İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 10. hâli

Türk Borçlar Kanunu (TBK)

Kanun numarası
6098
Kabul tarihi
11.01.2011
Resmî Gazete
04.02.2011 / 27836
Düstur
5. tertip, cilt 50
Son değişiklik
16.07.2026
Madde sayısı
651

Birinci Kısım

Genel Hükümler

Dördüncü Bölüm

Borç İlişkilerinde Özel Durumlar

Birinci Ayırım

Teselsül

A. Müteselsil borçluluk

Madde 162

I. Doğuşu

Birden çok borçludan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse, müteselsil borçluluk doğar.

Böyle bir bildirim yoksa, müteselsil borçluluk ancak kanunda öngörülen hâllerde doğar.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 141 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 161 inci maddesinde, müteselsil borçluluğun doğuşu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 141 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Borçlular Arasında Teselsül / I. Şartları” şeklindeki ibareler, Tasarıda “A. Müteselsil borçluluk / I. Doğuşu” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 161 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 143

A. Müteselsil borç / I. Doğumu

1 Birden çok borçlu arasında müteselsillik, her birinin alacaklıya karşı borcun tamamının ifasından tek başına sorumlu olmak istediğini beyan etmesiyle doğar.

2 Böyle bir irade beyanı olmaksızın müteselsillik, ancak kanunda öngörülen hâllerde doğar.

Özgün metin (Almanca)

1 Solidarität unter mehreren Schuldnern entsteht, wenn sie erklären, dass dem Gläubiger gegenüber jeder einzeln für die Erfüllung der ganzen Schuld haften wolle.

2 Ohne solche Willenserklärung entsteht Solidarität nur in den vom Gesetze bestimmten Fällen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

II. Dış ilişki

1. Hükümleri

Madde 163

a. Borçluların sorumluluğu

Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir.

Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 142 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 162 nci maddesinde, müteselsil borçluların, alacaklıya karşı sorumlulukları ile bu sorumluluğun devam edeceği süre düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 142 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Alacaklı ve borçlu arasındaki münasebet / 1. Hükümleri / a. Müşterek borçluların mesuliyeti” şeklindeki ibareler, Tasarıda “II. Dış ilişki / 1. Hükümleri / a. Borçluların sorumluluğu” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 162 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 144

A. Müteselsil borç / II. Alacaklı ile borçlu arasındaki ilişki / 1. Etkisi / a. Borçluların sorumluluğu

1 Alacaklı, dilediği takdirde müteselsil borçluların tümünden yalnızca bir kısmını veya tamamını isteyebilir.

2 Alacağın tamamı ödeninceye kadar borçluların tümü borçlu kalmaya devam eder.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Gläubiger kann nach seiner Wahl von allen Solidarschuldnern je nur einen Teil oder das Ganze fordern.

2 Sämtliche Schuldner bleiben so lange verpflichtet, bis die ganze Forderung getilgt ist.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 164

b. Borçluların savunmaları

Müteselsil borçlulardan biri, alacaklıya karşı, ancak onunla kendi arasındaki kişisel ilişkilerden veya müteselsil borcun sebep ya da konusundan doğan def’i ve itirazları ileri sürebilir.

Müteselsil borçlulardan biri ortak def’i ve itirazları ileri sürmezse, diğerlerine karşı sorumlu olur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 143 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 163 üncü maddesinde, müteselsil borçluların savunmaları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 143 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “b. Müşterek borçlulara ait def’iler” şeklindeki ibare, Tasarıda “b. Borçluların savunmaları” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun tek fıkradan oluşan 143 üncü maddesinde iki ayrı konunun düzenlendiği göz önünde tutularak, Tasarıda iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 163 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 145

A. Müteselsil borç / II. Alacaklı ile borçlu arasındaki ilişki / 1. Etkisi / b. Borçluların def’ileri

1 Müteselsil borçlulardan biri, alacaklıya karşı ancak kendi kişisel ilişkisinden veya müteselsil borcun ortak doğum sebebinden ya da içeriğinden kaynaklanan def’ileri ileri sürebilir.

2 Her müteselsil borçlu, tümüne ortak olan def’ileri ileri sürmezse, diğerlerine karşı sorumlu olur.

Özgün metin (Almanca)

1 Ein Solidarschuldner kann dem Gläubiger nur solche Einreden entgegensetzen, die entweder aus seinem persönlichen Verhältnisse zum Gläubiger oder aus dem gemeinsamen Entstehungsgrunde oder Inhalte der solidarischen Verbindlichkeit hervorgehen.

2 Jeder Solidarschuldner wird den andern gegenüber verantwortlich, wenn er diejenigen Einreden nicht geltend macht, die allen gemeinsam zustehen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 165

c. Borçluların bireysel davranışı

Kanun veya sözleşme ile aksi belirlenmedikçe, borçlulardan biri kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 144 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 164 üncü maddesinde, borçluların bireysel davranışlarının diğer müteselsil borçlulara etkisi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 144 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “c. Müşterek borçlulardan birinin şahsî fiili” şeklindeki ibare, Tasarıda “c. Borçluların bireysel davranışı” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 164 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 146

A. Müteselsil borç / II. Alacaklı ile borçlu arasındaki ilişki / 1. Etkisi / c. Bireyin kişisel eylemi

Aksi kararlaştırılmadıkça, müteselsil borçlulardan biri, kişisel eylemiyle diğerlerinin durumunu ağırlaştıramaz.

Özgün metin (Almanca)

Ein Solidarschuldner kann, soweit es nicht anders bestimmt ist, durch seine persönliche Handlung die Lage der andern nicht erschweren.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 166

2. Borcun sona ermesi

Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur.

Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler.

Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 145 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 165 inci maddesinde, borcun müteselsil borçlular bakımından sona ermesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 145 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Müteselsil borcun sukutu” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Borcun sona ermesi” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 145 inci maddesi iki fıkradan oluştuğu hâlde, Tasarıda üç fıkra olarak düzenlenmiştir.

Tasarının 165 inci maddesine eklenen ve 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen son fıkrasında, alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesinin, diğer borçluları da sınırlı olarak borçtan kurtaracağı kabul edilmiştir. Buna göre, bu durumda diğer borçlular, ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtulacaklardır. Aslında, maddenin son fıkrasında öngörülen durumda da, alacaklının, müteselsil borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi sonucunda, o müteselsil borçlunun, aynı maddenin ikinci fıkrası anlamında, ifada bulunmaksızın borcundan kurtulması söz konusu olmakla birlikte, ibranın diğer müteselsil borçlulara etkisinin öğretide de tartışmalı olduğu göz önünde tutularak, yasal bir çözüme bağlanması uygun görülmüştür.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 165 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 147

A. Müteselsil borç / II. Alacaklı ile borçlu arasındaki ilişki / 2. Müteselsil borcun sona ermesi

1 Müteselsil borçlulardan biri, ifa veya takas yoluyla alacaklıyı tatmin ettiği ölçüde, diğerleri de borçtan kurtulur.

2 Müteselsil borçlulardan biri, alacaklı tatmin edilmeksizin borçtan kurtulursa, bu kurtulma, diğerleri yararına ancak durum ve borcun niteliğinin haklı gösterdiği ölçüde etki doğurur.

Özgün metin (Almanca)

1 Soweit ein Solidarschuldner durch Zahlung oder Verrechnung den Gläubiger befriedigt hat, sind auch die übrigen befreit.

2 Wird ein Solidarschuldner ohne Befriedigung des Gläubigers befreit, so wirkt die Befreiung zugunsten der andern nur so weit, als die Umstände oder die Natur der Verbindlichkeit es rechtfertigen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

III. İç ilişki

Madde 167

1. Paylaşım

Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar.

Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir.

Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 146 ncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 166 ncı maddesinde, borcu ifa eden bir müteselsil borçlunun, kendisi ile diğer müteselsil borçlular arasındaki iç ilişkide sorumluluklarının ve onlara karşı rücu hakkının kapsamı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 146 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Müşterek borçlular arasındaki münasebetler / 1. Taksim” şeklindeki ibareler, Tasarıda “III. İç ilişki / 1. Paylaşım” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 146 ncı maddesinin birinci fıkrası, daha kolay anlaşılmasını sağlamak amacıyla, Tasarıda iki fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 146 ncı maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “Borcun mahiyetinden hilâfı istidlâl olunmadıkça” şeklindeki ibare, Tasarıda “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukukî ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça” şekline dönüştürülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 818 sayılı Borçlar Kanununun 146 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Fıkraya eklenen bu hüküm uyarınca, müteselsil borçlulardan birinin iç ilişkide kendisine düşen paydan fazlasını ödemesi durumunda, diğer müteselsil borçlulara ancak payı oranında rücu edebilecektir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 166 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 148

A. Müteselsil borç / III. Müteselsil borçlular arasındaki ilişki / 1. Katılım payı

1 Müteselsil borçlular arasındaki hukuki ilişkiden başka bir şey anlaşılmadıkça, alacaklıya yapılan ödemeden herkes eşit pay almakla yükümlüdür.

2 Müteselsil borçlulardan biri kendi payından fazlasını öderse, fazla ödediği miktar için diğer borçlulara rücu edebilir.

3 Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğerleri eşit olarak taşımakla yükümlüdür.

Özgün metin (Almanca)

1 Sofern sich aus dem Rechtsverhältnisse unter den Solidarschuldnern nicht etwas anderes ergibt, hat von der an den Gläubiger geleisteten Zahlung ein jeder einen gleichen Teil zu übernehmen.

2 Bezahlt ein Solidarschuldner mehr als seinen Teil, so hat er für den Mehrbetrag Rückgriff auf seine Mitschuldner.

3 Was von einem Mitschuldner nicht erhältlich ist, haben die übrigen gleichmässig zu tragen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Mehaz madde — Alman MK m. 426

Rücu yükümlülüğü, alacağın geçişi

(1) Müteselsil borçlular, aksi kararlaştırılmadıkça, birbirlerine karşı eşit paylarla yükümlüdür. Müteselsil borçlulardan birinden kendisine düşen payın elde edilememesi hâlinde, bu eksiklik rücu yükümlülüğü altındaki diğer borçlular tarafından paylaşılır.

(2) Müteselsil borçlulardan biri alacaklıyı tatmin ettiği ve diğer borçlulardan rücu talep edebildiği ölçüde, alacaklının diğer borçlulara karşı olan alacağı kendisine geçer. Bu geçiş, alacaklının aleyhine ileri sürülemez.

Özgün metin (Almanca)

(1) Die Gesamtschuldner sind im Verhältnis zueinander zu gleichen Anteilen verpflichtet, soweit nicht ein anderes bestimmt ist. Kann von einem Gesamtschuldner der auf ihn entfallende Beitrag nicht erlangt werden, so ist der Ausfall von den übrigen zur Ausgleichung verpflichteten Schuldnern zu tragen.

(2) Soweit ein Gesamtschuldner den Gläubiger befriedigt und von den übrigen Schuldnern Ausgleichung verlangen kann, geht die Forderung des Gläubigers gegen die übrigen Schuldner auf ihn über. Der Übergang kann nicht zum Nachteil des Gläubigers geltend gemacht werden.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Alman Medeni Kanunu

Madde 168

2. Alacaklıya halef olma

Diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur.

Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 147 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 167 inci maddesinde, ifada bulunan müteselsil borçlunun alacaklıya halef olması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun söz konusu maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Halefiyet” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Alacaklıya halef olma” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 167 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 149

A. Müteselsil borç / III. Müteselsil borçlular arasındaki ilişki / 2. Alacaklının haklarının geçmesi

1 Rücu hakkına sahip müteselsil borçluya, alacaklıyı tatmin ettiği ölçüde, onun hakları geçer.

2 Alacaklı, müteselsil borçlulardan birinin hukuki durumunu, diğerlerinin zararına olacak şekilde iyileştirmemekle sorumludur.

Özgün metin (Almanca)

1 Auf den rückgriffsberechtigten Solidarschuldner gehen in demselben Masse, als er den Gläubiger befriedigt hat, dessen Rechte über.

2 Der Gläubiger ist dafür verantwortlich, dass er die rechtliche Lage des einen Solidarschuldners nicht zum Schaden der übrigen besser stelle.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

B. Müteselsil alacaklılık

Madde 169

Müteselsil alacaklılık, borçlunun, alacaklılardan her birine borcun tamamını isteme hakkını tanıdığı veya kanunun belirlediği durumlarda doğar.

Borçlu, alacaklılardan birine yaptığı ifayla, bütün alacaklılara karşı borcundan kurtulmuş olur.

Alacaklılardan birinin icraya veya mahkemeye başvurmuş olduğu kendisine bildirilmedikçe, borçlu onlardan dilediği birine ifada bulunabilir.

Aksi kararlaştırılmadıkça veya alacaklılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, alacaklılardan her birinin edim üzerindeki hakları eşittir.

Kendisine düşen paydan fazlasını elde eden alacaklı, bu fazlalığı payını alamamış olan diğer alacaklılara ödemekle yükümlüdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 148 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının beş fıkradan oluşan 168 inci maddesinde, müteselsil alacaklılık düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 148 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. Alacaklıların Arasında Teselsül” şeklindeki ibare, Tasarıda “B. Müteselsil alacaklılık” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 148 inci maddesi üç fıkradan oluştuğu hâlde, Tasarının 168 inci maddesi beş fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.

Maddenin dördüncü fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 148 inci maddesinde yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Bu hükme göre, “aksi kararlaştırılmadıkça veya alacaklılar arasındaki hukukî ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça,” alacaklılardan her biri edim üzerinde eşit hak sahibidir. Buna benzer bir düzenleme, Alman Medenî Kanununun (BGB) 430 uncu maddesinde de bulunmaktadır.

Maddenin son fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 148 inci maddesinde yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Bu hüküm uyarınca, müteselsil alacaklılardan biri, kendisine düşen paydan fazlasını elde ettiği takdirde, bu fazlalığı, payını alamamış olan diğer müteselsil alacaklılara ödemekle yükümlü olacaktır.

İKİNCİ AYIRIM Koşullar 818 sayılı Borçlar Kanununun 149 uncu maddesiyle başlayan “İkinci Fasıl / Şarta bağlı borçlar” şeklindeki alt başlık, Tasarıda “İkinci Ayırım / Koşullar” şeklinde değiştirilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 168 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 150

B. Müteselsil alacak

1 Borçlu, her bir alacaklıyı alacağın tamamı üzerinde yetkili kılmak istediğini beyan ettiğinde ve kanunun öngördüğü hallerde, birden çok alacaklı arasında teselsül doğar.

2 Müteselsil alacaklılardan birine yapılan ifa, borçluyu hepsine karşı borçtan kurtarır.

3 Borçlu, henüz herhangi biri tarafından hukuken takip edilmedikçe, müteselsil alacaklılardan hangisine ödeme yapacağını seçmekte serbesttir.

Özgün metin (Almanca)

1 Solidarität unter mehreren Gläubigern entsteht, wenn der Schuldner erklärt, jeden einzelnen auf die ganze Forderung berechtigen zu wollen sowie in den vom Gesetze bestimmten Fällen.

2 Die Leistung an einen der Solidargläubiger befreit den Schuldner gegenüber allen.

3 Der Schuldner hat die Wahl, an welchen Solidargläubiger er bezahlen will, solange er nicht von einem rechtlich belangt worden ist.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Mehaz madde — Alman MK m. 430

Müteselsil alacaklıların rücu yükümlülüğü

Müteselsil alacaklılar, aksi kararlaştırılmadıkça, birbirlerine karşı eşit paylarla hak sahibidir.

Özgün metin (Almanca)

Die Gesamtgläubiger sind im Verhältnis zueinander zu gleichen Anteilen berechtigt, soweit nicht ein anderes bestimmt ist.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. Alman Medeni Kanunu

İkinci Ayırım

Koşullar

A. Geciktirici koşul

Madde 170

I. Genel olarak

Bir sözleşmenin hüküm ifade etmesi, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olguya bırakılmışsa, sözleşme geciktirici koşula bağlanmış olur.

Aksi kararlaştırılmamışsa, geciktirici koşula bağlı sözleşme, ancak koşulun gerçekleştiği andan başlayarak hüküm ifade eder.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 149 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 169 uncu maddesinde, geciktirici koşul düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 149 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Talikî Şart / I. Umumiyet itibariyle” şeklindeki ibareler, Tasarıda “A. Geciktirici koşul / I. Genel olarak” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 169 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 151

A. Geciktirici şart / I. Genel olarak

1 Bağlayıcılığı, belirsiz bir olgunun gerçekleşmesine bağlı kılınan bir sözleşme, şarta bağlı sayılır.

2 Taraflar başka bir amaç güttükleri sonucuna varılmasını gerektirmedikçe, şartın gerçekleştiği an, hükümlerin başlangıcı için esas alınır.

Özgün metin (Almanca)

1 Ein Vertrag, dessen Verbindlichkeit vom Eintritte einer ungewissen Tatsache abhängig gemacht wird, ist als bedingt anzusehen.

2 Für den Beginn der Wirkungen ist der Zeitpunkt massgebend, in dem die Bedingung in Erfüllung geht, sofern nicht auf eine andere Absicht der Parteien geschlossen werden muss.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 171

II. Koşulun askıda olduğu sıradaki durum

Koşul gerçekleşinceye kadar borçlu, borcun gereği gibi ifasını engelleyecek her türlü davranıştan kaçınmakla yükümlüdür.

Koşula bağlı hakkı tehlikeye düşürülen alacaklı, alacağı koşula bağlı olmayan alacaklıların haklarını korumak üzere başvurabilecekleri önlemleri alabilir.

Koşulun gerçekleşmesinden önce yapılan tasarruflar, koşulun hükümlerini zedelediği oranda geçersiz olur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 150 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 170 inci maddesinde, koşulun askıda olduğu sıradaki durum düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 150 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Şartın muallâk olduğu sıradaki vaziyet” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Koşulun askıda olduğu sıradaki durum” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 170 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 152

A. Geciktirici şart / II. Şart askıdayken durum

1 Şarta bağlı olarak yükümlü olan kişi, şart askıda olduğu sürece, borcunun gereği gibi ifasını engelleyebilecek hiçbir şey yapamaz.

2 Şarta bağlı olarak hak sahibi olan kişi, haklarının tehlikeye düşmesi halinde, alacağı koşulsuz olsaydı isteyebileceği aynı güvence önlemlerini isteyebilir.

3 Askı süresi içinde yapılan tasarruflar, şart gerçekleştiğinde, onun etkisini zedelediği ölçüde geçersiz olur.

Özgün metin (Almanca)

1 Der bedingt Verpflichtete darf, solange die Bedingung schwebt, nichts vornehmen, was die gehörige Erfüllung seiner Verbindlichkeit hindern könnte.

2 Der bedingt Berechtigte ist befugt, bei Gefährdung seiner Rechte dieselben Sicherungsmassregeln zu verlangen, wie wenn seine Forderung eine unbedingte wäre.

3 Verfügungen während der Schwebezeit sind, wenn die Bedingung eintritt, insoweit hinfällig, als sie deren Wirkung beeinträchtigen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 172

III. Koşul gerçekleşinceye kadar elde edilen yararlar

Borcun konusunu oluşturan şey, koşulun gerçekleşmesinden önce kendisine verilen alacaklı, koşul gerçekleşirse, koşulun gerçekleşmesine kadar elde ettiği yararların sahibi olur.

Koşul gerçekleşmezse alacaklı, elde ettiği yararları geri vermekle yükümlüdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 151 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 171 inci maddesinde, koşulun gerçekleşmesine kadar elde edilen yararların kime ait olacağı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 151 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Fasıla esnasında tahakkuk eden menfaatler” şeklindeki ibare, Tasarıda “III. Koşul gerçekleşinceye kadar elde edilen yararlar” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 151 inci maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “elde ettiği menfaatleri ret ile mükelleftir.” şeklindeki ibare, Tasarıda “elde ettiği yararları geri vermekle yükümlüdür.” şeklinde ifade edilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 171 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 153

A. Geciktirici şart / III. Ara dönemdeki yarar

1 Vaat edilen şey, şart gerçekleşmeden önce alacaklıya teslim edilmişse, şart gerçekleştiğinde alacaklı, bu arada elde ettiği yararı alıkoyabilir.

2 Şart gerçekleşmezse, alacaklı elde ettiğini geri vermekle yükümlüdür.

Özgün metin (Almanca)

1 Ist die versprochene Sache dem Gläubiger vor Eintritt der Bedingung übergeben worden, so kann er, wenn die Bedingung erfüllt wird, den inzwischen bezogenen Nutzen behalten.

2 Wenn die Bedingung nicht eintritt, so hat er das Bezogene herauszugeben.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

B. Bozucu koşul

Madde 173

Sona ermesi önceden gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olguya bırakılan sözleşme, bozucu koşula bağlanmış olur.

Bozucu koşula bağlanmış sözleşmenin hükümleri, koşulun gerçekleştiği anda ortadan kalkar.

Aksi kararlaştırılmadıkça veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça sona erme, geçmişe etkili olmaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 152 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 172 nci maddesinde, bozucu koşul düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 152 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. İnfisahî Şartlar” şeklindeki ibare, Tasarıda “B. Bozucu koşul” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 152 nci maddesi iki fıkradan oluştuğu hâlde, Tasarının 172 nci maddesine yeni bir fıkra eklenerek, madde üç fıkra hâlinde kaleme alınmıştır. Eklenen birinci fıkrada, bozucu koşulun tanımlanması sistematik bakımdan uygun görülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 152 nci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “akit, şartın tahakkuku anından itibaren hüküm ifade etmez.” şeklindeki ibare, Tasarıda “sözleşmenin hükümleri, koşulun gerçekleştiği anda ortadan kalkar.” şeklinde ifade edilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 152 nci maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “Kaideten” şeklindeki ibare, Tasarıda “Aksi kararlaştırılmadıkça veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça” şekline dönüştürülmüştür.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 172 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 154

B. Bozucu şart

1 Bir sözleşmenin sona erdirilmesi bir şartın gerçekleşmesine bağlı kılınmışsa, sözleşme, şartın gerçekleştiği anda hükmünü yitirir.

2 Kural olarak geriye etkili sonuç doğmaz.

Özgün metin (Almanca)

1 Ein Vertrag, dessen Auflösung vom Eintritte einer Bedingung abhängig gemacht worden ist, verliert seine Wirksamkeit mit dem Zeitpunkte, wo die Bedingung in Erfüllung geht.

2 Eine Rückwirkung findet in der Regel nicht statt.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

C. Ortak hükümler

Madde 174

I. Koşulun gerçekleşmesi

Koşul, taraflardan birinin bizzat yerine getirmesi gerekli bir davranış değilse, o tarafın ölümü hâlinde mirasçısı onun yerine geçebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 153 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 173 üncü maddesinde, koşulun gerçekleşmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 153 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “C. Müşterek Hükümler / I. Şartın Tahakkuku” şeklindeki ibareler, Tasarıda “C. Ortak hükümler / I. Koşulun gerçekleşmesi” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 173 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 155

C. Ortak hükümler / I. Şartın gerçekleştirilmesi

Şart, sözleşme taraflarından birinin kişiliğine bağlı olmayan bir davranışına bağlanmışsa, bu şart onun mirasçıları tarafından da yerine getirilebilir.

Özgün metin (Almanca)

Ist die Bedingung auf eine Handlung eines der Vertragschliessenden gestellt, bei der es auf dessen Persönlichkeit nicht ankommt, so kann sie auch von seinen Erben erfüllt werden.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 175

II. Dürüstlük kurallarına aykırı engelleme

Taraflardan biri, koşulun gerçekleşmesine dürüstlük kurallarına aykırı olarak engel olursa, koşul gerçekleşmiş sayılır.

Taraflardan biri, koşulun gerçekleşmesini dürüstlük kurallarına aykırı biçimde sağlarsa, koşul gerçekleşmemiş sayılır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 154 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 174 üncü maddesinde, taraflardan birinin, koşulun gerçekleşmesini, dürüstlük kurallarına aykırı olarak önlemesinin ya da sağlamasının hukukî sonuçları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 154 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Hileli mümanaat” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Dürüstlük kurallarına aykırı engelleme” şeklinde düzeltilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 154 üncü maddesi tek fıkradan oluştuğu hâlde, eklenen yeni bir fıkrayla birlikte, Tasarıdaki madde iki fıkradan oluşmaktadır. Eklenen ikinci fıkrada, taraflardan birinin, koşulun gerçekleşmesini dürüstlük kurallarına aykırı biçimde sağlaması durumunda, koşulun gerçekleşmemiş sayılacağı öngörülmektedir. Gerçekten, dürüstlük kurallarına aykırılık sadece koşulun gerçekleşmesinin engellenmesinde değil, koşulun gerçekleşmesinin sağlanmasında da söz konusu olabilir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 174 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 156

C. Ortak hükümler / II. Dürüstlük kuralına aykırı şekilde engelleme

Şartın gerçekleşmesi, taraflardan biri tarafından dürüstlük kuralına aykırı biçimde engellenmişse, şart gerçekleşmiş sayılır.

Özgün metin (Almanca)

Eine Bedingung gilt als erfüllt, wenn ihr Eintritt von dem einen Teile wider Treu und Glauben verhindert worden ist.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Mehaz madde — Alman MK m. 162

Koşulun gerçekleşmesinin engellenmesi veya sağlanması

(1) Koşulun gerçekleşmesi, bundan zarar görecek olan taraf tarafından dürüstlük kuralına aykırı biçimde engellenmişse, koşul gerçekleşmiş sayılır.

(2) Koşulun gerçekleşmesi, bundan yarar sağlayacak olan taraf tarafından dürüstlük kuralına aykırı biçimde sağlanmışsa, koşul gerçekleşmemiş sayılır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Wird der Eintritt der Bedingung von der Partei, zu deren Nachteil er gereichen würde, wider Treu und Glauben verhindert, so gilt die Bedingung als eingetreten.

(2) Wird der Eintritt der Bedingung von der Partei, zu deren Vorteil er gereicht, wider Treu und Glauben herbeigeführt, so gilt der Eintritt als nicht erfolgt.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Alman Medeni Kanunu

Madde 176

III. Yasak koşullar

Bir koşul, hukuka veya ahlaka aykırı bir yapma veya yapmama fiilini sağlamak amacıyla konulmuşsa, bu koşula bağlı hukuki işlem kesin olarak hükümsüzdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 155 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 175 inci maddesinde, yasak koşullar düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 155 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Memnu şartlar” şeklindeki ibare, Tasarıda “III. Yasak koşullar” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 155 inci maddesinde kullanılan “bir fiil veya ihmal” şeklindeki ibare, Tasarıda “bir yapma veya yapmama fiilini” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 155 inci maddesinde kullanılan “…bu şarta bağlı olan borç hükümsüz olur.” şeklindeki ibare, Tasarının 175 inci maddesinde “…bu koşula bağlı hukukî işlem kesin olarak hükümsüzdür.” şeklinde ifade edilmiştir. Gerçekten, hukuka veya ahlâka aykırı bir yapma ya da yapmama fiili, yapılan hukukî işlemin koşulu hâline getirilmişse, böyle bir koşulu içeren hukukî işlemin de kesin hükümsüzlük yaptırımına tâbi olacağında bir duraksama yoktur. Meselâ, bir kişi bir sözleşme ile, husumet duyduğu kişiyi öldürmesi koşuluyla bir miktar para vermeyi veya herhangi bir malını, bu fiili gerçekleştirecek olan kişiye devretmeyi üstlenmiş olsa, sözleşmeye konulan bu koşul hukuka aykırı olduğu için, sözleşmenin de kesin olarak hükümsüzlüğü sonucu doğacaktır.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

ÜÇÜNCÜ AYIRIM Bağlanma Parası, Cayma Parası ve Ceza Koşulu 818 sayılı Borçlar Kanununun 156 ncı maddesiyle başlayan “Üçüncü Fasıl / Pey akçesi, zamânı rücu, ücret tevkifi ve cezaî şart” şeklindeki alt başlık, Tasarıda “Üçüncü Ayırım / Bağlanma Parası, Cayma Parası ve Ceza Koşulu” şeklinde değiştirilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 175 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 157

C. Ortak hükümler / III. Caiz olmayan şartlar

Bir şart, hukuka veya ahlaka aykırı bir davranışı veya kaçınmayı teşvik etmek amacıyla eklenmişse, şarta bağlı istem kesin hükümsüzdür.

Özgün metin (Almanca)

Wird eine Bedingung in der Absicht beigefügt, eine widerrechtliche oder unsittliche Handlung oder Unterlassung zu befördern, so ist der bedingte Anspruch nichtig.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Üçüncü Ayırım

Bağlanma Parası, Cayma Parası ve Ceza Koşulu

A. Bağlanma parası

Madde 177

Sözleşme yapılırken bir kimsenin vermiş olduğu bir miktar para, cayma parası olarak değil sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılır.

Aksine sözleşme veya yerel âdet olmadıkça, bağlanma parası esas alacaktan düşülür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 156 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarını karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 176 ncı maddesinde, bağlanma parası düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 156 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Pey Akçesi ve Zamânı Rücu” şeklindeki ibare, Tasarıda “A. Bağlanma parası” şeklinde kısaltılmış, “zamânı rücu” ise, bir sonraki maddede “cayma parası” olarak ayrıca düzenlenmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 156 ncı maddesinin ikinci fıkrasında, “pey akçesini alan, alacağına mahsup etmeyerek onu muhafaza eder.” şeklindeki hüküm, iş hayatındaki uygulamalar göz önünde tutularak, Tasarıda “bağlanma parası esas alacaktan düşülür.” şeklinde değiştirilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 176 gerekçesi

B. Cayma parası

Madde 178

Cayma parası kararlaştırılmışsa, taraflardan her biri sözleşmeden caymaya yetkili sayılır; bu durumda parayı vermiş olan cayarsa verdiğini bırakır; almış olan cayarsa aldığının iki katını geri verir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 156 ncı maddesinin üçüncü fıkrasını karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 177 nci maddesinde, cayma parası düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 156 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “Zamânı Rücu” şeklindeki ibare, Tasarının 177 nci maddesinde, “B. Cayma parası” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 156 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında kullanılan “akitten rücu salâhiyetini haiz addolunur.” şeklindeki ibare, Tasarıda “sözleşmeden caymaya yetkili sayılır.” şekline; 818 sayılı Borçlar Kanununun aynı fıkrasında kullanılan “rücu ederse” şeklindeki ibare ise, Tasarıda “cayarsa” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun “B. Ücret Tevkifi” kenar başlıklı 157 nci maddesi, işçinin korunması ilkesi gözetilerek, Tasarı metnine alınmamıştır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 177 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 158

A. Cayma ve bağlanma parası

1 Sözleşmenin kurulması sırasında verilen kaparo, aksi kararlaştırılmadıkça bağlanma parası sayılır, cayma parası sayılmaz.

2 Sözleşmede veya yerel adette aksi öngörülmedikçe, bağlanma parası, alanın alacağından mahsup edilmeksizin kendisinde kalır.

3 Cayma parası kararlaştırılmışsa, veren, ödediği parayı bırakarak; alan ise iki katını iade ederek sözleşmeden dönebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Das beim Vertragsabschlusse gegebene An- oder Draufgeld gilt als Haft-, nicht als Reugeld.

2 Wo nicht Vertrag oder Ortsgebrauch etwas anderes bestimmen, verbleibt das Haftgeld dem Empfänger ohne Abzug von seinem Anspruche.

3 Ist ein Reugeld verabredet worden, so kann der Geber gegen Zurücklassung des bezahlten und der Empfänger gegen Erstattung des doppelten Betrages von dem Vertrage zurücktreten.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

C. Ceza koşulu

I. Alacaklının hakları

Madde 179

1. Cezanın sözleşmenin ifası ile ilişkisi

Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.

Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.

Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 158 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 178 inci maddesinde, ceza koşulu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 158 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “C. Cezaî Şart / I. Alacaklının hakları / 1. İcra ile eda arasında münasebet” şeklindeki ibareler, Tasarıda “C. Ceza koşulu / I. Alacaklının hakları / 1. Cezanın sözleşmenin ifası ile ilişkisi” şeklinde kaleme alınmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 158 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “Akdin icra edilmemesi veya nâtamam olarak icrası hâlinde” şeklindeki ibare, Tasarıda “Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için”; 818 sayılı Borçlar Kanununda kullanılan “ya akdin icrasını veya cezanın tediyesini isteyebilir.” şeklindeki ibare ise, Tasarıda “ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.” şeklinde değiştirilmiştir. Burada düzenlenen ceza koşulu türüne öğretide “ifa yerine (seçimlik) ceza koşulu” denilmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 158 inci maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “Akdin muayyen zamanda veya meşrut mahalde icra edilmemesi hâlinde tediye olunmak üzere cezaî şart kabul edilmiş ise” şeklindeki ibare, Tasarıda “Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa” şeklinde; 818 sayılı Borçlar Kanununda kullanılan “alacaklı hem akdin icrasını hem meşrut cezanın tediyesini talep edebilir.” şeklindeki ibare ise, Tasarıda “alacaklı...asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” şeklinde ifade edilmiştir. Burada düzenlenen ceza koşulu türüne öğretide “ifaya eklenen (kümülatif) ceza koşulu” denilmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 158 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi ise, Tasarının 178 inci maddesinin ikinci fıkrasına “alacaklı hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça” şeklindeki ibareyle aktarılmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 158 inci maddesinin son fıkrasında kullanılan “akitten rücu etmek hakkını” şeklindeki ibare, Tasarıda “sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu” şeklinde değiştirilmiştir. Burada düzenlenen ceza koşulu türüne öğretide “dönme (veya fesih) cezası” denilmektedir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 178 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 160

C. Cezai şart / I. Alacaklının hakkı / 1. Cezanın sözleşmenin ifasıyla ilişkisi

1 Bir sözleşmenin ifa edilmemesi veya gereği gibi ifa edilmemesi hâli için cezai şart kararlaştırılmışsa, aksi kararlaştırılmadıkça alacaklı ancak ya ifayı ya da cezayı isteyebilir.

2 Ceza, ifa zamanına veya ifa yerine uyulmaması hâli için kararlaştırılmışsa, alacaklı açıkça vazgeçmedikçe veya ifayı çekincesiz kabul etmedikçe, ceza sözleşmenin ifası yanında da istenebilir.

3 Borçluya, cezayı ödeyerek sözleşmeden dönme hakkının kendisine tanınmak istendiğini ispat etme olanağı saklıdır.

Özgün metin (Almanca)

1 Wenn für den Fall der Nichterfüllung oder der nicht richtigen Erfüllung eines Vertrages eine Konventionalstrafe versprochen ist, so ist der Gläubiger mangels anderer Abrede nur berechtigt, entweder die Erfüllung oder die Strafe zu fordern.

2 Wurde die Strafe für Nichteinhaltung der Erfüllungszeit oder des Erfüllungsortes versprochen, so kann sie nebst der Erfüllung des Vertrages gefordert werden, solange der Gläubiger nicht ausdrücklich Verzicht leistet oder die Erfüllung vorbehaltlos annimmt.

3 Dem Schuldner bleibt der Nachweis vorbehalten, dass ihm gegen Erlegung der Strafe der Rücktritt freistehen sollte.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 180

2. Ceza ile zarar arasındaki ilişki

Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile, kararlaştırılan cezanın ifası gerekir.

Alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemez.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 159 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 179 uncu maddesinde, ceza koşulu ile zarar arasındaki ilişki düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 159 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Ceza ile zarar arasındaki münasebet” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Ceza ile zarar arasındaki ilişki” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 179 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 161

C. Cezai şart / I. Alacaklının hakkı / 2. Cezanın zararla ilişkisi

1 Alacaklıya herhangi bir zarar doğmamış olsa dahi, cezai şart muaccel olur.

2 Uğranılan zarar cezanın miktarını aşarsa, alacaklı fazlasını ancak kusuru ispat ettiği ölçüde isteyebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Die Konventionalstrafe ist verfallen, auch wenn dem Gläubiger kein Schaden erwachsen ist.

2 Übersteigt der erlittene Schaden den Betrag der Strafe, so kann der Gläubiger den Mehrbetrag nur so weit einfordern, als er ein Verschulden nachweist.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 181

3. Kısmi ifanın yanması

Ceza koşuluna ilişkin hükümler, dönme durumunda ifa edilmiş olan kısmın alacaklıya kalacağını öngören sözleşmelere de uygulanır.

Taksitle satışa ilişkin hükümler saklıdır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 160 ıncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 180 inci maddesinde, kısmi ifanın yanması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 160 ıncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Fesih hâlinde alacaklının kısmen vukubulan tediyeye müteallik hakları” şeklindeki ibare, Tasarıda “3. Kısmî ifanın yanması” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 180 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 162

C. Cezai şart / I. Alacaklının hakkı / 3. Kısmi ödemelerin cezaya dönüşmesi

1 Dönme hâlinde yapılmış kısmi ödemelerin alacaklıda kalacağına ilişkin anlaşma, cezai şarta ilişkin hükümlere göre değerlendirilir.

2 …[65]

Özgün metin (Almanca)

1 Die Abrede, dass Teilzahlungen im Falle des Rücktrittes dem Gläubiger verbleiben sollen, ist nach den Vorschriften über die Konventionalstrafe zu beurteilen.

2 …[65]

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 182

II. Cezanın miktarı, geçersizliği ve indirilmesi

Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler.

Asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse, cezanın ifası istenemez. Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hâle gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemez.

Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 161 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 181 inci maddesinde, ceza koşulunun miktarı, geçersizliği ve indirilmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 161 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Cezanın butlanı ve tenkisi” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Cezanın miktarı, geçersizliği ve indirilmesi” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 161 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer verilmemekle birlikte, Tasarının 181 inci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen bir cümleyle, ceza koşulunun geçersiz olmasının veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hâle gelmesinin, asıl borcun geçerliliğini etkilemeyeceği kabul edilmiştir. Gerçekten, 818 sayılı Borçlar Kanununun 161 inci maddesinin ikinci fıkrasında sadece asıl borcun geçersiz olması veya imkânsız hâle gelmesi durumu göz önünde tutulduğu hâlde, bağlı borç niteliğindeki ceza koşulunun geçersizliği veya imkânsız hâle gelmesinin göz önünde tutulmaması bir eksiklik olarak görülmüştür.

BEŞİNCİ BÖLÜM Borç İlişkilerinde Taraf Değişiklikleri 818 sayılı Borçlar Kanununda “Beşinci Bap / Alacağın Temliki ve Borcun Nakli” şeklindeki üst başlık, Tasarıda “Beşinci Bölüm / Borç İlişkilerinde Taraf Değişiklikleri” şeklinde değiştirilmiştir.

BİRİNCİ AYIRIM Alacağın Devri Tasarının 182 nci maddesiyle başlayan Birinci Ayırımında “Alacağın Devri” düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 181 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 163

C. Cezai şart / II. Cezanın miktarı, geçersizliği ve indirilmesi

1 Cezai şart taraflarca diledikleri miktarda belirlenebilir.

2 Hukuka veya ahlaka aykırı bir taahhüdü güçlendirmek için kararlaştırılmışsa ve aksine bir anlaşma olmadıkça, ifa borçluya yüklenemeyecek bir sebeple imkânsız hale gelmişse cezai şart istenemez.

3 Aşırı yüksek cezai şartı hâkim, takdirine göre indirir.

Özgün metin (Almanca)

1 Die Konventionalstrafe kann von den Parteien in beliebiger Höhe bestimmt werden.

2 Sie kann nicht gefordert werden, wenn sie ein widerrechtliches oder unsittliches Versprechen bekräftigen soll und, mangels anderer Abrede, wenn die Erfüllung durch einen vom Schuldner nicht zu vertretenden Umstand unmöglich geworden ist.

3 Übermässig hohe Konventionalstrafen hat der Richter nach seinem Ermessen herabzusetzen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Beşinci Bölüm

Borç İlişkilerinde Taraf Değişiklikleri

Birinci Ayırım

Alacağın Devri

A. Koşulları

I. İradi devir

Madde 183

1. Genel olarak

Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir.

Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 162 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 182 nci maddesinde, alacağın iradî devrinin mümkün olduğu durumlar düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 162 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Alacağın Temliki / I. Şartları / 1. Rızaî temlik / a. Cevazı” şeklindeki ibare, Tasarıda “A. Koşulları / I. İradî devir / 1. Genel olarak” şeklinde ifade edilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 182 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 164

A. Alacakların devri / I. Koşulları / 1. İradi devir / a. Caiz olma hâlleri

1 Alacaklı, kanun, sözleşme veya hukuki ilişkinin niteliği engel olmadıkça, kendisine ait bir alacağı borçlunun rızası olmaksızın bir başkasına devredebilir.

2 Devri yasaklayan bir kayıt içermeyen yazılı bir borç ikrarına güvenerek alacağı iktisap eden üçüncü kişiye karşı borçlu, devrin sözleşmeyle yasaklanmış olduğu def'ini ileri süremez.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Gläubiger kann eine ihm zustehende Forderung ohne Einwilligung des Schuldners an einen andern abtreten, soweit nicht Gesetz, Vereinbarung oder Natur des Rechtsverhältnisses entgegenstehen.

2 Dem Dritten, der die Forderung im Vertrauen auf ein schriftliches Schuldbekenntnis erworben hat, das ein Verbot der Abtretung nicht enthält, kann der Schuldner die Einrede, dass die Abtretung durch Vereinbarung ausgeschlossen worden sei, nicht entgegensetzen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 184

2. Şekli

Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.

Alacağın devri sözü verme, şekle bağlı değildir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 163 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 183 üncü maddesinde, alacağın devri sözleşmesinin şekli düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 163 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “b. Akdin şekli” ibaresi, Tasarıda “2. Şekli” olarak değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 163 üncü maddesinin birinci fıkrasında kullanılan olumsuz ifade, Tasarıda alacağın devrinin geçerliliğinin, yazılı şekilde yapılmasına bağlı olduğu belirtilerek, olumlu ifadeye dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 183 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 165

A. Alacakların devri / I. Koşulları / 1. İradi devir / b. Sözleşmenin şekli

1 Devir, geçerliliği için yazılı şekle bağlıdır.

2 Bir devir sözleşmesi yapma yükümlülüğü şekle bağlı olmaksızın kurulabilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Die Abtretung bedarf zu ihrer Gültigkeit der schriftlichen Form.

2 Die Verpflichtung zum Abschluss eines Abtretungsvertrages kann formlos begründet werden.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 185

II. Yasal veya yargısal devir ve etkisi

Alacağın devri kanun veya mahkeme kararı gereğince gerçekleşmişse, bu devir özel bir şekle ve önceki alacaklının rızasını açıklamasına gerek olmaksızın, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 164 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 184 üncü maddesinde, yasal veya yargısal devir ve etkisi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 164 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Kanunî veya kazaî temlik” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Yasal veya yargısal devir ve etkisi” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 184 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 166

A. Alacakların devri / I. Koşulları / 2. Kanun veya hâkim kararı gereği geçiş

Kanun veya mahkeme kararı bir alacağın bir başkasına geçtiğini belirlerse, bu geçiş, önceki alacaklının özel bir şekle veya hatta bir irade beyanına gerek olmaksızın üçüncü kişilere karşı geçerlidir.

Özgün metin (Almanca)

Bestimmen Gesetz oder richterliches Urteil, dass eine Forderung auf einen andern übergeht, so ist der Übergang Dritten gegenüber wirksam, ohne dass es einer besondern Form oder auch nur einer Willenserklärung des bisherigen Gläubigers bedarf.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

B. Devrin hükümleri

I. Borçlunun durumu

Madde 186

1. İyiniyetle yapılan ifa

Borçlu, alacağın devredildiği, devreden veya devralan tarafından kendisine bildirilmemişse, önceki alacaklıya; alacak birkaç kez devredilmişse, son devralan yerine önceki devralanlardan birine iyiniyetle ifada bulunarak borcundan kurtulur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 165 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 185 inci maddesinde, alacağın devrinden sonra, borçlunun eski alacaklıya iyiniyetle yaptığı ifanın hukukî sonucu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 165 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Temlikin hükümleri / 1. Borçlunun vaziyeti / a. Hüsnüniyetle yapılan tediye” şeklindeki ibareler, Tasarıda “B. Devrin hükümleri / I. Borçlunun durumu / 1. İyiniyetle yapılan ifa” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 165 inci maddesinde kullanılan “temlik veya temellük eden” şeklindeki ibare, Tasarıda “devreden veya devralan” şekline; “alacağı temellük edenlerden tercihi lâzım gelen biri var iken diğerine” şeklindeki ibare ise, “son devralan yerine önceki devralanlardan birine” şeklinde ifade edilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 185 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 167

A. Alacakların devri / II. Devrin etkisi / 1. Borçlunun durumu / a. İyiniyetle yapılan ödeme

Borçlu, devreden veya iktisap eden kendisine devri bildirmeden önce, iyiniyetle önceki alacaklıya veya, birden çok devir hâlinde, hakta sonraki bir iktisap edene ödemede bulunursa, geçerli olarak borcundan kurtulmuş olur.

Özgün metin (Almanca)

Wenn der Schuldner, bevor ihm der Abtretende oder der Erwerber die Abtretung angezeigt hat, in gutem Glauben an den frühern Gläubiger oder, im Falle mehrfacher Abtretung, an einen im Rechte nachgehenden Erwerber Zahlung leistet, so ist er gültig befreit.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 187

2. İfadan kaçınma ve tevdi

Kime ait olduğu çekişmeli bulunan bir alacağın borçlusu, ifadan kaçınabilir ve alacağın konusunu hâkim tarafından belirlenen yere tevdi etmekle borçtan kurtulur.

Borçlu, alacağın çekişmeli olduğunu bildiği hâlde ifada bulunursa, bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur.

Dava konusu olan çekişme mahkemece henüz sonuca bağlanmamış ve borç da muaccel ise, taraflardan her biri borçluyu, edimi tevdi etmeye zorlayabilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 166 ncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 186 ncı maddesinde, çekişmeli bir alacağın devri durumunda, borçlunun borcunu ifadan kaçınması ve tevdii düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 166 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “b. Tediyeden imtina ve tevdi” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. İfadan kaçınma ve tevdi” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin ilk iki fıkrasında, borçlunun, alacağın birden çok alacaklı arasında çekişmeli olması durumunda, borcunu onlardan her hangi birine ifa etmek suretiyle borcundan kurtulamaması riskine katlanmasının önlenmesi amaçlanmıştır. Böyle bir durumda borçlunun, çekişmeli alacağı gerçek alacaklı olmadığı sonradan anlaşılan bir kişiye ifa etmesi kendisini borçtan kurtarmayacak, yani aynı borcu yeniden gerçek alacaklıya ifa etmek zorunda kalacaktır.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 186 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 168

A. Alacakların devri / II. Devrin etkisi / 1. Borçlunun durumu / b. Ödemeden kaçınma ve tevdi

1 Bir alacağın kime ait olduğu tartışmalı olduğunda, borçlu ödemeden kaçınabilir ve mahkemeye tevdi ile borcundan kurtulabilir.

2 Borçlu, uyuşmazlıktan haberdar olmasına rağmen ödemede bulunursa, bunu kendi riski altında yapmış olur.

3 Uyuşmazlık mahkemede görülmekte ise ve borç muaccel ise, taraflardan her biri borçluyu tevdiye zorlayabilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Ist die Frage, wem eine Forderung zustehe, streitig, so kann der Schuldner die Zahlung verweigern und sich durch gerichtliche Hinterlegung befreien.

2 Zahlt der Schuldner, obschon er von dem Streite Kenntnis hat, so tut er es auf seine Gefahr.

3 Ist der Streit vor Gericht anhängig und die Schuld fällig, so kann jede Partei den Schuldner zur Hinterlegung anhalten.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 188

3. Borçluya ait savunmalar

Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebilir.

Borçlu, devri öğrendiği anda muaccel olmayan alacağını, devredilen alacaktan önce veya onunla aynı anda muaccel olması koşuluyla borcu ile takas edebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 167 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 187 nci maddesinde, alacağın devri durumunda, borçlunun yapabileceği savunmalar düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 167 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “c. Borçluya ait def’iler” şeklindeki ibare, Tasarıda “3. Borçluya ait savunmalar” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 187 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 169

A. Alacakların devri / II. Devrin etkisi / 1. Borçlunun durumu / c. Borçlunun def'ileri

1 Devredenin alacağına karşı ileri sürülebilecek def'iler, borçlu devirden haberdar olduğu sırada zaten mevcut idiyseler, iktisap edene karşı da ileri sürülebilir.

2 Borçlunun bir karşı alacağı bu zamanda henüz muaccel olmamışsa, devredilen alacaktan daha geç muaccel olmamış olması koşuluyla, yine de takas için ileri sürülebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Einreden, die der Forderung des Abtretenden entgegenstanden, kann der Schuldner auch gegen den Erwerber geltend machen, wenn sie schon zu der Zeit vorhanden waren, als er von der Abtretung Kenntnis erhielt.

2 Ist eine Gegenforderung des Schuldners in diesem Zeitpunkt noch nicht fällig gewesen, so kann er sie dennoch zur Verrechnung bringen, wenn sie nicht später als die abgetretene Forderung fällig geworden ist.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 189

II. Öncelik hakları ve bağlı hakların geçişi

Alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer.

Asıl alacakla birlikte işlemiş faizler de devredilmiş sayılır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 168 inci maddesini kısmen karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 188 inci maddesinde, alacağın devri durumunda, öncelik hakları ve bağlı hakların devralana geçmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 168 inci maddesinin ikinci fıkrası, Tasarının 189 uncu maddesinde ayrıca düzenlendiği için, madde metnine alınmamıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 168 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Fer’î hakların ve senetlerin ve esbabı sübutiyenin devri” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Öncelik hakları ve bağlı hakların geçişi” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 168 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “rüçhan hakları ve diğer müteferri haklar” şeklindeki ibare, Tasarıda “öncelik hakları ve bağlı haklar” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 168 inci maddesinin son fıkrasında kullanılan “gecikmiş faizler” şeklindeki ibare, Tasarıda “işlemiş faizler” şeklinde düzeltilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 188 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 170

A. Alacakların devri / II. Devrin etkisi / 2. Rüçhan ve fer'i hakların, belgelerin ve delillerin geçişi

1 Alacakla birlikte, münhasıran devredenin şahsına bağlı olanlar hariç, rüçhan hakları ve fer'i haklar da geçer.

2 Devreden, iktisap edene borç senedini ve mevcut tüm delilleri teslim etmek ve alacağın ileri sürülmesi için gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür.

3 Asıl alacakla birlikte birikmiş faizlerin de iktisap edene geçtiği karine olarak kabul edilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Mit der Forderung gehen die Vorzugs- und Nebenrechte über, mit Ausnahme derer, die untrennbar mit der Person des Abtretenden verknüpft sind.

2 Der Abtretende ist verpflichtet, dem Erwerber die Schuldurkunde und alle vorhandenen Beweismittel auszuliefern und ihm die zur Geltendmachung der Forderung nötigen Aufschlüsse zu erteilen.

3 Es wird vermutet, dass mit der Hauptforderung auch die rückständigen Zinse auf den Erwerber übergehen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 190

III. Senet ve belgelerin teslimi ve bilgi verilmesi

Devreden, devralana alacak senedi ile elinde bulunan ispatla ilgili diğer belgeleri teslim etmek ve alacağını ileri sürebilmesi için gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasını karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 189 uncu maddesinde, alacağın devri durumunda, senetlerin ve ispatla ilgili diğer belgelerin devralana teslimi ve bilgi verilmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 168 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Fer’i hakların ve senetlerin ve esbabı sübutiyenin devri” şeklindeki ibare, Tasarıda “III. Senet ve belgelerin teslimi ve bilgi verilmesi” şekline dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 189 gerekçesi

IV. Garanti

Madde 191

1. Genel olarak

Alacak, bir edim karşılığında devredilmişse devreden, devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmiş olur.

Alacak bir edim karşılığı olmaksızın devredilmiş ya da kanun gereğince başkasına geçmişse, devreden veya önceki alacaklı, alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu değildir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 169 uncu maddesi ile 171 inci maddesinin ikinci fıkrasını karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 190 ıncı maddesinde, alacağın devrinde, devredenin devralana kanuna göre vermiş sayıldığı garanti düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 169 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Zamân / a. Umumiyet itibariyle” şeklindeki ibare, Tasarıda “IV. Garanti / 1. Genel olarak” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 169 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, birbirleriyle ilişkili olduğu göz önünde tutularak, Tasarının 190 ıncı maddesinin birinci fıkrasında birleştirilerek, tek fıkraya dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 169 uncu maddesinin ikinci fıkrasından farklı olarak, Tasarının 190 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, borçlunun ödeme gücüne sahip olduğu konusunda devredenin özel bir taahhütte bulunmasına gerek görülmemiştir. Buna göre, alacağın bir edim karşılığında devredilmiş olması durumunda, devredenin, alacağını devrettiği sırada bu alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti ettiği kabul edilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 171 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen durumun, devredenin garanti sorumluluğu ile ilgili olduğu göz önünde tutularak, bu fıkra, Tasarının 190 ıncı maddesinin ikinci fıkrası olarak düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 190 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 173

A. Alacakların devri / II. Devrin hükmü / 3. Tekeffül / c. Sorumluluğun kapsamı

1 Devreden, tekeffül gereği yalnızca aldığı karşı edim ile bunun faizlerinden ve ayrıca devir giderleri ile borçluya karşı sonuçsuz kalan takip giderlerinden sorumludur.

2 Bir alacak kanun gereği başka birine geçerse, önceki alacaklı ne alacağın mevcudiyetinden ne de borçlunun ödeme gücünden sorumlu olur.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Abtretende haftet vermöge der Gewährleistung nur für den empfangenen Gegenwert nebst Zinsen und überdies für die Kosten der Abtretung und des erfolglosen Vorgehens gegen den Schuldner.

2 Geht eine Forderung von Gesetzes wegen auf einen andern über, so haftet der bisherige Gläubiger weder für den Bestand der Forderung noch für die Zahlungsfähigkeit des Schuldners.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 192

2. İfaya yönelik devir

Alacaklı, alacağını borcu ifaya yönelik olarak devretmekle birlikte borca mahsup edilecek miktarı belirlememişse devralan, ancak borçludan aldığı veya gereken özeni gösterseydi alabilecek olduğu miktarı, kendi alacağına mahsup etmek zorundadır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 170 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 191 inci maddesinde, ifa uğruna devir düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 170 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “b. Tediye makamına yapılan temlik” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. İfaya yönelik devir” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 170 inci maddesinde kullanılan “temellük eden” şeklindeki ibare, Tasarıda “devralan” şekline dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 191 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 172

A. Alacakların devri / II. Devrin hükmü / 3. Tekeffül / b. Ödeme yerine devirde

Bir alacaklı, mahsup edileceği miktar belirlenmeksizin alacağını ödeme amacıyla devretmişse, devralan ancak borçludan aldığı veya gerekli özeni göstermesi hâlinde alabileceği miktarı hesaba katmak zorundadır.

Özgün metin (Almanca)

Hat ein Gläubiger seine Forderung zum Zwecke der Zahlung abgetreten ohne Bestimmung des Betrages, zu dem sie angerechnet werden soll, so muss der Erwerber sich nur diejenige Summe anrechnen lassen, die er vom Schuldner erhält oder bei gehöriger Sorgfalt hätte erhalten können.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 193

3. Sorumluluğun kapsamı

Devralan garanti ile yükümlü olan devredenden aşağıdaki istemlerde bulunabilir:

1. İfa ettiği karşı edimin faizi ile birlikte geri verilmesini.

2. Devrin sebep olduğu giderleri.

3. Borçluya karşı devraldığı alacağı elde etmek için yaptığı ve sonuçsuz girişimlerin yol açtığı giderleri.

4. Devreden kusursuzluğunu ispat etmedikçe uğradığı diğer zararlarını.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 171 inci maddesinin birinci fıkrasını karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkraya bağlı dört bentten oluşan 192 nci maddesinde, alacağın devrinde, devredenin sorumluluğunun kapsamı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 171 inci maddesinde devredenin sorumluluğu tek fıkra olarak düzenlendiği hâlde, Tasarının 192 nci maddesinde dört bent hâlinde düzenlenmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 171 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “c. Zamânın şümulü” şeklindeki ibare, Tasarıda “3. Sorumluluğun kapsamı” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 171 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “Temlik eden zamân ile mükellef ise” şeklindeki ibare, Tasarıda “Devralan garanti ile yükümlü olan devredenden” şekline; 818 sayılı Borçlar Kanununun 171 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “resülmal ve faiz olarak almış olduğu miktar nispetinde” şeklindeki ibare ise, Tasarının 192 nci maddesinin (1) numaralı bendinde “İfa ettiği karşı edimin faizi ile birlikte geri verilmesini” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 171 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, Tasarının 192 nci maddesinin (2) ve (3) numaralı bentlerinde ayrı ayrı düzenlenmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, Tasarının 192 nci maddesinin (4) numaralı bendi olarak eklenen yeni bir hükümle, devredenin kusursuzluğunu ispat edememesi durumunda, devralanın uğradığı ve maddede öngörülenleri aştığını ispat ettiği diğer zararlarını da gidermekle yükümlü olduğu kabul edilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 192 gerekçesi

C. Özel hükümlerin saklılığı

Madde 194

Bazı hakların devrine özgü olarak kanunla konulmuş bulunan hükümler saklıdır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 172 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 193 üncü maddesinde, özel hükümlerin saklılığı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 172 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Hususî kaidelerin mahfuziyeti” şeklindeki ibare, Tasarıda “C. Özel hükümlerin saklılığı” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İKİNCİ AYIRIM Borcun Üstlenilmesi Tasarının 200 üncü maddesiyle başlayan İkinci Ayırımında “Borcun Üstlenilmesi” düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 193 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 174

A. Alacakların devri / III. Özel hükümler

Kanunun alacakların devri için özel hükümler öngördüğü hâllerde bu hükümler saklıdır.

Özgün metin (Almanca)

Wo das Gesetz für die Übertragung von Forderungen besondere Bestimmungen aufstellt, bleiben diese vorbehalten.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

İkinci Ayırım

Borcun Üstlenilmesi

A. İç üstlenme sözleşmesi

Madde 195

Borçlu ile iç üstlenme sözleşmesi yapan kişi, borcu bizzat ifa ederek veya alacaklının rızasıyla borcu üstlenerek, borçluyu borcundan kurtarma yükümlülüğü altına girmiş olur.

Borçlu, iç üstlenme sözleşmesinden doğan borçlarını ifa etmedikçe, diğer taraftan yükümlülüğünü yerine getirmesini isteyemez.

Borçlu, borcundan kurtarılmamışsa, diğer taraftan güvence isteyebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 173 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 194 üncü maddesinde, iç üstlenme sözleşmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 173 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “1. Borçlu ve borcun nakli müteahhidi” şeklindeki ibareler, Tasarıda “A. İç üstlenme sözleşmesi” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 173 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile diğer maddelerinde kullanılan “borcun nakli müteahhidi” şeklindeki ibare, Tasarıda “borcu üstlenen” veya kısaca “üstlenen” şeklinde ifade edilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 194 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 175

B. Borcun yüklenilmesi / I. Borçlu ve borcu yüklenen

1 Bir borçluya borcunu yükleneceğini vaat eden kimse, ister alacaklıyı tatmin ederek isterse alacaklının onayıyla onun yerine kendisini alacaklının borçlusu kılarak, borçluyu borçtan kurtarmakla yükümlü olur.

2 Yüklenen, borçlunun kendisine karşı, borcun yüklenilmesi sözleşmesinin dayandığı yükümlülükleri yerine getirmediği sürece, bu yükümlülüğü yerine getirmeye zorlanamaz.

3 Eski borçlunun borçtan kurtarılması gerçekleşmezse, eski borçlu yeni borçludan güvence isteyebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Wer einem Schuldner verspricht, seine Schuld zu übernehmen, verpflichtet sich, ihn von der Schuld zu befreien, sei es durch Befriedigung des Gläubigers oder dadurch, dass er sich an seiner Statt mit Zustimmung des Gläubigers zu dessen Schuldner macht.

2 Der Übernehmer kann zur Erfüllung dieser Pflicht vom Schuldner nicht angehalten werden, solange dieser ihm gegenüber den Verpflichtungen nicht nachgekommen ist, die dem Schuldübernahmevertrag zugrunde liegen.

3 Unterbleibt die Befreiung des alten Schuldners, so kann dieser vom neuen Schuldner Sicherheit verlangen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

B. Dış üstlenme sözleşmesi

Madde 196

I. Öneri ve kabul

Borçlunun yerine yenisinin geçmesi ve borcundan kurtarılması, borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılacak sözleşmeyle olur.

İç üstlenme sözleşmesinin, üstlenen veya onun izni ile borçlu tarafından alacaklıya bildirilmesi, dış üstlenme sözleşmesinin yapılmasına ilişkin öneri anlamına gelir.

Alacaklının kabulü açık veya örtülü olabilir. Alacaklı, çekince ileri sürmeksizin üstlenenin ifasını kabul eder veya onun borçlu sıfatı ile yaptığı diğer herhangi bir işleme rıza gösterirse, borcun üstlenilmesini kabul etmiş sayılır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 174 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 195 inci maddesinde, dış üstlenme sözleşmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 174 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Nakil müteahhidi ile borçlu arasındaki akit / 1. İcap ve kabul” şeklindeki ibare, Tasarıda “B. Dış üstlenme sözleşmesi / I. Öneri ve kabul” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 195 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 176

B. Borcun yüklenilmesi / II. Alacaklı ile sözleşme / 1. Öneri ve kabul

1 Bir borcu yüklenenin, eski borçlunun yerine geçerek ve onu borçtan kurtararak borç ilişkisine girmesi, yüklenen ile alacaklı arasındaki sözleşme yoluyla gerçekleşir.

2 Yüklenenin önerisi, kendisinin veya yetkisiyle eski borçlunun, alacaklıya borcun yüklenildiğini bildirmesiyle yapılabilir.

3 Alacaklının kabul beyanı açıkça yapılabileceği gibi durumdan da anlaşılabilir ve alacaklının çekince koymaksızın yüklenenden bir ödeme kabul etmesi veya borçluya ait başka bir işleme onay vermesi hâlinde kabul karine olarak var sayılır.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Eintritt eines Schuldübernehmers in das Schuldverhältnis an Stelle und mit Befreiung des bisherigen Schuldners erfolgt durch Vertrag des Übernehmers mit dem Gläubiger.

2 Der Antrag des Übernehmers kann dadurch erfolgen, dass er, oder mit seiner Ermächtigung der bisherige Schuldner, dem Gläubiger von der Übernahme der Schuld Mitteilung macht.

3 Die Annahmeerklärung des Gläubigers kann ausdrücklich erfolgen oder aus den Umständen hervorgehen und wird vermutet, wenn der Gläubiger ohne Vorbehalt vom Übernehmer eine Zahlung annimmt oder einer anderen schuldnerischen Handlung zustimmt.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 197

II. Önerinin bağlayıcılığı

Borcun üstlenilmesine ilişkin öneri alacaklı tarafından her zaman kabul edilebilir. Ancak, üstlenen veya önceki borçlu, kabul için bir süre koyabilir. Alacaklı bu sürenin bitimine kadar susarsa, öneri reddedilmiş sayılır.

Önerinin alacaklı tarafından kabul edilmesinden önce yeni bir iç üstlenme sözleşmesi yapılır ve bu ikinci üstlenmeye ilişkin olarak alacaklıya öneride bulunulursa, ilk öneride bulunan, önerisi ile bağlı olmaktan kurtulur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 175 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 196 ncı maddesinde, dış üstlenme sözleşmesinin kurulması için yapılmış olan önerinin bağlayıcılığı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 175 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. İptal olunan icap” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Önerinin bağlayıcılığı” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 175 inci maddesinin birinci fıkrası iki cümleden, Tasarının 196 ncı maddesinin birinci fıkrası ise, üç cümleden oluşmaktadır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 196 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 177

B. Borcun yüklenilmesi / II. Alacaklı ile sözleşme / 2. Önerinin ortadan kalkması

1 Alacaklı tarafından kabul her zaman gerçekleşebilir; ancak yüklenen ile eski borçlu, alacaklıya kabul için bir süre belirleyebilir; bu sürenin geçmesinden sonra alacaklının susması hâlinde kabulün reddedilmiş sayılır.

2 Alacaklı tarafından kabulden önce yeni bir borç yüklenilmesi kararlaştırılır ve yeni yüklenen de alacaklıya öneride bulunursa, önceki yüklenen borçtan kurtulur.

Özgün metin (Almanca)

1 Die Annahme durch den Gläubiger kann jederzeit erfolgen, der Übernehmer wie der bisherige Schuldner können jedoch dem Gläubiger für die Annahme eine Frist setzen, nach deren Ablauf die Annahme bei Stillschweigen des Gläubigers als verweigert gilt.

2 Wird vor der Annahme durch den Gläubiger eine neue Schuldübernahme verabredet und auch von dem neuen Übernehmer dem Gläubiger der Antrag gestellt, so wird der vorhergehende Übernehmer befreit.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

C. Borçlunun değişmesinin sonuçları

Madde 198

I. Bağlı hak ve borçlar

Borçlu değişmiş olsa bile, alacaklının borçlunun kişiliğine özgü olanlar dışındaki bağlı hakları saklı kalır.

Bununla birlikte borcun güvencesi olarak rehin veren üçüncü kişinin ve kefilin sorumlulukları, ancak onların borcun üstlenilmesine yazılı olarak rıza göstermeleri hâlinde devam eder.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 176 ncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 197 nci maddesinde, borçlunun değişmesinin, bağlı hak ve borçlar üzerindeki etkisi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 176 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Borçlunun değişmesinin hükmü / 1. Borcun ferileri” şeklindeki ibare, Tasarıda “C. Borçlunun değişmesinin sonuçları / I. Bağlı hak ve borçlar” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 176 ncı maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “müteferri haklar” şeklindeki ibare, Tasarıda “bağlı haklar” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 176 ncı maddesinin ikinci fıkrasında, aynı borç için rehin veren üçüncü kişi ve kefilin, borcun üstlenilmesine razı oldukları takdirde, sorumluluklarının devam edeceği öngörülmekte; ancak bu rızanın şekline ilişkin bir açıklık bulunmamaktadır. Tasarının 197 nci maddesinin ikinci fıkrasında ise, bu rızanın yazılı şekilde verilmesi, rehin veren üçüncü kişi ve kefilin, borcun üstlenilmesinden sonra da alacaklıya karşı sorumluluklarının devam etmesinin geçerlilik koşulu olarak öngörülmektedir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 197 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 178

B. Borcun yüklenilmesi / III. Borçlu değişikliğinin hükmü / 1. Fer'î haklar

1 Fer'î haklar, eski borçlunun şahsına ayrılmaz biçimde bağlı olmadıkça, borçlu değişikliğinden etkilenmez.

2 Ancak üçüncü kişiler tarafından tesis edilen rehinler ile kefiller, ancak rehin veren veya kefil borcun yüklenilmesine onay vermişse alacaklıya karşı sorumlu olmaya devam eder.

Özgün metin (Almanca)

1 Die Nebenrechte werden vom Schuldnerwechsel, soweit sie nicht mit der Person des bisherigen Schuldners untrennbar verknüpft sind, nicht berührt.

2 Von Dritten bestellte Pfänder sowie die Bürgen haften jedoch dem Gläubiger nur dann weiter, wenn der Verpfänder oder der Bürge der Schuldübernahme zugestimmt hat.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 199

II. Savunmalar

Üstlenilen borca ilişkin savunmaları ileri sürme hakkı, yeni borçluya geçer.

Dış üstlenme sözleşmesinden aksi anlaşılmadıkça yeni borçlu, alacaklıya karşı önceki borçlunun ileri sürebileceği kişisel savunmalarda bulunamaz.

Yeni borçlu, iç üstlenme sözleşmesinden kaynaklanan savunmaları alacaklıya karşı ileri süremez.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 177 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 198 inci maddesinde, üstlenilen borca ilişkin savunmaları ileri sürme hakkı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 177 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. İstisnalar” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Savunmalar” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “Nakledilen borca müteferri hakları dermeyan etmek hakkı” şeklindeki ibare, Tasarıda kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 179 uncu maddesinin birinci fıkrasına uygun olarak, “Üstlenilen borca ilişkin savunmaları ileri sürme hakkı” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 177 nci maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “alacaklı ile yapılan akitten hilâfı anlaşılmadıkça” şeklindeki ibare, Tasarıda “Dış üstlenme sözleşmesinden aksi anlaşılmadıkça” şeklinde kaleme alınmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 177 nci maddesinin son fıkrasında kullanılan “borcun naklini tevlit etmiş olan hâdiseler dolayısıyla evvelki borçluya karşı dermeyan edebileceği def’ileri” şeklindeki ibare, Tasarıda “iç üstlenme sözleşmesinden kaynaklanan savunmaları” şeklinde kısaltılmıştır.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 198 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 179

B. Borcun üstlenilmesi / III. Borçlu değişikliğinin etkisi / 2. Def'iler

1 Borç ilişkisinden doğan def'iler, eski borçluya olduğu gibi yeni borçluya da aittir.

2 Eski borçlunun alacaklıya karşı şahsen sahip olduğu def'ileri, yeni borçlu, kendisiyle yapılan sözleşmeden aksi anlaşılmadıkça, alacaklıya karşı ileri süremez.

3 Üstlenen, borcun üstlenilmesine dayanak olan hukuki ilişkiden borçluya karşı sahip olduğu def'ileri alacaklıya karşı ileri süremez.

Özgün metin (Almanca)

1 Die Einreden aus dem Schuldverhältnis stehen dem neuen Schuldner zu wie dem bisherigen.

2 Die Einreden, die der bisherige Schuldner persönlich gegen den Gläubiger gehabt hat, kann der neue Schuldner diesem, soweit nicht aus dem Vertrag mit ihm etwas anderes hervorgeht, nicht entgegenhalten.

3 Der Übernehmer kann die Einreden, die ihm gegen den Schuldner aus dem der Schuldübernahme zugrunde liegenden Rechtsverhältnisse zustehen, gegen den Gläubiger nicht geltend machen.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

D. Sözleşmenin hükümsüzlüğü

Madde 200

Dış üstlenme sözleşmesi hükümsüz hâle gelirse, iyiniyetli üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak üzere, eski borç bütün bağlı borçlarıyla birlikte varlığını sürdürür.

Bundan başka, borcu üstlenen üstlenme sözleşmesinin hükümsüz hâle gelmesinde ve alacaklının zarara uğramasında kendisine bir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklı, önceden sağlanmış güvenceyi yitirmesi yüzünden veya başka herhangi bir sebeple uğradığı zararın giderilmesini üstlenenden isteyebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 178 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 199 uncu maddesinde, dış üstlenme sözleşmesinin hükümsüzlüğünün hukukî sonuçları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 178 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “IV. Akdin iptali” şeklindeki ibare, Tasarıda “D. Sözleşmenin hükümsüzlüğü” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 178 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “Borcun nakli mukavelesi iptal edildiği hâlde” şeklindeki ibare, Tasarıda “Dış üstlenme sözleşmesi hükümsüz hâle gelirse” şekline; 818 sayılı Borçlar Kanununda kullanılan “evvelki borç, bütün ferileriyle birlikte avdet eder.” şeklindeki ibare ise, Tasarıda “eski borç, bütün bağlı borçlarıyla birlikte varlığını sürdürür.” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 178 inci maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “akdin iptali ve ika olunan zarar kendisine isnat olunamayacağını nakil müteahhidi ispat edemez ise” şeklindeki ibare, Tasarıda “borcu üstlenen, üstlenme sözleşmesinin hükümsüz hâle gelmesinde ve alacaklının zarara uğramasında kendisine bir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe” şeklinde ifade edilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 199 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 180

B. Borcun üstlenilmesi / IV. Borç üstlenme sözleşmesinin geçersiz kalması

1 Üstlenme sözleşmesi geçersiz kalırsa, iyiniyetli üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak kaydıyla, eski borçlunun borcu bütün fer'i haklarıyla birlikte yeniden doğar.

2 Bunun dışında alacaklı, üstlenen kişiden, borç üstlenmenin geçersiz kalması ve alacaklının bu yüzden zarar görmesi konusunda kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat edemediği ölçüde, daha önce elde edilmiş güvencelerin kaybı gibi nedenlerle uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Fällt ein Übernahmevertrag als unwirksam dahin, so lebt die Verpflichtung des frühern Schuldners mit allen Nebenrechten, unter Vorbehalt der Rechte gutgläubiger Dritter, wieder auf.

2 Ausserdem kann der Gläubiger von dem Übernehmer Ersatz des Schadens verlangen, der ihm hiebei infolge des Verlustes früher erlangter Sicherheiten od. dgl. entstanden ist, insoweit der Übernehmer nicht darzutun vermag, dass ihm an dem Dahinfallen der Schuldübernahme und an der Schädigung des Gläubigers keinerlei Verschulden zur Last falle.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

E. Borca katılma

Madde 201

Borca katılma, mevcut bir borca borçlunun yanında yer almak üzere, katılan ile alacaklı arasında yapılan ve katılanın, borçlu ile birlikte borçtan sorumlu olması sonucunu doğuran bir sözleşmedir.

Borca katılan ile borçlu, alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olurlar.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “E. Borca katılma” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının iki fıkradan oluşan 200 üncü maddesinde, borca katılma düzenlenmektedir.

Borç ilişkilerinde, taraf değişikliği her zaman alacaklı veya borçlu tarafın değişmesi şeklinde gerçekleşmemekte, bunlar yanında mevcut bir borca borçlunun yanında yer almak üzere üçüncü bir kişinin de katılması şeklinde de ortaya çıkmaktadır.

Bilindiği gibi, borcun üstlenilmesi sonucunda eski borçlu borcundan kurtulmakta, onun yerini yeni borçlu almaktadır. Borca katılmada ise, borçlu borcundan kurtulmamakta, “katılan” da borçlu ile birlikte aynı borçtan müteselsilen sorumlu olmaktadır. Uygulamada sıkça karşılaşılan borca katılmanın, yasal bir düzenlemeye kavuşturulması yerinde görülmüştür.

Maddenin birinci fıkrasında, borca katılma tanımlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, borca katılan ile borçlunun, alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu oldukları belirtilmektedir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 200 gerekçesi

F. Malvarlığının veya işletmenin devralınması

Madde 202

Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur.

Bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre, muaccel borçlar için, bildirme veya duyuru tarihinden; daha sonra muaccel olacak borçlar için ise, muacceliyet tarihinden işlemeye başlar.

Borçların bu yoldan üstlenilmesinin sonuçları, dış üstlenme sözleşmesinden doğan sonuçlarla özdeştir.

Bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğü devralan tarafından yerine getirilmedikçe, ikinci fıkrada öngörülen iki yıllık süre işlemeye başlamaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 179 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının dört fıkradan oluşan 201 inci maddesinde, malvarlığının veya işletmenin devralınması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 179 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “V. Bir mâmelekin veya işletmenin devralınması” şeklindeki ibare, Tasarıda “F. Malvarlığının veya işletmenin devralınması” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun iki fıkradan oluşan 179 uncu maddesi, Tasarının 201 inci maddesinde dört fıkraya bölünerek düzenlenmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 179 uncu maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “bunu alacaklılara ihbar veya gazetelerde ilân ettiği tarihten itibaren” şeklindeki ibare, Tasarıda “bunu alacaklılara bildirdiği veya ticarî işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilânla duyurduğu tarihten başlayarak” şeklinde değiştirilmiştir. Böylece, devralanın bu devri tirajı düşük veya yerel bir basım organında ilân etmek suretiyle, alacaklıların zarara uğramasının önlenmesi amaçlanmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 179 uncu maddesinin son fıkrasında kullanılan “tek bir borcun nakli akdinden” şeklindeki ibare, Tasarının 201 inci maddesinin üçüncü fıkrasında “dış üstlenme sözleşmesinden” şekline dönüştürülmüştür.

Tasarının 201 inci maddesine son fıkra olarak eklenen yeni bir hükümle, devralanın, bildirme veya ilânla duyurma yükümlülüğünü yerine getirmedikçe, maddenin ikinci fıkrasında öngörülen iki yıllık sürenin işlemeye başlamayacağı kabul edilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 201 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 181

B. Borcun üstlenilmesi / V. Bir malvarlığının veya bir işletmenin devralınması

1 Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleriyle birlikte devralan kimse, devralma alacaklılara devralan tarafından bildirilir veya kamuya açık yayın organlarında ilan edilir edilmez, buna bağlı borçlardan dolayı alacaklılara karşı kendiliğinden borçlu olur.

2 Bununla birlikte eski borçlu, yeni borçluyla birlikte, muaccel alacaklar bakımından bildirim veya ilan tarihinden, daha sonra muaccel olacak alacaklar bakımından ise muacceliyetin gerçekleştiği tarihten itibaren işlemeye başlayan üç yıl süreyle müteselsilen sorumlu kalır.[66]

3 Bunun dışında bu borç üstlenmesi, tek bir borcun üstlenilmesiyle aynı etkiye sahiptir.

4 Ticaret siciline kayıtlı ticaret şirketlerinin, kooperatiflerin, derneklerin, vakıfların ve tek kişilik işletmelerin malvarlığının veya işletmesinin devralınması, 3 Ekim 2003 tarihli Birleşme Kanunu[67] hükümlerine tabidir.[68]

Özgün metin (Almanca)

1 Wer ein Vermögen oder ein Geschäft mit Aktiven und Passiven übernimmt, wird den Gläubigern aus den damit verbundenen Schulden ohne weiteres verpflichtet, sobald von dem Übernehmer die Übernahme den Gläubigern mitgeteilt oder in öffentlichen Blättern ausgekündigt worden ist.

2 Der bisherige Schuldner haftet jedoch solidarisch mit dem neuen noch während dreier Jahre, die für fällige Forderungen mit der Mitteilung oder der Auskündigung und bei später fällig werdenden Forderungen mit Eintritt der Fälligkeit zu laufen beginnen.[66]

3 Im übrigen hat diese Schuldübernahme die gleiche Wirkung wie die Übernahme einer einzelnen Schuld.

4 Die Übernahme des Vermögens oder des Geschäfts von Handelsgesellschaften, Genossenschaften, Vereinen, Stiftungen und Einzelunternehmen, die im Handelsregister eingetragen sind, richtet sich nach den Vorschriften des Fusionsgesetzes vom 3. Oktober 2003[67].[68]

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

G. İşletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi

Madde 203

Bir işletme, başka bir işletme ile aktif ve pasiflerin karşılıklı olarak devralınması ya da birinin diğerine katılması yoluyla birleştirilirse, her iki işletmenin alacaklıları, bir malvarlığının devralınmasından doğan haklara sahip olup, bütün alacaklarını yeni işletmeden alabilirler.

Bir tek kişiye ait olup da, kollektif veya komandit ortaklık hâline dönüştürülen bir işletmenin borçları hakkında da aynı hüküm uygulanır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 180 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 202 nci maddesinde, işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 180 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “VI. Bir işletmenin diğerleriyle birleşmesi ve şeklini değiştirmesi” şeklindeki ibare, Tasarıda “G. İşletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi” şeklinde ifade edilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 180 inci maddesinin birinci fıkrasında, sadece iki işletmenin karşılıklı olarak aktif ve pasifleriyle birlikte devralınması suretiyle birleştirilmesi düzenlendiği hâlde, Tasarının 202 nci maddesinin birinci fıkrasında, bu tür birleştirme yanında, bir işletmenin diğer bir işletmeye katılması yoluyla birleştirme de düzenlenmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 180 inci maddesinin son fıkrasında kullanılan “hakikî veya hükmî tek bir şahsa ait olup da” şeklindeki ibare, “kişi” kavramının hem gerçek hem de tüzel kişiyi belirttiği göz önünde tutularak, Tasarıda “Bir tek kişiye ait olup da” şeklinde kısaltılmıştır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 202 gerekçesi

H. Özel hükümlerin saklılığı

Madde 204

Mirasın paylaşılması ve rehinli taşınmazların devri konusundaki borcun üstlenilmesine ilişkin özel hükümler saklıdır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 181 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 203 üncü maddesinde, özel hükümlerin saklılığı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 181 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “VII. Taksim hâlinde ve gayrimenkulün satımı hâlinde” şeklindeki ibare, maddenin içeriğine daha uygun olduğu göz önünde tutularak, Tasarıda “H. Özel hükümlerin saklılığı” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

ÜÇÜNCÜ AYIRIM Sözleşmenin Devri ve Sözleşmeye Katılma Tasarının 204 üncü maddesiyle başlayan Üçüncü Ayırımında, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “Sözleşmenin Devri ve Sözleşmeye Katılma” iki madde hâlinde düzenlenmiştir.

Gerçekten, bazı hukuk düzenlerinde, meselâ İtalyan Medenî Kanununun 1406 ilâ 1410 uncu maddelerinde de, bu kurumlara yer verildiği görülmektedir. Türk öğreti ve uygulamasında, sözleşmenin devri ve sözleşmeye katılma açıkça kabul edilmiştir. Hattâ bazı kanunlarda, meselâ 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 66 ncı maddesi ile 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun 16 ncı maddesinde, sözleşmenin devri düzenlenmiştir. Bu durum karşısında, temel bir kanun olan Türk Borçlar Kanununda da aynı kurumların düzenlenmesi zorunlu görülmüştür. İsviçre ve Alman hukukunda da, bu konuda yasal bir düzenleme mevcut olmamakla birlikte, sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde, sözleşmenin devrinin ve sözleşmeye katılmanın geçerli olduğu kabul edilmektedir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 203 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 183

B. Borcun üstlenilmesi / VII. Miras paylaşımı ve taşınmaz satımı

Miras paylaşımında ve rehinli taşınmazların devrinde borcun üstlenilmesine ilişkin özel hükümler saklıdır.

Özgün metin (Almanca)

Die besondern Bestimmungen betreffend die Schuldübernahme bei Erbteilung und bei Veräusserung verpfändeter Grundstücke bleiben vorbehalten.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Üçüncü Ayırım

Sözleşmenin Devri ve Sözleşmeye Katılma

A. Sözleşmenin devri

Madde 205

Sözleşmenin devri, sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşmadır.

Sözleşmeyi devralan ile devreden arasında yapılan ve sözleşmede kalan diğer tarafça önceden verilen izne dayanan veya sonradan onaylanan anlaşma da, sözleşmenin devri hükümlerine tabidir.

Sözleşmenin devrinin geçerliliği, devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır.

Kanundan doğan halefiyet hâlleri ile diğer özel hükümler saklıdır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “A. Sözleşmenin devri“ kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının dört fıkradan oluşan 204 üncü maddesinde, sözleşmenin devri düzenlenmektedir.

Bu sözleşmeyle, devir konusu sözleşmeden doğan bütün haklar ve borçlar bir üçüncü kişiye devredilmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, sözleşmenin devri, sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşma olarak tanımlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında, sözleşmeyi devralan ile devreden arasında yapılan ve sözleşmede kalan diğer tarafça önceden verilen izne dayanan veya sonradan onaylanan anlaşma ile de sözleşmenin devrinin gerçekleşebileceği belirtilmektedir.

Maddenin üçüncü fıkrasında, sözleşmenin devrinin geçerliliğinin, devredilen sözleşmenin şekline bağlı olduğu ifade edilmektedir. Alacağın devrinde âdi yazılı şeklin yeterli olmasına ve borcun dış üstlenilmesinde ise, her hangi bir geçerlilik şekli aranmamasına karşılık, sözleşmenin devri, sözleşmenin tarafı olma hukukî konumunun bir bütün olarak devir konusu yapıldığı göz önünde tutularak, devir konusu sözleşmeyle aynı geçerlilik şekline bağlı tutulmuştur.

Maddenin son fıkrasında ise, kanundan doğan halefiyet hâlleri ile diğer özel hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 204 gerekçesi

B. Sözleşmeye katılma

Madde 206

Sözleşmeye katılma, mevcut bir sözleşmeye taraflardan birinin yanında yer almak üzere, katılan ile bu sözleşmenin tarafları arasında yapılan ve katılanın, yanında yer aldığı tarafla birlikte, onun hak ve borçlarına sahip olması sonucunu doğuran bir anlaşmadır.

Anlaşmada aksi kararlaştırılmamışsa, sözleşmeye katılan ile yanında yer aldığı taraf, sözleşmenin diğer tarafına karşı müteselsilen alacaklı ve borçlu olurlar.

Sözleşmeye katılmanın geçerliliği, katılma konusu sözleşmenin şekline bağlıdır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “B. Sözleşmeye katılma” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının üç fıkradan oluşan 205 inci maddesinde, sözleşmeye katılma düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, sözleşmeye katılma, mevcut bir sözleşmeye taraflardan birinin yanında yer almak üzere katılan ile bu sözleşmenin tarafları arasında yapılan ve katılanın, yanında yer aldığı tarafla birlikte, onun hak ve borçlarına sahip olması sonucunu doğuran bir anlaşma olarak tanımlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında, anlaşmada aksi kararlaştırılmamışsa, sözleşmeye katılan ile yanında yer alan tarafın, sözleşmenin diğer tarafına karşı müteselsilen alacaklı ve borçlu olduğu kabul edilmiştir. Ancak, emredici nitelikte olmadığı için, taraflarca bu hükmün aksi kararlaştırılabilir.

Maddenin üçüncü fıkrasında, sözleşmeye katılmanın geçerliliğinin, katılma konusu sözleşmenin şekline bağlı olduğu belirtilmektedir.

İKİNCİ KISIM Özel Borç İlişkileri 818 sayılı Borçlar Kanununda “İkinci Kısım / Akdin muhtelif nevileri” şeklindeki üst başlık, Tasarıda “İkinci Kısım / Özel Borç İlişkileri” şeklinde değiştirilmiştir.

BİRİNCİ BÖLÜM Satış Sözleşmesi 818 sayılı Borçlar Kanununda “Altıncı Bap / Satım ve Trampa” şeklindeki üst başlık, Tasarıda “Birinci Bölüm / Satış Sözleşmesi” şeklinde değiştirilmiştir.

BİRİNCİ AYIRIM Genel Hükümler 818 sayılı Borçlar Kanununun 182 nci maddesiyle başlayan “Birinci Fasıl / Umumî Hükümler” şeklindeki alt başlık, Tasarıda “Birinci Ayırım / Genel Hükümler” şeklinde değiştirilmiştir.

Tasarının İkinci Kısmında sözleşme niteliği taşımamakla birlikte, meselâ vekâletsiz işgörme ve havalenin de düzenlendiği göz önünde tutularak, bu Kısmın başlığında “Özel Borç İlişkileri” ibaresi kullanılmıştır.

“Satım” sözcüğünün, sözleşmenin her iki tarafını değil de, sadece satıcı tarafını ifade ettiği sanılarak, günlük dilde, hattâ 818 sayılı Borçlar Kanununun bazı hükümlerinde “alım satım”dan söz edildiği ve uygulamada da genellikle “satım” yerine “satış” sözcüğünün kullanıldığı göz önünde tutularak, Tasarıda “satış sözleşmesi” teriminin kullanılması tercih edilmiştir. Yine, ayrı bir sözleşme olan trampa, mal değişim sözleşmesi adı ile ayrı bir bölümde düzenlenmiştir. Bu nedenle, Tasarının İkinci Kısmının Birinci Bölüm başlığında 818 sayılı Borçlar Kanunundan farklı olarak, sadece “Satış Sözleşmesi” ibaresi kullanılmıştır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 205 gerekçesi

İkinci Kısım

Özel Borç İlişkileri

Birinci Bölüm

Satış Sözleşmesi

Birinci Ayırım

Genel Hükümler

A. Tanımı ve hükümleri

Madde 207

Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.

Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler.

Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 182 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 206 ncı maddesinde, satış sözleşmesi tanımlanmakta ve hükümleri düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 182 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. İki tarafın hak ve vazifeleri” şeklindeki ibare, Tasarıda “A. Tanımı ve hükümleri” şeklinde kaleme alınmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 182 nci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “alıcıya teslim ve mülkiyetini ona nakleylemek borcunu” şeklindeki ibare, Tasarıda “satılanın zilyetlik ve mülkiyetinin alıcıya devretme borcunu” şeklinde değiştirilmiştir. Taşınır bir malın mülkiyetinin devrinin, sadece satılanın fiilen teslimi yoluyla değil, zilyetliğin teslime bağlı olmaksızın kazanıldığı diğer yollarla da (kısa elden teslim veya hükmen teslim gibi) gerçekleşebileceği göz önünde tutularak, maddede “teslim” yerine, daha kapsamlı olan “zilyetliğin devri” terimi kullanılmıştır. Aynı maddenin birinci ve ikinci fıkraları ile diğer maddelerde kullanılan “semen” şeklindeki ibare, Tasarıda “bedel” şeklinde değiştirilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 206 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 184

A. Genel olarak hak ve borçlar

1 Satım sözleşmesiyle satıcı, satılanı alıcıya teslim etmeyi ve mülkiyetini ona geçirmeyi; alıcı ise satıcıya satış bedelini ödemeyi üstlenir.

2 Aksine bir anlaşma veya teamül bulunmadıkça, satıcı ve alıcı edimlerini aynı anda -çekişme ilkesi uyarınca- ifa etmekle yükümlüdür.

3 Bedel, durum ve koşullara göre belirlenebilir olduğu takdirde yeterince belirlenmiş sayılır.

Özgün metin (Almanca)

1 Durch den Kaufvertrag verpflichten sich der Verkäufer, dem Käufer den Kaufgegenstand zu übergeben und ihm das Eigentum daran zu verschaffen, und der Käufer, dem Verkäufer den Kaufpreis zu bezahlen.

2 Sofern nicht Vereinbarung oder Übung entgegenstehen, sind Verkäufer und Käufer verpflichtet, ihre Leistungen gleichzeitig – Zug um Zug – zu erfüllen.

3 Der Preis ist genügend bestimmt, wenn er nach den Umständen bestimmbar ist.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

B. Yarar ve hasar

Madde 208

Kanundan, durumun gereğinden veya sözleşmede öngörülen özel koşullardan doğan ayrık hâller dışında, satılanın yarar ve hasarı; taşınır satışlarında zilyetliğin devri, taşınmaz satışlarında ise tescil anına kadar satıcıya aittir.

Taşınır satışlarında, alıcının satılanın zilyetliğini devralmada temerrüde düşmesi durumunda zilyetliğin devri gerçekleşmişçesine satılanın yarar ve hasarı alıcıya geçer.

Satıcı alıcının isteği üzerine satılanı ifa yerinden başka bir yere gönderirse, yarar ve hasar, satılanın taşıyıcıya teslim edildiği anda alıcıya geçer.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 183 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 207 nci maddesinde, satılanın yarar ve hasarının hangi âna kadar satıcıya ait olduğu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 183 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. Nefi ve Hasar” şeklindeki ibare, Tasarıda “B. Yarar ve hasar” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 183 üncü maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “Hâlin icabından veya hususî şartlardan mütevellit istisnaların maadasında” şeklindeki ibare, Tasarıda “Kanundan, durumun gereğinden veya sözleşmede öngörülen özel koşullardan doğan ayrık hâller dışında” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 183 üncü maddesinin birinci fıkrasında, parça borçlarında yarar ve hasarın, kural olarak sözleşmenin kurulduğu anda alıcıya geçtiği kabul edilmektedir. Türk-İsviçre Borçlar Kanununda, satılanın mülkiyetinin, borçlandırıcı işlem niteliğindeki satış sözleşmesinin kurulduğu anda değil, tasarruf işlemi niteliğindeki zilyetliğin devri veya tescil işleminin gerçekleştiği anda alıcıya geçtiği hâlde, onun, henüz malik olmadığı bir malın hasarına katlanmak ve bedeli ödemek zorunda bırakılması, hakkaniyete aykırı görülerek, öğretide haklı olarak eleştirilmektedir. Uluslararası taşınır malların satışına ilişkin sözleşmelere uygulanacak kurallarda da, hasarın teslim anında alıcıya geçmesi kabul edilmiş bulunmaktadır. Bu nedenle, Tasarıda 818 sayılı Borçlar Kanununda yapılan düzenlemeden farklı olarak, satış sözleşmesinde hasarın, taşınırlarda zilyetliğin devri, taşınmazlarda ise tescil anına kadar satıcıya ait olduğu, istisnasız bir kural hâline getirilmiştir. Bu nedenle, 818 sayılı Borçlar Kanununun, çeşit (cins) borçlarında hasarın alıcıya geçmesinin koşullarına ilişkin ikinci fıkrası ile geciktirici koşula bağlı satış sözleşmesinde hasarın alıcıya geçtiği ana ilişkin son fıkra hükümleri, Tasarının 207 nci maddesine alınmamıştır.

Maddenin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen yeni bir hükümdür.

Fıkraya göre, taşınır satışlarında, alıcı, satılanın zilyetliğini devralmada temerrüde düştüğü takdirde taşınırın yarar ve hasarı, zilyetliğin devri gerçekleşmişçesine alıcıya geçecektir. Buna benzer bir düzenleme, Alman Medenî Kanununun taşınır ve taşınmaz satışı ayrımı yapılmaksızın, yarar ve hasarın geçişine ilişkin 446 ncı paragrafında da yer almaktadır. Ancak taşınmaz satışlarında teslimin tescil tarihinden sonra gerçekleştirilmesine ilişkin bir sözleşmenin varlığı hâlinde yarar ve hasarın hangi anda alıcıya geçeceğine ilişkin düzenleme, Tasarının 244 üncü maddesinin birinci fıkrasında yapılmıştır.

Maddenin son fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Bu hüküm uyarınca, satıcı alıcının isteği üzerine satılanı ifa yerinden başka bir yere gönderdiği takdirde, yarar ve hasar, satılanın taşıyıcıya teslim edildiği anda alıcıya geçecektir. Buna benzer bir düzenleme, 11/04/1980 tarihli “Milletlerarası Menkul Mal Satışları Hakkında Birleşmiş Milletler (Viyana) Sözleşmesi”nin 67 nci maddesinde ve Alman Medenî Kanununun (BGB) 447 nci maddesinin birinci fıkrasında da bulunmaktadır.

818 sayılı Borçlar Kanununda, satılanın yarar ve hasarının hangi anda alıcıya geçeceği düzenlendiği hâlde, Tasarıda, yarar ve hasarın hangi âna kadar satıcıya ait olacağı düzenlenmiştir.

İKİNCİ AYIRIM Taşınır Satışı 818 sayılı Borçlar Kanununun 184 üncü maddesiyle başlayan “İkinci Fasıl / Menkul Satımı” şeklindeki alt başlık, Tasarıda “İkinci Ayırım / Taşınır Satışı” şeklinde değiştirilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 207 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 185

B. Yarar ve hasar

1 Özel durumlar veya anlaşmalar aksini gerektirmedikçe, satılanın yarar ve hasarı sözleşmenin kurulmasıyla birlikte edinen kişiye geçer.

2 Devredilen şey yalnızca cinsi itibarıyla belirlenmişse, ayrıca ayrılmış olması ve gönderilecekse gönderime verilmiş olması gerekir.

3 Geciktirici koşula bağlı olarak yapılan sözleşmelerde, devredilen şeyin yarar ve hasarı ancak koşulun gerçekleşmesiyle edinen kişiye geçer.

Özgün metin (Almanca)

1 Sofern nicht besondere Verhältnisse oder Verabredungen eine Ausnahme begründen, gehen Nutzen und Gefahr der Sache mit dem Abschlusse des Vertrages auf den Erwerber über.

2 Ist die veräusserte Sache nur der Gattung nach bestimmt, so muss sie überdies ausgeschieden und, wenn sie versendet werden soll, zur Versendung abgegeben sein.

3 Bei Verträgen, die unter einer aufschiebenden Bedingung abgeschlossen sind, gehen Nutzen und Gefahr der veräusserten Sache erst mit dem Eintritte der Bedingung auf den Erwerber über.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Mehaz madde — Alman MK m. 447

Gönderim suretiyle yapılan satışta tehlikenin geçişi

(1) Satıcı, alıcının talebi üzerine satılan şeyi ifa yerinden başka bir yere gönderirse, tehlike, satıcının şeyi nakliyeciye, taşıyıcıya veya gönderimin yapılması için belirlenmiş diğer kişi ya da kuruma teslim etmesiyle birlikte alıcıya geçer.

(2) Alıcı, gönderim şekli hakkında özel bir talimat vermişse ve satıcı zorunlu bir sebep olmaksızın bu talimattan saparsa, satıcı bundan doğan zarardan alıcıya karşı sorumludur.

Özgün metin (Almanca)

(1) Versendet der Verkäufer auf Verlangen des Käufers die verkaufte Sache nach einem anderen Ort als dem Erfüllungsort, so geht die Gefahr auf den Käufer über, sobald der Verkäufer die Sache dem Spediteur, dem Frachtführer oder der sonst zur Ausführung der Versendung bestimmten Person oder Anstalt ausgeliefert hat.

(2) Hat der Käufer eine besondere Anweisung über die Art der Versendung erteilt und weicht der Verkäufer ohne dringenden Grund von der Anweisung ab, so ist der Verkäufer dem Käufer für den daraus entstehenden Schaden verantwortlich.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. Alman Medeni Kanunu

İkinci Ayırım

Taşınır Satışı

A. Konusu

Madde 209

Taşınır satışı, Türk Medenî Kanunu uyarınca taşınmaz sayılanlar dışında kalan ve diğer kanunlarda taşınır olarak belirtilen şeylerin satışıdır.

Ürünler, bir yapının yıkıntıları ve taş ocağından çıkarılacak taşlar gibi, taşınmazdan ayrıldıktan sonra mülkiyeti devredilecek bütünleyici parçaların satılması da taşınır satışıdır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 184 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 208 inci maddesinde, taşınır satışının konusu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 184 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Mevzuu” şeklindeki ibare, Tasarıda “A. Konusu” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 184 üncü maddesinin birinci fıkrasında taşınmazları belirtmek üzere yapılan sayımın eksik olduğu göz önünde tutularak, Tasarıda, taşınır satışının, Türk Medenî Kanunu uyarınca taşınmaz sayılanlar dışında kalan ve diğer kanunlarda taşınır olarak belirtilen şeylerin satışı olduğu belirtilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 208 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 187

A. Konu

1 Konusu bir taşınmaz veya tapu siciline taşınmaz olarak kaydedilmiş bir hak olmayan her satım, taşınır satımı sayılır.

2 Bir taşınmazın bütünleyici parçaları -yıkımdan elde edilen malzeme veya taş ocaklarından çıkarılan malzeme ya da meyveler gibi- ayrıldıktan sonra taşınır eşya olarak edinen kişiye geçecekse, bunlar bir taşınır satımının konusunu oluşturur.

Özgün metin (Almanca)

1 Als Fahrniskauf ist jeder Kauf anzusehen, der nicht eine Liegenschaft oder ein in das Grundbuch als Grundstück aufgenommenes Recht zum Gegenstande hat.

2 Bestandteile eines Grundstückes, wie Früchte oder Material auf Abbruch oder aus Steinbrüchen, bilden den Gegenstand eines Fahrniskaufes, wenn sie nach ihrer Lostrennung auf den Erwerber als bewegliche Sachen übergehen sollen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

B. Satıcının borçları

I. Zilyetliğin devri

Madde 210

1. Kural

Satıcı, satılanın mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür.

Madde gerekçesi

Madde, kenar başlığı bakımından, 818 sayılı Borçlar Kanununun 185 inci maddesini kısmen karşılamaktadır. Çünkü, 818 sayılı Borçlar Kanununun 185 inci maddesinin metninde, teslim borcundan söz edilmemekle birlikte, kenar başlığında “satıcının borçları” arasında satıcının borçlarından biri olarak “teslim” borcuna yer verilmiştir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 209 uncu maddesinde, satıcının satılanın zilyetliğini devir borcu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 185 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. Satıcının Borçları / I. Teslim / 1. Teslim masrafları” şeklindeki ibareler, Tasarıda “B. Satıcının borçları / I. Zilyetliğin devri / 1. Kural” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun teslim giderlerine ilişkin 185 inci maddesi, Tasarının 210 uncu maddesinde düzenlendiği için, Tasarının 209 uncu maddesinde satıcının aslî borcu belirtilmiştir. Buna göre satıcı, satılanın mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Fiilî teslim dışında, zilyetliğin teslimsiz kazanıldığı durumlar (kısa elden teslim ve hükmen teslim gibi) göz önünde tutularak, taşınır satışında satıcının aslî borcu açıklanırken, sadece “teslim”den söz edilmesi uygun görülmemiş; bunun yerine, “mülkiyetin devri amacıyla zilyetliğin devri borcu”ndan söz edilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 209 gerekçesi

Madde 211

2. Devir ve taşıma giderleri

Aksine sözleşme veya âdet yoksa, ölçme ve tartma gibi devir giderleri satıcıya, satılanı devralmak üzere yapılan giderler ve satılanın ifa yerinden başka yere taşınması gerektiğinde, taşıma giderleri alıcıya aittir.

Gidersiz devir kararlaştırılmışsa, satıcı taşıma giderlerini üstlenmiş sayılır.

Liman ve gümrük giderleri olmaksızın devir kararlaştırılmışsa satıcı, dış satım, transit ve dış alım vergilerini üstlenmiş sayılır; ancak satılanın alıcı tarafından devralındığı sırada ödenmiş olan tüketim vergilerini üstlenmiş sayılmaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 185 ve 186 ncı maddelerini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 210 uncu maddesinde, devir ve taşıma giderlerinin hangi tarafa ait olacağı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 186 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Nakil masrafları” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Devir ve taşıma giderleri” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 210 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 189

B. Satıcının borçları / I. Teslim / 2. Taşıma masrafları

1 Satılan şeyin ifa yerinden başka bir yere gönderilmesi gerekiyorsa, aksi kararlaştırılmış veya örf ve adet haline gelmiş olmadıkça, taşıma masraflarını alıcı taşır.

2 Taşıma masrafı dahil (franko) teslim kararlaştırılmışsa, satıcının taşıma masraflarını üstlenmiş olduğu karine olarak kabul edilir.

3 Taşıma masrafı ve gümrük vergisi dahil (franko ve gümrüksüz) teslim kararlaştırılmışsa, taşıma sırasında doğan çıkış, transit ve giriş gümrük vergilerinin, şeyin teslim alınması sırasında tahsil edilen tüketim vergileri hariç olmak üzere, üstlenilmiş olduğu kabul edilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Muss die verkaufte Sache an einen anderen als den Erfüllungsort versendet werden, so trägt der Käufer die Transportkosten, sofern nicht etwas anderes vereinbart oder üblich ist.

2 Ist Frankolieferung verabredet, so wird vermutet, der Verkäufer habe die Transportkosten übernommen.

3 Ist Franko- und zollfreie Lieferung verabredet, so gelten die Ausgangs-, Durchgangs- und Eingangszölle, die während des Transportes, nicht aber die Verbrauchssteuern, die bei Empfang der Sache erhoben werden, als mitübernommen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

3. Satıcının temerrüdü

Madde 212

a. Kural ve ayrık durum

Satıcının temerrüdü hâlinde, borçlunun temerrüdüne ilişkin genel hükümler uygulanır.

Zilyetliğin devri için belirli bir süre konulmuş olan ticari satışlarda, satıcı temerrüde düşerse alıcının, devir isteminden vazgeçerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararının giderilmesini istediği kabul edilir.

Alıcı, satılanın devredilmesini isteme niyetinde ise, belirlenen sürenin bitiminde bunu satıcıya hemen bildirmek zorundadır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 187 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 211 inci maddesinde, satıcının temerrüdüne uygulanacak hükümler ve bu durumda alıcının hakları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 187 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Satıcının temerrüdü / a. Ticarî alım satımlar” şeklindeki ibare, Tasarıda “3. Satıcının temerrüdü / a. Kural ve ayrık durum” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin ilk fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanunundan farklı olarak, âdi satışta satıcının temerrüdü hâlinde, borçlunun temerrüdüne ilişkin genel hükümlerin uygulanacağı öngörülmektedir.

Bu nedenle, 818 sayılı Borçlar Kanununun 187 nci maddesi iki fıkradan, Tasarının söz konusu maddesi ise üç fıkradan oluşmaktadır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 211 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 190

B. Satıcının borçları / I. Teslim / 3. Teslimde temerrüt / a. Ticari ilişkilerde sözleşmeden dönme

1 Ticari ilişkilerde belirli bir teslim tarihi kararlaştırılmış ve satıcı temerrüde düşmüşse, alıcının teslimden vazgeçtiği ve ifa etmeme nedeniyle tazminat talep ettiği karine olarak kabul edilir.

2 Alıcı teslimin yapılmasını istemeyi tercih ederse, bunu, sürenin dolmasından sonra gecikmeksizin satıcıya bildirmekle yükümlüdür.

Özgün metin (Almanca)

1 Ist im kaufmännischen Verkehr ein bestimmter Lieferungstermin verabredet und kommt der Verkäufer in Verzug, so wird vermutet, dass der Käufer auf die Lieferung verzichte und Schadenersatz wegen Nichterfüllung beanspruche.

2 Zieht der Käufer vor, die Lieferung zu verlangen, so hat er es dem Verkäufer nach Ablauf des Termines unverzüglich anzuzeigen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 213

b. Giderim borcu ve kapsamı

Borcunu ifa etmeyen satıcı, alıcının bu yüzden uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.

Satıcı borcunu ifa etmezse alıcı, satış bedeli ile kendisine devredilmeyen satılanın yerine, bir başkasını satın almak için dürüstlük kurallarına uygun olarak ödediği bedel arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir.

Satılan, borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan mallardan ise alıcı, onun yerine bir başkasını satın alma zorunda olmaksızın, satış bedeli ile belirlenmiş ifa günündeki piyasa fiyatı arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 188 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 212 nci maddesinde, satıcının temerrüdü durumunda giderim borcu ve borcun neleri kapsadığı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 188 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “b. Tazmin borcu ve zararın nasıl hesap edileceği” şeklindeki ibare, Tasarıda “b. Giderim borcu ve kapsamı” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 188 inci maddesinin ikinci fıkrasında, ticarî satışlarda satıcının temerrüdü hâlinde, alıcının ifa yerine isteyebileceği tazminatın, öğretide somut yöntem olarak adlandırılan hesaplanma tarzı düzenlenmektedir. Oysa, öğretide fark teorisinin yasal bir örneği olan bu hesaplama tarzının, âdi satışlarda da uygulanmasının, hakkaniyete daha uygun olacağı ve zararın hesaplanmasında fark teorisinin mübadele teorisine tercih edilmesi gerektiği görüşü ileri sürülmektedir. Bu nedenle, 818 sayılı Borçlar Kanununun 188 inci maddesinin ikinci fıkrasının başında kullanılan “Ticarî muamelesinde satıcı” şeklindeki ibare, Tasarıda “Satıcı borcunu ifa etmezse” şeklinde değiştirilmiştir. Böylece, menfaatler durumunda farklılık olmadığı gözetilerek, âdi satışlarda da satıcının temerrüdü hâlinde, alıcıya, somut yönteme göre hesaplanacak zararını satıcıdan isteme hakkı tanınmıştır. Bu hükme göre, satıcının temerrüdü hâlinde alıcı, aynı veya benzer özellikleri olan taşınır bir malı, başka bir satıcıdan, dürüstlük kurallarına uygun olarak, “ikame alımı” yoluyla sağlamışsa, ilk satıcıya ödemeyi üstlendiği bedele göre, yeni satıcıya ödediği satış bedeli farkından doğan zararının, satıcı tarafından giderilmesini isteyebilir.

Tasarının 212 nci maddesinin son fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununda olduğu gibi, satıcının temerrüdü hâlinde alıcının uğradığı zararın, öğretide soyut yöntem olarak adlandırılan hesaplanma tarzı düzenlenmektedir. Buna göre, satılanın borsaya kayıtlı veya piyasa fiyatı (cari fiyatı) bulunan mallardan olması koşuluyla, ikame alımı yapmak zorunda olmaksızın, alıcı satılanın teslimi için belirlenmiş ifa gününde geçerli fiyatı, temerrüde düşen satıcıya ödemeyi üstlendiği bedelden yüksek ise, aradaki farktan doğan zararının giderilmesini satıcıdan isteyebilir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 212 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 191

B. Satıcının borçları / I. Teslim / 3. Teslimde temerrüt / b. Tazminat borcu ve zararın hesaplanması

1 Satıcı sözleşmeden doğan borcunu yerine getirmezse, bundan alıcıya doğan zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

2 Alıcı, ticari ilişkilerde, satış bedeli ile teslim edilmeyen şey yerine dürüstlük kuralına uygun olarak edindiği yedek malın bedeli arasındaki farkı zararı olarak ileri sürebilir.

3 Piyasa veya borsa fiyatı bulunan mallarda alıcı, yedek mal edinmeksizin, sözleşme bedeli ile ifa zamanındaki fiyat arasındaki farkı tazminat olarak talep edebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Kommt der Verkäufer seiner Vertragspflicht nicht nach, so hat er den Schaden, der dem Käufer hieraus entsteht, zu ersetzen.

2 Der Käufer kann als seinen Schaden im kaufmännischen Verkehr die Differenz zwischen dem Kaufpreis und dem Preise, um den er sich einen Ersatz für die nicht gelieferte Sache in guten Treuen erworben hat, geltend machen.

3 Bei Waren, die einen Markt- oder Börsenpreis haben, kann er, ohne sich den Ersatz anzuschaffen, die Differenz zwischen dem Vertragspreise und dem Preise zur Erfüllungszeit als Schadenersatz verlangen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

II. Zapttan sorumluluk

Madde 214

1. Konusu

Satış sözleşmesinin kurulduğu sırada var olan bir hak dolayısıyla, satılanın tamamı veya bir kısmı bir üçüncü kişi tarafından alıcının elinden alınırsa satıcı, bundan dolayı alıcıya karşı sorumlu olur.

Alıcı, elinden alınma tehlikesini sözleşmenin kurulduğu sırada biliyor idiyse satıcı, ayrıca üstlenmiş olmadıkça bundan dolayı sorumlu olmaz.

Satıcı, üçüncü kişinin hakkını gizlemişse, sorumluluğunu kaldırma veya sınırlama konusunda yapılmış olan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 189 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 213 üncü maddesinde, satıcının zapttan sorumluluğu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 189 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Zapta karşı teminat / 1. Teminat borcu” şeklindeki ibareler, Tasarıda “II. Zapttan sorumluluk / 1. Konusu” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 189 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, satıcının zapttan sorumluluğunun doğması için, üçüncü kişi tarafından, satış sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç sözleşmenin kurulduğu sırada, zaptı sağlayacak özel hukuktan doğan (sübjektif nitelikte) üstün bir hakkının varlığı nedeniyle, satılanın tamamen veya kısmen alıcının elinden alınması gerekir. Bu üstün hak, mülkiyet hakkı, sınırlı bir aynî hak ya da etkisi kuvvetlendirilmiş (şerh verilmiş) bir kişisel hak olabilir. Aynı fıkrada kullanılan “elinden alınırsa” şeklindeki ibareden anlaşılması gereken, üçüncü kişinin alıcıya karşı zapt girişiminde bulunmasıdır. Tasarının 214 üncü maddesinin birinci fıkrasından, kural olarak zapt girişiminin dava yoluyla olabileceği anlaşılmaktadır. Ancak, Tasarının “Mahkeme kararı olmaksızın geri verme” kenar başlıklı 215 inci maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmesi hâlinde de, satıcının zapttan sorumluluğu söz konusu olabilecektir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 213 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 192

B. Satıcının borçları / II. Devredilen hakkın tekeffülü / 1. Tekeffül borcu

1 Satıcı, üçüncü bir kişinin, sözleşmenin kurulduğu tarihte zaten mevcut olan hukuki nedenlerden dolayı, satış konusunu alıcının elinden tamamen veya kısmen geri almayacağını tekeffül etmekle yükümlüdür.

2 Alıcı, sözleşmenin kurulduğu sırada elinden alınma tehlikesini biliyorsa, satıcı ancak açıkça taahhüt etmiş olduğu ölçüde tekeffülle yükümlüdür.

3 Satıcı üçüncü kişinin hakkını kasten gizlemişse, tekeffül borcunun kaldırılmasına veya sınırlandırılmasına ilişkin anlaşma geçersizdir.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Verkäufer hat dafür Gewähr zu leisten, dass nicht ein Dritter aus Rechtsgründen, die schon zur Zeit des Vertragsabschlusses bestanden haben, den Kaufgegenstand dem Käufer ganz oder teilweise entziehe.

2 Kannte der Käufer zur Zeit des Vertragsabschlusses die Gefahr der Entwehrung, so hat der Verkäufer nur insofern Gewähr zu leisten, als er sich ausdrücklich dazu verpflichtet hat.

3 Eine Vereinbarung über Aufhebung oder Beschränkung der Gewährspflicht ist ungültig, wenn der Verkäufer das Recht des Dritten absichtlich verschwiegen hat.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

2. Yargılama usulü

Madde 215

a. Davanın bildirimi

Satılanın elinden alınması tehlikesi ile karşılaşan alıcı, kendisine karşı açılan davayı satıcıya bildirdiği zaman satıcı, durumun gereğine göre ve yargılama usulü uyarınca ya alıcının yanında davaya katılmak ya da alıcı yerine geçerek üçüncü kişiye karşı davayı takip etmek ve savunmak zorundadır.

Bildirme, davaya katılmaya ve savunmaya elverişli bir zamanda yapılmışsa, alıcının aleyhinde verilen hüküm, onun ağır kusuru yüzünden verildiği ispat edilmedikçe, satıcı için de sonuç doğurur.

Dava, kendisine yüklenilemeyen sebeplerden dolayı satıcıya bildirilmemişse satıcı, zamanında bildirilmiş olsaydı daha elverişli bir hüküm elde edilebileceğini ispatladığı ölçüde sorumluluktan kurtulur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 190 ıncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 214 üncü maddesinde, üçüncü kişinin satılan üzerinde üstün hak ileri sürerek, alıcıya karşı dava açması durumunda, bu davanın alıcı tarafından satıcıya bildirilmesi ve verilecek kararın satıcı bakımından da ortaya çıkan etkisi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 190 ıncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Usulü muhakeme / a. Davayı ihbar” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Yargılama usulü / a. Davanın bildirimi” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 190 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “alıcının hilesi veya ağır bir hatası eseri” şeklindeki ibare, Tasarının 214 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, kastın aldatmayı da içerdiği göz önünde tutularak, “onun ağır kusuru yüzünden” şekline dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 214 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 193

B. Satıcının borçları / II. Devredilen hakkın tekeffülü / 2. Usul / a. Davaya katılmaya çağırma

1 Davaya katılmaya çağırmanın koşulları ve sonuçları Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na[71] göre belirlenir.

2 Davaya katılmaya çağırma, satıcının bir kusuru olmaksızın yapılmamışsa, satıcı, zamanında yapılmış olsaydı davanın daha lehte bir sonuçla sonuçlanacağını ispat ettiği ölçüde tekeffül borcundan kurtulur.

Özgün metin (Almanca)

1 Die Voraussetzungen und Wirkungen der Streitverkündung richten sich nach der ZPO[71].

2 Ist die Streitverkündung ohne Veranlassung des Verkäufers unterblieben, so wird dieser von der Verpflichtung zur Gewährleistung insoweit befreit, als er zu beweisen vermag, dass bei rechtzeitig erfolgter Streitverkündung ein günstigeres Ergebnis des Prozesses zu erlangen gewesen wäre.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 216

b. Mahkeme kararı olmaksızın satılanı verme

Satıcının zapttan sorumluluğu aşağıdaki hâllerde devam eder:

1. Alıcı, bir mahkeme kararı beklemeksizin üçüncü kişinin hakkını dürüstlük kurallarına uygun olarak tanımış ve satılanı ona vermişse.

2. Alıcı, üçüncü kişinin kendisine karşı dava açmasını beklemeden, satıcıyı satılan üzerindeki hak iddiasına ilişkin uyuşmazlığı dava yoluyla çözümlemesi, aksi takdirde tahkim yoluna başvuracağı konusunda gecikmeksizin uyarmış ve bundan sonuç alamadığı için tahkim yoluna başvurmuşsa.

Satıcının sorumluluğu, alıcının satılanı üçüncü kişiye vermekle yükümlü olduğunu ispat etmesi durumunda da devam eder.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 191 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 215 inci maddesinde, alıcının mahkeme kararı olmaksızın satılanı üstün hak iddiasında bulunan üçüncü kişiye geri verme usulü ve bu usule uyarak ya da uymaksızın satılanı geri vermesinin hukukî sonuçları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 191 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “b. Mahkeme kararı olmaksızın iade” şeklindeki ibare, Tasarıda “b. Mahkeme kararı olmaksızın geri verme” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 191 inci maddesinden farklı olarak, Tasarının bu maddeyi karşılayan 215 inci maddesinin birinci fıkrasında, iki bent hâlinde, satılanın mahkeme kararı olmaksızın üçüncü kişiye verilmesine karşın, satıcının zapttan sorumlu tutulduğu durumlar düzenlenmiştir.

Bu konuda 818 sayılı Borçlar Kanununun 191 inci maddesinde kullanılan “istihkak müddeisiyle sulh akdetmiş olsa bile” şeklindeki ibarenin çeviri yanlışlığı da düzeltilmiştir. Ayrıca, 818 sayılı Borçlar Kanununun 191 inci maddesinden farklı olarak, alıcı kendisine karşı dava açılmasını beklemeden, satıcıyı üçüncü kişinin satılan üzerindeki hak iddiasına ilişkin uyuşmazlığı dava yoluyla çözümlemesi, bu yola başvurmazsa tahkim yoluna gidebileceği konusunda uyarabilecek ve bu uyarısı sonuçsuz kaldığı için tahkim yoluna gitmişse bu durumda hakem kararına göre hareket edebilecektir.

Tasarının 215 inci maddesine, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 194 üncü maddesinin ikinci fıkrasına uygun olarak, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, ikinci bir fıkra eklenmiştir.

Fıkraya göre, alıcı satılanı geri vermekle yükümlü olduğunu ispat ederse, satılan üzerinde zaptı sağlayacak nitelikte, özel hukuktan doğan üstün hak (mülkiyet hakkı, sınırlı aynî hak veya etkisi kuvvetlendirilmiş kişisel hak) iddiasında bulunan üçüncü kişiye, satılanı bir mahkeme veya hakem kararı beklemeden geri vermiş olsa bile, satıcının zapttan doğan sorumluluğu devam edecektir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 215 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 194

B. Satıcının borçları / II. Devredilen hakkın tekeffülü / 2. Usul / b. Yargı kararı olmaksızın teslim

1 Alıcı, davanın yargı kararına bağlanmasını beklemeksizin, üçüncü kişinin hakkını dürüstlük kuralına uygun olarak tanımış veya bir hakem mahkemesine tabi olmayı kabul etmiş olsa dahi, bunun satıcıya zamanında bildirilmiş ve davanın yürütülmesinin kendisine boşuna teklif edilmiş olması koşuluyla tekeffül borcu devam eder.

2 Alıcının şeyi teslim etmekle yükümlü olduğunu ispat etmesi halinde de tekeffül borcu aynı şekilde devam eder.

Özgün metin (Almanca)

1 Die Pflicht zur Gewährleistung besteht auch dann, wenn der Käufer, ohne es zur richterlichen Entscheidung kommen zu lassen, das Recht des Dritten in guten Treuen anerkannt oder sich einem Schiedsgericht unterworfen hat, sofern dieses dem Verkäufer rechtzeitig angedroht und ihm die Führung des Prozesses erfolglos angeboten worden war.

2 Ebenso besteht sie, wenn der Käufer beweist, dass er zur Herausgabe der Sache verpflichtet war.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

3. Alıcının hakları

Madde 217

a. Tam zapt hâlinde

Satılanın tamamı alıcının elinden alınmışsa, satış sözleşmesi kendiliğinden sona ermiş sayılır ve alıcı satıcıdan aşağıdaki istemlerde bulunabilir:

1. Satılandan elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünlerin değeri indirilerek, ödemiş olduğu satış bedelinin faizi ile birlikte geri verilmesini.

2. Satılanı elinden alan üçüncü kişiden isteyemeyeceği giderleri.

3. Davayı satıcıya bildirmekle kaçınılabilecek olanlar dışında kalan bütün yargılama giderleri ile yargılama dışındaki giderleri.

4. Satılanın tamamen elinden alınması yüzünden doğrudan doğruya uğradığı diğer zararları.

Satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının satılanın elinden alınması yüzünden uğramış olduğu diğer zararları da gidermekle yükümlüdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 192 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 216 ncı maddesinde, tam zapt hâlinde alıcının hakları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 192 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Alıcının hakları / a. Tamamen zabıt hâlinde” şeklindeki ibare, Tasarıda “3. Alıcının hakları / a. Tam zapt hâlinde” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 192 nci maddesinin dört bentten oluşan birinci fıkrasında, alıcının tam zapt hâlinde, satıcıdan isteyebileceği olumsuz (doğrudan) zararlar sayılmıştır. Alıcı, satıcının zaptta bir kusuru olmasa da, bu zararlarının giderilmesini isteyebilir.

Tasarının 216 ncı maddesinin son fıkrasında ise, alıcının olumlu (dolaylı) zarar niteliğindeki zararlarının da satıcı tarafından giderilmesini isteyebileceği öngörülmüştür. Ancak, satıcı zaptın gerçekleşmesinde bir kusurunun bulunmadığını ispat ederek, alıcının olumlu zararları nedeniyle tazminat sorumluluğundan kurtulabilir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 216 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 195

B. Satıcının borçları / II. Devredilen hakkın tekeffülü / 3. Alıcının talepleri / a. Tam elden çıkarma halinde

1 Elden çıkarma tam ise, satış sözleşmesi ortadan kalkmış sayılır ve alıcı aşağıdakileri talep etmeye hak kazanır:

1. Ödediği bedelin, elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği ürün ve diğer faydalar mahsup edilmek suretiyle, faiziyle birlikte geri verilmesini;

2. Hak sahibi üçüncü kişiden elde edemediği ölçüde, şey için yaptığı masrafların tazminini;

3. Davaya katılmaya çağırma yoluyla önlenebilecek olanlar hariç, dava nedeniyle doğan tüm yargısal ve yargı dışı masrafların tazminini;

4. Elden çıkarmanın doğrudan neden olduğu diğer zararların tazminini.

2 Satıcı, kendisine hiçbir şekilde kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, bunun ötesindeki zararı da tazmin etmekle yükümlüdür.

Özgün metin (Almanca)

1 Ist die Entwehrung eine vollständige, so ist der Kaufvertrag als aufgehoben zu betrachten und der Käufer zu fordern berechtigt:1. Rückerstattung des bezahlten Preises samt Zinsen unter Abrechnung der von ihm gewonnenen oder versäumten Früchte und sonstigen Nutzungen;2. Ersatz der für die Sache gemachten Verwendungen, soweit er nicht von dem berechtigten Dritten erhältlich ist;3. Ersatz aller durch den Prozess veranlassten gerichtlichen und aussergerichtlichen Kosten, mit Ausnahme derjenigen, die durch Streitverkündung vermieden worden wären;4. Ersatz des sonstigen durch die Entwehrung unmittelbar verursachten Schadens.

2 Der Verkäufer ist verpflichtet, auch den weitern Schaden zu ersetzen, sofern er nicht beweist, dass ihm keinerlei Verschulden zur Last falle.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 218

b. Kısmi zapt hâlinde

Satılanın bir kısmı elinden alınmış veya satılan sınırlı ayni bir hakla yüklenmişse alıcı, sadece bu yüzden uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir.

Ancak alıcının, satılandaki bu durumu bilseydi onu satın almayacağı durum ve koşullardan anlaşılıyorsa, alıcı hâkimden sözleşmenin sona ermesine karar vermesini isteyebilir. Bu durumda alıcı, satılanın elinde kalmış olan kısmını o zamana kadar elde etmiş olduğu yararlarla birlikte, satıcıya geri vermekle yükümlüdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 193 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 217 nci maddesinde, kısmî zapt hâlinde alıcının hakları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 193 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “b. Kısmen zabıt hâlinde” şeklindeki ibare, Tasarıda “b. Kısmî zapt hâlinde” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 193 üncü maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “satımın feshini talep edemeyip” şeklindeki ibare Tasarının 217 nci maddesinin birinci fıkrasında “sadece bu yüzden uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir.” denildiği ve bu ifadeden söz konusu durumda, sözleşmenin sona erdirilmesinin istenemeyeceği sonucu açıkça çıkartılabileceği için, fıkra metninden çıkartılmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 193 üncü maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “…feshi dava edebilir.” şeklindeki ibare, satış sözleşmesinin ani edimli bir borç ilişkisi doğurduğu göz önünde tutularak, Tasarının 217 nci maddesinin ikinci fıkrasında “hâkimden sözleşmenin sona ermesine karar vermesini isteyebilir.” şeklinde düzeltilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 217 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 196

B. Satıcının borçları / II. Devredilen hakka ilişkin tekeffül / 3. Alıcının hakları / b. Kısmi zapt halinde

1 Alıcı, satılan şeyin ancak bir kısmından yoksun bırakılırsa veya satılan şey, satıcının tekeffülle yükümlü olduğu bir aynî yük ile takyit edilmiş bulunuyorsa, sözleşmenin ortadan kaldırılmasını değil, ancak zapttan doğan zararının giderilmesini isteyebilir.

2 Ancak, hal ve şartlara göre alıcının, kısmi zaptı önceden görseydi sözleşmeyi yapmayacağı kabul edilmesi gerekiyorsa, alıcı sözleşmenin ortadan kaldırılmasını isteyebilir.

3 Bu takdirde alıcı, zapt edilmemiş olan kısmı, o zamana kadar elde ettiği faydalarla birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür.

Özgün metin (Almanca)

1 Wenn dem Käufer nur ein Teil des Kaufgegenstandes entzogen wird, oder wenn die verkaufte Sache mit einer dinglichen Last beschwert ist, für die der Verkäufer einzustehen hat, so kann der Käufer nicht die Aufhebung des Vertrages, sondern nur Ersatz des Schadens verlangen, der ihm durch die Entwehrung verursacht wird.

2 Ist jedoch nach Massgabe der Umstände anzunehmen, dass der Käufer den Vertrag nicht geschlossen haben würde, wenn er die teilweise Entwehrung vorausgesehen hätte, so ist er befugt, die Aufhebung des Vertrages zu verlangen.

3 In diesem Falle muss er den Kaufgegenstand, soweit er nicht entwehrt worden ist, nebst dem inzwischen bezogenen Nutzen dem Verkäufer zurückgeben.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

III. Ayıptan sorumluluk

1. Konusu

Madde 219

a. Genel olarak

Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.

Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 194 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 218 inci maddesinde, satıcının genel olarak ayıptan sorumluluğu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 194 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Satılanın ayıptan salim olmasını tekeffül / 1. Mevzuu / a. Umumiyet itibariyle” şeklindeki ibareler, Tasarıda “III. Ayıptan sorumluluk / 1. Konusu / a. Genel olarak” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddede satıcının ayıptan sorumluluğunun konusu, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri de göz önünde tutularak, yeniden kaleme alınmıştır. Ancak, Tasarı ile söz konusu Kanunun uygulama alanlarının farklı olduğu açıktır. Ayrıca, ayıplı ürünler bakımından 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun hükümlerinin saklı olduğunda bir duraksama yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 218 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 197

B. Satıcının borçları / III. Satılan şeyin ayıplarından dolayı tekeffül / 1. Tekeffülün konusu / a. Genel olarak

1 Satıcı, alıcıya karşı hem vaat edilmiş niteliklerin bulunmamasından, hem de değerini veya öngörülen kullanıma elverişliliğini ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi veya hukuki ayıpların bulunmamasından sorumludur.

2 Satıcı, ayıpları bilmemiş olsa dahi sorumludur.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Verkäufer haftet dem Käufer sowohl für die zugesicherten Eigenschaften als auch dafür, dass die Sache nicht körperliche oder rechtliche Mängel habe, die ihren Wert oder ihre Tauglichkeit zu dem vorausgesetzten Gebrauche aufheben oder erheblich mindern.

2 Er haftet auch dann, wenn er die Mängel nicht gekannt hat.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 220

b. Hayvan satışında

Hayvan satışında satıcı, yazılı olarak üstlenmedikçe veya ağır kusuru olmadıkça ayıptan sorumlu olmaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 195 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 219 uncu maddesinde, ayıplı hayvan satışında satıcının sorumluluğu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 195 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “b. Hayvan alım satımında” şeklindeki ibare, Tasarıda “b. Hayvan satışında” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 195 inci maddesinde kullanılan “iğfal etmiş olmadıkça” şeklindeki ibare, Tasarıda “ağır kusuru olmadıkça” şekline dönüştürülmüştür. Böylece, ağır kusurun aldatma yanında ağır ihmali de kapsadığı göz önünde tutularak, hayvan satıcısının ayıptan sorumluluğu genişletilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 195 inci maddesinde, İsviçre Borçlar Kanununun 198 inci maddesinde yapıldığı gibi, hangi cins hayvanların madde kapsamına girdiğinin sayılması doğru görülmemiş, maddenin amacını, Ülkemizdeki hayvan cinslerini ve özelliklerini göz önünde tutarak, buna ilişkin belirlemenin ve yorumun, öğreti ve uygulamaya bırakılması tercih edilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 219 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 198

B. Satıcının borçları / III. Satılan şeyin ayıplarından dolayı tekeffül / 1. Tekeffülün konusu / b. Hayvan alım satımında

Hayvan (at, eşek, katır, sığır, koyun, keçi ve domuz) alım satımında, tekeffül yükümlülüğü ancak satıcının alıcıya yazılı olarak güvence vermiş olması veya alıcıyı kasten aldatmış olması ölçüsünde mevcuttur.

Özgün metin (Almanca)

Beim Handel mit Vieh (Pferden, Eseln, Maultieren, Rindvieh, Schafen, Ziegen und Schweinen) besteht eine Pflicht zur Gewährleistung nur insoweit, als der Verkäufer sie dem Käufer schriftlich zugesichert oder den Käufer absichtlich getäuscht hat.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 221

2. Sorumsuzluk anlaşması

Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 196 ncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 220 nci maddesinde, satıcının alıcı ile yaptığı ayıptan sorumsuzluğa ilişkin anlaşma düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 196 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Tekeffüle karşı” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Sorumsuzluk anlaşması” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 196 ncı maddesinde kullanılan “hile ile gizlemiş ise” şeklindeki ibare yerine, ağır kusurun kastı, dolayısıyla hileyi ve ağır ihmali içerdiği göz önünde tutularak, Tasarının 220 nci maddesinde “ağır kusurlu ise” şeklinde ifade edilmiştir. Tasarının 114 üncü maddesinde öngörülen borçlunun ağır kusuru hâlinde sorumsuzluk anlaşmasının kesin hükümsüzlük yaptırımına bağlı olacağına ilişkin kural burada da geçerli olacaktır.

Tasarının satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplara ilişkin 224 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenleme burada da göz önünde tutulmalıdır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 220 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 199

B. Satıcının borçları / III. Satılan şeyin ayıplarından dolayı tekeffül / 2. Tekeffülün kaldırılması

Satıcının ayıpları alıcıdan hileli biçimde gizlemiş olması halinde, tekeffül yükümlülüğünün kaldırılmasına veya sınırlandırılmasına ilişkin anlaşma geçersizdir.

Özgün metin (Almanca)

Eine Vereinbarung über Aufhebung oder Beschränkung der Gewährspflicht ist ungültig, wenn der Verkäufer dem Käufer die Gewährsmängel arglistig verschwiegen hat.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 222

3. Alıcının bildiği ayıplar

Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir.

Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 197 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 221 inci maddesinde, alıcının bildiği ayıplardan (açık ayıplardan) satıcının sorumlu olmadığı ve yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da (âdi ayıplardan), ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse, sorumlu olacağı öngörülmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 197 nci maddesi tek fıkradan oluştuğu hâlde, bu maddede iki ayrı konunun düzenlendiği göz önünde tutularak, Kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 200 üncü maddesinde olduğu gibi Tasarının 221 inci maddesi iki fıkraya bölünerek düzenlenmiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 221 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 200

B. Satıcının borçları / III. Satılan şeyin ayıplarından dolayı tekeffül / 3. Alıcının bildiği ayıplar

1 Satıcı, alıcının satım sırasında bildiği ayıplardan sorumlu değildir.

2 Alıcının olağan dikkati göstermesi halinde bilebileceği ayıplardan, satıcı ancak bunların bulunmadığını güvence altına almışsa sorumludur.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Verkäufer haftet nicht für Mängel, die der Käufer zur Zeit des Kaufes gekannt hat.

2 Für Mängel, die der Käufer bei Anwendung gewöhnlicher Aufmerksamkeit hätte kennen sollen, haftet der Verkäufer nur dann, wenn er deren Nichtvorhandensein zugesichert hat.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

4. Gözden geçirme ve satıcıya bildirme

Madde 223

a. Genel olarak

Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.

Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 198 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 222 nci maddesinde, genel olarak satılanın, alıcı tarafından gözden geçirilmesi ve varsa ayıplarının satıcıya bildirilmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 198 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “4. Keşif ve muayene ve satıcıya ihbar / a. Umumiyet itibariyle” şeklindeki ibareler, “4. Gözden geçirme ve satıcıya bildirme / a. Genel olarak” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 198 inci maddesi üç fıkradan oluştuğu hâlde, ikinci ve üçüncü fıkralarda düzenlenen konular arasında sıkı bir bağlantının varlığı göz önünde tutularak, madde Tasarıda iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 198 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “derhal” şeklindeki ibare yerine, Tasarının 222 nci maddesinin birinci fıkrasında, kendisine ayıplı mal teslim edilen alıcının menfaatinin korunması bakımından daha elverişli olduğu göz önünde tutularak, “uygun bir süre” şeklindeki ibarenin kullanılması tercih edilmiştir. Böylece, Tasarının 222 nci maddesinin birinci fıkrasında âdi ayıplara ilişkin bildirimin “uygun bir süre içinde”; aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, gizli ayıplara ilişkin bildirimin “hemen” yapılması arasındaki fark belirgin hâle getirilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 222 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 201

B. Satıcının borçları / III. Satılan şeyin ayıplarından dolayı tekeffül / 4. Ayıp ihbarı / a. Genel olarak

1 Alıcı, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz, teslim aldığı şeyin durumunu gözden geçirmeli ve satıcının tekeffülle yükümlü olduğu ayıpların ortaya çıkması halinde, bunu derhal satıcıya bildirmelidir.

2 Alıcı bunu ihmal ederse, olağan inceleme sırasında fark edilemeyecek ayıplar dışında, satılan şey kabul edilmiş sayılır.

3 Bu türden ayıplar sonradan ortaya çıkarsa, ihbar keşiften hemen sonra yapılmalıdır; aksi halde şey, bu ayıplar bakımından da kabul edilmiş sayılır.

4 Taşınmaz bir eser içerisine amacına uygun olarak birleştirilmiş bir şeydeki ayıpların eserin ayıplı olmasına yol açması durumunda, bu ayıplar 60 gün içinde bildirilmelidir. Olağan inceleme sırasında fark edilemeyecek ayıplar, keşiften itibaren 60 gün içinde bildirilmelidir. Daha kısa sürelerin kararlaştırılması hükümsüzdür.[74]

Özgün metin (Almanca)

1 Der Käufer soll, sobald es nach dem üblichen Geschäftsgange tunlich ist, die Beschaffenheit der empfangenen Sache prüfen und, falls sich Mängel ergeben, für die der Verkäufer Gewähr zu leisten hat, diesem sofort Anzeige machen.

2 Versäumt dieses der Käufer, so gilt die gekaufte Sache als genehmigt, soweit es sich nicht um Mängel handelt, die bei der übungsgemässen Untersuchung nicht erkennbar waren.

3 Ergeben sich später solche Mängel, so muss die Anzeige sofort nach der Entdeckung erfolgen, widrigenfalls die Sache auch rücksichtlich dieser Mängel als genehmigt gilt.

4 Soweit Mängel einer Sache, die bestimmungsgemäss in ein unbewegliches Werk integriert worden ist, die Mangelhaftigkeit des Werks verursacht haben, sind diese innert 60 Tagen anzuzeigen. Mängel, die bei der übungsgemässen Untersuchung nicht erkennbar waren, sind innert 60 Tagen nach ihrer Entdeckung anzuzeigen. Die Vereinbarung kürzerer Fristen ist unwirksam.[74]

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 224

b. Hayvan satışında

Hayvan satışında satıcının sorumlu olacağı süre yazılı olarak belirlenmemiş ve ayıp da hayvanın gebeliğine ilişkin değilse satıcı, ancak ayıbın devrin yapıldığı veya alıcının devralmada temerrüdünün gerçekleştiği günden başlayarak dokuz gün içinde kendisine bildirilmesi ve ayrıca, hayvanın bilirkişilerce gözden geçirilmesinin aynı süre içinde yetkili makamdan istenmesi hâlinde sorumlu olur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 199 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 223 üncü maddesinde, hayvan satışında alıcının satılanı gözden geçirmesi ve varsa ayıplarını satıcıya bildirmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 199 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “b. Hayvan alım satımında” şeklindeki ibare, Tasarıda “b. Hayvan satışında” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 199 uncu maddesinin, hâkimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceğine ilişkin son fıkrası, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 286 ncı maddesi hükmünün bir tekrarı niteliğinde olduğu için, Tasarının 223 üncü maddesine alınmamıştır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 223 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 202

B. Satıcının borçları / III. Satılan şeyin ayıplarından dolayı tekeffül / 4. Ayıp ihbarı / b. Hayvan alım satımında

1 Hayvan alım satımında yazılı güvencede bir süre belirtilmemişse ve gebelik güvencesi söz konusu değilse, satıcı alıcıya ancak ayıbın teslimden veya kabulde temerrütten itibaren dokuz gün içinde keşfedilip bildirilmesi ve aynı süre içinde yetkili makamdan hayvanın uzmanlarca incelenmesinin istenmesi halinde sorumludur.

2 Uzmanların raporu, hâkim tarafından takdiren değerlendirilir.

3 Bunun dışında usul, Federal Konsey'in bir tüzüğü ile düzenlenir.

Özgün metin (Almanca)

1 Enthält beim Handel mit Vieh die schriftliche Zusicherung keine Fristbestimmung und handelt es sich nicht um Gewährleistung für Trächtigkeit, so haftet der Verkäufer dem Käufer nur, wenn der Mangel binnen neun Tagen, von der Übergabe oder vom Annahmeverzug an gerechnet, entdeckt und angezeigt wird, und wenn binnen der gleichen Frist bei der zuständigen Behörde die Untersuchung des Tieres durch Sachverständige verlangt wird.

2 Das Gutachten der Sachverständigen wird vom Richter nach seinem Ermessen gewürdigt.

3 Im Übrigen wird das Verfahren durch eine Verordnung des Bundesrates geregelt.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 225

5. Satıcının ağır kusurunun sonuçları

Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz.

Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 200 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 224 üncü maddesinde, satıcının ağır kusurunun sonuçları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 200 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “5. Satıcının hilesine müterettip hükümler” şeklindeki ibare, Tasarıda “5. Satıcının ağır kusurunun sonuçları” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 200 üncü maddesinde kullanılan “Alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı” şeklindeki ibare, ağır kusurun kastı dolayısıyla aldatmayı da içerdiği göz önünde tutularak, Tasarının 224 üncü maddesinin birinci fıkrasında “Ağır kusurlu olan satıcı” şekline dönüştürülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 200 üncü maddesinde yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Bu hükme göre, satıcılığı meslek edinmiş bir kişi, bilmesi gereken ayıpların alıcı tarafından kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Ayrıca, fıkrada kullanılan “bilmesi gereken” şeklindeki ibare, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin her türlü ihmalini kapsamaktadır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 224 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 203

B. Satıcının borçları / III. Satılan şeyin ayıplarından dolayı tekeffül / 5. Kasıtlı aldatma

Satıcı, alıcıyı kasıtlı olarak aldatmışsa, bildirimde bulunulmamış olması nedeniyle tekeffül sorumluluğunun sınırlandırılması söz konusu olmaz.

Özgün metin (Almanca)

Bei absichtlicher Täuschung des Käufers durch den Verkäufer findet eine Beschränkung der Gewährleistung wegen versäumter Anzeige nicht statt.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 226

6. Satılanın başka yerden gönderilmesi

Başka yerden gönderilen satılanın ayıplı olduğunu ileri süren alıcı, bulunduğu yerde satıcının temsilcisi yoksa, satılanın korunması için gerekli önlemleri geçici olarak almakla yükümlüdür. Alıcı, ayıplı olduğunu ileri sürdüğü satılanın korunması için gerekli önlemleri almaksızın onu satıcıya geri gönderemez.

Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer.

Satılanın kısa zamanda bozulma tehlikesi varsa, alıcı onu bulunduğu yerdeki mahkeme aracılığıyla sattırmaya yetkili, hatta satıcının yararı gerektiriyorsa sattırmakla yükümlüdür. Alıcı, durumu satıcıya en kısa zamanda bildirmezse, bundan doğan zarardan sorumlu olur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 201 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 225 inci maddesinde, gönderme yoluyla satışta satılanın ayıplı olması durumunda, alıcıya düşen yük ve yükümlülükler düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 201 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “6. Başka mahalden vâki olan satım” şeklindeki ibare, Tasarıda “6. Satılanın başka yerden gönderilmesi” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında kullanılan “başka yerden gönderilen satılanın” şeklindeki ibareyle, satıcının sözleşme veya ticarî teâmül gereğince, satılanı ifa yerinden başka bir yere (meselâ, alıcının yerleşim yerine veya işyerine) göndermek suretiyle yaptığı satış kastedilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında kullanılan “usulüne göre” şeklindeki ibareyle, alıcının satılandaki ayıbın varlığını sadece mahkemeye başvurarak değil, mahkeme dışındaki ilgili diğer kurum ve kuruluşlara da başvurarak tespit ettirebileceği kastedilmektedir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 225 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 204

B. Satıcının borçları / III. Satılan şeyin ayıplarından dolayı tekeffül / 6. Başka bir yerden gönderilen şey hakkında izlenecek yöntem

1 Başka bir yerden gönderilen şey ayıplı bulunur ve satıcının teslim alma yerinde bir temsilcisi yoksa, alıcı bu şeyin geçici olarak muhafazasını sağlamakla yükümlüdür ve onu hemen satıcıya geri gönderemez.

2 Alıcı, olayı gecikmeksizin gerektiği şekilde tespit ettirmelidir; aksi takdirde, iddia edilen ayıpların teslim alma anında zaten mevcut olduğunu ispat yükü kendisine düşer.

3 Gönderilen şeyin çabucak bozulma tehlikesi gösterdiği hallerde alıcı, şeyin bulunduğu yerin yetkili makamının katılımıyla onu sattırmaya yetkili ve satıcının menfaatlerinin gerektirdiği ölçüde bunu yapmakla yükümlüdür; ancak tazminat sorumluluğundan kaçınmak için satıcıyı olabildiğince zamanında bu konuda bilgilendirmelidir.

Özgün metin (Almanca)

1 Wenn die von einem anderen Orte übersandte Sache beanstandet wird und der Verkäufer an dem Empfangsorte keinen Stellvertreter hat, so ist der Käufer verpflichtet, für deren einstweilige Aufbewahrung zu sorgen, und darf sie dem Verkäufer nicht ohne weiteres zurückschicken.

2 Er soll den Tatbestand ohne Verzug gehörig feststellen lassen, widrigenfalls ihm der Beweis obliegt, dass die behaupteten Mängel schon zur Zeit der Empfangnahme vorhanden gewesen seien.

3 Zeigt sich Gefahr, dass die übersandte Sache schnell in Verderbnis gerate, so ist der Käufer berechtigt und, soweit die Interessen des Verkäufers es erfordern, verpflichtet, sie unter Mitwirkung der zuständigen Amtsstelle des Ortes, wo sich die Sache befindet, verkaufen zu lassen, hat aber bei Vermeidung von Schadenersatz den Verkäufer so zeitig als tunlich hievon zu benachrichtigen.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

7. Alıcının seçimlik hakları

Madde 227

a. Genel olarak

Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:

1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.

2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.

3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.

4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.

Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.

Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.

Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.

Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 202 nci ve 203 üncü maddelerini karşılamaktadır.

Tasarının beş fıkradan oluşan 226 ncı maddesinde, satıcının ayıptan sorumluluğu çerçevesinde, alıcının seçimlik hakları ve sınırları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 202 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “7. Tekeffüle müstenit dâva / a. Satımın feshi yahut semenin tenzili” şeklindeki ibareler, Tasarıda “7. Alıcının seçimlik hakları / a. Genel olarak” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 203 üncü maddesinde düzenlenen satılanı değiştirme hakkına ve bunun sınırlarına da, alıcının diğer seçimlik haklarıyla, bütünlük sağlanması amacıyla, Tasarının 226 ncı maddesinde yer verilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 202 nci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen seçimlik haklara, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinden farklı olarak, alıcının bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere, satılanın onarılmasını isteme hakkını kullanabilmesi, bu onarımın “aşırı bir masraf gerektirmemesi” koşuluna bağlı olarak dördüncü bir seçimlik hak eklenmiştir. Çünkü, ayıplı satılan nedeniyle, tüketiciye karşı imalâtçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve belirli koşullar altında kredi kurumunun müteselsilen sorumluluklarının ve garanti belgesi ile satılması zorunlu olan sanayi malları bakımından servis sağlama borçlarının varlığı göz önünde tutulursa, satıcının ayıplı satılanı ücretsiz olarak onarma yükümlülüğüne tâbi tutulması uygun ve yerindedir.

Buna karşılık, taraflardan birini tüketicinin oluşturmadığı diğer satışlarda, satıcının, aşırı bir masraf gerektirse bile, satılanı ücretsiz onarma yükümlülüğüne tâbi tutulması hakkaniyete uygun görülmemiştir.

Tasarının 226 ncı maddesinin birinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanunundan farklı olarak, alıcının tüm seçimlik hakları dört bent hâlinde sayılmıştır. Böylece, 818 sayılı Borçlar Kanununun 202 nci maddesinin birinci fıkrasında, alıcının kullanabileceği seçimlik haklar, sadece sözleşmeden dönme ve satış bedelinin indirilmesini isteme ve aynı Kanunun 203 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen değiştirme hakkından ibaret iken, bunlara yukarıda açıklanan onarım hakkı da eklenmiştir.

Burada ayrıca, söz konusu seçimlik hakların kullanılabilme koşulları da her bir hak için ayrı ayrı düzenlenmiş olup, bu düzenleme 818 sayılı Borçlar Kanununa göre önemli farklılıklar taşımaktadır.

Gerçekten, 818 sayılı Borçlar Kanununun 203 üncü maddesinin birinci fıkrasında değiştirme hakkı sadece çeşit satışları için kabul edildiği hâlde, Tasarıda, “imkân varsa” denilmek suretiyle, bu seçimlik hakkın kullanılabileceği durumlar genişletilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 202 nci maddesinde “fesih” teriminin kullanılması hatalı olduğu için, Tasarıda, bunun yerine “dönme” terimi kullanılmıştır.

Tasarının 226 ncı maddesinin ikinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununda açıkça düzenlenmemiş olmakla birlikte, öğreti ve uygulamada da kabul edildiği gibi, alıcının hangi seçimlik hakkı kullanmış olursa olsun, ayrıca satılanın ayıplı tesliminden dolayı uğradığı zararlar için genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı tutulduğu belirtilmektedir. Ancak, alıcının, satılanın ayıplı olması nedeniyle dönme hakkını kullanmasının sonuçlarının, Tasarının 228 inci maddesinde düzenlendiği göz önünde tutulursa, onun dönme dışındaki diğer seçimlik hakları ile birlikte, uğradığı zararının giderilmesini, genel hükümlere göre isteyebileceğinde bir duraksama yoktur.

Maddenin üçüncü fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 203 üncü maddesinin ikinci fıkrasından farklı olarak, “satılanın başka bir yerden gönderilmemesi” koşulu aranmaksızın, satıcıya, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararı da tamamen gidererek, alıcının seçimlik haklarını kullanmasını önleme olanağı tanınmıştır.

Maddenin dördüncü fıkrasında, hâkime verilen yetkinin kapsamı, satış bedelinin indirilmesi yanında, satılanın onarılmasına karar verme yetkisi de eklenerek, 818 sayılı Borçlar Kanununa göre genişletilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 202 nci maddesinin son fıkrasında kullanılan “müsavi ise” şeklindeki ibare, öğreti ve uygulama göz önünde tutularak, Tasarının 226 ncı maddesinin beşinci fıkrasında “çok yakın ise” şekline dönüştürülmüştür. Ayrıca, 818 sayılı Borçlar Kanununun 202 nci maddesinin son fıkrasından farklı olarak, Tasarının 226 ncı maddesinin son fıkrasında, bu durumda alıcının sözleşmeden dönme yanında satılanın ayıpsız benzeriyle değiştirilmesini isteme hakkını da kullanabileceği kabul edilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 226 gerekçesi

Madde 228

b. Satılanın yok olması veya ağır biçimde zarara uğraması

Alıcıya ayıplı olarak devredilmiş olan satılanın ayıptan, beklenmedik hâlden veya mücbir sebepten dolayı yok olması veya ağır biçimde zarara uğraması, alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanmasını engellemez. Bu durumda alıcı, satılandan elinde ne kalmışsa onu geri vermekle yükümlüdür.

Satılan alıcıya yüklenebilen bir sebep yüzünden yok olmuşsa veya alıcı onu başkasına devretmişse ya da biçimini değiştirmişse alıcı, ancak değerindeki eksiklik karşılığının satış bedelinden indirilmesini isteyebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 204 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 227 nci maddesinde, ayıplı satılanın yok olmasının hukukî sonuçları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 204 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “c. Satılanın ziyaı hâlinde satımın feshi” şeklindeki ibare, Tasarıda “c. Satılanın yok olması veya ağır biçimde zarara uğraması” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 204 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinden farklı olarak bu fıkrada sayılan hâllere mücbir sebep de eklenmiş, ayrıca, “satılanın…hasara uğraması” şeklindeki ibare, Tasarının 227 nci maddesinin birinci fıkrasında “satılanın…ağır biçimde zarara uğraması” şekline dönüştürülmüştür. Böylece, ayıplı satılanın beklenmedik hâl yanında, mücbir sebepten yok olması veya ağır biçimde zarara uğraması aynı hükmün kapsamına dahil edilmiştir. Fıkrada yapılan değişiklik uyarınca, ayıplı satılanın zarara uğradığı her durumda değil, ancak ağır biçimde zarara uğraması durumunda bu fıkra uygulanabilecektir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 227 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 207

B. Satıcının borçları / III. Satılan şeyin ayıplarından dolayı tekeffül / 7. Alıcının davasının içeriği / c. Şeyin telef olması halinde sözleşmeden dönme

1 Şey, ayıpları nedeniyle veya rastlantı sonucu telef olmuşsa da sözleşmeden dönme talep edilebilir.

2 Bu durumda alıcı, şeyden kendisinde kalan kısmı geri vermekle yükümlüdür.

3 Şey alıcının kusuru nedeniyle telef olmuş veya alıcı tarafından devredilmiş ya da değiştirilmişse, alıcı yalnızca değer eksikliğinin giderilmesini talep edebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Die Wandelung kann auch dann begehrt werden, wenn die Sache infolge ihrer Mängel oder durch Zufall untergegangen ist.

2 Der Käufer hat in diesem Falle nur das zurückzugeben, was ihm von der Sache verblieben ist.

3 Ist die Sache durch Verschulden des Käufers untergegangen, oder von diesem weiter veräussert oder umgestaltet worden, so kann er nur Ersatz des Minderwertes verlangen.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

8. Dönmenin sonuçları

Madde 229

a. Genel olarak

Satış sözleşmesinden dönen alıcı, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür. Buna karşılık alıcı da, satıcıdan aşağıdaki istemlerde bulunabilir:

1. Ödemiş olduğu satış bedelinin, faiziyle birlikte geri verilmesi.

2. Satılanın tamamen zaptında olduğu gibi, yargılama giderleri ile satılan için yapmış olduğu giderlerin ödenmesi.

3. Ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesi.

Satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlüdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 205 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 228 inci maddesinde, ayıp nedeniyle sözleşmeden dönmenin sonuçları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 205 inci maddesi üç fıkradan oluştuğu hâlde, maddenin ilk iki fıkrasının birbiriyle bağlantılı olduğu göz önünde tutularak, Tasarıda birleştirilerek tek fıkraya dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 205 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “8. Feshin hükümleri / a. Umumiyet itibariyle” şeklindeki ibareler, Tasarıda “8. Dönmenin sonuçları/ a. Genel olarak” şeklinde değiştirilmiştir.

Satılanın ayıplı olması nedeniyle sözleşmeden dönen alıcının, satıcıya karşı ileri sürebileceği haklara ilişkin 818 sayılı Borçlar Kanununun 205 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen haklar, Tasarının 228 inci maddesinin birinci fıkrasında, 216 ncı maddesinde yapıldığı gibi bentler hâlinde sayılmıştır.

Maddede yer verilen “doğrudan zarar” ve “diğer zararlar” ibarelerine verilecek anlam hakkında, Tasarının 216 ncı maddesinin gerekçesi göz önünde tutulmalıdır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 228 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 208

B. Satıcının borçları / III. Satılan şeyin ayıplarından dolayı tekeffül / 8. Sözleşmeden dönmenin gerçekleştirilmesi / a. Genel olarak

1 Satım ortadan kaldırıldığında alıcı, şeyi bu arada elde ettiği yararlarla birlikte satıcıya geri vermek zorundadır.

2 Satıcı, ödenmiş olan satım bedelini faizleriyle birlikte geri vermek ve bunun yanında, tam zapta ilişkin hükümlere uygun olarak, dava giderlerini, yapılan masrafları ve ayıplı malın tesliminden alıcıya doğrudan doğan zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

3 Satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, diğer zararları da tazmin etmekle yükümlüdür.

Özgün metin (Almanca)

1 Wird der Kauf rückgängig gemacht, so muss der Käufer die Sache nebst dem inzwischen bezogenen Nutzen dem Verkäufer zurückgeben.

2 Der Verkäufer hat den gezahlten Verkaufspreis samt Zinsen zurückzuerstatten und überdies, entsprechend den Vorschriften über die vollständige Entwehrung, die Prozesskosten, die Verwendungen und den Schaden zu ersetzen, der dem Käufer durch die Lieferung fehlerhafter Ware unmittelbar verursacht worden ist.

3 Der Verkäufer ist verpflichtet, den weitern Schaden zu ersetzen, sofern er nicht beweist, dass ihm keinerlei Verschulden zur Last falle.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 230

b. Birden çok mal satışında

Birden çok mal veya birden çok parçadan oluşan bir mal, birlikte satılmış olup da bunlardan bazıları ayıplı çıkarsa, dönme hakkı bunlardan ancak ayıplı çıkanlar için kullanılabilir. Ancak, alıcıya veya satıcıya önemli bir zarar vermeksizin ayıplı parçanın diğerinden ayrılmasına imkân yoksa, dönme hakkının satılanın tamamını kapsaması zorunludur.

Satılanın aslı için satıştan dönülmesi, ayrı satış bedeli gösterilerek satılmış olsalar bile, eklentilerini de kapsar; fakat eklentiler için dönme, satılanın aslını kapsamaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 206 ncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 229 uncu maddesinde, birden çok mal satışında, satılanın ayıplı olmasının sonuçları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 206 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “b. Birden ziyade şeyin satımı hâlinde fesih” şeklindeki ibare, Tasarıda “b. Birden çok mal satışında” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 206 ncı maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “Birden ziyade şey veya parça birlikte satılmış olup da” şeklindeki ibare, Tasarıda “Birden çok mal veya birden çok parçadan oluşan bir mal” şeklinde ifade edilmiştir. Bu ibareyle, satış sözleşmesinin konusunu, aynı cinsten, bağımsız ekonomik değeri bulunan birçok taşınır mal yanında öğretide “eşya topluluğu” (Sachgesamtheit) kavramıyla ifade edilen, ekonomik bütünlük oluşturan, birlikte satılan birden çok eşya kastedilmektedir. Aynı fıkrada kullanılan “eklentilerini” şeklindeki ibare, eklenti sayılmamakla birlikte, öğretideki adlandırmayla “bağlı eşya” sayılanları da kapsamaktadır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 206 ncı maddesinin birinci, ikinci ve son fıkralarında hatalı olarak kullanılan “fesih” ve “fesih hakkı” şeklindeki ibareler, Tasarıda “dönme” ve “dönme hakkı” şeklinde düzeltilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 206 ncı maddesinin ikinci fıkrası, Tasarının 229 uncu maddesinin birinci fıkrasına, ikinci cümle olarak alınmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 206 ncı maddesinin son fıkrasında kullanılan “ferilerine de şâmil olur; amma” şeklindeki ibare, Tasarıda “eklentilerini de kapsar; fakat” şeklinde değiştirilmiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 229 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 209

B. Satıcının borçları / III. Satılan şeyin ayıplarından dolayı tekeffül / 8. Sözleşmeden dönmenin gerçekleştirilmesi / b. Birden çok satılan şey halinde

1 Birlikte satılan birden çok şeyden veya satılan bir bütün şeyden yalnızca bazı parçalar ayıplı ise, sözleşmeden dönme yalnızca bu parçalar bakımından talep edilebilir.

2 Ancak ayıplı parçalar, alıcı veya satıcı için önemli bir zarara yol açmaksızın ayıpsız parçalardan ayrılamıyorsa, sözleşmeden dönme satım konusunun tamamına yayılmalıdır.

3 Asıl şey için özel bir bedel belirlenmiş olsa dahi, asıl şeyden dönülmesi yan şeyden de dönülmesini gerektirir; buna karşılık yan şeyden dönülmesi asıl şeyden dönülmesini gerektirmez.

Özgün metin (Almanca)

1 Sind von mehreren zusammen verkauften Sachen oder von einer verkauften Gesamtsache bloss einzelne Stücke fehlerhaft, so kann nur rücksichtlich dieser die Wandelung verlangt werden.

2 Lassen sich jedoch die fehlerhaften Stücke von den fehlerfreien ohne erheblichen Nachteil für den Käufer oder den Verkäufer nicht trennen, so muss die Wandelung sich auf den gesamten Kaufgegenstand erstrecken.

3 Die Wandelung der Hauptsache zieht, selbst wenn für die Nebensache ein besonderer Preis festgesetzt war, die Wandelung auch dieser, die Wandelung der Nebensache dagegen nicht auch die Wandelung der Hauptsache nach sich.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 231

9. Zamanaşımı

Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz.

Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 207 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 230 uncu maddesinde, satıcının ayıptan sorumluluğu nedeniyle açılacak davaların tâbi olduğu zamanaşımının başlangıcı ve süresi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 207 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “9. Müruru zaman” şeklindeki ibare, Tasarıda “9. Zamanaşımı” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 207 nci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “sakıt olur.” şeklindeki ibare, burada hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı göz önünde tutularak Tasarıda “zamanaşımına uğrar.” şekline dönüştürülmüştür. Aynı fıkrada öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresi, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında olduğu gibi, Tasarıda iki yıla çıkarılmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 207 nci maddesinin ikinci fıkrası Tasarının aynı maddesinin birinci fıkrasına alınmış ve “bir sene geçmeksizin” şeklindeki ibare de, Tasarının birinci fıkrasında yapılan değişikliğe paralel olarak, “iki yıl içinde” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 207 nci maddesinin son fıkrasında kullanılan “Satıcı alıcıyı iğfal etmiş ise” şeklindeki ibare, Tasarının 230 uncu maddesinin son fıkrasında “satıcı… ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise” şeklinde; 818 sayılı Borçlar Kanununda kullanılan “bu bir senelik müruru zamandan” şeklindeki ibare de, Tasarıda “iki yıllık zamanaşımı süresinden” şekline dönüştürülmüştür.

Ağır kusurun, kastı, dolayısıyla aldatmayı ve ağır ihmali de içerdiği göz önünde tutularak, Tasarının 230 uncu maddesinin ikinci fıkrasında “ağır kusurlu” teriminin kullanılmasıyla yetinilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 230 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 210

B Satıcının borçları / III Satılanın ayıplarından dolayı tekeffül / 9 Zamanaşımı

1 Satılan şeyin ayıplarından dolayı tekeffüle ilişkin davalar, alıcının ayıpları daha sonra keşfetmiş olması hâlinde dahi, satılanın alıcıya teslim edilmesinden itibaren iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar; meğerki satıcı daha uzun bir süre için sorumluluk üstlenmiş olsun.

2 Bir şeyin ayıpları, taşınmaz bir eserin amacına uygun olarak içine katılması sonucu eserin ayıplı olmasına neden olmuşsa, süre beş yıldır.

3 20 Haziran 2003 tarihli Kültür Varlıklarının Transferi Kanunu'nun[76] 2. maddesinin 1. fıkrası anlamındaki kültür varlıkları için dava, alıcının ayıbı keşfetmesinden itibaren bir yıl, her hâlde sözleşmenin kurulmasından itibaren 30 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

4 Zamanaşımı süresinin kısaltılmasına ilişkin bir anlaşma, aşağıdaki hâllerde geçersizdir:a. zamanaşımı süresini iki yıldan, kullanılmış eşyada bir yıldan az bir süreye indiriyorsa;b. şey, alıcının kişisel veya ailevi kullanımına yönelik ise; vec. satıcı, mesleki veya ticari faaliyeti çerçevesinde hareket ediyorsa.

5 Alıcının mevcut ayıplardan doğan def'ileri, zamanaşımı süresi içinde satıcıya öngörülen bildirim yapılmış olması hâlinde varlığını sürdürür.

6 Satıcının alıcıyı kasten aldattığı kanıtlanırsa, satıcı zamanaşımını ileri süremez. Bu hüküm, 3. fıkrada öngörülen 30 yıllık süre bakımından uygulanmaz.

Özgün metin (Almanca)

1 Die Klagen auf Gewährleistung wegen Mängel der Sache verjähren mit Ablauf von zwei Jahren nach deren Ablieferung an den Käufer, selbst wenn dieser die Mängel erst später entdeckt, es sei denn, dass der Verkäufer eine Haftung auf längere Zeit übernommen hat.

2 Die Frist beträgt fünf Jahre, soweit Mängel einer Sache, die bestimmungsgemäss in ein unbewegliches Werk integriert worden ist, die Mangelhaftigkeit des Werkes verursacht haben.

3 Für Kulturgüter im Sinne von Artikel 2 Absatz 1 des Kulturgütertransfergesetzes vom 20. Juni 2003[76] verjährt die Klage ein Jahr, nachdem der Käufer den Mangel entdeckt hat, in jedem Fall jedoch 30 Jahre nach dem Vertragsabschluss.

4 Eine Vereinbarung über die Verkürzung der Verjährungsfrist ist ungültig, wenn:a. sie die Verjährungsfrist auf weniger als zwei Jahre, bei gebrauchten Sachen auf weniger als ein Jahr verkürzt;b. die Sache für den persönlichen oder familiären Gebrauch des Käufers bestimmt ist; undc. der Verkäufer im Rahmen seiner beruflichen oder gewerblichen Tätigkeit handelt.

5 Die Einreden des Käufers wegen vorhandener Mängel bleiben bestehen, wenn innerhalb der Verjährungsfrist die vorgeschriebene Anzeige an den Verkäufer gemacht worden ist.

6 Der Verkäufer kann die Verjährung nicht geltend machen, wenn ihm eine absichtliche Täuschung des Käufers nachgewiesen wird. Dies gilt nicht für die 30-jährige Frist gemäss Absatz 3.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

C. Alıcının borçları

Madde 232

I. Satış bedelinin ödenmesi ve satılanın devralınması

Alıcı, satış sözleşmesinde kararlaştırılmış olduğu biçimde satış bedelini ödemek ve kendisine sunulan satılanı devralmakla yükümlüdür.

Aksine yerel âdet veya anlaşma yoksa, satılanın hemen devralınması gereklidir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 208 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 231 inci maddesinde, satış bedelinin ödenmesi ve satılanın devralınması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 208 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “C. Alıcının Borçları / 1. Semenin edası ve satılanın kabzı” şeklindeki ibareler, Tasarıda “C. Alıcının borçları / I.

Satış bedelinin ödenmesi ve satılanın devralınması” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 208 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “kabz etmekle mükelleftir.” şeklindeki ibare, Tasarıda “devralmakla yükümlüdür.” şekline dönüştürülmüştür.

Gerçekte, satış sözleşmesinde satılanın devralınması bakımından alacaklı durumunda olan alıcı, kural olarak bir hakkın sahibi olması nedeniyle edimi kabule zorlanamaz. Bununla birlikte, öğretide ve uygulamada da kabul edildiği gibi, alıcının satılanı devralmaktan kaçınması, çoğu zaman satış bedelini ödememe iradesini de ortaya koyar. Bu durumda, satıcının, yapacağı seçime göre, alacaklının temerrüdü yanında, borçlunun temerrüdü hükümlerinden de yararlanması söz konusu olabileceği için, maddede alıcının satılanı devralmakla yükümlü olduğu belirtilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 208 inci maddesinin son fıkrasında kullanılan “kabzın derhâl vukuu lâzımdır.” şeklindeki ibare, Tasarıda “satılanın hemen devralınması gereklidir.” şeklinde yazılmıştır.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 231 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 211

C. Alıcının borçları / I. Bedelin ödenmesi ve satılan şeyin teslim alınması

1 Alıcı, bedeli sözleşme hükümlerine göre ödemek ve satın alınan şeyi, satıcı tarafından kendisine sözleşmeye uygun olarak sunulması halinde, teslim almakla yükümlüdür.

2 Aksi kararlaştırılmış veya teamül haline gelmiş olmadıkça, teslim alma derhal gerçekleşmelidir.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Käufer ist verpflichtet, den Preis nach den Bestimmungen des Vertrages zu bezahlen und die gekaufte Sache, sofern sie ihm von dem Verkäufer vertragsgemäss angeboten wird, anzunehmen.

2 Die Empfangnahme muss sofort geschehen, wenn nicht etwas anderes vereinbart oder üblich ist.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 233

II. Satış bedelinin belirlenmesi

Alıcı, satış bedelini belirtmeksizin, malı alacağını kesin olarak bildirmişse satış, ifa yeri ve zamanındaki ortalama piyasa fiyatı üzerinden yapılmış sayılır.

Satış bedeli, satılanın ağırlığına göre hesaplanıyorsa, darası indirilir.

Bazı ticari malların satışında, daralı ağırlıktan miktar olarak ya da yüzde hesabıyla bir indirim yapılmasına veya bedelin, daralı ağırlık üzerinden belirlenmesine ilişkin ticari teamüller saklıdır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 209 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 232 nci maddesinde, satış bedelinin belirlenmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 209 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Semenin tayini” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Satış bedelinin belirlenmesi” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 209 uncu maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “satım siparişin yapıldığı gün ve mahalde cari fiyat üzerinden” şeklindeki ibare, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 212 nci maddesinin birinci fıkrasına uygun olarak, Tasarıda “satış, ifa yeri ve zamanındaki ortalama piyasa fiyatı üzerinden” şeklinde düzeltilmiştir.

Maddenin ikinci ve son fıkralarında kullanılan “dara” sözcüğüyle, satılanın ambalajının (yani, içine konulduğu kabın) ağırlığı kastedilmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 209 uncu maddesinin son fıkrasında kullanılan “semenin gayri sâfi vezin üzerinden yahut muayyen bir miktar” şeklindeki ibare, Tasarıda “daralı ağırlıktan miktar olarak” şeklinde ifade edilmiştir. Gerçekten, bazı ticarî mallarda, herhangi bir indirim yapılmaksızın, bedelin satılanın daralı ağırlığı üzerinden ödenmesi şeklinde bir ticarî teâmülün de bulunduğu bilinmektedir. Ayrıca, Tasarının 232 nci maddesinin son fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 209 uncu maddesinin son fıkrasında yer verilmeyen bir durum olarak satış bedelinin daralı ağırlık üzerinden belirlenmesine ilişkin ticarî teamülün de saklı olduğu belirtilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 232 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 212

C. Alıcının borçları / II. Satış bedelinin belirlenmesi

1 Alıcı, bedeli belirtmeksizin kesin sipariş vermişse, sözleşmenin ifa zamanında ve ifa yerinde geçerli olan ortalama piyasa bedelinin kastedildiği karine olarak kabul edilir.

2 Satış bedelinin malın ağırlığına göre hesaplanması gerektiği hallerde, ambalaj (dara ağırlığı) düşülür.

3 Belirli ticari mallarda brüt ağırlıktan sabit bir miktarın veya yüzde olarak hesaplanan bir miktarın düşülmesini veya bedelin belirlenmesinde tüm brüt ağırlığın esas alınmasını öngören özel ticari teamüller saklıdır.

Özgün metin (Almanca)

1 Hat der Käufer fest bestellt, ohne den Preis zu nennen, so wird vermutet, es sei der mittlere Marktpreis gemeint, der zurzeit und an dem Ort der Erfüllung gilt.

2 Ist der Kaufpreis nach dem Gewichte der Ware zu berechnen, so wird die Verpackung (Taragewicht) in Abzug gebracht.

3 Vorbehalten bleiben die besonderen kaufmännischen Übungen, nach denen bei einzelnen Handelsartikeln ein festbestimmter oder nach Prozenten berechneter Abzug vom Bruttogewicht erfolgt oder das ganze Bruttogewicht bei der Preisbestimmung angerechnet wird.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 234

III. Satış bedelinin muacceliyeti ve faizi

Aksine sözleşme yoksa, satılan alıcının zilyetliğine girince satış bedeli muaccel olur.

Faiz istenebileceği konusunda bir teamül varsa veya alıcı maldan ürün ya da diğer verimler elde etme imkânına sahip ise ya da belirli günün geçmesiyle temerrüdün gerçekleşmesi durumunda, ayrıca bir ihtara gerek olmaksızın satış bedeline faiz istenebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 210 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 233 üncü maddesinde, satış bedelinin muacceliyeti ve faizi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 210 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Semene istihkak ve semenin faizi” şeklindeki ibare, Tasarıda “III. Satış bedelinin muacceliyeti ve faizi” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 210 uncu maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “satılan alıcının zilyetliğine girince satıcı semene müstahak olur.” şeklindeki ibare, Tasarıda “satılan, alıcının zilyetliğine girince, satış bedeli muaccel olur.” şeklinde düzeltilmiştir. Aynı fıkraya göre, aksine sözleşme varsa, bu hüküm uygulanmaz. Gerçekten, veresiye satışlar, taksitle satışlar ve ön ödemeli satışlar, 210 uncu maddenin birinci fıkrasının kapsamı dışındadır. Veresiye satışlarda, satılanın alıcıya teslim edilmesinden sonra, satış bedelinin tamamının, taraflarca belirlenen vadede, bir defada ödenmesi kararlaştırılmaktadır. Taksitle satışlarda, satış bedelinin, yine satılanın alıcıya tesliminden sonra, kısım kısım (taksitler hâlinde) ödenmesinin kararlaştırılması söz konusudur. Ön ödemeli taksitle satışlarda ise, alıcı satış bedelini önceden kısım kısım ödemeyi, satıcı da bedelin ödenmesinden sonra satılanı teslim etmeyi üstlenmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında, ihtara gerek olmaksızın, satış bedeline faiz istenebileceği üç durum düzenlenmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 233 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 213

C. Alıcının borçları / III. Satış bedelinin muacceliyeti ve faize tabi olması

1 Başka bir zaman belirlenmemişse, satış bedeli, satış konusunun alıcının zilyetliğine geçmesiyle muaccel olur.

2 Belirli bir vade gününün geçmesi sonucu temerrüde ilişkin hükme halel gelmeksizin, teamül böyle gerektiriyorsa veya alıcı satış konusunun semerelerinden veya diğer getirilerinden yararlanabiliyorsa, satış bedeli ihtar olmaksızın faize tabi olur.

Özgün metin (Almanca)

1 Ist kein anderer Zeitpunkt bestimmt, so wird der Kaufpreis mit dem Übergange des Kaufgegenstandes in den Besitz des Käufers fällig.

2 Abgesehen von der Vorschrift über den Verzug infolge Ablaufs eines bestimmten Verfalltages wird der Kaufpreis ohne Mahnung verzinslich, wenn die Übung es mit sich bringt, oder wenn der Käufer Früchte oder sonstige Erträgnisse des Kaufgegenstandes beziehen kann.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

IV. Alıcının temerrüdü

Madde 235

1. Satıcının dönme hakkı

Satılanın, ancak satış bedeli ödendikten sonra veya ödenme anında devredilmesi gereken durumlarda alıcı temerrüde düşerse satıcı, herhangi bir işlem gerekmeksizin satıştan dönebilir.

Bu hakkını kullanmak isteyen satıcı, durumu gecikmeksizin alıcıya bildirmek zorundadır.

Satılanın zilyetliği satış bedeli ödenmeden alıcıya devredilmişse, alıcının temerrüdü sebebiyle satıcının dönme hakkını kullanarak satılanı geri alması, bu hakkın sözleşmede açıkça saklı tutulmasına bağlıdır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 211 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 234 üncü maddesinde, alıcının temerrüdü durumunda, satıcının sözleşmeden dönme hakkı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 211 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “IV. Alıcının temerrüdü / 1. Satıcının fesih hakkı” şeklindeki ibareler, Tasarıda “IV. Alıcının temerrüdü / 1. Satıcının dönme hakkı” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 211 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “hiçbir merasime muhtaç olmaksızın” şeklindeki ibare, Tasarıda “herhangi bir işlem gerekmeksizin” şekline dönüştürülmüştür. Bu ibareyle, fıkrada öngörülen durumlarda, satıcının, temerrüde düşen alıcıya Tasarının 122 nci maddesinde öngörülen ek süreyi vermek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönme hakkını kullanabileceği kastedilmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 211 inci maddesinin ikinci fıkrasının sonunda kullanılan “mükelleftir.” şeklindeki ibare, bu fıkrada satıcıya düşen bir yükümlülük değil, bir yük (külfet) söz konusu olduğu için, Tasarıda “zorundadır.” şeklinde düzeltilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 211 inci maddesinin son fıkrasında kullanılan “Satılan alıcıya teslim edilmiş ise” şeklindeki ibare, Tasarıda “Satılanın zilyetliği satış bedeli ödenmeden alıcıya devredilmişse” şeklinde düzeltilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 234 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 214

C. Alıcının borçları / IV. Alıcının temerrüdü / 1. Satıcının sözleşmeden dönme hakkı

1 Satılan şeyin bedelin peşin ödenmesi karşılığında veya bedel ile birlikte (Zug um Zug) teslim edilmesi gerektiği hallerde, alıcı bedelin ödenmesinde temerrüde düşerse, satıcı herhangi bir işleme gerek kalmaksızın sözleşmeden dönme hakkına sahiptir.

2 Ancak satıcı, bu dönme hakkını kullanmak istediği takdirde, durumu alıcıya derhal bildirmekle yükümlüdür.

3 Satış konusu, bedel ödenmeden önce alıcının zilyetliğine geçmişse, satıcı, alıcının temerrüdü nedeniyle sözleşmeden ancak bu hakkı açıkça saklı tutmuş olması halinde dönebilir ve teslim edilmiş olan şeyin geri verilmesini isteyebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Ist die verkaufte Sache gegen Vorausbezahlung des Preises oder Zug um Zug zu übergeben und befindet sich der Käufer mit der Zahlung des Kaufpreises im Verzuge, so hat der Verkäufer das Recht, ohne weiteres vom Vertrage zurückzutreten.

2 Er hat jedoch dem Käufer, wenn er von seinem Rücktrittsrecht Gebrauch machen will, sofort Anzeige zu machen.

3 Ist der Kaufgegenstand vor der Zahlung in den Besitz des Käufers übergegangen, so kann der Verkäufer nur dann wegen Verzuges des Käufers von dem Vertrage zurücktreten und die übergebene Sache zurückfordern, wenn er sich dieses Recht ausdrücklich vorbehalten hat.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 236

2. Zararın hesaplanması ve giderimi

Borcunu ifa etmeyen alıcı, satıcının bu yüzden uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.

Satıcı, satış bedelini ödemede temerrüde düşmüş olan alıcıdan, bu bedel ile satılanın başkasına dürüstlük kurallarına uygun olarak satışından elde ettiği bedel arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir.

Satılan, borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan mallardan ise satıcı, böyle bir satışa gerek kalmaksızın alıcıdan, satış bedeli ile malın belirlenmiş ödeme günündeki fiyatı arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 212 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 235 inci maddesinde, alıcının temerrüdü hâlinde, satıcının uğradığı zararın hesaplanması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 212 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Zarar ve ziyanın nasıl hesap edileceği” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Zararın hesaplanması ve giderimi” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununda bulunmamakla birlikte, satıcının temerrüdüne ilişkin 188 inci maddenin birinci fıkrası hükmüne paralel olarak, Tasarının 235 inci maddesinin birinci fıkrasına da, alıcının temerrüdüne ilişkin olmak üzere, benzer bir hüküm eklenmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 212 nci maddesinin birinci fıkrasında, satıcının temerrüdüne ilişkin 188 inci maddesine benzer şekilde, ticarî satışlarda alıcının temerrüdü hâlinde, satıcının uğradığı zararın, öğretide somut yöntem olarak adlandırılan hesaplanma tarzı düzenlenmektedir. Öğretide, fark teorisinin yasal bir örneği olan bu hesaplama tarzının, âdi satışlarda da uygulanmasının, hakkaniyete daha uygun olacağı ve zararın hesaplanmasında fark teorisinin mübadele teorisine tercih edilmesi gerektiği görüşü ileri sürülmektedir. Bu nedenle, 818 sayılı Borçlar Kanununun 212 nci maddesinin birinci fıkrasının başında kullanılan “Ticarî muamelelerde satıcı” şeklindeki ibare, Tasarıda “Satıcı satış bedelini ödemede temerrüde düşmüş olan alıcıdan” şeklinde değiştirilmiştir.

Böylece, menfaatler durumunda farklılık olmadığı gözetilerek, hem âdi satışlarda hem de ticarî satışlarda alıcının temerrüdü hâlinde, satıcıya, somut yönteme göre hesaplanacak zararını alıcıdan isteme hakkı tanınmıştır. Bu hükme göre, alıcının temerrüdü hâlinde satıcı, sözleşme konusu taşınır malı, başka bir alıcıya, dürüstlük kurallarına uygun olarak, “ikame satımı” yoluyla satmışsa, ilk alıcının ödemeyi üstlendiği bedele göre, yeni alıcıdan elde ettiği satış bedeli farkından doğan zararının, alıcı tarafından giderilmesini isteyebilir.

Maddenin son fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununda olduğu gibi, alıcının temerrüdü hâlinde satıcının uğradığı zararın, öğretide “soyut yöntem” olarak adlandırılan hesaplanma tarzı düzenlenmektedir. Buna göre, satılanın borsaya kayıtlı veya piyasa fiyatı (cari fiyatı) bulunan mallardan olması koşuluyla, ikame satımı yapmak zorunda olmaksızın, satıcı alıcıdan, satış bedeli ile malın ödeme günündeki fiyatı arasındaki farktan doğan zararının giderilmesini isteyebilir.

ÜÇÜNCÜ AYIRIM Taşınmaz Satışı ve Satış İlişkisi Doğuran Haklar 818 sayılı Borçlar Kanununun 213 üncü maddesiyle başlayan “Üçüncü Fasıl / Gayrimenkul satımı” şeklindeki alt başlık, Tasarıda “Üçüncü Ayırım / Taşınmaz Satışı ve Satış İlişkisi Doğuran Haklar” şeklinde değiştirilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 235 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 215

C. Alıcının borçları / IV. Alıcının temerrüdü / 2. Tazminat ve zararın hesaplanması

1 Ticari ilişkilerde alıcı ödeme borcunu yerine getirmezse, satıcı zararını, satış bedeli ile şeyi dürüstlük kuralına uygun olarak yeniden sattığı bedel arasındaki farka göre hesaplama hakkına sahiptir.

2 Piyasa veya borsa fiyatı bulunan mallarda satıcı, böyle bir satış yapmaksızın, sözleşme bedeli ile ifa zamanındaki piyasa veya borsa fiyatı arasındaki farkı tazminat olarak talep edebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Kommt der Käufer im kaufmännischen Verkehr seiner Zahlungspflicht nicht nach, so hat der Verkäufer das Recht, seinen Schaden nach der Differenz zwischen dem Kaufpreis und dem Preise zu berechnen, um den er die Sache in guten Treuen weiter verkauft hat.

2 Bei Waren, die einen Markt- oder Börsenpreis haben, kann er ohne einen solchen Verkauf die Differenz zwischen dem Vertragspreis und dem Markt- und Börsenpreis zur Erfüllungszeit als Schadenersatz verlangen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Üçüncü Ayırım

Taşınmaz Satışı ve Satış İlişkisi Doğuran Haklar

A. Şekil

Madde 237

Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır.

Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz.

Önalım sözleşmesinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 213 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 236 ncı maddesinde, taşınmaz satış sözleşmesinin ve satış ilişkisi doğuran sözleşmelerin şekli düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 213 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Akdin Şekli” ibaresi, Tasarıda “A. Şekil” ibaresine dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 213 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde kullanılan “bey’i bilvefa” şeklindeki ibare, Tasarıda “geri alım” şeklinde; yanlış çevrilen “istimlâk mukavelesi” şeklindeki ibare ise, “alım sözleşmesi” şeklinde düzeltilmiş olup, söz konusu cümle, Tasarının aynı maddesinin ikinci fıkrası olarak düzenlenmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 213 üncü maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “…tahrirî şekil kâfidir.” şeklindeki ibare, bu şeklin geçerlilik şekli olduğunu belirtmek üzere, Tasarının 236 ncı maddesinin son fıkrasında “…geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.” şekline dönüştürülmüştür.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 236 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 216

A. Şekil kuralları

1 Konusu bir taşınmaz olan satış sözleşmeleri, geçerlilik kazanabilmesi için resmi şekilde düzenlenmelidir.

2 Bir taşınmaz üzerinde önalım, satış veya geri alım hakkı kuran ön sözleşmeler ile sözleşmeler, geçerlilik kazanabilmesi için resmi şekilde düzenlenmelidir.[77]

3 Satış bedelini önceden belirlemeyen önalım sözleşmeleri, yazılı şekilde geçerlidir.[78]

Özgün metin (Almanca)

1 Kaufverträge, die ein Grundstück zum Gegenstande haben, bedürfen zu ihrer Gültigkeit der öffentlichen Beurkundung.

2 Vorverträge sowie Verträge, die ein Vorkaufs-, Kaufs- oder Rückkaufsrecht an einem Grundstück begründen, bedürfen zu ihrer Gültigkeit der öffentlichen Beurkundung.[77]

3 Vorkaufsverträge, die den Kaufpreis nicht zum voraus bestimmen, sind in schriftlicher Form gültig.[78]

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

B. Satış ilişkisi doğuran haklar

Madde 238

I. Süresi ve şerhi

Önalım, geri alım ve alım hakları en çok on yıllık süre için kararlaştırılabilir ve kanunlarda belirlenen süreyle tapu siciline şerh edilebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “B. Satış ilişkisi doğuran haklar / I. Süresi ve şerhi” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 237 nci maddesinde, sözleşmeden doğan önalım, geri alım ve alım haklarının geçerli olarak kurulabilecekleri süre ile bu hakların tapu siciline şerhi düzenlenmektedir.

Maddeye göre, önalım ve geri alım hakları en çok yirmibeş yıllık, alım hakkı ise en çok on yıllık süre için kararlaştırılabilir ve kanunlarda belirlenen süre ile tapu siciline şerh edilebilir.

Kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 216a maddesinde de aynı düzenlemeye yer verilmekle birlikte bu hakların tapu siciline şerhin süresi bakımından bir farklılık bulunmaktadır. Gerçekten, kaynak Kanunda söz konusu hakların tapu siciline şerhi bir süreyle sınırlanmadığı hâlde, Tasarının 237 nci maddesinde, “kanunlarda belirlenen süreyle” tapu siciline şerh edilebileceği öngörülmüştür.

Böylece, madde, sözleşmeden doğan önalım hakkı ile alım ve geri alım haklarının şerhinin, her durumda on yıllık süre için etkisini göstereceğine ilişkin 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 735 inci ve 736 ncı maddelerinin ikinci fıkralarındaki düzenlemelerle uyumlu olacak biçimde kaleme alınmıştır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 237 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 216a

Abis. Süre sınırlaması ve şerh

Önalım ve geri alım hakları en çok 25 yıl, satış hakları en çok on yıl için kararlaştırılabilir ve tapu kütüğüne şerh edilebilir.

Özgün metin (Almanca)

Vorkaufs- und Rückkaufsrechte dürfen für höchstens 25 Jahre, Kaufsrechte für höchstens zehn Jahre vereinbart und im Grundbuch vorgemerkt werden.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 239

II. Devredilmesi ve miras yoluyla geçmesi

Aksine anlaşma olmadıkça, sözleşmeden doğan önalım, alım ve geri alım hakları devredilemez, ancak miras yoluyla geçer.

Bu hakların devredilebileceği sözleşmeyle kararlaştırılmışsa, devir işlemi hakkın kurulması için öngörülen şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “II. Devredilmesi ve miras yoluyla geçmesi” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının iki fıkradan oluşan 238 inci maddesinde, sözleşmeden doğan önalım, geri alım ve alım haklarının devredilmesi ve miras yoluyla geçmesi konuları düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, aksine anlaşma olmadıkça, sözleşmeden doğan önalım, alım ve geri alım haklarının devredilemeyeceği, ancak miras yoluyla geçeceği belirtilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, bu hakların devrine ilişkin sözleşmelerin geçerliliğinin, hakkın kurulması için öngörülen şekilde yapılmasına bağlı olduğu ifade edilmektedir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 238 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 216b

Ater. Mirasçılara geçiş ve devir

1 Aksi kararlaştırılmadıkça, sözleşmeden doğan önalım, satış ve geri alım hakları mirasçılara geçer, ancak devredilemez.

2 Sözleşmeye göre devir caiz ise, devir işlemi hakkın kurulmasında öngörülen şekle tabidir.

Özgün metin (Almanca)

1 Ist nichts anderes vereinbart, so sind vertragliche Vorkaufs-, Kaufs- und Rückkaufsrechte vererblich, aber nicht abtretbar.

2 Ist die Abtretung nach Vertrag zulässig, so bedarf sie der gleichen Form wie die Begründung.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

III. Önalım hakkı

Madde 240

1. İleri sürülmesi

Önalım hakkı, taşınmazın satışı ya da ekonomik bakımdan satışa eşdeğer her türlü işlemin yapılması hâllerinde kullanılabilir.

Taşınmazın, mirasın paylaşımında mirasçılardan birine özgülenmesi, cebrî artırma yoluyla satışı ve kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi ve bunlara benzer amaçlarla edinilmesi hâllerinde önalım hakkı kullanılamaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “III. Önalım hakkı / 1. İleri sürülmesi” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının iki fıkradan oluşan 239 uncu maddesinde, sözleşmeden doğan önalım hakkının kullanılabileceği ve kullanılamayacağı durumlar düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında kullanılan “taşınmazın satışı ya da ekonomik bakımdan satışa eşdeğer her türlü işlem” şeklindeki ibare, satış ve onunla eşdeğerli bütün hukukî işlemleri kapsamaktadır. Böylece, önalım hakkı taşınmaz satışında ve ekonomik bakımdan satışa eşdeğer işlemler yapılması hâlinde kullanılabilecektir. Meselâ, bir gayrimenkul yatırım ortaklığına ait hisselerin bütünüyle devri hâlinde bu işlem, fıkra anlamında ekonomik bakımdan satışa eşdeğer işlem niteliğinde sayılabilecektir. Ancak, bir taşınmazın anonim veya limited şirkete aynî sermaye olarak konulmasında önalım hakkı kullanılamayacaktır.

Maddenin ikinci fıkrasında ise taşınmazın, mirasın paylaşılması kapsamında mirasçılardan birine özgülenmesi, cebrî artırma yoluyla satışı ve kamusal yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla kazanılması hâllerinde, önalım hakkının kullanılamayacağı düzenlenmiştir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 216c maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 239 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 216c

A dörtlü. Önalım hakları / I. Önalım olgusu

1 Önalım hakkı, taşınmazın satılması hâlinde ve ekonomik bakımdan satışa denk düşen her başka hukuki işlemde (önalım olgusu) kullanılabilir.

2 Miras paylaşımında bir mirasçıya yapılan tahsis, cebri artırma yoluyla satış ve kamu görevlerinin yerine getirilmesi amacıyla yapılan iktisap, önalım olgusu sayılmaz.

Özgün metin (Almanca)

1 Das Vorkaufsrecht kann geltend gemacht werden, wenn das Grundstück verkauft wird, sowie bei jedem andern Rechtsgeschäft, das wirtschaftlich einem Verkauf gleichkommt (Vorkaufsfall).

2 Nicht als Vorkaufsfall gelten namentlich die Zuweisung an einen Erben in der Erbteilung, die Zwangsversteigerung und der Erwerb zur Erfüllung öffentlicher Aufgaben.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 241

2. Koşulları ve hükümleri

Satıcı veya alıcı, satış sözleşmesinin yapıldığını ve içeriğini önalım hakkı sahibine noter aracılığıyla bildirmek zorundadır.

Önalım hakkı kullanıldıktan sonra satış sözleşmesi ortadan kaldırılırsa ya da alıcının şahsından kaynaklanan sebeplerle onaylanmazsa, bu durum önalım hakkı sahibine karşı ileri sürülemez.

Önalım hakkını kuran sözleşmede aksi öngörülmemişse, önalım hakkı sahibi taşınmazı, satıcının üçüncü kişiyle kararlaştırdığı satışa ilişkin koşullarla kazanır.

Ekonomik bakımdan satışa eşdeğer işlemlerde de yukarıdaki hükümler uygulanır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “2. Koşulları ve hükümleri” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının dört fıkradan oluşan 240 ıncı maddesinde, sözleşmeden doğan önalım hakkının ileri sürülmesinin koşulları ve hükümleri düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, satıcının veya alıcının taşınmaz satış sözleşmesinin yapıldığını ve içeriğini, noter aracılığıyla önalım hakkı sahibine bildirmek zorunda olduğu belirtilmektedir. Gerçekten, Türk Medenî Kanununun 735 inci maddesinin son fıkrasına göre de, yasal önalım hakkının kullanılmasına ilişkin hükümler sözleşmeden doğan önalım hakkında da uygulanır. Yine Türk Medenî Kanununun 733 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre, yapılan satış, satıcı veya alıcı tarafından önalım hakkı sahibine noter aracılığıyla bildirilecektir.

Maddenin ikinci fıkrasında kullanılan “satış sözleşmesi … alıcının şahsından kaynaklanan sebeplerle onaylanmazsa” şeklindeki ibareyle, sınırlı ehliyetsiz olan alıcı tarafından tek başına hareket edilerek yapılan satış sözleşmesine Türk Medenî Kanununun 16 ncı maddesi uyarınca, yasal temsilcisinin rıza göstermemesi yanında, ayırt etme gücüne sahip kısıtlı olan alıcı tarafından, tek başına hareket edilerek yapılan taşınmaz satış sözleşmesine, Türk Medenî Kanununun 462 nci maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca vesayet makamının izin vermemesi de kastedilmektedir.

Maddenin üçüncü fıkrasına göre, aksi kararlaştırılmadıkça önalım hakkı sahibi, taşınmazı satıcının üçüncü kişiyle yaptığı satışın koşulları çerçevesinde kazanır.

Maddenin son fıkrasında sözü edilen satışa eşdeğer işlemlerin başlıca örneğini, İsviçre Federal Mahkemesinin bazı kararlarında da kabul edildiği gibi, taşınmazın tamamı üzerinde üst hakkı kurulması oluşturmaktadır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 240 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 216d

A dörtlü. Önalım hakları / II. Önalım olgusunun etkileri, koşullar

1 Satıcı, önalım hakkı sahibini satış sözleşmesinin kurulması ve içeriği hakkında bilgilendirmek zorundadır.

2 Önalım hakkı kullanıldıktan sonra satış sözleşmesinin ortadan kaldırılması veya gerekli olan bir iznin alıcının şahsından kaynaklanan nedenlerle reddedilmesi, önalım hakkı sahibine karşı hüküm doğurmaz.

3 Önalım sözleşmesinde aksi öngörülmedikçe, önalım hakkı sahibi, taşınmazı satıcının üçüncü kişiyle kararlaştırdığı koşullarla iktisap edebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Verkäufer muss den Vorkaufsberechtigten über den Abschluss und den Inhalt des Kaufvertrags in Kenntnis setzen.

2 Wird der Kaufvertrag aufgehoben, nachdem das Vorkaufsrecht ausgeübt worden ist oder wird eine erforderliche Bewilligung aus Gründen, die in der Person des Käufers liegen, verweigert, so bleibt dies gegenüber dem Vorkaufsberechtigten ohne Wirkung.

3 Sieht der Vorkaufsvertrag nichts anderes vor, so kann der Vorkaufsberechtigte das Grundstück zu den Bedingungen erwerben, die der Verkäufer mit dem Dritten vereinbart hat.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 242

3. Kullanılması ve hükümleri

Sözleşmeden doğan önalım hakkını kullanmak isteyen hak sahibi, bu hak şerhedilmiş ve taşınmazın mülkiyeti alıcı adına tescil edilmişse alıcıya; aksi takdirde satıcıya karşı, satışın veya ekonomik bakımdan satışa eşdeğer başka bir işlemin kendisine bildirildiği tarihten başlayarak üç ay ve her hâlde satışın yapılmasından başlayarak iki yıl içinde dava açmak zorundadır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “3. Kullanılması ve hükümleri” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 241 inci maddesinde, sözleşmeden doğan önalım hakkının kullanılması ve hükümleri düzenlenmektedir.

Maddeye göre, Türk Medenî Kanununun yasal önalım hakkının kullanılmasının tâbi olduğu süreyi düzenleyen 733 üncü maddesinin son fıkrasında olduğu gibi, ancak dava açılarak kullanılabilecektir. Sözleşmeden doğan önalım hakkını kullanmak isteyen kişi, bu hakkın tapu siciline şerhedilmiş olup olmadığına ve taşınmazın mülkiyetinin alıcı adına tescil edilip edilmediğine göre farklı kişilere karşı dava açmak zorunda olacaktır. Söz konusu hakkın tapu siciline şerh edilmesi ve taşınmazın mülkiyetinin alıcı adına tescil edilmesi durumunda hak sahibi açacağı davayı alıcıya; aksi takdirde satıcıya yöneltecektir. Ayrıca, maddede, bu davanın açılması bir süreye bağlanmıştır. Buna göre davanın, satışın veya ekonomik bakımdan satışa eşdeğer başka bir işlemin kendisine bildirildiği tarihten başlayarak üç ay ve her hâlde satışın yapılmasından başlayarak iki yıl içinde açılması zorunludur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 241 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 216e

A dörtlü. Önalım hakları / III. Kullanma, hakkın düşmesi

Önalım hakkı sahibi, önalım hakkını kullanmak istiyorsa, bunu üç ay içinde satıcıya karşı veya bu hak tapu kütüğüne şerh edilmişse malike karşı ileri sürmek zorundadır. Bu süre, sözleşmenin kurulması ve içeriği hakkında bilgi edinilmesiyle işlemeye başlar.

Özgün metin (Almanca)

Will der Vorkaufsberechtigte sein Vorkaufsrecht ausüben, so muss er es innert dreier Monate gegenüber dem Verkäufer oder, wenn es im Grundbuch vorgemerkt ist, gegenüber dem Eigentümer geltend machen. Die Frist beginnt mit Kenntnis von Abschluss und Inhalt des Vertrags.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

C. Taşınmaz satışı

Madde 243

I. Koşullu satış ve mülkiyetin saklı tutulması

Bir taşınmazın koşula bağlı satışında, koşul gerçekleşmedikçe tapu siciline tescil yapılamaz.

Taşınmaz satışında mülkiyeti saklı tutma koşulu da tescil edilemez.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 214 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 242 nci maddesinde, bir taşınmazın koşullu satışı ve mülkiyetin saklı tutulması konuları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 214 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. Şartla Satım ve Mülkiyetin Muhafazası” şeklindeki ibare, Tasarıda “C. Taşınmaz satışı / I. Koşullu satış ve mülkiyetin saklı tutulması” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddeye göre, bir taşınmazın koşula bağlı satışında, koşul gerçekleşmedikçe, mülkiyetin alıcı adına tapu siciline tescil edilemeyeceği gibi, mülkiyetin satıcıda kalmasına ilişkin koşulun da tapu siciline tescil edilemeyeceği öngörülmektedir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 242 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 217

B. Şarta bağlı satış ve mülkiyeti saklı tutma kaydı

1 Bir taşınmaz satışı şarta bağlı olarak yapılmışsa, tapu kütüğüne tescil ancak şart gerçekleştiğinde yapılır.

2 Mülkiyeti saklı tutma kaydının tescili caiz değildir.

Özgün metin (Almanca)

1 Ist ein Grundstückkauf bedingt abgeschlossen worden, so erfolgt die Eintragung in das Grundbuch erst, wenn die Bedingung erfüllt ist.

2 Die Eintragung eines Eigentumsvorbehaltes ist ausgeschlossen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 244

II. Sorumluluk

Aksine sözleşme olmadıkça, satılan taşınmaz, satış sözleşmesinde yazılı yüzölçümü tutarını kapsamıyorsa satıcı, eksiği için alıcıya tazminat ödemekle yükümlüdür.

Satılan taşınmaz, resmî bir ölçüme dayanılarak tapu siciline yazılmış olan yüzölçümü tutarını içermiyorsa satıcı, özellikle üstlenmiş olmadıkça tazminat ile yükümlü değildir.

Bir yapının ayıplı olmasından doğan davalar, mülkiyetin geçmesinden başlayarak beş yılın ve satıcının ağır kusuru varsa yirmi yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 215 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 243 üncü maddesinde, taşınmaz satışında, satılanın miktarındaki eksikliğinden satıcının sorumlu olup olmadığı ve ayıplı bir yapının satışında, satıcıya karşı açılacak davalarda zamanaşımının başlangıcı ve süresi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 215 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “C. Tekeffül” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Sorumluluk” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 215 inci maddesinin son fıkrasında kullanılan “Bir binanın” şeklindeki ibare, Tasarıda “Bir yapının” şeklinde değiştirilerek, hükmün kapsamı genişletilmiştir. Aynı fıkrada kullanılan “sâkıt olur.” şeklindeki ibare, Tasarıda “zamanaşımına uğrar.” şeklinde düzeltilmiştir.

Maddenin son fıkrasına, Tasarının 230 uncu maddesinin son fıkrasıyla uyumlu olarak, eklenen yeni bir cümle ile, ağır kusurlu olan satıcının beş yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamayacağı belirtilmiştir. Ağır kusurun, kastı, dolayısıyla aldatmayı ve ağır ihmali de içerdiği göz önünde tutularak, Tasarının 243 üncü maddesinin son fıkrasının ikinci cümlesinde “ağır kusurlu” teriminin kullanılmasıyla yetinilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 243 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 219

D. Ayıba karşı tekeffül / I. Yüzölçümü bakımından

1 Aksi kararlaştırılmadıkça, taşınmaz satıcısı, taşınmazın satış sözleşmesinde belirtilen yüzölçümüne sahip olmaması hâlinde alıcıya tazminat ödemekle yükümlüdür.

2 Bir taşınmaz, resmî ölçüme dayanılarak tapu kütüğünde belirtilen yüzölçümüne sahip değilse, satıcı bu hususta tekeffülü açıkça üstlenmiş olmadıkça alıcıya tazminat ödemekle yükümlü değildir.

3 …[87]

Özgün metin (Almanca)

1 Der Verkäufer eines Grundstückes hat unter Vorbehalt anderweitiger Abrede dem Käufer Ersatz zu leisten, wenn das Grundstück nicht das Mass besitzt, das im Kaufvertrag angegeben ist.

2 Besitzt ein Grundstück nicht das im Grundbuch auf Grund amtlicher Vermessung angegebene Mass, so hat der Verkäufer dem Käufer nur dann Ersatz zu leisten, wenn er die Gewährleistung hiefür ausdrücklich übernommen hat.

3 …[87]

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 245

III. Yarar ve hasar

Satılanın tescilden sonraki bir zamanda alıcı tarafından teslim alınması için sözleşmeyle bir süre belirlenmişse, onun yarar ve hasarı, alıcıya teslimle geçer. Bu hüküm, alıcının satılanı teslim almada temerrüde düşmesi durumunda da uygulanır.

Bu sözleşmenin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 216 ncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 244 üncü maddesinde, taşınmaz satışında yarar ve hasarın alıcıya hangi anda geçeceği düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 216 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “D. Menfaat ve Muhatara” şeklindeki ibare, Tasarıda “III. Yarar ve hasar” şeklinde değiştirilmiştir. Tasarının 207 nci maddesinde, taşınmazlarda yarar ve hasarın, “tescil” anında alıcıya geçmesi öngörüldüğü için, 244 üncü maddesinin uygulama alanı dardır. Kaldı ki, tapu siciline alıcı adına yapılacak tescil, taşınırlarda zilyetlik ve mülkiyetin devri sonucunu doğuran tasarruf işlemi işlevini görmektedir.

Maddede, açıklık sağlamak ve öğretideki tartışmaları ortadan kaldırmak amacıyla, “tescilden sonraki bir zamanda alıcı tarafından teslim alınması için sözleşmeyle bir süre belirlenmişse” şeklinde düzeltilmiştir. Böylece, bu olasılıkta yarar ve hasarın alıcıya teslimle geçmesi söz konusu olacaktır.

Meselâ, bir konut satışında alıcı adına tescil yapılmış olmakla birlikte, satıcının kendisine yeni bir konut bulması için teslimin altı ay sonra yapılacağı kararlaştırıldığında, bu süre içinde satıcının kusuru olmaksızın konut yanarsa, teslim henüz gerçekleşmediği için hasara satıcı katlanacaktır. Maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile, Tasarının 207 nci maddesinin ikinci fıkrasında taşınır satışlarına benzer biçimde, alıcı, satılanı teslim almada temerrüde düştüğü takdirde, taşınmazın yarar ve hasarının, teslim gerçekleşmişçesine alıcıya geçeceği kabul edilmiştir. Buna benzer bir düzenleme, Alman Medeni Kanununun 446 ncı paragrafında da yer almaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında, uygulama göz önünde tutularak, teslimin tescil tarihinden sonra gerçekleştirilmesine ilişkin sözleşmelerin geçerliliği için âdi yazılı şeklin yeterli olduğu kabul edilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 244 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 220

E. Yarar ve hasar

Taşınmazın alıcı tarafından devralınması için sözleşmeyle belirli bir zaman öngörülmüşse, yarar ve hasarın alıcıya ancak bu zamanda geçtiği karine olarak kabul edilir.

Özgün metin (Almanca)

Ist für die Übernahme des Grundstückes durch den Käufer ein bestimmter Zeitpunkt vertraglich festgestellt, so wird vermutet, dass Nutzen und Gefahr erst mit diesem Zeitpunkt auf den Käufer übergehen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Mehaz madde — Alman MK m. 446

Tehlikenin ve yüklerin geçişi

Satılan şeyin teslimiyle birlikte, şeyin rastlantı sonucu yok olması veya bozulması tehlikesi alıcıya geçer. Teslimden itibaren şeyin semereleri alıcıya ait olur ve şeyin yükleri de alıcı tarafından taşınır. Alıcının teslimi almada temerrüde düşmesi durumu teslim ile aynı sonucu doğurur.

Özgün metin (Almanca)

Mit der Übergabe der verkauften Sache geht die Gefahr des zufälligen Untergangs und der zufälligen Verschlechterung auf den Käufer über. Von der Übergabe an gebühren dem Käufer die Nutzungen und trägt er die Lasten der Sache. Der Übergabe steht es gleich, wenn der Käufer im Verzug der Annahme ist.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Alman Medeni Kanunu

Madde 246

IV. Taşınır satışına ilişkin kuralların uygulanması

Taşınır satışına ilişkin kurallar, kıyas yoluyla taşınmaz satışında da uygulanır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 217 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 245 inci maddesinde, taşınır satışına ilişkin kuralların taşınmaz satışında da uygulanması düzenlenmektedir.

Maddede, taşınır satışına ilişkin kuralların, kıyas yoluyla taşınmaz satışında da uygulanacağı kabul edilmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 217 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “E. Menkul Satımı Hakkındaki Hükümlere Müracaat” şeklindeki ibare, Tasarıda “IV. Taşınır satışına ilişkin kuralların uygulanması” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

DÖRDÜNCÜ AYIRIM Bazı Satış Türleri 818 sayılı Borçlar Kanununun 218 inci maddesiyle başlayan “Dördüncü Fasıl / Satımın bazı nevileri” şeklindeki alt başlık, Tasarıda “Dördüncü Ayırım / Bazı Satış Türleri” şeklinde değiştirilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 245 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 221

F. Taşınır satışına yollama

Bunun dışında, taşınmaz satışına, taşınır satışına ilişkin hükümler kıyasen uygulanır.

Özgün metin (Almanca)

Im Übrigen finden auf den Grundstückkauf die Bestimmungen über den Fahrniskauf entsprechende Anwendung.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Dördüncü Ayırım

Bazı Satış Türleri

A. Örnek üzerine satış

Madde 247

I. Tanımı

Örnek üzerine satış, tarafların sözleşmenin konusu olan malın alıcıya veya üçüncü bir kişiye bırakılan bir örneğe ya da tespit ettikleri bir mala uygun olması üzerinde anlaşmalarıyla yapılan satıştır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “A. Örnek üzerine satış / I. Tanımı” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 246 ncı maddesinde, örnek üzerine satış tanımlanmaktadır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 218 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan ibare, “A. Nümune Üzerine Satım” şeklindedir.

Maddeye göre, örnek üzerine satış, tarafların sözleşmenin konusu olan malın alıcıya veya üçüncü bir kişiye bırakılan bir örneğe ya da tespit ettikleri bir mala uygun olması üzerinde anlaşmalarıyla yapılan satıştır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 246 gerekçesi

Madde 248

II. İspat yükü

Örnek üzerine satışta kendisine örnek verilen taraf, elindeki örneğin kendisine verilmiş örnek olduğunu ispat yükü altında olmayıp, örneğin biçimi değişmiş olsa bile, bu değişiklik gözden geçirmenin zorunlu bir sonucu ise, alıcının iddiası doğru sayılır. Ancak, karşı tarafın her hâlde bunun aksini ispat hakkı vardır.

Örnek, alıcının elindeyken bozulmuş veya yok olmuşsa, kusuru olmasa bile, satılanın örneğe uygun olmadığını ispat yükü alıcıya düşer.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 218 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 247 nci maddesinde, örnek üzerine satışta ispat yükü düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 218 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Nümune Üzerine Satım” şeklindeki ibare, içeriğiyle uyumlu olmadığı için, Tasarıda “II. İspat yükü” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 218 inci maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “...”satılanın nümuneye muvafakatini ispat” şeklindeki ibare, Tasarıda “satılanın örneğe uygun olmadığını ispat” şeklinde düzeltilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 218 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “ispata mecbur olmayıp” şeklindeki ibare, ispatın bir yükümlülük değil yük niteliğinde olduğu göz ününde tutularak, Tasarının 247 nci maddesinin birinci cümlesinde “ispat yükü altında olmayıp” şeklinde düzeltilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 218 inci maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “aksini iddia eden” şeklindeki ibare gereksiz görülerek, Tasarının 247 nci maddesinin ikinci fıkrasına alınmamıştır.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 247 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 222

A. Numuneye göre satış

1 Numuneye göre satışta, numune kendisine emanet edilmiş olan kişi, gösterdiği numunenin teslim aldığı numuneyle özdeş olduğunu ispat etmekle yükümlü değildir; mahkeme önündeki kişisel beyanı yeterlidir; bu, numunenin teslim edildiği andaki hâliyle değil, incelenmesinin zorunlu sonucu olarak değişmiş bir hâlde gösterilmesi durumunda da geçerlidir.

2 Her hâlde karşı tarafa numunenin sahte olduğunu ispat etme imkânı açıktır.

3 Numune, alıcıda kendi kusuru olmaksızın bile bozulmuş veya yok olmuşsa, malın numuneye uygun olduğunu ispat yükü satıcıya değil, aksini ispat yükü alıcıya aittir.

Özgün metin (Almanca)

1 Bei dem Kaufe nach Muster ist derjenige, dem das Muster anvertraut wurde, nicht verpflichtet, die Identität des von ihm vorgewiesenen mit dem empfangenen Muster zu beweisen, sondern es genügt seine persönliche Versicherung vor Gericht und zwar auch dann, wenn das Muster zwar nicht mehr in der Gestalt, die es bei der Übergabe hatte, vorgewiesen wird, diese Veränderung aber die notwendige Folge der Prüfung des Musters ist.

2 In allen Fällen steht der Gegenpartei der Beweis der Unechtheit offen.

3 Ist das Muster bei dem Käufer, wenn auch ohne dessen Verschulden, verdorben oder zu Grunde gegangen, so hat nicht der Verkäufer zu beweisen, dass die Sache mustergemäss sei, sondern der Käufer das Gegenteil.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

B. Beğenme koşuluyla satış

Madde 249

I. Tanımı

Beğenme koşuluyla satış, alıcının satılanı deneyerek veya gözden geçirerek beğenmesi koşuluyla yapılan satıştır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “B. Beğenme koşuluyla satış / I. Tanımı” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 248 inci maddesinde, beğenme koşuluyla satış tanımlanmaktadır.

Maddeye göre, beğenme koşuluyla satış, alıcının satılanı deneyerek veya gözden geçirerek beğenmesi koşuluyla yapılan satıştır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 248 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 223

B. Deneme veya beğenme üzerine satış / I. Anlamı

1 Deneme veya beğenme üzerine satış kararlaştırılmışsa, satılan şeyi onaylayıp onaylamamak alıcının takdirine bağlıdır.

2 Şey onaylanmadığı sürece, alıcının zilyetliğine geçmiş olsa bile, satıcının mülkiyetinde kalır.

Özgün metin (Almanca)

1 Ist ein Kauf auf Probe oder auf Besicht vereinbart, so steht es im Belieben des Käufers, ob er die Kaufsache genehmigen will oder nicht.

2 Solange die Sache nicht genehmigt ist, bleibt sie im Eigentum des Verkäufers, auch wenn sie in den Besitz des Käufers übergegangen ist.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 250

II. Hükümleri

Beğenme koşuluyla satışta alıcı, satılanı kabul etmekte veya hiçbir sebep göstermeksizin geri vermekte serbesttir.

Satılan, alıcının zilyetliğine geçmiş olsa bile, satılanın mülkiyeti, beğenme koşulunun gerçekleştiği ana kadar satıcıda kalır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 219 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 249 uncu maddesinde, beğenme koşuluyla satış sözleşmesinin hükümleri düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 219 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “I. Mahiyeti” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Hükümleri” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 219 uncu maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “kabul yahut reddetmekte serbesttir.” şeklindeki ibare, Tasarıda “kabul etmekte veya hiçbir sebep göstermeksizin geri vermekte serbesttir.” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 219 uncu maddesinin ikinci cümlesinde kullanılan “yedine geçmiş olsa bile” şeklindeki ibare, Tasarıda “zilyetliğine geçmiş olsa bile” şekline; “kabul edilinceye kadar satıcının mülkünde kalır.” şeklindeki ibare ise, “satılanın mülkiyeti, beğenme koşulunun gerçekleştiği ana kadar satıcıda kalır.” şekline dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 249 gerekçesi

III. Deneme veya gözden geçirme

Madde 251

1. Satıcının yanında

Deneme veya gözden geçirme satıcının yanında yapılmak gerekip de alıcı, satılanı sözleşme veya âdete göre gerekli süre içinde kabul edip etmediğini açıklamazsa, satıcı sözleşmeyle bağlılıktan kurtulur.

Böyle bir süre belirlenmemişse, satıcı uygun bir süre geçtikten sonra, satılanı kabul edip etmediğini bildirmesi için alıcıya ihtarda bulunabilir; bu ihtara hemen cevap verilmezse satıcı, sözleşmeyle bağlılıktan kurtulur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 220 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 250 nci maddesinde, beğenme koşuluyla satışta, deneme veya gözden geçirme satıcının yanında yapılmışsa, satıcının sözleşmeyle bağlı olması ile bağlı olmaktan kurtulması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 220 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Satıcının nezdinde muayene” şeklindeki ibare, Tasarıda “III. Deneme veya gözden geçirme / 1. Satıcının yanında” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 220 nci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “satıcı serbest olur.” ve ikinci fıkrasında kullanılan “serbest olur.” şeklindeki ibareler, Tasarıda “satıcı, sözleşmeyle bağlılıktan kurtulur.” şeklinde ifade edilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 250 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 224

B. Deneme veya beğenme üzerine satış / II. Satıcı nezdinde inceleme

1 İnceleme satıcı nezdinde yapılacaksa, alıcı kararlaştırılan veya mutat sürenin sonuna kadar onay vermezse, satıcı bağlı olmaktan çıkar.

2 Böyle bir süre kararlaştırılmamışsa, satıcı uygun bir süre geçtikten sonra alıcıyı onay konusunda beyanda bulunmaya çağırabilir ve alıcı bu çağrı üzerine derhal beyanda bulunmazsa, satıcı bağlı olmaktan çıkar.

Özgün metin (Almanca)

1 Ist die Prüfung bei dem Verkäufer vorzunehmen, so hört dieser auf, gebunden zu sein, wenn der Käufer nicht bis zum Ablaufe der vereinbarten oder üblichen Frist genehmigt.

2 In Ermangelung einer solchen Frist kann der Verkäufer nach Ablauf einer angemessenen Zeit den Käufer zur Erklärung über die Genehmigung auffordern und hört auf, gebunden zu sein, wenn der Käufer auf die Aufforderung hin sich nicht sofort erklärt.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 252

2. Alıcının yanında

Satılan, denenmeksizin veya gözden geçirilmeksizin alıcıya verilmişse, sözleşme veya âdete göre gereken süre içinde veya böyle bir süre yoksa, satıcının ihtarı üzerine alıcı, satılanı beğenmediğini hemen bildirmez veya onu geri vermezse, beğenme koşulu gerçekleşmiş olur.

Alıcının, herhangi bir çekince belirtmeksizin satış bedelinin tamamını veya bir kısmını ödemesiyle ya da satılanı deneme veya gözden geçirme amacını aşacak biçimde kullanmasıyla da beğenme koşulu gerçekleşmiş olur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 221 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 251 inci maddesinde, beğenme koşuluyla satışta deneme veya gözden geçirmenin alıcının yanında yapılması durumunda, beğenme koşulunun gerçekleşmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 221 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Alıcı nezdinde muayene” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Alıcının yanında” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 221 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “satım tekemmül etmiş addolunur.” şeklindeki ibare ile ikinci fıkrasının sonunda kullanılan “satım tamam olmuş olur.” şeklindeki ibareler, Tasarıda “beğenme koşulu gerçekleşmiş olur.” şeklinde değiştirilmiştir.

Beğenme koşuluyla satışta, taraflar arasında daha önce kurulan sözleşmenin, beğenme koşulunun gerçekleştiği anda hükümlerini doğurmaya başladığı göz önünde tutulursa, Tasarıda böyle bir düzeltmenin yapılması zorunlu görülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrasında kullanılan “gözden geçirme amacını aşacak biçimde kullanmasıyla da” şeklindeki ibareyle, alıcının satılan üzerinde, gözden geçirme için gerekli olanın dışındaki bütün fiilî ve hukukî tasarrufları kastedilmektedir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 251 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 225

B. Deneme veya beğenme üzerine satış / III. Alıcı nezdinde inceleme

1 Şey, incelenmeden önce alıcıya teslim edilmişse, alıcı sözleşmede öngörülen veya mutat süre içinde ya da böyle bir süre yoksa satıcının çağrısı üzerine derhal kabul etmediğini beyan etmez veya şeyi geri vermezse, satış onaylanmış sayılır.

2 Alıcı, bedeli kayıtsız şartsız tamamen veya kısmen öderse ya da şey üzerinde incelenmesi için gerekli olandan başka bir şekilde tasarrufta bulunursa, satış aynı şekilde onaylanmış sayılır.

Özgün metin (Almanca)

1 Ist die Sache dem Käufer vor der Prüfung übergeben worden, so gilt der Kauf als genehmigt, wenn der Käufer nicht innerhalb der vertragsmässigen oder üblichen Frist oder in Ermangelung einer solchen sofort auf die Aufforderung des Verkäufers hin die Nichtannahme erklärt oder die Sache zurückgibt.

2 Ebenso gilt der Kauf als genehmigt, wenn der Käufer den Preis ohne Vorbehalt ganz oder zum Teile bezahlt oder über die Sache in anderer Weise verfügt, als es zur Prüfung nötig ist.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

C. Kısmi ödemeli satışlar

I. Taksitle satış

Madde 253

1. Tanımı, şekli ve içeriği

Taksitle satış, satıcının, satılan taşınırı alıcıya satış bedelinin ödenmesinden önce teslim etmeyi, alıcının da satış bedelini kısım kısım ödemeyi üstlendikleri satıştır.

Taksitle satış sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz.

Malın satıcının ticari faaliyeti kapsamında satılması hâlinde, sözleşmede aşağıdaki hususlar belirtilir:

1. Tarafların adı ve yerleşim yeri.

2. Satışın konusu.

3. Satılanın peşin satış bedeli.

4. Taksitle ödeme sebebiyle belirtilecek ilave bedel.

5. Toplam satış bedeli.

6. Alıcının nakden veya aynen üstlendiği diğer bütün edimler.

7. Peşinat ve taksitlerin tutarı ile vadesi ve ikiden az olmamak üzere taksit sayısı.

8. Alıcının yedi gün içinde sözleşme yapılması konusundaki irade açıklamasını geri alma hakkı.

9. Öngörülmüşse, mülkiyetin saklı tutulmasına veya satış bedeli alacağının devrine ilişkin anlaşma kayıtları.

10. Temerrüt veya vadenin ertelenmesi durumunda, yasal faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere ödenecek faiz.

11. Sözleşmenin kurulduğu yer ve tarih.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “C. Kısmî ödemeli satışlar / I. Taksitle satış / 1. Tanımı, şekli ve içeriği” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının üç fıkradan oluşan 252 nci maddesinde, taksitle satış tanımlanmakta, şekli ve içeriği düzenlenmektedir.

Tasarının “C. Kısmî ödemeli satışlar” hakkındaki düzenlemesinde, İsviçre Borçlar Kanununun, 23 Mart 2001 tarihli Tüketici Kredilerine İlişkin Federal Kanundan önceki düzenlemesi ile hukukumuzdaki 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanundaki düzenleme göz önünde tutulmuştur.

Maddenin birinci fıkrasında, taksitle satış tanımlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında, satıcının ticarî faaliyeti kapsamında yapıp yapmamasına bakılmaksızın, bütün taksitle satış sözleşmelerinin geçerliliği yazılı şekle bağlanmıştır.

Maddenin üçüncü fıkrasında, satıcının ticarî faaliyeti kapsamında yaptığı taksitle satış sözleşmelerinde yer verilmesi zorunlu olan hususlar, onbir bent hâlinde sayılmaktadır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 252 gerekçesi

Madde 254

2. Yasal temsilcinin rızası

Ayırt etme gücüne sahip bir küçük veya kısıtlı tarafından yapılmış olan taksitle satış sözleşmesinin geçerliliği, yasal temsilcinin yazılı rızasına bağlıdır. Bu durumda rızanın, en geç sözleşmenin kurulduğu anda verilmiş olması gerekir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “2. Yasal temsilcinin rızası” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 253 üncü maddesinde, taksitle satış sözleşmesinde yasal temsilcinin rızası düzenlenmektedir.

Maddede, taksitle satış sözleşmesinin, ayırt etme gücüne sahip bir küçük veya kısıtlı tarafından yapılması durumunda, taksitle satış sözleşmesinin geçerliliği, yasal temsilcinin yazılı rızasına bağlanmıştır. Bu durumda, yasal temsilcinin rızasının en geç sözleşmenin kurulduğu anda vermiş olması zorunludur. Bu nedenle, ayırt etme gücüne sahip bir küçük veya kısıtlının yasal temsilcisinin, genel hükümlerden farklı olarak, böyle bir taksitle satış sözleşmesini, sonradan rızasını açıklamak (sözleşmeyi onamak) suretiyle geçerli hâle getirmesi mümkün değildir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 253 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 241

B. Kişisel ehliyet / II. Bağışlanan kişinin

1 Fiil ehliyeti bulunmayan bir kimse de, ayırt etme gücüne sahip olması koşuluyla, bir bağışlamayı kabul edebilir ve geçerli olarak edinebilir.

2 Ancak yasal temsilcinin kabule izin vermemesi veya geri verilmesini emretmesi halinde bağışlama kazanılmamış sayılır veya ortadan kalkar.

Özgün metin (Almanca)

1 Eine Schenkung entgegennehmen und rechtsgültig erwerben kann auch ein Handlungsunfähiger, wenn er urteilsfähig ist.

2 Die Schenkung ist jedoch nicht erworben oder wird aufgehoben, wenn der gesetzliche Vertreter deren Annahme untersagt oder die Rückleistung anordnet.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 255

3. Sözleşmenin hüküm ve sonuçlarını doğurması ve geri alma açıklaması

Taksitle satış sözleşmesi, alıcı bakımından, taraflarca imzalanmış sözleşmenin bir nüshasının eline geçmesinden yedi gün sonra hüküm ve sonuçlarını doğurur. Alıcı, bu süre içinde irade açıklamasını geri aldığını satıcıya yazılı olarak bildirebilir. Bu haktan önceden feragat edilemez. Geri alma bildiriminin sürenin son gününde postaya verilmiş olması, sonuç doğurması için yeterlidir.

Satıcı geri alma süresi içinde malı alıcıya devretmişse alıcı, malı ancak olağan bir gözden geçirmenin gerektirdiği ölçüde kullanabilir; aksi takdirde sözleşme hüküm ve sonuçlarını doğurmuş olur.

Alıcının geri alma hakkını kullanması hâlinde, kendisinden cayma parası istenemez.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “3. Sözleşmenin yürürlüğe girmesi ve geri alma açıklaması” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının üç fıkradan oluşan 254 üncü maddesinde, taksitle satış sözleşmesinin yürürlüğe girmesi ve geri alma açıklaması düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, taksitle satış sözleşmesinin, satıcı bakımından, sözleşmenin kurulduğu anda hükümlerini doğurmaya başladığı hâlde alıcı bakımından taraflarca imzalanmış bir nüshasının eline geçmesinden başlayarak yedi gün sonra yürürlüğe gireceği belirtilmektedir. Fıkradaki düzenlemeden, Taksitle satış sözleşmesinin satıcı bakımından sözleşmenin kurulduğu anda hükümlerini doğurmaya başlayacağı anlaşılmalıdır. Fıkrada öngörülen yedi günlük yasal süre içinde alıcı, bir tazminat yükümlülüğü söz konusu olmaksızın, dilerse sözleşmenin kurulmasına ilişkin irade açıklamasını geri alabilecektir. Ancak, alıcı geri alma iradesini satıcıya yazılı olarak bildirmek zorundadır.

Geri alma bildiriminin sürenin son gününde postaya verilmiş olması, sonuç doğurması için yeterli olacaktır. Alıcının korunması amacıyla, onun geri alma hakkından önceden feragat edemeyeceği kabul edilmiştir. Böyle bir feragat, Tasarının 27 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kesin hükümsüzlük yaptırımına bağlı olacaktır. Yine aynı fıkra uyarınca, Alıcı, bu süre içinde irade açıklamasını geri aldığını satıcıya yazılı olarak bildirebilir. Bu haktan önceden feragat edilemez.

Maddenin ikinci fıkrasında, satıcının malı geri alma süresi içinde alıcıya devretmiş olması durumunda alıcının, malı ancak olağan bir gözden geçirmenin gerektirdiği ölçüde kullanabileceği; aksi takdirde sözleşmenin yürürlüğe gireceği öngörülmektedir.

Maddenin son fıkrasında, geri alma hakkını kullanan alıcıdan cayma parası istenemeyeceği belirtilmektedir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 254 gerekçesi

4. Tarafların hak ve borçları

Madde 256

a. Peşinatı ödeme borcu ve sözleşmenin süresi

1 değişiklik

Alıcı, peşin satış bedelinin en az onda birini en geç teslim anında peşin olarak, satış bedelinin geri kalan kısmını da sözleşmenin kurulmasını izleyen üç yıl içinde ödemekle yükümlüdür.

Cumhurbaşkanı, satılanın türüne göre peşinat miktarı ile yasal ödeme sürelerini yarıya kadar indirebileceği gibi, iki katına kadar çıkartabilir.[1]

Kanunda belirlenen asgari peşinatı tamamen almaksızın, satılanı alıcıya devreden satıcı, peşinatın ödenmeyen kısmı üzerinde istem hakkını kaybeder.

Peşinattan vazgeçilmesi karşılığında, satış bedelinde yapılacak artırma hükümsüzdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “4. Tarafların hak ve borçları / a. Peşinatı ödeme borcu ve sözleşmenin süresi” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının dört fıkradan oluşan 255 inci maddesinde, taksitle satış sözleşmesinde peşinat ödeme borcu ve sözleşmenin süresi düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, taksitle satışta alıcının peşinat ödeme borcu ve sözleşmenin süresi;

ikinci fıkrasında peşinat miktarı ile yasal ödeme sürelerini belirleme konusunda Bakanlar Kuruluna verilen yetki; üçüncü fıkrasında peşinatı almaksızın satılanı alıcıya devreden satıcının hukukî durumu ve son fıkrasında da taraflarca satıcının peşinat almaktan vazgeçmesi karşılığında, satış bedelinin artırılması konusundaki anlaşmanın hükümsüzlüğü düzenlenmektedir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 255 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 2.3

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 257

b. Alıcının def’ileri

Alıcı, satıcının taksitle satıştan doğan alacağı ile kendisinin satıcıdan olan alacağını takas etme hakkından önceden feragat edemez.

Alacağın devredilmesi durumunda alıcının, satış bedeli alacağına ilişkin def’ileri sınırlanamaz ve ortadan kaldırılamaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “b. Alıcının def’ileri” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının iki fıkradan oluşan 256 ncı maddesinde, alıcının def’ileri düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, taksitle satışta alıcının, satıcıya karşı, satış bedeli ödeme borcu ile ondan olan alacağını takas etme hakkından önceden feragat edemeyeceği belirtilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, satıcının, satış bedelinden doğan alacağını devretmesi durumunda, alıcının satış bedeline ilişkin def’ilerinin sınırlanamayacağı ve ortadan kaldırılamayacağı kabul edilmektedir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 256 gerekçesi

Madde 258

c. Satış bedelinin tamamen ödenmesi

Taksit borcu kambiyo senedine bağlanmış olmadıkça, alıcı satış bedelinin kalan kısmını her zaman bir defada ödeyerek borcundan kurtulabilir. Bu durumda, peşin satış bedeline ilave edilen bedelin ödenmemiş taksitlere isabet eden kısmı, yarısından az olmamak üzere ödeme süresinin kısaltılmasına uygun olarak indirilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “c. Satış bedelinin tamamen ödenmesi” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 257 nci maddesinde, taksitle satışta alıcının, satış bedelini tamamen ödeyerek borcundan kurtulma olanağı ile alıcının bu imkândan yararlanması durumunda, taksitle ödeme nedeniyle satış bedeline yapılan ilâve bedelden yapılması gereken en az indirim tutarı düzenlenmektedir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 257 gerekçesi

5. Alıcının temerrüdü

Madde 259

a. Satıcının seçimlik hakkı

Alıcı peşinatı ödemede temerrüde düşerse satıcı, sadece peşinatı isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir.

Alıcı taksitleri ödemede temerrüde düşerse satıcı, muaccel olmuş taksitlerin veya geri kalan satış bedelinin tamamının bir defada ödenmesini isteyebilir ya da sözleşmeden dönebilir. Satıcının geri kalan satış bedelinin tamamını isteyebilmesi veya sözleşmeden dönebilmesi, ancak bu hakkı açık biçimde saklı tutmuş olmasına ve alıcının kararlaştırılan satış bedelinin en az onda birini oluşturan ve birbirini izleyen en az iki taksidi veya en az dörtte birini oluşturan bir taksidi ya da en son taksidi ödemede temerrüde düşmüş olmasına bağlıdır. Ancak, satıcının dönme dolayısıyla isteyebileceği miktar, ödenmiş olan taksitler tutarına eşit veya daha fazla ise satıcı sözleşmeden dönemez.

Satıcı, satış bedelinin geri kalan kısmının tamamen ödenmesini isteme veya sözleşmeden dönme haklarını kullanmadan önce, alıcıya en az onbeş günlük bir süre tanımak zorundadır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 222 nci maddesini kısmen, 224 üncü maddesini ise tamamen karşılayan, fakat büyük bölümü bakımından yeni bir maddedir.

Tasarının üç fıkradan oluşan 258 inci maddesinde, taksitle satışta alıcının peşinatı ve taksitleri ödemede temerrüde düşmesi durumunda, satıcının seçimlik hakları düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, peşinatı ödemede temerrüde düşen alıcıya karşı, satıcının sadece peşinatı isteyebileceği veya sözleşmeden dönebileceği belirtilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında, taksitle satışta “muacceliyet kaydı”nın geçerlilik koşulları ile alıcının taksit borcunu ödemede temerrüde düşmesi nedeniyle, satıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanmasının koşulları açıklanmaktadır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 222 nci maddesinde kullanılan “bu hakkı muhafaza etmiş ise” şeklindeki ibare, örtülü saklı tutmayı da içerdiği hâlde, Tasarının 258 inci maddesinin ikinci fıkrasında, hem sözleşmeye muacceliyet kaydının ve hem de sözleşmeden dönme hakkını kapsamak üzere, “bu hakkı açık biçimde saklı tutmuş olmasına” şeklinde bir ibare kullanılmış ve örtülü saklı tutma olanağı ortadan kaldırılmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun “III. Muacceliyet şartları” kenar başlıklı 224 üncü maddesinden farklı olarak, “muacceliyet kaydı”nın diğer geçerlilik koşulları da gerçekleşmişse, alıcının, satış bedelinin en az dörtte birini oluşturan bir taksiti veya en son taksiti ödemede temerrüde düşmesi durumunda da satıcının, ondan geri kalan satış bedelinin tamamını ödemesini isteyebileceği öngörülmektedir. Ancak, aynı hükmün bir istisnası olmak üzere, satıcının sözleşmeden dönme dolayısıyla isteyebileceği miktarın, ödenmiş taksitler tutarına eşit veya daha fazla olması durumunda, sözleşmeden dönemeyeceği kabul edilmektedir.

Maddenin son fıkrasına göre, satıcı satış bedelinin geri kalan kısmının tamamen ödenmesini isteme veya sözleşmeden dönme haklarını kullanmadan önce, alıcıya on beş günlük bir ek ödeme süresi tanımak zorundadır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 258 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 205

B. Satıcının borçları / III. Satılan şeyin ayıplarından dolayı tekeffül / 7. Alıcının davasının içeriği / a. Sözleşmeden dönme veya bedelin indirilmesi

1 Satılan şeyin ayıplarından dolayı tekeffül sorumluluğunun söz konusu olduğu hallerde alıcı, sözleşmeden dönme davası ile satımı ortadan kaldırmak veya bedelin indirilmesi davası ile şeyin değer eksikliğinin giderilmesini talep etmek arasında seçim hakkına sahiptir.

2 Sözleşmeden dönme davası açılmış olsa dahi, hâkim, durumların satımın ortadan kaldırılmasını haklı göstermediği ölçüde, yalnızca değer eksikliğinin giderilmesine hükmedebilir.

3 Talep edilen değer eksikliği satım bedelinin tutarına ulaşıyorsa, alıcı yalnızca sözleşmeden dönmeyi talep edebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Liegt ein Fall der Gewährleistung wegen Mängel der Sache vor, so hat der Käufer die Wahl, mit der Wandelungsklage den Kauf rückgängig zu machen oder mit der Minderungsklage Ersatz des Minderwertes der Sache zu fordern.

2 Auch wenn die Wandelungsklage angestellt worden ist, steht es dem Richter frei, bloss Ersatz des Minderwertes zuzusprechen, sofern die Umstände es nicht rechtfertigen, den Kauf rückgängig zu machen.

3 Erreicht der geforderte Minderwert den Betrag des Kaufpreises, so kann der Käufer nur die Wandelung verlangen.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 260

b. Sözleşmeden dönme

Satıcı, alıcının taksitleri ödemede temerrüde düşmesi sebebiyle satılanın alıcıya devrinden sonra sözleşmeden dönerse, her iki taraf aldığını geri vermekle yükümlüdür. Satıcı, ayrıca hakkaniyete uygun bir kullanım bedeli ve satılanın olağandışı kullanılması sebebiyle değerinin azalması hâlinde tazminat da isteyebilir. Ancak satıcı, sözleşme zamanında ifa edilmiş olsaydı elde edecek olduğundan fazlasını isteyemez.

Satıcı, alıcının peşinatı ödemede temerrüde düşmesi yüzünden satılanın devrinden önce sözleşmeden dönerse, alıcıdan sadece ödenmeyen peşinat üzerinden, sözleşmeden döndüğü tarihe kadar işleyecek yasal faiz ile sözleşmenin kurulmasından sonra, satılanın uğramış olduğu değer kaybı sebebiyle tazminat isteyebilir. Ceza koşulu kararlaştırılmışsa, peşin satış bedelinin yüzde onunu aşamaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasını kısmen karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 259 uncu maddesinde, alıcının temerrüdü nedeniyle satıcının sözleşmeden dönmesi düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, taksitle satışta satıcının alıcıya devrinden sonra, satıcının alıcının taksitleri ödemede temerrüde düşmesi nedeniyle sözleşmeden dönmesinin hukukî sonuçları, 818 sayılı Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle uyumludur. 818 sayılı Borçlar Kanununda kullanılan “münasip bir kira bedeli” şeklindeki ibare, Tasarıda “hakkaniyete uygun bir kullanım bedeli”; “satılan bozulmuş ise” şeklindeki ibare de, “satılanın olağandışı kullanılması sebebiyle değerinin azalması hâlinde” şeklinde değiştirilmiştir. Maddede kullanılan “değer azalması” ifadesi satılanın eskimesini ve bozulmasını kapsamak üzere bir üst kavram olarak kullanılmıştır.

Maddenin 818 sayılı Borçlar Kanununda karşılığı bulunmayan ikinci fıkrasında ise, satıcının, alıcının peşinatı ödemede temerrüde düşmesi yüzünden, satılanın devrinden önce sözleşmeden dönmesinin hukukî sonuçları düzenlenmektedir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 259 gerekçesi

Madde 261

c. Hâkimin müdahalesi

Hâkim, temerrüde düşen alıcının borçlarını ödeyeceği konusunda güvence vermesi ve satıcının da bu yeni düzenleme dolayısıyla herhangi bir zararının söz konusu olmaması koşuluyla, alıcıya ödeme kolaylıkları sağlayabilir ve satıcının satılanı geri almasını yasaklayabilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “c. Hâkimin müdahalesi” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 260 ıncı maddesinde, taksitle satışta alıcının temerrüde düşmesi durumunda hâkimin müdahalesi düzenlenmektedir.

Maddede, belirli koşullar altında, hâkime, sözleşmeye müdahale ederek, temerrüde düşen alıcıya ödeme kolaylıkları sağlama ve satıcının satılanı geri almasını yasaklama yetkileri tanınmaktadır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 260 gerekçesi

Madde 262

6. Yetkili mahkeme ve tahkim

Yerleşim yeri Türkiye’de olan alıcı, tarafı olduğu taksitle satış sözleşmesinden doğacak uyuşmazlıklar konusunda, yerleşim yerindeki mahkemenin yetkisinden önceden feragat edemeyeceği gibi, tahkim sözleşmesi de yapamaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “5. Yetkili mahkeme ve tahkim” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 261 inci maddesinde, yetkili mahkeme ve tahkim düzenlenmektedir.

Maddede, yerleşim yeri Türkiye’de olan alıcının, tarafı olduğu taksitle satış sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda, yerleşim yerindeki mahkemenin yetkisinden önceden feragat edemeyeceği gibi, tahkim sözleşmesi de yapamayacağı öngörülmektedir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 261 gerekçesi

Madde 263

7. Uygulama alanı

Taksitle satışa ilişkin hükümler, aynı ekonomik amaçla yapılan işlemlere de uygulanır.

Bir taşınırı edinme amacıyla yapılan ödünç sözleşmelerinde satıcının, mülkiyeti saklı tutma kaydı ile birlikte veya bundan bağımsız olarak satış bedeli alacağını ödünç verene devretmesi veya satıcı ile ödünç verenin başka surette anlaşarak, alıcının satış bedelini daha sonra taksitler hâlinde ödemek üzere malın teslimini sağlamaları durumunda, taksitle satışa ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır. Ödünç sözleşmesinde, taksitle satış sözleşmelerine konulması zorunlu olan hususların yer alması şarttır. Ancak, bunlardan peşin satış bedeli ile toplam satış bedeli yerine, ödünç alınan miktar ile ödünç verene ödenecek toplam ödünç miktarı gösterilir.

Peşin satışla bağlantılı taksitle ödünç sözleşmelerinde, ödünç verene, yasal asgari peşinatın ödenmiş ve peşin satış bedelinin ödünç sözleşmesinin yapılması sırasında herhangi bir ilave yapılmaksızın tamamen karşılanmış olması hâlinde, taksitle satışa ilişkin hükümler uygulanmaz.

Alıcının tacir sıfatıyla hareket ettiği veya malın bir ticari işletmenin ihtiyacı için ya da meslekî amaçlarla satın alınması durumunda, taksitle satışa ilişkin hükümlerden sadece 259 uncu maddenin ikinci fıkrası, 260 ıncı maddenin birinci fıkrası ve 261 inci maddesi hükümleri uygulanır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “6. Uygulama alanı” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının dört fıkradan oluşan 262 nci maddesinde, taksitle satışa ilişkin hükümlerin uygulama alanı düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, taksitle satışa ilişkin hükümlerin, aynı ekonomik amaçla yapılan işlemlere de uygulanacağı belirtilmektedir. Taksitle satışta alıcıların korunması amacıyla konulmuş olan hükümlerden kurtulmak (kanuna karşı hile yapmak) amacıyla, uygulamada rastlanan kira-satış vaadi, kira-alım ve kira-bağışlama şeklinde yapılan birleşik sözleşmelere de taksitle satış hükümleri uygulanır. Bu sözleşmelerin yapısını açıklamak amacıyla sadece kira-satış vaadi şeklindeki birleşik sözleşmeden kısaca söz etmekte yarar vardır. Bu sözleşmede, kiraya veren (gerçekte taksitle mal satıcısı), satılanı satış bedelinin tamamen ödenmesi gereken tarihe kadar kiraya vermekte; satış bedeli tamamen ödenince, satılanı ona satmayı vaat etmekte; fakat bir vadeye ilişkin kira bedeli (gerçekte taksit) ödenmezse, fesih bildiriminde bulunarak sözleşmeden dönme hakkını da sadece kendisi için saklı tutmaktadır. Böylece, kiracı (gerçekte taksitle mal alıcısı) bir vadeye ilişkin borcunu ödemezse, kiraya veren (gerçekte taksitle mal satıcısı), fesih bildiriminde bulunarak kira sözleşmesini feshetmekte (gerçekte taksitle satış sözleşmesinden dönmekte) ve o zamana kadar kendisine ödenmiş olan kira bedellerini (gerçekte taksitleri) alıkoymak istemektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında, bir taşınırı edinme amacıyla yapılan ödünç sözleşmelerinde, satıcının mülkiyeti saklı tutma kaydı ile birlikte veya bundan bağımsız olarak, taksitle satış sözleşmesinden doğan satış bedeli alacağını ödünç verene devretmesi veya satıcı ile ödünç verenin başka bir şekilde anlaşarak, satış bedelini daha sonra taksitler hâlinde ödemeyi üstlenen alıcıya satılanın teslimini sağlamaları durumunda, taksitle satışa ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla uygulanacağı öngörülmekte ve böyle bir ödünç sözleşmesinde yer verilmesi gerekli hususlar düzenlenmektedir.

Maddenin üçüncü fıkrasında, satış bedeli taksitle ödünç yoluyla karşılanan peşin mal alımlarına, hangi koşullar altında, taksitle satışa ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı belirtilmektedir.

Maddenin son fıkrasında ise, taksitle satışa ilişkin hükümlerden sadece Tasarının 258 inci maddesinin ikinci fıkrası, 259 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 260 ıncı maddesi hükümlerinin uygulanacağı taksitle satışlar belirtilmektedir. Fıkrada yapılan düzenleme ile, tacir sıfatını taşıyan alıcı bakımından, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun uygulanamayacağı göz önünde tutularak, söz konusu alıcılara taksitle satışa ilişkin belirtilen hükümlerden sınırlı biçimde yararlanma olanağı tanınmıştır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 262 gerekçesi

II. Ön ödemeli taksitle satış

Madde 264

1. Tanımı, şekli ve içeriği

Ön ödemeli taksitle satış, alıcının taşınır bir malın satış bedelini önceden kısım kısım ödemeyi, satıcının da bedelin tamamen ödenmesinden sonra satılanı alıcıya devretmeyi üstlendikleri satıştır.

Ön ödemeli taksitle satış sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz. Sözleşmede aşağıdaki hususlar belirtilir:

1. Tarafların adı ve yerleşim yeri.

2. Satışın konusu.

3. Toplam satış bedeli.

4. Taksitlerin sayısı, tutarı, vadesi ve sözleşmenin süresi.

5. Taksitleri kabule yetkili banka.

6. Alıcıya karşı üstlenilen faiz miktarı.

7. Alıcının yedi gün içinde sözleşme yapılması konusundaki irade açıklamasını geri alma hakkı.

8. Alıcının sözleşmeden cayma hakkı ve bu sebeple ödeyeceği cayma parası.

9. Sözleşmenin kurulduğu yer ve tarih.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “II. Ön ödemeli taksitle satış / 1. Tanımı, şekli ve içeriği” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının iki fıkradan oluşan 263 üncü maddesinde, ön ödemeli taksitle satış tanımlanmakta, şekli ve içeriği düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, ön ödemeli taksitle satış tanımlanmaktadır.

İkinci fıkrada, ön ödemeli taksitle satış sözleşmesinin geçerliliğinin yazılı şekle bağlı olduğu belirtilmekte ve sözleşmede yer verilmesi zorunlu hususlar, dokuz bent hâlinde sayılmaktadır. Aynı fıkranın (7) numaralı bendinde kullanılan “sözleşme yapılması konusundaki irade açıklamasını geri alma hakkı” şeklindeki ibareyle, açıklanan iradenin geri alınması kastedilmektedir. “Geri alma” teriminin kullanılması, “dönme”, “cayma” ve “vazgeçme” terimlerinin tartışılmasından sonra daha uygun görülmüştür.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 263 gerekçesi

2. Tarafların hak ve borçları

Madde 265

a. Ödemelerin güvenceye bağlanması

Ödeme süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde alıcı, ödemeleri sözleşmede belirtilen bir bankada kendi adına açılacak gelir getiren bir tasarruf veya yatırım hesabına yatırmakla yükümlüdür.

Banka, her iki tarafın çıkarlarını gözetmek zorundadır. Açılan hesaptan her iki tarafın rızasıyla ödeme yapılabilir. Bu rıza önceden verilemez.

Ödeme süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde alıcı, satılanın devrine kadar 269 uncu madde uyarınca sözleşmeden cayarsa satıcı, bu hesap üzerindeki bütün haklarını kaybeder.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “2. Tarafların hak ve borçları / a. Ödemelerin güvenceye bağlanması” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının üç fıkradan oluşan 264 üncü maddesinde, ön ödemeli taksitle satışta, alıcı tarafından yapılan ödemelerin güvenceye bağlanması düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, ödeme süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan ön ödemeli taksitle satış sözleşmelerinde, alıcının ödemelerini sözleşmede belirtilen bir bankada kendi adına açılacak gelir getiren bir tasarruf veya yatırım hesabına yatırmakla yükümlü olduğu açıklanmaktadır.

İkinci fıkrada, bankanın tarafların çıkarlarını gözetmek zorunda olduğu ve alıcı hesabına açılmış hesapta birikmiş paralardan yapılacak herhangi bir ödeme için her iki tarafın rızasının aranacağı, bu konuda önceden rıza verilemeyeceği öngörülmektedir.

Maddenin son fıkrasında, ödeme süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan ön ödemeli taksitle satış sözleşmelerinde, alıcının, satılanın devrine kadar sözleşmeden cayması durumunda, satıcının hesapta birikmiş paralar üzerindeki bütün haklarını kaybedeceği belirtilmektedir. Alıcının, sözleşmeden caymasının hukukî sonuçları, Tasarının 268 inci maddesinde düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 264 gerekçesi

Dipnotlar

  1. [1]2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 190 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.
  2. [2]Bu madde 1/7/2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanmaz. Bu halde, kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümleri tatbik olunur. Kira sözleşmelerinde hüküm olmayan hallerde mülga Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.
  3. [3]17/1/2019 tarihli ve 7161 sayılı Kanunun 56 ncı maddesiyle, bu maddenin birinci ve ikinci fıkrasında yer alan “üretici fiyat endeksindeki artış” ibareleri “tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim” şeklinde değiştirilmiştir.
  4. [4]17/1/2019 tarihli ve 7161 sayılı Kanunun 56 ncı maddesiyle , bu maddenin üçüncü fıkrasında yer alan “üretici fiyat endeksindeki artış” ibaresi “tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim” şeklinde değiştirilmiş ve maddenin dördüncü fıkrasına “kararlaştırılmışsa,” ibaresinden sonra gelmek üzere “20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla,” ibaresi eklenmiştir.
  5. [5]2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 190 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı” şeklinde değiştirilmiştir.