İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 10. hâli

Türk Borçlar Kanunu (TBK)

Kanun numarası
6098
Kabul tarihi
11.01.2011
Resmî Gazete
04.02.2011 / 27836
Düstur
5. tertip, cilt 50
Son değişiklik
16.07.2026
Madde sayısı
651

İkinci Kısım

Özel Borç İlişkileri

Birinci Bölüm

Satış Sözleşmesi

Dördüncü Ayırım

Bazı Satış Türleri

C. Kısmi ödemeli satışlar

II. Ön ödemeli taksitle satış

2. Tarafların hak ve borçları

Madde 266

b. Alıcının malın devrini isteme hakkı

Alıcı satış bedelinin tamamını ödedikten sonra, her zaman malın kendisine devredilmesini isteyebilir. Ancak, satıcı malı başkasından sağlayarak devredecek ise alıcı, bunun için kendisine uygun bir süre tanımak zorundadır.

Satıcının malı alıcıya devredebilmesi için, taksitle satışa ilişkin koşullara uyulması gerekir.

Alıcı birden çok şey satın almış veya seçim hakkını saklı tutmuş ise, satılanın kısım kısım devredilmesini, ancak 256 ncı maddede öngörülen asgari peşinatı ödedikten sonra isteyebilir. Satılanın eşya topluluğu oluşturduğu hâllerde bu istemde bulunulamaz. Satış bedelinin tamamen ödenmemesi hâlinde, satıcıdan satılanı kısmen devretmesi, ancak geri kalan kısmın yüzde onunun kendisine güvence olarak bırakılması koşuluyla istenebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “b. Alıcının malın teslimini isteme hakkı” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının üç fıkradan oluşan 265 inci maddesinde, alıcının malın devrini isteme hakkı düzenlenmektedir.

Maddenin birinci ve ikinci fıkralarında, ön ödemeli taksitle satışta, alıcının istemesi hâlinde, satıcının hangi maddî veya şeklî koşullar altında, satılanı ona devretmekle yükümlü olduğu belirtilmektedir.

Son fıkrada, ön ödemeli taksitle satış sözleşmesinde alıcının, hangi durumlarda ve hangi koşulun gerçekleşmesiyle satılanın kısım kısım devredilmesini isteyebileceği; hangi durumda bu hakka sahip olmadığı düzenlenmektedir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 265 gerekçesi

Madde 267

c. Satış bedelinin ödenmesi

Ödeme süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde satış bedelinin, satılanın devri anında tamamen ödenmiş olması gerekir. Satılanın devredilmesini isteyen alıcı, hesabındaki bakiyeden, satış bedelinin en çok üçte birlik kısmını satıcı lehine serbest bırakabilir. Ancak, sözleşmenin kuruluşu sırasında buna ilişkin taahhütte bulunulamaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “c. Satış bedelinin ödenmesi” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 266 ncı maddesinde, satış bedelinin ödenmesi düzenlenmektedir.

Maddenin birinci cümlesinde, ödeme süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde, satış bedelinin satılanın devri anında tamamen ödenmiş olması gerektiği; ikinci cümlesinde ise, satılanın devrini isteyen alıcının, banka hesabındaki bakiyeden, satış bedelinin en çok üçte birlik kısmını satıcı lehine serbest bırakabileceği; maddenin son cümlesinde ise, alıcının sözleşmenin kurulduğu sırada böyle bir serbest bırakma taahhüdünde bulunamayacağı öngörülmektedir.

Maddenin ikinci cümlesinde, satış bedelinin tamamını ödeyerek, satıcıdan, satılanın kendisine devrini isteyen alıcının, satılan kendisine devredilmedikçe, hesabındaki taksit ödemelerinin en çok üçte bir oranındaki kısmını, satıcı yararına serbest bırakılmasına rıza gösterebileceği öngörülmüş ve böylece alıcı, taksit borçlarını tamamen ödediği hâlde, henüz devralmadığı satılanın satış bedelinin bu oranı aşan kısmını kaybetmesi tehlikesine karşı hukukî koruma altına alınmıştır. Maddenin son cümlesi uyarınca, alıcının sözleşmenin kurulduğu sırada söz konusu hukukî korumayı ortadan kaldıran veya azaltan bir taahhüt geçersiz sayılmış, böylece satıcıların bu hükmün etkisinden kurtulmalarının önlenmesi amaçlanmıştır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 266 gerekçesi

Madde 268

d. Satış bedelinin belirlenmesi

Satıcının sözleşmenin kurulduğu sırada belirlenen toplam satış bedeline ek bir bedel isteme hakkını saklı tutan bütün kayıtlar geçersizdir.

Ödenecek toplam satış bedeli sözleşmede belirlenmiş olmakla birlikte, devredilecek eşya önceden belirlenmemiş ve satıcı tarafından bu eşyayı seçme hakkı alıcıya tanınmış ise satıcı, peşin satıştaki olağan bedelleri göz önünde tutmak suretiyle alıcının yapacağı seçime tam olarak uymakla yükümlüdür.

Buna aykırı anlaşmalar, ancak alıcının yararına olduğu ölçüde geçerlidir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “d. Satış bedelinin belirlenmesi” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının üç fıkradan oluşan 267 nci maddesinde, satış bedelinin belirlenmesi düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasına göre, ön ödemeli taksitle satış sözleşmesinin kurulduğu sırada belirlenen toplam satış bedeline ek bir bedel isteme hakkını saklı tutan bütün kayıtlar geçersizdir.

Maddenin ikinci fıkrasında, ön ödemeli taksitle satış sözleşmesinin bir çeşidi olan ve öğretide “tahsis kaydıyla satış” (vente avec réserve de spécification; Spezifikationskauf) adı verilen sözleşme düzenlenmektedir. Bu sözleşmenin varlığı, aşağıdaki koşulların birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır:

1. Ödenecek toplam satış bedeli önceden sözleşmede belirlenmiş olmakla birlikte, satıcının alıcıya devretmekle yükümlü olduğu eşya belirlenmemiş olmalıdır.

2. Satıcı, alıcıya zilyetlik ve mülkiyetini devralacağı eşyayı seçme hakkı tanımış olmalıdır.

Bu fıkra uyarınca, yukarıda belirtilen koşulların gerçekleşmesi durumunda satıcı, peşin satıştaki olağan bedelleri göz önünde tutmak suretiyle alıcının yapacağı seçime tam olarak uymakla yükümlü olacaktır.

Bu tür satışlara, alıcının bir mobilya mağazasından, ileride evlenecek kızına çeyiz olarak satın almak istediği eşyaya ilişkin yaptığı sözleşme örnek olarak gösterilebilir. Bu durumda alıcı, kendisine tanınan seçim hakkını kullandığında, satıcı, sözleşmede kararlaştırılan toplam satış bedeline (meselâ onbin liraya) kadar olmak üzere, seçtiği çeyizlik eşyayı (oturma veya yatak odası takımı vb.) peşin satıştaki olağan bedellerle devretmekle yükümlüdür.

Maddenin son fıkrasında, aynı maddenin ikinci fıkrasına aykırı anlaşmaların, ancak alıcı için daha elverişli bulunması ölçüsünde geçerli olacağı açıklanmaktadır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 267 gerekçesi

3. Sözleşmenin sona ermesi

Madde 269

a. Cayma hakkı

Ödeme süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde alıcı, malın devrine kadar her zaman sözleşmeden cayabilir.

Sözleşmeden cayma hâlinde alıcı tarafından ödenmesi öngörülen cayma parası, durumun özelliğine ve sözleşmenin kurulması ile cayma arasında geçen süreye bakılarak belirlenir. Ancak, bu miktar satıcının toplam alacağının yüzde ikisinden az ve yüzde beşinden fazla olamaz. Alıcı, yapmış olduğu ödemelerin cayma parasını aşan kısmının, getirileri ile birlikte kendisine geri verilmesini isteyebilir.

Alıcının ölmesi veya kazanç elde etmekten sürekli olarak yoksun kalması sebebiyle ön ödemeleri yapamayacak duruma düşmesi ya da sözleşmenin yerine olağan koşullarla yapılacak bir taksitle satış sözleşmesinin konulmasına ilişkin önerisinin satıcı tarafından kabul edilmemesi yüzünden sözleşmeden cayılmış olursa, cayma parası istenemez.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “3. Sözleşmenin sona ermesi / a. Cayma hakkı” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının üç fıkradan oluşan 268 inci maddesinde, sona erme sebeplerinden biri olarak cayma hakkı düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, ödeme süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan ön ödemeli taksitle satış sözleşmesinde alıcının, malın devrine kadar, her zaman sözleşmeden cayabileceği kabul edilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında, cayma hâlinde, alıcı tarafından ödenmesi öngörülen cayma parasının nasıl belirleneceği ve miktarı ile yapılmış bulunan ödemelerden, cayma parasını aşan kısmının ne olacağı açıklanmaktadır.

Maddenin son fıkrasına göre, bu fıkrada yazılı üç durumdan birinin gerçekleşmesi sebebiyle sözleşmeden cayılmış olursa, alıcıdan cayma parası istenemeyecektir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 268 gerekçesi

Madde 270

b. Sözleşmenin süresi

Ön ödemeleri ifa borcu, beş yılın geçmesiyle sona erer.

Ödeme süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde alıcı, sekiz yıl geçtiği hâlde satılanın devri isteminde bulunmazsa, satıcı kendisini uyararak üç aylık süre tanır. Alıcı bu süre içinde kayıtsız kalırsa satıcı, alıcıya sözleşmeden cayma hâlinde tanınan haklara sahip olur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “b. Sözleşmenin süresi” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının iki fıkradan oluşan 269 uncu maddesinde, ön ödemeli taksitle satış sözleşmesinin süresi düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, ön ödemeli taksitle satış sözleşmesinde, ön ödemeleri ifa borcunun beş yılın geçmesiyle sona ermesi öngörülmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, ödeme süresi bir yıldan uzun veya belirsiz olan ön ödemeli taksitle satış sözleşmesinde, fıkrada öngörülen koşulların gerçekleşmesi durumunda, satıcının da sözleşmeden cayan alıcının haklarına sahip olacağı düzenlenmektedir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 269 gerekçesi

Madde 271

c. Alıcının temerrüdü

Alıcı bir veya daha çok ön ödemede temerrüde düşerse satıcı, ancak vadesi gelmiş olan ödemeleri isteyebilir. Bununla birlikte, toplam alacağın en az onda birini oluşturan ve birbirini izleyen iki ön ödemenin veya toplam alacağın en az dörtte birini oluşturan bir tek ön ödemenin ya da sonuncu ön ödemenin vadesi gelmişse satıcı, ayrıca alıcıya tanıyacağı bir aylık ödeme süresinin geçmesinden sonra sözleşmeden dönme hakkına sahip olur.

Satıcı, ödeme süresi bir yıl veya daha az olan sözleşmeden dönerse, 260 ıncı maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır. Süresi bir yılı aşan sözleşmelerde satıcı, ancak 269 uncu maddenin ikinci fıkrasında öngörülen cayma parasını ve alıcıya ödenmesi gereken ortalama banka mevduat faizini aşan zararlarının giderilmesini isteyebilir.

Bir yıldan daha uzun süreli sözleşmelerde temerrüde düşmüş olan alıcının malın devrini istemesi hâlinde satıcı, yasal anapara faizi ile birlikte, devir isteminden sonra malın değerinde oluşacak eksilmelerin giderilmesini isteyebilir. Ceza koşulu öngörülmüşse miktarı, satış bedelinin yüzde onunu geçemez.

Satılanın devredilmiş olduğu hâllerde, dönme konusunda 260 ıncı maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “c. Alıcının temerrüdü” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının dört fıkradan oluşan 270 inci maddesinde, alıcının temerrüdü düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, ön ödemeli taksitle satışta alıcının bir veya birden çok ödemede temerrüde düşmesi durumunda, satıcının vadesi gelmiş olan ön ödemeleri isteme hakkı ile fıkrada öngörülen koşullar gerçekleşmişse, sözleşmeden dönme hakkı düzenleme konusu yapılmıştır.

Maddenin ikinci fıkrasının ilk cümlesinde, satıcının ödeme süresi bir yıl veya daha kısa olan sözleşmeden dönmesi durumunda, Tasarının 259 uncu maddesinin ikinci fıkrasının kıyas yoluyla uygulanacağı kabul edilmektedir. Aynı fıkranın son cümlesi uyarınca, süresi bir yıldan uzun olan sözleşmelerde satıcı, ancak Tasarının 268 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen cayma parasını ve ortalama banka faizlerini aşan zararlarının karşılanmasını isteyebilir.

Maddenin üçüncü fıkrasında, bir yıldan daha uzun süreli sözleşmelerde temerrüde düşmüş olan alıcının malın devrini istemesi hâlinde satıcıya, yasal anapara faizi ile birlikte devir isteminden sonra malın değerinde oluşacak eksilmelerin giderimini isteme hakkı tanınmakta ve sözleşmede öngörülmesi durumunda ödenecek ceza koşulunun miktarının, satış bedelinin yüzde onunu geçemeyeceği belirtilmektedir.

Maddenin son fıkrasında ise, satılanın devrinden sonra, alıcının temerrüde düşmesi sebebiyle satıcının sözleşmeden dönmesi durumunda, Tasarının 259 uncu maddesinin birinci fıkrası hükmünün uygulanacağı ifade edilmektedir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 270 gerekçesi

Madde 272

4. Uygulama alanının sınırlanması

Alıcının tacir sıfatıyla hareket etmesi veya malın bir ticari işletmenin ihtiyacı için ya da meslekî amaçlarla satın alınması durumunda, 264 ilâ 271 inci maddeler uygulanmaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “4. Uygulama alanının sınırlanması” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 271 inci maddesinde, uygulama alanının sınırlanması düzenlenmektedir.

Maddeye göre, alıcının tacir sıfatıyla hareket etmesi veya malın bir ticarî işletmenin ihtiyacı için ya da meslekî amaçlarla satın alınması durumunda, ön ödemeli taksitle satış sözleşmesine ilişkin 263 ilâ 270 inci maddeleri uygulanmaz.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 271 gerekçesi

Madde 273

III. Ortak hükümler

Taksitle satışa ilişkin hükümlerden yasal temsilcinin rızasına, sözleşmenin hüküm ve sonuçlarını doğurmasına ve geri alma açıklamasına, alıcının def’ilerine, satıcının alacağının devrine, hâkim tarafından sağlanan ödeme kolaylıklarına ve yetkili mahkeme ile tahkime ilişkin olanlar, ön ödemeli taksitle satışa da uygulanır.

Satılanı devir süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan taksitle satışta alıcı, satılanın devrinden önce ödemeleri yapmakla yükümlü ise, ön ödemeli taksitle satışa ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “III. Ortak hükümler” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının iki fıkradan oluşan 272 nci maddesinde, ortak hükümler düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, taksitle satışa ilişkin hükümlerden yasal temsilcinin rızasına, alıcının sözleşmenin kurulmasından cayma hakkına ve def’ilerine, satıcının alacağının devrine, hâkim tarafından sağlanan ödeme kolaylıklarına, yetkili mahkeme ve tahkime ilişkin olanların, ön ödemeli taksitle satış sözleşmelerine de uygulanacakları belirtilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, satılanı devir süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan taksitle satışta, alıcının satılanın devrinden önce ödemeleri yapma yükümlülüğü varsa, ön ödemeli taksitle satışa ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla uygulanacağı öngörülmektedir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 272 gerekçesi

D. Açık artırma yoluyla satış

Madde 274

I. Tanımı

Açık artırma yoluyla satış; yeri, zamanı ve koşulları önceden belirlenerek, hazır olanlar arasından en yüksek bedeli öneren ile yapılan satıştır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “D. Açık artırma yoluyla satış / I.

Tanımı” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 273 üncü maddesinde, açık artırma yoluyla satış tanımlanmaktadır.

Maddeye göre, “Açık artırma yoluyla satış; yeri, zamanı ve koşulları önceden belirlenerek, hazır olanlar arasından en yüksek bedeli öneren ile yapılan satıştır”.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 273 gerekçesi

Madde 275

II. Kurulması

Satıcı artırma koşullarında aksi yönde bir irade açıklamasında bulunmamışsa, herkesin katılabileceği isteğe bağlı açık artırmalarda satış sözleşmesi, artırmayı yönetenin en yüksek bedeli öneren kişiye ihale etmesiyle kurulmuş olur.

Cebrî artırma yoluyla satış, artırmayı yöneten memurun en yüksek bedeli öneren kişiye ihale etmesiyle kurulmuş olur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 225 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 274 üncü maddesinde, isteğe bağlı açık artırma ve cebrî artırma yoluyla yapılan satışlarda, sözleşmenin kurulduğu an belirtilmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 225 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “I. Satımın inikadı” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Kurulması” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 225 inci maddesinin birinci fıkrası, Tasarının 274 üncü maddesinin ikinci fıkrası olarak; 818 sayılı Borçlar Kanununun 225 inci maddesinin ikinci fıkrası ise, Tasarıda birinci fıkra olarak kaleme alınmıştır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 274 gerekçesi

Mehaz madde — Alman MK m. 156

Artırmada sözleşmenin kurulması

Bir artırmada sözleşme ancak ihale ile kurulur. Daha yüksek bir teklif verilmesi veya artırmanın ihale yapılmaksızın kapatılması hâlinde, önceki teklif hükümsüz kalır.

Özgün metin (Almanca)

Bei einer Versteigerung kommt der Vertrag erst durch den Zuschlag zustande. Ein Gebot erlischt, wenn ein Übergebot abgegeben oder die Versteigerung ohne Erteilung des Zuschlags geschlossen wird.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Medeni Kanunu

Mehaz madde — İsviçre BK m. 229

D. Artırma yoluyla satış / I. Sözleşmenin kurulması

1 Cebrî artırmada satım sözleşmesi, artırma memurunun malı ihale etmesiyle kurulur.

2 Kamuya duyurulmuş ve herkesin katılıp teklif verebileceği ihtiyari artırmada satım sözleşmesi, luvarlığı elden çıkaranın ihaleyi beyan etmesiyle kurulur.

3 Elden çıkaranın aksi yönde bir iradesi bildirilmedikçe, artırmayı yöneten kişi, en yüksek teklife ihaleyi beyan etmeye yetkili sayılır.

Özgün metin (Almanca)

1 Auf einer Zwangsversteigerung gelangt der Kaufvertrag dadurch zum Abschluss, dass der Versteigerungsbeamte den Gegenstand zuschlägt.

2 Der Kaufvertrag auf einer freiwilligen Versteigerung, die öffentlich ausgekündigt worden ist und an der jedermann bieten kann, wird dadurch abgeschlossen, dass der Veräusserer den Zuschlag erklärt.

3 Solange kein anderer Wille des Veräusserers kundgegeben ist, gilt der Leitende als ermächtigt, an der Versteigerung auf das höchste Angebot den Zuschlag zu erklären.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

III. Hükümleri

1. Artırmaya katılanın bağlandığı an

Madde 276

a. Genel olarak

Artırmaya katılan kişi, satış için konulmuş olan koşullar çerçevesinde önerisiyle bağlıdır.

Aksine bir koşul yoksa, öneride bulunanın bağlılığı, kendisinden daha yüksek bir öneri yapılmasıyla sona erer veya daha yüksek öneri olup olmadığının sorulması üzerine böyle bir önerinin olmadığının anlaşılması hâlinde, önerisinin hemen kabul edilmemesiyle ortadan kalkar.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 227 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 275 inci maddesinde, artırmaya katılanın bağlandığı an düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 227 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Müzayedeye iştirak edenin ne zaman mülzem olacağı / 1. Umumiyet itibariyle” şeklindeki ibareler, Tasarıda “III.

Hükümleri / 1. Artırmaya katılanın bağlandığı an / a. Genel olarak” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununda tek fıkradan oluşan 227 nci maddesi, bu maddede iki ayrı konunun düzenlendiği göz önünde tutularak, Tasarıda iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında, artırmaya katılan kişinin, satış için konulmuş olan koşullar çerçevesinde, önerisiyle bağlı olduğu kabul edilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, artırmaya katılan kişinin önerisiyle bağlı olmaktan hangi anda kurtulacağı açıklanmaktadır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 275 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 231

D. Artırma yoluyla satış / III. Teklif verenin bağlılığı / 1. Genel olarak

1 Teklif veren, artırma şartlarına göre teklifiyle bağlıdır.

2 Şartlarda aksi öngörülmedikçe, daha yüksek bir teklif yapılması veya kendi teklifinin mutat çağrıdan hemen sonra kabul edilmemesi hâlinde, teklif veren bağlılıktan kurtulur.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Bietende ist nach Massgabe der Versteigerungsbedingungen an sein Angebot gebunden.

2 Er wird, falls diese nichts anderes bestimmen, frei, wenn ein höheres Angebot erfolgt oder sein Angebot nicht sofort nach dem üblichen Aufruf angenommen wird.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 277

b. Taşınmazın açık artırma yoluyla satışında

Taşınmazın açık artırma yoluyla satışında, ihalenin veya reddinin artırmadan hemen sonra yapılması gerekir.

Öneride bulunanın bağlılığının artırmadan sonra da devam edeceğini öngören koşul geçersizdir. Ancak, bu kural cebrî artırmalarda ve ihalenin bir kamu görevlisince onaylanması gerektiği durumlarda uygulanmaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 228 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 276 ncı maddesinde, taşınmaz artırımında artırmaya katılanın bağlandığı an düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 228 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Gayrimenkul müzayedesi” şeklindeki ibare, Tasarının 276 ncı maddesinde “b. Taşınmazın açık artırma yoluyla satışında” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında, taşınmazlara ilişkin açık artırma yoluyla satışlarda, ileri sürülen önerinin kabul edilerek ihalenin yapılmasının veya reddedilerek, ihalenin yapılmamasının, artırmadan hemen sonra gerçekleşmesi gerektiği öngörülmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, bu tür artırmalarda, öneride bulunanın önerisiyle bağlılığının artırmadan sonra da devam edeceğini öngören koşulun, kural olarak geçersiz olduğu belirtilmekte; aynı fıkrada bu kuralın iki istisnasına yer verilmektedir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 276 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 232

D. Artırma / III. Teklif sahibinin bağlılığı / 2. Taşınmazlarda

1 Taşınmazlarda kabul veya ret, artırmanın kendisinde açıklanmalıdır.

2 Teklif sahibini artırma işlemi sonrasında da teklifiyle bağlı kılan çekinceler, cebri artırma veya satışın bir makamın onayına bağlı olduğu bir durum söz konusu olmadıkça geçersizdir.

Özgün metin (Almanca)

1 Die Zu- oder Absage muss bei Grundstücken an der Steigerung selbst erfolgen.

2 Vorbehalte, durch die der Bietende über die Steigerungsverhandlung hinaus bei seinem Angebote behaftet wird, sind ungültig, soweit es sich nicht um Zwangsversteigerung oder um einen Fall handelt, wo der Verkauf der Genehmigung durch eine Behörde bedarf.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 278

2. Ödemenin peşin olması gereği

Artırma koşullarında aksi kararlaştırılmamışsa, ihale bedelinin peşin ödenmesi gerekir.

İhale bedeli peşin olarak veya artırma koşulları uyarınca ödenmezse satıcı, satıştan hemen dönebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 229 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 277 nci maddesinde, açık artırma yoluyla satılan bir taşınmazın ihale bedelinin peşin ödenmesi gereği ve buna uyulmamasının sonucu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 229 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “IV. Tediyenin peşin olması lüzumu” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Ödemenin peşin olması gereği” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununda tek fıkradan oluşan madde, bu maddede iki ayrı konunun düzenlendiği göz önünde tutularak, Tasarıda iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 277 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 233

D. Artırma / IV. Peşin ödeme

1 Artırma koşulları başka türlü öngörmedikçe, artırmada edinen kişi peşin ödeme yapmakla yükümlüdür.

2 Peşin veya artırma koşullarına göre ödeme yapılmazsa, luzunlu satan kişi derhal satımdan dönebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Bei der Versteigerung hat der Erwerber, wenn die Versteigerungsbedingungen nichts anderes vorsehen, Barzahlung zu leisten.

2 Der Veräusserer kann sofort vom Kauf zurücktreten, wenn nicht Zahlung in bar oder gemäss den Versteigerungsbedingungen geleistet wird.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 279

3. Mülkiyetin geçmesi

Artırmada taşınır bir mal alan kişi, onun mülkiyetini ihale anında kazanır. Artırmadan alınan taşınmazın mülkiyeti, ancak tapu siciline tescille alıcıya geçer.

Artırma görevlisi, satış tutanağında gösterilen taşınmazın alıcı adına tescilini hemen tapu idaresine bildirir.

Cebrî artırma sonucunda yapılan ihalelerde mülkiyetin geçmesine ilişkin özel hükümler saklıdır.

İsteğe bağlı özel artırmalarda mülkiyetin geçmesi genel hükümlere tabidir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 231 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının dört fıkradan oluşan 278 inci maddesinde, açık artırma yoluyla satışlara bağlı olarak, mülkiyetin geçmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 231 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “VI. Mülkiyetin intikali” şeklindeki ibare, Tasarıda “3. Mülkiyetin geçmesi” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 231 inci maddesi üç fıkradan oluştuğu hâlde, Tasarıda dört fıkra olarak düzenlenmiştir. Bu çerçevede artırma yoluyla satış türü olarak kabul edilen isteğe bağlı özel artırmalarda mülkiyetin geçmesi konusunun da yeni bir hüküm olarak maddenin son fıkrasında düzenlenmesi uygun görülmüştür.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 278 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 235

D. Artırma / VI. Mülkiyetin geçişi

1 Artırmayı kazanan kişi, artırılan bir taşınıra ilişkin mülkiyeti ihalenin yapılmasıyla, buna karşılık artırılan bir taşınmaza ilişkin mülkiyeti ancak tapu kütüğüne tescille kazanır.

2 Artırma makamı, artırma tutanağı esas alınarak ihaleyi derhal tescil için tapu memuruna bildirmekle yükümlüdür.

3 Cebri artırmalarda mülkiyetin kazanılmasına ilişkin hükümler saklıdır.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Ersteigerer erwirbt das Eigentum an einer ersteigerten Fahrnis mit deren Zuschlag, an einem ersteigerten Grundstück dagegen erst mit der Eintragung in das Grundbuch.

2 Die Versteigerungsbehörde hat dem Grundbuchverwalter auf Grundlage des Steigerungsprotokolls den Zuschlag sofort zur Eintragung anzuzeigen.

3 Vorbehalten bleiben die Vorschriften über den Eigentumserwerb bei Zwangsversteigerungen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 280

4. Zapttan ve ayıptan sorumluluk

Cebrî artırmalarda zapttan ve ayıptan sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanmaz.

Artırmadan mal alan kişi, o mala, tapu siciline veya satış koşullarına ya da kanuna göre belirli olan durumu, hakları ve yükleri ile birlikte malik olur.

İsteğe bağlı açık artırmalarda satıcı, satılanın zaptından ve ayıplarından sorumludur. Ancak, aldatma durumu dışında, artırma koşullarında açıkça belirtip duyurmak suretiyle bu sorumluluktan kurtulabilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 230 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 279 uncu maddesinde, açık artırma yoluyla satışlarda zapttan ve ayıptan sorumluluk düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 230 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “V. Tekeffül” şeklindeki ibare, Tasarıda “4. Zapttan ve ayıptan sorumluluk” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 230 uncu maddesinin birinci fıkrasında, cebrî artırmalarda “tekeffül”e yer olmamasına ilişkin kuralın iki istisnasına (artırma şartnamesinde aksine açık bir düzenleme olması ile artırmaya katılanlara karşı hile yapılması) ilişkin sorunlara, ancak icra hukuku kurumları çerçevesinde (şikâyet, ihalenin feshi gibi) çözüm bulunabileceği göz önünde tutularak, Tasarı metnine alınmamış; bu tür artırmalarda ayıptan ve zapttan sorumluluğa ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı kabul edilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 279 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 234

D. Artırma / V. Ayıba karşı tekeffül

1 Cebri artırmada, özel taahhütler veya teklif sahiplerinin kasten aldatılması dışında, ayıba karşı tekeffül söz konusu olmaz.

2 Artırmayı kazanan kişi, şeyi, kamu sicillerinde veya artırma koşullarında bildirilen ya da kanun gereği var olan durum, haklar ve yükümlülüklerle birlikte edinir.

3 İhtiyari açık artırmada, satan kişi başka bir satıcı gibi sorumlu olur; ancak kamuya açıklanan artırma koşullarında, kasten aldatmadan doğan sorumluluk hariç olmak üzere, ayıba karşı tekeffülü reddedebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Bei Zwangsversteigerung findet, abgesehen von besonderen Zusicherungen oder von absichtlicher Täuschung der Bietenden, eine Gewährleistung nicht statt.

2 Der Ersteigerer erwirbt die Sache in dem Zustand und mit den Rechten und Lasten, die durch die öffentlichen Bücher oder die Versteigerungsbedingungen bekannt gegeben sind oder von Gesetzes wegen bestehen.

3 Bei freiwilliger öffentlicher Versteigerung haftet der Veräusserer wie ein anderer Verkäufer, kann aber in den öffentlich kundgegebenen Versteigerungsbedingungen die Gewährleistung mit Ausnahme der Haftung für absichtliche Täuschung von sich ablehnen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 281

IV. Artırmanın iptali

Hukuka veya ahlaka aykırı yollara başvurularak ihalenin gerçekleştirilmesi sağlanmışsa her ilgili, iptal sebebini öğrendiği günden başlayarak on gün ve her hâlde ihale tarihini izleyen bir yıl içinde ihalenin iptalini mahkemeden isteyebilir.

Cebrî artırmalar hakkında özel hükümler saklıdır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 226 ncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 280 inci maddesinde, artırmanın iptali düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 226 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Müzayedenin butlanı” şeklindeki ibare, Tasarının 280 inci maddesinde, “IV. Artırmanın iptali” şeklinde değiştirilmiştir.

Gerçekten, söz konusu maddede ihalenin iptaline karar verilmesi istemiyle, ilgililerin dava açabilecekleri düzenlendiğine göre, 818 sayılı Borçlar Kanununun 226 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan ibare hatalıdır. Çünkü, ihalenin iptali hâlinde fesihten söz edilemeyeceği için iptal, sonuçlarını geriye etkili olmak üzere doğurur.

818 sayılı Borçlar Kanununda, tek fıkradan oluşan maddeye, Tasarıda yeni bir hüküm eklenerek madde, iki fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 226 ncı maddesinin birinci cümlesinde kullanılan “her alâkadar tarafından on gün içinde itiraz edilebilir.” şeklindeki ibare, Tasarıda “her ilgili, iptal sebebini öğrendiği günden başlayarak on gün ve her hâlde ihale tarihini izleyen bir yıl içinde” şeklinde değiştirilmiş;

böylece İcra ve İflâs Kanununun 134 üncü maddesinin altıncı fıkrasında öngörülen bir yıllık süreyle paralellik sağlanmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 226 ncı maddesinin ikinci cümlesinde kullanılan “bu itiraz cebrî müzayedelerde icra ve iflâs muamelelerine nezaret eden makamlara arz olunur.” şeklindeki ibare, Tasarının 280 inci maddesinin ikinci fıkrasında “Cebrî artırmalar hakkında özel hükümler saklıdır.” şeklinde değiştirilmiştir.

İKİNCİ BÖLÜM Mal Değişim Sözleşmesi 818 sayılı Borçlar Kanununda, 232 nci maddeyle başlayan “Beşinci Fasıl / Trampa” şeklindeki üst başlık, Tasarıda “İkinci Bölüm / Mal Değişim Sözleşmesi” şeklinde değiştirilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 280 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 230

D. Artırma yoluyla satış / II. İptal

1 Artırmanın sonucu hukuka veya ahlaka aykırı bir biçimde etkilenmişse, bu durum, menfaati bulunan herkes tarafından on günlük süre içinde iptal davasına konu edilebilir.

2 Cebrî artırma hâlinde iptal talebi denetim makamına, diğer hâllerde ise mahkemeye yöneltilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Wenn in rechtswidriger oder gegen die guten Sitten verstossender Weise auf den Erfolg der Versteigerung eingewirkt worden ist, so kann diese innert einer Frist von zehn Tagen von jedermann, der ein Interesse hat, angefochten werden.

2 Im Falle der Zwangsversteigerung ist die Anfechtung bei der Aufsichtsbehörde, in den andern Fällen beim Richter anzubringen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

İkinci Bölüm

Mal Değişim Sözleşmesi

A. Tanımı

Madde 282

Mal değişim sözleşmesi, taraflardan birinin diğer tarafa bir veya birden çok şeyin zilyetlik ve mülkiyetini, diğer tarafın da karşı edim olarak başka bir veya birden çok şeyin zilyetlik ve mülkiyetini devretmeyi üstlendiği sözleşmedir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “A. Tanımı” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 281 inci maddesinde, mal değişim sözleşmesi tanımlanmaktadır.

Maddeye göre, “Mal değişim sözleşmesi, taraflardan birinin diğer tarafa bir veya birden çok şeyin zilyetlik ve mülkiyetini, diğer tarafın da karşı edim olarak başka bir veya birden çok şeyin zilyetlik ve mülkiyetini devretmeyi üstlendiği sözleşmedir”.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 281 gerekçesi

B. Tabi olduğu hükümler

Madde 283

Satış sözleşmesine ilişkin hükümler, mal değişim sözleşmesine de uygulanır; buna göre taraflardan her biri, vermeyi üstlendiği şey bakımından satıcı, kendisine verilmesi üstlenilen şey bakımından alıcı durumundadır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 232 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 282 nci maddesinde, mal değişim sözleşmesinin tâbi olduğu hükümler düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 232 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Trampa Satım Hükümlerine Tâbidir:” şeklindeki ibare, Tasarının 282 nci maddesinde “B. Tâbi olduğu hükümler” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 282 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 237

A. Satıma yollama

Trampa sözleşmesine, her bir taraf vaat ettiği şey bakımından satıcı, kendisine vaat edilen şey bakımından ise alıcı sayılacak şekilde, satım sözleşmesine ilişkin hükümler uygulanır.

Özgün metin (Almanca)

Auf den Tauschvertrag finden die Vorschriften über den Kaufvertrag in dem Sinne Anwendung, dass jede Vertragspartei mit Bezug auf die von ihr versprochene Sache als Verkäufer und mit Bezug auf die ihr zugesagte Sache als Käufer behandelt wird.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

C. Zapttan ve ayıptan sorumluluk

Madde 284

Satış sözleşmesinin zapttan ve ayıptan sorumluluğa ilişkin hükümleri uygun düştüğü ölçüde, mal değişim sözleşmesine de uygulanır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 233 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 283 üncü maddesinde, mal değişim sözleşmesinde ayıptan ve zapttan sorumluluk düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 233 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. Tekeffül” şeklindeki ibare, Tasarıda “C. Zapttan ve ayıptan sorumluluk” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanunundan farklı olarak, mal değişim sözleşmesinin konusu olan şeylerin üçüncü kişilerce zapt edilmesi durumunda o şeyleri değişim yoluyla devralanlara ve ayıplı olması sebebiyle geri verenlere tanınan tazminat isteme veya verdiklerini geri alma şeklindeki seçimlik haklar, Tasarıda sayılmamış, bunun yerine, satış sözleşmesinin ayıptan ve zapttan sorumluluğa ilişkin hükümlerinin uygun düştüğü ölçüde, mal değişim sözleşmelerine de uygulanacağı belirtilmiştir.

Böylece, taraflara 818 sayılı Borçlar Kanununun 233 üncü maddesinde öngörülen seçimlik hakların dışında yeni haklar da tanınmıştır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Bağışlama Sözleşmesi 818 sayılı Borçlar Kanununda “Yedinci Bap / Bağışlama” şeklindeki üst başlık, Tasarıda “Üçüncü Bölüm / Bağışlama Sözleşmesi” şeklinde ifade edilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 283 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 238

B. Ayıba karşı tekeffül

Trampa edilen şey istihkak nedeniyle elden alınır veya ayıpları sebebiyle geri verilirse, zarar gören taraf tazminat istemek ya da trampa ettiği şeyi geri istemek arasında seçim hakkına sahiptir.

Özgün metin (Almanca)

Wird die eingetauschte Sache entwehrt oder wegen ihrer Mängel zurückgegeben, so hat die geschädigte Partei die Wahl, Schadenersatz zu verlangen oder die vertauschte Sache zurückzufordern.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Üçüncü Bölüm

Bağışlama Sözleşmesi

A. Tanımı

Madde 285

Bağışlama sözleşmesi, bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir.

Henüz edinilmemiş olan bir haktan feragat etmek veya bir mirası reddetmek, bağışlama değildir.

Ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi de bağışlama sayılmaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 234 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 284 üncü maddesinde, bağışlama sözleşmesi tanımlanmaktadır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 234 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Mevzuu” şeklindeki ibare, Tasarıda “A. Tanımı” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 234 üncü maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “malının tamamını veya bir kısmını diğer bir kimseye temlik eder.” şeklindeki ibare, Tasarıda “malvarlığından … bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununda iki fıkradan oluşan madde, bu maddenin ikinci fıkrasında iki ayrı konunun düzenlendiği göz önünde tutularak, bu fıkra Tasarıda iki fıkraya bölünerek düzenlenmiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 284 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 239

A. Bağışlamanın içeriği

1 Bir kimsenin mal varlığından, karşılığında herhangi bir edim beklemeksizin başka birini zenginleştirdiği sağlararası her türlü kazandırma, bağışlama sayılır.

2 Bir hakkını, onu kazanmadan önce reddeden veya bir mirası reddeden kişi, bağışlama yapmış sayılmaz.

3 Ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi, bağışlama olarak değerlendirilmez.

Özgün metin (Almanca)

1 Als Schenkung gilt jede Zuwendung unter Lebenden, womit jemand aus seinem Vermögen einen andern ohne entsprechende Gegenleistung bereichert.

2 Wer auf sein Recht verzichtet, bevor er es erworben hat, oder eine Erbschaft ausschlägt, hat keine Schenkung gemacht.

3 Die Erfüllung einer sittlichen Pflicht wird nicht als Schenkung behandelt.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

B. Bağışlama ehliyeti

Madde 286

I. Bağışlayan için

Fiil ehliyetine sahip olan herkes, eşler arasındaki mal rejiminden veya miras hukukundan doğan sınırlamalar saklı kalmak üzere, bağışlama yapabilir.

Bağışlamayı izleyen bir yıl içinde başlatılmış bir yargılama sonucunda bağışlayanın, savurganlığı yüzünden kısıtlanmasına karar verilirse, o bağışlama mahkemece iptal edilebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 235 inci maddesini kısmen karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 285 inci maddesinde, bağışlayanın bağışlama ehliyeti düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 235 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. Bağışlamaya Ehliyet / I. Bağışlayan hakkında” şeklindeki ibareler, Tasarıda “B. Bağışlama ehliyeti / I.

Bağışlayan için” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 235 inci maddesinin ikinci fıkrasının, fiil ehliyetinden yoksun kişilerin kendilerinin ve onların adına yasal temsilcilerinin bağışlama sözleşmesinin bağışlayan tarafını oluşturmaları konusundaki düzenlemesi Tasarıya alınmamıştır. 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun vesayet altındaki kişi adına önemli olmayan bağışların yapılabileceğine ilişkin 449 uncu maddesi saklı kalmak kaydıyla, bağışlama sözleşmesinin bağışlayan tarafının tam ehliyetli olması zorunlu görülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 235 inci maddesinin son fıkrasında kullanılan “sulh mahkemesince” şeklindeki ibare, “mahkemece” şeklinde değiştirilmiştir. Burada, “mahkeme” sözcüğünden anlaşılması gereken vesayet makamıdır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 285 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 240

B. Kişisel ehliyet / I. Bağışlayanın

1 Fiil ehliyetine sahip olan kimse, evlilik mal rejimi veya miras hukukunun kendisine getirdiği sınırlamalar saklı kalmak üzere, malvarlığı üzerinde bağışlama yoluyla tasarrufta bulunabilir.

2 Fiil ehliyeti bulunmayan bir kimsenin malvarlığından ancak alışılmış fırsat hediyeleri verilebilir. Yasal temsilcinin sorumluluğu saklıdır.[98]

3 …[99]

Özgün metin (Almanca)

1 Wer handlungsfähig ist, kann über sein Vermögen schenkungsweise verfügen, soweit nicht das eheliche Güterrecht oder das Erbrecht ihm Schranken auferlegen.

2 Aus dem Vermögen eines Handlungsunfähigen dürfen nur übliche Gelegenheitsgeschenke ausgerichtet werden. Die Verantwortlichkeit des gesetzlichen Vertreters bleibt vorbehalten.[98]

3 …[99]

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 287

II. Bağışlanan için

Fiil ehliyeti bulunmayan kişi ayırt etme gücüne sahipse, bağışlamayı kabul edebilir. Ancak, bağışlananın yasal temsilcisi bu kişinin bağışlamayı kabulünü yasaklar veya bağışlanılan şeyin geri verilmesini emrederse, bağışlama ortadan kalkar.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 236 ncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 286 ncı maddesinde, bağışlananın bağışlamayı kabul ehliyeti düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 236 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Bağışlamayı kabul eden hakkında” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Bağışlanan için” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 286 gerekçesi

C. Kurulması

Madde 288

I. Bağışlama sözü verme

Bağışlama sözü vermenin geçerliliği, bu sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.

Bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği, ancak resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.

Şekle uyulmaması sebebiyle geçersiz olan bağışlama sözü verme, bağışlayan tarafından yerine getirildiğinde, elden bağışlama hükmündedir. Ancak, geçerliliği resmî şekle bağlanmış olan bağışlamalarda bu hüküm uygulanmaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 238 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 287 nci maddesinde, bağışlama sözü verme düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 238 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Bağışlama vaadi” şeklindeki ibare, Tasarının 287 nci maddesinde, “C. Kurulması / I. Bağışlama sözü verme” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 238 inci maddesinin son fıkrasında kullanılan “Bağışlama taahhüdü tenfiz edilince” şeklindeki ibare, Tasarıda “Şekle uyulmaması sebebiyle geçersiz olan bağışlama sözü verme, bağışlayan tarafından yerine getirildiğinde” şeklinde; “elden yapılmış bağışlama gibi olur.” şeklindeki ibare de “elden bağışlama hükmündedir.” şeklinde değiştirilmiştir. Aynı fıkranın son cümlesi olarak, Tasarı metnine eklenen hüküm şöyledir: “Ancak, geçerliliği resmî şekle bağlanmış olan bağışlamalarda bu hüküm uygulanmaz.”

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 287 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 243

C. Bağışlamanın kurulması / II. Bağışlama vaadi

1 Bağışlama vaadi, geçerliliği için yazılı şekle bağlıdır.

2 Bağışlamanın konusu taşınmazlar veya bunlar üzerindeki ayni haklar ise, geçerliliği için resmi senetle düzenlenmesi gerekir.

3 Bağışlama vaadi ifa edilmişse, ilişki elden ele bağışlama olarak değerlendirilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Das Schenkungsversprechen bedarf zu seiner Gültigkeit der schriftlichen Form.

2 Sind Grundstücke oder dingliche Rechte an solchen Gegenstand der Schenkung, so ist zu ihrer Gültigkeit die öffentliche Beurkundung erforderlich.

3 Ist das Schenkungsversprechen vollzogen, so wird das Verhältnis als Schenkung von Hand zu Hand beurteilt.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 289

II. Elden bağışlama

Elden bağışlama, bağışlayanın bir taşınırını bağışlanana teslim etmesiyle kurulmuş olur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 237 nci maddesinin birinci fıkrasını karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 288 inci maddesinde, elden bağışlamanın kurulması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 237 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “C. Şekli / I. Elden bağışlama” şeklindeki ibareler yerine, bağışlama sözü verme şeklinin, Tasarının 287 nci maddesinde düzenlendiği göz önünde tutularak, Tasarının 288 inci maddesinde “II. Elden bağışlama” ibaresi kullanılmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 237 nci maddesinin ikinci ve son fıkraları, tanımda taşınır sözcüğüne yer verildiği ve taşınmazlar tanım dışı bırakıldığı için, Tasarının 288 inci maddesine alınmamıştır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 288 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 242

C. Bağışlamanın kurulması / I. Elden ele bağışlama

1 Elden ele bağışlama, bağışlayanın şeyi bağışlanan kişiye teslim etmesiyle gerçekleşir.

2 Taşınmaz mülkiyeti ve taşınmazlar üzerindeki ayni haklarda bağışlama ancak tapu kütüğüne tescille kurulmuş olur.

3 Bu tescil, geçerli bir bağışlama vaadinin varlığını gerektirir.

Özgün metin (Almanca)

1 Eine Schenkung von Hand zu Hand erfolgt durch Übergabe der Sache vom Schenker an den Beschenkten.

2 Bei Grundeigentum und dinglichen Rechten an Grundstücken kommt eine Schenkung erst mit der Eintragung in das Grundbuch zustande.

3 Diese Eintragung setzt ein gültiges Schenkungsversprechen voraus.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 290

III. Koşullu bağışlama

Bağışlama, bir koşula bağlanarak yapılabilir.

Yerine getirilmesi bağışlayanın ölümüne bağlı olan bağışlamada, vasiyete ilişkin hükümler uygulanır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 240 ıncı maddesini kısmen karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 289 uncu maddesinde, koşullu bağışlama düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 240 ıncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “D. Şartları ve Mükellefiyetleri / I. Umumiyet itibariyle” şeklindeki ibareler, yüklemeli bağışlamanın, Tasarının 290 ıncı maddesinde ayrıca düzenlendiği göz önünde tutularak, “III. Koşullu bağışlama” şeklinde değiştirilmiş ve kısaltılmıştır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 289 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 245

D. Şartlar ve yükümler / I. Genel olarak

1 Bir bağışlamaya şartlar veya yükümler bağlanabilir.

2 İfa edilebilirliği bağışlayanın ölümüne bağlanmış olan bir bağışlama, ölüme bağlı tasarruflara ilişkin hükümlere tabidir.

Özgün metin (Almanca)

1 Mit einer Schenkung können Bedingungen oder Auflagen verbunden werden.

2 Eine Schenkung, deren Vollziehbarkeit auf den Tod des Schenkers gestellt ist, steht unter den Vorschriften über die Verfügungen von Todes wegen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 291

IV. Yüklemeli bağışlama

Bağışlayan bağışlamasına yüklemeler koyabilir.

Bağışlayan, sözleşme gereğince bağışlanan tarafından kabul edilmiş olan yüklemelerin yerine getirilmesini isteyebilir.

Kamu yararına olarak bağışlamaya konulmuş olan bir yüklemenin yerine getirilmesini isteme yetkisi, bağışlayanın ölümünden sonra, ilgili kamu kurumuna geçer.

Bağışlama konusunun değeri, yüklemenin yerine getirilmesi masraflarını karşılamaz ve aşan kısım kendisine ödenmezse bağışlanan, yüklemeyi yerine getirmekten kaçınabilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 240 ıncı maddesinin birinci fıkrasını kısmen ve 241 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının dört fıkradan oluşan 290 ıncı maddesinde, yüklemeli bağışlama düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 241 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Şartın icrası” şeklindeki ibare, Tasarının 290 ıncı maddesinde, “IV. Yüklemeli bağışlama” şeklinde değiştirilmiştir.

Gerçekten, 818 sayılı Borçlar Kanununun 241 inci maddesinin kenar başlığında “şart” teriminin kullanılmasına karşın, madde metninde “mükellefiyet” teriminin kullanılması yanlış olduğu gibi, “yükleme” denilmesi gerekirken yükümlülük (mükellefiyet) denilmesi de hatalı olmuştur. Öte yandan, Türk Medenî Kanununun 515 inci maddesinde “mükellefiyet” yerine “yükleme” teriminin kullanıldığı göz önünde tutularak, Türk Medenî Kanunu ile Tasarı arasında terim birliği de sağlanmıştır.

Bağışlayan, sözleşmeye koyduğu yüklemelerle, belirli bir amaca ulaşmak için, bağışlanana verme borcunu da kapsayacak şekilde, geniş anlamda yapma veya yapmama borcu yükler. Yüklemeden yararlanacak olanlar, sadece bağışlanandan yüklemeye uygun davranmasını isteyebilirler.

Yüklemeli bağışlama, yüklemeden yararlanacak olanlar lehinde bir alacak hakkı doğurmaz; bu sebeple, yüklemeye aykırı davranan bağışlanan, yüklemeden yararlanacak olanlara tazminat ödemekle yükümlü tutulamaz. Fakat bağışlayan, Tasarının 294 üncü maddesinin (3) numaralı bendine dayanarak, yüklemenin, haklı bir sebep olmaksızın, bağışlananca yerine getirilmemesi sebebiyle, yerine getirdiği bağışlama konusunu geri alabilir.

Üç fıkradan oluşan 818 sayılı Borçlar Kanununun 241 inci maddesi, aynı Kanunun 240 ıncı maddesinin birinci cümlesi, Tasarının 289 uncu maddesinin birinci fıkrasına kısmen alınarak, Tasarıda dört fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Maddenin birinci fıkrasına göre: “Bağışlayan, bağışlamasına yüklemeler koyabilir.” 818 sayılı Borçlar Kanununun 241 inci maddesinin ikinci fıkrasının sonunda kullanılan “ait olduğu mercie intikal eder.” şeklindeki ibare, Tasarıda “ilgili kamu kurumuna geçer.” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 241 inci maddesinin son fıkrasında kullanılan “Bağışlanılan şeyin kıymeti masrafını korumaz ve masraf fazlası kendisine tesviye edilmezse” şeklindeki ibare, Tasarıda “Bağışlama konusunun değeri, yüklemenin yerine getirilmesi masraflarını karşılamaz ve aşan kısım kendisine ödenmezse” şekline dönüştürülmüştür.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 290 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 246

D. Şartlar ve yükümler / II. Yükümlerin yerine getirilmesi

1 Bağışlayan, bağışlanan kişi tarafından kabul edilen bir yükümün sözleşme içeriğine uygun olarak yerine getirilmesini dava yoluyla isteyebilir.

2 Yükümün yerine getirilmesi kamu yararına ilişkinse, bağışlayanın ölümünden sonra yetkili makam bu yükümün yerine getirilmesini isteyebilir.

3 Bağışlanan kişi, kazandırmanın değeri yükümün giderlerini karşılamadığı ve kendisine bu eksiklik ödenmediği ölçüde, yükümü yerine getirmeyi reddedebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Schenker kann die Vollziehung einer vom Beschenkten angenommenen Auflage nach dem Vertragsinhalt einklagen.

2 Liegt die Vollziehung der Auflage im öffentlichen Interesse, so kann nach dem Tode des Schenkers die zuständige Behörde die Vollziehung verlangen.

3 Der Beschenkte darf die Vollziehung einer Auflage verweigern, insoweit der Wert der Zuwendung die Kosten der Auflage nicht deckt und ihm der Ausfall nicht ersetzt wird.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 292

V. Bağışlayana dönme koşullu bağışlama

Bağışlayan, bağışlananın kendisinden önce ölmesi durumunda, bağışlama konusunun kendisine dönmesi koşulunu koyabilir.

Bağışlama konusu, taşınmaza veya taşınmaz üzerindeki bir ayni hakka ilişkin ise, bağışlayana dönme koşulu tapu siciline şerh verilebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 242 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 291 inci maddesinde, bağışlayana dönme koşullu bağışlama düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 242 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Rücu şartları” şeklindeki ibare, Tasarının 291 inci maddesinde, “V. Bağışlayana dönme koşullu bağışlama” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 291 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 247

D. Şartlar ve yükümler / III. Geri dönüşün kararlaştırılması

1 Bağışlayan, bağışlanan kişinin kendisinden önce ölmesi hâline özgü olarak, bağışlanan şeyin kendisine geri dönmesini şart koşabilir.

2 Taşınmazların veya bunlar üzerindeki ayni hakların bağışlanmasında bu geri dönüş hakkı tapu kütüğüne şerh edilebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Schenker kann den Rückfall der geschenkten Sache an sich selbst vorbehalten für den Fall, dass der Beschenkte vor ihm sterben sollte.

2 Dieses Rückfallsrecht kann bei Schenkung von Grundstücken oder dinglichen Rechten an solchen im Grundbuche vorgemerkt werden.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 293

VI. Bağışlama önerisinin geri alınması

Bir kimse başkasına bağışlamayı önerdiği bir malı, başka mallarından fiilen ayırmış olsa bile, bağışlananın kabulüne kadar, bağışlama önerisini geri alabilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 239 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 292 nci maddesinde, bağışlama önerisinin geri alınması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 239 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Kabulün neticeleri” şeklindeki ibare, Tasarının 292 nci maddesinde “VI. Bağışlama önerisinin geri alınması” şeklinde düzeltilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 239 uncu maddesinde kullanılan “bağışlamasından rücu edebilir.” şeklindeki ibare, Tasarıda “bağışlama önerisini geri alabilir.” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 292 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 244

C. Bağışlamanın kurulması / III. Kabulün önemi

Bağışlama niyetiyle bir başkasına bir şey kazandıran kimse, bunu fiilen malvarlığından ayırmış olsa dahi, bağışlanan kişi tarafından kabul edilinceye kadar bu kazandırmayı her zaman geri alabilir.

Özgün metin (Almanca)

Wer in Schenkungsabsicht einem andern etwas zuwendet, kann, auch wenn er es tatsächlich aus seinem Vermögen ausgesondert hat, die Zuwendung bis zur Annahme seitens des Beschenkten jederzeit zurückziehen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

D. Bağışlayanın sorumluluğu

Madde 294

Bağışlayan, bağışlamadan doğan zarardan bu zarara ağır kusuruyla sebep olmadıkça, bağışlanana karşı sorumlu değildir.

Bağışlayan, bağışlanılan şey veya alacak hakkında ayrıca garanti sözü vermişse, bununla sorumlu olur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 243 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 293 üncü maddesinde, bağışlayanın sorumluluğu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 243 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “E. Bağışlayanın mesuliyeti” şeklindeki ibare, Tasarıda “D. Bağışlayanın sorumluluğu” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununda tek fıkradan oluşan madde, bu maddede iki ayrı konunun düzenlendiği göz önünde tutularak Tasarıda iki fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununda kullanılan “hileden veya ağır dikkatsizlikten maada hâllerde” şeklindeki ibare, Tasarıda “ağır kusuruyla sebep olmadıkça”; “tekeffülünü vaadetmiş ise” şeklindeki ibare de “garanti sözü vermişse” şeklinde değiştirilmiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 293 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 248

E. Bağışlayanın sorumluluğu

1 Bağışlayan, bağışlanana, bağışlamadan doğan zarardan ancak kasıtlı veya ağır ihmalle zarar verilmesi hâlinde sorumludur.

2 Bağışlayan, bağışlanan şey veya devredilen alacak bakımından ancak vaat ettiği ölçüde tekeffülle yükümlüdür.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Schenker ist dem Beschenkten für den Schaden, der diesem aus der Schenkung erwächst, nur im Falle der absichtlichen oder der grobfahrlässigen Schädigung verantwortlich.

2 Er hat ihm für die geschenkte Sache oder die abgetretene Forderung nur die Gewähr zu leisten, die er ihm versprochen hat.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

E. Bağışlamanın ortadan kalkması

Madde 295

I. Bağışlamanın geri alınması

Bağışlayan, aşağıdaki durumlardan biri gerçekleşmişse, elden bağışlamayı veya yerine getirdiği bağışlama sözünü geri alabilir ve bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde, bağışlama konusunun geri verilmesini isteyebilir:

1. Bağışlanan, bağışlayana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse.

2. Bağışlanan, bağışlayana veya onun ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranmışsa.

3. Bağışlanan, yüklemeli bağışlamada haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine getirmemişse.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 244 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkraya bağlı üç bentten oluşan 294 üncü maddesinde, bağışlamanın ortadan kalkması yollarından biri olarak bağışlamanın geri alınması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 244 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “F. İptal / I. Bağışlanılan malların istirdadı” şeklindeki ibareler, Tasarıda “E. Bağışlamanın ortadan kalkması / I. Bağışlamanın geri alınması” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin kenar başlığında kullanılan “E. Bağışlamanın ortadan kalkması” şeklindeki ibare, hem bu maddede düzenlenen elden bağışlama ile yerine getirilmiş bağışlama sözü vermenin geri alınmasını hem de bir sonraki maddede düzenlenen henüz yerine getirilmemiş olan bağışlama sözü vermenin geri alınmasını ifade etmek üzere kullanılmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 244 üncü maddesinde kullanılan “bağışlananın elinde hâlen ne kalmış ise” şeklindeki ibare, Tasarıda “bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 244 üncü maddesinin ilk cümlesinin sonunda “dava edebilir” şeklinde bir ibarenin kullanılması hatalıdır. Çünkü, bağışlamanın geri alınması için dava açılması zorunlu değildir. Bağışlayanın, geri alma konusunda, bağışlanana varması gerekli tek taraflı bozucu yenilik doğurucu irade açıklaması yeterlidir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 294 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 249

F. Bağışlamanın ortadan kaldırılması / I. Bağışın geri istenmesi

El ile bağışlamada ve ifa edilmiş bağışlama vaadinde bağışlayan, bağışlanan hâlâ zenginleşmiş olduğu ölçüde, bağışlamayı geri alabilir ve bağışlanan şeyi geri isteyebilir:1.[100] bağışlanan, bağışlayana veya ona yakın bağlı bir kişiye karşı ağır bir suç işlemişse;2. bağışlanan, bağışlayana veya onun yakınlarından birine karşı üzerine düşen aile hukukundan doğan yükümlülükleri ağır şekilde ihlal etmişse;3. bağışlanan, bağışlamayla bağlantılı yüklemleri haksız biçimde yerine getirmemişse.

Özgün metin (Almanca)

Bei der Schenkung von Hand zu Hand und bei vollzogenen Schenkungsversprechen kann der Schenker die Schenkung widerrufen und das Geschenkte, soweit der Beschenkte noch bereichert ist, zurückfordern:1.[100] wenn der Beschenkte gegen den Schenker oder gegen eine diesem nahe verbundene Person eine schwere Straftat begangen hat;2. wenn er gegenüber dem Schenker oder einem von dessen Angehörigen die ihm obliegenden familienrechtlichen Pflichten schwer verletzt hat;3. wenn er die mit der Schenkung verbundenen Auflagen in ungerechtfertigter Weise nicht erfüllt.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 296

II. Bağışlama sözü vermenin geri alınması ve ifadan kaçınma

Bağışlama sözü veren, aşağıdaki durumlarda sözünü geri alabilir ve onu ifadan kaçınabilir:

1. Elden bağışlanılan bir malın geri verilmesini isteyebileceği sebeplerden biri varsa.

2. Mali durumu, sonradan sözün yerine getirilmesini kendisi için olağanüstü ağır kılacak ölçüde değişmişse.

3. Bağışlama sözü verdikten sonra, kendisi için yeni aile yükümlülükleri doğmuş veya bu yükümlülükleri önemli ölçüde ağırlaşmışsa.

Bağışlama sözü verenin borcunu ödeme güçsüzlüğü belirlenir veya iflasına karar verilirse, ifa yükümlülüğü ortadan kalkar.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 245 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 295 inci maddesinde, bağışlama sözü vermenin geri alınması ve bağışlayanın ifadan kaçınması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 245 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Bağışlama taahhüdünden rücu ve iptal” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Bağışlama sözü vermenin geri alınması ve ifadan kaçınma” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 245 inci maddesinin son fıkrasında kullanılan “iptal olunur” şeklindeki ibare, bağışlama sözü verenin borcunu ödeme güçsüzlüğü belirlenir veya iflâsına karar verilirse, bağışlama sözü verme, bağışlayanın bağışlamayı geri almasına veya iptal davası açmasına gerek olmaksızın, kendiliğinden hükümsüz kalacağı göz önünde tutularak, “ortadan kalkar.” şeklinde; “iflâsı ilân olunur ise” şeklindeki ibare de “iflâsına karar verilirse” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 295 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 250

F. Bağışlamanın ortadan kaldırılması / II. Bağışlama vaadinin geri alınması ve hükümsüz kalması

1 Bağışlama vaadinde bağışlayan, vaadi geri alabilir ve ifasını reddedebilir:1. el ile bağışlamada bağışlanan şeyin geri istenmesini haklı kılan sebeplerin aynılarıyla;2. vaattan bu yana bağışlayanın malvarlığı durumu, bağışlamanın kendisine olağanüstü ağır bir yük getireceği şekilde değişmişse;3. vaattan bu yana bağışlayana, önceden hiç mevcut olmayan veya önemli ölçüde daha az kapsamda mevcut olan aile hukukundan doğan yükümlülükler doğmuşsa.

2 Bağışlayan hakkında borç ödemeden aciz belgesi düzenlenmesi veya iflasın açılmasıyla her türlü bağışlama vaadi ortadan kalkar.

Özgün metin (Almanca)

1 Bei dem Schenkungsversprechen kann der Schenker das Versprechen widerrufen und dessen Erfüllung verweigern:1. aus den gleichen Gründen, aus denen das Geschenkte bei der Schenkung von Hand zu Hand zurückgefordert werden kann;2. wenn seit dem Versprechen die Vermögensverhältnisse des Schenkers sich so geändert haben, dass die Schenkung ihn ausserordentlich schwer belasten würde;3. wenn seit dem Versprechen dem Schenker familienrechtliche Pflichten erwachsen sind, die vorher gar nicht oder in erheblich geringerem Umfange bestanden haben.

2 Durch Ausstellung eines Verlustscheines oder Eröffnung des Konkurses gegen den Schenker wird jedes Schenkungsversprechen aufgehoben.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 297

III. Geri alma hakkının süresi ve mirasçılara geçmesi

Bağışlayan, geri alma sebebini öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alabilir.

Bağışlayan bir yıllık süre dolmadan ölürse, geri alma hakkı mirasçılarına geçer ve mirasçıları bu sürenin sona ermesine kadar bu hakkı kullanabilirler.

Bağışlayan, sağlığında geri alma sebebini öğrenememişse, mirasçıları, ölümünden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alma hakkını kullanabilirler.

Bağışlanan, bağışlayanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldürür veya onun geri alma hakkını kullanmasını engellerse, mirasçıları bağışlamayı geri alabilirler.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 246 ncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının dört fıkradan oluşan 296 ncı maddesinde, geri alma hakkının süresi ve mirasçılara geçmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 246 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Müruru zaman ve dâva hakkının mirasçılara intikali” şeklindeki ibare, Tasarıda “III. Geri alma hakkının süresi ve mirasçılara geçmesi” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 246 ncı maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “rücu sebebine vâkıf olduğu günden itibaren” şeklindeki ibare, Tasarıda “geri alma sebebini öğrendiği günden başlayarak” şeklinde ve “bağışlamadan rücu etmeğe hakkı vardır.” şeklindeki ibare de, “bağışlamayı geri alabilir.” şeklinde düzeltilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 246 ncı maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “senenin hitamına kadar” şeklindeki ibare, Tasarıda “bu sürenin bitimine kadar” şeklinde; 818 sayılı Borçlar Kanununun son fıkrasında kullanılan “feshini dâva edebilirler.” şeklindeki ibare de “ortadan kaldırılmasını isteyebilirler.” şeklinde değiştirilmiştir. Gerçekten, bu durumda bağışlayanın mirasçılarının, tıpkı Tasarının 293 üncü maddesinin birinci fıkrasında olduğu gibi, bağışlamanın geri alınması için dava açmaları zorunlu değildir. Bağışlayanın mirasçılarının, geri alma konusunda, bağışlanana varması gerekli tek taraflı bozucu yenilik doğurucu irade açıklamasında bulunmaları yeterlidir.

Bağışlayan bir yıllık süre dolmadan ölürse, geri alma hakkı mirasçılara geçer ve mirasçılar bu sürenin bitimine kadar bu hakkı kullanabilirler.

Maddenin ikinci fıkrasına göre, bağışlayanın, geri alma sebebini öğrenmekle birlikte, bir yıllık yasal sürenin sona ermesinden önce ölmesi durumunda, mirasçıları, geri kalan süre içinde, bağışlamayı geri alabilirler.

Maddenin üçüncü fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 246 ncı maddesinde yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Bu hüküm uyarınca, bağışlayanın, sağlığında bağışlamayı geri alma sebebini de öğrenememesi durumunda, mirasçılarına, bağışlayanın ölümünden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alma hakkı tanınmıştır.

Maddenin son fıkrasına göre, bağışlanan, bağışlayanı hukuka aykırı olarak ve kasten öldürürse ya da onun geri alma hakkını kullanmasını engellerse, bağışlayanın mirasçıları, birinci fıkrada öngörülen bir yıllık süreyle bağlı olmaksızın, bağışlamayı geri alabilirler. Bu sonuç, Türk Medenî Kanununun 578 inci maddesinin (1) ve (3) numaralı bentlerinde düzenlenen mirasçılıktan yoksunluk yaptırımıyla da uyumludur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 296 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 251

F. Bağışlamanın ortadan kaldırılması / III. Zamanaşımı ve mirasçıların dava hakkı

1 Geri alma, bağışlayanın geri alma sebebini öğrendiği andan itibaren bir yıl içinde gerçekleştirilebilir.

2 Bağışlayan bu bir yıl dolmadan ölürse, dava hakkı sürenin kalan kısmı için mirasçılarına geçer.

3 Bağışlanan, bağışlayanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldürmüş veya geri almasını engellemiş ise, bağışlayanın mirasçıları bağışlamayı geri alabilirler.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Widerruf kann während eines Jahres erfolgen, von dem Zeitpunkt an gerechnet, wo der Schenker von dem Widerrufsgrund Kenntnis erhalten hat.

2 Stirbt der Schenker vor Ablauf dieses Jahres, so geht das Klagerecht für den Rest der Frist auf dessen Erben über.

3 Die Erben des Schenkers können die Schenkung widerrufen, wenn der Beschenkte den Schenker vorsätzlich und rechtswidrig getötet oder am Widerruf verhindert hat.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 298

IV. Bağışlayanın ölümü

Aksi kararlaştırılmamışsa, dönemsel edimleri içeren bağışlama, bağışlayanın ölümüyle sona erer.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 247 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 297 nci maddesinde, bağışlayanın ölümünün, bağışlama sözleşmesi üzerindeki etkisi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 247 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “IV. Bağışlayanın vefatı” şeklindeki ibare, Tasarıda “IV. Bağışlayanın ölümü” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddede, sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça, bağışlanana dönemsel edimlerde bulunulmasını gerektiren bağışlamanın, bağışlayanın ölümüyle sona ereceği belirtilmektedir. Dönemsel edimlere örnek olarak, bağışlayanın, bağışlanana her ay belirli miktarda öğrenim bursu vermesi veya gıda yardımında bulunması gösterilebilir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Kira Sözleşmesi 818 sayılı Borçlar Kanununda “Sekizinci Bâb / Kira” şeklindeki üst başlık, Tasarıda “Dördüncü Bölüm / Kira Sözleşmesi” şekline dönüştürülmüştür.

Tasarının 298 ilâ 377 nci maddelerini kapsayan Dördüncü Bölümünde “Kira Sözleşmesi” üç ayırıma bölünerek düzenlenmiştir. Birinci Ayırımda “Genel Hükümler”e, İkinci Ayırımda “Konut ve Çatılı İşyeri Kiraları”na ve Üçüncü Ayırımda ise, “Ürün Kirası”na yer verilmiştir.

Esas itibarıyla, 818 sayılı Borçlar Kanununun kira sözleşmesine ilişkin hükümleri göz önünde tutulmakla birlikte, ülkemizde son derece yaygın bir uygulama alanı olan 18/5/1955 tarihli ve 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun hükümleri de, Tasarı metnine alınmıştır. Çünkü, Tasarının yasalaşması durumunda, hem 818 sayılı Borçlar Kanununun hem de 6570 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılması öngörülmektedir. Ancak, 6570 sayılı Kanun kapsamına giren uyuşmazlıklara ilişkin olarak, Türk hukuk uygulamasının çözümleri de göz önünde tutulmuştur. 6570 sayılı Kanunda olduğu gibi, Tasarıda da, kiracıların korunması esası gözetilerek düzenleme yapılması benimsenmiştir. Nitekim, çağdaş hukuk sistemlerinde, meselâ, Fransa, Almanya ve İsviçre’de yasal değişiklikler yapılarak, kiracının korunmasına özel önem verildiği görülmektedir. Tasarının kira sözleşmesine ilişkin hükümleri hazırlanırken, İsviçre Borçlar Kanununun 15 Aralık 1998 tarihinde kabul edilip, l Haziran 1999 tarihinde yürürlüğe giren Federal Kanun hükümleriyle değiştirilen yeni düzenlemesinden de yararlanılmıştır. Ayrıca, belirtilen ülkelerde belli bir kategoriye giren kira sözleşmeleri için özel bir kanuna rastlanmadığı, bütün kira sözleşmelerini kapsayan hükümlere, Medenî Kanun içinde, yani temel kanunlarda yer verildiği göz önünde tutularak, Ülkemizde de, Borçlar Kanunu Tasarısı hazırlanırken, aynı yöntemin izlenmesinin uygun olacağı kabul edilmiştir.

Kiracı lehine koruma, bir yandan, kira sözleşmesinin sona erdirilmesi imkânlarının sınırlı olması, diğer yandan, yenilenen veya süresi uzatılan kira sözleşmelerinde, kira bedellerinin, uyuşmazlık hâlinde belirli ölçütlerden yararlanılarak belirlenmesi biçiminde ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte, Tasarıda, kiraya verenin özellikle çeşitli menfaatleri de gözetilmiştir. Meselâ, kira bedelinin ifa zamanına (m.313), yan giderlere (m.314), kiraya verence, konut ve çatılı işyeri kiralarında, sözleşmenin, bir yıldan daha kısa süreli olması durumunda bile iki haklı ihtara dayanılarak (m.351) veya gereksinim ileri sürülerek, dava yoluyla (m.349) ya da onbeş yıllık uzatma döneminin bitiminden sonra, hiçbir gerekçe gösterilmeksizin, bildirim yoluyla, tek yanlı olarak sona erdirilmesine (m.346) ve dava açılacağının, en geç dava açma süresi içinde kiracıya yazılı olarak bildirilmesi koşuluyla, bu hakkın bir kira yılı uzamasına (m.352) ilişkin hükümlere, Tasarıda, kiraya verenin haklı menfaatlerinin de korunması gereğinden hareketle yer verilmiştir.

BİRİNCİ AYIRIM Genel Hükümler 818 sayılı Borçlar Kanununun 248 inci maddesiyle başlayan “Birinci Fasıl / Âdi Kira” şeklindeki alt başlık, Tasarıda “Birinci Ayırım / Genel Hükümler” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun Sekizinci Bâbının üst başlığında kullanılan “Kira” şeklindeki ibare, Tasarının Dördüncü Bölümünde “Kira Sözleşmesi” şekline; 818 sayılı Borçlar Kanununun Sekizinci Bâbının Birinci Faslının üst başlığında kullanılan “Âdi Kira” şeklindeki ibare ise, Tasarının Dördüncü Bölümünün Birinci Ayırımında “Genel Hükümler” şekline dönüştürülmüştür.

Tasarının 298 ilâ 337 nci maddeleri arasında, kira sözleşmesine ilişkin genel hükümler, 338 ila 355 inci maddeleri arasında da, konut ve çatılı işyeri kiraları düzenlenmiş bulunmaktadır.

818 sayılı Borçlar Kanununun kira sözleşmesine ilişkin hükümlerinde kullanılan ve sözleşmenin kiracı tarafıyla karışıklığa yol açabilen “kiralayan” yerine, “kiraya veren” teriminin kullanılması tercih edilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 297 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 252

F. Bağışlamanın ortadan kaldırılması / IV. Bağışlayanın ölümü

Bağışlayan, tekrarlanan edimlerde bulunmayı taahhüt etmişse, aksi kararlaştırılmadıkça, bu borç onun ölümüyle sona erer.

Özgün metin (Almanca)

Hat sich der Schenker zu wiederkehrenden Leistungen verpflichtet, so erlischt die Verbindlichkeit mit seinem Tode, sofern es nicht anders bestimmt ist.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Mehaz madde — Alman MK m. 520

İrat vaadinin sona ermesi

Bağışlayan, düzenli olarak tekrarlanan edimlerden oluşan bir yardımı vaat ederse, vaatten aksi anlaşılmadıkça, bu borç bağışlayanın ölümüyle sona erer.

Özgün metin (Almanca)

Verspricht der Schenker eine in wiederkehrenden Leistungen bestehende Unterstützung, so erlischt die Verbindlichkeit mit seinem Tode, sofern nicht aus dem Versprechen sich ein anderes ergibt.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Alman Medeni Kanunu

Dördüncü Bölüm

Kira Sözleşmesi

Birinci Ayırım

Genel Hükümler

A. Tanımı

Madde 299

Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 248 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 298 inci maddesinde, kira sözleşmesi tanımlanmaktadır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 248 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Tarifi” şeklindeki ibare ise, Tasarının 298 inci maddesinde, “A. Tanımı” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddede, kira sözleşmesi, bütün kira türlerini kapsayacak şekilde tanımlanmıştır. 818 sayılı Borçlar Kanununun 248 inci maddesine göre: “Âdi kira, bir akittir ki kiralayan onunla, kiracıya ücret mukabilinde bir şeyin kullanılmasını terk etmeği iltizam eder.” Tasarıda verilen tanıma göre ise:

“Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” Böylece, 818 sayılı Borçlar Kanununun 248 inci maddesindeki tanımdan farklı olarak, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasıyla birlikte, ondan yararlanılmasını da kiracıya bırakmayı üstlenebileceği belirtilmiştir. Buna bağlı olarak, kullandırmayla birlikte yararlandırmanın da kiraya verenin borçlarından birini oluşturabileceği açıkça kabul edilmiştir.

Ayrıca maddede, kiracının aslî edimini ifade etmek üzere, hizmet sözleşmelerinde kullanılması doğru olan “ücret” yerine, "kira bedeli" teriminin kullanılması tercih edilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 298 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 253

A. Tanım ve uygulama alanı / I. Tanım

Kira sözleşmesiyle kiraya veren, kiralanan şeyi kiracıya kullanım için bırakmayı; kiracı ise bunun karşılığında kiraya verene kira bedelini ödemeyi üstlenir.

Özgün metin (Almanca)

Durch den Mietvertrag verpflichtet sich der Vermieter, dem Mieter eine Sache zum Gebrauch zu überlassen, und der Mieter, dem Vermieter dafür einen Mietzins zu leisten.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

B. Kira süresi

Madde 300

Kira sözleşmesi, belirli ve belirli olmayan bir süre için yapılabilir.

Kararlaştırılan sürenin geçmesiyle herhangi bir bildirim olmaksızın sona erecek kira sözleşmesi belirli sürelidir; diğer kira sözleşmeleri belirli olmayan bir süre için yapılmış sayılır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “B. Kira süresi” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının iki fıkradan oluşan 299 uncu maddesinde, kira süresi düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, kira sözleşmesinin bir unsurunu oluşturmamakla birlikte, kira sözleşmesinin sona ermesi bakımından önemli olan kira süresinin düzenlenmesi zorunlu görülmüştür.

Böylece, türü ne olursa olsun, tüm kira sözleşmelerinin, belirli veya belirli olmayan bir süre için yapılabileceği belirtilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasına göre: “Kararlaştırılan sürenin geçmesiyle her hangi bir bildirim olmaksızın sona erecek kira sözleşmesi belirli sürelidir; diğer kira sözleşmeleri belirli olmayan bir süre için yapılmış sayılır”.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 255 inci maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 299 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 255

C. Kira ilişkisinin süresi

1 Kira ilişkisi belirli veya belirsiz süreli olabilir.

2 Kira ilişkisi, feshe gerek olmaksızın kararlaştırılan sürenin bitimiyle sona erecekse belirli süreli sayılır.

3 Diğer kira ilişkileri belirsiz süreli sayılır.

Özgün metin (Almanca)

1 Das Mietverhältnis kann befristet oder unbefristet sein.

2 Befristet ist das Mietverhältnis, wenn es ohne Kündigung mit Ablauf der vereinbarten Dauer endigen soll.

3 Die übrigen Mietverhältnisse gelten als unbefristet.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

C. Kiraya verenin borçları

Madde 301

I. Teslim borcu

Kiraya veren, kiralananı kararlaştırılan tarihte, sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla yükümlüdür. Bu hüküm, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı aleyhine değiştirilemez; diğer kira sözleşmelerinde ise, kiracı aleyhine genel işlem koşulları yoluyla bu hükme aykırı düzenleme yapılamaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 249 uncu maddesinin birinci fıkrasını karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 300 üncü maddesinde, kiraya verenin kiralananı teslim borcu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 249 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. Kiralayanın vazifeleri / I. Kiralananın teslimi/ 1. Kullanılmağa salih bir halde” şeklindeki ibare, Tasarıda “C. Kiraya verenin borçları / I. Teslim borcu” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddede, kiraya verenin kiralananı teslim borcunu, “sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda” olmak üzere, kararlaştırılan tarihte ifa etmekle ve kiralananı sözleşme süresince de bu durumda bulundurmakla yükümlü olduğu belirtilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 249 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Tasarının 303 üncü maddesiyle başlayan “V. Kiraya verenin kiralananın ayıplarından sorumluluğu” başlığı altında özel olarak düzenlendiği için, Tasarının 300 üncü maddesine alınmamıştır.

Maddeye göre, konut ve çatılı işyeri kiralarında, kiraya verenin teslim borcuna ilişkin hükümlerinde, hiçbir durumda, diğer kira sözleşmelerinde ise genel işlem koşulları yoluyla kiracı aleyhine düzenleme yapılamayacaktır.

Maddede, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 256 ncı maddesinden yararlanılmıştır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 300 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 256

D. Kiralayanın borçları / I. Genel olarak

1 Kiralayan, kiralanan şeyi kararlaştırılan zamanda öngörülen kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve bu durumda muhafaza etmekle yükümlüdür.

2 Kiracının aleyhine olan aykırı anlaşmalar, aşağıdakilerde yer almaları hâlinde kesin hükümsüzdür:a. önceden formüle edilmiş genel işlem koşullarında;b. konut veya işyeri kirasına ilişkin sözleşmelerde.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Vermieter ist verpflichtet, die Sache zum vereinbarten Zeitpunkt in einem zum vorausgesetzten Gebrauch tauglichen Zustand zu übergeben und in demselben zu erhalten.

2 Abweichende Vereinbarungen zum Nachteil des Mieters sind nichtig, wenn sie enthalten sind in:a. vorformulierten allgemeinen Geschäftsbedingungen;b. Mietverträgen über Wohn- oder Geschäftsräume.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 302

II. Vergi ve benzeri yükümlülüklere katlanma borcu

Kiralananla ilgili zorunlu sigorta, vergi ve benzeri yükümlülüklere, aksi kararlaştırılmamış veya kanunda öngörülmemiş ise, kiraya veren katlanır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 258 inci maddesinin birinci fıkrasını karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 301 inci maddesinde, kiraya verenin vergi ve benzeri yükümlülüklere katlanma borcu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 258 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “D. Mükellefiyet ve vergileri ve tamiri tahammül” şeklindeki ibare, Tasarının 301 inci maddesinde “II. Vergi ve benzeri yükümlülüklere katlanma borcu” şeklinde değiştirilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 258 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “tamiri tahammül” şeklindeki ibareye, bu konunun Tasarının 302 nci maddesinde özel olarak düzenlenmesi sebebiyle, Tasarının 301 inci maddesinin kenar başlığında yer verilmemiştir.

Kaynak İsviçre Borçlar Kanunundaki düzenlemeden farklı olarak, Tasarının 301 inci maddesine “aksi kararlaştırılmamış veya kanunda öngörülmemiş ise” şeklindeki ibare eklenmiştir. Böylece, hükmün emredici nitelikte olmadığı belirtilmiştir. Nitekim, İsviçre’de de, kaynak hükmün emredici nitelikte olmadığı kabul edilmektedir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 256b maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 301 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 256b

D. Kiralayanın borçları / III. Vergi ve yükümlülükler

Kiralayan, kiralanan şeyle bağlantılı yükleri ve kamusal vergileri taşır.

Özgün metin (Almanca)

Der Vermieter trägt die mit der Sache verbundenen Lasten und öffentlichen Abgaben.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 303

III. Yan giderlere katlanma borcu

Kiraya veren, kiralananın kullanımıyla ilgili olmak üzere, kendisi veya üçüncü kişi tarafından yapılan yan giderlere katlanmakla yükümlüdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 258 inci maddesinin ikinci fıkrasını karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 302 nci maddesinde, kiraya verenin yan giderlere katlanma borcu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 258 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “D. Mükellefiyet ve vergileri ve tamiri tahammül” şeklindeki ibare, Tasarının 302 nci maddesinde “III. Yan giderlere katlanma borcu” şeklinde değiştirilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 258 inci maddesinin kenar başlığında sözü edilen “Mükellefiyet ve vergileri ” konusu, Tasarının 301 inci maddesinde özel olarak düzenlendiği için, 302 nci maddenin kenar başlığına alınmamıştır.

Madde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun kiracının borçlarını düzenleyen hükümlerinden biri olan 257a maddesinden alındığı hâlde, Tasarıda, yan giderlere katlanma, kiraya verene ait bir borç olarak düzenlenmiştir. Gerçekten, maddeye göre, kiraya veren, sözleşmede aksi öngörülmemişse, kiralananın kullanımıyla ilgili olmak üzere kendisi veya üçüncü kişi tarafından yapılan yan giderlere katlanmakla yükümlüdür. Böylece, kiraya veren veya üçüncü kişi tarafından yapılan yan giderler nedeniyle kiracıya başvurulamayacağı öngörülmüştür. Kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 257a maddesinde yan giderlere katlanma, kiracının borçlarından biri olarak düzenlenmişse de, bu borcun, gerçekte kiraya verene ait olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü, kaynak İsviçre Borçlar Kanununa göre de, yan giderlere katlanma borcunun kiracıya ait olması için, sözleşmede özel bir hükmün bulunması aranmıştır.

Yan giderlere katlanma borcu, Tasarının 340 ıncı maddesinde de, konut ve çatılı işyeri kiraları bakımından, "kullanma giderleri" başlığı altında, kiracının borcu olarak ayrıca düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 302 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 257a

E. Kiracının borçları / I. Kira bedelinin ve yan giderlerin ödenmesi / 2. Yan giderler / a. Genel olarak

1 Yan giderler, kiralayanın veya bir üçüncü kişinin, kiralanan şeyin kullanımıyla bağlantılı edimleri karşılığındaki bedeldir.

2 Kiracı, yan giderleri ancak kiralayanla bu konuda özel olarak anlaşmışsa ödemek zorundadır.

Özgün metin (Almanca)

1 Die Nebenkosten sind das Entgelt für die Leistungen des Vermieters oder eines Dritten, die mit dem Gebrauch der Sache zusammenhängen.

2 Der Mieter muss die Nebenkosten nur bezahlen, wenn er dies mit dem Vermieter besonders vereinbart hat.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

IV. Kiraya verenin kiralananın ayıplarından sorumluluğu

Madde 304

1. Kiralananın teslim anındaki ayıplarından sorumluluk

Kiralananın önemli ayıplarla teslimi hâlinde kiracı, borçlunun temerrüdüne veya kiraya verenin kiralananın sonradan ayıplı duruma gelmesinden doğan sorumluluğuna ilişkin hükümlere başvurabilir.

Kiralananın önemli olmayan ayıplarla tesliminde ise kiracı, kiralananda sonradan ortaya çıkan ayıplardan dolayı kiraya verenin sorumluluğuna ilişkin hükümlere başvurabilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 249 uncu maddesinin ikinci ve son fıkrası ile 250 ve 251 inci maddelerini kısmen karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 303 üncü maddesinde, kiraya verenin, kiralananın teslim anındaki ayıplarından sorumluluğu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 249 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “1. Kullanılmağa salih bir halde”, 250 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Bilâhare akde muhalif hal hudusu” ve 251 inci maddesinin kenar başlığından kullanılan “3. Ayıp hâlinde muamele” şeklindeki ibareler kısmen kullanılarak, Tasarının 303 üncü maddesinin kenar başlığında “IV. Kiraya verenin kiralananın ayıplarından sorumluluğu / 1. Kiralananın teslim anındaki ayıplarından sorumluluk” şeklinde ifade edilmiştir.

Maddede, kiralananın teslimi sırasında taşıdığı ayıplar bakımından önemli ayıp - önemli olmayan ayıp ayırımı yapılmış; önemli ayıplardan, kiracının, borçlunun temerrüdüne ilişkin hükümler çerçevesinde de kiraya vereni sorumlu tutabileceği kabul edilmiştir. Gerçekten, kira sözleşmesi sürekli borç ilişkisi doğurduğu için, kiraya verenin kiralananın sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkan ayıplarından da sorumluluğu söz konusu olabilir. Bu durumda, kiraya veren kiralananı teslim borcunu ifada temerrüde düşebilir. Çünkü, kiraya verenin kiralananı teslim borcu bir defalık (ani) edim niteliğinde değildir. Bu sebeple, maddenin birinci fıkrasında, kiracının duruma göre, Tasarının 303 ve devamı maddelerinde düzenlenen ayıptan sorumluluğa veya Tasarının 122 ilâ 125 inci maddelerinde düzenlenen temerrüde ilişkin hükümlerden yararlanabileceği kabul edilmiştir.

Her iki durumda da, kiracı sözleşme ilişkisini ortadan kaldırma hakkına sahiptir. Ancak, kiracı bu hakkını kiraya verenin ayıptan sorumluluğuna dayanarak kullanırsa, sözleşmenin feshi; borçlunun temerrüdüne ilişkin hükümlere dayanarak kullandığı takdirde, sözleşmeden dönme söz konusu olacaktır.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 258 inci maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 303 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 258

F. Kiralananın teslimi sırasında sözleşmenin ifa edilmemesi veya kötü ifası

1 Kiraya veren, kiralananı kararlaştırılan zamanda veya kullanım amacına uygunluğunu ortadan kaldıran ya da önemli ölçüde azaltan ayıplarla teslim etmezse, kiracı, sözleşmelerin ifa edilmemesine ilişkin 107 ila 109 uncu maddeler uyarınca işlem yapabilir.

2 Kiracı, kiralananı bu ayıplara rağmen teslim alır ve sözleşmenin gereği gibi ifasında ısrar ederse, ancak kira süresi içinde ortaya çıkan ayıplar hâlinde kendisine tanınan taleplerde bulunabilir (Art. 259a–259i).

3 Kiracı, kiralananın teslim sırasında aşağıdaki ayıplara sahip olması hâlinde de 259a ila 259i inci maddelerdeki talepleri ileri sürebilir:a. kullanım amacına uygunluğunu azaltan, ancak ortadan kaldırmayan veya önemli ölçüde etkilemeyen ayıplar;b. kiracının kira süresi içinde kendi giderleriyle gidermesi gereken ayıplar (Art. 259).

Özgün metin (Almanca)

1 Übergibt der Vermieter die Sache nicht zum vereinbarten Zeitpunkt oder mit Mängeln, welche die Tauglichkeit zum vorausgesetzten Gebrauch ausschliessen oder erheblich beeinträchtigen, so kann der Mieter nach den Artikeln 107–109 über die Nichterfüllung von Verträgen vorgehen.

2 Übernimmt der Mieter die Sache trotz dieser Mängel und beharrt er auf gehöriger Erfüllung des Vertrags, so kann er nur die Ansprüche geltend machen, die ihm bei Entstehung von Mängeln während der Mietdauer zustünden (Art. 259a–259i).

3 Der Mieter kann die Ansprüche nach den Artikeln 259a–259i auch geltend machen, wenn die Sache bei der Übergabe Mängel hat:a. welche die Tauglichkeit zum vorausgesetzten Gebrauch zwar vermindern, aber weder ausschliessen noch erheblich beeinträchtigen;b. die der Mieter während der Mietdauer auf eigene Kosten beseitigen müsste (Art. 259).

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

2. Kiralananın sonradan ayıplı hâle gelmesinden sorumluluk

Madde 305

a. Genel olarak

Kiralanan sonradan ayıplı duruma gelirse kiracı, kiraya verenden ayıpların giderilmesini veya kira bedelinden ayıpla orantılı bir indirim yapılmasını ya da zararının giderilmesini isteyebilir. Ancak, zararın giderilmesi istemi diğer seçimlik hakların kullanılmasını önlemez.

Önemli ayıp durumunda kiracının sözleşmeyi fesih hakkı saklıdır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 249 uncu maddesinin ikinci ve son fıkrası ile 250 nci maddesini kısmen karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 304 üncü maddesinde, kiraya verenin, kiralananın sonradan ayıplı hâle gelmesinden sorumluluğunun genel olarak kapsamı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 249 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “1. Kullanılmağa salih bir halde” ve 250 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Bilâhare akde muhalif hâl hudusu” ibareleri, Tasarının 304 üncü maddesinde “2. Kiralananın sonradan ayıplı hâle gelmesinden sorumluluk / a. Genel olarak” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında, kiralananın sonradan, yani kiracının egemenlik alanında bulunduğu sırada, kendisine yüklenemeyen bir sebeple ayıplı hâle gelmesi durumunda, kiracıya ayıpların giderilmesini (bunların ortadan kaldırılması amacıyla onarım) veya kira bedelinden indirim yapılmasını ya da zararın giderilmesini isteme biçiminde üç seçimlik hak tanınmıştır.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, ayıbın önemli olması durumunda, maddenin birinci fıkrasında sayılan seçimlik haklara ek olarak, dördüncü bir seçimlik hak niteliğinde olmak üzere, kiracının sözleşmeyi fesih hakkının saklı olduğu belirtilmiştir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 259a maddesi göz önünde tutulmuştur. Ancak, kaynak Kanunun 259a maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, Tasarının “kiraya verenin üçüncü kişinin ileri sürdüğü haklar sebebiyle sorumluluğu” başlığı altında yer verilen 308 ve devamı maddelerinde ayrıca düzenlendiği için, Tasarının 304 üncü maddesine alınmamıştır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 304 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 259a

G. Kira süresi içindeki ayıplar / II. Kiracının hakları / 1. Genel olarak

1 Kiralanan şeyde, kiracının sorumlu olmadığı veya kendi giderleriyle gidermekle yükümlü bulunmadığı ayıplar ortaya çıkarsa ya da kiracı, şeyin sözleşmeye uygun kullanımında engellenirse, kiracı kiraya verenden şunları isteyebilir:

a. ayıbın giderilmesini;

b. kira bedelinin oransal olarak indirilmesini;

c. zararının giderilmesini;

d. üçüncü kişiyle olan hukuki uyuşmazlığı üstlenmesini.

2 Taşınmaz kiracısı, ayrıca kira bedelini tevdi edebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Entstehen an der Sache Mängel, die der Mieter weder zu verantworten noch auf eigene Kosten zu beseitigen hat, oder wird der Mieter im vertragsgemässen Gebrauch der Sache gestört, so kann er verlangen, dass der Vermieter:a. den Mangel beseitigt;b. den Mietzins verhältnismässig herabsetzt;c. Schadenersatz leistet;d. den Rechtsstreit mit einem Dritten übernimmt.

2 Der Mieter einer unbeweglichen Sache kann zudem den Mietzins hinterlegen.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 306

b. Ayıbın giderilmesini isteme ve fesih

Kiracı, kiraya verenden kiralanandaki ayıbın uygun bir sürede giderilmesini isteyebilir; bu sürede ayıp giderilmezse kiracı, ayıbı kiraya veren hesabına gidertebilir ve bundan doğan alacağını kira bedelinden indirebilir veya kiralananın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteyebilir.

Ayıbın, kiralananın öngörülen kullanıma elverişliliğini ortadan kaldırması ya da önemli ölçüde engellemesi ve verilen sürede giderilmemesi hâlinde kiracı, sözleşmeyi feshedebilir.

Kiraya veren, kiralanandaki ayıbı gidermek yerine, uygun bir süre içinde ayıpsız benzeriyle değiştirebilir.

Kiraya veren, kiracıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek, onun seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 250 nci maddesini kısmen karşılamaktadır.

Tasarının dört fıkradan oluşan 305 inci maddesinde, ayıbın giderilmesini isteme ve kira sözleşmesinin ayıp sebebiyle feshi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 250 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Bilâhare akde muhalif hâl hudusu” ibaresi, Tasarının 305 inci maddesinde “b. Ayıbın giderilmesini isteme ve fesih” şeklinde ifade edilmiştir.

Maddeye göre, kiralananın sonradan ayıplı duruma gelmesi hâlinde, kiracı ayıbın giderilmesini isteme hakkını kullanabilecektir. Bu hakkı kullanmak isteyen kiracı, kiraya verene uygun bir süre verecektir. Maddede, bu uygun süre içinde ayıp giderilmezse, kiracıya, bir yargı kararına gerek olmaksızın, bunu kiraya veren hesabına gidertme ve bundan doğan alacağını, kira bedelinden indirme hakkı tanınmıştır.

Maddenin, 818 sayılı Borçlar Kanununun 250 nci maddesinde yer verilmeyen üçüncü fıkrasında, kiraya verene, kiralanandaki ayıbı giderme yerine, onu ayıpsız benzeriyle değiştirme hakkı tanınmıştır.

Kiracının maddenin birinci ve üçüncü fıkralarında öngörülen değiştirme hakkını kullanabilmesi için, kiralananın mislî eşya (mal) niteliği taşıması gerektiğinde bir duraksama yoktur.

Maddenin dördüncü fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 250 nci maddesinde yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Fıkrada yapılan düzenleme ile, kiraya verene, kiracıya kira konusu malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek, onun seçimlik haklarını kullanmasını önleme olanağı sağlanmıştır.

Maddenin, birinci ve ikinci fıkralarının düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 259b ve 259c maddeleri göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 305 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 259b

G. Kira süresi içindeki ayıplar / II. Kiracının hakları / 2. Ayıbın giderilmesi / a. İlke

Kiraya veren bir ayıbı bilip de onu uygun bir süre içinde gidermezse, kiracı:

a. ayıp, taşınmazın öngörülen kullanıma elverişliliğini ortadan kaldırıyor veya önemli ölçüde azaltıyorsa ya da ayıp, taşınırın öngörülen kullanıma elverişliliğini azaltıyorsa, sözleşmeyi derhal feshedebilir;

b. ayıp, şeyin öngörülen kullanıma elverişliliğini azaltmakla birlikte önemli ölçüde etkilemiyorsa, ayıbı kiraya verenin giderleriyle giderdirebilir.

Özgün metin (Almanca)

Kennt der Vermieter einen Mangel und beseitigt er ihn nicht innert angemessener Frist, so kann der Mieter:a. fristlos kündigen, wenn der Mangel die Tauglichkeit einer unbeweglichen Sache zum vorausgesetzten Gebrauch ausschliesst oder erheblich beeinträchtigt oder wenn der Mangel die Tauglichkeit einer beweglichen Sache zum vorausgesetzten Gebrauch vermindert;b. auf Kosten des Vermieters den Mangel beseitigen lassen, wenn dieser die Tauglichkeit der Sache zum vorausgesetzten Gebrauch zwar vermindert, aber nicht erheblich beeinträchtigt.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 307

c. Kira bedelinin indirilmesi

Kiracı, kiralananın kullanımını etkileyen ayıpların varlığı hâlinde, bu ayıpların kiraya veren tarafından öğrenilmesinden ayıbın giderilmesine kadar geçen süre için, kira bedelinden ayıpla orantılı bir indirim yapılmasını isteyebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 249 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile 250 nci maddesinin birinci fıkrasını kısmen karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 306 ncı maddesinde, ayıp sebebiyle kira bedelinin indirilmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 249 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “1. Kullanılmağa salih bir hâlde” ve 250 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Bilâhare akde muhalif hâl hudusu” ibareleri, Tasarının 306 ncı maddesinde “c. Kira bedelinin indirilmesi” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddeye göre, kiralananın kullanımını etkileyen ayıpların varlığı hâlinde, kiracı, bu ayıpların kiraya veren tarafından öğrenilmesinden ayıbın giderilmesine kadar geçen süre için, kira bedelinden ayıpla orantılı bir indirim yapılmasını isteyebilir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 259d maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 306 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 259d

G. Kira süresi içindeki ayıplar / II. Kiracının hakları / 3. Kira bedelinin indirilmesi

Şeyin öngörülen kullanıma elverişliliği engellenir veya azalırsa, kiracı kiraya verenden, ayıbı öğrendiği andan ayıbın giderildiği ana kadar kira bedelinin buna uygun biçimde indirilmesini isteyebilir.

Özgün metin (Almanca)

Wird die Tauglichkeit der Sache zum vorausgesetzten Gebrauch beeinträchtigt oder vermindert, so kann der Mieter vom Vermieter verlangen, dass er den Mietzins vom Zeitpunkt, in dem er vom Mangel erfahren hat, bis zur Behebung des Mangels entsprechend herabsetzt.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 308

d. Zararın giderimi

Kiraya veren, kusuru olmadığını ispat etmedikçe, kiralananın ayıplı olmasından doğan zararları kiracıya ödemekle yükümlüdür.

Mehaz madde — İsviçre BK m. 259e

G. Kira süresi içindeki ayıplar / II. Kiracının hakları / 4. Zararın giderilmesi

Kiracı, ayıp nedeniyle bir zarara uğramışsa, kiraya veren, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Özgün metin (Almanca)

Hat der Mieter durch den Mangel Schaden erlitten, so muss ihm der Vermieter dafür Ersatz leisten, wenn er nicht beweist, dass ihn kein Verschulden trifft.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

V. Üçüncü kişinin ileri sürdüğü haklar sebebiyle sorumluluk

Madde 309

1. Zapttan sorumluluk

Bir üçüncü kişinin kiralananda kiracının hakkıyla bağdaşmayan bir hak ileri sürmesi durumunda kiraya veren, kiracının bildirimi üzerine davayı üstlenmek ve kiracının uğradığı her türlü zararı gidermekle yükümlüdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 253 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 308 inci maddesinde, zapttan sorumluluk düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 253 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Üçüncü şahsın iddiasına karşı mesuliyet / 1. Teminat” ibaresi, Tasarının 308 inci maddesinde “V. Üçüncü kişinin ileri sürdüğü haklar sebebiyle sorumluluk / 1. Zapttan sorumluluk” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddeye göre, üçüncü kişinin kiralananda kiracının hakkıyla bağdaşmayan bir hak ileri sürmesi durumunda, kiraya veren, kiracının bildirimi üzerine davayı üstlenmek ve kiracının uğradığı her türlü zararı gidermekle yükümlüdür.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 259f maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 308 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 259f

G. Kira süresi içindeki ayıplar / II. Kiracının hakları / 5. Hukuki uyuşmazlığın üstlenilmesi

Üçüncü bir kişi, kiracının haklarıyla bağdaşmayan bir hak iddiasında bulunursa, kiraya veren, kiracının bildirimi üzerine hukuki uyuşmazlığı üstlenmek zorundadır.

Özgün metin (Almanca)

Erhebt ein Dritter einen Anspruch auf die Sache, der sich mit den Rechten des Mieters nicht verträgt, so muss der Vermieter auf Anzeige des Mieters hin den Rechtsstreit übernehmen.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

2. Üçüncü kişinin sözleşmenin kurulmasından sonra üstün hak sahibi olması

Madde 310

a. Kiralananın el değiştirmesi

Sözleşmenin kurulmasından sonra kiralanan herhangi bir sebeple el değiştirirse, yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur.

Kamulaştırmaya ilişkin hükümler saklıdır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 254 üncü maddesinin birinci ve son fıkralarını karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 309 uncu maddesinde, üçüncü kişinin sözleşmenin kurulmasından sonra üstün hak sahibi olması durumlarından, kiralananın el değiştirmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 254 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Satım ile kiranın infisahı” şeklindeki ibare, Tasarının 309 uncu maddesinde “2. Üçüncü kişinin sözleşmenin kurulmasından sonra üstün hak sahibi olması / a. Kiralananın el değiştirmesi” şeklinde düzeltilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 254 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarından farklı olarak, kiracıyı yeni malik karşısında korumak amacıyla, kiracının kiracılık hakkını yeni malike karşı da ileri sürebileceği ve yeni malikin kiralananı edindiği anda, kanun gereği, kira sözleşmesinin tarafı olacağı kabul edilmiştir. Bununla birlikte, bu fıkra ile, İcra ve İflâs Kanununun 135 inci maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmesi hâlinde, belirtilen maddenin uygulanması olanağı ortadan kaldırılmamaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, 818 sayılı Borçlar Kanununun 254 üncü maddesinin son fıkrasında olduğu gibi, kamulaştırmaya ilişkin hükümler saklı tutulmuştur.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 261 inci maddesinin birinci ve son fıkrası göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 309 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 261

J. Mülkiyet sahibinin değişmesi / I. Şeyin devri

1 Kiraya veren, kira sözleşmesinin akdinden sonra şeyi devrederse veya şey ondan bir icra ya da iflas takibi yoluyla elinden alınırsa, kira ilişkisi şey üzerindeki mülkiyetle birlikte edinene geçer.

2 Ancak yeni mülkiyet sahibi:a. konut ve işyeri kiralarında, kendisi, yakın akrabaları veya kayın hısımları için ivedi bir kişisel ihtiyaç ileri sürerse, kira ilişkisini yasal süreye uyarak bir sonraki yasal fesih tarihi için feshedebilir;b. diğer şeylerde, sözleşme daha önceki bir fesih olanağı tanımıyorsa, kira ilişkisini yasal süreye uyarak bir sonraki yasal fesih tarihi için feshedebilir.

3 Yeni mülkiyet sahibi, önceki kiraya verenle yapılan sözleşmenin izin vereceğinden daha erken fesih yaparsa, önceki kiraya veren kiracıya bundan doğan tüm zarardan sorumludur.

4 Kamulaştırmaya ilişkin hükümler saklıdır.

Özgün metin (Almanca)

1 Veräussert der Vermieter die Sache nach Abschluss des Mietvertrags oder wird sie ihm in einem Schuldbetreibungs- oder Konkursverfahren entzogen, so geht das Mietverhältnis mit dem Eigentum an der Sache auf den Erwerber über.

2 Der neue Eigentümer kann jedoch:a. bei Wohn- und Geschäftsräumen das Mietverhältnis mit der gesetzlichen Frist auf den nächsten gesetzlichen Termin kündigen, wenn er einen dringenden Eigenbedarf für sich, nahe Verwandte oder Verschwägerte geltend macht;b. bei einer anderen Sache das Mietverhältnis mit der gesetzlichen Frist auf den nächsten gesetzlichen Termin kündigen, wenn der Vertrag keine frühere Auflösung ermöglicht.

3 Kündigt der neue Eigentümer früher, als es der Vertrag mit dem bisherigen Vermieter gestattet hätte, so haftet dieser dem Mieter für allen daraus entstehenden Schaden.

4 Vorbehalten bleiben die Bestimmungen über die Enteignung.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 311

b. Üçüncü kişinin sınırlı ayni hak sahibi olması

Sözleşmenin kurulmasından sonra üçüncü bir kişi, kiralanan üzerinde kiracının hakkını etkileyen bir ayni hak sahibi olursa, kiralananın el değiştirmesiyle ilgili hükümler kıyas yoluyla uygulanır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “b. Üçüncü kişinin sınırlı aynî hak sahibi olması” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 310 uncu maddesinde, üçüncü kişinin sözleşmenin kurulmasından sonra, kiralananda sınırlı aynî hak sahibi olması düzenlenmektedir.

Maddeye göre, sözleşmenin kurulmasından sonra, üçüncü bir kişi kiralanan üzerinde, kiracının hakkını etkileyen, mülkiyet hakkı dışında bir aynî hak sahibi olması durumunda, kiracı, kiracılık hakkını bu sınırlı aynî hak sahibine karşı da ileri sürebilecektir. Meselâ, üçüncü kişi, bu koşullar altında kiralananda intifa hakkı sahibi olmuşsa, kiralananın el değiştirmesine ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla uygulanması sonucunda, kiraya veren sıfatını kazanacaktır. Mülkiyet hakkına ilişkin düzenlemelerin, kıyas yoluyla sınırlı aynî haklara da uygulanabileceğinin kabul edildiği göz önünde tutulursa, madde ile, kiracının hakkını etkileyen bir aynî hak bakımından da aynı sonuç benimsenmiş olmaktadır.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 261a maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 310 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 261a

J. Mülkiyet sahibinin değişmesi / II. Sınırlı ayni hakların tanınması

Kiraya veren bir üçüncü kişiye sınırlı bir ayni hak tanır ve bu, mülkiyet sahibinin değişmesiyle eşdeğer nitelikteyse, şeyin devrine ilişkin hükümler kıyasen uygulanır.

Özgün metin (Almanca)

Die Bestimmungen über die Veräusserung der Sache sind sinngemäss anwendbar, wenn der Vermieter einem Dritten ein beschränktes dingliches Recht einräumt und dies einem Eigentümerwechsel gleichkommt.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 312

c. Tapu siciline şerh

Taşınmaz kiralarında, sözleşmeyle kiracının kiracılık hakkının tapu siciline şerhi kararlaştırılabilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 255 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 311 inci maddesinde, kiracının kiracılık hakkının tapu siciline şerhi düzenlenmektedir.

Maddede, taşınmaz kiralarında, sözleşme ile kiracının kiracılık hakkının tapu siciline şerhinin kararlaştırılabileceği belirtilmektedir. Şerhin kiracılık hakkına etkisine ilişkin 818 sayılı Borçlar Kanununun 255 inci maddesinin ikinci fıkrası ise, bu konunun Türk Medenî Kanununun 1009 uncu maddesinin ikinci fıkrasında düzenlendiği göz önünde tutularak, Tasarıya alınmamıştır.

Tasarıda, kiralananın el değiştirmesinden ya da sözleşmenin kurulmasından sonra üçüncü kişinin, kiralanan üzerinde sınırlı aynî hak sahibi olmasından, kira sözleşmesinin etkilenmeyeceği ve varlığını sürdüreceği esasının benimsenmesine karşın, 818 sayılı Borçlar Kanununda olduğu gibi, kiracılık hakkının tapu siciline şerhi olanağının korunmasında bir sakınca görülmemiştir. Çünkü, bu şerhe dayanan kiracı, yeni malikin, Tasarının 350 nci maddesi uyarınca, gereksinimini ileri sürerek kira sözleşmesini sona erdirme hakkını kullanmasına engel olabilecektir. Zaten, sözleşmenin kiraya veren tarafında bir değişiklik olmasa bile, kiracılık hakkının tapu siciline şerhi, kiraya verenin, Tasarının 349 uncu maddesinde öngörülen gereksinim, yeniden inşa ve imar gibi sebeplerle kira sözleşmesini sona erdirmesini önleyici bir etkiye sahiptir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 261b maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 311 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 261b

J. Mülkiyet sahibinin değişmesi / III. Tapu kütüğüne şerh

1 Bir taşınmazın kiralanmasında, kira ilişkisinin tapu kütüğüne şerh edilmesi kararlaştırılabilir.

2 Şerh, her yeni mülkiyet sahibinin, taşınmazın kira sözleşmesine uygun olarak kullanılmasına kiracının izin vermesini zorunlu kılar.

Özgün metin (Almanca)

1 Bei der Miete an einem Grundstück kann verabredet werden, dass das Verhältnis im Grundbuch vorgemerkt wird.

2 Die Vormerkung bewirkt, dass jeder neue Eigentümer dem Mieter gestatten muss, das Grundstück entsprechend dem Mietvertrag zu gebrauchen.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

D. Kiracının borçları

I. Kira bedelini ödeme borcu

Madde 313

1. Genel olarak

Kiracı, kira bedelini ödemekle yükümlüdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda, ayrı bir madde olarak yer verilmeyen, yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 312 nci maddesinde, kiracının kira bedelini ödeme borcu genel olarak düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 257 nci maddesinin kenar başlığında, “II. Kiranın tediyesi” şeklinde bir ibare kullanılmışsa da, maddenin içeriği, kira borcunun ifa zamanı ile ilgilidir. Her ne kadar, Tasarının, kira sözleşmesinin tanımına ilişkin 298 inci maddesinde, kiracının kira bedeli ödemekle yükümlü olduğu belirtilmişse de, Tasarının 312 nci maddesinin, kiracının borçlarının sayılmaya başlandığı ilk madde olduğu göz önünde tutularak, kiracının aslî edimi olan kira bedelini ödeme borcunun, bu maddede de belirtilmesi, sistematik bakımdan zorunlu görülmüştür.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 312 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 257

E. Kiracının borçları / I. Kira bedelinin ve yan giderlerin ödenmesi / 1. Kira bedeli

Kira bedeli, kiracının kiralanan şeyin kendisine bırakılması karşılığında kiralayana borçlu olduğu edimdir.

Özgün metin (Almanca)

Der Mietzins ist das Entgelt, das der Mieter dem Vermieter für die Überlassung der Sache schuldet.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 314

2. İfa zamanı

Kiracı, aksine sözleşme ve yerel âdet olmadıkça, kira bedelini ve gerekiyorsa yan giderleri, her ayın sonunda ve en geç kira süresinin bitiminde ödemekle yükümlüdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 257 nci maddesinin birinci fıkrasını karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 313 üncü maddesinde, kiracının kira bedelini ödeme borcunun ifa zamanı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 257 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Kiranın tediyesi” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. İfa zamanı” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddede, kiracının kira bedelini ve gerekiyorsa yan giderleri her ayın sonunda ve en geç kira süresinin bitiminde ödemekle yükümlü olduğu; bu kuralın aksine sözleşme yapılabileceği veya aksine yerel âdet olabileceği açıklanmıştır.

İfa zamanının kira süresine göre belirlenmesine ilişkin 818 sayılı Borçlar Kanununun 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, Tasarıya alınmamıştır. Sözleşmede ifa zamanı kararlaştırılmamışsa, uygulamada genellikle, kira bedelinin aylık olarak ödendiği göz önünde tutularak, altı ay ve daha uzun süreli kira sözleşmelerinde, kira bedelinin altı ayda bir ödeneceğine ilişkin hükme gerek duyulmamıştır.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 257c maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 313 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 257c

E. Kiracının borçları / I. Kira bedelinin ve yan giderlerin ödenmesi / 3. Ödeme zamanları

Başka bir zaman kararlaştırılmamış veya yerel âdet bulunmadıkça kiracı, kira bedelini ve varsa yan giderleri her ayın sonunda, en geç kira süresinin sonunda ödemekle yükümlüdür.

Özgün metin (Almanca)

Der Mieter muss den Mietzins und allenfalls die Nebenkosten am Ende jedes Monats, spätestens aber am Ende der Mietzeit bezahlen, wenn kein anderer Zeitpunkt vereinbart oder ortsüblich ist.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 315

3. Kiracının temerrüdü

Kiracı, kiralananın tesliminden sonra muaccel olan kira bedelini veya yan gideri ödeme borcunu ifa etmezse, kiraya veren kiracıya yazılı olarak bir süre verip, bu sürede de ifa etmeme durumunda, sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir.

Kiracıya verilecek süre en az on gün, konut ve çatılı işyeri kiralarında ise en az otuz gündür. Bu süre, kiracıya yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 260 ıncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 314 üncü maddesinde, kiracının temerrüdü düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 260 ıncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “F. Hitam / I. Kiracının temerrüdü” şeklindeki ibare, Tasarıda “3. Kiracının temerrüdü” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasına göre, kiracı, kiralananın tesliminden sonra, muaccel olan kira bedelini veya yan gideri ödeme borcunu ifa etmezse, kiraya veren kiracıya yazılı olarak bir süre verip, bu sürede de ifa etmeme durumunda, sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Ancak, 818 sayılı Borçlar Kanununun 260 ıncı maddesinden farklı olarak, yapılacak bildirimin yazılı olması aranmıştır.

Maddenin ikinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 260 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında öngörülen süreler, Tasarıda, “Kiracıya verilecek süre en az on gün, konut ve çatılı işyeri kiralarında ise en az otuz gündür. Bu süre, kiracıya yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar.” şeklinde değiştirilmiştir. Böylece, kiracıya yazılı bildirimin yapıldığı tarihin yasal sürelerin hesabında göz önünde tutulmayacağına ilişkin olarak fıkrada yapılan düzenleme, uygulamanın da benimsediği görüşe uygun hâle getirilmiştir. Öte yandan, kira bedeli borcunun ödenmesinde temerrüt ile yan gider borcunun ödenmesinde temerrüt arasındaki fark ortadan kaldırılmıştır. Böylece, öğreti ve uygulamada, kiracı tarafından yan giderlerin ödenmesinde temerrüde bağlı sonuçlar bakımından ortaya çıkan duraksamaların giderilmesi amaçlanmıştır.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 257d maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 314 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 257d

E. Kiracının borçları / I. Kira bedelinin ve yan giderlerin ödenmesi / 4. Kiracının ödemede temerrüdü

1 Kiracı, kiralananı devraldıktan sonra muaccel olan kira bedelinin veya yan giderlerin ödenmesinde temerrüde düşerse, kiraya veren yazılı olarak kendisine bir ödeme süresi verebilir ve bu sürenin sonuçsuz geçmesi hâlinde kira sözleşmesinin feshedileceğini ihtar edebilir. Bu süre en az on gün, konut ve işyeri kiralarında en az otuz gündür.

2 Kiracı, kendisine verilen süre içinde ödemede bulunmazsa, kiraya veren, olağan konut ve işyeri kiralarında en az otuz günlük bir süreyle bir ayın sonuna, diğer hâllerde ise süre vermeksizin sözleşmeyi feshedebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Ist der Mieter nach der Übernahme der Sache mit der Zahlung fälliger Mietzinse oder Nebenkosten im Rückstand, so kann ihm der Vermieter schriftlich eine Zahlungsfrist setzen und ihm androhen, dass bei unbenütztem Ablauf der Frist das Mietverhältnis gekündigt werde. Diese Frist beträgt mindestens zehn Tage, bei Wohn- und Geschäftsräumen mindestens 30 Tage.

2 Bezahlt der Mieter innert der gesetzten Frist nicht, so kann der Vermieter fristlos, bei Wohn- und Geschäftsräumen mit einer Frist von mindestens 30 Tagen auf Ende eines Monats kündigen.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 316

II. Özenle kullanma ve komşulara saygı gösterme borcu

Kiracı, kiralananı, sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmak ve kiralananın bulunduğu taşınmazda oturan kişiler ile komşulara gerekli saygıyı göstermekle yükümlüdür.

Kiracının bu yükümlülüğüne aykırı davranması durumunda kiraya veren, konut ve çatılı işyeri kirasında, en az otuz gün süre vererek, aykırılığın giderilmesi, aksi takdirde sözleşmeyi feshedeceği konusunda yazılı bir ihtarda bulunur. Diğer kira ilişkilerinde ise, kiraya veren, kiracıya önceden bir ihtarda bulunmaksızın, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir.

Konut ve çatılı işyeri kirasında, kiracının kiralanana kasten ağır bir zarar vermesi, kiracıya verilecek sürenin yararsız olacağının anlaşılması veya kiracının bu yükümlülüğe aykırı davranışının kiraya veren veya aynı taşınmazda oturan kişiler ile komşular bakımından çekilmez olması durumlarında kiraya veren, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 256 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarını karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 315 inci maddesinde, kiracının kiralananı özenle kullanma ve komşulara saygı gösterme borcu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 256 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “C. Kiracının borçları / I. Borca muvafık surette takayyüt” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Özenle kullanma ve komşulara saygı gösterme borcu” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin 818 sayılı Borçlar Kanununun 256 ncı maddesinin birinci fıkrasını karşılayan ilk fıkrası, arılaştırılmış ve daha anlaşılır hâle getirilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, kiracının özen ve komşulara saygı göstermesi borcuna aykırı davranması durumunda, konut ve çatılı işyeri kiralarında, kiraya verenin kiracıya yapacağı ihtarın yazılı olması, ihtarda en az otuz gün süre verilmesi ve bu sürede borca aykırılığın giderilmemesi hâlinde sözleşmenin feshedileceği açıklamasının yapılması aranmıştır. Kiraya veren, diğer kira ilişkilerinde ise, kiracıya önceden bir ihtarda bulunmaksızın yapacağı yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilecektir.

Maddenin son fıkrasında ise, konut ve çatılı işyeri kiralarında, kiralanana kasten ağır zarar verilmesi, kiracıya verilecek sürenin yararsız olacağının anlaşılması, yükümlülüğe aykırı davranışın kiraya veren veya aynı taşınmazda oturanlar veya komşular bakımından çekilmez olması durumlarından biri gerçekleştiğinde, kiraya veren, sözleşmeyi, yapacağı yazılı bir bildirimle hemen feshedebilecektir. Böylece, bu gibi durumlarda uyarı zorunluluğu ortadan kaldırılmış, hem de bu tür kira ilişkilerinde herhangi bir fesih bildirim süresine yer verilmemiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 315 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 257f

E. Kiracının borçları / III. Özen ve komşuluk ilişkilerine saygı

1 Kiracı, kiralananı özenle kullanmakla yükümlüdür.

2 Taşınmaz kiracısı, bina sakinlerine ve komşulara saygı göstermekle yükümlüdür.

3 Kiracı, kiraya verenin yazılı ihtarına rağmen özen veya saygı gösterme yükümlülüğünü ihlal etmeye devam eder ve bu durum kiraya veren veya bina sakinleri için kira ilişkisinin sürdürülmesini çekilmez kılarsa, kiraya veren, konut ve işyeri kiralarında en az otuz günlük bir süreyle bir ayın sonuna, diğer hâllerde ise süre vermeksizin sözleşmeyi feshedebilir.

4 Ancak konut veya işyeri kiraya vereni, kiracının kiralanana kasten ağır bir zarar vermesi hâlinde süre vermeksizin feshedebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Mieter muss die Sache sorgfältig gebrauchen.

2 Der Mieter einer unbeweglichen Sache muss auf Hausbewohner und Nachbarn Rücksicht nehmen.

3 Verletzt der Mieter trotz schriftlicher Mahnung des Vermieters seine Pflicht zu Sorgfalt oder Rücksichtnahme weiter, so dass dem Vermieter oder den Hausbewohnern die Fortsetzung des Mietverhältnisses nicht mehr zuzumuten ist so kann der Vermieter fristlos, bei Wohn- und Geschäftsräumen mit einer Frist von mindestens 30 Tagen auf Ende eines Monats kündigen.

4 Der Vermieter von Wohn- oder Geschäftsräumen kann jedoch fristlos kündigen, wenn der Mieter vorsätzlich der Sache schweren Schaden zufügt.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 317

III. Temizlik ve bakım giderlerini ödeme borcu

Kiracı, kiralananın olağan kullanımı için gerekli temizlik ve bakım giderlerini ödemekle yükümlüdür. Bu konuda yerel âdete de bakılır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 258 inci maddesinin ikinci fıkrasını karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 316 ncı maddesinde, kiracının temizlik ve bakım giderlerini ödeme borcu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 258 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “D. Mükellefiyet ve vergileri ve tamiri tahammül” şeklindeki ibare, Tasarıda “III. Temizlik ve bakım giderlerini ödeme borcu” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 258 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen “tamir kiralayana aittir.” şeklindeki hüküm, kiralayanın borçlarından biri olarak Tasarının 302 nci maddesinde düzenlendiği için, madde metnine alınmamıştır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 316 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 259

G. Kira süresi içinde ortaya çıkan ayıplar / I. Kiracının küçük temizlik ve onarım yükümlülüğü

Kiracı, olağan bakım için gerekli küçük temizlik veya onarımlarla giderilebilecek ayıpları, yerel âdete göre kendi giderleriyle gidermekle yükümlüdür.

Özgün metin (Almanca)

Der Mieter muss Mängel, die durch kleine, für den gewöhnlichen Unterhalt erforderliche Reinigungen oder Ausbesserungen behoben werden können, nach Ortsgebrauch auf eigene Kosten beseitigen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 318

IV. Ayıpları kiraya verene bildirme borcu

Kiracı, kendisinin gidermekle yükümlü olmadığı ayıpları kiraya verene gecikmeksizin bildirmekle yükümlüdür; aksi takdirde bundan doğan zarardan sorumludur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 256 ncı maddesinin son fıkrasını karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 317 nci maddesinde, kiracının ayıpları kiraya verene bildirme borcu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 256 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “I. Borca muvafık surette takayyüt” şeklindeki ibare, Tasarıda “IV. Ayıpları kiraya verene bildirme borcu” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 256 ncı maddesinin son fıkrasında kullanılan “... yahut üçüncü bir şahıs kiralananın üzerinde bir hak iddia ettiği takdirde” şeklindeki ibareye, Tasarının zapttan sorumluluğa ilişkin 308 inci maddesinde, “kiracının bildirimi üzerine” şeklinde yer verildiği için, Tasarının 317 nci maddesine alınmamıştır.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 257g maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 317 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 257g

E. Kiracının borçları / IV. Bildirim yükümlülüğü

1 Kiracı, kendisinin gidermekle yükümlü olmadığı ayıpları kiraya verene bildirmek zorundadır.

2 Kiracı bu bildirimi yapmazsa, bundan doğan zarardan kiraya verene karşı sorumlu olur.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Mieter muss Mängel, die er nicht selber zu beseitigen hat, dem Vermieter melden.

2 Unterlässt der Mieter die Meldung, so haftet er für den Schaden, der dem Vermieter daraus entsteht.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 319

V. Ayıpların giderilmesine ve kiralananın gösterilmesine katlanma borcu

Kiracı, kiralananın ayıplarının giderilmesine ya da zararların önlenmesine yönelik çalışmalara katlanmakla yükümlüdür.

Kiracı, bakım, satış ya da sonraki kiralama için zorunlu olduğu ölçüde, kiraya verenin ve onun belirlediği üçüncü kişinin kiralananı gezip görmesine izin vermekle yükümlüdür.

Kiraya veren, çalışmaları ve kiralananın gezilip görüleceğini uygun bir süre önce kiracıya bildirmek ve bunların yapıldığı sırada kiracının yararlarını göz önünde tutmak zorundadır.

Kiracının kira bedelinin indirilmesine ve zararının giderilmesine ilişkin hakları saklıdır.

Madde gerekçesi

Maddenin birinci fıkrası 818 sayılı Borçlar Kanununun 251 inci maddesinin birinci fıkrasını karşılamaktadır.

Tasarının dört fıkradan oluşan 318 inci maddesinde, kiracının ayıpların giderilmesine ve kiralananın gösterilmesine katlanma borcu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 251 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Ayıp hâlinde muamele” şeklindeki ibare, Tasarıda “V. Ayıpların giderilmesine ve kiralananın gösterilmesine katlanma borcu” şeklinde ifade edilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 251 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “kiracı, hakkına halel gelmemek şartıyla” şeklindeki ibareye yer verilmemiş, ancak maddenin son fıkrasında “Kiracının kira bedelinin indirilmesine ve zararının giderilmesine ilişkin hakları saklıdır.” denilmek suretiyle, bu konuda kiracı yönünden gerekli hukukî koruma sağlanmıştır.

Maddenin ikinci fıkrasında, öğreti ve uygulamada kiracının borçlarından biri olduğu kabul edildiği hâlde, 818 sayılı Borçlar Kanununun 251 inci maddesinde yer verilmeyen, kiralananın gösterilmesine katlanma borcu açıkça düzenlenmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrası 818 sayılı Borçlar Kanununun 251 inci maddesinde yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Fıkrada, kiracının kiralananın gösterilmesine katlanma borcunun kapsamı ve gerçekleşme koşulları düzenlenmiştir.

Maddenin son fıkrası da, 818 sayılı Borçlar Kanununun 251 inci maddesinde yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Fıkrada, kira bedelinden indirim yapılmasına ve zararın giderilmesine ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmektedir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 257h maddesi göz önünde tutulmakla birlikte, kaynak maddenin son fıkrası, ayrı konulara ilişkin olması sebebiyle, Tasarıda iki fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 318 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 257h

E. Kiracının borçları / V. Katlanma yükümlülüğü

1 Kiracı, ayıpların giderilmesi veya zararların önlenmesi ya da giderilmesi için gerekli olan işlere kiralanan üzerinde katlanmak zorundadır.

2 Kiracı, bakım, satış veya yeniden kiraya verme için gerekli olduğu ölçüde kiraya verenin kiralananı incelemesine izin vermek zorundadır.

3 Kiraya veren, işleri ve incelemeleri zamanında kiracıya bildirmek ve bunların yürütülmesinde kiracının menfaatlerini gözetmek zorundadır; kiracının kira bedelinin indirilmesine (Art. 259d) ve tazminata (Art. 259e) ilişkin olası talepleri saklı kalır.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Mieter muss Arbeiten an der Sache dulden, wenn sie zur Beseitigung von Mängeln oder zur Behebung oder Vermeidung von Schäden notwendig sind.

2 Der Mieter muss dem Vermieter gestatten, die Sache zu besichtigen, soweit dies für den Unterhalt, den Verkauf oder die Wiedervermietung notwendig ist.

3 Der Vermieter muss dem Mieter Arbeiten und Besichtigungen rechtzeitig anzeigen und bei der Durchführung auf die Interessen des Mieters Rücksicht nehmen; allfällige Ansprüche des Mieters auf Herabsetzung des Mietzinses (Art. 259d) und auf Schadenersatz (Art. 259e) bleiben vorbehalten.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

E. Özel durumlar

I. Kiralananda yenilik ve değişiklik yapılması

Madde 320

1. Kiraya veren tarafından

Kiraya veren, kiralananda, kira sözleşmesinin feshini gerektirmeyen ve kiracıdan katlanması beklenebilecek olan yenilik ve değişiklikler yapabilir.

Bu yenilik ve değişikliklerin yapılması sırasında kiraya veren, kiracının menfaatlerini gözetmekle yükümlüdür. Kiracının, kira bedelinin indirilmesine ve zararının giderilmesine ilişkin hakları saklıdır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 251 inci maddesinin birinci fıkrasını kısmen karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 319 uncu maddesinde, kiraya verenin kiralananda yenilik ve değişiklik yapması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 251 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Ayıp hâlinde muamele” şeklindeki ibare, Tasarıda “E. Özel durumlar / I. Kiralananda yenilik ve değişiklik yapılması / 1. Kiraya veren tarafından” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 251 inci maddesinin birinci fıkrasından farklı olarak, kiraya verene, kiralananın durumunu iyileştirme yetkisi verilmiştir. Bu yetki, kiralananın değerinin korunmasının gerektirdiği çalışmaların yapılması için kullanılabileceği gibi, kiralananın değerinin artırılması için de kullanılabilir. İlk durum için “yenilik”, ikinci durum için “değişiklik” terimleri kullanılmıştır. Kiraya verenin kiralananda yenilik ve değişiklik yapma yetkisini kullanması şu iki koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır:

1. Kiraya verenin bu yetkisini kullanmasının kira sözleşmesinin sona ermesini gerektirmemesi;

2. Bu iyileştirme ve değişiklik girişiminin, kiracıdan katlanması beklenebilecek nitelikte olması.

Kiracıdan katlanması beklenmeyecek yenilik ve değişikliklerde ise kiraya veren, bu yetkisini, Tasarının 349 uncu maddesinin (2) numaralı bendinde öngörülen koşullar çerçevesinde, kira sözleşmesini dava yoluyla sona erdirerek kullanabilecektir.

Maddenin ikinci fıkrasında, kiraya verenin yenilik ve değişiklik yapma yetkisini kullanması karşısında, kiracının korunması amaçlanmıştır. Böylece, yenilik ve değişiklik yapma yetkisini kullanacak olan kiraya veren, kiracının çıkarını gözetmek, gerektiğinde kira bedelinden indirim yapılmasına katlanmak ve tazminat ödemek zorunda kalacaktır. Kiracının kira bedelinden indirim yapılmasını isteme hakkı ile tazminat isteme hakkı, Tasarının 306 ve 307 nci maddelerinde düzenlenmiş bulunmaktadır.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 260 ıncı maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 319 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 260

H. Yenilemeler ve değişiklikler / I. Kiraya veren tarafından

1 Kiraya veren, şey üzerinde yenilemeleri ve değişiklikleri, ancak bunlar kiracı için kabul edilebilir nitelikte olduğu ve kira sözleşmesi feshedilmemiş olduğu takdirde yapabilir.

2 Kiraya veren, işlerin yürütülmesinde kiracının menfaatlerini gözetmek zorundadır; kiracının kira bedelinin indirilmesine (Art. 259d) ve zarar giderimine (Art. 259e) ilişkin olası talepleri saklıdır.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Vermieter kann Erneuerungen und Änderungen an der Sache nur vornehmen, wenn sie für den Mieter zumutbar sind und wenn das Mietverhältnis nicht gekündigt ist.

2 Der Vermieter muss bei der Ausführung der Arbeiten auf die Interessen des Mieters Rücksicht nehmen; allfällige Ansprüche des Mieters auf Herabsetzung des Mietzinses (Art. 259d) und auf Schadenersatz (Art. 259e) bleiben vorbehalten.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 321

2. Kiracı tarafından

Kiracı, kiraya verenin yazılı rızasıyla kiralananda yenilik ve değişiklikler yapabilir.

Yenilik ve değişikliklere rıza gösteren kiraya veren, yazılı olarak kararlaştırılmış olmadıkça, kiralananın eski durumuyla geri verilmesini isteyemez.

Kiracı, aksine yazılı bir anlaşma yoksa, kiraya verenin rızasıyla yaptığı yenilik ve değişiklikler sebebiyle kiralananda ortaya çıkan değer artışının karşılığını isteyemez.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “2. Kiracı tarafından” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının üç fıkradan oluşan 320 nci maddesinde, kiracı tarafından kiralananda yenilik ve değişiklikler yapılması düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, kiracının kiraya verenin yazılı rızasıyla kiralananda yenilik ve değişiklikler yapabileceği belirtilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında, kiraya verenin bu yenilik ve değişikliklere rıza göstermesi durumunda, yazılı olarak kararlaştırılmış olmadıkça, kiralananın eski durumuyla geri verilmesini isteyemeyeceği öngörülmektedir. Böylece, kiracının kiralananı sözleşme sonunda, ne durumda teslim almışsa, o durumda geri verme borcuna ilişkin Tasarının 333 üncü maddesinin bir istisnasına yer verilmiştir. Bu düzenleme çerçevesinde, kiracının, kiralananda yenilik ve değişiklikler yapabilmesi için kiraya verenin yazılı rızasını alması koşulu aranmış ve bu rızayı alan kiracının, aksi yazılı olarak kararlaştırılmadıkça, kiralananı eski durumuyla geri verme sorumluluğundan kurtulacağı esası benimsenmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasında, aksine yazılı bir anlaşma yoksa, kiracının, sözleşmenin sona ermesinden sonra da, bu yenilik ve değişikliklerin kiralananda meydana getirdiği önemli değer artışının karşılığını kiraya verenden isteyebileceği esası benimsenerek, bu konudaki tartışmalar sona erdirilmek istenmiştir. Bu konuda kiracının korunması amacıyla, göreceli (nisbî) bir emredici kural getirilmiştir.

Kiracının önemli değer artışı yaratmış değişiklikler ve iyileştirmeler için karşılık isteme hakkının anlaşma ile kaldırılması veya sınırlandırılmasına imkân tanınmamış; buna karşılık, yazılı anlaşmada, daha fazla bir giderim talebine yer verilebileceği kabul edilmiştir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 260a maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 320 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 260a

H. Yenilemeler ve değişiklikler / II. Kiracı tarafından

1 Kiracı, şey üzerinde yenilemeleri ve değişiklikleri, ancak kiraya veren yazılı olarak onay verdiği takdirde yapabilir.

2 Kiraya veren onay vermişse, önceki durumun eski haline getirilmesini ancak bu yazılı olarak kararlaştırılmışsa isteyebilir.

3 Kira ilişkisinin sona ermesinde, kiraya verenin onay verdiği yenileme veya değişiklik sayesinde şey önemli bir değer artışı gösteriyorsa, kiracı bunun için uygun bir tazminat isteyebilir; yazılı olarak kararlaştırılmış daha kapsamlı tazminat talepleri saklıdır.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Mieter kann Erneuerungen und Änderungen an der Sache nur vornehmen, wenn der Vermieter schriftlich zugestimmt hat.

2 Hat der Vermieter zugestimmt, so kann er die Wiederherstellung des früheren Zustandes nur verlangen, wenn dies schriftlich vereinbart worden ist.

3 Weist die Sache bei Beendigung des Mietverhältnisses dank der Erneuerung oder Änderung, welcher der Vermieter zugestimmt hat, einen erheblichen Mehrwert auf, so kann der Mieter dafür eine entsprechende Entschädigung verlangen; weitergehende schriftlich vereinbarte Entschädigungsansprüche bleiben vorbehalten.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 322

II. Alt kira ve kullanım hakkının devri

Kiracı, kiraya verene zarar verecek bir değişikliğe yol açmamak koşuluyla, kiralananı tamamen veya kısmen başkasına kiraya verebileceği gibi, kullanım hakkını da başkasına devredebilir.

Kiracı, konut ve çatılı işyeri kiralarında, kiraya verenin yazılı rızası olmadıkça, kiralananı başkasına kiralayamayacağı gibi, kullanım hakkını da devredemez.

Alt kiracı, kiralananı kiracıya tanınandan başka biçimde kullandığı takdirde kiracı, kiraya verene karşı sorumlu olur. Bu durumda kiraya veren, kiracısına karşı sahip olduğu hakları alt kiracıya veya kullanım hakkını devralana karşı da kullanabilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 259 uncu maddesi ile 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasını karşılamaktadır .

Tasarının üç fıkradan oluşan 321 inci maddesinde, alt kira ve kullanım hakkının devri düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 259 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “E. Kiracının kiracısı” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Alt kira ve kullanım hakkının devri” şeklinde ifade edilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında, alt kiraya verme ile kiralananı kullanma hakkını başkasına devretme imkânları, kiraya verene zarar verecek bir değişikliğe yol açmaması koşuluyla kiracıya tanınmıştır. Kullanım hakkının devrinde, kira sözleşmesinin taraflarında bir değişiklik olmamakta ve kiracı kira sözleşmesinin kendisine sağladığı kiralananı kullanma alacağını kısmen veya tamamen başkasına devretmektedir. Bu devrin, alacağın devri hükümlerine tâbi olduğu konusunda bir duraksama yoktur.

Maddenin ikinci fıkrasına göre, kiracı, konut ve çatılı işyeri kiralarında, kiraya verenin yazılı rızası ile alt kira ve kullanım hakkının devri imkânlarından yararlanabilecektir.

Maddenin son fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 259 uncu maddesinin ikinci ve son fıkralarında olduğu gibi, alt kiracının kiraya verene karşı doğrudan sorumlu olacağı ve kiraya verenin de kiracısına karşı sahip olduğu hakları alt kiracıya veya kullanım hakkını devralana karşı da kullanabileceği belirtilmektedir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 321 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 262

K. Alt kira

1 Kiracı, şeyi kiraya verenin onayıyla tamamen veya kısmen alt kiraya verebilir.

2 Kiraya veren onayı ancak şu durumlarda reddedebilir:a. kiracı, alt kiranın koşullarını kiraya verene bildirmeyi reddediyorsa;b. alt kiranın koşulları, asıl kira sözleşmesinin koşullarına kıyasla kötüye kullanma niteliğindeyse;c. alt kiradan kiraya veren için önemli zararlar doğuyorsa.

3 Kiracı, alt kiracının şeyi kendisine tanınandan başka türlü kullanmamasından kiraya verene karşı sorumludur. Kiraya veren, alt kiracıyı doğrudan buna uymaya zorlayabilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Mieter kann die Sache mit Zustimmung des Vermieters ganz oder teilweise untervermieten.

2 Der Vermieter kann die Zustimmung nur verweigern, wenn:a. der Mieter sich weigert, dem Vermieter die Bedingungen der Untermiete bekanntzugeben;b. die Bedingungen der Untermiete im Vergleich zu denjenigen des Hauptmietvertrags missbräuchlich sind;c. dem Vermieter aus der Untermiete wesentliche Nachteile entstehen.

3 Der Mieter haftet dem Vermieter dafür, dass der Untermieter die Sache nicht anders gebraucht, als es ihm selbst gestattet ist. Der Vermieter kann den Untermieter unmittelbar dazu anhalten.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 323

III. Kira ilişkisinin devri

Kiracı, kiraya verenin yazılı rızasını almadıkça, kira ilişkisini başkasına devredemez. Kiraya veren, işyeri kiralarında haklı sebep olmadıkça bu rızayı vermekten kaçınamaz.

Kiraya verenin yazılı rızasıyla kira ilişkisi kendisine devredilen kişi, kira sözleşmesinde kiracının yerine geçer ve devreden kiracı, kiraya verene karşı borçlarından kurtulur.

İşyeri kiralarında devreden kiracı, kira sözleşmesinin bitimine kadar ve en fazla iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsilen sorumlu olur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 259 uncu maddesinin birinci fıkrasında “kiranın üçüncü bir şahsa ferağı” ifadesiyle, sadece ismen belirtilen, “III. Kira ilişkisinin devri” kenar başlıklı maddedir.

Tasarının üç fıkradan oluşan 322 nci maddesinde, sözleşmenin devri niteliğinde olan kira ilişkisinin devri düzenlenmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında, kiracının kira ilişkisini başkasına devredebilmesi, kiraya verenin yazılı rızasına bağlanmış; ancak, kiraya verenin işyeri kiralarında haklı sebep olmadan bu rızayı vermekten kaçınamayacağı öngörülmüştür. “Haklı sebep”, somut olaydaki durum ve koşullar göz önünde tutularak, hâkim tarafından belirlenecektir.

Maddenin ikinci fıkrasında, kira ilişkisinin devrinin, kira sözleşmesinin kiracı tarafını değiştirdiği açıkça ifade edilmiştir. Devir ile birlikte devreden kiracı, kiraya verene karşı tüm borçlarından kurtulacak ve devralan devredenin yerine geçerek, kiraya verene karşı sorumlu olacaktır. Kiraya verenin rızasıyla bu devir gerçekleşmekle, borçlunun değişmesinin kiraya verenin sözleşmedeki durumunu olumsuz yönde etkilediği söylenemeyecektir.

Maddenin son fıkrasında, işyeri kiralarında, devreden kiracının devir konusu kira sözleşmesi süresinin bitimine kadar ve en fazla iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsilen sorumlu olacağı belirtilmiştir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 263 üncü maddesi göz önünde tutulmuştur. Bununla birlikte, kaynak Kanunda sadece işyeri kira ilişkisinin devri düzenlendiği hâlde, konut ve işyeri ayrımı yapılmaksızın buna imkân veren 818 sayılı Borçlar Kanunundaki düzenleme, Tasarıda da korunmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 322 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 263

L. Kiranın bir üçüncü kişiye devri

1 İşyeri kiracısı, kira ilişkisini kiraya verenin yazılı onayı ile bir üçüncü kişiye devredebilir.

2 Kiraya veren onayı ancak önemli bir sebeple reddedebilir.

3 Kiraya veren onay verirse, üçüncü kişi kiracının yerine kira ilişkisine girer.

4 Kiracı, kiraya verene karşı olan yükümlülüklerinden kurtulur. Ancak kira ilişkisinin sözleşmeye veya kanuna göre sona erdiği veya sona erdirilebileceği zamana kadar, en çok iki yıl süreyle, üçüncü kişiyle birlikte müteselsilen sorumlu olur.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Mieter von Geschäftsräumen kann das Mietverhältnis mit schriftlicher Zustimmung des Vermieters auf einen Dritten übertragen.

2 Der Vermieter kann die Zustimmung nur aus wichtigem Grund verweigern.

3 Stimmt der Vermieter zu, so tritt der Dritte anstelle des Mieters in das Mietverhältnis ein.

4 Der Mieter ist von seinen Verpflichtungen gegenüber dem Vermieter befreit. Er haftet jedoch solidarisch mit dem Dritten bis zum Zeitpunkt, in dem das Mietverhältnis gemäss Vertrag oder Gesetz endet oder beendet werden kann, höchstens aber für zwei Jahre.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

IV. Kiralananın kullanılmaması

Madde 324

1. Genel olarak

Kullanıma elverişli bulundurulduğu sürece kiralanan, kiracının kendisinden kaynaklanan bir sebeple kullanılmasa veya sınırlı olarak kullanılsa bile kiracı, kira bedelini ödemekle yükümlüdür. Bu durumda, kiraya verenin yapmaktan kurtulduğu giderler kira bedelinden indirilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 252 nci maddesinin birinci fıkrasını tamamen, ikinci fıkrasını kısmen karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 323 üncü maddesinde, genel olarak kiralananın kullanılmamasına bağlanan sonuçlar düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 252 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “4. Kullanmanın mümkün olamaması” şeklindeki ibare, Tasarıda “IV. Kiralananın kullanılmaması / 1. Genel olarak” şeklinde ifade edilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 252 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, aralarındaki bağlantı göz önünde tutularak, Tasarıda tek fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.

Maddede, kullanıma elverişli bulundurulduğu sürece kiralanan, kiracının kendisinden kaynaklanan bir sebeple kullanılmasa veya sınırlı olarak kullanılsa bile kiracının, kira bedelini ödemekle yükümlü olduğu ve bu durumda kiraya verenin, yapmaktan kurtulduğu giderlerin kira bedelinden indirileceği belirtilmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 252 nci maddesinin, aynı Kanunun 264 üncü madde hükmünün saklı olduğuna ilişkin son fıkrası, Tasarıya alınmamıştır. Bunun sebebi, saklı tutulan durumun, Tasarının 330 uncu maddesinde, olağanüstü fesih yollarından birini oluşturan “önemli sebeplerle fesih” olarak düzenlenmiş olmasıdır. Böylece, kiracının kiralananı kullanamaması Tasarının 330 uncu maddesinde tanımlanan önemli sebeplerden birine dayanmadığı takdirde, Tasarının 323 üncü maddesi uygulama alanı bulacaktır.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 264 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 323 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 264

M. Şeyin süresinden önce geri verilmesi

1 Kiracı, fesih süresine veya fesih tarihine uymaksızın şeyi geri verirse, kiraya verene karşı olan yükümlülüklerinden ancak kiraya veren için kabul edilebilir yeni bir kiracı önermesi hâlinde kurtulur; bu kişinin ödeme gücüne sahip olması ve kira sözleşmesini aynı koşullarla devralmaya hazır olması gerekir.

2 Aksi takdirde kiracı, kira ilişkisinin sözleşme veya kanun gereğince sona erdiği veya sona erdirilebileceği zamana kadar kira bedelini ödemekle yükümlüdür.

3 Kiraya veren, kendisine şu hususları mahsup ettirmek zorundadır:

a. tasarruf ettiği giderleri ve

b. şeyin başka biçimde kullanılmasından elde ettiği veya kasten elde etmekten kaçındığı kazancı.

Özgün metin (Almanca)

1 Gibt der Mieter die Sache zurück, ohne Kündigungsfrist oder -termin einzuhalten, so ist er von seinen Verpflichtungen gegenüber dem Vermieter nur befreit, wenn er einen für den Vermieter zumutbaren neuen Mieter vorschlägt; dieser muss zahlungsfähig und bereit sein, den Mietvertrag zu den gleichen Bedingungen zu übernehmen.

2 Andernfalls muss er den Mietzins bis zu dem Zeitpunkt leisten, in dem das Mietverhältnis gemäss Vertrag oder Gesetz endet oder beendet werden kann.

3 Der Vermieter muss sich anrechnen lassen, was er:a. an Auslagen erspart undb. durch anderweitige Verwendung der Sache gewinnt oder absichtlich zu gewinnen unterlassen hat.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Mehaz madde — Alman MK m. 537

Kiracının şahsi bir engel nedeniyle kira bedelini ödemesi

(1) Kiracı, kullanım hakkını kullanmasının kendi şahsına ilişkin bir sebeple engellenmiş olması nedeniyle kira bedelini ödemekten kurtulmaz. Ancak kiraya veren, tasarruf ettiği giderlerin değerini ve kullanımı başka şekilde değerlendirmek suretiyle elde ettiği yararları mahsup ettirmek zorundadır.

(2) Kiraya veren, kullanımı bir üçüncü kişiye bırakmış olması nedeniyle kiracıya kullanımı sağlayamadığı sürece, kiracı kira bedelini ödemekle yükümlü değildir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Der Mieter wird von der Entrichtung der Miete nicht dadurch befreit, dass er durch einen in seiner Person liegenden Grund an der Ausübung seines Gebrauchsrechts gehindert wird. Der Vermieter muss sich jedoch den Wert der ersparten Aufwendungen sowie derjenigen Vorteile anrechnen lassen, die er aus einer anderweitigen Verwertung des Gebrauchs erlangt.

(2) Solange der Vermieter infolge der Überlassung des Gebrauchs an einen Dritten außerstande ist, dem Mieter den Gebrauch zu gewähren, ist der Mieter zur Entrichtung der Miete nicht verpflichtet.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Medeni Kanunu

Madde 325

2. Kiralananın sözleşmenin bitiminden önce geri verilmesi

Kiracı, sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı geri verdiği takdirde, kira sözleşmesinden doğan borçları, kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul bir süre için devam eder. Kiracının bu sürenin geçmesinden önce kiraya verenden kabul etmesi beklenebilecek, ödeme gücüne sahip ve kira ilişkisini devralmaya hazır yeni bir kiracı bulması hâlinde, kiracının kira sözleşmesinden doğan borçları sona erer.

Kiraya veren, yapmaktan kurtulduğu giderler ile kiralananı başka biçimde kullanmakla elde ettiği veya elde etmekten kasten kaçındığı yararları kira bedelinden indirmekle yükümlüdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 252 nci maddesinin ikinci fıkrasını karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 324 üncü maddesinde, kiralananın sözleşmenin bitiminden önce geri verilmesinin sonuçları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 252 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “4. Kullanmanın mümkün olamaması” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Kiralananın sözleşmenin bitiminden önce geri verilmesi” şeklinde ifade edilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında, kiracının, sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı geri vermesi hâlinde, kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul bir süre için sorumlu tutulabileceği; hattâ, ödeme gücüne sahip ve kira ilişkisini devralmaya hazır yeni bir kiracı bularak, kira sözleşmesinden doğan borçlarından kurtulabileceği kabul edilmiştir. Böylece, bir yandan, kendisine teslim edilmiş kiralananı kullanmayan ve ondan yararlanmayan kiracının sorumluluğunun devam edeceği öngörülmüş; diğer yandan, kiracıya, kiralananı geri vermek suretiyle, sözleşmeden doğan sorumluluğunu makul bir süre ile sınırlama olanağı sağlanmıştır. Bu düzenlemeyle, kiracının korunması gereği ilkesi terk edilmemekle birlikte, kiraya verenin menfaatleri de korunmuştur. Nitekim, Tasarının 113 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yapılan yollama uyarınca uygulanması gereken Tasarının 52 nci maddesinin birinci fıkrasında, zarar görenin zararın artmasında birlikte kusurunun bulunması hâlinde, hâkime tazminatı indirme yetkisi verildiği gibi, Yargıtayın yerleşmiş içtihadında da, kiraya verenin, bu durumda, bilirkişi mütalâası göz önünde tutularak belirlenecek olan, kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul bir süre için, kiracıdan tazminat isteyebileceği kabul edilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 252 nci maddesinin ikinci fıkrasında olduğu gibi, “Kiraya veren, yapmaktan kurtulduğu giderler ile kiralananı başka biçimde kullanmakla elde ettiği veya elde etmekten kasten kaçındığı yararları kira bedelinden indirmekle yükümlüdür.” şeklinde, denkleştirme (mahsup) ilkesine uygun bir düzenleme yapılmıştır.

Maddenin düzenlenmesinde, konuya ilişkin öğreti ve uygulama ile kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 264 üncü maddesinin birinci fıkrası göz önünde tutulmuştur

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 324 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 264

M. Şeyin süresinden önce geri verilmesi

1 Kiracı, fesih süresine veya fesih tarihine uymaksızın şeyi geri verirse, kiraya verene karşı olan yükümlülüklerinden ancak kiraya veren için kabul edilebilir yeni bir kiracı önermesi hâlinde kurtulur; bu kişinin ödeme gücüne sahip olması ve kira sözleşmesini aynı koşullarla devralmaya hazır olması gerekir.

2 Aksi takdirde kiracı, kira ilişkisinin sözleşme veya kanun gereğince sona erdiği veya sona erdirilebileceği zamana kadar kira bedelini ödemekle yükümlüdür.

3 Kiraya veren, kendisine şu hususları mahsup ettirmek zorundadır:

a. tasarruf ettiği giderleri ve

b. şeyin başka biçimde kullanılmasından elde ettiği veya kasten elde etmekten kaçındığı kazancı.

Özgün metin (Almanca)

1 Gibt der Mieter die Sache zurück, ohne Kündigungsfrist oder -termin einzuhalten, so ist er von seinen Verpflichtungen gegenüber dem Vermieter nur befreit, wenn er einen für den Vermieter zumutbaren neuen Mieter vorschlägt; dieser muss zahlungsfähig und bereit sein, den Mietvertrag zu den gleichen Bedingungen zu übernehmen.

2 Andernfalls muss er den Mietzins bis zu dem Zeitpunkt leisten, in dem das Mietverhältnis gemäss Vertrag oder Gesetz endet oder beendet werden kann.

3 Der Vermieter muss sich anrechnen lassen, was er:a. an Auslagen erspart undb. durch anderweitige Verwendung der Sache gewinnt oder absichtlich zu gewinnen unterlassen hat.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 326

V. Takastan feragat yasağı

Kiracı ve kiraya veren, kira sözleşmesinden doğan alacaklarını takas etme hakkından önceden feragat edemezler.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “V. Takastan feragat yasağı” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 325 inci maddesinde, takastan feragat yasağı düzenlenmektedir.

Maddede, takastan önceden feragat edilebileceğine ilişkin Tasarının 144 üncü maddesindeki kurala kira ilişkisinden doğan alacaklar bakımından emredici bir istisna getirilmiştir. Özellikle, uygulamada sıkça görüldüğü gibi, kira sözleşmelerinde kiraya veren lehine olarak, kiracının, meselâ kiralananın ayıplı olması sebebiyle sahip olduğu alacağının takas edilemeyeceğine ilişkin düzenleme yapılması engellenerek, bu konuda kiraya veren ile kiracı arasında, menfaat dengesi sağlanmıştır.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 265 inci maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 325 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 265

N. Takas

Kiraya veren ile kiracı, kira ilişkisinden doğan alacak ve borçları takas etme hakkından önceden feragat edemezler.

Özgün metin (Almanca)

Der Vermieter und der Mieter können nicht im Voraus auf das Recht verzichten, Forderungen und Schulden aus dem Mietverhältnis zu verrechnen.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

F. Sözleşmenin sona ermesi

Madde 327

I. Sürenin geçmesi

Açık veya örtülü biçimde bir süre belirlenmişse, kira sözleşmesi bu sürenin sonunda kendiliğinden sona erer.

Taraflar, bu durumda, açık bir anlaşma olmaksızın kira ilişkisini sürdürürlerse, kira sözleşmesi belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 263 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 326 ncı maddesinde, kira süresinin geçmesiyle sözleşmenin sona ermesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 263 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “IV. Sükût ile tecdit” şeklindeki ibare, Tasarıda “F. Sözleşmenin sona ermesi / I. Sürenin geçmesi” şeklinde ifade edilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 263 üncü maddesi tek fıkradan oluştuğu hâlde, daha iyi anlaşılmasını sağlamak amacıyla Tasarıda iki fıkra olarak düzenlenmiştir. Kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 266 ncı maddesi de bu şekildedir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 263 üncü maddesinde kullanılan “kiralayanın malûmatı ile ve muhalefeti olmaksızın” ile “yahut mukavelede fesih hakkında gösterilen ihbarı iki taraftan hiç biri yapmadığı takdirde” ibareleri gereksiz bulunduğundan Tasarıya alınmamıştır.

Maddenin birinci fıkrasında, belirli süreli kira sözleşmesinin, sürenin sonunda kendiliğinden sona ereceği ve sürenin belirlenmesinin de açık ya da örtülü biçimde olabileceği belirtilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, belirlenen kira süresi sona erdiği hâlde, tarafların kira ilişkisini sürdürmeleri durumunda, kira sözleşmesinin belirsiz süreli sözleşmeye dönüşeceği açıklanmıştır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 326 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 266

O. Kira ilişkisinin sona ermesi / I. Kararlaştırılan sürenin dolması

1 Taraflar açık veya örtülü olarak belirli bir süre kararlaştırmışlarsa, kira ilişkisi feshe gerek olmaksızın bu sürenin dolmasıyla sona erer.

2 Taraflar kira ilişkisini örtülü olarak sürdürürlerse, bu ilişki süresiz kira ilişkisi sayılır.

Özgün metin (Almanca)

1 Haben die Parteien eine bestimmte Dauer ausdrücklich oder stillschweigend vereinbart, so endet das Mietverhältnis ohne Kündigung mit Ablauf dieser Dauer.

2 Setzen die Parteien das Mietverhältnis stillschweigend fort, so gilt es als unbefristetes Mietverhältnis.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

II. Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde fesih bildirimi

Madde 328

1. Genel olarak

Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde taraflardan her biri, daha uzun bir fesih bildirim süresi veya başka bir fesih dönemi kararlaştırılmış olmadıkça, yasal fesih dönemlerine ve fesih bildirim sürelerine uyarak sözleşmeyi feshedebilir. Fesih dönemlerinin hesabında, kira sözleşmesinin başlangıç tarihi esas alınır.

Sözleşmede veya kanunda belirtilen fesih dönemine veya bildirim süresine uyulmamışsa, bildirim bir sonraki fesih dönemi için geçerli olur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 262 nci maddesini kısmen karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 327 nci maddesinde, belirsiz süreli kira sözleşmelerinin fesih bildirimiyle sona ermesi genel olarak düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 262 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Feshin ihbarı” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde fesih bildirimi / 1. Genel olarak” şeklinde ifade edilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında, belirsiz süreli kira sözleşmelerinde taraflar, daha uzun bir fesih bildirim süresi ya da başka bir fesih dönemi kararlaştırmış olmadıkça, her birinin, yasal fesih dönemlerine ve fesih bildirim sürelerine uyarak, sözleşmeyi feshedebileceği; fesih dönemlerinin hesabında, kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin esas alınacağı belirtilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, fesih dönemine ya da bildirim süresine uyulmadan yapılan feshin bir sonraki fesih dönemi için geçerli olacağı ifade edilmiştir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 266a maddesi göz önünde tutulmuştur. Ancak, kaynak Kanundan farklı olarak fesih dönemlerinin hesaplanmasında kira sözleşmesinin başlangıcının esas alınacağı konusu açıklığa kavuşturulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 327 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 266a

O. Kira ilişkisinin sona ermesi / II. Fesih süreleri ve tarihleri / 1. Genel olarak

1 Taraflar, daha uzun bir süre veya başka bir tarih kararlaştırmamışlarsa, süresiz kira ilişkisini kanuni süre ve tarihlere uyarak feshedebilirler.

2 Tarafların süreye veya tarihe uymamaları hâlinde, fesih bir sonraki mümkün tarih için geçerli sayılır.

Özgün metin (Almanca)

1 Die Parteien können das unbefristete Mietverhältnis unter Einhaltung der gesetzlichen Fristen und Termine kündigen, sofern sie keine längere Frist oder keinen anderen Termin vereinbart haben.

2 Halten die Parteien die Frist oder den Termin nicht ein, so gilt die Kündigung für den nächstmöglichen Termin.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 329

2. Taşınmaz ve taşınır yapı kiralarında

Taraflardan her biri, bir taşınmaza veya taşınır bir yapıya ilişkin kira sözleşmesini yerel âdette belirlenen kira döneminin sonu için veya böyle bir âdetin bulunmaması durumunda, altı aylık kira döneminin sonu için, üç aylık fesih bildirim süresine uyarak feshedebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 262 nci maddesinin ikinci fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentlerini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 328 inci maddesinde, belirsiz süreli taşınmaz ve taşınır yapı kiralarının fesih bildirimiyle sona erdirilmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 262 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Feshin ihbarı” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Taşınmaz ve taşınır yapı kiralarında” şeklinde ifade edilmiştir.

Maddede, taraflardan her birinin, bir taşınmaza veya taşınır bir yapıya ilişkin kira sözleşmesini yerel âdette belirlenen kira döneminin sonu için veya böyle bir âdetin bulunmaması durumunda, altı aylık kira döneminin sonu için, üç aylık fesih bildirim süresine uyarak feshedebileceği belirtilmektedir. Böylece, 818 sayılı Borçlar Kanununun 262 nci maddesindeki (1) ve (2) numaralı bentlerde kiralananın niteliğine göre öngörülen süre farklılıkları kaldırılmıştır. Sonuç olarak, niteliğine bakılmaksızın taşınmazlar ile Türk Medenî Kanununun 728 inci maddesinde tanımlanan taşınır yapılar bakımından aynı hukuksal rejim benimsenmiş, böylece bütünlük sağlanmıştır.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 266b maddesi göz önünde tutulmuştur. Ancak, kaynak İsviçre Borçlar Kanunundan farklı olarak, konut, işyeri, mobilyalı oda ve konaklama yeri kiraları bakımından özel düzenlemelere (266/c, 266/d, 266/e) yer verilmemiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 328 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 266b

O. Kira ilişkisinin sona ermesi / II. Fesih süreleri ve tarihleri / 2. Taşınmazlar ve taşınır yapılar

Taşınmazların ve taşınır yapıların kirasında taraflar, üç aylık süreyle, yerel teamüle uygun bir tarihe veya yerel teamül yoksa altı aylık kira süresinin sonuna feshedebilirler.

Özgün metin (Almanca)

Bei der Miete von unbeweglichen Sachen und Fahrnisbauten können die Parteien mit einer Frist von drei Monaten auf einen ortsüblichen Termin oder, wenn es keinen Ortsgebrauch gibt, auf Ende einer sechsmonatigen Mietdauer kündigen.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 330

3. Taşınır kiralarında

Taraflardan her biri, bir taşınıra ilişkin kira sözleşmesini üç gün önceden yapılacak fesih bildirim süresine uyarak her zaman feshedebilir.

Kiraya verenin meslekî faaliyeti gereği kiraya verdiği ve kiracının da özel kullanımına yarayan taşınır bir malın kiracısı, kira sözleşmesini, üç aylık kira dönemi sonu için en az bir ay önceden yapacağı bir fesih bildirimiyle sona erdirebilir. Bu durumda kiraya verenin, zararının giderilmesini isteme hakkı yoktur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 262 nci maddesinin ikinci fıkrasının (3) numaralı bendini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 329 uncu maddesinde, belirsiz süreli taşınır kiralarının fesih bildirimiyle sona erdirilmesi düzenlenmektedir. Ancak, 818 sayılı Borçlar Kanununun 262 nci maddesinin (2) numaralı bendinde yer alan “süknaya mahsus mefruşat” bakımından olan farklılık kaldırılmış ve tüm taşınır kiraları aynı hukuksal rejime tâbi tutularak, bütünlük sağlanmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 262 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Feshin ihbarı” şeklindeki ibare, Tasarıda “3. Taşınır kiralarında” şeklinde ifade edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrası 818 sayılı Borçlar Kanununun 262 nci maddesinde yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Fıkranın uygulanması için, kiraya verenin söz konusu taşınırı meslekî faaliyeti gereği kiraya vermesi ve kiracının da söz konusu taşınırı özel kullanımı için kiralaması şarttır. Bu tür bir taşınırın kiracısı, sözleşmeyi, üç aylık kira dönemi sonu için en az bir ay önce yapacağı bir fesih bildirimiyle sona erdirebilecektir. Kiracının bu madde uyarınca sözleşmeyi feshetmesi hâlinde, kiraya veren ondan tazminat isteyemeyecektir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 266f ve 266k maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 329 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 266k

O. Kira sözleşmesinin sona ermesi / III. Olağanüstü fesih / 4. Taşınır eşya

Kiraya verenin ticari faaliyeti çerçevesinde kiraya verdiği ve kiracının özel kullanımına hizmet eden bir taşınır eşyanın kiracısı, en az 30 günlük süreyle üç aylık kira süresinin sonu için fesih bildiriminde bulunabilir. Kiraya verenin bu durumda tazminat talep etme hakkı yoktur.

Özgün metin (Almanca)

Der Mieter einer beweglichen Sache, die seinem privaten Gebrauch dient und vom Vermieter im Rahmen seiner gewerblichen Tätigkeit vermietet wird, kann mit einer Frist von mindestens 30 Tagen auf Ende einer dreimonatigen Mietdauer kündigen. Der Vermieter hat dafür keinen Anspruch auf Entschädigung.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

III. Olağanüstü fesih

Madde 331

1. Önemli sebepler

Taraflardan her biri, kira ilişkisinin devamını kendisi için çekilmez hâle getiren önemli sebeplerin varlığı durumunda, sözleşmeyi yasal fesih bildirim süresine uyarak her zaman feshedebilir.

Hâkim, durum ve koşulları göz önünde tutarak, olağanüstü fesih bildiriminin parasal sonuçlarını karara bağlar.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 264 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 330 uncu maddesinde, olağanüstü fesih yollarından biri olarak önemli sebeple fesih düzenlenmektedir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 264 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “V. Fesih / 1. Mühim sebeplerden dolayı” şeklindeki ibare, Tasarıda “III. Olağanüstü fesih / 1. Önemli sebepler” şeklinde ifade edilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 264 üncü maddesinden farklı olarak kira sözleşmesinin belirli süreli taşınmaz kirası olması aranmadığı gibi, böyle bir fesihte istenecek maddi tazminat ve tutarı ile ilgili bir düzenlemeye yer verilmemiş; aynı zamanda kiracının kiralananı boş olarak teslimi için tazminatın ödenmesi gerektiğine ilişkin hüküm de alınmamıştır. Ancak hâkime, durum ve koşulları göz önünde tutarak, olağanüstü fesih bildiriminin parasal sonuçlarını karara bağlama yetkisi verilmiştir.

Böylece kiralananın niteliğine bakılmaksızın tüm kira sözleşmeleri bakımından genel bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu durumda, taraflardan her biri, fesih bildiriminin, fesih dönemlerinin sonu itibarıyla yapılması zorunluluğu olmaksızın, Tasarının 367 nci maddesinde öngörülen sürelere uyarak, kira sözleşmesini sona erdirebilecektir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 266g maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 330 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 266g

O. Kira sözleşmesinin sona ermesi / III. Olağanüstü fesih / 1. Önemli sebepler

1 Sözleşmenin ifasını kendileri için çekilmez kılan önemli sebeplerin varlığı hâlinde, taraflar kira sözleşmesini kanuni süreyle herhangi bir tarih için feshedebilirler.

2 Hâkim, tüm durumları değerlendirerek erken feshin malvarlığına ilişkin sonuçlarını belirler.

Özgün metin (Almanca)

1 Aus wichtigen Gründen, welche die Vertragserfüllung für sie unzumutbar machen, können die Parteien das Mietverhältnis mit der gesetzlichen Frist auf einen beliebigen Zeitpunkt kündigen.

2 Der Richter bestimmt die vermögensrechtlichen Folgen der vorzeitigen Kündigung unter Würdigung aller Umstände.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 332

2. Kiracının iflası

Kiracı, kiralananın tesliminden sonra iflas ederse kiraya veren, işleyecek kira bedelleri için güvence verilmesini isteyebilir.

Kiraya veren, güvence verilmesi için kiracı ve iflas masasına yazılı olarak uygun bir süre verir. Bu süre içinde kendisine güvence verilmezse kiraya veren, sözleşmeyi herhangi bir fesih bildirim süresine uymaksızın hemen feshedebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 261 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 331 inci maddesinde, olağanüstü fesih yollarından biri olarak kiracının iflâsı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 261 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Kiracının iflâsı” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Kiracının iflâsı” şeklinde korunmuştur.

Maddede, karşılıklı borç yükleyen sözleşmeler bakımından genel hüküm niteliğindeki Tasarının 97 nci maddesinin özel bir uygulama alanı olarak, sadece iflâsı kapsayacak şekilde düzenleme yapılmıştır. Ayrıca aynı maddede, süre verilmesine ilişkin bildirimin yazılı şekilde olması aranmış, “birikmiş kiralar” ise genel hükümlere tâbi olduğu için, kapsam dışı tutulmuştur.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 266/h maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 331 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 266h

O. Kira sözleşmesinin sona ermesi / III. Olağanüstü fesih / 2. Kiracının iflası

1 Kiracı, kiralananı devraldıktan sonra iflas ederse, kiraya veren gelecekteki kira bedelleri için güvence isteyebilir. Bunun için kiracıya ve iflas idaresine yazılı olarak uygun bir süre tanımalıdır.

2 Kiraya veren bu süre içinde güvence alamazsa, sözleşmeyi derhal feshedebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Fällt der Mieter nach Übernahme der Sache in Konkurs, so kann der Vermieter für künftige Mietzinse Sicherheit verlangen. Er muss dafür dem Mieter und der Konkursverwaltung schriftlich eine angemessene Frist setzen.

2 Erhält der Vermieter innert dieser Frist keine Sicherheit, so kann er fristlos kündigen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 333

3. Kiracının ölümü

Kiracının ölmesi durumunda mirasçıları, yasal fesih bildirim süresine uyarak en yakın fesih dönemi sonu için sözleşmeyi feshedebilirler.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 265 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 332 nci maddesinde, olağanüstü fesih yollarından biri olarak kiracının ölümü düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 265 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Kiracının ölümü” şeklindeki ibare, Tasarıda “3. Kiracının ölümü” şeklinde korunmuştur.

Maddede, 818 sayılı Borçlar Kanununun 265 inci maddesinden farklı olarak, kiraya verenin, kiracının ölümüne bağlı olarak sözleşmeyi feshetmesi hakkı kabul edilmemiş; ayrıca, sözleşmenin bir yıl ve daha uzun süreli olması da aranmamıştır. Bu konuda düzenleme yapılmamakla birlikte, kiraya verenin ölümünün sözleşmeye etkili olmayacağı esası benimsenmiştir. Böylece yeni kira düzenlemesinin kiracıyı kollayıcı özüne sadık kalınmıştır. Madde metninde yer alan fesih bildirim süresinin ve fesih döneminin yasal süre ve dönem olduğu açıkça vurgulanmakla, sözleşmedeki ve yerel âdetteki aksine olan süre belirlemelerinin dikkate alınmayacağı açıklanmıştır. Burada, belirli süreli bir kira sözleşmesi söz konusu olsa bile, kiracının ölümünün mirasçılarına sözleşmeyi feshetme hakkı vermesi sebebiyle bu fesih olağanüstü fesih niteliği taşımaktadır.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 266i maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 332 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 266i

O. Kira sözleşmesinin sona ermesi / III. Olağanüstü fesih / 3. Kiracının ölümü

Kiracının ölümü hâlinde, mirasçıları kanuni süreyle bir sonraki kanuni döneme fesih bildiriminde bulunabilirler.

Özgün metin (Almanca)

Stirbt der Mieter, so können seine Erben mit der gesetzlichen Frist auf den nächsten gesetzlichen Termin kündigen.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

G. Kiralananın geri verilmesi

Madde 334

I. Genel olarak

Kiracı kiralananı ne durumda teslim almışsa, kira sözleşmesinin bitiminde o durumda geri vermekle yükümlüdür. Ancak, kiracı sözleşmeye uygun kullanma dolayısıyla kiralananda meydana gelen eskimelerden ve bozulmalardan sorumlu değildir.

Kiracının, sözleşmenin sona ermesi hâlinde, sözleşmeye aykırı kullanmadan doğacak zararları giderme dışında, başkaca bir tazminat ödeyeceğini önceden taahhüt etmesine ilişkin anlaşmalar geçersizdir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 266 ncı maddesini kısmen karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 333 üncü maddesinde, kira sözleşmesinin sona ermesinde kiracının kiralananı geri vermesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 266 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “VI. Kiralananın iadesi” şeklindeki ibare, Tasarıda “G. Kiralananın geri verilmesi / I. Genel olarak” şeklinde ifade edilmiştir.

Madde, birinci fıkrası itibarıyla 818 sayılı Borçlar Kanununun 266 ncı maddesini karşılamaktadır. Ancak, 818 sayılı Borçlar Kanununun 266 ncı maddesinin son fıkrası, ispat yükü ile ilgili bir düzenleme olduğu için Tasarıya alınmamış ve bu konu genel hükümlere bırakılmıştır. Böylece, ispat yükünün paylaşımı, Türk Medenî Kanununun 6 ncı maddesi uyarınca gerçekleştirilecektir.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, kiracının sözleşmeye aykırı kullanımından doğan zararlar dışında bir tazminat sorumluluğu olmayacağı, sadece sözleşmeye aykırı kullanımdan sorumlu olacağı esası emredici olarak kabul edilmiştir. Böylece, uygulamada kira sözleşmelerinde sıkça rastlanan kiracıya sözleşmeye uygun kullanımın yarattığı eskime, bozulma gibi sonuçların da kiracıya yükletilmesine ilişkin kayıtların geçerli olmayacağı belirtilmiştir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 267 nci maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 333 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 267

P. Şeyin geri verilmesi / I. Genel olarak

1 Kiracı, şeyi sözleşmeye uygun kullanımdan doğan durumda geri vermekle yükümlüdür.

2 Kiracının, kira ilişkisinin sona ermesinde, doğabilecek zararın karşılanması dışında bir edim ifasını önceden taahhüt ettiği anlaşmalar hükümsüzdür.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Mieter muss die Sache in dem Zustand zurückgeben, der sich aus dem vertragsgemässen Gebrauch ergibt.

2 Vereinbarungen, in denen sich der Mieter im Voraus verpflichtet, bei Beendigung des Mietverhältnisses eine Entschädigung zu entrichten, die anderes als die Deckung des allfälligen Schadens einschliesst, sind nichtig.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 335

II. Kiralananın gözden geçirilmesi ve kiracıya bildirme

Kiraya veren, geri verme sırasında kiralananın durumunu gözden geçirmek ve kiracının sorumlu olduğu eksiklikleri ve ayıpları ona hemen yazılı olarak bildirmek zorundadır. Bu bildirim yapılmazsa, kiracı her türlü sorumluluktan kurtulur. Ancak, teslim alma sırasında olağan incelemeyle belirlenemeyecek olan eksikliklerin ve ayıpların varlığı hâlinde, kiracının sorumluluğu devam eder. Kiraya veren, bu tür eksiklikleri ve ayıpları belirlediğinde, kiracıya hemen yazılı olarak bildirmek zorundadır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “II. Kiralananın gözden geçirilmesi ve kiracıya bildirme” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 334 üncü maddesinde, kiralananın geri verilmesi sırasında, kiraya verenin kiralananı gözden geçirme ve kiracıya bildirimde bulunma yükü düzenlenmektedir.

Madde ile, kiracının kiralananı geri verme borcunu gereği gibi ifası konusunda kiraya verenin sonradan ortaya çıkarabileceği çekişmelerin önlenmesi amaçlanmıştır. Kiraya veren, kiralananı teslim aldığında kiralananın durumunu gözden geçirecek; kiracının sorumluluğuna yol açacak nitelikte bir eksikliğin ve ayıbın varlığı hâlinde, bunu hemen, kiracıya yazılı olarak bildirecektir. Bu bildirimin yapılmaması, kiracıyı her türlü sorumluluktan kurtaracaktır. Öte yandan, teslim alma sırasında yapılacak olağan inceleme ile belirlenemeyecek nitelikteki eksikliklerden ve ayıplardan, kiracının sorumluluğu devam edecektir. Ancak, kiraya veren, bu nitelikteki eksiklik ve ayıpları sonradan belirlediği takdirde, durumu hemen kiracıya bildirecektir. Bu bildirim yükünün yerine getirilmemesi de, kiracının sorumluluktan kurtulması sonucunu doğuracaktır.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 267a maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 334 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 267a

P. Şeyin geri verilmesi / II. Şeyin muayenesi ve kiracıya bildirim

1 Kiralayan, şeyin geri verilmesi sırasında onun durumunu muayene etmek ve kiracının sorumlu olduğu ayıpları ona derhal bildirmekle yükümlüdür.

2 Kiralayan bunu ihmal ederse, mutat bir incelemeyle fark edilemeyecek ayıplar dışında, haklarını kaybeder.

3 Kiralayan bu tür ayıpları daha sonra keşfederse, bunları kiracıya derhal bildirmek zorundadır.

Özgün metin (Almanca)

1 Bei der Rückgabe muss der Vermieter den Zustand der Sache prüfen und Mängel, für die der Mieter einzustehen hat, diesem sofort melden.

2 Versäumt dies der Vermieter, so verliert er seine Ansprüche, soweit es sich nicht um Mängel handelt, die bei übungsgemässer Untersuchung nicht erkennbar waren.

3 Entdeckt der Vermieter solche Mängel später, so muss er sie dem Mieter sofort melden.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

H. Kiraya verenin hapis hakkı

Madde 336

I. Konusu

Taşınmaz kiralarında kiraya veren, işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan altı aylık kira bedelinin güvencesi olmak üzere, kiralananda bulunan ve kiralananın döşenmesine veya kullanılmasına yarayan taşınırlar üzerinde hapis hakkına sahiptir.

Kiraya verenin hapis hakkı, alt kiracının asıl kiracıya olan kira borcunu aşmamak üzere, alt kiracının kiralanana getirdiği aynı nitelikteki taşınırları da kapsar.

Hapis hakkı, kiracının haczedilemeyen malları üzerinde kullanılamaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 267 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 335 inci maddesinde, kiraya verenin hapis hakkının konusu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 267 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “G. Kiralayanın hapis hakkı / I. Şümulü” şeklindeki ibare, Tasarıda “H. Kiraya verenin hapis hakkı / I. Konusu” şeklinde ifade edilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 335 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 268

Q. Kiralayanın hapis hakkı / I. Kapsamı

1 İşyeri kiralayanı, muaccel olmuş bir yıllık kira bedeli ile işlemekte olan altı aylık kira bedeli için, kiralanan yerlerde bulunan ve bu yerlerin döşenmesine veya kullanılmasına hizmet eden taşınır eşya üzerinde hapis hakkına sahiptir.

2 Kiralayanın hapis hakkı, alt kiracının kira bedelini ödememiş olması ölçüsünde, alt kiracı tarafından getirilen eşyayı da kapsar.

3 Kiracının alacaklıları tarafından haczedilemeyecek eşya üzerinde hapis hakkı söz konusu olamaz.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Vermieter von Geschäftsräumen hat für einen verfallenen Jahreszins und den laufenden Halbjahreszins ein Retentionsrecht an den beweglichen Sachen, die sich in den vermieteten Räumen befinden und zu deren Einrichtung oder Benutzung gehören.

2 Das Retentionsrecht des Vermieters umfasst die vom Untermieter eingebrachten Gegenstände insoweit, als dieser seinen Mietzins nicht bezahlt hat.

3 Ausgeschlossen ist das Retentionsrecht an Sachen, die durch die Gläubiger des Mieters nicht gepfändet werden könnten.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 337

II. Üçüncü kişilere ait olan eşya

Üçüncü kişilerin, kiraya verenin kiracıya ait olmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği eşya ile çalınmış, kaybolmuş veya başka bir biçimde malikinin elinden iradesi dışında çıkmış eşya üzerindeki hakları, kiraya verenin hapis hakkından önce gelir.

Kiraya veren, kiracı tarafından kiralanana getirilmiş olan taşınırların kiracının mülkiyetinde olmadığını kira sözleşmesi devam ederken öğrendiği hâlde, sözleşmeyi en yakın fesih döneminin sonu için feshetmezse, bu eşya üzerindeki hapis hakkını kaybeder.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 268 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 336 ncı maddesinde, kiraya verenin üçüncü kişilere ait olan eşya üzerindeki hapis hakkı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 268 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Üçüncü şahıslara ait eşyada” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Üçüncü kişilere ait olan eşya” şeklinde korunmuştur.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 336 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 268a

Q. Kiralayanın hapis hakkı / II. Üçüncü kişilere ait eşya

1 Kiralayanın, kiracıya ait olmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği eşya üzerindeki ve çalınmış, kaybolmuş veya başka şekilde elden çıkmış eşya üzerindeki üçüncü kişilerin hakları, kiralayanın hapis hakkına üstün tutulur.

2 Kiralayan, kiracının getirdiği eşyanın ona ait olmadığını ancak kira süresi içinde öğrenirse, kira sözleşmesini olabilecek en yakın döneme feshetmediği takdirde, bu eşya üzerindeki hapis hakkı sona erer.

Özgün metin (Almanca)

1 Die Rechte Dritter an Sachen, von denen der Vermieter wusste oder wissen musste, dass sie nicht dem Mieter gehören, sowie an gestohlenen, verlorenen oder sonstwie abhanden gekommenen Sachen gehen dem Retentionsrecht des Vermieters vor.

2 Erfährt der Vermieter erst während der Mietdauer, dass Sachen, die der Mieter eingebracht hat, nicht diesem gehören, so erlischt sein Retentionsrecht an diesen Sachen, wenn er den Mietvertrag nicht auf den nächstmöglichen Termin kündigt.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 338

III. Hakkın kullanılması

Kiracı, taşınmak veya kiralananda bulunan taşınırları başka bir yere taşımak istediği takdirde, kiraya veren, alacağını güvence altına almasını sağlayacak miktardaki taşınırı, sulh hâkiminin veya icra müdürünün kararıyla alıkoyabilir.

Alıkoyma kararının konusu olan eşya, gizlice veya zorla götürülürse, götürülmelerinden başlayarak on gün içinde kolluk gücünün yardımıyla kiralanana geri getirilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 269 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 337 nci maddesinde, kiraya verenin hapis hakkının kullanılması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 269 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Nasıl dermeyan edileceği” şeklindeki ibare, Tasarıda “III. Hakkın kullanılması” şeklinde ifade edilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 269 uncu maddesinin birinci fıkrasından farklı olarak, kiraya verenin, hapis hakkını sulh hâkimi yanında, icra müdürünün kararıyla da kullanabileceği kabul edilmiştir. Böylece, kiraya verene, sulh hâkiminden veya icra müdüründen alacağı kararı uygulatarak, hapis hakkını kullanması konusunda seçim hakkı tanınmıştır.

Maddenin son fıkrasında kullanılan “polis kuvveti” şeklindeki ibare yerine, Tasarıda “kolluk gücü” denilmek suretiyle fıkra, İcra ve İflâs Kanununun 271 inci maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesiyle uyumlu hâle getirilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İKİNCİ AYIRIM Konut ve Çatılı İşyeri Kiraları Tasarının 338 inci maddesiyle başlayan İkinci Ayırımında “Konut ve Çatılı İşyeri Kiraları” düzenlenmiştir. 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun hükümleri, Tasarıda kira sözleşmesi düzenlenmesine dahil edildiği için, belirtilen özel Kanuna tâbi kira sözleşmelerinin konusunu oluşturan taşınmazlar, bu Ayırımda düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 337 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 268b

Q. Kiralayanın hapis hakkı / III. Kullanılması

1 Kiracı taşınmak veya kiralanan yerlerde bulunan eşyayı uzaklaştırmak isterse, kiralayan, yetkili makamın yardımıyla, alacağının karşılanması için gerekli olduğu kadar eşyayı alıkoyabilir.

2 Gizlice veya zorla uzaklaştırılan eşya, uzaklaştırıldığı tarihten itibaren on gün içinde, polis yardımıyla kiralanan yerlere geri getirilebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Will der Mieter wegziehen oder die in den gemieteten Räumen befindlichen Sachen fortschaffen, so kann der Vermieter mit Hilfe der zuständigen Amtsstelle so viele Gegenstände zurückhalten, als zur Deckung seiner Forderung notwendig sind.

2 Heimlich oder gewaltsam fortgeschaffte Gegenstände können innert zehn Tagen seit der Fortschaffung mit polizeilicher Hilfe in die vermieteten Räume zurückgebracht werden.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

İkinci Ayırım

Konut ve Çatılı İşyeri Kiraları

A. Uygulama alanı

Madde 339

Konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin hükümler, bunlarla birlikte kullanımı kiracıya bırakılan eşya hakkında da uygulanır. Ancak bu hükümler, niteliği gereği geçici kullanıma özgülenmiş taşınmazların altı ay ve daha kısa süreyle kiralanmalarında uygulanmaz.

Kamu kurum ve kuruluşlarının, hangi usul ve esaslar içinde olursa olsun yaptıkları bütün kira sözleşmelerine de bu hükümler uygulanır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “A. Uygulama alanı” kenar başlıklı yeni bir madde olup, 6570 sayılı Kanunun 1 inci maddesini kısmen karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 338 inci maddesinde, konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin hükümlerin uygulama alanı düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, kiracının daha yoğun koruma görmesi gereken konut ve çatılı işyeri kiraları açısından “uygulama alanı” düzenlemesi getirilmiştir. 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanununun 1 inci maddesinden farklı olarak, kiralananın bulunduğu yer açısından ayırım yapılmaksızın tüm konut ve çatılı işyeri kiraları kapsama alınmış ve bununla da yetinilmeyerek, bu kiralarla birlikte kullanımı kiracıya bırakılan eşya hakkında da aynı hükümlerin uygulanacağı esası getirilmiştir. Yine 6570 sayılı Kanundan farklı olarak niteliği gereği geçici kullanıma özgülenmiş taşınmazların altı ay ve daha kısa süreyle kiralanmaları da kapsam dışı bırakılmıştır. Niteliği gereği geçici kullanıma özgülenmiş taşınmazlara örnek olarak, yazlık, otel odası, motel, pansiyon ve bunlara benzer yerler gösterilebilir. Bir taşınmazın bu niteliği konusunda ortaya çıkan uyuşmazlığın, somut olaydaki durum ve koşullara göre hâkim tarafından çözümlenmesi gerekecektir.

Maddenin ikinci fıkrasında, kamu kurum ve kuruluşlarının hangi usul ve esaslar içinde olursa olsun kiraya veren veya kiracı olarak taraf olduğu tüm kira sözleşmelerinin de buradaki hükümlere tâbi olacağı açıklıkla ortaya konulmuştur. Böylece 6570 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin düzenlemesi benimsenmiş olmaktadır.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 253a maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 338 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 253a

A. Tanım ve uygulama alanı / II. Uygulama alanı / 1. Konut ve işyeri kiraları

1 Konut ve işyeri kiralarına ilişkin hükümler, kiraya verenin bu yerlerle birlikte kiracıya kullanım için bıraktığı diğer şeyler için de uygulanır.

2 Bu hükümler, en çok üç ay için kiralanan tatil konutları için uygulanmaz.

3 Federal Konsey, uygulama hükümlerini çıkarır.

Özgün metin (Almanca)

1 Die Bestimmungen über die Miete von Wohn- und Geschäftsräumen gelten auch für Sachen, die der Vermieter zusammen mit diesen Räumen dem Mieter zum Gebrauch überlässt.

2 Sie gelten nicht für Ferienwohnungen, die für höchstens drei Monate gemietet werden.

3 Der Bundesrat erlässt die Ausführungsvorschriften.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

B. Bağlantılı sözleşme

Madde 340

Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin kurulması ya da sürdürülmesi, kiracının yararı olmaksızın, kiralananın kullanımıyla doğrudan ilişkisi olmayan bir borç altına girmesine bağlanmışsa, kirayla bağlantılı sözleşme geçersizdir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda ve 6570 sayılı Kanunda yer verilmeyen, “B. Bağlantılı sözleşme” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 339 uncu maddesinde, konut ve çatılı işyeri kiralarında bağlantılı sözleşme konusu düzenlenmektedir.

Maddede, kiracıyı koruma amacıyla, kiracının yararı olmaksızın, konut ve çatılı işyeri kirasına ilişkin sözleşmenin kurulması veya devamının bir başka sözleşmeyle kiracılık ile ilişkisi olmayan bir borç altına girmesine bağlanması hâlinde, kira ile bağlantılı bu sözleşmenin geçersiz olduğu hükme bağlanmıştır. Burada 818 sayılı Borçlar Kanununun 20 nci maddesi anlamında her zaman ileri sürülebilen ve hâkim tarafından re’sen nazara alınması gereken kesin hükümsüzlük söz konusudur, burada geçersiz olan bağlantı sözleşmesidir. Kira sözleşmesi geçerliliğini korur; yani kısmi geçersizlik söz konusudur.

Kiracı, bu madde ile kiraya verenin kiracı karşısında güçlü olma konumunu kullanarak kiracılıkla ilgisi olmayan başkaca borçları kendisine yüklemesine karşı korunmuştur. Meselâ, kiracının kiralayana karşı kiralananı satın alma yükümü altına girmesi veya önceki kiracının bıraktığı eşyayı satın almayı borçlanması ya da kiralananla ilgili bir sigorta sözleşmesi yapmayı üstlenmesi durumları geçerli olmayacaktır.

Öte yandan kiracılıkla bağlantısı bulunmayan, borç altına girmenin geçersiz olması bakımından, bu borçlanmanın kiraya verene veya üçüncü kişiye karşı olmasında fark yoktur. Her iki durumda da geçersizlik söz konusu olacaktır.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 254 üncü maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 339 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 254

B. Bağlantılı işlemler

Konut veya işyeri kirasıyla bağlantılı bir bağlantılı işlem, kira sözleşmesinin akdedilmesi veya sürdürülmesi buna bağlı kılınmışsa ve kiracı bu bağlamda kiralayana veya bir üçüncü kişiye karşı kiralanan şeyin kullanımıyla doğrudan ilgisi olmayan bir yükümlülük üstlenmişse, kesin hükümsüzdür.

Özgün metin (Almanca)

Ein Koppelungsgeschäft, das in Zusammenhang mit der Miete von Wohn- oder Geschäftsräumen steht, ist nichtig, wenn der Abschluss oder die Weiterführung des Mietvertrags davon abhängig gemacht wird und der Mieter dabei gegenüber dem Vermieter oder einem Dritten eine Verpflichtung übernimmt, die nicht unmittelbar mit dem Gebrauch der Mietsache zusammenhängt.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

C. Kullanma giderleri

Madde 341

Kiracı, konut ve çatılı işyeri kiralarında, sözleşmede aksi öngörülmemişse veya aksine yerel âdet yoksa, ısıtma, aydınlatma ve su gibi kullanma giderlerine katlanmakla yükümlüdür.

Giderlere katlanan taraf, bu giderleri ispat edici belgelerin birer örneğini, istem üzerine diğer tarafa vermek zorundadır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 258 inci maddesinin ikinci fıkrasını kısmen karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 340 ıncı maddesinde, “C. Kullanma giderleri” kenar başlığıyla, konut ve çatılı işyeri kiralarında kullanma giderleri düzenlenmektedir.

Maddede, konut ve çatılı işyeri kiraları bakımından özel ve yedek bir düzenleme yapılarak, ısıtma, aydınlatma, su gibi kullanma giderlerine, kaynak İsviçre Borçlar Kanunundaki düzenlemeden farklı olarak, sözleşmede aksine bir hüküm yoksa kiracının katlanacağı hükme bağlanmıştır. Kiralananın boyanması, çatısının onarılması gibi kiralananın sözleşme süresince kullanıma elverişli durumda bulundurulmasıyla ilgili olan diğer yan giderler hakkında Tasarının 302 nci maddesi uygulanacaktır. Ancak, aksine sözleşme veya yerel âdet olduğunda, bu yükümlülük, kiraya verene ait olacaktır. Yine aynı maddeye göre, yükümlü kim olursa olsun bu giderleri kanıtlayıcı belgelerin bir örneğini, istemesi hâlinde diğer tarafa verecektir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 257a ve 257b maddeleri göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 340 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 257b

E. Kiracının borçları / I. Kira bedelinin ve yan giderlerin ödenmesi / 2. Yan giderler / b. Konut ve işyerleri

1 Konut ve işyerlerinde yan giderler, kiralayanın kullanımla bağlantılı edimler için yaptığı fiili giderlerdir; ısıtma, sıcak su ve benzeri işletme giderleri ile kiralanan şeyin kullanımından doğan kamusal vergiler bunlara dahildir.

2 Kiralayan, talep üzerine kiracıya belgeleri inceleme imkânı tanımak zorundadır.

Özgün metin (Almanca)

1 Bei Wohn- und Geschäftsräumen sind die Nebenkosten die tatsächlichen Aufwendungen des Vermieters für Leistungen, die mit dem Gebrauch zusammenhängen, wie Heizungs-, Warmwasser- und ähnliche Betriebskosten, sowie für öffentliche Abgaben, die sich aus dem Gebrauch der Sache ergeben.

2 Der Vermieter muss dem Mieter auf Verlangen Einsicht in die Belege gewähren.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

D. Kiracının güvence vermesi

Madde 342

Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmeyle kiracıya güvence verme borcu getirilmişse, bu güvence üç aylık kira bedelini aşamaz.

Güvence olarak para veya kıymetli evrak verilmesi kararlaştırılmışsa kiracı, kiraya verenin onayı olmaksızın çekilmemek üzere, parayı vadeli bir tasarruf hesabına yatırır, kıymetli evrakı ise bir bankaya depo eder. Banka, güvenceleri ancak iki tarafın rızasıyla veya icra takibinin kesinleşmesiyle ya da kesinleşmiş mahkeme kararına dayanarak geri verebilir.

Kiraya veren, kira sözleşmesinin sona ermesini izleyen üç ay içinde kiracıya karşı kira sözleşmesiyle ilgili bir dava açtığını veya icra ya da iflas yoluyla takibe giriştiğini bankaya yazılı olarak bildirmemişse banka, kiracının istemi üzerine güvenceyi geri vermekle yükümlüdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, ancak, 6570 sayılı Kanunun 16 ncı maddesini kısmen karşılayan, “D. Kiracının güvence vermesi” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının üç fıkradan oluşan 341 inci maddesinde, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracının güvence vermesi konusu düzenlenmektedir.

Maddede, uygulamada kiraya verenlerin, kiracıdan “depozito” veya başka ad altında ve kira bedeli, dışında kira sözleşmesinin yapıldığı sırada veya başka bir zamanda güvence parası aldıklarına sıkça rastlandığından, bu uygulamaya karşı kiracıyı korumak amacıyla düzenleme getirilmiştir. Bu madde ile, bir yandan, sözleşme ile kiracıdan güvence istenilmesi imkânı kabul edilmiş, öte yandan, bunun sınırları açıklıkla ortaya konulmuştur. Maddeye göre, güvence bedeli, üç aylık kira bedelini aşamayacak; güvencenin para olarak verilmesi hâlinde kiraya verenin onayı olmaksızın çekilmemek üzere vadeli bir tasarruf hesabına yatırılması, kıymetli evrak olması hâlinde ise bankaya depo edilmesi söz konusu olacak; banka da, bu güvenceyi ancak iki tarafın rızasıyla veya icra takibinin kesinleşmesiyle ya da kesinleşmiş mahkeme kararına dayanarak geri verebilecek; kiraya verenin, sözleşmenin sona ermesinden itibaren üç ay içinde dava ya da takip ile, kira sözleşmesi ile ilgili bir istemde bulunduğunu, bankaya yazılı olarak bildirmemesi durumunda, banka, bu defa sadece kiracının istemi üzerine güvenceyi kiracıya geri vermekle yükümlü olacaktır.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 257e maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 341 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 257e

E. Kiracının borçları / II. Kiracı tarafından verilen güvenceler

1 Konut veya işyeri kiracısı para veya kıymetli evrak şeklinde bir güvence verirse, kiraya veren bunu bir bankada, kiracının adına açılmış bir tasarruf hesabında veya depoda saklamak zorundadır.

2 Konut kiralarında kiraya veren, güvence olarak en çok üç aylık kira bedeli isteyebilir.

3 Banka, güvenceyi ancak her iki tarafın rızasıyla veya kesinleşmiş bir ödeme emrine ya da kesinleşmiş bir mahkeme kararına dayanarak geri verebilir. Kiraya veren, kira ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde kiracıya karşı hukuki bir talepte bulunmamışsa, kiracı bankadan güvencenin geri verilmesini isteyebilir.

4 Kantonlar tamamlayıcı hükümler koyabilirler.

Özgün metin (Almanca)

1 Leistet der Mieter von Wohn- oder Geschäftsräumen eine Sicherheit in Geld oder in Wertpapieren, so muss der Vermieter sie bei einer Bank auf einem Sparkonto oder einem Depot, das auf den Namen des Mieters lautet, hinterlegen.

2 Bei der Miete von Wohnräumen darf der Vermieter höchstens drei Monatszinse als Sicherheit verlangen.

3 Die Bank darf die Sicherheit nur mit Zustimmung beider Parteien oder gestützt auf einen rechtskräftigen Zahlungsbefehl oder auf ein rechtskräftiges Gerichtsurteil herausgeben. Hat der Vermieter innert einem Jahr nach Beendigung des Mietverhältnisses keinen Anspruch gegenüber dem Mieter rechtlich geltend gemacht, so kann dieser von der Bank die Rückerstattung der Sicherheit verlangen.

4 Die Kantone können ergänzende Bestimmungen erlassen.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

E. Kira bedeli

Madde 343

I. Genel olarak

Kira sözleşmelerinde kira bedelinin belirlenmesi dışında, kiracı aleyhine değişiklik yapılamaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, ancak, 6570 sayılı Kanunun 9 uncu maddesini karşılayan “E. Kira bedeli / I. Genel olarak” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 342 nci maddesinde, kira sözleşmesinde, kira bedelinin belirlenmesi dışında, kiracı aleyhine değişiklik yapılamayacağı düzenlenmektedir.

Maddede yapılan düzenleme ile, kira sözleşmesinin kurulmasından sonra, sözleşmede kira bedeli dışında kalan hususlarda kiracı aleyhine değişiklik yapılmasının önlenmesi amaçlanmıştır.

Böylece, başlangıçta belirlenen kira bedelinin, özellikle kanun gereği sözleşmenin süresinin uzatıldığı ya da yenilendiği durumlarda, ekonomik koşullara bağlı olarak değiştirilmesi olanağı sağlanarak, sözleşmede kiracı aleyhine değişiklik yapılması yasağına bir istisna tanımış olmaktadır. Bu istisnanın kabulü, kiracının korunması ilkesinin gözetildiği yasal bir düzenleme içinde de olsa, kiraya verenin kiralananın durumuna uygun düşecek bir kira bedeli elde etme konusundaki menfaatlerinin de göz ardı edilmemesi zorunluluğundan doğmuştur. Nitekim, kira bedeline ilişkin böyle bir istisnanın öngörülmesinin haklılığı, öğretide ve yerleşmiş uygulamada da kabul edilmektedir. 6570 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinde yer verilen bu istisna, açıklanan sebeplerle Tasarıda da aynen korunmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 342 gerekçesi

Madde 344

II. Belirlenmesi

2 değişiklik

Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır.

Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla hâkim tarafından, kiralananın durumu göz önüne alınarak hakkaniyete göre belirlenir.

Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak kira bedeli, hâkim tarafından tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenir. Her beş yıldan sonraki kira yılında bu biçimde belirlenen kira bedeli, önceki fıkralarda yer alan ilkelere göre değiştirilebilir.

Sözleşmede kira bedeli yabancı para olarak kararlaştırılmışsa 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla, beş yıl geçmedikçe kira bedelinde değişiklik yapılamaz. Ancak, bu Kanunun, “Aşırı ifa güçlüğü” başlıklı 138 inci maddesi hükmü saklıdır. Beş yıl geçtikten sonra kira bedelinin belirlenmesinde, yabancı paranın değerindeki değişiklikler de göz önünde tutularak üçüncü fıkra hükmü uygulanır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen ve 6570 sayılı Kanunda da düzenlenmemiş olan, “II. Belirlenmesi” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının dört fıkradan oluşan 343 üncü maddesinde, kira bedelinin belirlenmesi düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedelinin belirlenmesine ilişkin ilkelere yer verilmiştir. Böylece, 6570 sayılı Kanunun 2 ve 3 üncü maddelerinin, Anayasa Mahkemesince iptali üzerine bu konuda ortaya çıkan kanun boşluğunun, uygulamada kabul edilen esaslar göz önünde tutularak, yasal bir düzenlemeye kavuşturulması amaçlanmıştır. Bu düzenlemeyle, yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedellerine ilişkin anlaşmaların geçerliliği, bir önceki kira yılında “üretici fiyat endeksindeki artış oranını geçmemek koşuluyla” kabul edilmiştir;

kira sözleşmesinin bir yıldan uzun süreli olması durumunda da aynı sınırlamanın gözetilmesi gerekecektir. Uygulamada, uzun bir süreden beri Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından yayımlanan toptan eşya fiyat endeksindeki artış oranı göz önünde tutulmuş olmakla birlikte, adı geçen Enstitüce bir süreden beri bu endeks yerine üretici fiyat endeksindeki artış oranları yayımlandığı için, kira bedelinin belirlenmesinde objektif bir ölçüt olarak üretici fiyat endeksindeki artış oranından yararlanılması benimsenmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasına göre, taraflarca anlaşma olmadığı takdirde, yenilenen kira döneminde uygulanacak kira bedeli, hâkim tarafından, kiralananın durumu göz önüne alınarak, hakkaniyete uygun olarak, bir önceki kira yılındaki üretici fiyat endeksindeki artış oranını geçmemek koşuluyla belirlenecektir.

Maddenin üçüncü fıkrasına göre, kira süresinin beş yıldan uzun süreli olması durumunda veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda yeni dönemde uygulanacak kira bedeli, hâkim tarafından, yukarıdaki esaslarla birlikte, emsal kira bedelleri de göz önünde tutularak belirlenecektir. Ancak, bu durumda üretici fiyat endeksindeki artış oranı, üst sınır olarak kabul edilmeyecektir.

Her beş yıldan sonraki kira yılında bu biçimde belirlenen kira bedeli önceki fıkralarda yer alan ilkelere göre değiştirilebilir. Böylece, altıncı kira yılına ait kira bedeli, bu şekilde belirlendikten sonra, yine beş yıllık kira dönemi için kira bedellerinin yıldan yıla belirlenmesinde birinci ve ikinci fıkra hükümleri uygulanacak; yani tarafların anlaşması göz önünde tutulabilecek; bu anlaşmanın geçerliliği, üretici fiyat endeksindeki artış oranıyla sınırlı olacak, anlaşma olmadığı takdirde ise ikinci fıkra hükmü uygulanacaktır.

Maddenin son fıkrasında, sözleşmelerde kira bedelinin yabancı para olarak kararlaştırılması da geçerli kabul edilmiş; ancak, bu durumda beş yıl geçmedikçe kira bedelinde değişiklik yapılamayacağı esası getirilmiştir. Beş yıl geçtikten sonra ise, kira bedeli, taraflar anlaşamazlarsa, yabancı paranın değerindeki değişiklikler de göz önünde tutularak, üçüncü fıkra hükmü çerçevesinde belirlenecektir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 343 gerekçesi

Madde 345

III. Dava açma süresi ve kararın etkisi

Kira bedelinin belirlenmesine ilişkin dava her zaman açılabilir.

Ancak, bu dava, yeni dönemin başlangıcından en geç otuz gün önceki bir tarihte açıldığı ya da kiraya veren tarafından bu süre içinde kira bedelinin artırılacağına ilişkin olarak kiracıya yazılı bildirimde bulunulmuş olması koşuluyla, izleyen yeni kira dönemi sonuna kadar açıldığı takdirde, mahkemece belirlenecek kira bedeli, bu yeni kira döneminin başlangıcından itibaren kiracıyı bağlar.

Sözleşmede yeni kira döneminde kira bedelinin artırılacağına ilişkin bir hüküm varsa, yeni kira döneminin sonuna kadar açılacak davada mahkemece belirlenecek kira bedeli de, bu yeni dönemin başlangıcından itibaren geçerli olur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda ve 6570 sayılı Kanunda yer verilmeyen, “III. Dava açma süresi” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının üç fıkradan oluşan 344 üncü maddesinde, kira bedelinin belirlenmesine ilişkin davanın açılma süresi ve kararın etkisi düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında uygulamada da kabul edilen esaslara uygun olarak, kira bedelinin belirlenmesine ilişkin davanın (uygulamadaki adıyla kira tespit davasının), her zaman açılabileceği belirtilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında belirli süreli kira sözleşmelerinde, mahkemece belirlenen kira bedelinin, kiracıyı hangi tarihten geçerli olmak üzere bağlayacağı düzenlenmektedir. Buna göre, dava, dava dilekçesinin yeni dönemin başlangıcından en geç otuz gün önceki bir tarihte kiracıya tebliğ edilmiş olması koşuluna uyularak açılmışsa, mahkemece belirlenecek kira bedeli, bu yeni kira döneminin başlangıcından itibaren kiracıyı bağlayacaktır. Aynı sonuç, kiraya veren tarafından bu süre içinde, kiracıya yazılı bildirimde bulunulmuş olması koşuluna uyularak, kira bedelinin belirlenmesine ilişkin davanın, izleyen yeni kira döneminin sonuna kadar açılması durumunda da geçerli olacaktır.

Maddenin son fıkrasında, sözleşmede yeni kira döneminde kira bedelinin artırılacağı hakkında bir hükmün bulunması koşuluyla, kiraya veren kira bedelinin belirlenmesine ilişkin davayı yeni kira döneminin sonuna kadar açtığı takdirde, mahkemece belirlenecek kira bedelinin, bu yeni dönemin başlangıcından itibaren geçerli olacağı kabul edilmiştir. Nitekim, yerleşmiş uygulama da aynı yöndedir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 344 gerekçesi

Madde 346

IV. Kiracı aleyhine düzenleme yasağı

Kiracıya, kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemez. Özellikle, kira bedelinin zamanında ödenmemesi hâlinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmalar geçersizdir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda ve 6570 sayılı Kanunda yer verilmeyen, “IV. Kiracı aleyhine düzenleme yasağı” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 345 inci maddesinde, kiracı aleyhine düzenleme yasağı öngörülmektedir.

Kiracının kira borcu bakımından korunmaması yönünde, uygulamada ortaya çıkan görüşler benimsenmediği için, madde ile, kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilmesi önlenmiş; kira bedelinin zamanında ödenmemesi durumunda, sözleşme cezası (ceza koşulu) ödenmesi veya sonraki kira bedellerinin muaccel olması şeklindeki anlaşmalar da geçersiz kılınmıştır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 345 gerekçesi

F. Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin sona ermesi

I. Bildirim yoluyla

Madde 347

1. Genel olarak

Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir.

Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde, kiracı her zaman, kiraya veren ise kiranın başlangıcından on yıl geçtikten sonra, genel hükümlere göre fesih bildirimiyle sözleşmeyi sona erdirebilirler.

Genel hükümlere göre fesih hakkının kullanılabileceği durumlarda, kiraya veren veya kiracı sözleşmeyi sona erdirebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, ancak, 6570 sayılı Kanunun 11 inci maddesini kısmen karşılayan, “F. Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin sona ermesi / I. Bildirim yoluyla / 1. Genel olarak” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının üç fıkradan oluşan 346 ncı maddesinde, genel olarak bildirim yoluyla kira sözleşmesinin sona ermesi düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasına göre, belirli süreli konut ve çatılı işyeri kiralarında, 6570 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde olduğu üzere kiracı, süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunarak kira sözleşmesinin sona ermesini sağlayabilecek; böyle bir bildirim yapılmazsa, sözleşme aynı koşullarla bir yıl uzatılmış olacaktır. Kiraya veren ise, kural olarak, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremeyecektir. Ancak, 6570 sayılı Kanunun 11 inci maddesinden farklı olarak, Tasarıda, onbeş yıllık uzama süresi sonunda kiraya verenin, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebileceği öngörülmüştür. Böylece, kira sözleşmesi sebebiyle, kiraya verenin, aradan uzun yıllar geçse bile, kiralananın dolaysız zilyedi olamamasının toplumda yarattığı huzursuzluk dikkate alınmış ve kiraya verene, fıkrada belirtilen koşullar gerçekleşince, tazminat ödemekle yükümlü olmaksızın, sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirebilme hakkı tanınmıştır.

Maddenin ikinci fıkrasına göre, belirsiz süreli kira sözleşmelerinde ise, yine sadece kiracı, bu defa Tasarının 327 ve 328 inci maddelerindeki düzenleme çerçevesinde fesih bildirimiyle sözleşmeyi sona erdirebilecektir. Buna karşılık, belirsiz süreli kira sözleşmelerinde kiraya veren, onbeş yıl geçtikten sonra, genel hükümlere göre fesih bildirimiyle sözleşme ilişkisini ortadan kaldırabilecektir.

Maddenin son fıkrasında, kiraya verenin veya kiracının fesih hakkının bulunduğu durumlarda, sözleşmeyi sona erdirebileceği belirtilmektedir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 346 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 266l

O. Kira sözleşmesinin sona ermesi / IV. Konut ve işyeri kiralarında fesih bildiriminin şekli / 1. Genel olarak

1 Konut ve işyeri kiralarında kiraya veren ve kiracı fesih bildirimini yazılı şekilde yapmak zorundadır.

2 Kiraya veren, kantonca onaylanmış ve kiracının fesih bildirimine itiraz etmek veya kira ilişkisinin uzatılmasını istemek için nasıl hareket etmesi gerektiğini gösteren bir formla fesih bildiriminde bulunmalıdır.

Özgün metin (Almanca)

1 Vermieter und Mieter von Wohn- und Geschäftsräumen müssen schriftlich kündigen.

2 Der Vermieter muss mit einem Formular kündigen, das vom Kanton genehmigt ist und das angibt, wie der Mieter vorzugehen hat, wenn er die Kündigung anfechten oder eine Erstreckung des Mietverhältnisses verlangen will.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

2. Bildirimin geçerliliği

Madde 348

a. Şekil

Konut ve çatılı işyeri kiralarında fesih bildiriminin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, ancak, 6570 sayılı Kanunun 11 inci maddesini karşılayan, “2. Bildirimin geçerliliği / a. Şekil” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 347 nci maddesinde, sözleşmeyi sona erdirecek bildirimin geçerliliğinin tâbi olduğu şekil düzenlenmektedir.

Maddede, konut ve çatılı işyeri kiralarında, sözleşmenin sona ermesine ilişkin bildirimlerin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmasına bağlanmış ve böylece 6570 sayılı Kanunun 11 inci maddesindeki geçerlilik şekli aynen korunmuştur. Madde kapsamından anlaşılacağı üzere, geçerlilik için yazılı şekil zorunluluğu, kiraya verenin, Tasarının 346 ncı maddesinde öngörülen fesih bildirimi için de aranacaktır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 347 gerekçesi

Madde 349

b. Aile konutu

Aile konutu olarak kullanılmak üzere kiralanan taşınmazlarda kiracı, eşinin açık rızası olmadıkça kira sözleşmesini feshedemez.

Bu rızanın alınması mümkün olmazsa veya eş haklı sebep olmaksızın rızasını vermekten kaçınırsa kiracı, hâkimden bu konuda bir karar vermesini isteyebilir.

Kiracı olmayan eşin, kiraya verene bildirimde bulunarak kira sözleşmesinin tarafı sıfatını kazanması hâlinde kiraya veren, fesih bildirimi ile fesih ihtarına bağlı bir ödeme süresini kiracıya ve eşine ayrı ayrı bildirmek zorundadır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda ve 6570 sayılı Kanunda yer verilmeyen, ancak 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 194 üncü maddesini kısmen karşılayan; “b. Aile konutu” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının üç fıkradan oluşan 348 inci maddesinde, aile konutuna ilişkin kira sözleşmesinin fesih bildiriminin geçerlilik koşulları düzenlenmektedir.

Madde, 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 194 üncü maddesinin birinci, ikinci ve son fıkralarında yapılan düzenleme ile uyumlu olarak kaleme alınmıştır. Bu düzenlemede, aile konutu olarak kullanılmak üzere kiralanan taşınmazlarda kiracının, eşinin açık rızası olmadıkça kira sözleşmesini feshedemeyeceği; bu rızanın alınması mümkün olmazsa veya eş haklı sebep olmaksızın rızasını vermekten kaçınırsa kiracının, hâkimden bu konuda bir karar vermesini isteyebileceği ve sözleşmenin tarafı olmayan eşin, kiralayana (kiraya verene) yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline geleceği öngörülmektedir. Tasarıda da, aynı esaslar korunmuş, buna bağlı olarak, maddenin son fıkrasında, kiracı olmayan eşin, kiraya verene bildirimde bulunarak kira sözleşmesinin tarafı sıfatını kazanması hâlinde, kiraya verenin, fesih bildirimi ile fesih ihtarına bağlı bir ödeme süresini kiracıya ve eşine ayrı ayrı bildirmek zorunda olduğu belirtilmiştir. Böylece, bu durumda, evlilik birliğinin korunması amacıyla, eşlerden birinin, kiracı sıfatıyla, tek başına hareket ederek, diğer eşin açık rızası olmaksızın sözleşmeyi sona erdirmesi önlenmek istenmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 348 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 266m

O. Kira sözleşmesinin sona ermesi / IV. Konut ve işyeri kiralarında fesih bildiriminin şekli / 2. Ailenin konutu / a. Kiracı tarafından fesih

1 Kiralanan şey ailenin konutu olarak kullanılıyorsa, eşlerden biri kira sözleşmesini ancak diğer eşin açık rızasıyla feshedebilir.

2 Eş bu rızayı alamıyorsa veya haklı bir sebep olmaksızın kendisinden esirgeniyorsa, hâkime başvurabilir.

3 Aynı düzenleme, tescilli birlikte yaşama ortaklıklarında da kıyasen uygulanır.[104]

Özgün metin (Almanca)

1 Dient die gemietete Sache als Wohnung der Familie, kann ein Ehegatte den Mietvertrag nur mit der ausdrücklichen Zustimmung des anderen kündigen.

2 Kann der Ehegatte diese Zustimmung nicht einholen oder wird sie ihm ohne triftigen Grund verweigert, so kann er den Richter anrufen.

3 Die gleiche Regelung gilt bei eingetragenen Partnerschaften sinngemäss.[104]

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

II. Dava yoluyla

1. Kiraya verenden kaynaklanan sebeplerle

Madde 350

a. Gereksinim, yeniden inşa ve imar

Kiraya veren, kira sözleşmesini;

1. Kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa,

2. Kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerekli ve bu işler sırasında kiralananın kullanımı imkânsız ise,

belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, ancak 6570 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b), (c) ve (ç) bentlerini karşılayan, “II. Dava yoluyla / 1. Kiraya verenden kaynaklanan sebeplerle / a. Gereksinim, yeniden inşa ve imar” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 349 uncu maddesinde, kiraya verenden kaynaklanan gereksinim, yeniden inşa ve imar sebepleriyle, kira sözleşmesinin dava yoluyla sona erdirilmesi düzenlenmektedir.

Madde, 6570 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b), (c) ve (ç) bentlerinden alınmıştır. Ancak, kira sözleşmesinin, kiraya veren tarafından, üstsoyunun (meselâ, babasının, büyük babasının) konut veya işyeri gereksinimi sebebiyle de, dava yoluyla sone erdirilebileceği kabul edilmiş, “çocuk” sözcüğü yerine, “altsoy” terimi kullanılarak, 6570 sayılı Kanunun uygulanmasında torun ve torun çocuğu gereksinimi bakımından ortaya çıkan olumsuz çözümlerin terk edilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, “Kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler”in gereksinimi de sona erdirme sebebi sayılmıştır. Maddenin (1) numaralı bendi ile, Türk aile içi ilişkileri dikkate alınmış, piyano, otomobil koymak veya hayvan bağlamak için gereksinimi geçerli sayan, ancak ana, baba ve kardeşlerin gereksiniminin dışlanması sonucunu doğuran düzenleme ve buna dayanan uygulama benimsenmemiş olmaktadır. “Kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler” çevresi ise, Türk Medenî Kanununun 364 üncü maddesi gibi hükümlerle belirlenecektir. 6570 sayılı Kanunda bir düzenleme olmamakla birlikte, belirsiz süreli sözleşmeler bakımından uygulamada benimsendiği gibi, Tasarıda da, genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirim sürelerine uyularak belirlenecek tarihten itibaren bir ay içinde dava açılabileceği açıklığa kavuşturulmuştur.

Maddede, davanın açılma süresi olarak, mahkeme kararlarında, İcra ve İflâs Kanununun 272 nci maddesinin kıyas yoluyla uygulanması sonucunda benimsenen bir aylık süre açıkça belirtilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 349 gerekçesi

Madde 351

b. Yeni malikin gereksinimi

Kiralananı sonradan edinen kişi, onu kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut veya işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla, kira sözleşmesini altı ay sonra açacağı bir davayla sona erdirebilir.

Kiralananı sonradan edinen kişi, dilerse gereksinim sebebiyle sözleşmeyi sona erdirme hakkını, sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde açacağı dava yoluyla da kullanabilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, ancak, 6570 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendini karşılayan, “b. Yeni malikin gereksinimi” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının iki fıkradan oluşan 350 nci maddesinde, yeni malikin gereksinimi sebebiyle, sözleşmenin dava yoluyla sona erdirilmesi düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, yeni malikin kira sözleşmesini dava yoluyla sona erdirmek amacıyla, konut veya işyeri gereksinimlerini ileri sürebileceği kişiler, Tasarının 349 uncu maddesinin (1) numaralı bendine uygun olarak, sınırlayıcı biçimde sayılmıştır. Ancak, maddede “ihtarname” yerine, yeni malikin kiracıya yapmak zorunda olduğu bildirimin, bir tasavvur açıklaması niteliğinde olduğu göz önünde tutularak, “yazılı olarak bildirme” sözcükleri kullanılmıştır.

Maddenin ikinci fıkrasında, uygulamada da benimsendiği gibi, kiralananı sonradan edinen kişinin, kira süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde dava açarak, Tasarının 349 uncu maddesi çerçevesinde, gereksinim sebebiyle, sözleşmeyi sona erdirebileceği kabul edilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 350 gerekçesi

Madde 352

2. Kiracıdan kaynaklanan sebeplerle

Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir.

Kiracı, bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde kira süresi içinde; bir yıl ve daha uzun süreli kira sözleşmelerinde ise bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde kira bedelini ödemediği için kendisine yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulmasına sebep olmuşsa kiraya veren, kira süresinin ve bir yıldan uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde, dava yoluyla kira sözleşmesini sona erdirebilir.

Kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin aynı ilçe veya belde belediye sınırları içinde oturmaya elverişli bir konutu bulunması durumunda kiraya veren, kira sözleşmesinin kurulması sırasında bunu bilmiyorsa, sözleşmenin bitiminden başlayarak bir ay içinde sözleşmeyi dava yoluyla sona erdirebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, ancak, 6570 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (e) bentleri ile ikinci fıkrasını karşılayan, “2. Kiracıdan kaynaklanan sebeplerle” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının üç fıkradan oluşan 351 inci maddesinde, kiracıdan kaynaklanan sebeplerle, sözleşmenin dava yoluyla sona erdirilmesi düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrası, 6570 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinden alınmıştır. Ancak, uygulamadaki adıyla “kiracının tahliye taahhüdü”nün geçerli olması, yine uygulamada benimsendiği gibi, kiracının, bunu kiraya verene karşı, “kiralananın teslim edilmesinden sonra, yazılı olarak ve belirli bir tarih içerecek biçimde üstlenmesi koşullarının birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır.

Maddenin ikinci fıkrası, 6570 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinden alınmıştır. Ancak, uygulamadan farklı olarak, bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde de iki haklı ihtarın, kira sözleşmesini sona erdirmeye yeterli sebep oluşturacağı, açıkça kabul edilmiştir.

Ayrıca, bir yıldan uzun süreli kira sözleşmeleri de, ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde, dava yoluyla sona erdirilebilecektir. Bu sözleşmelerde, bir kira yılını aşan süreler içinde kalması koşuluyla, iki haklı ihtar da, bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde olduğu gibi, sözleşmenin dava yoluyla sona erdirilmesi için yeterli olacaktır.

Maddenin üçüncü fıkrası, 6570 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin son fıkrasından alınmıştır. Ancak, bu hükümden farklı olarak, “aynı ilçe veya belde belediye sınırları içinde olma”, “kira sözleşmesinin kurulması sırasında bunu bilmeme” ve “sözleşmenin bitiminden başlayarak bir ay içinde sona erdirme” koşullarının birlikte gerçekleşmesi aranmıştır. Böylece, kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin konutunun, “aynı belediye sınırları içinde olması”ndan, dolayısıyla büyükşehir belediyelerinin de “aynı belediye” olarak kabul edilmesinden vazgeçilmiş ve “ilçe ya da belde belediye sınırları” esas alınmıştır.

6570 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin son fıkrasında bu konuda bir açıklık olmamakla birlikte, kiraya verenin sözleşmenin kurulduğu sırada, kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin aynı şehir veya belediye sınırları içinde oturulabilir bir konutu bulunduğunu bilse bile, başka bir koşul aranmaksızın, kira sözleşmesini derhâl sona erdirmeye yönelik dava açabileceğine ilişkin uygulama, Tasarıda yapılan düzenlemede benimsenmemiştir. Gerçekten, bu uygulama, Türk Medenî Kanununun 2 nci maddesinde öngörülen dürüstlük kurallarına aykırı sonuçlar doğurabilecek nitelikte görülmüştür.

Tasarının 351 inci maddesinin son fıkrasındaki düzenlemeye göre, kiraya veren, söz konusu durumu biliyorsa, sözleşmeyi dava yoluyla sona erdiremeyecektir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 351 gerekçesi

Madde 353

3. Dava süresinin uzaması

Kiraya veren, en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse, dava açma süresi bir kira yılı için uzamış sayılır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda ve 6570 sayılı Kanunda yer verilmeyen, “3. Dava süresinin uzaması” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 352 nci maddesinde, dava süresinin uzaması düzenlenmektedir.

Bu madde ile, dava yoluyla sözleşmenin sona erdirilmesi düzeni içinde dava açma için öngörülen bir ay içinde, dava açma yerine, dava açılacağına ilişkin yazılı bildirimde bulunulması ve buna bağlı olarak bir kira yılı içinde bildirim konusu davanın açılması olanağı getirilmiştir. Kanunda yer almayan bu imkân, yerleşik uygulamanın benimsediği görüşü yansıtmaktadır. Kira sözleşmesinin süresinin sona ermesinden itibaren dava açma süresi olan bir ay içinde yapılacak bildirim de yeterli görüldüğüne göre, yine yerleşik uygulamada kabul edildiği üzere, kira süresi içinde yapılacak bildirim de dava süresini uzatıcı etkiye sahip olacaktır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 352 gerekçesi

Madde 354

4. Dava sebeplerinin sınırlılığı

Dava yoluyla kira sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin hükümler, kiracı aleyhine değiştirilemez.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, ancak, 6570 sayılı Kanunun 8 inci maddesini kısmen karşılayan, “4. Dava sebeplerinin sınırlılığı” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 353 üncü maddesinde, dava sebeplerinin sınırlılığı düzenlenmektedir.

Madde, 6570 sayılı Kanunun 8 inci maddesinden alınmıştır. Kira sözleşmesini sona erdirme sebeplerinin sınırlı sayıda olması ilkesi, 6570 sayılı Kanunda olduğu gibi, uygulama ve öğretide de kabul edilmektedir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 353 gerekçesi

Madde 355

5. Yeniden kiralama yasağı

Kiraya veren, gereksinim amacıyla kiralananın boşaltılmasını sağladığında, haklı sebep olmaksızın, kiralananı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz.

Yeniden inşa ve imar amacıyla boşaltılması sağlanan taşınmazlar, eski hâli ile, haklı sebep olmaksızın üç yıl geçmedikçe başkasına kiralanamaz. Eski kiracının, yeniden inşa ve imarı gerçekleştirilen taşınmazları, yeni durumu ve yeni kira bedeli ile kiralama konusunda öncelik hakkı vardır. Bu hakkın, kiraya verenin yapacağı yazılı bildirimi izleyen bir ay içinde kullanılması gerekir; bu öncelik hakkı sona erdirilmedikçe, taşınmaz üç yıl geçmeden başkasına kiralanamaz.

Kiraya veren, bu hükümlere aykırı davrandığı takdirde, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlüdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, ancak, 6570 sayılı Kanunun 15 inci maddesini karşılayan, “5. Yeniden kiralama yasağı” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının üç fıkradan oluşan 354 üncü maddesinde, yeniden kiralama yasağı düzenlenmektedir.

Madde, 6570 sayılı Kanunun 15 inci maddesinden alınmıştır. Ancak, 15 inci maddenin birinci fıkrasında kullanılan “mücbir sebep” şeklindeki ibare yerine, Tasarının 354 üncü maddesinin birinci fıkrasında, “haklı sebep” ibaresi kullanılmıştır. Fıkraya göre, kiraya veren, gereksinim amacıyla kiralananın boşaltılmasını sağladığında, haklı sebep olmaksızın, kiralananı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamayacaktır. Fıkrada söz konusu edilen “haklı sebep”, kiraya verenin kanunda öngörülen sebeplerden birine dayanarak aldığı mahkeme kararını uygulatmak suretiyle, kiracının kiralanandan tahliyesini sağladıktan sonra, üç yıl süreyle kiralananı başkalarına kiraya verme yasağının bir istisnasını oluşturmaktadır. Bir uyuşmazlık durumunda, haklı sebebin mevcut olup olmadığı, hâkim tarafından, somut olaydaki durum ve koşullar göz önünde tutularak değerlendirilecektir. Somut olayda haklı sebebin varlığı kabul edildiği takdirde, kiraya veren üç yıl geçmeden de kiralananı başkalarına kiraya verebilecektir.

Maddenin ikinci fıkrasında da, yine birinci cümlede geçen “mücbir sebep” yerine, “haklı sebep” kullanılmıştır. Fıkraya göre, yeniden inşa ve imar amacıyla boşaltılması sağlanan taşınmazlar, eski hâli ile, haklı sebep olmaksızın üç yıl geçmedikçe başkasına kiralanamayacaktır. Aynı fıkrada, eski kiracının, yeniden inşa ve imarı gerçekleştirilen taşınmazları yeni durumu ve yeni kira bedeli ile kiralama konusunda öncelik hakkı bulunduğu; bu hakkın, kiraya verenin yapacağı yazılı bildirimi izleyen bir ay içinde kullanılması gerektiği; bu öncelik hakkı sona erdirilmedikçe, taşınmazın üç yıl geçmeden başkasına kiralanamayacağı belirtilmektedir.

Maddenin son fıkrasında, bu hükümlere aykırı davranan kiraya verenlerin, eski kiracıya bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlü oldukları belirtilmektedir. Fıkrada yapılan düzenleme ile, bu hükümlere aykırı davranan kiraya verenlere, 6570 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde öngörülen cezaî yaptırımların uygulanması sisteminden vazgeçilmiştir. Bunun yerine, eski kiracıya, fıkrada belirtilen tazminatın kendisine ödenmesini isteme hakkı tanınmıştır. Bu tazminatın belirlenmesinde, eski kiracının kiraya verene ödemiş olduğu son dönemin kira bedeli göz önünde tutulacaktır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 354 gerekçesi

Madde 356

6. Kiracının ölümünde sözleşmenin sürdürülmesi

Ölen kiracının ortakları veya bu ortakların aynı meslek ve sanatı yürüten mirasçıları ve ölen kiracı ile birlikte aynı konutta oturanlar, sözleşmeye ve kanun hükümlerine uydukları sürece, taraf olarak kira sözleşmesini sürdürebilirler.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, ancak, 6570 sayılı Kanunun 13 üncü maddesini karşılayan, “6. Kiracının ölümünde sözleşmenin sürdürülmesi” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 355 inci maddesinde, kiracının ölmesi hâlinde, kira sözleşmesinin sürdürülmesi düzenlenmektedir.

Böylece, kiracının ölümü durumunda, çatılı işyeri kiraları bakımından, kiracının ortaklarının veya bu ortakların kiracıyla aynı meslek ve san’atı yürüten mirasçılarının ve ölen kiracıyla birlikte aynı konutta oturanların, sözleşmeye ve kanun hükümlerine uydukları sürece kira sözleşmesini sürdürebilecekleri kabul edilmiştir. Maddede yapılan düzenlemede, “kiracının mirasçılarına” özellikle yer verilmemiştir. Çünkü mirasçı, Türk Medenî Kanununun miras hukukuna ilişkin hükümleri çerçevesinde, mirasbırakan konumundaki “ölen kiracı”nın küllî halefi olarak, söz konusu konut ya da çatılı işyeri kira sözleşmesinin tarafı hâline gelmiştir. Bu nedenle, “ölen kiracının mirasçısı”, kira sözleşmesini Tasarının 332 nci maddesine dayanarak feshetmemişse, kiracı olarak kabul edilecektir.

ÜÇÜNCÜ AYIRIM Ürün Kirası 818 sayılı Borçlar Kanununun 270 inci maddesiyle başlayan “İkinci Fasıl / Hasılat icarı” şeklindeki alt başlık, Tasarıda “Üçüncü Ayırım / Ürün Kirası” şeklinde değiştirilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 355 gerekçesi

Üçüncü Ayırım

Ürün Kirası

A. Tanımı

Madde 357

Ürün kirası kiraya verenin, kiracıya, ürün veren bir şeyin veya hakkın kullanılmasını ve ürünlerin devşirilmesini bedel karşılığında bırakmayı üstlendiği sözleşmedir.

Ürüne katılmalı kira, kira bedelinin devşirilecek ürünün belli bir oranı olarak kararlaştırıldığı ürün kirasıdır. Bu oran sözleşmeyle kararlaştırılmamışsa, yerel âdete göre belirlenir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 270 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 356 ncı maddesinde, ürün kirası tanımlanmaktadır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 270 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Tarifi” şeklindeki ibare, Tasarının 356 ncı maddesinde “A. Tanımı” olarak değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 270 inci maddesinin ikinci ve son fıkrasının aynı konuya ilişkin olduğu göz önünde tutularak, Tasarıda tek fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 270 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “ücret” sözcüğü yerine, ücretin işgörme sözleşmelerinde işverenin işçiye karşı olan borcunu ifade etmek için kullanılması doğru olmakla birlikte, kira sözleşmesinde kiracının kiraya verene karşı olan borcu her zaman paradan ibaret olmadığı için, Tasarının 356 ncı maddesinin birinci fıkrasında “bedel” sözcüğü kullanılmıştır.

Ayrıca, 818 sayılı Borçlar Kanununun 270 inci maddesinin ikinci ve son fıkralarında kullanılan “iştirakli kira” ibaresi yerine, Tasarının 356 ncı maddesinin ikinci fıkrasında “ürüne katılmalı kira” ibaresi kullanılmıştır. Bununla birlikte, ürün kirasında kira bedeli, bir miktar para veya devşirilecek ürünün belirli bir oranı olarak kararlaştırılabilir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 270 inci maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “hâsılatın bir hissesi” şeklindeki ibare, Tasarının 356 ncı maddesinin ikinci fıkrasında “devşirilecek ürünün belli bir oranı” şeklinde ifade edilmiştir. Fıkrada söz konusu edilen ürüne katılmalı kira, Ülkemizin değişik bölgelerindeki örf ve âdete göre, “ortakçılık”, “yarıcılık” ve “marabacılık” gibi isimlerle anılmaktadır.

Metninde yapılan arılaştırma ve düzeltme dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 356 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 275

A. Tanım ve uygulama alanı / I. Tanım

Ürün kirası sözleşmesiyle, kiraya veren, kullanılabilir bir şeyi veya kullanılabilir bir hakkı, kullanım ve ürün ya da gelirlerinden yararlanma amacıyla ürün kiracısına devretmeyi; ürün kiracısı ise bunun karşılığında bir ürün kirası bedeli ödemeyi üstlenir.

Özgün metin (Almanca)

Durch den Pachtvertrag verpflichten sich der Verpächter, dem Pächter eine nutzbare Sache oder ein nutzbares Recht zum Gebrauch und zum Bezug der Früchte oder Erträgnisse zu überlassen, und der Pächter, dafür einen Pachtzins zu leisten.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

B. Genel hükümlerin uygulanması

Madde 358

Bu ayırımda ürün kirasına ilişkin özel hüküm bulunmadıkça, kira sözleşmesine ilişkin genel hükümler uygulanır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “B. Genel hükümlerin uygulanması” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 357 nci maddesinde, ürün kirasında kira sözleşmesine ilişkin genel hükümlerin uygulanması düzenlenmektedir.

Maddeye göre, ürün kirasında özel hüküm bulunmadığı durumlarda, kira sözleşmesine ilişkin genel hükümler uygulama alanı bulacaktır. Meselâ, Tasarının 298 inci maddesiyle başlayan Dördüncü Bölümünün Birinci Ayırımında, “Genel Hükümler” kapsamında olmak üzere düzenlenen “kiralananda yenilik ve değişiklik yapılması”, “kira ilişkisinin devri”, “kiralananın kullanılmaması” gibi konular, ürün kirasında farklılık taşımadığı için, ürün kirası içinde ayrıca düzenlenmemiş ve sadece farklılık gösteren “alt kira ve kullanım hakkını devir yasağı” konusu özel olarak düzenlenmekle yetinilmiştir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 276 ve 276a maddeleri göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 357 gerekçesi

C. Tutanak düzenleme

Madde 359

Kira sözleşmesi, araç ve gereçleri, hayvanları, devredilen eşyayı veya stoklanmış malları da içeriyorsa taraflar, bunların değerlerini birlikte takdir ederek iki nüsha düzenleyecekleri tutanağa geçirip imzalayarak, birbirlerine vermekle yükümlüdürler.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 271 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 358 inci maddesinde, tutanak düzenleme yükümlülüğü öngörülmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 271 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. Defter tesbiti” ibaresi, Tasarıda “C. Tutanak düzenleme” şekline dönüştürülmüştür.

Maddede, iki nüsha olarak düzenlenecek tutanağın birer nüshasının, taraflardan her birine verilmesi öngörülmüştür. Ayrıca, “defter” yerine, Tasarıda “tutanak” sözcüğü kullanılmıştır.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 358 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 277

B Envanter çıkarılması

Ürün kirası aletleri, hayvanları veya stokları da kapsıyorsa, taraflardan her biri diğerine bu eşyalara ilişkin kendi imzaladığı ayrıntılı bir liste vermek ve ortak bir değer takdirine katılmak zorundadır.

Özgün metin (Almanca)

Umfasst die Pacht auch Geräte, Vieh oder Vorräte, so muss jede Partei der andern ein genaues, von ihr unterzeichnetes Verzeichnis dieser Gegenstände übergeben und sich an einer gemeinsamen Schätzung beteiligen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

D. Kiraya verenin borçları

Madde 360

I. Teslim borcu

Kiraya veren, birlikte kiralanmış taşınır şeyler varsa bunlar da içinde olmak üzere, kiralananı, sözleşmenin amacına uygun biçimde kullanılmaya ve işletilmeye elverişli bir durumda kiracıya teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla yükümlüdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 272 nci maddesinin birinci fıkrasını karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 359 uncu maddesinde, kiraya verenin teslim borcu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununu 272 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “C. Kiralayanın Borçları / I. Kiralananın teslimi / 1. Kullanmağa salih halde teslim” ibaresi, Tasarıda “D. Kiraya verenin borçları / I. Teslim borcu” şekline dönüştürülmüştür.

Tasarının 357 nci maddesinde kira sözleşmesine ilişkin genel hükümlere yollama yapıldığı için, 818 sayılı Borçlar Kanununun 272 nci maddesinin ikinci fıkrasının madde metnine alınmasına gerek görülmemiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 359 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 278

C Kiraya verenin borçları / I Şeyin teslimi

1 Kiraya veren, şeyi kararlaştırılan zamanda, öngörülen kullanım ve işletme amacına elverişli bir durumda teslim etmekle yükümlüdür.

2 Önceki ürün kirası ilişkisinin sona ermesinde bir geri verme tutanağı düzenlenmişse, kiraya veren, yeni kiracının istemi üzerine, şeyin teslimi sırasında bu tutanağı inceleme için ona göstermek zorundadır.

3 Kiracı, aynı şekilde, önceki ürün kirası ilişkisindeki kira bedelinin miktarının kendisine bildirilmesini isteyebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Verpächter ist verpflichtet, die Sache zum vereinbarten Zeitpunkt in einem zur vorausgesetzten Benutzung und Bewirtschaftung tauglichen Zustand zu übergeben.

2 Ist bei Beendigung des vorangegangenen Pachtverhältnisses ein Rückgabeprotokoll erstellt worden, so muss der Verpächter es dem neuen Pächter auf dessen Verlangen bei der Übergabe der Sache zur Einsicht vorlegen.

3 Ebenso kann der Pächter verlangen, dass ihm die Höhe des Pachtzinses des vorangegangenen Pachtverhältnisses mitgeteilt wird.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Mehaz madde — Alman MK m. 535

Kira sözleşmesinin içeriği ve esaslı borçları

(1) Kira sözleşmesiyle kiraya veren, kiralananı kira süresi boyunca kiracının kullanımına sunmakla yükümlü olur. Kiraya veren, kiralananı kiracıya sözleşmeye uygun kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve kira süresi boyunca onu bu durumda tutmakla yükümlüdür. Kiraya veren, kiralanan üzerindeki yükleri taşır.

(2) Kiracı, kiraya verene kararlaştırılan kira bedelini ödemekle yükümlüdür.

Özgün metin (Almanca)

(1) Durch den Mietvertrag wird der Vermieter verpflichtet, dem Mieter den Gebrauch der Mietsache während der Mietzeit zu gewähren. Der Vermieter hat die Mietsache dem Mieter in einem zum vertragsgemäßen Gebrauch geeigneten Zustand zu überlassen und sie während der Mietzeit in diesem Zustand zu erhalten. Er hat die auf der Mietsache ruhenden Lasten zu tragen.

(2) Der Mieter ist verpflichtet, dem Vermieter die vereinbarte Miete zu entrichten.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Alman Medeni Kanunu

Madde 361

II. Esaslı onarımlar

Kiraya veren, kira süresi içinde yapılması zorunlu olan esaslı onarımları, kiracı tarafından bildirilir bildirilmez, gideri kendisine ait olmak üzere yapmakla yükümlüdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 273 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 360 ıncı maddesinde, kiraya verenin esaslı onarımları yapma borcu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 273 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Esaslı tamirat” ibaresi, Tasarıda “II. Esaslı onarımlar” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 360 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 279

C Kiraya verenin borçları / II Esaslı onarımlar

Kiraya veren, ürün kirası süresi içinde gerekli hâle gelen ve şeye ilişkin büyük onarımları, kiracının bu gereklilikten kendisini haberdar etmesi üzerine, kendi giderleriyle yapmakla yükümlüdür.

Özgün metin (Almanca)

Der Verpächter ist verpflichtet, grössere Reparaturen an der Sache, die während der Pachtzeit notwendig werden, auf eigene Kosten vorzunehmen, sobald ihm der Pächter von deren Notwendigkeit Kenntnis gegeben hat.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

E. Kiracının borçları

I. Kira bedelini ve yan giderleri ödeme borcu

Madde 362

1. Genel olarak

Kiracı, sözleşmede aksine bir hüküm veya yerel âdet olmadıkça, kira bedelini ve yan giderleri her kira yılının ve en geç kira süresinin sonunda ödemekle yükümlüdür.

Kiracı, kiralananın tesliminden sonra vadesi gelmiş kira bedelini veya yan giderleri ödemezse kiraya veren, kiracıya yazılı olarak en az altmış günlük bir önel verip, bu önel içinde ödememesi durumunda sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 281 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 288 inci maddesinin birinci fıkrasını karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 361 inci maddesinde, kiracının genel olarak kira bedelini ve yan giderleri ödeme borcu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 281 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Kiranın tediyesi / 1. Umumiyet itibariyle” ibaresi, Tasarıda “E. Kiracının borçları / I. Kira bedelini ve yan giderleri ödeme borcu / 1. Genel olarak” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddede 818 sayılı Borçlar Kanununun 281 inci maddesinden farklı olarak, kiracının yükümlülüğünde olan yan giderler de, kira bedeli ile aynı düzenlemeye tâbi tutulmuştur.

818 sayılı Borçlar Kanununun 281 ve 288 inci maddelerinde yer verilen diğer konuların madde metnine alınmamasının sebebi, bunların kira sözleşmesine ilişkin genel hükümlerde düzenlenmiş olmasıdır.

Maddenin birinci fıkrasının düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 281 inci maddesinin birinci fıkrası göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 361 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 281

D Kiracının borçları / I Kira bedelinin ve yan giderlerin ödenmesi / 1 Genel olarak

1 Kiracı, kira bedelini ve varsa yan giderleri, başka bir zaman kararlaştırılmamış veya yerel âdet bulunmadıkça, bir ürün kirası yılının sonunda, en geç ise ürün kirası süresinin sonunda ödemek zorundadır.

2 Yan giderler hakkında Art. 257a uygulanır.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Pächter muss den Pachtzins und allenfalls die Nebenkosten am Ende eines Pachtjahres, spätestens aber am Ende der Pachtzeit bezahlen, wenn kein anderer Zeitpunkt vereinbart oder ortsüblich ist.

2 Für die Nebenkosten gilt Artikel 257a.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 363

2. Olağanüstü durumlarda kira bedelinden indirim

Tarımsal bir taşınmazın her zamanki verimi, olağanüstü felaket veya doğal olaylar yüzünden önemli ölçüde azalırsa kiracı, kira bedelinden orantılı bir miktarın indirilmesini isteyebilir.

Bu haktan başlangıçta feragat, ancak kira bedelinin belirlenmesi sırasında bu gibi durumların meydana gelmesi olasılığı göz önünde tutulmuş veya doğan zarar bir sigorta ile karşılanmış ise, geçerli olur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 282 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 362 nci maddesinde, olağanüstü durumlarda kira bedelinden indirim düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 282 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Felâketli vakalarda tenzil” ibaresi, Tasarının 362 nci maddesinde “2. Olağanüstü durumlarda kira bedelinden indirim” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 362 gerekçesi

Madde 364

II. Kiralananı kullanma ve işletme borcu

Kiracı, kiralananı özgülendiği amaca uygun ve iyi bir biçimde işletmekle, özellikle ürün vermeye elverişli bir durumda bulundurmakla yükümlüdür.

Kiracı, kiraya verenin izni olmaksızın, kiralananın işletme usulünü, kira süresinin bitiminden sonra etkisi görülebilecek biçimde değiştiremez.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 278 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 363 üncü maddesinde, kiralananı kullanma ve işletme borcu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 278 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “D. Kiracının Borçları / I. Borca muvafık surette tekayyüt / 1. İşletme” ibaresi, Tasarıda “II. Kiralananı kullanma ve işletme borcu” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 363 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 283

D Kiracının borçları / II Özen, gözetim ve bakım / 1 Özen ve gözetim

1 Kiracı, şeyi amacına uygun biçimde özenle işletmek, özellikle sürdürülebilir verim gücünü sağlamak zorundadır.

2 Taşınmaz bir şeyin kiracısı, ev sakinlerini ve komşuları gözetmek zorundadır.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Pächter muss die Sache sorgfältig gemäss ihrer Bestimmung bewirtschaften, insbesondere für nachhaltige Ertragsfähigkeit sorgen.

2 Der Pächter einer unbeweglichen Sache muss auf Hausbewohner und Nachbarn Rücksicht nehmen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 365

III. Bakım borcu

Kiracı, kiralananın bakımını gereği gibi sağlamakla yükümlüdür.

Kiracı, yerel âdete uygun olarak küçük onarımları yapmak, bozulan veya kullanılmayla yok olan düşük değerli araç ve gereçlerin yerine yenilerini koymak zorundadır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 279 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 364 üncü maddesinde, kiracının bakım borcu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 279 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. İyi bir halde muhafaza” ibaresi, Tasarıda “III. Bakım borcu” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 279 uncu maddesinin ikinci fıkrasından farklı olarak¸ tarımsal taşınmazlara ilişkin ürün kirasında yerel âdete göre kiracıya ait bakım borcunun konularına örnek verilmesinden vazgeçilerek, sadece onun “küçük onarımları yapma borcu”ndan söz edilmiştir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 284 üncü maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 364 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 284

D. Ürün kiracısının borçları / II. Özen, gözetim ve bakım / 2. Olağan bakım

1 Ürün kiracısı, şeyin olağan bakımını sağlamakla yükümlüdür.

2 Ürün kiracısı, yerel âdete göre küçük onarımları yapmak ve alet ile araç gerecin, yaşlanma veya kullanım nedeniyle kullanılamaz hâle gelen az değerli olanlarını yenilemekle yükümlüdür.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Pächter muss für den ordentlichen Unterhalt der Sache sorgen.

2 Er muss die kleineren Reparaturen nach Ortsgebrauch vornehmen sowie die Geräte und Werkzeuge von geringem Wert ersetzen, wenn sie durch Alter oder Gebrauch nutzlos geworden sind.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

F. Alt kira ve kullanım hakkını devir yasağı

Madde 366

Kiracı, kiraya verenin rızası olmaksızın kiralananı başkasına kiraya veremeyeceği gibi, kullanım ve işletme hakkını da başkasına devredemez. Ancak kiracı, kiralananda bulunan bazı yerleri, kiraya veren için zarar doğuracak bir değişikliği gerektirmemek koşuluyla kiraya verebilir.

Kiracının, başkasıyla yaptığı bu kira sözleşmelerine, alt kiraya ilişkin kurallar, kıyas yoluyla uygulanır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 284 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 365 inci maddesinde, alt kira yasağı ile kullanım ve işletme hakkının devri yasağı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 284 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “F. Kiracının kiracısı” ibaresi, Tasarıda “F. Alt kira ve kullanım hakkını devir yasağı” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasının son cümlesinde kullanılan “kiraya verebilir.” şeklindeki ibarenin, aynı fıkranın birinci cümlesi ışığında değerlendirilerek, kiralananda bulunan bazı yerlerin, ürün kirası dışında başka türden bir kiraya verilebileceği şeklinde anlaşılması gerekir. Meselâ, ürün kirasının konusunu oluşturan bir çiftliğin kurulduğu taşınmazın bir bölümünde, kiracı, bu çiftlikten elde edilecek ürünün verimini etkilemeyecek olan bir binayı çeşitli amaçlarla (depo, konut vb.) kullanmak üzere, başka bir kişiye kiraya verebilecektir.

Maddenin ikinci fıkrasında kıyas yoluyla uygulanacağı belirtilen hükümler ise, Tasarının kira sözleşmesine ilişkin genel hükümlerinden biri olan, 321 inci maddesinde yer almaktadır.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 365 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 291

H. Alt ürün kirası

1 Ürün kiracısı, kiraya verenin onayı ile şeyi tamamen veya kısmen alt ürün kirasına verebilir ya da kiraya verebilir.

2 Kiraya veren, şeye ait münferit odaların kiraya verilmesine onayını ancak şu hâllerde reddedebilir:a. ürün kiracısının, kiraya verene kiranın koşullarını bildirmeyi reddetmesi;b. kiranın koşullarının, ürün kirası sözleşmesinin koşullarıyla karşılaştırıldığında hakkaniyete aykırı olması;c. kiraya verene kiralamadan önemli zararlar doğması.

3 Ürün kiracısı, alt kiracının veya kiracının şeyi kendisine tanınandan başka türlü kullanmamasından kiraya verene karşı sorumludur. Kiraya veren, alt kiracıyı ve kiracıyı doğrudan buna uymaya zorlayabilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Pächter kann die Sache mit Zustimmung des Verpächters ganz oder teilweise unterverpachten oder vermieten.

2 Der Verpächter kann die Zustimmung zur Vermietung einzelner zur Sache gehörender Räume nur verweigern, wenn:a. der Pächter sich weigert, dem Verpächter die Bedingungen der Miete bekanntzugeben;b. die Bedingungen der Miete im Vergleich zu denjenigen des Pachtvertrages missbräuchlich sind;c. dem Verpächter aus der Vermietung wesentliche Nachteile entstehen.

3 Der Pächter haftet dem Verpächter dafür, dass der Unterpächter oder der Mieter die Sache nicht anders benutzt, als es ihm selbst gestattet ist. Der Verpächter kann Unterpächter und Mieter unmittelbar dazu anhalten.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

G. Sözleşmenin sona ermesi

I. Sona erme sebepleri

Madde 367

1. Sürenin geçmesi

Belirli süreli kira sözleşmesi, sürenin bitiminde kendiliğinden sona erer.

Ancak, tarafların örtülü olarak sözleşmeyi sürdürmeleri hâlinde, aksi kararlaştırılmadıkça, kira sözleşmesi birer yıl için yenilenmiş sayılır.

Yenilenen kira sözleşmesi yasal bildirim süresine uyularak, her kira yılının sonu için feshedilebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 287 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 366 ncı maddesinde, sürenin geçmesi ile ürün kirası sözleşmesinin sona ermesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 287 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Sükût ile tecdit” ibaresi, madde içeriğine uygun hâle getirilerek, Tasarıda “G. Sözleşmenin sona ermesi / I. Sona erme sebepleri / 1. Sürenin geçmesi” şekline dönüştürülmüştür.

Madde, 818 sayılı Borçlar Kanununun 287 nci maddesinden farklı olarak¸ üç fıkra hâlinde kaleme alınmıştır. Maddenin ikinci fıkrasında kullanılan “örtülü olarak” ibaresinin tanımı niteliğindeki 818 sayılı Borçlar Kanununun 287 nci maddesinin, “bu müddetin hitamında kiralayanın malû- matile ve muhalefeti olmaksızın kiralananın kullanılmasına devam olunduğu yahut mukavelede fesih hakkında gösterilen ihbarı iki taraftan hiç biri yapmadığı takdirde” şeklindeki açıklamasına yer verilmemiştir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 295 inci maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 366 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 295

M. Kira ilişkisinin sona ermesi / I. Kararlaştırılan sürenin dolması

1 Taraflar açıkça veya zımnen belirli bir süre kararlaştırmışlarsa, kira ilişkisi fesih bildirimine gerek olmaksızın bu sürenin sona ermesiyle son bulur.

2 Taraflar kira ilişkisini zımnen sürdürürlerse, aksi kararlaştırılmadıkça, ilişki aynı koşullarla her defasında bir yıl daha uzamış sayılır.

3 Taraflar, sürdürülen kira ilişkisini yasal süreye uyarak bir kira yılının sonu için feshedebilirler.

Özgün metin (Almanca)

1 Haben die Parteien eine bestimmte Dauer ausdrücklich oder stillschweigend vereinbart, so endet das Pachtverhältnis ohne Kündigung mit Ablauf dieser Dauer.

2 Setzen die Parteien das Pachtverhältnis stillschweigend fort, so gilt es zu den gleichen Bedingungen jeweils für ein weiteres Jahr, wenn nichts anderes vereinbart ist.

3 Die Parteien können das fortgesetzte Pachtverhältnis mit der gesetzlichen Frist auf das Ende eines Pachtjahres kündigen.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 368

2. Fesih bildirimi

Belirsiz süreli sözleşmede, fesih bildirim süresi sözleşme veya yerel âdetle belirlenmemişse, en az altı aylık bir bildirim süresine uyulmak koşuluyla, taraflardan her biri sözleşmeyi feshedebilir.

Aksine bir anlaşma yoksa, tarımsal taşınmazlara ilişkin ürün kiralarında yerel âdetçe uygulanan bahar veya güz mevsimleri için; diğer ürün kiralarında ise herhangi bir zaman için fesih bildirimi yapılabilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 285 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 367 nci maddesinde, ürün kirasında fesih bildirimi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 285 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “G. Hitamı / I. Fesih hakkı” ibaresi Tasarıda “2. Fesih bildirimi” şekline dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 367 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 296

M Ürün kirası ilişkisinin sona ermesi / II Fesih süreleri ve dönemleri

1 Taraflar, anlaşma veya yerel âdet ile aksi kararlaştırılmadıkça ve kira konusunun niteliğinden başka bir taraf iradesi anlaşılmadıkça, süresi belirsiz ürün kirası ilişkisini altı aylık süreyle herhangi bir döneme feshedebilirler.

2 Konut ve işyerlerine ilişkin süresi belirsiz ürün kirasında taraflar, en az altı aylık süreyle, yerel âdete uygun bir döneme veya yerel âdet bulunmadığı takdirde üç aylık bir ürün kirası süresinin sonuna feshedebilirler. Taraflar daha uzun bir süre ve başka bir dönem kararlaştırabilirler.

3 Taraflar süreye veya döneme uymazlarsa, fesih bir sonraki mümkün döneme ilişkin sayılır.

Özgün metin (Almanca)

1 Die Parteien können das unbefristete Pachtverhältnis mit einer Frist von sechs Monaten auf einen beliebigen Termin kündigen, sofern durch Vereinbarung oder Ortsgebrauch nichts anderes bestimmt und nach Art des Pachtgegenstandes kein anderer Parteiwille anzunehmen ist.

2 Bei der unbefristeten Pacht von Wohn- und Geschäftsräumen können die Parteien mit einer Frist von mindestens sechs Monaten auf einen ortsüblichen Termin oder, wenn es keinen Ortsgebrauch gibt, auf Ende einer dreimonatigen Pachtdauer kündigen. Sie können eine längere Frist und einen anderen Termin vereinbaren.

3 Halten die Parteien die Frist oder den Termin nicht ein, so gilt die Kündigung für den nächstmöglichen Termin.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

3. Olağanüstü fesih

Madde 369

a. Önemli sebepler

Taraflardan biri, kira ilişkisinin devamını kendisi için çekilmez hâle getiren önemli sebeplerin varlığı durumunda, sözleşmeyi yasal fesih bildirim süresine uyarak her zaman feshedebilir.

Hâkim, durum ve koşulları göz önünde tutarak, olağanüstü fesih bildiriminin parasal sonuçlarını karara bağlar.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 286 ncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 368 inci maddesinde, ürün kirası sözleşmesinin önemli sebeplerle olağanüstü feshi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 286 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Mühim sebeplerden dolayı fesih” ibaresi, Tasarıda “3. Olağanüstü fesih / a. Önemli sebepler” şekline dönüştürülmüştür.

Maddede, kira sözleşmesine ilişkin genel hükümlerden biri olan Tasarının 330 uncu maddesine paralel olarak kaleme alınmıştır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 368 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 297

M. Kira ilişkisinin sona ermesi / III. Olağanüstü sona erme / 1. Haklı sebeplerle

1 Sözleşmenin ifasını kendileri açısından çekilmez kılan haklı sebepler bulunması halinde taraflar, kira ilişkisini yasal süreye uyarak herhangi bir zamanda feshedebilirler.

2 Hâkim, süresinden önce yapılan fesihin malvarlığına ilişkin sonuçlarını, tüm durumları göz önünde bulundurarak belirler.

Özgün metin (Almanca)

1 Aus wichtigen Gründen, welche die Vertragserfüllung für sie unzumutbar machen, können die Parteien das Pachtverhältnis mit der gesetzlichen Frist auf einen beliebigen Zeitpunkt kündigen.

2 Der Richter bestimmt die vermögensrechtlichen Folgen der vorzeitigen Kündigung unter Würdigung aller Umstände.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 370

b. Kiracının iflası

Kiracının iflası hâlinde sözleşme, iflasın açıldığı anda, kendiliğinden sona erer. Ancak, kiraya veren, işlemekte olan kira ve tutanağa geçirilen eşya için yeterli güvence verildiği takdirde, sözleşmeyi kira yılının sonuna kadar sürdürmekle yükümlüdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 290 ıncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 369 uncu maddesinde, ürün kirası sözleşmesinin kiracının iflası sebebiyle olağanüstü feshi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 290 ıncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “VI. Kiracının iflâsı” ibaresi, Tasarıda “b. Kiracının iflâsı” şekline dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 369 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 297a

M Ürün kirası ilişkisinin sona ermesi / III Olağanüstü sona erme / 2 Kiracının iflası

1 Kiracı, şeyi devraldıktan sonra iflas ederse, ürün kirası ilişkisi iflasın açılmasıyla sona erer.

2 Ancak kirayeren, işleyen kira bedeli ve envanter için yeterli güvence elde ederse, ürün kirasını ürün kirası yılı sonuna kadar sürdürmek zorundadır.

Özgün metin (Almanca)

1 Fällt der Pächter nach Übernahme der Sache in Konkurs, so endet das Pachtverhältnis mit der Konkurseröffnung.

2 Erhält jedoch der Verpächter für den laufenden Pachtzins und das Inventar hinreichende Sicherheiten, so muss er die Pacht bis zum Ende des Pachtjahres fortsetzen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 371

c. Kiracının ölümü

Kiracının ölümü hâlinde, onun mirasçıları ve kiraya veren, altı aylık yasal fesih bildirim sürelerine uymak koşuluyla, sözleşmeyi feshedebilirler.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 291 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 370 inci maddesinde, ürün kirası sözleşmesinin kiracının ölümü sebebiyle olağanüstü feshi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 291 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “VII. Kiracının vefatı” ibaresi, Tasarıda “b. Kiracının ölümü” şekline dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 370 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 297b

M Ürün kirası ilişkisinin sona ermesi / III Olağanüstü sona erme / 3 Kiracının ölümü

Kiracı ölürse, hem mirasçıları hem de kirayeren, yasal süreyle bir sonraki yasal döneme feshedebilirler.

Özgün metin (Almanca)

Stirbt der Pächter, so können sowohl seine Erben als auch der Verpächter mit der gesetzlichen Frist auf den nächsten gesetzlichen Termin kündigen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Dipnotlar

  1. [1]2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 190 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.
  2. [2]Bu madde 1/7/2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanmaz. Bu halde, kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümleri tatbik olunur. Kira sözleşmelerinde hüküm olmayan hallerde mülga Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.
  3. [3]17/1/2019 tarihli ve 7161 sayılı Kanunun 56 ncı maddesiyle, bu maddenin birinci ve ikinci fıkrasında yer alan “üretici fiyat endeksindeki artış” ibareleri “tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim” şeklinde değiştirilmiştir.
  4. [4]17/1/2019 tarihli ve 7161 sayılı Kanunun 56 ncı maddesiyle , bu maddenin üçüncü fıkrasında yer alan “üretici fiyat endeksindeki artış” ibaresi “tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim” şeklinde değiştirilmiş ve maddenin dördüncü fıkrasına “kararlaştırılmışsa,” ibaresinden sonra gelmek üzere “20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla,” ibaresi eklenmiştir.
  5. [5]2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 190 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı” şeklinde değiştirilmiştir.