İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 10. hâli

Türk Borçlar Kanunu (TBK)

Kanun numarası
6098
Kabul tarihi
11.01.2011
Resmî Gazete
04.02.2011 / 27836
Düstur
5. tertip, cilt 50
Son değişiklik
16.07.2026
Madde sayısı
651

Birinci Kısım

Genel Hükümler

İkinci Bölüm

Borç İlişkisinin Hükümleri

Birinci Ayırım

Borçların İfası

A. Genel olarak

Madde 83

I. Şahsen ifa zorunluluğunun olmaması

Borcun, bizzat borçlu tarafından ifa edilmesinde alacaklının menfaati bulunmadıkça borçlu, borcunu şahsen ifa etmekle yükümlü değildir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 67 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 82 nci maddesinde, hangi durumda borcun, borçlu tarafından şahsen ifasının zorunlu olmadığı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 67 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Umumî Esaslar / I. Bizzat borçlu tarafından ifa” şeklindeki ibareler, Tasarıda “A. Genel olarak / I. Şahsen ifa zorunluluğunun olmaması” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 82 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 68

A. Genel ilkeler / I. Bizzat ifa

Borçlu, ancak edimin ifasında kendi kişiliği önem taşıyorsa, bizzat ifa ile yükümlüdür.

Özgün metin (Almanca)

Der Schuldner ist nur dann verpflichtet, persönlich zu erfüllen, wenn es bei der Leistung auf seine Persönlichkeit ankommt.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

II. İfanın konusu

Madde 84

1. Kısmen ifa

Borcun tamamı belli ve muaccel ise, alacaklı kısmen ifayı reddedebilir.

Alacaklı kısmen ifayı kabul ederse borçlu, borcun kendisi tarafından ikrar olunan kısmını ifadan kaçınamaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 68 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 83 üncü maddesinde, kısmen ifa düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 68 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. İfanın mevzuu / 1. Kısmen tediye” şeklindeki ibareler, tediyenin sadece para borçlarının ifası için kullanılabileceği göz önünde tutularak, Tasarıda “II. İfanın konusu / 1. Kısmen ifa” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 83 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 69

A. Genel ilkeler / II. İfanın konusu / 1. Kısmi ifa

1 Borcun tamamı belirli ve muaccel ise, alacaklı kısmi ifayı kabul etmek zorunda değildir.

2 Alacaklı kısmi ifayı kabul etmek isterse, borçlu kendisinin kabul ettiği borç kısmının ödenmesinden kaçınamaz.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Gläubiger braucht eine Teilzahlung nicht anzunehmen, wenn die gesamte Schuld feststeht und fällig ist.

2 Will der Gläubiger eine Teilzahlung annehmen, so kann der Schuldner die Zahlung des von ihm anerkannten Teiles der Schuld nicht verweigern.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 85

2. Bölünemeyen borç

Bölünemeyen bir borcun birden çok alacaklısı varsa, alacaklılardan her biri, borcun alacaklıların tamamına ifasını isteyebilir. Borçlu, edimini alacaklıların hepsine birden ifa etmek zorundadır.

Bölünemeyen borcun birden çok borçlusu varsa, borçlulardan her biri borcun tamamını ifa etmekle yükümlüdür.

Durumun gereğinden aksi anlaşılmadıkça, ifada bulunan borçlu, alacaklıya halef olur ve diğer borçlulardan payları oranında alacağını isteyebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 69 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 84 üncü maddesinde, bölünemeyen borç düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 69 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Taksimi kabil olmayan borç” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Bölünemeyen borç” şeklinde değiştirilmiştir.

Tasarının 84 üncü maddesinin birinci fıkrasında, bölünemeyen bir borcun alacaklılarından her birinin, ancak, borcun alacaklılardan birine değil, tamamına ifasını isteyebileceği, borçlunun da, ancak alacaklıların tamamına ifada bulunarak borcundan kurtulabileceği ifade edilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 69 uncu maddesinin üçüncü cümlesi, Tasarının 84 üncü maddesinin ikinci fıkrasına alınmıştır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 84 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 70

A. Genel ilkeler / II. İfanın konusu / 2. Bölünemeyen edim

1 Bölünemeyen bir edimin birden çok alacaklıya ifası gerekiyorsa, borçlu bu edimi hepsine birlikte ifa etmekle yükümlüdür ve alacaklılardan her biri edimin hepsine birlikte yapılmasını isteyebilir.

2 Bölünemeyen bir edimin birden çok borçlu tarafından ifası gerekiyorsa, borçlulardan her biri edimin tamamından sorumludur.

3 Durumun aksini gerektirmediği sürece, alacaklıyı tatmin eden borçlu, diğer borçlulardan orantılı karşılık isteyebilir ve bu hakkın kendisine ait olduğu ölçüde, tatmin edilen alacaklının hakları kendisine geçer.

Özgün metin (Almanca)

1 Ist eine unteilbare Leistung an mehrere Gläubiger zu entrichten, so hat der Schuldner an alle gemeinsam zu leisten, und jeder Gläubiger kann die Leistung an alle gemeinsam fordern.

2 Ist eine unteilbare Leistung von mehreren Schuldnern zu entrichten, so ist jeder Schuldner zu der ganzen Leistung verpflichtet.

3 Sofern sich aus den Umständen nicht etwas anderes ergibt, kann alsdann der Schuldner, der den Gläubiger befriedigt hat, von den übrigen Schuldnern verhältnismässigen Ersatz verlangen, und es gehen, soweit ihm ein solcher Anspruch zusteht, die Rechte des befriedigten Gläubigers auf ihn über.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 86

3. Çeşit borcu

Çeşit borçlarında hukuki ilişkiden ve işin özelliğinden aksi anlaşılmadıkça, edimin seçimi borçluya aittir. Ancak borçlunun seçeceği edim, ortalama nitelikten daha düşük olamaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 70 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 85 inci maddesinde, çeşit borcu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 70 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Muayyen olmayan bir şeye taallûk eden borç” şeklindeki ibare, Tasarının 85 inci maddesinde “3. Çeşit borcu” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 70 inci maddesinin ilk cümlesinde, sadece “işin mahiyetinden hilâfı anlaşılmadıkça” ibaresi kullanıldığı hâlde, Tasarının 85 inci maddesinin ilk cümlesinde, “hukukî ilişkiden ve işin özelliğinden aksi anlaşılmadıkça” ibaresinin kullanılması uygun görülmüştür.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 85 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 71

A. Genel ilkeler / II. İfanın konusu / 3. Cins borcunun belirlenmesi

1 Borçlanılan şey yalnızca cinsi itibarıyla belirlenmişse, hukuki ilişkiden aksi anlaşılmadıkça, seçim hakkı borçluya aittir.

2 Ancak borçlu, orta kalitenin altında bir şey sunamaz.

Özgün metin (Almanca)

1 Ist die geschuldete Sache nur der Gattung nach bestimmt, so steht dem Schuldner die Auswahl zu, insofern sich aus dem Rechtsverhältnis nicht etwas anderes ergibt.

2 Er darf jedoch nicht eine Sache unter mittlerer Qualität anbieten.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 87

4. Seçimlik borç

Seçimlik borçlarda, hukuki ilişkiden ve işin özelliğinden aksi anlaşılmadıkça, edimlerden birinin seçimi borçluya aittir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 71 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 86 ncı maddesinde, seçimlik borç düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 71 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “4. Birden ziyade şeylere taallûk eden borç” şeklindeki ibare, Tasarıda “4. Seçimlik borç” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 71 inci maddesinde kullanılan “Borç birden ziyade şeylerin yapılmasını veya verilmesini şâmil olup da...” şeklindeki ibare, Tasarıda “Seçimlik borçlarda” şeklinde; “işin mahiyetinden hilâfı anlaşılmadıkça” şeklindeki ibare de “hukukî ilişkiden ve işin özelliğinden aksi anlaşılmadıkça” şeklinde ifade edilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 86 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 72

A. Genel ilkeler / II. İfanın konusu / 4. Seçimlik borç

Borç, yalnızca biri veya diğeri ifa edilmek üzere birden çok edime yönelikse, hukuki ilişkiden aksi anlaşılmadıkça, seçim hakkı borçluya aittir.

Özgün metin (Almanca)

Ist die Schuldpflicht in der Weise auf mehrere Leistungen gerichtet, dass nur die eine oder die andere erfolgen soll, so steht die Wahl dem Schuldner zu, insofern sich aus dem Rechtsverhältnis nicht etwas anderes ergibt.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 88

5. Faiz

Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.

Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 72 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 87 nci maddesinde, yasal faiz düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 72 nci maddesinde yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Fıkrada, faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranının sözleşmede kararlaştırılmaması durumunda, bu oranın faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirleneceği öngörülmektedir. Faiz oranının, zaman içinde sıkça değiştirilebildiği göz önünde tutularak, temel bir kanun olan Türk Borçlar Kanununda sabit bir oranın belirtilmesi uygun görülmemiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, sözleşmede kararlaştırılacak yıllık faiz oranının, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamayacağı öngörülerek, bu emredici hükümle, uygulamada örnekleri sıkça görülen olağanüstü faiz oranları karşısında, borçluların korunması amaçlanmıştır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 87 gerekçesi

B. İfa yeri

Madde 89

Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır;

1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde,

2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde,

3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde,

ifa edilir.

Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 73 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 88 inci maddesinde, borcun ifa yeri düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 73 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. Borcun İfa Edileceği Mahal” şeklindeki ibare, Tasarıda “B. İfa yeri” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 73 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde kullanılan “alacaklının verme zamanında mukim bulunduğu yerde” şeklindeki ibare, Tasarıda “alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde” şeklinde; 818 sayılı Borçlar Kanununun aynı maddesinin (2) numaralı bendinde kullanılan “Borç muayyen bir şeye taallûk ediyorsa” şeklindeki ibare, Tasarıda “Parça borçları” şeklinde; nihayet 818 sayılı Borçlar Kanununun yine aynı maddesinin (3) numaralı bendinde kullanılan “borçlunun mukim bulunduğu yerde” şeklindeki ibare de, Tasarıda “borçlunun yerleşim yerinde” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 88 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 74

B. İfa yeri

1 İfa yeri, tarafların açık veya durumdan anlaşılan iradesiyle belirlenir.

2 Başka bir şey belirlenmemişse, aşağıdaki ilkeler geçerlidir:

1. Para borçları, ifa zamanında alacaklının yerleşim yerinin bulunduğu yerde ödenir;

2. belirli bir şey borçlanılmışsa, bu şey, sözleşmenin kurulduğu anda bulunduğu yerde teslim edilir;

3. diğer borçlar, doğdukları sırada borçlunun yerleşim yerinin bulunduğu yerde ifa edilir.

3 Alacaklı, ifayı isteyebileceği yerleşim yerini borcun doğumundan sonra değiştirir ve bundan borçluya önemli bir güçlük doğarsa, borçlu ifayı asıl yerleşim yerinde yapmaya yetkilidir.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Ort der Erfüllung wird durch den ausdrücklichen oder aus den Umständen zu schliessenden Willen der Parteien bestimmt.

2 Wo nichts anderes bestimmt ist, gelten folgende Grundsätze:1. Geldschulden sind an dem Orte zu zahlen, wo der Gläubiger zur Zeit der Erfüllung seinen Wohnsitz hat;2. wird eine bestimmte Sache geschuldet, so ist diese da zu übergeben, wo sie sich zur Zeit des Vertragsabschlusses befand;3. andere Verbindlichkeiten sind an dem Orte zu erfüllen, wo der Schuldner zur Zeit ihrer Entstehung seinen Wohnsitz hatte.

3 Wenn der Gläubiger seinen Wohnsitz, an dem er die Erfüllung fordern kann, nach der Entstehung der Schuld ändert und dem Schuldner daraus eine erhebliche Belästigung erwächst, so ist dieser berechtigt, an dem ursprünglichen Wohnsitze zu erfüllen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

C. İfa zamanı

Madde 90

I. Süreye bağlanmamış borç

İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 74 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 89 uncu maddesinde, süreye bağlanmamış borçta ifa zamanı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 74 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “C. İfanın Zamanı / 1. Muaccel borç” şeklindeki ibare, Tasarıda “C. İfa zamanı / 1. Süreye bağlanmamış borç” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 74 üncü maddesinde kullanılan “Ecel meşrut olduğu veya işin mahiyetinden anlaşılmadıkça” şeklindeki ibare, Tasarıda “İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukukî ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça” şekline dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 89 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 75

C. İfa zamanı / I. Süresi belirlenmemiş borç

İfa zamanı ne sözleşmeyle ne de hukuki ilişkinin niteliği gereği belirlenmişse, ifa derhal yapılabilir ve istenebilir.

Özgün metin (Almanca)

Ist die Zeit der Erfüllung weder durch Vertrag noch durch die Natur des Rechtsverhältnisses bestimmt, so kann die Erfüllung sogleich geleistet und gefordert werden.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

II. Süreye bağlı borç

Madde 91

1. Aya ilişkin sürelerde vade

Borcun ifası için bir ayın başlangıcı veya sonu belirlenmişse, bundan ayın birinci ve sonuncu günü; ayın ortası belirlenmişse, bundan da ayın onbeşinci günü anlaşılır.

Borcun ifası için gün belirtilmeksizin sadece ay belirlenmişse, bundan o ayın son günü anlaşılır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 75 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 90 ıncı maddesinde, aya ilişkin sürelerde vade düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 75 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Müeccel borç / 1. Ay üzerine ecel” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Süreye bağlı borç / 1. Aya ilişkin sürelerde vade” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 75 inci maddesi iki cümleden oluştuğu hâlde, Tasarının 90 ıncı maddesinin birinci fıkrası, tek cümle hâlinde kaleme alınmıştır.

Maddenin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 75 inci maddesinde yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Buna göre, sözleşmede borcun ifa günü (vade) belirtilmeden, sadece ifanın gerçekleştirileceği ay belirlenmişse, bundan o ayın son günü anlaşılacaktır. Böylece, yürürlükteki Kanunda düzenlenmeyen bu olasılık, yasal bir düzenlemeye kavuşturulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 90 gerekçesi

Mehaz madde — Alman MK m. 192

Ayın başı, ortası, sonu

Ayın başı denildiğinde ayın birinci günü, ayın ortası denildiğinde ayın 15. günü, ayın sonu denildiğinde ayın son günü anlaşılır.

Özgün metin (Almanca)

Unter Anfang des Monats wird der erste, unter Mitte des Monats der 15., unter Ende des Monats der letzte Tag des Monats verstanden.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Alman Medeni Kanunu

Mehaz madde — İsviçre BK m. 76

C. İfa zamanı / II. Süreli borç / 1. Ay başı veya sonu

1 Süre bir ayın başı veya sonu olarak belirlenmişse, bundan o ayın ilk veya son günü anlaşılır.

2 Süre bir ayın ortası olarak belirlenmişse, o ayın on beşinci günü esas alınır.

Özgün metin (Almanca)

1 Ist die Zeit auf Anfang oder Ende eines Monates festgesetzt, so ist darunter der erste oder der letzte Tag des Monates zu verstehen.

2 Ist die Zeit auf die Mitte eines Monates festgesetzt, so gilt der fünfzehnte dieses Monates.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 92

2. Diğer sürelerde vade

Bir borcun veya taraflardan birine düşen herhangi bir yükümlülüğün sözleşmenin kurulmasından başlayarak belli bir sürenin sonunda ifası gerekiyorsa, ifa zamanı aşağıdaki biçimde belirlenir:

1. Gün olarak belirlenmiş süre, sözleşmenin kurulduğu gün sayılmaksızın, bu sürenin son günü dolmuş olur. Sekiz veya onbeş gün olarak belirlenmiş süre ise, bir veya iki haftayı değil, tam sekiz veya onbeş günü ifade eder.

2. Hafta olarak belirlenmiş süre, son haftanın sözleşmenin kurulduğu güne ismen uyan gününde dolmuş olur.

3. Ay olarak veya yıl, yarıyıl ve yılın dörtte biri gibi birden çok ayı içeren bir zaman olarak belirlenmiş süre, sözleşmenin kurulduğu gün ayın kaçıncı günü ise, son ayın bunu karşılayan gününde dolmuş olur. Son ayda bunu karşılayan gün yoksa süre, bu ayın son günü dolmuş sayılır.

4. Yarım aydan onbeş günlük süre anlaşılır. Bir veya birden çok ay ve yarım ay olarak belirlenmiş sürenin dolduğu gün, son aya onbeş gün eklenerek belirlenir.

Bu kurallar, sürenin sözleşmenin kurulmasından başka bir andan işlemeye başladığı durumlarda da uygulanır.

Borçlu, belirli bir süre içinde yerine getirilmesi gereken bir borcu, bu sürenin dolmasından önce ifa etmekle yükümlüdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 76 ncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 91 inci maddesinde, diğer sürelerde vade düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 76 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Diğer eceller” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Diğer sürelerde vade” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 76 ncı maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “veya sair herhangi bir tasarruf” şeklindeki ibare, Tasarıda “veya taraflardan birine düşen her hangi bir yükümlülüğün” şeklinde değiştirilmiştir. Ayrıca 818 sayılı Borçlar Kanununun 76 ncı maddesinin son fıkrasının ikinci cümlesi, Tasarının 91 inci maddesinin son fıkrası olarak düzenlenmiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 91 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 77

C. İfa zamanı / II. Süreli borç / 2. Diğer süre belirlemeleri

1 Bir borcun ifasının veya başka bir hukuki işlemin, sözleşmenin kurulmasından sonra belirli bir sürenin geçmesiyle yapılması gerekiyorsa, bu zaman:1. süre gün olarak belirlenmişse, sürenin son gününe rastlar; bu hesapta sözleşmenin kurulduğu gün sayılmaz ve süre sekiz veya on beş gün olarak belirlenmişse, bundan bir veya iki haftalık bir süre değil, tam sekiz veya on beş gün anlaşılır;2. süre hafta olarak belirlenmişse, son haftanın, adı itibarıyla sözleşmenin kurulduğu güne tekabül eden gününe rastlar;3. süre ay veya birden çok ayı kapsayan bir zaman dilimi (yıl, altı ay, üç ay) olarak belirlenmişse, son ayın, sayısı itibarıyla sözleşmenin kurulduğu güne tekabül eden gününe rastlar; bu gün son ayda bulunmuyorsa, o ayın son gününe rastlar.«Yarım ay» ifadesi, on beş günlük bir süreye eşdeğer sayılır; süre bir veya birden çok ay ile yarım ay olarak belirlenmişse, yarım ay en son hesaplanır.

2 Süre, sözleşmenin kurulduğu günden değil de başka bir andan itibaren işlemeye başlıyorsa da aynı şekilde hesaplanır.

3 İfanın belirli bir süre içinde yapılması gerekiyorsa, bu süre dolmadan önce yapılmış olması gerekir.

Özgün metin (Almanca)

1 Soll die Erfüllung einer Verbindlichkeit oder eine andere Rechtshandlung mit dem Ablaufe einer bestimmten Frist nach Abschluss des Vertrages erfolgen, so fällt ihr Zeitpunkt:1. wenn die Frist nach Tagen bestimmt ist, auf den letzten Tag der Frist, wobei der Tag, an dem der Vertrag geschlossen wurde, nicht mitgerechnet und, wenn die Frist auf acht oder 15 Tage lautet, nicht die Zeit von einer oder zwei Wochen verstanden wird, sondern volle acht oder 15 Tage;2. wenn die Frist nach Wochen bestimmt ist, auf denjenigen Tag der letzten Woche, der durch seinen Namen dem Tage des Vertragsabschlusses entspricht;3. wenn die Frist nach Monaten oder einem mehrere Monate umfassenden Zeitraume (Jahr, halbes Jahr, Vierteljahr) bestimmt ist, auf denjenigen Tag des letzten Monates, der durch seine Zahl dem Tage des Vertragsabschlusses entspricht, und, wenn dieser Tag in dem letzten Monate fehlt, auf den letzten Tag dieses Monates.Der Ausdruck «halber Monat» wird einem Zeitraume von 15 Tagen gleichgeachtet, die, wenn eine Frist auf einen oder mehrere Monate und einen halben Monat lautet, zuletzt zu zählen sind.

2 In gleicher Weise wird die Frist auch dann berechnet, wenn sie nicht von dem Tage des Vertragsabschlusses, sondern von einem andern Zeitpunkte an zu laufen hat.

3 Soll die Erfüllung innerhalb einer bestimmten Frist geschehen, so muss sie vor deren Ablauf erfolgen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 93

3. Tatil günleri

İfa zamanı veya sürenin son günü, kanunlarda tatil olarak kabul edilen bir güne rastlarsa, kendiliğinden bu günü izleyen ve tatil olmayan ilk güne geçer.

Aksine anlaşma geçerlidir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 77 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 92 nci maddesinde, tatil günlerinin ifaya etkisi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 77 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Pazar ve tatil günleri” şeklindeki ibare, Tasarıda “3. Tatil günleri” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 92 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 78

C. İfa zamanı / II. Süreli borç / 3. Pazar ve tatil günleri

1 İfa zamanı veya bir sürenin son günü, ifa yerinde devletçe tanınan bir pazar veya diğer bir tatil gününe[40] rastlarsa, ifa günü veya sürenin son günü olarak bunu izleyen ilk iş günü esas alınır.

2 Aksine anlaşmalar saklıdır.

Özgün metin (Almanca)

1 Fällt der Zeitpunkt der Erfüllung oder der letzte Tag einer Frist auf einen Sonntag oder auf einen andern am Erfüllungsorte staatlich anerkannten Feiertag[40], so gilt als Erfüllungstag oder als letzter Tag der Frist der nächstfolgende Werktag.

2 Abweichende Vereinbarungen bleiben vorbehalten.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 94

III. İş saatlerinde ifa

Borç, alışılmış iş saatlerinde ifa ve kabul edilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 78 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 93 üncü maddesinde, iş saatlerinde ifa düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 78 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. İşlere tahsis olunan saatlerde ifa” şeklindeki ibare, Tasarıda “III. İş saatlerinde ifa” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 93 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 79

C. İfa zamanı / III. İfanın iş saatleri içinde yapılması

İfa, belirlenen günde olağan iş saatleri içinde yapılmalı ve kabul edilmelidir.

Özgün metin (Almanca)

Die Erfüllung muss an dem festgesetzten Tage während der gewöhnlichen Geschäftszeit vollzogen und angenommen werden.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 95

IV. Sürenin uzatılması

Süre uzatılmış ise yeni süre, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, önceki sürenin sona ermesini izleyen birinci günden başlar.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 79 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 94 üncü maddesinde, sürenin uzatılması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 79 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “IV. Ecelin uzatılması” şeklindeki ibare, Tasarıda “IV. Sürenin uzatılması” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 94 gerekçesi

Mehaz madde — Alman MK m. 190

Sürenin uzatılması

Bir sürenin uzatılması hâlinde, yeni süre önceki sürenin bitiminden itibaren hesaplanır.

Özgün metin (Almanca)

Im Falle der Verlängerung einer Frist wird die neue Frist von dem Ablauf der vorigen Frist an berechnet.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Alman Medeni Kanunu

Mehaz madde — İsviçre BK m. 80

C. İfa zamanı / IV. Sürenin uzatılması

Sözleşmesel süre uzatılmışsa, sözleşmeden aksi anlaşılmadıkça, yeni süre eski sürenin bitiminden sonraki ilk günden itibaren başlar.

Özgün metin (Almanca)

Ist die vertragsmässige Frist verlängert worden, so beginnt die neue Frist, sofern sich aus dem Vertrage nicht etwas anderes ergibt, am ersten Tage nach Ablauf der alten Frist.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 96

V. Erken ifa

Sözleşmenin hükümlerinden veya özelliğinden ya da durumun gereğinden tarafların aksini kastettikleri anlaşılmadıkça borçlu, edimini sürenin sona ermesinden önce ifa edebilir. Ancak, kanun veya sözleşme ya da âdet gereği olmadıkça borçlu, erken ifada bulunması sebebiyle indirim yapamaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 80 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 95 inci maddesinde, erken ifa düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 80 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “V. Vaktinden evvel ifa” şeklindeki ibare, Tasarıda “V. Erken ifa” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 80 inci maddesinin son cümlesinde kullanılan “bir miktar tenzilât icrasına hakkı yoktur.” şeklindeki ibare, Tasarıda “indirim yapamaz.” şeklinde ifade edilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 95 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 81

C. İfa zamanı / V. Vadeden önce ifa

1 Sözleşmenin içeriğinden veya niteliğinden ya da durumun gereklerinden tarafların başka türlü bir irade beyanı anlaşılmadıkça, borçlu vade gününden önce de ifada bulunabilir.

2 Ancak anlaşma veya teamül buna izin vermedikçe, borçlunun iskonto yapmaya hakkı yoktur.

Özgün metin (Almanca)

1 Sofern sich nicht aus dem Inhalt oder der Natur des Vertrages oder aus den Umständen eine andere Willensmeinung der Parteien ergibt, kann der Schuldner schon vor dem Verfalltage erfüllen.

2 Er ist jedoch nicht berechtigt, einen Diskonto abzuziehen, es sei denn, dass Übereinkunft oder Übung einen solchen gestatten.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

VI. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde

Madde 97

1. İfada sıra

Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 81 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 96 ncı maddesinde, ifada sıra düzenlenmektedir. Öğreti ve uygulamada maddenin, “ödemezlik def’i”ne ilişkin olduğu bilinmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 81 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “VI. Mütekabil taahhüdatı ihtiva eden akitte / 1. İfanın tarzı” şeklindeki ibare, maddede ifa sırasının düzenlendiği göz önünde tutularak “VI. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde / 1. İfada sıra” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddede kullanılan “karşılıklı borç yükleyen bir sözleşme” şeklindeki terim ile, tarafların edimlerinin karşılıklılık (sinallagma) ilişkisi içinde bulunduğu borçlar hukuku sözleşmeleri kastedilmektedir. Aynı terim, öğretide “tam iki tarafa borç yükleyen sözleşme” olarak da ifade edilmektedir. Meselâ, satış, kira, hizmet, eser ve ölünceye kadar bakma, Tasarının 96 ncı maddesi anlamında, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerdendir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 96 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 82

C. İfa zamanı / VI. İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde / 1. İfada sıra

İki tarafa borç yükleyen bir sözleşmede karşı tarafı ifaya zorlamak isteyen kimse, sözleşmenin içeriği veya niteliği gereği kendisinin daha sonra ifada bulunması gerekmedikçe, ya kendi edimini önceden ifa etmiş olmalı ya da ifayı önermelidir.

Özgün metin (Almanca)

Wer bei einem zweiseitigen Vertrage den andern zur Erfüllung anhalten will, muss entweder bereits erfüllt haben oder die Erfüllung anbieten, es sei denn, dass er nach dem Inhalte oder der Natur des Vertrages erst später zu erfüllen hat.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 98

2. İfa güçsüzlüğü

Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmede, taraflardan birinin borcunu ifada güçsüzlüğe düşmesi ve özellikle iflas etmesi ya da hakkındaki haciz işleminin sonuçsuz kalması sebebiyle diğer tarafın hakkı tehlikeye düşerse bu taraf, karşı edimin ifası güvence altına alınıncaya kadar kendi ediminin ifasından kaçınabilir.

Hakkı tehlikeye düşen taraf, ayrıca uygun bir sürede istediği güvence verilmezse sözleşmeden dönebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 82 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 97 nci maddesinde, ifa güçsüzlüğüne düşen borçlu karşısında alacaklının sahip olduğu haklar düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 82 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Borcunu ödemekten aciz hâlinde bir tarafın fesih hakkı” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. İfa güçsüzlüğü” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 82 nci maddesi tek fıkradan oluştuğu hâlde, Tasarıda iki fıkraya bölünerek düzenlenmiştir. Ayrıca, 818 sayılı Borçlar Kanununda “akdi feshedebilir.” şeklindeki ibare, “sözleşmeden dönebilir.” şeklinde ifade edilmiştir. Çünkü, kural olarak; sürekli borç ilişkilerinin ileriye etkili olacak şekilde ortadan kaldırılmasını ifade etmek için “fesih” teriminin kullanılmasına karşılık, ani edimli borç ilişkilerinin geriye etkili olacak şekilde ortadan kaldırılmasını ifade etmek için “dönme” teriminin kullanılması yerinde olur.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 97 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 83

C. İfa zamanı / VI. İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde / 2. Tek taraflı ödeme yetersizliğinin dikkate alınması

1 İki tarafa borç yükleyen bir sözleşmede taraflardan biri ödeme yeteneğini yitirmiş, özellikle iflas etmiş veya hakkındaki haciz semeresiz kalmış ise ve mal varlığındaki bu kötüleşme diğer tarafın alacağını tehlikeye düşürüyorsa, bu taraf kendisine karşı edimin ifası güvence altına alınıncaya kadar kendi edimini ifadan kaçınabilir.

2 Uygun bir süre içinde, isteği üzerine kendisine güvence verilmezse, sözleşmeden dönebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Ist bei einem zweiseitigen Vertrag der eine Teil zahlungsunfähig geworden, wie namentlich, wenn er in Konkurs geraten oder fruchtlos gepfändet ist, und wird durch diese Verschlechterung der Vermögenslage der Anspruch des andern gefährdet, so kann dieser seine Leistung so lange zurückhalten, bis ihm die Gegenleistung sichergestellt wird.

2 Wird er innerhalb einer angemessenen Frist auf sein Begehren nicht sichergestellt, so kann er vom Vertrage zurücktreten.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

D. Ödeme

Madde 99

I. Ülke parası ile

Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir.

Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir.

Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 83 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 98 inci maddesinde, para borçlarının ödenmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 83 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “D. Tediye / 1.

Memleket parasıyla” şeklindeki ibare, Tasarıda “D. Ödeme / I. Ülke parası ile” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 83 üncü maddesinin birinci fıkrasında “Mevzuu para olan borç memleket parasıyla ödenir.” denildiği hâlde, Tasarıda aynı hüküm şöyle ifade edilmiştir: “Konusu para olan borç, Ülke parasıyla ödenir.” 818 sayılı Borçlar Kanununun 83 üncü maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “Akit tediye mahallinde kanunî rayici olmayan bir para üzerine varit olmuş ise” şeklindeki ibare, Tasarıda “Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa,” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 83 üncü maddesinin son fıkrasında kullanılan “yabancı para borcunun” şeklindeki ibare, Tasarının 98 inci maddesinin son fıkrasında “Ülke parası dışında başka bir para birimi”, şekline dönüştürülmüş ve fıkraya “sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça” şeklinde bir ibare eklenmiştir. Böylece fıkra, aynı maddenin ikinci fıkrasıyla uyumlu hâle getirilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 98 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 84

D. Ödeme / I. Ulusal para

1 Para borçları, borçlanılan paranın yasal ödeme araçlarıyla ödenir.

2 Borç, ifa yerinde ulusal para olmayan bir para birimi üzerinden ise, sözleşmenin "efektif" sözcüğü veya benzeri bir ekle aynen ifasının kararlaştırılmış olmadığı hallerde, borçlanılan tutar muacceliyet tarihindeki değeri üzerinden yine de ulusal para ile ödenebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Geldschulden sind in gesetzlichen Zahlungsmitteln der geschuldeten Währung zu bezahlen.

2 Lautet die Schuld auf eine Währung, die am Zahlungsort nicht Landeswährung ist, so kann die geschuldete Summe nach ihrem Wert zur Verfallzeit dennoch in Landeswährung bezahlt werden, sofern nicht durch den Gebrauch des Wortes «effektiv» oder eines ähnlichen Zusatzes die wortgetreue Erfüllung des Vertrags ausbedungen ist.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

II. Mahsup

Madde 100

1. Kısmen ödemede

Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Aksine anlaşma yapılamaz.

Alacaklı, alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya başka bir güvence almış ise, borçlu kısmen yaptığı ödemeyi, güvence altına alınan veya güvencesi daha iyi olan kısma mahsup etme hakkına sahip değildir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 84 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 99 uncu maddesinde, para borcunun kısmen ödenmesinde mahsup düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 84 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Mahsup / 1. Kısmen tediye hâlinde” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Mahsup / 1. Kısmen ödemede” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 84 üncü maddesinin birinci fıkrasından farklı olarak, Tasarının 99 uncu maddesinin birinci fıkrasına eklenen bir cümle ile, bu hükmün emredici nitelikte olduğu kabul edilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 99 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 85

D. Ödeme / II. Mahsup / 1. Kısmi ödemede

1 Borçlu, kısmi ödemeyi ancak faiz veya masraflar bakımından temerrütte olmadığı ölçüde anaparaya mahsup edebilir.

2 Alacaklıya, alacağının bir kısmı için kefiller verilmiş veya rehinler ya da diğer güvenceler sağlanmış ise, borçlu kısmi ödemeyi alacağın güvence altına alınmış veya daha iyi güvence altına alınmış kısmına mahsup etme hakkına sahip değildir.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Schuldner kann eine Teilzahlung nur insoweit auf das Kapital anrechnen, als er nicht mit Zinsen oder Kosten im Rückstande ist.

2 Sind dem Gläubiger für einen Teil seiner Forderung Bürgen gestellt, oder Pfänder oder andere Sicherheiten gegeben worden, so ist der Schuldner nicht berechtigt, eine Teilzahlung auf den gesicherten oder besser gesicherten Teil der Forderung anzurechnen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

2. Birden çok borçta

Madde 101

a. Borçlu ve alacaklının bildirimine göre

Birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir.

Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 85 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 100 üncü maddesinde, birden çok borçta ödemenin hangi borç için yapıldığı veya yapılmış sayılacağı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 85 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Birden fazla borçlar olduğu surette borçlu veya alacaklının beyanı üzerine mahsup” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Birden çok borçta / a. Borçlu ve alacaklının bildirimine göre” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 100 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 86

D. Ödeme / II. Mahsup / 2. Birden çok borçta / a. Borçlunun veya alacaklının beyanına göre

1 Borçlu, aynı alacaklıya birden çok borç ödemek zorunda ise, ödeme sırasında hangi borcu ifa etmek istediğini beyan etme hakkına sahiptir.

2 Böyle bir beyan bulunmazsa, ödeme, alacaklının makbuzunda gösterdiği borca mahsup edilir; meğerki borçlu buna hemen itiraz etmiş olsun.

Özgün metin (Almanca)

1 Hat der Schuldner mehrere Schulden an denselben Gläubiger zu bezahlen, so ist er berechtigt, bei der Zahlung zu erklären, welche Schuld er tilgen will.

2 Mangelt eine solche Erklärung, so wird die Zahlung auf diejenige Schuld angerechnet, die der Gläubiger in seiner Quittung bezeichnet, vorausgesetzt, dass der Schuldner nicht sofort Widerspruch erhebt.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 102

b. Kanuna göre

Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur.

Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 86 ncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 101 inci maddesinde, birden çok borcu bulunan borçlunun yaptığı ödemenin, hangi borcu için olduğunu bildirmemesi ve bu konuda makbuzda da bir açıklık bulunmaması durumunda, ödemenin kanunen hangi borç için yapılmış sayılacağı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 86 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Kanunen mahsup” şeklindeki ibare, Tasarıda “b. Kanuna göre” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 101 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 87

D. Ödeme / II. Mahsup / 2. Birden çok borçta / b. Kanun hükmüne göre

1 Ne geçerli bir tediye beyanı ne de makbuzda bir belirleme mevcut değilse, ödeme muaccel olan borca mahsup edilir; birden çok muaccel borç varsa, borçlunun kendisi hakkında önce takibe geçilmiş olan borca, takip yapılmamışsa daha önce muaccel olan borca mahsup edilir.

2 Aynı zamanda muaccel olmuşlarsa, orantılı bir mahsup yapılır.

3 Birden çok borçtan hiçbiri muaccel değilse, ödeme alacaklıya en az güvence sağlayan borca mahsup edilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Liegt weder eine gültige Erklärung über die Tilgung noch eine Bezeichnung in der Quittung vor, so ist die Zahlung auf die fällige Schuld anzurechnen, unter mehreren fälligen auf diejenige Schuld, für die der Schuldner zuerst betrieben worden ist, und hat keine Betreibung stattgefunden, auf die früher verfallene.

2 Sind sie gleichzeitig verfallen, so findet eine verhältnismässige Anrechnung statt.

3 Ist keine der mehreren Schulden verfallen, so wird die Zahlung auf die Schuld angerechnet, die dem Gläubiger am wenigsten Sicherheit darbietet.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

III. Makbuz ve senetlerin geri verilmesi

Madde 103

1. Borçlunun hakkı

Borcu ödeyen borçlu, bir makbuz ve borcun tamamı ödenmişse, buna ilişkin borç senedinin geri verilmesini veya iptalini isteyebilir.

Borcun tamamı ödenmemiş veya borç senedi alacaklıya başkaca haklar da vermekte ise borçlu, ancak makbuz verilmesini ve ödemenin borç senedine işlenmesini isteyebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 87 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 102 nci maddesinde, borcunu tamamen veya kısmen ödeyen borçlunun, makbuz ve senetlerin geri verilmesini veya iptalini ya da ödemenin borç senedine işlenmesini isteme hakkı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 87 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Makbuz ve senetlerin iadesi” şeklindeki ibare, Tasarıda “III. Makbuz ve senetlerin geri verilmesi” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 87 nci maddesi tek fıkradan oluştuğu hâlde, bu maddede iki ayrı konunun düzenlendiği göz önünde tutularak, Tasarının 102 nci maddesi iki fıkraya bölünerek düzenlenmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, borcun tamamının ödenmemiş olması hâlinde veya borç tamamen ödenmiş olmasına karşın, senette ayrıca alacaklıya bir takım haklar tanınmışsa, senedin geri verilmesinin istenemeyeceği; ancak, makbuz verilmesi ve borç senedine işlenmesinin istenebileceği öngörülmektedir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 102 gerekçesi

Mehaz madde — Alman MK m. 371

Borç senedinin geri verilmesi

Alacak hakkında bir borç senedi düzenlenmiş ise, borçlu makbuzun yanında borç senedinin geri verilmesini de isteyebilir. Alacaklı senedi geri vermeye muktedir olmadığını ileri sürerse, borçlu, borcun sona erdiğine ilişkin resmî onaylı bir ikrar isteyebilir.

Özgün metin (Almanca)

Ist über die Forderung ein Schuldschein ausgestellt worden, so kann der Schuldner neben der Quittung Rückgabe des Schuldscheins verlangen. Behauptet der Gläubiger, zur Rückgabe außerstande zu sein, so kann der Schuldner das öffentlich beglaubigte Anerkenntnis verlangen, dass die Schuld erloschen sei.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Medeni Kanunu

Mehaz madde — İsviçre BK m. 88

D. Ödeme / III. Makbuz ve borç senedinin geri verilmesi / 1. Borçlunun hakkı

1 Ödemede bulunan borçlu, bir makbuz isteme ve borcun tamamen sona ermesi halinde borç senedinin geri verilmesini veya iptalini isteme hakkına sahiptir.

2 Ödeme tam değilse veya borç senedinde alacaklının başka hakları da belgelenmiş ise, borçlu makbuzdan başka yalnızca borç senedi üzerine şerh düşülmesini isteyebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Schuldner, der eine Zahlung leistet, ist berechtigt, eine Quittung und, falls die Schuld vollständig getilgt wird, auch die Rückgabe des Schuldscheines oder dessen Entkräftung zu fordern.

2 Ist die Zahlung keine vollständige oder sind in dem Schuldscheine auch andere Rechte des Gläubigers beurkundet, so kann der Schuldner ausser der Quittung nur die Vormerkung auf dem Schuldscheine verlangen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 104

2. Hükümleri

Faiz veya kira bedeli gibi dönemsel edimlerden biri için, alacaklı tarafından çekince belirtilmeksizin makbuz verilmişse, önceki dönemlere ait edimler de ifa edilmiş sayılır.

Alacaklı anaparanın tamamı için makbuz vermişse, faizlerini de almış olduğu kabul edilir.

Borç senedi borçluya geri verilmişse, borç sona ermiş sayılır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 88 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 103 üncü maddesinde, makbuz ve senetlerin geri verilmesinin hükümleri düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 88 inci maddesi tek fıkradan oluştuğu hâlde, bu maddede birbirinden ayrı üç karineye yer verildiği göz önünde tutularak, Tasarının 103 üncü maddesi üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Maddede, faiz veya kira bedeli gibi dönemsel edimlerde, alacaklı tarafından, bir döneme ilişkin yaptığı ödeme veya anaparanın tamamı için borçluya makbuz vermesinin, önceki dönemlere ilişkin olmak üzere ortaya çıkardığı karineler düzenlenmektedir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 103 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 89

D. Ödeme / III. Makbuz ve borç senedinin geri verilmesi / 2. Etkisi

1 Faiz veya diğer dönemsel edimler borçlanılmış ise, sonraki bir edim için çekince konulmaksızın düzenlenen makbuz, daha önce muaccel olmuş edimlerin ifa edilmiş olduğu karinesini oluşturur.

2 Anapara borcu için bir makbuz düzenlenmiş ise, faizlerin de ödenmiş olduğu karine olarak kabul edilir.

3 Borç senedinin borçluya geri verilmesi, borcun sona ermiş olduğu karinesini oluşturur.

Özgün metin (Almanca)

1 Werden Zinse oder andere periodische Leistungen geschuldet, so begründet die für eine spätere Leistung ohne Vorbehalt ausgestellte Quittung die Vermutung, es seien die früher fällig gewordenen Leistungen entrichtet.

2 Ist eine Quittung für die Kapitalschuld ausgestellt, so wird vermutet, dass auch die Zinse bezahlt seien.

3 Die Rückgabe des Schuldscheines an den Schuldner begründet die Vermutung, dass die Schuld getilgt sei.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 105

3. Senedin geri verilememesi

Alacaklı, borç senedini kaybettiğini iddia ederse, borçlunun istemi üzerine, borcu ödeme sırasında, kendisine borç senedinin iptalini ve borcun sona ermiş olduğunu gösteren resmen düzenlenmiş veya usulüne göre onaylanmış bir belge vermek zorundadır.

Kıymetli evrakın iptaline ilişkin hükümler saklıdır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 89 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 104 üncü maddesinde, borcu ödemek isteyen borçluya, alacaklının borç senedini geri verememesi durumunda, borçlunun istem hakları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 89 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Senedin iadesinin mümkün olamaması” şeklindeki ibare, Tasarıda “3. Senedin geri verilememesi” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 89 uncu maddesi tek fıkradan oluştuğu hâlde, bu maddede iki ayrı konunun düzenlendiği göz önünde tutularak, Tasarının 104 üncü maddesi iki fıkraya bölünerek düzenlenmiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 104 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 90

D. Ödeme / III. Makbuz ve borç senedinin geri verilmesi / 3. Geri vermenin imkânsızlığı

1 Alacaklı, borç senedinin kaybolduğunu ileri sürerse, borçlu ödeme sırasında alacaklının borç senedinin iptalini ve borcun sona erdiğini resmi veya onaylı bir belgede beyan etmesini isteyebilir.

2 Kıymetli evrakın iptaline ilişkin hükümler saklıdır.

Özgün metin (Almanca)

1 Behauptet der Gläubiger, es sei der Schuldschein abhanden gekommen, so kann der Schuldner bei der Zahlung fordern, dass der Gläubiger die Entkräftung des Schuldscheines und die Tilgung der Schuld in einer öffentlichen oder beglaubigten Urkunde erkläre.

2 Vorbehalten bleiben die Bestimmungen über Kraftloserklärung von Wertpapieren.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

E. Alacaklının temerrüdü

Madde 106

I. Koşulları

Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur.

Alacaklı, müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşerse, diğerlerine karşı da temerrüde düşmüş olur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 90 ıncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 105 inci maddesinde, alacaklının temerrüdünün koşulları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 90 ıncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “E. Alacaklının Temerrüdünün / I. Şartları” şeklindeki ibare, Tasarıda “E. Alacaklının temerrüdü / I. Koşulları” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 90 ıncı maddesinde kullanılan “Yapılacak veya verilecek şey” şeklindeki ibare, Tasarıda “Yapma veya verme edimi” şeklinde; “tekaddümen kendi tarafından yapılması lâzım gelen muameleleri icradan imtina eder ise, mütemerrit addolunur.” şeklindeki ibare ise, Tasarıda “kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur.” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür.

Fıkraya göre, alacaklının müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşmesi, diğerlerine karşı da temerrüde düşmüş olması sonucunu doğurur. Böylece, müteselsil borçlulardan birinin usulüne uygun bir ifa önerisi, haklı bir sebep olmaksızın alacaklı tarafından reddedilirse, diğer müteselsil borçluların da aynı edimi alacaklıya yeniden ifa önerisinde bulunmaktan kurtarılmaları amaçlanmıştır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 105 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 91

E. Alacaklının temerrüdü / I. Koşul

Alacaklı, usulüne uygun olarak sunulan edimin kabulünü veya borçlunun ifa edebilmesi için gerekli olan ve kendisine düşen hazırlık işlemlerinin yapılmasını haksız olarak reddederse temerrüde düşer.

Özgün metin (Almanca)

Der Gläubiger kommt in Verzug, wenn er die Annahme der gehörig angebotenen Leistung oder die Vornahme der ihm obliegenden Vorbereitungshandlungen, ohne die der Schuldner zu erfüllen nicht imstande ist, ungerechtfertigterweise verweigert.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

II. Hükümleri

1. Bir şeyin teslimine ilişkin edimlerde

Madde 107

a. Tevdi hakkı

Alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir.

Tevdi yerini, ifa yerindeki hâkim belirler. Bununla birlikte ticari mallar, hâkim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 91 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 106 ncı maddesinde, verme edimlerinde borçlunun tevdi hakkı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 91 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “1. Borcun mevzuu bir şey olduğu surette” şeklindeki ibare, Tasarıda “1. Bir şeyin teslimine ilişkin edimlerde” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 91 inci maddesi tek fıkradan oluştuğu hâlde, bu maddede iki ayrı konunun düzenlendiği göz önünde tutularak, Tasarının 106 ncı maddesi iki fıkraya bölünerek düzenlenmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 91 inci maddesinin ikinci cümlesinde kullanılan “tevdi edilecek yeri tediye yerindeki hâkim tayin eder.” şeklindeki ibare, yanıltıcı olduğu için Tasarıda “Tevdi yerini ifa yerindeki hâkim belirler.” şekline dönüştürülmüştür.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 106 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 92

E. Alacaklının temerrüdü / II. Sonuçları / 1. Şey borçlarında / a. Tevdi hakkı

1 Alacaklı temerrüde düştüğünde, borçlu, borçlanılan şeyi alacaklının tehlike ve masrafına tevdi etmeye ve bu suretle borcundan kurtulmaya yetkilidir.

2 Tevdi yeri hâkim tarafından belirlenir; ancak mallar, hâkim kararı olmaksızın da bir antrepoya tevdi edilebilir.[42]

Özgün metin (Almanca)

1 Wenn der Gläubiger sich im Verzuge befindet, so ist der Schuldner berechtigt, die geschuldete Sache auf Gefahr und Kosten des Gläubigers zu hinterlegen und sich dadurch von seiner Verbindlichkeit zu befreien.

2 Den Ort der Hinterlegung hat der Richter zu bestimmen, jedoch können Waren auch ohne richterliche Bestimmung in einem Lagerhause hinterlegt werden.[42]

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 108

b. Satma hakkı

Sözleşmenin konusu olan şeyin niteliği veya işin özelliği tevdi edilmesine uygun düşmez veya teslim edilecek şey bozulabilir ya da bakımı, korunması veya tevdi edilmesi önemli bir gideri gerektirir ise, borçlu, alacaklıya önceden ihtarda bulunması koşuluyla, hâkimin izniyle onu açık artırma yoluyla sattırıp bedelini tevdi edebilir.

Teslim edilecek şey, borsada kayıtlıysa veya piyasa fiyatı varsa ya da yapılacak gidere oranla değeri az ise, satışın açık artırma yoluyla yapılması zorunlu olmadığı gibi, hâkim, önceden ihtarda bulunma koşulunu aramaksızın satışa izin verebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 92 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 107 nci maddesinde, alacaklının temerrüde düşmesi durumunda, tevdi edilmeye elverişli olmayan verme edimlerinde, borçlunun onu nasıl sattırıp bedelini tevdi etmek suretiyle borcundan kurtulabileceği düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 92 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “b. Satmak hakkı” şeklindeki ibare, Tasarıda “b. Satma hakkı” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 92 nci maddesi tek fıkradan oluştuğu hâlde, bu maddede iki ayrı konunun düzenlendiği göz önünde tutularak, Tasarının 107 nci maddesi iki fıkraya bölünerek düzenlenmiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 107 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 93

E. Alacaklının temerrüdü / II. Sonuçları / 1. Şey borçlarında / b. Satış hakkı

1 Şeyin niteliği veya işin yürütülme biçimi gereği tevdi mümkün değilse ya da şey bozulmaya elverişliyse veya bakım yahut önemli miktarda saklama masrafı gerektiriyorsa, borçlu, önceden ihtarda bulunarak ve hâkimin izniyle şeyi açık artırmayla sattırabilir ve bedelini tevdi edebilir.

2 Şeyin bir borsa veya piyasa fiyatı varsa ya da masraflara oranla değeri düşükse, satışın açık artırma yoluyla yapılması gerekmez ve hâkim tarafından önceden ihtar yapılmaksızın da izin verilebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Ist nach der Beschaffenheit der Sache oder nach der Art des Geschäftsbetriebes eine Hinterlegung nicht tunlich, oder ist die Sache dem Verderben ausgesetzt, oder erheischt sie Unterhaltungs- oder erhebliche Aufbewahrungskosten, so kann der Schuldner nach vorgängiger Androhung mit Bewilligung des Richters die Sache öffentlich verkaufen lassen und den Erlös hinterlegen.

2 Hat die Sache einen Börsen- oder Marktpreis oder ist sie im Verhältnis zu den Kosten von geringem Werte, so braucht der Verkauf kein öffentlicher zu sein und kann vom Richter auch ohne vorgängige Androhung gestattet werden.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 109

c. Tevdi konusunu geri alma

Alacaklı, tevdi edilen şeyi kabul ettiğini açıklamış veya tevdi bir rehnin ortadan kaldırılması sonucunu doğurmuş olmadıkça borçlu, tevdi edilen şeyi geri alabilir.

Tevdi edilen şey geri alındığı anda alacak, bütün yan haklarıyla birlikte varlığını sürdürür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 93 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 108 inci maddesinde, borçlunun tevdi ettiği edimi aynı maddede öngörülen durumlarda, tevdi yerinden geri almasının hukukî sonucu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 93 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “c. Tevdi edilecek şeyin istirdadı” şeklindeki ibare, Tasarıda “c. Tevdi konusunu geri alma” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 93 üncü maddesinin ikinci cümlesinde kullanılan “alacak bütün teferruatıyla yeniden tevellüt eder.” şeklindeki ibare, Tasarıda “alacak, bütün yan haklarıyla birlikte varlığını sürdürür.” şekline dönüştürülmüştür. Gerçekten, bu durumda alacağın sona ermesi söz konusu olmadığı için, “alacak yeniden tevellüt eder (doğar).” denilmesi, hukuk tekniğine uygun değildir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 93 üncü maddesi tek fıkradan oluştuğu hâlde, bu maddede iki ayrı konunun düzenlendiği göz önünde tutularak, Tasarının 108 inci maddesi iki fıkraya bölünerek düzenlenmiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 108 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 94

E. Alacaklının temerrüdü / II. Sonuçları / 1. Şey borçlarında / c. Geri alma hakkı

1 Borçlu, alacaklı tevdi edilen şeyin kabulünü henüz beyan etmediği veya tevdi sonucunda bir rehin hakkı ortadan kalkmadığı sürece, tevdi edilen şeyi geri almaya yetkilidir.

2 Geri alma anıyla birlikte alacak, tüm fer'î haklarıyla birlikte yeniden yürürlüğe girer.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Schuldner ist so lange berechtigt, die hinterlegte Sache wieder zurückzunehmen, als der Gläubiger deren Annahme noch nicht erklärt hat oder als nicht infolge der Hinterlegung ein Pfandrecht aufgehoben worden ist.

2 Mit dem Zeitpunkte der Rücknahme tritt die Forderung mit allen Nebenrechten wieder in Kraft.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 110

2. Diğer edimlerde

Borcun konusu bir şeyin teslimini gerektirmiyorsa, alacaklının temerrüdü hâlinde borçlu, borçlunun temerrüdüne ilişkin hükümlere göre sözleşmeden dönebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 94 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 109 uncu maddesinde, alacaklının temerrüde düşmesi durumunda, yapma edimi borçlusunun sözleşmeden dönmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 94 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Borcun mevzuu bir şey olmadığı surette” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Diğer edimlerde” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 94 üncü maddesinin sonunda kullanılan “akdi feshedebilir.” şeklindeki ibare, Tasarıda “sözleşmeden dönebilir.” şekline dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 109 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 95

E. Alacaklının temerrüdü / II. Sonuçları / 2. Diğer edimlerde

Bir şey borcundan başka bir edim borcu söz konusu olduğunda, borçlu, alacaklının temerrüdü hâlinde borçlunun temerrüdüne ilişkin hükümler uyarınca sözleşmeden dönebilir.

Özgün metin (Almanca)

Handelt es sich um die Verpflichtung zu einer andern als einer Sachleistung, so kann der Schuldner beim Verzug des Gläubigers nach den Bestimmungen über den Verzug des Schuldners vom Vertrage zurücktreten.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

F. Diğer ifa engelleri

Madde 111

Borçlunun kusuru olmaksızın, alacağın kime ait olduğunda veya alacaklının kimliğinde duraksama sebebiyle ya da alacaklıdan kaynaklanan diğer kişisel bir sebeple borç, alacaklıya veya temsilcisine ifa edilemezse borçlu, alacaklının temerrüdünde olduğu gibi, tevdi ya da sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 95 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 110 uncu maddesinde, borçlunun kusuru olmaksızın, alacağın kime ait olduğunda veya alacaklının kimliğinde duraksama sebebiyle ya da alacaklıdan kaynaklanan diğer kişisel bir sebeple ifa engelinin ortaya çıkması durumunda, borçlunun sahip olduğu haklar düzenlenmektedir. Bu hüküm, niteliği gereği, yapma ve verme edimlerini kapsamaktadır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 95 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “F. Borcun İfasına Mani Diğer Sebepler” şeklindeki ibare, Tasarıda “F. Diğer ifa engelleri” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 95 inci maddesinin sonunda kullanılan “veya akdi fesheylemek hakkını hâizdir.” şeklindeki ibare, Tasarıda “ya da sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir.” şekline dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İKİNCİ AYIRIM Borçların İfa Edilmemesinin Sonuçları 818 sayılı Borçlar Kanununun 96 ncı maddesiyle başlayan “İkinci Fasıl / Borçların ödenmemesinin neticeleri” şeklindeki alt başlık, Tasarıda “İkinci Ayırım / Borçların İfa Edilmemesinin Sonuçları” şeklinde değiştirilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 110 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 96

F. İfanın diğer sebeplerle engellenmesi

Borçlanılan edimin ifası, alacaklının şahsında bulunan başka bir sebepten veya alacaklının kişiliği hakkındaki kusursuz bir belirsizlik yüzünden ne alacaklıya ne de bir temsilciye yapılabiliyorsa, borçlu, alacaklının temerrüdünde olduğu gibi tevdi veya sözleşmeden dönme hakkına sahiptir.

Özgün metin (Almanca)

Kann die Erfüllung der schuldigen Leistung aus einem andern in der Person des Gläubigers liegenden Grunde oder infolge einer unverschuldeten Ungewissheit über die Person des Gläubigers weder an diesen noch an einen Vertreter geschehen, so ist der Schuldner zur Hinterlegung oder zum Rücktritt berechtigt, wie beim Verzug des Gläubigers.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

İkinci Ayırım

Borçların İfa Edilmemesinin Sonuçları

A. Borcun ifa edilmemesi

I. Giderim borcu

Madde 112

1. Genel olarak

Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 96 ncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 111 inci maddesinde, borcun ifa edilmemesi durumunda, genel olarak giderim borcu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 96 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Borcun İfa Edilmemesi / I. Borçlunun mesuliyeti / 1. Umumiyet itibariyle” şeklindeki ibare, Tasarıda “A. Borcun ifa edilmemesi / I. Giderim borcu / 1. Genel olarak” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 96 ncı maddesinde kullanılan “Alacaklı, hakkını kısmen veya tamamen istifa edemediği takdirde” şeklindeki ibare, Tasarıda “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse” şekline dönüştürülmüştür.

Maddede, borçlunun borcunu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi durumunda, alacaklının ifaya olan menfaatinin (olumlu zararının) karşılanması amaçlanmıştır.

Maddede borçlunun, “kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe” borca aykırılık nedeniyle alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlü olduğu belirtilmektedir. Burada, borca aykırı davranış söz konusu olduğu için, 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 6 ncı maddesinde öngörülen genel ispat kuralından farklı olarak kusursuzluğunu ispat yükü, tazminat sorumluluğundan kurtulmak isteyen borçluya yükletilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 111 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 97

A. İfanın gerçekleşmemesi / I. Borçlunun tazminat sorumluluğu / 1. Genel olarak

1 Borcun ifası hiç veya gereği gibi gerçekleştirilemiyorsa, borçlu, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, bundan doğan zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

2 Cebri icra bakımından, 11 Nisan 1889 tarihli İcra ve İflas Kanunu[43] ile 19 Aralık 2008 tarihli Hukuk Muhakemeleri Kanunu[44] (HMK) hükümleri uygulanır.[45]

Özgün metin (Almanca)

1 Kann die Erfüllung der Verbindlichkeit überhaupt nicht oder nicht gehörig bewirkt werden, so hat der Schuldner für den daraus entstehenden Schaden Ersatz zu leisten, sofern er nicht beweist, dass ihm keinerlei Verschulden zur Last falle.

2 Für die Vollstreckung gelten die Bestimmungen des Bundesgesetzes vom 11. April 1889[43] über Schuldbetreibung und Konkurs sowie der Zivilprozessordnung vom 19. Dezember 2008[44] (ZPO).[45]

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 113

2. Yapma ve yapmama borçlarında

Yapma borcu, borçlu tarafından ifa edilmediği takdirde alacaklı, masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkası tarafından ifasına izin verilmesini isteyebilir; her türlü giderim isteme hakkı saklıdır.

Yapmama borcuna aykırı davranan borçlu, bu aykırı davranışının doğurduğu zararı gidermekle yükümlüdür.

Alacaklı, ayrıca borca aykırı durumun ortadan kaldırılmasını veya bu konuda masrafı borçluya ait olmak üzere kendisinin yetkili kılınmasını isteyebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 97 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 112 nci maddesinde, yapma ve yapmama borcunun ifa edilmemesinin sonuçları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 97 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Bir şeyin yapılması veya yapılmaması borçları” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Yapma ve yapmama borçlarında” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 97 nci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “borcun kendisi tarafından ifasına izin verilmesini talep edebilir.” şeklindeki ibare, öğreti ve uygulamada benimsenen görüşe uygun olarak, Tasarıda “edimin kendisi veya başkası tarafından ifasına izin verilmesini isteyebilir.” şeklinde düzeltilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 97 nci maddesinin son fıkrasının birinci cümlesinde kullanılan “taahhüde muhalif olarak yapılan şeyin ref’ini” şeklindeki ibare, Tasarıda “borca aykırı durumun ortadan kaldırılmasını” şeklinde; 818 sayılı Borçlar Kanununun aynı fıkrasının son cümlesinde kullanılan “kendisi tarafından ref’e izin verilmesini de isteyebilir.” şeklindeki ibare ise, Tasarıda “kendisinin yetkili kılınmasını isteyebilir.” şekline dönüştürülmüştür.

Maddenin son fıkrası, ilk iki fıkradaki durumlarda uygulanabilecek bir hüküm içermektedir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 112 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 98

A. İfanın gerçekleşmemesi / I. Borçlunun tazminat sorumluluğu / 2. Bir şeyi yapma veya yapmama borcunda

1 Borçlu bir şeyi yapmakla yükümlü ise, alacaklı, tazminat taleplerini saklı tutarak, edimin borçlunun masrafına yerine getirilmesi için yetki almaya hak kazanır.

2 Borçlu bir şeyi yapmamakla yükümlü ise, buna aykırı davranması hâlinde dahi zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

3 Ayrıca alacaklı, hukuka aykırı durumun ortadan kaldırılmasını isteyebilir ve bunu borçlunun masrafına ortadan kaldırmaya yetkili kılınmayı talep edebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Ist der Schuldner zu einem Tun verpflichtet, so kann sich der Gläubiger, unter Vorbehalt seiner Ansprüche auf Schadenersatz, ermächtigen lassen, die Leistung auf Kosten des Schuldners vorzunehmen.

2 Ist der Schuldner verpflichtet, etwas nicht zu tun, so hat er schon bei blossem Zuwiderhandeln den Schaden zu ersetzen.

3 Überdies kann der Gläubiger die Beseitigung des rechtswidrigen Zustandes verlangen und sich ermächtigen lassen, diesen auf Kosten des Schuldners zu beseitigen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

II. Sorumluluğun ve giderim borcunun kapsamı

Madde 114

1. Genel olarak

Borçlu, genel olarak her türlü kusurdan sorumludur. Borçlunun sorumluluğunun kapsamı, işin özel niteliğine göre belirlenir. İş özellikle borçlu için bir yarar sağlamıyorsa, sorumluluk daha hafif olarak değerlendirilir.

Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 98 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 113 üncü maddesinde, borcun ifa edilmemesi durumunda, borçlunun sorumluluğunun ölçüsü ve giderim borcunun kapsamı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 98 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Mesuliyetin vüs’ati / 1. Umumiyet itibariyle” şeklindeki ibareler, Tasarıda “II. Sorumluluğun ölçüsü ve giderim borcunun kapsamı / 1. Genel olarak” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 98 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde: “Bu mesuliyetin vüs’ati işin hususî mahiyetine göre çok veya az olabilir.” denilmektedir. Bu cümle, Tasarıda şöyle ifade edilmiştir: “Borçlunun sorumluluğunun ölçüsü, işin özel niteliğine göre belirlenir.” Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 113 gerekçesi

Mehaz madde — Alman MK m. 276

Borçlunun sorumluluğu

(1) Borçlu, daha ağır veya daha hafif bir sorumluluk ne kararlaştırılmışsa ne de borç ilişkisinin diğer içeriğinden, özellikle bir garanti veya tedarik riskinin üstlenilmesinden anlaşılabiliyorsa, kast ve ihmalden sorumludur. 827 ve 828. maddelerin hükümleri kıyasen uygulanır.

(2) İşlem hayatında gerekli özeni göstermeyen kimse ihmalle hareket etmiş sayılır.

(3) Borçlu, kast nedeniyle doğacak sorumluluktan önceden ibra edilemez.

Özgün metin (Almanca)

(1) Der Schuldner hat Vorsatz und Fahrlässigkeit zu vertreten, wenn eine strengere oder mildere Haftung weder bestimmt noch aus dem sonstigen Inhalt des Schuldverhältnisses, insbesondere aus der Übernahme einer Garantie oder eines Beschaffungsrisikos, zu entnehmen ist. Die Vorschriften der §§ 827 und 828 finden entsprechende Anwendung.

(2) Fahrlässig handelt, wer die im Verkehr erforderliche Sorgfalt außer Acht lässt.

(3) Die Haftung wegen Vorsatzes kann dem Schuldner nicht im Voraus erlassen werden.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Medeni Kanunu

Mehaz madde — İsviçre BK m. 99

A. İfanın gerçekleşmemesi / II. Sorumluluğun ölçüsü ve zararın kapsamı / 1. Genel olarak

1 Borçlu, genel olarak her türlü kusurdan sorumludur.

2 Sorumluluğun ölçüsü, işin özel niteliğine göre belirlenir ve özellikle işlem borçlu için hiçbir yarar sağlamıyorsa daha hafif değerlendirilir.

3 Bunun dışında, haksız fiillerde sorumluluğun ölçüsüne ilişkin hükümler, sözleşmeye aykırı davranışa da kıyas yoluyla uygulanır.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Schuldner haftet im Allgemeinen für jedes Verschulden.

2 Das Mass der Haftung richtet sich nach der besonderen Natur des Geschäftes und wird insbesondere milder beurteilt, wenn das Geschäft für den Schuldner keinerlei Vorteil bezweckt.

3 Im übrigen finden die Bestimmungen über das Mass der Haftung bei unerlaubten Handlungen auf das vertragswidrige Verhalten entsprechende Anwendung.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 115

2. Sorumsuzluk anlaşması

Borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.

Borçlunun alacaklı ile hizmet sözleşmesinden kaynaklanan herhangi bir borç sebebiyle sorumlu olmayacağına ilişkin olarak önceden yaptığı her türlü anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.

Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 99 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 114 üncü maddesinde, sorumsuzluk anlaşması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 99 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Mesuliyetten beraet şartı” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Sorumsuzluk anlaşması” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 99 uncu maddesi iki fıkradan oluştuğu hâlde, üç ayrı konunun düzenlendiği göz önünde tutularak, madde, Tasarıda üç fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 99 uncu maddesinin birinci fıkrasında “hile veya ağır kusur” ibaresi kullanılmışsa da, ağır kusurun, kastı ve ağır ihmali kapsadığı göz önünde tutularak, Tasarıda “hile” ibaresinin de kullanılması gereksiz görülmüş ve madde metnine alınmamıştır. Aynı fıkrada kullanılan “batıldır.” sözcüğü, Tasarının 114 üncü maddesinin birinci fıkrasında, yine Tasarının 27 nci maddesinin gerekçesinde açıklandığı gibi, “kesin olarak hükümsüzdür.” sözcükleriyle ifade edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında kullanılan “hafif kusur” şeklindeki ibare, “hafif ihmal”i ifade etmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 99 uncu maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “hükûmet tarafından imtiyaz suretiyle verilen bir sanatın icrasından tevellüt ediyorsa” şeklindeki ibare, Tasarının 114 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında “Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya san’at, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa” şeklinde değiştirilmiştir. Böylece, fıkra hükmünün, kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebilen her türlü faaliyet için değil, sadece uzmanlığı gerektiren hizmet, meslek veya san’atlar için uygulanması amaçlanmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 99 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenlemeden farklı olarak, kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülen hizmetlerde hafif kusurdan sorumlu olunamayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma, bu tür hizmetleri yürütenlerin hafif kusurlarının varlığı hâlinde de olsa, sorumsuzluk kaydına yer vermelerinin uygun görülmemesi nedeniyle, hâkime takdir yetkisi verilmeksizin, kesin hükümsüzlük yaptırımına bağlanmıştır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 114 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 100

A. İfanın gerçekleşmemesi / II. Sorumluluğun ölçüsü ve zararın kapsamı / 2. Sorumluluğun önceden kaldırılması

1 Hukuka aykırı kast veya ağır ihmalden doğan sorumluluğun kaldırılmasına ilişkin önceden yapılan bir anlaşma kesin hükümsüzdür.

2 Hafif kusurdan doğan sorumluluktan önceden feragat edildiğine ilişkin beyan da, feragat edenin beyanı sırasında karşı tarafın hizmetinde bulunması veya sorumluluğun resmi makamca imtiyazlı kılınmış bir işletmenin işletilmesinden doğması hâlinde, hâkimin takdirine göre kesin hükümsüz sayılabilir.

3 Sigorta sözleşmesine ilişkin özel hükümler saklıdır.

Özgün metin (Almanca)

1 Eine zum voraus getroffene Verabredung, wonach die Haftung für rechtswidrige Absicht oder grobe Fahrlässigkeit ausgeschlossen sein würde, ist nichtig.

2 Auch ein zum voraus erklärter Verzicht auf Haftung für leichtes Verschulden kann nach Ermessen des Richters als nichtig betrachtet werden, wenn der Verzichtende zur Zeit seiner Erklärung im Dienst des anderen Teiles stand, oder wenn die Verantwortlichkeit aus dem Betriebe eines obrigkeitlich konzessionierten Gewerbes folgt.

3 Vorbehalten bleiben die besonderen Vorschriften über den Versicherungsvertrag.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 116

3. Yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk

Borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür.

Yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluk, önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabilir.

Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 100 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 115 inci maddesinde, yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 100 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Muavin şahısların mesuliyeti” şeklindeki ibare, Tasarıda “3. Yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 100 üncü maddesinin son fıkrasında, sorumsuzluk anlaşması yapıldığı sırada alacaklının borçlunun hizmetinde olması veya sorumluluğun, hükûmetçe imtiyaz suretiyle verilen bir meslek veya sanatın icrasından doğması durumunda, sorumsuzluk anlaşmasıyla, borçlunun yardımcı kişilerin sadece hafif kusurlarından sorumlu olmayacağının kararlaştırılabileceği öngörülmüştür. Tasarının 115 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde öngörülen yeni hükme göre ise: “Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya san’at, ancak, kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.” Böylece, uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya san’at, ancak, kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebildiği takdirde, borçlunun, ifa yardımcılarının hafif kusurundan bile sorumluluktan kurtulması yolunun kapatılması amaçlanmıştır. Gerçekten, bu durumda borçlunun değil, alacaklının korunması, menfaatler dengesine de uygun düşer. Bu nedenle, söz konusu hükme aykırı olarak yapılan bir anlaşma, Tasarının 27 nci maddesinin birinci fıkrası anlamında, kesin hükümsüzlük yaptırımına bağlanmıştır.

Maddenin son fıkrasında, sorumsuzluk anlaşması yapıldığı sırada alacaklının borçlunun hizmetinde olması durumunda, borçlunun sadece hafif kusuru için geçerli bir sorumsuzluk anlaşması yapabileceği kabul edilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 115 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 101

A. İfanın gerçekleşmemesi / II. Sorumluluğun ölçüsü ve zararın kapsamı / 3. Yardımcı kişiler için sorumluluk

1 Bir borç ilişkisinden doğan bir edimin ifasını veya bir hakkın kullanılmasını, yetkili olsa dahi, ev halkı veya işçi gibi bir yardımcı kişi eliyle yerine getiren kimse, bu yardımcı kişinin kendi işini görürken diğer tarafa verdiği zararı tazmin etmekle yükümlüdür.[46]

2 Bu sorumluluk, önceden yapılan bir anlaşmayla sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir.

3 Ancak feragat eden, karşı tarafın hizmetinde bulunuyorsa veya sorumluluk resmi makamca imtiyazlı kılınmış bir işletmenin işletilmesinden doğuyorsa, sorumluluktan ancak hafif kusur için feragat edilebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Wer die Erfüllung einer Schuldpflicht oder die Ausübung eines Rechtes aus einem Schuldverhältnis, wenn auch befugterweise, durch eine Hilfsperson, wie Hausgenossen oder Arbeitnehmer vornehmen lässt, hat dem andern den Schaden zu ersetzen, den die Hilfsperson in Ausübung ihrer Verrichtungen verursacht.[46]

2 Diese Haftung kann durch eine zum voraus getroffene Verabredung beschränkt oder aufgehoben werden.

3 Steht aber der Verzichtende im Dienst des andern oder folgt die Verantwortlichkeit aus dem Betriebe eines obrigkeitlich konzessionierten Gewerbes, so darf die Haftung höchstens für leichtes Verschulden wegbedungen werden.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

B. Borçlunun temerrüdü

Madde 117

I. Koşulları

Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.

Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 101 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 116 ncı maddesinde, borçlunun temerrüdünün koşulları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 101 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. Borçlunun Temerrüdü / I. Şartlar” şeklindeki ibareler, Tasarıda “B. Borçlunun temerrüdü / I. Koşulları” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 116 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 102

B. Borçlunun temerrüdü / I. Koşul

1 Bir borç muaccel olduğunda, borçlu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.

2 İfa için belirli bir vade kararlaştırılmışsa veya böyle bir vade, saklı tutulan ve usulüne uygun şekilde yapılan bir fesih bildirimi sonucunda ortaya çıkıyorsa, borçlu bu günün geçmesiyle birlikte temerrüde düşer.

Özgün metin (Almanca)

1 Ist eine Verbindlichkeit fällig, so wird der Schuldner durch Mahnung des Gläubigers in Verzug gesetzt.

2 Wurde für die Erfüllung ein bestimmter Verfalltag verabredet, oder ergibt sich ein solcher infolge einer vorbehaltenen und gehörig vorgenommenen Kündigung, so kommt der Schuldner schon mit Ablauf dieses Tages in Verzug.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

II. Hükümleri

1. Genel olarak

Madde 118

a. Gecikme tazminatı

Temerrüde düşen borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe, borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 102 nci maddesinin birinci fıkrasının gecikme tazminatına ilişkin kısmını karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 117 nci maddesinde, gecikme tazminatı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, Tasarının 118 inci maddesinde ayrıca düzenlendiği için, madde metnine alınmamıştır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 117 gerekçesi

Madde 119

b. Beklenmedik hâlden sorumluluk

Temerrüde düşen borçlu, beklenmedik hâl sebebiyle doğacak zarardan sorumludur.

Borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını veya borcunu zamanında ifa etmiş olsaydı bile beklenmedik hâlin ifa konusu şeye zarar vereceğini ispat ederek bu sorumluluktan kurtulabilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 102 nci maddesinin birinci fıkrasının beklenmedik hâlde sorumluluğa ilişkin kısmı ile ikinci fıkrasını karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 118 inci maddesinde, temerrüde düşen borçlunun beklenmedik hâlde sorumluluğu ve bu sorumluluktan nasıl kurtulabileceği düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 102 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “1. Kaza hâlinde mesuliyet” şeklindeki ibare, Tasarıda “b. Beklenmedik hâlden sorumluluk” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “tediye olunacak şeye” şeklindeki ibare, Tasarının 118 inci maddesinde “ifa konusu şeye” şeklinde ifade edilmiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 118 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 103

B. Borçlunun temerrüdü / II. Sonuçları / 1. Beklenmedik hâlden sorumluluk

1 Borçlu temerrüde düşmüşse, gecikmeli ifadan doğan zararı tazmin etmekle yükümlüdür ve beklenmedik hâlden de sorumludur.

2 Borçlu, temerrüdün kendi tarafından hiçbir kusur olmaksızın meydana geldiğini veya beklenmedik hâlin, edimin zamanında ifa edilmiş olması durumunda dahi alacaklının zararına olacak şekilde edimin konusunu etkileyeceğini ispat ederek bu sorumluluktan kurtulabilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Befindet sich der Schuldner im Verzuge, so hat er Schadenersatz wegen verspäteter Erfüllung zu leisten und haftet auch für den Zufall.

2 Er kann sich von dieser Haftung durch den Nachweis befreien, dass der Verzug ohne jedes Verschulden von seiner Seite eingetreten ist oder dass der Zufall auch bei rechtzeitiger Erfüllung den Gegenstand der Leistung zum Nachteile des Gläubigers betroffen hätte.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

2. Temerrüt faizi

Madde 120

a. Genel olarak

Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.

Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz.

Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 103 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 119 uncu maddesinde, genel olarak temerrüt faizi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 103 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Geçmiş günler faizi / a. Umumiyet itibariyle” şeklindeki ibareler, Tasarıda “2. Temerrüt faizi / a. Genel olarak” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun iki fıkradan oluşan 103 üncü maddesi, Tasarının 119 uncu maddesinde üç fıkra hâlinde, tamamen farklı bir hüküm olarak düzenlenmiştir.

Maddenin birinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 103 üncü maddesinde yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Fıkrada, faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranının sözleşmede kararlaştırılmaması durumunda, bu oranın, Tasarısının 87 nci maddesinde olduğu gibi, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirleneceği öngörülmektedir. Faiz oranının, ekonomik koşullara göre, zaman içinde sıkça değiştirilebildiği göz önünde tutularak, temel bir kanun olan Türk Borçlar Kanununda, sabit bir oranın belirtilmesi uygun görülmemiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranının, aynı maddenin birinci fıkrası uyarınca belirlenen yıllık ortalama faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamayacağı kabul edilmiştir. Bu emredici hükümle, temerrüde düşmüş olsa bile, Anayasanın 2 nci maddesinde ifadesini bulan sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak, uygulamada örnekleri sıkça görülen olağanüstü faiz oranları karşısında, borçluların korunmaları amaçlanmıştır.

Maddenin son fıkrasına göre, taraflarca akdî faiz oranı kararlaştırıldığı hâlde sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamış ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı olarak akdî faiz oranı uygulanır. Böylece, temerrüde düşen borçlunun, sözleşmede temerrüt faizi oranına ilişkin bir düzenleme yapılmadığı gerekçesiyle, akdî faizden daha düşük bir temerrüt faizi ödemek suretiyle, temerrüdünden yarar sağlamasının önlenmesi amaçlanmıştır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 119 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 104

B. Borçlunun temerrüdü / II. Sonuçları / 2. Temerrüt faizi / a. Genel olarak

1 Borçlu bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşmüşse, sözleşmesel faiz daha az olsa bile, yıllık yüzde beş oranında temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür.

2 Sözleşmeyle, ister doğrudan ister dönemsel bir banka komisyonu kararlaştırılmak suretiyle, yüzde beşten yüksek faiz kararlaştırılmışsa, bu faiz temerrüt süresince de talep edilebilir.

3 Tacirler arasında, ödeme yerindeki geçerli banka iskonto oranının yüzde beşi aştığı süre için, temerrüt faizi bu daha yüksek oran üzerinden hesaplanabilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Ist der Schuldner mit der Zahlung einer Geldschuld in Verzug, so hat er Verzugszinse zu fünf vom Hundert für das Jahr zu bezahlen, selbst wenn die vertragsmässigen Zinse weniger betragen.

2 Sind durch Vertrag höhere Zinse als fünf vom Hundert, sei es direkt, sei es durch Verabredung einer periodischen Bankprovision, ausbedungen worden, so können sie auch während des Verzuges gefordert werden.

3 Unter Kaufleuten können für die Zeit, wo der übliche Bankdiskonto am Zahlungsorte fünf vom Hundert übersteigt, die Verzugszinse zu diesem höheren Zinsfusse berechnet werden.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 121

b. Faizlerde, iratlarda ve bağışlamada temerrüt faizi

Faiz veya irat borcunu ya da bağışladığı bir miktar parayı ödemekte temerrüde düşen borçlu, icra takibine girişildiği veya dava açıldığı günden başlayarak, temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür.

Buna aykırı olarak yapılan anlaşmalar, ceza koşulu hükümlerine tabi olur.

Temerrüt faizine, ayrıca temerrüt faizi yürütülemez.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 104 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 120 nci maddesinde, faiz, irat ve bağışlamalarda temerrüt faizi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 104 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “b. Faizin, mütedahil taksitlerin, bağışladığı mebaliğin tediyesinde mütemerrit olan borçlu” şeklindeki ibare, Tasarıda “b. Faizlerde, iratlarda ve bağışlamada temerrüt faizi” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 120 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 105

B. Borçlunun temerrüdü / II. Sonuçları / 2. Temerrüt faizi / b. Faizlerde, iratlarda, bağışlamalarda

1 Faizlerin ödenmesinde veya iratların verilmesinde ya da bağışlanan bir tutarın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, ancak takibin başlatıldığı veya davanın açıldığı günden itibaren temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür.

2 Buna aykırı bir anlaşma, cezai şarta ilişkin ilkelere göre değerlendirilir.

3 Temerrüt faizinden temerrüt faizi hesaplanamaz.

Özgün metin (Almanca)

1 Ein Schuldner, der mit der Zahlung von Zinsen oder mit der Entrichtung von Renten oder mit der Zahlung einer geschenkten Summe im Verzuge ist, hat erst vom Tage der Anhebung der Betreibung oder der gerichtlichen Klage an Verzugszinse zu bezahlen.

2 Eine entgegenstehende Vereinbarung ist nach den Grundsätzen über Konventionalstrafe zu beurteilen.

3 Von Verzugszinsen dürfen keine Verzugszinse berechnet werden.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 122

3. Aşkın zarar

Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.

Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 105 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 121 inci maddesinde, temerrüt faiziyle karşılanmayan zarar, yani aşkın zarar düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 105 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Munzam zarar” şeklindeki ibare, Tasarıda “3. Aşkın zarar” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 105 inci maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “…derhal takdir olunabilirse” şeklindeki ibare yerine, Tasarının 121 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “…görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine” şeklindeki ibare kullanılmıştır. Böylece, uygulamaya uygun olarak, hâkimin, bu konuda, ayrıca ve özel bir soruşturmaya girişmeksizin, zarar miktarını belirleyebilmesi durumunda, davacının istemi üzerine, aynı davada, söz konusu zarar miktarına hükmedebileceği öngörülmüştür.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 121 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 106

B. Borçlunun temerrüdü / II. Sonuçları / 3. Ek zarar

1 Alacaklı, temerrüt faiziyle karşılanandan daha büyük bir zarara uğramışsa, borçlu, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, bu zararı da tazmin etmekle yükümlüdür.

2 Bu daha büyük zarar önceden tahmin edilebiliyorsa, hâkim bunun tazminini asıl istem hakkındaki hükümde daha şimdiden belirleyebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Hat der Gläubiger einen grösseren Schaden erlitten, als ihm durch die Verzugszinse vergütet wird, so ist der Schuldner zum Ersatze auch dieses Schadens verpflichtet, wenn er nicht beweist, dass ihm keinerlei Verschulden zur Last falle.

2 Lässt sich dieser grössere Schaden zum voraus abschätzen, so kann der Richter den Ersatz schon im Urteil über den Hauptanspruch festsetzen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

4. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde

Madde 123

a. Süre verilmesi

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 106 ncı maddesinin birinci fıkrasını karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 122 nci maddesinde, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde borçluya süre verilmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 106 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “4. Bir mehil tayini suretiyle / a. Fesih hakkı” şeklindeki ibareler, Tasarıda “4. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde / a. Süre verilmesi” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 106 ncı maddesi iki fıkradan oluştuğu hâlde, Tasarının 122 nci maddesi tek fıkradan oluşmaktadır. Bunun sebebi, 818 sayılı Borçlar Kanununun aynı maddesinin ikinci fıkrasının, Tasarının 124 üncü maddesinde ayrıca düzenlenmiş olmasıdır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 106 ncı maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “Karşılıklı taahhütleri hâvi olan bir akitte” şeklindeki ibare, Tasarıda “Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde” şeklinde ifade edilmiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 122 gerekçesi

Madde 124

b. Süre verilmesini gerektirmeyen durumlar

Aşağıdaki durumlarda süre verilmesine gerek yoktur:

1. Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa.

2. Borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa.

3. Borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 107 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkraya bağlı üç bentten oluşan 123 üncü maddesinde, süre verilmesini gerektirmeyen durumlar düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 107 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “b. Derhâl fesih” şeklindeki ibare, Tasarıda “b. Süre verilmesini gerektirmeyen durumlar” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 107 nci maddesinin (1) numaralı bendi, Tasarıda “Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 107 nci maddesinin (3) numaralı bendi, Tasarıda “Borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa” şeklinde kaleme alınmıştır. Tasarıda kullanılan “…ifanın artık kabul edilmeyeceği” şeklindeki ibare, 818 sayılı Borçlar Kanununun 107 nci maddesinin (3) numaralı bendinde bulunmamakla birlikte, bu durumda kesin vadeli sözleşme söz konusu olduğu için, borçlunun ifa imkânsızlığıyla karşı karşıya kalacağı göz önünde tutulursa, alacaklının ifayı kabul etmesinden de söz edilemez.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 123 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 108

B Borçlunun temerrüdü / II Etkileri / 4 Sözleşmeden dönme ve tazminat / b Süre verilmeksizin

Aşağıdaki hâllerde sonraki ifa için süre verilmesi gerekli değildir:1. borçlunun davranışından, bunun yararsız kalacağı anlaşılıyorsa;2. borçlunun temerrüdü sonucunda ifa alacaklı için yararsız hâle gelmişse;3. sözleşmeden, tarafların ifanın tam olarak belirli bir zamanda veya belirli bir zamana kadar yapılması yönündeki iradeleri anlaşılıyorsa.

Özgün metin (Almanca)

Die Ansetzung einer Frist zur nachträglichen Erfüllung ist nicht erforderlich:1. wenn aus dem Verhalten des Schuldners hervorgeht, dass sie sich als unnütz erweisen würde;2. wenn infolge Verzuges des Schuldners die Leistung für den Gläubiger nutzlos geworden ist;3. wenn sich aus dem Vertrage die Absicht der Parteien ergibt, dass die Leistung genau zu einer bestimmten oder bis zu einer bestimmten Zeit erfolgen soll.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 125

c. Seçimlik haklar

Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir.

Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir.

Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 106 ncı maddesinin ikinci fıkrası ile 108 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 124 üncü maddesinde, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde temerrüde düşen borçlu karşısındaki alacaklının seçimlik hakları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 108 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “c. Feshin hükümleri” şeklindeki ibare, Tasarıda “c. Seçimlik haklar” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 106 ncı maddesinin ikinci fıkrası, Tasarının 124 üncü maddesinde, iki fıkraya bölünerek düzenlenmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanununun söz konusu fıkrasında kullanılan “Bu mehil zarfında borç ifa edilmemiş bulunduğu surette” şeklindeki ibare, Tasarının 124 üncü maddesinin birinci fıkrasında “Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde borcunu ifa etmemişse” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 108 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “Akitten rücu eden alacaklı” şeklindeki ibare, Tasarının aynı maddesinin üçüncü fıkrasında “Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar” şeklinde değiştirilmiştir. Gerçekten, karşılıklı edimleri içeren bir sözleşmede tarafların, birbirlerine karşı, aynı zamanda hem alacaklı ve hem de borçlu oldukları göz önünde tutulursa, Tasarıda kullanılan “taraflar” şeklindeki ibare yerindedir. Çünkü, böyle bir sözleşmede, kendi edimini ifa eden taraf, bir yandan “borçlu” sıfatıyla hareket etmekte, diğer yandan karşı edim alacağı yönünden “alacaklı” sıfatını kazanmaktadır.

Maddenin son fıkrasında, borçlunun temerrüdü nedeniyle sözleşmeden dönen alacaklının uğradığı zararın giderilmesini isteyebileceği belirtilmektedir. Burada, alacaklının giderilmesini isteyebileceği zarar, olumsuz zarar, yani sözleşme yapılmamış olsaydı uğramayacak olduğu zarardan ibarettir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 124 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 107

B Borçlunun temerrüdü / II Etkileri / 4 Sözleşmeden dönme ve tazminat / a Süre verilerek

1 İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde borçlu temerrüde düşerse, alacaklı ona ifa için uygun bir süre verebilir veya yetkili makam eliyle verdirebilir.

2 Bu süre geçtikten sonra da ifa gerçekleşmezse, alacaklı yine de ifa ile birlikte gecikme sebebiyle tazminat isteyebilir; bunun yerine, gecikmeksizin beyan etmek koşuluyla, sonraki ifadan vazgeçerek ya ifa edilmemeden doğan zararın giderilmesini isteyebilir ya da sözleşmeden dönebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Wenn sich ein Schuldner bei zweiseitigen Verträgen im Verzuge befindet, so ist der Gläubiger berechtigt, ihm eine angemessene Frist zur nachträglichen Erfüllung anzusetzen oder durch die zuständige Behörde ansetzen zu lassen.

2 Wird auch bis zum Ablaufe dieser Frist nicht erfüllt, so kann der Gläubiger immer noch auf Erfüllung nebst Schadenersatz wegen Verspätung klagen, statt dessen aber auch, wenn er es unverzüglich erklärt, auf die nachträgliche Leistung verzichten und entweder Ersatz des aus der Nichterfüllung entstandenen Schadens verlangen oder vom Vertrage zurücktreten.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 126

d. Sürekli edimli sözleşmelerde

İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “d. Sürekli edimli sözleşmelerde” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 125 inci maddesinde, ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrüdü hâlinde, alacaklının seçimlik hakları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 106 ilâ 108 inci maddeleri ile Tasarının 124 üncü maddesinde, ani edimli sözleşmelerde borçlunun temerrüdünün hukukî sonuçlarının düzenlendiği göz önünde tutularak, ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmeler için de, bu konuda ayrı bir düzenleme yapılması zorunlu görülmüştür. Bu yeni düzenlemeyle, ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrüdü hâlinde, alacaklının, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini isteyebileceği kabul edilmiştir. Maddede, alacaklıya seçimlik bir hak olarak, sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini isteme hakkının tanındığı ve bu zararın olumlu (müspet) zarar niteliği taşıdığı göz önünde tutulursa, ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde borçlunun temerrüdü hâlinde, onun sahip olduğu seçimlik hakların kapsamında, ani edimli sözleşmelere göre herhangi bir sınırlama söz konusu değildir.

ÜÇÜNCÜ AYIRIM Borç İlişkilerinin Üçüncü Kişilere Etkisi 818 sayılı Borçlar Kanununun 109 uncu maddesiyle başlayan “Üçüncü Fasıl / Borçların üçüncü şahıs hakkındaki tesiri” şeklindeki alt başlık, Tasarıda “Üçüncü Ayırım / Borç İlişkilerinin Üçüncü Kişilere Etkisi” şeklinde değiştirilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 125 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 109

B Borçlunun temerrüdü / II Etkileri / 4 Sözleşmeden dönme ve tazminat / c Dönmenin etkisi

1 Sözleşmeden dönen kimse, vaat edilen karşı edimi ifadan kaçınabilir ve yerine getirmiş olduğu edimin geri verilmesini isteyebilir.

2 Ayrıca, borçlu kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, sözleşmenin ortadan kalkmasından doğan zararın giderilmesini isteme hakkına sahiptir.

Özgün metin (Almanca)

1 Wer vom Vertrage zurücktritt, kann die versprochene Gegenleistung verweigern und das Geleistete zurückfordern.

2 Überdies hat er Anspruch auf Ersatz des aus dem Dahinfallen des Vertrages erwachsenen Schadens, sofern der Schuldner nicht nachweist, dass ihm keinerlei Verschulden zur Last falle.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Üçüncü Ayırım

Borç İlişkilerinin Üçüncü Kişilere Etkisi

A. Alacaklıya halef olma

Madde 127

Alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişi, aşağıdaki hâllerde ifası ölçüsünde alacaklının haklarına halef olur:

1. Başkasının borcu için rehnedilen bir şeyi rehinden kurtardığı ve bu şey üzerinde mülkiyet veya başka bir ayni hakkı bulunduğu takdirde.

2. Alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişinin ona halef olacağı, borçlu tarafından ifadan önce alacaklıya bildirildiği takdirde.

Diğer halefiyet hâllerine ilişkin kanun hükümleri saklıdır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 109 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 126 ncı maddesinde, borcu ifa eden üçüncü kişinin alacaklıya halef olması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 109 uncu maddesinde kullanılan “tediye eylediği miktar nispetinde” şeklindeki ibare, Tasarıda “ifası ölçüsünde” şeklinde ifade edilmiştir. Tediyenin, para borçlarının ifasını belirtmek için kullanılabileceği; fakat diğer borçların ifasını belirtmek üzere kullanılmasının hatalı olduğu göz önünde tutulmuştur. Maddede sayılan durumlarda alacaklıya ifada bulunan kişinin ona kanun gereği halef olacağı açıkça anlaşıldığı için, madde metninde “kanunen” ibaresinin kullanılması gereksiz görülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 109 uncu maddesinde yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Fıkra ile, diğer halefiyet hâllerinin öngörüldüğü kanun hükümleri saklı tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 126 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 110

A Bir üçüncü kişinin işe girmesi

Bir üçüncü kişi alacaklıyı tatmin ettiği ölçüde, alacaklının hakları kanun gereği ona geçer:1. üçüncü kişi, kendisine mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak ait olan, başkasının borcu için rehnedilmiş bir şeyi kurtarırsa;2. borçlu, alacaklıya, ödemeyi yapanın alacaklının yerine geçmesi gerektiğini bildirirse.

Özgün metin (Almanca)

Soweit ein Dritter den Gläubiger befriedigt, gehen dessen Rechte von Gesetzes wegen auf ihn über:1. wenn er eine für eine fremde Schuld verpfändete Sache einlöst, an der ihm das Eigentum oder ein beschränktes dingliches Recht zusteht;2. wenn der Schuldner dem Gläubiger anzeigt, dass der Zahlende an die Stelle des Gläubigers treten soll.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

B. Üçüncü kişinin fiilini üstlenme

Madde 128

Üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.

Belirli bir süre için yapılan üstlenmede, sürenin bitimine kadar üstlenene edimini ifa etmesi için yazılı olarak başvurulmaması hâlinde, üstlenenin sorumluluğunun sona ereceği kararlaştırılabilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 110 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 127 nci maddesinde, üçüncü kişinin fiilini üstlenme düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 110 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. Başkasının Fiilini Taahhüt” şeklindeki ibare, Tasarıda “B. Üçüncü kişinin fiilini üstlenme” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 110 uncu maddesine, 8/7/1981 tarihli ve 2486 sayılı Kanunla eklenen ikinci fıkra hükmü aynen korunmuş, ancak fıkraya açıklık kazandırılmak amacıyla “edimini ifa etmesi için” ibaresi eklenmiştir. Ayrıca, fıkrada kullanılan “taahhüdün hükümsüz olacağına dair sözleşme muteberdir.” şeklindeki ibare yerine, maddenin amacına uygun olarak, “üstlenenin sorumluluğunun sona ereceği kararlaştırılabilir.” şeklindeki ibare kullanılmıştır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 127 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 111

B Üçüncü kişinin aleyhine sözleşme

Bir başkasına üçüncü bir kişinin edimini vaat eden kimse, bu edim gerçekleşmezse, bundan doğan zararı gidermekle yükümlüdür.

Özgün metin (Almanca)

Wer einem andern die Leistung eines Dritten verspricht, ist, wenn sie nicht erfolgt, zum Ersatze des hieraus entstandenen Schadens verpflichtet.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

C. Üçüncü kişi yararına sözleşme

Madde 129

I. Genel olarak

Kendi adına sözleşme yapan kişi, sözleşmeye üçüncü kişi yararına bir edim yükümlülüğü koydurmuşsa, edimin üçüncü kişiye ifa edilmesini isteyebilir.

Üçüncü kişi veya üçüncü kişiye halef olanlar da, tarafların amacına veya örf ve âdete uygun düştüğü takdirde edimin ifasını isteyebilirler. Bu durumda, üçüncü kişi veya ona halef olanlar bu hakkı kullanmak istediklerini borçluya bildirdikten sonra, alacaklı borçluyu ibra edemeyeceği gibi, borcun nitelik ve kapsamını da değiştiremez.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 111 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 128 inci maddesinde, üçüncü kişi yararına sözleşme düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 111 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “C. Başkası Lehine Şart / I. Umumiyet itibariyle” şeklindeki ibareler, Tasarıda “C. Üçüncü kişi yararına sözleşme / I. Genel olarak” şeklinde değiştirilmiştir.

Üç fıkradan oluşan 818 sayılı Borçlar Kanununun 111 inci maddesi, Tasarıda iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 111 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “üçüncü şahıs lehine bir borç şart etmiş ise” şeklindeki ibare, Tasarıda “üçüncü kişi yararına bir edim yükümlülüğü koydurmuşsa” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 111 inci maddesinin son fıkrasında kullanılan “alacaklının borçluyu ibraya hakkı kalmaz.” şeklindeki ibare, “alacaklı borçluyu ibra edemeyeceği gibi, borcun nitelik ve kapsamını da değiştiremez.” şeklinde yazılmıştır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 128 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 112

C Üçüncü kişi yararına sözleşme / I Genel olarak

1 Kendi adına hareket eden bir kimse, kendisine, bir üçüncü kişi yararına ona edimde bulunulmasını vaat ettirmişse, üçüncü kişiye ifa edilmesini istemeye yetkilidir.

2 Her iki tarafın iradesi bu yönde ise veya bu, teamüle uygun düşüyorsa, üçüncü kişi veya onun halefi bağımsız olarak ifayı isteyebilir.

3 Bu durumda, üçüncü kişi borçluya kendi hakkından yararlanmak istediğini bildirdiği andan itibaren, alacaklı artık borçluyu ibra edemez.

Özgün metin (Almanca)

1 Hat sich jemand, der auf eigenen Namen handelt, eine Leistung an einen Dritten zu dessen Gunsten versprechen lassen, so ist er berechtigt, zu fordern, dass an den Dritten geleistet werde.

2 Der Dritte oder sein Rechtsnachfolger kann selbständig die Erfüllung fordern, wenn es die Willensmeinung der beiden andern war, oder wenn es der Übung entspricht.

3 In diesem Falle kann der Gläubiger den Schuldner nicht mehr entbinden, sobald der Dritte dem letzteren erklärt hat, von seinem Rechte Gebrauch machen zu wollen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 130

II. Sorumluluk sigortalarında

Başkasını çalıştıran kişi, çalıştırdığı kişiye karşı hukuki sorumluluğunu güvence altına almak üzere sigorta yaptırmışsa, sigortadan doğan haklar doğrudan doğruya çalışana ait olur.

Ancak, çalışana ödenecek sigorta tazminatı, genel hükümlere göre ödenecek tazminattan indirilir.

Diğer hukuki sorumluluk sigortalarına ilişkin kanun hükümleri saklıdır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 112 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 129 uncu maddesinde, başkasını çalıştıran kişinin, çalıştırdığı kişiye karşı hukukî sorumluluğunu sigorta ettirmesi durumunda, sigorta tazminatının kime ait olacağı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 112 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Sigorta ile temin edilmiş hukukî mesuliyetler” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Sorumluluk sigortalarında” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun tek fıkradan oluşan 112 nci maddesinden farklı olarak, yeni bir hüküm eklenmesi nedeniyle, Tasarının 129 uncu maddesi üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 112 nci maddesinde kullanılan “sigorta ücretinin en aşağı yarısını tediyeye iştirak etmiş ise” şeklindeki ibare, Tasarıya alınmamıştır. Böylece çalıştıran, çalıştırdığı kişi yararına hukukî sorumluluk sigortası yaptırmışsa, çalıştırılanın sigorta primlerinin en az yarısını ödemesi koşulu kaldırılarak, sigortadan doğan hakların, doğrudan doğruya çalışana ait olması kabul edilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 112 nci maddesinde yer verilmeyen, Tasarının 129 uncu maddesinin ikinci fıkrasında, çalışana ödenecek sigorta tazminatının genel hükümlere göre ödenecek tazminattan indirilmesi öngörülmektedir. Böylece, borçlar hukukumuzda geçerli olan zarar görenin, zarar verici olay nedeniyle elde ettiği yararların, uğradığı zararlardan indirilmesini ifade eden denkleştirme (mahsup) ilkesi gözetilmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 112 nci maddesinde yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Fıkra ile, diğer hukukî sorumluluk sigortalarına ilişkin kanun hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Borçların ve Borç İlişkilerinin Sona Ermesi, Zamanaşımı 818 sayılı Borçlar Kanununda “Üçüncü Bap / Borçların sukutu” şeklindeki üst başlık, Tasarıda “Üçüncü Bölüm / Borçların ve Borç İlişkilerinin Sona Ermesi, Zamanaşımı” şekline dönüştürülmüştür.

Gerçekten, 818 sayılı Borçlar Kanununun 113 ve devamı maddelerinde, dar anlamda borçların sona erme sebeplerinin düzenlendiği, buna karşılık Tasarının aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 137 nci maddesinde geniş anlamda borcun, yani borç ilişkisinin sona erdirilmesinin de söz konusu olduğu göz önünde tutularak, Tasarının Üçüncü Bölümünün başlığında buna uygun değişiklik yapılmıştır.

BİRİNCİ AYIRIM Sona Erme Hâlleri Tasarının 130 uncu maddesiyle başlayan Birinci Ayırımında “Borçların ve Borç İlişkilerinin Sona Erme Hâlleri” düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 129 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 113

C Üçüncü kişi yararına sözleşme / II Sorumluluk sigortasında

Bir işveren, kanuni sorumluluğunun sonuçlarına karşı sigortalı ise ve hizmet edimini yerine getiren kişi primlerin en az yarısını ödemişse, sigortadan doğan hak yalnızca hizmet edimini yerine getiren kişiye aittir.

Özgün metin (Almanca)

Wenn ein Dienstherr gegen die Folgen der gesetzlichen Haftpflicht versichert war und der Dienstpflichtige nicht weniger als die Hälfte an die Prämien geleistet hat, so steht der Anspruch aus der Versicherung ausschliesslich dem Dienstpflichtigen zu.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Üçüncü Bölüm

Borçların ve Borç İlişkilerinin Sona Ermesi, Zamanaşımı

Birinci Ayırım

Sona Erme Hâlleri

A. Asıl borca bağlı hak ve borçların sona ermesi

Madde 131

Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur.

İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir.

Taşınmaz rehnine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hükümler saklıdır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 113 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 130 uncu maddesinde, asıl borca bağlı hak ve borçların sona ermesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 113 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Borçların Ferilerinin Sukutu” şeklindeki ibare, Tasarıda “A. Asıl borca bağlı hak ve borçların sona ermesi” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 113 üncü maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “kefalet ve rehin ve sair fer’î haklar dahi sâkıt olur.” şeklindeki ibare, Tasarıda “rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur.” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 113 üncü maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan olumsuz ifade, olumluya çevrilmiş ve fıkra yeniden kaleme alınarak, “saklı tutma koşulu”na açıklık kazandırılmıştır.

Buna göre, asıl borcun ifasını kabul eden alacaklının, faizleri ve ceza koşulunu isteyebilmesi için, bu hakkını sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapacağı bir bildirimle saklı tutması veya durum ve koşullardan bunu saklı tuttuğunun anlaşılması gerekir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 130 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 114

A Fer’i hakların sona ermesi

1 Bir alacak, ifası sonucunda veya başka bir sebeple sona ererse, kefalet ve rehin hakları gibi tüm fer’i hakları da sona erer.

2 Zaten işlemiş olan faizler, ancak alacaklının bu yetkisi kararlaştırılmışsa veya durumun gereğinden anlaşılıyorsa sonradan istenebilir.

3 Taşınmaz rehni, kıymetli evrak ve konkordato hakkındaki özel hükümler saklıdır.

Özgün metin (Almanca)

1 Geht eine Forderung infolge ihrer Erfüllung oder auf andere Weise unter, so erlöschen alle ihre Nebenrechte, wie namentlich die Bürgschaften und Pfandrechte.

2 Bereits erlaufene Zinse können nur dann nachgefordert werden, wenn diese Befugnis des Gläubigers verabredet oder den Umständen zu entnehmen ist.

3 Vorbehalten bleiben die besonderen Vorschriften über das Grundpfandrecht, die Wertpapiere und den Nachlassvertrag.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

B. İbra

Madde 132

Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “B. İbra” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 131 inci maddesinde, ibra sözleşmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun kaynağını oluşturan İsviçre Borçlar Kanununun 115 inci maddesinde ibra düzenlenmiştir. Borçlar Kanunumuza her nasılsa alınmayan ibranın, öğreti ve uygulamada borcu sona erdiren sebeplerden biri olduğunda duraksama bulunmamaktadır. Sistematik bir eksikliği gidermek amacıyla, ibranın yeni bir madde olarak Tasarıya alınması uygun görülmüştür.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 131 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 115

B. Anlaşma yoluyla ortadan kalkma

Bir alacak, borcun kurulması için şekil gerekli olsa veya sözleşmeyi yapanlarca seçilmiş olsa da, anlaşma yoluyla tamamen veya kısmen şekle bağlı olmaksızın ortadan kaldırılabilir.

Özgün metin (Almanca)

Eine Forderung kann durch Übereinkunft ganz oder zum Teil auch dann formlos aufgehoben werden, wenn zur Eingehung der Verbindlichkeit eine Form erforderlich oder von den Vertragschliessenden gewählt war.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

C. Yenileme

Madde 133

I. Genel olarak

Yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi, ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olur.

Özellikle mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 114 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 132 nci maddesinde, yenileme düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 114 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. Tecdit / I. Umumiyet itibariyle” şeklindeki ibareler, Tasarıda “C. Yenileme / I. Genel olarak” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre: “Borcun tecdidi akitten vazıh surette anlaşılmak lâzımdır.” Bu hüküm, Tasarıda “Yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi, ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olur.” şeklinde ifade edilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 114 üncü maddesinin, “Bununla beraber, bu hükmün aksine dair akdolunan mukaveleler muteberdir.” şeklindeki ikinci fıkrasının son cümlesi hükmü ise, Tasarı metnine alınmamıştır. Çünkü, Tasarının 132 nci maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça” şeklindeki ibareyle, bu hüküm korunmuş olmaktadır.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 132 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 116

C. Yenileme / I. Genel olarak

1 Eski bir borcun yeni bir borç kurularak ödenmesi karine olarak kabul edilmez.

2 Özellikle, mevcut bir borç dolayısıyla kambiyo borcu üstlenilmesi veya yeni bir borç senedi ya da kefalet senedi düzenlenmesi, aksi kararlaştırılmadıkça, önceki borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz.

Özgün metin (Almanca)

1 Die Tilgung einer alten Schuld durch Begründung einer neuen wird nicht vermutet.

2 Insbesondere bewirkt die Eingehung einer Wechselverbindlichkeit mit Rücksicht auf eine bestehende Schuld oder die Ausstellung eines neuen Schuld- oder Bürgschaftsscheines, wenn es nicht anders vereinbart wird, keine Neuerung der bisherigen Schuld.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 134

II. Cari hesaplarda

Çeşitli kalemlerin bir cari hesaba sadece kaydedilmiş olması, borcun yenilenmiş olduğu anlamına gelmez.

Ancak, hesabın kesilmiş ve hesap sonucu diğer tarafça kabul edilmiş olması durumunda, borç yenilenmiş olur.

Kalemlerden birinin güvencesi varsa, aksi kararlaştırılmadıkça, hesap kesilip sonucun kabul edilmiş olması, güvenceyi sona erdirmez.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 115 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 133 üncü maddesinde, cari hesap ile yenileme arasındaki ilişki düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununu 115 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Cari hesap” ifadesi, Tasarın 133 üncü maddesinde “II. Cari hesaplarda” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 133 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 117

C. Yenileme / II. Cari hesap ilişkisinde

1 Tek tek kalemlerin bir cari hesaba geçirilmesi, yenileme sonucunu doğurmaz.

2 Bakiye çıkarılıp kabul edildiğinde ise yenileme var sayılır.

3 Tek bir kalem için özel güvenceler mevcutsa, bunlar, aksine bir anlaşma olmadıkça, bakiyenin çıkarılıp kabul edilmesiyle ortadan kalkmaz.

Özgün metin (Almanca)

1 Die Einsetzung der einzelnen Posten in einen Kontokorrent hat keine Neuerung zur Folge.

2 Eine Neuerung ist jedoch anzunehmen, wenn der Saldo gezogen und anerkannt wird.

3 Bestehen für einen einzelnen Posten besondere Sicherheiten, so werden sie, unter Vorbehalt anderer Vereinbarung, durch die Ziehung und Anerkennung des Saldos nicht aufgehoben.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

D. Birleşme

Madde 135

Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesiyle borç sona erer. Ancak, üçüncü kişilerin alacak üzerinde önceden mevcut olan hakları birleşmeden etkilenmez.

Birleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalkarsa, borç varlığını sürdürür.

Taşınmaz rehni ve kıymetli evraka ilişkin özel hükümler saklıdır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 116 ncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 134 üncü maddesinde, alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 116 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “C. Alacaklı ve Borçlu Sıfatlarının Birleşmesi” şeklindeki ibare, sona erme hâllerinin düzenlendiği Tasarının 130 ve devamı maddelerinin kenar başlıklarında kısa sözcüklerin kullanıldığı göz önünde tutularak uyumluluğun sağlanması bakımından, Tasarıda kısaca “D. Birleşme” şeklinde ifade edilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 116 ncı maddesinin birinci fıkrası tek cümleden oluştuğu hâlde, Tasarıda aynı fıkraya, ikinci cümle olarak eklenen hüküm şöyledir: “Ancak, üçüncü kişilerin, alacak üzerinde önceden mevcut olan hakları birleşmeden etkilenmez.” Bu hükümle, birleşme sonucunda, borç sona ereceği için, üçüncü kişilerin birleşmeden önce mevcut olan haklarının kaybı önlenmek istenmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 116 ncı maddesinin ikinci fıkrası, Tasarıda “Birleşme, geçmişe etkili olarak ortadan kalkarsa, borç varlığını sürdürür.” şeklinde değiştirilerek, hükme açıklık kazandırılmıştır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 134 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 118

D. Birleşme

1 Alacaklı ve borçlu sıfatları bir kişide birleştiğinde, alacak birleşme yoluyla sona ermiş sayılır.

2 Birleşmenin ortadan kalkması halinde, alacak yeniden canlanır.

3 Taşınmaz rehni hakkına ve kıymetli evraka ilişkin özel hükümler saklıdır.

Özgün metin (Almanca)

1 Wenn die Eigenschaften des Gläubigers und des Schuldners in einer Person zusammentreffen, so gilt die Forderung als durch Vereinigung erloschen.

2 Wird die Vereinigung rückgängig, so lebt die Forderung wieder auf.

3 Vorbehalten bleiben die besondern Vorschriften über das Grundpfandrecht und die Wertpapiere.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

E. İfa imkânsızlığı

Madde 136

I. Genel olarak

Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer.

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır.

Borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 117 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 135 inci maddesinde, borcun ifa imkânsızlığı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 117 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “D. İfanın Mümkün Olmaması” şeklindeki ibare, Tasarıda “E. İfa imkânsızlığı / I. Genel olarak” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 117 nci maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “haksız iktisaplara müteallik hükümlere tevfikan” şeklindeki ibare, Tasarıda “sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca” şeklinde düzeltilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun üç fıkradan oluşan 117 nci maddesi, Tasarının 135 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına alınmış ve maddeye bir üçüncü fıkra eklenmiştir. Bu yeni hükümle, ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmeyen ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almayan borçlu, bundan doğan zararları gidermekle yükümlü tutulmuştur. Bu düzenleme dürüstlük kurallarının bir gereği olarak yapılmıştır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 135 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 119

E. İfanın imkânsız hale gelmesi

1 Borçlunun sorumlu olmadığı durumlar nedeniyle ifası imkânsız hale gelen alacak, sona ermiş sayılır.

2 İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, bu şekilde borçtan kurtulan borçlu, daha önce almış olduğu karşı edim için sebepsiz zenginleşmeden sorumlu olur ve henüz ifa edilmemiş karşı alacağını kaybeder.

3 Tehlikenin, kanun hükmü gereğince veya sözleşme içeriğine göre ifadan önce alacaklıya geçtiği hâller bu hükmün dışındadır.

Özgün metin (Almanca)

1 Soweit durch Umstände, die der Schuldner nicht zu verantworten hat, seine Leistung unmöglich geworden ist, gilt die Forderung als erloschen.

2 Bei zweiseitigen Verträgen haftet der hienach freigewordene Schuldner für die bereits empfangene Gegenleistung aus ungerechtfertigter Bereicherung und verliert die noch nicht erfüllte Gegenforderung.

3 Ausgenommen sind die Fälle, in denen die Gefahr nach Gesetzesvorschrift oder nach dem Inhalt des Vertrages vor der Erfüllung auf den Gläubiger übergeht.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 137

II. Kısmi ifa imkânsızlığı

Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle kısmen imkânsızlaşırsa borçlu, borcunun sadece imkânsızlaşan kısmından kurtulur. Ancak, bu kısmi ifa imkânsızlığı önceden öngörülseydi taraflarca böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, borcun tamamı sona erer.

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, bir tarafın borcu kısmen imkânsızlaşır ve alacaklı kısmi ifaya razı olursa, karşı edim de o oranda ifa edilir. Alacaklının böyle bir ifaya razı olmaması veya karşı edimin bölünemeyen nitelikte olması durumunda, tam imkânsızlık hükümleri uygulanır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “II. Kısmî ifa imkânsızlığı” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının iki fıkradan oluşan 136 ncı maddesinde, kısmî ifa imkânsızlığı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 117 nci maddesinde borcu sona erdiren sebepler arasında sadece tam imkânsızlığın düzenlenmesi nedeniyle, borcun ifasının kısmen imkânsızlaşmasının sonuçlarının ayrı bir maddede düzenlenmesi zorunlu görülmüştür.

Tasarının 136 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde, borcun ifasının borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle kısmen imkânsızlaşması durumunda borçlunun, borcunun sadece ifası imkânsızlaşan kısmından kurtulacağı kuralı öngörülmektedir. Aynı fıkranın ikinci cümlesinde, bu kuralın istisnasına yer verilmektedir. Buna göre, tarafların bu kısmî ifa imkânsızlığını önceden öngörebilselerdi, böyle bir sözleşme yapmayacakları açıkça anlaşılırsa, borcun tamamının sona ereceği kabul edilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasının ilk cümlesinde ise, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, bir tarafın borcunun ifasının kısmen imkânsızlaşması durumunda, alacaklının kısmî ifaya razı olması koşuluyla, karşı edimin de o oranda ifa edileceği öngörülmektedir. Yine aynı fıkranın son cümlesine göre alacaklı, bu durumda kısmî ifaya razı olmazsa veya karşı edim bölünemez nitelikte olursa, tam imkânsızlık hükümleri uygulanır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 136 gerekçesi

Madde 138

III. Aşırı ifa güçlüğü

Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır.

Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “III. Aşırı ifa güçlüğü” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 137 nci maddesinde, aşırı ifa güçlüğü düzenlenmektedir.

Bu yeni düzenleme, öğreti ve uygulamada sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilen, “işlem temelinin çökmesi”ne ilişkindir. İmkânsızlık kavramından farklı olan aşırı ifa güçlüğüne dayanan uyarlama isteminin temeli, Türk Medenî Kanununun 2 nci maddesinde öngörülen dürüstlük kurallarıdır. Ancak, sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması ya da dönme hakkının kullanılması, Tasarının 137 nci maddesinde belirtilen şu dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır:

1. Sözleşmenin yapıldığı sırada, taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkmış olmalıdır.

2. Bu durum borçludan kaynaklanmamış olmalıdır.

3. Bu durum, sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olmalıdır.

4. Borçlu, borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır.

Maddeye göre, uyarlamanın bütün koşulları gerçekleşmişse borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteyebilir. Bunun mümkün olmaması hâlinde borçlu, sözleşmeden dönebilir;

sürekli edimli sözleşmelerde ise kural olarak, fesih hakkını kullanır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 137 gerekçesi

F. Takas

I. Koşulları

Madde 139

1. Genel olarak

İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir.

Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir.

Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 118 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 138 inci maddesinde, takas düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 118 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “E. Takas / I. Şartları / 1. Umumiyet itibariyle” şeklindeki ibareler, Tasarıda “F. Takas / I. Koşulları / 1. Genel olarak” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 118 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “yekdiğerine mümasil başka malları” şeklindeki ibare, Tasarıda “özdeş diğer edimleri” şekline dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 138 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 120

F. Takas / I. Koşul / 1. Genel olarak

1 İki kişi birbirine, konusu itibarıyla aynı türden olan para tutarları veya diğer edimleri borçlu ise, her iki alacak muaccel olduğu ölçüde, her biri kendi borcunu kendi alacağı ile takas edebilir.

2 Borçlu, karşı alacağı tartışmalı olsa da takası ileri sürebilir.

3 Zamanaşımına uğramış bir alacak, diğer alacakla takas edilebileceği sırada henüz zamanaşımına uğramamışsa, takasa konu edilebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Wenn zwei Personen einander Geldsummen oder andere Leistungen, die ihrem Gegenstande nach gleichartig sind, schulden, so kann jede ihre Schuld, insofern beide Forderungen fällig sind, mit ihrer Forderung verrechnen.

2 Der Schuldner kann die Verrechnung geltend machen, auch wenn seine Gegenforderung bestritten wird.

3 Eine verjährte Forderung kann zur Verrechnung gebracht werden, wenn sie zurzeit, wo sie mit der andern Forderung verrechnet werden konnte, noch nicht verjährt war.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 140

2. Kefalet hâlinde

Asıl borçlunun takası ileri sürme hakkı bulundukça, kefili de alacaklıya ifada bulunmaktan kaçınabilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 119 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 139 uncu maddesinde, asıl borçlunun alacaklıya karşı takas ileri sürme hakkı bulunduğu sürece, kefilin de ifadan kaçınabileceği düzenlenmektedir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 139 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 121

F. Takas / I. Koşul / 2. Kefalette

Kefil, asıl borçluya takas hakkı tanındığı ölçüde, alacaklıyı tatmin etmeyi reddedebilir.

Özgün metin (Almanca)

Der Bürge kann die Befriedigung des Gläubigers verweigern, soweit dem Hauptschuldner das Recht der Verrechnung zusteht.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 141

3. Üçüncü kişi yararına sözleşme hâlinde

Üçüncü kişi yararına borçlanan kişi, bu borcu ile sözleşmenin diğer tarafından olan alacağını takas edemez.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 120 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 140 ıncı maddesinde, üçüncü kişi yararına borçlanan kişinin, kendi borcu ile sözleşmenin diğer tarafından olan herhangi bir alacağını takas edemeyeceği öngörülmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 120 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Üçüncü şahıs lehine taahhüt hâlinde” şeklindeki ibare, Tasarıda “3. Üçüncü kişi yararına sözleşme hâlinde” olarak değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 140 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 122

F. Takas / I. Koşul / 3. Üçüncü kişi yararına sözleşmelerde

Bir üçüncü kişi yararına borç altına giren kimse, bu borcu, diğer tarafa karşı sahip olduğu alacaklarla takas edemez.

Özgün metin (Almanca)

Wer sich zugunsten eines Dritten verpflichtet hat, kann diese Schuld nicht mit Forderungen, die ihm gegen den andern zustehen, verrechnen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 142

4. Borçlunun iflası hâlinde

Borçlunun iflası hâlinde alacaklılar, muaccel olmasalar bile, alacaklarını, müflise olan borçları ile takas edebilirler.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 121 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 141 inci maddesinde, borçlunun iflâsı hâlinde takas düzenlenmektedir.

Maddede, Tasarının 138 inci maddesinde öngörülen koşullardan muacceliyetin aranmayacağı bir durum düzenlenmektedir. Böylece, takasın koşullarına ilişkin bir istisnaya yer verilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 141 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 123

F. Takas / I. Şart / 4. Borçlunun iflasında

1 Borçlunun iflasında alacaklılar, muaccel olmasalar da, alacaklarını müflise karşı kendilerine düşen alacaklarla takas edebilirler.

2 Borçlunun iflasında takasın hariç tutulması veya iptali, icra ve iflas hukuku hükümlerine tabidir.

Özgün metin (Almanca)

1 Im Konkurse des Schuldners können die Gläubiger ihre Forderungen, auch wenn sie nicht fällig sind, mit Forderungen, die dem Gemeinschuldner ihnen gegenüber zustehen, verrechnen.

2 Die Ausschliessung oder Anfechtung der Verrechnung im Konkurse des Schuldners steht unter den Vorschriften des Schuldbetreibungs- und Konkursrechts.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 143

II. Hükümleri

Takas, ancak borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir. Bu durumda her iki borç, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona erer.

Cari hesapla ilgili ticarete ilişkin özel teamüller saklıdır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 122 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 142 nci maddesinde, takasın hükümleri düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun üç fıkradan oluşan 122 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, birbiriyle bağlantılı iki konuya ilişkin olması nedeniyle, Tasarıda tek fıkrada birleştirildiği için madde iki fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 142 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 124

F. Takas / II. Takasın etkisi

1 Takas, ancak borçlunun alacaklıya takas hakkını kullanmak istediğini bildirmesiyle gerçekleşir.

2 Bu bildirim yapıldığında, alacak ve karşı alacağın, birbirini karşıladığı ölçüde, takasa uygun biçimde karşı karşıya geldikleri zamanda sona ermiş oldukları kabul edilir.

3 Ticari cari hesap ilişkilerine özgü uygulamalar saklıdır.

Özgün metin (Almanca)

1 Eine Verrechnung tritt nur insofern ein, als der Schuldner dem Gläubiger zu erkennen gibt, dass er von seinem Rechte der Verrechnung Gebrauch machen wolle.

2 Ist dies geschehen, so wird angenommen, Forderung und Gegenforderung seien, soweit sie sich ausgleichen, schon im Zeitpunkte getilgt worden, in dem sie zur Verrechnung geeignet einander gegenüberstanden.

3 Vorbehalten bleiben die besonderen Übungen des kaufmännischen Kontokorrentverkehres.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 144

III. Alacaklının rızasıyla takas edilebilir alacaklar

Aşağıdaki alacaklar takas haklarının doğumundan sonra, ancak alacaklıların rızasıyla takas edilebilir:

1. Tevdi edilmiş eşyanın geri verilmesine veya bedeline ilişkin alacaklar.

2. Haksız olarak alınmış veya aldatma sonucunda alıkonulmuş eşyanın geri verilmesine veya bedeline ilişkin alacaklar.

3. Nafaka ve işçi ücreti gibi, borçlunun ve ailesinin bakımı için zorunlu olup, özel niteliği gereği, doğrudan alacaklıya verilmesi gereken alacaklar.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 123 üncü maddesini kısmen karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkraya bağlı üç bentten oluşan 143 üncü maddesinde, alacaklının rızasıyla takas edilebilir alacaklar düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 123 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Takası kabil olmayan alacaklar” şeklindeki ibare, Tasarıda “III. Alacaklının rızasıyla takas edilebilir alacaklar” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 123 üncü maddesinin başlangıcında kullanılan “takas ile ıskat edilemez.” şeklindeki olumsuz ifade yerine, Tasarıda “takas edilebilir.” şeklinde ve olumlu ifade kullanılmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 123 üncü maddesinin (1) numaralı bendi, Tasarıda iki bent hâlinde düzenlenmiş; 818 sayılı Borçlar Kanununun kamu hukuku tüzel kişilerinin borçlularının, bu tüzel kişilerden olan alacaklarını, ancak onların rızası ile takas edebileceklerine ilişkin aynı maddenin üçüncü bendi hükmü, yerinde olmadığı düşüncesiyle Tasarı metnine alınmamıştır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 143 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 125

F. Takas / III. Hariç tutulma halleri

Alacaklının istemi dışında takas yoluyla sona erdirilemez:

1. Tevdi edilmiş, hukuka aykırı olarak alınmış veya kötüniyetle elde tutulan şeylerin geri verilmesi veya bunların bedelinin ödenmesine ilişkin borçlar;

2. Nitelikleri itibarıyla alacaklıya gerçek ifayı gerektiren borçlar; alacaklının ve ailesinin geçimi için kesinlikle gerekli olan bakım alacakları ve ücret alacakları gibi;

3. Kamu hukukundan doğan, kamu tüzel kişilerine karşı olan borçlar.

Özgün metin (Almanca)

Wider den Willen des Gläubigers können durch Verrechnung nicht getilgt werden:1. Verpflichtungen zur Rückgabe oder zum Ersatze hinterlegter, widerrechtlich entzogener oder böswillig vorenthaltener Sachen;2. Verpflichtungen, deren besondere Natur die tatsächliche Erfüllung an den Gläubiger verlangt, wie Unterhaltsansprüche und Lohnguthaben, die zum Unterhalt des Gläubigers und seiner Familie unbedingt erforderlich sind;3. Verpflichtungen gegen das Gemeinwesen aus öffentlichem Rechte.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 145

IV. Takastan feragat

Borçlu, takas hakkından önceden de feragat edebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 124 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 144 üncü maddesinde, borçlunun takas hakkından önceden de feragat edebileceği düzenlenmektedir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İKİNCİ AYIRIM Zamanaşımı Tasarının 145 inci maddesiyle başlayan İkinci Ayırımında, zamanaşımı düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 144 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 126

F. Takas / IV. Vazgeçme

Borçlu, takas hakkından önceden vazgeçebilir.

Özgün metin (Almanca)

Auf die Verrechnung kann der Schuldner zum voraus Verzicht leisten.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

İkinci Ayırım

Zamanaşımı

A. Süreler

Madde 146

I. On yıllık zamanaşımı

Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 125 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 145 inci maddesinde, on yıllık genel zamanaşımı süresi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 125 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “F. Müruruzaman / I. Müddetler / 1. On senelik müruruzaman” şeklindeki ibareler, Tasarının “İkinci Ayırım / Zamanaşımı” şeklindeki üst başlığı altındaki 145 inci maddesinde, “A. Süreler / I. On yıllık zamanaşımı” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 125 inci maddesinde kullanılan “her dava” şeklindeki ibare, Tasarıda “her alacak” şeklinde ifade edilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 145 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 127

G. Zamanaşımı / I. Süreler / 1. On yıl

Federal özel hukukun başka türlü bir hüküm öngörmediği bütün alacaklar, on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.

Özgün metin (Almanca)

Mit Ablauf von zehn Jahren verjähren alle Forderungen, für die das Bundeszivilrecht nicht etwas anderes bestimmt.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 147

II. Beş yıllık zamanaşımı

Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır:

1. Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler.

2. Otel, motel, pansiyon ve tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri.

3. Küçük sanat işlerinden ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar.

4. Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar.

5. Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar.

6. Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 126 ncı maddesini kısmen karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkraya bağlı altı bentten oluşan 146 ncı maddesinde, beş yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı hâller düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 126 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Beş senelik müruruzaman” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Beş yıllık zamanaşımı” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 126 ncı maddesinin (1) numaralı bendinde kullanılan “Alelumum kiralar” ibaresi, Tasarıda “Kira bedelleri” şeklinde; maddenin aynı bendinde kullanılan “muayyen zamanlarda meşrut aidat” şeklindeki ibare ise, Tasarıda “…ücret gibi diğer dönemsel edimler” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 126 ncı maddesinin (2) numaralı bendi, Tasarıda “2. Otel, motel, pansiyon ve tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 126 ncı maddesinin (3) numaralı bendi, Tasarıda “3. Küçük sanat işleri ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar” şeklinde kaleme alınmış; aynı maddenin (3) numaralı bendinde kullanılan “noterlerin meslekî hizmetleri karşılığı, başkalarının maiyetinde çalışan veya müstahdemi olan kimselerin, hizmetçilerin, yevmiyecilerin ve işçilerin ücretleri hakkındaki davalar” şeklindeki ibareler, Tasarı metnine alınmamıştır. Gerçekten, kamu hizmeti yapmakta olan noterlerin, meslekî hizmetleri karşılığında hak ettikleri ücretleri, 1512 sayılı Noterlik Kanunu hükümleri çerçevesinde, genellikle peşin olarak tahsil edip ödeme makbuzlarını düzenledikleri göz önünde tutulursa, özel hukuk hükümlerine tâbi gerçek ve tüzel kişilerin, birbirlerinden olan alacakları için öngörülen zamanaşımı süresine ilişkin maddede, noter ücretlerinin zamanaşımının düzenlenmesi gereksiz görülmüştür. Hizmet sözleşmesi hükümlerine göre çalışanların “dönemsel edimler” niteliğindeki ücret alacakları, Tasarının 146 ncı maddesinin (1) numaralı bendinin kapsamına girdiği için, (3) numaralı bendinde yeniden düzenlenmemiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 126 ncı maddesinin (4) numaralı bendinde düzenlenen hâller, Tasarının 146 ncı maddesinin (4), (5) ve (6) numaralı bentlerinde ayrı ayrı düzenlenmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 126 ncı maddesinin (4) numaralı bendinde kullanılan “ticarî olsun olmasın, bir şirket akdine dayanan ve ortaklar arasında veya şirketle ortaklar arasında açılmış bulunan bütün davalar ile bir şirketin müdürleri, temsilcileri, murakıplarıyla şirket veya ortaklar arasındaki dâvalar” şeklindeki ibare, Tasarının 146 ncı maddesinin (4) numaralı bendinde “Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 126 ncı maddesinin (5) numaralı bendinde kullanılan “vekâlet akdinden, komisyon acentelik mukavelesinden, ticarî tellaklık ücreti davası hariç, tellallık akdinden doğan bütün davalar” şeklindeki ibare, Tasarının 146 ncı maddesinin (5) numaralı bendinde “Vekâlet, komisyon ve acentelik sözleşmelerinden, ticarî simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 126 ncı maddesinin (4) numaralı bendinde kullanılan “müteahhidin kasıt veya ağır kusuru ile akdi hiç veya gereği gibi yerine getirmemiş ve bilhassa ayıplı malzeme kullanmış veya ayıplı bir iş meydana getirmiş olması sebebiyle açılacak davalar hariç olmak üzere, istisna akdinden doğan bütün davalar” şeklindeki ibare de, Tasarının 146 ncı maddesinin (6) numaralı bendinde “Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar.” şekline dönüştürülmüştür. Bu hüküm uyarınca, yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla (yani kasten ya da ağır ihmaliyle) hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi durumunda, eserin taşınır veya taşınmaz eser niteliğine bakılmaksızın, sözleşmeden doğan alacaklar, Tasarının 145 inci maddesinde öngörülen on yıllık genel zamanaşımına tâbi olacaktır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 126 ncı maddesinin (4) numaralı bendinde söz konusu edilen “bilhassa ayıplı malzeme kullanmış veya ayıplı bir iş meydana getirmiş olması sebebiyle açılacak davalar”ın tâbi olduğu zamanaşımı, Tasarının 478 inci maddesinde yeniden düzenlendiği için, (6) numaralı bende alınmamıştır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 146 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 128

G. Zamanaşımı / I. Süreler / 2. Beş yıl

Aşağıdaki alacaklar beş yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar:1. kira, ürün kirası ve sermaye faizleri ile diğer dönemsel edimler;2. yiyecek teslimatlarından, iaşe sağlanmasından ve otelcilik borçlarından doğan alacaklar;3.[47] zanaat işlerinden, malların perakende satışından, hekimlik hizmetlerinden, avukatların, hukuk temsilcilerinin, dava vekillerinin ve noterlerin mesleki çalışmalarından ve işçilerin iş ilişkisinden doğan alacaklar.

Özgün metin (Almanca)

Mit Ablauf von fünf Jahren verjähren die Forderungen:1. für Miet-, Pacht- und Kapitalzinse sowie für andere periodische Leistungen;2. aus Lieferung von Lebensmitteln, für Beköstigung und für Wirtsschulden;3.[47] aus Handwerksarbeit, Kleinverkauf von Waren, ärztlicher Besorgung, Berufsarbeiten von Anwälten, Rechtsagenten, Prokuratoren und Notaren sowie aus dem Arbeitsverhältnis von Arbeitnehmern.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 148

III. Sürelerin kesinliği

Bu ayırımda belirlenen zamanaşımı süreleri, sözleşmeyle değiştirilemez.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 127 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 147 nci maddesinde, Tasarının İkinci Ayırımında belirlenen zamanaşımı sürelerinin, sözleşmeyle değiştirilemeyeceği öngörülmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 127 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Müruru zaman müddetlerinin katiyeti” şeklindeki ibare, Tasarıda “III. Sürelerin kesinliği” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 147 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 129

G. Zamanaşımı / I. Süreler / 3. Sürelerin değiştirilemezliği

Bu Kısımda öngörülen zamanaşımı süreleri, ilgililerin tasarrufuyla değiştirilemez.

Özgün metin (Almanca)

Die in diesem Titel aufgestellten Verjährungsfristen können durch Verfügung der Beteiligten nicht abgeändert werden.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

IV. Zamanaşımının başlangıcı

Madde 149

1. Genel olarak

Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar.

Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 128 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 148 inci maddesinde, zamanaşımının başlangıcı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 128 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “4. Müruru zamanın başlangıcı / a. Umumiyet itibariyle” şeklindeki ibareler, Tasarıda “IV. Zamanaşımının başlangıcı / 1. Genel olarak” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun tek fıkradan oluşan 128 inci maddesi, daha kolay anlaşılmasını sağlamak amacıyla Tasarıda iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 148 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 130

G. Zamanaşımı / I. Süreler / 4. Zamanaşımının başlangıcı / a. Genel olarak

1 Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar.

2 Bir alacak feshe bağlı olarak muaccel olacaksa, zamanaşımı feshin caiz olduğu güne göre işlemeye başlar.

Özgün metin (Almanca)

1 Die Verjährung beginnt mit der Fälligkeit der Forderung.

2 Ist eine Forderung auf Kündigung gestellt, so beginnt die Verjährung mit dem Tag, auf den die Kündigung zulässig ist.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 150

2. Dönemsel edimlerde

Ömür boyunca gelir ve benzeri dönemsel edimlerde, alacağın tamamı için zamanaşımı, ifa edilmemiş ilk dönemsel edimin muaccel olduğu günde işlemeye başlar.

Alacağın tamamı zamanaşımına uğramışsa, ifa edilmemiş dönemsel edimler de zamanaşımına uğramış olur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 129 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 149 uncu maddesinde, dönemsel edimlerde zamanaşımı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 129 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “b. Muayyen zamanlarda verilen ivazlarda” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Dönemsel edimlerde” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddede, dönemsel edimlerde zamanaşımının başlangıcı ile alacağın tamamının zamanaşımına uğramasının, henüz ifa edilmemiş dönemsel edimler üzerindeki sonucu açıklanmaktadır.

Maddenin birinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 129 uncu maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “Kaydı hayat şartiyle irat ve muayyen zamanlarda tediye olunan sair şeylerin…” şeklindeki ibare yerine, Tasarının 149 uncu maddesinin birinci fıkrasında, daha geniş bir terim olan “Ömür boyunca gelir ve benzeri dönemsel edimlerde…” şeklindeki ibarenin kullanılması tercih edilmiştir. Ayrıca, 818 sayılı Borçlar Kanununun 129 uncu maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “…müruruzaman ilk tediye edilmemiş olarak kalan taksitin muacceliyet kesbettiği günden başlar.” şeklindeki ibare, Tasarının 149 uncu maddesinin birinci fıkrasında, “zamanaşımı ifa edilmemiş ilk dönemsel edimin muaccel olduğu günde işlemeye başlar.” şeklinde ifade edilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 129 uncu maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “mütedahil taksitler” şeklindeki ibare, Tasarıda “ifa edilmemiş dönemsel edimler” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 149 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 131

G. Zamanaşımı / I. Süreler / 4. Zamanaşımının başlangıcı / b. Dönemsel edimlerde

1 Ömür boyu iratlarda ve benzeri dönemsel edimlerde, alacak hakkının tamamı için zamanaşımı, ilk muaccel olan geri kalmış edimin muaccel olduğu andan itibaren işlemeye başlar.

2 Alacak hakkının tamamı zamanaşımına uğramışsa, tek tek edimler de zamanaşımına uğramış olur.

Özgün metin (Almanca)

1 Bei Leibrenten und ähnlichen periodischen Leistungen beginnt die Verjährung für das Forderungsrecht im Ganzen mit dem Zeitpunkte, in dem die erste rückständige Leistung fällig war.

2 Ist das Forderungsrecht im Ganzen verjährt, so sind es auch die einzelnen Leistungen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 151

V. Sürelerin hesaplanması

Süreler hesaplanırken zamanaşımının başladığı gün sayılmaz ve zamanaşımı ancak sürenin son günü de hak kullanılmaksızın geçince gerçekleşmiş olur.

Zamanaşımı sürelerinin hesaplanmasında da, borçların ifasındaki sürelerin hesaplanmasına ilişkin hükümler uygulanır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 130 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 150 nci maddesinde, zamanaşımı sürelerinin hesaplanması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 130 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “5. Müddetlerin hesabı” şeklindeki ibare, Tasarıda “V. Sürelerin hesaplanması” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 130 uncu maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “müddetin son günü kullanılmaksızın geçtiği” şeklindeki ibare, daha açık hâle getirilerek, “sürenin son günü de hak kullanılmaksızın geçince” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 150 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 132

G. Zamanaşımı / I. Süreler / 5. Sürelerin hesaplanması

1 Sürenin hesabında, zamanaşımının işlemeye başladığı gün hesaba katılmaz ve zamanaşımı ancak son günün kullanılmadan geçmesiyle sona ermiş sayılır.

2 Bunun dışında, ifada sürelerin hesaplanmasına ilişkin hükümler zamanaşımı için de geçerlidir.

Özgün metin (Almanca)

1 Bei der Berechnung der Frist ist der Tag, von dem an die Verjährung läuft, nicht mitzurechnen und die Verjährung erst dann als beendigt zu betrachten, wenn der letzte Tag unbenützt verstrichen ist.

2 Im Übrigen gelten die Vorschriften für die Fristberechnungen bei der Erfüllung auch für die Verjährung.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

B. Bağlı alacaklarda zamanaşımı

Madde 152

Asıl alacak zamanaşımına uğrayınca, ona bağlı faiz ve diğer alacaklar da zamanaşımına uğramış olur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 131 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 151 inci maddesinde, bağlı alacaklarda zamanaşımı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 131 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Feriler hakkında müruru zaman” şeklindeki ibare, Tasarıda “B. Bağlı alacaklarda zamanaşımı” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 151 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 133

G. Zamanaşımı / II. Fer'i taleplere etkisi

Asıl alacakla birlikte, ondan doğan faizler ve diğer fer'i talepler de zamanaşımına uğrar.

Özgün metin (Almanca)

Mit dem Hauptanspruche verjähren die aus ihm entspringenden Zinse und andere Nebenansprüche.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

C. Zamanaşımının durması

Madde 153

Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa durur:

1. Velayet süresince, çocukların ana ve babalarından olan alacakları için.

2. Vesayet süresince, vesayet altında bulunanların vasiden veya vesayet işlemleri sebebiyle Devletten olan alacakları için.

3. Evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için.

4. Hizmet ilişkisi süresince, ev hizmetlilerinin onları çalıştıranlardan olan alacakları için.

5. Borçlu, alacak üzerinde intifa hakkına sahip olduğu sürece.

6. Alacağı, Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmadığı sürece.

7. Alacaklı ve borçlu sıfatının aynı kişide birleşmesinde, birleşmenin ileride geçmişe etkili olarak ortadan kalkması durumunda, bu durumun ortaya çıkmasına kadar geçecek sürece.

Zamanaşımını durduran sebeplerin ortadan kalktığı günün bitiminde zamanaşımı işlemeye başlar veya durmadan önce başlamış olan işlemesini sürdürür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 132 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 152 nci maddesinde, zamanaşımının durması ve durma sebepleri düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 132 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Müruru zamanın cereyanına mani olan ve müruru zamanı tatil eden sebepler” şeklindeki ibare, Tasarıda “C. Zamanaşımının durması” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 132 nci maddesinin (2) numaralı bendinde “Vesayet devam ettiği müddetçe vesayet altında bulunanların vasi veya Sulh Hâkimi ve Mahkemei Asliye Hâkimleri zimmetinde olan alacakları hakkında.” ifadesi kullanıldığı hâlde, 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 467 nci ve 468 inci maddelerinde yapılan yeni düzenlemeye uygun olarak, Tasarının 152 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde “Vesayet süresince vesayet altında bulunanların vasiden veya vesayet işlemleri nedeniyle Devletten olan alacakları için” şeklinde bir ifadenin kullanılması zorunlu görülmüştür. Gerçekten, Türk Medenî Kanununun belirtilen maddeleri uyarınca, vesayet altında bulunanların, dolayısıyla Tasarının 152 nci maddesinin (2) numaralı bendi anlamında alacaklı olanların, bu alacaklarının, vesayet işlemlerinden doğması gerekmektedir. Ayrıca, vesayet makamlarının sebep oldukları zararlardan Devletin doğrudan doğruya (birinci derecede) sorumluluğunun kabul edilmiş olması, açıklanan ifade değişikliğinin yapılması sonucunu doğurmuştur.

Maddenin birinci fıkrasına, 818 sayılı Borçlar Kanununun 132 nci maddesinde yer verilmeyen (7) numaralı bent eklenmiştir. Buna göre, alacaklı ve borçlu sıfatının aynı kişide birleşmesi, ileride geçmişe etkili olarak ortadan kalktığı takdirde, bu durumun ortaya çıkmasına kadar geçecek süre içinde de zamanaşımı duracaktır. Çünkü, Tasarının 134 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, birleşmenin geçmişe etkili olarak ortadan kalkması durumunda, borcun varlığını sürdüreceği kabul edilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 152 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 134

G. Zamanaşımı / III. Zamanaşımının engellenmesi ve durması

1 Aşağıdaki hâllerde zamanaşımı işlemeye başlamaz ve işlemeye başlamışsa durur:1.[49] çocukların ana babaya karşı olan alacakları bakımından, çocukların ergin olmasına kadar;2.[50] ayırt etme gücünden yoksun kişinin, koruma önlemi görevlisine karşı olan alacakları bakımından, koruma önlemi geçerli olduğu sürece;3. eşlerin birbirlerine karşı olan alacakları bakımından, evlilik süresince;3bis.[51] kayıtlı hayat ortaklığı taraflarının birbirlerine karşı olan alacakları bakımından, kayıtlı hayat ortaklıkları süresince;4.[52] işveren ile aynı evde yaşayan işçilerin işverene karşı olan alacakları bakımından, hizmet ilişkisi süresince;5. alacak üzerinde borçluya intifa hakkı tanındığı sürece;6.[53] bir alacağın nesnel nedenlerle hiçbir mahkeme önünde ileri sürülemediği sürece;7.[54] miras bırakanın alacakları veya ona karşı olan alacaklar bakımından, resmî defter tutma süresince;8.[55] taraflar yazılı olarak anlaşmışsa, uzlaşma görüşmeleri, arabuluculuk usulü veya diğer mahkeme dışı uyuşmazlık çözüm usulleri süresince.

2 Bu ilişkilerin sona erdiği günün geçmesinden sonra, zamanaşımı işlemeye başlar veya işlemeye başlamışsa işlemeye devam eder.

3 İcra ve iflas hukukunun özel hükümleri saklıdır.

Özgün metin (Almanca)

1 Die Verjährung beginnt nicht und steht still, falls sie begonnen hat:1.[49] für Forderungen der Kinder gegen die Eltern bis zur Volljährigkeit der Kinder;2.[50] für Forderungen der urteilsunfähigen Person gegen die vorsorgebeauftragte Person, solange der Vorsorgeauftrag wirksam ist;3. für Forderungen der Ehegatten gegeneinander während der Dauer der Ehe;3bis.[51] für Forderungen von eingetragenen Partnerinnen oder Partnern gegeneinander, während der Dauer ihrer eingetragenen Partnerschaft;4.[52] für Forderungen der Arbeitnehmer, die mit dem Arbeitgeber in Hausgemeinschaft leben, gegen diesen während der Dauer des Arbeitsverhältnisses;5. solange dem Schuldner an der Forderung eine Nutzniessung zusteht;6.[53] solange eine Forderung aus objektiven Gründen vor keinem Gericht geltend gemacht werden kann;7.[54] für Forderungen des Erblassers oder gegen diesen, während der Dauer des öffentlichen Inventars;8.[55] während der Dauer von Vergleichsgesprächen, eines Mediationsverfahrens oder anderer Verfahren zur aussergerichtlichen Streitbeilegung, sofern die Parteien dies schriftlich vereinbaren.

2 Nach Ablauf des Tages, an dem diese Verhältnisse zu Ende gehen, nimmt die Verjährung ihren Anfang oder, falls sie begonnen hatte, ihren Fortgang.

3 Vorbehalten bleiben die besondern Vorschriften des Schuldbetreibungs- und Konkursrechtes.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

D. Zamanaşımının kesilmesi

Madde 154

I. Sebepleri

Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir:

1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse.

2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 133 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkraya bağlı iki bentten oluşan 153 üncü maddesinde, zamanaşımının kesilmesi ve kesilme sebepleri düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 133 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “IV. Müruru zamanın kat’ı / 1. Katı sebepleri” şeklindeki ibare, Tasarıda, “D. Zamanaşımının kesilmesi / I. Sebepleri” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 133 üncü maddesinin (1) numaralı bendinde kullanılan “…mahsuben bir miktar para” şeklindeki ibare, Tasarının 153 üncü maddesinin (1) numaralı bendinde “…kısmen ifada bulunmuşsa” şeklinde ifade edilmiştir. Ancak, burada Tasarının 83 üncü maddesinin ikinci fıkrası anlamında bir kısmen ifanın söz konusu olduğu göz önünde tutulmalıdır.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 153 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 135

G. Zamanaşımı / IV. Zamanaşımının kesilmesi / 1. Kesilme sebepleri

Zamanaşımı aşağıdaki hâllerde kesilir:1. borçlu tarafından alacağın kabul edilmesiyle, özellikle faiz veya kısmi ödemelerde bulunulması, rehin veya kefalet verilmesiyle;2.[56] icra takibi yapılmasıyla, uzlaştırma başvurusuyla, bir devlet mahkemesi veya hakem mahkemesi önünde dava açılması veya def'i ileri sürülmesiyle, ayrıca iflasta alacağın bildirilmesiyle.

Özgün metin (Almanca)

Die Verjährung wird unterbrochen:1. durch Anerkennung der Forderung von seiten des Schuldners, namentlich auch durch Zins- und Abschlagszahlungen, Pfand- und Bürgschaftsbestellung;2.[56] durch Schuldbetreibung, durch Schlichtungsgesuch, durch Klage oder Einrede vor einem staatlichen Gericht oder einem Schiedsgericht sowie durch Eingabe im Konkurs.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 155

II. Birlikte borçlulara etkisi

Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur.

Zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilince, kefile karşı da kesilmiş olur.

Zamanaşımı kefile karşı kesilince, asıl borçluya karşı kesilmiş olmaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 134 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 154 üncü maddesinde, zamanaşımının kesilmesinin birlikte borçlulara etkisi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 134 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Borçlulara karşı kat’ın neticeleri” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Birlikte borçlulara etkisi” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 154 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 136

G. Zamanaşımı / IV. Zamanaşımının kesilmesi / 2. Kesilmenin birlikte borçlu olanlar arasındaki etkisi

1 Zamanaşımının bir müteselsil borçluya veya bölünemez bir edimin borçlularından birine karşı kesilmesi, alacaklının bir işlemine dayanıyorsa, diğer birlikte borçlulara karşı da etkili olur.

2 Zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilmişse, kesilme alacaklının bir işlemine dayandığı takdirde kefile karşı da kesilmiş olur.

3 Buna karşılık, kefile karşı gerçekleşen kesilme asıl borçluya karşı etkili olmaz.

4 Sigortacıya karşı doğrudan bir alacak hakkı bulunduğu takdirde, sigortacıya karşı gerçekleşen kesilme borçluya karşı, borçluya karşı gerçekleşen kesilme de sigortacıya karşı etkili olur.

Özgün metin (Almanca)

1 Die Unterbrechung der Verjährung gegen einen Solidarschuldner oder den Mitschuldner einer unteilbaren Leistung wirkt auch gegen die übrigen Mitschuldner, sofern sie auf einer Handlung des Gläubigers beruht.

2 Ist die Verjährung gegen den Hauptschuldner unterbrochen, so ist sie es auch gegen den Bürgen, sofern die Unterbrechung auf einer Handlung des Gläubigers beruht.

3 Dagegen wirkt die gegen den Bürgen eingetretene Unterbrechung nicht gegen den Hauptschuldner.

4 Die Unterbrechung gegenüber dem Versicherer wirkt auch gegenüber dem Schuldner und umgekehrt, sofern ein direktes Forderungsrecht gegen den Versicherer besteht.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

III. Yeni sürenin başlaması

Madde 156

1. Borcun ikrar edilmesi veya karara bağlanması hâlinde

Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar.

Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise, yeni süre her zaman on yıldır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 135 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 155 inci maddesinde, borcun ikrar edilmesi veya karara bağlanması durumunda, yeni zamanaşımının işlemeye başlaması ve süresi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 135 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Yeni müddetin mebdei / a. İkrar ve hüküm hâlinde” şeklindeki ibareler, Tasarıda “III. Yeni sürenin başlaması / 1. Borcun ikrar edilmesi veya karara bağlanması durumunda” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 155 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 137

G. Zamanaşımı / IV. Zamanaşımının kesilmesi / 3. Yeni sürenin başlaması / a. Kabul ve karar hâlinde

1 Kesilme ile birlikte zamanaşımı yeniden işlemeye başlar.

2 Alacak bir belge düzenlenerek kabul edilmiş veya hâkim kararıyla tespit edilmişse, yeni zamanaşımı süresi her zaman on yıl olur.

Özgün metin (Almanca)

1 Mit der Unterbrechung beginnt die Verjährung von neuem.

2 Wird die Forderung durch Ausstellung einer Urkunde anerkannt oder durch Urteil des Richters festgestellt, so ist die neue Verjährungsfrist stets die zehnjährige.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Mehaz madde — Alman MK m. 212

Zamanaşımının yeniden başlaması

(1) Zamanaşımı, aşağıdaki hallerde yeniden başlar:

1. Borçlunun, alacaklıya karşı istemi kısmi ödeme, faiz ödemesi, güvence verme veya başka bir şekilde kabul etmesi ya da

2. Bir mahkeme veya idari makam tarafından bir icra işleminin yapılması veya bunun talep edilmesi.

(2) İcra işleminin, alacaklının talebi üzerine veya kanuni koşulların eksikliği nedeniyle kaldırılması halinde, icra işlemi sonucu zamanaşımının yeniden başlaması gerçekleşmemiş sayılır.

(3) Bir icra işleminin yapılması talebiyle zamanaşımının yeniden başlaması, talebin kabul edilmemesi veya icra işleminden önce geri alınması ya da elde edilen icra işleminin ikinci fıkraya göre kaldırılması halinde gerçekleşmemiş sayılır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Die Verjährung beginnt erneut, wenn

1. der Schuldner dem Gläubiger gegenüber den Anspruch durch Abschlagszahlung, Zinszahlung, Sicherheitsleistung oder in anderer Weise anerkennt oder

2. eine gerichtliche oder behördliche Vollstreckungshandlung vorgenommen oder beantragt wird.

(2) Der erneute Beginn der Verjährung infolge einer Vollstreckungshandlung gilt als nicht eingetreten, wenn die Vollstreckungshandlung auf Antrag des Gläubigers oder wegen Mangels der gesetzlichen Voraussetzungen aufgehoben wird.

(3) Der erneute Beginn der Verjährung durch den Antrag auf Vornahme einer Vollstreckungshandlung gilt als nicht eingetreten, wenn dem Antrag nicht stattgegeben oder der Antrag vor der Vollstreckungshandlung zurückgenommen oder die erwirkte Vollstreckungshandlung nach Absatz 2 aufgehoben wird.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Medeni Kanunu

Madde 157

2. Alacaklının fiili hâlinde

Bir dava veya def’i yoluyla kesilmiş olan zamanaşımı, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar.

Zamanaşımı, icra takibiyle kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar.

Zamanaşımı, iflas masasına başvurma sebebiyle kesilmişse, iflasa ilişkin hükümlere göre alacağın yeniden istenmesi imkânının doğumundan itibaren yeniden işlemeye başlar.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 136 ncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 156 ncı maddesinde, alacaklının dava açması, def’i ileri sürmesi, icra takibi yapması ve iflâs masasına başvurması şeklindeki fiillerinden biriyle zamanaşımının kesilmesi durumunda, yeni zamanaşımı süresinin hangi anda başlayacağı düzenlenmektedir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 156 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 138

G. Zamanaşımı / IV. Zamanaşımının kesilmesi / 3. Yeni sürenin başlaması / b. Alacaklının işlemleri ile

1 Zamanaşımı, uzlaştırma talebi, dava veya def’i ile kesilmişse, uyuşmazlık başvurulan makam önünde sona erdiğinde zamanaşımı yeniden işlemeye başlar.[58]

2 Kesilme, takip yoluyla gerçekleşmişse, her takip işlemi ile birlikte zamanaşımı yeniden işlemeye başlar.

3 Kesilme, iflasta alacağın bildirilmesi yoluyla gerçekleşmişse, yeni zamanaşımı, alacağın iflas hukukuna göre yeniden ileri sürülebileceği andan itibaren işlemeye başlar.

Özgün metin (Almanca)

1 Wird die Verjährung durch Schlichtungsgesuch, Klage oder Einrede unterbrochen, so beginnt die Verjährung von Neuem zu laufen, wenn der Rechtsstreit vor der befassten Instanz abgeschlossen ist.[58]

2 Erfolgt die Unterbrechung durch Schuldbetreibung, so beginnt mit jedem Betreibungsakt die Verjährung von neuem.

3 Geschieht die Unterbrechung durch Eingabe im Konkurse, so beginnt die neue Verjährung mit dem Zeitpunkte, in dem die Forderung nach dem Konkursrechte wieder geltend gemacht werden kann.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

E. Davanın reddinde ek süre

Madde 158

Dava veya def’i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 137 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 157 nci maddesinde, bir alacaklı tarafından açılan davanın, yetkisizlik veya görevsizlik nedeniyle reddedilmesi ve bu arada zamanaşımı süresinin dolması durumunda, alacaklıya, borçluya karşı olan haklarını kullanabilmesi için tanınan ek süre düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 137 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “V. Davanın reddi hâlinde munzam müddet” şeklindeki ibare, Tasarıda “E. Davanın reddinde ek süre” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 137 nci maddesinin sonunda kullanılan “altmış günlük munzam bir müddetten istifade eder.” şeklindeki ibare, Tasarıda “altmış günlük ek süre işlemeye başlar.” şekline dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 157 gerekçesi

F. Taşınır rehni ile güvenceye bağlanmış alacakta

Madde 159

Alacağın bir taşınır rehniyle güvenceye bağlanmış olması, bu alacak için zamanaşımının işlemesine engel olmaz; bununla birlikte alacaklının, hakkını rehinden alma yetkisi devam eder.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 138 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 158 inci maddesinde, taşınır rehniyle güvenceye bağlanmanın, alacağın tâbi olduğu zamanaşımına etkisi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 138 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “VI. Menkul rehni ile temin edilmiş alacak hâlinde” şeklindeki ibare, Tasarıda “F. Taşınır rehni ile güvenceye bağlanmış alacakta” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 158 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 140

G. Zamanaşımı / VI. Taşınır rehninde zamanaşımı

Bir taşınır rehni hakkının varlığı, alacağın zamanaşımına uğramasını engellemez; ancak zamanaşımının gerçekleşmesi, alacaklının rehin hakkını ileri sürmesine engel olmaz.

Özgün metin (Almanca)

Durch das Bestehen eines Fahrnispfandrechtes wird die Verjährung einer Forderung nicht ausgeschlossen, ihr Eintritt verhindert jedoch den Gläubiger nicht an der Geltendmachung des Pfandrechtes.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

G. Zamanaşımından feragat

Madde 160

Zamanaşımından önceden feragat edilemez.

Müteselsil borçlulardan birinin feragat etmiş olması, diğerlerine karşı ileri sürülemez.

Bölünemez bir borcun borçlularından birinin feragat etmiş olması durumunda da aynı hüküm uygulanır.

Asıl borçlunun feragati de kefile karşı ileri sürülemez.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 139 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının dört fıkradan oluşan 159 uncu maddesinde, zamanaşımından feragat düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 139 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “VII. Müruru zamandan feragat” şeklindeki ibare, Tasarıda “G. Zamanaşımından feragat” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 139 uncu maddesinin üçüncü fıkrası, daha kolay anlaşılmasını sağlamak amacıyla, Tasarının 159 uncu maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında ayrı ayrı düzenlenmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 139 uncu maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “…feragat batıldır.” şeklindeki ibare yerine, Tasarının 159 uncu maddesinin birinci fıkrasında “…feragat edilemez.” şeklindeki ibare kullanılmıştır. Bunun sebebi, borçlunun zamanaşımı def’ini ileri sürmekten önceden feragat etmesi durumunda, Tasarının 27 nci maddesi anlamında, kanunun emredici nitelikteki bir hükmüne aykırılığın söz konusu olmasıdır. Bu durumda uygulanacak yaptırımın, aynı maddenin birinci fıkrası uyarınca kesin hükümsüzlükten ibaret olduğunda bir duraksama yoktur. Bundan dolayı, emredici nitelikteki bir kanun hükmüne aykırılığın söz konusu olduğu her durumda, kesin hükümsüzlük yaptırımının tekrar edilmesine gerek görülmemiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 159 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 141

G. Zamanaşımı / VII. Zamanaşımı def’inden feragat

1 Borçlu, zamanaşımının başlamasından itibaren her defasında en çok on yıl için zamanaşımı def’ini ileri sürmekten feragat edebilir.[61]

1bis Feragat yazılı şekilde yapılmalıdır. Genel işlem koşullarında, ancak bunları düzenleyen taraf zamanaşımı def’ini ileri sürmekten feragat edebilir.[62]

2 Müteselsil borçlulardan birinin feragati, diğer müteselsil borçlulara karşı ileri sürülemez.

3 Aynı kural, bölünemez bir edimin birden çok borçlusu arasında ve asıl borçlunun feragati hâlinde kefil bakımından da geçerlidir.

4 Borçlu tarafından yapılan feragat, sigortacıya doğrudan alacak hakkı bulunması koşuluyla sigortacıya karşı ve bunun tersi de geçerli olmak üzere ileri sürülebilir.[63]

Özgün metin (Almanca)

1 Der Schuldner kann ab Beginn der Verjährung jeweils für höchstens zehn Jahre auf die Erhebung der Verjährungseinrede verzichten.[61]

1bis Der Verzicht muss in schriftlicher Form erfolgen. In allgemeinen Geschäftsbedingungen kann lediglich der Verwender auf die Erhebung der Verjährungseinrede verzichten.[62]

2 Der Verzicht eines Solidarschuldners kann den übrigen Solidarschuldnern nicht entgegengehalten werden.

3 Dasselbe gilt unter mehreren Schuldnern einer unteilbaren Leistung und für den Bürgen beim Verzicht des Hauptschuldners.

4 Der Verzicht durch den Schuldner kann dem Versicherer entgegengehalten werden und umgekehrt, sofern ein direktes Forderungsrecht gegenüber dem Versicherer besteht.[63]

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

H. İleri sürülmesi

Madde 161

Zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 140 ıncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 160 ıncı maddesinde, zamanaşımının ileri sürülmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 140 ıncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “VIII. Müruru zamanın dermeyanı lüzumu” şeklindeki ibare, Tasarıda “H. İleri sürülmesi” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Borç İlişkilerinde Özel Durumlar 818 sayılı Borçlar Kanununda, “Dördüncü Bap / Borçların nevileri” şeklindeki üst başlık, Tasarıda “Dördüncü Bölüm / Borç İlişkilerinde Özel Durumlar” şeklinde değiştirilmiştir.

BİRİNCİ AYIRIM Teselsül 818 sayılı Borçlar Kanununun 141 inci maddesiyle başlayan “Birinci Fasıl / Müteselsil borçlar” şeklindeki alt başlık, Tasarıda “Birinci Ayırım / Teselsül” şeklinde değiştirilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 160 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 142

G. Zamanaşımı / VIII. İleri sürülmesi

Hâkim, zamanaşımını kendiliğinden göz önünde bulunduramaz.

Özgün metin (Almanca)

Der Richter darf die Verjährung nicht von Amtes wegen berücksichtigen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Dipnotlar

  1. [1]2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 190 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.
  2. [2]Bu madde 1/7/2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanmaz. Bu halde, kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümleri tatbik olunur. Kira sözleşmelerinde hüküm olmayan hallerde mülga Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.
  3. [3]17/1/2019 tarihli ve 7161 sayılı Kanunun 56 ncı maddesiyle, bu maddenin birinci ve ikinci fıkrasında yer alan “üretici fiyat endeksindeki artış” ibareleri “tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim” şeklinde değiştirilmiştir.
  4. [4]17/1/2019 tarihli ve 7161 sayılı Kanunun 56 ncı maddesiyle , bu maddenin üçüncü fıkrasında yer alan “üretici fiyat endeksindeki artış” ibaresi “tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim” şeklinde değiştirilmiş ve maddenin dördüncü fıkrasına “kararlaştırılmışsa,” ibaresinden sonra gelmek üzere “20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla,” ibaresi eklenmiştir.
  5. [5]2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 190 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı” şeklinde değiştirilmiştir.