İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 44. hâli

Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)

Kanun numarası
5271
Kabul tarihi
04.12.2004
Resmî Gazete
17.12.2004 / 25673
Düstur
5. tertip, cilt 44
Son değişiklik
16.04.2027
Madde sayısı
348

Üçüncü Kitap

Kovuşturma Evresi

İkinci Kısım

Kamu Davasının Sona Ermesi

Birinci Bölüm

Duruşmanın Sona Ermesi ve Hüküm

Madde 223

Duruşmanın sona ermesi ve hüküm

1 değişiklik

(1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.

(2) Beraat kararı;

a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,

b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,

c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,

d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması,

e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması,

Hallerinde verilir.

(3) Sanık hakkında;

a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,

b) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/30 md.) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,

c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,

d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi,

Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.

(4) İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;

a) Etkin pişmanlık,

b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı,

c) Karşılıklı hakaret,

d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı,

Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.

(5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilir.

(6) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur.

(7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.

(8) Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.

(9) Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.

(10) Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı kanun yolu bakımından hüküm sayılır.

Madde 224

Karar ve hükümlerde gerekli oy sayısı

(1) Mahkemece karar ve hükümler oybirliği veya oyçokluğuyla verilir.

(2) Karşı oya tutanakta yer verilir; gerekçesi de tutanakta gösterilir.

Madde gerekçesi

- Birden çok hâkimin katılmasıyla oluşan toplu mahkemelerde, her hâkim mahkemenin karar ve hükümlerine ilişkin oyunu bildirmekle yükümlüdür. Bunun sonucunda karar ve hükümler oybirliği veya oy çokluğu ile verilir.

Oy çokluğu ile verilen karar ve hükümlerde, azınlıkta kalan hâkimin karşı oyu mutlaka tutanakta gösterilir. Karşı oy sahibi hâkimin buna ilişkin gerekçesi de tutanakta gösterilir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 234 gerekçesi

Madde 225

Hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi

(1) Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.

(2) Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.

Mehaz madde — Alman CMK m. 264

Hükmün konusu

(1) Hükme esas alınacak husus, duruşmanın sonucuna göre şekillenen, iddianamede belirtilen fiildir.

(2) Mahkeme, ana duruşmanın açılmasına ilişkin karara dayanak olan fiil değerlendirmesiyle bağlı değildir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Gegenstand der Urteilsfindung ist die in der Anklage bezeichnete Tat, wie sie sich nach dem Ergebnis der Verhandlung darstellt.

(2) Das Gericht ist an die Beurteilung der Tat, die dem Beschluß über die Eröffnung des Hauptverfahrens zugrunde liegt, nicht gebunden.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

İkinci Bölüm

Suç Niteliğinde Değişiklik

Madde 226

Suçun niteliğinin değişmesi

2 değişiklik

(1) Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.

(2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır.

(3) Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir.

(4) (Değişik:14/11/2024-7532/16 md.) Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, sanığa ve varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır. Sanığın dosyada var olan son adresine bildirim yapılamaması veya bildirime rağmen duruşmaya gelmemesi halinde müdafie yapılan bildirimler yeterli kabul edilir.[74]

Madde gerekçesi

- İddianamede gösterilen fiilin hukuk yönünden değerlendirilmesini yaparken iddia ve savunma ile bağlı olmayan, tümüyle serbest bulunan mahkeme, suçun hukukî niteliğinin değişmesini veya cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektiren nedenlerin ilk defa duruşmada ortaya çıkması hâlinde sanığı haberdar edecek ve ona bu konuda savunma olanağı sağlayacaktır.

Bu kurala, ilke olarak, suçun hukukî niteliğindeki değişme sanığın yararına da olsa uyulur.

Sanık istemde bulunursa ek savunmasını hazırlaması için kendisine süre verilir. Ayrıca duruşma aşamasında meydana gelen fiilî ve hukukî değişiklikler nedeniyle iddia ve savunmanın gerektiği şekilde hazırlanabilmesi için de istem üzerine veya mahkemece re'sen, duruşmaya ara verilebilir.

Ek savunmaya ilişkin bildirimler varsa sanığın avukatına yapılır. Sanığa tanınmış haklardan avukatı da yararlanır.

Suçun hukukî niteliğinin sanık yararına değişmesi, yani iddianamede gösterilen kanun maddesinin öngördüğü cezadan daha az bir cezanın verilmesi gerektiği hâllerde, sanık ve vekiline bu konuyu açıklayan davetiyenin tebliğine rağmen, duruşmaya gelmedikleri veya kendi kusurları nedeniyle davetiye tebliğ olunamadığı takdirde yokluklarında hüküm kurulabilir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 236 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 265

Hukuki bakış açısının veya olgusal durumun değişmesi

(1) Sanık, mahkemece kabul edilen iddianamede belirtilenden başka bir ceza kanununa dayanılarak, kendisine bu hukuki bakış açısı değişikliği özellikle bildirilmeden ve savunma için kendisine fırsat verilmeden mahkûm edilemez.

(2) Aşağıdaki durumlarda da aynı şekilde işlem yapılır:

1. duruşmada, cezalandırılabilirliği artıran veya bir tedbirin uygulanmasını ya da bir yan cezanın veya yan sonucun hükmedilmesini haklı kılan, ceza kanununca özel olarak öngörülmüş hususların ilk kez ortaya çıkması,

2. mahkemenin, duruşmada bildirilen olgusal veya hukuki duruma ilişkin geçici değerlendirmeden ayrılmak istemesi veya

3. sanığın yeterli savunması için, değişen olgusal duruma dair bir bildirimin gerekli olması.

(3) Sanık, savunmaya yeterince hazırlanamadığını ileri sürerek, kendisi aleyhine, mahkemece kabul edilen iddianamede belirtilenden daha ağır bir ceza kanununun uygulanmasına imkân veren veya 2. fıkranın 1. bendinde belirtilenlerden olan, yeni ortaya çıkmış hususları çekişmeli kılarsa, talebi üzerine duruşma ertelenir.

(4) Diğer hallerde de mahkeme, değişen olgusal durum nedeniyle iddianamenin veya savunmanın yeterince hazırlanması bakımından uygun görülürse, talep üzerine veya kendiliğinden duruşmayı erteler.

Özgün metin (Almanca)

(1) Der Angeklagte darf nicht auf Grund eines anderen als des in der gerichtlich zugelassenen Anklage angeführten Strafgesetzes verurteilt werden, ohne daß er zuvor auf die Veränderung des rechtlichen Gesichtspunktes besonders hingewiesen und ihm Gelegenheit zur Verteidigung gegeben worden ist.

(2) Ebenso ist zu verfahren, wenn

1. sich erst in der Verhandlung vom Strafgesetz besonders vorgesehene Umstände ergeben, welche die Strafbarkeit erhöhen oder die Anordnung einer Maßnahme oder die Verhängung einer Nebenstrafe oder Nebenfolge rechtfertigen,

2. das Gericht von einer in der Verhandlung mitgeteilten vorläufigen Bewertung der Sach- oder Rechtslage abweichen will oder

3. der Hinweis auf eine veränderte Sachlage zur genügenden Verteidigung des Angeklagten erforderlich ist.

(3) Bestreitet der Angeklagte unter der Behauptung, auf die Verteidigung nicht genügend vorbereitet zu sein, neu hervorgetretene Umstände, welche die Anwendung eines schwereren Strafgesetzes gegen den Angeklagten zulassen als des in der gerichtlich zugelassenen Anklage angeführten oder die zu den in Absatz 2 Nummer 1 bezeichneten gehören, so ist auf seinen Antrag die Hauptverhandlung auszusetzen.

(4) Auch sonst hat das Gericht auf Antrag oder von Amts wegen die Hauptverhandlung auszusetzen, falls dies infolge der veränderten Sachlage zur genügenden Vorbereitung der Anklage oder der Verteidigung angemessen erscheint.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Üçüncü Bölüm

Karar ve Hüküm

Madde 227

Müzakereye katılacak hâkimler

1 değişiklik

(1) Müzakerede ancak karara ve hükme katılacak hâkimler bulunur.

(2) Mahkeme başkanı, hâkim ve savcı yardımcıları ile mahkemesinde staj yapmakta olan avukat adaylarının müzakere sırasında hazır bulunmalarına izin verebilir.[75]

Madde gerekçesi

- Madde, müzakerelerin sadece karara ve hükme katılacak hâkimler tarafından yapılacağı ilkesini getirmiş bulunmaktadır. Danışma amacıyla olsa bile, başka hiç bir kimse müzakerelere katılamaz. Bu ilke tarafsızlığın zorunlu bir gereğidir.

Ancak mahkemede staj yapmakta olan hâkim ve avukat adaylarının müzakerelerde hazır bulunmalarına mahkeme başkanı izin verebilecektir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 239 gerekçesi

Madde 228

Müzakerenin yönetimi

(1) Müzakereyi mahkeme başkanı yönetir.

Madde gerekçesi

- Müzakereyi yönetmek, düzenini sağlamak ve çözümlenecek sorunları belirleyip sıraya koymak görevi mahkeme başkanına aittir.

Sorunlar ve sırası, karar ve hükmün özellik ve türüne göre değişir.

Hükümle ilgili müzakerede sıralamanın; dava koşullarının bulunup bulunmadığı, delillerin tartışılması, kovuşturmanın genişletilmesinin gerekip gerekmediği, ispat, nitelik, cezayı artırıcı veya azaltıcı nedenler, temel ve sonuç cezanın belirlenmesi biçiminde yapılması yararlı olabilir ve maddenin gereğidir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 240 gerekçesi

Madde 229

Oyların toplanması

(1) Mahkeme başkanı, kıdemsiz üyeden başlayarak oyları ayrı ayrı toplar ve en sonra kendi oyunu verir.

(2) Mahkeme başkan ve üyelerinden hiçbiri herhangi bir konu veya sorun üzerinde azınlıkta kaldığını ileri sürerek oylamaya katılmaktan çekinemez.

(3) Oylar dağılırsa sanığın en çok aleyhine olan oy, çoğunluk meydana gelinceye kadar kendisine daha yakın olan oya eklenir.

Madde gerekçesi

- Toplu mahkemelerde müzakere tamamlandıktan sonra oy verme işlemine girişilecektir.

Kıdemsiz üyenin, kıdemlinin ve tüm üyelerin de mahkeme başkanının etkisinde kalabileceği olasılığına yer bırakmamak için mahkeme başkanı en kıdemsiz üyeden başlamak suretiyle ayrı ayrı oy toplar ve sonunda kendi oyunu açıklar.

Müzakereye katılan hâkimler karar ve hükümle ilgili olarak oy kullanmaktan kaçınamazlar. Mahkeme başkanı ve üyeler bir konu veya sorun hakkında azınlıkta kaldıklarını öne sürerek oylamaya katılmaktan çekinemezler.

Oylama sonunda oybirliği veya oy çokluğu sağlanamaz yani oylar dağılırsa, sanığın en aleyhine olan oy kendisine en yakın oya eklenir. Böylece çoğunluk sağlanmış sayılır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 241 gerekçesi

Mehaz madde — Fransız CMK m. 603

Dairenin müzakerelerinde, oylar başkan tarafından, atanma sırasına göre, en kıdemli üyeden başlanarak toplanır. Raportör daima ilk, başkan ise son olarak görüşünü bildirir.

Özgün metin (Fransızca)

Dans les délibérations de la cour, les opinions sont recueillies par le président, suivant l'ordre des nominations, en commençant par le conseiller le plus ancien. Le rapporteur opine toujours le premier et le président le dernier.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 230

Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar

(1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:

a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.

b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.

c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanununun 61 ve 62 nci maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanunun 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi.

d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.

(2) Beraat hükmünün gerekçesinde, 223 üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.

(3) Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.

(4) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümlerin dışında başka bir karar veya hükmün verilmesi hâlinde bunun nedenleri gerekçede gösterilir.

Madde gerekçesi

- Anayasanın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." ilkesini getirmiştir.

Bu madde ise, yargılamanın sonunda verilen hükmün gerekçesinin neleri, hangi sırayla içereceğini, mahkûmiyet, beraat ve bunlar dışında kalanlar bakımından ayrı ayrı belirtmiştir.

Hangi hüküm türüne ilişkin olursa olsun gerekçenin, akla, hukuka ve maddî olaya uygun, yasal, yeterli ve geçerli olması, sonuca ulaştıran mantıksal zinciri aralıksız ve boşluksuz göstermesi gerekeceği şüphesizdir.

1. Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde sırayla:

a) İddia ve savunma, bunların dayandırıldığı ve mahkemece toplanan delillerin neler olduğu,

b) Delillerin tartışılması, değerlendirilmesi ve reddedilen veya ispat yönünden tercih ve kabul edilen deliller ve nedenleri,

c) Tüm bunların ışığında ulaşılan kanaat; sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi, bunun yasal unsurları ve nitelendirilmesi, uygulanacak kanun maddesi,

d) Cezayı ağırlatan veya hafifleten yasal veya takdiri nedenlerle, cezayı kaldıran yasal nedenlerin bulunup bulunmadığı, bunlara ilişkin istemlerin kabul veya reddiyle temel cezanın belirlenmesine ilişkin nedenler,

e) Cezanın ertelenmesine, hürriyeti bağlayıcı cezanın para cezasına, tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin veya bu konulardaki istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar gösterilecektir.

Maddenin söz ve ruhuna göre, bütün bu hâllerde tüm deliller irdelenip tartışılmalı, değerlendirilmeli, ret ve kabul edilenler ve nedenleri açıklanmalı, sonra ulaşılan kanaat; sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi yasal unsurları, niteliği ve uygulanması gereken yasa maddesiyle birlikte belirtilmelidir.

Gerekçede, cezayı kaldıran veya hafifletici veya ağırlatıcı yasal ve takdiri hâllerin bulunup bulunmadığı, varsa bu konudaki istemlerin kabul veya ret nedenleriyle temel cezanın belirlenmesine, cezanın ertelenmesine, hürriyeti bağlayıcı cezanın para cezasına, tedbirlerden birine çevrilmesine veya bunların yerine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına ilişkin nedenlere veya bu hususlardaki istemlerin kabul veya reddine dair dayanaklara özellikle yer verilecektir.

Özellikle Türk Ceza Kanununun 29 uncu maddesi hükmü özenli olarak yerine getirilecektir.

2. Beraat hükmü, suç olarak ileri sürülen eylemin işlenmediğine veya failin sanık olduğunun sabit olmamasına veya sanığın fail olmadığının saptanmasına, diğer yönden eylemin sanık tarafından işlendiği sabit olduğu hâlde suçun yasal unsurlarının bulunmamasına dayandırılabilir.

Beraat hükmünün gerekçesinde bunların ve yasal unsurların oluşmaması hâlinin, örneğin sanığın sakınamayacağı bir hata nedeniyle kanunu bilmediği için meşru sanarak suç işlediğini ve bu husustaki yanlış inancının haklılığını kanıtlaması, taksirle işlenenler ve kabahatler ayrık olmak üzere suç kastının bulunmaması, kanuna göre eylemin suç sayılmaması veya suç olmaktan çıkarılması, hukuka aykırılığı kaldıran meşru müdafaa hâlinin bulunması, yasama bağışıklığında olduğu üzere cezalandırılabilme unsurunun eksikliği gibi nedenlerden hangisine dayandığının açıklanması gerekir.

Uygulamada daima rastlandığı üzere, beraatin gerekçesi olarak, delil yetersizliğinin gösterilmesi, suçsuzluk karinesine uyumsuzluğu ifade edeceğinden bu gibi hâllerde sanığın suçsuzluğunun sabit olduğu şeklinde beraat kararı gerekçelendirilmelidir.

3. Davanın reddine veya ortadan kaldırılmasına, düşmesine ve adlî yargı dışındaki bir yargı yerine yönelik görevsizlik hükümlerinin gerekçelerinde de yasal dayanakları ve nedenleri gösterilir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 242 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 267

Hüküm gerekçesi

(1) Sanığın mahkûm edilmesi halinde, hüküm gerekçesinde, suçun kanuni unsurlarının bulunduğu tespit edilen ve ispatlanmış sayılan olgular gösterilmelidir. İspatın başka olgulardan çıkarılması halinde, bu olgular da gösterilmelidir. Ayrıntılar bakımından, dosyada bulunan görsellere burada atıfta bulunulabilir.

(2) Duruşmada, cezalandırılabilirliği kaldıran, azaltan veya artıran, ceza kanununda özel olarak öngörülmüş hususlar ileri sürülmüş ise, hüküm gerekçesinde bu hususların tespit edilmiş veya edilmemiş sayıldığına dair açıklama yapılmalıdır.

(3) Ceza hükmünün gerekçesi ayrıca uygulanan ceza kanunu hükmünü belirtmeli ve cezanın belirlenmesinde etkili olan hususları göstermelidir. Ceza kanunu hafifletmeleri daha az ağır hallerin varlığına bağlı kılıyorsa, hüküm gerekçesinden bu hususların kabul edildiği veya duruşmada yapılan bir talebe rağmen reddedildiği anlaşılmalıdır; bu, Ceza Kanunu § 47 hallerinde hürriyeti bağlayıcı cezanın verilmesi bakımından da kıyasen uygulanır. Hüküm gerekçesinden ayrıca, ceza kanununa göre kural olarak özellikle ağır bir halin var sayıldığı koşullar gerçekleşmiş olmasına rağmen özellikle ağır bir halin kabul edilmediği durumlarda, bunun nedeni anlaşılmalıdır; bu koşullar gerçekleşmemiş olmasına rağmen yine de özellikle ağır bir hal kabul edilmişse, 2. cümle kıyasen uygulanır. Hüküm gerekçesinden ayrıca, cezanın ertelendiği veya duruşmada yapılan bir talebe rağmen ertelenmediği anlaşılmalıdır; bu, ceza saklı tutularak ihtar ve cezadan vazgeçme bakımından da kıyasen uygulanır. Hükümden önce bir uzlaşma (§ 257c) gerçekleşmişse, bu husus da hüküm gerekçesinde belirtilir.

(4) Kanun yoluna başvurmaya yetkili olanların tümü kanun yolundan feragat ederse veya süresi içinde kanun yoluna başvurulmazsa, suçun kanuni unsurlarının bulunduğu tespit edilen ispatlanmış olgular ve uygulanan ceza kanunu belirtilmelidir; yalnızca para cezasına hükmeden veya para cezasının yanında sürücü belgesinin geri alınması yasağını ya da sürücü belgesinin iptalini ve bununla birlikte sürücü belgesinin müsaderesini emreden hükümlerde veya ceza saklı tutularak ihtarlarda, kabul edilen iddianame özetine, § 418 fıkra 3 cümle 2 uyarınca yapılan iddianameye veya ceza emrine ve ceza emri talebine burada atıfta bulunulabilir. 3. fıkra 5. cümle kıyasen uygulanır. Hüküm gerekçesinin diğer içeriğini mahkeme, somut olayın koşullarını dikkate alarak takdir yetkisi çerçevesinde belirler. Kanun yoluna başvuru süresinin kaçırılması nedeniyle eski hale getirme kararı verilmesi halinde, hüküm gerekçeleri § 275 fıkra 1 cümle 2'de öngörülen süre içinde tamamlanabilir.

(5) Sanığın beraat etmesi halinde, hüküm gerekçesinden, sanığın suçlu bulunmadığı mı yoksa ispatlanmış sayılan fiilin hangi nedenlerle cezalandırılabilir görülmediği mi anlaşılmalıdır. Kanun yoluna başvurmaya yetkili olanların tümü kanun yolundan feragat ederse veya süresi içinde kanun yoluna başvurulmazsa, yalnızca sanığa isnat edilen suçun maddi veya hukuki nedenlerle tespit edilememiş olduğunun belirtilmesi yeterlidir. 4. fıkra 4. cümle uygulanır.

(6) Hüküm gerekçesinden ayrıca, ıslah ve güvenlik tedbirinin emredildiği, güvenlik altına alınmasına ilişkin kararın saklı tutulduğu veya duruşmada yapılan bir talebe rağmen emredilmediği ya da saklı tutulmadığı anlaşılmalıdır. Suçun niteliği itibarıyla bu söz konusu olabilecekken sürücü belgesi geri alınmamış veya Ceza Kanunu § 69a fıkra 1 cümle 3 uyarınca bir yasak konulmamışsa, hüküm gerekçesinden tedbirin neden emredilmediği daima anlaşılmalıdır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Wird der Angeklagte verurteilt, so müssen die Urteilsgründe die für erwiesen erachteten Tatsachen angeben, in denen die gesetzlichen Merkmale der Straftat gefunden werden. Soweit der Beweis aus anderen Tatsachen gefolgert wird, sollen auch diese Tatsachen angegeben werden. Auf Abbildungen, die sich bei den Akten befinden, kann hierbei wegen der Einzelheiten verwiesen werden.

(2) Waren in der Verhandlung vom Strafgesetz besonders vorgesehene Umstände behauptet worden, welche die Strafbarkeit ausschließen, vermindern oder erhöhen, so müssen die Urteilsgründe sich darüber aussprechen, ob diese Umstände für festgestellt oder für nicht festgestellt erachtet werden.

(3) Die Gründe des Strafurteils müssen ferner das zur Anwendung gebrachte Strafgesetz bezeichnen und die Umstände anführen, die für die Zumessung der Strafe bestimmend gewesen sind. Macht das Strafgesetz Milderungen von dem Vorliegen minder schwerer Fälle abhängig, so müssen die Urteilsgründe ergeben, weshalb diese Umstände angenommen oder einem in der Verhandlung gestellten Antrag entgegen verneint werden; dies gilt entsprechend für die Verhängung einer Freiheitsstrafe in den Fällen des § 47 des Strafgesetzbuches. Die Urteilsgründe müssen auch ergeben, weshalb ein besonders schwerer Fall nicht angenommen wird, wenn die Voraussetzungen erfüllt sind, unter denen nach dem Strafgesetz in der Regel ein solcher Fall vorliegt; liegen diese Voraussetzungen nicht vor, wird aber gleichwohl ein besonders schwerer Fall angenommen, so gilt Satz 2 entsprechend. Die Urteilsgründe müssen ferner ergeben, weshalb die Strafe zur Bewährung ausgesetzt oder einem in der Verhandlung gestellten Antrag entgegen nicht ausgesetzt worden ist; dies gilt entsprechend für die Verwarnung mit Strafvorbehalt und das Absehen von Strafe. Ist dem Urteil eine Verständigung (§ 257c) vorausgegangen, ist auch dies in den Urteilsgründen anzugeben.

(4) Verzichten alle zur Anfechtung Berechtigten auf Rechtsmittel oder wird innerhalb der Frist kein Rechtsmittel eingelegt, so müssen die erwiesenen Tatsachen, in denen die gesetzlichen Merkmale der Straftat gefunden werden, und das angewendete Strafgesetz angegeben werden; bei Urteilen, die nur auf Geldstrafe lauten oder neben einer Geldstrafe ein Fahrverbot oder die Entziehung der Fahrerlaubnis und damit zusammen die Einziehung des Führerscheins anordnen, oder bei Verwarnungen mit Strafvorbehalt kann hierbei auf den zugelassenen Anklagesatz, auf die Anklage gemäß § 418 Abs. 3 Satz 2 oder den Strafbefehl sowie den Strafbefehlsantrag verwiesen werden. Absatz 3 Satz 5 gilt entsprechend. Den weiteren Inhalt der Urteilsgründe bestimmt das Gericht unter Berücksichtigung der Umstände des Einzelfalls nach seinem Ermessen. Die Urteilsgründe können innerhalb der in § 275 Abs. 1 Satz 2 vorgesehenen Frist ergänzt werden, wenn gegen die Versäumung der Frist zur Einlegung des Rechtsmittels Wiedereinsetzung in den vorigen Stand gewährt wird.

(5) Wird der Angeklagte freigesprochen, so müssen die Urteilsgründe ergeben, ob der Angeklagte für nicht überführt oder ob und aus welchen Gründen die für erwiesen angenommene Tat für nicht strafbar erachtet worden ist. Verzichten alle zur Anfechtung Berechtigten auf Rechtsmittel oder wird innerhalb der Frist kein Rechtsmittel eingelegt, so braucht nur angegeben zu werden, ob die dem Angeklagten zur Last gelegte Straftat aus tatsächlichen oder rechtlichen Gründen nicht festgestellt worden ist. Absatz 4 Satz 4 ist anzuwenden.

(6) Die Urteilsgründe müssen auch ergeben, weshalb eine Maßregel der Besserung und Sicherung angeordnet, eine Entscheidung über die Sicherungsverwahrung vorbehalten oder einem in der Verhandlung gestellten Antrag entgegen nicht angeordnet oder nicht vorbehalten worden ist. Ist die Fahrerlaubnis nicht entzogen oder eine Sperre nach § 69a Abs. 1 Satz 3 des Strafgesetzbuches nicht angeordnet worden, obwohl dies nach der Art der Straftat in Betracht kam, so müssen die Urteilsgründe stets ergeben, weshalb die Maßregel nicht angeordnet worden ist.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 231

Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması

22 değişiklik

(1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır.

(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.

(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da bildirilir.

(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.

(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.

(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;

a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,

b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,

c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,

gerekir.

(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.

(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;

a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,

b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,

c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine,

karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.

(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.

(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.

(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilir.

(12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.

(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.

(14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17 nci maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında uygulanmaz.

Madde 232

Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar

2 değişiklik

(1) Hükmün başına, "Türk Milleti adına" verildiği yazılır.

(2) Hükmün başında;

a) Hükmü veren mahkemenin adı,

b) Hükmü veren mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin, katılanın, mağdurun, vekilinin, kanunî temsilcisinin ve müdafiin adı ve soyadı ile sanığın açık kimliği,

c) Beraat kararı dışında, suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,

d) Sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen tutuklu olup olmadığı,

Yazılır.

(3) Hükmün gerekçesi ve varsa karşı oy gerekçesi, tümüyle tutanağa geçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç onbeş gün içinde dava dosyasına konulur.[77]

(4) Karar ve hükümler bunlara katılan hâkimler tarafından imzalanır.

(5) (Değişik: 24/11/2016-6763/31 md.) Hüküm sonucu tefhim edildikten sonra gerekçeli karar imzalanmadan hâkim ölür veya herhangi bir sebeple kararı imzalayamayacak hâle düşerse, yeni hâkim, tefhim edilen hükme uygun olarak gerekçeli kararı bizzat yazarak imzalar. Toplu mahkemelerde böyle bir durumun gerçekleşmesi hâlinde, hüküm diğer hâkimler tarafından imzalanır ve başkan veya en kıdemli hâkim tarafından, hükmün altına diğer hâkimin imza edememesinin sebebi yazılarak imza olunur.

(6) Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.

(7) Hükümlerin nüshaları ve özetleri mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır ve mühürlenir.

Madde gerekçesi

- Yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. Bu nedenle hükmün başına Türk Milleti adına verildiği yazılacaktır. Hükmün başlık bölümünde ayrıca mahkeme başkan ve üyeleri veya hâkim, Cumhuriyet savcısı, zabıt kâtibi, katılan, sanık ve avukatların da gösterilmesi zorunludur.

Hükmün gerekçesi tümüyle duruşma tutanağına geçirilmemişse, açıklanmasından itibaren onbeş gün içinde yazılıp dava dosyasına konulur.

Maddeye göre, hükmün gerekçesi ile açıklanan ve hükmün esasını oluşturan hüküm fıkrası (kısa karar) uyumlu olmalı, sonradan yazılan gerekçeye göre kısa karar değiştirilmemelidir.

Açıklanan hüküm fıkrasında, 232 nci maddeye göre kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, ceza miktarının, kanun yollarına başvurma olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin açıkça ve tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi maddenin altıncı fıkrasının emridir.

Maddenin altıncı fıkrasında getirilen bu hükümle, 4709 sayılı Kanunla Anayasanın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik sonucu, Devletin, işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilerine başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğuna ilişkin Anayasa hükmüne uygulama yeteneği kazandırılmıştır.

Karar ve hükümler bunlara katılan hâkimlerce imzalanır.

Hükümlerin nüshâları ve özetleri de mahkeme başkanı veya hâkim ve zabıt kâtibi tarafından imzalanır ve mühür konulur.

Hâkimlerden biri geçerli bir mazereti nedeniyle karar ve hükmü imzalayamayacak durumda ise engelin nedeni mahkeme başkanı tarafından ve aynı nedenle yokluğunda ise hükme katılan hâkimlerden en kıdemlisi tarafından hükmün altına yazılacaktır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 244 gerekçesi

Dördüncü Kitap

Mağdur, Şikâyetçi, Malen Sorumlu, Katılan

Birinci Kısım

Suçun Mağduru ile Şikâyetçinin Hakları

Madde 233

Suçun mağduru ile şikâyetçinin çağırılması

1 değişiklik

(1) Mağdur ile şikâyetçi, Cumhuriyet savcısı veya mahkeme başkanı veya hâkim tarafından çağrı kâğıdı ile çağırılıp dinlenir. (Ek cümleler:8/7/2021-7331/21 md.) Kovuşturma evresine geçildiğinde çağrı kâğıdına iddianame eklenir. Ayrıca, iddianameye ilişkin bilgiler ve duruşma tarihi; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi iletişim bilgilerinin dosyada bulunması hâlinde bu araçlardan yararlanılmak suretiyle de bildirilir.

(2) Bu hususta yapılacak çağrı ve zorla getirme bakımından tanıklara ilişkin hükümler uygulanır.[78]

Madde 234

Mağdur ile şikâyetçinin hakları

5 değişiklik

(1) Mağdur ile şikâyetçinin hakları şunlardır:

a) Soruşturma evresinde;

1. Delillerin toplanmasını isteme,

2. Soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak koşuluyla Cumhuriyet savcısından belge örneği isteme,

3. (Değişik: 24/7/2008-5793/40 md.) Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme,

4. 153 üncü maddeye uygun olmak koşuluyla vekili aracılığı ile soruşturma belgelerini ve elkonulan ve muhafazaya alınan eşyayı inceletme,

5. Cumhuriyet savcısının, kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki kararına kanunda yazılı usule göre itiraz hakkını kullanma.

b) Kovuşturma evresinde;

1. Duruşmadan haberdar edilme,

2. Kamu davasına katılma,

3. Tutanak ve belgelerden örnek isteme,[80]

4. Tanıkların davetini isteme,

5. (Değişik: 24/7/2008-5793/40 md.) Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme,

6. Davaya katılmış olma koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma.

(2) Mağdur, onsekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malûl olur ve bir vekili de bulunmazsa, istemi aranmaksızın bir vekil görevlendirilir.

(3) Bu haklar, suçun mağdurları ile şikâyetçiye anlatılıp açıklanır ve bu husus tutanağa yazılır.

(4) (Ek:17/10/2019-7188/21 md.) Soruşturma veya kovuşturma evresinde, dava nakli veya adlî tıp işlemleri nedeniyle yerleşim yeri dışında bir yere gitme zorunluluğu doğması hâlinde mağdurun yapmış olduğu konaklama, iaşe ve ulaşım giderleri, 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümlerine göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.

Madde gerekçesi

- Tasarıda kişisel davaya yer verilmemiştir; ancak şikâyetçi ve mağdura tanınan bazı önemli haklar ile bunların hukukî durumları, kişisel davacıya göre daha iyi bir düzeye getirilmiştir. Bundan böyle şikâyetçi ve mağdur soruşturma evresinde de aktif olabilecek, kolluk ve Cumhuriyet savcılığından delil toplanmasını, soruşturmanın selâmetini bozmamak koşuluyla Cumhuriyet savcısından belge örneği isteyebilecek, 153 üncü maddenin altıncı fıkrasına uygun olarak avukat vasıtasıyla soruşturma belgelerini ve muhafaza altına alınan eşyayı inceletebilecek, Cumhuriyet savcısının kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki kararın denetlenmesini isteyebilecektir. Mağdur ve şikâyetçiye son soruşturmada, yani kovuşturma evresinde de, duruşmadan haberdar edilme, kamu davasına katılabilme, katıldığı kamu davasında kişisel haklarını isteyebilme, tutanak ve belgelerden örnek isteyebilme, tanıkların davetini isteyebilme, avukatı yoksa, 251 inci madde gereğince baro tarafından bir avukat atanmasını isteyebilme, davaya katılmış ise kanun yollarına başvurabilme hakları tanınmıştır. Bütün bu haklar, mağdur ve şikâyetçiye anlatılıp açıklanır ve bu husus tutanağa geçirilir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 246 gerekçesi

Madde 235

Mağdur ile şikâyetçinin davete uymamaları

(1) Mağdur, şikâyetçi veya vekilinin, dilekçelerinde veya tutanağa geçirilmiş olan beyanlarında belirttikleri adresleri tebligata esas alınır.

(2) Bu adrese çıkartılan çağrıya rağmen gelmeyen kimseye yeniden tebligatta bulunulmaz.

(3) Belirtilen adresin yanlışlığı, eksikliği veya adres değişikliğinin bildirilmemesi nedeniyle tebligat yapılamaması hâllerinde adresin araştırılması gerekmez.

(4) Bu kimselerin beyanının alınması zorunlu görüldüğü hâllerde üçüncü fıkra uygulanmaz.

Madde gerekçesi

- Dilekçede veya tutanağa geçirilmiş olan beyanda belirtilen adrese yapılan tebligata rağmen gelmeyen mağdur veya şikâyetçiye bir kez daha tebligat yapılmaz. Aksi tutum, yargılamanın gereksiz yere uzamasına yol açardı. Ancak, bu kişilerin mutlaka dinlenmesi gerekiyorsa, ceza yargılamasında maddî gerçek araştırıldığı, şeklî gerçekle yetinilmediği için, mağdur bir şekilde aranıp bulunacaktır. Bu husus maddenin son fıkrasında açıklanmış bulunmaktadır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 247 gerekçesi

Madde 236

Mağdur ile şikâyetçinin dinlenmesi

7 değişiklik

(1) Mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır.

(2) İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır.

(3) Mağdur çocukların veya işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş olan diğer mağdurun tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulur. (Mülga cümle:17/10/2019-7188/22 md.)

(4) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından ifade ve beyanının özel ortamda alınması gerektiği ya da şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen çocuk veya mağdurların ifade ve beyanları özel ortamda uzmanlar aracılığıyla alınır.

(5) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Türk Ceza Kanununun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olan çocukların soruşturma evresindeki beyanları, bunlara yönelik hizmet veren merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınır. Mağdur çocuğun beyan ve görüntüleri kayda alınır. Kovuşturma evresinde ise ancak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından mağdur çocuğun beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması hâlinde bu işlem, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirilir. Mağdur çocuk yargı çevresi ve mülkî sınırlara bakılmaksızın en yakın merkeze götürülmek suretiyle bu fıkrada belirtilen işlemler yerine getirilir.

(6) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olanların soruşturma evresindeki beyanları bakımından da beşinci fıkra hükmü uygulanır. Ancak, beyan ve görüntülerin kayda alınmasında mağdurun rızası aranır.

(7) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Beşinci ve altıncı fıkra kapsamında alınan beyan ve görüntü kayıtları dava dosyasında saklanır, kimseye verilmez ve gizliliği için gerekli tedbirler alınır.

(8) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Beşinci ve altıncı fıkra kapsamında alınan beyan ve görüntü kayıtları, yazılı tutanağa dönüştürülür. Bu tutanak, talepte bulunan şüpheli, sanık, müdafii, mağdur, vekil veya kanuni temsilciye verilir. Beyan ve görüntü kayıtları bu kişilere soruşturma ve kovuşturma makamlarının gözetiminde gizliliği korunmak suretiyle izletilebilir.

(9) (Ek:14/11/2024-7532/17 md.) Beşinci ve altıncı fıkrada belirtilen merkezler, devlet üniversiteleri tarafından da kurulabilir.

İkinci Kısım

Kamu Davasına Katılma

Madde 237

Kamu davasına katılma

(1) Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.

(2) Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır.

Madde gerekçesi

- Maddeye göre, yalnızca gerçek kişiler değil, tüzel kişiler de kamu davasına katılabileceklerdir. İlk olarak katılma ilk derece mahkemelerinde ve kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar mümkün olabilecektir. Bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay aşamalarında yapılacak katılma istekleri kabul edilmeyecektir.

Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmüş olup da karara bağlanmayan veya reddolunan katılma istekleri, istinaf yoluna başvurulduğunda açıkça belirtilmiş olması koşuluyla incelenip bölge adliye mahkemesince karara bağlanacaktır.

Bu düzenlemeyle, katılmanın ne zamana kadar ve hangi aşamalarda istenebileceği sorusuna yasal düzeyde açık cevap verilmektedir. Kamu davasına katılanlar kişisel haklarını da isteyebilecekler; başka bir anlatımla kişisel hak isteminde bulunabileceklerdir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 249 gerekçesi

Madde 238

Katılma usulü

1 değişiklik

(1) Katılma, kamu davasının açılmasından sonra mahkemeye dilekçe verilmesi veya katılma istemini içeren sözlü başvurunun duruşma tutanağına geçirilmesi suretiyle olur.

(2) Duruşma sırasında şikâyeti belirten ifade üzerine, suçtan zarar görenden davaya katılmak isteyip istemediği sorulur.

(3) Cumhuriyet savcısının, sanık ve varsa müdafiinin dinlenmesinden sonra davaya katılma isteminin uygun olup olmadığına karar verilir.

(4) (Mülga: 18/6/2014 - 6545/103 md.)

Madde gerekçesi

- Madde, katılma yöntemini belirtmektedir; katılma bir dilekçe vermek veya duruşmada sözlü katılma başvurusunun tutanağa geçirilmesi suretiyle yapılacaktır. Sanığa hakları hatırlatıldığına göre, burada mağdura da hakları söylenecek, duruşma sırasında suçtan zarar görene katılma hakkı hatırlatılacaktır. Katılma istemi üzerine karar, Cumhuriyet savcısı, sanık ve varsa avukatının bu hususta dinlenmelerinden sonra verilecek ve tabiî olarak istemin Kanuna uygun bulunup bulunmadığını içerecektir. Bu kararlara itiraz olanağı yoktur. Ancak esas hükümle birlikte istinaf veya temyiz yollarına gidilebilecektir.

Sulh ceza mahkemelerinde görülen davalarda Cumhuriyet savcısının görüşü alınmayacaktır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 250 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 396

Katılma beyanı; katılma yetkisi hakkında karar

(1) Katılma beyanı mahkemeye yazılı olarak verilir. Kamu davası açılmadan önce Cumhuriyet savcılığına veya mahkemeye ulaşan katılma beyanı, kamu davasının açılmasıyla hüküm ifade eder. Ceza emri usulünde katılma, duruşma günü tayin edildiğinde (§ 408 fıkra 3 cümle 2, § 411 fıkra 1) veya ceza emri talebinin reddedilmesiyle hüküm ifade eder.

(2) Mahkeme, fer'i dava olarak katılma yetkisi hakkında Cumhuriyet savcılığını dinledikten sonra karar verir. § 395 fıkra 3 hallerinde mahkeme, katılmanın orada belirtilen sebeplerle zorunlu olup olmadığına, sanığı da dinledikten sonra karar verir; bu karara karşı kanun yoluna başvurulamaz.

(3) Mahkeme, davanın § 153 fıkra 2, § 153a fıkra 2, § 153b fıkra 2 veya § 154 fıkra 2 uyarınca düşürülmesini düşünüyorsa, önce katılma yetkisi hakkında karar verir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Die Anschlußerklärung ist bei dem Gericht schriftlich einzureichen. Eine vor Erhebung der öffentlichen Klage bei der Staatsanwaltschaft oder dem Gericht eingegangene Anschlußerklärung wird mit der Erhebung der öffentlichen Klage wirksam. Im Verfahren bei Strafbefehlen wird der Anschluß wirksam, wenn Termin zur Hauptverhandlung anberaumt (§ 408 Abs. 3 Satz 2, § 411 Abs. 1) oder der Antrag auf Erlaß eines Strafbefehls abgelehnt worden ist.

(2) Das Gericht entscheidet über die Berechtigung zum Anschluß als Nebenkläger nach Anhörung der Staatsanwaltschaft. In den Fällen des § 395 Abs. 3 entscheidet es nach Anhörung auch des Angeschuldigten darüber, ob der Anschluß aus den dort genannten Gründen geboten ist; diese Entscheidung ist unanfechtbar.

(3) Erwägt das Gericht, das Verfahren nach § 153 Abs. 2, § 153a Abs. 2, § 153b Abs. 2 oder § 154 Abs. 2 einzustellen, so entscheidet es zunächst über die Berechtigung zum Anschluß.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 239

Katılanın hakları

2 değişiklik

(1) (Değişik: 24/7/2008-5793/41 md.) Mağdur veya suçtan zarar gören davaya katıldığında, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteyebilir.[81]

(2) Mağdur veya suçtan zarar görenin çocuk, sağır ve dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede akıl hastası olması halinde avukat görevlendirilmesi için istem aranmaz.

Mehaz madde — Alman CMK m. 397a

Vekil tayini; adli yardım

(1) Ek davacıya, talebi üzerine, aşağıdaki hâllerde bir avukat vekil olarak tayin edilir:

1. Ceza Kanunu m. 177, 232 ila 232b ve 233a uyarınca bir cürüm veya Ceza Kanunu m. 177 fıkra 6 uyarınca özellikle ağır bir kabahat hâli nedeniyle mağdur olmuşsa,

1a. Ceza Kanunu m. 184j uyarınca bir suçtan mağdur olmuş ve bu suçun işlenmesinin temelinde Ceza Kanunu m. 177 uyarınca bir cürüm veya m. 177 fıkra 6 uyarınca özellikle ağır bir kabahat hâli bulunuyorsa,

2. Ceza Kanunu m. 211 ve 212 uyarınca yaşama yönelik teşebbüs aşamasında kalmış hukuka aykırı bir fiilden veya, burada da yargılama konusu fiil ile hukuki değerin ihlali arasında doğrudan bir bağlantı bulunması şartıyla, Uluslararası Suçlar Kanunu m. 6 ila 8, 11 ve 12 uyarınca bir fiilden mağdur olmuşsa ya da hukuka aykırı bir fiil sonucu öldürülmüş bir kişinin yakını (m. 395 fıkra 2 bent 1) ise,

3. Ceza Kanunu m. 226, 226a, 234 ila 235, 238 ila 239b, 249, 250, 252, 255 ve 316a uyarınca kendisinde ağır bedensel veya ruhsal zararlara yol açmış olan veya açması beklenen bir cürümden mağdur olmuşsa,

4. Ceza Kanunu m. 174 ila 182, 184i ila 184k ve 225 uyarınca hukuka aykırı bir fiilden mağdur olmuş ve fiil zamanında on sekiz yaşını doldurmamışsa veya çıkarlarını kendisi yeterince koruyamıyorsa,

5. Ceza Kanunu m. 221, 226, 226a, 232 ila 235, 237, m. 238 fıkra 2 ve 3, m. 239a, 239b, m. 240 fıkra 4, m. 249, 250, 252, 255 ve 316a uyarınca hukuka aykırı bir fiilden mağdur olmuş ve talep tarihinde on sekiz yaşını doldurmamışsa veya çıkarlarını kendisi yeterince koruyamıyorsa ya da

6. Uluslararası Suçlar Kanunu uyarınca bir cürümden mağdur olmuş ve bu nedenle m. 395 fıkra 1 bent 4a uyarınca ek dava açmaya yetkili ise.

(2) Birinci fıkra uyarınca vekil tayini şartları gerçekleşmemişse, ek davacıya, çıkarlarını kendisi yeterince koruyamaması veya bunun kendisinden beklenemeyecek olması hâlinde, talebi üzerine bir avukatın hizmetinden yararlanabilmesi için, hukuk davalarındakiyle aynı hükümler uyarınca adli yardım bağlanır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 114 fıkra 1 cümle 1'in ikinci yarı cümlesi ile fıkra 2'si ve m. 121 fıkra 1 ila 3'ü uygulanmaz.

(3) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca talepler, katılma beyanından önce de yapılabilir. Avukatın tayinine -ki bu tayine m. 142 fıkra 5 cümle 1 ve 3 kıyasen uygulanır- ve adli yardım bağlanmasına, davaya bakmakla görevli mahkemenin başkanı karar verir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Dem Nebenkläger ist auf seinen Antrag ein Rechtsanwalt als Beistand zu bestellen, wenn er

1. durch ein Verbrechen nach den §§ 177, 232 bis 232b und 233a des Strafgesetzbuches oder durch einen besonders schweren Fall eines Vergehens nach § 177 Absatz 6 des Strafgesetzbuches verletzt ist,

1a. durch eine Straftat nach § 184j des Strafgesetzbuches verletzt ist und der Begehung dieser Straftat ein Verbrechen nach § 177 des Strafgesetzbuches oder ein besonders schwerer Fall eines Vergehens nach § 177 Absatz 6 des Strafgesetzbuches zugrunde liegt,

2. durch eine versuchte rechtswidrige Tat nach den §§ 211 und 212 des Strafgesetzbuches oder, sofern auch hier ein unmittelbarer Zusammenhang zwischen der verfahrensgegenständlichen Tat und der Rechtsgutverletzung besteht, nach den §§ 6 bis 8, 11 sowie 12 des Völkerstrafgesetzbuches, die sich gegen das Leben richtet, verletzt ist oder wenn er Angehöriger eines durch eine rechtswidrige Tat Getöteten (§ 395 Absatz 2 Nummer 1) ist,

3. durch ein Verbrechen nach den §§ 226, 226a, 234 bis 235, 238 bis 239b, 249, 250, 252, 255 und 316a des Strafgesetzbuches verletzt ist, das bei ihm zu schweren körperlichen oder seelischen Schäden geführt hat oder voraussichtlich führen wird,

4. durch eine rechtswidrige Tat nach den §§ 174 bis 182, 184i bis 184k und 225 des Strafgesetzbuchs verletzt ist und er zur Zeit der Tat das 18. Lebensjahr noch nicht vollendet hatte oder seine Interessen selbst nicht ausreichend wahrnehmen kann,

5. durch eine rechtswidrige Tat nach den §§ 221, 226, 226a, 232 bis 235, 237, 238 Absatz 2 und 3, §§ 239a, 239b, 240 Absatz 4, §§ 249, 250, 252, 255 und 316a des Strafgesetzbuches verletzt ist und er bei Antragstellung das 18. Lebensjahr noch nicht vollendet hat oder seine Interessen selbst nicht ausreichend wahrnehmen kann oder

6. durch ein Verbrechen nach dem Völkerstrafgesetzbuch verletzt ist, das ihn nach § 395 Absatz 1 Nummer 4a zur Nebenklage berechtigt.

(2) Liegen die Voraussetzungen für eine Bestellung nach Absatz 1 nicht vor, so ist dem Nebenkläger für die Hinzuziehung eines Rechtsanwalts auf Antrag Prozesskostenhilfe nach denselben Vorschriften wie in bürgerlichen Rechtsstreitigkeiten zu bewilligen, wenn er seine Interessen selbst nicht ausreichend wahrnehmen kann oder ihm dies nicht zuzumuten ist. § 114 Absatz 1 Satz 1 zweiter Halbsatz sowie Absatz 2 und § 121 Absatz 1 bis 3 der Zivilprozessordnung sind nicht anzuwenden.

(3) Anträge nach den Absätzen 1 und 2 können schon vor der Erklärung des Anschlusses gestellt werden. Über die Bestellung des Rechtsanwalts, für die § 142 Absatz 5 Satz 1 und 3 entsprechend gilt, und die Bewilligung der Prozesskostenhilfe entscheidet der Vorsitzende des mit der Sache befassten Gerichts.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 240

Katılmanın davaya etkisi

(1) Katılma davayı durdurmaz.

(2) Tarihi belirlenmiş olan duruşma ve yargılama usulüne ilişkin diğer işlemler vaktin darlığından dolayı katılan kimse çağrılamayacak veya kendisine haber verilemeyecek olsa bile belirli gününde yapılır.

Madde gerekçesi

- Katılma Tasarıda, mağduru korumanın da bir aracı olarak tesis edilmiş ve buna dayalı hükümler getirilmiş olmakla birlikte bu hususta istemde bulunmuş olan kimsenin hakkını kullanmaya devam etmeye zorlanamayacağı açıktır. Bu nedenle katılma davayı durdurmayacağı gibi, gecikmesine de neden olmayacaktır. Katılanın gelmemesi veya gecikmede sakınca bulunan durumlarda çağırılmaması yüzünden ceza muhakemesi işlemlerinin geciktirilmesi kabul edilmeyeceğinden ikinci fıkra bu gibi hâllerde işlemlerin belirli gününde yapılacağını açıklamıştır. Davanın asıl takipçisi Cumhuriyet savcısı olduğundan hüküm böylece düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 252 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 398

Katılma halinde yargılamanın devamı

(1) Yargılamanın seyri, katılma nedeniyle durdurulmaz.

(2) Zamanın kısalığı nedeniyle katılan artık davet edilemese veya kendisine bilgi verilemese dahi, önceden belirlenmiş duruşma ile diğer oturumlar, kararlaştırılan günlerde yapılır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Der Fortgang des Verfahrens wird durch den Anschluß nicht aufgehalten.

(2) Die bereits anberaumte Hauptverhandlung sowie andere Termine finden an den bestimmten Tagen statt, auch wenn der Nebenkläger wegen Kürze der Zeit nicht mehr geladen oder benachrichtigt werden konnte.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 241

Katılmadan önceki kararlara itiraz

(1) Katılmadan önce verilmiş olan kararlar katılana tebliğ edilmez.

(2) Bu kararlara karşı kanun yoluna başvurabilmesi için Cumhuriyet savcısı için öngörülen sürenin geçmesiyle katılan da başvuru hakkını kaybeder.

Madde gerekçesi

- Katılmadan önce verilen ve Cumhuriyet savcısına bildirilen kararlar katılana tebliğ edilmez. Bu tür kararlara karşı Cumhuriyet savcısı için kabul edilen denetim muhakemesine başvurma süreleri katılan için de geçerlidir. Bunun dışındaki kararlar katılana da bildirilecektir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 253 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 399

Önceki kararların tebliği ve bunlara itiraz edilebilirliği

(1) Katılmadan önce verilmiş ve savcılığa tebliğ edilmiş bulunan kararların, § 401 fıkra 1 cümle 2 halleri dışında, katılana ayrıca tebliğ edilmesine gerek yoktur.

(2) Savcılık bakımından bu tür kararlara itiraz süresi geçmiş ise, katılan da artık bunlara itiraz edemez.

Özgün metin (Almanca)

(1) Entscheidungen, die schon vor dem Anschluß ergangen und der Staatsanwaltschaft bekanntgemacht waren, bedürfen außer in den Fällen des § 401 Abs. 1 Satz 2 keiner Bekanntmachung an den Nebenkläger.

(2) Die Anfechtung solcher Entscheidungen steht auch dem Nebenkläger nicht mehr zu, wenn für die Staatsanwaltschaft die Frist zur Anfechtung abgelaufen ist.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 242

Katılanın kanun yoluna başvurması

(1) Katılan, Cumhuriyet savcısına bağlı olmaksızın kanun yollarına başvurabilir.

(2) Karar, katılanın başvurusu üzerine bozulursa, Cumhuriyet savcısı işi yeniden takip eder.

Madde gerekçesi

- Katılan, bir muhakeme hukuku süjesi olarak, Cumhuriyet savcısından bağımsız biçimde denetim muhakemesi yoluna gidebilir. Katılanın başvurusu olumlu sonuçlanırsa, Cumhuriyet savcısı işi yeniden takip edecektir. Bu durum kovuşturma zorunluluğu ilkesinin doğal bir sonucudur.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 254 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 401

Katılanın kanun yoluna başvurusu

(1) Katılan, kanun yollarından savcılıktan bağımsız olarak yararlanabilir. Katılma, bir kanun yoluna başvurmak amacıyla hüküm verildikten sonra gerçekleşirse, itiraz edilen hüküm katılana derhal tebliğ edilir. Kanun yoluna başvurunun gerekçelendirilmesi süresi, savcılık bakımından işlemekte olan kanun yoluna başvuru süresinin dolmasıyla veya hüküm katılana henüz tebliğ edilmemişse hükmün kendisine tebliğ edilmesiyle başlar; katılanın katılmaya yetkili olup olmadığına dair henüz bir karar verilmemiş olsa dahi bu böyledir.

(2) Katılan duruşmada hazır bulunmuş veya bir avukat tarafından temsil edilmişse, hükmün tefhim edilmesi sırasında artık hazır bulunmamış veya temsil edilmemiş olsa dahi, kanun yoluna başvuru süresi onun bakımından da hükmün tefhimiyle başlar; katılan, kanun yolları hakkında bilgilendirme yapılmamış olması nedeniyle süreye uyulmamasına karşı eski hale getirme talep edemez. Katılan duruşmada hiç hazır bulunmamış veya temsil edilmemişse, süre, hüküm fıkrasının kendisine tebliğ edilmesiyle başlar.

(3) Yalnızca katılan istinaf yoluna başvurmuşsa ve duruşmanın başlangıcında ne katılan ne de kendisi için bir avukat hazır bulunmamışsa, § 301 hükmü saklı kalmak kaydıyla, bu istinaf derhal reddedilir. Katılan, süreye uyulmamasından itibaren bir hafta içinde, §§ 44 ve 45 koşulları altında eski hale getirme talep edebilir.

(4) Yalnızca katılan tarafından yapılan bir kanun yoluna başvurusu üzerine itiraz edilen karar bozulursa, davanın yürütülmesi yeniden savcılığa aittir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Der Rechtsmittel kann sich der Nebenkläger unabhängig von der Staatsanwaltschaft bedienen. Geschieht der Anschluß nach ergangenem Urteil zur Einlegung eines Rechtsmittels, so ist dem Nebenkläger das angefochtene Urteil sofort zuzustellen. Die Frist zur Begründung des Rechtsmittels beginnt mit Ablauf der für die Staatsanwaltschaft laufenden Frist zur Einlegung des Rechtsmittels oder, wenn das Urteil dem Nebenkläger noch nicht zugestellt war, mit der Zustellung des Urteils an ihn auch dann, wenn eine Entscheidung über die Berechtigung des Nebenklägers zum Anschluß noch nicht ergangen ist.

(2) War der Nebenkläger in der Hauptverhandlung anwesend oder durch einen Anwalt vertreten, so beginnt für ihn die Frist zur Einlegung des Rechtsmittels auch dann mit der Verkündung des Urteils, wenn er bei dieser nicht mehr zugegen oder vertreten war; er kann die Wiedereinsetzung in den vorigen Stand gegen die Versäumung der Frist nicht wegen fehlender Rechtsmittelbelehrung beanspruchen. Ist der Nebenkläger in der Hauptverhandlung überhaupt nicht anwesend oder vertreten gewesen, so beginnt die Frist mit der Zustellung der Urteilsformel an ihn.

(3) Hat allein der Nebenkläger Berufung eingelegt, so ist diese, wenn bei Beginn einer Hauptverhandlung weder der Nebenkläger noch für ihn ein Rechtsanwalt erschienen ist, unbeschadet der Vorschrift des § 301 sofort zu verwerfen. Der Nebenkläger kann binnen einer Woche nach der Versäumung unter den Voraussetzungen der §§ 44 und 45 die Wiedereinsetzung in den vorigen Stand beanspruchen.

(4) Wird auf ein nur von dem Nebenkläger eingelegtes Rechtsmittel die angefochtene Entscheidung aufgehoben, so liegt der Betrieb der Sache wiederum der Staatsanwaltschaft ob.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 243

Katılmanın hükümsüz kalması

(1) Katılan, vazgeçerse veya ölürse katılma hükümsüz kalır. Mirasçılar, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilirler.

Madde gerekçesi

- Madde, katılanın vazgeçmesi veya ölümü hâlinde katılmanın hükümsüz sayılacağını kabul etmiştir. Bu niteliği itibarıyla katılma hakkı, kişiye sıkı surette bağlı haklardandır. Maddede ayrıca, mirasçıların, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilecekleri ve hüküm tarihi ile hükmün kesinleşmesi tarihi arasında katılanın ölmesi hâlinde tebligatın mirasçılara yapılacağı hükme bağlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 255 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 402

Katılma beyanının geri alınması; katılanın ölümü

Katılma beyanı, geri alınmasıyla ve katılanın ölümüyle hükmünü yitirir.

Özgün metin (Almanca)

Die Anschlußerklärung verliert durch Widerruf sowie durch den Tod des Nebenklägers ihre Wirkung.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Beşinci Kitap

Özel Yargılama Usulleri

Birinci Kısım

Gaiplerin ve Kaçakların Yargılanması, Tüzel Kişilerin Soruşturmada ve Kovuşturmada Temsili, Bazı Suçlara İlişkin Muhakeme Usulü

Birinci Bölüm

Gaiplerin Yargılanması

Madde 244

Gaibin tanımı ve yapılabilecek işlemler

(1) Bulunduğu yer bilinmeyen veya yurt dışında bulunup da yetkili mahkeme önüne getirilemeyen veya getirilmesi uygun bulunmayan sanık gaip sayılır.

(2) Gaip hakkında duruşma açılmaz; mahkeme, delillerin ele geçirilmesi veya korunması amacıyla gerekli işlemleri yapar.

(3) Bu işlemler naip hâkim veya istinabe olunan mahkeme aracılığıyla da yapılabilir.

(4) Bu işlemler sırasında sanığın müdafii veya kanunî temsilcisi veya eşi hazır bulunabilir. Gerektiğinde, mahkemece barodan bir müdafi görevlendirilmesi istenir.

Madde gerekçesi

- Maddenin birinci fıkrası gaibi tanımlamaktadır; bulunduğu yer bilinmeyen veya yurt dışında bir ülkede bulunup da yetkili bir mahkeme önüne getirilemeyen veya getirilmesi uygun bulunmayan sanık gaip sayılır. Bu durumda, kural olarak, kendisine ulaşılamayan bir sanık söz konusudur. Öyle ki, sanık, hakkında yargılama yapılmakta olduğunu bile bilemeyebilir. Mahkemenin daha yüzünü bile görmediği bir sanığı, gıyabında, savunmasız olarak yargılayıp mahkûm etmesi kabul edilemez. Bu nedenle Tasarı, gaiplik hâlinde sadece delillerin muhafaza altına alınması ile yetinilmesini öngörmüş, gıyapta hüküm verilmesine izin vermemiştir.

Sanığın yokluğu durumlarını ifade için de "gıyap" ibaresi kullanılmaktadır. Oysa sanığın yokluğu kavramı, yukarıda açıklamaya çalıştığımız gaiplikten farklıdır.

Gerçekten gaiplik hâlinde kendisine ulaşılamayan bir sanık var iken, sanığın yokluğu durumlarında, örneğin sanığın duruşmadan vareste tutulmasında olduğu gibi, kural olarak, sanığa ulaşmak her zaman olanaklıdır; ancak hazır bulunmasına gerek görülmemektedir. Bu nedenle de sanığın yokluğunda yargılama yapılabilmesi daha kolay kabul edilebilmektedir.

Gaiplik, kaçak (firarî) olmaktan da farklıdır. Mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan, hakkında yapılan yargılamanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla böyle bir durum yaratan ve bu nedenle yurt içinde saklanan veya yabancı bir ülkede bulunan kişiye kaçak denilmektedir. Görüldüğü gibi, gerek gaiplik ve gerek kaçaklıkta kendisine ulaşılamayan bir sanık söz konusudur; ancak gaiplikte bu durum bilinçli bir şekilde yaratılmış değil iken kaçaklık durumunda sanık bunu her zaman bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektedir. Gaipliği kaçaklıktan ayıran en önemli ölçüt budur. Zaten Tasarı kaçaklar hakkında uygulanabilecek ayrı bir yargılama usulüne 286 ilâ 289 uncu maddelerinde yer vermiş bulunmaktadır.

Böyle bir gaip sanık hakkında duruşma açılmaz; sadece deliller toplanarak muhafaza altına alınır ve gaibin ortaya çıkması veya çıkarılması beklenir. Bir naip hâkim veya istinabe olunan mahkeme tarafından da yapılabilecek olan delillerin toplanması ve muhafazası işlemleri sırasında avukat, yasal temsilci veya gaibin eşi hazır bulunabilir. Hatta gerektiğinde mahkeme re'sen bir avukat da atayabilecektir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 256 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 276

Gaiplik kavramı

Bir şüpheli, ikametgâhı bilinmiyorsa veya yurt dışında bulunuyor ve yetkili mahkeme önüne getirilmesi mümkün ya da uygun görünmüyorsa, gaip sayılır.

Özgün metin (Almanca)

Ein Beschuldigter gilt als abwesend, wenn sein Aufenthalt unbekannt ist oder wenn er sich im Ausland aufhält und seine Gestellung vor das zuständige Gericht nicht ausführbar oder nicht angemessen erscheint.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 245

Gaibe ihtar

(1) Adresi bilinmeyen gaibe, mahkeme önüne gelmesi veya adresini bildirmesi hususları uygun bir iletişim aracıyla ihtar edilir.

Madde gerekçesi

- Madde, konutu bilinmediği için kendisine ulaşılamayan gaibe her türlü iletişim araçları ile ihtar yapılabileceğini kabul etmektedir. Amaç gaibin ortaya çıkmasını sağlamaktır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 257 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 288

Görünmeye veya ikametgâhını bildirmeye kamuya açık davet

İkametgâhı bilinmeyen gaip, bir veya birden çok kamuya açık yayın organında mahkeme önüne çıkmaya veya ikametgâhını bildirmeye davet edilebilir.

Özgün metin (Almanca)

Der Abwesende, dessen Aufenthalt unbekannt ist, kann in einem oder mehreren öffentlichen Blättern zum Erscheinen vor Gericht oder zur Anzeige seines Aufenthaltsortes aufgefordert werden.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 246

Sanığa verilecek güvence belgesi

(1) Mahkeme, gaip olan sanık hakkında duruşmaya gelmesi hâlinde tutuklanmayacağı hususunda bir güvence belgesi verebilir ve bu güvence koşullara bağlanabilir.

(2) Sanık, hapis cezası ile mahkûm olur veya kaçmak hazırlığında bulunur veya güvence belgesinin bağlı olduğu koşullara uymazsa belgenin hükmü kalmaz.

Madde gerekçesi

- Madde, gaibin yargılamaya gelmesini sağlamak amacı ile kendisine tutuklanmayacağına dair güvence verilebilmesini öngörmektedir. Bu güvence bir belge ile verilecektir ve ortaya çıkması hâlinde gaip sanığa, tutuklanmayacağı yolunda teminat sağlanmış olacaktır. Almanya'da devlete karşı işlenen suçların yargılanmasında kıyasen kaçaklar hakkında da kullanılan bu araç, aslında adil bir şekilde yargılanmayı isteyip de tutuklanmaktan korkarak ortaya çıkmayan gaip sanıkların yargılama makamının huzuruna çıkmasını sağladığı için yararlı bir araç sayılmaktadır.

Gaip sanıkların kaçak durumuna düşmelerine engel olması, bu belgenin bir başka önemli yararıdır.

Burada, kural olarak, kaçaklık söz konusu değildir. Hakkında yargılama yapıldığını bilmeyen, bilse de hukukî ve fiilî nedenlerle yetkili mahkeme huzuruna gidemeyen, bu nedenle de hakkındaki kovuşturmayı sonuçsuz bırakmak gibi bir amacı olmayan sanığa, Devletin verdiği bir olanak söz konusudur.

Güvence belgesinin iki türü vardır. Bunlardan biri sanığa, diğeri de suça verilen güvence belgesidir.

Sanığa verilen güvence belgesi, sanığı, işlediği iddia edilen bütün suçlardan tutuklanmaktan kurtarırken; suça verilen güvence belgesi, hangi suç için verilmişse o suç bakımından geçerli olacaktır. Böylece sanık, örneğin başka bir suç oluşturan ruhsatsız silâh taşımak suçundan tutuklanabilecektir.

Tasarı, suça güvence belgesi sistemini kabul etmiştir. Bu güvence belgesi, örneğin mağdurun zararını giderme gibi koşullara bağlanabilecektir.

Sanık hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkûm olur veya kaçma hazırlığında bulunur veya güvence belgesinin bağlı olduğu koşullara uymazsa belge hükümsüz kalır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 258 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 232

Sanığın gelmemesine rağmen duruşmanın yürütülmesi

(1) Sanık usulüne uygun olarak çağrılmış ve çağrı kâğıdında kendisi hazır bulunmadan da duruşma yapılabileceği konusunda uyarılmış ise ve yalnızca yüz seksen tam güne kadar adli para cezası, ihtar cezası ile birlikte ceza saklı tutulması, sürücü belgesinin geri alınması yasağı, müsadere, imha veya kullanılamaz hâle getirme, tek başına veya birlikte, beklenmekte ise duruşma sanık olmaksızın yürütülebilir. Bu usulde daha ağır bir ceza veya bir güvenlik tedbiri hükmolunamaz. Sanığın sürücü belgesinin geri alınması ihtimali konusunda çağrı kâğıdında uyarılmış olması hâlinde, sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmesi caizdir.

(2) Kamuya ilan yoluyla yapılan bir çağrıya dayanılarak duruşma sanık olmaksızın yapılamaz.

(3) Sanığın hâkim önünde yapılan sorgusuna ilişkin tutanak duruşmada okunur.

(4) Sanığın yokluğunda verilen hüküm, gerekçesiyle birlikte kendisine tebliğ edilmek suretiyle bildirilmelidir; meğerki § 145a fıkra 1 uyarınca müdafie tebliğ edilmiş olsun.

Özgün metin (Almanca)

(1) Die Hauptverhandlung kann ohne den Angeklagten durchgeführt werden, wenn er ordnungsgemäß geladen und in der Ladung darauf hingewiesen worden ist, daß in seiner Abwesenheit verhandelt werden kann, und wenn nur Geldstrafe bis zu einhundertachtzig Tagessätzen, Verwarnung mit Strafvorbehalt, Fahrverbot, Einziehung, Vernichtung oder Unbrauchbarmachung, allein oder nebeneinander, zu erwarten ist. Eine höhere Strafe oder eine Maßregel der Besserung und Sicherung darf in diesem Verfahren nicht verhängt werden. Die Entziehung der Fahrerlaubnis ist zulässig, wenn der Angeklagte in der Ladung auf diese Möglichkeit hingewiesen worden ist.

(2) Auf Grund einer Ladung durch öffentliche Bekanntmachung findet die Hauptverhandlung ohne den Angeklagten nicht statt.

(3) Das Protokoll über eine richterliche Vernehmung des Angeklagten wird in der Hauptverhandlung verlesen.

(4) Das in Abwesenheit des Angeklagten ergehende Urteil muß ihm mit den Urteilsgründen durch Übergabe zugestellt werden, wenn es nicht nach § 145a Abs. 1 dem Verteidiger zugestellt wird.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

İkinci Bölüm

Kaçakların Yargılanması

Madde 247

Kaçağın tanımı

5 değişiklik

(1) Hakkındaki soruşturmanın veya kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde saklanan veya yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan kişiye kaçak denir.

(2) (Ek: 25/5/2005 - 5353/31 md.)[83] Hakkında, 248 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen suçlardan dolayı soruşturma veya kovuşturma başlatılmış olan şüpheli veya sanığın, yetkili Cumhuriyet savcısı veya mahkemece usulüne göre yapılan tebligata uymamasından dolayı verilen zorla getirilme kararı da yerine getirilemez ise, Cumhuriyet savcısı veya mahkeme;

a) Çağrının bir gazete ile şüpheli veya sanığın bilinen konutunun kapısına asılmak suretiyle ilânına karar verir; yapılacak ilânlarda, onbeş gün içinde gelmediği takdirde 248 inci maddede gösterilen tedbirlere hükmedilebileceğini ayrıca açıklar,

b) Bu işlemlerin yerine getirildiğinin bir tutanak ile saptanmasından itibaren onbeş gün içinde başvurmayan şüpheli veya sanığın kaçak olduğuna karar verir.[84]

(3) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 22/3/2023 Tarihli ve E: 2022/145, K: 2023/59 Sayılı Kararı ile.) (Yeniden Düzenleme:2/3/2024-7499/16 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/16 md.) Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir. Ancak, daha önce sorgusu yapılmamış ise, mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. Güvenlik tedbirine karar verilmesi halinde kaçak sanık veya müdafii, savunma hakkının kullanılmak istendiğini belirterek yargılamanın yenilenmesini talep edebilir.

(4) Duruşma yapılan hâllerde kaçak sanığın müdafii yoksa, mahkeme barodan bir avukat görevlendirilmesini ister.

Madde 248

Zorlama amaçlı elkoyma ve teminat belgesi

4 değişiklik

(1) Kaçağın Cumhuriyet savcısına başvurmasını veya duruşmaya gelmesini sağlamak amacıyla Türkiye'de bulunan mallarına, hak ve alacaklarına amaçla orantılı olarak Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi veya mahkeme kararıyla elkonulabilir ve gerektiğinde idaresi için kayyım atanır. Elkoyma ve kayyım atama kararı müdafiine bildirilir.[86]

(2) Birinci fıkra hükmü;

a) Türk Ceza Kanununda tanımlanan;

1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),

2. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80),

3. Hırsızlık (madde 141, 142),

4. Yağma (madde 148, 149),

5. Güveni kötüye kullanma (madde 155),

6. Dolandırıcılık (madde 157, 158),

7. Hileli iflas (madde 161),

8. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),

9. Parada sahtecilik (madde 197),

10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220),

11. Zimmet (madde 247),

12. İrtikâp (madde 250),

13. Rüşvet (madde 252),

14. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),

15. Edimin ifasına fesat karıştırma (madde 236),

16. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 305, 306, 307, 308),

17. (Ek: 24/11/2016-6763/33 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313),

18. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315),

19. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337),

Suçları,

b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları,

c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,

d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar,

e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar,

Hakkında uygulanır.

(3) Elkonulan mal, hak ve alacakların korunmasında, elkoymaya ilişkin hükümler uygulanır. Tedbirlere ilişkin kararların özetinin bir gazetede ilânına sulh ceza hâkimince veya mahkemece karar verilebilir.[87]

(4) Kaçak yakalandığında veya kendiliğinden gelerek teslim olduğunda elkoymanın kaldırılmasına karar verilir.

(5) Kaçak hakkında 100 üncü ve sonraki maddeler gereğince, sulh ceza hâkimi veya mahkeme tarafından yokluğunda tutuklama kararı verilebilir.

(6) Sulh ceza hâkimi veya mahkeme elkoymaya karar verdiğinde, kaçağın yasal olarak bakmakla yükümlü bulunduğu yakınlarının alınan tedbirler nedeniyle yoksulluğa düşebileceklerini saptarsa, bunların geçimlerini sağlamak üzere, elkonulan mal varlığından sosyal durumları ile orantılı miktarda yardımda bulunulması konusunda kayyıma izin verir.[88]

(7) 246 ncı madde hükmü kaçaklar hakkında da uygulanır.

(8) Bu kararlara karşı itiraz edilebilir.

Üçüncü Bölüm

Tüzel Kişilerin Soruşturmada ve Kovuşturmada Temsili

Madde 249

Tüzel kişinin temsili

(1) Bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada tüzel kişinin organ veya temsilcisi, katılan veya savunma makamı yanında yer alan sıfatıyla duruşmaya kabul edilir.

(2) Bu durumda, tüzel kişinin organ veya temsilcisi bu Kanunun katılana veya sanığa sağladığı haklardan yararlanır.

(3) Birinci fıkra hükmü, sanığın aynı zamanda tüzel kişinin organ veya temsilcisi sıfatını taşıması hâlinde uygulanmaz.

Mehaz madde — Fransız CMK m. 706-43

Kamu davası, kovuşturma zamanındaki yasal temsilcisi şahsında tüzel kişiye karşı yürütülür. Bu temsilci, tüzel kişiyi işlemlerin tamamında temsil eder. Bununla birlikte, aynı fiiller veya bağlantılı fiiller nedeniyle yasal temsilciye karşı kovuşturma başlatılması halinde, temsilci, tüzel kişiyi temsil edecek bir adli vekilin atanması için dilekçeyle bölge adliye mahkemesi başkanına başvurabilir. Tüzel kişi, aynı zamanda, kanuna veya esas sözleşmesine uygun olarak bu amaçla yetki devri almış herhangi bir kişi tarafından da temsil edilebilir. İkinci fıkra uyarınca tüzel kişiyi temsille görevlendirilen kişi, kimliğini, iadeli taahhütlü mektupla, davaya bakan mahkemeye bildirmek zorundadır. Yargılama sırasında yasal temsilcinin değişmesi halinde de aynı kural geçerlidir. İşbu maddede öngörülen koşullarda tüzel kişiyi temsile yetkili herhangi bir kişinin bulunmaması halinde, bölge adliye mahkemesi başkanı, Cumhuriyet savcılığının, sorgu hâkiminin veya müdahil tarafın talebi üzerine, tüzel kişiyi temsil edecek bir adli vekil atar.

Özgün metin (Fransızca)

L'action publique est exercée à l'encontre de la personne morale prise en la personne de son représentant légal à l'époque des poursuites. Ce dernier représente la personne morale à tous les actes de la procédure. Toutefois, lorsque des poursuites pour des mêmes faits ou des faits connexes sont engagées à l'encontre du représentant légal, celui-ci peut saisir par requête le président du tribunal judiciaire aux fins de désignation d'un mandataire de justice pour représenter la personne morale. La personne morale peut également être représentée par toute personne bénéficiant, conformément à la loi ou à ses statuts, d'une délégation de pouvoir à cet effet. La personne chargée de représenter la personne morale en application du deuxième alinéa doit faire connaître son identité à la juridiction saisie, par lettre recommandée avec demande d'avis de réception. Il en est de même en cas de changement du représentant légal en cours de procédure. En l'absence de toute personne habilitée à représenter la personne morale dans les conditions prévues au présent article, le président du tribunal judiciaire désigne, à la requête du ministère public, du juge d'instruction ou de la partie civile, un mandataire de justice pour la représenter.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Dördüncü Bölüm

Bazı Suçlara İlişkin Muhakeme

Madde 250

Seri muhakeme usulü

8 değişiklik

(Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) (Başlığı ile Birlikte Yeniden Düzenleme:17/10/2019-7188/23 md.)

(1) Soruşturma evresi sonunda aşağıdaki suçlarla ilgili olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde seri muhakeme usulü uygulanır:

a) Türk Ceza Kanununda yer alan;

1. Hakkı olmayan yere tecavüz (madde 154, ikinci ve üçüncü fıkra),

2. Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (madde 170, birinci ve üçüncü fıkra),[89]

3. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma (madde 179, ikinci ve üçüncü fıkra),

4. Gürültüye neden olma (madde 183),

5. Parada sahtecilik (madde 197, ikinci ve üçüncü fıkra),

6. Mühür bozma (madde 203),

7. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (madde 206),

8. Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (madde 228, birinci fıkra),

9. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması (madde 268),

suçları.

b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ile 15 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen suçlar.[90]

c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 93 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen suç.

d) 13/12/1968 tarihli ve 1072 sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makinaları Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde belirtilen suç.

e) 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun ek 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde belirtilen suç.

(2) Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri, şüpheliyi, seri muhakeme usulü hakkında bilgilendirir.

(3) Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanması şüpheliye teklif edilir ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul etmesi hâlinde bu usul uygulanır.

(4) Cumhuriyet savcısı, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan ve koşulları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan sonra belirlenen cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirler.[91]

(5) Dördüncü fıkra uyarınca sonuç olarak belirlenen hapis cezası Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesine göre seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya 51 inci maddesine göre ertelenebilir.

(6) Bu maddeye göre belirlenen yaptırımlar hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde 231 inci madde kıyasen uygulanabilir.

(7) Bu madde kapsamında yaptırım uygulanması, güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel teşkil etmez.

(8) Cumhuriyet savcısı, şüpheli hakkında seri muhakeme usulünün uygulanmasını yazılı olarak görevli mahkemeden talep eder. Talep yazısında;

a) Şüphelinin kimliği ve müdafii,

b) Mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği ile varsa vekili veya kanuni temsilcisi,

c) İsnat olunan suç ve ilgili kanun maddeleri,

d) İsnat olunan suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,

e) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,

f) İsnat olunan suçu oluşturan olayların özeti,

g) Üçüncü fıkrada belirtilen şartların gerçekleştiği,

h) Belirlenen yaptırım ile beşinci ve altıncı fıkra uygulanmış ise bunlara ilişkin hususlar ve güvenlik tedbirleri,

gösterilir. (Ek cümle:8/7/2021-7331/22 md.) Bu fıkraya aykırı olarak düzenlendiği, belirlenen yaptırımda maddi hata yapıldığı, yaptırım hakkında 231 inci veya Türk Ceza Kanununun 50 nci ve 51 inci maddelerinin uygulanmasında objektif koşulların gerçekleşmediği ya da teklif edilen cezanın mahiyetine uygun bir güvenlik tedbiri belirtilmediği anlaşılan talep yazısı, eksikliklerin tamamlanması amacıyla mahkemece Cumhuriyet başsavcılığına iade edilir. Cumhuriyet savcısı tarafından eksiklikler tamamlandıktan ve hatalı noktalar düzeltildikten sonra talep yazısı yeniden düzenlenerek mahkemeye gönderilir.

(9) Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra üçüncü fıkradaki şartların gerçekleştiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri doğrultusunda hüküm kurar; aksi takdirde talebi reddeder ve soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mazeretsiz olarak mahkemeye gelmeyen şüpheli, bu usulden vazgeçmiş sayılır.[92]

(10) Seri muhakeme usulünün herhangi bir sebeple tamamlanamaması veya soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi hâllerinde, şüphelinin seri muhakeme usulünü kabul ettiğine ilişkin beyanları ile bu usulün uygulanmasına dair diğer belgeler, takip eden soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde delil olarak kullanılamaz.

(11) Suçun iştirak hâlinde işlenmesi durumunda şüphelilerden birinin bu usulün uygulanmasını kabul etmemesi hâlinde seri muhakeme usulü uygulanmaz. (Ek cümle: 8/7/2021-7331/22 md.) Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz.

(12) Seri muhakeme usulü, yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı (…)[93] hâllerinde uygulanmaz.

(13) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma (…)[94] ulaşılamaması hâlinde, seri muhakeme usulü uygulanmaz.

(14) (Değişik:8/7/2021-7331/22 md.) Dokuzuncu fıkra kapsamında mahkemece kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii, itirazı üçüncü ve dokuzuncu fıkralardaki şartlar yönünden inceler.

(15) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.

Madde 251

Basit yargılama usulü

4 değişiklik

(Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) (Başlığı ile Birlikte Yeniden Düzenleme:17/10/2019-7188/24 md.)

(1) Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir. (Ek cümle:8/7/2021-7331/23 md.) 175 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca duruşma günü belirlendikten sonra basit yargılama usulü uygulanmaz.

(2) Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde mahkemece iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını iki hafta içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir. Tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususu da belirtilir. Ayrıca, toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilir.[95]

(3) Beyan ve savunma için verilen süre dolduktan sonra mahkemece duruşma yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesi dikkate alınmak suretiyle, 223 üncü maddede belirtilen kararlardan birine hükmedilebilir. Mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.

(4) Mahkemece, koşulları bulunması hâlinde; kısa süreli hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya hapis cezası ertelenebilir ya da uygulanmasına sanık tarafından yazılı olarak karşı çıkılmaması kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.

(5) Hükümde itiraz usulü ile itirazın sonuçları belirtilir.

(6) Mahkemece gerekli görülmesi hâlinde bu madde uyarınca hüküm verilinceye kadar her aşamada duruşma açmak suretiyle genel hükümler uyarınca yargılamaya devam edilebilir.

(7) Basit yargılama usulü, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, (…)[96] hâlleri ile soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan suçlar hakkında uygulanmaz.

(8) Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz.

Madde 252

Basit yargılama usulünde itiraz

7 değişiklik

(Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) (Başlığı ile Birlikte Yeniden Düzenleme:17/10/2019-7188/25 md.)

(1) 251 inci madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebilir. Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir.

(2) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece dosya, o yerde birden fazla asliye ceza mahkemesi bulunması hâlinde tevzi kriterlerine göre belirlenen asliye ceza mahkemesine gönderilir ve bu mahkemece duruşma açılarak genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Tek asliye ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde ise, aynı mahkemede yetkili başka bir hakim varsa bu hakim tarafından; aksi hâlde adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu başkanınca görevlendirilen hakim tarafından duruşma açılır ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar gelmese bile duruşma yapılır ve yokluklarında 223 üncü madde uyarınca hüküm verilebilir. Taraflara gönderilecek davetiyede bu husus yazılır. Duruşmadan önce itirazdan vazgeçilmesi hâlinde duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemiş sayılır.

(3) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) Mahkeme, ikinci fıkra uyarınca hüküm verirken, 251 inci madde kapsamında basit yargılama usulüne göre verilen hükümle bağlı değildir. Ancak, itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından yapıldığı hâllerde 251 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca indirim uygulanır.

(4) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) İtiraz üzerine verilen hükmün sanık lehine olması hâlinde, bu hususların itiraz etmemiş olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da itiraz etmiş gibi verilen kararlardan yararlanır.

(5) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) İkinci fıkra uyarınca verilen hükümlere karşı genel hükümlere göre kanun yoluna başvurulabilir.

(6) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) Birinci fıkradaki itirazın, süresinde yapılmadığı veya kanun yoluna başvuru hakkı bulunmayan tarafından yapıldığı mahkemesince değerlendirildiğinde dosya, 268 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderilir. Mercii bu sebepler yönünden incelemesini yapar ve kararını gereği için mahkemesine gönderir.

(7) (Ek:2/3/2024-7499/17 md.)Birinci fıkradaki itirazın, yargılama giderine, vekâlet ücretine veya maddi hataya ilişkin olması hâlinde 268 inci maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır. Mercii bu sebepler yönünden incelemesini yapar ve kararını gereği için mahkemesine gönderir.

İkinci Kısım

Uzlaşma ve Müsadere

Birinci Bölüm

Uzlaşma

Madde 253

Uzlaştırma

25 değişiklik

(Değişik: 6/12/2006-5560/24 md.)

(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:

a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.

b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan;[100]

1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),

2. Taksirle yaralama (madde 89),

3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit (madde 106, birinci fıkra),

4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),

5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali (madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),

6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık (madde 141),

7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde 155),[101]

8. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık (madde 157),

9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi (madde 165),

10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),

11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),

suçları.

c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, adli süreçteki çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar.[102]

(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.

(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek cümle: 26/6/2009 - 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (Ek cümle:24/12/2025-7571/24 md.) Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.[103][104][105][106]

(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. 105[107]

(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.

(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.

(7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.

(8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi, soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin uygulanmasına engel değildir.

(9) (Mülga: 24/11/2016-6763/34 md.)

(10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde bulundurulur.

(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.[108]

(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır. Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.

(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.

(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı, uzlaştırmacıya talimat verebilir.

(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırma bürosu soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına gönderir.

(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan edebilirler.

(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.

(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez.

(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, 171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. (…)[109] Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.[110]

(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.

(21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren, uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.

(22) (Değişik birinci cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırmacıya Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen tarifeye göre ücret ödenir. Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama giderlerinden sayılır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından karşılanır.

(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.

(24) (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.) Her Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları, uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır.[111]

(25) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.)Uzlaştırmacıların nitelikleri, eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili, uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.

Madde 254

Mahkeme tarafından uzlaştırma

3 değişiklik

(Değişik: 6/12/2006-5560/25 md.)

(1) Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.[112]

(2) (Değişik:7/11/2024-7531/17 md.) Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde durma kararı verilir. Durma süresince zamanaşımı işlemez. Uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkemece yargılamaya kaldığı yerden devam olunur.

Madde 255

Birden çok fail bulunması hâlinde uzlaşma

(1) Aralarında iştirak ilişkisi olsun veya olmasın birden çok kişi tarafından işlenen suçlarda, ancak uzlaşan kişi uzlaşmadan yararlanır.

İkinci Bölüm

Müsadere Usulü

Madde 256

Başvuru

(1) Müsadere kararı verilmesi gereken hâllerde, kamu davası açılmamış veya kamu davası açılmış olup da esasla beraber bir karar verilmemişse; karar verilmesi için, Cumhuriyet savcısı veya katılan, davayı görmeye yetkili mahkemeye başvurabilir.

(2) Kamu davası açılmış olup da iade edilmesi gereken eşya veya malvarlığı değerleri ile ilgili olarak esasla birlikte bir karar verilmemiş olması durumunda, mahkemece re'sen veya ilgililerin istemi üzerine bunların iadesine karar verilir.

Madde 257

Duruşma ve karar

(1) 256 ncı maddeye göre verilmesi gereken kararlar, duruşmalı olarak verilir.

(2) Müsadere veya iade olunacak eşya veya diğer malvarlığı değerleri üzerinde hakkı olan kimseler de duruşmaya çağrılır. Bu kişiler, sanığın sahip olduğu hakları kullanabilirler.

(3) Çağrıya uymamaları, işlemin ertelenmesine neden olmaz ve hükmün verilmesini engellemez.

Madde gerekçesi

- Madde, 274 üncü maddede belirtilen tedbirlerin alınmasındaki usulü göstermektedir. Duruşma ve karar hakkında duruşmaya ilişkin kurallar uygulanacaktır.

Müsadere veya imha olunacak veya kullanımdan kaldırılacak eşya üzerinde hakkı olan kimseler de olanak varsa duruşmaya çağrılacaklar ve sanığın sahip olduğu bütün hakları kullanabileceklerdir. Adı geçenlerin mahkeme tarafından bu konuda yapılan çağrıya uymamaları duruşmanın ertelenmesine neden ve hükmün verilmesine engel olmayacaktır. Böylece tedbirlere karar verilmesinin sürüncemede bırakılmaması düşünülmüştür.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 275 gerekçesi

Madde 258

Kanun yolu

(1) 256 ncı maddeye göre verilecek hükümlere karşı Cumhuriyet savcısı, katılan ve 257 nci maddede belirlenen kişiler için istinaf yolu açıktır.

Madde gerekçesi

- 274 üncü maddeye göre verilecek kararlar hakkında Cumhuriyet savcısı, davaya katılan ve eşya üzerinde hakkı olanlar istinaf yoluna başvurabileceklerdir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 276 gerekçesi

Madde 259

Suç konusu olmayan eşyanın müsaderesi

(1) Suç konusu olmayıp sadece müsadereye tâbi bulunan eşyanın müsaderesine sulh ceza hâkimi tarafından duruşma yapılmaksızın karar verilir.

Madde gerekçesi

- Madde, 274 üncü maddeden farklı olarak, suç konusu olmayan ve fakat sadece müsadereye tâbi bulunan eşyanın müsaderesine sulh ceza hâkimi tarafından karar verileceğini hüküm altına almıştır. İstem üzerine hâkim duruşma yapmadan evrak üzerinden karar verecektir. Ancak bu kararlara karşı ilgililer acele itiraz yoluna gidebilecektir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 277 gerekçesi

Altıncı Kitap

Kanun Yolları

Birinci Kısım

Genel Hükümler

Madde 260

Kanun yollarına başvurma hakkı

1 değişiklik

(1) Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.

(2) (Değişik: 18/6/2014-6545/73 md.) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ceza mahkemelerinin; bölge adliye mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler.

(3) Cumhuriyet savcısı, sanık lehine olarak da kanun yollarına başvurabilir.

Madde gerekçesi

- Madde, birinci fıkrasında, insan hakları ve adil yargılama ilkesi bakımından büyük önem taşıyan bir hususu kural olarak açıklamaktadır: Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı kanun yolları açık olup, bu konudaki başvurular ayrı bir hâkim veya mahkeme tarafından incelenecektir. Böylece, varsa, hukuka aykırılık veya yanlışlıkların giderilmesi, doğru ve adalete uygun kararlarla, taraflarda ve toplumda güven duygusunun güçlendirilmesi amaçlanmıştır.

Kanun yolunun kapalı olduğu hâller ile incelemenin kararı veren hâkim veya mahkemece yapılabileceği istisnalar, yerinde ve açık hükümlerle belirtilmiştir.

Madde gereğince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre davaya katılan sıfatını almış olanlar ile bu konudaki istekleri mahkemece reddedilmiş veya 249 uncu madde kapsamında bulunup duruşmadan haberdar edilmemiş suçtan zarar görmüş kişiler de kanun yollarına başvuru hakkına sahiptirler. Cumhuriyet savcısı sanık lehine olarak da kanun yoluna başvurabilir.

Şüpheli, sanık ve davaya katılan ile katılma istemi reddedilmiş veya duruşmadan haberdar edilmemiş olan suçtan zarar görenler ancak hukukî çıkarlarını ihlâl etmiş olan karara karşı kanun yoluna başvurabilirler; aksi hâlde yetkileri yoktur.

Ayrıca ikinci fıkrayla, asliye ceza mahkemesi Cumhuriyet savcılarının, mahkemelerinin yargı çevresindeki sulh ceza mahkemelerinin; ağır ceza mahkemeleri Cumhuriyet savcılarının ağır ceza mahkemesinin yargı alanı çevresindeki asliye ve sulh ceza mahkemelerinin; bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcılarının da bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilecekleri kabul edilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 290 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 296

Kanun yolu başvurma hakkına sahip olanlar

(1) Mahkeme kararlarına karşı caiz olan kanun yolları hem savcılığa hem de şüpheliye tanınmıştır.

(2) Savcılık bunlardan şüphelinin lehine de yararlanabilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Die zulässigen Rechtsmittel gegen gerichtliche Entscheidungen stehen sowohl der Staatsanwaltschaft als dem Beschuldigten zu.

(2) Die Staatsanwaltschaft kann von ihnen auch zugunsten des Beschuldigten Gebrauch machen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 261

Avukatın başvurma hakkı

(1) Avukat, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla kanun yollarına başvurabilir.

Madde gerekçesi

- Madde, 290 ıncı maddede belirtilenlerden şüpheli, sanık ve davaya katılan tarafından görevlendirilen veya mahkeme ya da baro tarafından atanan avukatın, kendilerini görevlendirenlerin açık isteklerine aykırı olmamak koşuluyla, kanun yollarına başvurabilecekleri hükmünü getirmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 291 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 297

Müdafi tarafından kanun yoluna başvurulması

Sanık için müdafi, ancak onun açık iradesine aykırı olmamak kaydıyla, kanun yoluna başvurabilir.

Özgün metin (Almanca)

Für den Beschuldigten kann der Verteidiger, jedoch nicht gegen dessen ausdrücklichen Willen, Rechtsmittel einlegen.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 262

Yasal temsilcinin ve eşin başvurma hakkı

(1) Şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşi, şüpheli veya sanığa açık olan kanun yollarına süresi içinde kendiliklerinden başvurabilirler. Şüphelinin veya sanığın başvurusuna ilişkin hükümler, bunlar tarafından yapılacak başvuru ve onu izleyen işlemler için de geçerlidir.

Madde gerekçesi

- Madde uyarınca yasal temsilci ve karı-koca arasında ayırım gözetilmeksizin eş, bu sıfatları devam ettiği sürece şüpheli ve sanığa açık bulunan kanun yollarına onlardan bağımsız olarak, kendiliklerinden başvurabilirler. Görülüyor ki, belirtilen kişilerin başvuru yetkileri 291 inci maddede avukatlar için tanınan yetkiden farklı olarak, koşulsuz kabul edilmiştir.

Davaya katılanın yasal temsilcisi de bu sıfatı süresince kanun yollarına başvurabilecektir. Ancak, katılanın eşine bu hak tanınmamıştır.

Şüpheli veya sanığın yasal temsilcisiyle eşi ve davaya katılanın yasal temsilcisinin süresinde yaptıkları başvurular hakkında, şüpheli, sanık ve katılanın başvurusuna ilişkin hükümler uygulanacaktır. Başvuruyu izleyen işlemler bakımından da aynı hükümler uygulanacaktır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 292 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 298

Yasal temsilci tarafından kanun yoluna başvurulması

(1) Sanığın yasal temsilcisi, sanık için işlemekte olan süre içinde, caiz olan kanun yollarına bağımsız olarak başvurabilir.

(2) Böyle bir kanun yoluna ve bu husustaki usule, sanığın kanun yollarına ilişkin hükümler kıyasen uygulanır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Der gesetzliche Vertreter eines Beschuldigten kann binnen der für den Beschuldigten laufenden Frist selbständig von den zulässigen Rechtsmitteln Gebrauch machen.

(2) Auf ein solches Rechtsmittel und auf das Verfahren sind die für die Rechtsmittel des Beschuldigten geltenden Vorschriften entsprechend anzuwenden.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 263

Tutuklunun kanun yollarına başvurması

(1) Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir.

(2) Zabıt kâtibine başvuru hâlinde, kanun yollarına başvuru beyanı veya dilekçesi ilgili deftere kaydedildikten sonra bu hususları belirten bir tutanak düzenlenerek tutuklu bulunan şüpheli veya sanığa bir örneği verilir.

(3) Kurum müdürüne başvuru hâlinde ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapılarak, tutanak ve dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir. Zabıt kâtibi başvuruyu ilgili deftere kaydeder.

(4) Zabıt kâtibi veya kurum müdürü tarafından ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapıldığı zaman kanun yolları için bu Kanunda belirlenen süreler kesilmiş sayılır.

Madde gerekçesi

- Madde ile, tutuklu bulunan şüpheli veya sanığın kanun yollarına başvurusu kolaylaştırılmak, başvurunun zamanında yapılıp yapılmadığı, sürelerin kesilip kesilmediği konusundaki tereddütler de ortadan kaldırılmak istenmiştir.

Buna göre tutuklu bulunan, şüpheli veya sanık sözlü olarak tutuklu bulunduğu kurum müdürüne veya kararı veren mahkemenin zabıt kâtibine başvurabilir. Bu başvuruyu dilekçeyle de yapabilir. Her iki hâlde de başvurular önce ilgili deftere kaydedilir, sonra bu konuda tutanak düzenlenir ve tutanağın bir örneği tutukluya verilir.

Kurum müdürlüğünce gönderilen dilekçe ve tutanak mahkeme kâtibince de ayrıca deftere kaydedilir.

Zabıt kâtibi veya kurum müdürünün başvuru ile ilgili yaptığı işlemlerle kanunun öngördüğü süreler kesilmiş olur.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 293 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 299

Özgürlüğünden yoksun bırakılma halinde beyanda bulunma

(1) Serbest olmayan sanık, kanun yollarına ilişkin beyanlarını, idari bir emirle muhafaza edildiği kurumun bulunduğu yerdeki sulh mahkemesi yazı işleri müdürlüğü tutanağına geçirtebilir.

(2) Bir sürenin korunması için, tutanağın süre içinde düzenlenmiş olması yeterlidir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Der nicht auf freiem Fuß befindliche Beschuldigte kann die Erklärungen, die sich auf Rechtsmittel beziehen, zu Protokoll der Geschäftsstelle des Amtsgerichts geben, in dessen Bezirk die Anstalt liegt, wo er auf behördliche Anordnung verwahrt wird.

(2) Zur Wahrung einer Frist genügt es, wenn innerhalb der Frist das Protokoll aufgenommen wird.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 264

Kanun yolunun belirlenmesinde yanılma

(1) Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.

(2) Bu hâlde başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhâl görevli ve yetkili olan mercie gönderir.

Madde gerekçesi

- Tasarı, hâkim ve mahkeme kararlarında hukuka aykırılık ve yanlışlık olabileceğini kabul ve bunlara karşı kanun yollarını açık tutarken, Cumhuriyet savcısı dahil başvuru hakkı olanların da mercide veya kanun yolunun belirlenmesinde yanılgıya düşebileceklerini öngörmüş ve bunu karşılamak üzere bu maddeyi getirmiştir.

Madde uyarınca, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanığın, avukatın, davaya katılanın, yasal temsilcinin veya eşin kabulü gerekli bir kanun yolu istemi salt merciin veya kanun yolunun belirlenmesinde yanılgı nedeniyle, başvuranın hukukunu ihlâl etmeyecek, dilekçe veya tutanağın verildiği merci bunu, zaman yitirmeden, yetkili ve görevli mercie gönderecektir.

Cumhuriyet savcılarının yoğun ve ağır bir iş yükü altında bulunmaları nedeniyle yanılgıya düşmeleri olasıdır. Öte yandan, Cumhuriyet savcılarının kanun yolu başvurularının toplum yararına, toplumun hukukunu bozan bir durumun düzeltilmesini sağlama amacına yönelik olduğu ve sanık lehine de başvurabilecekleri düşüncesiyle, bu konuda sınırlama koyan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 22/1/1962 gün ve 211 sayılı kararını aşmak üzere, madde açık hüküm getirmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 294 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 300

Caiz bir kanun yolunun yanlış nitelendirilmesi

Caiz olan kanun yolunun nitelendirilmesindeki bir hata zararsızdır.

Özgün metin (Almanca)

Ein Irrtum in der Bezeichnung des zulässigen Rechtsmittels ist unschädlich.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 265

Cumhuriyet savcısının başvuru sonucunun kapsamı

(1) Cumhuriyet savcısı tarafından aleyhine kanun yoluna gidilen karar, sanık lehine bozulabilir veya değiştirilebilir. Cumhuriyet savcısı, kanun yoluna sanık lehine başvurduğunda, yeniden verilen hüküm önceki hükümde tayin edilmiş olan cezadan daha ağır bir cezayı içeremez.

Madde gerekçesi

- Madde, Cumhuriyet savcısının kanunun olanak verdiği durumlarda hâkim ve mahkeme kararlarına karşı şüpheli veya sanığın aleyhine veya lehine kanun yoluna başvurabileceğini açıklamakta ve bu konuyu düzenlemektedir.

Cumhuriyet savcısı aleyhe kanun yoluna başvurduğunda, bunu inceleyen yetkili merci istemle bağlı olmaksızın kararı şüpheli veya sanığın lehine bozabilir veya değiştirebilir.

Bu ilke davaya katılanın başvurusunda da geçerlidir.

Ancak Cumhuriyet savcısının kanun yoluna başvurusu şüpheli veya sanığın lehine ise, karar aleyhe bozulamaz ve değiştirilemez.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 295 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 301

Cumhuriyet savcılığının kanun yoluna başvurmasının etkisi

Cumhuriyet savcılığı tarafından başvurulan her kanun yolu, temyiz edilen kararın sanık lehine de değiştirilebilmesi veya kaldırılabilmesi etkisini doğurur.

Özgün metin (Almanca)

Jedes von der Staatsanwaltschaft eingelegte Rechtsmittel hat die Wirkung, daß die angefochtene Entscheidung auch zugunsten des Beschuldigten abgeändert oder aufgehoben werden kann.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 266

Başvurudan vazgeçilmesi ve etkisi

(1) Kanun yoluna başvurulduktan sonra bundan vazgeçilmesi, mercii tarafından karar verilinceye kadar geçerlidir. Ancak, Cumhuriyet savcısı tarafından sanık lehine yapılan başvurudan onun rızası olmaksızın vazgeçilemez.

(2) Müdafiin veya vekilin başvurudan vazgeçebilmesi, vekâletnamede bu hususta özel yetkili kılınmış olması koşuluna bağlıdır.

(3) 150 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca, kendisine müdafi atanan şüpheli veya sanıklar yararına kanun yoluna başvurulduğunda veya başvurulan kanun yolundan vazgeçildiğinde şüpheli veya sanık ile müdafiin iradesi çelişirse müdafiin iradesi geçerli sayılır.

Madde gerekçesi

- Kanun yoluna başvuru hakkı olanlar bu haklarını kullanmayabilirler ve kanunun öngördüğü sürenin dolmasıyla karar kesinleşir.

Tasarı, 1412 sayılı Kanunun 295 inci maddesinde yer alan kanun yoluna başvuru hakkından vazgeçmeyi benimsememiş, yalnızca başvurulduktan sonra geri almayı düzenlemiştir. Buna göre, kanun yoluna süresinde başvurulduktan sonra mercii tarafından karar verilinceye kadar bu başvurudan vazgeçilebilir.

Cumhuriyet savcısı, sanık lehine veya aleyhine kanun yoluna gidebileceğinden bu hususun başvurusunda açıkça belirtilmesi gerekir. Belirtilmemişse Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 17/12/1930 gün ve 26/32 sayılı kararında da vurgulandığı gibi başvuru sanık lehine sayılır. Cumhuriyet savcısı sanık aleyhine başvurusunu kendiliğinden geri alabilirse de, lehe başvurusundan vazgeçmesinin geçerli olması sanığın bunu kabul etmesi koşuluna bağlı tutulmuştur.

Katılan, şüpheli veya sanık avukatı, vekâletnameyle verilmiş açık yetki varsa kanun yoluna başvuruyu geri alabilirler.

Ancak, 150 nci maddenin ikinci fıkrasıyla onsekiz yaşını doldurmamış ya da sağır veya dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede malûl olanlara avukat atanması zorunluğu, kendilerini yeterince savunamayacakları gerekçesine dayalı olduğundan bu durumdaki şüpheli veya sanıklar yararına kanun yoluna başvurulduğunda veya başvurudan vazgeçildiğinde avukatın seçimi geçerli olacaktır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 296 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 302

Geri alma ve vazgeçme

(1) Bir kanun yolundan geri alma ile bir kanun yoluna başvurmaktan vazgeçme, başvuru süresinin dolmasından önce de geçerli olarak yapılabilir. Hükümden önce bir uzlaşma (§ 257c) yapılmışsa, vazgeçme mümkün değildir. Cumhuriyet savcılığı tarafından sanık lehine başvurulan bir kanun yolu, onun rızası olmadan geri alınamaz.

(2) Müdafi, geri alma için açık bir yetkiye ihtiyaç duyar.

Özgün metin (Almanca)

(1) Die Zurücknahme eines Rechtsmittels sowie der Verzicht auf die Einlegung eines Rechtsmittels können auch vor Ablauf der Frist zu seiner Einlegung wirksam erfolgen. Ist dem Urteil eine Verständigung (§ 257c) vorausgegangen, ist ein Verzicht ausgeschlossen. Ein von der Staatsanwaltschaft zugunsten des Beschuldigten eingelegtes Rechtsmittel kann ohne dessen Zustimmung nicht zurückgenommen werden.

(2) Der Verteidiger bedarf zur Zurücknahme einer ausdrücklichen Ermächtigung.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

İkinci Kısım

Olağan Kanun Yolları

Birinci Bölüm

İtiraz

Madde 267

İtiraz olunabilecek kararlar

(1) Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.

Madde gerekçesi

- Tasarı hâkim ve mahkeme kararlarına karşı itiraz ve acele itiraz ayrımını bazı değişikliklerle muhafaza etmiş, 1412 sayılı Kanundan farklı olarak acele itiraza tâbi kararların yanında itiraz olunabilecek diğer kararları da ilgili maddesinde teker teker belirtmek yöntemini seçmiştir.

İlgili maddelerinde itiraz veya acele itiraz yolunun açık olduğu yazılı olmayan kararlar ise esas hükümle birlikte istinaf yoluna götürülecektir.

Bu nedenle madde, kanunun gösterdiği hâllerde, hâkim ve mahkeme kararlarına karşı itiraz veya acele itiraz yoluna gidilebileceğini belirtmeyi yeterli görmüştür.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 297 gerekçesi

Madde 268

İtiraz usulü ve inceleme mercileri

3 değişiklik

(1) Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263 üncü madde hükmü saklıdır.[113]

(2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.

(3) İtirazı incelemeye yetkili merciler aşağıda gösterilmiştir:

a) (Değişik: 18/6/2014-6545/74 md.) Sulh ceza hâkimliği kararlarına yapılan itirazların incelenmesi, o yerde birden fazla sulh ceza hâkimliğinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen hâkimliğe; son numaralı hâkimlik için bir numaralı hâkimliğe; ağır ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine aittir.

b) (Değişik:8/7/2021-7331/24 md.) Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir. İtirazı incelemeye yetkili mercilerin farklı olduğu hâllerde, itirazların gecikmeksizin incelenmesi amacıyla, kararına itiraz edilen sulh ceza hâkimliği tarafından gerekli tedbirler alınır. Sulh ceza hâkimliği işleri, asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir.

c) Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların incelenmesi, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye; son numaralı daire için birinci daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın ağır ceza mahkemesine aittir.

d) Naip hâkim kararlarına yapılacak itirazların incelenmesi, mensup oldukları ağır ceza mahkemesi başkanına, istinabe olunan mahkeme kararlarına karşı yukarıdaki bentlerde belirtilen esaslara göre bulundukları yerdeki mahkeme başkanı veya mahkemeye aittir.

e) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları ile Yargıtay ceza dairelerinin esas mahkeme olarak baktıkları davalarda verdikleri kararlara yapılan itirazlarda; üyenin kararını görevli olduğu dairenin başkanı, daire başkanı ile ceza dairesinin kararını numara itibarıyla izleyen ceza dairesi; son numaralı daire söz konusu ise birinci ceza dairesi inceler.

Madde gerekçesi

- İtiraz edilebilecek kararları ilgili maddesinde gösteren Tasarı, bazen kararların özelliği bakımından itiraz süresini de maddesinde belirtmiştir. Belirtilmeyen hâllerde ise itiraz süresi kural olarak 36 ncı maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gündür.

Cumhuriyet savcısı ve taraflarca itiraz, kararı veren hâkim veya mahkemeye sunulacak dilekçe ile veya tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla saptanan beyan ve imza mahkeme başkanı veya hâkim tarafından onaylanır.

Kararına itiraz olunan hâkim veya mahkeme itirazı uygun görürse kararını düzeltir. Aksi hâlde en çok üç gün içinde, acele itiraz hâllerinde ise, incelenmeksizin derhal itirazı incelemeye yetkili mercie göndermek zorundadır.

İtirazı inceleme görevi:

1. Sulh ceza hâkiminin kararına karşı yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimine, 2. Sulh ceza işleri asliye ceza hâkimince görülüyorsa ağır ceza mahkemesi başkanına, 3. Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara karşı yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine, 4. Ağır ceza mahkemesi ile başkanınca verilen kararlar hakkında, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın ağır ceza mahkemesine, 5. Naip hâkim kararlarına yapılacak itirazların incelenmesi mensup oldukları ağır ceza mahkemesi başkanına, istinabe olunan mahkeme kararına karşı yapılacak itirazların incelenmesi maddenin (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde gösterilen esaslara göre bulundukları yerdeki mahkeme başkanı veya mahkemeye, aittir.

6. Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları ile Yargıtay ceza dairelerinin esas mahkeme olarak baktıkları davalardaki ilk ve son duruşmalarda verilen kararlara itirazları;

a) Üyelerin kararlarına karşı görevli olduğu daire başkanı,

b) Daire başkanının kararı ile dairenin kararına karşı diğer daire, inceler.

Bu incelemede sayı itibarıyla izleyen daire veya başkan ve sonuncu daire söz konusu ise birinci daire başkanı veya ceza dairesi görevlidir. O yerde bölge adliye mahkemesinin tek ceza dairesi varsa o itirazın incelenmesi en yakın bölge adliye mahkemesi ceza dairesine aittir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 298 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 306

Şikâyetin yapılması; düzeltme usulü

(1) Şikâyet, itiraz edilen kararı veren mahkemede veya bu mahkemenin başkanı nezdinde, yazı işleri müdürlüğü tutanağına geçirilerek veya yazılı olarak yapılır.

(2) Kararı itiraz edilen mahkeme veya başkanı şikâyeti haklı görürse buna göre düzeltme yapar; aksi hâlde şikâyet derhâl, en geç üç gün içinde şikâyet mahkemesine sunulur.

(3) Bu hükümler, hazırlık soruşturmasındaki hâkimin ve görevlendirilen veya istinabe olunan hâkimin kararları hakkında da uygulanır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Die Beschwerde wird bei dem Gericht, von dem oder von dessen Vorsitzenden die angefochtene Entscheidung erlassen ist, zu Protokoll der Geschäftsstelle oder schriftlich eingelegt.

(2) Erachtet das Gericht oder der Vorsitzende, dessen Entscheidung angefochten wird, die Beschwerde für begründet, so haben sie ihr abzuhelfen; andernfalls ist die Beschwerde sofort, spätestens vor Ablauf von drei Tagen, dem Beschwerdegericht vorzulegen.

(3) Diese Vorschriften gelten auch für die Entscheidungen des Richters im Vorverfahren und des beauftragten oder ersuchten Richters.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 269

İtirazın kararın yerine getirilmesinde etkisi

(1) İtiraz, kararın yerine getirilmesinin geri bırakılması sonucunu doğurmaz.

(2) Ancak, kararına itiraz edilen makam veya kararı inceleyecek merci, geri bırakılmasına karar verebilir.

Madde gerekçesi

- Maddeye göre itiraz, kural olarak, kararın yerine getirilmesini kendiliğinden önlemeyecektir.

Ancak, gözlem altına alınma kararına karşı yapılan acele itiraz, kararın yerine getirilmesini durdurur (madde 77). Ayrıca tutuklanması istenen şüpheli ve sanık hakkında tutuklama kararı verilmezse derhâl serbest bırakılır (madde 120); itiraz salıvermeyi engellemez.

Bu istisnalar dışında da, kararına itiraz olunan hâkim veya mahkeme veya inceleme mercii icranın ertelenmesine isteğe bağlı olmaksızın karar verebilir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 299 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 307

İcrayı durdurmama

(1) Şikâyetin yapılması, itiraz edilen kararın icrasını durdurmaz.

(2) Bununla birlikte, kararı itiraz edilen mahkeme, başkan veya hâkim ile şikâyet mahkemesi de, itiraz edilen kararın icrasının ertelenmesine karar verebilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Durch Einlegung der Beschwerde wird der Vollzug der angefochtenen Entscheidung nicht gehemmt.

(2) Jedoch kann das Gericht, der Vorsitzende oder der Richter, dessen Entscheidung angefochten wird, sowie auch das Beschwerdegericht anordnen, daß die Vollziehung der angefochtenen Entscheidung auszusetzen ist.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 270

İtirazın Cumhuriyet savcısına ve karşı tarafa tebliği ile inceleme ve araştırma yapılması

1 değişiklik

(1) İtirazı inceleyecek merci, yazı ile cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılmasını da emredebilir.

(2) (Ek: 11/4/2013-6459/20 md.) 101 ve 105 inci maddeler uyarınca yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından görüş alınması durumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içinde görüşünü bildirebilir.

Madde gerekçesi

- Ceza yargılamasının amacı gerçeği araştırmak ve bulmaktır. Kamu adına görev yapan ve yargılama işlevinin en önemli öğelerinden olan Cumhuriyet savcısı bu amaç doğrultusunda işlevlerini yerine getirir. Şüpheli veya sanığın yararına da kanun yoluna başvurabilir. Bu nedenlerle Cumhuriyet savcısı taraf değildir.

Madde bunu vurgulamak için Cumhuriyet savcısını taraflardan ayrı olarak belirtmiştir.

İtirazı inceleyecek merci, gerekli görürse, yazı ile cevap verilmek üzere itirazı Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilir; tanık dinlenmesi, keşif yapılması, bilirkişi görüşünün alınması gibi eksik gördüğü soruşturma işlemlerinin yapılmasını isteyebileceği gibi kendisi de bunları yapabilir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 300 gerekçesi

Madde 271

Karar

(1) Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir.

(2) İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir.

(3) Karar mümkün olan en kısa sürede verilir.

(4) Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.

Madde gerekçesi

- Madde, birinci fıkrasında kural olarak itiraz hakkında belgeler üzerinde inceleme yapılarak ve duruşmasız karar verilmesini kabul etmiştir.

İnceleme mercii itirazı yerinde bulursa hukuka aykırı olarak değerlendirdiği kararı kaldırır ve itiraz konusu hakkında da karar verir. İtiraz, yerinde görülmezse ret olunur.

Karar, inceleme, araştırma ve değerlendirme için gerekli makul süre gözetilerek, olanak bulunan en kısa zamanda verilmelidir.

İtiraz üzerine verilecek kararlar tutuklamaya ilişkin olanlar dışında kesindir. Tutuklamaya ilişkin kararlara karşı ise acele itiraz yoluna gidilebilir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 301 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 309

Karar

(1) Şikâyet hakkındaki karar, sözlü yargılama yapılmaksızın, uygun görülen hâllerde Cumhuriyet savcılığının dinlenilmesinden sonra verilir.

(2) Şikâyet haklı görülürse, şikâyet mahkemesi aynı zamanda işin esasına ilişkin gerekli kararı da verir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Die Entscheidung über die Beschwerde ergeht ohne mündliche Verhandlung, in geeigneten Fällen nach Anhörung der Staatsanwaltschaft.

(2) Wird die Beschwerde für begründet erachtet, so erläßt das Beschwerdegericht zugleich die in der Sache erforderliche Entscheidung.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

İkinci Bölüm

İstinaf

Madde 272

İstinaf

3 değişiklik

(1) İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemesince re'sen incelenir.

(2) Hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararlarına karşı da hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilir.

(3) Ancak;

a) (Değişik: 31/3/2011-6217/23 md.) Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen onbeşbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine,[114]

b) Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine,

c) Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere,

Karşı istinaf yoluna başvurulamaz. (Ek cümle:14/4/2020-7242/17 md.) Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.

Madde gerekçesi

- Madde ile, ilke olarak, ilk derece ceza mahkemelerinden verilen hüküm ve kararlara karşı istinaf yolu açık tutulmuş, bunlardan onbeş yıl ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı cezalar ile ölüm cezalarına ait hükümlerin bölge adliye mahkemesince re'sen incelenmesi uygun görülmüştür. Bu düzenleme ile ilk derece mahkemelerince verilen hükümlerin, doğrudan doğruya temyiz edilemeyeceği, yalnızca istinaf yoluna başvurulabileceği benimsenmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan kararlara karşı da hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulacağı açıklanmıştır.

Maddenin üçüncü fıkrasında bentler hâlinde istinaf yoluna başvurulamayacak, diğer bir anlatımla kesin nitelikte olan kararlar açıklanmıştır.

İstinaf yolu hakkında ayrıntılı bilgiler için Genel Gerekçeye bakılmalıdır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 303 gerekçesi

Madde 273

İstinaf istemi ve süresi

3 değişiklik

(1) İstinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır. [115]

(2) (Mülga:2/3/2024-7499/18 md.)

(3) (Değişik: 18/6/2014-6545/75 md.) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, mahkemelerinin yargı çevresi içerisindeki asliye mahkemelerinin hükümlerine karşı, kararın o yer Cumhuriyet başsavcılığına geliş tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilirler.

(4) Sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanların dilekçe veya beyanında, başvuruya ilişkin nedenlerin gösterilmemesi inceleme yapılmasına engel olmaz.

(5) Cumhuriyet savcısı, istinaf yoluna başvurma nedenlerini gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde açıkça gösterir. Bu istem ilgililere tebliğ edilir. İlgililer, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde bu husustaki cevaplarını bildirebilirler.

Madde gerekçesi

- İstinaf incelemesi, onbeş yıl ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı cezalar ile ölüm cezalarına ait hükümler ayrık, başvuru hakkına sahip olanın istemi üzerine yapılır. Başvuru, hükmü veren mahkemeye dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine beyanda bulunulması şeklinde olur. Beyan tutanağa geçirilir ve hâkime onaylattırılır.

Tutuklu sanık 293 üncü madde uyarınca başvurusunu, tutuklu bulunduğu kurum müdürüne de yapabilir.

İstinaf yoluna başvuru süresi yedi gün olup, bu süre hükmün açıklanması, açıklama kanun yoluna başvuru hakkı olanların yokluğunda yapılmış ise süre hükmün tebliği tarihinden itibaren başlayacaktır.

Asliye ceza mahkemelerinde görevli Cumhuriyet savcıları, bu mahkemenin yargı çevresine dahil olan sulh ceza mahkemelerinin; ağır ceza mahkemelerinin Cumhuriyet savcıları da, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresi içerisinde yer alan asliye ve sulh ceza mahkemelerinin hükümlerine karşı, kararın kendilerine geliş tarihinden itibaren yedi gün içinde istinaf yoluna başvurabilirler.

Maddenin dördüncü fıkrasına göre sanık, katılan, katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görenler istinaf yoluna başvuru dilekçelerinde veya beyanlarında başvuru nedenlerini gösterebilecekleri gibi, göstermemiş olmaları inceleme yapılmasına engel değildir. Hükmün, istinaf yoluna başvurulabilir olması ve başvuranın buna hakkının bulunması incelenmesi için yeterlidir. Ancak, beşinci fıkra gereğince Cumhuriyet savcılarının istinaf yoluna başvuru nedenlerini yazılı istemlerinde gerekçeleriyle birlikte ve açıkça göstermeleri zorunludur.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 304 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 314

Şekil ve süre

(1) İstinaf, birinci derece mahkemesi nezdinde, hükmün açıklanmasından itibaren bir hafta içinde yazı işleri müdürlüğü tutanağına geçirilerek veya yazılı olarak yapılmalıdır.

(2) Hükmün açıklanması sanığın huzurunda gerçekleşmemişse, § 234, § 387 fıkra 1, § 411 fıkra 2 ve § 428 fıkra 1 cümle 1 hâllerinde temsil yetkisi belgelenmiş müdafiin huzurunda açıklama yapılmış olmadıkça, sanık bakımından süre tebliğ ile başlar.

Özgün metin (Almanca)

(1) Die Berufung muß bei dem Gericht des ersten Rechtszuges binnen einer Woche nach Verkündung des Urteils zu Protokoll der Geschäftsstelle oder schriftlich eingelegt werden.

(2) Hat die Verkündung des Urteils nicht in Anwesenheit des Angeklagten stattgefunden, so beginnt für diesen die Frist mit der Zustellung, sofern nicht in den Fällen der §§ 234, 387 Abs. 1, § 411 Abs. 2 und § 428 Absatz 1 Satz 1 die Verkündung in Anwesenheit des Verteidigers mit nachgewiesener Vertretungsvollmacht stattgefunden hat.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 274

Eski hâle getirme süresi içinde istinaf süresinin işlemesi

(1) Sanık, yokluğunda aleyhine verilen hükümlere karşı eski hâle getirme isteminde bulunabilir. Eski hâle getirme süresi içinde de istinaf süresi işler. Sanığın eski hâle getirme isteminde bulunduğu hâllerde, ayrıca istinaf isteminde bulunması gerekir. Bu hâlde istinaf istemi ile ilişkili işler, eski hâle getirme istemi hakkında karar verilinceye kadar ertelenir.

Madde gerekçesi

- Maddeye göre sanık, yokluğunda verilen ve aleyhine olan hükümlerle ilgili olarak eski hâle getirme isteğinde bulunabilir. Bu istem 42 nci ve 43 üncü maddelerde açıklanan koşullara ve süreye bağlıdır.

Eski hâle getirme süresi içinde istinaf süresi de işler. Bu nedenle istinaf yoluna başvurma hakkının korunabilmesi için eski hâle getirme isteminde bulunulduğunda ayrıca istinaf başvurusunun da yapılması gerekir.

Bu durumda istinaf yoluna başvuruyla ilişkili işler, eski hâle getirme istemi hakkında karar verilinceye kadar ertelenir. Önce eski hâle getirme istemi ve buna göre de istinaf istemi karara bağlanır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 305 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 315

İstinaf ve eski hale getirme talebi

(1) Sanığın yokluğunda verilen bir hükme karşı eski hâle getirme talebinde bulunulabilecek olması, istinaf başvuru süresinin başlamasını engellemez.

(2) Sanık bir eski hâle getirme talebinde bulunursa, bu talebin reddi hâli için derhal ve süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmasıyla istinaf hakkı korunmuş olur. İstinafa ilişkin diğer işlemler, eski hâle getirme talebi sonuçlanıncaya kadar ertelenir.

(3) İstinafın, eski hâle getirme talebiyle birlikte yapılmaksızın yapılması, bu talepten feragat sayılır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Der Beginn der Frist zur Einlegung der Berufung wird dadurch nicht ausgeschlossen, daß gegen ein auf Ausbleiben des Angeklagten ergangenes Urteil eine Wiedereinsetzung in den vorigen Stand nachgesucht werden kann.

(2) Stellt der Angeklagte einen Antrag auf Wiedereinsetzung in den vorigen Stand, so wird die Berufung dadurch gewahrt, daß sie sofort für den Fall der Verwerfung jenes Antrags rechtzeitig eingelegt wird. Die weitere Verfügung in bezug auf die Berufung bleibt dann bis zur Erledigung des Antrags auf Wiedereinsetzung in den vorigen Stand ausgesetzt.

(3) Die Einlegung der Berufung ohne Verbindung mit dem Antrag auf Wiedereinsetzung in den vorigen Stand gilt als Verzicht auf die letztere.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 275

İstinaf başvurusunun etkisi

1 değişiklik

(1) Süresi içinde yapılan istinaf başvurusu, hükmün kesinleşmesini engeller.

(2) (Mülga:2/3/2024-7499/21 md.)

Mehaz madde — Alman CMK m. 316

Kesinleşmenin durması

(1) İstinafın süresi içinde yapılması hâlinde, hükmün itiraz edilen kısmı bakımından kesinleşmesi durur.

(2) Gerekçeli hüküm henüz kendisine tebliğ edilmemiş olan istinaf edene, istinaf başvurusundan sonra derhal tebliğ edilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Durch rechtzeitige Einlegung der Berufung wird die Rechtskraft des Urteils, soweit es angefochten ist, gehemmt.

(2) Dem Beschwerdeführer, dem das Urteil mit den Gründen noch nicht zugestellt war, ist es nach Einlegung der Berufung sofort zuzustellen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 276

İstinaf isteminin hükmü veren mahkemece reddi

1 değişiklik

(1) İstinaf istemi, kanunî sürenin geçmesinden sonra veya aleyhine istinaf yoluna başvurulamayacak bir hükme karşı yapılmışsa ya da istinaf yoluna başvuranın buna hakkı yoksa, hükmü veren mahkeme bir kararla dilekçeyi reddeder.

(2) İstinaf başvurusunda bulunan Cumhuriyet savcısı veya ilgililer, ret kararının kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içinde bölge adliye mahkemesinden bu hususta bir karar vermesini isteyebilirler. Bu takdirde dosya bölge adliye mahkemesine gönderilir. Ancak, bu nedenle hükmün infazı ertelenemez.[116]

Madde gerekçesi

- Hükmü veren mahkeme, başvuruyu, yasal sürede yapılıp yapılmadığı, hükmün istinaf yoluna başvurulabilir nitelikte olup olmadığı, istinaf yoluna başvuranın buna hakkı bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı biçimde inceler.

İstinaf yoluna başvuru isteminin yasal sürenin geçmesinden sonra yapıldığı veya hükme karşı istinaf yoluna başvuru olanağının bulunmadığı veya başvuranın buna hakkı olmadığı saptanırsa dilekçenin reddine karar verilir. Karar ilgiliye tebliğ olunur.

Cumhuriyet savcısı veya taraf, ret kararının kendilerine tebliğinden itibaren yedi gün içinde bölge adliye mahkemesinden bu konuda bir karar verilmesini isteyebilirler. Bu durumda dosya bölge adliye mahkemesine gönderilir. Ancak bu işlem hükmün infazının ertelenmesine neden olmaz. Bölge adliye mahkemesinin bu konuda vereceği karar kesin olup, bu karara karşı temyiz yoluna gidilemez.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 307 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 319

Süresinde yapılmayan istinaf başvurusu

(1) İstinaf başvurusu süresinde yapılmamışsa, ilk derece mahkemesi bu kanun yolunu kabul edilemez olduğu gerekçesiyle reddetmekle yükümlüdür.

(2) Şikayetçi, kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde istinaf mahkemesinin kararını talep edebilir. Bu durumda dosya istinaf mahkemesine gönderilir; ancak bu, hükmün infazını durdurmaz. § 35a hükmü kıyasen uygulanır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Ist die Berufung verspätet eingelegt, so hat das Gericht des ersten Rechtszuges das Rechtsmittel als unzulässig zu verwerfen.

(2) Der Beschwerdeführer kann binnen einer Woche nach Zustellung des Beschlusses auf die Entscheidung des Berufungsgerichts antragen. In diesem Falle sind die Akten an das Berufungsgericht einzusenden; die Vollstreckung des Urteils wird jedoch hierdurch nicht gehemmt. Die Vorschrift des § 35a gilt entsprechend.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 277

İstinaf isteminin tebliği ve cevabı

1 değişiklik

(1) 276 ncı maddeye göre hükmü veren mahkemece reddedilmeyen istinaf dilekçesi veya beyana ilişkin tutanağın bir örneği karşı tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde yazılı olarak cevabını verebilir.

(2) Karşı taraf sanık ise, bir tutanağa bağlanmak üzere zabıt kâtibine yapılacak bir beyanla da cevabını verebilir. Cevap verildikten veya bunun için belirli süre bittikten sonra dava dosyası, bölge adliye mahkemesine gönderilir.[117]

(3) 262 ve 263 üncü madde hükümleri saklıdır.

Madde gerekçesi

- Hükmü veren mahkemece 307 nci maddeye göre ret nedeni bulunmayan istinaf dilekçesi veya beyanının bir örneği Cumhuriyet savcısı veya karşı tarafa tebliğ olunacaktır.

Karşı taraf buna yedi gün içinde yazı ile yanıt verebilir. Ancak karşı taraf sanık ise bu hususta zabıt kâtibine tutanağa geçirilmek üzere yanıtını sözle de bildirebilir.

Sanığın yasal temsilcisi ve eşi 292 nci ve tutuklu sanık 293 üncü madde hükümlerinden yararlanabilirler.

Yanıtlar verildikten veya öngörülen süre bittikten sonra dava dosyası, bölge adliye mahkemesine sunulmak üzere, Cumhuriyet başsavcılığı tarafından bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 308 gerekçesi

Madde 278

Dosyanın bölge adliye mahkemesinde tevzii

1 değişiklik

(Değişik: 15/8/2016-KHK-674/14 md.; Aynen kabul: 10/11/2016-6758/14 md.)

(1) Dava dosyası, bölge adliye mahkemesine geldiğinde işbölümüne göre görevli ceza dairesine verilir. Daire, varsa tebligat eksikliklerinin giderilmesini sağlar.

Madde 279

Dosya üzerinde ön inceleme

1 değişiklik

(1) Dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda;

a) Bölge adliye mahkemesinin yetkili olmadığının anlaşılması hâlinde dosyanın yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilmesine,

b) Bölge adliye mahkemesine başvurunun süresi içinde yapılmadığının, incelenmesi istenen kararın bölge adliye mahkemesinde incelenebilecek kararlardan olmadığının, başvuranın buna hakkı bulunmadığının anlaşılması hâlinde istinaf başvurusunun reddine,

Karar verilir. (Ek cümle: 18/6/2014-6545/76 md.) Bu kararlar itiraza tabidir.

Madde gerekçesi

- Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığınca düzenlenen tebliğnameye bağlı dava dosyası ilgili ceza dairesine ulaştığında, öncelikle bölge adliye mahkemesinin yetkili olup olmadığının araştırılarak yetkili olmadığı anlaşılırsa dosyanın yetkili bölge adliye mahkemesine derhal gönderilmesine, yetkili olduğunun anlaşılmasından sonra ise başvurunun süresi içinde yapılıp yapılmadığı, kararın bölge adliye mahkemesince incelenebilecek kararlardan olup olmadığı, başvuranın buna hakkı bulunup bulunmadığı araştırılacak, süresi içinde yapılmadığı, incelenebilecek kararlardan olmadığı, başvuranın buna hakkı bulunmadığı anlaşıldığında işin esasına girilmeden istinaf başvurusunun reddine karar verilecektir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 310 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 322

Duruşma yapılmaksızın reddetme

(1) İstinaf mahkemesi, istinaf başvurusunun yapılmasına ilişkin hükümlerin gözetilmediği kanaatindeyse, kanun yolunu kararla kabul edilemez olduğu gerekçesiyle reddedebilir. Aksi halde bu konuda hükümle karar verir; § 322a saklıdır.

(2) Karara karşı derhal itiraz yoluna başvurulabilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Erachtet das Berufungsgericht die Vorschriften über die Einlegung der Berufung nicht für beobachtet, so kann es das Rechtsmittel durch Beschluß als unzulässig verwerfen. Andernfalls entscheidet es darüber durch Urteil; § 322a bleibt unberührt.

(2) Der Beschluß kann mit sofortiger Beschwerde angefochten werden.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 280

Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma

9 değişiklik

(1) Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;[119][120][121]

a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,

b) (Ek: 20/7/2017-7035/15 md.) Cumhuriyet savcısının istinaf yoluna başvurma nedenine uygun olarak mahkumiyete konu suç için kanunda yazılı cezanın en alt derecesinin uygulanmasını uygun görmesi hâlinde, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,

c) (Ek:17/10/2019-7188/27 md.)[122] Başka bir araştırmaya ihtiyaç duyulmadan cezayı kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ya da şahsî cezasızlık sebeplerine bağlı olarak daha az ceza verilmesini veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini gerektiren hâllerde, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,

d) (Ek: 20/7/2017-7035/15 md.) Olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmadan davanın reddine karar verilmesi veya güvenlik tedbirlerine ilişkin hatalı kararın düzeltilmesi gereken hâllerde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,

e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddede belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,[123][124]

f) (Ek:17/10/2019-7188/27 md.) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

g) Diğer hâllerde, gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına,

Karar verir.

(2) (Ek: 18/6/2014-6545/77 md.) Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddeder veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar.

(3) (Ek: 20/7/2017-7035/15 md.) Birinci ve ikinci fıkra uyarınca verilen kararların sanık lehine olması hâlinde, bu hususların istinaf isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da istinaf isteminde bulunmuşçasına verilen kararlardan yararlanırlar.

Madde gerekçesi

- Ön inceleme sonunda haklarında yetkisizlik veya istinaf başvurusunun reddine kararları verilmeyen dava dosyaları delilleriyle birlikte incelenir.

İlk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden eksiksiz ve hukuka uygun olduğu saptandığında, istinaf başvurusunun esastan reddine; ilk derece mahkemesinin kararında 320 nci maddede sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin bulunması durumunda, hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilir.

İncelemenin duruşmalı yapılması zorunlu görüldüğünde, gerekirse sanığın tutukluluğuna karar verilerek veya adlî kontrole ilişkin tedbirler alınarak duruşma hazırlığına başlanır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 311 gerekçesi

Madde 281

Duruşma hazırlığı

2 değişiklik

(1) Duruşma hazırlığı aşamasında bölge adliye mahkemesi daire başkanı veya görevlendireceği üye, 175 inci madde hükümlerine uygun olarak duruşma gününü saptar; gerekli çağrıları yapar.[125] (Mülga ikinci cümle: 20/7/2017-7035/16 md.)

(2) Mahkemece, gerekli görülen tanıkların, bilirkişilerin dinlenilmesine ve keşfin yapılmasına karar verilir.

Madde gerekçesi

- Bölge adliye mahkemesinde duruşma hazırlığı başkan veya görevlendireceği üye tarafından yapılır. Duruşma günü saptanır ve gerekli çağrılar yapılır. Tutuksuz sanığa yapılacak çağrıda, kendi başvurusu üzerine açılan davanın duruşmasına gelmediği takdirde davanın reddi kararı verileceği bildirilir. Yine bu aşamada mahkemece, tanıkların, bilirkişilerin dinlenilmesine ve keşif yapılmasına karar verilir:

Böylece davanın bir duruşmada sonuçlandırılmasını sağlayıcı önlemler alınır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 312 gerekçesi

Madde 282

İstisnalar

4 değişiklik

(1) Duruşma açıldığında aşağıda gösterilen istisnalar dışında bu Kanunun duruşma hazırlığı, duruşma ve karara ilişkin hükümleri uygulanır:[126]

a) Duruşma, bu Kanunun öngördüğü genel hükümlere göre başladıktan sonra görevlendirilen üyenin inceleme raporu anlatılır.

b) İlk derece mahkemesinin gerekçeli hükmü anlatılır.

c) (Değişik: 20/7/2017-7035/17 md.) İlk derece mahkemesinde dinlenilen tanıkların ifadelerini içeren tutanaklar ile keşif tutanakları ve bilirkişi raporu anlatılır.

d) (Ek: 20/7/2017-7035/17 md.) Bölge adliye mahkemesi duruşma hazırlığı aşamasında toplanan delil ve belgeler, yapılmışsa keşif ve bilirkişi açıklamalarına ilişkin tutanak ve raporlar anlatılır.[127]

e) Bölge adliye mahkemesi duruşmasında dinlenilmeleri gerekli görülen tanık ve bilirkişiler çağrılır.

f) (Ek:17/10/2019-7188/28 md.) Sanık, müdafii, katılan ve vekilinin davetiye tebliğ edilmesine rağmen duruşmaya gelmemesi hâlinde duruşmaya devam edilerek sanığın sorgu tutanakları anlatılmak suretiyle dava yokluklarında bitirilebilir. Ancak, 195 inci madde hükümleri saklı kalmak üzere, sanık hakkında verilecek ceza, ilk derece mahkemesinin verdiği cezadan daha ağır ise, her hâlde sanığın dinlenmesi gerekir.

Madde gerekçesi

- Bölge adliye mahkemesi duruşmasında, ilke olarak, bu Tasarının duruşmaya ilişkin hükümleri uygulanır. Bunlardan ayrık olarak, bölge adliye mahkemesinde duruşma başladıktan hemen sonra görevlendirilen üyenin inceleme raporu okunur, gerekli görüldüğünde ilk derece mahkemesinin gerekçeli hükmü de okunabilir. Duruşmanın genel hükümlerinden ayrılarak ilk derece mahkemesinde, tanık ifadelerini içeren tutanaklar, bilirkişi raporları, keşif tutanakları ile duruşma hazırlığı aşamasında aynı doğrultuda yapılan işlemlere ait tutanaklar okunmakla yetinilir.

Dosya içeriğine göre duruşmada dinlenmeleri gerekli görülen tanık ve bilirkişiler mahkemece duruşmaya çağrılıp dinlenebilirler.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 313 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 323

İstinaf duruşmasının hazırlanması

(1) Duruşmanın hazırlanmasında § 214 ve § 216 ila § 225a hükümleri uygulanır. Çağrıda sanığa gelmemenin sonuçları açıkça bildirilir.

(2) İlk derece yargılamasında dinlenen tanık ve bilirkişilerin çağrılması, ancak yeniden dinlenmelerinin işin aydınlatılması bakımından gerekli görülmediği hallerde yapılmayabilir. Gerekli görüldüğü ölçüde, istinaf mahkemesi § 273 fıkra 2 cümle 2 uyarınca ses kaydı olarak dosyaya alınmış bir dinlemenin tutanağa dökülmesine karar verir. Bu dökümü hazırlayan kişi, dökümün doğruluğunun onaylandığına ilişkin şerhi düşer. Cumhuriyet savcılığına, müdafiye ve sanığa tutanağın bir örneği verilir. Dökümün yanlışlığının ispatı caizdir. Tutanak, § 325 hükmü çerçevesinde okunabilir.

(3) Yeni delillere başvurulması caizdir.

(4) Çağrılacak tanık ve bilirkişilerin seçiminde, sanığın istinaf başvurusunun gerekçelendirilmesinde bildirdiği kişiler dikkate alınır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Für die Vorbereitung der Hauptverhandlung gelten die Vorschriften der §§ 214 und 216 bis 225a. In der Ladung ist der Angeklagte auf die Folgen des Ausbleibens ausdrücklich hinzuweisen.

(2) Die Ladung der im ersten Rechtszug vernommenen Zeugen und Sachverständigen kann nur dann unterbleiben, wenn ihre wiederholte Vernehmung zur Aufklärung der Sache nicht erforderlich erscheint. Sofern es erforderlich erscheint, ordnet das Berufungsgericht die Übertragung einer als Tonaufzeichnung zur Akte genommenen Vernehmung gemäß § 273 Abs. 2 Satz 2 in ein Protokoll an. Wer die Übertragung hergestellt hat, versieht diese mit dem Vermerk, dass die Richtigkeit der Übertragung bestätigt wird. Der Staatsanwaltschaft, dem Verteidiger und dem Angeklagten ist eine Abschrift des Protokolls zu erteilen. Der Nachweis der Unrichtigkeit der Übertragung ist zulässig. Das Protokoll kann nach Maßgabe des § 325 verlesen werden.

(3) Neue Beweismittel sind zulässig.

(4) Bei der Auswahl der zu ladenden Zeugen und Sachverständigen ist auf die von dem Angeklagten zur Rechtfertigung der Berufung benannten Personen Rücksicht zu nehmen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 283

Sanık lehine başvurma hâlinde verilecek hüküm

1 değişiklik

(1) İstinaf yoluna yalnız sanık lehine başvurulmuşsa, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.[128]

Madde gerekçesi

- Hükme karşı, yalnız sanık veya avukatı veya 292 nci madde uyarınca yasal temsilcisi ve eşi veya Cumhuriyet savcısı tarafından sanık yararına olarak istinaf yoluna başvurulmuşsa, bölge adliye mahkemesince yeniden verilecek hüküm, ilk derece mahkemesince belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacaktır. Bu kural, gerek cezanın türü ve gerek süresi bakımından geçerli olup, suç niteliğine etkisi yoktur.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 314 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 358

Esas mahkemesinin bağlılığı; aleyhe değiştirme yasağı

(1) Davanın yeniden görülmesi ve karara bağlanması için havale edildiği mahkeme, hükmün bozulmasına esas alınan hukuki değerlendirmeyi kendi kararına da esas almak zorundadır.

(2) Yalnızca sanık veya onun lehine Cumhuriyet savcılığı ya da yasal temsilcisi temyiz yoluna başvurmuşsa, temyiz edilen hüküm, fiilin hukuki sonuçlarının türü ve miktarı bakımından sanığın aleyhine değiştirilemez. Psikiyatri hastanesinde barındırma tedbirinin kaldırılması halinde, bu hüküm, barındırma tedbiri yerine bir ceza verilmesine engel değildir. 1. cümle, psikiyatri hastanesinde veya bir tedavi kurumunda barındırma tedbirinin uygulanmasına da engel teşkil etmez.

Özgün metin (Almanca)

(1) Das Gericht, an das die Sache zur anderweiten Verhandlung und Entscheidung verwiesen ist, hat die rechtliche Beurteilung, die der Aufhebung des Urteils zugrunde gelegt ist, auch seiner Entscheidung zugrunde zu legen.

(2) Das angefochtene Urteil darf in Art und Höhe der Rechtsfolgen der Tat nicht zum Nachteil des Angeklagten geändert werden, wenn lediglich der Angeklagte, zu seinen Gunsten die Staatsanwaltschaft oder sein gesetzlicher Vertreter Revision eingelegt hat. Wird die Anordnung der Unterbringung in einem psychiatrischen Krankenhaus aufgehoben, hindert diese Vorschrift nicht, an Stelle der Unterbringung eine Strafe zu verhängen. Satz 1 steht auch nicht der Anordnung der Unterbringung in einem psychiatrischen Krankenhaus oder einer Entziehungsanstalt entgegen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 284

Direnme yasağı

(1) Bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine karşı direnilemez; bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez.

(2) İtiraz ve temyize ilişkin hükümler saklıdır.

Madde gerekçesi

- Bölge adliye mahkemesince yalnızca 320 nci maddede sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinde bozma kararı verilebileceğinden, bu bozma kararlarına karşı ilk derece mahkemelerine direnme hakkı tanınmamış, bunlara karşı herhangi bir kanun yolu da öngörülmemiştir. İtiraz ve temyize ilişkin hükümler saklı tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 315 gerekçesi

Madde 285

Özel kanunların temyize ilişkin hükümleri

1 değişiklik

(1) 23/4/2016 tarihli ve 6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanununun 18 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü hariç; diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin ilk derece mahkemelerinin karar ve hükümlerine karşı istinaf yoluna başvurulur.[129]

Madde gerekçesi

- Tasarı ile, ilk derece mahkemelerinin hükümlerine karşı yalnızca istinaf yolu benimsenmiş bulunduğundan, özel kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş ve bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren karar ve hükümlere karşı istinaf yoluna gidilebilecektir. Böylece, özel kanunlarda yazılı hükümler bakımından tereddüt giderilmek istenmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 316 gerekçesi

Üçüncü Bölüm

Temyiz

Madde 286

Temyiz

5 değişiklik

(1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir.

(2) Ancak;[130]

a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları,

b) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,

c) (Ek: 20/7/2017-7035/20 md.)[131] Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,

d) (Anayasa Mahkemesinin 27/12/2018 tarihli ve E.:2018/71 K.:2018/118 sayılı Kararı ile İptal; Yeniden Düzenleme:20/2/2019-7165/7 md.) İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,

e) Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,

f) (Değişik: 18/6/2014-6545/78 md.) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,

g) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,

h) (Değişik: 18/6/2014-6545/78 md.) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,

ı) Yukarıdaki bentlerde yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları,

Temyiz edilemez.

(3) (Ek:17/10/2019-7188/29 md.) İkinci fıkrada belirtilen temyiz edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile aşağıda sayılan suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilir:

a) Türk Ceza Kanununda yer alan;

1. Hakaret (madde 125, üçüncü fıkra),

2. Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (madde 213),

3. Suç işlemeye tahrik (madde 214),

4. Suçu ve suçluyu övme (madde 215),

5. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (madde 216),

6. Kanunlara uymamaya tahrik (madde 217),

7. (Ek:13/10/2022-7418/30 md.)[132] Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (madde 217/A),

8. Cumhurbaşkanına hakaret (madde 299),

9. Devletin egemenlik alametlerini aşağılama (madde 300),

10. Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama (madde 301),

11. Silâhlı örgüt (madde 314),

12. Halkı askerlikten soğutma (madde 318),

suçları.

b) Terörle Mücadele Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.

c) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesi ve 32 nci maddesinde yer alan suçlar.

Madde 287

Hükümden önceki kararların temyizi

(1) Hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararları da hükümle beraber temyiz olunabilir.

Madde gerekçesi

- Tasarının 297 nci maddesinde Kanunun gösterdiği hâllerde hâkim ve mahkeme kararlarına itiraz edilebileceği açıklanmıştır. Diğer yönden, duruşmanın kesintisizliği ilkesi uyarınca hükme etkili olacak, itiraz da edilemeyen ara kararlarına karşı hükümden önce başka bir kanun yoluna başvurma olanağı yoktur.

Madde, gerek hükme etkili olan ve bu nedenle de hükme esas oluşturan ara kararlarının ve gerek itiraz yolu tanınmamış mahkeme kararlarının kanun denetimi dışında kalmasını uygun görmediğinden bu nitelikteki ilk derece mahkeme kararlarına karşı hükümle birlikte istinaf yoluna gidilebileceğini ve bölge adliye mahkemesinin benzer kararlarının da temyiz olunabileceği belirtmiştir.

İlk derece mahkemelerince hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden ve başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan kararlarına karşı hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulduğunda, bu mahkemece gerekirse yeniden duruşma yapılarak çekişme çözülebilecektir.

Doğal olarak taraflar bölge adliye mahkemelerinin aynı tür kararları bakımından da Yargıtaya başvurma hakkına sahiptirler.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 318 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 336

Hükme öncül kararların incelenmesi

Hüküm bunlara dayandığı ölçüde, hükümden önce verilmiş kararlar da temyiz mahkemesinin incelemesine tabidir. Bu hüküm, kesin olduğu açıkça belirtilen veya derhal itiraz yoluyla temyiz edilebilir kararlar bakımından uygulanmaz.

Özgün metin (Almanca)

Der Beurteilung des Revisionsgerichts unterliegen auch die Entscheidungen, die dem Urteil vorausgegangen sind, sofern es auf ihnen beruht. Dies gilt nicht für Entscheidungen, die ausdrücklich für unanfechtbar erklärt oder mit der sofortigen Beschwerde anfechtbar sind.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 288

Temyiz nedeni

(1) Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır.

(2) Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.

Madde gerekçesi

- Tasarı, 1412 sayılı Kanundan ayrılarak "kanuna aykırılık" yerine daha geniş anlamlı ve amaca uygun olan "hukuka aykırılık" sözcüklerine yer vermiştir.

Yargılamanın konusunu oluşturan cezaî uyuşmazlık çözüldükten ve maddî gerçeğe ulaşıldıktan sonra ilgili hukuk kuralının eksik veya yanlış uygulanması veya hiç uygulanmaması, hukuka aykırılığı oluşturur.

Hukuk kuralı deyimi, temel hukuk ilkelerini, yazılı olan ve olmayan hukuk kurallarını, yargılama hukukuna ilişkin kurallarla maddî hukuka ilişkin kuralların tümünü kapsar.

Temyiz başvurusunun hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayandırılması gerekir. Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde, elbette ki, hukuka aykırılık oluşturur.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 319 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 337

Temyiz sebepleri

(1) Temyiz, ancak hükmün kanunun ihlaline dayanması iddiasına dayandırılabilir.

(2) Bir hukuk kuralı uygulanmamış veya doğru uygulanmamışsa, kanun ihlal edilmiş sayılır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Die Revision kann nur darauf gestützt werden, daß das Urteil auf einer Verletzung des Gesetzes beruhe.

(2) Das Gesetz ist verletzt, wenn eine Rechtsnorm nicht oder nicht richtig angewendet worden ist.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 289

Hukuka kesin aykırılık hâlleri

(1) Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır:

a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.

b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması.

c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması.

d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi.

e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması.

f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi.

g) Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi.

h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması.

i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması.

Madde gerekçesi

- Madde, kesin temyiz veya kesin bozma nedenleri de denilen hukuka kesin aykırılık hâllerini göstermektedir. Bu hâller varsa aykırılığın hükme etki ettiği kabul edilecektir. Temyiz merciinin artık bunların bozmayı gerektirip gerektirmediğini araştırma ve takdir yetkisi olmayacaktır.

Bu hâller:

1. Mahkemenin kanunun belirttiğinden çok veya eksik veya yetkili olmayan hâkimin katılmasıyla oluşması; böylece kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması, 2. 23 ve 24 üncü maddelerde açıklanan hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması, 3. 25 inci ve izleyen maddelerde belirtilen geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi ileri sürülmüş ve kabul edilmiş olan veya bu konudaki istem kanuna aykırı olarak reddedilmiş hâkimin hükme katılması, 4. Mahkemenin, davaya bakmak kendi görevini aştığı veya dışında kaldığı (örneğin; davaya özel görevli mahkemenin veya adlî yargı dışında bir yargı yerinin bakması gerektiği) hâlde kendisini görevli kabul etmesi veya süresinde yapılmış yetkisizlik iddiasını yasaya aykırı olarak ret ve kendini yetkili saymış bulunması, 5. Sulh ceza mahkemeleri hariç Cumhuriyet savcısı, 194 üncü maddede belirtilen zabıt kâtibi, kanunun kabul ettiği durumlarda zorunlu avukat ile yasanın olanak sağlamadığı hâllerde sanığın yokluğunda duruşma yapılması, 6. Duruşmanın kapalı yapılabileceği ve hükmün de kapalı duruşmada açıklanabileceği belirtilen hâller ve uyulması gereken kurallar dışında, gerek yargılamada gerek hükümde açıklık kuralına aykırı davranılması, 7. Hükmün 242 nci maddede türlerine göre ve ayrıntılı olarak açıklanan biçimde gerekçeyi içermemesi, 8. Savunma hakkının hükmü etkileyecek nitelikte ve derecede sınırlandırılmış olmasıdır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 320 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 338

Mutlak temyiz sebepleri

Aşağıdaki hâllerde hüküm, her zaman kanunun ihlaline dayanıyor sayılır:

1.

hükmü veren mahkeme usulüne uygun olarak oluşturulmamışsa; § 222a uyarınca oluşumun bildirilmesi öngörülmüşse, temyiz, oluşumun usule aykırılığına ancak şu hâllerde dayandırılabilir:

a) mahkeme, usule aykırılığı § 222b Absatz 2 Satz 2 veya Absatz 3 Satz 4 uyarınca tespit edilmiş bir oluşumla karar vermişse veya

b)

kanun yolu mahkemesi § 222b Absatz 3 uyarınca karar vermemişse ve

aa) bildirime ilişkin hükümler ihlal edilmişse,

bb) usule aykırı oluşuma ilişkin, süresinde ve öngörülen şekilde ileri sürülen itiraz gözardı edilmiş veya reddedilmişse ya da

cc) § 222a Absatz 2 uyarınca bir talep yapılmış olmasına rağmen, oluşum § 222b Absatz 1 Satz 1 uyarınca en az bir hafta incelenememişse;

2. hükme, kanun gereği hâkimlik görevini yerine getirmekten yasaklı bir hâkim veya meslekten olmayan hâkim katılmışsa;

3. hükme, tarafsızlığından endişe duyulması sebebiyle reddedilmiş olan ve bu ret talebi ya haklı bulunmuş ya da haksız yere reddedilmiş bir hâkim veya meslekten olmayan hâkim katılmışsa;

4. mahkeme yetkisini haksız yere kabul etmişse;

5. ana duruşma, savcılığın veya kanunun bulunmasını öngördüğü bir kişinin yokluğunda yapılmışsa;

6. hüküm, aleniyete ilişkin hükümlerin ihlal edildiği bir sözlü yargılamaya dayanıyorsa;

7. hüküm gerekçe içermiyorsa veya gerekçeler § 275 Abs. 1 Satz 2 ve 4'ten doğan süre içinde dosyaya konulmamışsa;

8. savunma, kararın verilmesi bakımından esaslı bir noktada mahkemenin bir kararıyla caiz olmayan şekilde sınırlandırılmışsa.

Özgün metin (Almanca)

Ein Urteil ist stets als auf einer Verletzung des Gesetzes beruhend anzusehen,

1.

wenn das erkennende Gericht nicht vorschriftsmäßig besetzt war; war nach § 222a die Mitteilung der Besetzung vorgeschrieben, so kann die Revision auf die vorschriftswidrige Besetzung nur gestützt werden, wenn

a) das Gericht in einer Besetzung entschieden hat, deren Vorschriftswidrigkeit nach § 222b Absatz 2 Satz 2 oder Absatz 3 Satz 4 festgestellt worden ist, oder

b)

das Rechtsmittelgericht nicht nach § 222b Absatz 3 entschieden hat und

aa) die Vorschriften über die Mitteilung verletzt worden sind,

bb) der rechtzeitig und in der vorgeschriebenen Form geltend gemachte Einwand der vorschriftswidrigen Besetzung übergangen oder zurückgewiesen worden ist oder

cc) die Besetzung nach § 222b Absatz 1 Satz 1 nicht mindestens eine Woche geprüft werden konnte, obwohl ein Antrag nach § 222a Absatz 2 gestellt wurde;

2. wenn bei dem Urteil ein Richter oder Schöffe mitgewirkt hat, der von der Ausübung des Richteramtes kraft Gesetzes ausgeschlossen war;

3. wenn bei dem Urteil ein Richter oder Schöffe mitgewirkt hat, nachdem er wegen Besorgnis der Befangenheit abgelehnt war und das Ablehnungsgesuch entweder für begründet erklärt war oder mit Unrecht verworfen worden ist;

4. wenn das Gericht seine Zuständigkeit mit Unrecht angenommen hat;

5. wenn die Hauptverhandlung in Abwesenheit der Staatsanwaltschaft oder einer Person, deren Anwesenheit das Gesetz vorschreibt, stattgefunden hat;

6. wenn das Urteil auf Grund einer mündlichen Verhandlung ergangen ist, bei der die Vorschriften über die Öffentlichkeit des Verfahrens verletzt sind;

7. wenn das Urteil keine Entscheidungsgründe enthält oder diese nicht innerhalb des sich aus § 275 Abs. 1 Satz 2 und 4 ergebenden Zeitraums zu den Akten gebracht worden sind;

8. wenn die Verteidigung in einem für die Entscheidung wesentlichen Punkt durch einen Beschluß des Gerichts unzulässig beschränkt worden ist.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 290

Sanığın yararına olan kurallara aykırılık

(1) Sanığın yararına olan hukuk kurallarına aykırılık, sanık aleyhine hükmün bozdurulması için Cumhuriyet savcısına bir hak vermez.

Madde gerekçesi

- Madde uyarınca, Cumhuriyet savcısı gerçeğin araştırılması amacına yönelik veya kamu yararına ilişkin olmayan, yalnızca sanık yararına kabul edilmiş bir hukuk kuralının uygulanmaması, eksik veya yanlış uygulanmış bulunması nedeniyle hükmün sanık aleyhine bozulması için temyiz yoluna başvuramaz.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 321 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 339

Sanık lehine hukuk kuralları

Yalnızca sanık lehine öngörülmüş hukuk kurallarının ihlali, Cumhuriyet savcılığı tarafından hükmün sanık aleyhine bozulmasını sağlamak amacıyla ileri sürülemez.

Özgün metin (Almanca)

Die Verletzung von Rechtsnormen, die lediglich zugunsten des Angeklagten gegeben sind, kann von der Staatsanwaltschaft nicht zu dem Zweck geltend gemacht werden, um eine Aufhebung des Urteils zum Nachteil des Angeklagten herbeizuführen.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Mehaz madde — Fransız CMK m. 600

Hiç kimse, hiçbir hâlde, kovuşturulan tarafın savunmasını sağlamak amacıyla konulmuş kurallara aykırılık veya bu kuralların gözetilmemesinden, o tarafın aleyhine yararlanamaz.

Özgün metin (Fransızca)

Nul ne peut, en aucun cas, se prévaloir contre la partie poursuivie de la violation ou omission des règles établies pour assurer la défense de celle-ci.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 291

Temyiz istemi ve süresi

2 değişiklik

(1) Temyiz istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu bulunan sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır. [133]

(2) (Mülga:2/3/2024-7499/19 md.)

Madde gerekçesi

- Temyiz incelemesi, buna yetkisi olanın isteği üzerine yapılır. Başvuru, hükmü veren bölge adliye mahkemesi ceza dairesine dilekçe sunulması veya zabıt kâtibine beyanda bulunulması şeklinde olur. Beyan tutanağa geçirilir ve hâkime onaylattırılır.

Tutuklu sanık 293 üncü madde uyarınca başvurusunu tutuklu bulunduğu kurum müdürüne de yapabilir.

Temyiz süresi yedi gün olup bu süre hükmün açıklanması tarihinden başlar. Açıklama kanun yoluna başvuru hakkı olanların yokluğunda yapılmış ise süre tebliğ tarihinden itibaren başlayacaktır.

Tasarının 303 üncü maddesi, bölge adliye mahkemesince re'sen incelenmesi kabul edilen onbeş yıl ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı cezalar ile ölüm cezaları hakkındaki hükümlerin temyiz yolunda incelenebilmesini tarafların başvurusuna bağlı kılmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 322 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 341

Şekil ve süre

(1) Temyiz, hükmün tefhiminden itibaren bir hafta içinde, hükmü veren mahkemede yazı işleri müdürlüğü tutanağına geçirilerek veya yazılı olarak yapılmalıdır.

(2) Hükmün tefhimi sanığın huzurunda gerçekleşmemişse, § 234, § 329 fıkra 2, § 387 fıkra 1, § 411 fıkra 2 ve § 434 fıkra 1 cümle 1 hallerinde tefhim, temsil yetkisi belgelenmiş müdafinin huzurunda yapılmış olmadıkça, sanık bakımından süre tebliğ ile başlar.

Özgün metin (Almanca)

(1) Die Revision muß bei dem Gericht, dessen Urteil angefochten wird, binnen einer Woche nach Verkündung des Urteils zu Protokoll der Geschäftsstelle oder schriftlich eingelegt werden.

(2) Hat die Verkündung des Urteils nicht in Anwesenheit des Angeklagten stattgefunden, so beginnt für diesen die Frist mit der Zustellung, sofern nicht in den Fällen der §§ 234, 329 Absatz 2, § 387 Absatz 1, § 411 Absatz 2 und § 434 Absatz 1 Satz 1 die Verkündung in Anwesenheit des Verteidigers mit nachgewiesener Vertretungsvollmacht stattgefunden hat.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Mehaz madde — Fransız CMK m. 584

Temyiz talebinde bulunan kişi, gerek beyanını yaparken gerekse bunu izleyen on gün içinde, temyize konu kararı vermiş olan mahkemenin kalemine, kendisi tarafından imzalanmış, temyiz sebeplerini içeren bir dilekçe verebilir. Zabıt kâtibi kendisine bu hususta bir alındı belgesi verir.

Özgün metin (Fransızca)

Le demandeur en cassation, soit en faisant sa déclaration, soit dans les dix jours suivants, peut déposer, au greffe de la juridiction qui a rendu la décision attaquée, un mémoire, signé par lui, contenant ses moyens de cassation. Le greffier lui en délivre reçu.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 292

Eski hâle getirme süresi içinde temyiz süresinin işlemesi

(1) Sanığın aleyhine, yokluğunda verilen hükümlerde eski hâle getirme istemiyle ilgili olarak 274 üncü madde hükümleri uygulanır.

Madde gerekçesi

- Sanığın aleyhine yokluğunda verilen hükümlerde eski hâle getirme istemi ile ilgili kural ve işlemler Tasarının 305 inci maddesinde istinaf yoluna başvuru hususunda düzenlenmiş olup, aynı kural ve işlemler temyiz yolunda da geçerlidir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 323 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 342

Temyiz ve eski hale getirme talebi

(1) Sanığın yokluğunda verilen bir hükme karşı eski hale getirme talebinde bulunulabilecek olması, temyiz başvurusu süresinin başlamasına engel olmaz.

(2) Sanık eski hale getirme talebinde bulunursa, temyiz hakkı, bu talebin reddi ihtimaline karşı derhal, süresinde ve gerekçeli olarak yapılması suretiyle korunmuş olur. Temyize ilişkin sonraki işlemler, eski hale getirme talebi sonuçlanıncaya kadar ertelenir.

(3) Temyizin eski hale getirme talebiyle birleştirilmeksizin yapılması, bu talepten vazgeçme sayılır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Der Beginn der Frist zur Einlegung der Revision wird dadurch nicht ausgeschlossen, daß gegen ein auf Ausbleiben des Angeklagten ergangenes Urteil eine Wiedereinsetzung in den vorigen Stand nachgesucht werden kann.

(2) Stellt der Angeklagte einen Antrag auf Wiedereinsetzung in den vorigen Stand, so wird die Revision dadurch gewahrt, daß sie sofort für den Fall der Verwerfung jenes Antrags rechtzeitig eingelegt und begründet wird. Die weitere Verfügung in bezug auf die Revision bleibt dann bis zur Erledigung des Antrags auf Wiedereinsetzung in den vorigen Stand ausgesetzt.

(3) Die Einlegung der Revision ohne Verbindung mit dem Antrag auf Wiedereinsetzung in den vorigen Stand gilt als Verzicht auf die letztere.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 293

Temyiz başvurusunun etkisi

1 değişiklik

(1) Süresi içinde yapılan temyiz başvurusu, hükmün kesinleşmesini engeller.

(2) (Mülga:2/3/2024-7499/21 md.)

Mehaz madde — Alman CMK m. 343

Kesinleşmenin durması

(1) Temyizin süresi içinde yapılmış olması, hükmün itiraz edilen kısmı bakımından kesinleşmesini durdurur.

(2) Kendisine hüküm gerekçesiyle birlikte henüz tebliğ edilmemiş olan temyiz edene, temyiz yoluna başvurulduktan sonra hüküm tebliğ edilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Durch rechtzeitige Einlegung der Revision wird die Rechtskraft des Urteils, soweit es angefochten ist, gehemmt.

(2) Dem Beschwerdeführer, dem das Urteil mit den Gründen noch nicht zugestellt war, ist es nach Einlegung der Revision zuzustellen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 294

Temyiz başvurusunun içeriği

1 değişiklik

(1) Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. (Ek cümle:2/3/2024-7499/20 md.) Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu açıkça belirtir.

(2) Temyiz sebebi, ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.

Madde gerekçesi

- Madde, temyiz dilekçesi veya beyanının içermesi gerekli hususları göstermektedir.

Cumhuriyet savcısı veya taraflar, hükmün hangi nedenlerle bozulmasını istediklerini temyiz dilekçesinde veya zabıt kâtibine yapacakları beyanlarında belirtebilecekleri gibi sonradan ek dilekçede de gösterebilirler.

Temyiz nedenlerinin gösterilmesi zorunlu olup, bunlar ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.

Tasarı ile istinaf yolu kabul edilmiş bulunduğundan ve davanın gerek maddî, gerek hukukî yönü bölge adliye mahkemesinde tartışılıp karara bağlanacağından, Yargıtay yalnızca hukukî yönden denetim yapacak, böylece tam bir içtihat mahkemesi niteliğini elde edecektir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 325 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 344

Temyiz gerekçesi

(1) Temyiz eden, hükmü ne ölçüde ve hangi kapsamda temyiz ettiğini ve kaldırılmasını talep ettiğini beyan etmek (temyiz talepleri) ve bu talepleri gerekçelendirmek zorundadır.

(2) Gerekçeden, hükmün usule ilişkin bir hukuk kuralının ihlali nedeniyle mi yoksa başka bir hukuk kuralının ihlali nedeniyle mi temyiz edildiği anlaşılmalıdır. Birinci halde, eksikliği oluşturan olgular belirtilmelidir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Der Beschwerdeführer hat die Erklärung abzugeben, inwieweit er das Urteil anfechte und dessen Aufhebung beantrage (Revisionsanträge), und die Anträge zu begründen.

(2) Aus der Begründung muß hervorgehen, ob das Urteil wegen Verletzung einer Rechtsnorm über das Verfahren oder wegen Verletzung einer anderen Rechtsnorm angefochten wird. Ersterenfalls müssen die den Mangel enthaltenden Tatsachen angegeben werden.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 296

Temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı hükmü veren mahkemece reddi

1 değişiklik

(1) Temyiz istemi, kanunî sürenin geçmesinden sonra yapılmış veya temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş veya temyiz edenin buna hakkı yoksa, hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder.

(2) Temyiz eden, ret kararının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtaydan bu hususta bir karar vermesini isteyebilir. Bu takdirde dosya Yargıtaya gönderilir. Ancak, bu nedenden dolayı hükmün infazı ertelenemez.[134]

Madde gerekçesi

- Hükmü temyiz edilen mahkeme, başvuruyu, yasal sürede yapılıp yapılmadığı, hükmün temyiz edilebilir olup olmadığı, temyiz edenin buna hakkı bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı biçimde inceler.

Temyiz isteminin yasal sürenin geçmesinden sonra yapıldığı veya hükmün temyiz yeteneğinin bulunmadığı veya temyiz edenin buna hakkı olmadığı saptanırsa temyiz dilekçesinin reddine karar verilir. Karar ilgiliye tebliğ olunur.

Cumhuriyet savcısı veya taraf, ret kararının kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini isteyebilir. Bu durumda dosya Yargıtaya gönderilir. Ancak bu işlem hükmün infazının ertelenmesine neden olmaz.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 327 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 346

Süresinde veya usulüne uygun yapılmayan başvuru

(1) Temyiz süresinde yapılmamışsa veya temyiz talepleri süresinde ya da § 345 fıkra 2'de öngörülen şekilde bildirilmemişse, hükmü verilen mahkeme, kanun yolunu kararla kabul edilemez olarak reddeder.

(2) Temyiz eden, kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde temyiz mahkemesinin kararını talep edebilir. Bu halde dosya temyiz mahkemesine gönderilir; ancak bu, hükmün icrasını durdurmaz. § 35a hükmü kıyasen uygulanır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Ist die Revision verspätet eingelegt oder sind die Revisionsanträge nicht rechtzeitig oder nicht in der in § 345 Abs. 2 vorgeschriebenen Form angebracht worden, so hat das Gericht, dessen Urteil angefochten wird, das Rechtsmittel durch Beschluß als unzulässig zu verwerfen.

(2) Der Beschwerdeführer kann binnen einer Woche nach Zustellung des Beschlusses auf die Entscheidung des Revisionsgerichts antragen. In diesem Falle sind die Akten an das Revisionsgericht einzusenden; die Vollstreckung des Urteils wird jedoch hierdurch nicht gehemmt. Die Vorschrift des § 35a gilt entsprechend.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 297

Temyiz dilekçesinin tebliği ve cevabı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının görevi

2 değişiklik

(1) 296 ncı maddeye göre hükmü veren bölge adliye mahkemesince reddedilmeyen temyiz istemine ilişkin dilekçesinin bir örneği karşı tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde yazılı olarak cevabını verebilir. [135]

(2) Cevap verildikten veya bunun için belirli süre bittikten sonra dava dosyası, bölge adliye mahkemesi tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.[136]

(3) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname, hükmü temyiz etmeleri veya aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüş içermesi hâlinde sanık veya müdafii ile katılan veya vekillerine ilgili dairesince tebliğ olunur. İlgili taraf tebliğden itibaren iki hafta içinde yazılı olarak cevap verebilir.

(4) Üçüncü fıkra uyarınca yapılacak tebligatlar, ilgililerin dava dosyasından belirlenen son adreslerine yapılmasıyla geçerli olur.

(5) 262 ve 263 üncü madde hükümleri saklıdır.

Madde gerekçesi

- Hükmü veren mahkemece 327 nci maddeye göre ret nedeni bulunmayan temyiz dilekçesi veya beyanın bir örneği Cumhuriyet savcısı veya karşı tarafa tebliğ olunacaktır.

Karşı taraf buna yedi gün içinde yazı ile yanıt verebilir. Ancak karşı taraf sanık ise bu hususta zabıt kâtibine tutanağa geçirilmek üzere yanıtını sözle de bildirebilir.

Sanığın yasal temsilcisi ve eşi 292 nci ve tutuklu sanık 293 üncü madde hükümlerinden yararlanabilirler.

Yanıtlar verildikten veya öngörülen süre bittikten sonra dava dosyası bölge adliye mahkemesince Cumhuriyet başsavcılığına iletilir. Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcısı da Yargıtaya sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı dosya üzerinde 4/2/1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 27 ve 28 inci maddelerine göre işlem yapacaktır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının bir gereği olarak, tebliğname hükmü temyiz etmeleri veya aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüş içermesi hâlinde sanık veya müdafii ile müdahil, şahsi davacı veya vekillerine tebliğ olunacaktır. Kendisine tebliğ olunan taraf tebliğ tarihiden itibaren bir hafta içinde tebliğnameye yazılı olarak cevap verebilecektir.

Tebliğnamenin tebliğinde ortaya çıkabilecek sorunları gidermek amacıyla, maddenin son fıkrasında üçüncü fıkra uyarınca yapılacak tebligatların, Tebligat Kanununun 35 inci maddesine göre ilgililerin dava dosyasından belirlenen son adreslerine yapılmasıyla geçerli olacağı hükme bağlanmaktadır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 328 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 347

Tebliğ; karşı beyan; dosyanın temyiz mahkemesine sunulması

(1) Temyiz süresinde yapılmış ve temyiz talepleri süresinde ve öngörülen şekilde bildirilmişse, temyiz dilekçesi temyiz edenin karşı tarafına tebliğ edilir. Karşı taraf, bir hafta içinde yazılı bir karşı beyan sunabilir. Hükmün bir usul eksikliği nedeniyle temyiz edilmesi halinde, Cumhuriyet savcısı, temyiz şikâyetinin incelenmesinin bu suretle kolaylaşacağı kabul ediliyorsa, bu süre içinde karşı beyan verir. Sanık karşı beyanını yazı işleri müdürlüğü tutanağına geçirilmek suretiyle de verebilir.

(2) Karşı beyanın gelmesinden veya sürenin bitiminden sonra Cumhuriyet savcılığı dosyayı temyiz mahkemesine gönderir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Ist die Revision rechtzeitig eingelegt und sind die Revisionsanträge rechtzeitig und in der vorgeschriebenen Form angebracht, so ist die Revisionsschrift dem Gegner des Beschwerdeführers zuzustellen. Diesem steht frei, binnen einer Woche eine schriftliche Gegenerklärung einzureichen. Wird das Urteil wegen eines Verfahrensmangels angefochten, so gibt der Staatsanwalt in dieser Frist eine Gegenerklärung ab, wenn anzunehmen ist, dass dadurch die Prüfung der Revisionsbeschwerde erleichtert wird. Der Angeklagte kann die Gegenerklärung auch zu Protokoll der Geschäftsstelle abgeben.

(2) Nach Eingang der Gegenerklärung oder nach Ablauf der Frist sendet die Staatsanwaltschaft die Akten an das Revisionsgericht.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 298

Temyiz isteminin reddi

(1) Yargıtay, süresi içinde temyiz başvurusunda bulunulmadığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna hakkı olmadığını ya da temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini saptarsa, temyiz istemini reddeder.

Madde gerekçesi

- Hükmü temyiz edilen mahkemenin 327 nci madde uyarınca temyiz istemini, kabule değer olup olmaması yönünden inceleyip nedenleri varsa temyiz dilekçesinin reddine karar vermesi ve buna karşı başvuru yapılırsa dosyanın Yargıtaya yollanması gerekmekte ise de, uygulamada böyle bir inceleme yapılmadan da Yargıtaya yollandığı ve böylece hükmün işlemez hâle geldiği görülmektedir.

Madde, bu durumda zaman ve emek kaybına yer vermemek için dosyanın mahkemesine geri gönderilmesi yerine temyiz isteminin kabule değer olup olmadığı hususunun Yargıtayca doğrudan incelenmesine olanak sağlamıştır.

1. Dosya, hükmü temyiz olunan mahkemece verilen temyiz dilekçesinin reddi kararına karşı başvuru üzerine yollanmışsa Yargıtayca;

a) Ret kararı doğruysa bu karara karşı yapılan başvurunun reddine karar verilip dosya mahkemesine geri gönderilir,

b) Ret kararı yanlışsa, bu karar kaldırılıp hüküm esastan incelenir.

2. Dosya, temyiz istemi mahkemece 327 nci maddeye göre incelenmeden doğrudan yollanmışsa Yargıtayca;

a) Temyiz isteminin yasal süreden sonra yapıldığı veya hükmün temyiz yeteneğinin bulunmadığı, temyiz edenin buna hakkı olmadığı veya temyiz dilekçe, beyan veya lâyihasının temyiz nedenlerini içermediği saptanırsa temyiz isteminin reddine karar verilir.

b) Temyiz isteminin reddi nedenleri yoksa temyiz incelemesi yapılır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 329 gerekçesi

Madde 299

Duruşmalı inceleme

1 değişiklik

(1) On yıl veya daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümlerde, Yargıtay, incelemelerini uygun görmesi halinde duruşma yoluyla yapabilir. Duruşma gününden sanığa, katılana, müdafi ve vekile haber verilir. Sanık, duruşmada hazır bulunabileceği gibi, kendisini bir müdafi ile de temsil ettirebilir.[137]

(2) Sanık, tutuklu ise duruşmaya katılmak isteminde bulunamaz.

Madde gerekçesi

- Temyiz incelemesi kural olarak dosya üzerinden yapılacaktır. Tasarı, onbeş yıl ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı cezalar ile ölüm cezalarına ilişkin hükümlerin incelenmelerinin duruşmalı yapılabilmesini uygun görmüştür.

Yargıtay, re'sen ya da sanık veya avukatının isteği üzerine zorunlu olarak, duruşmalı inceleme yapacaktır.

Duruşma isteme yetkisi yalnızca sanık ve avukatına tanınmıştır. Duruşma isteğinin temyiz dilekçesinde, sonradan da olsa mutlaka temyiz süresi içinde ileri sürülmesi gerekir.

Hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren birden çok suç işlenmişse, suçların toplanması (içtima) hükümlerinin uygulanmasından önce her bir eylem için verilmiş cezaya göre duruşma istenebilir; cezaların toplamı üzerinden istenemez.

Duruşma günü sanığa ve isteği üzerine avukatına bildirilir. Sanık duruşmada hazır bulunabileceği gibi kendisini bir avukatla da temsil ettirebilir. Sanık duruşmaya gelmez, avukat da göndermezse inceleme duruşmasız yapılır.

Tutuklu sanık duruşmaya katılmak isteminde bulunamaz.

Maddenin son fıkrasıyla;

Yargıtayca re'sen veya sanık avukatının süresindeki istemi üzerine incelemenin duruşmalı yapılmasına karar verildiğinde, hükmü temyiz etmiş olması koşuluyla katılanın da duruşmaya çağrılmasına olanak sağlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 330 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 350

Temyiz duruşması

(1) Sanığa, kanuni temsilcisine ve müdafiine, ayrıca katılana ve § 214 fıkra 1 cümle 2 uyarınca duruşmadan haberdar edilmesi gereken kişilere duruşmanın yeri ve zamanı bildirilir. Temyiz mahkemesi bu sırada duruşmanın konusu olması öngörülen esaslı hususlara işaret eder. Bir müdafiin katılımının zorunlu olması halinde, müdafi davet edilir.

(2) Sanık duruşmada hazır bulunabilir veya kanıtlanmış temsil yetkisine sahip bir müdafi tarafından temsil edilebilir. Bir müdafiin katılımının zorunlu olmadığı hallerde, ne sanık ne de bir müdafi hazır olmasa dahi duruşma yapılabilir. Serbest olmayan sanığın duruşmaya getirilip getirilmeyeceğine ilişkin karar, mahkemenin takdirindedir.

(3) Başkan, sanığa, kanuni temsilcisine, müdafiine ve Cumhuriyet savcılığı temsilcisine, ayrıca katılana, katılma hakkı olan kişiye ve § 397 fıkra 2 cümle 3, § 404 fıkra 3, § 406h fıkra 2 cümle 2, § 429 fıkra 1 ve § 444 fıkra 2 cümle 1 uyarınca duruşmadan haberdar edilmesi gereken kişilere, kendi talepleri üzerine, duruşmanın görüntü ve ses olarak eşzamanlı olarak başka bir yere ve oturma salonuna aktarılması şartıyla, başka bir yerde bulunma iznini verebilir. İzin, usul katılımcılarının bir resmi mekânda veya bir müdafiin ya da avukatın iş yerinde bulunmaları koşuluyla verilmelidir. Mahkeme, fıkra 2 cümle 3'teki hallerde sanığın getirilmesinden vazgeçerse, sanığa talebi üzerine görüntü ve ses aktarımı yoluyla duruşmaya katılma izni verilir. Cümle 3 uyarınca yapılan talebin mahkemeye ulaşması ile duruşma tarihi arasında en az üç iş günü bulunmuyorsa, talep başkan tarafından reddedilebilir. Başkanın 1. ila 4. cümlelere göre verdiği karara karşı kanun yoluna başvurulamaz.

(4) Aktarımın kayda alınması caiz değildir. Usul katılımcılarına bu husus en geç görüntü ve ses aktarımının başlangıcında bildirilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Dem Angeklagten, seinem gesetzlichen Vertreter und dem Verteidiger sowie dem Nebenkläger und den Personen, die nach § 214 Absatz 1 Satz 2 vom Termin zu benachrichtigen sind, sind Ort und Zeit der Hauptverhandlung mitzuteilen. Das Revisionsgericht weist dabei auf die wesentlichen Gesichtspunkte hin, die Gegenstand der Hauptverhandlung werden sollen. Ist die Mitwirkung eines Verteidigers notwendig, so ist dieser zu laden.

(2) Der Angeklagte kann in der Hauptverhandlung erscheinen oder sich durch einen Verteidiger mit nachgewiesener Vertretungsvollmacht vertreten lassen. Die Hauptverhandlung kann, soweit nicht die Mitwirkung eines Verteidigers notwendig ist, auch durchgeführt werden, wenn weder der Angeklagte noch ein Verteidiger anwesend ist. Die Entscheidung darüber, ob der Angeklagte, der nicht auf freiem Fuß ist, zu der Hauptverhandlung vorgeführt wird, liegt im Ermessen des Gerichts.

(3) Dem Angeklagten, seinem gesetzlichen Vertreter, dem Verteidiger und dem Vertreter der Staatsanwaltschaft sowie dem Nebenkläger, dem Nebenklageberechtigten und den Personen, die nach § 397 Absatz 2 Satz 3, § 404 Absatz 3, § 406h Absatz 2 Satz 2, § 429 Absatz 1 und § 444 Absatz 2 Satz 1 vom Termin zu benachrichtigen sind, kann der Vorsitzende auf ihren jeweiligen Antrag die Anwesenheit an einem anderen Ort gestatten, wenn die Hauptverhandlung zeitgleich in Bild und Ton an den anderen Ort und in das Sitzungszimmer übertragen wird. Die Gestattung soll mit der Maßgabe erfolgen, dass sich die Verfahrensbeteiligten in einem Dienstraum oder in einem Geschäftsraum eines Verteidigers oder Rechtsanwalts aufhalten. Sieht das Gericht in den Fällen des Absatzes 2 Satz 3 von einer Vorführung des Angeklagten ab, so ist diesem auf seinen Antrag die Teilnahme an der Hauptverhandlung im Wege der Bild- und Tonübertragung zu gestatten. Liegen zwischen dem Eingang des Antrags nach Satz 3 bei Gericht und dem Hauptverhandlungstermin nicht mindestens drei Werktage, kann der Antrag vom Vorsitzenden abgelehnt werden. Die Entscheidung des Vorsitzenden nach den Sätzen 1 bis 4 ist unanfechtbar.

(4) Eine Aufzeichnung der Übertragung ist nicht zulässig. Hierauf sind die Verfahrensbeteiligten spätestens zu Beginn der Bild- und Tonübertragung hinzuweisen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 300

Duruşmada usul

(1) Duruşmadan önce görevlendirilen üye veya tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor üyelere açıklanır. Üyeler, ayrıca bizzat dosyayı incelerler. Bu hususlar gerçekleştikten sonra duruşma açılır.

(2) Duruşmada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya yerine görevlendirdiği Yargıtay Cumhuriyet savcısı, sanık, müdafii, katılan ve vekili iddia ve savunmalarını açıklar. Temyizi istemiş olan tarafa önce söz verilir. Her hâlde son söz sanığındır.

Madde gerekçesi

- Duruşmalı inceleme yapılacak dosya önce bir üye veya tetkik hâkimine verilecektir.

Görevlendirilen üye veya tetkik hâkimi tarafından dosya incelenip rapor düzenlenip üyelere açıklanacaktır. Üyeler gerekli görürlerse kendileri de dosyayı inceleyebileceklerdir.

Bu hususlar gerçekleştikten sonra duruşma açılır.

Duruşmada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının veya yerine görevlendirdiği bir Yargıtay Cumhuriyet savcısının hazır bulunması gereklidir.

Temyiz isteminde bulunan tarafa önce söz verilmek suretiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya onu temsil eden savcı, sanık, katılan ve avukatları iddia ve savunmalarını açıklar.

Son söz mutlaka sanığa verilir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 331 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 351

Temyiz duruşmasının seyri

(1) Duruşma, bir raportörün açıklaması ile başlar.

(2) Bunun ardından Cumhuriyet savcılığı ile sanık ve müdafii, açıklamaları ve talepleriyle dinlenir; bu bağlamda temyiz eden taraf önce dinlenir. Son söz sanığa aittir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Die Hauptverhandlung beginnt mit dem Vortrag eines Berichterstatters.

(2) Hierauf werden die Staatsanwaltschaft sowie der Angeklagte und sein Verteidiger mit ihren Ausführungen und Anträgen, und zwar der Beschwerdeführer zuerst, gehört. Dem Angeklagten gebührt das letzte Wort.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Mehaz madde — Fransız CMK m. 602

Raportörlük görevleri duruşmada yerine getirilir. Raporun ardından, varsa, tarafların avukatları görüşlerini bildirmek üzere dinlenir. Cumhuriyet savcılığı taleplerini sunar.

İşin karmaşıklığı veya niteliği gerektirdiğinde, ceza dairesi başkanı, üyeler veya raportör üyeler arasından iki raportör görevlendirebilir. İş derinlemesine inceleme gerektiriyorsa, rapor sunulmadan önce, daire başkanının, bölüm başkanı veya başkanlarının, görevlendirilen raportör veya raportörlerin, daire başkanınca seçilen üye veya üyeler ile raportör üyelerin ve başsavcı yardımcısı veya yardımcılarının katıldığı bir inceleme oturumu yapılabilir.

Özgün metin (Fransızca)

Les rapports sont faits à l'audience. Les avocats des parties sont entendus dans leurs observations après le rapport, s'il y a lieu. Le ministère public présente ses réquisitions.

Lorsque la complexité ou la nature de l'affaire le justifie, le président de la chambre criminelle peut désigner deux rapporteurs parmi les conseillers ou les conseillers référendaires. Si l'affaire nécessite une instruction approfondie, il peut être tenu, avant le dépôt du rapport, une séance d'instruction à laquelle participent le président de la chambre, le ou les doyens de section, le ou les rapporteurs désignés, le ou les conseillers et les conseillers référendaires choisis par le président de chambre et le ou les avocats généraux.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 301

Temyizde incelenecek hususlar

(1) Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.

Madde gerekçesi

- Yargıtay, yalnız temyiz dilekçesi veya beyanında maddî hukuk kurallarına aykırılık nedeniyle ileri sürülen hususlarla, temyiz istemi yargılama hukukuna ilişkin kuralların uygulanmaması veya eksik veya yanlış uygulanmasından dolayı yapılmışsa, bu olgular hakkında inceleme yapar.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 332 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 352

Hükmün incelenmesinin kapsamı

(1) Temyiz mahkemesinin incelemesine yalnızca ileri sürülen temyiz talepleri ve, temyizin usul kusurlarına dayandırıldığı ölçüde, temyiz taleplerinin bildirilmesi sırasında belirtilen olgular tabidir.

(2) Temyiz taleplerinin § 344 fıkra 2'de öngörülenden fazla gerekçelendirilmesi gerekli değildir ve gerekçenin yanlış olması hâlinde bu durum zarar vermez.

Özgün metin (Almanca)

(1) Der Prüfung des Revisionsgerichts unterliegen nur die gestellten Revisionsanträge und, soweit die Revision auf Mängel des Verfahrens gestützt wird, nur die Tatsachen, die bei Anbringung der Revisionsanträge bezeichnet worden sind.

(2) Eine weitere Begründung der Revisionsanträge als die in § 344 Abs. 2 vorgeschriebene ist nicht erforderlich und, wenn sie unrichtig ist, unschädlich.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 302

Temyiz isteminin esastan reddi veya hükmün bozulması

(1) Bölge adliye mahkemesinin temyiz olunan hükmünün Yargıtayca hukuka uygun bulunması hâlinde temyiz isteminin esastan reddine karar verilir.

(2) Yargıtay, temyiz edilen hükmü, temyiz başvurusunda gösterilen, hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar nedeniyle bozar. Bozma sebepleri ilâmda ayrı ayrı gösterilir.

(3) Hüküm, temyiz dilekçesinde gösterilen sebeplerle bozulduğunda, dilekçede açıklanmış olmasa bile saptanan bütün diğer hukuka aykırılık hâlleri de ilâmda gösterilir.

(4) Hükmün bozulmasına neden olan hukuka aykırılık, bu hükme esas olarak saptanan işlemlerden kaynaklanmış ise, bunlar da aynı zamanda bozulur.

(5) 289 uncu madde hükümleri saklıdır.

Madde gerekçesi

- Yargıtay temyiz olunan hükmün hukuka uygun olduğunu belirlediğinde temyiz isteminin esastan reddine karar verecektir. Yargıtay, temyiz edilen hükmün temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olan hukuka aykırılıklar içerdiğini saptar ve bunlar hükme etki edecek nitelikte olursa bozma kararı verir. Hükme etki edecek nitelikte bulunmayan hukuka aykırılıkların, bazı önemsiz usul hatalarının Yargıtay kararında gösterilmekle birlikte hükmün bozulmasına neden sayılmadığı belirtilmelidir. Ancak, ilâmda bozulan hususların hepsinin nedenleriyle birlikte ayrı ayrı açıklanması gerekir.

Bozmaya neden olan hukuka aykırılık, hükmün dayandırıldığı işlemlerden kaynaklanmışsa, aynı zamanda bu işlemler de bozulur.

Mahkemenin temyize konu hükmü birden çok bölümden oluşmuş ve bunlardan bir veya birkaçı için ayrıca temyiz isteminin esastan reddine karar verilmemişse tümü bozulmuş sayılır.

Bozma ile hüküm ortadan kalkar.

Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da 320 nci maddede açıklanan hukuka kesin aykırılık hâlleri varsa hüküm mutlaka bozulur.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 333 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 353

Hükmün ve tespitlerin bozulması

(1) Temyizin haklı görüldüğü ölçüde, temyiz edilen hüküm bozulur.

(2) Hükmün bozulmasına yol açan kanuna aykırılıktan etkilenmeleri hâlinde, hükmün dayandığı tespitler de aynı zamanda bozulur.

Özgün metin (Almanca)

(1) Soweit die Revision für begründet erachtet wird, ist das angefochtene Urteil aufzuheben.

(2) Gleichzeitig sind die dem Urteil zugrunde liegenden Feststellungen aufzuheben, sofern sie durch die Gesetzesverletzung betroffen werden, wegen deren das Urteil aufgehoben wird.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 303

Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın düzeltilmesi

(1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:

a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse.

b) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iddiasına uygun olarak sanığa kanunda yazılı cezanın en alt derecesini uygulamayı uygun görürse.

c) Mahkemece sabit görülen suçun unsurları, niteliği ve cezası hükümde doğru gösterilmiş olduğu hâlde sadece kanunun madde numarası yanlış yazılmış ise.

d) Hükümden sonra yürürlüğe giren kanun, suçun cezasını azaltmış ve mahkemece sanığa verilecek cezanın belirlenmesinde artırma sebebi kabul edilmemiş veya yeni bir kanun ile fiil suç olmaktan çıkarılmış ise birinci hâlde daha az bir cezanın hükmolunması ve ikinci hâlde hiç ceza hükmolunmaması gerekirse.

e) Sanığın açıkça saptanmış olan doğum ve suç tarihlerine göre verilecek cezanın belirlenmesinde gerekli indirim yapılmamış veya yanlış indirim yapılmış ise.

f) Artırma veya indirim sonucunda verilecek ceza süresi veya miktarının belirlenmesinde maddî hata yapılmış ise.

g) Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesindeki sıralamanın gözetilmemesi yüzünden eksik veya fazla ceza verilmiş ise.

h) Harçlar Kanunu ile yargılama giderlerine ilişkin hükümlere ve Avukatlık Kanununa göre düzenlenen ücret tarifesine aykırılık mevcutsa.

Madde gerekçesi

- Maddeye göre, temyiz olunan hükmün, maddî hukuk kurallarının veya yargılama hukukuna ilişkin kuralların uygulanmaması, eksik veya yanlış uygulanması hâlinde Yargıtayca bozulması kuraldır. Ancak, istisna olarak, hükme esas kabul edilen maddî olaylara hukuk kurallarının uygulanmasında hata yapılması nedeniyle hüküm bozulmuşsa ve yeniden yargılama yapılması gerekmiyorsa, mahkemeye bırakılmış serbest değerlendirme yetkisi söz konusu değilse maddede dokuz bent hâlinde ve sınırlı olarak sayılan durumlarda davanın esasına hükmedebilecek veya hükümdeki hukuka aykırılık Yargıtayca düzeltebilecektir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 334 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 354

Esas hakkında bizzat karar verilmesi; geri gönderme

(1) Hükmün bozulması, yalnızca hükmün dayandığı tespitlere kanunun uygulanmasındaki bir kanuna aykırılıktan kaynaklanıyorsa, temyiz mahkemesi, başkaca fiilî incelemeler yapılmaksızın yalnızca beraat veya davanın düşmesine ya da kesin olarak belirlenmiş bir cezaya hükmedilmesi gerektiği hâllerde ya da temyiz mahkemesi, Cumhuriyet savcılığının talebine uygun olarak kanunda öngörülen en alt cezayı veya cezadan vazgeçilmesini uygun bulduğu takdirde, esas hakkında bizzat karar verir.

(1a) Yalnızca hukuki sonuçların takdirinde bir kanuna aykırılık bulunması hâlinde, temyiz mahkemesi, hükmedilen hukuki sonucun uygun olması kaydıyla, temyiz edilen hükmü bozmaktan vazgeçebilir. Cumhuriyet savcılığının talebi üzerine, hukuki sonuçları uygun biçimde indirebilir.

(1b) Temyiz mahkemesi hükmü yalnızca toplu cezanın oluşturulmasındaki (Ceza Kanunu §§ 53, 54, 55) bir kanuna aykırılık nedeniyle bozarsa, bu, toplu ceza hakkında §§ 460, 462 uyarınca sonradan bir mahkeme kararı verilmesi kaydıyla yapılabilir. Temyiz mahkemesinin bir tek ceza bakımından fıkra 1 veya fıkra 1a uyarınca bizzat karar vermesi hâlinde, birinci cümle kıyasen uygulanır. Fıkra 1 ve 1a bunun dışında saklıdır.

(2) Diğer hâllerde dava, hükmü bozulan mahkemenin başka bir dairesine veya heyetine ya da aynı eyalete bağlı eşit derecede başka bir mahkemeye geri gönderilir. Bir eyalet yüksek mahkemesinin ilk derece olarak karar verdiği usullerde, dava bu mahkemenin başka bir dairesine geri gönderilir.

(3) Henüz söz konusu olabilecek suç fiili, alt derecedeki bir mahkemenin görevine giriyorsa, geri gönderme alt derecedeki bir mahkemeye yapılabilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Erfolgt die Aufhebung des Urteils nur wegen Gesetzesverletzung bei Anwendung des Gesetzes auf die dem Urteil zugrunde liegenden Feststellungen, so hat das Revisionsgericht in der Sache selbst zu entscheiden, sofern ohne weitere tatsächliche Erörterungen nur auf Freisprechung oder auf Einstellung oder auf eine absolut bestimmte Strafe zu erkennen ist oder das Revisionsgericht in Übereinstimmung mit dem Antrag der Staatsanwaltschaft die gesetzlich niedrigste Strafe oder das Absehen von Strafe für angemessen erachtet.

(1a) Wegen einer Gesetzesverletzung nur bei Zumessung der Rechtsfolgen kann das Revisionsgericht von der Aufhebung des angefochtenen Urteils absehen, sofern die verhängte Rechtsfolge angemessen ist. Auf Antrag der Staatsanwaltschaft kann es die Rechtsfolgen angemessen herabsetzen.

(1b) Hebt das Revisionsgericht das Urteil nur wegen Gesetzesverletzung bei Bildung einer Gesamtstrafe (§§ 53, 54, 55 des Strafgesetzbuches) auf, kann dies mit der Maßgabe geschehen, dass eine nachträgliche gerichtliche Entscheidung über die Gesamtstrafe nach den §§ 460, 462 zu treffen ist. Entscheidet das Revisionsgericht nach Absatz 1 oder Absatz 1a hinsichtlich einer Einzelstrafe selbst, gilt Satz 1 entsprechend. Die Absätze 1 und 1a bleiben im Übrigen unberührt.

(2) In anderen Fällen ist die Sache an eine andere Abteilung oder Kammer des Gerichtes, dessen Urteil aufgehoben wird, oder an ein zu demselben Land gehörendes anderes Gericht gleicher Ordnung zurückzuverweisen. In Verfahren, in denen ein Oberlandesgericht im ersten Rechtszug entschieden hat, ist die Sache an einen anderen Senat dieses Gerichts zurückzuverweisen.

(3) Die Zurückverweisung kann an ein Gericht niederer Ordnung erfolgen, wenn die noch in Frage kommende strafbare Handlung zu dessen Zuständigkeit gehört.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 304

Yargıtay kararının gönderileceği merci

2 değişiklik

(1) (Değişik:20/2/2019-7165/8 md.) Yargıtayca 302 nci maddenin birinci fıkrası veya 303 üncü madde uyarınca verilen kararlara ilişkin dosya ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği ise bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.

(2) Yargıtay, dosyayı 303 üncü maddede belirtilenlerin dışında kalan hâllerde yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere hükmü bozulan bölge adliye mahkemesine veya diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderir. (Ek cümleler:20/2/2019-7165/8 md.) Ancak bozma kararı,

a) İstinaf başvurusunun esastan reddi kararına ilişkin ise dosya, gereği için kararı veren ilk derece mahkemesine,

b) Hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararına ilişkin ise dosya, gereği için kararı veren ilk derece mahkemesine ya da bozma kararının içeriği doğrultusunda Yargıtayca uygun görülmesi halinde bölge adliye mahkemesine,

gönderilir. Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği hallerde, kararın bir örneği de bölge adliye mahkemesine gönderilir.

(3) Hüküm, mahkemenin hukuka aykırı olarak kendisini görevli veya yetkili görmesinden dolayı bozulmuşsa, Yargıtay aynı zamanda dosyayı görevli veya yetkili mahkemeye gönderir.

(4) İlk derece mahkemesi tarafından doğrudan temyiz yolu açık bulunan hükümlerle ilgili olarak verilen karara ilişkin dosya, hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.

Madde gerekçesi

- Yargıtay, 333 üncü maddenin (1) numaralı fıkrası uyarınca temyiz istemini esastan reddettiğinde veya 334 üncü madde uyarınca hükümdeki hukuka aykırılığı düzelttiğinde dosyayı, hükmü veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verecek; bölge adliye mahkemesi de Yargıtaydan geldiği tarihten itibaren yedi gün içinde dosyayı ilk derece mahkemesine gönderilmesi için bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına verecektir. İlk derece mahkemesi ise gelen bu dosya hakkında infaz veya gereken diğer işlemleri yapacaktır.

Yargıtay, 334 üncü maddede belirtilen hâllerin dışında hükmü bozduğunda ise dosyayı yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan bölge adliye mahkemesine veya diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderecektir.

Yargıtay, mahkemenin kendisini hukuka aykırı olarak görevli veya yetkili kabul etmesi nedeniyle hükmü bozmuşsa, dosyayı hükmü bozulan mahkeme yerine doğrudan doğruya görevli veya yetkili mahkemeye gönderecektir.

Yargıtayın hükmü yetki yönünden bozması, yetki itirazının, 19 uncu maddede belirtilen sürede yapılmış ve mahkemece hukuka aykırı olarak reddedilmiş bulunması durumunda olanaklıdır.

Hükmü veren mahkemenin, Yargıtayın görev veya yetki konularında verdiği bozma kararlarına karşı direnme hakkı yoktur.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 335 gerekçesi

Madde 305

Yargıtayda hükmün açıklanması

(1) Hüküm, 231 inci madde gereğince açıklanır. Buna olanak bulunmadığı takdirde duruşmanın bitiminden itibaren yedi gün içinde karar verilir.

Madde gerekçesi

- Yargıtayda hükmün açıklanması, 330 uncu ve 331 inci maddelerde açıklandığı üzere incelemenin duruşmalı yapıldığı hâllerde söz konusudur.

İlke olarak hükmün açıklanması duruşma biter bitmez 243 üncü madde hükümlerine göre yapılır. Ancak madde, kararın her zaman aynı gün verilmesine olanak bulunmadığını göz önünde tutarak duruşmanın bitiminden itibaren yedi gün içinde verilmesini uygun görmüştür.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 336 gerekçesi

Madde 306

Hükmün bozulmasının diğer sanıklara etkisi

(1) Hüküm, sanık lehine bozulmuşsa ve bu hususların temyiz isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanması olanağı varsa, bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşçasına hükmün bozulmasından yararlanırlar.

Madde gerekçesi

- Mahkemece verilen hüküm, temyiz etmeyen sanık yönünden kesinleşir ve infaz edilebilir hâle gelir. Kural bu olmakla beraber aynı mahkemece aynı hükümle cezalandırılan sanıklar hakkında birbiriyle çelişen sonuçların doğmasının önlenmesi, adalet düşüncesiyle ve bazı koşullarda Yargıtayın bozma kararından temyiz etmeyen sanıkların da yararlandırılması uygun görülmüştür.

Bunun için;

1. Aynı mahkemece aynı kararla birden çok sanığın hükümlendirilmesi, 2. Sanıkların fiilinde 8 inci maddede tanımlanan nitelikte bağlantı bulunması, 3. Hükmün Cumhuriyet savcısı, katılan veya sanıklardan bir veya birkaçınca ve sanıkların tümünü kapsamayacak şekilde temyiz edilmiş olması, 4. Hükmün cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık nedeniyle sanık yararına bozulması, 5. Bu bozmanın hükmü temyiz etmeyen veya kendileriyle ilgili temyiz bulunmayan sanıklara da uygulanma olanağına sahip olması gerekecektir.

Suç unsurlarının oluşmaması, fiilin suç olmaması, cezanın azaltılması veya ortadan kaldırılmasını gerektiren nedenler de cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılıktır.

Temyiz etmeyen deyimine;

temyiz yoluna hiç başvurmayan, süresinden sonra başvuran, temyiz istemi reddolunanlar dahildir.

Yargıtay, bozma kararında, temyiz etmeyen sanıklardan hangilerinin yararlanacağını gösterir;

ancak gösterilmemiş olması yararlanmayı önlemez. Mahkeme kanun gereği olarak bu durumu gözetmek zorundadır.

Bu bozmayla temyiz yoluna başvurmayan sanıklar hakkında kesinleşen hüküm de ortadan kalkar, aynı sanıklarla ilgili olarak yeniden hüküm kurmak gerekir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 337 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 357

Temyizin birlikte mahkûm edilenlere teşmili

Bir sanık lehine, ceza kanununun uygulanmasında kanuna aykırılık nedeniyle hükmün bozulması gerçekleşir ve hüküm, bozulduğu ölçüde, temyiz yoluna başvurmamış olan diğer sanıkları da kapsıyorsa, onlar da sanki temyiz yoluna başvurmuşlar gibi karar verilir. § 47 fıkra 3 kıyasen uygulanır.

Özgün metin (Almanca)

Erfolgt zugunsten eines Angeklagten die Aufhebung des Urteils wegen Gesetzesverletzung bei Anwendung des Strafgesetzes und erstreckt sich das Urteil, soweit es aufgehoben wird, noch auf andere Angeklagte, die nicht Revision eingelegt haben, so ist zu erkennen, als ob sie gleichfalls Revision eingelegt hätten. § 47 Abs. 3 gilt entsprechend.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Mehaz madde — Fransız CMK m. 612-1

Her konuda, kamu düzeninin veya adaletin iyi işlemesinin gerektirdiği hâllerde, Yargıtay, verdiği bozma kararının, temyiz yoluna başvurmamış olan yargılama taraflarına da etkili olmasına karar verebilir. Temyiz yoluna başvurmamış olan ve birinci fıkra hükümlerinin uygulanması sonucu mahkûmiyetinin bozulmasından yararlanan mahkûm, kararı bozulan mahkemenin verdiği cezadan daha ağır bir cezaya çarptırılamaz.

Özgün metin (Fransızca)

En toute matière, lorsque l'intérêt de l'ordre public ou d'une bonne administration de la justice le commande, la Cour de cassation peut ordonner que l'annulation qu'elle prononce aura effet à l'égard des parties à la procédure qui ne se sont pas pourvues. Le condamné qui ne s'est pas pourvu et au profit duquel l'annulation de la condamnation a été étendue en application des dispositions du premier alinéa ne peut être condamné à une peine supérieure à celle prononcée par la juridiction dont la décision a été annulée.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 307

Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri

2 değişiklik

(1) Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.

(2) Sanık, müdafii, katılan ve vekilinin dosyada varolan adreslerine de davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları saptanmamış olsa da duruşmaya devam edilerek dava yokluklarında bitirilebilir. Ancak, sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise, her hâlde dinlenmesi gerekir.

(3) (Ek:20/2/2019-7165/9 md.)[138] Yargıtaydan verilen bozma kararına uyulması hâlinde ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı, istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın sadece temyiz yoluna başvurulabilir.

(4) Yargıtaydan verilen bozma kararına bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin direnme hakkı vardır. (Değişik ikinci cümle: 24/11/2016-6763/36 md.) Direnme kararları, kararına direnilen daireye gönderilir. (Ek iki cümle: 24/11/2016-6763/36 md.) Daire, mümkün olan en kısa sürede direnme kararını inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir. Direnme üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara karşı direnilemez.

(5) Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262 nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.

Madde gerekçesi

- Bozma ilâmına bağlı dava dosyası Yargıtayca 335 inci maddenin ikinci veya üçüncü fıkrası uyarınca kendisine gönderilen mahkeme ilk iş olarak duruşma gününü belirleyecek ve taraflara çağrı yapacaktır. Duruşmada Yargıtay bozma kararı okunarak Cumhuriyet savcısı, katılan ile sanık ve avukatlarından bozmaya karşı diyecekleri sorulur.

Katılan, sanık ve avukatları davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmezler veya bunlara, dosyada bilinen adreslerinde tebligat yapılamazsa duruşma sürdürülerek yokluklarında dava bitirilebilir.

Ancak bozma sanığın aleyhine, diğer bir anlatımla verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise, avukatının gelip bozmaya karşı görüşünü açıklamış olması durumunda da, sanığın herhâlde mahkeme önünde veya istinabe yoluyla dinlenilmesi zorunludur.

Bu hususlar tamamlandıktan sonra bölge adliye mahkemesince;

1. Daha önce verilmiş olan hükmün doğru, hukuka uygun olduğu kanısında ise, direnme kararı verilir.

Yargıtayın bozması birden çok fıkralardan oluşuyorsa mahkemenin bunlardan bir bölümüne uyması diğerleri hakkında direnme kararı vermesi de olanaklıdır.

Direnme kararı temyiz edilirse inceleme Yargıtay Ceza Genel Kurulunca yapılır. Direnme kararına karşı yapılan temyiz başvurusunun reddi durumunda hüküm kesinleşir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunca direnme üzerine verilen bozma kararlarına karşı direnme söz konusu olmaz; bunlara mahkemece uyulması gereklidir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, mahkemece direnme kararı verilmeden önce son sözün herhâlde sanığa ait olması gerektiği görüşündedir.

2. Yargıtayın bozma nedenleri yerinde görüldüğü takdirde ise uyma kararı verilir. Uyma, bu konuda verilen bir ara karar ile veya bozma nedenleri yerine getirilmek suretiyle eylemli şekilde olabilir.

Bozmaya uyma üzerine yargılamaya yeniden başlanır. Yargıtayca saptanan hukuka aykırılıklar giderilir, eksiklikler tamamlanır. İlk kararla da veya bozma ile de bağımlı olmaksızın yeniden hüküm kurulur.

Bozmaya uyan bölge adliye mahkemesi sonradan bundan dönerek direnme kararı veremez.

Hüküm yalnız sanık veya avukatı veya 292 nci madde uyarınca yasal temsilcisi ve eşi veya Cumhuriyet savcısı tarafından sanık yararına temyiz edilmişse, bozmadan sonra yapılan yargılama sonunda verilecek ceza, önceki hükümdeki cezadan daha ağır olamaz.

Bu kural gerek cezanın türü ve gerekse süresi bakımından geçerli olup, suç niteliği yönünden uygulama yeri bulunmamaktadır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 338 gerekçesi

Dipnotlar

  1. [1]Bu madde başlığı “Davanın nakli” iken, 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
  2. [2]25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle; bu fıkrada geçen "hukuken geçerli mazerete dayanarak" ibaresi madde metninden çıkarılmış ve "bulanamayan" ibaresi "bulunamayan" olarak değiştirilmiştir.
  3. [3]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada “yedi gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  4. [4]Bu maddede yer alan tazminat miktarlarının 1/1/2026 tarihinden itibaren uygulanması ile ilgili olarak, 26/12/2025 tarihli ve 33119 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2026 yılı Tanıklık Ücret Tarifesine bakınız.
  5. [5]15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 140 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “(ç), (d) ve (e)” ibaresi “(d), (e) ve (f)” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 135 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  6. [6]3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Kanunun 43 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bilirkişiler,” ibaresinden sonra gelmek üzere “bilirkişilik bölge kurulu veya bulunduğu yer” ibaresi eklenmiştir.
  7. [7]3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Kanunun 46 ncı maddesiyle, bu fıkraya “uygulanır” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve durum bilirkişilik bölge kuruluna bildirilir” ibaresi eklenmiştir.
  8. [8]Bu madde başlığı “Diğer kişilerin beden muayenesi “ iken, 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
  9. [9]Anayasa Mahkemesinin 25/12/2025 tarihli ve E.: 2025/141, K.: 2025/274 sayılı Kararı ile bu madde “80. Maddenin (2) numaralı fıkrası” yönünden edilmiştir. Bu Karar Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (18/12/2026) yürürlüğe girer.
  10. [10]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “işlediğini düşündürebilecek emarelerin” ibaresi “işlediği şüphesini gösteren somut delillerin” şeklinde değiştirilmiştir.
  11. [11]27/3/2015 tarihli ve 6638 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle, bu maddenin üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere dördüncü fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
  12. [12]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “olguların” ibaresi “somut delillerin” şeklinde değiştirilmiştir.
  13. [13]8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle, bu fıkraya “hususunda” ibaresinden sonra gelmek üzere “somut delillere dayanan” ibaresi eklenmiştir.
  14. [14]Bu bende 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle, (2) ve (5) numaralı alt bentlerinden sonra gelmek üzere, sırasıyla (3) ve (7) numaralı alt bentler eklenmiş ve diğer alt bent numaraları buna göre teselsül ettirilmiştir.
  15. [15]6/12/2019 tarihli ve 7196 sayılı Kanunun 58 inci maddesiyle, (1) numaralı alt bentten sonra gelmek üzere (2) numaralı alt bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  16. [16]12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “Silahla işlenmiş kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent e)” ibaresi “Kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent b, e ve f)” şeklinde değiştirilmiştir.
  17. [17]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “veya” ibaresi “suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere” şeklinde değiştirilmiştir.
  18. [18]15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 141 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “üç yılı” ibaresinden sonra gelmek üzere “, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı” ibaresi eklenmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 136 ncı maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  19. [19]20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 93 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “Ret kararına” ibaresi “Bu kararlara” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 88 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  20. [20]11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bulundurularak” ibaresinden sonra gelmek üzere “, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle” ibaresi eklenmiştir.
  21. [21]25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle, üçüncü fıkradan sonra gelmek üzere (4) numaralı fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
  22. [22]8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “(e) bendinde” ibaresi “(e) ve (j) bentlerinde” şeklinde değiştirilmiştir.
  23. [23]2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 98 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “birinci fıkradaki süre koşulu aranmaksızın” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
  24. [24]7331 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “bu madde hükümleri,” ibaresi “bu maddenin birinci ve ikinci fıkra hükümleri,” şeklinde değiştirilmiştir.
  25. [25]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “makul” ibaresi “somut delillere dayalı kuvvetli” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra 2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “somut delillere dayalı kuvvetli” ibaresi “makul” şeklinde değiştirilmiştir.
  26. [26]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “elde edildiğine dair” ibaresinden sonra gelmek üzere “somut delillere dayanan” ve “Elkonulabilir.” ibaresinden sonra gelmek üzere “Somut olarak belirlenen” ibareleri eklenmiştir.
  27. [27]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle, bu fıkranın (a) bendinin (2) numaralı alt bendine “(madde 79, 80)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ ile organ veya doku ticareti (madde 91)” ibaresi eklenmiş, aynı bende (12) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere (13) numaralı alt bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  28. [28]20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 94 üncü maddesiyle 129 uncu maddeye bu fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 89 uncu maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  29. [29]1/7/2016 tarihli ve 6723 sayılı Kanunun 32 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “yetkilerinin” ibaresinden sonra gelmek üzere “ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin” ibaresi eklenmiştir.
  30. [30]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “soruşturmada,” ibaresinden sonra gelmek üzere “somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve” ibaresi eklenmiş ve dördüncü fıkrasında yer alan “İstemesi halinde, bu” ibaresi “Üçüncü fıkraya göre alınan” şeklinde değiştirilmiştir.
  31. [31]25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “Cumhuriyet savcısının istemi üzerine” ibaresi “hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından” şeklinde değiştirilmiş, fıkrada yer alan “hâkim tarafından” ibaresi madde metninden çıkarılmış, ikinci fıkrasına “bilgilere ulaşılamaması” ibaresinden sonra gelmek üzere “ya da işlemin uzun sürecek olması” ibaresi eklenmiştir.
  32. [32]Anayasa Mahkemesinin 12/2/2026 tarihli ve E: 2023/128, K: 2026/36 sayılı Kararı ile bu madde iptal edilmiştir. Kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (25/2/2027) yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.
  33. [33]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle, bu maddeye birinci fıkrasından sonra gelmek üzere ikinci fıkra eklenmiş ve fıkra numaraları buna göre teselsül ettirilmiş; dördüncü fıkrasında yer alan “üç ay”, “bir defa” ve “hâkim bir aydan fazla olmamak üzere sürenin müteaddit defalar” ibareleri sırasıyla, “iki ay”, “bir ay” ve “mahkeme yukarıdaki sürelere ek olarak her defasında bir aydan fazla olmamak ve toplam üç ayı geçmemek üzere” şeklinde değiştirilmiştir.
  34. [34]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle, bu maddenin birinci birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesi” ibaresi “hâkim” şeklinde, “mahkemenin” ibaresi “hâkimin” şeklinde, “mahkeme” ibareleri “hâkim” şeklinde, aynı maddenin dördüncü fıkrasında yer alan “mahkeme” ibaresi “hâkim” şeklinde değiştirilmiştir.
  35. [35]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle, bu maddenin beşinci fıkrasında yer alan “üç ay” ve “bir defa” ibareleri sırasıyla “iki ay” ve “bir ay” şeklinde değiştirilmiş; mevcut altıncı fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere “6. Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma (madde 148, 149),” alt bendi eklenmiş, diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiş ve yedinci fıkrasının (a) bendinin (10) numaralı alt bendinde yer alan “, fıkra 3” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
  36. [36]2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Kanunun 42 nci maddesiyle, bu maddeye beşinci fıkradan sonra gelmek üzere (6) numaralı fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş, mevcut yedinci fıkranın (a) bendinin (14) numaralı alt bendi metne işlendiği şekilde değiştirilmiş, bu alt bentten sonra gelmek üzere (15) numaralı alt bent eklenmiş ve diğer alt bent buna göre teselsül ettirilmiştir.
  37. [37]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle, 135 inci maddenin altıncı fıkrasına “hâkim” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı” ibaresi eklenmiş; sekizinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendine “(madde 79, 80)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile organ veya doku ticareti (madde 91)” ibaresi eklenmiş, aynı bendin (6) numaralı alt bendine “(madde 148, 149)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile nitelikli dolandırıcılık (madde 158)” ibaresi eklenmiş, aynı bende (11) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere (12) numaralı bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  38. [38]2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Kanunun 42 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tespit edilebilir,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
  39. [39]25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle; bu fıkrada geçen "Şüphelinin" ibaresi "Şüpheli veya sanığın" olarak değiştirilmiştir.
  40. [40]25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle; bu fıkrada geçen "kullanmakta olduğu" ve "kullanılan" ibareleri madde metninden çıkarılmıştır.
  41. [41]25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle (b) bendinden sonra gelmek üzere (c) bendi eklenmiş ve diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  42. [42]25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle bu fıkrada geçen "halinde" ibaresinden sonra gelmek üzere "soruşturma evresinin bitiminden itibaren" ibaresi eklenmiştir.
  43. [43]8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle, bu fıkraya “soruşturma” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kovuşturma” ibaresi eklenmiş ve fıkrada yer alan “Başsavcılığı,” ibaresi “başsavcılığı veya mahkeme,” şeklinde değiştirilmiştir.
  44. [44]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 27 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesince oy birliğiyle” ibaresi “hâkim tarafından” şeklinde değiştirilmiş, aynı maddenin yedinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan “Uyuşturucu” ibaresi “Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın uyuşturucu” şeklinde değiştirilmiştir.
  45. [45]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “hususunda” ibaresinden sonra gelmek üzere “somut delillere dayanan” ibaresi eklenmiş; aynı fıkranın (a) bendinin (2) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere “3. Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma (madde 148, 149),” alt bendi eklenmiş, diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiş, mevcut (5) numaralı alt bendi yürürlükten kaldırılmış, mevcut (6) numaralı alt bendinde yer alan “, fıkra 3” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
  46. [46]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle, bu bendin (1) numaralı alt bendine “(madde 79, 80)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile organ veya doku ticareti (madde 91)” ibaresi, (3) numaralı alt bendine “(madde 148, 149)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile nitelikli dolandırıcılık (madde 158)” ibaresi eklenmiş, aynı bende (8) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere (9) numaralı alt bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  47. [47]25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle, bu bente (5) numaralı alt bentten sonra gelmek üzere (6) numaralı alt bent eklenmiş, diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  48. [48]2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Kanunun 43 üncü maddesiyle, (11) numaralı alt bentten sonra gelmek üzere alt bent eklenmiş ve diğer alt bent buna göre teselsül ettirilmiştir.
  49. [49]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “mahkeme” ibaresi “hâkim” şeklinde değiştirilmiştir.
  50. [50]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 12 nci maddesi ile bu maddenin birinci fıkrasının (k) bendinde yer alan “Yakalama” ibaresi “Yakalama, adli kontrol” şeklinde değiştirilmiş, ikinci fıkrasında yer alan “(e) ve (f) bentlerinde” ibaresi “(e), (f) ve (l) bentlerinde” şeklinde değiştirilmiştir.
  51. [51]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi ile bu fıkrada yer alan “onbeş gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  52. [52]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile birinci fıkrada yer alan “yakalanan” ibaresi “yakalanan, adli kontrol altına alınan” şeklinde ve fıkranın (e) bendinde yer alan “gözaltına alınmasına” ibaresi “gözaltına alınmasına, adli kontrol altına alınmasına” şeklinde değiştirilmiştir.
  53. [53]Bu madde başlığı “Şüpheli veya sanığın zorla getirilmesi “ iken, 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
  54. [54]Bu madde başlığı " Müdafi görevini yerine getirmediğinde yapılacak işlem" iken 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
  55. [55]3/10/2016 tarihli ve 676 sayılı KHK’nin 2 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tutuklu ve” ibaresi “şüpheli, sanık veya” şeklinde, “kovuşturma açılması halinde tutuklu veya hükümlünün müdafilik veya vekilliğini” ibaresi “soruşturma ya da kovuşturma bulunması halinde müdafilik veya vekillik görevini” şeklinde değiştirilmiştir.
  56. [56]Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve E.:2018/73; K.:2019/65 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “soruşturma ya da” ibaresi iptal edilmiştir.
  57. [57]3/10/2016 tarihli ve 676 sayılı KHK’nin 2 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “müdafi veya vekil hakkında açılan kovuşturmanın yapıldığı” ibaresi “hâkim veya” şeklinde, “Kovuşturma sonunda” ibaresi “Soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi veya kovuşturma sonunda” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya “Müdafilik görevinden yasaklama kararı,” ibaresinden sonra gelmek üzere “avukat hakkındaki soruşturma veya” ibaresi ve “Ancak,” ibaresinden sonra gelmek üzere “soruşturma veya” ibaresi eklenmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7070 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  58. [58]Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve E.:2018/73; K.:2019/65 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “avukat hakkındaki soruşturma veya” ibaresi ve “soruşturma veya” ibaresi iptal edilmiştir.
  59. [59]3/10/2016 tarihli ve 676 sayılı KHK’nin 2 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tutuklu” ibaresi “şüpheli, sanık” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7070 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  60. [60]15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 145 inci maddesiyle, bu fıkra eklenmiş ve diğer fıkra buna göre teselsül ettirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 140 ıncı maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  61. [61]Bu fıkraya 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle; "4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun Hükümleri" ibaresinden sonra gelmek üzere ", en üst dereceli kolluk amirleri hakkında ise, hâkimlerin görevlerinden dolayı tâbi oldukları yargılama usulü" ibaresi eklenmiştir.
  62. [62]25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle; bu fıkrada bulunan "3 üncü" ibaresi "4 üncü" olarak değiştirilmiştir.
  63. [63]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle; bu fıkrada yer alan “zamanı” ibaresi “tarihi, başlama ve bitiş saatini” şeklinde değiştirilmiştir.
  64. [64]8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “açıklanır.” ibaresi “açıklanır; yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmez.” şeklinde değiştirilmiştir.
  65. [65]17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle bu fıkrada yer alan “, uzlaşmaya ilişkin hükümler saklı kalmak üzere” ibaresi madde metninden çıkarılmış, (d) bendinde yer alan “uğradığı zararın,” ibaresi “uğradığı ve Cumhuriyet savcısı tarafından tespit edilen zararın,” şeklinde değiştirilmiştir.
  66. [66]25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tespit edilmesi” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi” ibaresi eklenmiştir.
  67. [67]31/3/2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesi başkanına” ibaresi “ağır ceza mahkemesine”, üçüncü ve dördüncü fıkralarında yer alan “Başkan” ibareleri “Mahkeme” ve altıncı fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesi başkanının” ibaresi “ağır ceza mahkemesinin” şeklinde değiştirilmiştir.
  68. [68]18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 71 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesine” ibaresi “ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine” şeklinde; dördüncü fıkrasında yer alan “Mahkeme” ibaresi “Sulh ceza hâkimliği” şeklinde değiştirilmiştir.
  69. [69]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “onbeş gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  70. [70]20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 96 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “mazeretsiz olarak” ibaresinden sonra gelmek üzere “duruşmaya gelmemesi veya” ibaresi eklenmiştir.
  71. [71]24/1/2013 tarihli ve 6411 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Bu madde hükümleri,” ibaresi “Birinci ve ikinci fıkra hükümleri,” şeklinde değiştirilmiştir.
  72. [72]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle, bu bentte yer alan “okunması” ibaresi “anlatılması” şeklinde değiştirilmiştir.
  73. [73]20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 97 nci maddesiyle bu maddenin başlığında yer alan “okunması” ibaresi “anlatılması” şeklinde, birinci fıkrasında yer alan “okunur” ibaresi “anlatılır” şeklinde ve ikinci fıkrasında yer alan “okunmasına” ibaresi “anlatılmasına” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 91 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  74. [74]Anayasa Mahkemesinin 26/3/2026 tarihli ve E.:2025/18; K.:2026/66 sayılı Kararı ile bu fıkranın üçüncü cümlesi iptal edilmiştir. Kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (16/4/2027) yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.
  75. [75]23/6/2022 tarihli ve 7413 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “mahkemesinde staj yapmakta olan hâkim ve” ibaresi “hâkim ve savcı yardımcıları ile mahkemesinde staj yapmakta olan” şeklinde değiştirilmiştir.
  76. [76]Bu madde başlığı “Hükmün açıklanması” iken, 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir
  77. [77]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Hükmün gerekçesi” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve varsa karşı oy gerekçesi” ibaresi eklenmiştir.
  78. [78]8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle bu fıkraya “yapılacak çağrı” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve zorla getirme” ibaresi eklenmiştir.
  79. [79]12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle, birinci fıkranın (a) bendinin (3) numaralı alt bendi ile (b) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan “cinsel saldırı suçu ile” ibareleri “cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve” şeklinde değiştirilmiştir.
  80. [80]Anayasa Mahkemesi’nin 17/5/2012 tarihli ve E.: 2011/37, K.: 2012/69 sayılı Kararı ile bu alt bentte yer alan “… vekili aracılığı ile…” ibaresi iptal edilmiştir.
  81. [81]12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “cinsel saldırı suçu ile” ibaresi “cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve” şeklinde değiştirilmiştir.
  82. [82]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 32 nci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasına “Hakkındaki” ibaresinden sonra gelmek üzere “soruşturmanın veya” ibaresi, “bu nedenle” ibaresinden sonra gelmek üzere “Cumhuriyet savcısı veya” ibaresi, ikinci fıkrasına “dolayı” ibaresinden sonra gelmek üzere “soruşturma veya” ibaresi, “olan” ibaresinden sonra gelmek üzere “şüpheli veya” ibaresi, “yetkili” ve “ise,” ibarelerinden sonra gelmek üzere “Cumhuriyet savcısı veya” ibaresi ve aynı fıkranın (a) bendine “gazete ile” ibaresinden sonra gelmek üzere “şüpheli veya” ibaresi eklenmiştir.
  83. [83]Bu maddeye 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle ikinci fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
  84. [84]2/1/2017 tarihli ve 680 sayılı KHK’nin 12 nci maddesiyle, bu bende “başvurmayan” ibaresinden sonra gelmek üzere “şüpheli veya” ibaresi eklenmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7072 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  85. [85]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 33 üncü maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasına “sanığın” ibaresinden sonra gelmek üzere “Cumhuriyet savcısına başvurmasını veya” ibaresi ve “orantılı olarak” ibaresinden sonra gelmek üzere “Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi veya” ibaresi eklenmiş; ikinci fıkrasının (a) bendine (16) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere (17) numaralı alt bent eklenmiş, diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  86. [86]2/1/2017 tarihli ve 680 sayılı KHK’nin 13 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Kaçak sanığın” ibaresi “Kaçağın” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7072 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  87. [87]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 33 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ilânına” ibaresinden sonra gelmek üzere “sulh ceza hâkimince veya” ibaresi eklenmiştir.
  88. [88]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 33 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Mahkeme” ibaresi “Sulh ceza hâkimi veya mahkeme” şeklinde değiştirilmiştir.
  89. [89]24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle bu alt bentte yer alan “(madde 170)” ibaresi “(madde 170, birinci ve üçüncü fıkra)” şeklinde değiştirilmiştir.
  90. [90]21/11/2024 tarihli ve 7533 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi ile bu bentte yer alan “birinci, üçüncü ve beşinci fıkraları” ibaresi “üçüncü fıkrası” şeklinde değiştirilmiştir.
  91. [91]8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, bu fıkraya “temel cezadan” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve koşulları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan sonra belirlenen cezadan” ibaresi eklenmiştir.
  92. [92]8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “şartların gerçekleştiği ve eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu kanaatine varırsa talepte belirlenen yaptırım doğrultusunda” ibaresi “şartların gerçekleştiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri doğrultusunda” şeklinde değiştirilmiştir.
  93. [93]Anayasa Mahkemesinin 5/11/2024 Tarihli ve E: 2024/66, K: 2024/188 Sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan "… ile sağır ve dilsizlik..." ibaresi iptal edilmiştir.
  94. [94]Anayasa Mahkemesinin 10/9/2025 Tarihli ve E: 2025/51, K: 2025/184 Sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “ya da başka bir nedenle şüpheliye ulaşılamaması” ibaresi iptal edilmiştir.
  95. [95]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “on beş gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  96. [96]Anayasa Mahkemesinin 5/11/2024 Tarihli ve E: 2024/66, K: 2024/188 Sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan "…sağır ve dilsizlik..." ibaresi iptal edilmiştir.
  97. [97]Bu madde başlığı “Uzlaşma” iken, 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiş, aynı maddenin birinci fıkrasının (b) bendine mevcut (2) ve (3) numaralı alt bentlerinden sonra gelmek üzere (3), (5) ve (6) numaralı alt bentler eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  98. [98]17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle üçüncü fıkraya “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş, onikinci fıkrada yer alan “en çok yirmi gün daha” ibaresi “her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez” şeklinde değiştirilmiştir.
  99. [99]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle, bu maddenin onbeşinci ve yirmibirinci fıkralarında yer alan “Cumhuriyet savcısına” ibareleri “uzlaştırma bürosuna” şeklinde değiştirilmiştir.
  100. [100]17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle, (b) bendinin mevcut (4), (5) ve (6) numaralı alt bentlerinden sonra gelmek üzere sırasıyla alt bentler eklenmiş ve bent numaraları buna göre teselsül ettirilmiştir.
  101. [101]24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle bu alt bentte yer alan “(madde 155)” ibaresi “(üçüncü fıkra hariç, madde 155)” şeklinde değiştirilmiştir.
  102. [102]8/8/2026 tarihli ve 7593 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle bu bentte yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki” şeklinde değiştirilmiştir.
  103. [103]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
  104. [104]12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “suçlarda,” ibaresi “suçlarda ve ısrarlı takip suçunda (madde 123/A),” şeklinde değiştirilmiştir.
  105. [105]7/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle üçüncü fıkrasında yer alan “suçlarda ve ısrarlı takip suçunda (madde 123/A), uzlaştırma” ibaresi “suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret suçunda (125 inci maddenin ikinci fıkrası), uzlaştırma” şeklinde ve dördüncü fıkrasında yer alan “üç gün” ibaresi “yedi gün” şeklinde değiştirilmiştir.
  106. [106]24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “(125 inci maddenin ikinci fıkrası),” ibaresi “(madde 125)” şeklinde değiştirilmiştir.
  107. [107]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “hâlinde, Cumhuriyet savcısı veya talimatı üzerine adlî kolluk görevlisi” ibaresi “ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı” şeklinde ve “Cumhuriyet savcısı” ibaresi “Uzlaştırmacı,” şeklinde değiştirilmiştir.
  108. [108]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Cumhuriyet savcısı” ibaresi “Uzlaştırma bürosu” şeklinde değiştirilmiştir.
  109. [109]Anayasa Mahkemesinin 26/7/2023 Tarihli ve E: 2023/43, K: 2023/141 Sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan " Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;..." ibaresi iptal edilmiştir.
  110. [110]7/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle bu fıkranın beşinci cümlesinin başına “Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;” ibaresi eklenmiştir.
  111. [111]7/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “avukatların veya hukuk öğrenimi görmüş kişilerin” ibaresi “hukuk fakültesi mezunlarının” şeklinde değiştirilmiştir.
  112. [112]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 35 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “uzlaştırma işlemleri” ibaresi “kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin” şeklinde ve “göre, mahkeme tarafından yapılır.” ibaresi “göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.” şeklinde değiştirilmiştir.
  113. [113]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “yedi gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  114. [114]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu bentte yer alan “üçbin” ibaresi “onbeşbin” şeklinde değiştirilmiştir.
  115. [115]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 18 inci maddesi ile birinci fıkrasında yer alan “hükmün açıklanmasından itibaren yedi gün” ibaresi “hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta” şeklinde, üçüncü ve beşinci fıkralarında yer alan “yedi gün” ibareleri “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  116. [116]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “yedi gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  117. [117]15/8/2016 tarihli ve 674 sayılı KHK’nin 15 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “sunulmak üzere, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına” ibaresi yürürlükten kaldırılmış olup, daha sonra bu hüküm 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  118. [118]Bu madde başlığı “Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının görevi” iken, 15/8/2016 tarihli ve 674 sayılı KHK’nin 14 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiş olup, daha sonra bu hüküm 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  119. [119]20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle, bu fıkranın (a) bendinde yer alan “(c)” ibaresi “(a), (c), (d)” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya (a) bendinden sonra gelmek üzere (b) ve (c) bentleri eklenmiş, mevcut (b) ve (c) bentleri (d) ve (e) bentleri olarak teselsül ettirilmiştir.
  120. [120]18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 77 nci maddesiyle, bu fıkranın (a) bendine “303 üncü maddenin birinci fıkrasının (c), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,” ibaresi eklenmiş; (c) bendinde yer alan “ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
  121. [121]15/8/2016 tarihli ve 674 sayılı KHK’nin 15 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesini,” ibaresi yürürlükten kaldırılmış olup, daha sonra bu hüküm 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  122. [122]17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 27 nci maddesiyle (b) bendinden sonra gelmek üzere (c) bendi, mevcut (d) bendinden sonra gelmek üzere (f) bendi eklenmiş ve bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  123. [123]20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 98 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “maddede” ibaresi “maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 92 nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  124. [124]24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle bu bentte yer alan “maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde” ibaresi “maddede” şeklinde değiştirilmiştir.
  125. [125]20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle, bu fıkraya “mahkemesi” ibaresinden sonra gelmek üzere “daire” ibaresi eklenmiştir.
  126. [126]20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle, bu fıkranın (a) bendinde yer alan “okunur” ibaresi “anlatılır” şeklinde, (b) bendinde yer alan “de okunur” ibaresi “anlatılır” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya (c) bendinden sonra gelmek üzere (d) bendi eklenmiş ve mevcut (d) bendi (e) bendi olarak teselsül ettirilmiştir.
  127. [127]20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 99 uncu maddesiyle, bu bentte yer alan “okunur” ibaresi “anlatılır” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 93 üncü maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  128. [128]20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle, bu fıkraya “yoluna” ibaresinden sonra gelmek üzere “yalnız” ibaresi eklenmiştir.
  129. [129]20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Türk Ceza Kanununun” ibaresi “23/4/2016 tarihli ve 6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanununun” şeklinde değiştirilmiştir.
  130. [130]18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 78 inci maddesiyle bu fıkranın (d) bendinde yer alan “suç niteliğini değiştirmeyen” ibaresi “her türlü” şeklinde değiştirilmiş; (f) bendinde yer alan “bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararları ile” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
  131. [131]20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle, (b) bendinden sonra gelmek üzere (c) bendi eklenmiş ve diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  132. [132]13/10/2022 tarihli ve 7418 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle, (6) numaralı alt bentten sonra gelmek üzere alt bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  133. [133]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi ile bu fıkrada yer alan “hükmün açıklanmasından itibaren on beş gün” ibaresi “hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  134. [134]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “yedi gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  135. [135]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile birinci fıkrada yer alan “yedi gün” ibaresi “iki hafta” ve üçüncü fıkrada yer alan “bir hafta” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  136. [136]15/8/2016 tarihli ve 674 sayılı KHK’nin 15 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Cumhuriyet Başsavcılığı” ibaresi yürürlükten kaldırılmış olup, daha sonra bu hüküm 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  137. [137]20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 100 üncü maddesiyle, bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “sanığın veya katılanın temyiz başvurusundaki istemi üzerine veya re’sen duruşma yoluyla yapar” ibaresi “uygun görmesi halinde duruşma yoluyla yapabilir” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94 üncü maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  138. [138]20/2/2019 tarihli ve 7165 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle, ikinci fıkradan sonra gelmek üzere fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
  139. [139]20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, bu bölüm başlığında yer alan “Yargıtay” ibaresi metinden çıkarılmıştır.
  140. [140]Anayasa Mahkemesinin 26/1/2022 tarihli ve E.:2021/48; K.:2022/7 sayılı Kararı ile bu fıkranın birinci cümlesi “sanığın aleyhine itirazlar” yönünden iptal edilmiştir.
  141. [141]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “otuz gün” ibaresi “bir ay” ve “yedi gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  142. [142]6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan "Adalet Bakanı" ibaresi, "Adalet Bakanlığı" olarak değiştirilmiştir.
  143. [143]6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan "Adalet Bakanı" ibaresi, "Adalet Bakanlığı" olarak değiştirilmiştir.
  144. [144]25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle, bu bentte yer alan “tespit edilmiş olması” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi” ibaresi eklenmiştir.
  145. [145]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “yedi gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  146. [146]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “yedi günlük” ibaresi “iki haftalık” şeklinde değiştirilmiştir.
  147. [147]Anayasa Mahkemesinin 25/6/2020 tarihli ve E.:2020/16; K.:2020/33 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin aynı bentte yer alan "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
  148. [148]Anayasa Mahkemesinin 14/1/2021 tarihli ve E.:2020/81; K.:2021/4 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “…hükme bağlanmış…” ibaresinin aynı bentte yer alan "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
  149. [149]Anayasa Mahkemesinin 21/4/2022 tarihli ve E.:2020/87; K.:2022/44 sayılı Kararı ile bu bentte yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibaresinin "seri muhakeme usulü" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
  150. [150]Bu maddede yer alan "1 Nisan 2005“ ibaresi, 31/3/2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesiyle "1 Haziran 2005“ şeklinde değiştirilmiştir.