İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 10. hâli

Türk Borçlar Kanunu (TBK)

Kanun numarası
6098
Kabul tarihi
11.01.2011
Resmî Gazete
04.02.2011 / 27836
Düstur
5. tertip, cilt 50
Son değişiklik
16.07.2026
Madde sayısı
651

İkinci Kısım

Özel Borç İlişkileri

Onbirinci Bölüm

Komisyon Sözleşmesi

A. Alım veya satım komisyonculuğu

Madde 532

I. Tanımı

Alım veya satım komisyonculuğu, komisyoncunun ücret karşılığında, kendi adına ve vekâlet verenin hesabına kıymetli evrak ve taşınırların alım veya satımını üstlendiği sözleşmedir.

Bu bölümdeki hükümler saklı kalmak üzere, komisyon sözleşmelerine vekâlet hükümleri uygulanır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 416 ncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 532 nci maddesinde, alım veya satım komisyonculuğu tanımlanmaktadır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 416 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Alım ve satım komisyoncusu / I. Tarifi” şeklindeki ibare, Tasarıda “A. Alım veya satım komisyonculuğu / I.Tanımı” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 416 ncı maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “Alım ve satım işlerinde komisyoncu” şeklindeki ibare, Tasarıda “Alım veya satım komisyonculuğu”na dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 532 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 425

A Alım ve satım komisyonculuğu / I Tanım

1 Alım veya satım komisyoncusu, bir komisyon ücreti (prim) karşılığında kendi adına, başkası (müvekkil) hesabına taşınır eşya veya kıymetli evrakın alımını veya satımını yürütmeyi üstlenen kişidir.

2 Komisyon ilişkisine, bu Kısmın hükümlerinde aksi öngörülmedikçe, vekâlete ilişkin hükümler uygulanır.

Özgün metin (Almanca)

1 Einkaufs- oder Verkaufskommissionär ist, wer gegen eine Kommissionsgebühr (Provision) in eigenem Namen für Rechnung eines anderen (des Kommittenten) den Einkauf oder Verkauf von beweglichen Sachen oder Wertpapieren zu besorgen übernimmt.

2 Für das Kommissionsverhältnis kommen die Vorschriften über den Auftrag zur Anwendung, soweit nicht die Bestimmungen dieses Titels etwas anderes enthalten.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

II. Komisyoncunun borçları

Madde 533

1. Bildirme ve sigortalama borcu

Komisyoncu, yaptığı iş hakkında vekâlet vereni bilgilendirmek ve özellikle talimatının yerine getirildiğini kendisine hemen bildirmekle yükümlüdür.

Vekâlet verenin talimatı olmadıkça komisyoncu, sözleşmenin konusunu oluşturan şeyleri sigorta ettirmekle yükümlü değildir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 417 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 533 üncü maddesinde, komisyoncunun bildirme ve sigortalama borcu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 417 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Komisyoncunun borçları / 1. Mecburî ihbar ve sigorta” şeklindeki ibareler, Tasarıda “II. Komisyoncunun borçları / 1. Bildirme ve sigortalama borcu” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 417 nci maddesinde kullanılan “mecburdur.” şeklindeki ibare, burada bir borcun söz konusu olması nedeniyle, “yükümlüdür.” şeklinde; “mecbur değildir.” şeklindeki ibare ise, “yükümlü değildir.” şeklinde ifade edilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 533 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 426

A. Alım ve satım komisyonculuğu / II. Komisyoncunun yükümlülükleri / 1. Bildirim yükümlülüğü, sigorta

1 Komisyoncu, müvekkiline gerekli bilgileri vermek ve özellikle işin yerine getirilmesini derhâl bildirmekle yükümlüdür.

2 Komisyoncu, komisyon konusu malı ancak müvekkilinden bu yönde talimat almışsa sigorta ettirmekle yükümlüdür.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Kommissionär hat dem Kommittenten die erforderlichen Nachrichten zu geben und insbesondere von der Ausführung des Auftrages sofort Anzeige zu machen.

2 Er ist zur Versicherung des Kommissionsgutes nur verpflichtet, wenn er vom Kommittenten Auftrag dazu erhalten hat.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 534

2. Özen borcu

Satılmak üzere kendisine gönderilen eşya açıkça ayıplı ise komisyoncu, vekâlet verenin taşıyıcıya karşı haklarının korunması için gerekeni yapmak, zararı tespit ettirmek, olabildiğince eşyayı koruma altına almak ve durumdan vekâlet vereni hemen bilgilendirmekle yükümlüdür; aksi takdirde, her türlü ihmalinden doğan zarardan sorumlu olur.

Satılmak üzere gönderilen eşya kısa sürede bozulabilecek nitelikte ise komisyoncu, vekâlet vereni hemen bilgilendirmek koşuluyla eşyayı satmakla yükümlüdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 418 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 534 üncü maddesinde, komisyoncunun özen borcu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 418 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Eşyaya ihtimam” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Özen borcu” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 418 inci maddesi üç fıkradan oluştuğu hâlde, bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları, birbiriyle bağlantılı oldukları göz önünde tutularak, Tasarının 534 üncü maddesinin birinci fıkrasında, tek fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 418 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “eşyanın bozukluğu göze çarpıyorsa” şeklindeki ibare, Tasarıda “eşya açıkça ayıplı ise” şeklinde düzeltilmiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 534 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 427

A. Alım ve satım komisyonculuğu / II. Komisyoncunun yükümlülükleri / 2. Komisyon konusu malın işlem görmesi

1 Satılmak üzere gönderilen komisyon konusu mal açıkça ayıplı bir durumda ise, komisyoncu taşıyıcıya karşı hakları korumak, ayıplı durumun ispatını sağlamak ve olanaklar ölçüsünde malın korunmasına özen göstermek ve müvekkiline gecikmeksizin bilgi vermekle yükümlüdür.

2 Komisyoncu bu yükümlülükleri yerine getirmezse, bundan doğan zarardan sorumlu olur.

3 Satılmak üzere gönderilen komisyon konusu malın hızla bozulma tehlikesi gösterdiği hâllerde, komisyoncu, malın bulunduğu yerin yetkili resmî makamının katılımıyla malı sattırmaya yetkilidir ve müvekkilin menfaatlerinin gerektirdiği ölçüde bununla da yükümlüdür.

Özgün metin (Almanca)

1 Wenn das zum Verkaufe zugesandte Kommissionsgut sich in einem erkennbar mangelhaften Zustande befindet, so hat der Kommissionär die Rechte gegen den Frachtführer zu wahren, für den Beweis des mangelhaften Zustandes und soweit möglich für Erhaltung des Gutes zu sorgen und dem Kommittenten ohne Verzug Nachricht zu geben.

2 Versäumt der Kommissionär diese Pflichten, so ist er für den aus der Versäumnis entstandenen Schaden haftbar.

3 Zeigt sich Gefahr, dass das zum Verkaufe zugesandte Kommissionsgut schnell in Verderbnis gerate, so ist der Kommissionär berechtigt und, soweit die Interessen des Kommittenten es erfordern, auch verpflichtet, die Sache unter Mitwirkung der zuständigen Amtsstelle des Ortes, wo sie sich befindet, verkaufen zu lassen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 535

3. Vekâlet verenin belirlediği bedel

Vekâlet verenin belirlediği bedelin altında mal satan komisyoncu, malı satmasaydı vekâlet verenin daha fazla zarar göreceğini ve durumun yeniden talimat almaya elverişli bulunmadığını ispat etmedikçe, belirlenen bedel ile satış bedeli arasındaki farkı gidermekle yükümlüdür. Bunun dışında komisyoncu, kusuru varsa, talimatına aykırı davranmasından dolayı vekâlet verenin uğradığı diğer zararlardan da sorumludur.

Vekâlet verenin belirlediği bedelin altında mal alan veya üstünde satan komisyoncu, bu işlemlerden doğan farkı alıkoyamaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 419 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 535 inci maddesinde, vekâlet verenin belirlediği bedelden farklı bir bedelle satış yapan komisyoncunun sorumluluğu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 419 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Müvekkil tarafından tayin olunan fiyat” şeklindeki ibare, Tasarıda “3. Vekâlet verenin belirlediği bedel” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 419 uncu maddesi üç fıkradan oluştuğu hâlde, bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları, birbiriyle bağlantılı oldukları göz önünde tutularak, Tasarının 535 inci maddesinin birinci fıkrasında, tek fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 419 uncu maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “asgari” sözcüğü, vekâlet verenin belirlediği bedelin, her zaman en az bedel olduğu göz önünde tutularak, Tasarıya alınmamıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 419 uncu maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “şarta muhalefetinden dolayı başkaca tazminat” şeklindeki ibare, Tasarıda “talimatına aykırı davranmasından dolayı vekâlet verenin uğradığı diğer zararlardan” şekline dönüştürülmüştür.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 535 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 428

A. Alım ve satım komisyonculuğu / II. Komisyoncunun yükümlülükleri / 3. Müvekkilin belirlediği fiyat

1 Satım komisyoncusu, kendisine belirlenen asgari tutarın altında satış yaparsa, satış yoluyla müvekkilden bir zararın önlendiğini ve müvekkile danışmanın artık mümkün olmadığını ispatlamadıkça, fiyat farkını müvekkiline ödemekle yükümlüdür.

2 Bundan başka, kusuru varsa, sözleşmeye aykırılıktan doğan diğer bütün zararı da tazmin etmekle yükümlüdür.

3 Komisyoncu, müvekkilin öngördüğünden daha ucuza almış veya kendisine verilen talimattan daha pahalıya satmışsa, elde ettiği kazancı kendisine alıkoyamaz; bunu müvekkiline hesaba geçirmek zorundadır.

Özgün metin (Almanca)

1 Hat der Verkaufskommissionär unter dem ihm gesetzten Mindestbetrag verkauft, so muss er dem Kommittenten den Preisunterschied vergüten, sofern er nicht beweist, dass durch den Verkauf von dem Kommittenten Schaden abgewendet worden ist und eine Anfrage bei dem Kommittenten nicht mehr tunlich war.

2 Ausserdem hat er ihm im Falle seines Verschuldens allen weitern aus der Vertragsverletzung entstehenden Schaden zu ersetzen.

3 Hat der Kommissionär wohlfeiler gekauft, als der Kommittent vorausgesetzt, oder teurer verkauft, als er ihm vorgeschrieben hatte, so darf er den Gewinn nicht für sich behalten, sondern muss ihn dem Kommittenten anrechnen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 536

4. Veresiye satma ve teslim almadan ödeme

Komisyoncu, vekâlet verenin izni olmaksızın malı veresiye satar veya malı teslim almadan bedelini öderse, bundan doğan zarara katlanmak zorundadır. Ancak, vekâlet veren yasaklamadıkça, malı satış yerindeki ticari teamüle göre veresiye de satabilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 420 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 536 ncı maddesinde, komisyoncunun, vekâlet verenin izni olmaksızın malı veresiye satmasının ya da malı teslim almadan bedelini ödemesinin sonuçları ile malı veresiye de satabileceği durum düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 420 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “4. Veresiye mal satma, mal tesellüm etmeden tediye” şeklindeki ibare, Tasarıda “4. Veresiye satma ve teslim almadan ödeme” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 420 nci maddesi iki fıkradan oluştuğu hâlde, bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları, birbiriyle bağlantılı oldukları göz önünde tutularak, Tasarının 536 ncı maddesinde, tek fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 420 nci maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “satış mahallindeki örfe göre” şeklindeki ibare, Tasarıda “satış yerindeki ticarî teamüle göre” şeklinde ifade edilmiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 536 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 429

A. Alım ve satım komisyonculuğu / II. Komisyoncunun yükümlülükleri / 4. Üçüncü kişilere avans veya kredi verilmesi

1 Müvekkilin izni olmaksızın bir üçüncü kişiye avans veren veya kredi tanıyan komisyoncu, bunu kendi tehlikesine yapmış olur.

2 Bununla birlikte, işin yapıldığı yerdeki ticari teamül satış bedelinin kredilendirilmesini gerektiriyorsa, müvekkilin aksine bir talimatı bulunmadıkça komisyoncu da buna yetkilidir.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Kommissionär, der ohne Einwilligung des Kommittenten einem Dritten Vorschüsse macht oder Kredit gewährt, tut dieses auf eigene Gefahr.

2 Soweit jedoch der Handelsgebrauch am Orte des Geschäftes das Kreditieren des Kaufpreises mit sich bringt, ist in Ermangelung einer anderen Bestimmung des Kommittenten auch der Kommissionär dazu berechtigt.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 537

5. Komisyoncunun garantisi

Yetkisi olmaksızın veresiye mal satması dışında, komisyoncu işlemde bulunduğu borçluların ödememelerinden ve diğer borçlarını ifa etmemelerinden sorumlu olmaz. Ancak, komisyoncu açıkça garanti vermişse veya bulunduğu yerdeki ticari teamül gerektiriyorsa sorumlu olur.

Garanti veren komisyoncunun bundan dolayı ayrıca ücret isteme hakkı vardır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 421 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 537 nci maddesinde, komisyoncunun garantisi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 421 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “5. Komisyoncunun kefaleti” şeklindeki ibare, Tasarıda “5. Komisyoncunun garantisi” şekline dönüştürülmüştür.

Gerçekten, burada bir kefalet değil, garanti borcunun söz konusu olması nedeniyle, kenar başlıkta ve madde metninde “garanti” teriminin kullanılması yerinde görülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 421 inci maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde kullanılan “tediyelerinden” sözcüğü, Tasarıda “ödememelerinden” şeklinde düzeltilmiştir. Aynı fıkranın ikinci cümlesinde kullanılan “sarahaten kefil veya mesuliyeti mütearif olunca” şeklindeki ibare, Tasarıda “açıkça garanti vermişse” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 537 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 430

A. Alım ve satım komisyonu / II. Komisyoncunun borçları / 5. Delkredere üstlenme

1 Komisyoncunun yetkisiz olarak kredi açtığı hâl dışında, komisyoncu, borçlunun edimini ödeme veya başka biçimde ifa etmesinden ancak bunu üstlenmiş olması veya bunun kendi işyerinin bulunduğu yerde ticari teamül olması hâlinde sorumlu olur.

2 Borçlu için sorumluluk üstlenen komisyoncu, bir ücrete (delkredere komisyonu) hak kazanır.

Özgün metin (Almanca)

1 Abgesehen von dem Falle, wo der Kommissionär unbefugterweise Kredit gewährt, hat er für die Zahlung oder anderweitige Erfüllung der Verbindlichkeiten des Schuldners nur dann einzustehen, wenn er sich hiezu verpflichtet hat, oder wenn das am Orte seiner Niederlassung Handelsgebrauch ist.

2 Der Kommissionär, der für den Schuldner einsteht, ist zu einer Vergütung (Delcredere-Provision) berechtigt.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

III. Komisyoncunun hakları

Madde 538

1. Ödediği paralar ve yaptığı giderler

Komisyoncu, vekâlet verenin yararı için yaptığı bütün giderleri ve ödediği paraları faiziyle birlikte isteyebilir.

Komisyoncu, ardiye ve taşıma bedellerini vekâlet verenin hesabına geçirebilirse de, kendi çalışanlarının ücretlerini geçiremez.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 422 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 538 inci maddesinde, komisyoncunun ödediği paralar ve giderleri bakımından hakları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 422 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Komisyoncunun hakları / 1. Verdiği paralar ve masraflar” şeklindeki ibare, Tasarıda “III. Komisyoncunun hakları / 1. Ödediği paralar ve yaptığı giderler” şekline dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 538 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 431

A. Alım ve satım komisyonu / III. Komisyoncunun hakları / 1. Avans ve giderlerin karşılanması

1 Komisyoncu, komisyon verenin menfaatine yaptığı bütün avanslar, giderler ve diğer harcamalar için karşılık istemeye ve bu tutarlar üzerinden faiz hesaplamaya yetkilidir.

2 Komisyoncu, kullanılan depo yerleri ve taşıma araçları için de ücret hesaba katabilir; ancak çalışanlarının ücretini hesaba katamaz.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Kommissionär ist berechtigt, für alle im Interesse des Kommittenten gemachten Vorschüsse, Auslagen und andere Verwendungen Ersatz zu fordern und von diesen Beträgen Zinse zu berechnen.

2 Er kann auch die Vergütung für die benutzten Lagerräume und Transportmittel, nicht aber den Lohn seiner Angestellten in Rechnung bringen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

2. Komisyon ücreti

Madde 539

a. İsteme hakkı

Komisyoncu, ücretinin ödenmesini kendisine verilen işi yapınca isteyebileceği gibi, işin yapılmaması vekâlet verene yükletilebilen bir sebepten kaynaklanması hâlinde de isteyebilir.

Komisyoncu, başka sebeplerle işin yapılamaması durumunda, ancak emeğinin yerel âdete göre belirlenecek karşılığını isteyebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 423 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 539 uncu maddesinde, komisyoncunun komisyon ücreti isteme hakkı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 423 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Komisyon ücreti / a) İstemek hakkı” şeklindeki ibareler, Tasarıda “2. Komisyon ücreti / a. İsteme hakkı” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 423 üncü maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “lâzım gelen tazminatı” şeklindeki ibare, Tasarıda “belirlenecek karşılığını” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 539 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 432

A. Alım ve satım komisyonu / III. Komisyoncunun hakları / 2. Komisyon ücreti / a. Talep hakkı

1 Komisyoncu, işlem yerine getirilmişse veya komisyon verenin şahsından kaynaklanan bir nedenle yerine getirilmemişse, komisyon ücretini talep etmeye yetkilidir.

2 Başka bir nedenle yerine getirilmemiş olan işlemler için komisyoncu, yalnızca gösterdiği çaba karşılığında yerel teamüle uygun bir ücrete hak kazanır.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Kommissionär ist zur Forderung der Provision berechtigt, wenn das Geschäft zur Ausführung gekommen oder aus einem in der Person des Kommittenten liegenden Grunde nicht ausgeführt worden ist.

2 Für Geschäfte, die aus einem andern Grunde nicht zur Ausführung gekommen sind, hat der Kommissionär nur den ortsüblichen Anspruch auf Vergütung für seine Bemühungen.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 540

b. Kaybedilmesi

Komisyoncu, vekâlet verene karşı dürüstlük kurallarına aykırı davranır, özellikle ona satın aldığından fazla veya sattığından eksik bir bedel bildirirse, ücret alma hakkını kaybeder.

Bedelin gerçekleşen bedelden farklı gösterilmesi durumunda vekâlet veren, komisyoncuyu gerçekleşen bedel üzerinden satılanın alıcısı veya satıcısı sayma hakkına sahiptir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 424 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 540 ıncı maddesinde, komisyoncunun ücret isteme hakkını kaybetmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 424 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “b. Ücret hakkının sükutu ve müvekkilin aradan çıkması” ifadesi, Tasarıda “b. Kaybedilmesi” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 424 üncü maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “suiniyet ile” şeklindeki ibare, Tasarıda “dürüstlük kurallarına aykırı” şeklinde düzeltilmiştir. İkinci fıkrasında kullanılan “müvekkil … aradan çıkabilir” şeklindeki ibare, Tasarıda “vekâlet veren … alıcısı veya satıcısı sayma hakkına sahiptir” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 540 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 433

A. Alım ve satım komisyonu / III. Komisyoncunun hakları / 2. Komisyon ücreti / b. Hakkın düşmesi ve kendi hesabına işleme dönüşme

1 Komisyoncu, komisyon verene karşı dürüstlüğe aykırı davranmışsa, özellikle çok yüksek bir alım fiyatı veya çok düşük bir satım fiyatı hesaba geçirmişse, komisyon ücretine ilişkin talep hakkı düşer.

2 Bundan başka, son belirtilen her iki hâlde komisyon veren, komisyoncuyu bizzat alıcı veya satıcı olarak sorumlu tutma yetkisine sahiptir.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Anspruch auf die Provision fällt dahin, wenn sich der Kommissionär einer unredlichen Handlungsweise gegenüber dem Kommittenten schuldig gemacht, insbesondere wenn er einen zu hohen Einkaufs oder einen zu niedrigen Verkaufspreis in Rechnung gebracht hat.

2 Überdies steht dem Kommittenten in den beiden letzterwähnten Fällen die Befugnis zu, den Kommissionär selbst als Verkäufer oder als Käufer in Anspruch zu nehmen.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 541

3. Hapis hakkı

Komisyoncunun, sattığı malın bedeli ve satın aldığı mal üzerinde hapis hakkı vardır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 425 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 541 inci maddesinde, komisyoncunun hapis hakkı düzenlenmektedir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 541 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 434

A. Alım ve satım komisyonu / III. Komisyoncunun hakları / 3. Hapis hakkı

Komisyoncu, komisyon malı üzerinde olduğu gibi satış bedeli üzerinde de hapis hakkına sahiptir.

Özgün metin (Almanca)

Der Kommissionär hat an dem Kommissionsgute sowie an dem Verkaufserlöse ein Retentionsrecht.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 542

4. Malın açık artırmayla satılması

Komisyoncuya verilen malın satılamaması veya satış emrinden cayılması durumunda vekâlet veren, malı geri almakta ya da o malla ilgili başka işlem yapmakta aşırı ölçüde gecikirse komisyoncu, malı bulunduğu yer mahkemesinden karar alarak açık artırmayla sattırabilir. Ancak, mal borsada kayıtlıysa veya piyasa fiyatı varsa ya da yapılacak masrafa oranla değeri azsa, hâkim satışın başka bir yolla yapılmasına da karar verebilir.

Malın bulunduğu yerde vekâlet veren ya da temsilcisi hazır bulunmazsa, satış kararı vekâlet veren dinlenmeksizin de verilebilir.

Malın hızla değer kaybetmesi hâli dışında, artırmanın yer ve zamanının mahkemece vekâlet verene bildirilmesi zorunludur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 426 ncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 542 nci maddesinde, malın açık artırmayla satılması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 426 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “4. Emtianın müzayede ile satılması” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Malın açık artırmayla satılması” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 426 ncı maddesinin birinci fıkrasından farklı olarak Tasarının 542 nci maddesinin birinci fıkrasına, “Ancak, mal borsada kayıtlıysa veya piyasa fiyatı varsa ya da yapılacak masrafa oranla değeri azsa, hâkim satışın başka bir yolla yapılmasına da karar verebilir.” cümlesi eklenerek madde, Tasarının 107 nci maddesinin ikinci fıkrası ile uyumlu hâle getirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 426 ncı maddesinin son fıkrasında kullanılan “resmen ihbar edilmek lâzımdır” şeklindeki ibare, Tasarının alacaklının temerrüdüne ilişkin 107 nci maddesine benzer biçimde, Tasarıda “mahkemece vekâlet verene bildirilmesi zorunludur” şekline dönüştürülmüştür.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 542 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 435

A. Alım ve satım komisyonu / III. Komisyoncunun hakları / 4. Komisyon malının açık artırma yoluyla satılması

1 Komisyon malının satılamaması veya siparişin geri alınması hâlinde, komisyon veren malı geri almakta veya onun hakkında tasarrufta bulunmakta gereksiz biçimde gecikirse, komisyoncu, malın bulunduğu yerin yetkili resmi makamı nezdinde açık artırma yapılmasını istemeye yetkilidir.

2 Malın bulunduğu yerde ne komisyon veren ne de onun bir temsilcisi hazır bulunuyorsa, açık artırma karşı tarafın dinlenmesi gerekmeksizin düzenlenebilir.

3 Ancak, mal hızlı bir değer kaybına maruz kalmadıkça, açık artırmadan önce komisyon verene resmi bir bildirim yapılması gerekir.

Özgün metin (Almanca)

1 Wenn bei Unverkäuflichkeit des Kommissionsgutes oder bei Widerruf des Auftrages der Kommittent mit der Zurücknahme des Gutes oder mit der Verfügung darüber ungebührlich zögert, so ist der Kommissionär berechtigt, bei der zuständigen Amtsstelle des Ortes, wo die Sache sich befindet, die Versteigerung zu verlangen.

2 Die Versteigerung kann, wenn am Orte der gelegenen Sache weder der Kommittent noch ein Stellvertreter desselben anwesend ist, ohne Anhören der Gegenpartei angeordnet werden.

3 Der Versteigerung muss aber eine amtliche Mitteilung an den Kommittenten vorausgehen, sofern das Gut nicht einer schnellen Entwertung ausgesetzt ist.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

5. Komisyoncunun kendisiyle işlem yapması

Madde 543

a. Bedel ve ücret

Borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan kambiyo senetleri veya diğer kıymetli evrakı ya da ticari malları satmaya veya satın almaya yetkili kılınan komisyoncu, vekâlet veren tarafından aksine talimat verilmemişse, satın alacağı mal yerine kendi mallarını satabilir veya satacağı malı kendisi için satın alabilir. Bu hâllerde, komisyoncunun kendisiyle işlem yaptığı andaki değerler esas alınır; komisyoncunun, komisyon işlerinde alışılmış olan ücret ve giderlerini, bu hâllerde bile isteme hakkı vardır.

Komisyoncu, bu tür bir işlemin yapıldığını aynı gün vekâlet verene bildirmek zorundadır.

Diğer hâllerde satış hükümleri uygulanır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 427 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 543 üncü maddesinde, komisyoncunun kendisi ile işlem yapması hâlinde bedel ve ücret düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 427 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “5. Komisyoncunun bizzat alıcı veya satıcı olması / a. Ücreti ve masrafları” şeklindeki ibareler, Tasarıda “3. Komisyoncunun kendisiyle işlem yapması / a. Bedel ve ücret” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 427 nci maddesinin ikinci fıkrasının ilk cümlesinde kullanılan “… nazara almaya mecburdur” şeklindeki ibare, objektif bir ölçüte bağlanarak, Tasarıda “… esas alınır” şekline dönüştürülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Buna göre, komisyoncu, kendisiyle işlem yaptığı takdirde, bunu işlemi yaptığı gün vekâlet verene bildirmek zorundadır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 543 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 436

A. Alım ve satım komisyonu / III. Komisyoncunun hakları / 5. Kendi hesabına alıcı ya da satıcı olarak işleme girme / a. Fiyat hesabı ve komisyon ücreti

1 Borsa fiyatı veya piyasa fiyatı bulunan mal, poliçe ve diğer kıymetli evrakın alım veya satımına ilişkin komisyonlarda, komisyon veren aksini belirlememişse, komisyoncu, satın alması gereken malı bizzat satıcı sıfatıyla teslim etmeye veya satması gereken malı bizzat alıcı sıfatıyla kendisinde alıkoymaya yetkilidir.

2 Bu hâllerde komisyoncu, siparişin yerine getirildiği sırada geçerli olan borsa veya piyasa fiyatını hesaba katmakla yükümlüdür ve hem olağan komisyon ücretini hem de komisyon işlemlerinde başkaca düzenli olarak ortaya çıkan giderleri hesaplayabilir.

3 Bunun dışında işlem, satım sözleşmesi olarak ele alınır.

Özgün metin (Almanca)

1 Bei Kommissionen zum Einkauf oder zum Verkauf von Waren, Wechseln und anderen Wertpapieren, die einen Börsenpreis oder Marktpreis haben, ist der Kommissionär, wenn der Kommittent nicht etwas anderes bestimmt hat, befugt, das Gut, das er einkaufen soll, als Verkäufer selbst zu liefern, oder das Gut, das er zu verkaufen beauftragt ist, als Käufer für sich zu behalten.

2 In diesen Fällen ist der Kommissionär verpflichtet, den zur Zeit der Ausführung des Auftrages geltenden Börsen- oder Marktpreis in Rechnung zu bringen und kann sowohl die gewöhnliche Provision als die bei Kommissionsgeschäften sonst regelmässig vorkommenden Unkosten berechnen.

3 Im Übrigen ist das Geschäft als Kaufvertrag zu behandeln.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 544

b. İşlemi kendisiyle yapmış sayılma

Komisyoncu, kendisinin doğrudan doğruya alıcı veya satıcı olabildiği durumlarda, sözleşmenin diğer tarafını göstermeksizin vekâletin yerine getirildiğini vekâlet verene bildirirse, işlemi kendisiyle yapmış sayılır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 428 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 544 üncü maddesinde, komisyoncunun işlemi kendisiyle yapmış sayıldığı durumlar düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 428 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “b. Komisyoncunun zımnî kabulü” şeklindeki ibare, Tasarıda “b. İşlemi kendisiyle yapmış sayılma” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 428 inci maddesinde kullanılan “âkide ait olabilecek borçları bizzat deruhte etmiş sayılır.” şeklindeki ibare, Tasarıda “işlemi kendisiyle yapmış sayılır” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 544 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 437

A. Alım ve satım komisyonu / III. Komisyoncunun hakları / 5. Kendi hesabına alıcı ya da satıcı olarak işleme girme / b. İşleme girmenin varsayılması

Kendi hesabına alıcı veya satıcı olarak işleme girmenin tanındığı hâllerde, komisyoncu, siparişin yerine getirildiğini bildirirken alıcı veya satıcı olarak başka bir kişiyi belirtmezse, kendisinin alıcı veya satıcı yükümlülüğünü üstlenmiş olduğu kabul edilir.

Özgün metin (Almanca)

Meldet der Kommissionär in den Fällen, wo der Eintritt als Eigenhändler zugestanden ist, die Ausführung des Auftrages, ohne eine andere Person als Käufer oder Verkäufer namhaft zu machen, so ist anzunehmen, dass er selbst die Verpflichtung eines Käufers oder Verkäufers auf sich genommen habe.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 545

c. İşlemi kendisiyle yapma hakkının düşmesi

Vekâlet verenin vekâleti geri aldığı haberi komisyoncuya ulaştığı anda, komisyoncunun işlemi kendisiyle yapma hakkı düşer. Ancak, bu haber kendisine ulaşmadan önce komisyoncu, işlemin yapıldığı bildirimini göndermişse, bu hüküm uygulanmaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 429 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 545 inci maddesinde, komisyoncunun işlemi kendisiyle yapma hakkının düşmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 429 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “c. Hakkının sukutu” şeklindeki ibare, Tasarıda “c. İşlemi kendisiyle yapma hakkının düşmesi” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 429 uncu maddesinde kullanılan “artık bizzat satıcı ve alıcı olamaz” şeklindeki ibare yerine, Tasarıda “bu hüküm uygulanmaz” ibaresi kullanılmıştır.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 545 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 438

A. Alım ve satım komisyonculuğu / III. Komisyoncunun hakları / 5. Kendi hesabına alıcı veya satıcı olarak taraf olma hakkı / c. Bu hakkın düşmesi

Komisyon veren, verdiği talimatı geri alır ve bu geri alma, komisyoncu ifa bildirimini göndermeden önce komisyoncuya ulaşırsa, komisyoncu artık kendisi alıcı veya satıcı olarak işleme taraf olma yetkisine sahip değildir.

Özgün metin (Almanca)

Wenn der Kommittent den Auftrag widerruft und der Widerruf bei dem Kommissionär eintrifft, bevor dieser die Anzeige der Ausführung abgesandt hat, so ist der Kommissionär nicht mehr befugt, selbst als Käufer oder Verkäufer einzutreten.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

B. Diğer komisyon işleri

Madde 546

Malzemesi işsahibi tarafından verilmek üzere imal edilecek taşınırlar hakkındaki komisyon işleri, eşya mislî şeylerden olmasa da, alım ve satım komisyonculuğu hükmündedir.

Alım ve satım komisyonculuğu sayılmayan işleri, ücret karşılığında kendi adına ve vekâlet verenin hesabına üstlenen alım ve satım komisyoncusu ile komisyon işlerini kendisine meslek edinmeyip arada bir üstlenen tacir hakkında da bu bölüm hükümleri uygulanır.

Taşıma işleri komisyonculuğu hakkındaki özel hükümler saklıdır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 430 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 546 ncı maddesinde, diğer komisyon işleri düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 430 uncu maddesinde kullanılan “alım ve satım komisyonu” terimleri yerine, Tasarıda “alım ve satım komisyonculuğu” terimleri kullanılmıştır.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

ONİKİNCİ BÖLÜM Ticarî Temsilciler, Ticarî Vekiller ve Diğer Tacir Yardımcıları 818 sayılı Borçlar Kanununun 449 uncu maddesiyle başlayan “On Yedinci Bap / Ticarî Mümessiller ve Diğer Ticarî Vekiller” şeklindeki üst başlık, Tasarıda “Onikinci Bölüm / Ticarî Temsilciler, Ticarî Vekiller ve Diğer Tacir Yardımcıları” şeklinde değiştirilmiştir. Bununla, ticarî temsilcilerin ve ticarî vekillerin de tacir yardımcılarından olduğu vurgulanmak istenmiştir. Bu bölümde, gerek ticarî temsilciler ve ticarî vekiller, gerekse diğer tacir yardımcıları, temsil yetkileri yönüyle ele alınmıştır.

Bu düzenlemeye göre, ticarî temsilcilerin geniş yetkileri, ticarî vekillerin ve diğer tacir yardımcılarının ise sınırlı yetkileri bulunmaktadır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 546 gerekçesi

Onikinci Bölüm

Ticari Temsilciler, Ticari Vekiller ve Diğer Tacir Yardımcıları

A. Ticari temsilci

Madde 547

I. Tanımı ve yetki verilmesi

Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir.

İşletme sahibi, ticari temsilcilik yetkisi verildiğini ticaret siciline tescil ettirmek zorundadır; ancak ticari işletme sahibinin ticari temsilcinin fiillerinden sorumluluğu, tescilin yapılmış olmasına bağlı değildir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 449 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 547 nci maddesinde, ticarî temsilci tanımlanmakta ve ticarî temsilciye yetki verilmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 449 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Ticarî mümessil / I. Tarifi, salâhiyet itası” şeklindeki ibare, Tasarıda, “A. Ticarî temsilci / I. Tanımı ve yetki verilmesi” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 449 uncu maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “bir ticarethane veya fabrika veya ticarî şekilde işletilen diğer bir müessese” şeklindeki ibare, 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 11 inci maddesi göz önünde tutularak, Tasarıda “ticarî işletme” şeklinde kısaltılmıştır. Yine aynı fıkrada kullanılan “müessesenin imzasını kullanarak bilvekâle imza vazetmek üzere” şeklindeki ibare, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 458 inci maddesinin birinci fıkrasının almanca metni göz önünde tutularak, Tasarıda “işletme sahibinin, … ticaret unvanı altında, ticarî temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 449 uncu maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “vekâletnameyi” sözcüğü, Tasarıda “ticarî temsilcilik yetkisi verildiğini” şeklinde düzeltilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 547 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 458

A. Ticari temsil / I. Tanım ve tayin

1 Bir ticaret, imalat veya kaimen ticari usulde yürütülen diğer bir işletmenin sahibi tarafından, işletmeyi onun adına yürütmeye ve "per procura" kaydıyla ticaret unvanını imzalamaya açık veya örtülü olarak yetkili kılınan kimse ticari mümessildir.

2 İşletme sahibi, ticari temsil yetkisinin verilmesini ticaret siciline tescil ettirmekle yükümlüdür; ancak tescilden önce dahi ticari mümessilin işlemleriyle borç altına girer.

3 Diğer işletme veya işlerin yürütülmesi için bir ticari mümessil ancak ticaret siciline tescil yoluyla tayin edilebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Wer von dem Inhaber eines Handels-, Fabrikations- oder eines anderen nach kaufmännischer Art geführten Gewerbes ausdrücklich oder stillschweigend ermächtigt ist, für ihn das Gewerbe zu betreiben und «per procura» die Firma zu zeichnen, ist Prokurist.

2 Der Geschäftsherr hat die Erteilung der Prokura zur Eintragung in das Handelsregister anzumelden, wird jedoch schon vor der Eintragung durch die Handlungen des Prokuristen verpflichtet.

3 Zur Betreibung anderer Gewerbe oder Geschäfte kann ein Prokurist nur durch Eintragung in das Handelsregister bestellt werden.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 548

II. Temsil yetkisinin kapsamı

Ticari temsilci, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili sayılır.

Ticari temsilci, açıkça yetkili kılınmadıkça, taşınmazları devredemez veya bir hak ile sınırlandıramaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 450 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 548 inci maddesinde, ticarî temsilcinin temsil yetkisinin kapsamı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 450 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Vekâletin şümulü” şeklindeki ibare, Tasarıda, “II. Temsil yetkisinin kapsamı” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 548 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 459

A. Ticari temsil / II. Yetkinin kapsamı

1 Ticari mümessil, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibini kambiyo senedi düzenlemek suretiyle borç altına sokmaya ve onun adına, işletme sahibinin işletmesinin veya işinin amacının gerektirebileceği her türlü hukuki işlemi yapmaya yetkili sayılır.

2 Ticari mümessil, taşınmazların devri ve bunlar üzerinde takyidat kurulması hususunda ancak bu yetki kendisine açıkça verilmişse yetkilidir.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Prokurist gilt gutgläubigen Dritten gegenüber als ermächtigt, den Geschäftsherrn durch Wechsel-Zeichnungen zu verpflichten und in dessen Namen alle Arten von Rechtshandlungen vorzunehmen, die der Zweck des Gewerbes oder Geschäftes des Geschäftsherrn mit sich bringen kann.

2 Zur Veräusserung und Belastung von Grundstücken ist der Prokurist nur ermächtigt, wenn ihm diese Befugnis ausdrücklich erteilt worden ist.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 549

III. Temsil yetkisinin sınırlandırılması

Temsil yetkisi, bir şubenin işleriyle sınırlandırılabilir.

Temsil yetkisi, birden çok kişinin birlikte imza atmaları koşuluyla da sınırlandırılabilir. Bu durumda, diğerlerinin katılımı olmaksızın temsilcilerden birinin imza atmış olması, işletme sahibini bağlamaz.

Temsil yetkisine ilişkin yukarıdaki sınırlamalar, ticaret siciline tescil edilmedikçe, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı hüküm doğurmaz.

Temsil yetkisine ilişkin diğer sınırlamalar, tescil edilmiş olsalar bile, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 451 inci maddesini kısmen karşılamaktadır.

Tasarının dört fıkradan oluşan 549 uncu maddesinde, temsil yetkisinin sınırlandırılması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 451 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Tahdidi” şeklindeki ibare, Tasarıda “III. Temsil yetkisinin sınırlandırılması” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 451 inci maddesi üç fıkradan oluştuğu hâlde, Tasarının 549 uncu maddesi, bu maddeye eklenen üçüncü fıkra ile birlikte, dört fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.

Maddenin üçüncü fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür.

Fıkrada, temsil yetkisine ilişkin olarak, aynı maddenin birinci ve ikinci fıkralarında öngörülen sınırlamaların, tescil edilmedikçe, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı hüküm doğurmayacağı belirtilmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 451 inci maddesinin son fıkrasında kullanılan “muteber değildir.” şeklindeki ibare yerine, Tasarıda “hüküm doğurmaz.” şeklindeki ibare kullanılmıştır. Ayrıca, 818 sayılı Borçlar Kanununun 451 inci maddesinin son fıkrasından farklı olarak, Tasarının 549 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, temsil yetkisine ilişkin öngörülen sınırlamalar dışında kalan diğer sınırlamaların, tescil edilmiş olsalar bile, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyecekleri, açıkça belirtilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 549 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 460

A. Ticari temsil / III. Sınırlandırılabilirlik

1 Ticari temsil yetkisi, bir şubenin iş çevresiyle sınırlandırılabilir.

2 Bu yetki, birden çok kişiye birlikte imza atmak üzere verilebilir (müşterek ticari temsil); bu durumda, tek başına imza, diğerlerinin öngörülen katılımı olmaksızın bağlayıcı değildir.

3 Ticari temsil yetkisine ilişkin diğer sınırlamaların iyiniyetli üçüncü kişilere karşı hukuki bir etkisi yoktur.

Özgün metin (Almanca)

1 Die Prokura kann auf den Geschäftskreis einer Zweigniederlassung beschränkt werden.

2 Sie kann mehreren Personen zu gemeinsamer Unterschrift erteilt werden (Kollektiv-Prokura), mit der Wirkung, dass die Unterschrift des Einzelnen ohne die vorgeschriebene Mitwirkung der übrigen nicht verbindlich ist.

3 Andere Beschränkungen der Prokura haben gegenüber gutgläubigen Dritten keine rechtliche Wirkung.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 550

IV. Temsil yetkisinin sona ermesi

Temsil yetkisinin verildiği ticaret siciline tescil edilmemiş olsa bile, sona erdiği tescil edilir.

Temsil yetkisinin sona erdiği ticaret siciline tescil ve ilan edilmediği sürece, bu yetki iyiniyetli üçüncü kişiler için geçerliliğini korur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 452 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 550 nci maddesinde, ticarî temsilcinin temsil yetkisinin sona ermesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 452 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “IV. İstirdadı” şeklindeki ibare, Tasarıda, “IV. Temsil yetkisinin sona ermesi” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 452 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında temsil yetkisinin “istirdadından” söz edildiği hâlde, Tasarıda “istirdat” sözcüğü yerine “sona erme” sözcükleri kullanılmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 452 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında kullanılan “ticaret siciline kayıt” ibaresi yerine, Tasarıda “ticaret siciline tescil” ibaresinin kullanılması yerinde görülmüştür.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 550 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 461

A. Ticari temsil / IV. Ticari temsil yetkisinin silinmesi

1 Ticari temsil yetkisinin verilmesinde tescil yapılmamış olsa dahi, bu yetkinin sona ermesi ticaret siciline tescil edilir.

2 Silinme işlemi gerçekleşip ilan edilmedikçe, ticari temsil yetkisi iyiniyetli üçüncü kişilere karşı yürürlükte kalır.

Özgün metin (Almanca)

1 Das Erlöschen der Prokura ist in das Handelsregister einzutragen, auch wenn bei der Erteilung die Eintragung nicht stattgefunden hat.

2 Solange die Löschung nicht erfolgt und bekannt gemacht worden ist, bleibt die Prokura gegenüber gutgläubigen Dritten in Kraft.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

B. Ticari vekil

Madde 551

Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir.

Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 453 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarını karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 551 inci maddesinde, ticarî vekil düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 453 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. Diğer ticaret vekilleri” şeklindeki ibare, Tasarıda, “B. Ticarî vekil” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 453 üncü maddesinin birinci fıkrasından farklı olarak, “bir ticarethane veya fabrika veya ticarî şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi” şeklindeki ibare, “ticarî işletme sahibi” şeklinde kısaltılmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 453 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde kullanılan “muhakeme ve murafaada bulunamaz.” şeklindeki ibare, Tasarıda “dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez.” şeklinde ifade edilmiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 551 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 462

B. Diğer temsil yetkileri

1 Bir ticaret, imalat veya diğer türden ticari usulde işletilen bir işletmenin sahibi, prokura vermeksizin bir kimseyi, işletmenin tamamının işletilmesi için veya işletmesindeki belirli işlemler için temsilci olarak atarsa, temsil yetkisi, bu tür bir işletmenin işletilmesinin veya bu tür işlemlerin ifasının olağan olarak beraberinde getirdiği bütün hukuki işlemlere yayılır.

2 Bununla birlikte temsil yetkisine sahip kişi, kambiyo taahhütlerine girişmeye, ödünç almaya ve dava açmaya ancak kendisine bu yönde açıkça yetki verilmiş olması hâlinde yetkilidir.

Özgün metin (Almanca)

1 Wenn der Inhaber eines Handels-, Fabrikations- oder eines andern nach kaufmännischer Art geführten Gewerbes jemanden ohne Erteilung der Prokura, sei es zum Betriebe des ganzen Gewerbes, sei es zu bestimmten Geschäften in seinem Gewerbe als Vertreter bestellt, so erstreckt sich die Vollmacht auf alle Rechtshandlungen, die der Betrieb eines derartigen Gewerbes oder die Ausführung derartiger Geschäfte gewöhnlich mit sich bringt.

2 Jedoch ist der Handlungsbevollmächtigte zum Eingehen von Wechselverbindlichkeiten, zur Aufnahme von Darlehen und zur Prozessführung nur ermächtigt, wenn ihm eine solche Befugnis ausdrücklich erteilt worden ist.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

C. Diğer tacir yardımcıları

Madde 552

Toptan, yarı toptan veya perakende satışlarla uğraşan ticari işletmelerin görevli veya hizmetlileri, o ticari işletme içinde, müşterilerin kolaylıkla görebilecekleri bir yerde ve kolayca okuyabilecekleri bir biçimde, yazıyla aksine duyuru yapılmış olmadıkça, aşağıdaki işlemler için yetkilidirler:

1. Ticari işletmenin alışılmış bütün satış işlemlerini yapmak.

2. Yetkili oldukları işlemler hakkında faturaları imzalamak.

3. Ticari işletmenin alışılmış işlemlerinden doğan borçların ifa edilmesine veya bunların hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesine ilişkin ihtar veya diğer açıklamaları işletme sahibi adına yapmak; bu nitelikteki ihtar veya diğer açıklamaları, özellikle alışılmış işlem dolayısıyla teslim edilmiş mallara ilişkin ayıp bildirimlerini ticari işletme adına kabul etmek.

Toptan, yarı toptan veya perakende satışlarla uğraşan ticari işletmelerin görevli veya hizmetlileri, kendilerine yazıyla yetki verilmiş olmadıkça, işletme dışında ve kasa görevlileri atanmışsa, işletme içinde satış bedellerini isteyip alamazlar. Bu kişiler, satış bedellerini almaya yetkili bulundukları hâllerde, faturaları kapatmaya veya makbuz vermeye de yetkilidirler.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 453 üncü maddesinin son fıkrasını karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 552 nci maddesinde, diğer tacir yardımcıları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 453 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. Diğer ticaret vekilleri” şeklindeki ibare, Tasarıda, “C. Diğer tacir yardımcıları” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 453 üncü maddesine 29/6/1956 tarihli ve 6763 sayılı Türk Ticaret Kanununun Mer’iyet ve Tatbik Şekli Hakkında Kanunun 41 inci maddesiyle eklenen son fıkrada ticarî temsilci ve ticarî vekil dışında kalan diğer tacir yardımcılarının düzenlendiği göz önünde tutularak, Tasarıda ayrı bir madde hâlinde kaleme alınmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 453 üncü maddesinin son fıkrası, farklı konuların düzenlendiği göz önünde tutularak Tasarıda iki ayrı fıkraya bölünmüş ve bunlardan ilki üç bent hâlinde kaleme alınmıştır. Aynı fıkrada kullanılan “mağaza” sözcüğü yerine de, Tasarıda “ticarî işletme” sözcükleri kullanılmıştır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 552 gerekçesi

D. Rekabet yasağı

Madde 553

Bir işletmenin bütün işlerini yöneten veya işletme sahibinin hizmetinde bulunan ticari temsilciler, ticari vekiller veya diğer tacir yardımcıları, işletme sahibinin izni olmaksızın, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak, kendilerinin ya da bir üçüncü kişinin hesabına işletmenin yaptığı türden bir iş yapamayacakları gibi, kendi hesaplarına bu tür işlemleri üçüncü kişilere de yaptıramazlar.

Buna aykırı davranırlarsa işletme sahibi, aralarındaki hukuki ilişkiden doğan hakları saklı kalmak kaydıyla, uğradığı zararın giderilmesini isteyebileceği gibi, bunun yerine, ticari temsilcinin, ticari vekilin veya diğer tacir yardımcısının kendi hesabına yaptığı veya üçüncü kişilere yaptırdığı işlerin kendi hesabına yapılmış sayılmasını ve bu işler dolayısıyla aldıkları ücretin verilmesini veya aynı işlerden doğan alacağın devredilmesini isteyebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 455 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 553 üncü maddesinde, rekabet yasağı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 455 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “D. Rekabet yapmak memnuiyeti” şeklindeki ibare, Tasarıda, “C. Rekabet yasağı” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 455 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında kullanılan “müessese” ve “müessese sahibi” sözcükleri, Tasarıda “işletme” ve “işletme sahibi” şeklinde ifade edilmiştir. Ancak, burada ticarî işletme olsun veya olmasın, bütün işletmeler göz önünde tutulmuştur.

Maddenin birinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 455 inci maddesinin birinci fıkrasında yer verilmeyen, “doğrudan doğruya veya dolaylı olarak” ibaresi kullanılmıştır. Ayrıca, ticarî temsilcilerin, ticarî vekillerin veya diğer tacir yardımcılarının, işletme sahibinin izni olmaksızın, işletmenin yaptığı türden işleri, kendi hesaplarına üçüncü kişilere yaptırmaları da, rekabet yasağının kapsamına dahil edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 455 inci maddesinin ikinci fıkrasından farklı olarak, işletme sahibinin, rekabet yasağına aykırı davranan ticarî temsilcilere, ticarî vekillere veya diğer tacir yardımcılarına karşı, aralarındaki hukukî ilişkiden doğan hakları saklı kalmak kaydıyla, kendisine tanınan seçimlik hakları kullanabileceği kabul edilmiştir. Ayrıca, işletme sahibinin, rekabet yasağına aykırı davranan ticarî temsilcilere, ticarî vekillere veya diğer tacir yardımcılarına karşı, onlar tarafından kendi hesaplarına yapılan veya üçüncü kişilere yaptırılan işlerin kendi hesabına yapılmış sayılmasını istemesi durumunda, bu işler dolayısıyla aldıkları ücretin kendisine verilmesini veya aynı işlerden doğan alacağın devredilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 553 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 464

D. Rekabet yasağı

1 Prokuracı ile işletmenin tamamının işletilmesi için atanmış olan veya işletme sahibiyle bir hizmet ilişkisi içinde bulunan temsil yetkisine sahip kişi, işletme sahibinin onayı olmaksızın ne kendi hesabına ne de bir üçüncü kişi hesabına, işletme sahibinin iş kollarına giren işlemler yapamaz.[281]

2 Bu hükmün ihlali hâlinde işletme sahibi, uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir ve söz konusu işlemleri kendi hesabına devralabilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Prokurist, sowie der Handlungsbevollmächtigte, der zum Betrieb des ganzen Gewerbes bestellt ist oder in einem Arbeitsverhältnis zum Inhaber des Gewerbes steht, darf ohne Einwilligung des Geschäftsherrn weder für eigene Rechnung noch für Rechnung eines Dritten Geschäfte machen, die zu den Geschäftszweigen des Geschäftsherrn gehören.[281]

2 Bei Übertretung dieser Vorschrift kann der Geschäftsherr Ersatz des verursachten Schadens fordern und die betreffenden Geschäfte auf eigene Rechnung übernehmen.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

E. Ticari temsilcilerin, ticari vekillerin ve diğer tacir yardımcılarının yetkilerinin sona ermesi

Madde 554

İşletme sahibi, ticari temsilcilerin, ticari vekillerin ve diğer tacir yardımcılarının yetkilerini, aralarındaki hizmet, vekâlet, ortaklık ve benzeri sözleşmelerden doğan hakları saklı kalmak koşuluyla, her zaman geri alabilir.

İşletme sahibinin fiil ehliyetini kaybetmesi veya ölümü, ticari temsilcilerin, ticari vekillerin ve diğer tacir yardımcılarının yetkisini sona erdirmez.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 456 ncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 554 üncü maddesinde, ticarî temsilcilerin, ticarî vekillerin ve diğer tacir yardımcılarının yetkilerinin sona ermesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 456 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “E. Mümessil ve diğer tüccar vekillerinin vekâletlerinin hitamı” şeklindeki ibare, Tasarıda, diğer tacir yardımcılarının da düzenlendiği göz önünde tutularak, “D. Ticarî temsilcilerin, ticarî vekillerin ve diğer tacir yardımcılarının yetkilerinin sona ermesi” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 456 ncı maddesinin birinci fıkrasında “ticarî mümessiller ve ticarî vekiller”; ikinci fıkrasında ise, “ticarî mümessil ve ticari vekil” terimleri kullanılmakla yetinilmiştir.

Aynı maddenin kenar başlığında kullanılan “Diğer Tüccar Vekilleri” şeklindeki ibare diğer tacir yardımcılarını ifade ettiği hâlde, madde metninde onlarla ilgili bir düzenleme yapılmamıştır. Bu düzenleme eksikliği Tasarının 554 üncü maddesinde, “ticari temsilci, ticarî vekil ve diğer tacir yardımcıları”na birlikte yer verilerek giderilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

ONÜÇÜNCÜ BÖLÜM Havale 818 sayılı Borçlar Kanununun 457 nci maddesiyle başlayan “On Sekizinci Bap / Havale” şeklindeki üst başlık, Tasarıda “Onüçüncü Bölüm / Havale” şeklinde değiştirilmiştir. Ayrıca, 818 sayılı Borçlar Kanununun On Sekizinci Babında kullanılan “muhil” terimi, Tasarının Onüçüncü Bölümünde “havale eden”; “muhalünaleyh” terimi, “havale ödeyicisi” ve “muhalünleh” terimi ise “havale alıcısı” şeklinde ifade edilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 554 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 465

E. Prokuranın ve diğer temsil yetkilerinin sona ermesi

1 Prokura ve temsil yetkisi, ilgililer arasında var olan bireysel hizmet sözleşmesi, ortaklık sözleşmesi, vekâlet sözleşmesi veya benzerlerinden doğabilecek haklara halel gelmeksizin, her zaman geri alınabilir.[282]

2 İşletme sahibinin ölümü veya fiil ehliyetini kaybetmesi, prokuranın veya temsil yetkisinin sona ermesi sonucunu doğurmaz.

Özgün metin (Almanca)

1 Die Prokura und die Handlungsvollmacht sind jederzeit widerruflich, unbeschadet der Rechte, die sich aus einem unter den Beteiligten bestehenden Einzelarbeitsvertrag, Gesellschaftsvertrag, Auftrag od. dgl. ergeben können.[282]

2 Der Tod des Geschäftsherrn oder der Eintritt seiner Handlungsunfähigkeit hat das Erlöschen der Prokura oder Handlungsvollmacht nicht zur Folge.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Onüçüncü Bölüm

Havale

A. Tanımı

Madde 555

Havale, havale edenin, kendi hesabına, para, kıymetli evrak ya da diğer bir mislî eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisini; bunları kendi adına kabul etmek üzere havale alıcısını yetkili kıldığı bir hukuki işlemdir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 457 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 555 inci maddesinde, havale tanımlanmaktadır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 457 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Tarifi” şeklindeki ibare, Tasarıda “A. Tanımı” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 457 nci maddesinde havalenin bir “akit” olarak nitelendirilmesi, teknik bakımdan hatalı bulunduğu için, Tasarı’da yapılan tanımda havalenin bir “hukukî işlem” olduğu belirtilmiştir. Gerçekten, havale bir sözleşme olmayıp, çifte yetkilendirme içeren bir hukukî işlemdir.

Her ne kadar maddede yapılan tanımda, havalenin konusunu para veya kıymetli evrak ya da başka mislî bir eşyanın oluşturabileceği belirtilmişse de, uygulamada havalenin konusunu genellikle paranın oluşturduğu göz önünde tutularak, Tasarıda “havale ödeyicisi” teriminin kullanılmasında bir sakınca görülmemiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 555 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 466

A. Kavram

Havale ile havale alıcısı, para, kıymetli evrak veya diğer misli malları havale edenin hesabına havale alıcısına ödemeye yetkili kılınır; havale alıcısı ise bu edimi kendi adına havale edilenden talep etmeye yetkili kılınır.

Özgün metin (Almanca)

Durch die Anweisung wird der Angewiesene ermächtigt, Geld, Wertpapiere oder andere vertretbare Sachen auf Rechnung des Anweisenden an den Anweisungsempfänger zu leisten, und dieser, die Leistung von jenem in eigenem Namen zu erheben.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

B. Hükümleri

Madde 556

I. Havale eden ile havale alıcısı arasındaki ilişki

Havale, havale edenin havale alıcısına olan borcunun ifası amacıyla yapılıyorsa, bu borç ancak havale ödeyicisinin borcu ifa etmesiyle sona erer.

Havaleyi kabul etmiş olan havale alıcısı, havale ödeyicisine başvurarak havalede belirlenen süre içinde alacağını elde edememişse, bu alacağı, havale edene karşı yeniden ileri sürebilir.

Alacaklı olan havale alıcısı, havaleyi kabul etmek istemezse, durumu borçlu olan havale edene gecikmeksizin bildirmek zorundadır; bildirmezse bundan doğan zararı gidermekle yükümlü olur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 458 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 556 ncı maddesinde, havale eden ile havale edilen arasındaki ilişki düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 458 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. Akdin hükümleri / I. Muhil ile muhalünleh arasındaki münasebet” şeklindeki ibare, Tasarıda, “B. Hükümleri / I. Havale eden ile havale alıcısı arasındaki ilişki” şekline dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 556 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 467

B. Etkileri / I. Havale edenin havale alıcısıyla ilişkisi

1 Havale ile havale edenin alıcıya olan bir borcunun ifa edilmesi amaçlanmışsa, borç ancak havale edilen tarafından yapılan ödeme ile sona erer.

2 Bununla birlikte havaleyi kabul etmiş olan alıcı, alacağını havale edene karşı ancak, ödemeyi havale edilenden istemiş ve havalede belirlenen sürenin geçmesine rağmen alamamış olması hâlinde yeniden ileri sürebilir.

3 Borçlusu tarafından kendisine yapılan bir havaleyi kabul etmek istemeyen alacaklı, tazminat sorumluluğundan kaçınmak için bunu borçlusuna gecikmeksizin bildirmekle yükümlüdür.

Özgün metin (Almanca)

1 Soll mit der Anweisung eine Schuld des Anweisenden an den Empfänger getilgt werden, so erfolgt die Tilgung erst durch die von dem Angewiesenen geleistete Zahlung.

2 Doch kann der Empfänger, der die Anweisung angenommen hat, seine Forderung gegen den Anweisenden nur dann wieder geltend machen, wenn er die Zahlung vom Angewiesenen gefordert und nach Ablauf der in der Anweisung bestimmten Zeit nicht erhalten hat.

3 Der Gläubiger, der eine von seinem Schuldner ihm erteilte Anweisung nicht annehmen will, hat diesen bei Vermeidung von Schadenersatz ohne Verzug hievon zu benachrichtigen.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 557

II. Havale ödeyicisinin borcu

Havale ödeyicisi, çekince belirtmeksizin havaleyi kabul ettiğini havale alıcısına bildirirse, ifa ile yükümlü olur ve ona karşı, ancak aralarındaki ilişkiden veya havalenin içeriğinden doğan savunmaları ileri sürebilir; havale eden ile kendi arasındaki ilişkiden doğan savunmaları ileri süremez.

Havale ödeyicisi, havale edene borçlu ise, borcu havale alıcısına ifa etmesi, havale edene yapacağı ifaya oranla daha fazla yük getirmiyorsa, borcu havale alıcısına ifa etmekle yükümlüdür. Bu durumda, havale eden ile aralarında aksi kararlaştırılmamışsa havale ödeyicisinin, ifadan önce havaleyi kabul ettiğini havale alıcısına açıklamasına gerek yoktur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 459 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 557 nci maddesinde, havale ödeyicisinin borcu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 459 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Mühalünaleyhin borcu” şeklindeki ibare, Tasarıda, “II. Havale ödeyicisinin borcu” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 459 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları, birbiriyle bağlantılı oldukları göz önünde tutularak, Tasarıda tek fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 459 uncu maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “tediye” sözcüğü yerine, Tasarıda “ifa” terimi; ikinci fıkrasında kullanılan “mecburdur” sözcüğü yerine, “yükümlüdür” sözcüğü kullanılmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 459 uncu maddesinin son fıkrasında kullanılan “bile” sözcüğü, gereksiz görülerek Tasarı metnine alınmamıştır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 557 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 468

B. Etkileri / II. Havale edilenin yükümlülüğü

1 Havale alıcısına kayıtsız şartsız kabul beyanında bulunan havale edilen, ona karşı ödeme yapmakla yükümlü hâle gelir ve ona ancak kendi aralarındaki kişisel ilişkiden veya havalenin içeriğinden doğan def'ileri ileri sürebilir; havale edenle olan ilişkisinden doğan def'ileri ileri süremez.

2 Havale edilenin havale edene borçlu olması ve havale alıcısına ödeme yapmakla durumunun hiçbir şekilde ağırlaşmaması ölçüsünde, havale edilen ona ödeme yapmakla yükümlüdür.

3 Havale edilen, bu durumda dahi, havale edenle bunu kararlaştırmış olmadıkça, ödemeden önce kabul beyanında bulunmakla yükümlü değildir.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Angewiesene, der dem Anweisungsempfänger die Annahme ohne Vorbehalt erklärt, wird ihm zur Zahlung verpflichtet und kann ihm nur solche Einreden entgegensetzen, die sich aus ihrem persönlichen Verhältnisse oder aus dem Inhalte der Anweisung selbst ergeben, nicht aber solche aus seinem Verhältnisse zum Anweisenden.

2 Soweit der Angewiesene Schuldner des Anweisenden ist und seine Lage dadurch, dass er an den Anweisungsempfänger Zahlung leisten soll, in keiner Weise verschlimmert wird, ist er zur Zahlung an diesen verpflichtet.

3 Vor der Zahlung die Annahme zu erklären, ist der Angewiesene selbst in diesem Falle nicht verpflichtet, es sei denn, dass er es mit dem Anweisenden vereinbart hätte.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 558

III. İfa edilmeme hâlinde bildirim

Havale ödeyicisi, havale alıcısının istemesine karşın ifadan kaçınır veya havale konusunu ifa etmeyeceğini önceden açıklarsa havale alıcısı, durumu gecikmeksizin havale edene bildirmekle yükümlüdür; bildirmezse, bu yüzden havale edenin uğrayacağı zarardan sorumlu olur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 460 ıncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 558 inci maddesinde, havale konusunun ifa edilmemesi durumunda, havale alıcısının bildirim yükümlülüğü düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 460 ıncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Tediye olunmamak hâlinde ihbar” şeklindeki ibare, Tasarıda, “III. İfa edilmeme durumunda bildirim” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 558 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 469

B. Etkileri / III. Ödeme yapılmaması hâlinde bildirim yükümlülüğü

Havale edilen, havale alıcısının istediği ödemeyi reddederse veya ona ödeme yapmak istemediğini önceden beyan ederse, havale alıcısı, tazminat sorumluluğundan kaçınmak için havale edeni derhâl bilgilendirmekle yükümlüdür.

Özgün metin (Almanca)

Verweigert der Angewiesene die vom Anweisungsempfänger geforderte Zahlung oder erklärt er zum voraus, an ihn nicht zahlen zu wollen, so ist dieser bei Vermeidung von Schadenersatz verpflichtet, den Anweisenden sofort zu benachrichtigen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Mehaz madde — Alman MK m. 789

Havale alacaklısının bildirim yükümlülüğü

Havale ödeyicisi, ifa zamanı gelmeden önce havaleyi kabulden veya ifadan kaçınırsa, havale alacaklısı bunu gecikmeksizin havale edene bildirmekle yükümlüdür. Havale alacaklısının havaleyi ileri süremediği veya sürmek istemediği hallerde de aynı kural geçerlidir.

Özgün metin (Almanca)

Verweigert der Angewiesene vor dem Eintritt der Leistungszeit die Annahme der Anweisung oder verweigert er die Leistung, so hat der Anweisungsempfänger dem Anweisenden unverzüglich Anzeige zu machen. Das Gleiche gilt, wenn der Anweisungsempfänger die Anweisung nicht geltend machen kann oder will.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Medeni Kanunu

C. Geri alma

Madde 559

Havale eden, havale alıcısına verdiği yetkiyi her zaman geri alabilir. Ancak, havale alıcısının yararına, özellikle onun alacağını elde etmesi amacıyla verdiği yetkiyi geri alamaz.

Havale ödeyicisi, havale alıcısına havaleyi kabul ettiğini açıklamadığı sürece havale eden, ona verdiği yetkiyi geri alabilir.

Havale edenin iflası hâlinde, henüz kabul edilmemiş olan havale kendiliğinden sona erer.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 461 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 559 uncu maddesinde, havale edenin, havale yetkisini geri alması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 461 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “C. Rücu” şeklindeki ibare, Tasarıda, “C. Geri alma” şeklinde değiştirilmiştir. Aynı değişiklik, maddenin metninde de yapılmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 461 inci maddesinin son fıkrasında kullanılan “havalenin hükümsüzlüğünü istilzam eder.” şeklindeki ibare, Tasarıda “havale kendiliğinden sona erer.” şeklinde ifade edilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 559 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 470

C. Geri alma

1 Havale eden, havaleyi borcunun ifası amacıyla veya başka bir şekilde alıcının yararına vermemişse, havale alıcısına karşı havaleyi geri alabilir.

2 Havale edilen, alıcıya kabul beyanında bulunmadığı sürece, havale eden havale edilene karşı havaleyi geri alabilir.

2bis Bir ödeme sisteminin kuralları aksini öngörmedikçe, nakit dışı ödeme trafiğinde havale, havale edenin hesabına devir tutarı borç kaydedilir edilmez geri alınamaz hâle gelir.[283]

3 Havale eden hakkında iflas açılırsa, henüz kabul edilmemiş olan havale geri alınmış sayılır.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Anweisende kann die Anweisung gegenüber dem Anweisungsempfänger widerrufen, wenn er sie nicht zur Tilgung seiner Schuld oder sonst zum Vorteile des Empfängers erteilt hat.

2 Gegenüber dem Angewiesenen kann der Anweisende widerrufen, solange jener dem Empfänger seine Annahme nicht erklärt hat.

2bis Bestimmen die Regeln eines Zahlungssystems nichts anderes, so ist die Anweisung im bargeldlosen Zahlungsverkehr unwiderruflich, sobald der Überweisungsbetrag dem Konto des Anweisenden belastet worden ist.[283]

3 Wird über den Anweisenden der Konkurs eröffnet, so gilt die noch nicht angenommene Anweisung als widerrufen.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Mehaz madde — Alman MK m. 790

Havalenin geri alınması

Havale eden, havale ödeyicisi havaleyi havale alacaklısına karşı kabul etmediği veya ifada bulunmadığı sürece, havaleyi havale ödeyicisine karşı geri alabilir. Havale edenin bu geri almayla havale alacaklısına karşı olan bir yükümlülüğüne aykırı davranmış olması, bu hükmü etkilemez.

Özgün metin (Almanca)

Der Anweisende kann die Anweisung dem Angewiesenen gegenüber widerrufen, solange nicht der Angewiesene sie dem Anweisungsempfänger gegenüber angenommen oder die Leistung bewirkt hat. Dies gilt auch dann, wenn der Anweisende durch den Widerruf einer ihm gegen den Anweisungsempfänger obliegenden Verpflichtung zuwiderhandelt.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Medeni Kanunu

D. Kıymetli evrak konusunda havale

Madde 560

Kıymetli evraka bağlanmış alacağın, hâmile ödenmesi amacıyla yapılan yazılı havaleler hakkında, bu bölüm hükümleri uygulanır. Bu durumda havale ödeyicisi karşısında her hamil, havale alıcısı sayılır. Buna karşılık, havale eden ile havale alıcısı arasındaki ilişkiye özgü haklar, sadece alacağı devreden ile devralan arasında doğmuş olur.

Çekler ve poliçe benzeri havaleler hakkındaki özel hükümler saklıdır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 462 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 560 ıncı maddesinde, kıymetli evraka bağlanmış alacakların havalesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 462 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “D. Kıymetli evrak işlerinde havale” şeklindeki ibare, Tasarıda, “D. Kıymetli evrak konusunda havale” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 462 nci maddesinin son fıkrasında kullanılan “kambiyo senetlerine mümasil havaleler” şeklindeki ibare yerine, Tasarının 560 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında “poliçe benzeri havaleler” şeklindeki ibare kullanılmıştır. Gerçekten, emre muharrer senet ya da bono, çek ve poliçe gibi, kambiyo senedi niteliğinde olmakla birlikte, havalede görülen üçlü ilişkiden yoksun bulunduğu için, fıkra hükmü, Tasarıda kullanılan “poliçe benzeri havaleler” şeklindeki ibare ile düzeltilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

ONDÖRDÜNCÜ BÖLÜM Saklama Sözleşmeleri 818 sayılı Borçlar Kanununun 463 üncü maddesiyle başlayan “On Dokuzuncu Bap / Vedia” şeklindeki üst başlık, Tasarıda “Ondördüncü Bölüm / Saklama Sözleşmeleri” şeklinde değiştirilmiştir.

Ayrıca, 818 sayılı Borçlar Kanununun On dokuzuncu Babında kullanılan “ida; vedia” terimi, Tasarının Ondördüncü Bölümünde “saklama”; “müstevdi” terimi, “saklayan” ve “mudi” terimi ise, “saklatan” şeklinde ifade edilmiştir.

Tasarının 561 ilâ 569 uncu maddelerinde, genel saklama sözleşmesinin hükümleri; 570 inci maddesinde, saklama sözleşmelerinin alt türleri olmak üzere, mislî şeylerin saklanması; 571 ilâ 575 inci maddelerinde, ardiyeciye bırakma ve 576 ilâ 580 inci maddelerinde ise, konaklama yeri, ahır, garaj ve otopark işletenlere bırakma düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 560 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 471

D Kıymetli evrakta havale

1 Belgenin o andaki hamiline ödeme yapılmasına ilişkin yazılı havaleler, bu Kısmın hükümlerine göre değerlendirilir; şu anlamda ki, havale edilene karşı her hamil havale alacaklısı sayılır, buna karşılık havale eden ile alacaklı arasındaki haklar ancak o andaki devreden ve devralan için doğar.

2 Çeke ve poliçeye benzer havalelere ilişkin özel hükümler saklıdır.

Özgün metin (Almanca)

1 Schriftliche Anweisungen zur Zahlung an den jeweiligen Inhaber der Urkunde werden nach den Vorschriften dieses Titels beurteilt, in dem Sinne, dass dem Angewiesenen gegenüber jeder Inhaber als Anweisungsempfänger gilt, die Rechte zwischen dem Anweisenden und dem Empfänger dagegen nur für den jeweiligen Übergeber und Abnehmer begründet werden.

2 Vorbehalten bleiben die besonderen Bestimmungen über den Check und die wechselähnlichen Anweisungen.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Ondördüncü Bölüm

Saklama Sözleşmeleri

A. Genel saklama sözleşmesi

Madde 561

I. Tanımı

Saklama sözleşmesi, saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşmedir.

Açıkça öngörüldüğü veya durum ve koşullar gerektirdiği takdirde, saklayan ücret isteyebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 463 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 561 inci maddesinde, genel saklama sözleşmesi tanımlanmakta ve saklayanın ücret isteyebileceği durumlar düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 463 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Vedia / I.

Tarifi” şeklindeki ibare, Tasarıda, “A. Genel saklama sözleşmesi / I. Tanımı” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 463 üncü maddesinin ikinci fıkrası, Tasarıda olumlu cümleyle ifade edilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 561 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 472

A. Genel olarak vedia sözleşmesi / I. Tanım

1 Vedia sözleşmesiyle saklayan, vedia bırakanın kendisine emanet ettiği bir taşınırı teslim almayı ve güvenli bir yerde saklamayı üstlenir.

2 Saklayan, ücret ancak açıkça kararlaştırılmışsa veya durum ve koşullara göre beklenmesi gerekiyorsa isteyebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Durch den Hinterlegungsvertrag verpflichtet sich der Aufbewahrer dem Hinterleger, eine bewegliche Sache, die dieser ihm anvertraut, zu übernehmen und sie an einem sicheren Orte aufzubewahren.

2 Eine Vergütung kann er nur dann fordern, wenn sie ausdrücklich bedungen worden ist oder nach den Umständen zu erwarten war.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Mehaz madde — Alman MK m. 688

Saklama sözleşmesinde sözleşme tipine özgü borçlar

Saklama sözleşmesiyle saklayan, saklatan tarafından kendisine teslim edilen taşınır bir şeyi saklamakla yükümlü olur.

Özgün metin (Almanca)

Durch den Verwahrungsvertrag wird der Verwahrer verpflichtet, eine ihm von dem Hinterleger übergebene bewegliche Sache aufzubewahren.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Alman Medeni Kanunu

Madde 562

II. Saklatanın borçları

Saklatan, sözleşmenin ifasının zorunlu kıldığı bütün masrafları ödemekle yükümlüdür.

Saklatan, kendi kusurundan ileri gelmediğini ispat etmedikçe, saklayanın saklamadan doğan zararlarını gidermekle yükümlüdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 464 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 562 nci maddesinde, saklatanın borçları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 464 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Mûdiin borçları” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Saklatanın borçları” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 562 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 473

A. Genel olarak vedia sözleşmesi / II. Vedia bırakanın borçları

1 Vedia bırakan, sözleşmenin ifası için zorunlu olarak yapılan giderlerden dolayı saklayana karşı sorumludur.

2 Vedia bırakan, kusuru bulunmaksızın zararın meydana geldiğini ispat etmedikçe, vedia nedeniyle doğan zarardan saklayana karşı sorumludur.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Hinterleger haftet dem Aufbewahrer für die mit Erfüllung des Vertrages notwendig verbundenen Auslagen.

2 Er haftet ihm für den durch die Hinterlegung verursachten Schaden, sofern er nicht beweist, dass der Schaden ohne jedes Verschulden von seiner Seite entstanden sei.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

III. Saklayanın borçları

Madde 563

1. Kullanım yasağı

Saklayan, saklatanın izni olmadıkça saklananı kullanamaz.

Bu yasağa aykırı davranırsa, saklatana uygun bir kullanım bedeli ödemekle yükümlü olduğu gibi, kullanmamış olsaydı bile bu zararın doğacağını ispat etmedikçe, beklenmedik hâlden doğacak zararlardan da sorumlu olur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 465 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 563 üncü maddesinde, saklayanın borçlarından saklama konusunu kullanım yasağı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 465 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Müstevdiin borçları / 1. Vedianın kullanılması mes’uliyeti” şeklindeki ibare, Tasarıda, “III. Saklayanın borçları / 1. Kullanım yasağı” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 465 inci maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “muhik bir tazminat” şeklindeki ibare, Tasarıda “uygun bir kullanım bedeli” ifade edilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 563 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 474

A. Genel olarak vedia sözleşmesi / III. Saklayanın borçları / 1. Kullanma yasağı

1 Saklayan, vedia bırakanın izni olmaksızın saklanan şeyi kullanamaz.

2 Aksi halde, saklayan vedia bırakana uygun bir ücret öder ve şeyin başka türlü de zarara uğrayacağını ispat etmedikçe beklenmedik hallerden de sorumlu olur.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Aufbewahrer darf die hinterlegte Sache ohne Einwilligung des Hinterlegers nicht gebrauchen.

2 Andernfalls schuldet er dem Hinterleger entsprechende Vergütung und haftet auch für den Zufall, sofern er nicht beweist, dass dieser die Sache auch sonst getroffen hätte.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

2. Geri verme

Madde 564

a. Genel olarak

Saklama sözleşmesinde bir süre belirlenmiş olsa bile saklayan, saklatanın her zaman ileri sürebileceği istemi üzerine, saklananı bütün çoğalmalarıyla birlikte geri vermekle yükümlüdür. Ancak saklatan, saklayanın belirlenen süreyi dikkate alarak yapmış olduğu masrafları ödemekle yükümlüdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 466 ncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 564 üncü maddesinde, saklatanın geri verme borcu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 466 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. İstirdat / a.

Mûdiin hakları” şeklindeki ibare, Tasarıda, “2. Geri verme / a. Genel olarak” şekline dönüştürülmüştür. Böylece 818 sayılı Borçlar Kanununun 466 ncı maddesindeki düzenlemeden farklı olarak, “III. Saklayanın borçları” başlığıyla uyumlu hâle getirmek için saklatanın geri alma hakkından değil, saklayanın borcundan söz edilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 466 ncı maddesi iki fıkradan oluştuğu hâlde, bu fıkraların birbiriyle bağlantıları göz önünde tutularak, Tasarının 564 üncü maddesi tek fıkra olarak kaleme alınmıştır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 564 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 475

A. Genel olarak vedia sözleşmesi / III. Saklayanın borçları / 2. Geri verme / a. Vedia bırakanın hakkı

1 Vedia bırakan, saklama için belirli bir süre kararlaştırılmış olsa bile, saklanan şeyi ve varsa ürünlerini her zaman geri isteyebilir.

2 Bununla birlikte, vedia bırakan, saklayanın kararlaştırılan süreyi dikkate alarak yaptığı giderleri ona ödemekle yükümlüdür.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Hinterleger kann die hinterlegte Sache nebst allfälligem Zuwachs jederzeit zurückfordern, selbst wenn für die Aufbewahrung eine bestimmte Dauer vereinbart wurde.

2 Jedoch hat er dem Aufbewahrer den Aufwand zu ersetzen, den dieser mit Rücksicht auf die vereinbarte Zeit gemacht hat.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 565

b. Özel durumlar

Saklayan, belirlenmiş olan sürenin sona ermesinden önce saklananı geri veremez. Ancak saklayan, öngörülemeyen durumlar dolayısıyla sözleşmenin devamı saklanan için tehlikeli veya kendisi için zararlı olursa, belirlenen sürenin sona ermesinden önce de geri verebilir.

Süre belirlenmemişse, saklayan saklananı her zaman geri verebilir.

Birden çok kişi bir şeyi saklanmak üzere verirse, sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça veya hepsinin rızası olmadıkça, saklayan saklananı onlardan birine geri vermekle sorumluluktan kurtulamaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 467 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 565 inci maddesinde, geri vermede özel durumlar düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 467 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “b. Müstevdiin hakları” şeklindeki ibare, Tasarıda, “b. Özel durumlar” şekline dönüştürülmüştür.

Maddenin son fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Buna göre “Birden çok kişi bir şeyi saklanmak üzere verirse, sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça veya hepsinin rızası olmadıkça, saklayan saklananı onlardan birine geri vermekle sorumluluktan kurtulamaz.”. Bu yeni hükümle, saklayanın, saklananı, saklatanlardan herhangi birine verme yetkisinin olmadığı, aksi takdirde diğerlerine karşı sorumlu olacağı öngörülmüştür. Fıkraya göre, saklayanın, birden çok saklatandan herhangi birine saklananı geri vererek sorumluluktan kurtulabilmesi ancak şu iki durumda kabul edilmiştir: 1) Sözleşmede saklayana böyle bir yetkinin tanınmış olması; 2) Saklatanların hepsinin rızasının olması.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 565 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 476

A. Genel olarak vedia sözleşmesi / III. Saklayanın borçları / 2. Geri verme / b. Saklayanın hakları

1 Saklayan, kararlaştırılan sürenin bitiminden önce saklanan şeyi ancak öngörülemeyen durumların, şeyi güvenle veya kendi zararına uğramaksızın daha uzun süre saklamasına engel olması halinde geri verebilir.

2 Saklama için bir süre kararlaştırılmamışsa, saklayan şeyi her zaman geri verebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Aufbewahrer kann die hinterlegte Sache vor Ablauf der bestimmten Zeit nur dann zurückgeben, wenn unvorhergesehene Umstände ihn ausserstand setzen, die Sache länger mit Sicherheit oder ohne eigenen Nachteil aufzubewahren.

2 Ist keine Zeit für die Aufbewahrung bestimmt, so kann der Aufbewahrer die Sache jederzeit zurückgeben.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 566

c. Geri verme yeri

Saklanan, masrafları ve hasarı saklatana ait olmak üzere, korunması gereken yerde geri verilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 468 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 566 ncı maddesinde, geri verme yeri düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 468 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “c. İade mahalli” şeklindeki ibare, Tasarıda, “c. Geri verme yeri” şekline dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 566 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 477

A. Genel olarak vedia sözleşmesi / III. Saklayanın borçları / 2. Geri verme / c. Geri verme yeri

Saklanan şey, vedia bırakanın gideri ve tehlikesi altında, saklanması gereken yerde geri verilir.

Özgün metin (Almanca)

Die hinterlegte Sache ist auf Kosten und Gefahr des Hinterlegers da zurückzugeben, wo sie aufbewahrt werden sollte.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Mehaz madde — Alman MK m. 697

Geri verme yeri

Tevdi edilen şeyin geri verilmesi, şeyin saklanması gereken yerde yapılır; saklayan, şeyi tevdi edene götürmekle yükümlü değildir.

Özgün metin (Almanca)

Die Rückgabe der hinterlegten Sache hat an dem Ort zu erfolgen, an welchem die Sache aufzubewahren war; der Verwahrer ist nicht verpflichtet, die Sache dem Hinterleger zu bringen.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Medeni Kanunu

Madde 567

3. Saklayanların sorumluluğu

Bir şeyi birlikte saklamak üzere alanlar, müteselsilen sorumlu olurlar.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 469 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 567 nci maddesinde, saklayanların sorumluluğu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 469 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Müştereken vedia alınması halinde mes’uliyet” şeklindeki ibare, Tasarıda, “3. Saklayanların sorumluluğu” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 567 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 478

A. Genel olarak vedia sözleşmesi / III. Saklayanın borçları / 3. Birden çok saklayanın sorumluluğu

Şeyi birlikte saklamak üzere teslim alan birden çok kişi, müteselsilen sorumlu olur.

Özgün metin (Almanca)

Haben mehrere die Sache gemeinschaftlich zur Aufbewahrung erhalten, so haften sie solidarisch.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 568

4. Üçüncü kişilerin iddiaları

Bir üçüncü kişi, saklanan üzerinde ayni hak iddiasında bulunsa bile, saklanan haczedilmedikçe veya saklayana karşı istihkak davası açılmadıkça saklayan, onu saklatana geri vermekle yükümlüdür.

Haciz konulması veya istihkak davası açılması hâlinde saklayan, durumu hemen saklatana bildirmek zorundadır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 470 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 568 inci maddesinde, saklanan üzerinde üçüncü kişilerin iddiaları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 470 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “4. Üçüncü şahıslar tarafından istihkak davaları” şeklindeki ibare, Tasarıda, “4. Üçüncü kişilerin iddiaları” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 470 inci maddesinde kullanılan “istihkak iddiasında bulunulsa bile” şeklindeki ibare, Tasarıda “aynî hak iddiasında bulunsa bile” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 568 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 479

A. Genel olarak saklama / III. Saklayanın yükümlülükleri / 4. Üçüncü kişilerin mülkiyet iddiaları

1 Saklanan şey üzerinde bir üçüncü kişi tarafından mülkiyet iddia edilirse, şey üzerine mahkemece haciz konulmadıkça veya mülkiyet davası kendisine açılmadıkça, saklayan yine de saklatana geri vermekle yükümlüdür.

2 Saklayan, bu engellerden saklatanı derhal haberdar etmekle yükümlüdür.

Özgün metin (Almanca)

1 Wird an der hinterlegten Sache von einem Dritten Eigentum beansprucht, so ist der Aufbewahrer dennoch zur Rückgabe an den Hinterleger verpflichtet, sofern nicht gerichtlich Beschlag auf die Sache gelegt oder die Eigentumsklage gegen ihn anhängig gemacht worden ist.

2 Von diesen Hindernissen hat er den Hinterleger sofort zu benachrichtigen.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 569

IV. Güvenilirkişiye bırakma

Birden çok kişi, haklarını korumak üzere, hukuki durumu çekişmeli veya belirsiz olan şeyi, bir güvenilirkişiye bırakırlarsa, bu kişi, saklatanların tamamının rızası veya hâkimin kararı olmadıkça, onu hiçbirine geri veremez.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 471 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 569 uncu maddesinde, güvenilirkişiye bırakma düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 471 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “IV. Yediemine tevdi” şeklindeki ibare, Tasarıda, “IV. Güvenilirkişiye bırakma” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 471 inci maddesinde kullanılan “müstevdi” veya “yediadil” sözcükleri, Tasarıda “güvenilirkişi” olarak belirtilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 569 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 480

A. Genel olarak saklama / IV. Sekestre

Birden çok kişi, hukuki ilişkileri tartışmalı veya belirsiz olan bir şeyi, alacaklarının güvence altına alınması için bir üçüncü kişiye (sekestre) tevdi etmişlerse, bu kişi şeyi ancak ilgililerin rızasıyla veya hâkimin emri üzerine geri verebilir.

Özgün metin (Almanca)

Haben mehrere eine Sache, deren Rechtsverhältnisse streitig oder unklar sind, zur Sicherung ihrer Ansprüche bei einem Dritten (dem Sequester) hinterlegt, so darf dieser die Sache nur mit Zustimmung der Beteiligten oder auf Geheiss des Richters herausgeben.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

B. Mislî şeylerin saklanması

Madde 570

Saklayanın kendisine bırakılan parayı aynen geri vermek zorunda olmaksızın mislen geri vermesi açıkça veya örtülü olarak kararlaştırılmışsa, o paranın yararı ve hasarı kendisine ait olur.

Paranın mühürsüz ve açık olarak bırakılmış olması, örtülü anlaşma sayılır.

Saklayan, saklatan tarafından kendisine açıkça yetki verilmedikçe, saklanan diğer mislî eşya veya kıymetli evrak üzerinde tasarrufta bulunamaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 472 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 570 inci maddesinde, mislî şeylerin saklanması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 472 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. Usulsüz tevdi” şeklindeki ibare, Tasarıda, “B. Mislî şeylerin saklanması” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 472 nci maddesi iki fıkradan oluştuğu hâlde, bu maddenin ikinci fıkrası ayrı konulara ilişkin olması nedeniyle, Tasarıda iki fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 570 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 481

B. Misli eşyanın saklanması

1 Para, saklayanın aynı parçaları değil yalnız aynı miktarda parayı geri vermekle yükümlü olacağı yolunda açık veya örtülü bir anlaşmayla tevdi edilmişse, yarar ve hasar saklayana geçer.

2 Para tutarı mühürsüz ve kapatılmamış olarak teslim edilmişse, bu anlamda örtülü bir anlaşma yapıldığı karine olarak kabul edilir.

3 Başka misli eşya veya kıymetli evrak tevdi edilmişse, saklayan bu nesneler üzerinde ancak saklatan tarafından kendisine açıkça bu yetki tanınmışsa tasarrufta bulunabilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Ist Geld mit der ausdrücklichen oder stillschweigenden Vereinbarung hinterlegt worden, dass der Aufbewahrer nicht dieselben Stücke, sondern nur die gleiche Geldsumme zurückzuerstatten habe, so geht Nutzen und Gefahr auf ihn über.

2 Eine stillschweigende Vereinbarung in diesem Sinne ist zu vermuten, wenn die Geldsumme unversiegelt und unverschlossen übergeben wurde.

3 Werden andere vertretbare Sachen oder Wertpapiere hinterlegt, so darf der Aufbewahrer über die Gegenstände nur verfügen, wenn ihm diese Befugnis vom Hinterleger ausdrücklich eingeräumt worden ist.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

C. Ardiyeciye bırakma

Madde 571

I. Senet çıkarma

Saklamak üzere ticari mal kabul ettiğini açıkça kamuya bildiren ardiyeci, saklatılan malı temsil eden senet çıkarmaya izin verilmesini, yetkili makamdan isteyebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 473 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 571 inci maddesinde, ardiyecinin bırakılan ticarî mala karşılık senet çıkarma hakkı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 473 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “C. Ardiye mukavelesi / I. Kıymetli evrak ihracı salâhiyeti” şeklindeki ibare, Tasarıda, “C. Ardiyeciye bırakma / I. Senet çıkarma” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 571 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 482

C. Ardiye işi / I. Emtia senedi çıkarma yetkisi

1 Malların saklanmasını kamuya açık olarak öneren bir ardiyeci, yetkili makamdan, depoladığı mallar için emtia senedi çıkarma izni alabilir.

2 Emtia senetleri kıymetli evraktır ve depolanan malların geri verilmesine ilişkindir.

3 Bunlar nama, emre veya hamiline yazılı senet olarak düzenlenebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Ein Lagerhalter, der sich öffentlich zur Aufbewahrung von Waren anerbietet, kann von der zuständigen Behörde die Bewilligung erwirken, für die gelagerten Güter Warenpapiere auszugeben.

2 Die Warenpapiere sind Wertpapiere und lauten auf die Herausgabe der gelagerten Güter.

3 Sie können als Namen-, Ordre- oder Inhaberpapiere ausgestellt sein.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 572

II. Ardiyecinin saklama borcu

Ardiyeci, kendisine bırakılan malları bir komisyoncu gibi özenle saklamak ve mallarda ayrıca önlem alınmasını gerektiren bir değişiklik olursa, durumu imkân ölçüsünde saklatana bildirmekle yükümlüdür.

Ardiyeci, saklatana, malların durumunu incelemesi ve örnek alması için, alışılmış iş zamanlarında; gerekli koruma önlemlerini alabilmesi için de her zaman izin vermek zorundadır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 474 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 572 nci maddesinde, ardiyecinin saklama borcu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 474 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Ardiye sahibinin muhafaza borcu” şeklindeki ibare, Tasarıda, “II. Ardiyecinin saklama borcu” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 474 üncü maddesi tek fıkradan oluştuğu hâlde, bu fıkranın birinci ve ikinci cümleleri, birbiriyle bağlantılı oldukları göz önünde tutularak, Tasarının 572 nci maddesinin birinci fıkrasında birlikte kaleme alınmıştır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 572 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 483

C. Ardiye işi / II. Ardiyecinin saklama yükümlülüğü

1 Ardiyeci, malları bir komisyoncu gibi saklamakla yükümlüdür.

2 Ardiyeci, mallarda ileri tedbirlerin alınmasını gerekli kılacak değişiklikler meydana geldiğinde, mümkün olduğu ölçüde bunu depo edene bildirmekle yükümlüdür.

3 Ardiyeci, çalışma saatleri içinde depo edenin malları incelemesine ve numune almasına, ayrıca gerekli koruma tedbirlerinin her zaman alınmasına izin vermekle yükümlüdür.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Lagerhalter ist zur Aufbewahrung der Güter verpflichtet wie ein Kommissionär.

2 Er hat dem Einlagerer, soweit tunlich, davon Mitteilung zu machen, wenn Veränderungen an den Waren eintreten, die weitere Massregeln als rätlich erscheinen lassen.

3 Er hat ihm die Besichtigung der Güter und Entnahme von Proben während der Geschäftszeit sowie jederzeit die nötigen Erhaltungsmassregeln zu gestatten.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 573

III. Bırakılan şeylerin karışması

Ardiyeci açıkça yetkili kılınmadıkça, aynı tür ve nitelikteki mislî şeyleri birbirine karıştıramaz.

Yetkiye dayanılarak karıştırılan bu gibi şeyler üzerinde, saklatanlardan her biri, hakkıyla orantılı bir pay isteyebilir.

Bu durumda ardiyeci, saklatanların birlikte hazır bulunmasına gerek olmaksızın saklatanlardan her birinin payını ayırabilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 475 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 573 üncü maddesinde, ardiyecinin, kendisine bırakılan şeyleri karıştırma yasağı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 475 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Tevdi olunan eşyanın diğerleriyle karıştırılması” şeklindeki ibare, Tasarıda, “III. Bırakılan şeylerin karışması” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 475 inci maddesi tek fıkradan oluştuğu hâlde, bu maddenin içerdiği üç cümle, farklı konulara ilişkin oldukları göz önünde tutularak, Tasarıda üç ayrı fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 573 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 484

C. Ardiye işi / III. Malların karıştırılması

1 Ardiyeci, misli malları aynı tür ve nitelikteki diğer mallarla ancak kendisine bu açıkça izin verilmişse karıştırabilir.

2 Karıştırılmış mallardan her depo eden, katkısına karşılık gelen miktarı isteyebilir.

3 Ardiyeci, istenen ayrımı diğer depo edenlerin katılımı olmaksızın yapabilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Eine Vermengung vertretbarer Güter mit andern der gleichen Art und Güte darf der Lagerhalter nur vornehmen, wenn ihm dies ausdrücklich gestattet ist.

2 Aus vermischten Gütern kann jeder Einlagerer eine seinem Beitrag entsprechende Menge herausverlangen.

3 Der Lagerhalter darf die verlangte Ausscheidung ohne Mitwirkung der anderen Einlagerer vornehmen.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 574

IV. Ardiyecinin hakları

Ardiyeci, kararlaştırılmış veya alışılmış olan ardiye ücretini ve saklamadan doğmayan bakım, taşıma ve gümrük gibi bütün giderlerini isteyebilir.

Bu giderler hemen; ardiye ücreti ise her üç ayda bir ve her hâlde malların tümünün veya bir bölümünün geri alınması sırasında ödenir.

Ardiyeci, mallara zilyet bulunduğu veya eşyayı temsil eden herhangi bir senet vasıtasıyla onlar üzerinde tasarruf etme yetkisine sahip olduğu sürece, alacakları için bu mallar üzerinde hapis hakkına sahiptir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 476 ncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 574 üncü maddesinde, ardiyecinin hakları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 476 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “IV. Ardiye sahibinin hakları” şeklindeki ibare, Tasarıda, “IV. Ardiyecinin hakları” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 476 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile aynı maddenin ikinci fıkrası, birbiriyle bağlantılı oldukları göz önünde tutularak Tasarıda tek fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 574 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 485

C. Ardiye işi / IV. Ardiyecinin alacağı

1 Ardiyeci, kararlaştırılan veya mutat ardiye ücretine, ayrıca nakliye ücreti, gümrük, onarım gibi bizzat saklamadan doğmayan giderlerin karşılanmasına hak kazanır.

2 Giderler derhal, ardiye ücretleri ise depolanmadan itibaren üçer aylık sürelerin bitiminde ve her hâlde malın tamamen veya kısmen geri alınmasında ödenir.

3 Ardiyeci, malın zilyetliğinde bulunduğu veya emtia senediyle üzerinde tasarruf edebildiği sürece, alacakları için mal üzerinde bir hapis hakkına sahiptir.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Lagerhalter hat Anspruch auf das verabredete oder übliche Lagergeld, sowie auf Erstattung der Auslagen, die nicht aus der Aufbewahrung selbst erwachsen sind, wie Frachtlohn, Zoll, Ausbesserung.

2 Die Auslagen sind sofort zu ersetzen, die Lagergelder je nach Ablauf von drei Monaten seit der Einlagerung und in jedem Fall bei der vollständigen oder teilweisen Zurücknahme des Gutes zu bezahlen.

3 Der Lagerhalter hat für seine Forderungen an dem Gute ein Retentionsrecht, solange er im Besitze des Gutes ist oder mit Warenpapier darüber verfügen kann.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 575

V. Malların geri verilmesi

Ardiyeci, ticari malları, genel saklama sözleşmesinde olduğu gibi geri vermekle yükümlüdür. Ancak, saklayanın sözleşmede öngöremeyeceği sebeplerle, süresinden önce geri verme yetkisi bulunduğu durumlarda bile ardiyeci, kararlaştırılmış olan sürenin sonuna kadar malları korumak zorundadır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 477 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 575 inci maddesinde, ardiyecinin malları geri verme yükümlülüğü düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 477 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “V. Emtianın iadesi” şeklindeki ibare, Tasarıda, “V. Malların geri verilmesi” şekline dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 575 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 486

C. Ardiye işi / V. Malların geri verilmesi

1 Ardiyeci, malı bir saklayan gibi geri vermekle yükümlüdür; ancak öngörülemeyen durumlar nedeniyle olağan bir saklayanın belirlenen sürenin bitiminden önce geri vermeye hakkı olacağı hâllerde dahi, saklamanın sözleşmeyle belirlenen süresine bağlıdır.

2 Bir emtia senedi düzenlenmişse, ardiyeci malı ancak emtia senedinden hak sahibi olan kişiye verebilir ve vermek zorundadır.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Lagerhalter hat das Gut gleich einem Aufbewahrer zurückzugeben, ist aber an die vertragsmässige Dauer der Aufbewahrung auch dann gebunden, wenn infolge unvorhergesehener Umstände ein gewöhnlicher Aufbewahrer vor Ablauf der bestimmten Zeit zur Rückgabe berechtigt wäre.

2 Ist ein Warenpapier ausgestellt, so darf und muss er das Gut nur an den aus dem Warenpapier Berechtigten herausgeben.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

D. Konaklama yeri, garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlere bırakma

I. Konaklama yeri işletenlerin sorumluluğu

Madde 576

1. Koşulları ve kapsamı

Otel, motel, pansiyon, tatil köyü gibi yerleri işletenler, konaklayanların getirdikleri eşyanın yok olması, zarara uğraması veya çalınmasından sorumludurlar. Ancak işletenler, zararın bizzat konaklayana veya onu ziyarete gelen ya da beraberinde veya hizmetinde bulunan kimseye yükletilebilecek kusurdan, mücbir sebepten ya da eşyanın niteliğinden doğduğunu ispat etmekle, bu sorumluluktan kurtulurlar.

Bu sorumluluk, işletenlere veya çalışanlarına bir kusur yüklenmedikçe, konaklayanlardan her biri için, günlük konaklama ücretinin üç katını aşamaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 478 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 576 ncı maddesinde, konaklama yeri işletenlerin sorumluluk koşulları ve kapsamı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 478 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “D. Otelciye tevdi / I. Otelcilerin mesuliyeti / 1. Şartları ve şümulü” şeklindeki ibareler, Tasarıda, “D. Konaklama yeri, garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlere bırakma / I. Konaklama yeri işletenlerin sorumluluğu / 1. Koşulları ve kapsamı” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 478 inci maddesi tek fıkradan oluştuğu hâlde, bu maddenin ikinci cümlesi farklı bir konuya ilişkin olduğu göz önünde tutularak, Tasarının 576 ncı maddesinin ikinci fıkrası olarak kaleme alınmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 478 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “otelciler, hancılar” sözcükleri, Tasarıda “Otel, motel, pansiyon, tatil köyü gibi yerleri işletenler” sözcükleriyle ifade edilerek, bu sayımın sınırlayıcı nitelikte olmadığı kabul edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 478 inci maddesinden farklı olarak, kusursuz sorumluluk miktarının her bir konaklayan için günlük konaklama ücretinin üç katını aşamayacağı belirtilmiştir. Böylece, parasal değerlerdeki değişimler karşısında hükmün güncel durumda kalması amaçlanmıştır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 576 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 487

D. Hancılık ve ahır işletmecileri / I. Hancının sorumluluğu / 1. Koşulları ve kapsamı

1 Yabancıları konaklatmak üzere kabul eden hancılar, konuklarının getirdikleri eşyaların hasara uğraması, yok olması veya çalınmasından, zararın konuğun kendisi veya onun ziyaretçileri, refakatçileri ya da hizmetkârları tarafından ya da mücbir sebep veya eşyanın niteliği sebebiyle meydana geldiğini ispat etmedikçe sorumludur.

2 Bununla birlikte, hancıya veya hizmetkârlarına herhangi bir kusur yüklenemiyorsa, bu sorumluluk her bir konuğun eşyaları bakımından 1000 franklık tutarla sınırlıdır.

Özgün metin (Almanca)

1 Gastwirte, die Fremde zur Beherbergung aufnehmen, haften für jede Beschädigung, Vernichtung oder Entwendung der von ihren Gästen eingebrachten Sachen, sofern sie nicht beweisen, dass der Schaden durch den Gast selbst oder seine Besucher, Begleiter oder Dienstleute oder durch höhere Gewalt oder durch die Beschaffenheit der Sache verursacht worden ist.

2 Diese Haftung besteht jedoch, wenn dem Gastwirte oder seinen Dienstleuten kein Verschulden zur Last fällt, für die Sachen eines jeden einzelnen Gastes nur bis zum Betrage von 1000 Franken.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 577

2. Kıymetli eşya

Kıymetli eşya veya oldukça önemli miktarda para veya kıymetli evrak, işletene saklanması için bırakılmamışsa, işleten ancak kendisinin veya çalışanlarının kusuru hâlinde sorumlu olur.

İşleten, bunları saklamak üzere almış veya almaktan kaçınmışsa, eşyanın tam değerinden sorumludur.

Konaklayanın kendi yanında saklaması gereken eşya ile para ve benzeri şeyler hakkında, onun diğer eşyasına ilişkin sorumluluk kuralı uygulanır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 479 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 577 nci maddesinde, konaklama yeri işletenlerin kıymetli eşyadan sorumluluk düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 479 uncu maddesinin ikinci cümlesinde kullanılan “mes’uliyeti mahdut değildir.” şeklindeki ibare, Tasarıda “tam değerinden sorumludur.” şeklinde ifade edilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 577 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 488

D. Hancılık ve ahır işletmecileri / I. Hancının sorumluluğu / 2. Özellikle kıymetli eşya bakımından sorumluluk

1 Kıymetli eşyalar, büyük miktarda para veya kıymetli evrak hancıya saklanmak üzere teslim edilmemişse, hancı bunlar için ancak kendisine veya hizmetkârlarına bir kusur yüklenebildiği takdirde sorumludur.

2 Hancı bu eşyaların saklanmasını üstlenmişse veya bunu reddetmişse, eşyanın tam değerinden sorumlu olur.

3 Konuktan bu tür eşyaların teslim edilmesi beklenemiyorsa, hancı bu eşyalar için de konuğun diğer eşyalarında olduğu gibi sorumlu olur.

Özgün metin (Almanca)

1 Werden Kostbarkeiten, grössere Geldbeträge oder Wertpapiere dem Gastwirte nicht zur Aufbewahrung übergeben, so ist er für sie nur haftbar, wenn ihm oder seinen Dienstleuten ein Verschulden zur Last fällt.

2 Hat er die Aufbewahrung übernommen oder lehnt er sie ab, so haftet er für den vollen Wert.

3 Darf dem Gast die Übergabe solcher Gegenstände nicht zugemutet werden, so haftet der Gastwirt für sie wie für die andern Sachen des Gastes.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 578

3. Sorumluluğun kalkması

Konaklayan zararını öğrenir öğrenmez işletene bildirmezse, istem hakkını kaybeder.

İşleten böyle bir sorumluluk üstlenmediğini veya sorumluluğu bu Kanunda gösterilmemiş olan bir koşula bağladığını, herhangi bir yolla ilan etse bile, sorumluluktan kurtulamaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 480 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 578 inci maddesinde, konaklama yeri işletenin sorumluluğunun kalktığı ve devam ettiği durumlar düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 480 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Mes’uliyetin hitamı” şeklindeki ibare, Tasarıda, “3. Sorumluluğun kalkması” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 480 inci maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “yapıştırdığı ilânlarda bildirse bile” şeklindeki ibare, Tasarıda “herhangi bir yolla ilân etse bile” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 578 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 489

D. Hancılık ve ahır işletmecileri / I. Hancının sorumluluğu / 3. Sorumluluğun kalkması

1 Konuk, zararı öğrendikten hemen sonra bunu hancıya bildirmezse, konuğun hakları düşer.

2 Hancı, sorumluluğunu, otel mekânlarına asılan bir ilan yoluyla reddederek veya kanunda öngörülmeyen koşullara bağlayarak ortadan kaldıramaz.

Özgün metin (Almanca)

1 Die Ansprüche des Gastes erlöschen, wenn er den Schaden nicht sofort nach dessen Entdeckung dem Gastwirte anzeigt.

2 Der Wirt kann sich seiner Verantwortlichkeit nicht dadurch entziehen, dass er sie durch Anschlag in den Räumen des Gasthofes ablehnt oder von Bedingungen abhängig macht, die im Gesetze nicht genannt sind.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 579

II. Garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlerin sorumluluğu

Garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenler, kendilerine bırakılan veya çalışanlarınca kabul edilen hayvan, at arabası, bunlara ait koşum ve benzeri eşya ile motorlu taşıt ve eklentilerinin yok olmasından, zarara uğramasından veya çalınmasından sorumludurlar. Ancak işletenler, zararın saklatan veya ziyaretçisi ya da beraberinde veya hizmetinde bulunan kimseye yükletilebilecek kusurdan, mücbir sebepten ya da eşyanın niteliğinden doğduğunu ispat etmekle, bu sorumluktan kurtulurlar.

Ancak, garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlerin sorumluluğu, kendilerine veya çalışanlarına bir kusur yüklenmedikçe, saklananların her biri için alınan günlük saklama ücretinin on katını aşamaz.

İşleten böyle bir sorumluluk üstlenmediğini veya sorumluluğu bu Kanunda gösterilmemiş olan bir koşula bağladığını, herhangi bir yolla ilan etse bile, sorumluluktan kurtulamaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 481 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 579 uncu maddesinde, garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlerin sorumluluğu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 481 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Umumî ahır idare edenlerin mes’uliyeti” şeklindeki ibare, Tasarıda, “II. Garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlerin sorumluluğu” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasının kapsamına, 818 sayılı Borçlar Kanununun 481 inci maddesinden farklı olarak, günümüzde garaj dışında, otopark işletmeciliği ve bu işletmecilerin sorumluluklarının da önem kazandığı göz önünde tutularak, garaj sahiplerinin yanında otopark işletenler de dahil edilmiştir. Ancak, maddenin kenar başlığı ile birinci ve ikinci fıkralarında “…ve benzeri yerleri işletenler” ifadesi kullanılarak, bu sayımın örnekleyici nitelikte olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle, söz konusu ifadenin kapsamına, 818 sayılı Borçlar Kanununun 481 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer verilmekle birlikte, Tasarıda belirtilmeyen “ahır sahibi”nin de dahil olduğu konusunda bir duraksama yoktur.

Maddenin ikinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 481 inci maddesinden farklı olarak, kusursuz sorumluluk miktarının, her bir saklanan için, günlük saklama ücretinin on katını aşamayacağı belirtilmiştir. Böylece, parasal değerlerdeki değişimler karşısında hükmün güncel durumda kalması amaçlanmıştır.

Maddenin son fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 481 inci maddesinde yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Fıkraya göre işleten, maddenin birinci ve ikinci fıkralarında söz konusu edilen türden bir sorumluluk üstlenmediğini veya sorumluluğunu bu Kanunda gösterilmemiş olan bir koşula bağladığını, herhangi bir yolla ilân etmiş olsa bile, sorumluluktan kurtulamayacaktır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 579 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 490

D. Hancılık ve ahır işletmecileri / II. Ahır işletmecisinin sorumluluğu

1 Ahır işletmecileri, kendilerine bırakılan veya kendileri ya da adamları tarafından başka bir şekilde teslim alınan hayvanların, arabaların ve bunlara ait eşyaların hasara uğraması, yok olması veya çalınmasından, zararın eşyayı getiren kişinin kendisi veya onun ziyaretçileri, refakatçileri ya da hizmetkârları tarafından ya da mücbir sebep veya eşyanın niteliği sebebiyle meydana geldiğini ispat etmedikçe sorumludur.

2 Bununla birlikte, ahır işletmecisine veya hizmetkârlarına herhangi bir kusur yüklenemiyorsa, bu sorumluluk teslim alınan hayvanlar, arabalar ve bunlara ait eşyalar bakımından, her bir getiren kişi için 1000 franklık tutarla sınırlıdır.

Özgün metin (Almanca)

1 Stallwirte haften für die Beschädigung, Vernichtung oder Entwendung der bei ihnen eingestellten oder von ihnen oder ihren Leuten auf andere Weise übernommenen Tiere und Wagen und der dazu gehörigen Sachen, sofern sie nicht beweisen, dass der Schaden durch den Einbringenden selbst oder seine Besucher, Begleiter oder Dienstleute oder durch höhere Gewalt oder durch die Beschaffenheit der Sache verursacht worden ist.

2 Diese Haftung besteht jedoch, wenn dem Stallwirte oder seinen Dienstleuten kein Verschulden zur Last fällt, für die übernommenen Tiere, Wagen und dazu gehörigen Sachen eines jeden Einbringenden nur bis zum Betrage von 1000 Franken.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Mehaz madde — Alman MK m. 701

Otel işletmecisinin sorumluluğu

(1) Yabancıları meslek olarak barındırmak üzere kabul eden bir otel işletmecisi, bu işletmenin faaliyeti kapsamında kabul edilen bir misafirin getirdiği eşyaların kaybı, yok olması veya hasar görmesinden doğan zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

(2) Aşağıdakiler getirilmiş sayılır:

1. misafirin barındırılmak üzere kabul edildiği süre içinde otele veya otel işletmecisi ya da onun adamları tarafından bu amaçla gösterilen ya da otel işletmecisi tarafından genel olarak bu amaç için belirlenen otel dışındaki bir yere getirilen veya başka şekilde otel dışında otel işletmecisi ya da onun adamları tarafından muhafaza altına alınan eşyalar,

2. misafirin barındırılmak üzere kabul edildiği zamandan önce veya sonra uygun bir süre içinde otel işletmecisi veya onun adamları tarafından muhafaza altına alınan eşyalar.

Otel işletmecisinin adamları tarafından bir yerin gösterilmesi veya muhafazanın üstlenilmesi halinde, bu ancak onların bu iş için görevlendirilmiş olmaları veya duruma göre bu iş için görevlendirilmiş sayılmaları halinde geçerlidir.

(3) Kayıp, yok olma veya hasar, misafir, misafirin bir refakatçisi veya misafirin yanında kabul ettiği bir kişi tarafından ya da eşyanın niteliğinden veya mücbir sebepten kaynaklanıyorsa, tazmin yükümlülüğü doğmaz.

(4) Tazmin yükümlülüğü, taşıtları, bir taşıt içinde bırakılan eşyaları ve canlı hayvanları kapsamaz.

Özgün metin (Almanca)

(1) Ein Gastwirt, der gewerbsmäßig Fremde zur Beherbergung aufnimmt, hat den Schaden zu ersetzen, der durch den Verlust, die Zerstörung oder die Beschädigung von Sachen entsteht, die ein im Betrieb dieses Gewerbes aufgenommener Gast eingebracht hat.

(2) Als eingebracht gelten

1. Sachen, welche in der Zeit, in der der Gast zur Beherbergung aufgenommen ist, in die Gastwirtschaft oder an einen von dem Gastwirt oder dessen Leuten angewiesenen oder von dem Gastwirt allgemein hierzu bestimmten Ort außerhalb der Gastwirtschaft gebracht oder sonst außerhalb der Gastwirtschaft von dem Gastwirt oder dessen Leuten in Obhut genommen sind,

2. Sachen, welche innerhalb einer angemessenen Frist vor oder nach der Zeit, in der der Gast zur Beherbergung aufgenommen war, von dem Gastwirt oder seinen Leuten in Obhut genommen sind.

Im Falle einer Anweisung oder einer Übernahme der Obhut durch Leute des Gastwirts gilt dies jedoch nur, wenn sie dazu bestellt oder nach den Umständen als dazu bestellt anzusehen waren.

(3) Die Ersatzpflicht tritt nicht ein, wenn der Verlust, die Zerstörung oder die Beschädigung von dem Gast, einem Begleiter des Gastes oder einer Person, die der Gast bei sich aufgenommen hat, oder durch die Beschaffenheit der Sachen oder durch höhere Gewalt verursacht wird.

(4) Die Ersatzpflicht erstreckt sich nicht auf Fahrzeuge, auf Sachen, die in einem Fahrzeug belassen worden sind, und auf lebende Tiere.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Medeni Kanunu

Madde 580

III. Hapis hakkı

İşletenler, kendilerine bırakılan veya konaklama yerlerine, garaj, otopark ve benzeri yerlere konulan eşya veya hayvanlar üzerinde, ücretlerini veya saklama giderlerinden doğan alacaklarını güvenceye almak için hapis hakkına sahiptirler.

Kiraya verenin hapis hakkına ilişkin hükümler, kıyas yoluyla burada da uygulanır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 482 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 580 inci maddesinde, işletenlerin hapis hakkı düzenlenmektedir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

ONBEŞİNCİ BÖLÜM Kefalet Sözleşmesi 818 sayılı Borçlar Kanununun 483 üncü maddesiyle başlayan “Yirminci Bap / Kefalet” şeklindeki üst başlık, Tasarıda “Onbeşinci Bölüm / Kefalet Sözleşmesi” şeklinde değiştirilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 580 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 491

D. Hancılık ve ahır işletmecileri / III. Hapis hakkı

1 Hancılar ve ahır işletmecileri, konaklama ve barındırmadan doğan alacakları için getirilen eşyalar üzerinde hapis hakkına sahiptir.

2 Kiraya verenin hapis hakkına ilişkin hükümler kıyasen uygulanır.

Özgün metin (Almanca)

1 Gastwirte und Stallwirte haben an den eingebrachten Sachen ein Retentionsrecht für die Forderungen, die ihnen aus der Beherbergung und Unterkunft zustehen.

2 Die Bestimmungen über das Retentionsrecht des Vermieters finden entsprechende Anwendung.

Eşleşme, gerekçenin andığı eski kanun maddesi üzerinden türetilmiş ve metin karşılaştırmasıyla desteklenmiştir; gerekçede doğrudan belirtilmemiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Onbeşinci Bölüm

Kefalet Sözleşmesi

A. Tanımı

Madde 581

Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 483 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 581 inci maddesinde, kefalet sözleşmesi tanımlanmaktadır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 483 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Tarifi” şeklindeki ibare, Tasarıda, “A. Tanımı” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 483 üncü maddesinde kullanılan “… borçlunun akdettiği borcun edasını temin etmeği alacaklıya karşı taahhüt eder.” şeklindeki ibare, Tasarıda “borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde ifade edilmiştir. Böylece, kefalet sözleşmesinin yasal tanımına ilişkin yanlışlıklar düzeltilmiştir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 492 nci maddesinin birinci fıkrası göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 581 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 492

A. Koşullar / I. Tanım

1 Kefalet sözleşmesi ile kefil, asıl borçlunun alacaklısına karşı, borcun ifasını üstlenmekle yükümlü olur.

2 Her kefalet, geçerli olarak mevcut bir asıl borcun varlığını gerektirir. Asıl borcun geçerli hâle gelmesi kaydıyla, kefalet gelecekte doğacak veya koşula bağlı bir borç için de üstlenilebilir.

3 Yanılma veya sözleşme ehliyetsizliği nedeniyle asıl borçlu bakımından bağlayıcı olmayan bir sözleşmeden doğan borç için sorumluluk üstlendiğini beyan eden kimse, yükümlülüğünü üstlendiği sırada bu eksikliği biliyor idiyse, kefalet hukukunun koşulları ve ilkeleri uyarınca sorumlu olur. Aynı kural, bir kimsenin asıl borçlu bakımından zamanaşımına uğramış bir borcun ifası için sorumluluk üstlenmesi hâlinde de uygulanır.

4 Kanundan aksi anlaşılmadıkça kefil, bu Kısımda kendisine tanınan haklardan önceden feragat edemez.

Özgün metin (Almanca)

1 Durch den Bürgschaftsvertrag verpflichtet sich der Bürge gegenüber dem Gläubiger des Hauptschuldners, für die Erfüllung der Schuld einzustehen.

2 Jede Bürgschaft setzt eine zu Recht bestehende Hauptschuld voraus. Für den Fall, dass die Hauptschuld wirksam werde, kann die Bürgschaft auch für eine künftige oder bedingte Schuld eingegangen werden.

3 Wer für die Schuld aus einem wegen Irrtums oder Vertragsunfähigkeit für den Hauptschuldner unverbindlichen Vertrag einzustehen erklärt, haftet unter den Voraussetzungen und nach den Grundsätzen des Bürgschaftsrechts, wenn er bei der Eingehung seiner Verpflichtung den Mangel gekannt hat. Dies gilt in gleicher Weise, wenn jemand sich verpflichtet, für die Erfüllung einer für den Hauptschuldner verjährten Schuld einzustehen.

4 Soweit sich aus dem Gesetz nicht etwas anderes ergibt, kann der Bürge auf die ihm in diesem Titel eingeräumten Rechte nicht zum voraus verzichten.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

B. Koşulları

Madde 582

I. Asıl borç

Kefalet sözleşmesi, mevcut ve geçerli bir borç için yapılabilir. Ancak, gelecekte doğacak veya koşula bağlı bir borç için de, bu borç doğduğunda veya koşul gerçekleştiğinde hüküm ifade etmek üzere kefalet sözleşmesi kurulabilir.

Yanılma veya ehliyetsizlik sebebiyle borçlunun sorumlu olmadığı bir borç için kişisel güvence veren kişi, yükümlülük altına girdiği sırada, sözleşmeyi sakatlayan eksikliği biliyorsa, kefaletle ilgili kanun hükümlerine göre sorumlu olur. Aynı kural, borçlu yönünden zamanaşımına uğramış bir borca kefil olan kişi hakkında da uygulanır.

Kanundan aksi anlaşılmadıkça kefil, bu bölümde kendisine tanınan haklardan önceden feragat edemez.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 485 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 582 nci maddesinde, kefalet sözleşmesinin koşullarından, asıl borç düzenlenmektedir.

Maddenin son fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Bu hükme göre: “Kanundan aksi anlaşılmadıkça kefil, bu bölümde kendisine tanınan haklardan önceden feragat edemez.” Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 492 nci maddesinin ikinci, üçüncü ve son fıkraları göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 582 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 492

A. Koşullar / I. Tanım

1 Kefalet sözleşmesi ile kefil, asıl borçlunun alacaklısına karşı, borcun ifasını üstlenmekle yükümlü olur.

2 Her kefalet, geçerli olarak mevcut bir asıl borcun varlığını gerektirir. Asıl borcun geçerli hâle gelmesi kaydıyla, kefalet gelecekte doğacak veya koşula bağlı bir borç için de üstlenilebilir.

3 Yanılma veya sözleşme ehliyetsizliği nedeniyle asıl borçlu bakımından bağlayıcı olmayan bir sözleşmeden doğan borç için sorumluluk üstlendiğini beyan eden kimse, yükümlülüğünü üstlendiği sırada bu eksikliği biliyor idiyse, kefalet hukukunun koşulları ve ilkeleri uyarınca sorumlu olur. Aynı kural, bir kimsenin asıl borçlu bakımından zamanaşımına uğramış bir borcun ifası için sorumluluk üstlenmesi hâlinde de uygulanır.

4 Kanundan aksi anlaşılmadıkça kefil, bu Kısımda kendisine tanınan haklardan önceden feragat edemez.

Özgün metin (Almanca)

1 Durch den Bürgschaftsvertrag verpflichtet sich der Bürge gegenüber dem Gläubiger des Hauptschuldners, für die Erfüllung der Schuld einzustehen.

2 Jede Bürgschaft setzt eine zu Recht bestehende Hauptschuld voraus. Für den Fall, dass die Hauptschuld wirksam werde, kann die Bürgschaft auch für eine künftige oder bedingte Schuld eingegangen werden.

3 Wer für die Schuld aus einem wegen Irrtums oder Vertragsunfähigkeit für den Hauptschuldner unverbindlichen Vertrag einzustehen erklärt, haftet unter den Voraussetzungen und nach den Grundsätzen des Bürgschaftsrechts, wenn er bei der Eingehung seiner Verpflichtung den Mangel gekannt hat. Dies gilt in gleicher Weise, wenn jemand sich verpflichtet, für die Erfüllung einer für den Hauptschuldner verjährten Schuld einzustehen.

4 Soweit sich aus dem Gesetz nicht etwas anderes ergibt, kann der Bürge auf die ihm in diesem Titel eingeräumten Rechte nicht zum voraus verzichten.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 583

II. Şekil

Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.

Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler.

Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 484 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 583 üncü maddesinde, kefalet sözleşmesinin şekli düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 484 üncü maddesinde kullanılan “muayyen bir miktar” şeklindeki ibare, Tasarıda “azamî miktar” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasının ilk cümlesinde, kefalet sözleşmesinin geçerliliği, sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına, kefilin sorumlu olacağı azamî miktarın ve kefalet tarihinin sözleşmede belirtilmiş olmasına bağlanmıştır. 818 sayılı Borçlar Kanununun 484 üncü maddesinde yapılan düzenlemeden farklı olarak kefalet tarihinin de sözleşmede belirtilmesi, geçerlilik koşulu hâline getirilmiştir. Çünkü, Tasarının 589 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen hüküm uyarınca, kefil, sözleşmede aksi açıkça kararlaştırılmadıkça borçlunun sadece kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumludur. Belirtilen hükmün uygulanabilmesi ve Tasarının 600 üncü maddesinde öngörülen süreli kefaletin sonunun belirlenebilmesi bakımından, kefalet sözleşmesinin kurulduğu tarihin sözleşmeden açıkça anlaşılması şarttır.

Maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Bu cümlede, kefilin, kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu hususlar açıklanmıştır. Buna göre, kefalet sözleşmesinde, kefilin sorumlu olduğu azamî miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefalet söz konusu ise, müteselsil kefil sıfatının veya bu anlama gelen herhangi bir ifadenin yer alması gerekmektedir.

Maddenin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Buna göre, kefil, kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verecekse ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunacaksa, aynı şekil koşullarına uymak zorundadır. Aynı fıkranın son cümlesinde tarafların, yazılı şekle uyarak, kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilecekleri öngörülmüştür.

Maddenin son fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 484 üncü maddesinde yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Bu hükme göre, kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişikliklerin, kefalet sözleşmesinin şekline uygun olarak yapılması da geçerlilik koşulu olarak kabul edilmiştir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 493 üncü maddesinin birinci, ikinci ve altıncı fıkraları göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 583 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 493

A. Koşullar / II. Şekil

1 Kefaletin geçerliliği, kefilin yazılı beyanına ve kefalet senedinin kendisinde sorumluluğunun rakamla belirlenmiş azami tutarının gösterilmesine bağlıdır.

2 Gerçek kişilerin kefalet beyanı, ayrıca, yapıldığı yerde geçerli hükümlere uygun resmî düzenleme şeklinde yapılmalıdır. Ancak sorumluluk tutarı 2000 frangı aşmıyorsa, kefalet senedinin kendisinde sorumluluk tutarının rakamla belirlenmiş miktarının ve varsa müteselsil sorumluluğun kefilin kendi el yazısıyla gösterilmesi yeterlidir.

3 İsviçre Konfederasyonu'na veya onun kamu hukuku kişiliğine sahip kurumlarına ya da bir kantona karşı, gümrük, vergi ve benzeri kamu hukuku yükümlülükleri veya navlun bedelleri için üstlenilen kefaletlerde, her hâlükârda yalnızca kefilin yazılı beyanı ile kefalet senedinin kendisinde sorumluluğunun rakamla belirlenmiş azami tutarının gösterilmesi yeterlidir.

4 Resmî düzenleme şeklinin dolanılması amacıyla sorumluluk tutarı daha küçük tutarlara bölünmüşse, kısmi tutarlar için de toplam tutar bakımından öngörülen şekil zorunludur.

5 Kefaletin sonradan değiştirilmesi için, sorumluluk tutarının artırılması ve adi kefaletin müteselsil kefalete dönüştürülmesi hâlleri dışında, yazılı şekil yeterlidir. Asıl borç, borçluyu ibra edici etkiyle bir üçüncü kişi tarafından üstlenilirse, kefil bu borcun üstlenilmesine yazılı olarak onay vermediği takdirde kefalet sona erer.

6 Kefalet kurulması için özel bir vekâletname verilmesi ve karşı tarafa veya bir üçüncü kişiye kefalet verileceğine ilişkin vaat de, kefaletle aynı şekle tabidir. Yazılı bir anlaşmayla, sorumluluk, asıl borcun ilk önce ödenecek kısmıyla sınırlandırılabilir.

7 Federal Konsey, resmî düzenleme ücretlerinin üst sınırını belirleyebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Die Bürgschaft bedarf zu ihrer Gültigkeit der schriftlichen Erklärung des Bürgen und der Angabe des zahlenmässig bestimmten Höchstbetrages seiner Haftung in der Bürgschaftsurkunde selbst.

2 Die Bürgschaftserklärung natürlicher Personen bedarf ausserdem der öffentlichen Beurkundung, die den am Ort ihrer Vornahme geltenden Vorschriften entspricht. Wenn aber der Haftungsbetrag die Summe von 2000 Franken nicht übersteigt, so genügt die eigenschriftliche Angabe des zahlenmässig bestimmten Haftungsbetrages und gegebenenfalls der solidarischen Haftung in der Bürgschaftsurkunde selbst.

3 Bürgschaften, die gegenüber der Eidgenossenschaft oder ihren öffentlich-rechtlichen Anstalten oder gegenüber einem Kanton für öffentlich-rechtliche Verpflichtungen, wie Zölle, Steuern u. dgl. oder für Frachten eingegangen werden, bedürfen in allen Fällen lediglich der schriftlichen Erklärung des Bürgen und der Angabe des zahlenmässig bestimmten Höchstbetrages seiner Haftung in der Bürgschaftsurkunde selbst.

4 Ist der Haftungsbetrag zur Umgehung der Form der öffentlichen Beurkundung in kleinere Beträge aufgeteilt worden, so ist für die Verbürgung der Teilbeträge die für den Gesamtbetrag vorgeschriebene Form notwendig.

5 Für nachträgliche Abänderungen der Bürgschaft, ausgenommen die Erhöhung des Haftungsbetrages und die Umwandlung einer einfachen Bürgschaft in eine solidarische, genügt die Schriftform. Wird die Hauptschuld von einem Dritten mit befreiender Wirkung für den Schuldner übernommen, so geht die Bürgschaft unter, wenn der Bürge dieser Schuldübernahme nicht schriftlich zugestimmt hat.

6 Der gleichen Form wie die Bürgschaft bedürfen auch die Erteilung einer besonderen Vollmacht zur Eingehung einer Bürgschaft und das Versprechen, dem Vertragsgegner oder einem Dritten Bürgschaft zu leisten. Durch schriftliche Abrede kann die Haftung auf denjenigen Teil der Hauptschuld beschränkt werden, der zuerst abgetragen wird.

7 Der Bundesrat kann die Höhe der Gebühren für die öffentliche Beurkundung beschränken.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 584

III. Eşin rızası

1 değişiklik

Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.

Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez.

(Ek fıkra: 28/3/2013-6455/77 md.) Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “III. Eşin rızası” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının iki fıkradan oluşan 584 üncü maddesinde, kefalette eşin rızası düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasına göre, kefalet sözleşmesinde eşin rızasının, sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. Ancak, fıkrada bu kuralın iki istisnasına yer verilmiştir. Birinci istisna, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olması, ikincisi eşlerden birinin yasal olarak ayrı yaşama hakkının doğmuş olmasıdır. Söz konusu istisnalardan birinin varlığı durumunda eşin rızası aranmayacaktır.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, eşin rızasının aranmadığı diğer istisnalara yer verilmiştir. Buna göre, kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya âdi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için de kefilin eşinin rızası aranmayacaktır.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 494 üncü maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 584 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 494

A. Koşullar / III. Eşin onayı

1 Evli bir kişinin kefaleti, evlilik mahkeme kararıyla ayrılık hâline getirilmemişse, her somut olayda önceden veya en geç eş zamanlı olarak verilmiş, diğer eşin yazılı onayının bulunmasına bağlıdır.

2 …[285]

3 Kefaletin sonradan değiştirilmesi için diğer eşin onayı, ancak sorumluluk tutarının artırılması veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüştürülmesi öngörülüyorsa ya da değişiklik teminatlarda önemli bir azalma anlamına geliyorsa gereklidir.

4 Aynı düzenleme, kayıtlı ortaklıklarda da kıyasen uygulanır.[286]

Özgün metin (Almanca)

1 Die Bürgschaft einer verheirateten Person bedarf zu ihrer Gültigkeit der im einzelnen Fall vorgängig oder spätestens gleichzeitig abgegebenen schriftlichen Zustimmung des Ehegatten, wenn die Ehe nicht durch richterliches Urteil getrennt ist.

2 …[285]

3 Für nachträgliche Abänderungen einer Bürgschaft ist die Zustimmung des andern Ehegatten nur erforderlich, wenn der Haftungsbetrag erhöht oder eine einfache Bürgschaft in eine Solidarbürgschaft umgewandelt werden soll, oder wenn die Änderung eine erhebliche Verminderung der Sicherheiten bedeutet.

4 Die gleiche Regelung gilt bei eingetragenen Partnerschaften sinngemäss.[286]

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

C. İçeriği

I. Türlerine göre

Madde 585

1. Adi kefalet

Adi kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça, kefili takip edemez; ancak, aşağıdaki hâllerde doğrudan doğruya kefile başvurabilir:

1. Borçlu aleyhine yapılan takibin sonucunda kesin aciz belgesi alınması.

2. Borçlu aleyhine Türkiye’de takibatın imkânsız hâle gelmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi.

3. Borçlunun iflasına karar verilmesi.

4. Borçluya konkordato mehli verilmiş olması.

Alacak, kefaletten önce veya kefalet sırasında rehinle de güvence altına alınmışsa, adi kefalette kefil, alacağın öncelikle rehin konusundan alınmasını isteyebilir. Ancak, borçlunun iflasına veya kendisine konkordato mehli verilmesine karar verilmişse, bu hüküm uygulanmaz.

Sadece açığın kapatılması için kefil olunmuşsa, borçlu aleyhine yapılan takibin kesin aciz belgesi alınmasıyla sonuçlanması veya borçlu aleyhine Türkiye’de takibatın imkânsız hâle gelmesi ya da konkordatonun kesinleşmesi durumlarında, doğrudan doğruya kefile başvurulabilir. Sözleşmede, bu durumlarda alacaklının, önce asıl borçluya başvurmak zorunda olduğu kararlaştırılabilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 486 ncı maddesini kısmen karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 585 inci maddesinde, âdi kefaletin içeriği düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 486 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “C. Nevileri / I. Âdi kefalet” şeklindeki ibare, Tasarıda, “C. İçeriği / I. Türlerine göre / 1. Âdi kefalet” şekline dönüştürülmüştür.

Maddenin birinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 486 ncı maddesinin birinci fıkrasından farklı olarak âdi kefalette alacaklının borçluya başvurmadıkça, doğrudan doğruya kefili takip edemeyeceği açıkça belirtilmiştir. Fıkra 818 sayılı Borçlar Kanununun 486 ncı maddesine benzer bir içeriğe sahip olmakla birlikte, bu fıkraya, “iflâsına karar verilmesi” yanında “borçluya konkordato mehli verilmiş olması” durumu da eklenmiştir. Ayrıca, 818 sayılı Borçlar Kanununun 486 ncı maddesinin birinci fıkrasından farklı olarak, Tasarıda alacaklının doğrudan doğruya kefile başvurabileceği hâller, dört bent hâlinde sayılmıştır.

Maddenin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 486 ncı maddesinin ikinci fıkrasıyla benzer içeriğe sahiptir. Ancak, maddenin birinci fıkrasında olduğu gibi, bu fıkraya da “iflâsı” yanında “borçluya konkordato mehli verilmesi” durumu eklenmiştir. Ayrıca, 818 sayılı Borçlar Kanununun 486 ncı maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinde yer verilen “borçlunun iflâsı ilân olunmadıkça rehnin nakde tahvili kabil olmazsa” şeklindeki ibare gereksiz görülerek, Tasarıya alınmamıştır.

Maddenin üçüncü fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür.

Fıkraya göre, sadece açığın kapatılması için kefil olunmuşsa, borçlu aleyhine yapılan takibin kesin aciz belgesi alınmasıyla sonuçlanması veya borçlu aleyhine Türkiye’de takibatın imkânsız hâle gelmesi ya da konkordatonun kesinleşmesi durumlarında, doğrudan doğruya kefile başvurulabilecektir. Ancak, fıkraya eklenen ikinci cümle ile, kaynak İsviçre Borçlar Kanunundan farklı olarak, kefilin korunması ilkesinden hareketle, sözleşmede, bu durumlarda alacaklının, önce asıl borçluya başvurmak zorunda olduğunun kararlaştırılabileceği kabul edilmiştir. Böylece, sadece açığın kapatılması için kefalete özgü, ayrık bir düzenleme olmak üzere, sözleşmede öngörülmesi koşuluyla, fıkrada belirtilen durumlarda, kefile, alacaklıya karşı, öğretide kullanılan terimle, “tartışma def’i” ya da “peşin dava def’i” ileri sürme olanağı sağlanmıştır.

Maddenin son fıkrasının nisbî emredici nitelikte olması dışında, birinci ve ikinci fıkralarının mutlak emredici nitelikte hükümler içermesi, kefilin korunması ilkesine daha uygun görüldüğü için, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 495 inci maddesinin son fıkrasındaki “Aksine anlaşmalar saklıdır.” şeklindeki hüküm, Tasarı metnine alınmamıştır.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 495 inci maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 585 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 495

B. İçerik / I. Kefalet türlerine özgü nitelikler / 1. Adi kefalet

1 Alacaklı, adi kefili ancak, kefalet kurulduktan sonra asıl borçlu iflas etmiş veya konkordato mühleti almış ya da alacaklı tarafından gerekli özen gösterilerek kesin bir aciz vesikası düzenlenene kadar takip edilmiş olması veya yerleşim yerini yurt dışına taşımış olup İsviçre'de artık takip edilemiyor olması ya da yerleşim yerini yurt dışına taşıması nedeniyle hakkın takibinin önemli ölçüde güçleşmiş olması hâlinde ödemeye zorlayabilir.

2 Kefil olunan alacak için rehin hakları mevcutsa, asıl borçlu iflas etmediği veya konkordato mühleti almadığı sürece, adi kefil alacaklının önce bunlara başvurmasını isteyebilir.

3 Kefil yalnızca açığın karşılanması için kendini yükümlü kılmışsa (açık kefaleti), ancak asıl borçlu hakkında kesin bir aciz vesikası mevcut olduğunda veya asıl borçlu yerleşim yerini yurt dışına taşımış olup İsviçre'de artık takip edilemediğinde ya da yerleşim yerinin yurt dışına taşınması nedeniyle hakkın takibi önemli ölçüde güçleştiğinde takip edilebilir. Bir konkordato akdedilmişse, kefil, konkordatonun yürürlüğe girmesinden hemen sonra asıl borcun konkordatoya tabi kısmı için takip edilebilir.

4 Aksine anlaşmalar saklıdır.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Gläubiger kann den einfachen Bürgen erst dann zur Zahlung anhalten, wenn nach Eingehung der Bürgschaft der Hauptschuldner in Konkurs geraten ist oder Nachlassstundung erhalten hat oder vom Gläubiger unter Anwendung der erforderlichen Sorgfalt bis zur Ausstellung eines definitiven Verlustscheines betrieben worden ist oder den Wohnsitz ins Ausland verlegt hat und in der Schweiz nicht mehr belangt werden kann, oder wenn infolge Verlegung seines Wohnsitzes im Ausland eine erhebliche Erschwerung der Rechtsverfolgung eingetreten ist.

2 Bestehen für die verbürgte Forderung Pfandrechte, so kann der einfache Bürge, solange der Hauptschuldner nicht in Konkurs geraten ist oder Nachlassstundung erhalten hat, verlangen, dass der Gläubiger sich vorerst an diese halte.

3 Hat sich der Bürge nur zur Deckung des Ausfalls verpflichtet (Schadlosbürgschaft), so kann er erst belangt werden, wenn gegen den Hauptschuldner ein definitiver Verlustschein vorliegt, oder wenn der Hauptschuldner den Wohnsitz ins Ausland verlegt hat und in der Schweiz nicht mehr belangt werden kann, oder wenn infolge Verlegung des Wohnsitzes im Ausland eine erhebliche Erschwerung der Rechtsverfolgung eingetreten ist. Ist ein Nachlassvertrag abgeschlossen worden, so kann der Bürge für den nachgelassenen Teil der Hauptschuld sofort nach Inkrafttreten des Nachlassvertrages belangt werden.

4 Gegenteilige Vereinbarungen bleiben vorbehalten.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 586

2. Müteselsil kefalet

Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.

Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 487 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 586 ncı maddesinde, alacaklının, müteselsil kefile başvurma konusu düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 487 nci maddesinin birinci fıkrasıyla benzer içeriğe sahip olmakla birlikte, bu maddede kullanılan “müşterek müteselsil borçlu” şeklindeki ibare, müteselsil kefalet ile müteselsil borçlunun farklı hukukî müesseseler olduğu göz önünde tutularak, Tasarı metnine alınmamıştır. Fıkrada yapılan diğer önemli bir değişikliğe göre de, alacaklı borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden önce de doğrudan doğruya müteselsil kefile başvurabilecek; ancak, bunun için, borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması veya ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması aranacaktır.

Maddenin ikinci fıkrasına göre, alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, alacaklı rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvuramaz. Yine aynı fıkraya göre, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya bunun anlaşmayla öngörülmesi veya borçlunun iflâs etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, alacaklı rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurabilecektir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 487 nci maddesinin ikinci fıkrası ise, Tasarının yeni sistematik yapısı karşısında gereksiz görülerek Tasarıya alınmamıştır.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 496 ncı maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 586 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 496

B. İçerik / I. Kefalet türlerine özgü nitelikler / 2. Müteselsil kefalet

1 "Müteselsilen" sözcüğünü ekleyerek veya bununla eş anlamlı başka ifadelerle kendini kefil olarak yükümlü kılan kimse, asıl borçlu edimini ifada gecikmiş ve boşuna ihtar edilmiş olması veya ödeme güçsüzlüğünün açık olması koşuluyla, asıl borçludan önce ve taşınmaz rehinlerinin paraya çevrilmesinden önce takip edilebilir.

2 Elde rehin ve alacak rehni haklarının paraya çevrilmesinden önce ise, kefil ancak, hâkimin takdirine göre bunların muhtemelen karşılık sağlamayacağı anlaşılırsa veya bu şekilde kararlaştırılmışsa ya da asıl borçlu iflas etmiş veya konkordato mühleti almışsa takip edilebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Wer sich als Bürge unter Beifügung des Wortes «solidarisch» oder mit andern gleichbedeutenden Ausdrücken verpflichtet, kann vor dem Hauptschuldner und vor der Verwertung der Grundpfänder belangt werden, sofern der Hauptschuldner mit seiner Leistung im Rückstand und erfolglos gemahnt worden oder seine Zahlungsunfähigkeit offenkundig ist.

2 Vor der Verwertung der Faustpfand- und Forderungspfandrechte kann er nur belangt werden, soweit diese nach dem Ermessen des Richters voraussichtlich keine Deckung bieten, oder wenn dies so vereinbart worden oder der Hauptschuldner in Konkurs geraten ist oder Nachlassstundung erhalten hat.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 587

3. Birlikte kefalet

Birden çok kişi, aynı borca birlikte kefil oldukları takdirde, her biri kendi payı için adi kefil gibi, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olur.

Borçluyla birlikte veya kendi aralarında müteselsil kefil olarak yükümlülük altına giren kefillerden her biri, borcun tamamından sorumlu olur. Ancak, bir kefil, kendisiyle birlikte daha önce veya aynı zamanda müteselsilen yükümlü bulunan ve Türkiye’de takip edilebilen bütün kefillere karşı takibe girişilmiş olmadıkça, kendi payından fazlasını ödemekten kaçınabilir. Bir kefil, bu hakkı, diğer kefillerin kendi paylarını ödemiş veya ayni güvence sağlamış olmaları durumunda da kullanabilir. Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen kefil, kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı rücu hakkına sahiptir. Bu hak, borçluya rücudan önce de kullanılabilir.

Alacaklı, kefilin aynı alacak için başka kişilerin de kefil olduğunu veya olacağını varsayarak kefalet ettiğini biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, bu varsayımın sonradan gerçekleşmemesi veya kefillerden birinin alacaklı tarafından kefalet borcundan kurtarılması ya da kefaletinin hükümsüz olduğuna karar verilmesi durumunda kefil, kefalet borcundan kurtulur.

Birbirlerinden bağımsız olarak aynı borç için kefil olanlardan her biri, kefalet borcunun tamamından sorumlu olur. Ancak, borcu ödeyen kefil aksine anlaşma olmadıkça, diğerlerine toplam kefalet miktarındaki payı oranında rücu hakkına sahiptir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 488 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının dört fıkradan oluşan 587 nci maddesinde, birlikte kefalet konusu düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 488 inci maddesinin birinci cümlesinde kullanılan “mütecezzi bir borca” şeklindeki ibare, Tasarının 586 ncı maddesinin birinci fıkrasında “aynı borca” şeklinde değiştirilmiştir. Borcun bölünebilir veya bölünemez nitelikte olması önem taşımaksızın, asıl borçlunun borcunu ifa etmemesi durumunda kefilin borcunun, öğretide ve uygulamada hâkim olan görüşte, tazminat borcu niteliğinde kabul edildiği göz önünde tutularak, fıkrada böyle bir değişikliğin yapılması yerinde görülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 488 inci maddesinin ikinci cümlesini kısmen karşılamaktadır. Buna göre, borçluyla birlikte veya kendi aralarında müteselsil kefil olarak yükümlülük altına giren kefillerden her biri, kural olarak borcun tamamından sorumludur. Ancak, birlikte kefillerden biri, kendisiyle daha önce veya aynı zamanda birlikte müteselsilen yükümlü bulunan ve Türkiye’de takip edilebilen bütün kefillere karşı takibe girişilmemişse, kendi payından fazlasını ödemekten kaçınabilir. Bununla birlikte, bu kefillerden birinin kendine düşen paydan fazlasını ödemekten kaçınabilmesi için, kendi payına düşeni ödemiş veya kendi payı için alacaklıya aynî güvence sağlamış olması gerekir. Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen kefil, kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı rücu hakkına sahiptir ve bu hakkını, borçluya rücudan önce de kullanabilir.

Maddenin üçüncü fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 488 inci maddesinin üçüncü cümlesini karşılamaktadır. Buna göre, alacaklı, kefilin aynı alacak için başka kişilerin de kefil olduğunu veya olacağını varsayarak kefalet ettiğini biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, bu varsayım sonradan gerçekleşmezse veya kefillerden birinin alacaklı tarafından kefalet borcundan kurtarılması ya da kefaletinin hükümsüz olduğuna karar verilirse, kefil kefalet borcundan kurtulacaktır.

Maddenin son fıkrasına göre ise, birbirlerinden bağımsız olarak aynı borç için kefil olanlardan her biri, borcun tamamından sorumlu olur. Ancak, borcu ödeyen kefil, aksine anlaşma olmadıkça, toplam kefalet miktarındaki payı oranında, diğerlerine rücu hakkına sahiptir. Meselâ, kefil olunan asıl borç 150 lira ise ve bu borca da birbirinden bağımsız olarak, (K1) 200 lira için, (K2) 50 lira için ve (K3) de 50 lira için kefil olmuşsa, toplam kefalet miktarı 300 lira olmaktadır. (K1) 150 liranın tamamını ödediğinde, diğer kefillere olan rücu hakkının hesaplanmasında, önce kefil olduğu miktarın toplam kefalet miktarına oranı 2/3 olarak bulunacak ve (K1)’in asıl borçtan sorumluluğu, bu orana denk düşen 100 lira olacaktır. Bu durumda, (K1) fazladan ödediği 50 lira için, yine aynı hesaplamayla bulunacak 1/6 oranında, yani 25’er lira için diğer kefillerin her birine (K2 ve K3’e) rücu edebilecektir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 497 nci maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 587 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 497

B. İçerik / I. Kefalet türlerine özgü nitelikler / 3. Birlikte kefalet

1 Aynı bölünebilir asıl borç için birlikte kefil olan birden çok kefil, kendi paylarından adi kefil olarak, diğerlerinin paylarından ise art kefil olarak sorumlu olurlar.

2 Asıl borçlu ile veya kendi aralarında müteselsil sorumluluk üstlenmişlerse, her biri borcun tamamından sorumlu olur. Ancak kefil, kendisiyle birlikte veya kendisinden önce kefalete girmiş olan ve bu borç için İsviçre'de takip edilebilecek durumda bulunan tüm müteselsil birlikte kefillere karşı takip başlatılmadıkça, kendi payını aşan tutarı ödemekten kaçınabilir. Birlikte kefillerinin kendilerine düşen payı ödemiş veya ayni teminat göstermiş olmaları ölçüsünde de kefile aynı hak tanınır. Yapılan ödemeler için kefil, aksi kararlaştırılmadıkça, her birinin kendisine düşen payı henüz ödememiş olması ölçüsünde, kendisiyle birlikte müteselsil sorumlu olan diğer kefillere rücu edebilir. Bu rücu, asıl borçluya rücudan önce yapılabilir.

3 Bir kefil, alacaklının bilebileceği şekilde, kendisiyle birlikte aynı asıl borç için başka kefillerin de kefalet vereceği varsayımıyla kefalete girmişse, bu varsayım gerçekleşmediği veya sonradan böyle bir birlikte kefil alacaklı tarafından sorumluluktan kurtarıldığı ya da onun kefaleti geçersiz ilan edildiği takdirde kefil ibra edilir. Son durumda hâkim, hakkaniyet gerektiriyorsa, yalnızca sorumluluğun uygun biçimde indirilmesine de karar verebilir.

4 Birden çok kefil, birbirinden bağımsız olarak aynı asıl borç için kefil olmuşlarsa, her biri kefil olduğu tutarın tamamından sorumlu olur. Ancak ödemeyi yapan kefil, aksi kararlaştırılmadıkça, diğerlerine paylarına göre rücu edebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Mehrere Bürgen, die gemeinsam die nämliche teilbare Hauptschuld verbürgt haben, haften für ihre Anteile als einfache Bürgen und für die Anteile der übrigen als Nachbürgen.

2 Haben sie mit dem Hauptschuldner oder unter sich Solidarhaft übernommen, so haftet jeder für die ganze Schuld. Der Bürge kann jedoch die Leistung des über seinen Kopfanteil hinausgehenden Betrages verweigern, solange nicht gegen alle solidarisch neben ihm haftenden Mitbürgen, welche die Bürgschaft vor oder mit ihm eingegangen haben und für diese Schuld in der Schweiz belangt werden können, Betreibung eingeleitet worden ist. Das gleiche Recht steht ihm zu, soweit seine Mitbürgen für den auf sie entfallenden Teil Zahlung geleistet oder Realsicherheit gestellt haben. Für die geleisteten Zahlungen hat der Bürge, wenn nicht etwas anderes vereinbart worden ist, Rückgriff auf die solidarisch neben ihm haftenden Mitbürgen, soweit nicht jeder von ihnen den auf ihn entfallenden Teil bereits geleistet hat. Dieser kann dem Rückgriff auf den Hauptschuldner vorausgehen.

3 Hat ein Bürge in der dem Gläubiger erkennbaren Voraussetzung, dass neben ihm für die gleiche Hauptschuld noch andere Bürgen sich verpflichten werden, die Bürgschaft eingegangen, so wird er befreit, wenn diese Voraussetzung nicht eintritt oder nachträglich ein solcher Mitbürge vom Gläubiger aus der Haftung entlassen oder seine Bürgschaft ungültig erklärt wird. In letzterem Falle kann der Richter, wenn es die Billigkeit verlangt, auch bloss auf angemessene Herabsetzung der Haftung erkennen.

4 Haben mehrere Bürgen sich unabhängig voneinander für die gleiche Hauptschuld verbürgt, so haftet jeder für den ganzen von ihm verbürgten Betrag. Der Zahlende hat jedoch, soweit nicht etwas anderes vereinbart ist, anteilmässigen Rückgriff auf die andern.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 588

4. Kefile kefil ve rücua kefil

Alacaklıya, kefilin borcu için güvence veren kefile kefil, kefil ile birlikte, adi kefil gibi sorumludur.

Rücua kefil, kefilin borçludan rücu alacağı için güvence veren kefildir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 489 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 588 inci maddesinde, kefile kefil ve rücua kefil düzenlenmektedir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 498 inci maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 588 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 498

B. İçerik / I. Kefalet türlerine özgü nitelikler / 4. Art kefalet ve rücu kefaleti

1 Önceki kefillerin üstlendiği yükümlülüğün ifası için alacaklıya karşı kendini yükümlü kılan art kefil, adi kefilin asıl borçlu yanında sorumlu olduğu şekilde, onun yanında sorumlu olur.

2 Rücu kefili, ödemeyi yapan kefilin asıl borçluya karşı sahip olduğu rücu hakkı için ona kefil olmakla yükümlüdür.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Nachbürge, der sich dem Gläubiger für die Erfüllung der von den Vorbürgen übernommenen Verbindlichkeit verpflichtet hat, haftet neben diesem in gleicher Weise wie der einfache Bürge neben dem Hauptschuldner.

2 Der Rückbürge ist verpflichtet, dem zahlenden Bürgen für den Rückgriff einzustehen, der diesem gegen den Hauptschuldner zusteht.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

II. Ortak hükümler

1. Kefil ile alacaklı arasındaki ilişki

Madde 589

a. Sorumluluğun kapsamı

Kefil, her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azamî miktara kadar sorumludur.

Aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa kefil, belirtilen azamî miktarla sınırlı olmak üzere, aşağıdakilerden sorumludur:

1. Asıl borç ile borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçları.

2. Alacaklının, kefile, onun borcu ödeyerek yapılmalarını önleyebileceği uygun bir zaman önce bildirmesi koşuluyla, borçluya karşı yönelttiği takip ve davaların masrafları ile gerektiğinde rehinlerin kefile tesliminin ve rehin haklarının devrinin sebep olduğu masraflar.

3. İşlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait akdî faizler ile gerektiğinde tahvil karşılığında ödünç verilen anaparanın işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait faizleri.

Sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa kefil, borçlunun sadece kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumludur.

Kefilin, asıl borç ilişkisinin hükümsüz hâle gelmesinin sebep olduğu zarardan ve ceza koşulundan sorumlu olacağına ilişkin anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 490 ıncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının dört fıkradan oluşan 589 uncu maddesinde, kefil ile alacaklı arasındaki ilişkide, kefilin sorumluluğunun kapsamı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 490 ıncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “D. Kefilin mes’uliyeti / I. Şümulü” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Ortak hükümler / 1. Kefil ile alacaklı arasındaki ilişki / a. Sorumluluğun kapsamı” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 490 ıncı maddesinde, kefilin sorumluluğunun kapsamı üç fıkra hâlinde kaleme alındığı hâlde, bu üç fıkra Tasarının 589 uncu maddesinin ikinci fıkrasında, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 499 uncu maddesinin ikinci fıkrası da göz önünde tutularak, üç bent hâlinde düzenlenmiştir. Bununla birlikte, 818 sayılı Borçlar Kanununun 490 ıncı maddesinin ikinci fıkrasından farklı olarak, kaynak Kanunda olduğu gibi, Tasarının 589 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (2) numaralı bendine “… ile gerektiğinde rehinlerin kefile tesliminin ve rehin haklarının devrinin sebep olduğu masraflar” ve (3) numaralı bendine ise “… işlemekte olan yıla ait akdî faizler ile gerektiğinde tahvil karşılığında ödünç verilen anaparanın işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait faizleri.” şeklindeki ibareler eklenmiştir. Bu düzenlemenin emredici nitelikte olmadığı, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 499 uncu maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “Aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa” şeklindeki ibareye yer verilmek suretiyle açıklığa kavuşturulmuştur.

Maddenin birinci fıkrası ise, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür.

Buna göre, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 499 uncu maddesinin birinci fıkrasında olduğu gibi, kefil her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azamî miktara kadar sorumlu olacaktır.

Maddenin üçüncü fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür.

Fıkrada, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 499 uncu maddesinin son fıkrasında olduğu gibi, sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa kefilin, borçlunun sadece kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumlu olacağı belirtilmektedir.

Maddenin son fıkrası da, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen ve kaynak İsviçre Borçlar Kanunundan da farklı olan, yeni bir hükümdür. Fıkra ile, kefilin, asıl borç ilişkisinin hükümsüz hâle gelmesinin sebep olduğu zarardan ve ceza koşulundan sorumlu olacağına ilişkin anlaşmaların kesin olarak hükümsüz olacağı kabul edilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 589 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 499

B. İçerik / II. Ortak içerik / 1. Kefilin alacaklıyla ilişkisi / a. Sorumluluğun kapsamı

1 Kefil, her hâlde ancak kefalet senedinde belirtilen azami tutara kadar sorumludur.

2 Bu azami tutara kadar kefil, aksi kararlaştırılmadıkça şunlardan sorumludur:

1. Asıl borcun o andaki tutarı, asıl borçlunun kusurunun veya temerrüdünün kanuni sonuçları da dâhil olmak üzere; ancak sözleşmenin ortadan kalkmasından doğan zarar ile cezai şart bakımından ancak bu açıkça kararlaştırılmışsa;

2. Kefile, alacaklıyı tatmin ederek bunlardan kaçınması için zamanında fırsat verilmiş olması koşuluyla, asıl borçlunun takip ve dava edilmesinin giderleri ile gerektiğinde rehinlerin geri verilmesi ve rehin haklarının devri giderleri;

3. Cari yıla ait ve muaccel olmuş bir yıllık faiz tutarına kadar sözleşmeye dayalı faizler veya gerektiğinde cari ve muaccel olmuş bir yıllık taksit.

3 Kefalet sözleşmesinden veya durumun gereğinden başka bir şey anlaşılmadıkça, kefil yalnızca asıl borçlunun kefaletin imzalanmasından sonra girdiği yükümlülüklerden sorumludur.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Bürge haftet in allen Fällen nur bis zu dem in der Bürgschaftsurkunde angegebenen Höchstbetrag.

2 Bis zu diesem Höchstbetrage haftet der Bürge, mangels anderer Abrede, für:1. den jeweiligen Betrag der Hauptschuld, inbegriffen die gesetzlichen Folgen eines Verschuldens oder Verzuges des Hauptschuldners, jedoch für den aus dem Dahinfallen des Vertrages entstehenden Schaden und für eine Konventionalstrafe nur dann, wenn dies ausdrücklich vereinbart worden ist;2. die Kosten der Betreibung und Ausklagung des Hauptschuldners, soweit dem Bürgen rechtzeitig Gelegenheit gegeben war, sie durch Befriedigung des Gläubigers zu vermeiden, sowie gegebenenfalls die Kosten für die Herausgabe von Pfändern und die Übertragung von Pfandrechten;3. vertragsmässige Zinse bis zum Betrage des laufenden und eines verfallenen Jahreszinses, oder gegebenenfalls für eine laufende und eine verfallene Annuität.

3 Wenn sich nicht etwas anderes aus dem Bürgschaftsvertrag oder aus den Umständen ergibt, haftet der Bürge nur für die nach der Unterzeichnung der Bürgschaft eingegangenen Verpflichtungen des Hauptschuldners.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 590

b. Kefilin takibi

Borçlunun iflası sebebiyle asıl borç daha önce muaccel olsa bile, belirlenen vadeden önce kefile karşı takibat yapılamaz.

Bütün kefalet türlerinde kefil, ayni güvence karşılığında hâkimden, mevcut rehinler paraya çevrilinceye ve borçlu aleyhine yapılan takip sonucunda kesin aciz belgesi alınıncaya veya konkordato kararına kadar kendisine karşı yöneltilen takibin durdurulmasına karar verilmesini isteyebilir.

Asıl borcun muaccel olması, alacaklı veya borçlunun önceden süre içeren bildirimde bulunmasına bağlıysa, kefalet borcu için bu süre, bildirimin kefile yapıldığı tarihte işlemeye başlar.

Yerleşim yeri yabancı bir ülkede olan borçlunun borcunu ödemesi, döviz işlemleri veya havale ile ilgili yasaklar gibi sebeplerle, o yabancı ülkenin yasal düzenlemeleri gereği imkânsız hâle gelmiş veya sınırlandırılmışsa, yerleşim yeri Türkiye’de olan kefil, takibe bu sebeple itiraz edebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 491 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının dört fıkradan oluşan 590 ıncı maddesinde, alacaklının kefili takibi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 491 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Muacceliyet” şeklindeki ibare, Tasarıda “b. Kefilin takibi” şekline dönüştürülmüştür.

Maddenin birinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 491 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde olduğu gibi, borçlunun iflâsı nedeniyle asıl borç muaccel hâle gelse bile, kefile karşı, vadeden önce takibat yapılamayacağı belirtilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 491 inci maddesinin birinci cümlesinde kullanılan “icbar olunamaz” şeklindeki ibare, dava ve icra takibini kapsamak üzere “takibat yapılamaz” şeklinde ifade edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Buna göre, bütün kefalet türlerinde kefilin aynî güvence karşılığında hâkimden, mevcut rehinler paraya çevrilinceye ve borçlu aleyhine yapılan takip sonucunda kesin aciz belgesi alınıncaya veya konkordato kararına kadar kendisine karşı yöneltilen takibin durdurulmasına karar verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasına göre, 818 sayılı Borçlar Kanununun 491 inci maddesinin ikinci ve son cümlelerinde öngörüldüğü gibi, asıl borcun muaccel olması, alacaklı veya borçlunun önceden süre içeren bildirimde bulunmasına bağlıysa, kefalet borcu için bu süre, bildirimin kefile yapıldığı tarihte işlemeye başlayacaktır.

Maddenin son fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Bu fıkrada, yerleşim yeri yabancı ülkede olan borçlunun borcunu ödemesi, döviz işlemleri veya havale ile ilgili yasaklar gibi sebeplerle, o yabancı ülkenin yasal düzenlemeleri gereği imkânsız hâle gelmiş veya sınırlandırılmışsa, yerleşim yeri Türkiye’de olan kefilin, takibe bu sebeple itiraz edebileceği kabul edilmiştir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 501 inci maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 590 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 501

B. İçerik / II. Ortak içerik / 1. Kefilin alacaklıyla ilişkisi / c. Kefilin takip edilebilirliği

1 Kefil, asıl borç için ödeme zamanı olarak belirlenmiş tarihten önce, asıl borçlunun iflası nedeniyle muacceliyetin öne alınmış olması hâlinde bile takip edilemez.

2 Kefil, kefalet türü ne olursa olsun, aynî teminat vermek suretiyle, tüm rehinler paraya çevrilinceye ve asıl borçlu aleyhine kesin aciz vesikası düzenlenmiş veya bir konkordato yapılmış oluncaya kadar, kendisine karşı yapılan takibin mahkemece durdurulmasını isteyebilir.

3 Asıl borcun muaccel olması alacaklı veya asıl borçlu tarafından fesih bildiriminde bulunulmasına bağlıysa, kefil için süre ancak bu bildirimin kendisine tebliğ edildiği günden itibaren işlemeye başlar.

4 Yurt dışında ikamet eden asıl borçlunun ifa yükümlülüğü, örneğin takas işlemlerine ilişkin düzenlemeler veya havale yasakları gibi yabancı mevzuat hükümleriyle kaldırılır veya sınırlandırılırsa, İsviçre'de ikamet eden kefil de, bu def’iden feragat etmemiş olması koşuluyla, aynı def’iyi ileri sürebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Bürge kann wegen der Hauptschuld vor dem für ihre Bezahlung festgesetzten Zeitpunkt selbst dann nicht belangt werden, wenn die Fälligkeit durch den Konkurs des Hauptschuldners vorgerückt wird.

2 Gegen Leistung von Realsicherheit kann der Bürge bei jeder Bürgschaftsart verlangen, dass der Richter die Betreibung gegen ihn einstellt, bis alle Pfänder verwertet sind und gegen den Hauptschuldner ein definitiver Verlustschein vorliegt oder ein Nachlassvertrag abgeschlossen worden ist.

3 Bedarf die Hauptschuld zu ihrer Fälligkeit der Kündigung durch den Gläubiger oder den Hauptschuldner, so beginnt die Frist für den Bürgen erst mit dem Tage zu laufen, an dem ihm diese Kündigung mitgeteilt wird.

4 Wird die Leistungspflicht eines im Ausland wohnhaften Hauptschuldners durch die ausländische Gesetzgebung aufgehoben oder eingeschränkt, wie beispielsweise durch Vorschriften über Verrechnungsverkehr oder durch Überweisungsverbote, so kann der in der Schweiz wohnhafte Bürge sich ebenfalls darauf berufen, soweit er auf diese Einrede nicht verzichtet hat.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 591

c. Def’iler

Kefil, asıl borçluya veya mirasçılarına ait olan ve asıl borçlunun ödeme güçsüzlüğünden doğmayan bütün def’ileri alacaklıya karşı ileri sürme hakkına sahip olduğu gibi, bunları ileri sürmek zorundadır. Yanılma veya sözleşme yapma ehliyetsizliği ya da zamanaşımına uğramış bir borç sebebiyle borçlunun yükümlü olmadığı bir borca bilerek kefalet hâli bu hükmün dışındadır.

Asıl borçlu kendisine ait olan bir def’iden vazgeçmiş olsa bile kefil, yine de bu def’iî alacaklıya karşı ileri sürebilir.

Kefil, asıl borçluya ait def’ilerin varlığını bilmeksizin ödemede bulunursa, rücu hakkına sahip olur. Buna karşılık asıl borçlu, kefilin bu def’ileri bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse kefil, bunlar ileri sürülmüş olsaydı ödemeden kurtulacağı ölçüde rücu hakkını kaybeder.

Kumar veya bahisten doğan bir borca kefalette kefil, borcun bu niteliğini bilmiş olsa bile, asıl borçlunun sahip olduğu def’ileri ileri sürebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 497 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının dört fıkradan oluşan 591 inci maddesinde, kefilin alacaklıya karşı ileri sürebileceği def’iler düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 497 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Kefilin defileri” şeklindeki ibare, Tasarıda, “c. Def’iler” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında, kefilin asıl borçluya ait def’ileri ileri sürme hakkı ve ödevi düzenlenmiştir. Buna karşılık, yanılma veya ehliyetsizlik nedeniyle geçersiz veya zamanaşımına uğramış bir borca bu durumları bilerek kefil olunması hâlinde, kefilin alacaklıya karşı bunları def’i olarak ileri sürme hakkına sahip olmadığı açıkça hükme bağlanmıştır.

Maddenin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Buna göre, asıl borçlu kendisine ait olan bir def’iden vazgeçmiş olsa bile kefil, yine de bu def’i alacaklıya karşı ileri sürebilecektir.

Maddenin üçüncü fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 497 nci maddesinin ikinci fıkrasından farklı olarak kefilin, asıl borçluya ait def’ilerin varlığını bilmeksizin ödemede bulunursa, kural olarak rücu hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Buna karşılık, asıl borçlunun, kefilin bu def’ileri bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat etmesi hâlinde kefil, bunlar ileri sürülmüş olsaydı borcun ödenmesinden kurtulacağı ölçüde rücu hakkını kaybedecektir.

Maddenin son fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Bu fıkrada, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 502 nci maddesinin son fıkrasında olduğu gibi, kumar veya bahisten doğan bir borca kefalet hâlinde, kefilin, borcun bu niteliğini bilmiş olsa bile, asıl borçlunun sahip olduğu def’ileri ileri sürebileceği öngörülmüştür.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 502 nci maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 591 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 502

B. İçerik / II. Ortak içerik / 1. Kefilin alacaklıyla ilişkisi / d. Def’iler

1 Kefil, asıl borçluya veya onun mirasçılarına ait olan ve asıl borçlunun ödeme güçsüzlüğüne dayanmayan def’ileri alacaklıya karşı ileri sürmeye hem yetkili hem de yükümlüdür. Asıl borçlu bakımından hata veya işlem ehliyetsizliği nedeniyle bağlayıcı olmayan ya da zamanaşımına uğramış bir borcun kefaletle güvence altına alınması hâli saklıdır.

2 Asıl borçlu kendisine ait bir def’iden feragat etse dahi, kefil bu def’iyi yine de ileri sürebilir.

3 Kefil, asıl borçluya ait def’ileri ileri sürmeyi ihmal ederse, kusuru olmaksızın bu def’ileri bilmediğini ispat edemediği takdirde, bu def’iler sayesinde borçtan kurtulabileceği ölçüde rücu hakkını kaybeder.

4 Kumar ve bahis nedeniyle dava edilemeyen bir borç için kefalet vermiş olan kefil, bu eksikliği bilse dahi, asıl borçluya tanınan def’ilerin aynısına sahiptir.

Özgün metin (Almanca)

1 Der Bürge ist berechtigt und verpflichtet, dem Gläubiger die Einreden entgegenzusetzen, die dem Hauptschuldner oder seinen Erben zustehen und sich nicht auf die Zahlungsunfähigkeit des Hauptschuldners stützen. Vorbehalten bleibt die Verbürgung einer für den Hauptschuldner wegen Irrtums oder Vertragsunfähigkeit unverbindlichen oder einer verjährten Schuld.

2 Verzichtet der Hauptschuldner auf eine ihm zustehende Einrede, so kann der Bürge sie trotzdem geltend machen.

3 Unterlässt es der Bürge, Einreden des Hauptschuldners geltend zu machen, so verliert er seinen Rückgriff insoweit, als er sich durch diese Einreden hätte befreien können, wenn er nicht darzutun vermag, dass er sie ohne sein Verschulden nicht gekannt hat.

4 Dem Bürgen, der eine wegen Spiel und Wette unklagbare Schuld verbürgt hat, stehen, auch wenn er diesen Mangel kannte, die gleichen Einreden zu wie dem Hauptschuldner.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 592

d. Özen gösterme, rehin ve borç senetlerinin teslimi

Alacaklı, kefalet sırasında var olan veya daha sonra asıl borçludan alacağın özel güvencesi olmak üzere elde ettiği rehin haklarını, güvenceyi ve rüçhan haklarını kefilin zararına olarak azaltırsa, zararın daha az olduğu alacaklı tarafından ispat edilmedikçe, kefilin sorumluluğu da buna uygun düşen bir miktarda azalır. Kefilin fazladan ödediği miktarın geri verilmesini isteme hakkı saklıdır.

Çalışanlara kefalet hâlinde alacaklı, çalışanlar üzerinde yükümlü olduğu gözetimi ihmal eder veya kendisinden beklenebilen özeni göstermezse ve borç da bu sebeple doğmuş ya da bu özeni göstermesi hâlinde ulaşamayacağı ölçüde artmış olursa, bu borcu veya borcun artan kısmını kefilden isteyemez.

Alacaklı, borcu ödeyen kefile haklarını kullanmasına yarayabilecek borç senetlerini teslim etmek ve gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür. Alacaklı, kefalet sırasında var olan veya asıl borçlu tarafından alacak için sonradan sağlanan rehinleri ve diğer güvenceleri de kefile teslim etmek veya bunların devri için gerekli işlemleri yapmak zorundadır. Alacaklının, diğer alacakları sebebiyle sahip olduğu rehin ve hapis hakları, kefilin haklarından sıraca önce geldikleri ölçüde saklıdır.

Alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın yükümlülüklerini yerine getirmez, ağır kusuruyla mevcut belgeleri veya rehinleri ya da sorumlu olduğu diğer güvenceleri elinden çıkarırsa, kefil borcundan kurtulur. Bu durumda kefil, ödediğinin geri verilmesini ve varsa ek zararının giderilmesini isteyebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 499 uncu maddesi ile 500 üncü maddesini kısmen karşılamaktadır.

Tasarının dört fıkradan oluşan 592 nci maddesinde, alacaklının özen gösterme, borcu ödeyen kefile, rehin ve borç senetlerini teslim etme yükümlülüğü düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 499 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Alacaklılara karşı / 1. Esbabı sübutiyenin teslimi”, 500 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “2.

Borçlarını ifa etmeyen alacaklının mes’uliyeti” şeklindeki ibareler, Tasarıda “d. Özen gösterme, rehin ve borç senetlerinin teslimi” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 500 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla benzer bir içeriğe sahiptir. Buna göre, alacaklı, kefalet sırasında var olan veya daha sonra asıl borçludan alacağın özel güvencesi olmak üzere elde ettiği rehin haklarını, güvenceyi ve rüçhan haklarını kefilin zararına olarak azaltırsa, zararın daha az olduğu alacaklı tarafından ispat edilmedikçe, kefilin sorumluluğu da buna uygun düşen bir miktarda azalır. Aynı fıkra uyarınca, kefilin fazladan ödediği miktarın geri verilmesini isteme hakkı saklıdır.

Maddenin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 500 üncü maddesinin ikinci fıkrasını karşılamaktadır. Buna göre, çalışanlara kefalet hâlinde alacaklı, çalışanlar üzerinde yükümlü olduğu gözetimi ihmal ederse veya kendisinden beklenen özeni göstermezse ve borç da bu sebeple doğmuş ya da bu özeni göstermesi hâlinde ulaşamayacağı ölçüde artmış olursa, bu borcu veya borcun artan kısmını kefilden isteyemeyecektir.

Maddenin üçüncü fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 499 uncu maddesini karşılamaktadır.

Buna göre alacaklı, borcu ödeyen kefile haklarını kullanmasına yarayabilecek borç senetlerini teslim etmek ve gerekli bilgileri vermekle yükümlü olacak ve kefalet sırasında var olan veya asıl borçlu tarafından alacak için sonradan sağlanan rehinleri ve diğer güvenceleri de kefile teslim etmek veya bunların devri için gerekli işlemleri yapmak zorunda bulunacaktır. Bununla birlikte alacaklının, diğer alacakları sebebiyle sahip olduğu rehin ve hapis hakları, kefilin haklarından sıraca önce geldiği ölçüde saklıdır.

Maddenin son fıkrasında ise, alacaklının, haklı bir sebep olmaksızın yükümlülüklerini yerine getirmemesi, ağır kusuruyla mevcut belgeleri veya rehinleri ya da sorumlu olduğu diğer güvenceleri elinden çıkarması hâlinde, kefilin borcundan kurtulacağı kabul edilmiştir. Aynı fıkraya göre, bu durumda kefil, ödediğinin geri verilmesini ve varsa ek zararının giderilmesini isteyebilecektir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 503 üncü maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 592 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 503

B. İçerik / II. Ortak içerik / 1. Kesin borcun sorumlusu ile alacaklının ilişkisi / e. Alacaklının özen ve iade borcu

1 Alacaklı, kefaletin kurulması sırasında mevcut olan veya asıl borçlu tarafından sonradan elde edilmiş ve özellikle kefalet ile güvence altına alınan alacak için tahsis edilmiş rehin haklarını veya diğer güvenceleri ve rüçhan haklarını kefil aleyhine azaltırsa, bu azalmaya karşılık gelen tutar kadar kefilin sorumluluğu azalır; meğerki zararın daha az olduğu ispat edilmiş olsun. Fazla ödenen tutarın geri istenmesi saklıdır.

2 Resmi ve hizmet kefaletinde alacaklı, ayrıca, çalışana ilişkin yükümlü olduğu gözetim veya kendisinden beklenebilecek diğer özenin ihmali sonucunda borcun doğması veya aksi takdirde doğmayacak bir kapsam alması hâlinde kefile karşı sorumludur.[287]

3 Alacaklı, kendisini tatmin eden kefile, haklarının ileri sürülmesine yarayan belgeleri teslim etmek ve gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür. Aynı şekilde, kefalet kurulduğunda mevcut olan veya asıl borçlu tarafından sonradan özellikle bu alacak için tesis edilmiş rehinleri ve diğer güvenceleri kefile teslim etmek veya bunların devri için gerekli işlemleri yapmakla yükümlüdür. Alacaklıya diğer alacaklar için ait olan rehin ve hapis hakları, kefilin haklarına derece itibarıyla önceliği bulunduğu ölçüde saklıdır.

4 Alacaklı bu işlemleri haksız yere yapmayı reddederse veya sorumlu olduğu mevcut ispat araçlarını ya da rehinleri ve diğer güvenceleri kötüniyetle veya ağır ihmalle elden çıkarırsa, kefil borçtan kurtulur. Kefil, ifa ettiğini geri isteyebilir ve bundan doğan ek zararının tazminini talep edebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Vermindert der Gläubiger zum Nachteil des Bürgen bei der Eingehung der Bürgschaft vorhandene oder vom Hauptschuldner nachträglich erlangte und eigens für die verbürgte Forderung bestimmte Pfandrechte oder anderweitige Sicherheiten und Vorzugsrechte, so verringert sich die Haftung des Bürgen um einen dieser Verminderung entsprechenden Betrag, soweit nicht nachgewiesen wird, dass der Schaden weniger hoch ist. Die Rückforderung des zuviel bezahlten Betrages bleibt vorbehalten.

2 Bei der Amts- und Dienstbürgschaft ist der Gläubiger dem Bürgen überdies verantwortlich, wenn infolge Unterlassung der Aufsicht über den Arbeitnehmer, zu der er verpflichtet ist, oder der ihm sonst zumutbaren Sorgfalt die Schuld entstanden ist oder einen Umfang angenommen hat, den sie andernfalls nicht angenommen hätte.[287]

3 Der Gläubiger hat dem Bürgen, der ihn befriedigt, die zur Geltendmachung seiner Rechte dienlichen Urkunden herauszugeben und die nötigen Aufschlüsse zu erteilen. Ebenso hat er ihm die bei der Eingehung der Bürgschaft vorhandenen oder vom Hauptschuldner nachträglich eigens für diese Forderung bestellten Pfänder und anderweitigen Sicherheiten herauszugeben oder die für ihre Übertragung erforderlichen Handlungen vorzunehmen. Die dem Gläubiger für andere Forderungen zustehenden Pfand- und Retentionsrechte bleiben vorbehalten, soweit sie denjenigen des Bürgen im Rang vorgehen.

4 Weigert sich der Gläubiger ungerechtfertigterweise, diese Handlungen vorzunehmen, oder hat er sich der vorhandenen Beweismittel oder der Pfänder und sonstigen Sicherheiten, für die er verantwortlich ist, böswillig oder grobfahrlässig entäussert, so wird der Bürge frei. Er kann das Geleistete zurückfordern und für den ihm darüber hinaus erwachsenen Schaden Ersatz verlangen.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 593

e. Ödemenin kabulünü isteme

Borçlunun iflası sebebiyle olsa bile, borç muaccel olduğu takdirde kefil, alacaklıdan yapacağı ödemeyi kabul etmesini her zaman isteyebilir. Bir borca birden çok kişinin kefil olması durumunda alacaklı, kefillerden biri tarafından yapılacak kısmi ödemeyi, bunu öneren kefile düşen paydan az olmamak koşuluyla, kabul etmek zorundadır.

Alacaklı haklı bir sebep olmaksızın ödemeyi kabul etmekten kaçınırsa, kefil borcundan kurtulur; birlikte müteselsil kefalette ise, kefillerin sorumluluğu kendilerine düşen pay miktarınca azalır.

Alacaklının rızası varsa kefil, asıl borcu muaccel olmasından önce de ödeyebilir. Ancak, bu durumda kefil, asıl borçluya karşı rücu hakkını borcun muaccel olmasından önce kullanamaz.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 501 inci maddesini kısmen karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 593 üncü maddesinde, kefilin ödemenin kabulünü isteme hakkı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 501 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Tediyeyi kabule veya kefaletten tahlise mütedair haklar” şeklindeki ibare, Tasarıda, “e. Ödemenin kabulünü isteme” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasına göre, borçlunun iflâsı sebebiyle olsa bile, borç muaccel olduğunda, kefil, alacaklıya yaptığı ifanın kabul edilmesini isteyebilecektir. İkinci cümlede ise, borç için birden fazla kefilin bulunması hâlinde alacaklının kısmî ifayı kabul etme zorunluluğu öngörülmüştür. Ancak, bu durumda kefil, en az kendisine düşen payı ödemeyi önermek zorundadır.

Maddenin ikinci fıkrasında, alacaklının haklı bir sebep olmaksızın ödemeyi kabulden kaçınması durumunda, kefilin borcundan kurtulacağı; birlikte müteselsil kefalette ise, kefillerin sorumluluğunun kendilerine düşen pay miktarınca azalacağı belirtilmiştir.

Maddenin son fıkrasında, alacaklının rızası varsa kefilin, asıl borcu muaccel olmasından önce de ödeyebileceği; ancak, bu durumda asıl borçluya karşı rücu hakkını borcun muaccel olmasından önce kullanamayacağı kabul edilmiştir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 504 üncü maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 593 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 504

B. İçerik / II. Ortak içerik / 1. Kesin borcun sorumlusu ile alacaklının ilişkisi / f. Ödemenin kabulünü talep hakkı

1 Asıl borç, asıl borçlunun iflası nedeniyle de olsa muaccel olduğunda, kefil her zaman alacaklının kendisinden ifayı kabul etmesini talep edebilir. Bir alacak için birden çok kefil sorumlu olduğunda, alacaklı, ödeyen kefilin payına en az eşit olan kısmi bir ödemeyi de kabul etmekle yükümlüdür.

2 Alacaklı ödemenin kabulünü haksız yere reddederse kefil borçtan kurtulur. Bu durumda, müteselsil müşterek kefillerin sorumluluğu, kurtulan kefilin payı tutarında azalır.

3 Kefil, alacaklı kabule hazır olduğu takdirde, asıl borcun muaccel olmasından önce de alacaklıyı tatmin edebilir. Ancak asıl borçluya rücu, ancak muacceliyetin gerçekleşmesinden sonra ileri sürülebilir.

Özgün metin (Almanca)

1 Ist die Hauptschuld fällig, sei es auch infolge Konkurses des Hauptschuldners, so kann der Bürge jederzeit verlangen, dass der Gläubiger von ihm Befriedigung annehme. Haften für eine Forderung mehrere Bürgen, so ist der Gläubiger auch zur Annahme einer blossen Teilzahlung verpflichtet, wenn sie mindestens so gross ist wie der Kopfanteil des zahlenden Bürgen.

2 Der Bürge wird frei, wenn der Gläubiger die Annahme der Zahlung ungerechtfertigterweise verweigert. In diesem Falle vermindert sich die Haftung allfälliger solidarischer Mitbürgen um den Betrag seines Kopfanteils.

3 Der Bürge kann den Gläubiger auch vor der Fälligkeit der Hauptschuld befriedigen, wenn dieser zur Annahme bereit ist. Der Rückgriff auf den Hauptschuldner kann aber erst nach Eintritt der Fälligkeit geltend gemacht werden.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 594

f. Bildirim, iflasta ve konkordatoda kayıt

Asıl borçlu, anaparanın veya yarım yıllık döneme ait faizin ödenmesinde ya da yıldan yıla yapılması öngörülen anapara ödemelerinde altı ay gecikirse, alacaklının durumu kefile bildirmesi gerekir. İstek hâlinde alacaklı, her zaman asıl borcun kapsamı hakkında kefile bilgi vermek zorundadır.

Asıl borçlunun iflasına karar verilmiş veya borçlu konkordato istemişse alacaklı, alacağını kaydettirmek ve haklarının korunması için gerekeni yapmak zorundadır. Alacaklının, borçlunun iflas ettiğini veya borçluya konkordato mehli verildiğini öğrendiği anda, durumu kefile bildirmesi gerekir.

Alacaklı, yukarıdaki fıkralarda öngörülen gereklerden birini yerine getirmezse, bundan dolayı kefilin uğradığı zarar miktarınca ona karşı haklarını kaybeder.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 502 nci maddesini kısmen karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 594 üncü maddesinde, alacaklının borçlunun borcu ödemekte gecikmesini bildirmesi ile iflâs ve konkordato durumlarında alacağını kaydettirme zorunluluğu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 502 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “4. Borçlunun iflâs masasına alacaklının müracaatı” şeklindeki ibare, Tasarıda, “f. Bildirim, iflâsta ve konkordatoda kayıt” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasına göre, asıl borçlu, anaparanın veya yarım yıllık döneme ait faizin ödenmesinde ya da yıldan yıla yapılması öngörülen anapara ödemelerinde altı ay gecikirse, alacaklı durumu kefile bildirmek zorundadır. Aynı fıkra uyarınca, istek hâlinde alacaklı, her zaman asıl borcun durumu hakkında kefile bilgi verecektir.

Maddenin ikinci fıkrasına göre, asıl borçlunun iflâsına karar verilmesi veya borçlunun konkordato istemesi durumunda alacaklı, alacağını kaydettirmek ve haklarının korunması için gerekeni yapmak zorundadır. Bu durumda alacaklı, borçlunun iflâs ettiğini veya borçluya konkordato mehli verildiğini öğrendiği anda, durumu kefile bildirecektir.

Maddenin son fıkrasında ise, alacaklının, yukarıdaki fıkralarda öngörülen gereklerden birini yerine getirmemesi hâlinde, bundan dolayı kefilin uğradığı zarar miktarınca ona karşı haklarını kaybedeceği belirtilmiştir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 505 inci maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 594 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 505

B. İçerik / II. Ortak içerik / 1. Kesin borcun sorumlusu ile alacaklının ilişkisi / g. Alacaklının bildirim yükümlülüğü ve borçlunun iflası ile konkordato yargılamasında alacağın kaydettirilmesi

1 Asıl borçlu, anaparanın, altı aylık faizin veya bir yıllık amortismanın ödenmesinde altı ay gecikmişse, alacaklı kefile bildirimde bulunmakla yükümlüdür. Talep üzerine alacaklı, her zaman asıl borcun durumu hakkında bilgi vermekle yükümlüdür.

2 Asıl borçlunun iflasında ve konkordato yargılamasında alacaklı, alacağını kaydettirmek ve haklarının korunması için kendisinden beklenebilecek diğer tüm işlemleri yapmakla yükümlüdür. Alacaklı, iflas ve konkordato moratoryumundan haberdar olur olmaz kefili bu durumdan bilgilendirmekle yükümlüdür.

3 Alacaklı bu işlemlerden birini ihmal ederse, bu ihmal sonucunda kefilin uğradığı zarar ölçüsünde kefile karşı haklarını kaybeder.

Özgün metin (Almanca)

1 Ist der Hauptschuldner mit der Bezahlung von Kapital, von Zinsen für ein halbes Jahr oder einer Jahresamortisation sechs Monate im Rückstand, so hat der Gläubiger dem Bürgen Mitteilung zu machen. Auf Verlangen hat er ihm jederzeit über den Stand der Hauptschuld Auskunft zu geben.

2 Im Konkurs und beim Nachlassverfahren des Hauptschuldners hat der Gläubiger seine Forderung anzumelden und alles Weitere vorzukehren, was ihm zur Wahrung der Rechte zugemutet werden kann. Den Bürgen hat er vom Konkurs und von der Nachlassstundung zu benachrichtigen, sobald er von ihnen Kenntnis erhält.

3 Unterlässt der Gläubiger eine dieser Handlungen, so verliert er seine Ansprüche gegen den Bürgen insoweit, als diesem aus der Unterlassung ein Schaden entstanden ist.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

2. Kefil ile borçlu arasındaki ilişki

Madde 595

a. Güvence verilmesini ve borçtan kurtarılmasını isteme hakkı

Kefil, aşağıdaki durumlarda asıl borçludan güvence verilmesini ve borç muaccel olmuşsa, borçtan kurtarılmasını isteyebilir:

1. Asıl borçlu, kefile karşı üstlendiği yükümlülüklere, özellikle belli bir süre içinde kendisini borçtan kurtarma vaadine aykırı davranmışsa.

2. Asıl borçlu temerrüde düşmüşse veya yerleşim yerini diğer bir ülkeye nakletmesi yüzünden takibat önemli ölçüde güçleşmişse.

3. Asıl borçlunun mali durumunun kötüleşmesi, güvencelerin değer kaybetmesi veya borçlunun kusuru sonucunda kefil için mevcut tehlike, kefaletin yapıldığı tarihe göre önemli ölçüde artmışsa.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 503 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkraya bağlı üç bentten oluşan 595 inci maddesinde, kefil ile borçlu arasındaki ilişkide, kefilin güvence verilmesini ve borçtan kurtarılmasını isteme hakkı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 503 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Teminat itasına dair kefilin hakkı” şeklindeki ibare, Tasarıda, “2. Kefil ile borçlu arasındaki ilişki / a. Güvence verilmesini ve borçtan kurtarılmasını isteme hakkı” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 506 ncı maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 595 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 506

B. İçerik / II. Ortak içerik / 2. Kefilin asıl borçluyla ilişkisi / a. Güvence ve kurtulma hakkı

Kefil, aşağıdaki hâllerde asıl borçludan güvence ve asıl borç muaccel olduğunda kefaletten kurtulmayı talep edebilir:1. asıl borçlu kefille yapılan anlaşmalara aykırı davranırsa, özellikle belirli bir tarihte vaad edilen kefilin ibrasını gerçekleştirmezse;2. asıl borçlu temerrüde düşerse veya ikametgâhını başka bir devlete taşıyarak hukuki takibini önemli ölçüde zorlaştırırsa;3. asıl borçlunun malvarlığı durumunun kötüleşmesi, güvencelerin değer kaybetmesi veya asıl borçlunun kusuru nedeniyle kefil için tehlike, kefaletin kurulduğu andaki hâline kıyasla önemli ölçüde artmışsa.

Özgün metin (Almanca)

Der Bürge kann vom Hauptschuldner Sicherstellung und, wenn die Hauptschuld fällig ist, Befreiung von der Bürgschaft verlangen:1. wenn der Hauptschuldner den mit dem Bürgen getroffenen Abreden zuwiderhandelt, namentlich die auf einen bestimmten Zeitpunkt versprochene Entlastung des Bürgen nicht bewirkt;2. wenn der Hauptschuldner in Verzug kommt oder durch Verlegung seines Wohnsitzes in einen andern Staat seine rechtliche Verfolgung erheblich erschwert;3. wenn durch Verschlimmerung der Vermögensverhältnisse des Hauptschuldners, durch Entwertung von Sicherheiten oder durch Verschulden des Hauptschuldners die Gefahr für den Bürgen erheblich grösser geworden ist, als sie bei der Eingehung der Bürgschaft war.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Mehaz madde — Alman MK m. 775

Kefilin ibra talep etme hakkı

(1) Kefil, asıl borçlunun talimatı üzerine kefalet üstlenmişse veya vekaletsiz iş görme hükümleri uyarınca kefaletin üstlenilmesi dolayısıyla asıl borçluya karşı bir vekilin haklarına sahipse, ondan kefaletten ibra edilmesini talep edebilir:

1. asıl borçlunun malvarlığı durumunun esaslı ölçüde kötüleşmiş olması halinde,

2. asıl borçluya karşı takip edilmenin, kefaletin üstlenilmesinden sonra meydana gelen ikametgâh, ticari işyeri veya bulunduğu yerin değişmesi nedeniyle esaslı ölçüde güçleşmiş olması halinde,

3. asıl borçlunun borcunu ifa etmekte temerrüde düşmüş olması halinde,

4. alacaklının kefile karşı ifaya ilişkin icraya konu edilebilir bir hüküm elde etmiş olması halinde.

(2) Asıl borç henüz muaccel değilse, asıl borçlu, kefili ibra etmek yerine ona teminat gösterebilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Hat sich der Bürge im Auftrag des Hauptschuldners verbürgt oder stehen ihm nach den Vorschriften über die Geschäftsführung ohne Auftrag wegen der Übernahme der Bürgschaft die Rechte eines Beauftragten gegen den Hauptschuldner zu, so kann er von diesem Befreiung von der Bürgschaft verlangen:

1. wenn sich die Vermögensverhältnisse des Hauptschuldners wesentlich verschlechtert haben,

2. wenn die Rechtsverfolgung gegen den Hauptschuldner infolge einer nach der Übernahme der Bürgschaft eingetretenen Änderung des Wohnsitzes, der gewerblichen Niederlassung oder des Aufenthaltsorts des Hauptschuldners wesentlich erschwert ist,

3. wenn der Hauptschuldner mit der Erfüllung seiner Verbindlichkeit im Verzug ist,

4. wenn der Gläubiger gegen den Bürgen ein vollstreckbares Urteil auf Erfüllung erwirkt hat.

(2) Ist die Hauptverbindlichkeit noch nicht fällig, so kann der Hauptschuldner dem Bürgen, statt ihn zu befreien, Sicherheit leisten.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Medeni Kanunu

Madde 596

b. Kefilin rücu hakkı

Kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde, onun haklarına halef olur. Kefil, bu hakları asıl borç muaccel olunca kullanabilir.

Kefil, aksi kararlaştırılmamışsa, rehin hakları ile aynı alacak için sağlanmış diğer güvencelerden sadece kefalet anında var olan veya bizzat asıl borçlu tarafından, sonradan özellikle bu alacak için verilmiş bulunanlara halef olur. Alacaklıya kısmen ifada bulunan kefil, rehin hakkının sadece bunu karşılayan kısmına halef olur. Alacaklının rehin konusu üzerinde geriye kalan alacak hakkı, kefilin rehin hakkından ön sırada gelir.

Kefil ile asıl borçlu arasındaki hukuki ilişkiden doğan istem ve def’iler saklıdır.

Bir alacağın güvencesini oluşturan rehin paraya çevrildiği veya borç rehin veren malik tarafından ödendiği takdirde malik, kefile karşı rücu hakkını, ancak kefil ile kendisi arasında böyle bir anlaşma varsa ya da rehin sonradan bir üçüncü kişi tarafından verilmişse kullanabilir.

Kefilin rücu hakkına ilişkin zamanaşımı, kefilin alacaklıya ifada bulunduğu anda işlemeye başlar.

Kefil, dava hakkı vermeyen veya yanılma ya da ehliyetsizlik sebebiyle asıl borçluyu bağlamayan bir borç için ödemede bulunduğu takdirde, asıl borçluya karşı rücu hakkına sahip değildir. Ancak, kefil zamanaşımına uğramış bir asıl borçtan sorumlu olmayı borçlunun vekili sıfatıyla üstlenmişse asıl borçlu, ona karşı vekâlet sözleşmesi hükümleri uyarınca sorumlu olur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 496 ncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının altı fıkradan oluşan 596 ncı maddesinde, kefilin rücu hakkı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 496 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “V. Kefilin Hakları / I. Asıl borçluya karşı / 1. Alacaklının haklarına halefiyet” şeklindeki ibare, Tasarıda “b. Kefilin rücu hakkı” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında, kefilin, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde, onun haklarına halef olacağı; ancak, bu haklarını asıl borç muaccel olunca kullanabileceği öngörülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrasında, kefilin, aksi kararlaştırılmamışsa, rehin hakları ile aynı alacak için sağlanmış diğer güvencelerden sadece kefalet anında var olan veya bizzat asıl borçlu tarafından, sonradan özellikle bu alacak için verilmiş bulunanlara halef olacağı belirtilmiştir. Aynı fıkra uyarınca kefil, alacaklıya kısmen ifada bulunmuşsa, rehin hakkının sadece bunu karşılayan kısmına halef olur;

ancak alacaklının kefilin gerçekleştirdiği bu ifadan sonra, rehin konusu üzerinde geriye kalan alacak hakkı, kefilin rehin hakkından ön sırada gelir.

Maddenin üçüncü fıkrasında, kefilin alacaklıya halef olmasının, kefil ile asıl borçlu arasındaki iç ilişkiyi etkilemeyeceği, “Kefil ile asıl borçlu arasındaki hukukî ilişkiden doğan istem ve def’iler saklıdır.” denilmek suretiyle belirtilmiştir.

Maddenin dördüncü fıkrasında, kefil olunan bir alacağa ilişkin rehnin paraya çevrilmesi veya borcun rehin veren malik tarafından ödenmesi durumunda, malikin, kefile karşı rücu hakkını ancak kefil ile kendisi arasında böyle bir anlaşma varsa ya da rehin sonradan bir üçüncü kişi tarafından verilmişse kullanabileceği öngörülmüştür.

Maddenin beşinci fıkrasına göre: “Kefilin rücu hakkına ilişkin zamanaşımı, kefilin alacaklıya ifada bulunduğu anda işlemeye başlar.” Maddenin son fıkrasında ise, kefilin, dava hakkı vermeyen veya yanılma ya da ehliyetsizlik sebebiyle asıl borçluyu bağlamayan bir borç için ödemede bulunduğu takdirde, asıl borçluya karşı rücu hakkına sahip olmadığı belirtilmiştir. Aynı fıkrada, kefilin zamanaşımına uğramış bir asıl borçtan sorumlu olmayı borçlunun vekili sıfatıyla üstlenmesi durumunda, asıl borçlunun ona karşı vekâlet sözleşmesi hükümleri uyarınca sorumlu olacağı öngörülmüştür.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 507 nci maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 596 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 507

B. İçerik / II. Ortak içerik / 2. Kefilin asıl borçluyla ilişkisi / aa. Genel olarak

1 Kefil, alacaklıyı tatmin ettiği ölçüde, alacaklının haklarına halef olur. Kefil bu hakları, muacceliyetin gerçekleşmesinden hemen sonra ileri sürebilir.

2 Ancak, güvence altına alınan alacak için tesis edilmiş rehin hakları ve diğer güvencelerden, aksi kararlaştırılmadığı takdirde, sadece kefalet kurulduğunda mevcut olan veya asıl borçlu tarafından sonradan özellikle bu alacak için tesis edilmiş olanlar kefile geçer. Borcun sadece kısmen ödenmesi sonucunda bir rehin hakkının yalnızca bir kısmı kefile geçtiğinde, alacaklıda kalan kısım, kefile ait kısma göre öncelik taşır.

3 Kefil ile asıl borçlu arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan özel talep ve def'iler saklıdır.

4 Güvence altına alınan bir alacak için tesis edilmiş bir rehne başvurulursa veya rehin sahibi gönüllü olarak öderse, rehin sahibi kefile ancak bu konuda rehin tesis eden ile kefil arasında böyle kararlaştırılmışsa veya rehin sonradan bir üçüncü kişi tarafından tesis edilmişse rücu edebilir.

5 Rücu alacağının zamanaşımı, kefilin alacaklıyı tatmin ettiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

6 Kefil, dava edilemeyen bir alacağın veya asıl borçlu için hata nedeniyle ya da sözleşme yapma yeteneksizliği nedeniyle bağlayıcı olmayan bir borcun ödenmesi için asıl borçluya rücu hakkına sahip değildir. Ancak, zamanaşımına uğramış bir borç için sorumluluğu asıl borçlunun vekaleti çerçevesinde üstlenmişse, asıl borçlu ona vekalet hükümleri çerçevesinde sorumludur.

Özgün metin (Almanca)

1 Auf den Bürgen gehen in demselben Masse, als er den Gläubiger befriedigt hat, dessen Rechte über. Er kann sie sofort nach Eintritt der Fälligkeit geltend machen.

2 Von den für die verbürgte Forderung haftenden Pfandrechten und andern Sicherheiten gehen aber, soweit nichts anderes vereinbart worden ist, nur diejenigen auf ihn über, die bei Eingehung der Bürgschaft vorhanden waren oder die vom Hauptschuldner nachträglich eigens für diese Forderung bestellt worden sind. Geht infolge bloss teilweiser Bezahlung der Schuld nur ein Teil eines Pfandrechtes auf den Bürgen über, so hat der dem Gläubiger verbleibende Teil vor demjenigen des Bürgen den Vorrang.

3 Vorbehalten bleiben die besonderen Ansprüche und Einreden aus dem zwischen Bürgen und Hauptschuldner bestehenden Rechtsverhältnis.

4 Wird ein für eine verbürgte Forderung bestelltes Pfand in Anspruch genommen, oder bezahlt der Pfandeigentümer freiwillig, so kann der Pfandeigentümer auf den Bürgen hiefür nur Rückgriff nehmen, wenn dies zwischen dem Pfandbesteller und dem Bürgen so vereinbart oder das Pfand von einem Dritten nachträglich bestellt worden ist.

5 Die Verjährung der Rückgriffsforderung beginnt mit dem Zeitpunkt der Befriedigung des Gläubigers durch den Bürgen zu laufen.

6 Für die Bezahlung einer unklagbaren Forderung oder einer für den Hauptschuldner wegen Irrtums oder Vertragsunfähigkeit unverbindlichen Schuld steht dem Bürgen kein Rückgriffsrecht auf den Hauptschuldner zu. Hat er jedoch die Haftung für eine verjährte Schuld im Auftrag des Hauptschuldners übernommen, so haftet ihm dieser nach den Grundsätzen über den Auftrag.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 597

c. Kefilin bildirim yükü

Borcu tamamen veya kısmen ödeyen kefil, durumu borçluya bildirmek zorundadır.

Kefil, bu bildirimde bulunmazsa ve ödemeyi bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen borçlu da alacaklıya ifada bulunursa, rücu hakkını kaybeder.

Kefilin, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşmeden doğan dava hakkı saklıdır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 498 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 597 nci maddesinde, kefilin alacaklıya yaptığı ödemeyi borçluya bildirme yükü düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 498 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Kefilin tediyeyi ihbar borcu” şeklindeki ibare, Tasarıda “c. Kefilin bildirim yükü” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 498 inci maddesi tek fıkradan oluştuğu hâlde, bu fıkranın iki cümlesinin farklı konulara ilişkin olduğu göz önünde tutularak, Tasarının 597 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları olarak kaleme alınmıştır.

Maddenin birinci fıkrasında, kefilin bildirim yükü, 818 sayılı Borçlar Kanununa göre, daha açık bir biçimde belirtilmiştir.

Maddenin son fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 498 inci maddesinden farklı olarak, kefilin alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşmeden doğan dava hakkı saklı tutulmuştur. Bu farklılığın sebebi, kefilin alacaklıya yaptığı ödemeyi asıl borçluya bildirme yükünü ihmal ettiği için, asıl borçlu tarafından aynı borcun ikinci kez ifa edilmesi sonucunda sebepsiz zenginleşen alacaklıya karşı, ödediği miktarı geri istemekle karşı karşıya bırakılması gereken kişinin asıl borçlu değil, kefil olduğunun kabul edilmesidir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 508 inci maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 597 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 508

B. İçerik / II. Ortak içerik / 2. Kefilin asıl borçluyla ilişkisi / bb. Kefilin bildirim yükümlülüğü

1 Kefil, asıl borcu tamamen veya kısmen ödediğinde, asıl borçluya bildirimde bulunmakla yükümlüdür.

2 Kefil bu bildirimi ihmal eder ve ifayı bilmeyen ve bilmesi de gerekmeyen asıl borçlu da borcu öderse, kefil asıl borçluya rücu hakkını kaybeder.

3 Alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşmeden doğan talep hakkı saklıdır.

Özgün metin (Almanca)

1 Bezahlt der Bürge die Hauptschuld ganz oder teilweise, so hat er dem Hauptschuldner Mitteilung zu machen.

2 Unterlässt er diese Mitteilung und bezahlt der Hauptschuldner, der die Tilgung nicht kannte und auch nicht kennen musste, die Schuld gleichfalls, so verliert der Bürge seinen Rückgriff auf ihn.

3 Die Forderung gegen den Gläubiger aus ungerechtfertigter Bereicherung bleibt vorbehalten.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

D. Sona ermesi

Madde 598

I. Kanun gereğince

Hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulur.

Borçlu ve kefil sıfatı aynı kişide birleşmiş olursa, alacaklı için kefaletten doğan özel yararlar saklı kalır.

Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.

Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir.

Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 492 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının beş fıkradan oluşan 598 inci maddesinde, kanun gereğince kefaletin sona ermesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 492 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “E. Kefaletin hitamı / I. Asıl borcun sukutu” şeklindeki ibare, Tasarıda “D. Kefaletin sona ermesi / I. Kanun gereğince” şekline dönüştürülmüştür.

Maddenin birinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 492 nci maddesiyle aynı içeriğe sahiptir. Maddenin diğer fıkraları ise, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni hükümlerden oluşmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında, borçlu ve kefil sıfatının aynı kişide birleşmesi durumunda, alacaklı için kefaletten doğan özel yararların saklı kalacağı belirtilmiştir. Meselâ, borçlu kefilin ölümüyle onun tek mirasçısı olmuşsa, bu durumda kefil ve asıl borçlu sıfatları aynı kişide birleştiğinden, kefalet borcu sona erecektir. Ancak, kefile kefalet söz konusu olduğunda, böyle bir sona ermenin mutlak olarak kabul edilmesi hâlinde, kefile kefalet de sona ereceği ve bu durum alacaklıyı kefile kefalet güvencesinden yoksun bırakacağı için, fıkrada, alacaklının kefaletten doğan özel yararlarının saklı kalacağı hükme bağlanmış ve kefalet borcu sona ermemiş gibi, kefile kefalet borcunun varlığını sürdüreceği kabul edilmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasında, bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefaletin, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağı belirtilmiştir.

Maddenin dördüncü fıkrasında, kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefilin ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebileceği kabul edilmiştir.

Maddenin son fıkrasında ise, kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabileceği öngörülmüştür.

Maddenin düzenlenmesinde kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 509 uncu maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 598 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 509

C. Kefaletin sona ermesi / I. Kanun gereği düşme

1 Asıl borcun her türlü sona ermesiyle kefil borçtan kurtulur.

2 Ancak asıl borçlu olarak sorumluluk ile kefaletten kaynaklanan sorumluluk bir ve aynı kişide birleşirse, alacaklıya kefaletten doğan özel yararlar korunur.

3 Gerçek kişilerin verdiği her kefalet, kurulmasından itibaren 20 yılın geçmesiyle düşer. Bundan istisna, İsviçre Konfederasyonuna veya onun kamu hukuku kurumlarına ya da bir kantona karşı gümrük, vergi ve benzeri kamu hukuku yükümlülükleri ile navlunlar için üstlenilen kefaletler ile resmi ve hizmet kefaletleri ve periyodik olarak tekrarlanan ifalar için verilen kefaletlerdir.

4 Bu sürenin son yılı içinde, kefalet daha uzun bir süre için kurulmuş olsa bile, kefil onu önceden uzatmadıkça veya yeni bir kefaletle değiştirmedikçe kefalete başvurulabilir.

5 Bir uzatma, kefilin yazılı beyanıyla en fazla ek on yıl için yapılabilir. Ancak bu, kefaletin düşmesinden bir yıl öncesinden daha erken verilmişse geçerlidir.

6 Asıl borç, kefaletin düşmesinden iki yıldan daha az bir süre önce muaccel olur ve alacaklı daha önceki bir tarihte fesih edemiyorsa, kefil her tür kefalette önce asıl borçluya veya rehinlere başvurulmaksızın takip edilebilir. Ancak kefile, asıl borcun muacceliyetinden önce de asıl borçluya rücu hakkı tanınır.

Özgün metin (Almanca)

1 Durch jedes Erlöschen der Hauptschuld wird der Bürge befreit.

2 Vereinigen sich aber die Haftung als Hauptschuldner und diejenige aus der Bürgschaft in einer und derselben Person, so bleiben dem Gläubiger die ihm aus der Bürgschaft zustehenden besondern Vorteile gewahrt.

3 Jede Bürgschaft natürlicher Personen fällt nach Ablauf von 20 Jahren nach ihrer Eingehung dahin. Ausgenommen sind die gegenüber der Eidgenossenschaft oder ihren öffentlich-rechtlichen Anstalten oder gegenüber einem Kanton für öffentlich-rechtliche Verpflichtungen, wie Zölle, Steuern u. dgl., und für Frachten eingegangenen Bürgschaften sowie die Amts- und Dienstbürgschaften und die Bürgschaften für periodisch wiederkehrende Leistungen.

4 Während des letzten Jahres dieser Frist kann die Bürgschaft, selbst wenn sie für eine längere Frist eingegangen worden ist, geltend gemacht werden, sofern der Bürge sie nicht vorher verlängert oder durch eine neue Bürgschaft ersetzt hat.

5 Eine Verlängerung kann durch schriftliche Erklärung des Bürgen für höchstens weitere zehn Jahre vorgenommen werden. Diese ist aber nur gültig, wenn sie nicht früher als ein Jahr vor dem Dahinfallen der Bürgschaft abgegeben wird.

6 Wird die Hauptschuld weniger als zwei Jahre vor dem Dahinfallen der Bürgschaft fällig, und konnte der Gläubiger nicht auf einen frühern Zeitpunkt kündigen, so kann der Bürge bei jeder Bürgschaftsart ohne vorherige Inanspruchnahme des Hauptschuldners oder der Pfänder belangt werden. Dem Bürgen steht aber das Rückgriffsrecht auf den Hauptschuldner schon vor der Fälligkeit der Hauptschuld zu.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 599

II. Kefaletten dönme

Gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumu, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya mali durumunun, kefalet sırasında kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefil alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebilir.

Kefil, alacaklının kefalete güvenmesi sebebiyle uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “II. Kefaletten dönme” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının iki fıkradan oluşan 599 uncu maddesinde, kefaletten dönme düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki malî durumunun, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulması veya malî durumunun kefalet sırasında kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğunun ortaya çıkması hâlinde, kefilin alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebileceği belirtilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, kefilin, kefaletten dönmesi sonucunda, alacaklının kefalete güvenmesi sebebiyle uğradığı zararı gidermekle yükümlü olacağı hükme bağlanmıştır.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 510 uncu maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 599 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 510

C. Kefaletin sona ermesi / II. Süreli kefalet; geri çekilme

1 Gelecekteki bir alacak güvence altına alınmışsa, kefil, alacak henüz doğmadığı sürece, kefaleti alacaklıya yazılı bir beyanla her zaman geri çekebilir; şu şartla ki, asıl borçlunun malvarlığı durumu kefaletin imzalanmasından sonra önemli ölçüde kötüleşmiş olsun veya kefilin iyi niyetle kabul ettiğinden önemli ölçüde daha kötü olduğu sonradan ortaya çıksın. Resmi veya hizmet kefaletinde, resmi görev veya hizmet ilişkisi kurulduktan sonra geri çekilme artık mümkün değildir.

2 Kefil, alacaklıya, kefalete iyi niyetle güvenmesinden doğan zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

3 Kefalet sadece belirli bir süre için kurulmuşsa, alacaklı bu sürenin bitiminden itibaren dört hafta içinde alacağını hukuken ileri sürmez ve dava yolunu önemli bir kesinti olmaksızın takip etmezse, kefilin borcu sona erer.

4 Bu tarihte alacak muaccel değilse, kefil kefaletten ancak aynî güvence sağlayarak kurtulabilir.

5 Kefil bunu ihmal ederse, en üst süre hükmü saklı kalmak üzere, kefalet, asıl borcun muacceliyetine kadar kararlaştırılmış olsaydı geçerli olacağı gibi devam eder.

Özgün metin (Almanca)

1 Ist eine zukünftige Forderung verbürgt, so kann der Bürge die Bürgschaft, solange die Forderung nicht entstanden ist, jederzeit durch eine schriftliche Erklärung an den Gläubiger widerrufen, sofern die Vermögensverhältnisse des Hauptschuldners sich seit der Unterzeichnung der Bürgschaft wesentlich verschlechtert haben oder wenn sich erst nachträglich herausstellt, dass seine Vermögenslage wesentlich schlechter ist, als der Bürge in guten Treuen angenommen hatte. Bei einer Amts- oder Dienstbürgschaft ist der Rücktritt nicht mehr möglich, wenn das Amts- oder Dienstverhältnis zustande gekommen ist.

2 Der Bürge hat dem Gläubiger Ersatz zu leisten für den Schaden, der ihm daraus erwächst, dass er sich in guten Treuen auf die Bürgschaft verlassen hat.

3 Ist die Bürgschaft nur für eine bestimmte Zeit eingegangen, so erlischt die Verpflichtung des Bürgen, wenn der Gläubiger nicht binnen vier Wochen nach Ablauf der Frist seine Forderung rechtlich geltend macht und den Rechtsweg ohne erhebliche Unterbrechung verfolgt.

4 Ist in diesem Zeitpunkt die Forderung nicht fällig, so kann sich der Bürge nur durch Leistung von Realsicherheit von der Bürgschaft befreien.

5 Unterlässt er dies, so gilt die Bürgschaft unter Vorbehalt der Bestimmung über die Höchstdauer weiter, wie wenn sie bis zur Fälligkeit der Hauptschuld vereinbart worden wäre.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 600

III. Süreli kefalette

Süreli kefalette kefil, sürenin sonunda borcundan kurtulur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 493 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 600 üncü maddesinde, süreli kefalette kefaletin sona ermesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 493 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Mahdut zaman için kefalet” şeklindeki ibare, Tasarıda “III. Süreli kefalette” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 493 üncü maddesi ile kaynak İsviçre Borçlar Kanunundan farklı olarak, süreli kefaletin, sürenin geçmesiyle kefilin sürenin sonunda borcundan kurtulacağı belirtilmiştir. Böylece, diğer sözleşmelerde olduğu gibi, sürenin geçmesi kefalet sözleşmesinde de mutlak bir sona erme sebebi olarak kabul edilmiştir. Kefaletin süreli yapılması alacaklı ile kefil arasında gerçekleşmiş bir anlaşma sonucu olduğundan bu şekilde sona ermenin kabulünde alacaklının iradesine aykırı bir durum söz konusu değildir. Üstelik kefalet sözleşmesi, tek tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir ve kefil bu sözleşmeyle karşı bir edim elde etmeksizin borç altına girmektedir. Bu durumda karşıt iki menfaatten kefilinkinin korunmasının yeğlenmesi gerektiğinden madde bu şekilde düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 600 gerekçesi

Mehaz madde — Alman MK m. 777

Süreli kefalet

(1) Kefil, mevcut bir borç için belirli bir süreyle kefalet üstlenmişse, alacaklı alacağın tahsilini § 772 hükümlerine uygun olarak gecikmeksizin takip etmedikçe, işlemi önemli bir gecikme olmaksızın sürdürmedikçe ve işlemin sona ermesinden hemen sonra kefile ona başvuracağını bildirmedikçe, kefil belirlenen sürenin sona ermesiyle borçtan kurtulur. Kefile önce takip def'i tanınmamışsa, alacaklı ona bu bildirimi gecikmeksizin yapmadıkça, kefil belirlenen sürenin sona ermesiyle borçtan kurtulur.

(2) Bildirim zamanında yapılırsa, kefilin sorumluluğu, birinci fıkra birinci cümledeki halde işlemin sona erdiği andaki asıl borcun kapsamıyla, birinci fıkra ikinci cümledeki halde ise belirlenen sürenin sona erdiği andaki asıl borcun kapsamıyla sınırlıdır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Hat sich der Bürge für eine bestehende Verbindlichkeit auf bestimmte Zeit verbürgt, so wird er nach dem Ablauf der bestimmten Zeit frei, wenn nicht der Gläubiger die Einziehung der Forderung unverzüglich nach Maßgabe des § 772 betreibt, das Verfahren ohne wesentliche Verzögerung fortsetzt und unverzüglich nach der Beendigung des Verfahrens dem Bürgen anzeigt, dass er ihn in Anspruch nehme. Steht dem Bürgen die Einrede der Vorausklage nicht zu, so wird er nach dem Ablauf der bestimmten Zeit frei, wenn nicht der Gläubiger ihm unverzüglich diese Anzeige macht.

(2) Erfolgt die Anzeige rechtzeitig, so beschränkt sich die Haftung des Bürgen im Falle des Absatzes 1 Satz 1 auf den Umfang, den die Hauptverbindlichkeit zur Zeit der Beendigung des Verfahrens hat, im Falle des Absatzes 1 Satz 2 auf den Umfang, den die Hauptverbindlichkeit bei dem Ablauf der bestimmten Zeit hat.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Medeni Kanunu

Madde 601

IV. Süreli olmayan kefalette

Süreli olmayan kefalette kefil, asıl borç muaccel olunca, adi kefalette her zaman ve müteselsil kefalette ise, kanunun öngördüğü hâllerde, alacaklıdan, bir ay içinde borçluya karşı dava ve takip haklarını kullanmasını, varsa rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçmesini ve ara vermeden takibe devam etmesini isteyebilir.

Borç, alacaklının borçluya yapacağı bildirim sonucunda muaccel olacaksa kefil, kefalet sözleşmesinin kurulduğu tarihten bir yıl sonra alacaklıdan, bu bildirimi yapmasını ve borç bu suretle muaccel olunca, yukarıdaki fıkra hükümleri uyarınca takip ve dava haklarını kullanmasını isteyebilir.

Alacaklı, kefilin bu istemlerini yerine getirmezse, kefil borcundan kurtulur.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 494 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 601 inci maddesinde, süreli olmayan kefalette, kefaletin sona ermesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 494 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Mahdut olmayan zaman için kefalet” şeklindeki ibare, Tasarıda “IV. Süreli olmayan kefalette” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 494 üncü maddesinin birinci fıkrasından farklı olarak, süreli olmayan kefaletin, kefalet türlerine göre sona ermesi düzenlenmiştir.

Buna göre, asıl borcun muaccel olması koşuluyla, âdi kefalette her zaman, müteselsil kefalette ise kanunun öngördüğü hâllerde, kefil, alacaklıyı bir ay içinde dava ve takip haklarını kullanması, varsa rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçmesi ve ara vermeden takibe devam etmesi konusunda istemde bulunabilecektir. Böylece, diğer süreli olmayan sözleşmelere benzer biçimde, kefilin, açıklanan yolu izleyerek kefalet sözleşmesini sona erdirebileceği kabul edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 494 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yapılan çeviri yanlışlığı düzeltilerek, Tasarıda “alacaklının borçluya yapacağı bildirim sonucunda muaccel olacaksa” denilmiştir.

Maddenin son fıkrası ise, 818 sayılı Borçlar Kanununun 494 üncü maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesiyle benzer içeriğe sahiptir. Ancak bu cümle Tasarıda ayrı bir fıkra hâlinde kaleme alınmış ve böylece maddenin birinci ve ikinci fıkralarını kapsayacak şekilde, kefilin, yaptığı istemlerin gereğinin alacaklı tarafından yerine getirilmemesi durumunda borcundan kurtulacağı hükme bağlanmıştır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Maddenin düzenlenmesinde kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 511 inci maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 601 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 511

C. Kefaletin sona ermesi / III. Süresiz kefalet

1 Kefalet süresiz olarak kurulmuşsa, kefil, asıl borcun muaccel olmasından sonra, kendisine başvurulabilmesi için gerekli olduğu ölçüde, alacaklıdan alacağı asıl borçluya karşı dört hafta içinde hukuken ileri sürmesini, mevcut rehinlerin paraya çevrilmesine girişmesini ve hukuki yolları önemli bir kesinti olmaksızın sürdürmesini isteyebilir.

2 Muacceliyeti alacaklının feshi ile gerçekleşecek bir alacak söz konusu ise, kefil, kefaletin kurulmasından bir yıl geçtikten sonra, alacaklının feshi gerçekleştirmesini ve muacceliyetin doğmasından sonra haklarını yukarıdaki hükümde belirtildiği şekilde ileri sürmesini isteme hakkına sahiptir.

3 Alacaklı bu istemi yerine getirmezse, kefil borçtan kurtulur.

Özgün metin (Almanca)

1 Ist die Bürgschaft auf unbestimmte Zeit eingegangen, so kann der Bürge nach Eintritt der Fälligkeit der Hauptschuld vom Gläubiger verlangen, dass er, soweit es für seine Belangbarkeit Voraussetzung ist, binnen vier Wochen die Forderung gegenüber dem Hauptschuldner rechtlich geltend macht, die Verwertung allfälliger Pfänder einleitet und den Rechtsweg ohne erhebliche Unterbrechung verfolgt.

2 Handelt es sich um eine Forderung, deren Fälligkeit durch Kündigung des Gläubigers herbeigeführt werden kann, so ist der Bürge nach Ablauf eines Jahres seit Eingehung der Bürgschaft zu dem Verlangen berechtigt, dass der Gläubiger die Kündigung vornehme und nach Eintritt der Fälligkeit seine Rechte im Sinne der vorstehenden Bestimmung geltend mache.

3 Kommt der Gläubiger diesem Verlangen nicht nach, so wird der Bürge frei.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

Madde 602

V. Çalışanlara kefalette

Çalışanlara süreli olmayan kefalette kefil, her üç yılda bir, ertesi yılın sonunda geçerli olmak üzere sözleşmeyi feshettiğini bildirebilir.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 495 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 602 nci maddesinde, çalışanlara süreli olmayan kefaletin sona erdirilmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 495 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “IV. Memur ve müstahdem hakkında kefalet” şeklindeki ibare, Tasarıda “V. Çalışanlara kefalette” şekline dönüştürülmüştür.

Maddede, 818 sayılı Borçlar Kanununun 495 inci maddesinde kullanılan “Resmî bir memur” ve “bir müstahdem” sözcüklerini kapsamak üzere Tasarıda “çalışanlar” sözcüğü kullanılmış ve bu suretle, 818 sayılı Borçlar Kanununun 495 inci maddesinin iki fıkrası tek fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 512 nci maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 602 gerekçesi

Mehaz madde — İsviçre BK m. 512

C. Kefaletin sona ermesi / IV. Görev ve hizmet kefaleti

1 Süresiz olarak kurulmuş bir görev kefaleti, bir yıllık fesih süresine uyularak, bir görev dönemi sonu itibarıyla feshedilebilir.

2 Belirli bir görev dönemi bulunmuyorsa, görev kefili, göreve başlamadan sonraki dördüncü yılın sonu itibarıyla, bir yıllık fesih süresine uyarak, kefaleti feshedebilir.

3 Süresiz olarak kurulmuş bir hizmet kefaletinde, kefile, belirsiz görev dönemi hâlinde görev kefiline tanınan fesih hakkının aynısı tanınır.

4 Aksine anlaşmalar saklıdır.

Özgün metin (Almanca)

1 Eine auf unbestimmte Zeit eingegangene Amtsbürgschaft kann unter Wahrung einer Kündigungsfrist von einem Jahr auf das Ende einer Amtsdauer gekündigt werden.

2 Besteht keine bestimmte Amtsdauer, so kann der Amtsbürge die Bürgschaft je auf das Ende des vierten Jahres nach dem Amtsantritt unter Wahrung einer Kündigungsfrist von einem Jahr kündigen.

3 Bei einer auf unbestimmte Zeit eingegangenen Dienstbürgschaft steht dem Bürgen das gleiche Kündigungsrecht zu wie dem Amtsbürgen bei unbestimmter Amtsdauer.

4 Gegenteilige Vereinbarungen bleiben vorbehalten.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu

E. Uygulama alanı

Madde 603

Kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır.

Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanunu ile kaynak İsviçre Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “E. Uygulama alanı” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 603 üncü maddesinde, kefalet hükümlerinin uygulama alanının genişletilmesi düzenlenmektedir.

Madde kefili koruyucu hükümlerden kurtulmak amacıyla, başka adlar altında yaptıkları sözleşmelere de kefalet hükümlerinin uygulanacağı belirtmektedir. Böylece, meselâ kefalet sözleşmesi yerine, üçüncü kişinin fiilini üstlenme sözleşmesi yapılmasında olduğu gibi, alacaklıların kefili koruyucu hükümlerden kurtulmalarının ve bunları dolanmalarının önlenmesi amaçlanmıştır.

ONALTINCI BÖLÜM Kumar ve Bahis 818 sayılı Borçlar Kanununun 504 üncü maddesiyle başlayan “Yirmi Birinci Bap / Kumar ve bahis” şeklindeki üst başlık, Tasarıda “Onaltıncı Bölüm/ Kumar ve Bahis” şeklinde değiştirilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 321 · tasarı/teklifin madde 603 gerekçesi

Dipnotlar

  1. [1]2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 190 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.
  2. [2]Bu madde 1/7/2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanmaz. Bu halde, kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümleri tatbik olunur. Kira sözleşmelerinde hüküm olmayan hallerde mülga Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.
  3. [3]17/1/2019 tarihli ve 7161 sayılı Kanunun 56 ncı maddesiyle, bu maddenin birinci ve ikinci fıkrasında yer alan “üretici fiyat endeksindeki artış” ibareleri “tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim” şeklinde değiştirilmiştir.
  4. [4]17/1/2019 tarihli ve 7161 sayılı Kanunun 56 ncı maddesiyle , bu maddenin üçüncü fıkrasında yer alan “üretici fiyat endeksindeki artış” ibaresi “tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim” şeklinde değiştirilmiş ve maddenin dördüncü fıkrasına “kararlaştırılmışsa,” ibaresinden sonra gelmek üzere “20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla,” ibaresi eklenmiştir.
  5. [5]2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 190 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı” şeklinde değiştirilmiştir.