Sorgu hâkiminin kararnamesiyle, şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınan kişinin tutuklanmasına yönelik başvurulan özgürlükler ve tutukluluk hâkimi, bu kişiyi, önceden bir avukat seçilmişse onun yardımıyla, huzuruna getirtir ve işbu madde hükümlerine göre işlem yapar.
Bu hâkim, dosyadaki unsurları göz önünde bulundurarak ve gerekli görürse ilgilinin beyanlarını aldıktan sonra, şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınan kişiye, kendisini tutuklamayı düşünüp düşünmediğini bildirir.
Kişiyi tutuklamayı düşünmüyorsa, bu hâkim, gerektiğinde kişinin adli kontrol altına alınmasına karar verdikten sonra, 116. maddenin adres bildirimine ilişkin son iki fıkrasına göre işlem yapar.
Kişinin tutuklanmasına karar vermeyi düşünüyorsa, kararının ancak çelişmeli bir tartışma sonunda verilebileceğini ve kişinin savunmasını hazırlamak için süre isteme hakkı bulunduğunu ona bildirir.
Bu kişi henüz bir avukat tarafından yardım edilmiyorsa, hâkim ona, tartışma sırasında seçeceği bir avukat tarafından veya avukat seçmezse re'sen atanan bir avukat tarafından savunulacağını bildirir. Seçilen avukat veya, re'sen atama hâlinde, avukatlar barosu başkanı, her türlü araçla ve gecikmeksizin bilgilendirilir. Seçilen avukat gelemezse, yerine re'sen atanmış bir avukat görevlendirilir. Bu formalitelere ilişkin kayıt tutanağa geçirilir.
Özgürlükler ve tutukluluk hâkimi, önce 82. maddenin üçüncü fıkrasına göre hazırlanan mütalaalarını sunan Cumhuriyet savcılığını, ardından şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınan kişinin ve gerektiğinde avukatının beyanlarını dinlediği çelişmeli bir tartışma sonrasında karar verir. Kendisine kendisine isnat edilen fiiller hakkında susma hakkı bildirilmiş olan şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınan kişi ergin ise, çelişmeli tartışma yapılır ve hâkim aleni oturumda karar verir. Bununla birlikte, Cumhuriyet savcılığı, şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınan kişi veya avukatı, soruşturmanın 706-73 ve 706-73-1. maddelerde belirtilen fiillere ilişkin olması veya bu aleniyetin soruşturmaya özgü araştırmaları sekteye uğratması, masumiyet karinesine veya duruşmaların ciddiyetine zarar vermesi ya da kişinin onuruna veya bir üçüncü kişinin menfaatlerine zarar vermesi ihtimali bulunması hâlinde bu aleniyete itiraz edebilir. Hâkim, bu itiraz hakkında, Cumhuriyet savcılığının, şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınan kişinin ve avukatının beyanlarını aldıktan sonra, kabine oturumunda gerekçeli bir kararla hükmeder. Bu itirazı kabul ederse veya şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınan kişi küçük ise, tartışma yapılır ve hâkim kabine oturumunda karar verir.
Bununla birlikte, özgürlükler ve tutukluluk hâkimi, şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınan kişi veya avukatı savunmasını hazırlamak için süre talep ettiğinde derhâl tutuklama kararı veremez.
Bu durumda, önceki fıkra hükümlerine atıfla gerekçelendirilmiş ve istinafa tabi olmayan bir kararnameyle, hiçbir surette dört iş gününü aşamayacak belirli bir süre için kişinin tutuklanmasını emredebilir. Bu süre içinde, kişiyi yeniden huzuruna getirtir ve kişi bir avukat tarafından yardım edilsin ya da edilmesin, altıncı fıkrada belirtildiği şekilde işlem yapar. Kişinin tutuklanmasına karar vermezse, kişi kendiliğinden serbest bırakılır.
Sorgu hâkiminin, şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınan kişinin kişisel durumuna veya kendisine isnat edilen fiillere ilişkin doğrulamalar yapabilmesi için, bu doğrulamaların ilgilinin adli kontrol altına veya elektronik izleme ile ev hapsine yerleştirilmesine imkân verecek nitelikte olması hâlinde, özgürlükler ve tutukluluk hâkimi de, çelişmeli tartışma yapılıncaya kadar, hiçbir surette dört iş gününü aşamayacak belirli bir süre için şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınan kişinin geçici olarak tutuklanmasını, re'sen, gerekçeli bir kararnameyle emredebilir. Bu süre içinde tartışma yapılmazsa, kişi kendiliğinden serbest bırakılır. İşbu fıkrada belirtilen kararname, 187-1. maddede öngörülen kanun yoluna konu olabilir.
Geçici tutuklama, gerektiğinde, 145-1 ve 145-2. maddelerin uygulanması bakımından tutukluluk süresine mahsup edilir. Bu süre, işbu Kanunun 149. maddesi ve Ceza Kanununun 24. maddesi (yürürlükten kaldırılmış madde, bkz. Ceza Muhakemesi Kanununun 716-4. maddesi) anlamında tutukluluk sayılır.