Menu

Arama Yapın

Menu

Bu kitap, e-kitap formatında olduğu için 0,49 ağaç kesilmekten kurtarılmıştır.

E-Kitaplar

Mülkiyet Hakkının Avrupa İnsan Hakları ve Anayasa Mahkemesi Karar Örnekleri Kapsamında İncelenmesi

  • Yayınevi: Aristo Yayınevi
  • Yazar: Av. Arb. İlknur GÜNGÖRDÜ
  • Sayfa Sayısı: 67
  • Yayın Tarihi: 29.07.2021
  • Baskı: 1
  • Tür: E-kitap
  • Basılı Olsaydı Fiyatı: 40,00
40,00 TL
12,00 TL

Bu kitap 1241 kez incelendi; 21 adet satıldı.

Ülkemiz 1987 yılında AİHM’ne bireysel başvuru hakkını, 1990 yılında ise mahkemenin zorunlu yargılama yetkisini tanımıştır. AİHM yargılamasında kural olarak Sözleşme hükümlerinin zaman bakımından uygulanmasında özellikle zorunlu yargılama yetkisinin tanındığı tarih esas alınarak hareket edilecektir. Ancak, AİHM’nin zorunlu yargılama yetkisinin kabulünden önce gerçekleşen ve halen devam eden ihlallerde ise mahkeme ihlalinin devam edip etmediği kıstasından hareketle karar vermektedir.

Türkiye, Özal Hükümeti ile insan hakları konusunda devletin savunma sisteminin alt yapısını oluşturmadan Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komisyonu’na (Komisyon) bireysel başvuru hakkını 28 Ocak 1987’de, Avrupa İnsan Hakları Divanı’nın (Divan) zorunlu yargılama yetkisini ise, 22 Ocak 1990 tarihinde imzalayarak yürürlüğe koydu ve ancak bu tarihten sonra meydana gelecek ihlallerden sorumlu olacağını bildirdi.[1]

Türkiye’nin hak ihlallerinden sorumluluğu ise ülkesi kabul edilen yerlerle sınırlıdır.

Mülkiyet hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) Ek. 1 No’lu Protokolünün 1’inci maddesinde ve Anayasamızın 35’inci maddesinde düzenlenmiştir. Mülkiyet hakkı AİHS’nde de Anayasamızda da mutlak bir hak olarak düzenlenmemiştir.

“AİHS’ne göre, bir kimse ancak kamu yararı amacıyla, kanunda öngörülen koşullara uygun olarak ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülk hakkından yoksun bırakılabilir”.[2]

Anayasamızın 35’inci maddesine göre, mülkiyet hakkı, kanunla ve kamu yararı amacıyla kısıtlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.

Anayasamızın 13’üncü maddesinde temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması düzenlenmiştir.

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla kısıtlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne, ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

Mülkiyet hakkına ilişkin kanunla ve kamu yararı amacıyla yapılacak sınırlamanın Anayasa’nın 13’üncü maddesinde belirtilen sınırlamalara aykırı olmaması gerekir.

Anayasamızın 90’ıncı maddesine göre usulüne uygun yürürlüğe konmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası antlaşmalar kanun hükmündedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına ilişkin iç hukuk kuralları kadar uluslararası hukuk kuralları da uyuşmazlığın çözümünde yol göstericidir.

AİHM, AİHS’nin parçasını oluşturduğu uluslararası hukukun diğer kurallarıyla uyumlu bir şekilde yorumlanması gerektiğini kabul etmektedir (Ranstev/Kıbrıs-Rusya davası).

 

[1]      RENDA Yaprak, Loizidou Kararından Bugüne AİHM’nin Kararları ve BM Güvenlik Konseyi Kararlarının Kıbrıs’taki Mülkiyet Sorununa Etkisi, https://dergipark.org.tr. Erişim tarihi, 04.05.2021

[2]      AİHS EK1 No’lu Protokol madde1/2

Avukat

Av. Arb. İlknur GÜNGÖRDÜ

  • Eğitim Sayısı 0
  • E-Kitap Sayısı 1
  • Eğitim Alan Kişi Sayısı 0
  • E-Kitap Alan Kişi Sayısı 21

Eğitmen Hakkında

1983 yılında İstanbul’da doğdu. 2000 yılında Ataköy Lisesini bitirdi. 2004 yılında Yakın Doğu Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. İstanbul Kültür Üniversitesi Kamu Hukuku ABD Avrupa İnsan Hakları alanında tezli yüksek lisans yapmaktadır. Avrupa Konseyi HELP Programı kapsamında Mülteci Hukuku, Kadın Hakları, AİHM’nde kabul edilebilirlik koşulları alanlarında eğitim almıştır.  HELP Programı kapsamında “İfade Özgürlüğü” konusundaki eğitimi devam etmektedir.  Avrupa Yüksek Komiserliği Mülteci Hukuku eğitimini tamamlamıştır.

Arabuluculuk Mevzuatı Madde Gerekçeli – Atıflı- Bilgi Notlu- İçtihatlı isimli mevzuat kitabı bulunmaktadır. İstanbul Barosu Dergisi’nde mülkiyet hukukuna ilişkin Elif Kızıl-Türkiye davası karar değerlendirmesi yazısı yayımlanmıştır. İş, İnşaat, Sağlık Hukuku Uzman Arabuluculuk eğitimlerini tamamlamıştır. Aktif olarak arabuluculuk yapmaktadır.

Pek çok sivil toplum kuruluşunda düzenlenen kadın hakları çalışmasına konuşmacı olarak katılmıştır.

Halen Avukatlık, arabuluculuk ve bilirkişilik yapmaktadır.

Sosyal Medya


1983 yılında İstanbul’da doğdu. 2000 yılında Ataköy Lisesini bitirdi. 2004 yılında Yakın Doğu Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. İstanbul Kültür Üniversitesi Kamu Hukuku ABD Avrupa İnsan Hakları alanında tezli yüksek lisans yapmaktadır. Avrupa Konseyi HELP Programı kapsamında Mülteci Hukuku, Kadın Hakları, AİHM’nde kabul edilebilirlik koşulları alanlarında eğitim almıştır.  HELP Programı kapsamında “İfade Özgürlüğü” konusundaki eğitimi devam etmektedir.  Avrupa Yüksek Komiserliği Mülteci Hukuku eğitimini tamamlamıştır.

Arabuluculuk Mevzuatı Madde Gerekçeli – Atıflı- Bilgi Notlu- İçtihatlı isimli mevzuat kitabı bulunmaktadır. İstanbul Barosu Dergisi’nde mülkiyet hukukuna ilişkin Elif Kızıl-Türkiye davası karar değerlendirmesi yazısı yayımlanmıştır. İş, İnşaat, Sağlık Hukuku Uzman Arabuluculuk eğitimlerini tamamlamıştır. Aktif olarak arabuluculuk yapmaktadır.

Pek çok sivil toplum kuruluşunda düzenlenen kadın hakları çalışmasına konuşmacı olarak katılmıştır.

Halen Avukatlık, arabuluculuk ve bilirkişilik yapmaktadır.


FORMÜL:

 

Kitabın Sayfa Sayısı / 2 x 1000 / 69000 = 1000 adet basılan bir kitap için kesilen ağaç sayısı

 

 

Kağıt yapımında, genellikle iğne yapraklı ağaçlardan Ladin ve Çam ağaçları kullanılmaktadır. Çoğunluk çam ağacına aittir.

 

Dünya çapında her gün 80.000 ila 160.000 ağaç kesilmekte ve kağıt endüstrisinde kullanılmaktadır. Ormanlar yok edilmekte, küresel ölçekte iklim değişikliğine sebep olmaktadır.

 

Bir çam ağacının boyunu ortalama 18 m, yarıçapı da 15 cm eder. Bu durumda bir çam ağacı 1,2717 metreküptür. 0.0083 metreküp odun yaklaşık 4,5 kg gelir. Bu durumda 1,2717 metreküp odun yani bir ağaç 690 kg gelecektir.

 

Bir ağaçtan elde edilen kağıt, ağacın ağırlığının yarısı kadar etmektedir.

 

O halde, ortalama bir çam ağacı 690 kg ettiğine göre, elde edilecek kağıt 345 kg olacaktır.

 

Bir A4 beyaz kağıdın ağırlığı 5 gr etmektedir. Demek ki, bir ağaçtan 345000/5 = 69000 adet A4 yaprağı elde edilmektedir.

 

Günümüzde özellikle dijital kitap baskılarında, kitabın boyutu ne olursa olsun A4 boyutunda kağıt harcanmakta olup, kesime giren kısımları atılmaktadır.

 

Buraya kadar elde edilen verilerle şöyle bir formül çıkartılabilmektedir:

 

Kitabın sayfa sayısı / 2 = kitapta kullanılan kağıt yaprağı.

 

Her kitabın asgari 1000 adet basıldığı (ki ortalama çok daha yüksek çıkacaktır)

 

FORMÜL:

 

Kitabın Sayfa Sayısı / 2 x 1000 / 69000 = 1000 adet basılan bir kitap için kesilen ağaç sayısı

 

E-kitaplar geleceğimizi kurtaracak. Gelin e-kitapları daha çok sevelim, doğaya bir nebze olsun nefes verelim.

 

Peki basılı kitapların çevreye verdiği tahribat sadece ağaç ile mi sınırlı? Tabii ki hayır! Bir araştırmaya göre, Amerika Birleşik Devletlerinde hava kirliliğinin yüzde yirmisini kağıt fabrikaları oluşturuyor. Bununla birlikte havayla sınırlı kalmayıp su kirliliğine de büyük ölçüde neden oluyor. Zira kağıt, yapısı gereğince bol suya ihtiyaç duyar.

 

Modern tesislerde bile 1 ton kağıt üretebilmek için yaklaşık 50 ton su kirletilmektedir.

 

Artık karar sizin? E-kitap teknolojisi yokken elbette kitaplar ağaçlardan daha önemli idi. Zira, entelektüel hale gelen her birey doğayı korumak için fazladan çaba harcayabilecek bilince kavuşmuş olacaktı.

 

Ya şimdi? Tamamen zararsız bir teknoloji varken, hala zararlı nostaljik alışkanlıklarınıza devam mı etmek istiyorsunuz? Siz bilirsiniz…