Menu

Arama Yapın

Menu

Bu kitap, e-kitap formatında olduğu için 0,3 ağaç kesilmekten kurtarılmıştır.

E-Kitaplar

Tüketici Hakem Heyetleri Önünde Uyuşmazlık Çözümünün Usûl Hukuku Açısından Değerlendirilmesi

  • Yayınevi: Aristo Yayınevi
  • Yazar: Prof. Dr. Murat ATALI
  • Sayfa Sayısı: 41
  • Yayın Tarihi: 10.05.2021
  • Baskı: 1
  • Tür: E-kitap
  • Basılı Olsaydı Fiyatı: 20,00
20,00 TL
2,00 TL

Bu kitap 917 kez incelendi; 4 adet satıldı.

Tüketici hakem heyetleri, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 66 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun koyucu kurumun amacını 66. maddede açıkça tüketici işlemleri ve tüketiciye yönelik uyuşmazlıkların çözümü olarak belirtmiş ve görev alanını tüketici uyuşmazlıklarıyla ve parasal olarak sınırlandırmıştır[1]. Tüketici hakem heyetleri yalnızca belirtilen bu sınırlar içerisinde yargılama yapabilir. Yargıtay, tüketici hakem heyetlerinin görev alanının dar tutulması gerektiğini ifade ederek, tüketici uyuşmazlıkları bakımından asıl görevli merciin tüketici mahkemeleri olduğunu açıkça belirtmektedir[2].

Tüketici uyuşmazlığının temelinde “tüketici”, “satıcı”, “sağlayıcı”, “üretici”, “tüketici işlemi” gibi kavramlar yatar[3]. Bu kavramların tüketici hakem heyetlerinin görev alanının belirlenmesi açısından doğrudan usûl hukukuna yönelik sonuçları olsa da, asıl olarak maddi tüketici hukukuna ait bulunduklarından, işbu tebliğde detaylı olarak ele alınmamaktadırlar.

Bugün itibariyle Türkiye’de 211 tüketici hakem heyeti görev yapmaktadır. Öte yandan tüketici hakem heyetlerinin önüne gelen uyuşmazlıklar günden güne nicelik ve nitelik itibariyle farklılık göstermektedir. Bu durum karşısında, tüketici hakem heyetlerinin hukuki niteliğinin doğru anlaşılması, görev sınırlarının kesin çizgilerle çizilmesi ve bu müesseseler önünde uyuşmazlık çözümünün tâbi olduğu kuralların açık bir şekilde ortaya konması gerekir[4]. Bu cümleden olarak biz de işbu tebliğimizde özellikle Yargıtay’ın ve bölge adliye mahkemelerinin tüketici hakem heyetlerinin görev alanının belirlenmesine ve bununla bağlantılı usul hukuku sorunlarına ilişkin kararlarını değerlendirmeye çalışmaktayız.

 

[1]      “4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 22. maddesi gereğince Bakanlık İl ve İlçe Merkezlerinde bu Kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklara çözüm bulmak suretiyle en az bir Tüketici Sorunları Hakem Heyeti oluşturmaları gereklidir. Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinin görev alanı ancak 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kalan uyuşmazlıklarla sınırlıdır. TSHH görev alanı dışında kalan konularda karar veremez. Bir uyuşmazlığın 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kaldığının kabulü için aynı Yasa’nın 2. maddesinde öngörülen tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu tüketici işleminin olması gerekir. Somut uyuşmazlık, davacı ile davalı arasında imzalanan bankacılık işlemleri sözleşmesine dayanılarak davalı adına açılan mevduat hesabından tahsil edilen hesap işletim ücretine ilişkin olup tüketici kredisi ilişkisinden kaynaklanmadığından genel görevli mahkemeler önünde çözümlenmesi gereken bankacılık işlemi mahiyetindedir. Taraflar arasında Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kalan uyuşmazlık bulunmamaktadır.” Y. 13. HD, T. 07.01.2014, E. 2013/17905,K. 2014/165. Benzer şekilde, Y. 13. HD, T. 01.02.2017, E. 2017/1501, K. 2017/ 1138.

[2]      “...Göreve ilişkin yukarıda yer verilen kanun hükümlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucu, 6502 Sayılı Kanun kapsamında bulunan bir uyuşmazlıkta, asıl olan tüketici mahkemesinin görevli olmasıdır. Tüketici Hakem Heyetine zorunlu olarak başvuruyu düzenleyen kanun hükmü, uyuşmazlığın değeri bakımından bir sınırlamayı içermektedir. Bunun anlamı, Tüketici Hakem Heyetinin görev alanının dar, tersine tüketici mahkemelerinin görev alanının ise daha geniş olduğudur. Göreve ilişkin bir belirsizlik ve tereddüt halinde, istisnai kanun hükümlerinin dar yorumlanması gerektiğine ilişkin hukukun genel ilkesi uyarınca, tüketici lehine ve Tüketici Hakem Heyetinin görevinin sınırlı olduğu gözetilerek, tüketici mahkemesinin görevli olduğunu kabul etmek gerekir.” Y. 3. HD, T. 14.3. 2019, E. 2019/1132 K. 2019/2074.

[3]      İlgili kavramlar 6502 sayılı Kanun’un Tanımlar başlıklı 3. maddesinde açıklanmıştır. Tüketici ve tüketici işlemi kavramları hakkında detaylı bilgi için bkz. Şebnem Akipek Öcal, “6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Kapsamında Tüketici İşlemi ve Usul Hukuku Bakımından Etkileri”, Tüketici Hukukunda Uyuşmazlık Çözümüne İlişkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri Sempozyumu, Ed. M. Ertan Yardım, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2018, s. 20 vd.; İ. Yılmaz Aslan, 6502 sayılı Kanuna Göre Tüketici Hukuku, 5. baskı, Ekin Basım Dağıtım 2015, s. 1 vd.

[4]      Ticaret Bakanlığının her sene yayınlamış olduğu istatistikler için bkz. https://ticaret.gov.tr/data/5d774a6a13b876b dfcd7c332/7-T%C3%BCketici%20Hakem%20Heyetlerine %20Ula%C5%9Fan%20T%C3%BCketici%20%C5%9Eikayeti%20%C4%B0statistikleri.pdf (Erişim Tarihi: 08.01. 2021)

Akademisyen

Prof. Dr. Murat ATALI

  • Eğitim Sayısı 12
  • E-Kitap Sayısı 1
  • Eğitim Alan Kişi Sayısı 130
  • E-Kitap Alan Kişi Sayısı 4

Eğitmen Hakkında

Sosyal Medya


FORMÜL:

 

Kitabın Sayfa Sayısı / 2 x 1000 / 69000 = 1000 adet basılan bir kitap için kesilen ağaç sayısı

 

 

Kağıt yapımında, genellikle iğne yapraklı ağaçlardan Ladin ve Çam ağaçları kullanılmaktadır. Çoğunluk çam ağacına aittir.

 

Dünya çapında her gün 80.000 ila 160.000 ağaç kesilmekte ve kağıt endüstrisinde kullanılmaktadır. Ormanlar yok edilmekte, küresel ölçekte iklim değişikliğine sebep olmaktadır.

 

Bir çam ağacının boyunu ortalama 18 m, yarıçapı da 15 cm eder. Bu durumda bir çam ağacı 1,2717 metreküptür. 0.0083 metreküp odun yaklaşık 4,5 kg gelir. Bu durumda 1,2717 metreküp odun yani bir ağaç 690 kg gelecektir.

 

Bir ağaçtan elde edilen kağıt, ağacın ağırlığının yarısı kadar etmektedir.

 

O halde, ortalama bir çam ağacı 690 kg ettiğine göre, elde edilecek kağıt 345 kg olacaktır.

 

Bir A4 beyaz kağıdın ağırlığı 5 gr etmektedir. Demek ki, bir ağaçtan 345000/5 = 69000 adet A4 yaprağı elde edilmektedir.

 

Günümüzde özellikle dijital kitap baskılarında, kitabın boyutu ne olursa olsun A4 boyutunda kağıt harcanmakta olup, kesime giren kısımları atılmaktadır.

 

Buraya kadar elde edilen verilerle şöyle bir formül çıkartılabilmektedir:

 

Kitabın sayfa sayısı / 2 = kitapta kullanılan kağıt yaprağı.

 

Her kitabın asgari 1000 adet basıldığı (ki ortalama çok daha yüksek çıkacaktır)

 

FORMÜL:

 

Kitabın Sayfa Sayısı / 2 x 1000 / 69000 = 1000 adet basılan bir kitap için kesilen ağaç sayısı

 

E-kitaplar geleceğimizi kurtaracak. Gelin e-kitapları daha çok sevelim, doğaya bir nebze olsun nefes verelim.

 

Peki basılı kitapların çevreye verdiği tahribat sadece ağaç ile mi sınırlı? Tabii ki hayır! Bir araştırmaya göre, Amerika Birleşik Devletlerinde hava kirliliğinin yüzde yirmisini kağıt fabrikaları oluşturuyor. Bununla birlikte havayla sınırlı kalmayıp su kirliliğine de büyük ölçüde neden oluyor. Zira kağıt, yapısı gereğince bol suya ihtiyaç duyar.

 

Modern tesislerde bile 1 ton kağıt üretebilmek için yaklaşık 50 ton su kirletilmektedir.

 

Artık karar sizin? E-kitap teknolojisi yokken elbette kitaplar ağaçlardan daha önemli idi. Zira, entelektüel hale gelen her birey doğayı korumak için fazladan çaba harcayabilecek bilince kavuşmuş olacaktı.

 

Ya şimdi? Tamamen zararsız bir teknoloji varken, hala zararlı nostaljik alışkanlıklarınıza devam mı etmek istiyorsunuz? Siz bilirsiniz…