibaresi “suçlarda ve ısrarlı takip suçunda (madde 123/A),” şeklinde değiştirilmiştir.
  105. [105]7/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle üçüncü fıkrasında yer alan “suçlarda ve ısrarlı takip suçunda (madde 123/A), uzlaştırma” ibaresi “suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret suçunda (125 inci maddenin ikinci fıkrası), uzlaştırma” şeklinde ve dördüncü fıkrasında yer alan “üç gün” ibaresi “yedi gün” şeklinde değiştirilmiştir.
  106. [106]24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “(125 inci maddenin ikinci fıkrası),” ibaresi “(madde 125)” şeklinde değiştirilmiştir.
  107. [107]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “hâlinde, Cumhuriyet savcısı veya talimatı üzerine adlî kolluk görevlisi” ibaresi “ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı” şeklinde ve “Cumhuriyet savcısı” ibaresi “Uzlaştırmacı,” şeklinde değiştirilmiştir.
  108. [108]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Cumhuriyet savcısı” ibaresi “Uzlaştırma bürosu” şeklinde değiştirilmiştir.
  109. [109]Anayasa Mahkemesinin 26/7/2023 Tarihli ve E: 2023/43, K: 2023/141 Sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan " Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;..." ibaresi iptal edilmiştir.
  110. [110]7/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle bu fıkranın beşinci cümlesinin başına “Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;” ibaresi eklenmiştir.
  111. [111]7/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “avukatların veya hukuk öğrenimi görmüş kişilerin” ibaresi “hukuk fakültesi mezunlarının” şeklinde değiştirilmiştir.
  112. [112]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 35 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “uzlaştırma işlemleri” ibaresi “kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin” şeklinde ve “göre, mahkeme tarafından yapılır.” ibaresi “göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.” şeklinde değiştirilmiştir.
  113. [113]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “yedi gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  114. [114]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu bentte yer alan “üçbin” ibaresi “onbeşbin” şeklinde değiştirilmiştir.
  115. [115]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 18 inci maddesi ile birinci fıkrasında yer alan “hükmün açıklanmasından itibaren yedi gün” ibaresi “hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta” şeklinde, üçüncü ve beşinci fıkralarında yer alan “yedi gün” ibareleri “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  116. [116]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “yedi gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  117. [117]15/8/2016 tarihli ve 674 sayılı KHK’nin 15 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “sunulmak üzere, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına” ibaresi yürürlükten kaldırılmış olup, daha sonra bu hüküm 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  118. [118]Bu madde başlığı “Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının görevi” iken, 15/8/2016 tarihli ve 674 sayılı KHK’nin 14 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiş olup, daha sonra bu hüküm 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  119. [119]20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle, bu fıkranın (a) bendinde yer alan “(c)” ibaresi “(a), (c), (d)” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya (a) bendinden sonra gelmek üzere (b) ve (c) bentleri eklenmiş, mevcut (b) ve (c) bentleri (d) ve (e) bentleri olarak teselsül ettirilmiştir.
  120. [120]18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 77 nci maddesiyle, bu fıkranın (a) bendine “303 üncü maddenin birinci fıkrasının (c), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,” ibaresi eklenmiş; (c) bendinde yer alan “ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
  121. [121]15/8/2016 tarihli ve 674 sayılı KHK’nin 15 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesini,” ibaresi yürürlükten kaldırılmış olup, daha sonra bu hüküm 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  122. [122]17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 27 nci maddesiyle (b) bendinden sonra gelmek üzere (c) bendi, mevcut (d) bendinden sonra gelmek üzere (f) bendi eklenmiş ve bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  123. [123]20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 98 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “maddede” ibaresi “maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 92 nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  124. [124]24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle bu bentte yer alan “maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde” ibaresi “maddede” şeklinde değiştirilmiştir.
  125. [125]20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle, bu fıkraya “mahkemesi” ibaresinden sonra gelmek üzere “daire” ibaresi eklenmiştir.
  126. [126]20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle, bu fıkranın (a) bendinde yer alan “okunur” ibaresi “anlatılır” şeklinde, (b) bendinde yer alan “de okunur” ibaresi “anlatılır” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya (c) bendinden sonra gelmek üzere (d) bendi eklenmiş ve mevcut (d) bendi (e) bendi olarak teselsül ettirilmiştir.
  127. [127]20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 99 uncu maddesiyle, bu bentte yer alan “okunur” ibaresi “anlatılır” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 93 üncü maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  128. [128]20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle, bu fıkraya “yoluna” ibaresinden sonra gelmek üzere “yalnız” ibaresi eklenmiştir.
  129. [129]20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Türk Ceza Kanununun” ibaresi “23/4/2016 tarihli ve 6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanununun” şeklinde değiştirilmiştir.
  130. [130]18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 78 inci maddesiyle bu fıkranın (d) bendinde yer alan “suç niteliğini değiştirmeyen” ibaresi “her türlü” şeklinde değiştirilmiş; (f) bendinde yer alan “bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararları ile” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
  131. [131]20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle, (b) bendinden sonra gelmek üzere (c) bendi eklenmiş ve diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  132. [132]13/10/2022 tarihli ve 7418 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle, (6) numaralı alt bentten sonra gelmek üzere alt bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  133. [133]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi ile bu fıkrada yer alan “hükmün açıklanmasından itibaren on beş gün” ibaresi “hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  134. [134]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “yedi gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  135. [135]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile birinci fıkrada yer alan “yedi gün” ibaresi “iki hafta” ve üçüncü fıkrada yer alan “bir hafta” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  136. [136]15/8/2016 tarihli ve 674 sayılı KHK’nin 15 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Cumhuriyet Başsavcılığı” ibaresi yürürlükten kaldırılmış olup, daha sonra bu hüküm 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  137. [137]20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 100 üncü maddesiyle, bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “sanığın veya katılanın temyiz başvurusundaki istemi üzerine veya re’sen duruşma yoluyla yapar” ibaresi “uygun görmesi halinde duruşma yoluyla yapabilir” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94 üncü maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  138. [138]20/2/2019 tarihli ve 7165 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle, ikinci fıkradan sonra gelmek üzere fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
  139. [139]20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, bu bölüm başlığında yer alan “Yargıtay” ibaresi metinden çıkarılmıştır.
  140. [140]Anayasa Mahkemesinin 26/1/2022 tarihli ve E.:2021/48; K.:2022/7 sayılı Kararı ile bu fıkranın birinci cümlesi “sanığın aleyhine itirazlar” yönünden iptal edilmiştir.
  141. [141]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “otuz gün” ibaresi “bir ay” ve “yedi gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  142. [142]6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan "Adalet Bakanı" ibaresi, "Adalet Bakanlığı" olarak değiştirilmiştir.
  143. [143]6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan "Adalet Bakanı" ibaresi, "Adalet Bakanlığı" olarak değiştirilmiştir.
  144. [144]25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle, bu bentte yer alan “tespit edilmiş olması” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi” ibaresi eklenmiştir.
  145. [145]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “yedi gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  146. [146]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “yedi günlük” ibaresi “iki haftalık” şeklinde değiştirilmiştir.
  147. [147]Anayasa Mahkemesinin 25/6/2020 tarihli ve E.:2020/16; K.:2020/33 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin aynı bentte yer alan "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
  148. [148]Anayasa Mahkemesinin 14/1/2021 tarihli ve E.:2020/81; K.:2021/4 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “…hükme bağlanmış…” ibaresinin aynı bentte yer alan "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
  149. [149]Anayasa Mahkemesinin 21/4/2022 tarihli ve E.:2020/87; K.:2022/44 sayılı Kararı ile bu bentte yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibaresinin "seri muhakeme usulü" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
  150. [150]Bu maddede yer alan "1 Nisan 2005“ ibaresi, 31/3/2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesiyle "1 Haziran 2005“ şeklinde değiştirilmiştir.